Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 28-01-09, 16:39 #1
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser Hakkında Herşey


KANSER NEDİR ?

Kanser önemi giderek artan bir sağlık ve yaşam sorunu durumundadır. Kanser yayılma gösteren ve ölümcül olabilen bir hastalıktır. Kanserin yüzden fazla tipi vardır ve vücudun her bölümünü etkileyebilir. Ölüm nedeni olarak,kalp ve damar hastalıklarının hemen ardından gelmektedir. Batı toplumlarında her yıl 250-300 kişiden biri kansere yakalanmaktadır. 60 yaşın üzerindeki grupta ise kanser sıklığı çok artmakta 300 kişide 4-5 civarına yükselmektedir. Ülkemizde kesin istatistikler bulunmamakla birlikte insidansının bunun yarısı kadar olduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizde en sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın bağırsak. rektum, mide ve pankreas; kadınlarda meme, akciğer, kalın bağırsak, rektum, serviks, over, mide ve pankreas kanserleri olarak sıralanabilir. Deri kanseri sıklığı her iki cinste de yüksek olmakla birlikte, habis melanom dışındaki deri kanserleri tedaviye iyi cevap verdiklerinden ölüm oranı düşüktür.

Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de 1990–1995 yılları arasında en sık ikinci ölüm sebebi kanser olmuştur. Çünkü iltihap hastalıkları daha iyi kontrol altına alınmış tanısal imkânlar ve toplumsal bilinç artmıştır. Bu yılların kayıtlarında akciğer kanseri oranı erkek ve kadında sürekli olarak artmaktadır. Mide kanseri oranı ise her iki cinsiyette azalmakta olup, erkeklerde ikinci en sık kanserden ölüm sebebini oluşturmaktadır. Kadınlarda meme kanserinden ölüm giderek artmış ve akciğer kanserinden sonra ikinci sıraya yükselmiştir. Her iki cinsiyette de akciğer kanserinden ölüm sebebinin çok ciddi bir biçimde artmış olması, kişi başına tüketilen sigara miktarının artışı ile ilgilidir.

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:40 #2
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserin Biyolojisi:


KANSERİN BİYOLOJİSİ

Kanser, bazı etkilerle değişime uğramış hücrelerin, gerek yerel ve gerek uzak noktalarda kontrolsüz olarak çoğalıp büyümeleri sonucu oluşan habis hastalıklar grubudur. Normalde hücreler belli bir kontrol altında, ihtiyaca göre bölünerek çoğalırlar. Hücreler bir taraftan programlı ölüm(apoptoz) ile yok olurken, diğer taraftan da büyüme faktörlerinin etkisi ile çoğalırlar. Büyüme faktörleri normalde DNA'daki çeşitli genlerin etkisiyle oluşan proteinlerdir. Bu genler mutasyona (değişime)uğrayarak hücrelerin aşırı büyümesine sebep olurlarsa, o zaman kanser oluşur ve bu genlere de "onkogen" denir.

DNA hayatın merkezi olarak kabul edilir. DNA’larda genler bulunmaktadır. Genler, anne veya babadan çocuğa siyah ya da sarı saç veya mavi göz gibi özeliklerin ya da talasemi (akdeniz anemisi)gibi hastalıkların geçmesine sebep olan kalıtım birimleridir. DNA uzun bir teyp şeridi gibidir. Vücudumuza nasıl büyüyeceğini bildiren, hatta davranışlarımızı belirleyen biyolojik bir programlar dizinidir. Bilgisayardaki programlayıcı şeritlere benzetilebilir.
Ynsan vücudunda milyarlarca hücre vardır ve hücredeki DNA o hücrenin kontrol merkezidir. Ynsanda 23 çift kromozom vardır. Bunlar çiftler halinde bulunurlar. Yalnız son çifttekiler cinsiyet kromozomu olarak farklıdır; kadında XX ve erkekte XY olarak bulunur.

Kanser genleri ve onkogenler 70' li yılların sonlarına doğru bulunmaya başlanmış ve günümüze kadar çok aktif araştırmaların konusunu oluşturarak, kanserin daha iyi anlaşılmasına, tanı ve tedavinin geliştirilmesine hizmet etmişlerdir.
Onkogenleri oluşturan mutasyonlar, karsinojen maddelerin, virüslerin ve X ışınlarının etkisiyle meydana gelir. Kanser bir organda oluşduktan sonra ,uzak doku ve organlara da metastaz dediğimiz yerleşmeler yapar ve genel olarak hastalar metastazlar nedeniyle kaybedilir. Hızlı ilerleyen kanserlerde metastaz erken, daha iyi gidişli kanserlerde ise geç oluşur. Metastaz oluşumu tesadüften çok, kanser hücrelerinin bazı organlara kolay yerleşmelerini sağlayan özelliklerine bağlıdır. Örneğin, kolon kanserleri karaciğere, prostat kanserleri kemiğe metastaz yapmayı tercih etmektedir. Burada,kanserli dokuda kan akımı, damar hücrelerinin aktivasyonu gibi faktörler rol oynamaktadır.
Anti-onkogen denen genlerde kanseri önleyen genlerdir. Bunlar doğal hallerinde iken ,yani mutasyona uğramamış hallerinde iken hücre bölünmesini ve çoğalmasını frenleyen ,durduran genlerdir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:41 #3
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser Tanısı:


KANSER TANISI

Kişide kanser olabilecek belirtilerin görülmesi halinde , dotor bazı testlerin yapılmasını önerecekdir.Bu test sonuçları, kişide kanser olup olmadığını ve genellikle kanserin vücutta nerede olduğunu gösterebilir.
Kişinin vücudunun herhangi bir yerinde normal olmayan bir şişlik olduğunda doktor bu şişliği inceler ve elle muayane eder. Bazı kanser türleri(prostat-yumurtalık kanseri gibi) kan ve idrara geçen bazı maddeler üretmektedir. Bu maddeler vücutta kanser olduğunu gösterir. Tümör markerı denen bazı kan testleri ile tanı koyulabilir.

Röntgen filmi ya da tarama testleri; Bu testlerde vücudu görüntüleyen cihazlar kullanılmaktadır.Bu cihazlar, vücudun içinde neler olduğunu gösteren görüntüler sağlamaktadır. Sözgelimi organlar,tümörler gibi. Bunlar görüntü almak için ,çok güvenli dozda radyasyon,manyetik alanlar, radyo ya da
ses dalgalarının kullanıldığı cihazlardır. Tarama testinden önce kişiye, ağız ya da damardan özel bir sıvı verilebilir. Bu sıvı vücudun içindeki bölümlerin net görülmesinde yardımcı olur. Kişiden, testten birkaç saat önce herhangi bir şey yiyip içmemesi istenebilir. Tarama testleri hastalara acı veren testler değildir.

Optik tanı testleri; (sistoskopi,sigmoidoskopi,kolonoskopi,endoskopi,br onkoskopi) Bu testlerde bir kameraya bağlı ışıklı küçük bir tüp vücudun içine yerleştirilir. Doktor tüpü vücudun içinde hareket ettirebilir. Vücudun iç kısımlarının görüntüleri,kamera aracılığıyla televizyon benzeri bir ekrandan
gösterilmektedir. Doktor ayrıca mikroskopta incelemek amacıyla doku örneği de alabilir. Bu işlem biyopsi olarak adlandırılır.

Biyopsi, hücrelerin, mikroskop altında incelebilmesi amacıyla doku ve sıvı örneği alınmasıişlemidir. Kanserli hücrelerin görünümleri normal hücrelerden farklıdır. Bu nedenle, patolog hücrelerin kanserli olup olmadığını söyleyebilir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:42 #4
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser Tedavisi:

KANSER TEDAVİSİ

1- AMELİYAT: Bazı kanser tiplerinde en iyi iyileşme toludur. Tümör yayılmış olabileceğinden ameliyattan sonra radyasyon tedavisi ve kansere karşı ilaçlar uygulanabilir.

2- KEMOTERAPİ: Kemoterapi tümörün ilaçla tedavi edilmesi demektir.Kemoterapi ile tümör hücreleri öldürülür ve tümörün büyümesi durdurlmaya çalışılır.Tümörün cinsine ve hastanın özelliklerine göre kemoterapi uygulanabilir.Tümörü yok edip hastayı iyileştirmek için, tümörün büyümesini durdurmak için, yayılmasını engellemek için,tümörün sebep olduğu belirtileri yok etmek gibi amaçlar ile kemoterapi uygulanabilir.Kemoterapide değişik ilaçlar kullanılır.Tümöre doğrudan etkili kemoterapötik ilaçlar ve hormonlar,bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ajanlar.Bazı ilaçlar ise tümöre doğrudan etkili kimyasal ilaçların yan etkilerini azaltmak için kullanılır. Kemoterapi ilaçları damar yoluyla, ağızdan ve bazı vücut boşluklarına uygulanabilir.

Aile ve yakınlarınız kanser tedavisi olduğunuzu öğrendiklerinde size, hastalığınıza iyi geldiği söylenen çeşitli yiyecek, vitamin ve ilaçlar almanızı önerebilirler. Bu tür öneriler sıklıkla televizyon,gazete ve dergilerde abartılarak bahsedilen tedavilerdir. Maalesef bunlar genellikle kesin veya tam olmayan bilgileri içerir.Bildirilen yüksek iyileşme oranları bilimsel çalışmalarda tekrar edilemez.Tümör tedavisinde gerçek ilerlemeler temel tıp buluşlarının(yeni ilaç ve yöntemlerin) klinikte uzun süre denenmesi ve geliştirilmesi ile sağlanır.Etkisi ispat edildiğinde dünyanın dört bir yanındaki hastaların kullanımına sunulur.Bu tedavileri kullanmayı düşünüyorsanız doktorunuza haber veriniz.
Kemoterapi tedavisi süresince çeşitli yan etkiler oluşabilir. Yorgunluk ve kansızlık,mikrop bulaşması(enfeksiyon),kanama problemleri,bulantı ve kusma , saç dökülmesi,yutma güçlüğü, ishal, kabızlık, iştahsızlık.

3- RADYASYON TEDAVİSİ: Radyoterapi, radyoaktif ışınlarla tedavi demektir. Radyoaktif ışınlar ,tedavi edilen bölgedeki kanser hücrelerini yok ederek etkilerini gösterirler.Bu arada tedavi alanı içindeki sağlıklı hücreler de bu ışınlardan kötü etkilenseler de , onların kendilerini onarma yetenekleri vardır.Yan etkilerden kaçınmak için radyoterapide verilen doz seanslara bölünerek verilir. Radyasyon tedavisi Co-60 ya da lineer akseleratör gibi cihazlar ile vücut dışından veya vücut boşlukları ve doku içine radyoaktif maddelerin yerleştirilmesi yoluyla gerçekleştirilir. Tedavi süresince diğer insanlar ile birlikte olmanızda sakınca yoktur.
Radyoterapi sırasında uygulanan bölgeye bağlı olarak çeşitli yan etkiler görülebilir.Kan yapıcı sistemin ürettiği hücreleri etkileyebilir. Özellikle kemiklere uygulanıyorsa daha yoğun görülür. Düzenli kan tetkikleri yapılarak kan tablosu kontrol edilir. Cildi etkileyebilir noktasal ya da yaygın koyu lekeler görülebilir.İştah azalması, yutma güçlüğü,nefes darlığı, öksürük,ishal, bulantı, kusma gibi şikayetler görülebilir.

4-HORMON TADAVİSİ: Kanser hücrelerini öldürmek yada büyümelerini yavaşlatmak için hormon üreten bezler ameliyatla alınır.Hormon üretimini engelleyen ilaçlarla da tedavi yapılabilir.

5-İMMUNOTERAPİ(Bağışıklık tedavisi): Vücudun kansere karşı bağışıklık sistemi yanıtını güçlendiren ya da destekleyen tedavilerdir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:43 #5
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserden Korunma:

KANSERDEN KORUNMA

Bazı kişiler kanser olurken diğerleri olmuyor. Bunun sebeplerini doktorlar genellikle açıklayamıyor.Bilim adamları kanser tanısı konan hastaların genel özellikleri toparlanarak kanser olma ihtimalini arttıran sebeplerin neler olduğunu araştırmışlardır.Herhangi bir hastalığa yakalanma ihtimalini arttıran faktörlere risk faktörleri , bu olasılığı azaltan faktörlere de koruyucu faktörler denilmektedir. Bazı risk faktörlerinden uzak durulabilirken(sigarayı bırakmak, düzenli beslenmek gibi),bazı risk faktörlerini değiştiremeyiz (doğuştan genlerimizle ailemizden gelen özellikler, vb..). Kanserden korunma bazı risk faktörlerinden kaçınma ve kanser olma ihtimalini azaltan koruyucu faktörleri arttırma ile yapılabilir. Kanserle ilişkisi olduğu bilinen madde ve alışkanlığın kanser tanısı konmadan doğrudan önlenmesine birincil koruma, kanser öncesi görülen(premalin) özellikleri içeren hastalarda bunların kansere dönüşmesini önlemek için yapılanlara ikincil koruma denir. Kanser tanısı konan ve hastalığın tedavisi yapıldıktan sonra hastalığın geri gelmemesi için kansere neden olduğu bilinen durumun ortadan kaldırılması veya bazı önleyici ilaçlar alınması ise üçüncül korunmayı oluşturur.
En basit örneğiyle sağlıklı bir insanın sigaraya başlamasının engellenmesi veya kullanıyorsa bırakması birincil koruma,
ağız içinde çok erken dönemde kansere dönebilecek bulgular olan hastaların sigarayı bırakması ikincil korumadır.
Akciğer kanserine yakalanıp tedavi edilen hastanın ağız içinden başlayarak tüm solunum yollarında, akciğerlerinde ve diğer bölgelerde oluşabilecek yeni bir kanser odağını önlemek amacıyla sigarayı bırakması ise üçüncül korumadır.

İlaç ve vitamin gibi maddeler kullanılarak bu maddelerin çevresel risk faktörlerinin hücrelerde meydana getirdikleri değişiklikleri ve dolayısıyla kanseri önlemelerine de kemoprevensiyon denir. Kemoprevensiyonun amacı doğal ya da sentetik maddeler kullanarak kanseri oluşturan biyolojik süreçleri geri çevirmektir. Riski büyük olduğu toplumlarda bir halk sağlığı girişimi olarak da kabul edilebilir. Bir maddenin bir kanser türünü engellediğini söyleyebilmek için çok sayıda kişi tarafından yıllar boyunca düzenli olarak kullanılması gerekir.

-Görünürde bir neden olmaksızın hızlı kilo kaybı,
-Üç haftada iyileşmeyen yara,ağrı ya da ülser,
-Büyüyen, kanayan ya da kaşınan leke ya da ben,
-Hazımsızlık yada yutma güçlüğü,
-Rahatsız edecek derecede öksürük ya da boğuk ses,
-Öksürükle kanlı balgam çıkması,
-Memede ya da vücudun başka bir bölümünde kalınlaşma ya da şişlik,
-Ağrı olmadan idrardan kan gelmesi,
-Barsak ve mesane ile ilgili alışkanlıklarda değişiklik,

Yukarıdaki belirtilerin tümü,kanserin erken evre belirtisi olabilir, ancak bu durumlar çoğu kez daha az önem taşıyan nedenlerden kaynaklanabilir.Bu konuda kararı doktorunuz vermelidir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:46 #6
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser sebeplerİ ve kanserİ etkİleyen faktÖrler

KANSER SEBEPLERİ VE KANSERİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Yaşın Kanserle İlgisi Var mı? : Kanser her yaşta görülebilir, fakat genelde orta ve ileri yaş hastalığıdır. 6-16 yaş arasındaki insanların habis urlara karşı bir bağışıklığı bulunmaktadır. Bununla beraber bu yaşlarda tek tük bu vakalara rastlanmaktadır. Çocuklarda görülen bazı kanser vakalarının sebebi annenin gebelik döneminde kullandığı ilaçlardır.
2-Kanser Açısından Irk veya Nesil : Bazı tür kanserle bazı ırklarda, diğerlerine göre daha fazla görülmektedir. Örneğin mide kanseri en çok Japonlarda akciğer kanseri en çok İngiltere’de lösemi en çok Musevilerde görülmektedir. Bu farklar jenetik ve çevre faktörlerinden, alışıla gelmiş adetlerden kaynaklanmaktadır.
3-Kanser İrsi Bir Hastalık mıdır? : Kanserin irsi bir hastalık olup olmadığı hakkında halen kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Tecrübe hayvanlarında bazı tür kanserlerin irsi olduğu kanıtlanmıştır. İnsanlarda ise sayılı bir iki tür kanserin Mendel Kanuna göre çocuğa geçtiği görülmüştür. Bugün için kanserin irisi bir hastalık olup olmadığını ve ayrıca temasla bir insandan diğerine geçmediğini söyleyebilir.
4-Virüsler ve Parazitler : Virüsler kan kanseri, gırtlak kanseri, lenf bezi kanserine sebep olmaktadır. Virüsler; çeşitli karsinojenler ve diğer faktörlerle beraber bulunmaları birbirlerinin etkilerini arttırarak kanser sebep olabilmektedirler. Ayrıca, parazitlerin bulundukları organlarda meydana getirdikleri tahripler kanser hastalığına zemin hazırlamaktadır.
5-Hormonlar ve İlaçlar : Hormonlar ve özellikle kadın ve erkek hormonlarının vücutta fazla miktarda ve devamlı yapımı veya dışarıdan vücuda verilmesi hormonal dengeyi bozmaktadır. Vücuttaki hormon dengesi ile kanserler arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Aşırı hormonal etkiler sonucu prostat, rahim ve göğüs kanserleri sık görülmektedir. İlaçlara gelince; ilaçların tümü doğal veya kimyasal maddelerin birleşimidir. Kimyasal maddelerin bazıların çok miktarda ve sürekli kullanılmaları sonucunda karstonik etkiler oluşmaktadır bu nedenle ilaçları, özellikle antibiyotik, ağrı kesici, uyku verici, perhiz hapları ve hormon preperatları gibi ilaçları dikkatli kullanmak gerekir.
6-Ruhi Bunalım, Üzüntü ve Sıkıntılar : Kanserle ilgilenen tıp adamların ruhi bunalımların, sıkıntıların, endişe ve sinirlenmenin kansere yol açtığını belirtiyorlar. Kanser, kırsal alanlarda yaşayan daha basit ve endişesiz hayat sürenlere oranla kentlerde oturan ve iş hayatlarında yorulan yıpranan kişilerde daha çok görülmektedir. Sebep olarak da sürekli üzüntüler, sıkıntılar, sinirlenmeler insan organizmasında bazı hormonal bozukluklara sonrada hücrelerin daha çabuk ve kötü bir şekilde yıpranmalarına bağlanıyor. Hormonal dengesizlik hücreleri etkiler. Kanser hastalığı da bir hücre hastalığıdır.
7- Sigara : Tütün içinde bulanan maddelerin, ayrıca kağıdın yanmasıyla meydana gelen katran kuvvetli ve etkili birer karsinojen maddelerdir. Sigara dumanındaki nikotin, amonyak ve diğer maddeler bronşları etkilemekte ve böylece kanser oluşabilmektedir. Sigara kullanmak özellikle akciğer, dudak, dil, ağız boşluğu, gırtlak ve yemek boru kanserlerine sebep olmaktadır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:47 #7
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserİn Ön belİrtİlerİ

KANSERİN ÖN BELİRTİLERİ
  • Siğil ve benlerde görülen değişmeler, hızla büyümeler,
  • İyileşmeyen ve kapanmayan yaralar,
  • Sürekli hazımsızlık ve yutkunma zorluğu,
  • Sürekli ses kısıklığı ve sebepsiz öksürükler,
  • Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişlik ve sertlikler,
  • Nedeni belli olmayan zayıflamalar,
  • Ruhi veya bedeni düşkünlük hali, sebepsiz yorğunluk.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:50 #8
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser ÇeŞİtlerİ

KANSER ÇEŞİTLERİ

DERİ KANSERİ: Cilt kanseri sık görülen kanserlendendir. Uzun süre kuvvetli güneş ve ulturavıole ışınlarının etkisi başlıca sebepleridir. Daha çok çiftçi ve gemici gibi açık havada güneş altında çalışanlarda görülür. Güneş ışının yanı sıra bazı kimyasal karsinojen maddelerin imalatında çalışanlarda da deri kanseri görülmektedir. Diğer kanserlere oranla çok daha sık görülmesine rağmen cilt kanserinde ölüm çok nadirdir. Cilt kanserinin teşhisi diğer kanserlere göre nispeten daha kolaydır. Vücudun görülebilen ve yüzeysel bir yerinde meydana geldiği için teşhis edilebilmektedir. Cilt kanserleri gerekli tedaviye iyi cevap verir.

GÖZ KANSERİ: Görme duyusunun alıcı organı gözbebeğidir. Göz kapakları, gözyaşı bezi ve kaşı kanserleri de vardır. En önemlisi gözbebeğidir. Gözbebeği kanseri iki tiptir: Biri daha ziyade çocuklarda ,diğeri ise yaşlılarda görülür. Çocuklarda görülen teşhisin uzman doktor tarafından özel alet muayenesi ile sağlanır. Erken teşhis edilen vakalarda tedavi ile hastalık yok edilir. Geç kalınmış vakalarda ameliyatla gözbebeğini çıkarmak gerekir. Diğer tip ise genelde yaşlılarda görülür ve daha yavaş gelişir. Teşhis ve tedavi yöntemleri aynıdır. Erken teşhiste başarı yüksektir. Diğer göz kanserleri ise daha ziyade yaşlılarda görülür.

GIRTLAK KANSERİ: Gırtlak kanserinin ilk belirtisi ses kısıklığıdır. Gırtlak kanseri sigara kullananlarda daha fazla görülmektedir. Erken teşhis edilen vakalarda ameliyat gerekmeden radioterapi ve ilaçla çok iyi sonuçlar elde edilmektedir.

AKCİĞER KANSERİ: Akciğer kanserinin belirtileri belirtileri üşüme,bronşit, ve diğer solunum hastalıklarından rahatsız bir insanın şikayetleri ile aynıdır. Akciğer kanseri daha ziyade 50 70 yaşlarında görülmektedir. Diğer taraftan sosyoekonomik yaşantıları düşük gruplarda akciğer kanseri daha sık görülmektedir. Bunun nedeni sigara içme oranının bu gruplarda daha fazla olmasına, içilen sigaranın filtresiz, yüksek katranlı ve nikotinli olması gibi sebeplere bağlanmaktadır. Akciğer kanserinin diğer hastalıklara göre ölüm oranı daha fazladır. Tedavisinde üç yöntem vardır. Ameliyatla hasta kısmı çıkartmak, ameliyat sahasının radioterapi ile tedavi, ilaçla tedavi (kemoterapi). Henüz başlangıç safhasında olan vakalarda kemoterapi başarılı sonuçlar vermektedir.

MİDE KANSERİ: Mide kanseri genellikle 45-60 yaşlarında görülmektedir. Erkeklerde kadınlara nazaran bir kat daha fazla görülmektedir. Mide kanserinin en önemli sebebi beslenmedir. Yiyecekler içinde bulunan çeşitli kansorejenler, pişirme şekilleri, yiyecekler ve içeceklerin çok sıcak veya çok soğuk içilip yenilmesidir. Ayrıca mide ülseri ,gastrit gibi hastalıklar da mide kanserine zemin hazırlarlar. Mide kanserinin belirtileri ;hazım güçlüğü,şişkinlik,dalgınlık hissi, bulantı, kusma, mide kanamasıdır. Mide kanserin tedavisinde en kesin metod ameliyatla hasta kısmın çıkartılmasıdır. Kanserin eksikliğine ve yayılma derecesine göre ameliyattan sonra radioterapi ve kemoterapi uygulanır. Tedavide elde edilecek şifa derecesi hastalığın erken veya geç teşhisine bağlıdır.

KARACİĞER KANSERİ: Karaciğer kanseri iki türdür. Birincisi primer dediğimiz ana kanserdir. Yani kanser esas ve ilk olarak karaciğerde başlamıştır. İkincisi ise, kanser vücudun başka bir yerinde başlamış sonradan o kanserin hücresi kan yoluyla gelerek karaciğerde yavrulaşması sonucu ortaya çıkmasıdır. Buna da seconder veya metastatik karaciğer kanseri denir. Karaciğer sirozu, karaciğer iltihaplanmaları, beslenme bozuklukları, alkol alışkanlıkları karaciğer kanserine sebep olmaktadır. Karaciğer kanserlerinde karaciğer ve mide bölgelerinde ağrı ve karaciğerde büyüme en sık görülen belirtilerdendir. Karaciğer kanserinin tedavisi ameliyattır. Kemoterapi ve radioterapi fazla yararlı olmamaktadır.

LÖSEMİ (KAN KANSERİ): Lösemi ; lökositlerin anormal bir şekilde çoğalması, gerek bulunduğu gerekse çevresindeki hücreleri parçalaması sonucu oluşur. Ayrıca radyasyon ve röntgen ışınları da insanlarda lösemiye sebep olmaktadır. Löseminin tedavisi lökositlerin anormal bir şekilde çoğalmasını önlemektir. Bu da ilaçla tedavidir. Lösemi iki gruba ayrılır; Akut (hızlı gelişen) lösemiler, kronik (yavaş gelişen) lösemilerdir. Akut lösemilerin büyük bir kısmında hastalık uzun sürmekte ve ölüm oranı yüksektir. Kronik lösemilerde ise hastalık daha uzun sürmekte ve ölüm oranı nispeten daha azdır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:52 #9
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser Önlemlerİ

KANSER ÖNLEMLERİ

1-Elmaları, armutları ve üzümleri çekirdekli yemeyiniz.

2-Kesinlikle 5 renk meyva veya sebze tüketiniz. ( Kırmızı, yeşil, sarı, turuncu ve mor )

3-Kesinlikle süt için ( Kansere yakalandıktan sonra içmeyin ),

4-Kesinlikle fast-food ( sokak yiyecekleri ) yenmemeli.

5-1. et türü olarak beyaz eti tercih edin. ( Balık vb. )

6-Kümes hayvanlarının deri kısımlarını yemeyiniz.

7-1 veya 2 haftada bir kırmızı et tüketin.

8-İlk olarak şekerden uzak durun.Şekerin yanında asitli içecekleri de içmemeye gayret edin.

9-Şekerli meyva suları değil hakiki, katkısız meyva suyularını tercih ediniz.

10-Çok kızartılmış etlerden uzak durunuz.

11-Mangallarda et yememeye çalışın.

12-Meyva ve sebze yerken taze olmasına dikkat edin.

13-Yemeklerinizi bir defa pişirmeye çalışın.

14-Meyvaları doğruyarak yiyin.

15-Domates salçasını kendiniz yapın.

16-Beyaz undan kaçınız.

17-Tuzdan kaçınız.

18-Margarinden kaçınız.

19-Sosis, sucuk gibi yiyecekleri olduğundan az tüketin.

20-Tereyağ gençlerde kolestrol için önemlidir.Ancak aşırı derecede tüketilmemelidir.

21-Her gıdayı mevsiminde yiyiniz.

22-Fındıkları, fıstıkları, cevizleri vb. gıdaları kendiniz kırın.

23-Kesinlikle spor yapın.

24-Dansı öğrenin yani kendinize hobiler seçin.

25-Toksin gıdalardan uzak durun.

26-Peynir suyu kanseri önlemede birebirdir.Ancak teneke kutuların içindeki peynir sularını içmeyin zehirlenme tehlikesi vardır.Peynir suyunu kendiniz yapın.

27-Ekmekleri dahi kendiniz yapın.

28-Herhangi bir yerde çim, biber, domates yetiştirin ve tüketin.

29-Hormonlu gıdalardan kesinlikle uzak durun.

30-Ekinosya çok içmeyin.

31-Çocuklar günde 1 küçük kaşık keten tohumu yetişkinler ise 1 çorba kaşığı keten tohumu tüketsin.

32-Soya yağı, fındık yağı ve zeytin yağını birlikte tüketin.

33-Kendinize balık çorbası yapın.

34-Zerdeçalıyı çorbalarınıza katın.

35-Günde bir avuç tuzsuz ayçiçeği ve ceviz yiyin.

36-Acı biberden günde en az 5 tane tüketin.

37-Küp şeker yerine toz şekeri tercih edin.

38-3 ayda bir su markası değiştirin.

39-Semiz otunu bol miktarda yiyin.

40-Biberiyeyi sofranızda bulundurun.

41-Kesinlikle turp yiyin. ( Kırmızı turp veya siyah turp fark etmez )

42-Tere yiyin.

43-Havuç suyunu her türlü karışımda bulundurun.

44-Kesinlikle hızlı kilo vermeyin.

45-Kesinlikle nar suyu tüketin.

46-Soğanın şekilleri bozukları almayın.Ve ucuzunu almaya çalışın.

47-Elma ve soğanı bol miktarda tüketin.

48-Yemeklerinize bol miktarda sarımsak koyun.

49-Sebze ve meyvalarınıza elma sirkesi koyun.

50-Plastik ve bakır yerine demir veya çeliği tercih edin.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:53 #10
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Hormonlu gidalari fark edilmesi

HORMONLU GIDALARI FARK EDİLMESİ

1-Şekilsiz meyva ve sebzelerden uzak durunuz.

2-İkiz ( yapışık ) meyvaları tüketmeyiniz.

3-Olmamış domatesleri tüketmeyiniz.

4-Bazı meyvaların üzerinde siyah noktacıklar ( böcekler ) vardır.Bu şekilde olan gıdaları çok tüketmemeye çalışın.

Mesajı son düzenleyen McKiLiC ( 28-01-09 - 16:55 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 16:57 #11
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser hÜcrelerİ neyle beslenİrler ?

KANSER HÜCRELERİ NEYLE BESLENİRLER ?

a. Şeker kanser besleyicidir . Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.

b. Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir . Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.

c. Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.

d. %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC'de yok olurlar.

e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz . Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.

13. Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15. Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:02 #12
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserlİ hastalarin beslenmesİ

KANSERLİ HASTALARIN BESLENMESİ

Hastalıkta enerji ve protein gereksinimi


Beslenme ile kanserin yakın ilişkisi olduğu biliniyor.Kanserli hastalar kilo kaybeder.Kilo kaybeden hastaların günlük enerji ve protein alımları normalin altına düşer.Protein alımı ile de total vücut potasyumunun,total vücut suyu ile ilişkili olduğu saptanmıştır.Vücut ağırlık kaybının yağ,su,yağsız vücut kütlesi ,azot ve potasyumu yansıttığı bilinmektedir.

Kanserli hastaların %50’sinde tat duygusunun değiştiği bilinmektedir.Bu hastaların en az %40 ‘ının bir besin maddesinden nefret ettiği de görülmüştür.

Yapılan araştırmalarda yüksek protein içeren gıdaların;et,balık,tavuk vs.hastalar tarafından istenmediği bilinmektedir.Bunların yerine yumurta ve peynir tercih edilmektedir.Yüksek kalorili gıdalarda tatlılar gibi az sevilenler arasındadır.

Çeşitli araştırmalar tümör büyümesinde yalnız başına karbonhidrattan gelen enerjinin ,konakçının beslenme durumunu etkilemediğini göstermiştir.Yalnız başına aminoasitler içinde aynı şey gözlenmiştir.

Vitamin ve minerallerin tedavide kullanılmaları

A vitamini
Günümüzde ratinol ve analogları çeşitli kanserlerin önlenmesinde ve tedavisinde kullanılmalıdır.Değinmek istenilen diyetle alınan vitamindir.Sigaranın akciğer kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir.Hastalık riskinin süt ve havuç tüketenlerde azaldığı ileri sürülmektedir.

C vitamini
Kemik metastazlı hastalara yüksek dozda c vitamini verilmesiyle kemik ağrılarının azaltılacağı görüşü savunulmaktadır.Ağrıların azalmasının c vitamininin tirozin metabolizmasındaki etkinliğinden dolayı olabileceği düşünülüyor.

Folik asit
Oral kontraseptik alan kadınlarda 3 ay süre ile günde 10 mg folik asit verilmesi servikal kanserin riskini düşürdüğü sanılmaktadır.Bazı tümörlerde folat kullanımının arttığı bilinmekte ve bu durum vitaminin pürin ve primidin sentezindeki önemli rolüne bağlanmaktadır.Tümörlü dokudaki büyüme normalden fazla olduğu için yetersizliğin büyümeyi geciktirebileceği düşünülmüştür.

B 12 Vitamini
Folat yetersizliğinin tümör üzerinde yaptığı etki gibi B 12 vitamini analoglarının da tedavide kullanılabilecekleri düşünülmüştür.Akut B 12 vitamini yetersizliği vitamin analogları kullanılarak oluşturulmuş ve antineoplastik sonuç vermiştir.

Tiamin
Kanserli hastalarda tiamin yetersizliği riski olduğunu ve bunun sitotosik ilaçlarla daha da arttığı bilinmektedir.Bazı ilaçlarla birlikte vitamin verilmesi hastaların tedaviye cevabını arttırmakta ve kendilerini iyi hissetmelerine neden olmaktadır.Örneğin 5-fluorouracil gibi.

Mineraller
Vitaminler gibi minerallerinde kullanımları halen tartışma halindedir.Bazılarının verilmesi olumlu etki yaparken , bazıları ise tümör gelişimini hızlandırmaktadır.Çinko bu minerallerdendir.Çinko yetersizliği olan çeşitli kanserli hastalara operasyondan sonra mineralin verilmesi sağlık durumunda olumlu etki yapmıştır.

Genel diyet ilkeleri ve özel beslenme yolları

1- Ağızdan alma
a- Yumuşak ve sulu besinler
b- Az artık bırakan besinler
c- Temel diyete bağlı bazı ekler
d- Kimyasal olarak formüle edilmiş diyetler

2-Özel beslenme
a- Tüp beslenme
b- Total paranteral beslenme
c- Hiperalimentasyon
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:04 #13
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserİn etkİledİĞİ bÖlgeler

KANSERİN ETKİLEDİĞİ BÖLGELER

1-Cilt, bezler ve iç organlar

2-Kan yapıcı dokular

3-Kaslar, kemikler ve eklemler

4-Lenf sistemi


Özellikle genetik tıp alanında yapılan son gelişmeler, kanserin tedavisi konusunda umut vericidir.

Bugün elimizde olan araştırmalara göre varolan 100’den fazla tümör şeklinden 10’u kanser vakalarının yüzde doksan’ını oluşturuyor. Kanserde erken tanı, tüm hastalıklarda olduğundan daha önemli.

Erken evrede yakalanan kanser türlerinin tedavisi daha iyi sonuç vermektedir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:05 #14
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanserojen etkİler

KANSEROJEN ETKİLER

1. Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.

2. Derin dondurucuya su şişesi koymayınız.

3. Mikrodalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.

John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.

Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.)

Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.

Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.

Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.

Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:06 #15
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Kanser İÇİn rİsklİ yaŞlar

KANSER İÇİN RİSKLİ YAŞLAR

Kanser hastalığı her yaşta görülebilse de her kanser türünün sıklığında artış görüldüğü belirli yaş dönemleri vardır. Hangi yaşta hangi kanser türünün artış gösterdiğini bilmek alınabilecek doğru tedbirler ile kansere karşı korunmada önemli bir avantaj sağlıyor.

Şunu da söylemek gerekir ki hastalığın en sık görüldüğü yaşlardan öncesinde tedbir almak çok önemli. Çünkü kanser hastalığının oluşması ve belirti vermesi arasında geçen süre bazen yıllarca sürebiliyor.

Bunun yanında hemen hemen her kanser türü tüm yaş gruplarında görülebilir. Bizim vereceğimiz bilgiler istatistiki olarak en sık görülen yaş dönemleri.

Akciğer kanseri en en sık 50 – 60 lı yaşlarda görülüyor. Özellikle sigara içicisi olanlarda daha erken yaşlarda düzenli olarak kontrol olmak gerekiyor.

Gırtlak kanseri (Larinks kanseri) 40 – 50 yaşlarında yükseliş eğilimi gösteriyor. Özellikle uzun süreli ses kısıklığı uyarıcı olmalı.

Meme kanseri bayanlarda 40 lı yaşlarda artışa geçiyor. Erkek meme kanseri tüm meme kanseri vakalarının %1 lik esimini oluştursa da kadınlardan daha kötü seyirli ve en sık 50 – 60 yaşlarda ortaya çıkıyor.

Beyin tümörü sıklığı özellikle iki yaş gurubunda artış gösteriyor. Bunlardan ilki 30-40 yaşlarda görülürken, özellikle GBM hastalığının artış gösterdiği 55-70 yaş aralığında daha kötü seyirli olan beyin tümörleri görülüyor.

Tiroid kanseri en sık görülme istatistiklerine 30 - 40 lı yaşlarda ulaşıyor.

Mide ve bağırsak sistemi kanserleri 60 – 70 yaşlarında artış gösteriyor. Bu kanser türlerine karşı gaitadan gizli kanama bakılması ile tedbir alınabiliyor.

Prostat kanseri riski 60 yaşından itibaren artmaya başlıyor. Yaş ilerledikçe sıklığı artan bu kanser türü için PSA tahlili oldukça duyarlı bir yöntem.

Erken dönemde tedbir alınabilen kanserlerden olan rahim ağzı kanser 40/50 yaşlarda risk artışı görülüyor. Bu kanser türü için geliştirilen aşının erken yaşlarda yapılması koruyuculuğu artırmakta.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:08 #16
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Önemsenmeyen Kanser Belirtileri

ÖNEMSENMEYEN KANSER BELİRTİLERİ

Gündelik hayatımızda üzerinde durmadığımız veya önemsemediğimiz belirtiler kanser habercisi olabilir mi ? Hangi şikayetler kanser hastalığı konusunda bize uyarıcı olmalı ve alarma geçmeliyiz ?

Bu sorunun cevabını verirken bazı kanserlerin hemen hiç belirti vermediğini söylemeliyiz. Örneğim over kanseri hemen hemen hiç belirti vermez. Over kanseri çoğunlukla ileri evrelerde yakalanır. Bağırsaktaki kanser nedeni olan poliplerde belirti vermez. Bağırsak kanserinin en sık belirtisi gizli kanama denilen ancak bazı testlerle tespit edilen makattan kanamadır.Akciğer kanseri de eğer eğer belirti verecek bir yerde oluşmadıysa erken dönemlerde belirti vermez. Bu nedenle düzenli olarak kontrol olmak kanser erken teşhisinde çok önemli.

Bunun yanında bazı sıradan belirtiler kanserin erken habercisi olabilir. Boyunda,koltuk altında veya kasıklarda ele gelen bezeler lenfoma habercisi olabilir. Memede fark edilen bir şişlik yine meme kanseri için bize uyarıcı olmalı.

Ciltte yer alan uzun süredir geçmeyen yaralar , rengi, şekli , sınırları değişen benler yine cilt kanser için haberci olabilir.

Uzun süredir geçmeyen öksürük,nefes darlığı ve ağrı akciğer kanserinin belirtisi olabilir.

Kilo kaybı bir çok kanser türü ile birlikte bulunabilir. En çok mide bağırsak sistemi kanserlerinde kilo kaybı görülebilir.

40 - 50 yaşlarda ve daha önce hiç duyulmamış şiddet ve şekilde baş ağrıları beyin kanseri için risk teşkil edebilir.

Tüm bunları düşününce basit şikayetleri bile önemsememiz ve sağlık kuruluşlarına başvurmamız gerekiyor. Ancak hiç belirti vermeden ortaya çıkan kanserlere karşı önlem almak için mutlaka erken teşhis amaçlı check up yaptırmamız gerekiyor.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:09 #17
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Baş ağrısı ve kanser ilişkisi

BAŞ AĞRISI VE KANSER İLİŞKİSİ

Toplumda % 60-70 oranında görülen baş ağrısı şikayeti ilk olarak beyin tümörünü akla getiriyor. Yapılan araştırmalara göre toplumda çok sık olarak görülen baş ağrısı şikayetinin en büyük nedeni gerilim tipi (stres tipi ) baş ağrıları. Eğer kişi hayatında hiç duymadığı bir ağrı ile yeni karşılaşıyorsa bu beyin tümörü için risk faktörü.

Özellikle elli yaşın üzerinde daha önce hastanın hiç duymadığı bir ağrı ile karşılaşılıyorsa bu durumda mutlaka bir kafa içi görüntüleme yöntemine başvurulmalı. Bu tetkik başlangıçta beyin tomografisi ve şüphe halinde beyin MR olarak yapılmalı.


Baş ağrısı eğer tek taraflıysa ve beraberinde kusma,mide bulantısı,ışıktan ve sesten rahatsız olma şikayetleri varsa bu durumda migren akla gelebilir. Migren daha çok kadınlarda görülmekte.

Kanser hastaları için baş ağrısı farklı bir öneme sahiptir. Eğer bir kanser hastası baş ağrısı hissediyorsa çok ısa sürede beyin filmi ile tetkik edilmeli . Çünkü kanser hastalığının en çok yayılım yaptığı organlardan biri beyindir. Buna metastaz diyoruz. Bu durumda öncelikle beyindeki tümörün ameliyat ile çıkarılma şansı araştırılır. Daha sonra ise radyoterapi (ışın tedavisi) yapılır.

Sağlıklı bireylerin baş ağrısı ile doktora başvurması durumunda sadece muayene ile kesin bir teşhis koymak zor olabilir. Hastanın bu ağrıyı ne kadar zamandır yaşadığı, ağrı sırasındaki diğer şikayetleri ve yaşına göre en azından beyin tomografisi ile tetkik edilmesini öneriyoruz.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:12 #18
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Sinsi bir kanser türü 'lenfoma'

SİNSİ BİR KANSER TÜRÜ "LENFOMA"

Lenfoma çok çeşitli alt tiplerden oluşan, çok farklı davranış özellikleri gösterebilen bir hastalıklar topluluğudur. Doğru tanı ve güncel tedavide uzun süreli yaşama şansı yüksektir.

En hızlı ilerleyen kanser türlerinden olmasına rağmen, tedavi başarısı yüksek olan Lenfoma, boyun, koltuk altı ve kasıklarda ağrısız bezeler, gece terlemesi düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş yapıyor. Sürekli yorgunluk ve kilo kaybı da belirtiler arasında.

Kanser, yılda 10 milyondan fazla yeni olguyla karşımıza çıkan, sonuçları en ağır hastalıklardan biri. Lenfoma da en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri. Buna rağmen, tedavi başarısı oldukça yüksek. En önemli belirtileri boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki ağrısız bezeler gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş olarak tanımlanıyor. Yorgunluk, kilo kaybı da lenfomanın habercisi olabilir diyor uzmanlar. Ancak bu belirtilerin başka hastalıklarda da görülebileceğini de ekliyorlar.


LENFOMA NEDİR?

Lenfoma, “lenf sisteminden” kaynaklanan kanserlerin ortak adıdır. Lenfoma çok çeşitli alt tiplerden oluşan, çok farklı davranış özellikleri gösterebilen bir hastalıklar topluluğudur. Birçoğunda doğru tanı ve güncel tedavi uygulamaları ile hastalıksız ve uzun süreli yaşama şansı olanaklıdır.

LENFOMA KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Lenfoma, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülen bir hastalıktır. Lenfomaya yol açan bazı risk faktörleri Uzun süren (kronikleşmiş) enfeksiyon hastalıkları, Bağışıklık sistemini zayıflatıcı durumlar, Bazı kimyasal maddelere maruz kalma (Böcek öldürücü ilaçlar gibi), Bazı virüslerden kaynaklanan hastalıklar.


LENFOMANIN BELiRTiLERi NELERDiR?

AĞRISIZ BEZELER: En sık görülen belirti olan ağrısız bezeler, lenf bezlerinde oluşan, ağrı vermeyen, genellikle çapı 1 cm’den fazla olan düğüm şeklinde şişlikler. Fark edilme ihtimali en yüksek olan bezeler, boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde çıkar. Bu şişlikler ağrıya veya başka belirtilere yol açmaz, ancak sıklıkla boyutları giderek artar. Lenf düğümlerinin şişmesi çok sık görülen bir durum. Lenf düğümlerinde şişme olan kişilerin çok büyük bir kısmında lenfoma dışında tanılar da söz konusu olabilir diyor onkologlar. Lenf düğümlerinde şişliğin en yaygın sebebi ise enfeksiyon. Şişen lenf düğümleri genellikle enfeksiyon iyileştikten sonra küçülüyor.

SEBEBİ BİLİNMEYEN ATEŞ:

Ortada hiçbir sebep yokken vücut sıcaklığının 38 C’nin üzerinde olması.


GECE TERLEMESİ:

Gece yatarken giyilen giysilerin ve çarşafların ıslanmasına neden olacak kadar şiddetli gece terlemesi.

KİLO KAYBI:

6 ay içerisinde vücut ağırlığının %10’undan fazlasının kaybolması.

SÜREKLİ YORGUNLUK:

Şiddetli ve devamlı halsizlik veya yorgunluk.

BELİRTİLER ORTAYA ÇIKTIĞINDA NE YAPMALI?

Kendinizde bu belirtileri görürseniz, doktorunuza danışın. Ancak unutmayın, bu işaretlerin hiçbiri lenfomaya özgü değildir; pek çok başka hastalıkta da benzer belirtiler görülebilmektedir. Tanıyı sadece hekim kesinleştirebilir.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:13 #19
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Grip aşısı ve kanser ilişkisi

GRİP AŞISI VE KANSER İLİŞKİSİ

Kanser hastaları bağışıklık sistemi zayıfladığı için grip aşısı yaptırabilir. En ideal aşı yaptırma zamanı ekim ayı. Ancak tedavi gören kanser hastaları kesinlikle grip aşısı yaptırmamalı. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar tedavi sırasında savunma hücreleri olan lökosit değerleri düşeceği için grip aşısından uzak durmalı.

Grip mevsimi öncesi her kesimde grip aşısı tartışılmaya başlanacak. Faydası ve zararları konusunda bir çok fikir ortaya atılıyor. Bazı iddialara göre de grip aşısı içinde yer alan bazı koruyucu maddeler kansere neden oluyor.

Ancak bu konuda kesin bir veri yok. Grip aşısının içinde yer alan koruyucu maddelerin kansere neden olduğunu gösteren bilimsel herhangi bir doküman ortaya konulmuş değil.

Grip aşısının etkinliği de tartışılan başka bir nokta. Bilindiği gibi grip virüsü kendi genetik yapısını değiştirebiliyor. Grip aşıları da daha önce salgın yapmış grip virüsü tiplerine karşı bağışıklık sağlıyor. Ancak kendi genetik yapısını değiştiren türler veya salgın yapan farklı tipler için etkili olmuyor. Bu nedenle aşı yapılmasına rağmen grip virüsünü kapmak mümkün.

Özellikle kanser gibi kronik hastalığa sahip olanlar kişiler grip aşısı yaptırmadan önce mutlaka tedavi gördükleri bölümde ki doktorlarından onay almaları gerekiyor.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-09, 17:17 #20
McKiLiC McKiLiC çevrimdışı
Varsayılan Hormon tedavileri

HORMON TEDAVİLERİ

Kanser tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler kadar önemli bir konuda hormon tedavisidir. Bazı kanser türleri vücudumuzda salınan hormonlardan etkilenmektedir. İşte bu ilaçlar vücudumuzdaki hormon düzenini etkileyerek kanser üstünde iyileştirici etkiler gösterir.

Hormon tedavisinin en sık kullanıldığı kanser türü meme kanseridir. Kadınlarda östrojen hormonu meme kanseri üstünde önemli bir etkiye sahiptir. Östrojen yüksekliği meme kanserini olumsuz yönde etkilemektedir. Hormon ilaçları ile kandaki östrojen düzeyi azaltılmakta ve böylece olumsuz etkiler önlenmektedir. Bazı hormon ilaçları ise östrojen hormonun bağlandığı reseptörleri etkileyip benzer bir fonksiyon üstlenmektedir. Erken evre meme kanserleri sadece bu hormon tedavileri ile tedavi edilebilmektedir.

Östrojenin en önemli kaynağı olan overlerin fonksiyonlarının (eğer hasta menopoza girmemişse) engellenmesi yine bir tedavi seçeneğidir. Overleri baskılamak için çeşitli ilaçların yanında radyoterapi ve cerrahi gibi yöntemlerde kullanılabilmektedir.



Hormon tedavilerinin kemoterapi gibi yan etkileri yoktur. Genelde menopoz benzeri şikâyetlere neden olabilir. Meme kanserinde hormon tedavilerinin en korkulan yan etkisi kemik zayıflamasına bağlı olan kırıklardır. Bu nedenle özellikle osteoporoz hastası olan meme kanserlilerin hormon tedavisinde dikkatli olmak gerekiyor.

Bu konuda tartışmalı bir ayrıntıda hamileliğin meme kanseri üstündeki etkisidir. Hamilelik döneminde kanda artan östrojen düzeyleri hastalığı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle meme kanseri hastalar tedavi bittikten sonra doktoruna danışmadan çocuk sahibi olması hastalıkta olumsuz gelişmelere neden olmaktadır.

Erkeklerde hormon tedavisi en sık prostat kanserinde kullanılmaktadır. Kadınlardaki östrojen hormonun etkilerine benzer olarak erkeklerde testosteron prostat kanseri üstünde olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Bu nedenle erkeklerde testosteron etkilerini azaltmak için çeşitli hormon ilaçları kullanılabilmektedir. Yine testosteronun en önemli kaynağı olan testisler cerrahi müdahale ile alınarak kan düzeyleri düşürülebilir.

Homon tedavileri bu iki önemli hastalığın yanı sıra daha az sıklıkta endometrium kanseri , tiroid kanseri gibi kanser çeşitlerinde de kullanılmaktadır.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
mckilic

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:56
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018