Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 30-05-18, 07:19 #41
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi


Kaynak birhayalinpeşinde.com

Ne Cunda’sız Ayvalık, ne de Ayvalık’sız Cunda

*Küçükköy’de göreceklerinize inanamayacak, sanatın tüm güzelliğine bu şahit olacaksınız. o güzel insanlara selam olsun.geceleri Cunda’da bulunmak lazım. Ayvalık’ta gece hayatı yok.
Ayvalık’ta Tam bir yazlık bölge Daracık sokaklar, küçücük butik dükkanlar ve yeşilin, mavinin ve beyazın en çok yakıştığı sevimli tezgahlar.
*Özellikle Cunda’da, kurulan Cumartesi pazarı duraklarınızdan olabilir. bir çok dükkandan takılar, sabunlar, el işlemeleri satın alabilirsiniz. bölgenin halkı ile laflayıp, bir bardak çay için. İnanın seveceksiniz.Cundada yemek çok önemli.
Ege denizinde tutulan taze balıklar kendimden geçtiğim mezeleri Ege mutfağının en güzel örneklerinden olan Cunda ve Ayvalık, Ege bölgesi yemeklerine doyacaksınız Mezeler enfes. atom, levrek marin, karides güveç benim favorilerim. Ortalama ücret 50 TL

*Cunda’da İtalyan yemeklerini tadabilirsiniz
envai çeşit harika pizzalar ve muhteşem tatlılar 1 büyük pizza 25 TL Tatlılar 15 TL civarında idi. kişi başı 50 TL ücret ödeyerek, tıka basa doyabilirsiniz.
Cunda’da kahvesiz olmaz” Adres Taş kahve damla sakızlı kahveleri enfes. Adresi, Cunda kordonda.
Damlasakızlı dondurma yemeden Cunda’dan dönmeyin onlarca çeşit dondurma Mutlaka Cunda’da dondurmaları tatmalısınız. Ayvalık’ta tarihi sokaklarına gizlenmiş güzeller güzeli cafeler limonatalar, harika kahveler tadabileceğiniz tam bizlik bir yer. fotoğraf çekmekten yiyemedim ama miğdeme kazınmasa da, atmosferinin güzelliği ruhuma kazınmış *Ayvalık’ta yeme içme denince akla ilk gelen lezzet, Ayvalık tostu . Ayvalık’da Gezilecek Yerlerde Ayvalık ve civardaki köyleri Cundayı anlatacağım. Ayvalık’ın tarihi sokaklarına kendimi atmadan kuş seslerinin uyandırması ile güne tebessümle merhaba diyorum. Bu sesi insan özler, hasret duyar Ayvalık Bit Pazarı cumartesi günleri kuruluyor Envai çeşit hediyelik eşyalara tezgahları İnsanların samimiyeti güzel, muhabbetleri o kadar neşe dolu ki “Yahu neden burada yaşamıyorum ki !” diyerek kendime kızıyorum. Tarihi sokaklarda harika fotoğraflar sonraki durağım Ege denizi ile kavuşacağım Ayvalık kordonu Onlarca tekne sabah tur hazırlıkları yapıyor bir çayla yoluma devam ediyorum.

*Ayvalık Kordonunda adalara giden onlarca tekne ile maceraya ortak olabilirsiniz. akşam üzeri kordonda gelip mutlaka gün batımına eşlik edin Ege’nin ılık rüzgarı tebessüm etmenizi sağlayacaktır. Sarımsaklı plajı*: Türkiye’nin en uzun plajlarından yumuşacık kumu ile herkesi mest eden Sarımsaklı plajı Ayvalık’ta olmazsa olmazlardan. deniz-kum-güneş sevenlerdenseniz, plajda deniz keyfi yapabilirsiniz. her gelişimde ilk gelişim kadar mutlu oluyorum. Seviyorum türk coğrafyasını Akşam günbatımına gittiğim adres, Şeytan sofrası., Ayvalık’ı tepeden izlemek için enfes Hangi ülkeye gitsem, mutlaka gün batımına tanık olurum. hayatımın en güzel hastalığı. sizlere de tepede bir çay aldıktan sonra manzaranın keyfini sürmenizi öneririm.*Günbatımındaki o rengarenk görsel şov beni büyülüyor. Karşımda Midilli adası, sağ çaprazda Cunda ve en sağda ise Ayvalık manzarası enfes. hizmeti mevcut. her daim kalabalık. günbatımını kaçırmamak adına erken gelmek lazım.Ayvalık sahilden kalkan teknelerde biletinizi alabilirsiniz. Temmuz ve Ağustosda çok yoğun Ayvalık’ta tekne turu yapmayı düşünürseniz rezervasyonda fayda var.
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-18, 07:20 #42
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi


Kaynak birhayalinpeşinde.com

Ne Cunda’sız Ayvalık, ne de Ayvalık’sız Cunda

*Küçükköy sanat galerileri ile zenginliği nam salmış olan bir yer Ağzımın açık kaldığı, takdir etmekten kendimi alamadığım bir yer burası. Dinlerken gurur duyduğum, gözlerimin dolduğu bir yer. Adı Yeniçarohori yani Yeniçeri Köyü.Burası, ülkemizdeki azimli ve kararlı insanların neler yapabileceklerinin bir göstergesi Fatih Sultan Mehmet, 1462 yılında Middili adasını alabilmek ve bölgedeki güvenliği sağlamak adına, buraya 200’den fazla yeniçeri göndermiş. Mübadele sonrasında göçmenler, özellikle Boşnaklar yerleştirilmiş. köydeki herkes Sarımsaklı civarına yerleşmişler. bir türlü buradan kopamamışlar. şimdilerde köyü ayağa kaldırmak ve 400’den fazla taş evin bulunduğu küçük kasabayı yaşatmak adına girişimler başlamış. sanat atolyeleri kurulmuş. . Bayıldığım, hayran kaldığım eserlere Her şey orjial. Yıllar önce yaşayan köylülerin torunları, dede evlerini bozmadan tamir etmişler. Sanat galerileri, binanın aslı neyse onu bozmadan, yeniden inşa edilmiş.İnsanlar samimi, güler yüzlü ve gelecekte burası tüm köylere örnek olacak 5 sene içerisinde Küçükköy, sanatın ve saygının Ayvalık’daki adresi olacaktır.

*Eğer köye yolunuz düşerse, mutlaka sokakları gezin. sanat galerisini ziyaret edin. Kıraathane, müze, camii ve atölyeye mutlaka uğrayın
bölgeye has Boşnak böreğini yemeden ve yanında buz gibi ayranı içmeden dönmeyin. patatesli börek, hayatımda yediğim en iyi böreklerden birisi oldu.
Köy sanat üzerine kurulu. otelin sahibi resim öğretmeni otelin girişi öğretmenimizin harika eserler ile süslü. Çok sevdim çokkkk. Yukarıbey Bucağı Köyü*: Yeniçeri köyünden 1 saat uzaklıkta
Çam fıstığı ağaçlarının yemyeşil güzelliklerine şahit olarak kendimden geçiyorum. Ülkemizin en kaliteli çam fıstığı üretiliyor. yöreye has çam fıstığı tatlısını yedikten sonra, bir sonraki durağım Bağyüzü köyüne gidiyorum.*Bağyüzü Köyüne vardıktan sonra şirin bir meydan karşılıyor beni. Köy meydanındaki amcalar ile iki lafın belini kırdıktan sonra, kahvehanenin önünde çaylarımızı yudumluyoruz. İnsanların samimiyeti, sıcak kanlılığı ve senden hiç bir şey beklemeden sadece muhabbet etmeleri, beni benden alıyor. !
Biraz köyde dolaştıktan sonra, çam ağaçlarına hayran kalarak Ayvalık’a dönüyorum.Cunda, Ege yöremizin en önemli adalarından Ayvalık ile Cunda’yı bağlayan bir köprü var. o köprü, ülkemizin ilk Boğaz köprüsü. 1964 de inşa edilmiş. değerli. Şimdilerde yıkılıp, yenisi yapılıyor.

*Cunda Kordonu Cunda’ya geldiğimde, sol tarafımdaki kordon ilk durağım. hınca hınç dolan kordon Cıvıl cıvıl. Şen şakrak. Herkes gülüyor. Herkes mutlu. Herkes keyifli burada.Kordonda sonlarca kafe, restoran ve büfe yemek severleri kendine aşık ediyor. Ne ararsanız var. Benim tercihim, güzel bir yemek ve meşhur damlasakızlı dondurma “Karnım tok, sırtım pek.” felsefesini ilke edinmiş ben, hemen atıyorum kendimi sokaklara. Cunda’nın mis gibi arasokakları meydana uğrayıp, harika fotoğraflar çekiyorum. Cunda’da nereye gidilir ? ” diye sorsanız : Bilmem. Bırakın kendinizi sokaklara. Zaten çok büyük değil. akışına bırakın. her sokak, her meydan, her cadde güzel. Emin olun, Cunda’da yapılacak en güzel şey, sokaklarda kaybolmak Taksiyarhis Kilisesi Cunda sokaklarında kaybolurken olmazsa olmazlar listesinde nam-ı diğer Rahmi Koç müzesi, 1873 te inşa edilen bir kilise iken, 2003 yılında restrore edilimiş ve 2011 den itibaren Rahmi Koç’un katkıları ile müze haline getirilmiş.İçeriye girince büyüleniyorum. Zihnimdeki tek cümle Helal olsun.O kadar güzel korunmuş, öylesine güzel tasarlanmış ki; müzenin içerisinde yer alan oyuncak arabalar, trenler, tekneler, eski arabalar muhteşem yerleştirilmiş. Burayı görmeden dönmeyin
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-18, 07:20 #43
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi


Kaynak birhayalinpeşinde.com

Ne Cunda’sız Ayvalık, ne de Ayvalık’sız Cunda

Panaya Kilisesi*: Cunda’da yapılacaklar listemin en başında ne gelir biliyor musunuz ?*Panaya kilisesine kadar olan sokakları gezmek. Taş sokakları arşınlarken, eski evleri, rengarenk pencereleri enfes kapıları selamlayarak yürüyorum.1863 de inşa edilen ama günümüzde harabeye dönmüş kiliseyi görünce üzülüyorum 1944 depremine kadar ayakta kalan kilise, ne yazık ki zamanla yıkılmış, çıkan yangınla beraber yerle bir olmuş. görsellik beklemeyin.*Yel Değirmeni Panaya Kilisesi’nden sola dönüp, 100 metre ilerideki yel değirmenine ilerliyorum. Cunda’yı tepeden görebileceğiniz enfes bir yer.
asıl güzeli oİçerideki kütüphane. Aşıklar tepesinde yer alan yel değirmeni, bir şapel. 1835 yılından kalma bu yer, 1924 te mübadele sonrasında değerini yitirip, tahrip olmuş. değirmenden geriye günümüzdeki kısmı kalmış.Yıllar boyunca harabe kalan değirmen ve kilise, 2007 de Rahmi Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nın çalışmaları ile günümüzdeki halini almış. Emekli Büyükelçimiz Necdet Kent ve eşinin ismi bu yapıya verilmiş. Sonrasında ise Coca Cola grubunun üst düzey yöneticisi Muhtar Kent, babasının 1.300’den fazla kitabını buraya bağışlamış.sonrasında, bu güzel yapı meydana gelmiş. değerli bir yapı*Sırtımı yel değirmenine dayadıktan sonra, karşımda Ayvalık-Cunda manzarasına bakarak çayımı yudumlayıp, kendi kendime konuşuyorum: İyi ki gelmişim buraya. Ne güzelmişsin Cunda.Cunda merkezde dolandıktan sonra, biraz deniz-kum-güneş yapayım diyorum. Ada camping. Türkiye’nin en iyi kamp alanlarından sahili, restoranı ve konaklama tesisi ile harika bir yer. Cunda merkezden yaklaşık 20 dakikalık bir araç seyahatinden sonra vardığım tesiste, mis gibi denize atlayıp, keyif yapıyorum. Siz de, çadırınız, karavanınız ile gelip, Ada Camping : Cunda’da denize girilecek güzel yerlerden otel olarak da hizmet veriyorlar.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-05-18, 07:13 #44
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak gezilesiyer.com

Azerbaycan’da Gezilecek Yerler

*coğrafya ve yer şekillerinin etkisiyle farklı iklimler yaşayan Azerbaycan’da güneşli gün sayısı fazladır. Bu sebeple “Güneşli Azerbaycan” ismini hak etmektedir. Yaz aylarında güneşli günler bekliyor demektir. Ülkenin orta ve doğusunda astropikal iklim sürer. Güneydoğu yağışlıdır.Yemek kültürü Türkiye’ye çok yakındır Orta Doğu, Asya mutfaklarından etkilenmiştir.Alev Kuleleri*
Azerbaycan’ın Bakü kentinde bulunan, 3 kuleden oluşur. Yüksekliyi 190 m-dir. 2013 te “En iyi Otel ve Turizm kompleksi” ödülünü almıştır. manzara için binanın dış kaplaması LED ekranlarla örtülmüştür.
Kız Kulesi, Bakü’nün Abşeronun en muhteşem ve gizemli mimarlık abidesidir. Kale eski kale duvarlarının güneydoğu bölümünde, tarihi anıttır.
*Şirvanşahlar Sarayı, 15. yüzyılda Şirvanşahlar hanedanının şahı İbrahim Halilullah’ın döneminde yapılmışdır. Baküde şehrin İçeri Şeher olarak adlandırılan surlarındaki eski şehir bölümünde bulunmaktadır.Bibi Heybet türbesi Bakü yakınlarındaki Şıh kasabasındadır. yedinci imam, Hazreti Musa Kazım’ın (a.s) kızı ve sekizinci imam, Hazreti Ali Rıza’nın (a.s) kız kardeşi Hekime Hanımın adına yaptırılmıştır.Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan halı müzesi ve ülkenin en önemli müzelerindendir. Şehrin merkezinde deniz kenarına yakın Mikayıl Hüseynov Caddesinde bulunmaktadır. Bakü sahil şeridine paralel uzanan Bakü Bulvarı 1909 da açılmış. Geçtiğimiz yüzyılda başında Bakü petrol tacirlerinin ikametgâhı olarak seçilmiş bölge Deniz Kenarı Milli Parkı olarak adlandırılarak koruma altına alınmış.

*Kobustan Millî Parkı*Kobustan Milli Parkı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün Karadağda rayonunda yer alan dağlık bölgedir. Pek çok dağ geçidi barındırır 2007’de UNESCO, bölgeyi Dünya Mirası ilan etti. Şeki Hanları Sarayı Azerbaycan Şeki kentinde bulunan Şeki Hanlarının eski ikameti şimdi — müze. Dünyanın önemli tarihsel anıtı ve Yuxarı Baş” Devlet Tarih Rezervinin parçasıdır. Şeki Han Sarayı dünya anıtları listesindedir. Şeki hanlarının yaz sarayı 1762 yıllarında Azerbaycan’da ilk bağımsız hanlığın temelini atan Hacı Çelebi Han’ın torunu Hüseyin Han döneminde inşa edilmiştir.Yanar Dağ*bakünün 25 kilometre kuzeydoğusundadır. gezmeye değer olmasının nedeni asla sönmeyen ve sürekli yanan bir ateş olduğudur. Alev arazinin altındaki gaz rezervlerinden kaynaklıdır.*Ateş Tapınağı*Ateş mabedi Ateşgah Bakü’ye 30 km mesafede, Abşeron yarımadasının Surahanı kasabasının güneydoğu kısmındadır. Ateşgah 16-18. yüzyılda doğal gazın çıktığı sönmez ateşlerin yerinde yapılmış ateş mabedidir. Mabedin en erken yapısı ahır 1713 yılına aittir. Merkezi secdegahı ise 1810 yılında tacir Kançanagaran tarafından yaptırılmıştır Çamur Volkanlarının neredeyse üçte birine sahip olan Azerbaycan, bölgelerinde dağınık bir izlenim veriyor. Bilimsel araştırma ve turistik gezi yapanlar çamur volkanlarını yakından görmek için can atıyor.Bayrak Meydanı*Rekorlar Kitabına 162 metrelik direği, 220 tonluk ağırlığı, 250 metrekare bayrak alanı ile giren meydan; Azerbaycan’ ın en çok ilgi gören turistik yerlerindendir*Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi*Organik mimarinin zirvesidir Haydar Aliyev Merkezi, Azerbaycan’ın kültürüne geçecek bir yapıdır içerisindeki konser salonunun akustiğini arttırmak için beyaz meşe kullanılan kültür merkezinde konferans salonu, kütüphane, medya merkezi, müze, ortak kullanım alanı, kapalı otopark, sanat galerileri, yapay göl ve göl kafeteryası yer alıyor.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-05-18, 07:14 #45
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak azerbaijans.com

AZERBAYCAN
***
Bayıl Kalesi

Bakü’nün Bayıl Burnu yakınında yerleşen ve deniz sularının altında kalmış tarihi mimarlık abidesidir. Şirvan-Abşeron mimarlık ekolünün en güzel eserlerindendir 18. yüzyılda inşa edilmiştir Bayıl kalesi Hazar denizinin suyunun kalkıp inmesiyle zamanla bazen denizin üzerine çıkar, bazen de sulara batarak görünmez olur. kale Sualtı Şehir” , “Bayıl Taşları”, “Sebayıl Kalesi”, “Karvansaray”, “Hanegah”, isimlerle anılsa da, *Bayıl kasrı adı ile tanınır. Bayıl kasrı adanın biçimine uygun planlanmıştır. Kalenin uzunluğu 180 m, orta eni 35 m’dir. Kale duvarları doğuda altı, batıda ise beş yarım daire burçla sağlama alınmıştır. Bayıl kasrının inşası *Moğol işgallerinin Orta Doğuyu sarstığı *bir dönemde 1235 yıında tamamlanmıştır. muhteşem kasrın ömrü çok kısa olmuştur. 1306 depreminde denize batmıştır.

Kız Kalesi

Bakü ve Abşeron’un en muhteşem ve gizemli mimarlık abidesidir. eski kale *duvarlarının güney doğusunda, Denizkenarı Park’ın yakınındadır Yüksek kule şeklindeki bu nadir abidenin tarihi ve mimari sırrı açığa kavuşturulamamıştır.
Yüksekliği 28 m, birinci katın çapı 16,5 m’dir. Birinci kat duvarının kalınlığı 5 m’ye ulaşır. Kalenin iç kısmı 8 kata ayrılmıştır. Her kat *yontma taşlarla yapılmış, kümbet şekilli tavanla örtülmüştür. Kale 1964 te müze olarak faaliyete başlamış, 2000 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır.Azerbaycan’ın simgelerindendir Azerbaycan parası üzerinde defalarca tasvir edilmiştir.

Şirvanşahlar Sarayı

15. yüzyılda Şirvanşah İbrahim Halilullahça döneminde yapılmış saray. Bakü’nün merkezinde, İçeri Şehirdedir. Orta Dogu’nun en görkemli mimarlık abidelerindendir. Buraya Şirvanşahlar Sarayı, Divanhane, Kеykubаt Mescidi, Şirvanşahlar türbesi Şah Mescidi Seyid Yahya Bakuvi Türbesi, Murad Kapısı Saray Hamamı ve Ovdan aittir. 1964 te ki koru alanı faaliyettedir devlet tarafından korunmaktadır. 2000 yılında UNESCO tarafından İçeri Şehir ve Kız Kalesi ile beraber Dünya Kültür Mirasına alınmıştır.

Ateşgah

Ateş mabedi Ateşgah Bakü’ye 30 km dir Abşeron yarımadasının Surahanı kasabasının güneydoğu kısmındadır. Ateşgah 16-18. yüzyılda doğal gazın çıktığı sönmez ateşlerin yerinde yapılmış ateş mabedidir. Mabedin en erken yapısı ahır 1713 yılına aittir. Merkez secdegahı ise 1810 yılında tacir Kançanagaran tarafından yaptırılmıştır.ateşgah, Hint guşenişinlerinin hücreleri ve hacılar için yapılmış odalardan oluşurdu. Ateşgah’ı Hintlilerin projesi üzere yerli ustalar yapmışlar.Ateşgah şehir hanlarına benzemektedir. Abide Midiya döneminden itibaren Azerbaycan’da yayılmış ateşgah tapınaklarını yansıtmaktadır. Hint mabetlerinin özelliklerini bulundurmaktadır.

Ramana Kalesi

Bakü’nün Ramana köyünde 16. yüzyıla ait bir kaledir. yüksekliği 15 metredir. Beyaz taştan yapılmış kalenin inşası belli değildir. Savunma amaçlı yapılmıştır ve Şirvanşahlarca kasır olarak kullanılmıştır.Ramana Kalesinden Kız Kalesine yeraltı yolu vardır.

Merdekan Kalesi

Bakü’nün Merdekan kasabasında eski bir kaledir. 14. yüzyılın ortalarında Şirvanşah Menuçehr’in oğlu Şirvanşah Ahsitan tarafından yaptırılmıştır. Merdekan kalesi Ahsitan’ın zaferi şerefine yükseltilmiştir. Kale feodallerin sığınağı olarak kullanılmıştır. yüksekliği 22 m, kalınlığı aşağıdan 2,10 m, yukarıdan ise 1,60 metredir. İç yapısı-İçeriden kale 5 bölüme ayrılmıştır.

Şıh Kalesi

Merdekan’da 16 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Gözetim mıntıkası Kaleye Merdekanlılar Işıg kalesi diyorlar. kalenin yerleştiği yer Seid Ebdülheyir şeyhe ait pay toprağı oldu yapının adı önceler Şeyh, Şıh kalesiydi. Zamanla İşık kale olarak değişmiştir. 1232 yılına dayanan kalenin taş kitabesinde Mesud oğlu Ebdülmecid tarafından inşa edildiği gösterilmiştir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-05-18, 07:15 #46
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak azerbaijans.com

AZERBAYCAN

Gobustan

Garadağ Gobustan kasabasında, başkent Bakü’den 56 km. mesafededir. Sahası 4 km’dir.Azerbaycan’ın en eski ve zengin tarihi abidelerindendir dünyada kaya üstü tasvirleriyle tanınmıştır Gobustan’da Azerbaycan halkının şahidi olan bir hayli kaya üstü tasvir, kamp, yaşam meskeni, mezar abideleri vs. vardır. Mezolit’ten Orta Çağa tüm dönemlerin abidelerini görmek mümkündür.

Azerbaycan Taş Sanatı - Eski Tarihi Abideler

Azerbaycan’da taştan yapılmış ve üstü işlenmiş taş abidelerin tarihi eski tarihe dayanır. Oyma, yonma, çizme tarzında taş üzerinde yapılmış tasvirlerin en eski numunelerine Ordubad Abşeron Merdekan, köylerinde ve Bakü şehrinden 60 km güneyde Hazar denizinde Gobustan kayalarında görülmektedir.

Ağoğlan» Kasır Kompleksi

tarihi abide Kosalar köyündedir 4-9. Yüzyıla, Kafkaz Albanyası dönemine aittir. Kasır dağın eteğinde yerleşir. dağın zirvesinde antik «gözetim kalesi» vardır. Kaleden «Ağoğlan» kasrına yeraltı geçitlerin olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. yeraltı yollar kasrın içerisindeki geçitlerin izleri Ermeni işgalinden önceki dönemde bulunamamıştır.

Hudaferin köprüleri

Azerbaycan’ın kuzeyi ile güneyini birleştiren, Ermeniler tarafından işgal edilmiş Cebrayıl ilçesindedir. Azerbaycan mimarlık sanatı incisidir Araz nehri üzerinde inşa edilmiş iki Hudaferin köprüsü bilinmektedir. birincisi Baş Hudaferin köprüsüdür. Buzunluğu 130, eni 6, yüksekliği 12 metredir. İkinci köprü 15 revaklı olmakla uzunluğu 200, eni 4,5 metre, yüksekliği 10 metredir. Baş Hudaferin köprüsünün daha eskidir köprü Ahameniş İmparatorluğu döneminde ağaçtan yapıldı Eldegezler döneminde ise taş ve tuğlayla onarıldığı Hudaferin köprüsü hz Muhammedin yakını Bekir bin Abdulla tarafından 736 da yapılmıştır. Hudaferin köprüsünün Makedonyalı İskender, yada Romalı Pompei tarafından yaptırıldığına dair söylentiler de*vardır.köprü Hindistan’dan başlayarak Yakın ve Orta Doğu ülkeleri, Rusya ve Batı Avrupa ve Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesinde *önemi olmuştur.

Elince Kalesi

Nahçivan-Marağa mimarlık okulunun en güzel numunelerindendir. adı 10. *yüzyıldan başlayarak “Alıncag”, “Alancıg” , “Elincek” ve “Elince” şeklinde geçen kale Nahçivan-Culfa yolu yakınında, Elinceçay’ın sağ sahilinde yalçın dağ üstündedir.
Elincegala’nın ne zaman yapıldığı konusunda araştırmacılar kalenin yaklaşık 2 bin yıl önce yapıldığını söylemekteler.“Dede Korkut” destanında Elincegala sağlam istihkam olarak tasvir edilir. Orta Çağ döneminde Elince adı kale, dağ, çay olarak geçmektedir. asırlar boyu Azerbaycan’ın ve Orta Şarkın hanedanlarına hizmet gösterse de tarihte Azerbaycan Atabeylerinin ikamet ve hazine yeri olarak tanınmıştır. en büyük askeri güçleri yenilgiye uğratan büyük cihangir Emir Timur’u bile hayrete düşürmüştür.

İspanlı diplomatı, Kastilya Kralı 3. Enrikon’un 1406 yıllarında Timur devletindeki elçisi Rüi Gonsales Elince kalesini *şu şekilde *tasvir eder “Elincegala yüksek ve sarp bir dağ üzerinde yerleşip duvar ve burçlarla çevrelenmiştir. Duvarların içinde, dağ yamaçlarında üzümlükler, bahçeler, tarlalar, otlaklar, çeşmeler ve havuzlar vardır. Kasır veya kale dağın zirvesinde yerleşir. Safevilerden sonra dağıntılara uğrasa da kale 19. yüzyılda da görevini ifa etmiştir.

Mömine Hatun Türbesi

ünlü Azerbaycan mimarı Ecemi Nahçivani’nin şah eseri ve Nahçivan mimarlık ekolünün en değerli abidelerindendir. Nahçivan şehrinin merkezinde — Atabeyler Mimarlık Kompleksinin içinde yer alır. Mömine Hatun türbesi aynı kompleksten günümüze ulaşan yegane abidedir. abidede *şöyle yazılmaktadır: ...bu türben dünyanın bilgili, adil meliki, büyük galip Şemseddin Nüsret ve el Müslüman Cahan Pehlevan Atabey Ebu Cefer Atabey Eldegiz ...dünyanın ve dinin celali, İslam’ın ve Müslümanların namusu Mömine Hatunun hatırası için inşa etmeği *emretti!...

Bezz Kalesi

Güney Azerbaycan Garadağ beldesinin Keleyber kasabasından 3 km güney doğudadır Hürremiler hareketinin önderi Babek’in barınaklarındandır Babek kalesi olarak tanınır.kazılarda Bizans ve Azerbaycan Atabey Eldegezler devletlerine ait sikkeler bulunmuştur. her yıl Babek’in doğum gününde Güney Azerbaycan Milli Uyanış Harekatının organize ettiği eylemde güneyli Azerbaycanlılar kaleye yürüyerek Halk kahramanını anıyorlar.

Erk Kalesi

Tebriz şehrindedir 13. yüzyılda Hülakülerin veziri Alişah tarafından inşa ettirilmiştir. Tebriz Alişah kasrı Erk kalesi bir zamanlar dünyanın en büyük Müslüman mimarlık abidesidir Abide onarılsa da hazırda dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Nedeni kalenin karşısındaki büyük caminin Erkin görüntüsünü neredeyse tamamen engellemesidir. Üç taraftan Erk görünmez olur. Sadece dördüncü taraftan bakıldığında meşhur kale, Tebriz’in simgesi görünür

Şamahı kalesi

Şamahı kalesi Orta Çağda Şamahı şehrinin savunulması amacıyla inşa edilmiştir. 11-12. yüzyıllarda Şirvan şehirlerinin savunma istihkamları yapılmıştır. 1045 te Şirvanşah Gubad Şirvan’ın baş şehri Şamahı’da yontulmuş beyaz taştan yeni sağlam kale duvarları ve demir kapılar yaptırmıştır.
SSCB dönemi kazılarında bulunan duvar kalıntıları Şirvanşah Gubad’ın yaptırdığı Şamahı İç kalesinın kalıntısıdır. Bu çağda Bala kalede Şirvanşahlar’ın yeni saray kompleksi yapılmıştır. Şamahı’nın ikinci iç kalesi Gülüstan kalesi 12. yüzyılda güçlendirilmiştir. başkent Şamahı’yla ilgili o dönemin yazarları demir kapılı, taş duvarlı alınmaz kale, ihtişamlı güzel şehir gibi tasvirler kullanmışlardır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-07-18, 22:21 #47
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak gezilecekyerler.com

Bitlis’de Gezilecek 10 Yer


Bitlis 341.225 nüfusu ile Ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde bulunan harika bir şehirdir. Bitlis’e bağlı 7 ilçe bulunur. Ahlat, Adilcevaz, Güroymak,*Hizan, Mutki ,Tatvan ve İl Merkezi

Bitlis’in doğal güzelliklerinden biri hiç şüphesiz Nemrut Dağında bulunan Nemrut Krater Gölüdür. Nemrut Gölü dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük krater gölüdür. Bitlis’e 26 km uzaklıkta Tatvan’a ise 15 km uzaklıktadır. Doğa güzelliği, mavi ve yeşilin uyumu ile hayranlık uyandıran Nemrut Gölüne*ulaşmak doğal güzelliği yakından seyretmek için Bitlis’in Tatvan ilçesine gitmeniz gerekiyor. Van Gölünün kıyısında bulunan Tatvan’a Bitlis merkezden kalkan arabalar ile*ulaşabilirsiniz. Buradan Nemrut Dağına; Tatvan’ın muhteşem güzelliği ve Van gölünün ihtişamlı görüntüsü eşliğinde ulaşacaksınız.Doğa güzelliği ile büyülemeye hazır Nemrut Gölü Nemrut Dağında volkanik patlamayla oluşmuştur.

Nemrut Dağının zirvesinde biri sıcak biri soğuk ol
iki krater gölü bulunur. Volkanik faaliyetlerle oluşan soğuk ve sıcak gölün bir arada buluşması doğanın tüm güzelliğini gözler önüne serer. Sıcak gölde kaplıca tadında vakit geçirebilir yüzebilirsiniz. Kar ve kaynak suları ile beslenen Nemrut krater gölünün suyu tatlıdır. Normal içme suyu lezzetinde göl canlıların yaşaması için uygundur. Yöre halkı tarafından Nemrut gölüne bırakılan aynalı sazan balığı kısa sürede çoğalmış bölgede balıkçılık yapılmasına sebep olmuştur. olta ile balık tutmanın zevkini yaşayabilirsiniz. tatlı suya sahip Nemrut Gölünde sazan balığının tadına bakabilirsiniz.

Nemrut Krater Gölünün çevresi ilkbahar ve yaz aylarında tabiat harikasıdır. İlkbahar ve yazın doğanın muhteşem yeşil ve çiçekli örtüsüne bürünen çevresi ve gölün mavi güzelliği görülmeye değer. Rengarenk çiçeklerin açtığı ve*yeşilliğin bol olduğu bölgede harika doğa fotoğrafları çekebilirsiniz. Nemrut Dağının zirvesindeki bu yerde eşsiz manzaralara şahit olacaksınız. ziyaretçi akımına uğrayan Nemrut Krater Gölü doğaseverlerin gözde yeridir. Temiz bir havaya sahip bu yerde doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. kuşların sesleri adeta doğa musikisi oluşturuyor. musikinin eşliğinde rengarenk çeşitli çiçekler arsında yürümenin doğanın tadını çıkarmanın keyfine varmalısınız.

Piknik alanlarının olduğu mekanda sevdiklerinizle keyif verici piknik yapın. kamp grubunuzla geceyi geçirin doğa harikası bu yerde gün batımını ve güneşin doğuşunu kaçırmayın Harika gün batımı ve gün doğumu fotoğrafları çekebilirsiniz.
Nemrut Gölünün çevresinde ilkbahar ve yaz aylarında konserler, yüzme yarışları, yelken gösterileri düzenlenmektedir. doğanın keyfini çıkarmak hem de farklı ilgi alanlarına hitap eden etkinliklere katılmak istiyorsanız mart ve eylülde burada bulunun Güzelliği sadece yaz ayları ile sınırlı olmayan Nemrut Krater Gölü kış ayında ise karın yağmasıyla ayrı güzelliğe bürünüyor. Kışın gölün bulunduğu Nemrut Dağında kayak yapabilirsiniz. Yaz kış ayrı güzel muhakkak ziyaret etmelisiniz.

Bitlis Kalesi

Bitlis*tarihe tanıklık etmiş, Selçuklu ve Osmanlı devletine ev sahipliği yapmış şehirlerdendir oldukça zengin bir geçmişe sahiptir. İki büyük devlete ev sahipliği yapmıştır Bitlis’te*gezip görülmesi gereken yerler fazladır. Bitlis kakesi Bitlisin*merkezindeki çarşının hemen içerisindedir iki derenin birleştiği yerde dik yamaçlara sahip bir kayanın üzerine kurulmuştur. Kale içerisinde bulunan yüksek bir burca kurulu olan Kanlıkule halk arasında anlatılan hikayeye göre; Kral idam etmek istediklerini bu yüksek burçtan aşağıya atarak idam ettiği için kanlıkule adını almıştır. Kalenin içerisinde Han sarayı vardır. Bugün sadece kalıntıları kalmıştır kalede*gözetleme kulesi, demir kapı, erzak ve askeri mühimmatlar mağaralar bulunmaktadır.

Dik yamaçlara sahip dikdörtgen biçimli kalenin savunma hendeği yoktur. kalenin içine girmek mümkün değildir. Bitlis’e ihtişamlı ve heybetli bir görüntü veren kale restorasyonlarla korunmaya çalışılmıştır. Şehir merkezindeki kaleye ulaşım problemi yoktur sarp bir kayalıktadır kalenin içine girmek mümkün değildir Dış görünüşü ile tarihi seyir keyfi veren kale görülmeye değer

Süphan Dağı

Süphan Dağı; Bitlis Adilcevaz sınırlarındadır Türkiye’nin üçüncü büyük dağıdır heybetli görüntüsü ve Van Gölü manzarası ile bir doğa harikası oluşturur Bitlis’te gezilip görülmesi gereken yerlerdendir. Süphan dağına haziran, temmuz, ağustos ve eylülde tırmanabilirsiniz. Süphan Dağına çıkmak için Adilcevaz’a*ulaşmanız gerekmektedir.*Dağcıların vazgeçilmezi Suphan Dağına Yaklaşık on saat süren doruk tırmanışı yorucu olsa da heybetli bir görüntüye sahip bu dağa tırmanırken adrenalin yaşayacaksınız. harika Van Gölü manzaraları ile karşılaşacaksınız.
Yorucu ve uzun süren tırmanışda göreceğiniz Van gölü ve*Tatvan*manzarası tüm yorgunluğunuzu alacaktır. Süphan Dağının zirvesinde küçük buzul gölleri bulunmaktadır.

dağın zirvesinde tarihi kırklar mezarlığı bulunmaktadır. Kırklar mezarlığında kırk tane şehit mezarı bulunmaktadır. Zirvedeki tarihi mezarlık görülmesi gereken yerlerdendir. Zirvede muhteşem bir Van Gölü manzarasına ve gün batımına şahit olacaksınız. Bu anı muhakkak fotoğraf ile ölümsüzleştirmelisiniz. Volkanik bir dağ olan Süphan Dağının çevresi verimli topraklara sahiptir. tarımcılık ilçeye katkıda bulunur. dağın çevresinde doğal su kaynakları vardır. Patnos, *Adilcevaz,* Ahlat*ve Malazgirt ilçelerinin su ihtiyacını karşılar
Süphan Dağının eşsiz görüntüsünü muhakkak görmelisiniz. *Bitlis’in Adilcevaz ilçesine yolunuz düşerse gizemli bir hazineyi andıran Süphan dağına uğramanızı tavsiye ederim.

Bitlis*Camiler

Bitlis‘te beş minare türküsünü bilmeyenimiz yoktur. Bu türküyü dinleyince yan yana beş minare varmış gibi hissetsek de şehrin farklı yerlerinde birbirinden ayrı tarihi yapıya sahip camiilerdir. Selçuklu zamanına ait Bitlis zengin mimarisi ile tarihe ışık tutan illerimizdendir. camiler Selçuklu devletinden kalmadır elliye yakın cami adı geçmesine karşın birçoğu kullanılamaz Bitlis, sayısız ibadet mekanına sahiptir. camiler, köklü tarihleri ve mimarileriyle göz doldurur Ulu Camii:*Bitlis şehir merkezindeki camiye ulaşım sıkıntısı yoktur. Yürüme mesafesindedir.Ebu’l Muzaffer Muhammed tarafından yapılmıştır. Dış görünüşü ile sıradan camiden uzaklaşmış konik külahlı dış görünüşü ile farklı bir görüntüye* ulaşmıştır. sonradan eklenen kule şeklindeki minare ile büyüleyici bir güzellik oluşturmuştur. Sürekli yerli ve yabancı turist alan camii; ibadet saatleri dışında sürekli ziyarete açıktır.

Gökmeydan Camii:*Bitlis merkezinde Gökmeydan mahallesindeki tarihi camiye ulaşmak için şehir merkezinden otobüse binebilirsiniz. Caminin mimarisi ve sonradan eklenen minaresi ile tarihi bir anıt bulunmaktadır. Minaresinde bulunan özverili işçilik, anıtsal kapıları ve tarihi kitabesi ile Osmanlı mimarisinin tüm güzelliklerini gözler önüne serer. Cami duvarında ve minaresinde geometrik şekiller büyük bir özenle yapılmıştır. Bitlis’e özgü kızıl andezit taşında yapılan cami iki katlıdır. İbadet saatleri dışında ziyarete açıktır bu caminin içini görebilir iyi bir işçiliğe sahip süslemelere şahitlik yapabilirsiniz.

Şerefiye Külliyesi ve Camii:*Şerefiye cami ve içeresindeki Külliye Bitlis şehir merkezindedir Şerefiye Külliyesi; cami medrese, türbe ve imarethaneden oluşur Tarihi bir dokuya sahiptir mimari zenginliği ve süslemeleri dikkat çeker mimari zenginliğe sahip içerinde birçok yapıyı barındıran külliyeyi ziyarete eklemelisiniz.
Sultaniye Camii:*Bitlis il merkezinde Alemdar Köprüsü’nün yakınlarındadır. Sultaniye Camii, iki katlı tarihi bir yapıdır. Sultaniye camisinin altındaki Şeyh Galip türbe ve zaviyesi yöre halkı tarafından yoğun ilgi görür Kureyşi Camii: Camii, Kureyşi semtindeki Zeydan Mahallesindedir 1810 da yapılan camii ilk yapımında zengin süslemelere sahip iken günümüzde tahrip olmuş işlemeler kalmamıştır. Buna rağmen iç ve dış mimarisi ile görülmeye değer. yanındaki Sultan Kureyşi türbesi yoğun ilgi görür

Adilcevaz Tuğrul Bey (Zal Paşa) Camii:*Adilcevaz yolunda göl kenarında olan camii tarih ve doğanın muhteşem uyumu ile görsel bir şölene dönüşüyor. Zal Paşa tarafından yenilenen cami zamanla onun ismi le anılmıştır. doğal güzelliğe sahiptir
Ahlat*İskender Paşa Camii:*Eski Ahlat kalesinde bulunan camii Yavuz Sultan*Selim*zamanında inşa edilmiş Sultan Süleyman döneminde genişletilmiştir. İskender Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti’nin zengin mimarisini temsil eder iç ve dış mimarisi ile harika bir güzelliğe sahiptir.

Bitlis Etnografya Müzesi

Bir şehri geçmişi ile tanımak istiyorsanız müzeye gitmelisiniz. Bitlis’in eski yaşayışını anlatan ve Bitlis’e özgü yöresel zenginliği barındıran Etnografya Müzesi 2005 te açılmıştır. Bitlis merkezindedir halka ücretsiz hizmet verir Pazartesi günleri dışında sürekli açıktır
Etnografya Müzesinde Bitlis yöresine ve tarihine özgü demir işçiliği, halı dokumacılığı, bastonculuk ve körükçülük gibi yöresel el sanatları bulmanız mümkündür Bitlis’in zengin tarihini ve yöresel güzelliklerini içinde barındıran müze görülmeye değerdir. bir tarih sayfasında geziniyor gibi hissedeceğiniz Bitlis Etnografya müzesini tavsiye ederim.*Ahlat’ta bulunan Selçuklu müzesi ve İslâhiye Medresesinde açılan Arkeoloji müzesini ziyaret edebilirsiniz.


İslahiye Medresesi

Bitlis merkezindedir. Bitlis’in en sağlam yapılarındandır Selçuklu döneminde yapılmıştır.
ziyaretçi akımına uğrar Bitlis’in merkezinde nur mahallesindedir kubbesiz dikdörtgen yapıdadır Süslü ve görkemli medresede; var olduğu dönemin en değerli sanatçı ve bilim adamları yetişmiştir. Tarihi ve mimari güzelliklere sahiptir medrese döneminin en iyi medresesidir. restorasyon edilen Islahiye Medresesi Bitlis Arkeoloji Müzesi olarak kullanılır. Tarihi birçok mirası içinde barındırır sağlam ve gösterişli mimarisi ile Islahiye Medresesi görülmesi gereken yerlerdendir.

El Aman Han

Anadolu’nun en büyük kervansaraylarındandır Bitlis ilinin*Tatvan*ilçesindedir. El Aman Hanı; dükkanları, cami ve hamamı ile bir külliyedir Osmanlı zamanında hayrat olarak yapılan El Aman Hanı uzun yıllar boyunca kervansaray olarak kullanılmıştır. Günümüzde halka açık sosyal tesistir
Osmanlı Döneminde yoldan geçenlerin konaklaması için kervansaray olan El Aman Hanı turizme kazandırılmıştır. her yıl yerli ve yabancı ziyaret akımına uğrar restoran, hamam, kahvaltı salonu, yöresel yemek mekanları, şark odaları, sinema salonu, kütüphane, bilardo, tenis, oyun ve internet salonları yer alır tarihi ve muhteşem görüntüsünün yanı sıra eğlenceli vakit geçireceğiniz bir yerdir hem tarihe şahitlik eder hem de Bitlis’e ait yöresel yemekleri tadabilirsiniz. eğlence merkezlerinde çok güzel vakit geçirirsiniz. Kendinizi hem tarih sahnesinde hissedeceğiniz modern yapısı ile etkileneceğiniz El Aman Hana uğramanızı tavsiye ediyorum.

Ahlat*Mezar Taşları

Bitlis’in ilçesi olan*Ahlat; Van Gölünün kıyısında yer alır. Uzun yıllar boyunca Selçuklu devletine ev sahipliği yapmıştır Ahlat’ ta Selçuklu Döneminin taş işçiliği ve inanışını en güzel şeklinde yansıtan mezar taşları görünümü ile Orhun Kitabelerini andırıyor. Selçukludan kalma Selçuklu mezar taşları Bitlis’in Ahlat ilçesindedir Türk- İslam mimarisinin en güzel örneği Ahlat Selçuklu Mezarlığı içerisindeki mezar taşları yaklaşık bin tanedir. önemli şahsiyetlere ait 118 adet anıtsal mezar bulunur tarihi bir açık hava sergisidir Selçukluya ait birçok mimari ve tarihi gerçekliğe ulaşmak mümkündür. Sıradan mezar taşlarından farklı bu tarihi mezarlar heybetli görüntüleri, taş işlemeciliği ve farklı şekilleri ile büyük bir güzellik arz ediyor.

Mezar taşlarında geometrik ve bitkisel motifler bulunmaktadır. Selçuklu mimari yapılarına özgü mihraplar ve motifler bu mezarlarda çok sıktır .
Bir milletin inancını yaşam biçimini hiç şüphesiz mezarları en güzel şekilde yansıtır.; eski Türk inancında ölen kişinin dirileceğine inanıldığı için değerli eşyaları ile birlikte gömülürdü. Yüz yıllar sonrasına ait bilgiyi günümüze kadar taşıyan mezarlar olmuştur. Birçok medeniyette insana verilen değer aynı şekilde ölünce de gösterilmek için çeşitli özelliklere sahip mezarlar yapılmıştır. mezar taşlarından ölen kişinin bayan mı erkek mi, zengin mi fakir mi olduğunu sosyal konumunu, dine bakışını, dini seviyesini öğrenmek mümkün.

Osmanlı ve Selçuklu Devletindeki mezar motifleri farklı anlamlar taşır. Osmanlı Devleti’ne ait mezar taşının üzerinde bulunan dalından kırılmış gül motifi bekar olarak ölen bayanı temsil ettiğini öğrendim. Bekar olarak ölen bayanın dalından kırılmış bir güle benzetilmesi ve mezarında incelikle anlatılması çok etkileyicidir. Ahlat Selçuklu mezar taşları da bu özelliktedir bu
Mezarı dolaştığınızda bazen kısa bazen çok yüksek boy da mezar taşları göreceksiniz. Bunun sebebi ölen kişinin sosyal konumuna göre mezar taşlarının yapılmasıdır. tanınan kişilerin mezar taşları yüksek iken sosyal konumu aşağıda bulunan birinin mezar taşı kısa boydadır. Selçuklu Mezar Taşlarının üzerinde bulunan kitabeler taş işçiliği ile görsel bir güzellik oluşturur

kitabelerde Kur’an-ı Kerim’den ölüm ve ahiret ile ilgili ayetler, Hadisi Şerifler, dua ve hikmetli sözler bulunmaktadır. ayet, hadis, dua ve hikmetli sözler dışında genelde Farsça yazılan ölen kişinin kim olduğu, unvanı, dini seviyesi ve kişisel özellikleri bulunmaktadır. ölen kişinin övülmeye değer yönlerinin ele alındığı övgü dolu sözler bulunur. Mezar taşlarındaki kitabelerde kitabeyi yazan kişinin ve motifleri çizen hattatın ismi ve imzası da bulunur Köklü bir geçmişe sahip ve birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ahlat tarihi ve mimari özelliklere sahip Selçuklu Mezarlığı ile ün kazanmıştır. Bitlis’e giderseniz sizi zamanda yolculuğa çıkaracak dünyanın faniliğini hatırlatacak Ahlat’ta bulunan mezar taşlarını ziyaret edin

Bitlis Kayak Merkezi

Doğu Anadolu bölgesinde Bitlis karasal ikliminden dolayı kışları karlı geçer. karın keyfini doyasıya çıkaracaksınız Çirtkaya Kayak Merkezi; Bitlis merkezde yer alır. ulaşımı kolaydır. 1969 da faaliyete geçen kayak merkezi sürekli ziyaretçi akımına uğraır. otoparklı tesisi vardır. orta ve zor seviyede pistler mevcuttur. Bitlis kayak merkezinde aralık ayı itibari ile kar kalınlığı iki metreye kadar*ulaşmaktadır. keyifli bir kar tatili yapabilirsiniz. Dik bir pisttir profesyonel ve deneyimli kayakçılar tarafından tercih ediliyor.
Tatvan Kayak Merkezi: Bitlis’in Tatvana 1.5 km uzaklıktadır Nemrut Dağının eteklerindeki kayak merkezi Nemrut kayak merkezi olarak bilinir. Bitlis’in en uzun ve en büyük kayak merkezidir. kayak sezonu aralık ayından başlayıp mart ayına kadar devam eder Van Gölü manzarası ile kayak yapacağınız keyifli vakitler geçireceğiniz bu yerde kayak için her seviyeye uygun pistler vardır. Büyük bir piste sahip olması ve Van gölünün en güzel manzaralarına sahip olmasından dolayı çok fazla ziyaretçi alır

Serinbayır Kayak merkezi Ahlat’tadır. Günübirlik bir tesise sahiptir Kayak merkezi 300 m uzunluğunda bir piste sahiptir. acemi ve orta seviyedeki kayakçılarca tercih edilir Bitlis Rahva kayak merkezi Rahva’da bulunmaktadır. her türlü imkana sahip iki pist bulunur orta seviyedeki kayakçılarca tercih edilir yolunuz kışın Bitlis’e düşerse kayakçıların uğradığı bu kayak merkezlerine uğrayıp karın keyfini çıkarın muhteşem tarihi ve doğa güzelliklerini görün

Bitlis Türbeleri ve Kümbetleri

Selçuklu ve Osmanlıya ev sahipliği yapan Bitlis’te Selçuklu ve Osmanlı devleti zamanından kalma birçok türbe ve kümbet bulunur Tarihi öneme sahiptir Abdurrahman Gazi Türbesi:*Ahlat’tadır Hz Osman zamanında yaşayan Sahabe -i Kiramdan olan Abdurrahman Gaziye aittir.*Emir Ali Kümbeti:*Harabe şehir yolu üzerinde bulunan bu kümbet, Ahlat kümbetleri içerisinde mimari ve tarihi yapısı ile en çok dikkat çekenidir.
Küfrevi Türbesi:*Küfrevi Konağı’nın bahçesine kurulu Küfrevi Türbesi mimari özellikleri bakımından Bitlis mimarisinden farklı bir özelliğe sahiptir. dış mimarisi ve görüntüsü ile İstanbul geç dönem türbelerini örnek alır. Usta Şagirt Kümbeti:*Van gölünün yakınlarındaki kümbet, Ahlat kümbetlerinin en büyüğüdür. İki katlı bu kümbetin altı mezar üstü mescittir.

Kaynak şanlıurfa.bel.tr

Şanlıurfa Tarihi


Rivayete göre eski Yunanlılar İdris Peygamberin insanlara şehirler kurmayı öğrettiğini ve onun devrinde 180 şehir kurulduğunu, en küçüğünün* Urhai*diğer okunuşla*Orhay yani*Urfa*olduğunu söylemektedir. rivayete göre İdris peygamber Nuh peygamberden önce geldiğinden Urfa Nuh tufanından önce kurulmuştur. Nuh tufanında bütün dünya gibi Urfa’da harap oldu. tufandan sonra dünya yeniden kuruldu ve tarihte ki yerini aldı. Yine rivayete göre Nuh tufanından sonra Babil’de hüküm süren Nemrut üç şehir inşa etmişti. Bunlardan biri de Urfa şehridir. önce*Arach* daha sonra zamanla Erech, Orhay,*Edessa*ve Ruha*isimlerini almıştır.
Urhai veya Orhay ismi, Urfa’nın ilk sakinleri Arami – Süryanilerin verdiği isimdir.

Urfa’ya gelen Helenler Edessa ismini verdiler. Edessa ismi “suyu bol” anlamındadır Urfa da içinden akan Karakoyunbderesi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Urfa’ya Edessa isminden başka suyu güzel çeşme anlamına gelen*“Kaliruha” adı da verilmiştir. İslam’ın fethinden sonra Müslüman Araplar tarafından “Kaliruha”nın “Kali” heceleri atılmış ve sadece*“Ruha”*heceleri kullanılmıştır. rivayete göre Orhay kelimesinin hafif bir değişikliğe uğratılmış Ruha denilmiştir. şehir, İslam’ın fethinden sonra Müslümanlar tarafından *“Ruha”*diye çağrılmıştır.*Osmanlı devrinde Urfa denilmeye başlanmıştır.

URFA’DA SELEFKOSLAR DEVRİ
Makedonya kralı*Büyük İskender* Urfa’yı M.Ö. 331 de zapt eder. Ön Asya’yı Çin’e kadar fetheder. Vefat edince, ülkesi komutanları arasında paylaştırılır. Bunlardan*Antiyochus,*Seleucus Nikator*ile birlikte bütün Anadolu ve Suriyeye hâkim olmuştu. Antiyochus’un ölümüyle Seleucus tek başına Suriye bölgesinde ve bütün büyük Asya’da Hindistan’a kadar Babilonya denilen bölgede 21 yıl hüküm sürdü. bu devlete Selefkoslar devleti denildi. Urfa, M.Ö. II. yüzyılda*Seleucos Nikator’un hâkimiyetine girer.*Edessa*isminin Selefkoslar zamanında Makedonya’dan bölgeye gelen Makedonyalılar tarafından verilmiş olduğu söylenilir. o zaman Urfa’nın yerlisi olan Süryaniler, Grekçe olan bu ismi kullanmamış, kendi dillerindeki Orhay’ı kullanmışlardır.

Selefkoslardan itibaren Urfa, uzun bir zaman Edessa ismi ile şöhret bulacaktır. Bugün bile Avrupa’nın kullandığı isim Helenlerin verdikleri Edessa ismidir.*Selefkosların birçok şehre verdiği Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelir. Urfa akan deresi ve kaynayan pınarlarıyla suyu bol bir şehirdi. Selefkoslar M.Ö.132 de İranlılarca yıkıldı. Bölgede Osrhoene ismi ile bir şehir devleti kuruldu.
Urfa’da kurulan ilk ve tek bağımsız devlet Osrhoene krallığıdır. İngiliz tarihçi Segal’ın belirttiğine göre Osrhoene adı Urfa’nın ilk adı Orhay’dan türemişdir. Osrhoene, Urfa ve çevresine birlikte verilen bir isimdir. rivayete göre Urfa krallığının adının*Osrhoene*olmadığı, bu ismin Urfa krallığının Roma hâkimiyetine geçtikten ve bir Roma eyaleti olduktan sonra bu eyalete verilmiş olduğudur Urfa kralları Abgar ismi ile çağrılırdı bu devlete Abgarlar devleti denildiği gibi Abgarlar dönemi de deniliyordu. Abgarlar Urfa’nın en meşhur dönemidir.

Urfa bağımsız bir devlet görünse de Roma’nın güdümünde bir devletti. Zaman zaman Roma’nın müdahalesi ile krallar değişiyor, yeni kralı Roma tayin ediyordu. Urfa devleti M.S. 244 de tamamen Roma eğemenliğine girdi Bu tarihten itibaren Urfa bir Roma şehri idi. 244 den itibaren Urfa, Roma imparatorluğunun Osrhoen adında bir eyaleti oldu ve artık Urfa’yı Roma valileri idare etdi Osrheon bölgesinin merkezi Urfa idi ve Urfa’ya bağlı on iki şehir bulunuyordu Romanın 395 de ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma Bizansın egemenliğine giren Urfa, Güney-doğu Roma’nın merkezi oldu. Urfa Müslümanlar tarafından fethedilmesine kadar 400 yıl Doğu Roma Bizans hâkimiyetinde kaldı.


636 tarihinde Kudüs’ün fethinde halife Hazreti Ömer (r.a.) Kudüs’e gitmişti. Fırat’ı geçerek Urfa’ya yaklaştı Urfa halkı Hazreti Ömer’i (r.a) karşılamaya çıktıkları ve Urfa’nın güvenliği hakkında kendisinden söz aldılar Halife Ömer, İyaz bin Ganem’i Güneydoğu Anadolu el-Cezire valiliğine tayin etmişti. İyaz b. Ganem, önce*“Pagan”*dininde Sabiî denen yıldızlara tapan Harranlılara teslimi teklif eder. Harranlılar, önce Urfa’ya gitmelerini anlaşmayı kabul ederlerse kendilerinin teslim olacaklarını söylediler. Bizans putperest olduğundan hıristiyan Harranlılara, Urfalılara zülum ediyordu. İslam ordusunun Harrana Harranlıların Bizans işkencelerinden kurtulma ümidiydi. Urfa Müslümanları kurtarıcı olarak karşıladı. İyaz bin Ganem Urfa halkı ile anlaştı. Güneydoğu Anadolu Müslümanlarla barış yaptılar.*Urfa 637 yılında fethedildi.

URFA’DA EMEVİLER DEVRİ

Hazreti Osman’ın halifeliğinde Şam valisi Muaviye, bölgeye Mudar kabilesinden Beni Temim ve Kays kabilelerini yerleştirmişti. Onun için Urfa’nın da içinde bulunduğu bölgeye “Diyar-ı Mudar” deniliyordu. Hazreti Osman’ın şehit edilmesinden sonra Halife Ali’nin (halifeliği 656–660) halifeliğini Şam valisi Muaviye tanımamıştı. O yüzden Muaviye’nin (halifeliği 660–680) Şam valiliği sırasında ve halifeliği zamanlarında, Urfa l Muaviye’nin idaresine girmiştir. Muaviye, yumuşak huyluluğu ve cömertliği ile müslüman kabilelerini
Ve Hristiyanları da hoşnut etmişti.
Velid bin Abdulmelik*(705–715) halife olduktan sonra el-Cezire güneydoğu Anadoluya kardeşi*Mesleme bin Abdulmelik’i vali tayin etti.*Mesleme Anadolu ve hatta İstanbul’a gazalar yapardı. devrin efsanevî kahramanı Battal Gazi (ölüm.740) Mesleme’nin komutanlarındandı.

Mesleme vali olunca, bölgenin merkezini Kinnesrin’den Harran’a taşıdı. İkamet için de bir saray inşa ettirdi.*Böylece Mesleme’den itibaren Güneydoğu valileri Harran’da ikamet ettiler Anadolu içlerine gazalar için buradan ordu sevk ettiler. Urfa ve Harran’ın fethedilmesi ile Urfa Anadolu’ya açılan bir kapı oldu. Anadoluya yapılan gazalar Urfa ve Harrandan yapılmıştır. Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) valileri Kinnesrin’den sonra bölgenin merkezi Harran’da otururlar ve Bizansa gönderilen orduları buradan idare ederlerdi.

URFA’DA ABBASİLER DEVRİ

Harran, Emevilerle Abbasiler arasındaki kanlı ve şiddetli savaşlara sahne olmuştur. Bu sırada Abbas oğullarının propagandasını yapanlar, Resulullah’ın (s.a.s.) amcası Hazreti Abbas ve oğullarına. biat ediyorlardı. vefatından sonra oğlu İbrahim’e biat ettiler. İmam İbrahim*diyorlardı. Emevi Halifesi Mervan (halifeliği 744–750), İmam İbrahimi Harran’da zindana attırdı. İmam İbrahim’in zindanda vefat etti (749) Abbas oğulları Abdullah es-Seffah’a 30 Kasım 749 da biat ederek halife yaptılar. ilk Abbasi halifesi Abdullah es-Seffah (halifeliği 749–754) oldu. Abbasiler Fıratta cereyan eden savaşta Emevileri yendiler Harran’a girdiler. Ve Urfa Abbasi egemenliğine girdi.

HAMDANİLER VE NUMEYRİLER *(905–1081)

Onuncu yüzyıldan itibaren Abbasilerin güçleri kalmamıştı. İslam ülkelerinde şehir devletçikleri oluşuyor valilikler bu şekilde yarı bağımsızlıklarını ilan ediyorlardı sadece halifeye dini hürmet gösteriyorlardı. 905 ten itibaren Hamdaniler (905–991) bölgeye hâkim olmuşlardı. On birinci yüzyılda Urfa*Numeyr oğullarından*(991–1081) Utayrın hâkimiyetinde idi. Utayr Hille’de oturuyor ve Urfa’yı da naibi Ahmed bin Muhammed yönetiyordu.

URFA’DA SELÇUKLULAR DEVRİ*(1086–1098)

1059 da Sultan Tuğrul’un (1040–1063) emriyle Alpaslan Harran’ı ele geçirdi. Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan Bizans İmparatoru Diyojen ile 1071 de yaptığı Malazgirt meydan muharebesini kazandı Urfa Müslümanlara bırakıldı. 1081 tarihinde Şerefüddevle Harran’ı zapt etmiş ve Urfa ile barış anlaşması yapmıştı. 1072 de Alpaslan’ın ölümü ile Selçuklu tahtına Alpaslan’ın oğlu Melikşah geçti. Büyük Selçuklu sultanı* Melikşah* (1073–1092), amcası oğlu Kutalmış (ö.1064) oğlu Süleymanşah’ı (ö.1086) Anadolu’ya göndererek Urfa ile Birecikte yerleşmelerini emretti. Sultan Melikşah’ın komutanlarından*Bozan*1086–87 de Urfa’yı kuşattı. Sultan Melikşah Urfa’yı zapt eden komutanı*Bozan’ı Urfa valiliğine tayin etti.

URFA’DA HAÇLI KONTLUĞU DEVRİ*(1098–1144)

Haçlı seferinde 1098–1099 da Kont Boudion emrinde Urfaya gelen Haçlılar, Urfa’nın Hristiyan valisi Toros’un davetiyle Urfa’ya girdiler. 1098 den itibaren Urfa Kontluğu kuruldu. Urfa Müslüman Türk ve Müslüman Araplara karşı Haçlıların hâkim oldukları bölgeleri koruyan güçlü bir kale oldu.

URFA’DA ZENGİLER DEVRİ*(1144–1182)
Urfa’nın Haçlı Kontluğu devrinde*İmadeddin Zengi(1127–1146), büyük Selçuklu devletinin Musul Atabeyiydi. Harran’ı üs olarak kullanan İmadeddin Zengi, 1144 de Haçlıların elindeki bulunan Urfaya yürümek istiyordu. O Haçlılar şehir dışına çıktığından şehir korumasızdı. Zengi Urfa’yı kuşattı. yirmi sekiz gün süresince yaptığı büyük bir savaş sonucu, şehre girdi İmadeddin Zengi Aralık 1144 de Urfa’yı Haçlılardan geri aldı.

URFA’DA EYYUBİLER DEVRİ*(1182–1260)

Sultan Salahaddin Eyyubî*(saltanatı.1174–1193),

Haçlılarla mücadele etmek niyetindeydi Urfa, Harran ve Rakka gibi sınır şehirlerini ele geçirmek istiyordu. 1182 de Urfa’yı çetin bir savaştan sonra Zengilerden aldı. Harran 1182 de Eyyubilerin hâkimiyetine girdi Sultan Salahaddin Harran’ı el-Cezire ve Musul bölgelerini üs olarak kullandı. Anadolu Selçuklularının Harran ve Urfa’yı kuşatması başarısız olunca, Eyyubi hükümdarı Salih Necmeddin 1236 da Urfa ve Harran’ı kendisine yardım eden Harezmlilere bıraktı.* Harezmlerin halka kötü davranışıyla 1241’de Halep Eyyubi hükümdarı Melik Nasır Urfa ve çevresini zaptetti Anadolu ve Suriyede İslam devletleri birbirleriyle savaşırken büyük tehlike de yaklaşıyor ve bütün İslam dünyasını tehdit ediyordu. Urfa ve çevresi 1244 de Moğolların öncü birlikleri Tatarların saldırısına uğradı.İslam dünyasına kâbus gibi çöken Moğollar, 1259–60 da Urfa’yı alarak Eyubilerin hâkimiyetine son verdiler. Eyyubilerin 75 yıl süren Urfa hâkimiyetleri son buldu.


URFA’DA MISIR MEMLUKLERİ DEVRİ

1300’ lerde Urfa ve el-Cezire bölgesinin büyük bir kısmı Mısır Memluklerinin kontrolündeydi Urfa’nın 1365–70 yıllarında memluklerin hâkimiyetinde olan urfa XIV. Yüzyıl ikinci yarısında ve XV. Yüzyılda Memluklar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasında el değiştirmiştir. Memlüklüler Harran kalesinde onarımlarda bulunmuşlardı.

URFA’DA KARAKOYUNLULAR DEVRİ

1362 de Urfa ve çevresinde Şii olan Karakoyunlular hâkim olmuşlardır 1300’ler de Moğollar Anadoluyu yakıp yıktı. 1300 den sonra Urfa, Timurluların saldırısına uğradı. 1387’de Anadolu içlerine giren Timur Han (ölüm 1405), Urfa’ya saldırarak tahrip etmiştir. Timurun Suriye seferi dönüşü Birecik’i sulh yoluyla Urfa’yı savaşarak topraklarına kattı. 1400 de ise Urfa yeniden imar edilmiştir. Urfa, XIV. Yüzyılda Döger emiri Dımaşk Hocanın (ölüm.1404) hâkimiyetinde idi.

URFA’DA AKKOYUNLULAR DEVRİ

1404 de Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey (ö.1435) Urfa’yı 1432 de zapt etti. Akkoyunlular zamanında Mısır askerlerinin saldırısına uğrayan Urfa, tahrip edilmiştir. 1457’de kardeşi Cihangir Mirza’nın elinden hâkimiyeti alan Uzun Hasan Akkoyunlu hükümdarı oldu. Uzun Hasan Urfa ve Diyarbakır için Mısır Memluk devletiyle mücadele etdi hükümet merkezi Diyarbakır iken, devletini Tebriz’e taşıdı.

URFA’DA SAFEVÎLER DEVRİ

Urfa, 1514 de Safevi hükümdarı Şah İsmail’in valisi Eçe Sultan Kaçar’ın elindeydi. Sünni mezhebindeki Urfalılar, Şii mezhebinde olan Safevilerin baskısına tahammül etmek zorunda kalıyordu. Safeviler Sünni âlimlere çok baskı yapıyordu Şah İsmail Diyarbakır ve Urfa’da birçok âlimi Sünni oldukları için öldürttü. Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han, 1514’te İran seferinde Akkoyunlu şehzadelerinden Osmanlıya sığınan Murat Bey (ö.1514) komutasında bir kuvvet göndererek Diyarbakır’ı zapt etti. Urfa valisi olan Eçe Sultan, bu kuvveti bozdu ve Urfa bir müddet daha Safevilerin elinde kaldı İbrahim Gülşenî (1426–1534) Halveti tarikatı şeyhi Diyarbakır’daydı. Şah İsmail’in baskısı üzerine Urfa’ya uğramış baskıya dayanamayarak Mısır’a gitmek zorunda kalmıştı

OSMANLI İDARESİNDE URFA

XVI. yüzyılda Mısır devletine bağlı Urfa, 5 Nisan 1517 de Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim tarafından alındı. sancak olarak Diyarbakır eyaletine bağlandı. İlk valisi Piri Bey oldu. Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) Bağdat seferinde Halep’e geçerken Urfa’ya uğramış iki gün Urfa’da kalmıştır. Sultan IV. Murat Bağdat seferine giderken Urfa’ya da uğramıştır. Evliya Çelebi’nin bildirdiğine göre 17. yüzyılda Urfa üç tuğlu paşalar tarafından idare edilmekte olup, dört mezhebe göre fetva veren bilgili kadılara sahipti. Urfa, Osmanlı idaresine geçmesinden sonra Sultan III. Mehmet (1595–1603) devrinde Celali isyanlarında 1599’da ve Sultan II. Mahmut (1808–1839) devrinde Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanında 1833-1839 yıllarında Osmanlı idaresinden çıksada Osmanlı ile bağı hiç kopmayan bir şehir olmuştur.

Cumhuriyetin ilanına kadar Osmanlı devletinin idaresinde sancak olarak kalmış ve sancak beyi tarafından idare edilmiştir. *Urfa 1865 e kadar Rakkanın merkezi olmuştur. eyalet paşası Urfa’da otururdu. vali paşalar, Urfa’da saraylar, camiler, medreseler, hamamlar gibi imarlarda bulundu. Dolayısıyla Urfa mamur bir şehirdi. Fakat Urfa, 1865’de sancak olarak Halepe bağlanınca*sadece mutasarrıf Urfa’da oturdu. Bu yüzden Urfa değerini kaybetti. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı mağlup olmuştu. Osmanlının bağımsız sancağı Urfa Mondros mütarekesini takip eden günlerde 24 Mart 1919 da İngiliz işgaline uğradı 1919 da Urfa 80.000 nufuslu idi. İyi bir araba yolu vardı ve şehir çok iyi inşa edilmiş güzel bir şehirdi.

Sokakları döşeliydi ve iyi ve çok kullanışlı bir su sistemi vardı.*İşgalcilerin gelişi ile Müslüman ve Hıristiyan Urfalılar işgalciletin baskısı altında kaldı. Altı ay sonra İngilizler şehri Fransızlara bırakdı. İngilizlerin Urfa’dan ayrılışı ile 30 Ekim 1919’da Fransızlar Urfa’yı işgal etti bütün Anadolu’da ve Urfa da işgalcilere karşı kurtuluş mücadelesine girişti. Fransızların tahriklerine kapılan Ermeni Hıristiyanlar Fransızlarla bir oldu yıllarca beraber yaşadıkları Urfa Müslümanları ile savaşdılar. Urfa Çetelerinin mücadelesi 11 Nisan 1920’de urfa Fransızlardan resmen temizlendi ve Türkiye Cumhuriyetine bağlandı. Hıristiyan halk Suriye’ye göç etti.


Kaynak ceylanpınar.bel.tr

Ceylanpınar Tarihçesi

Yukarı Mezopotamya olarak bilinen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kurulan Ceylanpınar'ın tarihi M.Ö.5000 yıllarına dayanır. İlçede, Asurlular, Hititliler, Abbasiler, Bizanslılar, Selçuklular Osmanlı İmparatorluğu uzun yıllar hâkimiyetini sürmüştür.
Asurlar döneminde kurullan Mırri Mutani devletine başkentlik yapan Ceylanpınar, Vaşşugar olarak anılmaktaydı.medeniyetlerin izlerine, tarım işletmeleri arazileri, Büyük Kepez ile Küçük Kepez Tepesinde rastlanmaktadır. Osmanlı döneminde Ceylanpınar'ın mülki yönden bağlı olduğu idari birim Suriyedeki Resulayn ilçesidir. Osmanlıda uygulanan toprak sisteminde, bugünkü Ceylanpınar ile Resulayn bölgesi"has arazisi" oluşturmaktaydı. Bu bölgenin en son sahibi İbrahim Milli Paşa'dır.

Osmanlının parçalanmasından ve Anadolunun işgalinden sonra kazanılan Kurtuluş Savaşı'yla, Şanlıurfa ili ve Ceylanpınar toprakları işgalden kurtarılmıştır. Ankara Antlaşması Türkiye ile Suriye arasında imzalandıktan sonra, sınırı 1921 de Çoban Bey İstasyonu'ndan Nusaybin'e kadar demiryolu ilerlemiş, ortadan ikiye sınırla ayrılarak bir tarafı Türkiye, diğer tarafı Fransa'nın kontrolünde bulunan Suriye topraklarında kalmıştır. Türkiye tarafında kalan bölüm Ceylanpınar (Serêkani), Suriye'de kalan bölüme Rasulayn (Serêkaniyê) olarak adlandırılmıştır.
Ceylanpınar'ın yerleşim yeri olarak ortaya çıkmasının başlangıcı, demiryolu üzerindeki TCDD İstasyonu ve istasyondaki işçilerin yapmış olduğu evler ile bir kaç çadırdı.

16 yıl sonra, 1937 de Ceylanpınar nahiye statüsüne kavuşmuş ve 1960 da Belediye kurulmuştur. İl merkezine 141 kilometre uzaklıktaki Ceylanpınar, 14.01.1982 de çıkartılan 2585 Sayılı Kanun'la Viranşehir'den ayrılarak ilçe haline gelmiştir.
Şanlıurfa İline bağlı bir ilçe olan Ceylanpınar, kuzeyinde Viranşehir, batısında Merkez ve Akçakale, doğusunda Mardin güneyinde de Suriye ile çevrilidir. İlçe toprakları Viranşehir Ovası'nda yer alır. İlçe topraklarını kuzeyde Karacadağ eteklerinden doğan Habur Çayı sular Şanlıurfa'ya 142 km uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 2.020 km2'dir. Köyleriyle birlikte toplam nüfusu 77.981'dir.*

İlçede Karasal iklim hüküm sürmekte yazlar sıcak ve kurak, kışlar yağışlı ve ılıman geçer. ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. tarımsal ürünlerin başında arpa, buğday, burçak, kenevir, pamuk, ayçiçeği, Antepfıstığı, mercimek, mısır, nohut ve yem bitkileri gelir. narenciye, sebze ve meyve de üretilmektedir. Hayvancılıkta sığır ve koyun yetiştirilir. İlçede 1943 te Devlet Üretme Çiftliği kurulmuş ilçe alanının 1.700 km2 sini kaplar. Türkiye'nin ve dünyanın en büyük çiftliklerindendir tarım, bahçe kültürü ve hayvancılık yapılmaktadır. Çiftlik Şanlıurfa'nın bütün tohumluk buğday ihtiyacını karşılar İlçenin İlkçağ tarihi ile ilgili bilgi olmamakla birlikte geçmiş tarihinin çok eskilere dayanır.

MÖ.2000'lerde Hititlerin ve Asurluların hâkimiyetine giren yöre MÖ.612'de Babillerde kalmıştır. Medler ve Persler yöreye egemen olmuş, Büyük İskender'in MÖ.332'de Anadolu'daki Pers hâkimiyetine son vermesinden sonra Urfa ile Birecik de Makedon egemenliğine girmiştir. Büyük İskender'in ölümüyle Seleukoslar yöreye hakim olmuş, bunu Osrhoene Krallığı ve Romalılar izlemiştir. Roma 395'te ikiye ayrılınca Doğu Roma Bizans sınırlarında kalmış, Bizanslılar ile Sasaniler arasında el değiştirmiştir. Yöre MS.640 da Arap istilasına uğramış, 661 de Emevilerin, 750'de Abbasilerin hâkimiyetine girmiştir.
Malazgirt Savaşı'ndan 1071 den sonra Selçuklular buraya kadar uzanmıştır

1087 de Urfa'nın Zengilerin eline geçmesinden sonra Urfa Ceylanpınar da Musul Atabeylerinin eline geçmiş, Eyyubiler ve Selçuklular arasında el değiştirmiştir. Moğol istilasına uğrayan yöre, Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferinde 1517 de Osmanlı topraklarına katılmıştır. I.Dünya Savaşı'ndan sonra İngilizlerin işgaline uğramıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1937'de Viranşehire bağlı bir bucak olmuş, 1960'ta Belediye teşkilatı kurulmuş 1982 de Şanlıurfa iline bağlı ilçe konumuna getirilmiştir.


Kaynak gezilecekyerler.com

Batman’da Gezilecek 10 Yer

Batman ili

Batman ilimiz Güneydoğu Anadoludadır 6 ilçesi vardır. Sason, Gercüş, Hasankeyf,*Kozluk, Beşiri il merkezidir. birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. medeniyetlerden her birinin ilimizde bir yapısı vardır. ilimizin sınırlarından geçen Dicle Nehri,*ilimize büyük önem kazandırır birçok tarihi yapısı bulunmaktadır.

Malabadi Köprüsü Diyarbakır-Batman yolu üzerindedir. İl merkezine 7 km uzaklıktadır. Artukoğulları tarafından 1147 de inşa edilmiştir. Günümüzde burada ulaşım yapılamıyor. Köprü üzerinde insan, hayvan, güneş motifleri vardır. eski heybeti ile hala ayaktadır

İmam Abdullah Türbesi türbe Hasankeyf Köprüsüne girişte soldaki tepe üzerindedir Hasankeyf kuşatmasında kahramanca savaşıp şehit olan İmam Abdullah’a ait bir türbedir. İmam Abdullah Hz. Muhammed’in amca oğlu Caferi Tayyarın oğludur. büyük bir saygı görmekte türbeye halk ziyaret edip dua eder


Hasankeyf Mağaraları Hasankeyftedir kalkerli arazileri ile görmeye değer yerlerdendir bazıları doğa tarafında bazıları insanlar tarafından yapılmıştır. yapay ve doğal mağaralar bulunur. eskiden ev olarak kullanılmışdır.

Zeynel Bey Türbesi türbe Hasankeyf ilçesindedir.*Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlunun türbesidir. Zeynel Bey 1243 te Otlukbeli savaşında hayatını kaybetmiştir. Savaştan sonra uzun Hasan oğlu için bir türbe yaptırır. diğer türbelerden farkı taş üstünde tuğla şekilde örülmesidir.

Mor Kiryakus Manastırı Beşiri ilçesi Ayrancı Köyündedir. manastır 365 odalıdır Hristiyanlara ait en eski yapıdır. 457 de inşa edilmiştir. 2 .yüzyılda Hristiyanlar tarafından Üniversite olarak açılmıştı. inanç merkezine dönüştürüldü uzun yıllar Hristiyanlara hizmet etti. 1940 a kadar yöre halkına hizmet etmiştir. eğitmen yetiştirip farklı kiliselere atanıyordu. 1940 dan sonra kente Hristiyan inancına sahip kimse kalmayınca kaderine terk edildi. Yakın zamanda restore edilmiştir. müzeye çevrilmiştir Hristiyan inancına ait eserler sergilenmektedir. 200 kiloluk çanı ile tarihe meydan okumaktadır.

Memikhan Köprüsü Beşiri İlçesindeki köprü tarihi bir köprüdür Uzun yıllar yöreye hizmet edip ismini tarihe yazdırmıştır. Memikhan Köprüsü kim ve ne zaman yapıldığı ile ilgili bilgi yoktur. aynı Bölgede yapılan Malabadi Köprüsü ile mimari olarak benzer. aynı kişilerce yapıldığı düşünülmektedir.

Seyyid Bilal Türbesi Gercüş ilçesi Vergili köyünde bulunur. türbede yatan kişi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelir. Yöre halkı için değerlidir Türbeye gelenler dua edip adak adarlar. türbe hem tarihi hem inanç yerdir.

Hıdır Bey Camii Kozluk ilçemizdedir batman beylerinden Hıdır Bey tarafında inşa edilmiştir. Hıdır beyin yörede inşa eddiği başka eserlerde bulunur. caminin minaresi yıkılmıştır. Uzun yıllar yöreye hizmet etmiştir. birçok onarımdan geçmesine rağmen içi doğallığını korumaktadır.

İbrahim Bey Camii Kozluk ilçemizdedir 1705 yılında “Gemen Aşireti”nden Murtaza Bey’in oğlu İbrahim Bey tarafından inşa edilmiştir. süslemeleri dikkat çekicidir. Camide, diğer camilerde nadir görülen, kıble yönünde on iki çizgiye bölünmüş bir güneş saati, namaz vakitlerinin belirlenmesinde kullanılmıştır.


Hasankeyf Kalesi Hasankeyf ilçemizdedir Fırat nehri kıyısında inşa edilmiştir. kale nehirden yaklaşık 200 metre yüksekliktedir. Romalılar bu kaleyi Sasanilerden korunmak amacı ile yapmıştır. kale Romalılardan sonra birçok medeniyete hizmet etmiştir. Bu kalede birçok başarı kazanılmıştır



Kaynak tanıtma.gov.tr

Hasankeyf

Diclenin kıyısında, zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve eğitim kurumlarıyla ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin yer değiştirmesiyle önemini yitirmiştir.İlçe, sahip olduğu tarihsel yapılar nedeniyle 1981 de sit alanı ilan edilerek korumaya alınmıştır. GAP projesi kapsamındaki Ilısu Barajı nedeniyle tarihsel yapılar sular altında kalacaktır. çalışmalar Kültür Bakanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir. Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim olduğunu kuvvetlendirmektedir.Bugün bile mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir.

Hasankeyf kalesinin kurulması,MS. 4'üncü yüzyıla rastlar .Bu yüzyılda, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir.iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir. Kale,Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam tahkim edilmiştir.Hasankeyf, MS. 639 da Emeviler tarafından fethedilmiştir.Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır.Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır.pek çok tarihi eser mevcuttur.*İklim:*Bölgeye hayat veren Dicle Nehri, yörenin iklimini de etkiler.Nehir kış aylarının ılıman geçmesini sağlar Ortalama sıcaklık 25° C olup en yüksek ortalama ısı 40-43° C, en düşük ortalama ısı 6-8° C arasında değişmektedir.

Hasankeyf Kalesi: 4. yüzyılda Bizanslılar tarafından kurulmuştur.korunma özelliğinden dolayı, Hasankeyf'in en önemli yerleşim birimidir Kalede yüzlerce iskan yerinin Büyük Saray, Küçük Saray, Ulu Cami gibi tarihi eserler yer alır Kale Kapısı Kaleye çıkan doğudaki merdivenin yolun başında yer alıır. Eyyubilere aittir Yolun üst kısmındaki diğer kapı yıkılmıştır.Köprü:Ortaçağın en büyük taş köprüsüdür. Artuklular tarafından 12. yüzyılda yapılmıştır Büyük Saray:Kalenin kuzeyinde yer alır göçükler altında kalan sarayın Artuklu eseri olduğu tahmin edilmektedir. Kaledeki Ulu Cami:Eyyubiler döneminde 14. yüzyılın ilk yarısında antik bir yapının kalıntıları üzerinde yapılmış, tamir görüp, değişikliklere uğramışdır.

El-Rızk Camii:Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından 1409 da yapılmış. günümüze sadece minaresi ve kapının kuzey cephesi kısmen ulaşmıştır Minarenin üzerindeki yazılar, bitkisel süslemeler, minarenin iki yollu olması hayranlık verecek derecede güzeldir.
Koç Camii:Eyyubilere aittir bir külliyenin içindedir
Kızlar Camii:Koç Camii'nin doğusunda yer alır Dört köşesinde anıt mezar olduğundan yapının anıt mezar olduğu bilinmektedir. kuzeydoğu köşesindeki mezar günümüze ulaşmıştır. Yapının kuzey cephesindeki süslemelerden yapının muhteşem olduğu tahmin edilir.
Türbeler Hasankeyf'te yer alan türbeler İmam Abdullah Türbesi ve Zeynel Bey Türbesidir.

Kaynak halfeti.gov.tr

Halfeti Şanlıurfa ilinin ilçesidir.
M.Ö.855 de Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal’a Rhomeyta ve Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal’at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslılara geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır. 1280 de Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalanmışdır. 1290 da Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal’at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da Rumkale adlarını alarak 1954 de ilçe haline getirilmiştir.

Halfeti ilçesinin il merkezine uzaklığı 120 Km’dir. Yukarı Göklü adlı bir kasabası 35 köyü ve 34 mezrası vardır. 2000 yılı Nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu 33 bin 467′ dir. İlçe nüfusu 2 bin 608, Köy nüfusu 30 bin 859 Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından ilçenin yeni yerleşimi olarak Karaotlak bölgesi tesbit edilip ilçe yeniden inşa edildi, eskihalfeti sular altında kalmış bölge , turistik bir bölgeye dönüşmüştür Halfeti eski bir tarihe sahiptir
MÖ.2000’lerde Hititlerin ve Asurluların hakimiyetine giren yöre MÖ.612’de Babillerin sınırları içerisindeydi. Medler ve Persler yöreye egemen olmuş, Büyük İskender’in MÖ.332’de Anadolu’daki Pers hakimiyetine son vermesinden sonra Urfa yöresi ile birlikte Birecik de Makedonya Krallığının egemenliği altına girmiştir.

Büyük İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar yöreye hakim olmuş, bunu Osrhoene Krallığı izlemiştir.Halfeti’nin ilk tarihi Romalılar tarafından Ekamia adı ile kurulduğudur. Roma’nın 395’te ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma Bizans sınırları içerisinde kalmış, Bizanslılar ile Sasaniler arasında el değiştirmiştir. Bizanslılar döneminde Romaion Koyla adı ile anılmıştır. MS.640 da Arap istilasına uğramış, 661 de Emevilerin, 750’de Abbasilerin hakimiyetine girmiştir. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklular buraya kadar uzanmıştır (1087). Eyyubiler ve Selçuklular arasında el değiştirmiştir. Moğol istilasına uğrayan yöre, 1280 de Beysari komutasındaki Memluk ordusu Halfeti’yi kuşatmış, ele geçirememiş yağmalamıştır.

1290 da Eşref komutasındaki Mısır ordusu Halfeti’yi ele geçirmiş ve Kal’at-ül Müslimin adını verilmiştir. Yavuz Sultan Selim’ Mısır Seferinde 1517 de halfetiyi Osmanlı topraklarına katmıştır.
2008 yılı nüfusu 39.861 dir. nüfusun 9.609 kişi ilçe merkezinde kayıtlıdır İlçe Şanlıurfa ilinin Kuzeybatısındadır.Batısında Gaziantepe bağlı Araban,Yavuzeli ve Nizip ilçeleri, Kuzeyinde
Adıyaman iline bağlı Besni ilçesi,Doğusunda Bozova, Güneyinde Birecik ilçesi bulunmaktadır.
Yüzölçümü 646 Km2 dir.Rakım 525 Metredir.
Sahilden itibaren sarp kayalıklar başlar. İlçe merkezi kıyı şeridi üzerinde ve sarp kayalıkların yamacında kurulmuştur.


İlçe arazisinin, 381.000 dekarlık bölümü ekilebilir 191.000 dekarı Antep fıstığı,bağ ve zeytin ağaçlan ile kaplıdır.Kalan kısımda hububat ekimi yapılır.
İlçe arazisinin ekilebilir alanlar dışındaki bölümü, taşlık ve kıraçtırbYağışın yeterli olduğu yıllarda, küçük baş hayvan beslenmesinde elverişli bir bitki örtüsü vardır İlçenin Güneyin de bulunan Yeşilözen, Fıstıközü, Bulaklı ve Kavaklıca köylerinde sulu tarım yapılır iklim Fırat nehrinin etkisiyle klima oluşturur.*Akdeniz iklimi gösterir.*İlçede sanayi gelişmemiştir. un değirmenleri ve briket imalathaneleri mevcuttur Bu durumun nedeni, talep azlığı nedeniyle birikimlerin,ilçe sınırları içerisinde değerlendirilmeyip Birecik ilçesi
ve özellikle Gaziantep iline yatırılmasıdır.
Bu durum küçük sanat kollarının da ölmesine yol açmıştır.*Soğuk demircilik,marangozluk, ayakkabıcılık,oto tamirciliği gibi çalışma dalları l canlılıktan uzaktır.*

Bölgede en çok yetiştirlilen tarım ürünü fıstıktır.
İlçe ekonomisi genelde tarım ve hayvancılığa dayanır.ekilebilir arazinin % 98 i kuru % 2 sinde sulu ziraat yapılmaktadır. Kuru ziraatın başlıca ürünleri Buğday,Arpa,Mercimek,Antepfıstığı, bağ ve zeytindir arazilerinin taşlı ve engebeli olması makineleşmeyi düşürmektedir. Halfeti
M.Ö.855 de Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını verdi. Süryaniler Rhomeyta ve Romaye adlarını kullandı Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal'at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslılara geçince Romaion Koyla adını almıştır.

Yağışın yeterli olduğu yıllarda, küçük baş hayvan beslenmesinde elverişlidir İlçenin Güneyin de Yeşilözen, Fıstıközü, Bulaklı ve Kavaklıca köylerinde sulu tarım yapılır elverişli bir arazi yapısı görülür. İlçenin iklimi Fırat nehrinin etkisiyle
Akdeniz iklimi gösterir. 2008 Nüfusu 39.861 kişidir. toplam nüfusun 9.609 kişisini ilçe merkezi oluşturur
*
*
Kaynak mardin.gov.tr

Ömerli


Ömerli Maserti köyünün* kim tarafından ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmez ilçe merkezi ile Beşikkaya Fafit köyünün taş kemer, kubbe mimari* benzerlikleri ilginçtir. mimari tarzını ilk kullanan uygarlıklar Sümerler ve Asurlulardır. Yukarı Mezopotamya olarak anılan ve Ömerli'yi de içine alan coğrafyada Asur Devleti kurulmuştur. Yaylatepe HıbatoknGöllü, İkipınar, Beşikkaya Fafit Maserti incelendikçe yerleşim yerinin çok eski olduğu bölgenin Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetinde kaldığı anlaşılmaktadır. İlçe merkezinde tarihi eser olarak Süryanilere ait* Mor Cırcıs Kilisesi vardır. Ne zaman kurulduğu belli olmayan* kilise restore edilerek ibadete açılmıştır.

Ömerli İlçesi ve çevresi için elde edilen belgelerin en eskileri Asurlara aittir. M.Ö. 1305 - 1274 tarihlerinde Kaşinarı Dağları'ndan bahsedilir. Bahsedilen yer Turabin'i yani Midyat, Ömerli, Mardin ve Cizre Bölgeleridir Roma ve Bizans kaynaklarında* Masion Dağı tabiriyle Mardin-Midyat Havzası'ndan bahsedilir. havzanın en önemli merkezi* Fafit Beşikkaya Köyüdür. M.S.589 da burada Süryani, Nasturi, Kildani ve Mahalmi yaşamıştır. M.S.1609 da Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Şehrin bir kaç devre geçirdiği yapılan kazılarda* çıkan birkaç bina temelinden anlaşılmaktadır. kazılarda mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı Devleti'ne ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcilik, elde edilen ürünlerdir. Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdiği için kazıda heykellere* rastlanması şehrin kuruluşunu eski tarihlere* götürür.

1071 Malazgirtten sonra doğudan gelen Türk akıncıların, batıya geçerken bu yörede kaldılar Maserti köyü Cumhuriyetin ilk yıllarında Savur'a bağlı bir bucak iken 1953 te ilçe olmuştur. Ömerli nüfusu 2013 e göre 15.045'dir. nüfus, 7.720 erkek ve 7.325 kadından oluşur
*Yüzde %51,31 erkek, %48,69 kadındır. İlçe Nüfus Müdürlüğü Kütükleri incelendiğinde Cumhuriyetin ilanından sonra nüfus kayıtlarının tutulduğu tarihten bu yana Ömerli İlçesinin* idari değişiklikleri olmakla birlikte, yaklaşık yüz otuz bin kişinin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Ömerli Mardine 28 Km uzaklıkta* il merkezinin doğusunda kalmaktadır. , doğusunda Midyat, batısında Yeşilli, güneyinde Nusaybin ve İl merkezi, kuzeyinde Savur ilçesiyle komşudur. toplam yüzölçümü 409 km2 kadardır.
**************

arazi yapısı, ters tabakalar şeklinde olup, genel olarak kuzey-güney doğrultusunda bölünmüş derelerin etrafındaki rakımı 1100 ile 800 metre civarındaki tepelerden meydana gelmektedir. Arazi yapısı kapalı olup, boyu 0.50 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşelik bitki örtüsüyle kaplıdır. Bitki örtüsünün yoğunluğu kuzeye doğru azalır. İlçe sınırları içerisinde kaynak veren dereler* vadilerdeki düz arazileri sular İlçede karasal iklim yaşanır. Yaz aylarında sıcaklık ve yağış düşüklüğü, kış aylarında sert soğuk ve kar yağışı gözlenmektedir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-09-18, 07:21 #48
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak uzaklardabiryer.com

Kıbrıs’ta mutlaka gidilmesi gereken 20 yer

Casinodan sıkıldıysanız ya da “Ben casino sevmiyorum. Kıbrısda ne yapılır?” diye sorarsanız, tam size göre yerler var. Genelde Türk turistler casinodan çıkmaz. o yüzden bu yerlerden pek haberleri yoktur. Kıbrısta casino turizminden daha büyük değere sahip yerler vardır

SURLARİÇİ/LEFKOŞA:*Dünyanın bölünmüş son başkenti Lefkoşada ilk yerleşim yeri sur içinde. Surlariçi’ndeki tarihi yapı daracık sokaklar şehrin havası kesinliklikle görülmesi gerekir

BÜYÜKHAN / LEFKOŞA Lefkoşa Surlariçi’nde en canlı, en mistik yer Büyükhan’ın içinde dükkan ve cafeler bulunuyor. Hanın içinde zamandan uzaklaşıp tarihte yolculuk yaptığınızı hissedeceksiniz.

SELİMİYE CAMİ / LEFKOŞA Önceki adı Sophia Katedrali olan Selimiye camisini, adada büyük eserler bırakan Luzinyanlılar zamanında yapılmış. görkemli duruşuyla turistlerin ilgisini çekiyor.

BARBARLIK MÜZESİ / LEFKOŞA: Adada tatsız olayların başladığı 1960’lar kanlı noel diye adlandırılır o gece Rumların saldırıları arttı. Binbaşı Nihat İlhan’ın evde olmadığı bir akşam evine baskın düzenlendi ve eşi ve çocukları öldürüldü Ev, müzeye çevrildi. Küvetteki kan lekeleriyle, duvardaki fotoğraflar ve kurşun izleri evin içinde kan donduran bir ortam var. Günümüz de o günleri hatırlatan tarihi yerlerden birisi.

ST.HILERION KALESİ / GİRNE: Lüzinyanlılar’dan kalma Kıbrıs’ın 3 kalesinden en güzeli. Bütün Girne’yi görebileceğiniz manzarası ve masallardaki mistik tarzıyla Hilerion atlanmaması gereken bir kale. Umberto Eco ve Walt Disney bu kaleyi kitap ve çizgi filmlerinde kullanmış.

PELLA PAIS MANASTIRI / GİRNE nin doğusundaki Beşparmak dağlarının yamacında Lüzinyanlılar’ın yaptığı bir manastır. çok şirin bir Girne mahallesi. Pella Pais’in içinde dönem klasik müzik konserleri oluyor.mutlaka gitmelisiniz.

GİRNE KALESİ / GİRNE Ticaret merkezi olduğu için tarihte korsan ve savaşlar eksik olmamış. eklemeler ve güçlendirmelerle kale bu gün oldukça büyük bir hal almış. Girne Kalesinin eserleride değerli. hakkını vererek gezmek için bir gün ayırmak lazım.

GİRNE YAT LİMANI / GİRNE: Kıbrıs’ın en şirin, en güzel ve tam bir Akdeniz şehri havası yaşanılacak bir yer Girne yat limanı. yaz aylarında restoranları, cafeleri, dükkanları ve inci gibi dizilmiş yatlar ile vazgeçilmez bir güzelliğe sahip.

KARAOĞLANOĞLU MÜZESİ VE ŞEHİTLİĞİ / GİRNE:
1974 Barış harekatında çıkartmanın ilk günü Binbaşı İbrahim Karaoğlanoğlu ve şimdiki hava alanına adı verilen Yüzbaşı Fehmi Ercan karargah olarak kullandıkları evin kapısında roket atar ile vurulur. O ev şu an onlar ve Kıbrıs şehitlerinin anısına müze ve şehitlik oldu. Şehitlikte mezarlık var. müze kısmında barış harekatını anlatan sunum ve harekattan kalan eşyalar var. o dönemde Rumların kullandıkları savaş araçlarının sergilendiği açık hava müzesi mevcut.

MAVİ KÖŞK / GİRNE İtalyan asıllı Rum avukat, mafya babası Paulo Paolides tarafından yapılan bir köşk. Sıradan köşklere benzemeyen köşk zamana göre konforlu ve teknolojik olarak döşenmiş. köşkün her bölümü şaşırtan özelliklerle dolu


AZİZ MAMAS KİLİSESİ / GÜZELYURT:
Güzelyurt’ta Bizans döneminde yapılan bir kilise. Aziz Mamas ise mağarada yaşayan bir keşiş. Kiliseye onun adı verilmiş. Kıbrıs’ta halen kullanılır

GÜZELYURT DOĞA VE ARKEOLOJİ MÜZESİ /
Aziz Mamas kilisesinin hemen yanında bölgedeki arkeolojik eserler sergileniyor. altın taç Kıbrıs’ta çıkarılmış en değerli parçalardan biridir. müzenin alt kısmı bölgedeki hayvan örnekleri doldurulmuş

KAPALI MARAŞ / MAĞUSA: ölü Şehir. 1974 barış harekatında Türklerce ele geçirilmiş. Şu an ne Türkler ne de Rumlar yaşıyor. Akdeniz’in en gösterişli tatil yeri Maraş bölgesi, bir anda insansız ölü şehre dönmüş.şehir yıllardır ilk bırakıldığı gün gibi bekliyor.


NAMIK KEMAL MEYDANI / MAĞUSA:
Namık Kemal, Vatan yahut silistire” oyunundan dolayı Mağusa’ya sürgüne gönderilir. Mağusa’da 38 ay sürgünde yaşar En iyi eserlerini yazar. Namık Kemal meydanı Mağusa’nın en turistik meydanı. Meydanda Namık Kemal müzesi, Namık Kemal’in zindanı cafeler, restoranlar *ve tarihi mekanlar var

LALA MUSTAFA PAŞA CAMİ / MAĞUSA:
Eski adı St Nicholas Katedrali Olan Lala Mustafa paşa camisi de Namık Kemal Meydanında Lüzinyanlıların yaptığı cami, Lefkoşa’ Selimiye Camii ile aynıdır ve dönemim en görkemli yapısıdır. caminin yanında *750 yıllık yaşıyla adanın eski ağacı gümbez ağacı bulunmaktadır.

ST. BARNABAS MANASTIRI / MAĞUSA:
Kıbrıs’a Hristiyanlığı yaymak için gelen St Barnabas için 477 de yapılan, mezarının da içinde olduğu manastır. yapısı ve içindeki eserlerden dolayı mutlaka gezilmesi gereken bir yer.


SALAMİS HARABELERİ / MAĞUSA:
Bronz çağında kurulmuş ve Kıbrıs’a başkentlik yapmış bir şehir.*Salamis Harabelerinde Forum, Roma Jimnastik Salonu, Roma Tiyatrosu,, Zeus Tapınağı ve Salamis krallarının mezarı bulunmaktadır. o zamanki şehrin ihtişamını bulabileceğiniz nadir antik şehirlerden biri.

ALTINKUM PLAJI / İSKELE Kıbrıs’ın kalabalığından uzaklaştıkça Karpaz buruna varırsınız. ilerledikçe yaban eşeklerinin ve caretta carettaların diyarına gelirsiniz. orada adanın en güzel plajı önünüze çıkar. Akdeniz’in en büyük ve en bakir ince kum plajı olan altın kum plajı görenleri büyülüyor.

APOSTOLOS ANDREAS MANASTIRI / İSKELE:
Zafer burnuna çok yakın bir yerde bulunan kilise İsa’nın havarilerinden Andreas adına yapılmıştır. İnanışa göre ada su sıkıntısı çekerken Andreas bastonunu manastırın yanından su çıkarmış. Şu an hala su akmakta. Dini günler ve pazar günleri Hristiyanlar ayin için buraya akın ediyor

ZAFER BURNU / İSKELE Kıbrıs’ın kuzey doğusunda bıçak gibi uzanan burnudur.
*


Kaynak gezilesiyer.com

Bursa’da Gezip Görülecek Yerler

Bursanın şehir merkezi hariç 17 Adet ilçesi bulunur 2015 te*2.787.539*kişilik nüfusa sahiptir öndeki sayıma göre 50 bin kişilik artışı olmuştur.
Güney Marmara bölümünde, yer alır. Eski adı Hüdavendigâr’dır. Doğal güzellikleri sanayi ve teknolojisi ile Dünya’nın illeri arasındadır büyüyen nüfusu ile Türkiye’nin 4. büyük kentidir ipeği, havlusu, tekstili, İznik çinisi, Bursa bıçağı, kestane şekeri, şeftalisi, kebabı,Uludağ’ı, şifalı termal suları hamamları,*turizm*değeri ile marka şehirdir.
ülkemizdeki önemi üst sıralardadır. Uludağ’ı duymayan kaldı mı Yaz kış hizmet veren*Uludağ kayak merkezi*ile bursa*tatil için en gözde illerimizdendir yolunuz Bursaya düşerse komşusu Yalova,*Balıkesir,*Kütahya,*Bilecik*ve*Sakaryayı ziyâret edin

Bursaspor Timsah Arena Stadyumu Şehirdeki herkesin gönülden bağlı olduğu Bursaspor’un yıllardır bitmeyen timsah şeklindeki stadyumudur.

Bursa Kent Müzesi:*1926 yılında Adliye Binası olarak inşa edilen yapı, 2004 yılında Bursa Kent Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Bursa’nın tarihine ve güzelliklerine şahit olmak için gezi listenizi hazırlayın. Ulu Cami, Emir Sultan Yeşil Cami, Bursa Kent Müzesi liste başı gelmektedir.

Zafer Plaza:*Bursalı’ların meşhur buluşma noktalarından nam-ı diğer “Zafer”; yer altından birbirine bağlanan 3 binasıyla bir yeraltı AVM’sidir. Uzaylıların yapmadığı tek piramit olarak tarihe geçtiği rivayet edilmektedir.

Ulu Cami Bursa’da en çok ziyaret edilen nokta. Dış mimarisi ve iç mimarisinden etkileneceksiniz

Hünkar Köşkü bursanın tarihine ışık tutar Abdülmecit döneminde av köşkü olarak inşa edilen yapı, Atatürk Köşkü ve Cumhuriyet Köşkü olarak anılmaktadır. Atatürk Köşkü denilmesinin sebebi Atatürk’ün Bursa gezisinde burada konaklamasıdır.

Bursa – Cumhuriyet Caddesi*Ulucamii, Kapalıçarşı, Altıparmak gibi Bursa’nın en merkezi yerlerinin ortasında kalan Cumhuriyet Caddesi, nostaljik tramvayı ile eski tarihi kimliğine kavuşmuş İskender’den sonraki Bursa’nın en meşhur yemeklerinden Pideli Köfte

Saitabat şelalesi:*Bursa’nın 21 kilometre uzaklığındaki*Saitabat Şelalesi*de en görülesi yerlerden biri tatilinizde doğanın güzelliklerini tarihin gizemli alanlarını ziyaret edin

Tirilye:*Sırasıyla Misyalılar, Traklar, Antik Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar tarafından yerleşke olarak kullanıldı Tirilyenin dokusu korunmuş tarihi eserleri, sokakları ve zeytini ile ziyaret edilmesi gereken yerlerinden. Adını tiril tiril gezmekten mi aldığını bilmiyoruz ama yaz sıcağında esen efil efil imbatı her derde devadır.

Irgandı Köprüsü:*Dünyada sadece Floransa, Venedik ve Bulgaristan’ın Lofça kentinde birer örneği bulunan 4 çarşılı köprüden biridir. İçerisindeki el sanatları dükkanları ile de ayrı bir önemi olan köprü, çay ve kahve içmek için ayrı bir güzelliğe sahip.


Uluabat Gölü:*Güzel bir efsaneye sahiptir Etkileyici atmosferinde vakit geçirirken, tertemiz havası, doğal güzellikleri ve ihtişamlı görüntüsü sizi kesinlikle etkisi altına alacak.

Suuçtu-Şelalesi-bursa Bursa Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıktadır ilçenin içme suynu karşılayan şelale, Bursa’nın doğal güzelliklerinden

Uludağ Kayak Merkezi Türkiye’nin kış turizminin en önemli noktalarındandır şehir merkezine yakındır.11 bin 338 hektarlık alana hakimdir Uludağ Kayak Merkezi, kışın en çok tercih edilen bölgelerdendir Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini görür Uludağ Kayak Merkezi, kış turizminin merkezidir

Tophane:*Bursa’yı en güzel gören yerlerdendir Osman ve Orhan Gazi türbeleri saygı duruşunu hakeder Bursa’nın her yerinden duyulan Ramazan topu atışlarının da yapıldığı yer olan Tophane’den ses duymadan oruçlar açılmaz

Yeşil Türbe:*Her ne kadar ismi Yeşil olsa da dünyadaki en güzel Turkuaz tonuna sahip olan türbedir İznik Çini sanatının en nadide eserlerindendir İsminin Yeşil’liğini bulunduğu semt olan Yeşil’den alır, bulunduğu Bursa’yı yaşatır.

Oylat Vadisi:*Bursa-İnegöl’ün parçasıdır*Yeşil doğası, benzersiz havası ve akarsuyuyla huzurun ana vatanıdır. Oylat Vadisi, uzun bir keşif noktasıdır Her köşesinden bir güzellik göz kırpar misafirlere. Bitki örtüsünü gürgen, çam, çınar, meşe ve ıhlamur ağaçları oluşturur. şelalesi ve mağarası sizleri fantastik bir dünyaya sürükler.

İnegöl Ormanları:*Türkiye’nin en yeşil alanında biri ve en huzur verici, doğayla iç içe olabileceğiniz muhteşem bir yerdir Bursa sınırlarında olan İnegöl Ormanları, sessizliğin içinde gizlenmiştir ziyaretçisi fazladır. İnegöl Ormanlarında muhteşem doğanın içinde kendinize bir yer ayırın Her taraf ağaç, her taraf tertemiz hava

Nikaia Antik Kenti:*Antik çağda önemli bir ticaret şehri özelliği taşıyan Nikaia Antik kenti, ismini Lysimakho’un eşinden almıştır. Altın çağını 2000 yıllık sürede Btyhnia Krallığında yaşamıştır.


Saltanat Kapısı:*Bursa‘nın tarihi semti Tophane’de yer alan ve Osmanlı’nın Bursa’ya giriş yaptığı kapı Saltanat Kapısı, Bursa’nın mistik havasının en güzel hissedildiği yer Her cuma günü çalan mehter marşlarıyla ışık gösterileriyle kendinizi 3 kıtanın hakimi hissetmek zor olmuyor.

Tarihi dokusu ile bir çayı huzurlu hale dönüştüren Koza Han, Bursalıların uğradığı yegane yerlerden


Alaaddin Bey Hamamı:*Bursa’yı yaşayan canlı bir kente ve açık hava müzesi haline getirmek amacıyla 2300 yıllık Bitinya surlarından 600 yıllık Osmanlı eserlerine, Cumhuriyet yapılarından 8500 yıllık arkeolojik bölgelere kadar her alanda çalışma yürüten Büyükşehir Belediyesi, ecdat yadigarı bir değeri kente kazandırdı. Molla Fenari’nin torunu Alaaddin Ali Bey tarafından 520 yıl önce yaptırılan, yangınlar görüp, onarıldıktan sonra tütün deposu olarak kullanılan ve 1985 te terk edilen tarihi hamam, restorasyonla mimarisi, ve ışıklandırma sistemi ile Yıldırım’ın en ayrıcalıklı mekanı haline getirildi.

Cumalıkızık Köyü dokusunu korumuş, şirin köylerimizden. Osmanlıda bir köyde yaşamak nasıl merak ediyorsanız, Cumalıkızık doğru adres..


Kaynak gezilebilecekyerler.com

Balıkesir’de Gezilebilecek Yerler

Cunda, Ayvalık, Altınoluk, Avşa Adası gibi ülkemizin en popüler tatil bölgelerine ev sahipliği yapan Balıkesir’de keşfedeceğiniz pek çok güzellik bulunuyor. Balıkesir, ülkemizin en önemli ve popüler tatil yerlerine ev sahipliği yapıyor. Her yıl, yüzbinlerce tatilci Balıkesiri gezip görüyor, balıkesirde pek çok güzellik bulunuyor.

Ayvalık-Cunda-Sarımsaklı: Ülkemizin en popüler ve en çok turist alan tatil rotası Ayvalık-Cunda Tarih ile doğanın iç içe geçtiği Cunda, kıvrımlı taş sokakları ile geçmişi günümüze taşıyan, Midilli Adası’nın komşusu Ayvalık, uzun kumsalları ve tertemiz denizi ile ünlü Sarımsaklı, Balıkesir’de mutlaka görmenizi birkaç gününüzü ayırmanızı önerdiğim yerler arasında.

Burhaniye-Ören:Balıkesir’in diğer tatil bölgelerine göre daha sakindir Daha çok yazlıkçılar tercih eder uzun plajı, masmavi denizi ile ünlüdür. Ayvalık’a giden gezginlerin uğrak noktasıdır

Edremit Körfezi (Akçay-Altınoluk-Güre-Kazdağı):
Ege Denizi’nin dantel gibi işlediği kıyılar ve sırtını Kazdağları’na yaslamış birbirinden sevimli tatil beldeleri… Balıkesir’in en sevilen, en popüler gezi rotalarından biri Edremit Körfezidir. Altınoluk, Akçay ve Güre bu hattında Kazdağı’na daha uzun zaman ayırmanızı öneriyoruz. Doğa severlerin vazgeçilmez tutkusu olan Kazdağı, eşsiz doğası ve bakir köşeleri ile kaşif ruhlu gezginleri bekliyor.

Marmara ve Avşa Adaları: Marmara bölgesinin en sık tercih edilen tatil bölgesidir Marmara Adası ve Avşa Adası. İstanbul, Bursa, Tekirdağdan onbinlerce turisti ağırlar bu iki ada Balıkesir’in görülmeye değer yerleri arasındadır.


Cunda Adası Fahrisin Tepesi adanın en romantik yerlerindendir. Ada merkezinden tabiat parkına ilerlediğinizde şato görünümlü bir binanın yanıbaşıdır.Buradan Cunda ve Ayvalık’ın güneş battıktan sonra harika görüntüsü izlemeye değer

Patricia Koyu Büyük şehirlerin karmaşasından uzak, sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isterseniz Cunda Adası tam aradığınız yer. Akşamları balık sofranıza oturup, denize karşı keyif yapacağınız, gündüzleri ise denizin tadını çıkarıp, denizden sonra keşif yolculukları yapacağınız bir nokta Cunda. doğası ve tarihiyle de büyüler görenleri.
Cunda Adası’nın en cezbedici noktası Patricia Koyudur huzur dolu anlar sunar gelen misafirlere.
Patricia Koyu’nun suları sığdır ilerledikçe kumlar sarar ayağınızı. Denizin suyu sakindir sakin bir olması gelenleri etkiler. sakinliğinde dinlendirir
Korumaya alınan bölgede yapılaşmaya izin verilmiyor. zeytin ve çınar ağaçları fazla bölgede… yeşilin her tonu size eşlik edecek bu güzel koyda. Cunda Adası’nda Patricia Koyu’nu tatilinizin parçası haline getirin Cunda Adası’nda tatil planı varsa Patricia Koyu’nu muhakkak görüpi zaman geçirin

Palata Çeşmesi Erdek ilçesinde orijinal haliyle günümüze gelen Palata Çeşmesi, restorasyonla turizme kazandırılıyor. tarihi 1704 e kadar uzanan çeşme önemli bir yere sahipmiş. deniz kıyısından gemilere ve ilçeye su sağladı. Çeşmede çok eski dönemlere ait kalıntılara rastlanmıştır Palata bulunduğu yerin hala su ihtiyacını karşılıyor, her ne kadar ihtiyaç duyulmasa da… Çeşme, Erdek’in 1 kilometre kuzeyinde Son yıllarda bölge halkı boyalarla tahrip edmiştir.

Yazören Mağarası keşfedilip, içerisinde çalışma yapılan Yazören Mağarası, farklı izler peşindeki gezginlerin duraklarından biri.Balıkesir’deki mağara, yeni yeni tanıtılmış olsa da dikkati hemen çekmeyi başarmış bir gezi alanı. Yazören Mağarası’nın tavan yüksekliği 25 metre. Belli dönemlerde mağaranın içerisindeki suların akışı değişiyor. Sarkıt ve dikitleri görülemeye değer. aktif bir mağara Gezip görülecek en keyifli mağara gezilerinden biri oluyor. Yolunuz Balıkesir’den geçerse eğer, Yazören Mağarası’nı ziyaret etmelisiniz. Savaştepe’deki Yazören Köyü yakınlarında

Mosko Adası Koyu Ayvalık’ın bilinmeyen cennet köşelerindendir doğal güzellikleri son yıllarda duyulmuş ve bölgeye yoğun bir ilgi meydana gelmiştir. çok fazla turistin için tercih ettiği Mosko Adası doğa ve sakinliğini bozmamaktadır.
Koyun suyu çok sıcak olmasa da nisandan ekime kadar denize girilebilmektedir. Koyun plajı uzun olmayıp, deniz yavaş yavaş açıldıkça derinleşmektedir.keyifli tatiller dileriz.

Ortunç Koyu Ayvalık-Cunda Adası’nın en güzel ve en sakin köşelerindendir Ortunç Koyu. Balıkesir’in en temiz denizlerindendir plajı Mavi Bayrak ödülüne sahiptir. koyun çevresinde 35 dalış noktası olup, dalış okulları bulunuyor. Ortunç Koyu’nun doğası bilinmese de müdavimleri fazla. yazın Ayvalık’ta bulunacaksanız Ortunç Koyu’nun benzersiz atmosferini yaşamanızı öneririz. Ortunç Koyu sakinliği ve dalış imkanıyla ziyaretçilere hazır

Paflima Koyu Erdek-Kapıdağ Yarımadası’ın keşfedilmeyen noktalarındandır Doğal güzelliğini korumuştur trekking sporunun yapılabileceği en güzel bölgelerdendir. motorsiklet parkurları mevcut. Koyun, ince bir kumsalı var ve kumsalı 1,5 kilometre uzunluğunda… tatil ve keşif isteyenler için ideal bir nokta olan Paflima Koyu, Erdek’e 30 kilometre uzaklıkta İlhanlı ve Narlı köyleri arasında yer alır. Farklı bir tatil her şeyden uzak ve gezilecek bir yer arıyorsanız, Paflima koyu tam size göre… Keyifli tatiller dileriz.

Agios Yannis Kilisesi Balıkesir’in en sessiz ve en huzurlu bölgelerindendir Cunda Adası. Adanın asırlık müdavimleri var Cunda’nın tarihine ışık tutan yapılardan Agios Yannis Kilisesi Adanın hemen girişinde, ve harap bir şekilde Rahmi Koç’un öncülüğünde restore edilerek kütüphaneye çevrilmiştir. Yapımında kesme taş ve tuğla kullanılan kilisede ; Ayvalık’la ilgili eserler, kilise eşyaları ve ikonalar sergilenmektedir.

Şifalı Su Plajı Mermeriyle ünlü olan Marmara Adası, birbirinden güzel plajlarında ağırlar müdavimlerini. ada, çok fazla turist alan bir bölge değil. Buranın huzurundan vazgeçemeyen tatilcileri ağırlar Bu sebepten otelleri çok fazla yok… Marmara Adası’nda adanın en temiz plajlarından Şifalı Su Plajı’nda denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Kola Plajı’nı geçince göze çarpan küçük bir koydur Şifalı Su Plajı. Derler ki, burada sular cilt hastalıklarına ve göz rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Plaja dik bir merdiven inilerek varılıyor. serinleyip şifa bulabileceğiniz plajda huzurlu bir tatilin tadını çıkarabilirsiniz.

Çınarlı Köyü Plajı Türkiye’nin en büyük ikinci adası olan Marmara Adası, yaz turizminde çok önemli bir yere sahip ve yıl içerisinde müdavimlerini ağırlamaktadır. keşfedilmeyi bekleyen noktalarından biride Çınarlı Köyü Plajı ile göz doldurur Marmara Adası’na 33 kilometre uzaklıktadır. Marmara Adası otel fiyatları mevsime göre değişiklik gösterir her bütçeye hitap eder
Birkaç gün de olsa sakin zaman geçirmek ve huzur isteyenlerce ziyaret edilen Çınarlı Köyü, ince kumsala sahip deniziyle ve muhteşem atmosferiyle sizleri dinlendirecek. Adanın en güzel plajlarından biri olan Çınarlı Köyü Plajı sizleri bekliyor.

Manastır Plajı Marmara Adası, birbirinden güzel plajlarıyla misafirlerine sakin ve huzurlu bir tatil sunuyor. Adada birkaç plaj bulunmaktadır.
En dikkat çekeni Manastır Plajı güzelliğiyle göz dolduruyor. adanın merkezi ve Çınarlı Köyü’nün arasındadır ve ulaşımı kolaydır. Adadaki minibüsle plaja yaklaşmış olacak, minibüsten inince aşağıya giden yolu takip edeceksiniz.Küçük bir koya sahip temiz bir denizi vardır. yaklaştığınız an denizin kıyıya vuran bembeyaz köpüklerini göreceksiniz. Manastır Plajı’nda zamanın nasıl geçtiğini anlamakta güçlük çekebilirsiniz.Marmara Adası otel fiyatları uygun olsa da birkaç otel olması yer bulmanızı zorlaştırabilir.

Profit İliyas Kilisesi Yıl içerisinde turistlerin yoğun ilgisini gören Balıkesir-Ayvalık, köklü tarihinin izleri eşliğinde unutulmaz bir keşif noktası Ayvalık’taki İlk Kurşun Tepesi’nin zirvesindeki Profit İliyas Kilisesi, günümüze gelememiş tarihi kalıntılardan 1835 te inşa edilmiş 1944 te depremde yıkılmıştır. Günümüzde burada Ali Çetinkaya Rehabilitasyon Merkezi bulunmaktadır.
Ayvalık tatilinizde yeni tarihi yerler keşfedecek keşfettiğiniz yerler kadar günümüze gelemeyen kalıntılar olduğunu duyacak ve üzüleceksiniz.

Ayvalık Hamidiye Camii Ayvalıkın tarihi değeridir. 19. yüzyıl eseridir. Sultan Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır kare planlı tasarlanmış inşaatında kırmızı taş kullanılmıştır. Ayvalık tatilinizde Hamidiye Camii’ni ziyaret edin. Zamana meydan okuyan cami, muazzam mimarisiyle güzel bir gezi mekanı olsun sizlere

Saatli Camii Ayvalıktadır, alışılmışın dışında bir mimariye sahiptir. ilk yapıldığı zaman kiliseydi.
1850’lerde Agios Yannis adıyla inşa edilen kilise, 1928 de cami olarak hizmet vermeye başladı ibadete açıktır. Yapı, camiye çevrildiği dönemde Çarşı Camisi olarak adlandırıldı üç girişe sahiptir. dış ve iç dekorasyonu dikkat çekicidir. İç mekanda alçı süslemeler göze çarpar. minare sonradan eklenmiş fırtınada yıkılmış, yakın bir zamanda yeni baştan inşa edilmiştir. Ayvalık gezinizde Saatli Camii’yi gezmelisiniz. büyüleyici bir ziyaret

Hacı Bayram Balıkesir-Ayvalık’ın tarihi mekanlarından ve ibadet yerlerindendir
Altınovadadır 1490-1491 yıllarında inşa edilmiştir. onarımdan geçtiği için orijinalliğinden uzaklaşmış
mihrabı görülmeye değerdir. Mihrap nişi üzerine altın yaldızlı bitkisel süsler yapılmıştır. Ayvalık’ta tatil yaptığınızda ziyaret edebilirsiniz.

Eşrefoğlu Rumi Camii Balıkesir’in Mimari açıdan muazzam bir görüntüye sahip olan camisidir, XIX. yüzyıl eserlerindendir. taş minberi kapısı ve süslemeleri dikkat çekicidir. Şehirin tarihini devam ettirir 1910 da halkın katkılarıyla yenilenmiştir.

Alacaoluk Kalesi Balıkesir’in tarihi mekanlarından olup köklü bir tarihe sahiptir turistlerce çokça ziyaret edilmez ulaşımı zordu yerleşim yeri bulunmaz Hakkında pek fazla bilgi yoktur Ala Dağlarındadır Alacaoluk Kalesi, Balıkesir gezinize dahil olabilir. ilk keşfedenlerden biri olup, kalenin tarihine tanık olabilir ve manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.Kale, Gönen’e 15 kilometre uzaklıktadır ve sadece kalıntıları günümüze geldi

Yeşilli Camii Balıkesir’in tarihi mekanlarındandır merkeze bağlı olan Eski Kuyumcular Mahallesi’nde bulunduğu için kolay ulaşılır ibadet mekanının ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair bir bilgi bulunmasa da, Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından onartılıp. yeşile boyandığı için Yeşilli Camii olarak anılır Muazzam mimarisi ve iç dekorasyonuyla ilgi çeker


Güre Gelinçamı Piknik Yeri Balıkesir’in yeşillik dolu alanlarındandır halk pikniğe gelir ve doğal güzellikleriyle huzurlu bir zaman geçirirler. turistler sürekli ziyaret edilir. Balıkesir’de boş zamanınızı değerlendirmek isterseniz Güre Gelinçamı Piknik Yeri’ne gelerek keyfini çıkarabilirsiniz.
Piknik alanı, Güre Köyü’ne 3 kilometre uzaklıkta kolay bir ulaşıma sahiptir. dilediğiniz zaman gidebilirsiniz. Bölgede Sarıkız etkinlikleri de yapılmaktadır.

Sındırgı Hisaralan Termal Turizm açısından önemli bir yere sahiptir Eğer tek isteğiniz şehirden uzak ve huzurlu bir tatil ise, Balıkesir Sındırgı sizleri ağırlamaya hazır. Yakın zamanda termal bölgesi ilan edilen bölge, ilçeye 17 kilometredir Hisaralan’ın 3 kilometre güneybatısındadır birçok turiste ev sahipliği yapar Termal sular; romatizmaya, nefrit, nevralji ve kadın hastalıklarına şifa olmaktadır.

Daskyleion Antik Kenti Bursa-Balıkesir yolunu Bandırmaya bağlayan güzergahta Daskyleion Antik Kenti’nin tabelaları sizleri tarihi yere götürecek. Bandırmadan 6 kilometre sonra sizleri karşılayacak olan antik kent, tellerle çevrili bir tepede. Tepeye özel aracınızla kolaylıkla çıkabilirsiniz. Antik kentte doğanın en güzel görüntüsü sizlere eşlik edecek. Daskyleionun ismi değişmektedir. Antik yazarlar Mela ve Plinius şehirden Daskylos olarak söz etse de; ünlü tarihçi Heredotos Daskyleion olarak adlandırır. Manyas Gölü kıyısındaki Hisartepededir Dasykleion’da ilk arkeolojik kazılar, cumhuriyet döneminin ilk nesil arkeologlarından Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından başlatılmıştır. 1953 ten 1959 a kadar kazılar devam etmiştir. Antik Kentin bir valilik merkezi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Hisartepe’nin güneyinde bir stel parçası bulunmuştur. stel parçası, Hisartepe Steli olarak İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.
farklı profesörler kazıya devam edmiştir. Balıkesir’de tarihe ışık tutan bir antik kent

Paşalimanı Adası Marmara Denizi’nin adalarından olan Paşalimanı, Avşa Adası’nın doğusundadır Paşalimanı, Harmanlı, Balıklı, Poyrazlı ve Tuzla adında beş köyü vardır. Balıkesir-Erdek’e bağlıdır tarihi eski çağlara dayanır.Farklı bir güzelliği vardır Balıkçılığa elverişlidir yerli halk geçimini balıkçılıktan sağlar. zeytin, elma, üzüm, karadut, erik, incir gibi her türlü sebze ve meyve yetiştirilir. şarap üretimi için ada karası üzümü yetiştirmektedir. Paşalimanı Adası doğal güzelliğiyle ve huzur veren havasıyla dinlendirir misafirlerini. stresinizi alır üzerinizden Bizans ve Osmanlılar sarayda ruh-sinir hastası olanları Paşalimanı Adası’na tedavi için gönderirlermiş. Yeşillikler arasında unutamayacağınız vakitler geçirmek için Paşalimanı Adası’nı ziyaret edin


Kyzikos Antik Kenti Erdek-Bandırma karayolu üzerinden Erdek’e sadece 8 kilometre uzaklıktadır Balıkesir’in tarihi alanlarındandır görülmeye değerdir.Gezinizde kentten günümüze kalan kalıntılar deniz doğal güzellikler ve eşsiz manzaralar eşlik edecek. Büyük bir tarihe tanık olan Kyzikos Antik Kenti, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok zafer ve yenilgiler görmüştür. Balıkesir’de Kyzikos Antik Kenti’ni ziyaret edip tarihe yolculuk yapın

Gönen Kaplıcaları Balıkesir- Gönen Çayı kenarındadır Gönen kaplıcaları ve 70.000 mk2 lik alana hakimdir.Yerli ve yabancı turistlerin yazın tercih ettiği kaplıcalarda konaklama tesisi bulunmaktadır. Eski çağlarda Bursa’da kralların tercih ettiği Gönen Kaplıcaları doğanın insanoğluna en büyük hediyelesidir. fizik tedavilerine ve birçok hastalığa iyi gelir. Sağlık turizmi açısından önemlidir her misafirine şifa dağıtır. Gönen Kaplıcaları’nda yılınızın yorgunluğunu atarken şehri tanımak için doğal güzelliklere ve tarihi kalıntılara yolculuk yapabilirsiniz.

Bandırma Kuş Cenneti Balıkesir denizi güneşi ve doğal güzellikleriyle bir tablo resmini anımsatır Bandırma Kuş Cenneti. kuşlar ve ağaçlara sahiptir Meşe, palamut, düğün çiçeği, kızılçam, gürgen, çınar, ıhlamur, zeytinlikler; doğaya canlılık katar yeşil kurbağa, benekli kaplumbağa, kar faresi ve bir çok su kuşu ve balıklar huzurla yaşar Bandırma Kuş Cenneti ilk olarak Avusturalyalı doğa bilimci Kurt Koswig tarafından keşfedilmiştir Koswig buraya kuş cenneti adını vermiştir. 1959 da bölge koru altına alınmıştır. Balıkesir’de Bandırma Kuş Cenneti’ni ziyaret etmelisiniz. çocuklarınız için harika bir hediye olacaktır. Bandırma’ya 19 km ve Balıkesir’e 85 km uzaklıktaki kuş cennetine asfalt yoldan kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Agia Paraskevi Manastırı Balıkesir-Ayvalık’ın en merak edilen yerlerindendir. Çamlık Koyu’nun karşısındadır bir yarımadada bulunmaktadır. Agia Manastırı, Dalyan’a kadar uzanır. Türkler burayı Taşlı Manastır olarak anmış ve buraya Tımarhane Adası demiştir. Tımarhane Adası denmesinin sebebi akıl hastalarının burada tedavi edilmesidir.
bir asır önce Agia Manastırı’nın bulunduğu yarımadada her türlü hayvan barınırmış ve meyve ağaçlarının olduğu büyük bir çiftlik varmış.
Günümüzde insana huzur veren havasının değişmediği adada zaman geçirmek tüm yorgunluğunuzu alacak.

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Balıkesir’in vazgeçilmez yerlerindendir Ayvalık Adaları Tabiat parkı. Yeşilin her rengi karışır mavi gökyüzüne. Deniz kendi rengini katar doğaya. En unutulmaz anlarınızı, doğanın en güzel renklerini, ve canlılığını göreceğiniz Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, birçok müdavimini konuk eder. 1995 te tabiat parkı ilan edilmiştir ve 17 bin 950 hektarlık bir alanda sunar tüm güzelliğini. Cunda Adası’yla, Kız Adası’yla, Maden Adası’yla, Balık Adası’yla, Güvercin Adası’yla, Hasır Adası’yla ve Poyraz Adası’yla muhteşem bir uyumu gözler önüne serer. Balıkesirde Ayvalık Tabiat Parkı’nın her güzelliğini keşfetmek için tekne turlarına adım attığınızda mutlaka fotoğraf makinesi bulundurun. Her doğal güzelliği ölümsüzleştirip huzurlu ve keyifli bir tatil yaşayın

Balıkesir Saat Kulesi Balıkesir belediye parkı içinde yer alır. 1827 de yapılmıştır. 5 katlıdır Galata Kulesi’ne benzetilmektedir. 1897 depreminde yıkılmıştır ve 1901 de Ömer Ali Bey tarafından tekrar yaptırılmıştır.Osmanlı mimarisidir 20 metre yüksekliğindedir.

Zağnos Paşa Camii Balıkesirdedir 1461de Fatih Sultan Mehmet yaptırmıştır hamamı ve camisi günümüze kadar gelmiştir.Büyük bir törenle açılan Camii, 1902 de yeniden inşa edilmiştir. 1000 kişilik cami, Balıkesir’in en büyük camisidir .Kurtuluş Savaşında, İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif camide hutbe vermiş Atatürkün hutbe okuduğu ilk camidir

Kozak Yaylası Yeşil alanın çok olduğu Balıkesir birbirinden değişik ve albenisi olan yerleri içinde saklar. Burayı keşfe çıkmak ve tatili Ayvalık’ta kullanmak ayrı bir duygudur.Ayvalık havasına doğa kokusu ekleyen Kozak Yaylası, Bergama Krallığından beri fıstık üretimi yapıyor köy insanları turistlere kendilerinden biri gibi güler yüzlerini eksik etmiyor. Binlerce hektara yayılan Kozak Yaylası Balıkesir’le özdeşleşip İzmir’e kadar varlığını devam ettirir. 5 milyona yakın ağaca sahiptir doğanın farklı yüzü, köyden köye gezerek güzelliğini bırakıyor etrafa. Köy insanları doğalarını korumakla birlikte yöresel yemeklerini ziyaretçiye ikram etmekten hoşnutlar. sıcak insanlarla tanışmak doğanın kollarına kendinizi bırakmak her şeye değecektir.

Türkeli Adası Diğer adıyla Avşa Adası yaz turizminde büyük bir öneme sahiptir. granit ve granodiyorit kayasından oluşmaktadırkumlu toprakla örtülüdür. Türkeli Adası’nda bağcılık gelişmiştir. her yaz turist akınına uğramaktadır güneşiyle deniziyle keyifli tatil için tercih edilir Gezilecek çok yeri de bulunmaktadır. Kesinlikle canınız sıkılmaz . Dört bir yanı koylardan oluşur


Kaynak gezilecekyerler.com

Top 10**Bilecik’de Gezilecek 10 Yer

Bilecik; Marmara Bölgesindedir. Bursaya 95 km, Eskişehire 80 km, Kütahyaya 110 km İstanbul’a ise 250 km uzaklıktadır Bilecik Osmanlı Devletinin kurulup dünyaya yayıldığı yerdir. Anayurttur Osmanlının kuruluşuna şahittir Bilecikin tarihi çok zengindir.

Dursun Fakih Türbesi Söğüt ilçesindedir Şeyh Edabali’nin damadı Osman Gazi’nin bacanağı Dursun Fakıhın türbesidir Tefsir, fıkıh, hadis eğitimi alan Dursun Fakıh Osmanlının kurulmasına büyük katkı göstermiş, savaşlara katılmış ve Osmanlının ilk kadısı olmuştur.

Ertuğrul Gazi Türbesi Söğütde yer alır. Türbe; Osmanlının kurucusu ve Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’ye aittir. Osman Bey tarafından açık mezar olarak yapılmıştır. 1. Çelebi Mehmet tarafından türbe halini almıştır. geniş duvarlar ile çevrili bir*bahçeiçede yer almaktadır. onarımdan geçen türbe günümüze sağlam*ulaşmıştır. Türbenin yanındaki çeşmeler 1987 de yapılmıştır.
93 yaşında vefat eden ve tüm dünyaya hüküm süren Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi’nin türbesi

Şeyh Edebali Türbesi Bilecikde küçük bir tepede yer alan mütevazi bir yapıdır. Ulaşımı kolaydır. Türbe; hadis, tefsir ve İslam Hukukunda uzmanlasan Ahi Şeyhi Osmanlının kurucusu Osman Gazi’nin kayın babası ve hocası Şeyh Edebali’ye aittir. Orhan Gazi tarafından yapılmıştır. türbenin içinde Şeyh Edebali’nin eşi ve kızının mezarı yer almaktadır

Orhan Gazi Camii bileciktedir Edebali Türbesine yaklaşık 50 metre uzaklıktadır. Yıldırım Beyazıt tarafından dedesi Orhan Gazi adına 1392 de inşa edilmiştir. Bazı kaynaklarda 1331 de Orhan Gazi tarafından inşa edildiği belirtilmektedir. Orhan Gazi Camii kare planlı, tek kubbeli bir yapıdır kubbesi kurşun ile kaplıdır halk arasında Kurşunlu Camii olarak da anılır. en dikkat çeken yönü asıl minaresinin camiye 30 metre uzaklıkta bir kayanın üzerinde yer almasıdır. camiye bitişik olan iki minare sonradan eklenmiştir. II. Abdülhamit Döneminde onarım gören Orhan Gazi Camii günümüze sağlam ulaşmışdır.

Ertuğrul Gazi ( Söğüt Müzesi) Söğütte Kayhan Mahallesinde yer alır. Eski bir Türk evi restore edilerek müzeye dönüştürülmüştür. 2001 yılında müze olarak hizmete açılan Ertuğrul Gazi Müzesi çadır şeklinde tek salondan oluşmaktadır. Müzede sikkeler, tartı aletleri, Osmanlı Çinileri, arkeolojik ve etnoğrafik eserler sergilenir. Söğüt tarihini ve kültürünü yansıtır

Türbin Mesire Yeri Bozüyüke 7 km dir ulaşım problemi yoktur. Yeşil tabiata sahiptir Türbin Mesire Yerinde piknik alanı, çocuk oyun alanı, lokanta ve çeşme*bulunmaktadır.

Pelitözü Gölü Bilecike 7 km uzaklıktadır. Etrafı çam ağaçları ile çevrilidir. Çam ağaçlarının yeşili ile buluşan göletin mavi suları büyüleyici bir güzelliktir merkeze yakın ve ulaşımı kolaydır hafta sonları ziyaretçi akımına uğrar Gölün yeşil çevresi piknik alanıdır Gölün muhteşem manzarasına karşı piknik yapabilir ya da güzel bir doğa yürüyüşü yapabilir gölde deniz bisikletleri ile gezinti yapabilirsiniz.

Metristepe Zafer Anıtı Bozüyüke 16 km uzaklıktadır İnönü Savaşlarında şehit olanların anısına 24 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Anıt savaşa katılan birlikler ve komutanlar hakkında bilgi verir. Bölgenin en yüksek yeri Metristepe’de yapılan anıt ve şehitlik görülmesi gereken yerlerdendir. 1 Nisanda anma törenleri yapılır.

İnönü Şehitliği Bozüyüke 6 km uzaklıktaki Akpınar Köyündedir İnönü Savaşlarının geçtiği yerdeki şehitlikte 844 şehit mezarı yer alır. Vatanı için can feda eden şehitlerimizin yattığı İnönü Şehitliği ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir. Her Yıl 1 Nisanda bu şehitlikte İnönü Şehitleri Anma Töreni yapılmaktadır.

Bilecik Kent Müzesi Bilecik il merkezindedir 2007 yılından beri hizmet verir; arkeolojik ve etnoğrafik eserlerden oluşmaktadır.; Paleolitik, Neolitik, Tunç, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlıya ait eserler sergilenmektedir. Bilecik ilinin tarihini ve kültürünü yansıtır



Kaynak bizevdeyokuz.com

BURDUR GEZİLECEK YERLER

Burdur’da gezilecek yerleri görmek bir haftasonunu alır. Antalya‘ya giderken Burdur’da mola verip, bir yerler görmek çok işe yarayacaktır.

Salda Gölü – Yeşilova*♡ sadece Burdur’un değil, tüm Türkiye’nin en ikonik doğal oluşumlarından burası Mars yüzey özellikleri ile benzerlik taşıyan dünyadaki 2 yerden biri. Burada yüzülür yenir, ve konaklanır, kamp alanı var Burayı bozulmadan görün. Köylerde ev pansiyonculuğu destekleyin, tesisleri geliştirin, arabayla sadece 10 dakika olan Yeşilova’ya konaklayın göle nazır yüksek yatak kapasiteli 5 yıldız oteli buranın turizm potansiyelini arttırırmış. valilik şimdilik Salda’ya sahip çıkıyor gibi. Salda Gölü, Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı ilçe merkezine 4 kilometre, Burdur merkeze 75 kilometre 1 saat 15 dakika mesafede.*

Tarihi Osmanlı Yapıları – Burdur merkezde Osmanlı’dan kalma çok güzel konak, cami, kule, medrese, hamam, kervansaray gibi görülmeye değer yapılar var. Özellikle 17.yy. Osmanlı mimarisi Bakibey Konağı ve Taş Oda, 14. yy Hamitoğulları Ulu Cami, Burdur Arkeoloji Müzesi’nin içinde olduğu Pirkulzade Medresesi, 19. yy Osmanlı mimarisi Mısırlılar ve Piribaşlar Evleri, Saat Kulesi merkezde görülmesi gereken yerler.*

Lisinia Doğa –Burdur Merkez’e bağlı Karakent Köyü’nde ayakta alkışlanacak bir girişim İsmi*Lisinia Doğa. Kars’taki Kuzey Doğa Derneği gibi Burdur Gölü kenarındaki*Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi ile az zamanda Burdur’da inanılmaz değişimler yaratmış bir organizasyon.* Tamamen gönüllü emeğiyle yürüyen çok farklı doğa projeleri var.

Burdur’da Lavanta Vakti Isparta Kuyucak*lavanta turizminde kendini markalaştırdı ama Lisinia’nın Akçaköy’de kurduğu Lavanta Deresi Türkiye’nin en büyük lavanta tarlası. tarla muhteşem kareler veriyor. En iyi vakti Haziran sonu, Temmuz başı

Şişçi Hasan’da Burdur Şiş Burdur’un en ünlü lezzeti şişi. ilk defa buraya geldiğimizde duyduk ve yiyince Adana kebap gibi meşhur değil diye hayrete düştük. Dananın en lezzetli yerlerinden kaburga etinden yapıldığından tadını bastrmaması için şişe iç yağından başka malzeme eklenmiyor.* 1 porsiyonda durabilmek zor.* Adana, Gaziantep, Urfada kebap yedik, hepsi güzeldi ama bir Burdur şişin, bir de Artvin’deki cağnın tadı damağımızdan gitmiyor. İlk ortaya çıktığı 19. yüzyılda, keçi eti kıymasından yapılıyormuş, şimdi orjinalini bulamıyorsunuz. Burdur şişi yiyebileceğiniz birçok yer var ama biz Şişçi Hasan’dan şaşmayın deriz.

Burdur Arkeoloji Müzesinde Burdur ve çevresindeki kazılar ve antik kalıntılar sergileniyor. 60 bin parçalık bir koleksiyona sahip. Anadolu’nun en değerli arkeoloji müzelerinden Müze binası da tarihi 1956’de, 18. yy’dan kalma bir Osmanlı yapısı olan Bulguroğlu Medresesi’nin sağ kalan tek bölümü müzeye dönüştürülmüş müzenin halka açılması 1969 yılını bulmuş. müzeye ek binalar yapılmış. koleksiyon M.Ö. 7000’lerden günümüze kadar bir zamanı kapsıyor.*

Saat Kulesi, Burdur’un orjinal saat kulesi, 19. yüzyılda, Burdurlu olan Konya Valisi Tevfik Paşa tarafından yaptırılmış kule, 1914 depreminde yerle bir olmuş. 25 metre yüksekliğindeymiş ve üzerinde saat başı çalan analog bir saat varmış. 1936’da tam yerine olmasa da asıl yerine 20 metre mesafede yeniden inşa edilmiş.*

Sagalassos Antik Kenti – Ağlasun*♡Burdur’un UNESCO Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ndeki, 12.000 yıldır hiç bozulmadan bugüne kadar kalmış şehir kalıntılarının bulunduğu antik kent Sagalassos. Zamanında Pisidia’ya başkentlik etmiş güzel şehir, önce*M.S 5.– 7. yy.’ depremleriyle Arap akınlarıyla nüfus kaybına uğrayıp terk edilmiş. Şehrin en önemli özelliği 1000 yıllık bir seramik üretim merkezi olması. seramikler, Avrupa’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Anadolu’ya birçok antik kente malzeme olduğundan, Seramikleriyle çeşmeleriyle ünlü Agora çeşmeleri, Hadrian Çeşmesi, Helenistik Çeşme, bozulmadan bugüne kadar gelebilmeyi başarmış yapılardan.*Ağlasun Dağında yüksek rakımlı (1490-1600 metre) bir şehir olduğundan, dünyanın en yüksek noktasındaki tiyatro burada. Burdur’un Sagalassos, Ağlasun ilçesine 7 kilometre Burdur merkeze 35 kilometre mesafede.*

Karacaören Barajı hem Isparta’ya hem de Burdur’a sınırı olan büyük bir göl. yeşilin 50 tonunu görmek için Burdur’daki en ideal yer. yağlıboya tablosundan fırlamışcasına güzel manzaralar eşiliğinde çam ağaçlarında kamp kurmak, gölde balık tutmak, kano yapmak…kısa bir tekne turunu es geçmeyin deriz. Burdur merkeze 77 kilometre 1 saat 15 dakika, Antalya merkeze 68 kilometre 1 saat, Isparta merkeze 64 kilometre 1 saat mesafede.*Konum*için tıklayın.

İnsuyu Mağarası – Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası. Turizime açılan sadece ilk 330 m lik kısmı. İnsuyu, turistik olmayan bölümleriyle beraber 8 bin 350 metre Türkiye’nin en büyük mağarası. karstik kayaların yer altı sularıyla erimesi ve aşınmasıyla oluşan sarkıt ve dikitlerden, sayısız odacıklar ve dehlizlerden bir yer altı sarayı. zamanında içindeki gölden tarım amacıyla çekilen sular su seviyesini azaltmış. İnsuyu Mağarası, Burdur merkeze 10 kilometre mesafedeki Çatağıl Köyü’ne bağlı.*

Burdur Gölü*– Eğirdir, Burdur, Acıgölö İlkokul derslerinde kalıp olarak ezberledik Göller Yöresindeki Burdur Gölü, Türkiyenin 7. büyük gölü. burada meydana gelen tektonik deprem sonucu oluşan boşluğa dolan sularla oluşmuş. suyu Salda gibi tatlı değil tuzlu burası kapalı bir havza. göl suları açık denize veya akarsuya ulaşmıyor yenilenmiyor. kuraklıkda ilk yok olacak sulak alanlardan birisi. her geçen gün kuruyor. yine de 85 farklı türde 300 bine yakın su kuşuna ve nesli tükenmekte olan Dikkuyruk Ördekleri’ne ev oluyor kuş gözlemcilerinin ilgisini çekiyor Salda Gölü kadar efsane olmasa da Burdur’un hakkını vermek için Burdur Gölü kenarında da günü batırmak lazım. Burdur Gölü, Burdur merkeze birkaç kilometre.*

Salda Kayak Merkezi, Yeşilova Kayak severlere bir güzel haber Burdur’dan. Palandöken ve Sarıkamış olmasa da Salda Gölü’ne 20 dakika mesafedeki 2079 metre rakımlı Eşeler Yaylası’na kurulmuş Salda Kayak Merkezi, kışın 50 – 100 santim kar alıyor. Kayak merkezinde uzunlukları 1 – 1,5 kilometre arasında 5 pist var. Eğim %15. Teleski olanağı ve 860 metre telesiyej hattı var. Şimdilik kayak merkezi sadece günübirlik kullanıma açık burada konaklama tesisi yok ama kayak ve elbise kiralama olanakları var. ihtiyaçlarınızı tek bir yerden karşılıyorsunuz. kalmalı geleceğim derseniz Yeşilova merkezde otel ve moteller var. kayak merkezi Salda Gölü manzaralı.*

Susuz Kervansarayı ve İncir Han burdur Bucak’a 10 kilometre mesafedeki Susuz Köyü’ndeki tarihi han, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin dönemine ait. Susuz Kervansarayı bugüne kalmış taç kapısı hala ayakta. 2008’de restorasyon geçirdi Antalya-Burdur karayolunun 2 kilometre doğusunda. mutlaka mola Bucak’ın 6 kilometre batısındaki İncirdere Köyü’nde yine II. Gıyasettin tarafından 13. yy’da yapılmış bir Anadolu Selçuklu eseri İncir Han var. Özellikle ahır bölümü ayakta kalan hanın en dikkat çeken kısmı istiridye kabuğu şeklindeki taç kapısı.*

Kibyra Antik Kenti ve Tiyatrosu Burdur’un Gölhisar ilçesindeki ve az bilinen antik kentlerden gelmişken görün Tarihi, M.Ö. 300’lü yıllara dayanır antik şehirde günümüze kalmış en önemli bölüm, gladyatörlerin savaştığı 11 bin seyirci kapasiteli antik tiyatro Antik Çağ’dan günümüze kalan dünyadaki bilinen en büyük müzik evi de Kibyra’da. Yaklaşık 3500 kişilik Odeion’un orkestra bölümünde, dünyada mermer zemine döşenmiş ilk Medusa tasviri bulunuyor. Antik şehirin heykelleri ve arkeolojik buluntular, Burdur Arkeoloji Müzesinde görülebiliyor.*


Kaynak neyiilemeşhur.com

Bitlis Gezilecek Yerleri

Bitlis’e*gidip gezmeden dönerseniz yazık edersiniz. Oldukça fazla gezilecek ve görülecek yere sahip Bitlis*iline gidilmeli

Ahlat Müzesi, Bitlis’in en çok ziyaret gören yeri Müze, 1971 de hizmete açılmış İlk dönem açık hava müzesi olarak düzenlenmiş sonra müze binası yapılmıştır. Ahlat Müzesi zengindir M.Ö. 2000 yılına ait kaplar, 1965-1991 yıllarında Ulu Cami’de, Çifte Hamam’da yapılan kazılardaki eserler sergilenmektedir. Selçuklu dönemine ait olan keramikler müzede sergilenen parçalardır

İslahiye Medresesi Bitlis’in en sağlam yapısıdır Selçuklu eserleriidir. 1216 dan beri sağlamlığını korur 1589 da Bitlis Hanı 5. Şeref han tarafından onartılmıştır. şaheser, Bitlis’e gelen turistlerin mutlaka ziyaret ettiği bir noktadır. kubbesiz olup, dikdörtgen planlıdır. En gözde bölümü ise ön cephesidir İslahiye Medresesinde birçok değerli sanat ve bilim adamları yetişmiştir döneminin en iyi medreselerindendir. Arkeoloji Müzesi olarak kullanılır Bahçesindeki türbede; II. Şeref han, Veli Şemseddin, Ziyaeddin Han ve Üç Bacılar Türbesi bulunur. İslahiye Medresesi, sağlam mimarisiyle ziyaretçilerini bekliyor.

Bitlis Kalesi Bitlis’in il merkezindeki görkemli bir yapıdır dik bir yamaçtadır. Kale, tarihe ışık tutar M.Ö. 312 yılına tarihlendirilir. Büyük İskender’in emri ile Leys Bedlis’in yaptığı kaleyi gezmek zor olsa da sahip olduğu manzara muhteşem… Kale sarp kayalıklara yapıldığı için savunma hendeği yoktur. Bitlis’te görkemli mimariyi ihmal etmeyin deriz. Şehrin tarihine tanıklık edin

Ahlat Sahil Kalesi Bitlis’in tarihinde önemli bir yeri vardır Kalenin Urartular döneminde yapıldığı fakat 1224 te yıkıldığı bilinmektedir. Sultan Süleyman Ahlat’ta bulunduğu dönemde kalenin harap olduğunu görmüş, veziri Zal Paşadan kalenin onartılmasını istemiştir. Mimar Sinan kaleyi tekrar yapmıştır. Kale surları sağlamlığını korumaktadır. Osmanlı Kalesi olarak anılan Ahlat Sahil Kalesi, Bitlisin gezi noktalarındandır. Bitliste Ahlat Sahil Kalesi’ni ziyaret edebilir fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Kureyşi Camii Bitlis, sayısız ibadet mekanına sahiptir. camileri, köklü tarihi ve mimarisiyle göz doldurur Bitlis Kureyşi Camii, Kureyşi semti Zeydan Mahallesindedur 1810 da onarılmıştır Kureyşi Camii’nin zengin süslemeleri olduğu; fakat günümüze kadar süslemelerin harap hale geldiği ortaya çıkmıştır. Kureyşi Camii’nin türbesinde Sultan Kureyşi Hazretlerinin mezarı bulunmaktadır.

Sultaniye Camii Bitlis il merkezindedir Sultaniye Alemdar Köprüsü’ne yakındır. iki katlı inşa edilmiştir. 1828 de yapılmıştır. mihraptaki kitabesi 1784 tarihini vermektedir. Bitlis’in ibadet mekanıdır alt katda Şeyh Galip türbesi ve zaviyesi bulunmaktadır. yöre halkı sürekli ziyaret edmektedir.

Emir Bayındır Camisi Bitlis’in en dikkat çeken kümbetlerinden birinin yakınındadır Kuzeyindeki kümbetle aynı ismi taşır. 1477 yılında Bayındır İbn Rüstem tarafından yaptırılmıştır. Yakınındaki Emir Bayındır Kümbeti Ahlatta çok fazla ziyaret edilir caminin de ziyaretçi sayısını artırmıştır. Cami, dikdörtgen planlıdır, iki bölümden oluşur Muazzam mimarisiyle göz doldurur


Bitlis Ulu Camii Bitlis’in tarihi ibadet mekanıdır 1150 yılında Ebu’l Muzaffer Muhammed tarafından inşa ettirilmiştir. şehir merkezindedir ulaşımı kolaydır turistlerce ziyaret edilmektedir. Bitlis’in diğer camileriyle aynı mimariye sahiptir minaresi camiye sonraki dönemlerde eklenmiştir. Minare kitabesine göre 1492 de yapılmıştır.

Bitlis-Gayda yakınlarındaki Tarihi Hizan Camii, şehrin en eski yapılarındandır turistlerin ziyaret noktalarındandır. Halk tarafından camiyle ilgili rivayete göre Hizan Camii kıyamete kadar yıkılmayacak. inancı yöre halkı tarafından çok yaygın olması duyanların ziyarete geldiği Tarihi Hizan Camii, Hizan ilçesindedir


Bitlis-Yükseliş Mahallesi’ndeki Şeyh Hasan Camii, günümüze kadar gelen tarihi yapılardandır Haydar Ağa adlı bir kişi tarafından 1725 te yenilendiği bilinmektedir. Caminin yapılışında kızıl kahverengi taş kullanılmıştır Şeyh Hasan Camii iki kattan oluşmaktadır. Üst katı cami, bodrum katı Sultan Şeyh Hasan’ın türbesidir. cami, ilk yapıldığında kilise olarak inşa edilmiştir. Hakkında pek bilgi yoktur tarihi gerçekliğiyle görülecek noktalardan

Bitlis’in merkezindeki Gökmeydan Camii, 1801 yılında inşa edildiği mimarisiyle eski bir yapıdır 1801 yılında caminin yıkıldığı ve yeniden yapıldığı düşünülmektedir. Gökmeydan Camii hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır iki katlıdır, Caminin minaresi 1924 te inşa edilmiştir.
Şerefiye Camisi ve Külliyesi

Bitlis’in merkezindeki Şerefiye Camisi ve Külliyesi; medresesiyle, imaretiyle, hamamıyla ve türbesiyle büyük bir yapıdan oluşur. Bitlis’e yolu düşenler mutlaka gezip görür Şerefiye Külliyesi, merkezdeki çarşının içindedir kolay bir ulaşıma sahiptir. Cami, dikdörtgen planlıdır, inşaatında kesme taş kullanılmıştır. Cami minberindeki ağaç işçiliği görülmeye değerdir. Görkemli bir eserdir


El Aman olarak da bilinen Rahva Kervansarayı, Bitlis-Tatvan yolu üzerindedir. Geniş bir arazide kurulan Rahva Kervansarayı, kış aylarında tehlikeliydi. XVI. yüzyılda Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa inşa ettirilmiştir; Anadolu’nun en büyük kervansarayları arasındadır , 90×70 metre uzunluğundadır. doğu-batı yönünde iki sıra halinde ayrılmıştır. Güney bölümü beş dikdörtgen hücrelidir. Her hücresi bir kapı ve avluya sahiptir. İkinci bölümü aydınlık ve geniştir. Rahva Kervansarayı’nın güney kenarındaki büyük kapı haçvari bölümüne açılır. Döneminde önemli bir kervansaraydır

Abdurrahman Gazi Türbesi ahlatdadır Hz Osman zamanında 641 yılında bölgeyi fethetmekle görevlendirilen El-Cezire Komutanı İyaz Bin Ganın komutasında olan Abdurrahman Gazi bu noktada şehit düşmüştü. Ziyaret potansiyeli yüksek bir türbedir.

Şeyh Babo (Üryan Baba) Türbesi Bitlis İnönü Mahallesindeki kümbette kitabe bulunmaz mezar taşının üzerinde 1834 tarihi yazılıdır.

Usta Şagirt Kümbeti Van gölüne yakındır Ahlat kümbetlerinin en büyüğü olduğu için “Ulu” denmektedir, yapılış tarihi belli değildir. Selçuklu kümbetlidir iki katlıdır altı mezar üstü mescit olarak inşa edilmiştir.

Emir Ali Kümbeti Kitabesi Rus harbinde kırılmıştır yapılışı tam olarak bilinememektedir birlikte mimari özelliklerinden 14. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Bitlis-Ahlat’ın en merak edilen noktalarından Çifte Kümbet, 13. yüzyılda inşa edilmiştir. Kümbetlerin en büyük olanı Bugatay Aka ile Şirin Hatun için yapılmış, diğer kümbet Hüseyin Timur ile Esen Tekin Hatun’a aittir. Hüseyin Timur ve Esen Tekin Kümbeti’nin yapımı 1280 dir Kümbet mazgal pencerelerle aydınlatılmakta ve içten kubbe, dıştan külahla örtülüdür. Bugatay Aka ve Şirin Hatun Kümbeti 1280’ e tarihlendirilir. iki kümbet Ahlat Çifte Kümbetler, sağlam mimarileriyle göz doldurur

Emir Bayındır Kümbeti Ahlat Kümbetlerinden en ilgi çekici olandır, kitabede 1481 yılında ölen Melik Bayındır İbn-i Rüstem Bey’in adı yazılıdır.

Küfrevi Türbesi 1898 de Küfrevi Konağı’nın bahçesine kurulan ziyaretgahtır mimarisi Bitlis mimarisinden farklıdır

Süphan Dağı Türkiye’nin 3. büyük doruğudur Patnos, Adilcevaz, Malazgirt ve Ahlat sınırlarından kendini gösterir. dağcılık turizmine katkısı vardır. Her yıl birçok turistin tırmanış yapar tek çıkılmaması önerilir. Dağa tırmanmak için haziran, temmuz, ağustos ve eylül en uygun zamandır. Dağa tırmananların çoğu doğu ya da güneyden tırmanmayı tercih etmektedir. Süphan Dağı’na tırmanmak için Bitlis-Adilcevaz İlçe Jandarma Karakolu’ndan izin almanız gerekmektedir.

Ahlat Mezarlığı Selçuklu mezarlığıdır dünyanın en büyük tarihi Müslüman mezarlığıdır Bitlis’in Ahlat sınırlarındadır. 11. Ve 12. yüzyıldan beri özelliğini yitirmemiştir büyük mezarlık, 10 bin metrekarelik bir alanı kaplar. En ünlü sanatkarların eserleri buradadır, tespit edilen 8 bin tane mezar taşı Sonu olmayan bir çayırda fotoğraf karelerine estetik bir hava katar. çekeceğiniz fotoğraflar bölgenin atmosferini yansıtacak. Dünyanın en büyük Müslüman mezarlığında vakit geçirmek kokusu ve her mezar taşına dokunmak, size harika bir gezi olacaktır.

Nemrut Gölü, Türkiye’nin en büyük krater gölüdür dünyada ise en büyük ikinci krater gölü özelliğini taşıır. 2400 metre yüksekliğindeki Nemrut Gölü, Nemrut Dağı’nın tepesindedir. Göl, Nemrut Dağı’nın dördüncü zamanda patlamasıyla oluşmuştur. Suyu tatlıdır ve Ilıca Gölü ile bağlantısı dışında başka bir akarsuyla ağlantısı yoktur. Nemrut Gölü Tatvan’a 15 km Bitlis’le 26 km dir Kuzeyindeki Ilıca Gölü sıcak suya sahiptir. ismini, M.Ö. 2100 de yaşamış olan Babil Hükümdarı Nemrut’tan almıştır gölde kamp yapabilir yüzebilir. Serin havasıyla nadide güzelliğiyle baştan çıkabilirsiniz

Kaynak neyiilemeşhur.com

Bingöl’de*Nereleri Gezmelisiniz?

Bingöl’e*gezmeden dönerseniz yazık edersiniz. Oldukça fazla gezilecek ve görülecek yere sahip Bingöl*iline giden rahat eder. Bingöl’ün bir çok tarihi yapıları, kamp yerleri, mesire yerleri, kaplıcaları bulunmaktadır. İmkanı olan gezmelidir.

Yolaçtı*Kayak Merkezi Bingöldedir. Şehir merkezine uzaklığı 25 km.dir. Ankara’ya 916, İstanbul’a 1313 km. uzaklıktaki Bingöl’e her gün çeşitli illerden otobüs seferleri vardır. Kayak tesislerine ulaşım özel araçla mümkündür.


Kös Termal Turizm Merkezi Bingöl – Karlıova yolu üzerindedir. Bingöle 18 km. uzaklıktadır. Suyun Isısı: 47oC tır Sodyum, Bikarbonat Sülfat Klorür ve radyoaktif bir bileşime sahiptir. İçme ve banyo kürlerinde yararlanılır Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğu gibi hastalıklarda olumlu etki yapar.
30 oda, 60 yataklı bir otel mevcuttur.

Kiğı Çiçektepe Köyü Mağarası bingöl Kiğı ilçesinin Çiçektepe köyünde, Sivri Dağı’nın eteğindedir Mağarada iki oda, yemlik ve çocuk beşiği mevcuttur. Mağaranın bulunduğu yer eğimlidir mağara, Kiğı’nın çok eski çağlardan beri insana mesken olmuştur

Zağ Mağarası, Murat Nehri kıyısında, Gökçeli ve Yenidal köyleri arasında sarp bir kayalıktadır Murat Nehri’ne bakan tarafı yerden 200-300 metre yükseklikte olup kayaların oyulmasıyla yapılmıştır.*Mağara, üç kat üzerinde kurulmuştur. Her katda 26 oda mevcuttur. Birinci katta Zahire deposu kuyuları, alt katta oturma odaları, en üstte iki haremlik odası mevcuttur. Mağara zamanla hasar görse de şu anda 17 odası yapısını korumaktadır.

Kalkanlı Köyü Mağaraları Yayladere ilçesine bağlı Kalkanlı Köyü yakınlarındaki mağaralar, oyma sanatı ile süslenmiştir. Mağaralar ve mağaraların çevrelediği şelale turistik bir öneme sahiptir.

Kübik mağarası, Karlıova ilçesinin Kübik Köyü yakınlarındadır. cilalı Taş ve Tunç Devrine ait kalıntılar vardır. Duvarlarında oymalar ve işlemeler mevcuttur.


Sentarius Kalesi Murat Irmağı Vadisi’nde Bingöl merkezinin 20 km. çevresini denetlemek üzere yapılan üç önemli kaledendir. Urartu dönemin aittir

Kral Kızı Kalesi Genç ilçesindedir Diyarbakır çayı ile Konsper Çayı’nın buluştuğu yerde bir tepeye yapılmıştır. yıkıntı durumdadır. Pers Kralı Dano kaleyi kızı için yaptırmıştır.

Kiğı Kalesi bingölün güneydoğusundadır çok sağlamdır Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kalede bina harabeleri bulunmaktadır. Erzincan tarihinde kalenin Acemlerin akınına maruz kaldığı rivayet olunmaktadır. Kale’ye giren İranlıların halka işkence yaptıkları, evleri yakıp yıktıkları, erkekleri öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davrandığından bahsedilir. Burayı terkeden ahalinin Kiğı’ya gelip Kaleli mahalleside yerleştikleri ve mahallenin Kaleli” adını aldığı anlaşılmaktadır.


Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl Dağlarının Kale Tepesi’nden ” Güneşin Doğuşu”nu normalden farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 Temmuz-15 Ağustos tarihlerinde en iyi şekilde seyredilir. “Güneşin Doğuşu” çok değişik şekillerde, normalden çok farklı, heyacanlı ve korkunç sahneler yaratmaktadır. Dünyada tam anlamıyla;*“Güneşin Doğuşu” iki yerden izlenir. Birincisi İsviçrenin Alp Dağlarından, ikincisi; Bingöl Dağlarının Kale Tepesi’nden seyredilir. Ulaşım güçtür. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar ham yoldur. Dağın altına arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dk. yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşilllikler görülür. Yol güzergahında dinlenme, tesisleri mevcut değildir. Güneş doğarken ilk etapda hafif bir kızartı belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Ve insana korku veren bir karartı şeklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran üç büyük leke (Siyah renkli) belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılır. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünür. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Daha sonra güneş elmas parçası gibi kıristalleşip eski durumunu almaya başlar. Oldukça heyacanlı anlar yaşatır. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve seyr edememe durumlar olur.*Solhan İlçesinin Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada ilginç ve, çok güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasındaki ada, göl üzerinde serbest hareket etme kabiliyetine sahiptir.

Çır Şelalesi Uzun dere köyünün adını aldığı derenin, Çir taşı adi verilen 100 m. yükseklikteki kayalığın ortasından geçen güzel bir şelaledir. Su 50 m. yükseklikten alt tarafı kayalık olan dere yatağına düşerken güzel bir görünüm arz eder Ilıca bucağına 8 km. uzaklıktaki şelaleye iki ayrı yoldan gidilir. Çir taşının olduğu bölgede kayalık ve mağaralar bulunur kayalıklarda yırtıcı kuşlar yaşar.

Yüzen Ada Solhan ilçesi Hanzarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasındaki Ada, halk tarafından keşfedilmiştir görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolunda 4.5 Km. uzaklıktadır. yolu stabilize olup, 1.5 km’dir. asfaltlanması ve gölün ıslahıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artıracaktır. Bingöl’ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada tamamen doğaldır. üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. şimdiki alanı 300 m2′ nin üzerindedir. Islahı halinde 500 m2’den fazla olur. derinliği 50 metreden fazla Göle devamlı akıntı tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Yaz ve kış su seviyesi aynı . Su tatlı ve berrak olup, madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır.

Üstüne binildiği zaman sal gibi ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. bitkiler gölün suyu ile beslenmektedir. Ada üzerindeki ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmışdır. Göl’ün ortasındaki adada çayır, ayrık ot ve suda yetişen bitkiler mevcuttur Yeşil alanın dışındaki arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır. Balık yetiştirilir
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-09-18, 15:21 #49
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

Kaynak hürriyet.com.tr SAFFET EMRE TONGUÇ

Doğanın ve mutfağın kalbi Bolu

Uluslararası işaret ile belirlenmiş zorlu ve en uzun yürüyüş rotaları Bolu'da. Kamplar fotoğraf köşeleri, ünü sınırları aşan aşçılar ve lezzetiyle parmaklarınızı tehlikeye atacak yemekler… doğanın ve mutfağın kalbi Bolu... günübirlik gezi rotası olarak düşünülür oysa mümkün değil. Doğasıyla, tarihiyle, gastronomi kültürüyle tam anlamıyla keşfetmek isterseniz Bolu’yu, günlere ihtiyacınız var. Ama şanslısınız yılın bir dönemi değil 12 ayı gidilebilen, her mevsimi kendine yakıştıran bir şehir.Bolu Abant’ta Ruhunuzu Dinlendirin Bolu’nun ve Karadeniz’in simgesi Abant. Bolu merkeze sadece 35 km uzaklıkta. göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz. Her yan ağaç kuş sesi ve tertemiz hava çekin içinize. faytonun sesine kulak verin. ister bembeyaz kar örtüsü, ister doğanın yemyeşil uyanışı ve kır çiçekleri, ister sarı-kızıl bir sonbahar... Ne zaman giderseniz gidin bir büyüsü var. Parkın girişinde kurulan köylü pazarında yöresel ürünler almayı ihmal etmeyin.
*
Gölcük’te Masalınızı Yazın Abant’la karıştırılan Gölcük, suni olarak yapılmış. Ormanın içinde bir masal gibi karşılıyor sizi. Bolu’ya uzaklığı 13 km. göknarlar ve çamlarıyla ilkbahar, sonbahar, kış her daim ayrı güzel.Yedigöller’de Kamp Atın Özellikle sonbahar görüntüleriyle hafızalara kazınan Yedigöller Milli Parkı’nın yakışmadığı ay yok. Bolu’nun 42 km kuzeyindeki bir doğa harikası 1965’ten bu yana milli park statüsüne sahip. 1642 hektar büyüklükte 15 tür ağaç ve yaklaşık 300 bitki çeşidi yaşıyor. kuş türü sayısı i100’ün üzerinde. içinde 7 ayrı göl var; Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl. Büyükgöl bir alabalık yetiştiriciliği beşiği Büyükgöl alabalık yetiştiriciliğinin beşiği Türkiye’nin ilk alabalık üretme istasyonu 1969 da burada kurulmuş. parkın içinde Bizans buluntuları var muhteşem doğası ve tarihi çok eskiye gidiyor. Yedigöllerde kamp kurabilir Kapankaya’dan manzarayı doyumsuz tadını yaşayabilir, geyik üretme istasyonunu ziyaret edebilirsiniz.Bolu tam göller cenneti. Sadece Abant, Yedigöller ve Gölcük ile sınırlı değil birçok adres var. doğayla baş başa kalmayı sevenlerdenseniz; Çayköy, Şirinyazı ve Aladağ göletleri ile Karagöl, Çubuk, Karamurat, Yeniçağa, Sülüklü ve Sünnet gölleri de listenizde olmalı.

Sünnet Gölü, Göynük’ün 27 km. doğusunda; balık avlamak serbest. Sülüklü Göl yaklaşık 300 milyon yıl önce heyelanla oluşmuş. Koruma altına alındığı için farklı, ve el değmemiş bir doğası var. Eskiden gölde yaşayan sülüklerden almış ismini ama günümüzde yoklar.Göynük’te Zamanı Yavaşlatın Dünya Sakin Şehirler Ağı olan “Cittaslow” zincirine Göynük de katıldı. unvanı alabilmek için 70 uluslararası kritere sahip olan eski Osmanlı kenti, yerli ve yabancı konukların ilgi odağı. Yüzyıllardır ayakta duran konaklar, Cumhuriyetin ilk yıllarında inşa edilen Zafer Kulesi ve sakinliğin olduğu Göynük sokaklarında dolaşmak, bilmediğiniz zamanlarda soluk almak gibi… Manevi değeri ziyaretçilerin en önemli geliş nedeni Akşemseddin’in türbesi burada. Sadece bir din alimi değil tıp bilgini de olan Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesi 1459’da Fatih tarafından yaptırılmış. Gazi Süleyman Paşa Camii’nin avlusundaki türbe, binlerce ziyaretçi alıyor.

Köylerdeki Sadelikle Arının Abant-Mudurnuda arabayla ulaşacağınız köyler var. Tahta ve kerpiçin yıllara meydan okuduğu çok güzel evlerle bugünün dünyasının sınıfta kalışlarına meydan okuyan sıcacık insanlarla karşılaşabilirsiniz. doğal yaşam hallerini fotoğraflamaya meraklıysanız; Çetmi, Sarıyer, Samat, Çay, Alput, Alahna, Delce, Sürmeli, Örencik köylerini ziyaret edebilirsiniz. Etrafınızı saran sadelik ve sahilik iyi gelecek ruhunuza.
Eski Evler Arasında Düne Gidin Bolu eski evler için tam bir cennet. Merkezde 32, Göynük’te 114, Kıbrıscık’ta 2, Mengen’de 3, Mudurnu’da 207 ve Yeniçağa’da 2 olmak üzere toplam 360 adet tarihi eve sahip. restorasyondan geçirilmiş, çalışma devam ediyor. Mudurnu’daki evler 20. yüzyıl sivil mimarisi için çok önemli. Armutçular Konağı, Keyvanlar Konağı, Kazanlar Konağı, Yarışkaşı Konağı ve Hacı Abdullahlar Konağı gezebileceğiniz örnekler.

Tarihin İzini Sürün 1750 yılından kalma Aşağı Han, 1804 yılında yaptırılan Yukarı Taşhan ile 19. yüzyıldan kalma Tüccar Han şehirdeki tarihi miraslardan. Tüccar Han’a Merkezdeki Köprücüler Köyü’nde, Gerede’deki Çoğullu Köyü’nde ve Mudurnu’da tarihi köprüleri görebilirsiniz. Kentin küçük bir müzesi var, iki salondan oluşuyor. Beklentinizi yükseltmeyin, zamanınız bolsa gidin 16. yüzyıldan kalan Kadı Camii ve Mimar Sinan’ın yaptığı Saraçhane Camii görülmeye değer.
Bolu’daki yayla sayısı yaklaşık 400. yayla turizmi ve doğa turları açısından ülkemizdeki en yüksek iller arasında. doğu Karadeniz’deki yaylalara ulaşım zor Ama Bolu doğal güzelliği ve merkeziliği nedeniyle cazip. son yıllarda yayla turizmine emek harcanıyor. Aladağ, Sarıalan, Kızık, At, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen ve Mudurnu yaylaları

Bolu’nun Pamukkale’siyle Tanışın
Akkaya Travertenleri’ni duydunuz mu? Bolu’nun doğa harikası. “Bolu’nun Pamukkalesi” Mudurnu yolu üzerinde Özellikleri ve kapladığı alanla Pamukkale ile kıyaslanmaktan uzak ama siz görmeden geçmeyin; bembeyaz travertenlerin yemyeşil doğa ile bütünleşmesi harika.
Boluda akla ilk gelenlerden biri mutfağı ve maharetli aşçıları. Mengen’in ünü ülke sınırlarını aşmış. Mengenli aşçıların maharetli yemekleri sarayın gözdesiymiş. Osmanlı mutfağının birçok lezzetinde onların imzası var. Gazi Atatürk’ün aşçısı yine Mengenliymiş. Her yıl eylül ayında Mengen’de Türkiye’nin ilk Aşçılık Festivali düzenleniyor.

Kaynak GezilecekYerler.Com

Yemen’de Gezilecek 10 Yer

27.477.600 toplam nüfusuyla Asya kıtasındaki Yemen;*Umman Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Umman’ın batısında Suudi Arabistan’ın güneyinde yer alan bir Orta Doğu ülkesidir.*
Tarihi ve doğal güzellikleri ile büyüleyen turizm ülkesi son yıllarda yaşanan iç çatışmalarda turizm açısından zor günler yaşıyor. Ülkede gezilip görülecek çok sayıda yer var.

Sokotra Ejderha Ağacı Yemen anakarasının 350 kilometre açığındaki Sokotra Adasında yer alan*Sokotra Ejderha Ağacı, ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken yerlerden .Tuhaf adası ya da mutluluk adası da denilmektedir. Adada 40 bin kişi yaşamaktadır. Ada üzerinde çok tuhaf bitki ve hayvan türleri bulunmaktadır. Bunlardan biri de*Öz suyu koyu kırmızı olan endemik bitkisi*Sokotra Ejderha Ağacı’dır. ağaç, adanın ülkenin sembolü haline gelmiştir. çok ziyaret edilir.*Ağaç; ilaç, boya ve kozmetikde kullanılıyor. Adada yaşayan çocuklar ağacın yapraklarında düşen tozları toplayıp turistlere satmaktadır. mutlaka görülmesi gereken bir doğal güzelliktir.

Dar-ül Hacer, Yemen’in başkenti San’ada yer alan*Dahr Vadisi’nde*bir kayanın üzerine inşa edilen yapı kartal*yuvasını andırmaktadır. Uzun yıllar ülke buradan yönetilmiştir. 1869-1948 yıllarında İmam Yahya sarayı yazın ülke yönetimi için kullandı. 5 katlı bina 35 odadan oluşmaktadır. “Taş Ev” anlamına gelen Dar’ül Hacer, mimarisiyle dikkat çeker müze olarak kullanılmaktadır. Yemen’in simgesi kalenin kesinlikle ziyaret edilmesi gerekir.

Sana’a Ulu Camii Yemen’in başkenti Sana’a da yer alır 715 te inşa edilen ülkenin en eski camisidir. Emevi mimari tarzında inşa edilen cami, yemen için çok önemlidir. camiyi önemli kılan *yazılı en eski Kuran nüshalarının bulunmasıdır. camide Zeydiler için önemli olan bir Kabe maketi bulunmaktadır. Mimarisi dikkat çeker birçok onarımdan geçmiştir ibadete açıktır. tarihi camiyi mutlaka ziyaret edin. cami*UNESCO Mirasıdır

El Saleh Camii*Yemen’in başkenti Sana’a da yer alır 2008 de ibadette açılmıştır. devrik lider Abdullah Salih’in ismini taşımaktadır. Yemen’in en büyük camisidir. Mimarisi dikkat çeker Yemen ve Arap mimarisini birleştiren cami 6 minarelidir. Ülkenin en önemli yapılarındandır

Yemen Kapısı Yemen’in başkenti Sana’a denilince akla ilk olarak*Eski Şehir gelmektedir. bölge** UNESCO Dünya Mirasındadır. birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bunlardan biri Yemen Kapısıdır. Burada 6-9 metre yüksekliğinde surlar vardır. surların çok sayıda kapısı bulunur. en önemlisi Yemen Kapısıdır. 1962 den sonra kapıya Özgürlük kapısı denilmiştir. mutlaka ziyaret edin.

Tuz Pazarı*Başkent sananın eski şehir bölgesinde tarihi yapıları gezdikten sonra alışveriş için Tuz*pazarına uğrayın. Ülkenin en önemli pazarıdır. İstanbul için Kapalı çarşı ya da Mısır Çarşısı ne ise Sana’a içinde bu pazar odur.*hediyelik ve yöresel ürünler satın almak için uygun bir yerdir. yöreye özgün hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

El-Mukelle Yemen’in Hadramut ilinin yönetim merkezi ve, ana liman olup ülkenin en büyük 5. şehridir. birçok tarihi yapı bulunur *huzur dolu sahiliyle turistlerin ilgisini çeker. her yıl çok sayıda turist akın etmektedir. gelen ziyaretçiler tarih yapılara ve doğal güzelliklere doymaktadır.

Hadiboh Yemen’in Sokotra Bölgesi’nde yer alır Hadibu, ülkenin önemli turistik şehridir. Eskiden Tamrida olarak bilinirdi. yaklaşık 9 bin kişi yaşıyor. Şehir sakin ve huzurlu bir yapısı var çok sayıda tarihi yapı ve doğal güzellik bulunur. mutlaka ziyaret edin

Zabid Yemen’in batı kıyı ovasında yer alır 13. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar ülkenin başkenti olan önemli bir şehirdir. ülkenin en eski şehiridir çok sayıda tarihi yapı vardır. şehir 1993 ten beri*UNESCO Dünya Mirasındadır. 2000 den beri Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’nde* yer almaktadır. harika yapılar yok olmadan mutlaka görmelisiniz.

Aden Aden Körfezi’nin kıyısındadır Yemen’in turistik bir şehridir. her yıl çok sayıda ziyaretçi uğrar*Osmanlı ve Arap kültürünün izlerini taşır tarihi yapıları ve görkemli çarşılarıyla turistlere cazip gelir. yolunuz düşerse Tuhaf ya da mutluluk adası olarak bilinen*Socotra adasını ziyaret edin.Sira Kalesi, Aban Camii, Asla’a gibi turistik yapıları görmeden geri dönmeyiniz.


Yemen
Nüfus:*27.477.600
Başkent:*San’a
Resmi Dili:*Arapça
Para Birimi:*Yemen riyali
Bulunduğu Kıta:*Asya
Kuruluş Tarihi:*22 Mayıs 1990
Dini:*İslam
Vize Durumu:*Buraya gitmeden önce vize almanız gerekir.


Kaynak yoldaolmak.Com

Saraybosna Gezilecek Yerler

Saraybosna,*Bosna-Hersek‘in en büyük şehri ve başkenti. Dinar Alpleri’yle çevrili bir vadi Miljacka Nehrinin çevresinde kurulan şehir gelişimini 1463’te bölgeye hâkim olan Osmanlı’ya borçlu.*Yakın tarihin hüzünlü topraklarnaı şimdi huzur skünet hakim. Batı ve Doğu medeniyetlerini bünyesinde barındıran ve ülkenin başkenti olan Saraybosna, Balkanlar’da görülmesi gereken yerlerden Balkanlar’daki kültürel şehirlerin en önemlilerinden . vizesiz hafta sonu gezisi için rota arayışında olanlar için nefis bir tercih . Bir kış mevsiminde 2 gün boyunca sokak sokak gezdiğim şehri pek sevdim Saraybosnada gezilecek yerler
yürüme mesafesinde olduğundan keşfetmesi kolay bir şehir. Saraybosna’nın tarihi çekirdeği ‘Stari Grad‘, yani Başçarşı, kentin en önemli cazibe merkezi. Şehri gezmek için en uygun nokta Ortada etrafını güvercinlerin mekan seçtiği çeşmesi bakımlı ahşap dükkânları ile Anadoluyu andırıyor.


Başçarşı*Saraybosna’nın kalbi Başçarşısı 16. yüzyılda kurulmuş önemli bir Osmanlı çarşısı. Çarşıda şehirdeki birçok önemli yapıyı yaptıran Gazi Hüsrev Bey’e ait camiler, hanlar ve medreseler var. Saraybosna’nın simgelerinden biri olan Sebil, Saat Kulesi, Morica Han, Gazi Hüsrev Bey Cami, Ferhadiye Caddesi ve Bursa Bezisten gezilip görülecek yerler arasında

Başçarşı Sebili Tarihi Başçarşı’nın kalbinde yer alan Başçarşı Sebili*Türkiye’deki Balkan turlarının ziyaret noktası. Tarihî şadırvanın olağanüstü bir hava kattığı meydanın üç tarafı Başçarşı’yı oluşturan dükkânlarla çevrili.*Başçarşı’nın sembolü “Sebil Çeşmesi”, Vali Hacı Mehmet Paşa tarafından 1753’te, İstanbul’daki çeşmeler model alınarak yaptırılmış.*Tahta kubbeli çeşmede fotoğraf çektirmeden ayrılmayın.

Saat Kulesi*Başçarşının önemli bir yapısı. Gazi Hüsrev Bey Vakfı tarafından 17.*yüzyılda*yaptırılan kule yangında hasar almış, 1762’de yeniden restore edilmiş.

Gazi Hüsrev Bey Cami Bosna Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey’in 1531’de Mimar Sinan’a yaptırdığı cami, Saraybosna’daki en önemli Osmanlı eserlerinden. Bosna Savaşında hasar alan cami 1996’da aslına uygun restore edilmiş.*dış duvarda iki metal oluklu çeşmesi bulunuyor. olukların birisinden su içenin şehre yeniden geleceği, diğerinden su içenin ise bu şehirden evleneceği rivayet edilir.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi Kurşunlu Medrese*olarak da adlandırılan*Gazi Hüsrev Bey Medresesi*16. yüzyılda inşa edilmiş.*Osmanlı zamanında*okul olarak kullanılan medrese,* kurulduğu dönemde 50*bin kitaplık bir kütüphaneye sahipti.

Başçarşı Camii Sebil’in hemen aşağısında, 1529’de yapılan ve Durak Camii olarak da bilinen,*Başçarşı Camii*bulunuyor. Bahçesinde kocaman bir şadırvan yer alıyor.

Ferhad Paşa Camii şehrin kalbinde*Ferhadiye Caddesinde yer alıyor. 16. yüzyıl Osmanlı İslam mimarisine sahip cami Bosna*sancak beyi Ferhad Paşa tarafından yaptırılmış. savaşta zarar görmüş.

Moriça Han*da Başçarşı’da önemli bir yer. Halk arasında Han-ı Atik olarak adlandırılır 1551’de yapılmış, 1697’de çıkan yangından sonra restore edilmiş. Gazi Hüsrev Bey Vakfı’'na ait Moriça Han’da, kafelerin yanı sıra otantik kilim vb. eşyalar satan dükkânlar bulunuyor. Moriça Han, ıhlamur ağacı altında, yorgunluk kahvesi içilebilecek en güzel mekânlardan birisi.

Bezistan Rüstem Paşa tarafından 1551’de yaptırılan*Bursa Bezisteni, Bursa İpeği satışı için yapılmış bir pazar yeri. 1992–1995 te Bosna Savaşında hasar alan bezisten daha sonra restore edilmiş. Günümüzde Saraybosna Müzesi olarak hizmet veriyor.

Ferhadiye Caddesi Başçarşı’nın bittiği yerde*Ferhadiye Caddesi*başlıyor. Arnavut kaldırımlı taşlar yerini caddede parkeye bırakıyor. cafe, restoranlar ile alışveriş dükkanlarının olduğu modern bir alışveriş caddesi. Civarında otel ve hosteller yer alıyor.

Latin Köprüsü Başçarşı’ya yakın bir konumda bulunan*Latin Köprüsü 1.Dünya Savaşı’nın çıkmasına sebep olan Avusturya Macaristan Prensi Arşidük Franz Ferdinand’ın suikaste uğradığı köprü. köprüye göz atmadan şehirden ayrılmayın.

Umut Tüneli Bosna Savaşında Bosnalılar için en kritik noktalardan biridir. Sırp kuşatmasının olmadığı tek noktadır havaalanına yakın bir konumda bulunan tünel, savaşta ulaşım ilaç ve silah transferinde kullanılmış. Bosnalı gönüllüler tarafından 8 saatlik mesailer ile kazılan tünel tamamlandığında 960 metre uzunluktaymış.
tünelin yalnızca 20 metrelik kısmı ziyaretçilerce tarafından gezilebiliyor. Tünel o zamanlarda evini tünel kazılması için hibe eden aile tarafından ziyaretçilere açık tutuluyor.

İnat Evi Saraybosnanın gezilecek en ilginç yerlerdeni. 20. yüzyılda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kamulaştırma ile nehir kıyısındaki evleri yıkmak istemiş. Avusturyalıların güç gösterisi ve şehirin görkemli ve önemli binalarını yok etme planı ne mutlu ki bu evde işe yaramamış. Buranın sahibi evin diğer kıyıya taşınması şartını koşmuş.ev sahibi evini yıktırmamış ve evini bugünkü yerine taşıtmış. Evin sahibinin inadı nedeniyle ev “İnat Evi” olarak anılmış. İnat Evi, 1997’den bu yana restoran olarak kullanılıyor. Lezzetli Boşnak yemekleri tadılabilir. “Bir zamanlar diğer tarafta duruyordum, ama inadına bu yakaya taşındım” tabelasını görün.

Hünkâr Cami 1457’de İsa Bey tarafından Fatih Sultan Mehmet Han’a armağan olarak yapılmış olan Hünkâr Cami’ni görülmesi gerekenlerden Saraybosna’da ilk yapılan şehrin simge özelliğindeki camii*

Saraybosna Katedrali*(İsa’nın Yüce Kalbi Katedrali), 1889’de*Paris’teki Notre Dame Katedrali’nden esinlenilerek yapılmış.*Saraybosnada farklı dinlerin hoşgörü içerisinde yaşandığının bir kanıtı*katedral, Katoliklerin merkezi Saraybosna Savaşında zarar görse de yenilenip ayakta kalmış. Katedralin mezarları ve süslemeleri görülmeye değer.

Sonsuz Ateş Ferhadiye’nin başında yer alan Sonsuz Ateş II. Dünya Savaşı’nda Saraybosna’nın kurtuluşu için dikilmiş bir anıt. Şehrin kurtuluşundan sonra 6 Nisan 1946’te açılan Sonsuz Ateş, II. Dünya Savaşı asker ve sivil kurbanları anısına yapılmış. Tito Caddesi’nin köşesinde bulunan anıt, 2011’de bir grubun ateşli saldırısına uğrasa da hasar görmeden kurtulmuş.



Kaynak gezgininayakizleri.com

Türkistan Gezilecek Yerler

Türklerin Anadolu’ya yayılmasında ki önemli merkezlerinden biri, İslamiyet’i Türkler arasında ilk yayan, Divan-ı Hikmet eserini yazan ilim adamı*Hoca Yesevi’nin yaşadığı ve tarihin önemli şehirlerinden*Türkistan.*Türkistan’ın eski ismi ise Yesi’dir. Tarihi ipek yolunun en eski pazarı bu şehirde yaşatılıyor. Sovyet döneminde bu coğrafyaya (Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan)*Türkistan deniyormuş. Başkentleri Taşkent’miş. Sovyetlerin dağılması ile bölgede ki devletler kendi soy isimleriyle isimleriyle coğrafya da yer alır*Türkistan Sovyet zamanından kalmış mimariyi korumuş, düzgün ve orantılıdır. Türkistan bölgesinin tarihi çok eskiye dayanıyor. Burada yaşayan eski Türk boyları Oğuzlar, Tuvalar, Ahıskalar, Kaşgaylar, Kıpçaklar yaşamaktadır. geleneğini yaşatan Türkler ile dolu bu topraklar.

Türkistan gezilecek yer bakımından zengin olmasa da tanımak gerekir. bu topraklar Türklerin Anadolu’ya göç ederken mesken tuttuğu yerler.
Bir çok yerde kültürel ve dil benzerliği bulunmaktadır. havasından, suyundan mı bilinmez Türkistan Rus şehirlerin etkisinde kalmamış hiçbir bina 2 katın üstüne çıkmamış. Çünkü İslamiyet’i yayan Hoca Yesevi’nin türbesi bölge insanı için çok kutsal ve, saygıdan dolayı hiçbir yapının boyu türbeden yüksek olmamış Türkistan bir üniversite şehri, Türkçe, Kazakça ve Rusça eğitim veren iki ülkenin de yetkisinde ki Hoca Yesevi Üniversitesi bu şehirde. güzel Orta Asya ülkesi kazakistanın en keyif aldığım yeri *Türkistan bölgesinde. her gün tarihin izlerine tanıklık edip keyfini yaşayın

Türkistan gezilecek yerler bakımından çok zengin olmasa da Bölgenin en önemli gezilecek yeri şüphesiz*Yesevi*türbesidir. Timur’un Yesevi için yaptırdığı türbeti ziyaret edebilirsiniz. Hoca Yesevi’nin 63 yaşından itibaren hayatını yer altında geçirdiği yer altı mağarası ve yaşadığı evi ziyaret edebilirsiniz. Türbede Kazak kültürünü ve tarihini öğrenebileceğiniz müzeler var. Türkistan’a yaklaşık 30 km uzaklıkta Hoca Yesevi’nin hocası*Arslan Bab*türbesini, ve hemen yakınında ki*Otrar’ı ziyaret edebilirsiniz. Türkistan gezimde büyülendiğim yerlerden birisi de tarihi*Savran*şehri
Türklerin Anadolu’ya göç ederken uğrak noktalarından birisi inanılmaz bir mutluluk yaşadım. Oğuzların ticaret şehirlerinden birisi

Savran Kalesinin bir çok surları ise günümüze ulaşmış. Kale içinde binlerce yıldan kalmış çömlek parçaları ile karşılaşabilirsiniz. Türkistan’a 20 dakika uzaklıktaki*Kentauise klasik Rus mimarisinde kalmış bir şehir heyecanla çocukluğumuzda çokça hikayelerini dinlediğimiz*Dede Korkut’un mezarını ziyaret edebilirsiniz. Türkistan’da halka karışmak isterseniz kent pazarını gezin Pazarda her şey bulabilirsiniz. *Türkistan şehrinin dışına çıktığınız da deve sürüleri ile karşılaşabilirsiniz.Türkistan ve Kazak mutfağı et üzerine kurulu, her yemekde ete rastlamanız mümkün. Lagman, şaşlık, samsa, beşparmak, Kurdak ve yöresi burası olmamasına rağmen her yerde yapılan Özbek pilavı başlıca yiyebileceğiniz lezzetler. İçecek olarak kımız (at sütü) ve kımran ya da şubat* (deve sütü) ise tüketmeyi sevdikleri milli içecekler
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-19, 04:24 #50
nedim972 nedim972 çevrimdışı
Varsayılan C: Gezi rehberi

KIZILCAHAMAM ANKARA DOĞA MANZARALARI, SU SESİ VE KUŞ CIVILTILARI...

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ali’nin, bir, gezi, necef, ırak

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:43
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018