Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 28-05-18, 10:28 #1
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimiçi
Varsayılan Çeşme Tarihçesi



Temelde, temizlik ve içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan çeşmelerin ve sebillerin İstanbul’un mimarî dokusunda bıraktığı derin izlerin; hem Osmanlı Pâyitaht’ı olmasından, hem de başından itibaren dinsel-sosyal işlevle içiçe geçmiş olmasından kaynaklanan farklı özellikler içerdiğini hatırda tutmak gerekmektedir. Osmanlılar, bir yandan kamu yapıları için pratik olgulara ve gündelik gereksinimlere değer verirken, diğer yandan bu yapılanların estetik çevre düzenlemeleri içinde olmasına ve çeşitli şekillerde zenginleştirilmelerine de önem veriyorlardı. Çeşmeler ve sebiller, estetik ve pratik kaygıların üstesinden gelinmesinin incelikli örnekleridir. İstanbul çeşmelerini ve sebillerini incelemek, Osmanlılar’ın “gelenekçi” yapısına bakmak kadar, aynı zamanda Osmanlı mimarlığının klasikten çağdaşa doğru izledği değişimi incelemek anlamına da gelmektedir.

“Çeşme”, kelime anlamı olarak, Farsça’da “göz” anlamına gelen “çeşm” kelimesinden türetilmiştir. Su çıkan kaynak, pınar ve gözlere “çeşm” denilmesi, bunların akıtıldığı küçük yapılara çeşme denilmesine neden olmuştur. Çeşmeler su mimarisinin en yaygın örnekleri olmalarının ötesinde, her dönemde Türk şehirlerinin en önemli öğeleri arasındadırlar. Selçuklular döneminden itibaren, dinî yapılarla bütünleşik ya da bağımsız bir yapı olarak çeşmelerin inşa edilmiş olduğu bilinmektedir.



Osmanlı dönemi İstanbulu’nda su dağıtımının da benzer öncelikler altında şekillenmiş olduğunu kabul edebiliriz. Çünkü; Osmanlı toplum hayatının odak noktaları olan camii ve özellikle ana işlevlerinden biri “temizlik” olarak düşünülen külliyelere su temin edilmesi temel önemde idi. Oldukça anlamlı olarak, “şadırvan” adı verilen ve yalnızca camii ve külliyelerin bir parçası olan su yapıları da gelişmiştir. fiadırvanlar, çeşme ve sebilllerden ayrı olarak düşünülmesi gereken su yapıları olduklarından makalemizde ayrıntılı olarak değinilmemekle birlikte, şunu belirtelim ki; camide ya da medreselerin dershane-mescidinde, hem abdest almak gibi önemli bir dinsel işlevin yerine getirilmesinde, hem de etrafı monoton revaklarla çevrili camii iç avlularındaki boşluğun estetik olarak değerlendirilmesinde önemli işlev görmüşlerdir.

Suriçi İstanbulu’nun su mimarisi için belirleyici nitelikte olan bir diğer unsur da; Anadolu ve Balkanlar’dan getirilen insanlarla nüfusu artırma çabası içine girilmiş olmasıdır. fiöyle ki; birçoğu günümüzde yaşayan mahalle isimlerinin de gösterdiği gibi, yeni gelenler, genelde diğerlerinden farklı, etnik ve kültürel olarak bütüncül bir çevreye, “mahalle”ye yerleştiriliyorlardı.Mahalle olarak adlandırılan bu küçük ve genelde homojen birim, her dönemde hepsi zorunlu olarak aynı anda bulunmaları gerekmeyen ve üstelik etnik ve dinsel yapıya göre değişiklikler gösteren bazı kamusal ve ortak mimarî öğelere sahipti. Örneğin Müslümanlar açısından; ibadethâne (camii ya da mescid), mektep (Sıbyan mektebi), türbe (Âlim ya da ermiş bir kişinin zamanla kudsiyet kazanan mezarı), hamam ve bazen ortak kullanıma ait bir yapı ile bütünleşik, bazen meydanda ayrı olarak, bazen de bir evin duvarına bitişik duran çeşme, bu kamusal mimarî öğelerin başında geliyordu. Zaten İstanbul’da suyu ileten tek bütüncül bir sistemin olmadığı, ancak suyu belirli komplekslere taşıyan tek tek su yapılarının olduğu bilinmektedir. Çoğu zaman da yeni komplekslere taşınan su, tamamen yeni bir mahalle kurmak veya çevresinin kentleşmesini teşvik etmek için fırsat oluşturdu. Sonuç olarak yeniden yapılandırılan şehrin bu özellikleri, Osmanlılar için halka suyu dağıtmanın, yani çeşme ve sebiller yapmanın gerekliliği yolundaki düşünceyi pekiştirmiş olmalıdır. Tüm bunlara karşın, suyun azlığından ötürü dikkat edilmesi gereken kurallar vardı. Söz konusu kurallara göre; nereye ne kadar su gerektiği belirlenir ve ölçümler yapılır, ne sekilde tevzi edilecegine kararlar verilir ve ona göre mahallelerdeki dagıtım yapılır ve belirli yerlerde çesmeler inşa edilirdi.Tarihsel gelişmelerin doğal sonucu olarak İstanbul’da yaşayan insanların büyük çoğunluğunun değişmiş olması gibi, su ihtiyacının karşılanması için kullanılan yollar da değişmiş, özellikle Suriçi bölgesinde, evlerin altında kalan kapalı sarnıçlardan su çekilmeye devam edilmiş olsa da (bkz. Roma ve Bizans Dönemlerinde İstanbul’da Su Ve Su Mimarisi adlı makale), genel olarak sarnıçların yenileri inşa edilmediği gibi, var olan eski sarnıçlar da, Bizans döneminde sahip oldukları hayatî önemlerini kaybetmişlerdir. Osmanlı dönemi ile birlikte halk, su ihtiyacının hemen hemen tamamını çeşmelerden ve daha sonraki dönemlerde giderek yaygınlaşan sebillerden karşılar hale gelecektir. Çünkü, hemen her sokağa hayır yapısı olarak çeşme yaptırılması sağlanmıştır. Yalnız İstanbul tarafında, yani Osmanlı döneminde Nefs-i İstanbul (Asıl İstanbul) olarak anılan Suriçi’nde, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden kitâbeli 400 kadar çeşme bilinmektedir.

İstanbul’da en eskiye tarihlenen çeşme, Cerrahpaşa’daki Davud Paşa Çeşmesi’dir. Davud Paşa Camii’nin avlu duvarına bitişik olarak, kesme taştan yapılmış olup, son derece sade görünümlüdür. Kitâbesinde külliyenin yapılış tarihi olan H.890/M.1485-6 tarihi yazılmış olmasına rağmen, banisi Davud Paşa’dan “merhum” olarak bahsedilmesi, ölüm tarihi olan 1498’den sonra yapılmış olduğunu düşündürmektedir.ALINTI#

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-05-18, 11:17 #2
dranka11 dranka11 çevrimdışı
Varsayılan C: Çeşme Tarihçesi


Evin yanında çok güzel bir dekorasyon.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-05-18, 11:25 #3
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimiçi
Varsayılan C: Çeşme Tarihçesi


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen dranka11 Mesajı Göster
Evin yanında çok güzel bir dekorasyon.
tarih kokuyor bu eski çeşmelerde
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 06:19
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2019