Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 27-01-11, 13:57 #1
X Rey X Rey çevrimdışı
Varsayılan Efeler ve Zeybek Hakkında


Zeybeklik son dönemde bir yandan popüler bir nostaljik öğe haline gelmiş gibi görünmesine karşın, diğer yandan da toplumu baskı altına almış olan bilgisizlik ve yüzeysellik akımı nedeniyle genel kabullenmeler ve yapıştırılmaya çalışılan yaftalardan da büyük zarar görmektedir. Bazı televizyon dizilerinin ve müzik eserlerinin, zeybeklik olgusuna ve zeybek ezgilerine eskisine nazaran daha ağırlıklı olarak vurgu yaptığı hiç birimizin dikkatinden kaçmış olmasa gerektir.

Bu ilginin doğurduğu bir başka sonuç daha var ki, bu kimsenin arzulamadığı bir çeşit yan etki. Efeliğin bu kadar tuttuğunu gören bazı fırsatçılar da kendilerine gün doğduğunu düşünüp bu ,trend ”den faydalanmaya çalışmaktalar. Bunların başında köşe dönmeci ve kolaycılar geliyor. İlk iş olarak Ege zeybek ve türkülerine el atarak bunları kendilerince, ,güncelleştirerek ” piyasaya sürüyorlar. Bu sahtekarlık, pek tutmasa da, Ege kültürünün yozlaşması riskini artıran bir alışkanlık halini almıştır. Türkülerimizi hakkıyla yorumlayan yetkin sanatçılarımızın yanı sıra, zeybekleri ,bale ” veya ,opera ” haline getirmeye çalışanlardan tutun da, arabesk balçığı içine sokmaya çalışanlar da müzik piyasasında zeybekleri bizim kadar sevmektedir(!).

Bir başka tehlike, bu popülariteden faydalanmak isteyen bir başka grup sahtekardan gelmektedir. Bunlar da cüz 'i akıllarında bulunan birkaç kırıntıyla zeybekliğin tarihi gelişimini, zeybek oyunlarının kökenini ve anlamını açıklayarak kendini satmaya çalışan budala tayfasıdır. Bunların en son örneğini Milliyet Gazetesinde çıkan bir haberde Dr. Alper Aksoy adındaki bir şahsın hezeyanlarında gördük. İstanbul 'da bir zeybek ekibi kurarak yarışmalara katılan bu kişi, yapılan söyleşide hem zeybek oyunlarının orijinal karakterini bozduğunu itiraf etmekte; hem de efelerin geçmişine dil uzatarak bu insanların Türklüğünden, İslamlığından ve efeliğinden şüphe ile bahsetmektedir.

Efelerimizin ve zeybek türkülerinin bir sahipleneni olmadıkça bu saldırıların bitmesi beklenemez. Zeybeklerin sahibi, en doğalıdır ki Aydınlılardır. Demek oluyor ki Aydınlılar, çaba ve girişimleriyle zeybekliği ve zeybekleri her şeyiyle sahiplendiklerini göstereceklerdir.







Zeybeklik nedir?

Bu kapsamda zeybeklere değinmeden geçemeyeceğim. Zeybekliğin kökenlerini Eski Yunan 'da veya Orta Asya 'da aramanın manası yoktur. Çünkü zeybeklere ilk olarak Anadolu Selçuklularında rastlanmaktadır. Bu dönemde zeybek adının, Aydın yöresinde yolların güvenliğini sağlayan bir çeşit asker anlamına geldiğini biliyoruz. Kelimenin anlamını araştırmak ta beyhude bir iştir. Kelimenin kökenine ilişkin bir tarihi kayıt bulunmamasının yanısıra bu kelimeyi Rumca 'dan veya başka yabancı dillerden gelmiş gibi göstermeye çalışan sahtekar ve hainlerin varlığı, bu bahisten tiksinerek geri adım atmamız için yeterlidir.

Zeybekliğin asıl kökeni 16.yüzyıl sonu ile 17.yüzyıl ortalarına tarihlenen Celali Ayaklanmalarına dayanır. Gerçek anlamını da burada bulur. Yenilgilerle bozulmaya yüz tutan merkezi idare ve halka zulümden başka bir şey getirmeyen yerel vali ve mültezimler ile birlikte köylüler üzerindeki mali yükün ağırlığı, asker kaçakları ile birleşen isyancıların çığ gibi büyümesine yol açtı. Aydın, bu sıkıntıları daha fazla hisseden bir vilayet olarak Celalilerin her zaman etkin olduğu bir yöre olageldi. Bu isyancıların faaliyetleri yoğun olarak Aydın 'da hep devam etti. Buna karşın aynı sebeplerle dağa çıkan eşkıyanın gittikçe yöresel niteliklere bürünerek diğer eşkıyadan ayrıldığını ve bir çeşit toplumsal çete haline geldiğini görmekteyiz. Anlatılanlar bellidir; haksızlığa karşı çıkan köylü genci ve zenginden topladığını fakire dağıtan, gençleri evlendiren, köPage Rankingüleri onaran gönlü tok eşkıya.


Sinanoğlu Örneği

Bu anlamdaki en eski zeybekleri Sinanoğlu ve arkadaşlarının olayında görüyoruz. Atça 'nın Yağdere köyünden olan Sinanoğlu ve arkadaşları Koca Hasan ve Gök Hasanoğlu yine aynı sebeplerle dağa çıkarak etraflarında hatırı sayılır bir kuvvet toplayarak Aydın 'ı ele geçirmişler ve Valiyi öldürmüşlerdir. 1828-1832 yılları arasında 5 yıla yakın Aydın Vilayetinde hüküm süren Sinanoğlu, Aydın 'a gelen iki orduyu yenmiş, ancak daha sonra, 8 bin kişilik bir Zeybek ordusuyla İzmir 'i ele geçirmeye kalktığında, üzerine gelen Vezir Tahir Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunca mağlup edilerek idam olunmuştur. Kendisi ve arkadaşlarının mezarları Atça-Nazilli arasında Tabanlı Çeşmesi denilen yerdedir.

Çoğu zeybeklerin akıbeti bu şekilde olmuş ve ,su testisi su yolunda kırılır ” atasözü boşa çıkmamıştır. Bunun yanında bir çok efe de devletle işbirliği yapmış, teslim olmuş, hatta eşkıya takibinde devlete yardımcı da olmuştur. Kırım Savaşına zeybeklerin katıldığını gösteren belge ve gravürler mevcuttur.


Efeler Savaşta

En son 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşına efelerden oluşan bir Zeybek Alayı katılmıştır. Bunların arasında meşhur Çakıcı Mehmet Efe 'nin babası Çakırcalı Ahmet Efe de vardır. Zeybeklerin savaşlara katılmaları genelde kendilerine yapılan vaatler ve nasihatler sonucu olmuştur. Bu savaşta da Sultan II.Abdülhamit ile şahsen görüşen zeybekler, kendilerine savaştan sonra verilecek özgürlük ve mal ile kandırılmıştır. Aydın 'dan getirilen Zeybek Alayı İstanbul 'da bir müddet eğitilmiştir. Hatta bu eğitim sırasında Beyoğlu 'na inen palabıyıklı, kulaklı kamalı zeybeklerden ürken halkın şikayetleri yabancı ülke sefirlerinin raporlarında da yer almıştır. Bu zeybeklerin çoğu, gösterdikleri bir çok kahramanlıktan sonra Karadağ savaşlarından dönememiştir. Bu savaşlar sırasında Arnavutların çok hainliğini gören zeybekler, bundan sonra Arnavut milletine karşı amansız bir hasım haline gelmişlerdir.






Zeybekler Kurtuluş Mücadelesinde

Son olarak zeybekleri, Kurtuluş Savaşımızda görmekteyiz. Kurtuluş Savaşı 'nın ilk başarılı mücadelesi efeler komutasında Aydın 'da yapılmıştır. Milli Mücadelemizin ilk topu, yine efeler komutasında Aydın 'da patlatılmıştır. Yörük Ali Efe 'nin komutasında kurulan Milli Aydın Alayı, halen ordumuzda mevcudiyetini korumaktadır. Burada Kurtuluş Savaşı 'nda efelerin neler yaptığını uzun uzun anlatmayacağız. Bu husus, tarih kitaplarında bol bol incelenmiştir. Buna karşın, bazı sahneleri anlatmadan geçemeyeceğim. Bu sahnelerin hepsi şu ya da bu şekilde efsaneleştirilerek halkımızın dimağında yer almıştır.


Unutulmaz Sahneler

Bunlardan ilki Yörük Ali Efe müfrezesini Yenipazar 'a doğru giderken gören Rum işçilerin kaçmaya yeltenmesi ile başlar. Rumların kaçmalarına engel olan Efe, onlara yolluk verir ve Sultanhisar 'daki kumandanlarına giderek Yörük Ali 'nin teslim olarak Yunanlılara katılmak istediğini, bunun için ertesi gün Sultanhisar 'a silahsız geleceğini söylemelerini tenbihler. Koşarak giden Rumların ardından bakakalan kızanlar, Efelerinin hilesini anlayamazlar. Ancak ertesi gece sabah doğru Sultanhisar 'ın Malgaç KöPage Rankingüsündeki karakolu basmaya giderken bu kurnazlığı anlayacaklardır. Yunan Komutanı Sultanhisar 'da hazırlık yaparak Efe 'nin teslim olmasını bekleyedursun, Malgaç 'tan gelen silah sesleri, Türk Kurtuluş Savaşı 'nın başladığını, Türk Milletinin ölmeden esareti kabul etmeyeceğini ilan etmektedir.

Bir diğer ölümsüz sahne, Atatürk 'ün bir telgrafı ile tarihe geçmiştir. Telgrafın metnini, tek satırına dokunmadan naklederek yazımızı sona erdiriyoruz. Nihai karar elbette ki tarihe kalacaktır.



,Ankara, 11 Haziran 1920

Aydın ve Havalisi Kuvayi Milliye Umum Kumandanı Demirci Mehmet Efe kardeşime:

Kahraman efelerinizi size gönderiyorum. Aydın 'ın bu doğru özlü ve fedakar evlatları, Bolu ve Düzce havalisinde memleketimizi gavurların esaretine düşürmeye çalışan hainleri pek kahramanca ve fedakarca bastırdılar. Vatanımıza büyük hizmetler ifa ettiler. Allah iki cihanda aziz etsin. Kendilerine ve umum kumandanları olan zat-ı alinize Büyük Millet Meclisi 'nin kalbi ve samimi teşekküratını takdim eder, gözlerinizden öperim. Kardeşim efendim...

İmza: Büyük Millet Meclisi Reisi

Mustafa Kemal ”




KAYNAK II



Efe Kimdir?
--------------------------------------------------------------------------------


Efe; zulme, işkenceye, haksızlığa başkaldıran ve silahlanıp dağa çıkan, Kızan larıyla birlikte fakir fukarayı koruyup gözeten, zalimleri tepeleyen, ulusal çıkarları düşünerek gerektiğinde yurt savunmasına koşan yiğittir.

Efe kelimesinin başka anlamları da vardır. Mesela; Ege bölgesinin köy yiğitlerine, gençlere EFE denir. Zeybek sözü de EFE anlamında kullanılır. Kızan sözcüğü de Delikanlı anlamına gelir.

Efe; kızanların, zeybeklerin başıdır. Efe ' nin ekibindekilere Kızan denir. Kızanları Efe ' den ayıran özellik giyimde de belli olur. Efe, gümüş saat kösteği, gümüş sigara tabakası kullanır, Kızanları kullanamaz. Kızanlar, Efenin izni olmadan evlenemezler. Efe, kızanlarının babası, koruyucusu ve lideridir.

Efe ile eşkıya yı birbirine karıştırmamalıdır. Eşkıya, yol kesen, ev basan, soyguncu ve can kıyıcıdır.

Çete sözü Efenin ekibine verilen ad olduğu gibi, eşkıya nın ekibine de verilen bir addır.
Efe, gönüllerde bir kahraman olarak yaşayan bir kültür hazinesidir.
Zenginden aldığını fakire veren, yoksul kızlara çeyiz düzen, düğün dernek kuran kişidir.

Efelerin ve kızanların kıyafetleri kendilerine özgü ve ilginçtir.

Kıllıoğlu Hüseyin Efe
Danişmendli İsmail Efe
Mesudlarlı Mestan Efe
Kozalaklı Mehmet Efe
Sancakların Ali Efe
Dokuzun Hasan Hüseyin Efe
Tekeli İsmail Efe
Sökeli Ali Efe
Ese Efe
Germencikli Sarı Efe
Aslan Yürekli Efe ve diğerleri.


Ayrıca Atçalı Kel Memet , Çakırcalı Mehmet Efe, Posluoğlu Mehmet Efe, Kamalı Zeybek de mertlikleri ile tanınmış eşkıya grubundan efelerdir. Nazilli 'nin Yağdere köyünden Sinanoğlu da ünlü bir zeybektir.

Aydın 'ın 27 Mayıs 1919 'da Yunanlılar tarafından işgali üzerine Kıllıoğlu Hüseyin Efe ile Yörük Ali Efe 'nin kızanları bir araya gelerek askeri komutanlarla (Albay Şefik Bey ve arkadaşları) işbirliği yapmışlardır. Efeler asker toplamaya başlamışlar, halkı silahlandırarak Karahayıt 'ın Armutlu köyünde bir araya gelmişlerdir. Burada Kozalaklı Mehmet Efendi de gruba katılmıştır. Ortaya çıkan birliğin başına Yörük Ali Efe geçmiştir.

Milli Mücadeleye Katılan Efeler

Yörük Ali Efe
Demirci Mehmet Efe
Kıllıoğlu Efe
Ese Efe
Tekeli İsmail Efe Sancaktarın Ali Efe
İsmail Arslan Yürek Dokuzun Mehmet Efe
Sökeli Ali Efe
Danişmentli İsmail Efe Durmuş Ali Efe
İbrahim Çetin Çavuş Mestan(Emir) Efe
Çete Efe
Adalı Efe
Tuzsuz Efe
Sökeli Caferaki
Duacıllı İbrahim Koca Mustafa Keleş
Mehmet Efe
Kara Ahmet
Kara Erkek Gökçen Efe
Kuru Köylü Ahmet Efe
Alim Efe
Bakırlı Efeler
Saçlı Efe
Tavaslı Ömer
Salcı Ali Çavuş
Muharrem Çavuş
Solağın Ahmed
Kara Mustafa
Patağın Mehmet
Cesur İbrahim
Kör Ahmed
Kadıköylü Tahir
Mehmet Alinin Süleyman
Soğancılı Kara İmam
Böcekli Halil
Davaslı Osman
Kara İbrahimoğlu


Efeler ve Zeybeklik
--------------------------------------------------------------------------------
Zeybeklik son dönemde bir yandan popüler bir nostaljik öğe haline gelmiş gibi görünmesine karşın, diğer yandan da toplumu baskı altına almış olan bilgisizlik ve yüzeysellik akımı nedeniyle genel kabullenmeler ve yapıştırılmaya çalışılan yaftalardan da büyük zarar görmektedir. Bazı televizyon dizilerinin ve müzik eserlerinin, zeybeklik olgusuna ve zeybek ezgilerine eskisine nazaran daha ağırlıklı olarak vurgu yaptığı hiç birimizin dikkatinden kaçmış olmasa gerektir.
Bu ilginin doğurduğu bir başka sonuç daha var ki, bu kimsenin arzulamadığı bir çeşit yan etki. Efeliğin bu kadar tuttuğunu gören bazı fırsatçılar da kendilerine gün doğduğunu düşünüp bu ,trend ”den faydalanmaya çalışmaktalar. Bunların başında köşe dönmeci ve kolaycılar geliyor. İlk iş olarak Ege zeybek ve türkülerine el atarak bunları kendilerince, ,güncelleştirerek ” piyasaya sürüyorlar. Bu sahtekarlık, pek tutmasa da, Ege kültürünün yozlaşması riskini artıran bir alışkanlık halini almıştır. Türkülerimizi hakkıyla yorumlayan yetkin sanatçılarımızın yanı sıra, zeybekleri ,bale ” veya ,opera ” haline getirmeye çalışanlardan tutun da, arabesk balçığı içine sokmaya çalışanlar da müzik piyasasında zeybekleri bizim kadar sevmektedir(!).

Bir başka tehlike, bu popülariteden faydalanmak isteyen bir başka grup sahtekardan gelmektedir. Bunlar da cüz 'i akıllarında bulunan birkaç kırıntıyla zeybekliğin tarihi gelişimini, zeybek oyunlarının kökenini ve anlamını açıklayarak kendini satmaya çalışan budala tayfasıdır. Bunların en son örneğini Milliyet Gazetesinde çıkan bir haberde Dr. Alper Aksoy adındaki bir şahsın hezeyanlarında gördük. İstanbul 'da bir zeybek ekibi kurarak yarışmalara katılan bu kişi, yapılan söyleşide hem zeybek oyunlarının orijinal karakterini bozduğunu itiraf etmekte; hem de efelerin geçmişine dil uzatarak bu insanların Türklüğünden, İslamlığından ve efeliğinden şüphe ile bahsetmektedir.

Efelerimizin ve zeybek türkülerinin bir sahipleneni olmadıkça bu saldırıların bitmesi beklenemez. Zeybeklerin sahibi, en doğalıdır ki Aydınlılardır. Demek oluyor ki Aydınlılar, çaba ve girişimleriyle zeybekliği ve zeybekleri her şeyiyle sahiplendiklerini göstereceklerdir.






YÖRÜK ALİ EFE ve GRUBU


Zeybeklik nedir?

Bu kapsamda zeybeklere değinmeden geçemeyeceğim. Zeybekliğin kökenlerini Eski Yunan 'da veya Orta Asya 'da aramanın manası yoktur. Çünkü zeybeklere ilk olarak Anadolu Selçuklularında rastlanmaktadır. Bu dönemde zeybek adının, Aydın yöresinde yolların güvenliğini sağlayan bir çeşit asker anlamına geldiğini biliyoruz. Kelimenin anlamını araştırmak ta beyhude bir iştir. Kelimenin kökenine ilişkin bir tarihi kayıt bulunmamasının yanı sıra bu kelimeyi Rumca 'dan veya başka yabancı dillerden gelmiş gibi göstermeye çalışan sahtekar ve hainlerin varlığı, bu bahisten tiksinerek geri adım atmamız için yeterlidir.

Zeybekliğin asıl kökeni 16.yüzyıl sonu ile 17.yüzyıl ortalarına tarihlenen Celali Ayaklanmalarına dayanır. Gerçek anlamını da burada bulur. Yenilgilerle bozulmaya yüz tutan merkezi idare ve halka zulümden başka bir şey getirmeyen yerel vali ve mültezimler ile birlikte köylüler üzerindeki mali yükün ağırlığı, asker kaçakları ile birleşen isyancıların çığ gibi büyümesine yol açtı. Aydın, bu sıkıntıları daha fazla hisseden bir vilayet olarak Celalilerin her zaman etkin olduğu bir yöre olageldi. Bu isyancıların faaliyetleri yoğun olarak Aydın 'da hep devam etti. Buna karşın aynı sebeplerle dağa çıkan eşkıyanın gittikçe yöresel niteliklere bürünerek diğer eşkıyadan ayrıldığını ve bir çeşit toplumsal çete haline geldiğini görmekteyiz. Anlatılanlar bellidir; haksızlığa karşı çıkan köylü genci ve zenginden topladığını fakire dağıtan, gençleri evlendiren, köPage Rankingüleri onaran gönlü tok eşkıya.


Sinanoğlu Örneği

Bu anlamdaki en eski zeybekleri Sinanoğlu ve arkadaşlarının olayında görüyoruz. Atça 'nın Yağdere köyünden olan Sinanoğlu ve arkadaşları Koca Hasan ve Gök Hasanoğlu yine aynı sebeplerle dağa çıkarak etraflarında hatırı sayılır bir kuvvet toplayarak Aydın 'ı ele geçirmişler ve Valiyi öldürmüşlerdir. 1828-1832 yılları arasında 5 yıla yakın Aydın Vilayetinde hüküm süren Sinanoğlu, Aydın 'a gelen iki orduyu yenmiş, ancak daha sonra, 8 bin kişilik bir Zeybek ordusuyla İzmir 'i ele geçirmeye kalktığında, üzerine gelen Vezir Tahir Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunca mağlup edilerek idam olunmuştur. Kendisi ve arkadaşlarının mezarları Atça-Nazilli arasında Tabanlı Çeşmesi denilen yerdedir.

Çoğu zeybeklerin akıbeti bu şekilde olmuş ve ,su testisi su yolunda kırılır ” atasözü boşa çıkmamıştır. Bunun yanında bir çok efe de devletle işbirliği yapmış, teslim olmuş, hatta eşkıya takibinde devlete yardımcı da olmuştur. Kırım Savaşına zeybeklerin katıldığını gösteren belge ve gravürler mevcuttur.


Efeler Savaşta

En son 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşına efelerden oluşan bir Zeybek Alayı katılmıştır. Bunların arasında meşhur Çakıcı Mehmet Efe 'nin babası Çakırcalı Ahmet Efe de vardır. Zeybeklerin savaşlara katılmaları genelde kendilerine yapılan vaatler ve nasihatler sonucu olmuştur. Bu savaşta da Sultan II.Abdülhamit ile şahsen görüşen zeybekler, kendilerine savaştan sonra verilecek özgürlük ve mal ile kandırılmıştır. Aydın 'dan getirilen Zeybek Alayı İstanbul 'da bir müddet eğitilmiştir. Hatta bu eğitim sırasında Beyoğlu 'na inen palabıyıklı, kulaklı kamalı zeybeklerden ürken halkın şikayetleri yabancı ülke sefirlerinin raporlarında da yer almıştır. Bu zeybeklerin çoğu, gösterdikleri bir çok kahramanlıktan sonra Karadağ savaşlarından dönememiştir. Bu savaşlar sırasında Arnavutların çok hainliğini gören zeybekler, bundan sonra Arnavut milletine karşı amansız bir hasım haline gelmişlerdir.


YÖRÜK ALİ EFE

Zeybekler Kurtuluş Mücadelesinde

Son olarak zeybekleri, Kurtuluş Savaşımızda görmekteyiz. Kurtuluş Savaşı 'nın ilk başarılı mücadelesi efeler komutasında Aydın 'da yapılmıştır. Milli Mücadelemizin ilk topu, yine efeler komutasında Aydın 'da patlatılmıştır. Yörük Ali Efe 'nin komutasında kurulan Milli Aydın Alayı, halen ordumuzda mevcudiyetini korumaktadır. Burada Kurtuluş Savaşı 'nda efelerin neler yaptığını uzun uzun anlatmayacağız. Bu husus, tarih kitaplarında bol bol incelenmiştir. Buna karşın, bazı sahneleri anlatmadan geçemeyeceğim. Bu sahnelerin hepsi şu ya da bu şekilde efsaneleştirilerek halkımızın dimağında yer almıştır.


Unutulmaz Sahneler

Bunlardan ilki Yörük Ali Efe müfrezesini Yenipazar 'a doğru giderken gören Rum işçilerin kaçmaya yeltenmesi ile başlar. Rumların kaçmalarına engel olan Efe, onlara yolluk verir ve Sultanhisar 'daki kumandanlarına giderek Yörük Ali 'nin teslim olarak Yunanlılara katılmak istediğini, bunun için ertesi gün Sultanhisar 'a silahsız geleceğini söylemelerini tembihler. Koşarak giden Rumların ardından bakakalan kızanlar, Efelerinin hilesini anlayamazlar. Ancak ertesi gece sabah doğru Sultanhisar 'ın Malgaç KöPage Rankingüsündeki karakolu basmaya giderken bu kurnazlığı anlayacaklardır. Yunan Komutanı Sultanhisar 'da hazırlık yaparak Efe 'nin teslim olmasını bekleyedursun, Malgaç 'tan gelen silah sesleri, Türk Kurtuluş Savaşı 'nın başladığını, Türk Milletinin ölmeden esareti kabul etmeyeceğini ilan etmektedir.

Bir diğer ölümsüz sahne, Atatürk 'ün bir telgrafı ile tarihe geçmiştir. Telgrafın metnini, tek satırına dokunmadan naklederek yazımızı sona erdiriyoruz. Nihai karar elbette ki tarihe kalacaktır.



,Ankara, 11 Haziran 1920

Aydın ve Havalisi Kuvayi Milliye Umum Kumandanı Demirci Mehmet Efe kardeşime:

Kahraman efelerinizi size gönderiyorum. Aydın 'ın bu doğru özlü ve fedakar evlatları, Bolu ve Düzce havalisinde memleketimizi gavurların esaretine düşürmeye çalışan hainleri pek kahramanca ve fedakarca bastırdılar. Vatanımıza büyük hizmetler ifa ettiler. Allah iki cihanda aziz etsin. Kendilerine ve umum kumandanları olan zat-ı alinize Büyük Millet Meclisi 'nin kalbi ve samimi teşekküratını takdim eder, gözlerinizden öperim. Kardeşim efendim...

İmza: Büyük Millet Meclisi Reisi

Mustafa Kemal ”

Kaynak : Mehmet EKİZOĞLU



Zeybek Hakkında Genel Bilgiler

Ege denilince akla Zeybek gelir. Mert, cesur, atılgan, mazluma dost, haksızlığa düşman olarak tanınırlar. Türk köylüsünün tipik bir örneğidir. Kurtuluş savaşında gösterdikleri başarılar ünlerine ün katmıştır. Bugün Zeybeklik tarihi bir anı olarak yaşatılmaktadır.

Bölgenin oyun türü Zeybektir. Batı Anadolu'nun hemen hemen her, yerinde ''Zeybek'' türündeki oyunlar,*görülür. Afyon, Antalya, Isparta, Burdur, Sakarya çizgisinin batı tarafında kalan illerimizde bu tür oyunun büyük etkileri vardır.

Yörede kadınların oynadığı oyunlara ''Zey*bek'', erkeklerin oynadığı oyunlara ''Erkek Zeybek denil*mektedir. Kadınların oynadığı oyunlar erkeklerin oynadığı oyunlara göre daha yürüktür. Erkek oyunlarının yöredeki bir diğer adı da Ağır Zeybek tir. Ege nin bir çok yerinde oynanan bu tür oyunların en ağırlarına İzmir, Aydın, Muğla, Manisa illerinde rastlamak mümkündür. Zeybek oyunlarının diğer oyunlara (Bar, Halay, Horon v.b.) göre en büyük özelliği tek olarak serbest oynanmasıdır. Toplu olarak oynanan Zeybek oyunlarında oyuncular arasında müzik ve ritim hariç hiçbir bağ bulunmaz. Oyunu oynayan kişi hiçbir kurala bağlı kalmadan tamamen içinden geldiği gibi oynar.Zeybek oyunları toplu olarak oynandığında, yöresel olarak daire formu kullanılır.

Zeybek Sözü ve Kökeni
Zeybek sözcüğünün kökeni hakkında bugüne kadar çok çeşitli ve birbirinden farklı görüşler ortaya atılmıştır. Halikarnas Balıkçısı Zeybek Sözcüğünü Mitolojiye şu şekilde dayandırıyor;

''Homeros bu sözü ''olaks'' diye Omeqa ile yazar. Omeqa ise, ona tanrıçanın ilkbaharda doğurduğu yumurtasının, ilkbaharda bölünerek iki ayrı o olmasıdır. Ayrılan bu yumurtalardan tüm yaratıklar ve bitkiler çıkmıştır. Böylece de ''Obekkos'', ''Tobekkos'' ve ''İbakki'' sözleri ''Zeybek'' olmuştur.

Mahmut Ragıp Gazimihal, sözün Grekler tarafından kullanıldığını da belirtiyor.

''Yunanca'da ''b'' sesi olmadığı için, onların dilinde Sayvakikos , Zaypapikos şeklinde Rodos 'ta ise Turkikos'un aynı anlamda kullanıldığı ve kelimelerin aslının Saybak olup bizde kelimenin incelenip ve özleşerek Zeybek haline geldiği de açıklanır.

Divanı Lügatı Türk'te Zeybek hakkında şu bilgiler verilmiştir:

Divanı Lügatı Türk, Cilt I, sayfa 333 de Bekneg kelimesindeki Bek sözünün sağlam olduğu yazılmaktadır. Yine Divanı Lügatı Türk, cilt III. Sayfa 154 de Sağ sözünün Zeybeklik, anlayışlılık anlamında olduğu kaydedilmektedir. Divanı Lügatı Türk, Cilt I. S. 80'de s harfinin bazen Türk dilinde z okunduğu söylenmektedir. Zeybek sözünde sağlam anlamında bir (Bek) sözünün bulunması anlamı olan sağlam sözünü doğrulayacak ek ad olması şarttır. Bek sözcüğü bir insan için kullanıldığına göre ek sözü, insanın niteliğini iyi yönünden anlatan söz, olması gerekir. Yani Bek sözü ile ancak anlayışlılık ve akıllılık anlatan Zag sözü ile birleşik ad olabilir ve şeklini alır. Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır. Türkçemiz ses uyumu kuralı burada da, karşımıza çıkmaktadır. Başta gelen kalın fakat hafif sesli hece, sonda gelen ince fakat sert heceye uydurularak okunur, kuralına göre Zag hecesi kendisinden sonra gelen sert, ince Bek hecesine uydurulmuş, Zeg olmuş Bek ile beraber anlayışlı, akıllı, sağlam, zeybek olarak Avrupa tarih kitaplarına geçmiş ve çağımıza değil Bozdağ, Dalgalı dağ köylerinde yaşamıştır.

EFE-ZEYBEK VE KIZAN ARASINDAKİ BAĞINTI
Efe, Zeybek gruplarının başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış cesur ve mert kişiler arasından seçilir. Efe olmak için Zeybekler arasında yaşça büyük olmak önemli değildir.

Zeybek, Kızanlara göre daha çok kahramanlık yapmış cesur kişilerdir. Zeybekler efenin Emriyle kızanları yetiştirirler. Zeybekler, efelerin yanında birer kol beyi görevi görürlerdi. Zeybekler iyi silah kullanan cesur kişilerdir.

Zeybeklerin maiyetindeki gençlere ''Kızan'' denilir. Kızan çocuk anlamına gelse gerek. Çünkü Anadolu'da kimi oyunlarda kızlar delikanlı, delikanlılar da kız giysilerini giyerler. Kızan belki de önceleri başka anlam taşırdı.

Günümüzde akıllarda kalan bazı Efeler ve Zeybekler şunlardır;

Yörük Ali Efe , Çakıcı Mehmet Efe, Çakırcalı Efe, Saçlı Efe, Mestan Efe, Gökçen Efe, Sarı Zeybek, Kamalı Zeybek, Pepe Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe.

Kaynak: Zeybek Oyunlarının Tarihte Ortaya Çıkışı-Cumhur Sevinç

NASIL EFE OLUNUR...?

Efe olmanın bazı koşulları vardır. Bu koşullar seçimle gerçekleşir. Efe'yi zeybekler ve kızanlar seçerler. Efe'nin oğlu da babasının yerine efe ölebilir. Ancak, babasının taşıdığı tüm özellikleri taşıması gerekir. Efe öldüğü zaman, O'na şanına layık bir cenaze merasimi yapılır. Cenaze bitimi kahvenin önünde Zeybekler ve kızanlar toplanırlar.Efenin oğlu meydana çıkar; babasının kahramanlıklarını,yaptıklarını sayar ve sonra kendisinin de babası gibi bir kahraman olduğunu söyler. lt; lt; İşte er meydanı diyerek ortaya atılır.Eğer etraftan hiç ses çıkmazsa, bu bir çeşit kabulleniş sayılır.O zaman oğul, babasının tüm şahsi eşyalarını meydana getirip yığar.Babasından kalan altın ve para da ortaya konur. Oğul şöyle seslenir: lt; lt; Babama ait tüm paralar ve mallar sizindir. Bunun üzerine tüm zeybek ve kızanlar malları ve paraları yeni Efe 'ye miras olarak terk ederler.Bu tören bittikten sonra, önce Zeybekler gelir, yeni Efe 'nin alnından öperler. Zeybeklerin ardından Kızanlar, Efe'nin ellerine öperek bağlılıklarını bildirirler. Böylece Efe'nin oğlu da efe olur. Eğer Efe'nin oğlu Efeliğe layık görülmezse genellikle en yaşlı Zeybek Efeliğe seçilir. Efe uygun bir gün seçer, bir büyük şölen verir. O gün yenilir, içilir;bağlamalar, davul ve zurnalar çalınarak çeşitli Zeybek oyunları oynanır.

GENCİN KIZAN OLMA TÖRENİ..

Halikarnas Balıkçısı sayın Cevat Şakir Kabağaçlı' nın söylemiyle...

Bir sabah tanyeri ağarırken Efe,Zeybekler ve kızanlar ata binerek dağa çıkarlar. Efe yere diz çöker, Zeybek ve Kızanlar da diz çökerler. Namzet ayakta durur. Kızan olacak genç, belindeki yatağanı çeker, üç kez öptükten sonra Efe'nin önünde diz çöker. Efe diğer kızanlarına şöyle seslenir:

Kızanlar, bu koca dağların sahibi kim?

Kızanlar: Erimiz....

Efe: Yiğidi kim?

Kızanlar: Efemiz.

Efe: Susuz derelerde kavak bitermi?

Kızanlar: Bitmez...

Efe: Bitkisiz diyarlarda duman tüter mi?

Kızanlar: tütmez..

Efe: Yiğit kime derler?

Kızanlar : Sözünde durup Efe'siyle ölene derler..

Efe : İnsan dünyaya niçin gelir?

Kızanlar : Ölmek için..

Efe : Doğup da ölmekten kuşkulanan bebekler?

Kızanlar : Dertlenip hortlamaya...

Efe : Şeytana bel bağlanır mı?

kızanlar : Yardımcımızdır, bağlanır...

Efe : Adem uşağına bel bağlanır mı?

Kızanlar : Bağlanırsa ağlanır.

Efe : Varyemezlere acımak mı, yoksa dayak mı haktır?

Kızanlar : Dayak haktır...

Efe : Yiğitlerde ne yoktur?

Kızanlar : Merhamet...

Efe : Korkaklar zeytinleri nerde döverler?

Kızanlar : Ağaç dibekte....

Efe : Yiğitler yağı nerde kavururlar?

Kızanlar : Zalim göbeğinde...

Bu söyleşinin bitiminde Efe ayağa kalkar, önlerinde bulunan teknel (defne) ağacının yanına gelir. Efe teknel ağacına yatağanı saplar. Kızanlar bu ağacın önünde toplanırlar, Efe ağacın önünde söyleşiye şöyle devam eder:

Efe : Sözünde durmayan, ***** bacının öz kızanı olsun mu?

Kızanlar : Olsun...

Efe : Şu dualı yatağan böğrüne batsın mı?

Kızanlar : Batsın..

Efe : Doğru söylediğinize Nasuh, Nusuh tövbesi olsun mu?

Kızanlar : Olsun...

Söyleşi bitiminde yeni Kızanlar, Efelerine sadık kalacaklarına and içerler. Yeni kızan bundan sonra teknel ağacına saplı yatağanın altından yedi kez geçer. Bunu diğer kızanlarda takip eder. Sonunda Kızan Efe'nin elinden, Efe'de kızanın alnından öper. Ona bir yatağan verilir. Bundan sonra genç, Efe'nin kızanı olmuştur.
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 06:44
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018