Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 20-02-05, 21:38 #41
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları


Okul Çocukluğu Dönemi

6 yaşından cinsel olgunlaşma belirtilerinin başladığı ergenlik dönemine kadar çocuğun gelişmesindeki başlıca özellikler, gittikçe anne babaya olan yakın ilginin azalması; öğrenme, yarışma, ödev, sorumluluk ve başarma duygularının yerleşmesidir.

İlkokula yeni başlayan çocuklarda kısa veya uzun süreli uyum sorunları çok yaygındır. Sınıfa annesiyle birlikte girmek, sınıfta durmamak, sıraya oturmamak, altını ıslatmak, altını kirletmek, ağlamak, derste gezinmek, bir şeyler yemek gibi belirtilerle kendini gösteren uyum güçlükleri birkaç gün ya da birkaç haftayı bulabilir. Bazı çocuklarda okul fobisi görülebilir. Bu aşırı okul korkusu aslında okuldan korkma değil, anneye aşırı bağımlı olan çocuğun, okula gitmekle annesinden ayrılması sırasında ortaya çıkan anneden ayrılma korkusudur.

Okula uyum sorunlarının çözümü için okula yeni başlayan çocukta okuma yazma öğrenmekten önce evdeki olumlu ilişkinin okulda da sürdürülmesi, bir tür anne baba modeli olan öğretmenin çocuğa duygusal doyumu sağlayacak şekilde davranması ve bizzat kendi davranışlarıyla da çocuk için iyi bir örnek oluşturması gereklidir.

Sevgili anne ve babalar, aynı yaştaki çocukların tartı ve boy değerleri tıpatıp aynı olamayacağı gibi, aynı nörolojik ve ruhsal gelişim özelliklerini sergilemezler. Bu nedenle yaşa uygun beceriler değerlendirilirken, her bir çocuğun istenen tüm hareketleri yapması beklenmez. Ancak normalden sapmalar varsa, doktorunuza başvurarak nörolojik ve psikolojik durumunun değerlendirilmesini sağlamanız çok yararlı olur.

Ergenlik Dönemi

Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir. Bu süreç iç salgı bezlerinden salgılanan hormonlar tarafından başlatılır ve sürdürülür. Testis ve yumurtalık gibi cinsiyet organlarının ve cinse özgü dış görünüm özelliklerinin gelişmesi, büyüme ve kemik olgunlaşmasında belirgin hızlanma, vücut oranlarında ve bedensel yapıda değişiklik, ergenlik sürecinin özelliklerini oluşturur.

Vücutta ergenliğe yol açan hormonal değişikliklerin başlamasından sonra dış görünümdeki ilk değişiklikler kız çocuklarında 10 (8-13), erkeklerde 12 (9,5-15) yaşında ortaya çıkar. Değişikliklerin tamamlanması genellikle 3-5 yıl sürer. Ergenlik döneminin sonunda -kızlarda otalama 16, erkek çocuklarda 18 yaşında- bireyin büyüme ve gelişmesi büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Adolesans, kimi zaman ergenlikle eş anlamda kullanılmakla birlikte aslında, hayatın bu devresinde vücutta oluşan biyolojik değişikliklere eşlik eden ruhsal gelişme ve psikososyal değişiklikleri de kapsayan bir terimdir.

ERGENLİKTE BÜYÜME VE GELİŞME

Boy Büyümesi

İlk 4 yaştan sonra büyüme hızı erkek ve kız çocuklarında benzer şekilde yılda 5-7 cm gibi oldukça durağan bir gidiş gösterir. Ergenlik belirtilerinin başlamasıyla beraber cinsiyet hormonlarının vücut kitlesini arttırıcı etkisiyle boy uzamasında belirgin bir hızlanma görülür.

Kız çocuklarında ergenlik erkeklere kıyasla 2 yıl daha erken başlar. Bu nedenle büyüme hızlanması da kızlarda daha erken olur. 10-12 yaşlar arasında kız çocukları erkeklerden daha iri olurlar. Ergenlikte büyümenin en hızlı olduğu "büyüme hızı doruğu" kızlarda ortalama yılda 9 cm, erkeklerde ortalama yılda 10,5 cm'dir. Ergenlik sürecinin daha geç başlaması erkek çocuklara büyümede aşağı yukarı 2 yıl kadar bir süre kazandırır. Kalıtım faktörlerinin etkisine bağlı olarak ergenliğe erişme yaşı çok değişken olduğundan büyüme hızı doruğunun görüldüğü yaş da bir çocuktan diğerine farklılık gösterir. Bu nedenle aynı yaştaki iki çocuğun ergenlik belirtilerinin başlayıp başlamamış olmasına göre boy ve vücut yapılarında büyük farklılıklar olması doğaldır.

Boy uzaması ergenliğin son evrelerinde giderek yavaşlar, kızlarda 16-18, erkeklerde 18-20 yaşlarında hemen hemen durur. Ancak 30 yaşa dek omurga büyümesinin bir miktar daha devam etmesi sebebiyle 3-4 milimetrelik bir artış gözlenebilir.

Kilo Artışı

Okul öncesi döneminden ergenliğin başlangıcına kadar olan evrede, boy büyümesine koşut olarak yıllık tartı artışı, 2-3 kilogram arasındadır. Ergenlikte vücut ağırlığı kızlarda yaklaşık 16 kg, erkeklerde 20 kg artar. Erkek çocuklarda kas gelişmesi ve iskelet kitlesinin artması vücut ağırlığının artmasında önemli pay alırken, kızlarda tartı artışı büyük ölçüde yağ depolanması sonucudur.

Kemik Büyümesi ve Olgunlaşması

İlk önce el ve ayakların büyümesi hızlanır. Bunu ön kol ve bacaklar, daha sonra üst kol ve uylukların uzaması izler. Ardından enine büyüme hızlanır. Kalçalar, göğüs ve omuzlar genişler. Kızlarda kalçaların, erkeklerde omuzların genişlemesi belirgindir.

Yüz kemikleri hızla büyür, yüz görünümü değişir. Çene uzar ve kalınlaşır, burun büyür, profil değişir.

Ergenlik öncesi kemik olgunlaşması kızlarda 2 yıl daha ileridir. Bu nedenle kız çocuklarda epifizler daha erken kapanır. Boy artışı erkeklerde 17-18 yaşlarına kadar sürerken, kızlarda büyüme 15-16 yaşlarında durur.

Ergenlik Dönemiyle İlgili Sorunlar

Vücuttaki yapısal değişikliklere ve çevreye uyum gerektiren bu dönem son derece duyarlı olunması gereken bir devredir. Çocukluktan çıkıp erişkinliğe ilk adımını atan insanın bedeninde ve biyolojik işlevlerinde meydana gelen değişikliklere alışması ve kabullenmesi, ayrıca fiziksel değişiklikleri nedeniyle çevresindekilerin kendisine karşı davranışlarına alışması gerekmektedir. Yine bu dönem okulda kendisinden beklenen sorumlulukların arttığı, içgüdülerini kontrol ederek davranışlarında ölçülü olmasının beklendiği bir dönemdir. Geleceği için meslek seçimi ve yaşam biçimi gibi konularda karar vermesi gerekmektedir.

Sevgili ebeveynler, çocuğunuzun hem bedensel hem de ruhsal değişimlerin yarattığı karmaşanın içinde boğuştuğu erişkinliğe geçiş sürecinde, anne ve babasının mutlak desteğine gereksinimi vardır. Ona bir erişkin gibi yaklaşmanız, sevgi ve ilginizi hissettirmeniz, sorunlarını anlamaya çalışmanız kuşkusuz çok yararlı olacaktır.
__________________
 
Eski 20-02-05, 21:44 #42
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları


Başarılı emzirme öğütleri



Bebeğinizi yaşamının en az ilk 4, mümkünse 6 ayında sadece emziriniz.
Bu dönemde onun yararlanabileceği tek besin anne sütü olup suya dahi ihtiyacı yoktur. Bu dönemde yapay gıdaların hiçbiri sizin sütünüzün yerini tutamaz. Ancak 6 aydan sonra mutlaka uygun ek gıda başlayınız. Beraberinde bebeğiniz iki yaşına gelene kadar emziriniz.


Başarılı Bir Emzirme İçin;
Bebeğinizi doğumdan hemen sonra henüz çıplakken sizin çıplak göğsünüze konmalıdır. Bu tensel temas bebeğinizle aranızda önemli bir “bağ” kurulmasını sağlar. Erken dönemde kurulan bu bağ onun uzun süreli başarılı bir şekilde emzirilmesini sağlayacaktır./

Bebeğinizi doğumdan hemen sonra,bu mümkün değil ise en geç yarım saat içerisinde emzirmeye başlayınız. Bebeğin emmeye en istekli olduğu bu dönem geçirilirse bebek uzunca bir süre emmeye isteksizlik gösterecek ve ilk emzirme çok gecikecektir. Sezeryanla doğum yapan anneler ise kendilerine gelir gelmez yardım ile bebeklerini emzirebilirler.

Bebeğinizi emzirmeden önce başka hiçbir şey (şekerli su veya süt gibi) vermeyiniz. İlk emzirdiğinizde gelen süt kolostrum (ağız) adı verilen koyu kıvamlı bir süt olup az miktardadır. Bu sütün asıl görevi bebeğinizi enfeksiyondan korumak olduğu için bir damlasının dahi ziyan edilmemesi gerekir.

Sütünüzün bol olmasını sağlayan en önemli faktör bebeğinizin emmesidir. Bebeğiniz bir memeden ne kadar çok emerse o memede o kadar süt yapılır. Bu nedenle bebeğinizi anne memesini her aradığında gece ve gündüz sık sık emziriniz. Emzirmek için onun sinirlenip ağlamaya başlamasını beklemeyiniz. Bebekle aynı odada yatmanız onu her istediğinde emzirmenizi ve böylece sütünüzün bol olmasını sağlar. Emzirme süresi bebekten bebeğe ve aynı bebekte farklılık göstermekle birlikte normal bir emzirme süresi 4-30 dakikadır. Bu süre ilk günlerde daha uzun olabilir.

Bebeğinizi bir memenizdeki sütün tamamı bitene kadar aynı memeden emziriniz. Bebeğiniz emmeye başladığında gelen ilk süt önsüt adı verilen bol sulu süttür. Emmeye devam ettikçe süt giderek koyulaşır ve yağdan zengin bir hale gelir. Bu sonsüt onun doymasını ve memeyi kendiliğinden bırakmasını sağlar. Bu nedenle her öğünde tek bir memeden emziriniz. Bir sonraki öğünde ise diğer memenizi veriniz. Aynı öğünde, her iki memeden de az az emzirilen bebekler yağlı sonsütü alamadıkları için doymazlar.

Memenize temizlik veya bakım amacıyla hiçbir krem sürmeyiniz, karbonatlı veya sabunlu su ile yıkamayınız. Emzirdiğiniz sürece memenizi koruyacak maddeler meme başının etrafındaki küçük bezlerden salgılanmaktadır.

Bebeğinize biberon vermeyiniz. Biberon verilen bebekler daha sık ishale yakalanırlar. Ayrıca bu bebekler anne memesinden de biberon gibi emmeye çalışırlar. Sadece meme başını emmeye çalışan bu bebeklerin dilleri geride olup meme dokusunu ağızlarına almadıkları için sütü sağamaz ve meme başını boş yere emerek acıtırlar. Böyle bebekler kısa bir süre içinde anne memesini emmeyi bırakırlar.

Çalışmanız bebeğinizi emzirmeniz için engel değildir. Sütünüzü sağıp, bunu oda ısısında 8 saat, buzdolabında 24 saat saklayabilirsiniz. Sizin olmadığınız dönemde bu süt bebeğinize kaşıkla veya fincanla verilebilir.


Doğru Emzirme Pozisyonu

Memeye iyi yerleşmiş ve etkili emen bir bebek;
Memeyi iyice kavramış, ağzı geniş ve iyice açıktır. Dilini öne doğru uzattığı için alt dudağı dışa dönüktür. Çenesi anne memesine değer. Yanakları yuvarlak ve dolgundur. Meme başı ve etrafındaki koyu renkli meme dokusunun büyük bir kısmı bebeğin ağzı içindedir.

Memeye iyi yerleşmemiş bir bebek;
Meme başını emmeye çalışır. Süt kanallarına ulaşamadığı için sütü sağamaz ve alamaz. Dıştan bakıldığında bu bebeğin ağzı geniş açık değildir, yanakları içe çökük, alt dudağı içe dönük, dudaklarını ileriye uzatmıştır. Çenesi anne memesine değmez ve memenin koyu renkli kısmının tümü dışarıda kalmıştır.




Bebek Etkisiz Emmiyorsa
Bebeğin etkisiz emdiği durumlarda memeler boşalmaz, sürekli şiş ve gergindir. Emzirme anne için ağrılı olup rahatsızlık verir. Meme başı ezilmiş görünümde olup kızarıktır, ucunda çatlak görülür. Memeden yeterli süt alamayan bebek çok ağlar, aç kaldığı için sık veya uzun süre emmek ister. Giderek huzursuzlanır, memeden kayar, emmeyi reddeder, kendini geri çeker. Doymadıkları gerekçesiyle ek gıda başlanan bebeklerin büyük çoğunluğu gerçekte memeye iyi yerleşmemiş bebeklerdir
 
Eski 20-02-05, 21:44 #43
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları


Bebek beslenmesi



Annelere Ek Besin Verme Önerileri


Hazırlayan: Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü
Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Bebeğinizi 4-6 ay sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu dönemde ona ek gıda vermeyiniz. Bebek 4-6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıda başlanmaması için çok önemli sebepler vardır:

Bu dönemde ağzına verilen yiyecekleri dili ile dışarı atar. Bu aslında bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir reflekstir.
4-6 aydan önce ısırma, çiğneme-yutma hareketlerini koordineli olarak yapamaz.
Tam olarak başını dik tutamaz, oturamaz.
Böbrekleri ek gıda ile alınan proteinlerin artıklarını ve mineralleri yeterince atamaz.
Nişastalı besinleri sindirmekte güçlük çeker.
Barsağın yeterli olgunluğa ulaşmadığı bu dönemde verilen yiyecekler besin hassasiyeti ve allerjilere yol açar.

4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin.

Bu ipuçları şunlardır:
Ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması (dudaklarına kaşık değdiğinde ağzını açmasıyla beraber dilini dışarı doğru çıkarmaması) Başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi
Isırma, çiğneme-yutma koordine hareketlerinin başlaması Herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi
Başlangıçtaki emme şeklinin daha olgunlaşması ve emmenin adeta bir sıvı içiyormuşçasına güçlenmesi Parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi
Diş çıkarmaya başlaması Yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi ve yiyecek verilince ağzını açması


Altıncı aydan sonra her bebek ek gıda almaya hazırdır. Ek gıdaya başlanması altı aydan sonraya geciktirilmemelidir. Altıncı aydan sonra bebeğin ek gıdaları kabul etmesi güçtür.

Bebeğinize ek gıda başlarken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin.
Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin.
Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla (3-4 gün) artırın.
Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın.
Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin.
Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin (et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez) ek gıdalar verin.
Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.
9-12 ay Aile sofrasına oturur.
7-9 ay Çoklu karışımlar
6-7 ay İkili karışımlar
4-6 Tekli karışımlar


Doğum
ANNE SÜTÜ


4-6 ay
Çocuğunuza tek bir gıda türü içeren yumuşak, topaksız, yarı sıvı tekli karışımlar verin. Bu gıdalara en iyi örnekler; yoğurt
meyve püreleri ve meyve suyu (elma, şeftali, muz gibi) sebze püreleridir (kabak, havuç, patates gibi)

6-7 ay
Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;


yoğurtlu sebze püreleri
meyveli yoğurt
tavuklu sebze
etli sebze
tarhana çorbası
yoğurt çorbasıdır
Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın.

7-9 ay
Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;


sebze çorbası
dolma
baklagiller
ızgara köftedir
Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.
 
Eski 20-02-05, 21:47 #44
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

Bebeğim duyuyormu?


BEBEĞİM NORMAL DUYUYOR MU?

Çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesi:

Çocuğunuzun işitme kaybı olduğunu düşünüyorsanız haklı olabilirsiniz. Aşağıdaki kontrol listesi, çocuğunuzun bir işitme kaybı olduğunun belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Her maddeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın.

İşitme kaybı için göstergeler:
Uyan her maddeyi kontrol edin.

Anne hamilelik sırasında

Kızamıkçık, viral bir enfeksiyon ve grip geçirmiş
Alkollü içecek tüketmiş

Yenidoğan (doğumdan ilk 28 güne kadar)

Doğumdaki kilosu 1600 gramdan düşük
Yüz ve kulaklarının görüntüsü farklı
Doğumda sarılığı oldu ve kan değişimi uygulandı.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kaldı
Damardan iğne ile antibiyotik aldı
Menenjit geçirdi

Ailemde

Erken yaşlarda olan veya gelişmiş, kalıcı veya ilerleyen işitme kaybı olan, bir veya daha fazla birey var

Bebeğim(29 gün ile 2 yaş arası)

Damardan antibiyotik aldı.
Menenjit oldu
Nörolojik bir bozukluğu var
Kulaktan kanamanın olduğu veya olmadığı kafatası kırığı olan ciddi bir yaralanma geçirdi
3 aydan fazla süren, kulakta sıvının olduğu tekrarlayan kulak enfeksiyonu var.
Çevreye Cevap Verme (konuşma ve lisan gelişimi)

Yenidoğan (doğumdan 6 aya kadar)

Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya her hangi bir şekilde tepki vermiyor.
Yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor
Kendiliğinden sesleri taklit etmiyor
Sadece sesle sakinleştirilemiyor
Başını sesime doğru çevirmiyor

Küçük bebeğim (6 ay-12 aya kadar)

Sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor
Konuşma sesi çıkarmıyor yada konuşma sesi çıkarmayı bıraktı
12 aylıkken, “el salla” ,”elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyor

Büyük bebeğim (13 ay-2 yaş )

Hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor
Çevreden gelen seslere duyarsız
İlk seslenişte cevap vermiyor
Sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlıyamıyor
Tanıdık insanlar ve evde çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya ya da taklit etmeye başlamadı.
Benzer yaştaki diğer çocuklar gibi ses çıkarmıyor ve konuşamıyor
Normal ses yüksekliğinde televizyon seyretmiyor
Anlama ve iletişim için kelimelerin kullanımında yeterli gelişmeyi göstermiyor

Ne Yapmanız Gerekir?

Bu göstergelerden bir veya daha fazlasını tespit ettiyseniz, çocuğunuzun işitme kaybı olması ihtimali olabilir.

Çocuğunuzda bu göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, çocuğunuzu kulak muayenesi ve işitme testine götürmeniz gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir.

Bu faktörlerden hiçbirini belirlemediniz, fakat çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız, çocuğunuzun doktoru endişelenmiyorsa bile çocuğunuzun işitmesini ölçtürün.

İşitme kaybı olmasa bile testin ona bir zararı olmaz. Ne var ki, çocuğunuzda işitme kaybı varsa, geç teşhis konuşma ve lisan gelişimini etkileyebilir.

Bu kontrol listesi maddelerinin hiçbiri bulunmasa bile işitme kaybı mevcut olabilir.

18 yaşın altındaki bir çok çocukda farklı derecelerde işitme kaybı vardır. Siz ebeveynler ve onların ana babaları bebeklerinizdeki işitme kaybını keşfedecek kişilersiniz. Çünkü onlarla en fazla vakit geçiren sizsiniz. Eğer herhangi bir zaman bebeğinizin işitme kaybı olduğunu düşünürseniz bunu doktorunuzla görüşün.

Bebeğinizin duyması profesyonel olarak herhangi bir yaşta test edilebilir. Bilgisayarlı işitme testleri yenidoğanları taramayı mümkün kılar. Bazı bebeklerin diğerlerine göre ortalamadan daha fazla işitme kaybı olasılığı vardır. Bu listedeki herhangi bir maddeyi belirlerseniz, mümkün olan en kısa zamanda çocuğunuza işitme testi yaptırmalısınız.

Okula başlamadan önce tüm çocuklara işitme testi yapılmalıdır. Bu anne, baba veya çocuğun farketmediği hafif işitme kayıplarını ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, belirgin olmasa da konuşma ve lisanı etkileyebilir.

İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte geçici işitme kaybı olan bir çok çocuğun, ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle işitmesi düzeltilebilir.

Geçici işitme kaybının tersine bazı çocukların kalıcı olan sinir kaynaklı sağırlığı vardır. Bu çocukların çoğunluğunun bir miktar kullanılabilir işitmesi olur. Çok azı tamamen sağırdır. Erken teşhis, erken işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olabilir.
 
Eski 20-02-05, 21:48 #45
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

Boşanma ve çocuk üzerine etkileri




Boşanma hiç kuşkusuz, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisi ve potansiyel olarak onların gelişmelerini ciddi bir biçimde etkileyecek bir dizi değişikliği de beraberinde getirmektedir. “Potansiyel bir durumdur, çünkü boşanmış bir ailenin bireyi olarak yaşamak kaçınılmaz olarak çocuklara zarar veren bir durum değildir. Önemli olan anne ve babanın evliliklerinin sona ermesini nasıl karşıladıkları, boşanmadan sonra hayatlarını ve ilişkilerini nasıl sürdükleri ve çocukları ile ilgilenmeye devam etmeleridir. 1 yılda 1 milyondan fazla çocuk, anne baba boşanması ya da ayrılığı yaşamaktadır. Boşanmaya karşı çocukların tepkilerinin varlığının farkında oluşun artmasıyla, 1960’lardan bu konu üzerine bir çok araştırma yapılmıştır.

1975’ten bu yana boşanmalar yılda 1milyonu aştı.
Bugün yapılan iki evlilikten biri boşanma ile sonuçlanacak
1983’te doğan çocukların %45’nin anne babası boşanacak. %35’inin anne babası tekrar evlenecek, %20’sinin anne ya da babası ikinci eşinden de ayrılacak.
Evliliklerin yarısı ilk 7 yıl içerisinde sona eriyor. Buna göre 1980’lerde doğmuş çocukların aşağı yukarı üçte biri 18 yaşına gelmeden tek ebeveynli bir evde yaşayacak.

Bu istatistiksel veriler boşanmanın ciddi bir sosyal sorun olduğunu şüphe götürmez bir tarzda kanıtlamaktadır. Ancak boşanmayı iyi ya da kötünün karşıtlığı olarak görmek çok basit bir yaklaşım olur.

Boşanma ile ilgili düşündürücü gerçeklerin ve anne babası boşanmış çocukların gelişimle ilgili ve psikolojik sorunlar yaşamak açısından diğer çocuklardan daha fazla risk altında olduğuna dair artan verilerin ışığı altında, giderek daha fazla çift aileyi dağıtmanın doğru olup olmayacağını sorgulamaktadır. Bazıları, en azından çocuklar büyüyüp evden ayrılana kadar, kişisel isteklerini bir kenara atıp evliliği sürdürmeyi düşünebilir. Boşanmayı karşı tarafın istediği durumlarda, eşler karşı tarafın önüne istatistikleri koyarak, karşı tarafta suçluluk duyguları uyandırıp, fikrini değiştirmeyi deneyebilir. Araştırma sonuçları göstermiştir ki; sadece çocukların iyiliği için bir arada kalmanın çok nadir işe yaradığıdır. Bazen, birarada kalmak, çocuklara, anlaşamayan eşlerin boşanmasından daha çok zarar verebilmektedir. Kasıtlı sessiz kalmalardan, sürekli bağrış çağrışlardan, fiziksel şiddet göstermeye kadar çeşitli anlaşmazlık tezahürlerine şahit olmuş çocuklar, boşanmış aile çocuklarından daha uyumsuzdur. Kısacası, bazen, bir evlilik sorununu çözmenin tek yolu evliliği sona erdirmek olabilir.

Günümüzde evliliklerin sona ermesi sık rastlanır bir olay olduğu için, bir çok çocuk- çok küçük olanlar hariç- boşanma kelimesini bilmektedirler. Eğer evliliğiniz bir süredir gergin ve mutsuzsa, çocuklarınızın birşeylerin yolunda gitmediğinin farkında olmaları büyük bir olasılıktır. Kavganın-özellikle fiziksel şiddet ve alkolizm- bol olduğu ailelerde, çocuklar farkında olmadan, anne babalarının ruhsal durumlarını okumayı öğrenirler. Kızgın ya da mutsuz bir ebeveyne yaklaşmak için en doğru zamanı çeşitli ayrıntılardan yola çıkarak bulabilirler. Aynı şekilde ne zaman ortada olmamaları gerektiğini de bilirler. Boşanma hakkında az çok bir şeyler bilmek ve sürekli anne-babanın kavgasına tanık olmak bile birçok çocuğu anne babasının ayrılıyor ya da boşanıyor olduğu haberine hazırlamaz. Olay patladığı zaman, ki bu çoğu kez anne ya da babanın evden ayrılması ile kanıtlanır, bir çok çocuk gerçekten sarsılır. Eğer çocuk anne ve babasının kavgalarından uzak tutulmuşsa daha da büyük bir şok yaşar. İstismar eden biri bile olsa, bir ebeveynden ayrı olmak çocukları dehşete düşürür. Çocuğun aileyi terk etmiş olan ebeveyni özlemesi doğaldır. Ebeveynin ayrılmış olması çocukların bağlılık duygularını yok etmez.

Amato ve Keith (1991) boşanmış ailelerin çocuklarıyla ilgili yapılan 92 çalışmanın metaanalizini yapmışlardır. Boşanma sırasında çocuğun yaşının, çocuğun psikolojik ve sosyal uyum ve anne-baba ile ilişkilerine üzerine en anlamlı etki eden faktör olduğunu saptamışlardır. Her çocuğun gelişim hızı aynı olmasa da, aynı yaş grubundaki çocuklar benzer özellikler taşır. Ailenin dağılması, aynı yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklarda da bir çok değişik duygusal tepkiye yol açar. Çocuklar bu duyguları ilerideki yaşamlarının çeşitli aşamalarında tekrar tekrar yaşayabilirler. İçinde bulundukları yaşa göre bazı duygular öne çıkar, diğerleri geri planda kalıp ilerki yaşlarda tekrar yoğunluk kazanır.



Sevilen Ebeveynin Kaybına Tepkiler

Disforik tepkiler
Diğer bakımvericiye tepkiler
Dışa vuran Tepkiler

Acı ve umutsuzluk Kendini rahatlatma Bağımlılık Kayıp korkusu Kızgınlık Huzursuzluk
Bebeklik Kederli, ağlayan, yasta, apati Parmak emme, oyuncaklarına sarılma Yapışkanlık Ayrılık kaygısı Ayrımsız öfke Ajitasyon
Okul öncesi Ağlama (fakat azalmış), üzüntü, çekilme Masturbasyon Yapışkanlık, bakım görme arzusu Ayrılık kaygısı Oyunlarda kızgınlık ve öfkenin dışa vurması Ajitasyon
Orta Çocukluk Ağlama, üzüntü Yapışkanlık, mızmızlanma, bebeksi konuşma, bağımsızlık Okul fobisi İtaatsizlik, okuldan kaçma, suç işleme Huzursuzluk, okul başarısında azalma
Ergenlik Gözü yaşlılık, üzüntü, bitkinlik Okul fobisi Asilik, kavgacılık, kabalık, ilaç kötüye kullanımı, içki kullanma, evden kaçma, seksüel aktlar Huzursuzluk, okul başarısında azalma





Okul öncesi yaşlar

Okul öncesi çocukların ebeveyn boşanmasına tepkileri

Regresyon
Emosyonel gereksinimlerde artma
Bağımlılık, Clinging (yapışkanlık, yetişkinin eteklerinin dibinden ayrılmama)
Artmış Agresyon
Korku, üzüntü, kızgınlık olarak gözlenebilmektedir.

Klinik çalışmalarda genel olarak okul öncesi dönemdeki çocukların akut yas dönemimi yaşantılarının benzer olduğu belirtilmektedir.

Gelişimsel evreye bağlı olarak 3 özgün faktör zedelenebilirliği (vulnerability) belirlediğine işaret edilmektedir (Roseby, 1985):

Cinsiyet (Gender): Bir çok bildiride okul öncesi erkeklerin, kızlara oranla daha fazla gelişimsel bozuklar gösterdiği ve bu problemlerin daha uzun sürdüğü gösterilmiştir (Emery 1982, Hetherington ve ark 1978, 1979, Hodges ve Bloom 1984, Kurdek ve Berg 1983, Wellerstein ve Kelly 1980b). Cinsiyetler arası fark olmadığını bildiren çalışmalarda vardır (Pett 1982, Reinhard 1977). Boşanmalarda sıklıkla evi baba terk etmekte, psikanalitik çerçeveden erkek çocuğun neden daha sık etkilendiği bu açıdan izah getirilebilmektedir. Okul öncesi çocukların boşanma sonrası babanın yokluğunda erkekliği telafi (compensatory masculinity), egosentrik düşünce ve ödipal korkularla izah edilmektedir (Roseby, 1985).
Boşanma öncesi evde yaşanan Stres: Boşanma öncesi yaşanan olayların niteliği önemlidir. Eğer boşanma öncesi şiddet ve çatışmalar yoğun yaşanmış ise çocuklar bozuklukları daha şiddetli yaşamakta ve uzun süreli etkilere daha yatkın olmaktadırlar (Wallerstein & Kelly 1974)
Ebeveynlik işlevlerinin yeterli gösterilmemesi (Lack of adequate parenting): Bu durum çocukların güven ve otonomi duygusunu olumsuz olarak etkilemektedir (Wertman 1972).
Kısa Dönemdeki (Akut ) Etkiler

Okul öncesi çocukların bilişsel, gelişimsel sınırlılıkları ve duygusal immaturiteleri sebebiyle, boşanmaya tepkileri abartılı olmaktadır. Wallersteib ve Kelly (1980b) okul öncesi çocukların boşanmanın akut dönemdeki kriz etkilerine oldukça duyarlı olduklarına dikkat çekmişlerdir. Bu semptomlar bu yaş çocuklarının olaylara immatur yaklaşımları, fantazi ile gerçeği ayırt etmede güçlükleri, bakım ve korunma için anne-babaya muhtaç ve bağımlı oluşlarının farkında oluşlarıyla ilişkilidir. Erkekler babanın gidişini kızlara oranla daha az tolere etmektedirler. Bu çalışmada ayrılık sonrasında 1 yıl sonra yapılan değerlendirmede bu çocukların çoğunda; regresyon, agresyon ve korkunun kaybolduğu gözlenmiştir. Eğer bu bulgular devam ediyorsa, bu durum boşanmanın kendisinden başka faktörlere bağlıydı. Bunlar: devam eden ebeveyn çatışması ve yetersiz anne-baba işlevlerinin olmasıydı. Bu durum çalışmadaki 34 çocuğun yarısında gözlenmekteydi. Bu durum ; çok küçük çocuklarda boşanma kararı ve erken yas evresinde kriz tepkilerinin normal olabileceğini düşündürmektedir. Wallerstein ve Kelly: ebeveyn çocuk ilişkisinin kalitesinin boşanmayı takiben ilk yılda küçük çocuğun durumla başa çıkabilmesinin en önemli belirleyicisi olduğu sonucuna vardılar.

Davranışsal Tepkiler

Regresyon
Artmış Agresyon


Klinik çalışmalarda okul öncesi çocukların çoğunun, anne ve babasının ayrılmasına ve boşanmasına, gelişimlerinde tamamladıkları bir aşamaya geri dönerek tepki gösterir. Bu kısa vadede (bir kaç ay) normal sayılabilir. Çocuklara zor durumlardan kaçarak, kontrolü elinde tuttukları, zihinsel olarak emin ve rahatlatıcı bir yere sığınma imkanı verir. Bu davranışların 1 yıl sonrasında iyileşmeye başladığı belirtilmektedir (Hetherington ve ark 1978).

Tipik gerileme davranışları parmak emme, yatağı ıslatma, tutturmalar, anne ve babaya vurma, anne babaya aşırı düşkünlük gösterme ve eskiden sevilen bir oyuncuğa yada nesneye tekrar bağlanmaktır.

Çocuklar, anne ve babalarının evliliğinin sona ermesine duydukları öfkeyi, yaşlarına, kişilik özelliklerine ve ailenin durumuna göre değişen şekillerde ifade ederler. Çoğu çocuk, özellikle erkek çocuklar sık sık kavga ederek, anne ve babaya, öğretmenlerine ve onlarla ilgilenen diğer kişilere bağırarak ve kırıp dökerek öfkelerini açığa vurular. Kalter ve Rembars’ın çalışmalarında (1981): bu yaş grubu için agresyonu diğer yaş gruplarına göre düşük bulmuştur. Wallerstein ve Kelly (1975) Odipal dönemdeki okul öncesi çocukların daha agresif ve bağımlılık gösterdiklerini belirtmektedir.

Duygusal Tepkiler

Wallerstein ve Kelly (1975) boşanma veya ayrılma kararını açıklandığı erken yas evresindeki 2.5-6 yaş arasındaki küçük çocukların emosyonel tepkileri başlıca:

Korku, anksiyete ve üzüntü
İrritabilite
Akut seperasyon anksiyetesi
Uyku Problemleri
Bilişsel konfüzyon
Otoerotik aktiviteler (masturbasyon)

Bütün çocuklar anne ve babalarının ayrılmasından ve ailenin dağılmasından sonra korkuya kapılırlar. Okul öncesi çocukları daha çok, birlikte yaşadıkları evde kalan ebeveyninde kendini terk edip gitmesinden, giden ebeveyn tarafından eskisi kadar sevilmemekten, yiyecek ya da yatacak yer bulamamaktan korkarlar. Bu korkularını ağlamak, ebeveynden başka kimse ile kalmayı reddetmek veya ebeveyni göz önünden ayırmamak şeklinde ortaya çıkar.

Bu dönemde çocuklar yaşadıklarına bir anlam verebilmek için fantazilere ve masallardaki büyülü olaylara sığınabilirler. Doğadaki olayların merkezinin kendileri olduklarını inandıkları için ebeveynin gidişinin kendisinin suçu olduğunu düşünürler. Hayallerinde, anne babanın hiç ayrılmadığını kurar, reddedilme ve kaybetme duyguları ile başa çıkabilmek için türlü şeyler uydururlar.

Çocuklar anne babanın ayrılma kararı konusunda söz hakkına sahip değillerdir. Ancak suçluluk duygusu bu konuda onların da rolü olduğu düşüncesine yol açar. Bu duygunun nedeni kendilerinin dünyanın merkezi olduklarına inanmaları ve bu yüzden her şeyin nedeninin kendileri olduğunu düşünmeleridir. Eğer daha uslu olsalardı, okulda daha iyi notlar alsalardı, gizlice babalarının gitmelerini istemeselerdi, annelerine geçen gece karşı gelmeselerdi vb. gibi nedenlerle her şeye kendilerinin sebep olduğunu düşünürler. Hatta durumu düzeltmenin de kendilerine bağlı olduğuna inanırlar.

Anne ve babanın boşanmasının üzerinden yıllar geçse de, hatta onlar ikinci kez evlenmiş olsalar bile bir çok çocuk hala onları bir araya getirme hayalleri kurar, bazen anne ve babalar çocuklarına yanlış sinyaller vererek, onların boş yere umutlanmasına yol açarlar.

Okul öncesi yaşlardaki çocukların çoğu cansız nesneleri insan gibi düşünür ve anne ve babanın onları her türlü şeyden koruyabileceğine inanır. Dolayısıyla en büyük korkuları, onları koruyan bu kişileri kaybetmektir. Bir ebeveynin evden ayrılması bu korkunun gerçeğe dönüşmesidir. Bir ebeveyn gittiğine göre, diğeri de her an gidebilir diye düşünürler. Zaman ve mesafe kavramları tam olarak gelişmemiş olduğu için, onlara göre, bir ebeveynin her sabah işe gitmesi ile başka bir şehirde yaşaması arasında bir fark yoktur. Ayrıca aynı örneklem grubundaki daha büyük çocuklarına oranla daha akut ve büyük tepkiler gösterdiklerine işaret etmişlerdir. Okul öncesi erkek çocukların, aynı yaş grubu kız çocuklarına oranla boşanmadan daha fazla etkilendikleri ifade edilmektedir. Okul öncesi çocuklarda boşanmanın akut etkileri bir yıllık sürede genellikle düzelmektedir.

Uzun Dönemdeki Etkiler (Long-term Effects)

Wallerstein (1984), erken dönemdeki bulguların aksine, 10 yıllık takip çalışmalarında: küçük çocukların daha büyük çocuklara oranla anlamlı derecede daha az emosyonel problem yaşadıklarını saptamıştır. Araştırmacı bunu o dönemde yaşananları küçük çocukların anımsayamamaları ile ilişkili olarak değerlendirmiştir.

Erkek çocukların Cinsiyet Özdeşimi

Yapılan ilk çalışmalarda (Biller 1970, Westman 1970): cinsiyet özdeşimi ve bozulmuş güven ve otonomiyi araştırmak amacıyla araştırmalar yapmışlar. Psikoseksüel gelişimin odipal evresinde boşanma yaşayan erkek çocukların, 3 yaş öncesi ebeveyn boşanması yaşayan erkek çocuklara oranla daha fazla agresif davranışlar gösterdiklerini saptamışlardır.

Santrock (1970) yaptığı çalışmada 0-2yaş, 3-5 yaş ve 6-9 yaşlarında boşanma veya ayrılık yaşamış 11 yaşındaki çocukları çalışmasına almış: erken yaşlarda boşanma yaşayan çocukların daha düşük derecede agresyon gösterdiklerini bildirmiştir.

Psikoanalitik alnda çalışan araştırmacılar ve klinisyenler baba-yokluğu çalışmalarında tipik olarak altını çizdikleri; ödipal evrede artmış agresyonu erkekliği telafi ile açıklamaktadırlar (Gardner 1977).

Kızların Cinsiyet Davranışı

Kalter ve Rembar (1981) 3-5 yaşlarında ebeveyn ayrılığı veya boşanmış ergen kızlarla yaptıkları çalışmada; bu kızların arkadaşlarına karşı daha fazla agresyon gösterdiklerini, aynı yaş grubundaki erkeklere oranla daha fazla akademik problemler yaşadığı gözlenmiştir. Araştırmacılar: bu kızların ödipal dönemde yaşadıkları boşanmaya karşı öfkeyi internalize ederek puberteye kadar taşıdıklarını ileri sürmektedirler.

Hetherington (1972): 13-17 yaşında intakt, dul ve boşanmış aile kızlarıyla yaptığı çalışmada: boşanmış ailelerdeki kız çocuklarının dul ailesi kız çocuklarına oranla daha fazla heteroseksüel patern ve düşük benlik sayısı saptamıştır. 5 yaşından önce ebeveyn boşanması yaşamış kızlar, 5 yaşından sonra ebeveyn boşanması yaşayan kızlara oranla; daha fazla erkeklerle uygunsuz ilişkiye girdikleri, daha fazla baştan çıkarıcı davrandıkları, daha erken ve daha sık flörte ve cinsel ilişkiye başladıkları görülmüştür. Baba yokluğu açısından bakıldığında Hetherington kızların ödipal dönemde bir erkek ebeveyni kaybının etkilerini ergenlik döneminde gösterdiklerini ileri sürmüştür. Baba yokluğu, kızların erkeklerle etkileşimlerini etkişlediğini iddia etmiştir.
 
Eski 20-02-05, 21:50 #46
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

Davranışsal ve akademik etkiler

Kalter ve Rembar (1981) ‘e göre anne-baba ayrılığını ödipal dönemde yaşamış, anlamlı derecede daha yüksek derecede okul davranış problemleri yaşadıklarını bulmuştur. Araştırmacılar ödipal dönemde ayrılık ve ya boşanma yaşayan erkek çocukların agresyonlarını latans döneme taşıdıklarını ileri sürmektedirler.

Blachcberd ve Biller (1977): baba yokluğu yaşayan erkek çocukların okul başarılarını araştırmasında: 5 yaş öncesi ebeveyn boşanması yaşayan latans yaşı erkek çocukların anlamlı derecede daha sık okul başarısızlığı yaşadıklarını saptamıştır.

Çoğu baba sevgi doludur ve çocuklarının hayatında olumlu bir rol oynar. Babalar evden ayrıldıkları zaman çocuklarını her karşılarında görebilecekleri güçlü erkek modelinden mahrum etmiş olurlar. Dahası erkek çocuklar sorumluluk, başarı, babalık, diğer insanlarla geçinmek, karşı cinsle ilişki kurmak ve saldırgan huylarını kontrol etmek gibi konularda uygun erkek davranışlarını öğrenmek için belki de hayatlarının en güvenilir öğretmenini kaybetmiş olurlar.

Babasız evlerde büyüyen erkek çocukların daha az rekabetçi, sporla daha az ilgili, başkalarına bağımlı ve daha saldırgan oldukları araştırmalarda saptanmıştır. Okulda da başarısız olmaları ve otoriteye başkaldırmaları olasıdır. Eğer baba, erkek çocuk okul öncesi dönemdeyken ayrılırsa, çocuğun cinsel kimliği konusunda da aklı karışır.

Babasız büyüyen kız çocuklar ise karşı cinsle ilişki kurmakta zorlanırlar. Bazıları yaşlarına göre çok uyanmıştır. Bunun nedeni, babaları ile olması beklendiği gibi cinsellik dışı yollarla bir erkeğin ilgisini çekme egsersizleri yapma fırsatı bulamamış olmalarıdır. Yaşça küçük kızlar hayallerinde bir baba yaratıp, onunla kendilerini avutur ve gerçeğin soğuk yüzünden kaçarlar. Babaları tarafından ihmal edilen kız çocukların, mutluluğu, erkekleri mutlu etmekle ölçmeleri çok üzücüdür.

Araştırma sonuçları çatışmalar sonucu yıpranmış bir ailede yaşayan çocukların, boşanmış ailelere oranla daha fazla problemler yaşadığıdır. 1965-1979 arasında boşanma oranları hızlı artış göstermiştir. 1970’in sonlarında veya 80’lerin başında doğan %40-50 arası çocuk boşanma deneyimi yaşayacakları tahmin edilmektedir ve bunlar yaklaşık 5 yıl boyunca tek ebeveyn evlerde yaşayacaklardır. Boşanmış annelerin %75’i , babaların %80’i tekrar evleneceğinden, ikinci bir boşanma riski de artmaktadır (Hetherington, 1989).

Sonuçta çocuklar bir geçiş gösterirler: orijinal aileden tek ebeveynli aileye, genellikle anne ile, eğer yeni bir evlilik olursa yeni aileye ve yeni ebeveyne ve sıklıkla yeni kardeşlere uyum sağlamakla yüz yüze kalır.

Boşanmada annenin velayetindeki erkek çocukta özel sorunlar oluşmuştur. Tersine, tekrar evlenme ergenlik öncesi kızlar için özel problemler doğurmuştur. Tekrar evlenmeyi takiben ikinci yılda, anne ile kız çocuğu rasındaki çatışmalar yüksekti. Tekrar evlenmenin olduğu kızlarda, intakt ve evlenme olmayan boşanmış aile kızlara oranla daha fazla talepkar, daha hostil, ve baskı altında ve daha az sevecen oluyorlardı. Davranışları zamanla iyileşirken, aileleriyle aralarındaki zıtlaşma ve distruptif davranışlar devam ediyordu.

Üvey babaya yakınlaşma ilişkilerinde problemler özellikle kız çocuklarında yaşanıyordu. Bunun birinci sebebi boşanmanın fırtınalı döneminde anne-kız arasında oluşan olumlu ilişkinin yeniden evlenme ile bozulması olabilir. Boşanma sonrasında anneler kızlarına daha fazla bağımsızlık, otorite, ve karar verme sorumluluğu veriyorlar (boşanma öncesi yaşantıya oranla). Bu sonuçta eşitlikçi ve ortak destek ilişkisine dönüşüyor (en azından ergenlik öncesi kızlarda). Sonuçta; ergenlik öncesi kızlar, annelerinin yeniden evlenmesine gücenebilmekte ve üvey baba onun bu ilişkisi için tehdit oluşturabilmektedir. Üvey baba üvey kızını kontrol altında tutmak için iyi ebeveyn olmak yerine, yoğun duygusal katılıktan kaçınan nazik yabancı rolü alabilir. Küçük ve daha büyük çocuklar üvey babayı sonuçta sıcaklıkla kabullenirler fakat 9-15 yaşlarındakiler direnç göstermeye devam ederler çünkü bağımsızlıkları için mücadele etmek sebebiyle, çünkü güçlü seksüel arzuları nedeniyle biyolojik olmayan babayı tehdit olarak görmelerinden dolayıdır.

Hetherington (1989) yeniden evlenmenin sıkıntılı dönemlerinde kardeşlerin olmasının tampon ya da destekleyici olup olmayacağını sorgulamıştır. Yeniden evlenmiş ailelerin çocuklarında ambivalans, hostil, düşmancıl ilişkiler boşanmamış ailelere göre daha sıktır. Daha da ötesi kardeş kıskançlığı, agresyon ve alaka kurmama, antisosyal davranışların artmasında önemli rol oynar. Bu tarz erkeklerde kızlara oranla daha sıktır. Kardeş ilişkileri zamanla iyileşirken, yinede boşanmış yeniden evlenmiş grupta diğer iki grupa oranla (intakt, boşanmış yeniden evlenmemiş) daha fazla bozukluk kalır.



EBEVEYN BOŞANMASI VE ÇOCUĞU TEPKİSİ

Latans Yaşı Çocuklar

Gelişimin latans döneminde sosyal farkındalık ve kendini farkındalık önemli ölçüde artar. Erken latans döneminde boşanmayı yaşayan çocuklar kızgınlıklarının farkına varabilirler fakat sadakat ve korku hisleriyle bunları göstermede başarısız olabilirler. Yani sadakat ve kızgınlık (anger and loyalty) arasında çatışma yaşar. Latans yaşı çocuğu giden ebeveyni kendini reddi gibi algılayabilir. Latans yaşı aile dinamiklerine aktif olarak katılır. Hess ve Camara (1979) ve Coeper ve ark (1983) : bu çocukların düşük benlik saygısı, depresyon, bozulmuş davranış ve okul başarısızlığı, izlosyon göstermeye daha yatkın olduğunu belirtmektedirler.

Okul öncesi çocuklardaki gibi kızlar erkeklere oranla daha fazla davranış problemleri gösterirler. Baba ayrılığı olan latans çağı erkek çocukları, cinsiyet özdeşiminde bozukluklara yatkındır.

Kısa Dönemdeki Tepkiler

Davranışsal Tepkiler

Bir kaç çalışmada latans dönemi populasyonda; erkeklerin (tıpkı okul öncesi çocuklar gibi) kızlara oranla daha fazla kızgınlık ve stres gösterdiklerini tanımlamıştır. Çoğu erkek çocuk kızgınlıklarını; öğretmenleri ve arkadaşları üzerine kaydırabilmektedir. Bazı çocuklar ise direkt ve açık olarak “babanın ayrılıp gitmesinden” annelerini suçlamaktadır. Santrock yaptığı çalışmada (1979) latans dönemi erkek çocuklar; okul öncesi çocuklara oranla boşanma sonrası daha fazla agresyon göstermektedir. Bu agresyonları aile dışındaki kişilere de kayabilmektedir.

Hess ve Camara; boşanmanın kendisinden ziyade aile çatışmalarının agresyon seviyesini daha güvenilir yordadığını saptamıştır. Wallerstein ve Kelly (1980b): erkeklerin kızlara oranla daha fazla agresyon gösterdiklerini bulmuştur.

Emosyonel Tepkiler

6-8 yaşındaki çocuklar fantazi veya inkar ile üzüntü ve yaslarını geçiremezler (Wallerstein & Kelly 1980b). Regresyon gözlenebilir. Agresyon genellikle velayet üzerinde olan anneye yönelir. Diğer ebeveyn aktif olarak yardımcı olmasa bile tipik olarak çocuklar ikisini de sadık kalır.

Sonuç olarak: hem okul başarısında hem de arkadaş ilişkilerinde azalma; geç latans dönemi çocukların yarısında gözlenir. 1 yıl içinde bu problemlerin çoğu düzelir.

Aile ilişkileri

Wallerstein ve Kelly (1980b) ve Adams (1982): boşanma ve ayrılık yaşayan ergenlerin aile ilişkileri dışında tipik olarak destek ararlar. Bu ergenlerin gelişimsel olarak bireyselleşmeye hazırlanmasıyla ilişkilidir. Buna karşın latans yaşı çocukları gelişimsel olarak aileden bireyselleşmeye hazır değildir ve bu nedenle destek arayışı aile ile sınırlıdır. Bu nedenle aileyi barıştırma gayretleri içinde olabilirler.

Okul başarısı

Hetherington, Camara ve Fatherman (1981); ebeveyn yokluğu ve akademik başarının araştırıldığı 58 çalışmayı analizlerinde; tek ebeveynli ailelerin çocuklarının daha düşük notlar aldıklarını bildirmektedirler. Babanın elvirişli olduğu durumlarda erkek çocukların notlarının daha iyi olduğu saptanmıştır. Şunu akılda tutmak önemlidir: Babanın olmadığı evde, anne otoriteyi güç kullanarak erkek çocuğun agresyonunun bastırmaya çalıştığı belirtilmektedir (Hetherington ve ark.1978).

Uzun Dönem Etkileri

Wallerstein ve Kelly (1980b): 5 yıllık takip ettikleri: 9-12 yaş erkek çocuklarında yaptığı araştırmada boşanma kararı veya erken yas evresinde kızgınlık yaşayan grubun, kızgınlığının daha da arttığını belirtmektedir. Bunların davranım bozukluğu belirtileri ; öfke patlamaları, anne-babaya karşı gelme, suç işleme, okul başarısızlığı ve okuldan kaçma gibi sorunları daha sık gösterdiği yolundaydı. Karar aşamasında yoğun kızgınlık yaşamış grup en fazla acting-out yaşıyordu. Akut evrede anne-babalarını suçluyor, arasıra kendilerini ailelerinden yalıtıyor, geri çekiyorlardı.

Walter ve Ramber (1981): latans döneminde boşanmayı yaşamış erkek çocukların ergenlik döneminde okul başarısızlığı ev okuldan kaçma olaylarını sık yaşadıkları, oysa bu dönemdeki kızların okul problemleri az gösterdikleri yolundaydı. Kurdek ve Berg (1983): latans döneminde boşanma yaşamış çocukları 10 yıllık takiplerinde, kızların erkeklere oranla anlamlı derecede daha iyi uyum sağladığını belirlemiştir. Kızlar erkeklere oranla boşanmayı daha kabullenici oluyor, babayla temasın kaybına daha az olumsuz tepki gösteriyorlardı. Uyum sağlamanın boşanan eşler arasındaki çatışmanın derecesi ile ilişkili olduğunu saptamışlardır.

Hetherington (1972): okul öncesi ve latans döneminde boşanmayı yaşamış kızları ergenlik dönemlerinde değerlendirmiş: okul öncesi yıllarda boşanmayı yaşamış kızlarda heteroseksüel davranışları daha ciddi bulmuştur (erkeklerle etkileşimde artmış anksiyete ve baştan çıkarıcılık). Kızgınlığı ergenliğe taşınmış kızların bir grubunda; artmış cinsel aktivite ve rastğele cinsel ilişkiye girme oranı fazlaydı.

ERGENLER

Sağlıklı, bütünleşmiş kimliğin gelişmesi için aileye bağımlılığın yavaş yavaş azalması gereklidir. Kazanılacak otonomi ergen-ebeveyn ilişkisinin natürüne bağlıdır. Ergenlerde otonomi 3 alanda gelişir: emosyonlar, davranışlar ve değerler (values) (Douvan &Adelson, 1966). Emosyonel otonomi; bireyin yakınlaşma ve sevgi hislerini ev dışındaki birileriyle de doyurmaya başlamasıyla başlar. Davranışsal otonomi, kişisel davranışları hakkında karar verme sorumluluğunu alır. Değerlerin otonomisinde; yanlış ve doğruyu algılama ve yaşam stilini belirlemeye başlar. Otonomi için mücadele hem ergen hem aileler için zor anlardır. Otonominin başarılı olarak gerçekleştirilmesi boşanmış aile ergenlerinde zor olabilir. ABD’de 10-18 yaşında 14 milyon ergen tek ebeveynle yaşamaktadır (1983, Select Commitie on childen). ABD’de her 4 çocuktan biri tek ebeveyn ile yaşarken; 16 yaşına ulaştıklarında beyazların 1/3’ü, siyahların 2/3’ü boşanma nedeniyle yaşamlarının bir döneminde tek ebevyn ile yaşamak zorunda kalmıştır (Bumpass &Rindfuss 1979).

Kısa Dönemdeki Etkiler

Davranışsal Tepkiler

Peterson yaptığı çalışmada (1982): babası yok olan erkeklerin, intakt ailelere oranla daha geleneksel erkeklik sergilediklerini belirledi. Santrock (1977) boşanmış ailelerdeki 10-12 yaşındaki subjelerde; intakt ailelere oranla anlamlı derecede daha maskuline, itaatsiz, agresif ve riskli davranışlarda bulunduklarıydı.

Wallerstein & Kelly (1980b) ve Schwartzberg (1980) ergenlerde yaptıkları çalışmalarda ebveyn boşanmasına iki farklı yolla tepki gösteriyorlardı. Birinci grup regresif davranışlar gösteriyor, kendinden daha küçük çocuklarla zaman geçiriyorlardı. Okul başadevamı ve başarısında düşmeler, zihinleriyle bu konuyla aşırı meşgul etmeleriyle ilişkiliydi. İkinci grup: Bağımlılık gereksinimlerini transfer ediyor, hazır olmasalar bile bağımsız olmaya çalışıyorlardı. Bunun sonucu erkelerde antisosyal davranış ve suça yönelik davranışlar gelişiyordu. Kızlarda ise arkadaşlarına bağımlılık ve cinsel ilişkiye erken gibi davranışlar sergileniyordu.

Ebeveyn boşanmasının ergen kızların seksüel davranışlarına etki ettiğini bildiren başka çalışmalarda vardır (Hainline & Feig 1978, Hetherington ve ark 1979a): Bu kızların flörte daha erken başladıkları, daha fazla cinsel aktivitede bulundukları, erken yaşta evlendikleri ve büyük olasılıkla evlilik öncesi gebe kaldıklarıydı.

Emosyonel Tepkiler

Araştırma ve klinik bildiriler: ebeveyn boşanmasına ergenlerin ciddi emosyonel tepkiler gösterdiklerine işaret etmktedirler. Wallerstein ve Kelly’nin (1980b): 21 kişilik ergen grubunda, çoğunu karar aşamasında kızgınlık ve yas yaşadıklarını belirtmektedir. Bunların 1/3’ü kendini ailelerinden duygusal olarak yalıtarak tepki göstermişlerdir. Bu ergenler ailelerinden erken ayrılmaya meyilli olmaktadır.

Bazı ergenler stratejik olarak aileden kendisini çekmekte, böylece daha az kızgınlık duymakta ve çabuk uyum sağlamaktadırlar.

Okul Davranışları ve Başarısı

Bir çok çalışmada boşanmış ailelerdeki ergenlerin daha düşük akademik ve bilişsel performans gösterdiklerini saptamıştır (Allison &Furstenberg 1989, Rosenthal & Hansen 1980). Tek ebeveynli evlerde denetim eksikliği nedeniyle, okula gitmeme ve kaçma davranışları artmaktadır (Brown 1980).

Uzun Dönemdeki Etkileri

Boşanmanın Kuşaklar Arası Geçişi

Bir kaç çalışmada ebeveynleri boşanmış ailelerin bireylerin evliliklerinin boşanma ile sonuçlanma olasılığı daha yüksektir (Ganog, Coleman & Brown 1981).

BOŞANMANIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ



Beş ve sekiz yaş arası

Çocuklar beş yaşına geldiklerinde duygularını ve saldırganlık gibi bazı dürtülerini kısmen de olsa kontrol edebilmeyi öğrenmiş olurlar. Kişilikleri yavaş yavaş yerine oturmaya başladığı için dünyaya ve çevrelerine büyük ilgi duyarlar. Bu kritik döneme gelen anne baba ayrılığı ya da boşanma, çocukların sağlıklı gelişimine sekte vurabilir. Hala sınırlı anlama kapasitelerine rağmen boşanmanın ne anlama geldiğini düşünebilirler ve evden ayrılan ebeveynin fiziksel boşluğunu kuvvetle hissederler. "Bana kim bakacak? Bana ne olacak?" gibi sorulara somut cevaplar isterler ve anne ve babalarını barıştırmak için çeşitli yollar denerler. Her ikisine de derinden bağlılık duyarlar.

Dokuz ve On iki yaşlar arası

Bu yaş grubundaki çocuklar genellikle, anne babanın ayrılmasını ya da boşanmasını daha iyi kabullenirler, ancak yaşamlarına yansıyan sonuçları nedeniyle onlara öfke duyabilirler. Yinede ayrılan ebeveyne özlem duyarlar. Eğer bu ebeveynin cinsiyeti, kendi cinsiyetleri ile aynı ise bu özlem daha da şiddetlidir. Eski eşine öfke duyan anne ve babalar da bu yaş grubundaki çocuklarına daha çok içlerini dökerler. Bu yanlıştır.

Bu yaşlardaki çocuklar için rol modelleri önemlidir. Anne ve babalarını, akrabalarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini ve onların gözünde değeri olan diğer insanları izleyerek paylaşma, liderlik, arkadaşlık kurma ve olaylara olumlu yaklaşma gibi becerilerini geliştirirler.

Çocuklarınızın boşanmanıza uyum sağlamalarına yardım etmek için atacağınız ilk adım yapmanız gereken şeylerin bilincine varmaktır:

Ailenizin kendine özgü koşulları içerisinde ayrı yaşama ve boşanmanın ne anlama geldiğini çocuklarınızın anlamalarını sağlamak.
Çocuklarınıza, yaşlarına uygun biçimde, boşanmanın onları nasıl etkileyeceğini somutu ifadelerle açıklamak
Çocuklarınızı her zaman sevileceklerine ve en iyi şekilde bakılacaklarına inandırmak ve bu yönde davranmak.
Çocuklarınızı diğer ebeveyn ile mutlu ve sıcak bir ilişki sürdürmek için cesaretlendirmek ve bunun için elinizden geleni yapmak
Eski eşinizle ilişkiyi mümkün olduğu kadar sorunsuz sürdürmek. Bu mümkün değilse, sorunları çocuklara yansıtmamak.
Çocuklarla ilgili konularda eski eşinizle işbirliği yapmak.
Çocuklarınızın sizin için yeri doldurulamaz ve değerli varlıklar olduğunu hissetmelerini sağlamak.
Hayatlarındaki başka insanlardan ve uzmanlardan yardım ve rehberlik istemeleri için çocuklarınıza yardım etmek.
 
Eski 20-02-05, 21:52 #47
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

Büyük arter transpozisyonu çocukta


BÜYÜK ARTER TRANSPOZİSYONU
(BAT)

Bu doğumsal bozuklukta kalbin sol karıncığından akciğer atardamarı, sağ karıncığından ise aort ana atardamarı çıkmaktadır (Şekil 8). Yani, kirli kanın akciğerlerde temizlenmesi mümkün olmamakta, vücutta hep kirli kan dolaşmaktadır. Hastanın belli bir süre yaşama şansı ancak, temiz kanın diğer tarafa geçmesini sağlayan bir açıklığın olmasıyla mümkündür.

Tanı nasıl konulur ?

Genellikle yaşamın ilk gününde ortaya çıkan morarma vardır. Ayrıca herhangi bir açıklık da varsa morarma hafif olduğundan hastalık geç farkedilebilmektedir. Muayenede üfürüm saptanabilir, yalnız üfürüm her hastada duyulmaz. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur.

Tedavide ne yapılabilir ?

Kesin çözüm, doğumdan sonraki iki haftalık dönemde ana damarların ameliyatla yerlerinin değiştirilmesidir (arteriyel değişim). Ancak iki taraf arasındaki açıklık yeterli olmayan hastalarda kateter ile iki kulakçık arasının balon ile açılması yöntemine baş vurabilir. Bu dönem içinde tanınmayıp ameliyat olamamış hastalarda diğer ameliyat yöntemleri kullanılır. Örneğin iki aşamalı arteriyel değişme veya venöz değişme gibi.

İleriye dönük yapılması gerekenler :

Ateryel değişim ameliyatı başarılı olan hastalarda sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler. Ritm bozukluğu açısından izlenmeleri gerekir, hastalar belli aralıklarla doktor kontrolünde olmalıdırlar.
 
Eski 20-02-05, 21:54 #48
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek beslenmesi 0-4 ay


0-4 Ayda Beslenme
İlk 4 ayda yalnızca anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara ve alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. İlk 4 ayda bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yararlanmasını engeller.

Bu aylarda, hastalık durumu ve çok sıcak havalar dışında bebeğinizin su gereksinimi yoktur. Eğer vermeniz gerekli ise kaynatılmış ve şekersiz su veriniz.

İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir, bebeğinizi sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız.

Anne sütünün artmasını sağlamak için göğüslerinizin boşalması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğinizi sık besleyiniz. Bebeğinizin emmediği durumlarda göğsünüzü pompa ile mutlaka boşaltınız.

Tüm annelerin sütü yararlıdır. Sütünüz size sulu gelebilir. Bu anne sütünün genel özelliğidir, bu konuda endişe etmeyiniz.

Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir. Bu durum normaldir, endişelenmeyiniz.

Bebeği emzirirken göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar sık görülebilir. Bu durumda bebek sık emzirilmeli ve göğüs başları kuru tutulmalıdır.

Emziren anneler her zaman sutyen giymelidirler. Sutyen bol ve pamukludan yapılmış olmalıdır.

Anne sütünün yetmediği inancı ile doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde 6 defa beslenebilen, bezini günde 6 kez ıslatan ve 1-2 kez de kaka yapan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir.

Anne sütünün yeterliliği en iyi, çocuğun gereken kiloyu alması ile anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne götürünüz.

Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra 20 dakika kaynatılarak steril edilmiş şişelerde buzdolabı raflarında 24 saat, buzlukta ise 6 ay saklayabilir. Saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.

Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemelidir.

Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

1-Emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayınız.

2-Emzirirken sırtınızı dayayabileceğiniz şekilde rahat oturunuz.

3-Her gün banyo yapamayan anneler, meme başlarını günde bir kez sabunlu su ile silmelidirler. Meme başlarının nemli olması meme başı çatlaklarına yol açar.

4-Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.

5-Emzirirken çocuğunuzun burun deliklerinin açık olmasına dikkat ediniz.

6-Her emzirme öğününden sonra bebeğinizin gazını çıkarttırınız.

7-Beslenme programını bebeğinizin isteğine göre düzenleyiniz. Bu istek 2 saat aralıklarla bile olabilir, buna uyunuz.

Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle anneler;

Günde 2 lt (10 su bardağı kadar) sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto, çorbalar vb.) almalıdır.

Günlük beslenmesinde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et, 1 adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek, 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne, süt verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.
 
Eski 20-02-05, 21:55 #49
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek beslenmesi 4-9 ay


9-12 Ayda Beslenme

Anne sütünün tamamlayıcısı olan ek gıdaların, bu dönemde çocuğunuz için nasıl besin özelliği taşıdığını unutmayınız.

Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazırlamanıza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri (az yağlı ve püreler halinde) bebeğe verilebilir.

Örnek Mönü

Sabah

1 Bardak süt (şekersiz)
1 Yumurta sarısı
1 Tatlı kaşığı reçel veya pekmez
1 Çay kaşığı yağ
1 İnce dilim ekmek veya 3-4 adet bisküvi

Ara
Meyve Püresi

Öğle

Kıymalı sebze püreleri
Dolma içleri
Sebzeli köfteler
Kuru baklagil püreleri vs.
Beraberinde bir dilim ekmek içi yemek suyu ile birlikte

Akşam

Muhallebi veya öğlenin aynısı.

Çocuğunuz bir yaşına basınca aile sofrasına oturttunuz, siz de destek olurken, kendi başına yemesine izin veriniz.

Bu yaşta çocukların, sütlü besinlerin yanı sıra günde 1 bardak süt tüketmesine özen gösteriniz.


Dr.H. KARABÖCÜOĞLU
 
Eski 20-02-05, 21:56 #50
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek beslenmesi 1-5 yaş


1-5 Yaşta Beslenme
9. aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü, 12-15 ay arasında, en geç 2 yaşında ve anne için uygun olan bir zamanda kesilmelidir.

Çocuk 13-14 aylıktan itibaren kaşık kullanmaya alıştırılabilir. 2 yaşına doğru çocuk ailenin diğer bireyleri ile sofraya oturtulmaya başlanabilir. Çocuğun ayrı bir tabağı olmalı ve neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.

En sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyu ile beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.

Bu dönemde de çocuklar günde 4 öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar, etler, yumurta ve baklagiller, sebze ve meyveler, unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tükettirilmelidir.

Genellikle dengeli bir beslenme listesi şu şekilde olmalıdır:
Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gr. peynirde de 200 gr sütteki kadar kalsiyum vardır.

Her gün et veya baklagillerden en az birisi listede olmalıdır.

Her gün (düzenli et verilen çocuklarda gün aşırı) bir yumurta çocuğa yedirilmelidir.

Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.

Günde bir iki kez meyve yedirilmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzelerin yerini tutabilir. (Meyve suları da meyvelerin yerini tutabilir)

Günde bir iki kez nişastalı besinler ve 3 dilim ekmek günlük beslenme listesinde bulunmalıdır.
Çocuklara mümkün olduğu kadar erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.

Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma çocuklara sık verilmemesi gereken yiyeceklerdendir. Yemek aralarında çocuğa şekerleme vermek, iştahını kapatarak yetersiz beslenmesine yol açtığı gibi, diş çürüklerinin de önde gelen sebeplerindendir.

Çocuklara çay, kahve verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeni ile onları aşırı sinirli yapar. En iyisi bu içecekleri çocuklara tattırmamaktır.


Dr.H. KARABÖCÜOĞLU
Karaböcüoğlu Çocuk Sağlığı Merkezi
 
Eski 20-02-05, 21:56 #51
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebekte gaz sancısı


Bebekte Gaz Sancıları
Gaz sancıları olmasaydı; bebekleri büyütmek, sanırım, çok daha kolay ve keyif verici olurdu. Saatlerce süren, bitip bitip tekrar başlayan, yırtınırcasına ağlayan bebeklerin bu durumuna dayanabilmek, hele hele gencecik, deneyimsiz bir anne için çok zor olsa gerektir. Ancak annelerin unutmaması gereken bir nokta da; bugüne kadar gaz sancısı nedeniyle zarar görmüş bir bebeğin görülmemiş olmasıdır. Burada hemen söylemem gerekir ki; bebeklik dönemindeki ağlamaların hepsinin nedeni de gaz sancıları değildir.

Bunlar
Açlık
Diş çıkarma
Kulak ağrısı
İshal
Başka sebeplerle oluşan barsak spazmları
İdrar yolu enfeksiyonları
Popo (anüs) çevresindeki yara ve çatlaklar
Pişik
Pamukçuk
Gizli veya belirgin fıtıklar
Ağız ve dişeti sorunları
Vücudun herhangi bir yerindeki kırıklar
Bazı sinirsel hastalıklara eşlik eden ağlama tipleri...
Bunları ayırt etmek için mutlaka çocuk hekiminize danışmanız gereklidir.

Gaz sancıları; zarar verici olmayan, belli bir süre ile sınırlı fizyolojik bir olay olduğuna göre belirgin bir tedavisinin olması da beklenemez. Bu durumda kesin tedavi etmekten çok gazı azaltıcı bir takım önlemler ve davranış biçimleri içine girmemiz gerekmektedir:

Öncelikle bebeğin gaz sancısı dışındaki herhangi bir sebepten dolayı ağlamadığını tespit etmemiz gereklidir. En çok karıştığı durum olan açlık'tan ağlayıp ağlamadığını saptamak kolaydır. Anne sütünü verdiğinizde susuyorsa sebep açlıktır. Yok eğer susmuyorsa her ağladığında inatla anne sütü veya mama veriliyorsa, sırf bu yüzden gaz sancısı daha da artabilir. Sık sık ve düzensiz beslenen çocukların gaz sancıları daha da artabilir. Hele hele erken dönemde başlanan ek gıdalar bu tabloyu iyice dramatikleştirir.

Bebeklere şekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılarak verilmesi, çok erken aylarda nişastalı gıdalara başlanması, meyva ve meyva sularının gereğinden çok verilmesi veya meyvaların olgunlaşmamış olması da gazı artırır.

Gereğinden fazla su içirilen veya tam tersi yeterince su verilmeyen bebeklerde de gaz fazla olur.

Uzun süre açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü yiyecekler), iyi temizlenmemiş şişe-kaşık ve emzikler, uzun süre kapağı kapatılmamış şuruplar (vitaminler, antibiyotikler, ateş düşürücü-ağrı kesiciler) de basit mikrobik kirlenmeler nedeniyle gaz yapabilirler.

Altının uzun süre ıslak bırakılması, bulunduğu ortamın aşırı sıcak veya soğuk olması, uzun süre aynı konumda yatırılması da gazı artırabilir.

Bebeğin kundaklanması, hareket kaabiliyetini sınırlayan kuşaklarla sarılması da gazı artırabilir.

Annenin beslenmesinin gaz oluşumundaki rolü sanıldığı kadar belirgin değildir.

Anne ve babanın sakin, hoşgörülü ve sevecen olması çok önemlidir.

GAZLI BEBEKTE NELER YAPILABİLİR?

Anne ve babanın sakin olması, bebeğe şefkatle ve güvenle yaklaşması

Aşırı sıcak veya soğuk ortam oluşturulmamalı,

Dar ve sıkıcı veya üst üste giysiler giydirilmemeli,

Besinler hazırlanırken hijyen (temizlik) kurallarına uyulmalı,

Bebekler hep aynı pozisyonda yatırılmamalı, yan olarak veya karın üstü yatırılmalı (karın üstü yatırılırken bir kişinin bebeğin yanından ayrılmaması gerekiyor),

Karnına ve ayaklarına ılık bezler konulmalı,

Her beslenmeden sonra en az yarım saat ve en az iki kere "Gark" edene kadar gazı çıkartılmalı,

Bebeğe okşayarak ve severek güzel sözler söylenmeli,

Sinirsiz olduğu bir zamanda bebeğe uygun masaj yapılmalı,

Gereğinden fazla emdirilmemeli, gereksiz yere ek besinler verilmemeli,

Rezene çayı ve anason verilebilir.

Doktorunuza görünmeli ve onun önerilerine uymalısınız.

Yrd. Doç. Dr. Hayri Levent YILMAZ
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi
 
Eski 20-02-05, 21:57 #52
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek gelişimi ay ay


Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 1.Ay
Neler Yapabilir?
-Ağzını açıp, meme başını arar, emme ve yutma hareketleri yapar.

-Ellerini yumruk yapıp ağzına götürür,

-Uyanık olduğunda sizin yüzünüze bakar ve sesinizi dinler,

-Oynarken ayakları ve ellerine dayanıp itebilir.

-Sırt üstünden, yana dönmeye çalışır,

-Parmağınızı emmeye çalışır,

-Aç, huzursuz ve sıkıntılı olduğunda ağlayarak ilişki kurmaya çalışır.

-Günün büyük çoğunluğunda uyur, 2-3 saatte bir uyanıp beslenmeye çalışır.

-Oturur durumda başını, ara sıra dik tutabilir

-Yüzükoyun yatırılınca başını titreterek kaldırabilir.

-Avucuna konan parmağı sıkı sıkı tutar

-Çıngırak ve zil sesine tepki duyar.

-Bakışlarını yanına gelen kişi üstünde tutar.
Değişiklikler

-Göz kasları geliştikçe göz hareketlerini daha kontrollü yapmaya başlar. Göz kasları hala tam olarak gelişmediği için de, zaman zaman göz hareketleri kontrolsüz olabilir.

-Kişilik gelişmeye başlar, bu nedenle bazı bebekler huysuz ve çok gürültülü iken diğer bebekler sakin ve sessiz olabilir.

-Birinci ayın sonuna doğru, sizin konuşmalarınıza, seslerinize ve dokunmanıza yanıt olarak gülümsemeye başlar. Bu, bebeğinizin sosyalleşmeye başlaması demektir.

-Beslenme şeması gittikçe daha düzenli olmaya başlar.
Oyunlar

-Bebeğinizin yüz ifadelerini ve onun çıkardığı sesleri taklit edebilirsiniz.

-Bebeğinizin kulağına yumuşak bir ses tonu ile konuşup, müzik çalabilirsiniz.

-Bebeğinizi, başını destekleyerek omzunuzda taşıyınız, böylece dünyayı görmesine yardımcı olunuz.

-20-30 cm. mesafeden bebeğinize resimler, basit şekilli, parlak renkli objeler gösterebilirsiniz.

-Onun yatağının kenarlarına ufak, hareketli, parlak hayvan figürleri asabilirsiniz.

-Bebeğinizi kucağınıza alın, ilgilenin, öpün ve ona sarılıp uzanın. Bebeğinizle konuşun ve onu ismi ile çağırın.
Beslenme

-Mümkünse bebeğinize sadece anne sütü verin, eğer herhangi bir nedenle anne sütü veremiyor ya da sütünüzün yetmediğini düşünüyorsanız, doktorunuzun önereceği hazır mamaları verebilirsiniz. Bu dönemde mecbur kalmadıkça inek sütü kullanmayınız.

-Bebeğinizin beslenmeye başlamadan rahat ve huzurlu olmasını sağlayınız, altı kirli ise emzirmeden önce altını değiştiriniz. Bebeğinizin uyanık olduğuna ve beslenmeye hazır olduğuna emin olunuz.

-Emzirdikten sonra mutlaka gazını çıkartınız.
Bakım

-Bebeğinizin altını sık olarak değiştiriniz. Bu dönemde bebeklerin pek çoğu genellikle hemen beslendikten sonra olmak üzere günde 4-6 defa kakasını yapar.

-Bebeğinizin tırnaklarını kesiniz, böylelikle kendini çizmesine engel olursunuz.

-Arabaya bindiğinizde bebeğinizin mutlaka yaşına uygun bebek koltuğuna bağlı olduğuna emin olunuz.

-Bebeğiniz ağladığı zamanlarda bebeğinizi kucağınıza alarak yumuşak bir sesle onunla konuşun veya mırıldanın.

-Gündüzleri dolaşırken bebeğinizi önünüze astığınız kanguru ile taşıyabilirsiniz. Temasınız ve sıcaklığınız onda güven hissi uyandıracaktır ve hareketler bebeğin denge duyusunun gelişmesine yardımcı olacaktır.

-Evdeki diğer kardeşlerin sizin denetiminizde bebeğe dokunmalarına, sevmelerine ve onun bakımında size yardımcı olmalarına olanak sağlayınız. Böylece hem gereksiz kıskançlıkların önüne geçilecek hem de kardeşler arasında sağlıklı ilişki kurulması mümkün olacaktır.

-Bebeğiniz için güvenebileceğiniz ve iyi ilişki kurabileceğiniz bir doktor seçin. 2 haftalık ve 4 haftalık olduğunda muayenelerini yaptırın.

Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 2.Ay
Neler Yapabilir?
-Seslerle, mimiklerle cilve yapar, dış dünya ile ilişkisi gelişir. Daha az ağlar.

-Yalnız bırakılırsa protesto eder. Sosyal olmak ister.

-Farklı renk ve oyuncaklardan hoşlanır. Uyaranlara yanıtı çeşitlenir.

-Objeye uzanır, yakalayabilir, birkaç saniye tutabilir.

-Yavaş hareket eden objeyi bir yandan diğer yana kadar izleyebilir.

-Kafasını objeyi görebilmek için çevirir.

-Yüzükoyun yatarken dirseklerden destek alarak başını kaldırabilir.
Değişiklikler

-Başını ve gövdesini daha iyi kontrol eder, hareketleri daha az kütleseldir.

-Hareketleri daha gelişir. Herşeyi gözler, yakalar ve emmek için ağzına götürür

-El ve parmakları ile ilgilenir, uzun süre onlara bakar. Elini kullanmayı öğrenir, objeye uzanır.

-Görmesi neredeyse tamdır. Objeleri tüm ayrıntıları ile görür.

-Uyku, uyanıklık ve yeme düzeni daha belirginleşir.
Oyunlar

-Bebeğinizle oynarken yüzünüzün tamamının onun için profilinizden daha ilgi çekici olduğunu unutmayın, direkt ona bakın.

-Pek çok farklı obje gösterin. Bunun için parlak renkli, dinlemesi, dokunması, izlemesi ilginç olan ama ağzına götürdüğünde yutma riski olmayacak kadar büyük oyuncaklar seçin. Yakalaması, ulaşması için onu cesaretlendirin.

-Eline küçük bir çıngırak verip, onunla nasıl ses çıkaracağını, sallamayı öğretin.

-Zaman zaman kucağınıza alıp, dünyayı farklı bir açıdan görmesini sağlayın.

-Onun yaptıklarından, memnun olduğunuzu gösterin, onu övün, sık sık ismini söyleyin.

-Bebeğinize şarkı söyleyip, onunla dans edin. Ona ilgi ve sevginizi sunun.
Beslenme

-Hala sadece anne sütü veya mama ile besleyin.

-Sütünüzü zorunlu hallerde verilmek üzere depolayabilirsiniz. Buzdolabında 24 saat, derin dondurucuda 8 hafta saklayabilirsiniz.

-Doktorunuz önermeden katı gıdalara başlamayın.

-Dinlenmeye, dengeli beslenmeye ve yeterince sıvı almaya özen gösterin.
Bakım

-Küçük parçalı oyuncakları bebeğinizden uzak tutun.

-Bebeğiniz minik bir sepette uyuyorsa ona bebek karyolası almayı planlayın. Özellikle parmaklıkların arasının, sıkışmayacayı kadar dar olmasına, yüksekliğin düşmeyeceği boyutta olmasına özen gösterin.

-Bebeği dışarı çıkarırken sizin rahat ettiğiniz kıyafetin bir fazlasını giydirin. Siz süveterle çıkarken ona 3 battaniye örtmeyin.

-Dışarıya çok fazla çıkmıyor olsanız da yavaş yavaş güvenilir bir bebek bakıcısı araştırmaya başlayın, onu siz birlikteyken bebeğinizle tanıştırın.

-Bebeğinizi normal kontrolü ve BCG aşısı için doktoruna götürün

Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 3.Ay
Neler Yapabilir?
-Seslerle, mimiklerle cilve yapar, dış dünya ile ilişkisi gelişir. Daha az ağlar.

-Yalnız bırakılırsa protesto eder. Sosyal olmak ister.

-Farklı renk ve oyuncaklardan hoşlanır. Uyaranlara yanıtı çeşitlenir.

-Objeye uzanır, yakalayabilir, birkaç saniye tutabilir.

-Yavaş hareket eden objeyi bir yandan diğer yana kadar izleyebilir.

-Kafasını objeyi görebilmek için çevirir.

-Yüzükoyun yatarken dirseklerden destek alarak başını kaldırabilir.
Değişiklikler

-Başını ve gövdesini daha iyi kontrol eder, hareketleri daha az kütleseldir.

-Hareketleri daha gelişir. Herşeyi gözler, yakalar ve emmek için ağzına götürür

-El ve parmakları ile ilgilenir, uzun süre onlara bakar. Elini kullanmayı öğrenir, objeye uzanır.

-Görmesi neredeyse tamdır. Objeleri tüm ayrıntıları ile görür.

-Uyku, uyanıklık ve yeme düzeni daha belirginleşir.
Oyunlar

-Bebeğinizle oynarken yüzünüzün tamamının onun için profilinizden daha ilgi çekici olduğunu unutmayın, direkt ona bakın.

-Pek çok farklı obje gösterin. Bunun için parlak renkli, dinlemesi, dokunması, izlemesi ilginç olan ama ağzına götürdüğünde yutma riski olmayacak kadar büyük oyuncaklar seçin. Yakalaması, ulaşması için onu cesaretlendirin.

-Eline küçük bir çıngırak verip, onunla nasıl ses çıkaracağını, sallamayı öğretin.

-Zaman zaman kucağınıza alıp, dünyayı farklı bir açıdan görmesini sağlayın.

-Onun yaptıklarından, memnun olduğunuzu gösterin, onu övün, sık sık ismini söyleyin.

-Bebeğinize şarkı söyleyip, onunla dans edin. Ona ilgi ve sevginizi sunun.
Beslenme

-Hala sadece anne sütü veya mama ile besleyin.

-Sütünüzü zorunlu hallerde verilmek üzere depolayabilirsiniz. Buzdolabında 24 saat, derin dondurucuda 8 hafta saklayabilirsiniz.

-Doktorunuz önermeden katı gıdalara başlamayın.

-Dinlenmeye, dengeli beslenmeye ve yeterince sıvı almaya özen gösterin.
Bakım

-Küçük parçalı oyuncakları bebeğinizden uzak tutun.

-Bebeğiniz minik bir sepette uyuyorsa ona bebek karyolası almayı planlayın. Özellikle parmaklıkların arasının, sıkışmayacayı kadar dar olmasına, yüksekliğin düşmeyeceği boyutta olmasına özen gösterin.

-Bebeği dışarı çıkarırken sizin rahat ettiğiniz kıyafetin bir fazlasını giydirin. Siz süveterle çıkarken ona 3 battaniye örtmeyin.

-Dışarıya çok fazla çıkmıyor olsanız da yavaş yavaş güvenilir bir bebek bakıcısı araştırmaya başlayın, onu siz birlikteyken bebeğinizle tanıştırın.

-Bebeğinizi normal kontrolü ve BCG aşısı için doktoruna götürün
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 4.Ay
Neler Yapabilir?
-Avucuna konan objeyi tutabilir. Objeye uzanabilir, ama fazladan birkaç deneme yapması gerekebilir.

-Dönebilir.

-Destekle oturabilir, başını dik tutabilir.

-Dudaklarını şapırdatabilir, sarkıtarak somurtma ifadesi takınabilir.

-Evdeki farklı kişileri tanır. Onunla ilgilenildiğinde sıcak ve sesli gülümsemeleri vardır.

-Oyunlardan, oyuncaklardan hoşlanır.

-Gece boyu uyuyabilir, bezini değiştirmek gerekmez.
Değişiklikler

-İlk dişi çıkmaya hazırlanır.

-Görmesi tamamlanır, herşeyi renkleriyle görür. Farklı uzaklıklara gözünü odaklayabilir.

-Duyma tam gelişir.Farklı seslerle ilgilenir, kendi çıkardığı sesleri dinler.

-El parmak koordinasyonu gelişir.Elleri ile yapmak istediği şeyi yapmayı öğrenir.
Oyunlar

-Bebeğinize tutacağı, kavrayabileceği, tadacağı, dinleyebileceği oyuncaklar verin. Parfümünüzü koklamasına izin verin. Onun için müzik açın.

-Renkli bir çorabın tepesi kesip bileğine geçirin, ellerini daha kolay bulacak ve oynayacaktır.

-Banyo yaparken oyun için biraz daha uzun bir zaman ayırın. Banyo oyuncakları ile oynaması gelişimine yardım eder.

-Bebeğinizin başarılarını överek, gülümseyerek, onu kucaklayıp severek kutlayın. Unutmayın bebeğiniz sizin övgülerinizle motive olan sosyal bir yaratıktır.
Beslenme

-Bebeğiniz acıktığını çok daha kolay belli edebildiği için beslenme saatlerinizi isteğe bağlı düzenleyebilirsiniz.

-Doktorunuzun önerileri doğrultusunda yarı katı besinlere başlayabilirsiniz. Her yeni besini tek başına ve az miktarda başlayın, yeni tatlara alışmasına izin verin. Hiç bir besin için bebeğinizle kavga etmeyin.
Bakım

-Oyun materyallerin güvenli olmasına özen gösterin. Oyuncakların metal çıkıntılarının gevşemediğinden, tüylü oyuncakların göz burun gibi parçalarının kopmayacağından emin olun. Ağzına alıp boğulmasına neden olabilecek her şeyden uzak tutun.

-Bebeğiniz emzik kullanıyorsa bunu boynuna asmayın, kullandığınız asıcı boğulmasına neden olabilir.

-Eğer diş çıkarmaya başladıysa diş kaşıyıcılar özellikle buzdolabında soğutulmuş olanlar onu rahatlatır.

-Bebeğinizi 2. karma aşıları ve normal kontrolü için doktora götürün
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 5.Ay
Neler Yapabilir?
-İnsan sesine tepki verir, konuşana döner. Annesinin sesini duyunca ağlamayı keser.

-İlgilenildiğinde gülümser ve konuşur.

-Pek çok farklı ses çıkarır. Bunların bir kısmı kendine özgü, diğerleri duyduklarını taklittir.

-Gördüğü hareketleri taklit edebilir.

-Elinden oyuncağının alınması veya onu mutsuz eden bir davranışı protesto eder.

-Her şeye dokunmak, tutmak, tatmak ister. Elindeki objeyi diğer eline geçirebilir.

Değişiklikler

-Emekleme benzeri hareketler başlar. Yatağında bir baştan diğer başa gidebilir.

-Yabancılaşma başlar. Ev halkı dışındakilerden ilk gördüğünde korkar.

-Kilo artışı azalır. Bu ayda genellikle doğum kilosunun iki katına ulaşmıştır.
Oyunlar

-Yatağına kırılmayan metal bir ayna koyun, kendini görsün.

-Bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit edip onu konuşmaya teşvik edin, kısa cümlecikler ve kelimelerle konuşun. Şarkılar söyleyin.

-Bebeğinizin başka bebeklerle karşılaşmasını sağlayın, birbirlerini inceleyip konuşmalarına izin verin.

-Sık sık kucaklayın, sevginizi gösterin.

-Yatak üstüne takılan müzikli dönenceleri bu ayda kaldırın, Bebeğiniz uzanıp yakalayabilir ve kazalara neden olabilir.
Beslenme

-Anne sütü veya mama vermeye devam edin, Bir yaşından önce inek sütü vermeyin.

-Doktorunuz katı besinlere başlamanızı söylediyse, her besini tek tek ve bir iki kaşıkla başlayın, alıştıkça miktarı arttırın. Doyduğunu belirttiğinde yedirmeyi bırakın, aşırı beslemeyin. Yemek saatlerinin herkes için zevkli bir zaman olmasına gayret edin.
Bakım

-Bebeğiniz ana kucağından kolayca kalkıp yuvarlanabilecek kadar büyüdü, dikkatli olun.

-Evinizi bebek için güvenli hale getirmeye başlayın, kabloları, yuvarlanabilen tabure gibi araçları ortadan kaldırın, masa, sehpa gibi eşyaların sivri köşeli olmamasına dikkat edin.
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 6.Ay
Neler Yapabilir?
-Her yöne dönebilir, başını bağımsız istediği gibi çevirebilir.

-Karnı yerden tam kalkmadan emekler, dönmekten keyif alır.

-Oturabilir, ancak henüz kendi oturma pozisyonuna gelemez.

-Objeyi bir elinden diğerine çok rahatlıkla geçirir.

-Ses çıkarabildiği objeleri sallamaktan hoşlanır. Çıkarabildiği sesleri başkalarıyla paylaşmak ister.

-Düşürdüğü oyuncağın kendine geri gelmesini ister.

-Yüzünüzle oynamaktan, saç çekmekten hoşlanır.

Değişiklikler

-Elleriyle kendini beslemeye çalışır, yemekle karın doyurmaktan çok oynamak için ilgilenir.

-Bebeğinizin zekası hızla artar. İstediğine ulaşmak için plan yapmaya başlar. Örneğin; yakalanmadan salondaki müzik kutusuna ulaşmak için daha seri emeklemeye çalışır.

-Henüz konuşamasa bile, anne, biberon, araba gibi önemli sözcükleri tanır.

-Duygulanımı artar, bunları mimiklerle, farklı sesler çıkararak, vücut diliyle belirtir. Mutluluğu, sevgisini, korkusunu, sabırsızlığını, heyecanını ve pek çok duyguyu ifade edebilir.
Oyunlar

-Bebeğinizle şarkılar söyleyin, birlikte el çırparak tempo tutun, sözcükleri yumuşak bir ses tonuyla açıkça vurgulayarak söyleyin.

-Bebeğinizi kucağınıza alın ve onun çıkardığı sesleri ve yüz ifadelerini onunla birlikte tekrarlayın.

-Bebeğinizin çevresine yumuşak yastıklar koyarak desteksiz oturmaya teşvik edin.

-Bebeğinizi karın üzeri yer yatırın ve kolları ile üst vücut bölümünü kaldırmaya teşvik edin.

-Bebeğinizin sizi görebileceği bir yere geçip kollarınızı açın ve onu kucaklayacağınızı söyleyin, bebeğiniz gülümser, cilve yapar. Size ulaşmaya çalışırken onu kucaklayın.
Beslenme

-Bebeğiniz katı besinlerle tanışmaya devam eder. Yeni tahıllar, meyve suları ve sebzeler mönüye eklenir. Bu dönemde henüz portakal ve domates suyundan, bal ve yumurta akından uzak durun. Bu besinler için bir yaşını bekleyin.
Bakım

-Evdeki ulaşılabilir bütün prizleri emniyete alın, kabloları ortadan kaldırın, yerlerde ve bebeğin ulaşabileceği alanlarda yutabileceği, boğulmasına neden olabilecek boyutta oyuncak vs. bırakmayın. Mobilyalarda ve onun kemirip dokunacağı alan ve eşyaların boyalarının kurşun içermemesine dikkat edin.

-Eviniz merdivenli ise ağızlarını minik engel kapılarla kapatın.İlaçları ve temizlik malzemelerini üst raflarda ve kilitli dolaplarda saklayın. Sıcak radyatörlere ulaşamaması için engeller koyun, balkonları da onun için güvenli hale getirin.

-Bebek arabasıyla dolaşmaya çıkın, parka götürün.

-Kontrol ve 3. karma aşıları için doktora götürün.
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 7.Ay
Neler Yapabilir?
-Emeklemeye başlar. Pek çok emekleme stili vardır. Mutlaka dört elli emeklemeyebilir, popo üstünde, karın üstünde sürünebilir veya kendine özgü stili yaratabilir.

-Kendini yukarı çekip ayakta pozisyona gelmeye çalışır.

-Değişik gördüğü her objeyi tadarak, sallayarak, koklayarak, atıp vurarak tanımaya çalışır.

-Sosyal olaylara katılmaya çalışır, birey olduğunu hissettirmek ister.

-Kelimeleri ve sesleri taklit etmeye çalışır.
Değişiklikler

-Dengesi iyice gelişir. Elinde oyuncakla oynarken bile rahatça oturabilir.

-Çok meraklı ve maceracı olur, ancak korku bu duyguları dengeler. Araştırmak için yanınızdan ayrılır, ancak kısa sürede geri döner.

-Bütün elini kullanmak yerine parmaklarını kullanmayı öğrenir.

-Düşünme yeteneği gelişir. Örneğin yüksekte göremese bile ilginç objelerin varlığını bilir, araştırır.

-Bebeğiniz sizin neleri yapmasından hoşlanmadığınızı ve kendinin neleri yapmak istemediğini kesinlikle bilir.
Oyunlar

-Bebeğinize bebek magazinlerini, resimli kitapları gösterin. Elleriyle kavrayıp inceleyebileceği kitaplar alın.

-Ce-ee oynayabilirsiniz. Bir örtü ile yüzünüzü kapatıp, birden açın, çok keyiflenecektir. Daha sonra onun yüzünü kapatarak, oyunu geliştirin.

-Ayna karşısında kendini gösterip, kim? olduğunu sorun. Aynadaki imajı gösterip adını söyleyin.

-Ne yaptığınızı söyleyerek onunla dans edin.

-Bebeğinizi kucaklayın ve onunla yumuşak ses tonuyla konuşun, sevginizi söyleyin.
Beslenme

-Bebeğinizin eline kolay parçalanmayan bisküviler, ekmek kabuğu verebilirsiniz.

-Hazır mevye suları, kolalı içecekler, şekerli su, jöleli tatlılar veya diğer tatlandırılmış mamüller çocuğunuza uygun besinler değildir.

-Biberonla besleniyorsa yatağında uyurken biberonun ağzında kalmamasına özen gösterin. Diş sağlığı için buna dikkat edin.

-Yemek zamanı eline bir şeyler verin, kendini beslemesine izin verin. Kaşık tutabilir, bardağını ağzına götürmeye çalışabilir.
Bakım

-Diş çıkarma bulguları başlayabilir. Hafif ateş, dışkıda sulanma, hafif keyifsizlikler olabilir. Bu bulgular uzun sürerse doktorunuzu haberdar edin. Bebeğinize bakamayacak kadar meşgul olduğunuz zamanlarda onu birkaç oyuncakla birlikte oyun parkına koyun, onun için daha güvenli olur.

-Araba için yaşına uygun araba koltuğu alın. artık arka koltukta yüzü öne dönük olarak koltuğunda oturabilir.
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 8.Ay
Neler Yapabilir?
-Küçük objeleri baş ve işaret parmağı ile yakalar. Objeyi ağzına götürmeye çalışmaktansa incelemeye başlar.

-İyi emekler.

-Yardım almadan oturur pozisyona geçer.

-Kendini, tutunup çekerek ayağa kaldırabilir.

-Başkaları ile oynamaktan hoşlanır.

-Geçmişi hatırlar, yeniden karşılaştığı olayları hatırlayarak davranışını belirler.

-Anneye çok bağlıdır, ayrılık korkusu başlar.
Değişiklikler

-Etrafında gördüğü her şeyi merakla inceler. Çiğner, vurur, fırlatır ve boşaltır.

-Tırmanmayı sever, alçak mobilyalara, merdivenlere, açabildiği çekmecelere tırmanır, nasıl geri döneceği umurunda değildir.

-Ne istediğini iyi bilir. Kişiliği gelişmeye başlar. Yoluna çıkıldığında sinirlenir.

-Kendi yeme stilini ve mönüsünü oluşturmaya başlar.

-Görüşü tam olarak gelişmiştir. Etrafındaki tüm ayrıntıları seçer.

-Bebeğiniz sizi taklit ederek dünyada nasıl yaşayacağını öğrenmeye başlar. Sözcükleri çıkaramasa da mimiklerinizle konuşmanızı taklit eder. Ev içindeki bütün davranışlarınızı izler, yeri geldikçe tekrarlar.
Oyunlar

-Bebeğinizin taklit etmekten hoşlanacağı eğlenceli sesler çıkarın, hareketler yapın.

-Bebekler ve çocuklar için yapılmış müzikler, şarkılar dinletin.

-Ayakta pozisyona getirerek dans etmesini, yürümesini, tempo tutmasını sağlayın.

-Bebeğinizle birlikte emekleyin, hızlandıkça onu methedin, büyük çocuğunuz varsa onu da size katılmaya ikna edin.

-Oyuncaklarını bir sepete doldurun, nasıl çıkaracağını öğretin, sonra yeniden doldurup onun boşaltmasına izin verin.

-Bebeğinizle birlikte alışverişe çıkın, kalabalık ortamlar onun için uyarıcı ve eğlencelidir.

-Bebeğinize kucaklamak, öpmek, konuşmak için zaman ayırın.
Beslenme

-Yeni deneyeceğiniz besinleri bebeğiniz açken verin.

-Eline kemirmesi için az pişirilmiş sebzeler, bisküvi, meyveler verin.

-Domates ve portakal suyuna başlayabilirsiniz.

-Bebeğinizin bağımsızlık gösterilerine hazırlıklı olun. Aniden bebek yemeklerini istemez, kaşığı reddederse bunu sorun yapmayın. Dökmelere hazırlanın.
Bakım

-Bebeğinizin favori oyun alanı mutfağınız, alt çekmeceler, girebileceği kadar küçük aralıklardır. Özellikle kesici, sivri,kırılabilir eşyalarınızı üst raflara taşıyın. Çekmeceleri ve tehlikeli bölümlerin kapılarını kilitleyin veya ulaşmasını önleyecek engeller koyun.

-Büyük çocuğunuza onun kenara itildiğini düşünmesine fırsat vermeyecek şekilde zaman ayırın. Kendine güvenini tazeleyin.

-Doktor, ambulans, itfaiye, polis ve zehir danışma merkezinin telefonlarını kaydedin, telefonun yanında ulaşabileceğiniz bir yere koyun
Bebeğimizin Ay Ay Gelişimi 9.Ay
Neler Yapabilir?
Baş ve vücudunu rahatça kontrol ederek tutunup ayağa kalkar.

Mükemmel emekler.

Objeleri rahatlıkla tutar ve oynar.

Oynamak için benzer oyuncakları toplar (resimli küpler gibi).

Belli objeler arasında kesin ilişki kurabilir. Anahtar ve kilit, kavanoz ve kapak gibi.

Ayakkabı, bisküvi, top gibi pek çok sözcüğü, bana getir, bana ver gibi basit emirleri anlar.

Yüksek sesten korkmak gibi yeni korkular geliştirir.

Değişiklikler

Kalkıp yürümek ister, ancak tek başına başaramayabilir, destek ister. Mobilyalara tutunarak dolaşır.


Bebeğiniz Ay Ay Gelişimi 12-18 Ay Arası
Bebeğiniz bu aylarda neler yapar?
14 Ay
• Ne istediğini anlatmak için kelimeler kullanır ya da eli ile hareketler yapar.
• Oyunları taklit eder.
• Kısa müddetler için tek başına ayakta durur ya da yürür.

15 Ay
• Kaşık kullanır
• Elleriyle tek başına yemek yiyebilir
• Sendeleyerek yürüyebilir.
• Kendiliğinden karalayabilir,anlamsız yazı ve çizgiler çizer.
• İnsanları taklit eder
• Oyun arkadaşlarıyla iletişim kurmaya başlar

16-18 Ay
• ”Buraya gel” ya da “otur gibi yönlendirmeleri anlar
• Üç küçük kutuyu üst üste koyabilir
• Üzerindekileri çıkarmaya başlar
• Tırmanmaya ilgi duyar
• Dimdik olarak koşar

Bebeğinizin bu aylardaki beslenmesi

• İlk yaştan sonra çocuk giderek bağımsızlığını kazanır, kendi kendine yemek yemeyi öğrenir. 9-12 aylar arasında her şeyi ağzına götüren çocuk, yiyecekleri diğer eşyalardan ayırt etmeyi öğrenir.
• Ekmek, elma dilimi gibi yiyecekleri eline vermek, kaşık ve bardağı kendisi tutarak ağzına götürmesine yardımcı olmak, çocuğun erken yaşta yeme becerisi kazanmasını kolaylaştırıyor.
• 12-18ay arası çocuğa verilecek besinlerin kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği cinsten olmasına dikkat edin. Sosis ,fıstık,üzüm küçük şeker gibi maddeleri verilmemeye çaba gösterin.
• Çocuğun 1)et, balık,tavuk, yumurta, 2)süt ve sütlüler, peynir, yoğurt,muhallebi vb. 3)meyve ve sebzeler 4)unlular,patates,pirinçten oluşan dört ana besin türünü içeren karışık bir diyet almasına özen gösterin.
• Toplam enerji alımının yüzde 60’ı karbonhidrat, yüzde 25-30’u yağ ve yüzde 10-15’i protein şeklinde olması gerektiğini unutmayın.
• 12-18ay arası çocukların günde üç öğün yemeleri yeterlidir.Günde iki kez de öğün araları meyve veya meyve suyu, bisküvi,yoğurt gibi besinler verilebilir.
• Çocuğa yiyecekler küçük porsiyonlar halinde verilmelidir. Bu şekilde çocuk yemeğini bitirme alışkanlığı edinir.Şişmanlığa eğilimli çocuklar dışında çocuğun yiyeceği miktar isteğine bırakılır.
• Uygun bir beslenme uygulanan ve büyüme gelişmesi normal olan çocuklarda ilk yaştan sonra dişleri korumak açısından flor tuzları ve kış aylarında D vitamini dışında herhangi bir vitamin veya mineral ilavesine gerek yoktur. Ancak demir eksikliğinin tüm ülkelerde çok yaygın bir sorun olduğu dikkate alınarak düşük sosyoekonomik grup çocuklarına ve iştahsız, tek yönlü beslenme eğilimi olan çocuklara demir karışımı ilavesi yapılmalıdır.
• Bu aylarda evde yenen hemen her şeyi bebeğiniz de yiyebilir.Pişirirken yemeklerin tuzsuz olmasına dikkat edin.
• Et ve balık:Izgara ya da haşlama yapın.

Bebeğinizin bu aylardaki gelişimi

Önümüzdeki 6 ayın en önemli olayı nedir? Tabii ki bebeğin yürümeyi öğrenmesi. Yürüme, aniden ortaya çıkar, çocuk tek başına adım atar ve bu heyecan verici bir olaydır.Ama bu ilk adım uzun bir hazırlık sürecinin sonucudur. Çocuğun yürüme şekli,bu hazırlık dönemine bağlıdır. Kimi bebek düşe kalka, emekleyerek, sonra yeniden ayağa kalkarak yürümeye başlar. Kimisi de hemen emin adımlarla yürür.

Parmaklıklara asılıp ayağa kalma gayretleri ile tek başına yürümesi arasında aşağı yukarı 6 aylık bir süre vardır. Bu 6 aylık süre boyunca bazen büyük ilerlemeler, bazen gerilemeler görülür.: Bir gün ayakta gayet güzel durur, tutunarak ilerler, ertesi gün bakarsınız ayağa bile kalkamaz. Yürüme çabaları yoğunlaştıkça diğer alanlardaki gelişmeler neredeyse tamamen durur. Bir yaşında ilk kelimesini söylediği zaman, konuşacak zannedilir ama 18 aya kadar, konuşma alanında bir duraklama olur. Söylediği bazı kelimeleri de söylemez olur.Anne ve babası bu kelimeleri unuttuğunu zannederler ama, aslında bebeğin aklı başka yerdedir.

Bir yaşında düzenli uyuyan bebek, yürümeye başladığı zaman uyuma zorluğu çekebilir.Büyüme süreci boyunca bir alanda ilerleyen bebeğin diğer alanlarda duraklamalar hatta gerilemeler göstermesi doğaldır. Bebek yürümeyi öğrendikten sonra bir süre hiçbir yeni gelişme göstermez. Aslında o öğrenmekte ve yeni atılımlar için hazırlanmaktadır. 2-2.5 döneminde ortaya çıkacak yenilik ise konuşma olacaktır.
 
Eski 20-02-05, 21:59 #53
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

B Beta hemolitik streptokok enfeksiyonu boğazda beta mikrobu


A Grubu Beta hemolitik streptokoklar, bakteri türü mikroplardır. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda birarada bulunan insanlarda boğaz iltihaplanmalarına (farenjit) neden olurlar. Streptokoklar, solunum yollarından havayla çıkan damlacıkların insandan insana geçmesiyle bulaşırlar. En sık 5-15 yaş arasındaki çocuklarda hastalık yaparlar.




Belirti ve Bulguları:
Boğaz ağrısı ve ateşi olan çocukların yaklaşık %10'unda A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı vardır. Boğazın (farenks) iltihaplanması olan farenjit nedeniyle çocuğun yutkunması ve beslenmesi güçleşir. Streptokok farenjiti olan çocuğun ateşi genellikle 38°C'den yüksektir; titremeler, vücutta ağrılar ve iştahsızlık olur. Birlikte karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi karın belirtileri de bulunabilir. Bakıldığında bademcikler ve boğazda kızarıklık, şişlik ve beyaz lekelenmeler görülür. Alt çene kemiğinin köşesinde ve boyunda lenf bezleri şişmiş olabilir.

Bazen streptokok iltihaplarında, mikropların salgıladığı toksinler deride yaygın kızarık biş döküntüye neden olur. Bu durumda hastalığın adı "kızıl"dır ve genellikle boğaz iltihabının 2.gününden 6.gününe kadar sürer.Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilmiş streptokok iltihapları, nadiren ateşli romatizma adı verilen ve kalp romatizması ile eklem iltihaplarına neden olabilen bir hastalığa da yol açabilirler. A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının bir diğer nadir komplikasyonu da, hastalığın başlangıcından 2-3 hafta sonra ortaya çıkabilen böbrek iltihabıdır. Streptokoklar ayrıca sinüzit 'e, orta kulak iltihabı 'na, zatürreye ve deri iltihaplarına da neden olabilirler.




Hastalığın önlenmesi :
Streptokoklara bağlı boğaz iltihaplarını önlemenin kesin bir yöntemi yoktur. En güvenli yol, evde boğaz iltihabı olan bir kişi varsa, bu kişiyle çok yakın temasta bulunmamak ve genel temizlik kurallarına dikkat etmektir.

Bazı kişiler, özellikle de çocuklar, kendilerinde hiçbir hastalık belirtisi olmadan streptokok mikrobunun taşıyıcısı olabilirler. Okul çağındaki çocukların yaklaşık %5-15'inde taşıyıcılık görülebilir.




Hastalığın süresi :
A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının inkubasyon dönemi (bulaşma ile hastalık oluşma arasında geçen süre) genellikle 7-10 gündür. Boğaz iltihaplarında ateş genellikle 5 gün içinde düşer, bunu takiben boğaz şikayetleri de azalır. Antibiyotik tedavisi genellikle 10 günde tamamlanır. Eğer belirtiler düzelmişse ve ateş yoksa, antibiyotik tedavisinin başlanmasını takibeden 48.saatten sonra çocuğunuz okula gidebilir. Şikayetler kısa sürede kaybolsa bile, ilaçlar doktorunuz tarafından önerilen süre ve dozda kullanılmaya devam edilmelidir.




Evde uygulanabilecek tedavi :
Eğer çocuğunuz boğaz ağrısı nedeniyle yemek yemekte güçlük çekiyorsa yumuşak veya sıvı gıdaları tercih edin. Çocuğunuzun bol sıvı almasını (su, meyve suları, vs.) ve istirihat etmesini sağlayın.

Oda havasının nemlendirilmesi, çocuğunuzun boğaz şikayetlerini azaltacaktır. Eğer boyunda ağrılı lenf bezi şişlikleri varsa, boyuna nemli ve ılık bir havlu koymak onu rahatlatabilir.

İlaçları doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanmaya özen gösterin. Bu, ateşli romatizma ve bademcikler etrafında abse gelişmesi gibi komplikasyonların önlenmesi için mutlak gereklidir.




Tıbbi tedavi :
Çocuğunuzun boğazında A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabından şüphelendiğinde, doktorunuz boğaz kültürü yapılmasını isteyecektir. Eğer boğaz kültüründe üreme olursa bu, mikrobun türünü tayin edecek ve hangi antibiyotiklerin tercih edilebileceğini bildirecektir.

Çocuğunuzda A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı olduğu kesinleşirse, ağızdan ya da enjeksiyon şeklinde verilebilen penisilin veya başka türde bir antibiyotik ile tedavi edilmesi gerekecektir. Ağızdan verilen ilaçlarda allerji ihtimali daha düşük olduğundan birçok doktor bu şekilde evde tedaviyi tercih etmektedir. Bu durumda çocuğunuz evde 10 gün süreyle ilaçlarını almalıdır.

Doktorunuza ne zaman başvurmalısınız ?
Çocuğunuzun boğazında streptokok iltihabının belirtileri varsa, özellikle de evde veya okulda başka birisinin yakın zamanda streptokok iltihabı geçirdiğini biliyorsanız doktorunuza başvurunuz.

Eğer çocuğunuz streptokok iltihabı için tedavi altındayken şu belirtilerden birini görürseniz yine doktorunuza başvurunuz: ateşin düştükten birkaç gün sonra tekrar yükselmeye başlaması, deri döküntüsü, kulak ağrısı, koyu veya kanlı burun akıntısı, öksürük ve balgam çıkartma, göğüs ağrısı, solunum güçlüğü ve aşırı halsizlik, havale geçirme, eklemlerde şişlik ve ağrılı kızarıklık, bulantı ve kusma.
 
Eski 20-02-05, 22:02 #54
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek diş çürüğü biberon çürüğü


Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir?

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?

Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bunlar nelerdir?
· Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
· Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
· Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
· İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.

Biberon çürüğünün önemi nedir?

Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.

Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir?

Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.


Kaynak : Türk Dişhekimleri Birliği
 
Eski 20-02-05, 22:09 #55
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek ve uyku uykusuz bebek


Doğum olayı sona erip, sıra hastaneden eve dönmeye geldi mi, anne-babaların çoğu bebeklerinin evde nasıl uyuyacağını merak etmeye başlarlar. Şunu bilmelisiniz ki, yenidoğanlar, kendilerini rahatsız edebilecek ses ve ışık uyaranlarını etkisiz kılacak bir doğal yetiye sahiptirler. Bu yetenek, kısa sürede alışkanlığa dönüşecektir.

Biz hekimler, bir takım basit testlerle, bebeklerin bu yeteneklerini tespit ederiz. Örneğin, uyuyan bebeğin gözlerine fenerle kuvvetli bir ışık tutulması onun bir takım hareketler yapmasına neden olur. Aynı ışığı, kısa aralıklarla bir kaç kez daha tutalım, dördüncü, beşinci seferde artık bebeğin ışığa hiç tepki göstermeyip mışıl mışıl uyuduğunu görürüz. Benzer test, bir minik çan kullanılarak bebeğin sese tepkisi sırasında da yapılabilir. Örnekteki bebek, uykusunu koruyacak bir takım doğal yollar geliştirmiştir.

Oysa kimi bebeklerin sinir sistemleri, muhtemelen doğum stresinin de etkisiyle henüz bu yeteneğe sahip değildir. Ses ve ışık, onları rahatsız eder ve kolayca uyanabilirler. Böylesi bebekler, tıpkı erken doğmuş bebekler gibi dış uyaranların olabildiğince azaltıldığı sessiz ve loş bir odada uyutulmalıdırlar.

Üç-dört haftalık bebek ve uyku

Bu dönemde bir bebeğin en önemli görevi, uyku hali, uyanıklık hali gibi değişik durumları kontrol yeteneği kazanmaktır. Bu süreçte, anne babanın da iyi bir gözlemle öğreneceği çok şey vardır.

Kalabalık ve gürültülü bir ortamda uyuyabilmek, herhangi bir dış uyaranla tam uyanırken tekrar uykuya dalmak üzere kendi kendini sakinleştirmek, yukarda sözettiğimiz kontrol sürecinin aşamalarıdır.

İyi bir gözlem, bebeğin farklı bilinç durumları arasındaki geçiş dönemlerindeki davranışlarından önemli çıkarımlar yapmanızı sağlayacaktır. Aktif ve gergin bebek, geçiş dönemlerini daha hızlı, sakin bebek ise daha yavaş ve sancısız yaşayacaktır.

Huysuzluk anında, bazı hareketleriniz onun ağlamaya başlamasına neden olurken, başka kimi davranışlar da bebeği sakinleştirecektir. Üç dört saatlik sikluslarla, bebek bu geçiş dönemlerini yaşar. Yeni anne-babanın ilk görevi, bu bağlamda bebeklerinin davranışlarını “tanımaktır”.

Temel sorun, ağlamaya başlayan bebeğin, kısa süre sonra sakinleşip uykuya devam mı edeceği, yoksa acıktığı için mi ağladığının ayırdedilmesidir. Emzirmek yada mama vermek işe yaramıyorsa –ki genellikle bu durumda ilk yapılan iş bebeği beslemektir- bu huzursuzluk hali bir süre devam edecek ve bebek bir süre sonra sakinleşecektir. Bu olay yaklaşık hergün yaşanır. Bebek, bu dönemde, ortalama rakamlarla söylersek, 3-4 satlik dilimler halinde 16-18 saat uyur.

Birbuçuk- iki aylık bebek ve uyku

Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazlasına uzar. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar.

İkinci ay artık bebeğinizi günlük aile düzeninize alıştırma zamanının da başlangıcıdır. Artık, geceleri yatmadan önce bebeğinizi uyandırıp son bir kez besleyebilir, sabahları onu uyandırarak güne sizin uygun gördüğünüz zamanda başlamasını sağlayabilirsiniz. Tabii ki bunu yaparken bebeğinizin de durumunu ve isteklerini gözönüne almalısınız. Şimdilik, en azından bebeğinizin buna hazır olduğunu bilin..

Bebeğinizin, huzursuzluk ve ağlama dönemleri de artık daha düzenlidir; genellikle günün sonundadır, ve huzursuzluğu kaka yapmayla sona erer. Bebeğiniz, emmeye ve uyumaya kendini hazırlamıştır.

Dört aylık bebek ve uyku

Bu dönemde uyku konusunda temel sorun bebeğinizin gece uyku düzenidir. Dört aylık bebek, bırakıldığı yerde uyumalı, ve uykusu ortalama 8 saat kesintisiz sürmelidir. Bebek için “kesintisiz uyku”nun anlamı, derin uykudan hafif/yüzeyel uykuya geçiş aşamalarını uyanmadan atlatmasıdır.



Hafif uykuya geçen bebek, ağlar, sesler çıkarır, yatakta döner, ama unutmayın, tüm bunlar olurken hala uyumaktadır, ve uyku içi bu geçiş aşamalarında kendi kendini sakinleştirerek/rahatlatarak derin uykuya geçmeyi öğrenmelidir.

Bebeğin uyumayı “öğrenmesi” konusunda ailelere önemli bir görev düşüyor; bebeklerin mutlak anne baba desteğine ihtiyaçları vardır, ama anne-babaların genellikle yaptıkları, bebeğin sesini duyar duymaz onu kucaklarına alıp, kendi kendilerine derin uykuya geçmelerine engel olmaktır. Bu tür yanlış yaklaşım, 3-4 saatte bir hafif uykuya geçen bebeğin her seferinde uyanma ve beslenmeye alışması ve bunu rutin uykunun bir parçası olarak algılamasıdır. Bu alışkanlık bir yerleşti mi, ilerleyen aylarda değiştirmek çok daha zordur.

Yedi aylık bebek ve uyku

Her ne kadar bebeğiniz 7. Aya kadar geceleri kesintisiz 8-12 saat uyumayı “öğrenmiş” de olsa, oturmak, sürünmek, emeklemek gibi bu dönemde kazandığı yeni yetenekler, geceye de taşınacak ve kimi sorunlar çıkaracaktır. Yeni durum, gece uyanmalarını kolaylaştıracak, tekrar uykuya dalmayı güçleştirecektir.



Benzer güçlükler, gündüz uykuları için de geçerlidir. Anne-babaya düşen, 4. Ayda yaptığımız önerileri tekrar uygulamaktır.

7 aylık bebek, kesintisiz gece uykusu yanında öğleden önce ve sonra birer kez olmak üzere toplam en az iki gündüz uykusu uyumalıdır. Uyumasa bile, bu saatleri yatakta kendi başına geçirmeyi öğrenmelidir. Buna sadece bebeğin değil, anne-babanın da ihtiyacı vardır.

Dokuz aylık bebek ve uyku

Daha önce söylediğimiz gibi, kazanılmış yeni yetenekler, uyumayı güçleştirmektedir. Dokuz aylık bebek, artık kendi kendine ayağa kalkabilir, geceleri de kalkacaktır, hem de siz onu uyuması için yatağına bırakıp odasından çıkar çıkmaz! Bu olay, belki on defa tekrarlanacaktır! Bu durumun üstesinden gelebilmek için “kararlı” olmalısınız. Tekrar tekrar ayağa kalkma ve ağlamalar üzerine onu yatağından alıp salona geçmeyin. Kesinlikle yataktan kalkmasına izin vermeyin, kararlılığınızı görsün, uyuması gerektiğini anlasın. Gece uyanmaları sırasında da aynı yöntemi uygulamalısınız.
 
Eski 20-02-05, 22:16 #56
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek ve çocukta kusma



Bebekler neden kusar?

Anneleri endişelendiren en önemli konulardan biri de bebeğin sık sık kusmasıdır. Uzmanlar kusmayı, bir hastalık olarak değil, belirti olarak kabul ediyorlar.

-Zorlanmaksızın kusma daha çok küçük bebeklerde görülür. Özellikle yaşamın ilk haftalarında bebekler beslendikten kısa süre sonra zorlanmaksızın ağız dolusu çıkarabilirler.

Normal kilo alımı devam ettikçe bu sorun yaratmaz.Genel olarak bebek büyüdükçe bu durum azalır.

- Zorlanmanın şiddetiyle küçük bebeklerde burundan da kusmuk gelir. Küçük bebeklerde mide bulantılarını anlamak güç olursa da huzursuzluk, solgunluk, terleme, kusmadan sonra besinleri reddetme mide bulantısı işaretleri olabilir.

-Yaşamın ilk günlerinde görülen kusma nedenleri arasında enfeksiyonlar, metabolizma hastalıkları(doğuştan), bebeğin annenin amnios sıvısını fazla yutması, gastro-intestinal allerjiler(süt allerjisi gibi) başlarda yer tutar.

Daha büyük çocuklarda en sık rastlanılan kusma nedenlerinin başında enfeksiyonlar gelir.

Kusma bebeklerde ve çocuklarda çok sık görülen bir bulgudur. Önemli hastalıkların belirtisi olabileceği gibi basit ve gelip geçici bir durum da olabilir.

Biz doktorlar kusmayı zorlanmaksızın kusma(regürjitasyon) ve zorlanmalı kusma olmak üzere ikiye ayırırız.

Zorlanmaksızın kusma daha çok küçük bebeklerde görülür. Özellikle yaşamın ilk haftalarında bebekler beslendikten kısa süre sonra zorlanmaksızın ağız dolusu çıkarabilirler.

Normal kilo alımı devam ettikçe bu sorun yaratmaz.Genel olarak bebek büyüdükçe bu durum azalır. Sekiz aylık olduğunda ortadan kalkar. Günde üç kezden fazla fışkırır tarzda şiddetli kusuyorsa bu durum normal dışı olabilir.

Teknik olarak yanlış beslenen bebeklerde de kusma görülebilir. Beslenirken hava yutan bebekler, aşırı hızlı veya aşırı yavaş emen bebekler, beslendilten sonra gazı çıkarılmayan bebekler zorlanmaksızın kusabilirler. Beslenme tekniğindeki hatalar düzeltilirse bu kusmalar biter.

Gastroözofagial reflü dediğimiz durumda daha çok zorlanmalı kusma görülürse de bazen zorlanmasız kusma da görülebilir. Mide borusunun mideye bağlandığı yerde meydana gelen bir kasılma yetersizliği nedeniyle mide içeriğinin yemek borusuna geçmesi olarak bilinen gastroözofagial reflü genellikle 3-10.günler arasında başlar. Zaman içinde bulgular azalabilir. Beslendikten sonra bebek 30 dakika süreyle yarı oturur pozisyonda tutulabilirse kusma büyük ölçüde engellenebilir. Eğer ciddi bir kilo kaybına ya da kilo alımında yetersizliğe yol açıyorsa cerrahi müdahale gerektirebilir.

Yemek borusunu mideye bağlanan ucunun kör olması, yani kapalı olması, ciddi bir regürjitasyon sebebidir. Bu durumda bebek doğumdan sonraki bir kaç beslenmesinden sonra besinler yemek borusunda birikebileceği için kusmaya başlar. Bazı durumlarda bu kapalı olan yemek borusu bir boru ile soluk borusuna bağlı olabilir. Bu durumda nefes darlığı ve mororma da gözlenebilir.

Doğumdan hemen sonra yapılan bebek muayenesinde ince bir yemek sondası ile bebeğin ağzından midesine dek girilip bakılır. Bu mutlaka muayenin bir parçası olmalıdır. Aksi takdirde bu durum atlanabilir. Bebek şiddetli kusmaya başladıktan sonra farkedilebilir. Yemek borusu ile soluk borusu arasında bağlantı varsa besin akciğerlere kaçıp çok ciddi sonuçlara yol açabilir


Zorlanmalı Kusma

Mide bulantıları ve öğürtüler olur. Çocuk fışkırır tarzda kusar. Zorlanmanın şiddetiyle küçük bebeklerde burundan da kusmuk gelir. Küçük bebeklerde mide bulantılarını anlamak güç olursa da huzursuzluk, solgunluk, terleme, kusmadan sonra besinleri reddetme mide bulantısı işaretleri olabilir.

Yenidoğan bebekte ilk 24-36 saatte görülen şiddetli kusmalar sindirim sisteminin herhangi bir yerinde tıkanıklığa neden olabilir. Bunlar içinde en sık rastlanan nedenler:

1-barsak tıkanıklığı

2-özofagus atrezisi(yemek borusunun mideye bağlandığı ucun kör olması

3-barsak darlıkları

4-barsağın belli bir bölümünün olmaması

5-pilor stenozu

6-karın organlarının göğüs içine fıtıklaşması

Bebek doğduğu ilk günlerde şiddetli kusuyorsa, karnı şişmişse, kakasını yapmıyorsa ya da ilk başta yapmış sonra yapmamışsa cerrahi gerektiren ciddi bir bağırsak problemi olabilir. Acilen doktora başvurulmalıdır.

Özellikle erkek çocuklarda yaşamın ilk günleri değil, üçüncü haftasında başlayan şiddetli kusmalar pilor stenozu dediğimiz bir cins mide darlığını düşündürür ki buda cerrahi gerektiren bir durumdur.

Yaşamın ilk günlerinde görülen kusma nedenleri arasında enfeksiyonlar, metabolizma hastalıkları(doğuştan), bebeğin annenin amnios sıvısını fazla yutması, gastro-intestinal allerjiler(süt allerjisi gibi) başlarda yer tutar.

Daha büyük çocuklarda en sık rastlanılan kusma nedenlerinin başında enfeksiyonlar gelir.

Bazı çocuklar hangi enfeksiyonu geçirirlerse geçirsinler mutlaka kusma olaya eşlik eder. Gribal enfeksiyon, boğaz enfeksiyonu, bronşit gibi her enfeksiyonda mutlaka kusma vardır.

Ancak en sık kusmaya neden olan enfeksiyonların başında:

1-mide-barsak enfeksiyonları

2-İdrar yolu enfeksiyonları

3-Kulak enfeksiyonları

4-Meninjit-santral sinir sistemi enfeksiyonları gelir.

Bütün bu durumlarda kusma enfeksiyonun bir sonucu olduğundan kusmanın kesilmesi için enfeksiyonun iyileştirilmesi gerekir.Yoksa sadece kusmayı kesmeye yönelik tedavi vermek, enfeksiyon için hiçbirşey yapmamak vücudun verdiği sinyali iyi anlamamak demektir. Enfeksiyon sonucu gelişen kusmalarda vücutta artan keton cisimciklerini dengeleyebilmek için bir kase şekerli su çocuğa kaşık kaşık içirilir.bu çoğu zaman işe yarar. Eğer doktor tarafından gerekli görülürse anti-emetikler(kusma kesiciler)kullanılabilir. Kusma kesici ilaçları ailenin kendi kendine kullanması yanlıştı

Merkezi sinir sistemini ilgilendiren bir takım olaylar kusma nedenidir. Beynin darbe alması, beyinde tumor, enfeksiyon veya başka bir nedenle kafa içi basıncının artmış olması(beyin kanamaları vb) kusma nedeni olabilir. Merkezi sinir sistemi kökenli bir kusma düşünülüyorsa hastanın nörolojik muayenesi, tomografisi ve/veya halk rasında belinden su alma olarak tabir edilen lomber ponksiyon gerekebilir.

Zehirlenmeler önemli bir kusma nedenidir. Çocukluk çağı zehirlenmelerinde her zaman kısa zamanda teşhis koymak mümkün olmayabilir, çünkü aile çocuğun hangi zehirli maddeye maruz kaldığını bilmeyebilir. Bu madde fare yada böcek ilacı, herhangi bir tıbbi ilaçtan fazla miktarda alım, hava gazı, doğal gaz,karbonmonoksit olabilir. Birden kusmaya başlayan, kusma için başka sebep bulunamayan, özellikle 1-11 yaş arasındaki çocuklarda zehirlenme akla getirilmelidir. Besin zehirlenmeleri de kendini kusma ile belli edebilir.

Tansiyon yüksekliği çocukluk çağında bile kusma nedeni olabilir. Kusan çocuklarda tansiyon değerleri dikkate alınmalıdır. Kusma ile birlikte ağızda aseton kokusu, sık idrara çıkma, bol su içme, ağız kuruluğu gibi bulgular varsa çocuk diabeti ile karşı karşıya olabiliriz.

Bazı çocuklar heyecanlandıkları zaman kusarlar. Ben muayeneye gelen bazı 2-3 yaş arasındaki çocukların daha kapıda kusmaya başladıklarını bilirim.

Bazı psikolojik ya da sosyal sorunları olan çocuklarda da kusma görülebilir. Örneğin okulla ilgili sorunu olan ya da okula gitmek istemeyen çocukların hafta içi sabahlarda mide bulantısı ve kusma yaşadıkları tarafımızdan gözlenmektedir.

Yeme sorunu olan iştahsız çocuklar genellikle zorla yedirildikleri için bir süre sonra kusmaya başlarlar. Normal iştahlı çocuklarda da anne eğer yemek miktarını iyi ayarlayamazsa, çocuğa gerekenden veya kabul edebileceğinden fazla miktarda besin verirse çocuk kusabilir. Bu olay sürekli devam ediyorsa çocuk kendi kendini kusturabilir.

Unutulmaması gereken şey kusma bir hastalık değil bir hastalık işaretidir. Kusmanın ortadan kaldırılması yeterli değildir. Kusmaya neden olan hastalığın bulunup tedavi edilmesi gerekir.

Dr.Özlem Karahasanoğlu
 
Eski 20-02-05, 22:17 #57
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek beslenmesi 9-12 ay


Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazırlamanıza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri az yağlı püreler halinde bebeğe verilebilir.

Örnek Mönü:


Sabah: Kahvaltı
1 Bardak şekersiz süt
1 Yumurta sarısı
1 Tatlı kaşığı reçel ya da pekmez
1 Çay kaşığı yağ
1 İnce dilim ekmek veya 3-4 adet bisküvi

Ara:
Meyve püresi

Öğle:
Kıymalı sebze püreleri
Dolma içleri, sebzeli köfteler
Kuru baklagil püreleri
Bir dilim ekmek içi (sebzelerle)

Akşam:
Muhallebi (veya öğle öğünün aynısı)

Sebze olarak bakla ve patlıcan bebek beslenmesinde tercih edilmez. Bir yaşına basan bebekler aile sofrasına oturtulur, kendi kendine yemesi için teşvik edilir. Diğer sütlü besinlerin yanı sıra günde bir bardak süt içmesine özen gösterilir.
 
Eski 20-02-05, 22:22 #58
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek ve banyo


Bebeğinizin en önemli ihtiyaçlarından biride banyodur. Hele de sevgi dolu sohbetlerle ve oyunlarla süslenmiş banyoları bebekler çok sever.Gerçi alışana kadar biraz zorluk çekersiniz ama daha sonra bu işten çok keyif alırsınız.

Bebeğiniz büyüdükçe yıkanma ve temizlenme gereksinimi artacak,biraz daha pasaklı olacaktır. Yemekleri kendi yemeye başladığında saçlarına sürecek ,altını temizlerken rahat durmayarak üstüne bşına sürdürecek,kısacası temizlenmeye daha çok ihtiyaç duyacaktır. Bebeğinize küçük yaşlardan başlayarak banyoyu sevdirmeli , temiz olmaya teşvik etmelisiniz.

Bebeğinizi yıkarken kullanmanız gerekenler neler : Banyo küveti,göz yakmayan bir şampuan,bebek sabunu ,temiz bir havlu,pamuklu çubuk,nemlendirici,doğal sünger gibi şeyler.

BEBEĞİ YIKARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKEN ŞEYLER :

Bebeğiniz 6 aylık olana dek göz, kulak ve yüzü için kaynatılıp ılıtılmış su kullanın.Kaynatma bakterileri öldürür.

Bebeğinizin,burnunu ya da kulaklarını temizlerken temiz bir pamuk kullanın ve yalnızca görebildiğiniz yerleri temizleyin.

Bebeğinizi banyoda hiç bir zaman yalnız bırakmayın.Bebek çok az suda bile boğulabilir.

Bebeğiniz oturur durumda olsa bile sırtından tutarak destekleyin.

Su sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin
 
Eski 20-02-05, 22:26 #59
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek ve çocukta parmak emme


Parmak emme her sağlam çocukta bebeklikte görülen normal bir davranıştır. Genellikle 2 yaşına kadar kendiliğinden bırakılır. Daha sonraki yaşlarda ve özellikle 5-6 yaşından sonra devam ederse arzu edilmeyen bir alışkanlık olur. İnsana bir zevk, bir doygunluk sağlayan herhangi bir şeyin tekrarı kısa bir süre sonra alışkanlık haline dönüşür. Çocuk emmeden doğal olarak bir doygunluk hissettiği için herhangi bir doyumsuzluk hissettiğinde parmak emmeye başlar.

İleriki yaşlarda parmak emme aslında anne babaya karşı bir uyarı sayılmalıdır. Çünkü çoğu kez parmak emmenin altında ruhsal bir gerginlik, doyumsuzluk, can sıkıntısı, baş kaldırma, yalnızlık duygusu kısaca mutsuzluk vardır. Çocuk parmak emmeyi huy edinerek, anne ile babasını kendisi ile ilgilenmeye itmektedir.

Yeni bir kardeş, kötü bir aile ortamı, yalnız bırakılma, çevresinde beklenmedik bir değişiklik olduğunda çocuk parmak emmeye sığınabilir. Parmak emmeyi alışkanlık haline getiren çocuk karşısında anne babanın davranışı aşağıdaki öneriler doğrultusunda olursa, çocuk bu alışkanlığı daha da çabuk bırakacaktır

Nasıl Davranılmalı?

Önce parmak emmenin zararsız bir davranış olduğu bilinmelidir. Hiç bir şekilde bu sorun büyütülmemelidir.

Vazgeçirmek için azarlamak, bir takım cezalara başvurmak, acı biber sürmek, ellerini bağlamak gibi sert tepkilerden kaçınılmalıdır. Bunlar tam tersi olarak alışkanlığın pekişmesine neden olabilir, çocuğu isyankar yapar.

Parmaklarını, dudaklarını, elbisesinin eteğini ve mendilinin, yastığının, yorganının ucunu veya benzer eşyayı emme olayına hemen hemen bütün çocuklarda rastlanabilir. Fakat bu olay geçicidir, kısa sürede terk edilir. Şayet 5-6 yaşından sonra da devam ederse çocuğun ruhsal bir sorunu olabileceği düşünülmeli, nedenleri araştırılıp, çözümüne çalışılmalıdır.

Öncelikle anne-baba çocuğa ilgilenildiğini, sevildiğini hissettirmelidir. Anne-baba, çocuk parmak emse de emmese de sevgi ve ilgilerinin aynı olduğunu kanıtlamalıdır. Çocuğun durumu incelenmeli, düzeltici önlemlerin yalnızca bir belirti olan parmak emme yerine, asıl sorunların çözümüne yöneltilmesi gerekir. Asıl nedenler ortadan kalkmadıkça parmak emme vb. davranışlar devam edecektir.

Çocuğa uygun dinlenme, geniş ve çeşitli faaliyet yapma, oyun oynama olanakları sağlanmalıdır. Özellikle çocuğun elleri ilgi duyacağı, hoşlanacağı bir uğraşıya, bir oyuna veya oyuncağa yöneltilirse, çocuk ellerini artık ağzına götürmeyecektir.

Çocuğa kendi kendini kontrol ederek isterse bu alışkanlığı terk edeceği inancını kazandırmak, bu konuda çocuğu desteklemek yararlıdır
 
Eski 20-02-05, 22:32 #60
Dr Yucel Dr Yucel çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Çocuk Hastalıkları

bebek beyin cerrahisi


Dünya ve Avrupa Çocuk Beyin Cerrahisi Dernekleri yönetim kurulu üyesi olan Prof. Dr. Memet Özek, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de akraba evliliklerinin yaygın görüldüğünü bunun da doğumsal beyin anormalliklerini artırdığını vurguluyor.

Beyin ameliyatı yapılan hastaların yüzde 34-40’ının çocuklardan oluştuğuna dikkat çeken Prof. Dr. Memet Özek, “Amerika’da ise bu oran yüzde 20’dir. İskandinav ülkelerinde ise hamile kadınlar gebelik döneminde ücretsiz izlenir. Anormallikler anne karnında saptanır ve bu bebeklerin doğmaları engellenir ve tüm hasta verileri devlet istatistiklerine girer" diyor. Çocuklardaki beyin ameliyatlarının üçte birini doğumsal beyin ve omurilik problemleri oluşturuyor. Prof. Dr. Özek, doğumsal kranial anomalilerin dörde ayrıldığını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor:

Doğumsal problemler
1 Hidrofesali: Beynin içinde dolaşan beyin omurilik sıvısının (BOS) dolaşım yollarındaki tıkanıklığa bağlı olarak bu boşluklarda BOS’un birikmesidir. Bu birikmeye bağlı olarak kafa büyür, gözler aşağı doğru bakar ve bir süre sonra beynin gelişimi etkilenir ve gelişme bozukluğu gözlenir. Beyin omurilik sıvısının dolaşımının olumsuz etkilenmesi beyin dokusundaki gelişim problemleri veya intrauterin enfeksiyonlardan kaynaklanabiliyor. Bebek doğduktan sonra ortaya çıkan bir menenjit de bu soruna yol açabiliyor. Beyin kistleri ise sıvının aktığı kanallara baskı yaparak hidrosefaliye neden olur.
2. Doğumsal beyin kistleri (intrakranial kistler): Beyin kistleri çocuklarda nöbetlere, kafada şekil bozukluğuna yol açar. Ameliyat edilmesi şarttır.
3. Kraniosinostoz: Kafa kemikliklerinin uyumsuz gelişmesi ve erken kaynaması sonucunda oluşan şekil bozukluklarıdır. Sorun sadece kozmetik değil, göz küresi ve beyin dokusu üzerine olan basıdır. Bu nedenle yüz ve ön kafatasına ait kemikler çıkarılarak tel ve vidalarla yeniden şekillendirilip kafatasına volüm kazandırılır.
4. Ansefelosel: Beynin bir bölümünün kafatası dışında yer almasıdır. Mutlaka erken ameliyat edilmelidirler.

Omurilikle ilgili problemler
Pedatrik beyin cerrahisinin ikinci önemli konusunu omurilikle ilgili problemler oluşturuyor. Bu problemler “spina bifida aperta" ve “kapalı spinal disrafizm" diye iki ayrılıyor.
1. “Spina Bifida aperta" probleminde bebeklerin omuriliğin kendisinin veya ondan çıkan sinirlerin açıkta doğduğunu söyleyen Prof. Dr. Memet Özek, “Bu bebekler 36 saat içinde ameliyat edilmelidir. Bu çocuklar lezyonun altındaki seviyelerde motor kayıp sergilerler. Ayrıca idrar ve gaita inkontinansı ve cinsel fonksiyonlarında sorunları olur. Bu nedenle erken müdahale çok önemlidir" diyor.
2. “Kapalı spinal disrofizm" de ise omurilik dışardan gözükmüyor. Bebekler normal gözükseler bile zamanla bacaklarda hareketsizlik ve ortopedik problemler doğuyor.

Pediatrik beyin cerrahisinin özellikleri
Pediatrik beyin ameliyatlarının süresi 1-9 saat arasında değişiyor. Çocuk beyin ameliyatları erişkinlerden önemli farklılıklar gösteriyor. Prof. Dr. Memet Özek, “Çocuklardaki problemlerin önemli bir kısmı doğumsaldır. Erişkinlerdeki sorunlar zamanın vücutta yarattığı tahribe bağlıdır" diyor ve ekliyor:
“Bebeklerin genel durumları erişkinlerden çok daha çabuk bozulur. Şu anda normal tepkiler veren bir bebeğin 15 dakika sonra bilinci kapanabilir. Ama bebekler tedaviye de erişkinlerden daha çabuk yanıt verirler. Ancak sorunlarını anlatamadıkları için hekimin klinik tecrübesi büyük önem taşır. Ufacık bir bebekte cerrahi dikkatın yanı sıra anestezistin ve yoğun bakım ekibinin rolü çok önemlidir. Yenidoğan bebekler ameliyattan sonra muhakkak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tecrübeli ekip tarafından izlenmelidir."

Farklı ameliyat teknikleri
Nöroendoskopi ameliyatı: Hidrosefalide kullanılan şant tekniğiyle ilgili sorunlar bu yöntemin geliştirilmesine neden oldu. Nöroendoskopi ameliyatında beyine açılan 3 milimetre çapındaki deliklerden endoskopla girilerek tıkalı kanallar açılıyor. Ya da yeni kanallar oluşturuluyor. Prof. Dr. Memet Özek endoskopinin beyin cerrahisinde uygulanmasının kadın doğum veya ürolojiden çok farklı olduğuna dikkat çekiyor:
“Biz içinde su olan bir ortamda çalışıyoruz. Genel cerrahide ise batın gazla şişirilip net görüntü sağlanıyor. Bizde ise en ufak bir kanamada sıvı bulanıklaşr ve görüş bozulur. Bu ameliyatları yaparken anatomik bilginizin çok iyi olması gerekiyor. Aksi halde oluşan kanama ile hastanızı kaybedebilirsiniz. Biz ameliyatta eğer sıvının dolaştığı kanallar doğumsal olarak tıkalıysa yeniden açıyoruz. Ya da beyine zarar vermeden farklı noktalarda yeni kanal açmaya çalışıyoruz. Hastanın BT ve MR sonuçlarından yola çıkarak bu ameliyatı yaptığımızda iyi seçilmiş hastalarda sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak risk yüksektir. Bunun için de cerrahın tecrübeli olması gerekir. Şant taktığınızda hastalarda her yıl için yüzde 15 olan yeniden ameliyat riski, nöroendoskopi ile ortadan kalkar. Hastaları 3 gün içinde taburcu ediyoruz. Hastalar iyileştikten sonra cine MR yöntemleriyle tetkikleri yapılıyor. Açtığımız kanallardan sıvının geçip geçmediğini kontrol ediyoruz."

Epilepsi cerrahisi
Yaygın bir halk sağlığı sorunu olan epilepsinin tedavisinde de cerrahi iyi seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar veriyor. Epilepsi ya da halk arasındaki deyimiyle sara denilen hastalığın öncelikli tedavisi ilaç tedavisi olarak kabul ediliyor. Hastalar nöroloji uzmanları tarafından izleniyor. Ancak tedaviye rağmen bu hastaların yüzde 30’u ilaca direnç gösteriyor. Prof. Dr. Memet Özek, “Bu hastalar içinde iyi bir seçim yapılır. BT, MR gibi tetkikler ve EEG, uyku EEG’si, video EEG’si çekilerek uygun adaylar seçildiğinde 3 tip farklı ameliyat yöntemi uygulanabilir" diyor ve şu bilgiyi veriyor:
1. Rezektif cerrahi: Ameliyat öncesinde hastanın nöbet geçirmesine yol açtığı saptanan beyin alanının beyine zarar vermeden çıkarılmasıdır.
2. Diskonneksiyon: Bu yöntemin uygulandığı hastaların beyninde krize yol açan birden fazla elektrik odağı vardır. Hepsinin çıkarılması mümkün olmadığı için anormal elektrik boşalımının yayıldığı yollar kesilir.
3. Vagal sinir stimülasyonu: Diğer iki yöntemden yararlanamayan hastalara uygulanır. Vagal sinir stimülatörü adı verilen bir pil vücuda yerleştirilir. Bu pilden çıkan kablolar vagus sinirine bağlanır. Pil bilgisayarla ayarlanır ve beyine düzenli sinyaller gönderilir. Hastanın beyninde anormal elektik boşalması olacağı zaman gönderilen sinyaller krizi engeller.

Spastisite cerrahisi
Spastisite doğum travmalarından, bebeğin doğar doğmaz yeterince oksijen alamamasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de yenidoğan yoğun bakım merkezlerinin tıp fakülteleriyle sınırlı olması sorunu büyütmektedir. Bebekler yaşamın en değerli ilk 10 dakikası sırasında yeterince hizmet alamıyor. Spastisite ile zihinsel gelişim farklı iki olaydır. Prof. Dr. Memet Özek, şu bilgiyi veriyor:
“Bu çocuklarda kasların kıvamı artmıştır. Bu yüzden çocuğun vücudunu hareket ettirmesi kısıtlıdır. Hareketlerini kontrol etmekte zorlanır. İki tip yöntemle kasların katılığının yumuşatılıp hareketlerin kontrolünün arttırılması sağlanıyor. Ancak bu durumda ailenin beklentisiyle hekimin vereceklerinin örtüşmesi gerekiyor. Yatakta kıpırdamadan yatan bir çocuğun oturur hale getirilmesi, sıvı gıdalarla beslenirken katı gıdalarla beslenebilmesinin sağlanması ulaşılabilir hedeftir. Ya da duvara tutunarak yürüyen bir gencin yürümesi, ulaşılabilir bir başarıdır. Biz hastalarımızın ameliyat öncesinde ve sonrasındaki hareketlerini videoya alarak gelişimi görüntülüyoruz. Uyguladığımız yöntemler ise şunlar:
1. Baclofen pompası takılması: Bu yöntemde vücuda baclofen pompası takılıyor. Ve aynı konsatrasyonda baclofen adı verilen bir ilaç düzenli olarak omuriliği çevreleyen subaraknoidal mesafeye veriliyor. Kaslar yumuşatılıyor.
2. Selektif dorsal rizotomi: Bu yöntemde ise bel bölgesinde omurilikten çıkan vücudun anormal kasılmasına yol açan sinir lifleri bulunarak devre dışı bırakılıyor.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:50
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018