Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-11-17, 07:57 #1
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Destanlarımız türkülerimiz


EZO GELİN HİKAYESİ - Gaziantep

Asıl adı "Zöhre" olan Ezo Gelin, 1909'da Oğuzeli ilçesinin Uruş köyünde doğdu. Babası, Bozgeyikli oymağından Emir Dede, anası Elif'tir. Nüfus kaydında halen bekar görünen Ezo'nun, üçü erkek, üçü kız, altı kardeşi daha vardır.*

Ezo, gençliğinde güzelliğiyle dikkatleri üstünde topluyordu. düğünlerde gözler, gelinden çok onun üzerinde gezinirdi. Ezo'yu, birçok zenginin yanısıra, Halep Kozbaş köyünden teyz'oğlu Memey (Mehmet) istiyordu. Takdirde yazılan tedbirde bozulmazmış; Ezo'nun ilk evliliği ağalardan biriyle oldu, ne de teyz'oğluyla...

Ezo'nun Öylesine güzelmiş ki görenler, iki yanağına elma oturtulmuş sanırlarmış.bakmaya doyamazlarmış.*-Öyle güzelmiş ki tasını yere düşürüp kırılırmış.*Ezo; gülümseyerek düşmanları barıştırırmış,*-Öylesine güzelmiş ki Ezo; olursa o kadar olurmuş...*

Ezo'nun güzelliği söyleyen dillerde efsane olurken, Barak ovasında bir genç adam dillerde dolaşır olmuş Şitto'nun bağlaması, akarsulara "Siz şırıldamayın, ben şırıldayım sesi bülbüllere, "Siz şakımayın, ben şakıyayım" diyen cinstendi. Barak ovasında düğünler kambersiz oluyordu da, Şitto Hanefi'siz olmuyordu.

Hanefi 30; aya "Sen doğma ben doğayım" diyen güzeller güzeli Ezo 20 yaşlarındaydı. Uruş köyünde Hacı Mamuş'un düğününe Zöhre (Ezo) ve Şitto çağrılıydı Düğünde gözler gelini güveyiyi unutup, Ezo ile Şitto'yu izledi. Şitto, Ezo'ya gönlünü kaptırdı.

Şitto Ezo'ya dünür yolladı.ala ala "Düşünelim"cevabı aldı.Araya acımasız zaman girdi. Bu ara Şittonun köyünde töre "değişik" uygulamaya karar verdi.

Değişik töresine göre, erkek, hısımlarından bir kızı arkadaşına verir, arkadaşının hısımı kızı alır. Böylece iki tarafta çevrede "kalın" diye anılan başlıktan kurtulmuş olur.

Şitto halası Hazik'i Mehmet'e verecek ve Mehmet'in kız kardeşi Selvi'yi alacaktı.ancak bu "değişik" gerçekleşemedi.Şitto eş-dosta bakamaz oldu.Derler ya; "İnsan sarayda olmamalı. Saray insanda olmalı..." Şitto'nun evi bile yoktu yüreğinde Ezo geziniyordu.Ezo Şitto'ya çatıldı. "Ele gelin gelir, bize kalın gelir" demişler.evlendiler

Şitto Ezo'yu alır, Ezo'nun ağabeyi Zeynel'e halası Hazik'i verecektir Alan razı, veren razı...*Güzün ortanca ayında iki düğün birden kurulur. Zurna öttü davul vuruldu... Alındı, verildi; iki köyde, gerdeğe girildi. Sen sağ ben selamet. iki köyde iki mutlu yuva kuruldu.

Şitto ile Ezo, sizlere layık mutlu bir yaşam sürdürüyordu.mutlulukları göze geldi. aralarına arabozucular girdi. dedikodu yaptılar. Atalarımız "Söz taşıma, taş taşı" demiş ama,kendini bilmezler söz taşıdılar.şitto ile ezo harman sonu evlenmişlerdi; ikinci harman sonuna dek birlikte yaşayamadılar

Şitto ile Ezo, Kötü talih birbirlerini geç buldum tez yitirdi" Şitto,şöyle anlatır; "Bizim halımız dostlarımızı acındırıyor, düşmanlarımızı sevindiriyordu."Efsane güzel Ezo, Şittodan ayrıldıktan sonra altı yıl dul kaldı.serpildi, güzelleşti.

Ezo Öyle güzeldiki görenin gözü kalırdı.o bir ışıktı tüm erkekler, ona pervane kesilmişlerdi. Genç
yaşlı, zengin-fakir, nice talibi çıktı Ezo'nun. Her talibi, tek tüy isteyen Hz. Süleyman'ın önünde tüylerini döküveren yarasa örneği, neyi var neyi yoksa önüne seriyorlardı Ezo'nun.

Ezo, evlenme önerilerini geri çevirdi. ailesinin de ısrarıyla genç kızlığından beri talip olan teyz'oğlu Memey'le evlendi Türkmen oymağından Memey Suriye, Carablus ilçesinin Kozbaş köyünde oturuyordu.*Ezo 1936 yılının güzünde, antep Uruş'tan Kozbaş'a gelin gitti.

Ezo ile memeyin evliliği değişik töresine göre olmuş; Memey, bacısını Ezo'nun ağabeyine vermişti. iki kızları oldu. İlki, öldü. ikinci kızları halen sağdır ve Suriye'de yaşamaktadır.

Ezo'nun, gurbet" yüreğini yakıyordu Türk köylüsü "Çalının ardı gurbet" der. Ezo cerablus Kozbaş'tan Türkiyedeki antep Uruş'u görüyor doğduğu köye gidiyordu ama,özlemi azalmıyordu. Yakınları onun "Vara öleyim, tek yurdumda kalaydım" dediğini anlatırlar.

Ezo gurbetlik beni öldürecek" der öldüğünde, Türkiye Uruş köyüne gömülmesini dilerdi.Dediği oldu. Suriye'ye gidişinin yirminci yılında, 1956 güzünde yatağa düştü. Hastalığının verem olduğunu,biliyor kızını yanından ayırmak istemiyordu. Ecel gününün geldiğini anlıyor, avuntuyu güzel kızı Celile'de buluyordu.

Ezo Gelin, güz yağmurlarının düştüğü bir cuma, yatsı vakti son soluğunu soludu. Eşi ve yakınları, vasiyetini dikkate alarak, onu; arasıra tepesine çıkıp yaşlı gözlerle Türkiye'yi seyrettiği Bozhöyük'ün en yüksek noktasına gömdüler.

aldılar elimden ezo gelini
saramadım yarin ince belini
kim silecek gözlerimin selini
dağlar, yüce dağlar
derdim nece dağlar

yol ver kurban olam
yarim geçe dağlar
ezo gelin şu antep in maralı
ak elleri elvan elvan kınalı
avcı vurmuş yüreğinden yaralı
dağlar, yüce dağlar
derdim nece dağlar
yol ver kurban olam
yarim geçe dağlar
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 07:58 #2
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz


Türkü Adı :*Urfalıyam Ezelden (Ömer)

Yöresi :*Urfa

Ömer çok yakışıklı, yiğit, iyi ata binen, kılıcının sahibi, çok iyi çöğür çalan ve hoyrat okuyan, halay çeken bir gençtir. Allah her kabiliyeti sanki ona vermiştir. Ömer'siz düğün, sıra gecesi düşünülemez.

Ömer'in baş bağlaması meşhurdur. Sırmalı puşu bağlar. Puşunun kenarlarındaki püsküller doğadaki çiçeklerin tüm renklerini başında toplamıştır. Halay çekerken başındaki her gül bir yana düşer,

Ömer hangi düğüne giderse gitsin, Halayın başına geçti mi silah sesleri ve genç kızların zılgıt sesleriyle yer gök inler. Ömer toplumu öylesine etkilemiştir ki Ömer'i anlatan türküler yakılmıştır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 07:58 #3
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz


Türkü Adı :*Kara Çadırın Kızı

Urfa yöresinde aşiretler arasında dolaşan aşk şairleri aşiret reislerinin çadır odalarında rebap çalıp, güzel kızları ve genç delikanlıları metheder, türkü söylerlermiş.Urfa'nın Tek Tek dağlarında aşiret reisinin çadırına rebap çalan şairler 3 gün misafir olmuşlar.

Oda kısmında misafirleri eğlendirir Bazende harem tarafına geçerlermiş.aşiret reisinin çok güzel bir kızı varmış. Bu yörede kızın güzelliği dillere destan olmuş. şairler Suriye ve Irak tarafında dolaşır Suriye'ye geçtiklerinde aşiret reisinin çadırına misafir olurlarmış

aşiret reisinin yakışıklı yiğit bir oğlu Urfa aşiret reisinin ise dillere destan bir kızı varmış şairler kızın güzelliğinden bahsederken Oğlan kızın güzelliğini görmeden aşık olur.şairler Urfa'ya gelip, o aşiret reisine misafir olurlar. Bu defa oğlanın yakışıklılığından bahseder Kızda oğlanı görmeden aşık olur.

Oğlan görmeden aşık olduğu kız için Urfa tarafına gelir çadıra misafir olur. Reisin kızı kırmızı fermanesiyle giyip, çadırın önünden geçerken oğlanın gözü kıza takılır. Bakar ki şairlerin bahsettiği kız o Kızda oğlanı görür ve şairlerin methettiği oğlan olduğunu tahmin eder.

Gece oda herkes çadırına gider. epey geçtikten kız yatağına gelir ve oğlana sarılır. Kız "korkma geldiğimi kimse görmedi" diye oğlanı rahatlatır. İkisi uykuya geçerler. Sabah herkes gelir oğlan Kızı sessizce uyandırarak "kalk baban duyarsa ikimize de öldürür" der.kalkar gider

Sohbet arasında bir gencin, kızın nişanlısı ve amcası oğlu olduğunu anlar, Şimdi halim ne olacak" der morali bozulur. Kızın babası oğlana oğlum kusura bakma bizde adettir misafire üç gün bir şey sorulmaz, fakat senin atın çok iyi bakılmış, silahından ve giyiminden anladım bizden üstün bir aşiret reisinin oğlusun, gelişinin sebebi nedir."

Kızın amcası oğlu geliş sebebinin ancak kız isteme olabileceğini söyler. Misafir genç böyle bir niyetinin olmadığını, amacının aşiretleri gezmek olduğunu söyler. Kızın babası yeğenine bir tek kızım var onu da sana nişanladım, ikinci kızım olsaydı bu gence verirdim". Kızın nişanlısı "ben nişanlımı buna bağışladım" der. Amcası kabul eder. iki genç evlenirler.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 07:59 #4
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Mezarımın Taşı Urfa'ya Karşı
Yöresi :*Urfa

Zeki Urfa'lı Musa Antep'li iki samimi arkadaştır. Sık sık hasret giderirler. Zeki Antep'e Musa'ya misafir olur. Hal hatır sohbet ve akşam yemeğinden sonra Musa arkadaşını ağırlamak için saza davet eder.

Yer içer eğlenirken Musa çalışan bir kızı masalarına davet eder ve sohbet ederler.aynı sazda bulunan kızın dostu sarhoş vaziyetle kendilerine hakarete başlar.Zeki hakaretlere dayanamaz,kavga başlar ve Zeki kavgada bıçakla ağır yaralanır ve arkadaşı Musa tarafından hastahaneye götürülürken ölür.
Bu olay üzerine türkü yakılır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:00 #5
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Gittim Baktım Evlerinin Haline
Yöresi :*Urfa

Bir Türk genci ile Ahçin isminde Ermeni kızının sevda öyküsüdür.*

1920 de Urfa’da Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler Türklerle birlikte yaşarlardı. Ermeniler Tılfındır Mahalle’si Süryaniler Ellisekiz Meydanında otururlardı. Yüzyıllık birliktelik sonucu sevgi ve hoşgörüye dayanan çok iyi ilişkileri olmuştu. Acılı günlerde üzülür, sevinçli günlerde beraber eğlenirlerdi.*

Osmanlı devletinin Birinci dünya savaşında yenilmesiyle itilaf devletleri yurdu işgale başladı. Bu işgaller Urfa önce İngilizler sonra Fransızlar tarafından işgal edildi. “İngilizler 19 Mart 1919’da Urfa’ya gelirken yanlarında 1500 Ermeni komiteci vardı. Bunlar Maraş Adana Halep ve Pozantı’dan gelmişlerdi

Urfa’daki komitacı Ermeniler işgalci kuvvetlere katıldı. lojistik, konusunda yardımcı oldular. İngilizlerden sonra Urfa’ya Fransızlar geldi. Fransız işgalinde Ermeniler uzun namlulu silahlarla, sokaktan geçen birçok kişiyi öldürdüler,

gece evlere baskın yapılıp katliamlar yapıldı Urfalıların cevabı gecikmedi. 12’ler diye bilinen Urfanın ileri gelenleri milis kuvvetler kurdular. işgalcilere karşı çetin bir mücadele verdiler. 11 Nisan 1920’de Şebeke mevkinde düşmana son darbeyi vurup, Urfa’yı düşman işgalinden kurtardılar.

Türklerle, Ermeniler ve azınlıklar arasında sevgi ve hoşgörü kalmadı, herkes birbirinden korkmaya başladı.Ermeni ve diğer azınlıklar başlarına geleceklerden korkup Halep başta olmak üzere başka yerlere göç ettiler. Urfa’da kalanlar a
evlerini, İstanbul gibi büyük şehirlere naklettiler.*

Bu türkü, Ermeni kızla, bir Türk gencinin 1920’de Urfa’da yaşadıkları bir aşkın öyküsüdür. Türk genci, mahalledeki Akçin isminde bir Ermeni kızına vurgundur.kızda sevmektedir delicesine. Akçin güzel mi güzel bir kızdır. Alımlıdır tatlı dillidir. Gençle, Akçin gizlice buluşup evlenme hayalleri kurarlar. sevdaları duyulur bütün mahallede.*

sevda sürerken, Urfa İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilir ve olaylar Türkler, Fransız askerler kadınları taciz eder. Urfalılar’ın, 12’ler direnişi başlar. Fransızlarla işbirliği yapan Ermeni komitacıların yanında,karşı çıkan Ermeni aileler de vardır, ok yaydan çıkmıştır Türklerin, Ermenilere güveni kalmamıştır.

olaylar olurken, Genç’le Akçin buluşup konuşur Akçinin ailesi Ermenileri tasvip etmez ama elden ne gelirki günler günleri kovalar ve Fransızlar çekilir Urfa’dan. Ermeni ailelerde can korkusu başlar. gecenin karanlığına dalarak terk ederler Urfa’yı.

Genç, oğlan buluşma yerinde bekler Akçin gelmeyince içine korku düşer evlerine varır. Kapı açıktır, Akçin’in ailesi gecenin karanlığında gitmiştir Urfa’dan.manzara karşısında beyninden vurulur genç.Yıllarca arar durur, bir daha bulamaz Akçin’ini.birbirine kavuşamayan Türk genci ile Ermeni güzeli Akçin’in sevdaları türküler ile dillenir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:00 #6
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Türkü Adı :*Fırat Kenarının İnce Dumanı
Yöresi :*Urfa

Urfa Bozova Fırat kenarında iki köy varmış. Bu köyler komşuymuş Bir ağanın oğlu, diğerinin de kızı varmış. kız ve oğlan evlenme çağına gelmişler. Kızla oğlan birbirlerini görmüş ve sevmişler.
oğlanın babası hanımına "Oğluna sor, istiyorsa onu evlendirelim" demiş.

oğlu komşu köyde sevdiği kızı bana isteyin diye istekte bulunmuş, anası babasına oğlunun isteğini bildirmiş. Oğlanın babası ağanın kızını oğluna almaya karar vermiş. vakit geçirmeden köyden bir kaç yaşlı adam alıp, komşu köye oğlunun sevdiği kızı istemeye gitmişler.

Eskiden beri başlık adedi vardır. istenen başlık parası kabul edilmiş. mevsim güzmüş. düğün hazırlığına başlayıp Gelini getirecekleri günü tespit etmişler. gelin ve damat tarafı atlara binerek cirit oynarlarmış. Gelenleri silah sıkarak karşılamışlar. Damat gelin kafilesine katılmış. Gelini deveye bindirmişler.

Düğün alayında nara atılır davul zurna çalınır, ve gelin hareket eder. Silahlar sıkılırken. köyün hududunda serseri kör kurşun gelinin kalbine saplanır, gelin cansız yere düşer ve ölür. Düğün alayı da şivan yerine döner. hüzün içerisinde gelini mezara gömerler.

Damat çok deliye döner. Gelinin köyünde 3 gün kalırlar. Oğlanın gözünün yaşı dinmez. kızın mezarında sabahlara kadar ağlar ve bu türküyü dile getirir. Gece yarısı Fırat Nehri'nden yükselen su buharını seyrederek bülbüllerin ötüşünden hüzünlenerek bu türküyü söylemeye başlar.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:01 #7
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Hayatları Değirmi (Aman Eşref)
Yöresi :*Urfa

Vaktiyle Urfa'da Sakıplar Sülalesinde üç güzel kız varmış. Eşref kızlardan birine sevdalanmış. Gel zaman git zaman kız da büyümüş ve Eşref'in sevgisini öğrenmiş sevgilerini etraftan ve aileden gizlemişler ama dayanılacak gibi olmamış.

Aynı aileden olmalarına karşın kızın ailesi çok zengin Eşref'in ailesi fakirmiş.aşka dayanamayan Eşref derdini açmış. Aile büyükleri nasıl olur onlar zengin, kızını bize vermezler demiş. biricik oğullarının boynu bükük kaldığını gören ana baba ne pahasına olursa olsun kızı istemeye gitmiş.

Kız istenmiş, fakat sizin oğlan işsiz güçsüz, biz kızı başkasına sözledik demişler.*Eşref'in
anası babası boynu bükük, eve dönmüşler. kız Eşref'ten başkasını istememiş. iki aşığı birbirinden uzak tutulmaya çalışılmış Eşref kızla anlaşmış. Ölürüz başkasının olmayız andını içmişler.

Eşref kızı kaçırmayı planlamış. Kız bohçasıyla beklemeye başlamış. Eşref atıyla gelene kadar hayli zaman geçmiş. Kız ise beklemekten uyuya kalmış. Eşref geldiğinde kızı uykuda bulmuş. Eğilmiş öperek uyandırmak istemiş. kızın ağabeyleri içeri girip önce Eşref'i sonra da kızı vurmuşlar.Ölümle sonuçlanan bu hazin öykünün sonunda bu türkü ortaya çıkmıştır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:01 #8
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Tılfındır Hastane
Yöresi :*Urfa

Güzel Şanlıurfa'mızı işgale gelenler şiddetli kış mevsiminde geceli gündüzlü çarpışmalardan sonra işin kolay olmayacağını anlayarak şehri terketmişlerdir. Şehirden ayrıldıktan sonra kendilerine yardım eden Şanlıurfa halkına azılı Ermeniler gönüllü askerlere kuyulara ve köylü kızlarının namuslarına el atmak küstahlığında bulunmuşlardır

hareketleri köylüler tarafından şiddetle mukabele gören Ermeniler içerlemiş urfa köylülerine ateş açmışlardır haber derhal Şanlıurfa'ya ulaştırılmış elinde silahın namlusu soğumamış bulunan Urfa çeteleri koşar adımlarla köylünün imdadına yetişerek çetin bir muharebeye başlamıştır

Altı saat süren çarpışmaya Şanlıurfa kadınları omuzlarında su dolu tulumlarla urfa çetelerine su taşımışlardır. Muharebe sonunda düşmen imha edilmiş, Türk'ün namusuna el uzatmak küstahlığında bulunan Ermeniler ile onları himaye edenler cezalarını çekmişlerdir Şimdi her Şanlıurfa'lı muharebe meydanını zafer sevinciyle terk ederek kalem ve kağıt olmaksızın kahramanlık güfte ve bestelerini tamamlamaya başlıyordu.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:02 #9
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Şanlıurfa'da Mani ve Hoyrat Geleneği



Televizyonda basında ve Şanlıurfa araştırmalarında halk oyunları, halk müziği üzerinde durulmuş nedense Urfalı’nın hazır cevaplığı, keskin zekâsı, ince espri gücü, kısacası söz ustalığı üzerinde durulmamıştır.
bilmecelerde, dua ve beddualarda söz dokularının zenginliği, Urfa’nın ne kadar usta olduğunu gösterir.

muhatabının ölmesini dileyen birinin ettiği şu bedduanın inceliğine bakın:
“Sıccah yatasan, savuh kâhasan”
ciğerci dükkânında ortaya çıkan, bir açıdan mani, bir açıdan hoyrat sayılabilecek şu güzelliğe bakın:
Kuşbaşı var*
Ciğer var kuşbaşı var*
Yadlara üz mı verir*
Dostı var oynaşı var

Mani:*a-a-b-a kafiye düzeninde 7’li hece ölçüsüyle söylenen genelde 4 mısradan oluşan anonim halk edebiyatı nazım şekillerindendir.

Mani:*Arapça Ma’n sülasi kökünün sonuna bir nisbet “i” sinin yerleştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Anlamı da “manayla ilgili” olarak değerlendiriliyor.Mani:*Aynı kökten türemiş çoğul bir sözcüktür ve “me’ani” sözcüğünün bozulmuş bir söylenişidir.

Hoyrat Sözcük anlamı bakımından kaba, kırıcı, sıra dışı bir kabalığı anlamlarını çağrıştırmaktadır.
Hoyratın dik bir sesle söylenmesi, her mekânda teğanni edilmesi, ses düzeni bakımından belirli bir kalıba sokulmaması bu anlamları çağrıştırmaktadır.

Hoyratı Yunanca “Horyatus” sözcüğünden dilimize girmiş bir sözcük olarak göstermek Grek kültürü hoyratlığından başka bir şey değildir. Zaten bu tür transferleri batı kökenli ansiklopedilerin yapması da oldukça anlamlıdır.

Hoyrat, birinci mısrasında 7’den az hece bulunduran ve ekseriya cinaslı kafiye kullanılan, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kesik mani, cinaslı mani, ayaklı mani olarak telaffuz edilen bir türdür. Bu türe Urfa’da ve Kerkük’te verilen addır.

Osmanlı mührü 16. yüzyılda Urfa’ya vurulmuş mani geleneği başlamıştır. 18. yy. daki veba salgını, 19. yy.da Kırım ve 93 harplerinin getirdiği göçler, Urfa’da kullanılan mani ve hoyratların,göçlerin başladığı yörelerde değişik biçimlerde söylenmesi mani geleneğinin 300-350 yılın birikimi olduğu sonucunu doğurur.


Maninin değişmez özelliği olan 7’li hece ölçüsü Şanlıurfa’da değişmemektedir. ölçüyü aşan, aceleye getirilmiş 3+4, 4+3, 5+2 gibi durakları çiğnemiş maniler de vardır.
Kurbanım her gelene*
Zülfünden ter gelene*
Çöp yığdım yuva yaptım*
Yavrularım kölgelene** gibi....
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:02 #10
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Maniler özellikle Urfa’da kadınlar tarafından terennüm edilir. Kadınlar, manilere “düzme” adını verirler düzmeler 4’lük biçimindedir.ezberlenmiş olmayıp günün, önemine uygun doğaçlamalardır.
Urfa’da erkekler hoyrat” söylerler. erkeğin mani söylemesi ayıp sayılmıştır. Hoyratlar tek ve çift Tekler bir kişi tarafından söylenir karşılık beklenmez.doğaçlamadır.
Ne mavidir*
Kız göziy ne mavidir*
Avudırsay sen avut*
El benim nem avudır

Urfa hoyratları cinas bakımından zayıftır. cinas barındırmaz.
Bı demde*
Yaram sızlar bı demde*
Mevlam bizi affeyle*
Ahır nefes son demde
Çifteler atışma biçimindedir. Urfa’da dini musıkinin ilâhi türüne de “çifte” denmektedir.

Çiftelere şu örnekleri verelim:

Sürme meni*
Çek göze sürme meni*
Bala beşikte ağliy*
Ağzına sür memeni
Sürme beni*
Çek göze sürme beni*
Kapida kul olmışam*
Nâçârım sürme beni

Yara yerı*
Sağalmaz yara yerı*
El getti menzil aldı*
Ben derem yara yerı
Yara sızlar*
Oh değmiş yara sızlar*
Yaralının halından*
Ne bilsin yarasızlar

Kalemı kaşta kodiy*
Gozımı yaşta kodiy*
Sen başiy alıp gettiy*
Beni ataşta kodiy
Kalemın ucu kara*
Kalbinin ucu yara*
Heberiy tez yerişti*
Gel ağlama beçara

Çiftelerin yanısıra birden fazla kişi tarafından tamamlanan maniler de vardır
Koyınlar kuzliyanda*
Yaralar sızliyanda*
Ben seni nerde bulım*
Göynım arzuliyanda


Urfa’da söylenen mani ve hoyratların bir başka özelliği de 6 mısradan oluşanlarının da varlığıdır.
Kara beni*
Üzınde kara beni*
Ataş beni yahmazdı*
Yahtı bir kara beni*
Gece gündüz yanarım*
Yatırın kara beni
Kara gözler*
Humardır kara gözler*
Yar biye güman etmiş*
Taha da kara gizler*
Gemim deryada kaldı*
Kaptanı kara gözler
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-17, 08:03 #11
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Urfa mani ve hoyratlarının konuları iaşk, gurbet, yiğitlik, alay, ölüm, evlenme, hikmet, özlem ve doğadır. her mani ve hoyratta değişik işlenir. Hoyrat ve mani okuyanların repertuarları oldukça geniştir.Mani ve hoyratların bir makamı yoktur.

bazı hoyratlar bazı makamlara yakışmalarından mesnevi, isfahan, nevruz, beşiri gibi makamlarla okunmaktadır. Hoyrat ve mani yüksek ve yanık bir sesle yapılır.Urfada gecekondulaşmadan önce mağaralarda, kesmelerde, Ehber’de, Merkefe’de hoyrat eksik olmazdı.

mağaradan mağaraya hoyratla seslenilir, mağaradan mağaraya mesaj iletilirdi. Söz gelimi tuz isteme, birini çağırma, çiğköfte veya peynirli helva isteme, gönderme gibi haberleşmeler hoyrat aracılığıyla yapılırdı. Bir tuz isteme hoyratı:
Yaz yolla*
Bahar yolla yaz yolla*
Çiğ köfte hamur oldı*
Kardaş bize duz yolla
Yaz yolla*
Bahar yolla yaz yolla*
Kebap yandı köz oldı*
Kardaş bize duz yolla,*
biçiminde bir varyantı da vardır.

Urfa hoyrat ve manilerinde tartışmalardan biri yazıya nasıl geçirilmesidir Akademikler ulusal kültür bütünlüğünde için normal Türkçeyle yazıya geçirilmesini istemektedir.kültür mozayiği olan Urfa ağzının unutulmasına ve ölümüne razı olmak anlamına gelen bu yöntemi kabullenmek bize tam manasıyla “giran” gelmektedir.
İşte size özgün bir örnek:
Nahana mı*
Yarpız mı nahana mı*
Heste heberi geldı*
Esseh mı mahana mı

Sürme göze*
Yakışır sürme göze*
Sürmeye mabal attım*
Aman ha sürme göze
Rahtı bıdır*
Çiftemin rahtı bıdır*
Gettiy amma gelmediy*
Ayrılıh vahtı bıdır

Mert nerde*
Namert nerde mert nerde*
Namerdı bi yana koy*
Mühbe olmayın merde
Suyı tasla aşladım*
Dövmelere başladım*
Kapıdan sesi geldı*
Tıtremağa başladım

Kınıfıriy has mıdır*
Sahsı mıdır taş mıdır*
Dar yere düştım bögın*
Keder mıdır yas mıdır
Çapıtta durır bastıh*
Onbeş yaşına bastıh*
Her gişiye varmanıh*
Biz Kur’an’a el bastıh
Aya damlar*
Yaldızlar aya damlar*
Seher üzını açtı*
Sebbehtir ay adamlar

Ağam benim*
Birdımış ağam benim*
Benim mehle şeniğim*
Derdim dağdağam benim*
Maşarayda ne’ne var*
Sözleriyde me’na var*
Eliyden çoh çekmişem*
Üz astiy gene ne var*
Yazı benim*
Hat benim yazı benim*
Ardımdan ağlamayın*
Bı kara yazı benim

Bağlarında mayana*
Suyı verdim o yana*
Demirden ürek ister*
Bı sözıme dayana
Al alma dörd olaydı*
Yiyene derd olaydı*
Bı almanın sehebi*
Sözine merd olaydı
Kişe tavuğım kişe*
Başıya bitler düşe*
Fransız kuyu eşmiş*
İnşallah gendi düşe

Kulıyam*
Kurbanıyam kulıyam*
Mevlam kulım demezse*
Ya ben kimin kulıyam
Altın tasın kenarı*
İçine kırdım narı*
Tuttım ecele verdin*
Sırma buyıhlı yarı

Alma yanı*
Kızarmış alma yanı*
Nasıl kebre koyarlar*
Mırazın almayanı
Bala ben*
Düştim haldan hala ben*
Çöp yığdım yuva yaptım*
Uçurmadım bala ben

Uyah geldim*
Yatmadım uyah geldim*
Ömür der bin yaşadım*
Göyil der bayah geldim

Ağlama naçar ağlama*
Gündür geçer ağlama*
Bı kapi örten Mevlam*
Bi gün açar ağlama
Aldadi*
Dünya bizi aldadi*
Altında bi tas zéher*
Üsti verir bal dadı



Bahçada yeşil hiyar*
Boyı boyıma uyar*
Ben dedim gizli sevim*
El arıftır tez duyar
Urfa’da inci tutar*
Dolanır genci tutar*
Bi can bi canı sevse*
Alemi sancı tutar

Kınıfır ezenım yoh*
Taslara süzenim yoh*
Yıhılsın babam evi*
İçinde gezenım yoh
Dam üstinde fotraf*
Gelin kızlar otırah*
Otırmahtan ne çıhar*
Gelin olah kurtılah

Ağ çuha, kara çuha*
Çuhanın dibi yuha*
Ne söledim huylandi*
Vay benim gözüm çıha*
Bahçıya serdim halı*
Boyı kınıfır dalı*
Gören maşallah desin*
Kimin var bele yarı

Gör bı dağın başını*
Topla çağıl daşını*
Ele bi öksemişem*
Kaynımın kardaşını
Ay doğar bedir*
Allah Bı sevda nedir*
Allah Ya yara bi merhamet*
Ya biye sabır Allah
Beyaz ağıl balıyam*
Kardaş ben Urfalıyam*
Canım çıhsa vazgeçmem*
O yara sevdalıyam
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:18 #12
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak türk-mitolojisi.blogspot.com

Asena (Tukyu) Efsanesi

Türklerin ataları Batı Denizi sahillerin'de yaşarlardı.Komşu hükümdarlar'dan biri yurtlarını basarak,çocuk,kadın ve önlerine çıkanları kılıçlan öldürdüler.hayatta 10 yaşında bir erkek çocuk kaldı.elleri ayakları kesilip bataklığa bırakıldı.Çocuk,bataklıkta aç ölmek üzereyken dişi kurt ona bir et verdi.Kurt,her gün çocuğu etle besledi.Çocuğun yaraları iyleşti gücü kuvveti yerine geldi.kurt gebe kaldı. Atalarını katleden hükümdar,Çocuğu buldu adamlarından birisini gönderdi adam, çocuğun yanında kurt gördü ve ikisini de öldürmek istedi Fakat bir Tanrı, onları korudu Kurt, çocuğu sırtlayarak Batı Denizi'nin doğusuna geçirdi mağaraya götürdü Mağaranın arkasında Kurt, sakat delikanlıdan 10 çocuk doğurdu Bunlardan biri, Asenaydı *çocuklar, büyüdükleri zaman mağaradan oymaklardan birer kız kaçırdılar evlendiler Birkaç nesil çoğaldı İçlerinden A-Hien-Se adlı birisi başa geçerek mağaradan çıkdılar dağlara yerleştiler, tatarlarına bağlandılar dağların tepeleri takya seklinde olduğundan kendilerine Tu-Kyu Asena adını verdiler Asıllarına sadık kalmak üzere bayraklarına kurt başı yaptılar
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:19 #13
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak ülkücü dünya.com

BOZKURT DESTANI

*en önemli Göktürk Destanıdır M.S. altıncı*
yüzyıldan sekizinci yüzyıla kadar egemen olmuş Türk Devleti Göktürklerin var olma hikâyesidir. Türk ırkının dirilişidir Bozkurt Destanı, Bilge Kağan'ın Orhun*Âbidelerindeki ünlü vasiyetinin ilk cümlesi Ben Tanrıya benzer, Tanrıdan*olmuş Türk Bilge Kağan, Tanrı irade ettiği için, kağanlık tahtına oturdum"*cümlesi ile düşünülürse soyun ve ırkın nasıl ilahileştirilmek istenildiğini anlatır Destan Çin kaynaklarında*kayıtlıdır. Değişik söyleyişler ve Çince*söylenmesinden meydana gelme değişikler yüzünden ayrı üç söylenti*şeklinde yazılmıştır.*
*Hun Ülkesinin kuzeyinde So ülkesi vardı. Burada, Hunlarla aynı*soydan olan Göktürkler otururdu. Göktürkler So Ülkesinden ayrıldılar. başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı. Kağan Pu'nun on altı kardeşti On altı kardeşten birinin annesi kurttu.*
Annesi Göktürklerin en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen kurt olduğu için delikanlı, rüzgâra ve yağmura söz geçirir, buyruğunda tutardı.*So Ülkesinden ayrılan Göktürkler düşman
baskınına uğradılar.*düşmanlar bütün Göktürkler'i yok ettikleri on altı kardeşten*annesi kurt olan kurtuldu delikanlının birisi yaz diğeri kış ilâhının kızı olan iki karısı*vardı. her ikisinden ikişer oğlu oldu. Zamanla çoğalan halk, çocuklardan en büyüğünü kendilerine Hakan seçtiler; o zamanki adı*Göktürk dilinde değildi. Hakan seçilir seçilmez Göktürkçe olmayan adını*bıraktı ve Türk adını aldı. Türk on kadınla evlendi, bir çok çocukları oldu. Asena*
adını taşıyan biri hakanlık tahtına geçince boyun adı Aşine oldu.*

*Hun boyu Aşine Hazar Denizinin batısında
yerleşmişti. Türklerin ilk atasıydı Rahat ve huzur*
içinde otururken bir gün düşman baskınına uğradılar. kimse sağ kalmadı.*küçük bir çocuk baskından sağ kalmıştı.*cılız ve küçük olduğu için kimse*ona aldırmadı. Ama*düşman her ihtimali düşünüp, çocuğun kolunu bacağını kesip*
öylece bıraktı bataklığa attılar nereden çıktığı bilinmeyen dişi Bozkurt göründü,, çocuğu*
emzirdi. Yaralarını iyi etti. yiyeceklerle çocuğu büyüttü, Bozkurd'un beslediği çocuk gürbüzleşti.*
Asine soyunu yok eden düşman kolunu bacağını kestikleri çocuğun yaşadığını öğrendi. öldürtmek istedi.**Düşman askeri geldiğinde, bacağı kesik gencin yanında*dişi Bozkurt gördü. Dişi Bozkurt genci*denizin ötesine Altay Dağlarına*götürdü. onunla evlendi; on oğlan doğurdu!*Oğlanlar büyüdüler, evlendiler. Her birinden bir*boy türedi.birinin adı da Asine boyu idi.*Asine, kardeşlerinin içinde en akıllı, en gözü pek, en yiğit olandı. Türk Hakanı oldu.*Soyunu unutmadı. çadırının önüne her kurt başı tuğ dikti.*Aradan yıllar geçti. Aşine boyuna Asençe hakan oldu.*Aşine boyu, bulundukları yerden daha güzel yurtlara*yerleştiler.**Çin devlet adamlarından Cjan-Ken, Mö 119*da, batı gezisinde gördüklerini Çin împaratoruna sunar "Hun Ülkesinde Usun Hanı, Gunmo unvanını taşıyor.*Gunmo'nun babası, Hunlann batısındaki ülkeye sahipti. Gunmo'nun babası Hunlar tarafından öldürüldü. Yeni doğmuş Gun-mo'yu kırlara attılar.*Kuşlar çocuğu koruyor; dişi kurt sütüyle besliyordu. Hun Hakanı*şaştı. çocuğu saydı. büyüttü. Babasının*ülkesini ona geri verdi."
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:19 #14
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak edebiyatöğretmeni.org

ERGENEKON DESTANI

*Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk’e boyun eğmeyen yer yoktu. yabancı kavimler kıskanıyordu. Ve birleşip Türklerin üzerine yürüdüler. Türkler hendek kazıp beklediler. Düşmanla savaştılar. Türkler üstün geldi. düşman dediki Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur!”Tan ağaranda kaçtılar. Türkler, ”Bunlar kaçıyor deyip artlarına düştüler. Düşmanla Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldürerek çadırlarına geldi. Çadırlarını,yağmaladı tek çadır kalmadı. Büyükleri kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler. Türklerin başında İl Kagan vardı. İl Kagan’ın biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kagan’ın Dokuz Oğuz adlı yeğeni vardı; sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuşlardı. *On gün sonra ikisi karılarını aldılar, atlarıla kaçtılar. Türk yurduna döndüler. düşmandan kaçan develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. düşündüler: Dağların içinde yurt tutalım, dediler dağa göç ettiler. yolu sarptı ayağını yanlış yere bassalar paramparça olurlardı Türklerin ülkesinde akarsular, bitkiler, yemişler, avlar vardı. şükrettiler. Kışın etini yediler, yazın süt içtiler. Deri giydiler. ülkeye ”Ergenekon” dediler. Zaman geçti, çağ aktı; Kayı ile Tokuz Oguz’un çocukları oldu. Kayı’nın çok çocuğu oldu, Tokuz un az oldu. Kayı çocuklarına Kayat Tokuz’dan olma çocuklara Tokuzlar dediler, Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon’da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. dört yüz yıl geçti.

*Dört yüz yıl sonra sürüler çoğaldı ki Ergenekon’a sığmadılar. kurultay topladılar. Dediler ki: ”Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında güzel yurtlar varmış. yurdumuz o yerlerde imiş. yol bulalım. Göçüp Ergenekon’dan çıkalım. Ergenekon dışında dosta dost düşmana düşman olalım.”
Türkler, Ergenekon’dan çıkış aradılar; bir demirci dedi ki: ”dağda bir demir madeni var. Demiri eritsek, dağ geçit verir.” demir madenine odun ve kömür dizdiler. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak yol oldu.*gök yeleli Bozkurt çıktı ortaya; Türk’ün önünde dikildi, Herkes anladı ki yol gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından Türk milleti ve Türkler, Bozkurt’un önderliğinde, o kutsal yılın kutsal ayının kutsal gününde Ergenekon’dan çıktılar.Türkler o günü, iyi bellediler.kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. demiri önce Türk kağanı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beyleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.Ergenekon’dan çıktıklarında Türklerin kağanı, Kayı Han soyundan gelen Börteçine idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türklerin Ergenekon’dan çıktığını bildirdi. eskisi gibi bütün iller Türklerin buyruğu altına gire. Bunu kimi iyi karşıladı, Börteçine’yi kağan bildi; kimi karşı çıktı. Karşı çıkanlarla savaşıldı Türkler hepsini yenerek Türk Devleti’ni dört bir yana egemen kıldı.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:20 #15
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak edebiyatöğretmeni.org

Manas Destanı

*Kırgız Manas Destanı, tüm canlılığı ile devam etmektedir. Manas destanının 11 ile 12. yüzyıllarda meydana gelmişdir. destanın ana kahramanı Manas Oğuz Kağan destanının İslâmî rivayetindeki Satuk Buğra Han gibi İslamiyet’i yaymak için mücadele eden bir yiğittir. Manas destanında Müslümanlık öncesi Türk kültür, inancı sergilenmektedir. dört yüz bin mısra olan Manas destanı Türk-Bozkır medeniyetinin Kazak -Kırgız kültür abidesidir.*Büyük Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918) destanla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan’ın Tokmak şehrindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan 1869′da yapmıştır. yedi bölümlük Manas Destanı, toplam 11 bin 454 mısradan oluşur. dünyanın en uzun destanıdır. Kırgız Türklerinin ulusal kahramanı Manas’ın Destanı Manas’ın doğumu, konuşmaya başlaması, kâfirleri yeneceğini söylemesi, Çinlileri yenmesi, Müslüman yiğit Almanbet’le birçok savaşa girmeleri, Manas’ın evlenmesi, düşmanları tarafından iki defa öldürülmesine rağmen dirilmesi, Mekke’yi ziyaret ve Kâbe’yi tavaf etmesi, lirik bir üslupla anlatılır.

*Manas’ın annesi Çıyrıçı’nın çocuğu olmaz ve baba Cakıp Han’ın bir çocuk için rabbine yalvarır yeni doğan çocuğa Manas adı verilir ve kehanetlerde bulunulur beşikte konuşan Manas kafirleri yeneceğini bildirmesi (mö 62-72); ileride savaşçı olması için yetiştirilmek maksadıyla Bakay Han görevlendiriir (mö. 73-148); Manas’ın büyüyüp yiğit olur, Hokand ve Buhara’yı haraca bağlar Kaşgar’da Çinlileri Turfan’a, Turfan’dakileri Aksu’ya sürer (mö 150-164). Almambet isimli kahraman Müslüman olup Manas’ın yanına gider Almambet, Oyrot kabilesinden Kara Han’ın oğludur. Dünyaya geldiğinde Ala Dağ isimli sıra dağlar korkudan eğilir, akar sular korkudan durur. olağanüstü hadiseler onun ileride büyük bir kahraman olacağına işarettir.*Bir gün Er Kökçö isimli kahraman, Manas’ın, sıkıştırmasıyla Oyrotların bölgesine gitmeye karar verir. Isık Köle vardığında Almambet i gören Er Kökçö, korkuya kapılır karşılaşma Almambet’in Müslüman olmasıyla sonuçlanır. Budist dinine mensup Oyrotların soylu kahramanı Almambet, Müslüman olmuştur. Müslüman bir köle olmayı, kafir bir han olmaya tercih etmektedir. babası ve annesi Almambet’in Müslüman olmasını hoş karşılamaz. Almambet babasını öldürerek Er Kökçö’ye katılır. Er Kökçö’nün adamları, Almambetin Er Kökçö’ye katılmasını çekemez, Almambet’in Er Kökçö’yü karısı Ak-erkeç ile aldattığını iddia ederler. Er Kökçö kıskanç mizacının, hem de oyuna düşerek Almambet gibi çok büyük bir kahramanı elinden kaçırır. Almambet, sonunda Er Kökçö’nün rakibi Manas’ın yanına gider
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:20 #16
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak edebiyatöğretmeni.org

Manas Destanı


*Almambet’ in geleceğini haber alan Manas, onu seyreder Almambet Manas’ın ayak izine rastlar. Manas’ın ayak izinin daha büyük olduğunu görür. Almambet ile Manas arasındaki güç Manas’tan yanadır. Manas’ın yiğitleri Almambet’i kuşatır Almambet meydan okur hadise de Almambet’in Manas’tan sonra ikinci büyük kahraman olacağına işarettir. Manas, Almambet’i annesi ve babası ile tanıştırdığında, annesinin kurumuş memelerinden süt gelir. Almambet ile Manas süt kardeş olur
Manas, sürüleri bahane ederek Er Kökçö ile teke tek dövüşür. Er Kökçö’nün Manas’ı tüfekle vurmasıyla Manas ilk defa ölümü tadar. ilk defa ölümü tadar diyoruz, destanda Manas iki defa daha ölecektir. Birinci ölümünde kırk yiğidi Manas’ı yer altı dünyasından geri getirir. *Manas’ın babası Cakıp, Manas’a eş arar. Kanıkey adlı kızı Manas’a eş seçer Manas’ın Közkaman ve Kökçököz isimli eşkıyalarca zehirlenir zehirlenerek ölen Manas’a atı, köpeği ve doğanı yas tutar. İlah hayvanların üzüntüsü karşısında Manas’ın hayatını ikinci defa bağışlar.Bok-murun güçlü yiğit Er Töştük ile bir perinin oğludur. Yaşlı Kırgız Hanı Kökötöy, Bok-murun’u varis seçer. Bok-murun, Kökötöy’ün ölümünden sonra cenaze yemeği düzenler.herkes çağırılır, düşman Kalmuklar dahi davet edilir. Bokmurun törende hanlık beklemekte, Bok-murun adı yerine kendisine yiğit ismi verilmesini ümit etmektedir. işler planladığı gibi gitmez. Törende Manas ön plana çıkar Bok-murun’un elçisi Cas-uul, santrançda Almambel’e yenilerek bahsi kaybettiği için Manas tarafından öldürülür.

*Bozkır kanununda elçinin öldürülmesi affedilmez bir suçtur Bokmurun, Manas’ın davranışı karşısında hiçbir şey yapamaz. hiçbir zaman Kökötöy’ün yerine han olamayacağını da ispatlamış olur. Közkaman ve Kökçököz eşkıyaları tarafından Manas zehirlenir Zehirlenen Manas’ı kayın pederi Temir Han’ın kendi yaptığı ilaçlarla kurtarır. İkinci kez hayata dönen Manas, Mekke’ye giderek tavafta bulunur. Almambet, Kalmuk prensesi Altınay ile evlenir. ihtiyar Manas’ı hasta yatağındadır. Kanıkey ile evleneli otuz iki yılolmuştur ve Kanıkey yedi aylık hamiledir. Manas, çocuğunu görerneden üçüncü defa ölür. Manas’ı Talas ırmağının boyunda, Zülfikar dağına gömerler. Manas ölmeden önce, doğacak çocuğunu, kırk yiğidine emanet etmiştir. *Manas’ın ölümüyle Kanıkey, badireler atlatır. Manas’ın kardeşleri Abeke Köböş ile babası Cakıp, Kanıkey’e rahat yüzü göstermez. Çünkü “At ölse, postu miras kalır; ağabey ölse, yenge miras kalır diyen Cakıp, Kanıkey’i iki oğlundan biri ile evlendirmek ister Kanıkey şiddetle karşı koyar. Kanıkey’in bir oğlu olur. Cakıp ve oğulları çocuğu öldürmek isterler. Kanıkey çocuk ile kaçar Kanıkey ile çocuğunu bulamayan Cakıp ve oğulları Kanıkey’in evini ateşe verirler. Kanıkey babasına gider. Kanıkey’in babası ziyafet düzenler. ak sakallı bir ihtiyar çocuğa Semetey Han adı verilir. Semetey delikanlılık çağına gelince, babası Manas’ın , mirasını ele geçirmek ister. Bunun üzerine Kanıkey oğlunu Manas’ı yetiştiren Bakay’a gönderir. Semetey, Bakay’ın da yardımı ile, Cakıp ve oğullarını öldürerek Manas’ın mirasına sahip olur.
*Semetey başa geçtikten sonra işleri idare edemez. Töre bilmezliğiyle Manas’ın yiğitlerini
gücendirir. rüya ile ikaz edilene kadar ölmüş babasına kusur eder. hataları sonucunda Cediger’in oğlu Er-kıyaz’a yenilir ve kaybolur. Oğlu Seytek, Er-kıyazca öldürülmek üzere iken, annesi Ay-çürök, kuğu şekline gireceğini ve babası Akın Han ile yiğitlerini çağıracağını söyleyerek Er-kıyaz’ı tehdit eder ve oğlunun kurtarır. Seytek büyüyünce Er-kıyaz’ı öldürür ve atası Manas’ın yaşadığı Talas Ovasından Taşkent’e kadar olan yerlerde hüküm sürer.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:21 #17
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak edebiyatöğretmeni.org

Oğuz Kağan Destanı

Bu destanda Hun Hükümdarı Me*te’nin doğuşu, kağan oluşu, Türk birliğini kuruşu; ölümünden önce ülkesini oğulları arasında paylaştırması anlatılır. Uygur harfleriyle yazılı özgün nüshası Paris kütüphanesindedir. Oğuz Kağan destanı, M.Ö. 209-174 te hükümdarlık yapan Hun hükümdarı Mete’nin hayatı üzerine kurulur Tüm Türk destanlarında olduğu gibi destanın ilk şekli günümüze ulaşamamıştır.Oğuz destanının üç farklı biçimi bulunmaktadır: XIII. ile XVI. yüzyılda Uygur harfleriyle yazılmış ve İslâmiyetten önceki inancı yansıtan ilk örnektir XIV. yüzyılda yazıldığı bilinen Tevârih*adlı eser farsça Oğuz Kağan Destanının ilkini temsil eder Oğuz Kağan Destanının üçüncüsü ise XVII. yüzyılda Ebü’l-Gazî Bahadır Han tarafından Türkmenlerin sözlü rivayetleri ve yazmalarından faydalanarak yazılmıştır.

Oğuz Kağan Destanının İslâmiyet Öncesi Rivayeti

*Ay Kağan’ın yüzü gök, ağzı ateş, gözleri elâ, saçları ve kaşları kara perilerden güzel bir erkek evladı oldu. annesinden ilk sütü emdikten sonra konuştu ve çiğ et, çorba ve şarap istedi. Kırk gün sonra büyüdü ve yürüdü. Ayakları öküz ayağı, beli kurt beli, omuzları samur omzu, göğsü ayı göğsü gibiydi. Vücudu baştan aşağı tüylüydü. At sürüleri güder ve avlanırdı. Oğuz’un yaşadığı yerde çok büyük bir orman vardı. çok büyük bir gergedan yaşıyordu. Bir canavardı at sürülerini ve insanları yiyordu. Oğuz cesur bir adamdı.gergedanı avlamaya karar verdi. Kargı, yay, ok, kılıç ve kalkanını aldı Bir geyik avladı söğüt dalına Tan ağarırken gergedan geyiği almıştı Oğuz, avladığı ayıyı altın kuşağı ile ağaca bağladı ve gitti. Tan ağarırken gergedanın ayıyı almıştı*ağacın altında bekledi. Gergedan geldi ve başı ile Oğuz’un kalkanına vurdu. Oğuz gergedanı öldürdü. Kılıcı ile başını kesti. Gergedanın bağırsaklarını yiyen ala doğanı da öldürdü ve başını kesti.Oğuz Kağan, Tanrı’ya yalvarırken karanlık bastı. Gökten ışık indi. Güneşten ve aydan parlaktı. alnında kutup yıldızı gibi parlak çok güzel bir kız duruyordu. kız gülünce Gök Tanrı gülüyor, kız ağlayınca Gök Tanrı da ağlıyordu. Oğuz kızı sevdi ve evlendi.*kız üç oğlan çocuk doğurdu. Çocuklara Gün, Ay ve Yıldız dediler.Oğuz ormanda ava çıktı gölde ağaç gördü. Ağaç kovuğunda gözü gökten gök, saçı ırmak inci dişli bir kız oturuyordu. Yeryüzü halkı bu güzelliğe dayanamaz ölürdü Oğuz aşık oldu ve evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oğuz’un bu kızdan da üç oğlu oldu. çocuklara Gök, Dağ ve Deniz isimlerini koydular.

*Oğuz Kağan büyük bir toy verdi. Kırk masa ve kırk sıra yapdı. yemekler, şaraplar, tatlılar, kımızlar içtiler. Toydan sonra Beylere ve halka Oğuz Kağan şunları söyledi Ben sizlere kağan oldum Alalım yay ile kalkan Nişan olsun bize buyan Bozkurt olsun bize uran Oğuz Kağan toydan sonra dünyanın dört tarafına elçilerle şu mektubu gönderdi: “Ben Uygurların kağanıyım ve yeryüzünün kağanı olmam gerekir. Sizden itaat dilerim. Kim emirlerime baş eğerse, hediyelerini kabul eder ve dost edinirim. Kim baş eğmezse, gazaba gelirim. Onu düşman bilirim. savaşır ve yok ettiririm. Altun Kağan, Oğuz Kağan’a altın ve taş hediye etti itaat ederek dostluk kurdu. Oğuz Kağanın solunda askerleri ve şehirleri çok olan Urum Kağan vardı. *Urum Kağan Oğuz Kağanı dinlemez ve kabul etmezdi. Oğuz Kağan gazaba geldi, bayrağını açtı ve askerleriyle Urum Kağana yürüdü. Kırk gün sonra Buz Dağında Çadırını kurdurdu ve uyudu. Tan ağarınca Oğuz Kağanın çadırına güneş gibi bir ışık girdi .gök tüylü gök yeleli büyük erkek kurt çıktı. Kurt: “Ey Oğuz, sen Urum üzerine yürümek istiyorsun; Ey Oğuz senin önünde yürüyeceğim.” dedi. Oğuz çadırını toplattırdı ve ordusuyla kurdu izledil Gök tüylü gök yeleli kurt İtil Müren denizi yakınındaki Kara dağın eteğinde durdu.Urum Han’ın ordusu ile Oğuz Kağan arasında büyük savaş oldu. Oğuz savaşı kazandı, Urum Han’ın hanlığını ve halkını aldı. Oğuz ve askerleri Gök tüylü ve gök yeleli kurdu izleyerek itil ırmağına geldi Oğuz Kağan’ın beylerinden Uluğ Bey İtil Irmağını geçmek için ağaçlardan sal yaptı karşıya geçtiler. Oğuz’un Uluğ Bey’e “Kıpçak” adını verdi.

*Gök tüylü gök yeleli kurdla yola devam ettiler. Oğuz Kağan’ın sevdiği alaca atı Buz Dağa kaçtı. Oğuzun üzüldüğünü gören kahraman beylerinden biri Buz Dağa çıktı ve dokuz gün sonra alaca atı bularak döndü. Oğuz atını bulan kahraman beye Sen beylere baş ol. Senin adın Karluk olsun.” dedi. gök tüylü ve gök yeleli kurt durdu. Çürçet yurdu Oğuz Kağana boyun eğmeyince davaş başladı. Oğuz Çürçet Kağını yendi ve halkını kendisine bağladı.Oğuz ordusunun önünde yürüyen gök tüylü gök yeleli erkek kurtla Hint, Tangut, Suriye, gibi pek çok yeri savaşarak kazandı vülkesine kattı. Düşmanlar üzüldü, dostlar sevindi. Pek çok ganimet ve atla birlikte eve dönüldü.Oğuz Kağan’ın tecrübeli veziri Uluğ Bey rüyada altın yay ve üç gümüş ok gördü. Altın yay gün doğusundan gün batısına uzanıyordu. Üç gümüş ok kuzeye doğru gidiyordu. Oğuz rüyayı dinleyince yurdunu evlatlarına paylaştırdı.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:21 #18
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak şırnakkültürturizm.gov.tr

Mem u Zin

*Cizre hükümdarlarından Emir Abdal oğlu Emir Zeynuddin zamanında 1451 yılında meydana gelmiştir.Mem u Zin hayat hikayesini Hakkarili Şeyh Ahmed-i Hani manzum şekilde kaleme almıştır.Ölümlerinden 240 yıl sonra Cizre’ye gelmiş ve eseri 1690 yılında yazmıştır. Kötülük ikiyüzlülük, fitne ve fesatçılık dalkavukluk Bekir’de Doğruluk iyilik suçsuzluk zayıflık ve çaresizlik Memo ve Zinde toplanmıştır. Zamanın yaşantısını,büyük bir ustalıkla işlenmiştir. Eser, Türkçe,Farsça,Arapça, Fransızca ve Rusça’ya tercüme edilmiştir hikaye Anadoluda özellikle Doğu ve Güneydoğuda çok tanınmıştır. Okumamış kimseler dahi,bazı bölümlerini ezbere kaside şeklinde okurlar.turistler tarafından türbeleri devamlı ziyaret edilir.*bu güne kadar türbeleri restore edilmemiş ve bakılmamıştır. Kültür Bakanlığınca korunmaya alınmışdır.Cizre Beyi,Ebdal oğlu Mir Zeynuddin’in ZİN ve SİTİ adlarında çok güzel iki bacısı vardı.Zin beyaz tenli ve beyin canciğeriydi,Siti ise,esmerimsi ve bir selviydi.Tacdin,Beyin Divan Vezirinin oğluydu. Tacdin’in babası İskender’in iki oğlu vardı.Bunlara Arif ve Çeko denirdi.Tacdin’in kardeşleri Çeko ve Arif,şahinler gibi kuşları kapıp kaçıracak şekilde kurnazdılar. kahraman Memo ise,Memıalan lakabıyla şöhret bulmuş Divan katibinin oğlu ve Tacdin’in kardeşi ve ahiret dostuydu.baharın müjdesi olan Mart ayında eğlence ve bayram tertip edilirdi.Cizre halkı çoluk-çocuk kıra çıkar, gençler birbirlerini İslama uygun şekilde görür,beğenir ve eş bulurlardı.

*İhtiyarlar ve çocuklar uzun kış günlerini unutmak için bayram eğlencelerine katılırlardı. Memo ile Tacdin kendilerine kızlar süsü verip çarşıya çıktılar.Çarşıda iki erkek kıyafetli insan görünce bayıldılar.Siti ile Zin bu bayan kıyafetli iki erkeği süzerek,kendi yüzüklerini onların parmaklarına geçirdiler Memo ile Tacdin ayrıldıklarında herkes bezgin ve sersemdi başlarına geleni anlatırken;
Tacdin,Kardeşim,elinde mücevher var üzerinde ZİN adı kazılmış” dedi.Memo’nun parmağındaki yüzüğü görmek için Tacdin elini uzatınca,Memo da onun parmağında SİTİ yazılmış bir elmas yüzük gördü Siti ve Zin olayı gizlice dadıya anlattılar.dadı her iki erkeğin adlarını ortaya çıkarttı.hekim kılığına girerek,hastalara şifa amacıyla Cizre’nin sokaklarına daldı.*komşuları onu Tacdin ve Memo’ya götürdüler. doktor kadın kılığında olan Heyzebun Bizi yalnız bırakın Tacdin ve Memi’ye iki kızın aşık olduklarını söyledi yüzükleri istedi.Memo yüzüğünü vermeyerek: Bununla yaşıyorum ben” dedi.Memo ve Tacdine aşık olan iki kız,dadıları Heyzebun’un anlatıklarıyla aşkları alevlendi Aşkları had safhasına ulaşan Memo ile Tacdin,Cizre alimleri,adliyecileri Cizre Bey’i Mir Zeynuddin’in huzuruna dönür çıktılar. Siti’yi Tacdin’e istiyorlardı.Bey Layık gördüğünüz üstün vekil kimse gelip otursun” dedi.Tacdin’in vekil kardeşi Çeko Bey’in eteğini öptü. davullar,rubablar, çalgılar çalındı düğün şerbeti içildi Bey,geniş ve zengin bir sofra çekti. Davul,zurna,ud,keman, tanbur,çeng, santur ile neyler çalındı.

*Tacdin ve Siti için yedi gün yedi gece düğün yapıldı.Gerdeğe girdiklerinde,gerçek dost ve arkadaşı Memo, kapıda onları silahıyla bekledi.
Soyca Botanlı olmayıp,aslen iranlı Merguverli Bekir adında fitneci,dedikoducu, ikiyüzlü olan bir adam vardı.Bu Bekir kahveci idi.Halk Beko olarak çağırırdı.Bu adamın kötülüklerini bilen Tacdin,Bey’e bu adamın bu kapıya layık olmadığını söylerdi. Ancak Bey eğirmenimiz onunla dönüyor.Köpekler de kapıcıdır”,derdi.şeytan Bekir,Bey’i sinire getirmek için söyle dedi:Beyim,Siti’yi çok telef verdiniz.Kayser,Kisra, isteseydi böyle çabuk vermezdiniz”dedi.Bey cevap verdi:“Ey bedbaht, Tacdin ve Memo’yu onlara değişirmiyim.Savaş olduğunda bize ikiyüz esir getiriyorlar”
*Bey’e tesir edemeyen dedikoducu Bekir, başka şeyler tasarladı“Efendim,Tacdin Zin’i Memo’ya vermiş”Bey:”Neden bana sormadı acaba.kalmamış korkusu? Bekir:”Bilmiyormusunuz Beyim,orası öyledir.Yiğittir,,beyzadedir” Bey:”Gönlümde Zin’i Memo ile şereflendirip vermek vardı.Artık atalarım Hz.Halid-in ruhlarına and içerim ki;Zin’i karı olarak Memo’ya vermiyeceğim.Başından bezmiş ise Zin,istesin bakalım”dedi. Cizre Kalesi ile Dicle Nehri arasındaki büyük bahçede türlü türlü ağaçlar,evcil ve yabani hayvanlar bulunurdu Beybahçesi denilirdi.ağaçlar,güller bitkiler sıktı insanlar birbirlerini görmezlerdi.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-06-18, 03:22 #19
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak şırnakkültürturizm.gov.tr

Mem u Zin

*Bey ve Cizre halkı ava giderler.Mem bir yere ayrılmaz,Zin hükümdar ağabeyi Mir Zeynuddin’in bahçesine gider.Zin’i takip eden Memo,Zin’in bahçeye girdiğini görünce, bahçeye Zin,Memo’yu görünce yıkılıverir Memo gül ve reyhanlara şöyle der:“Ey gül sen nazeninsin, Sen nerde,Zin’in yüzü nerde?Ey gül senin güzel kokun var,Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.Fakat siz yarimin zülfüne benzemezsiniz.İkiniz de arsız ve hazversiniz.
Ey bülbül sen aşk adamısın,Kırmızı gül mumunun pervanesisin.Benim Zin’im senin kırmız gülanden şendir.Benim bahtım senin talihinden daha karadır.
Ey sonucu iyi olan büybül Asıl bülbül benim.
Boşuna kendini niçin kötü yapıyorsun.İlkbaharda gül bahçeleri Bir değil,yüzbinlerce gül verirler.
Benzerleri çok olan yerler Huri ve melek bile olsalar Sebep olmaz onlar hiçbir yerde
Çünkü bulunurlar her yerde Bir tane olsa,eşsiz ve emsalsiz olsa O da Zin gibi ve Ankara gibi perde arkasında olsa Aşık o zaman neyle teselli bulur?
Sabretmeden,ölmeden,çaresi nedir onun?”

*Memo Zin’i görür ve dayanamayıp yere yuvarlanır.Memo’nun ayakları Zin’e değdiğinden Zin ayılır.Zin,Memo-nun ellerini avucuna alır ,Memo onun zülüflerinin kokusundan ayılır. dilleri çözülünce konuşurlar.Bey,avdan döndüğünde, davul-zurnalarla karşılanır.Yakaladıkları ceylanları, kurtları,tilkileri bahçeye salar Bahçeye giren Bey,şüphelenir Memo’yu görür.Memo şöyle der:
Beyim,biliyorsunuz hastayım.ava gittiğinizi duyunca canım sıkıldı.kendimi burda buldum” der.
Bey der ki bahçede birşeyler avladın mı Memo : bahçede bir ceylan buldum.Zülüfleri siyah kokusu güzel,sen geldiğin için Gizlendi. *Tacdin Zin’in gizlendiğini anladı.Bey’e Memo’nun hasta ve saralı olduğunu söyleyip,Tacdin Bey’i aldatıp Memo’ya gelip Kardeşim ne haldir” diye sorar.Zin’ saç örgülerini gösterir.Tacdin evini ateşe verdi.Feryadını yükseltti.Memo ile Zin’in kurtuluşu ve dostluk için evini feda etti.Emsali görülmemiş bir dostluk örneği gösterdi Zin ve Memo’nun aşkını Bekir hemen Bey’e anlattı .Bey çare emreder.Bekir der ki: “Beyim kendisiyle satranç oynayın diyerek Memo’yu bahçeye çağırtır.meyveler hazırlanır, yiyilir,içilir. bey Memo’ya:“Bu gün seninle savaşımız vardır: Kalk da karşıma geç Şüphesiz seninle savaşacak olan benim Ey alnı açık seninle şartımız: Sen ne istersen,bizim için de gönül dileği” der. sınavın kötü olacağını düşünen Bey’in yiğit oğlu GIRGİN Tacdin’e haber verir.Tacdin Çeko ve Arifle gelir. Memo çok müthiş bir satranç oyuncusudur Emir Zeynuddin’i üç el yener. şeytan Bekir, Beye yerlerini değiştirmelerini söyler.Yerlerini değiştirdiklerinde Memo’nun yüzü Zin’in aşkıyla satrancı unutur.Memo,yenilir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-06-18, 22:12 #20
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Destanlarımız türkülerimiz

Kaynak yumurtalıekmek.com

Türkülerin bilinmeyen hikayeleri!

Türküleri oluşturan hikayeler genellikle bilinmez.
Her yaştan, her insanın severek dinlediği sözleri oluşturulurken neler yaşanmıştır? ne hikayesi vardır Türkü,*hece*ölçüsüyle yazılmış, ezgi ile söylenen Türk halk şiiridir. Kelime anlamı, Türki yani Türk’e ait olandır. Türk halk edebiyatındandır anonimdir.
halka mal olmuş ve anonimleşmiştir.

Ordu’nun Dereleri

Yıllar önce Ordu köylerinden iki genç yaşarmış.
Maddi durumu iyi Mehmet maddi durumu iyi olmayan genç kız Hacer’e aşık olmuş.Genç kız güzelliği ile Mehmet’in aklını başından almış.
zerdali ağacında buluşurlarmış. Göz göze, saatlerin farkına varmazlarmış. Haset dolu kızlar
Dedikodularla Mehmet’in, sevdiğini ve köyünü terk etmesine neden olmuşlar Büyük bir acı ile yüreği yanık Hacer kız derenin yakınında çamaşır asarken dudaklarından eksik etmediği türküyle bütün köyü inletirmiş O günden bu güne bu türkü içli içli söylenir

Kara Tren

Yıl 1915, Osmanlı birçok cephede savaşıyordu. levazım ve savaşacak asker lazımdı.gidenlerin geri dönmediği, akıbetin bilinemediği günlerdi
kara trenler kara haber getiriyordu her kara tren bir ölüm haberiydi Yorgun, bitkin, kara tren acı çığlıklarla uzaklaşıyor. bekleyişler*ağıta dönüşüyordu

Gesi Bağları

Kayseri’de annesi ile yaşayan genç kız Kayseri Gesi kasabasına gelin gider.ulaşım zordur genç kız Kayseri’ye gidip gelemez ve annesine olan özlemi onu üzer. Kocası gamsızdır Genç kızla ilgilenmez. Kaynana kötü birisidir. Geline eziyet eder zaman geçer ve bir çocukları olur. Çocuğu ile avunmaya çalışır ama anne özlemi dinmemiştir. Annesinden
yıllar geçer ve kötü haber gelir annesinin ölür gelin üzüntüsünden Gesi bağları türküsünü söyleye söyleye dolaşır

Sarı Gelin

Eski dönemlerden birinde Çoruh Nehrinde Kıpçak Beyi’nin sarı saçlı kızı vardır. Erzurumlu genç Kıpçak Beyi’nin kızına aşık olur. Erzurumlu gencin ailesi ve Kıpçak Beyi karşı çıkar. sevdaya engel olurlar. Erzurumlu genç sevdasının peşinden gider. kızı kaçırır.iki sevdalı gencin peşine Kıpçak Beyi’nin adamları düşer. Erzurumlu genç, beyin adamlarınca öldürülür. sevda tarihin acılı sayfaları arasında kalır.

Hastane Önünde İncir Ağacı

Komşu kızı ile beşik kertmesi olan genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimine Yozgat Akdağmadenine gelir.Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermez.Genç İstanbul’da hastaneye yatar, incir ağacından aldığı ilhamla türkü söyler.
amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat’a getiremez. İstanbul’da kalır.

Hey On Beşli

Türkü Tokata aittir. Çanakkale Savaşında geçer.
On Beşli”, askere giden gencin takma ismidir.
Evindeki en küçük çocuk olan Tokatlı Halil o zamanlardaki kanuna göre evde en az bir erkeğin güvenlik için kalması gerektiğinden askerliği zorunlu olmayan biriydi o gönüllü olarak Çanakkale’ye gitti.Geride kalan annesini Rum çeteler katleder. sözlüsü kaçırılır. Sözlüsü çok zor zamanlardan sonra Halil ile tekrar karşılaşır Halil onu yanlış anlar ve kavuşamazlar.

Fırat

Fırat Nehrinde yaşayan Hamo Dayı Urfa’da asker oğlunu ziyaret için atıyla yola çıkar.Fırat Nehri’nden atı huysuzlanır ve devrilir. Atıyla suya düşen adam boğulur. Ailesi günlerce Hamo Dayı’dan haber alamaz. nehirde boğulduğunu öğrenirler. eşi ve yakınları ağıtlar yakar acıyı dile getirirler.Yakılan ağıtlar Fırat Türküsü’nün hikayesidir

Kaynak on5yirmi5.com

Hekimoğlu Türküsünün hikayesi

*Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. anneden başka hiç kimsesi yoktur dürüst akıllı ve yiğittir Yörede egemen Gürcü Beyi vardır. Ağsa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Gürcü*Bey, iki gencin ilişkisini duyar duymaz Hekimoğlu'na savaş açar. Hekimoğlu merttir. Aynalı mavzeriyle tek başına buluşma; yerine gider. Gürcü Beyi sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. adamları Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, kurtulur. Bolu da tek başına yaşayan anasına şehirde duramayacağını bildirir. Anasıyla helalleşir dağa çıkar. *ölünceye kadar Hekimoğlu dağdadır.köylüleri kendisine kucak açar mertliği, yiğitliği ve doğruluğu köyü etkiler ve ona yardım ederler. Özellikle zenginlerden aldıklarıyla köye yardım eder.Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşüdür Bey, jandarmaya şikâyet eder Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu ele geçiremezler.*
Hekimoğlu kaçarken Beyin, iki amcaoğlunu öldürttüğünü haber alıyor Çiftlikte dost görünen Muhtarın evine gidiyor, muhtar ihbarda bulunur Hekimoğlu, kıstırılmıştır. namlular kurşun kusmaktadır.Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var Hekimoğlu, çatışmada. ölüyor. Atına atlıyor, ordu'ya
kadar geliyor ve burada ölüyor.*

*Hekimoğlu, erdemli başkaldırı örneğidir. Haklı nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halkda büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, ezenlerin düşmanıdır
Hekimoğlu denince, akla aynalı martini geliyor özelliği şudur. Hekimoğlu, özel yaptırdığı mavzerinin üstüne ayna taktırıyor. Çatışmada aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, hedefini şaşırmasına yol açıyor. *Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, aynalı martin le özdeşleşmiştir
*Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım kendi nefsime
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu geliyor aslan yürekli
Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye Fatsa bir oldu başedemedim
Pencereden baktım kırat geliyor
Kıratın üstünde paşa geliyor
İster vali gelsin isterse paşa
Gelme paşa gelme ben atmam boşa
Çok canları yakıyor martin demiri
Ünye Fatsa arası ordu kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu

*kaynak thewhitetree.org

Kiziroğlu Mustafa Bey hikayesi ve Türküsü

*Efendim çok sevdiğim bir hikaye ve türkü Kiziroğlu Mustafa Bey'i anlatayım. Kizir, Kars'ın Susuz ilçesine bağlı ufak bir köydür köyde yiğit biri kötülere karşı savaşmış namı Anadoluda Azerbaycanda dört bir yanda duyulmaya başlanmış. bu yiğit kizirlinin kendisinden yiğit bir oğlu olur ve adını Mustafa koyar. Küçük yaşta kılıç kuşanıp at binen Mustafa'nın şanı babasını geçer.
Aynı zamanlarda yaşayan Köroğlu ise Bolu'da zalimleri alt edip kötülüğe son verince diyar diyar gezer ve Karsa gelir. Kizir Dağları’nı yaran Ferro deresini mekan tutar. Köyün en hakim yerine kale kurar ve adaletsizlik benden sorulur." der.Kiziroğlu Mustafa kızar “Biz Osmanlıya sadık bir tebayız, yöremizde haydut, barındırmayız”. Ve iki yiğit savaşçı birbirlerini zalim bellerler. *Köroğlu Ben koskoca Bolu Beyini hizaya getirdim, adsız bir kizirden mi çekineceğim” der. Ve Mustafa Bey atı Ala Paça'nın sırtına bindiği gibi dikilir Köroğlunun karşısına. "Sen kimsin topraklarımda hüküm sürersin?" der. Er meydanına dövüş için sözleşirler. Köroğlu onbeşlik delikanlıya, Kırat ise Alapaça’ya bakar. rakiplerini ciddiye almaz, acır ve can yakmak istemezler ama ders vermeli, enselerine bir şaplak atmalıdırlar.*Köroğlu kolla kendini” diye haykırıp atını topuklar. Alapaça yay gibi fırlar. Kırat kenara sıçrar yenilmekten kurtulur Alapaça tekrar üzerlerine varır, yeniyetme gürzünü patlatır. Köroğlu kurtulur ama kargısı düşer, kalkanı yırtılır. Kiziroğlu kargısını yere atar, kalkanı taşa çalar. Köroğlu ilk kez ürperdiğini hisseder, ki yiğidin böylesi ile oyun oynaş olmaz.*

*Alapaça kartal hızıyla Kıratın böğrüne dalar. Köroğlu atıyla yuvarlanır Kiziroğluda atından iner,
Köroğlu ve Kiziroğlu günlerce yenişemezler. Mustafa Bey Alapaça'yı Kırat'ı alt etmiş vaziyette görünce “Ula benim atım, Köroğlu’nun atını alt etmiş duruyor. Ben Köroğlu’nu alt etmezsem halim nice olur” diyip Köroğlu'nu yere çalar. Tam kamasını çıkarmışken Köroğlu aman diler “Dur yiğit... karımla helalleşecek süre tanı” der. Köroğlu eve gidip olanları sazıyla sözüyle anlatır
*Bir hışmınan geldi geçti, peh peh peh peh,
Kiziroğlu Mustafa Bey, hey hey hey,
Bu dağları deldi geçti.Kiziroğlu kapı aralığından türküyü duyunca utanır. içeri girer. Mustafa Bey sarılıp köroğlunu öper. "Sen benden daha yiğitsin Köroğlu" der. Köroğlu da "Ben artık buradan gideyim burada senin gibi mert ve yiğit biri varken kalmak olmaz" der ve köyü terk edip batıya gider.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
dağlar, ezo, ezonun, iki, şitto

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 18:11
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018