Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 13-04-18, 00:54 #1
Pretend Pretend çevrimdışı
Varsayılan ForumTR GS Dergisi İçin Verdiğim Röportajlar





ForumTR'nin Galatasaray bölümü müdavimlerinden biri olmam nedeniyle,bölüm yönetimi trf. Nisan 2014 sayısı için bana röportaj teklifi edildi. İçtenlikle kabul ettim ve ortaya bu keyifli röportaj çıktı. Portfolyomuza ekleyelim.

Alıntı:
Pretend Kimdir kendinden bahseder misin ?

Bana bu imkanı verdiğiniz için öncelikle çok teşekkürler… Hepinize selamlar,şunu söyleyim bu benim ilk röportajım 4 senelik forum kariyerinde,o yüzden fazlaca detaya girmek istiyorum
Ben Mert Güler. Ülkemin güzide başkenti Ankara’da yaşıyorum. 20 yaşındayım. Yaşadığım şehirde Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ni kazandım Tarih bölümü okuyacağım ancak 1 senelik İngilizce hazırlık eğitiminden geçiyorum. Başlıca hobilerim webmasterlik,gazete&kitap okumak ve bilgisayar kullanmak. Ancak düzenli takipçilerim iyi bilirler,müzik sektörüyle (özellikle ve çoğunlukla yabancı müzikle) bir dinleyicinin ötesinde uğraşıyorum. Kulağa hoş gelen her tempodaki müziği severim. Katy Perry,Lady GaGa ,Britney Spears,Ellie Goulding,yeni jenerasyondan da Selena Gomez,Miley Cyrus gibi bir çok ismin hayranıyım ve takipçisiyim. Elektronik müziği de çok severim; DJ’lerden Calvin Harris,David Guetta ve Avicii’nin hastasıyım. Ve -en değerlisi sonda- Demi Lovato ‘nun hastalık derecesinde fanboyuyum,onu,şarkılarını ve yaşam biçimini çok seviyorum,tanışmayı öyle çok istiyorum ki... Hayalim Demetria’ya parçalıyı giydirmek. En nefret ettiğim şeyler de boş gezmek,küfür&argo dahil her türlü seviyesizlik ve sevmediğim şeylerin bana dayatılması.

ForumTR ile nasıl tanıştın?

Forumu Google araştırmalarım sayesinde keşfetmiştim çoğunlukla ora karşıma çıkardı. (itiraf edeyim reklam bombardımanını sevmezdim o yıllar çok reklam vardı ) Ama üyeliğimi başlatana kadar hayli uzun bir süre geçti. Forum formatına geçmişte çok hevesliydim. Forumtr’yi seçme nedenim ise herkese kucak açan içerik zenginliğiydi bir süre ziyaretçi olarak ara sıra takıldım. Üyeliğimi ise 2010 yılında bir performans ödevi araştırması için başlatmıştım. İstediğimi almamın verdiği gururla ondan sonra ilk tıkladığım bölüm Galatasaray’dı. Ama 100 mesaj sınırı vardı o yıllar. O dönemin katı kurallarının sonucu olan bu baraj beni foruma daha çok ısıttı denilebilir,100 mesajı tamamlamak adına Forum Oyunları başta diğer bölümler derken forum bizde tutku oldu 100’ü tamamladık GS bölümüne katılmaya başladık ara sıra diğer bölümlerde insanlara bir şeyler vermeye ben de onlardan almaya çalıştım tecrübelerimiz arttı. Sonra neden foruma hizmet etmeyelim dedik fair olduk tim olduk uzman olduk asistan olduk mod olduk sınav zamanımız geldi onursal olduk ama şimdi ise şu okulmuş sınavmış dertleri bitmek bilmeyince bir türlü geri dönemiyoruz

Neden Galatasaray?

Babadan miras olarak başladı Galatasaray tutkusu. 2000 yılındaki Avrupa’yı ayağa kaldıran efsane başarılarımızın anıları çok taze o yıllar küçük olmama rağmen, öyle Galatasaray’ı sevmeye başladım. Galatasaray bana futbolu sevdirdi. Onun dışında,aklıma gelmeyen tarifsiz bir sürü şey beni bu takıma bağladı…

Galatasaraylılık nasıl bir duygu?

Anlatılmaz,yaşanır diyorum… Tarif edilemez bir duygu …

Daha önce hiç Galatasaray maçına gittin mi?

Maalesef hayır… Küçükken en büyük hayalim ASY’de maç izlemekti,ama Arena inşa edildi karşılığında stad yıkılınca nasip olmadı darısı Arena’ya dedim. Mekan değişti ama amaç değişmedi,kendi deyimimle hacı olmak istiyorum. Başkentte yaşamamın katkısı da büyük maçlara gidemememin. Senede 1-2 defa size deplasmana geliyor diyebilirsiniz,ancak bu sefer de dakikasında bizim tarafın biletleri tükeniyor

Ne sıklıkla orijinal ürün satın alıyorsun?

İşlerimden ötürü çarşıya çıkacak fazla zaman bulamadığımdan,biraz da -çoğunuza komik gelebilir - ailemin fiyatları uçuk bulmasından ötürü dolayı elimdeki orijinal ürünlerin sayısı azdır… Ancak GSStore’lar eskisinden daha güçlü yönetimin son yıllardaki çabaları sayesinde,Ankara’da Store’lar rahat ulaşılabilecek yerlerde ve ürün çeşitliliği hayli fazla. Geçen günlerde özgür bütçem konusunda attığım adımlar (örneğin ilk kredi kartımı çıkarttım) sayesinde artık orijinal ürünlere daha sık yatırım yapmaya başlayacağım.

Basketbol takımlarımız hakkında ne söylemek istersin ? Erkeklerde gruptan çıkma mücadelesi veriyoruz kritik Kuban galibiyeti var ve kadın basketbol takımımızda ise 8'li finallere kaldık.

Yakın takipçilerim bilirler,basket benim fazla takip ettiğim bir spor dalı değildir genelde bu konulara yazdığım yorumlarda sıkça basit hatalar yaparım ana ihtisas alanım futbol. Ancak son yıllarda Ünal Başkan’ın desteğiyle ve başarılı hoca Oktay Mahmudi’nin dönemindeki bir takım atılımlardan beri basket takımımız ciddi bir dönüşüm içerisine girdi. Şimdi aynı istikrarı Ergin Ataman hoca ve ekibi mislisiyle devam ettiriyor. Kadın basketbol takımımız da atılım gösterenler arasında,ordan Işıl Alben ismine aşinayım. Ancak ordaki lig hasretimizi,hele hele her sene son maçlarda Fenerbahçe’ye karşı olan zaafiyetimizi yenmek lazım. Bu arada basket demişken gönlümüzde yeri bulunan Engelsiz Aslanlarımızı da es geçmeyelim. Sedat İncesu yönetiminde aşmadıkları engel kalmadı,onlarla da çok gurur duyuyorum… Sonuca bağlarsak;dediğim gibi ihtisasım futbol üzerine olsa da basket dahil kalan her branştaki başarılarımızı destekliyorum ve bu branşlarımızdaki güzel haberleri yakından takip ediyorum,gurur duyuyorum. Galatasaray her branşıyla bir bütündür,biz sadece bir futbol takımı değiliz.

Türkiye Kupası yolculuğumuz hakkında neler düşüyorsun ? Yarı finaldeyiz,ilk maç içerde,rakip Bursaspor.

En son efsane 5-1’den beri Türkiye Kupası alamamıştık. Bu sene ligdeki büyük çaptaki rakiplerimiz erkenden havlu atınca bu hasreti dindirme konusunda elimize koz geçti. Elimizden geleni yapalım, birçoğumuzun küçümsediği kupayı da ciddiye alalım. Futbolculara ve Mancini’ye çok iş düşüyor. CL’de havlu atmamız konsantrasyon açısından bir fırsat olabilir.


Malesef Şampiyonlar Ligi'nden elendik , Chelsea maçları hakkında düşüncelerin nelerdir ? Özellikle 2. maçla ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyiz ?

Chelsea gibi büyük,kaliteli bir takımla karşılaşmak kimseye kolay kolay nasip olmaz. Geçen sene uzun bir aradan sonra gittiğimiz CL’de oynadığımız takımlar da,bu sezonda oynadığımız diğer takımlar için de aynı şeyi düşünüyorum. Biz Galatasaraylılar özellikle rakiplerimizin malum olaylar yüzünden cezalar aldığı bu dönemde bunun ayrıcalığını çok daha fazla yaşıyoruz. Çünkü Galatasaray futbol takımı gerçekten ülkesini aşan bir takım,bize ülkemiz adeta dar geliyor. 3 haftalık sürece gelirsek,evimizdeki ilk maçtan gerek futbol gerek de kalan faktörler olarak daha keyif aldığımı söyleyebilirim. Ancak İngiltere’deki maç kesinlikle zıddıydı. 2’nci golü yiyene kadar sağduyusunu koruyan takım 2’nci golden sonra kalan dakikalarda adeta yokları oynadı. Chelsea’nin bir İngiltere klasiği haline gelen rahat futbolu da üstüne eklenince acı son kaçınılmaz oldu. Takımımızın üyelerinin de Mancini’nin de hataları o son maç gecesi yok değildi ama bence asıl sorumlusunun tam anlamıyla Avrupai bir takım olmamızı engelleyen, dışardan Avrupa takımı gibi gösteren ama içerden bakınca klasik bir Türk takımı gibi görünmemizi sağlayan şu yabancı kontenjanı sorunu olduğunu düşünüyorum. Tez zamanda kaldırılır ve bu sınırı koyan zihniyet futbolumuzdan kirli ellerini çekerler. Bu arada unutmadan not düşeyim: Yeni 4-5 transferimiz haricinde bu maçlara çıkan takım Fatih Hoca’nın Mancini’ye miras bıraktığı takımdır. Mancini’nin istediği takımın bu kadro olmadığını düşünüyorum ancak yabancı sınırı başta bir takım etmenlerin,artı biraz da masum duygusallığın Mancini’yi engellediğini düşünüyorum. Mancini’nin temiz kalbine inanıyorum.

Artık Süper Lig ve Türkiye Kupası var,bu iki kulvarda takımımızı nerede görüyorsun ?

Ligden başlayım. Ezeli rakibimizle puan farkımız bu röportajın yapıldığı gün itibariyle 5 hatta olaylı maçlarından ötürü hükmen alacakları 3 puanla 8. Önde 2 ay gibi bir süre var ve gerek ezeli rakibimizin şansa dayalı mantalitesi gerek de zorlu fikstürü,bizim de aksine daha rahat takımlarla oynayacağımız süreçte bu farkın kapanacağını düşünüyorum. Belki son maça bile kalabilir,o akşam heyecandan kalp krizi geçirebiliriz en sonunda sokaklara dökülebiliriz 4'ncü yıldızın bize çok yakışacağını düşünüyorum.
Dediğimin zıttı çıktı diyelim ezeli rakibimiz şampiyon oldu. 1 sene daha Avrupa liglerine gidemeyeceklerinden ötürü kupa kazansalar bile aşırı derece belirgin bir değerinin olmayacağını düşünüyorum (taraftarları açısından manevi değeri olacaktır o ayrı,sevinmek onların da hakkı)

2014 yılında ligde deplasmanda 3 puanla tanışamadık,bunun nedenleri sence ne olabilir ?

Geçen sene Cuma fobimiz vardı bu sene de benzer biçimde deplasman fobisi Bölüme bakıyorum forma seçimimize kadar teoriler var,ancak şahsen takım yönünden abartılmamasından yanayım işimizi yaptığımı düşünüyorum. Şöyle bir durum var: Anadolu takımları bu sene çok güçlendiler mesela Kasımpaşa kendini izlettiriyor Babel gibi isimlerle,K.Erciyes’te de Björn var örnekler sürer gider… Acaba malum yabancı sınırı bizim gibi büyük bütçeli takımları etkilerken bütçesi biraz daha dar Anadolu takımlarını aynı oranda güçlendirdi mi diye düşünüyorum. Anadolu takımlarını destekliyorum Anadolu’dan şampiyon çıkmasına karşı değilim ancak ligin yabancı sınırı silsilesiyle birlikte kimyasının bozulduğu kanaatindeyim beklenmedik ekipleri beklenmedik sıralarda görüyorum. Eğer bozulmasaydı bu süreç pat diye değil uzun sezonlara yayılırdı. Eğer illa ki takında kusur arayacaksak da Anadolu takımlarını hafife mi alıyoruz diye düşünüyorum. Bence bu fobi sonsuza kadar gitmeyecek,gidemez bile. Galatasaray markasına yakışmıyor.

Selçuk'ta gözle görülür bi düşüş var , bu form düşüklüğünü neye bağlıyorsun ?

BY17 olsa daha rahat cevaplardım çünkü o daha çok gözüme batıyordu bireysel futboluyla,bu nedenle sevmeme rağmen fazla şikayetçiyim ilk haftalardaki tat vermeyen futbolu beni de üzdü Mancini toparlatmaya çalıştı ama yine istenilen düzeyde değil 2 sezon evvelki Süper Final’de frikiklerde harikalar yaratan Selçuk’tan herkes kadar keyif alıyordum. Geçen seneyi de biraz kurtardı ama bu sene fazla tat vermedi. Bence Fatih Hoca’nın sancılı ayrılık süreciyle start alan ve hayli uzun süren dönüşüm sürecimize bağlıyorum çünkü habire oynadığı pozisyon değişti durdu yok Burak önplana çıkacak yok Snei önplana çıkacak diye Selçuk arada kaldı.

Sneijder'ın sol kanada yakın olduğunu görüyoruz sence yerini yani o bölgeyi seviyor mu ? Nerede oynamalı ?

Futbolu seviyorum ancak iş tekniğine gelince maalesef aşırı ileri gidemiyorum. Bir çok renkdaşımız bu konuda analizler yapıp bölümü süslüyorlar gerek anlatımlar gerek de uygulamalı resimlerle ancak işlerden ötürü (artı maçlar senelerdir kapalı kanalda,anca CL maçlarına yetişebiliyorum o da bir dezavantaj) spor yorumcusu edasıyla “o şu noktada iyi” diye analizler yapamıyor ve konulara katılamıyorum. Denesem bile duygusallığımı katıyorum ondan sonra da “onun yeri burası mı” diye sorular alıyorum Bence Snei’ın oynadığı mevkiden ziyade oynadığı yerlerin Snei’ı sevdiğini önemsemeyi daha mantıklı buluyorum şahsen. Snei’ın oynadığı mevki onu seviyorsa sıkıntı yok. Harry Potter filmindeki “Asa büyücüyü seçer” gibi bir şey. Snei ne istediğini çok iyi bildiğini düşünüyor çok tecrübeli birisi keza senelerdir bu sektörde. Son kararın Mancini’de olması ilk başta dezavantajdır ama Mancini de futbolcuların iyiliğini istiyor Mancini’yi ikna etmesi lazım aklından geçenler konusunda,hazır araları iyiyken

Son olarak ne söylemek istersin?

Yaptıkları kötülüklerin acısını bizden çıkartmaya çalışan medya başta derinlere uzanan bir takım zihniyet var. Bu zihniyet aramıza nifak tohumları ekme yoluyla bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Evet yandaşları kastediyorum ve her yerdeler. Öncelikle forum dahil adlarını hiçbir yerde anmayın,kaale almayın. Onlara rating kazandırmayalım. Paralel olarak, futbolla ve fair playle gram alakası olmayan bir takım kesmin de gazına gelmeyin.
Yensek de 0’a yatsak da yenilsek de bu takıma olan inancı kaybetmeyin. Biz bu takımı sevinmek için sevmedik.
İyi günde şakşaklıyoruz övünüyoruz iyi hoş da kötü gün olunca takımı desteklemekten asla vazgeçmeyin. Aşırı sert olmayın. Kötü gün taraftarı olmayın. Gerçek taraftar kendini kötü günde belli eder.
Biliyorsunuz 2 seneden beri bölüm kurallarımız esnek bir formatta yürüyor ve rakip takımları yerebiliyoruz. Forum kurallarının esnekliği demek rakip takıma hurra dalacağınız konular açmak/entriler yazmak demek değildir. Forum kurallarına ve seviyeye biraz daha dikkat edilmesini diliyorum.
Son olarak da,bir parola vermek istiyorum. 2 kelimelik basit bir cümle ancak çok anlamlar yüklü. CL’den elenmenin burukluğunu yaşadığımız günlerde camianın işine yarayabilir,3 sene önceki karanlık sezonun da sonunu getiren bu anlayıştı diye kabataslak geçeyim. Size gelince,hayatta yaşadığımız bütün zorluklardan sizi kurtarır,yeter ki özümseyin. Demi’nin kişisel parolasıdır aynı zamanda,ondan esinlendim ve onu özümseyip bugünlere geldim. Parola şudur: “STAY STRONG” yani “GÜÇLÜ KAL”
Konunun Aslı

__________________
 
Eski 13-04-18, 00:57 #2
Pretend Pretend çevrimdışı
Varsayılan Şubat 2016




Forumtr'nin Galatasaray bölümü müdavimlerinden biri olmam nedeniyle,bölüm yönetimi trf. Şubat 2016 sayısı için bana röportaj teklifi edildi. İçtenlikle kabul ettim ve ortaya bu keyifli röportaj çıktı. Portfolyomuza ekleyelim.

Alıntı:
ForJustice.: İlk olarak sizi tanımak isteriz Pretend kimdir, bize kendinizden bahseder misiniz?

Pretend:Öncelikle ince röportaj teklifiniz için teşekkürler. Bu sizlerle ikinci röportajım (ilkini Nisan 2014’te vermiştim, o dönem İngilizce hazırlık sınıfındaydım) ve o günden bugüne hayatımda bir takım değişimler oldu. Adım Mert Güler. Bu ay 22 yaşıma gireceğim. –ki Taylor Swift 22’nci yaşın hayatın en güzel zamanlarından biri olduğunu aynı adlı şarkısında vurgular- , Ankara’da yaşıyor ve okuyorum, Ankaralıyım. Bilişim, medya, spor, müzik ve görsel sanatlar (sinema&dizi) beş uzmanlık alanımı oluşturuyor. Dizilerden Pretty Little Liars’ı –Şiddetle tavsiye ederim,favori karakterim Spencer Hastings- ve şarkıcılardan Demi Lovato’yu –Harika bir kız,16 Kasım 2014’deki konserine gittim ki bir Galatasaraylı olarak adım atmamın imkansız olduğu Ülker Arena’ya gidiş sebebimdi, Aziz’in hakkını yememek lazım adam çalışmış - fanboy derecesinde sevdiğimi bilmeyen yok. Beni tanıyanların gözünden ben, inanılmaz bir adamım.


ForJustice.:Öğrenim hayatınızdan bahsetmek ister misiniz?

Pretend:Az evvel, ilk defa röportaj verdiğimde o dönem hazırlık sınıfında olduğumdan bahsetmiştim. Hazırlığı bitirip, bölümüme başladım 2014-15 öğretim yılında, ara sıra düşsek de kalkmasını da bildik ki uyum sorunlarından ötürü bir tökezleme süreci yaşadım. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Tarih bölümü okuyorum,2’nci sınıfım. Tarih işleri benden sorulacak Yeni bir devlet üniversitesi fakat iddialı bir giriş yaptık,şu anda en çok yabancı öğrenci sirkülasyonu bizde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle “Esenboğa Külliyesi” nin hizmete açılmasıyla daha da iddialı olacağız.


ForJustice.:Frmtr ile nasıl tanıştığınızı anlatmak istermisiniz?

Pretend:Google’daki araştırmalarım esnasında tanıdım. Takvimler 2009’u gösterdiğinde, arayüzü dikkatimi çekti –reklamlar hariç- ve ara sıra ziyaret ettiğim,bilgiler edindiğim,hizmetlerini beğendiğim ve yazmaya heveslendiğim bir yer oldu. 2010 yılında da,henüz lise 2’yi okurken,performans ödevi araştırması için linkleri açtırmak adına üye oldum ve istediğimi elde etmenin verdiği keyifle diğer bölümlere daldım. GS bölümü de dikkatimi çekti fakat o dönemin katı kuralları gereği 100 mesajı doldurmak gerekliydi. Başladık diğer bölümleri didiklemeye. Gerisi geldi,nasıl bir hızla geliştiğini hiç hatırlamıyorum. Öyle başladı bizim serüven.

ForJustice.:Frmtr'nin hayatınızdaki yeri nedir ve hayatınızda neleri değiştirdi?

Pretend:Bu sene 6’ncı senemi doldurup 7’nci seneme girdim. İlk üye olduğum dönem, şu an bulunduğum noktaya geleceğimi hiç hayal etmiyordum ,her şey yıldırım hızında gelişti. Forumun KO kökenli olmayan nadir üyelerinden biriyim ve ben burada kendimi daha iyi ifade edebiliyorum, bütün stresim uzaklaşıyor. Bir sürü abi abla kardeş tanıdım. Örnek birisi olmayı, yol göstermeyi, bildiklerimi paylaşmayı öğretti bana Forumtr. Diğer sitelerden de illegal paylaşım yapılmaması yönüyle ayrılıyor. Tamam 2000’lerin ilk yarısında altın çağını yaşayan forum, popüler sosyal ağların etkisiyle tüm forumlar gibi kısmen küçüldü fakat bu küçülme ortamına inat direnmeye, forumu ayakta tutmaya devam ediyoruz ki halen forum formatına insanlar heves edebiliyorsa, özgüvene sahip Forumtr ailesinin katkısı var. Bu aile, Amerikalı rakiplerimize rağmen her geçen gün büyüyor ve diğerlerine özgüven aşılıyor. Biz çok özel bir platformuz ve halen de barındırdığımız benzersiz içerik ve beyin takımıyla halen özeliz. Forumdan öte, Forumtr tam bağımsız bir “internet gönüllülüğü projesi”.


ForJustice.:Frmtr'deki görevinize gelecek olursak Süper Moderatör olmak nasıl bir duygu size neler hissettiriyor?

Pretend:Eylül 2015 sonlarında üst yönetimin ortak kararıyla, bugüne kadar forum içinde paylaşım ile kardeşlik adına gösterdiğim çabamın ve moderasyon namına yaptığım karşılıksız hizmetlerimin bir onore ifadesi olarak “süper moderatörlük” görevi bana layık görüldü. Dediğim gibi, bu noktaya geleceğimi hiç düşünmüyordum, öğrenince şaşırdım denebilir. Forumun, zaman zaman sürprizlere de ev sahipliği yapan ortalama atama günlerini düzenli bir takipçi olarak sezen biri olarak, biraz daha bekleyeceğimi düşünüyordum. Bana güvenen Forumtr üst yönetimine şükran borçluyum. Ancak, zamanla süper moderatörlüğün hakkını vermenin gereği olan görev kapsamlarımı öğrendim ve bana güvenen forum üst yönetiminin güvenini nasıl boşa çıkarmayabilirim diye hesaplar yaptım. Üst yönetimle ve üst yönetimi temsilen bölümleri/iş yükünü denetleyen amirlerimle devamlı diyalog halinde kalmalı, bölümlerin canlı kalması namına projeler ve formatlar üretmekle kalmayıp uygulamalı hatta bölüm müdavimi aktif üyelere duyurularını yapmalı, sorumluluk alanına giren bölümlerde diğer görev arkadaşlarına koçluk (mentörlük) etmeli… Liste uzayıp gidiyor. Aynı zamanda, süper moderatörlük kurumu forum üst yönetimine yönetici yetiştiren bir kurum, bu açıdan değeri çok yüksek. Elde etmesi meşakkatli, kalması daha da meşakkatli bir kurum.


ForJustice.:Forumtr'de görev yapmanın zorlukları nelerdir sizce?

Pretend:Forumun ve görev alanlarının boş bırakılmaya gelmemesi. Mesela 1 gün ayrı kalınca bir sürü iş,soru vs. birikiyor,arada da spam atakları cabası. Hele forumda bir etkinlikte görevliyseniz, sorumluluğunuz bir kat daha artıyor,hem takvimi işletmek hem de adil bir yarışmanın sağlanması için gereken önlemler üzerinde çalışmalısınız. Üyelere de işlerimizi kolaylaştırmak adına mesajım olacak. Biz bölümlerimize gelen üyelerin her zaman arkasında olmakla birlikte, bir takım kriterler de aramaktayız. Belirli bir formatın/şablonun uygulandığı bölümlerde, üyelerin bölümün düzenli işlemesini sağlayacak formatlara, kurallara harfiyen uymasını istiyoruz. Eskiye kıyasla artık daha az konu kilitliyoruz/siliyoruz, taşımakla yetiniyoruz ancak iyi niyetimizin suistimal edilmesini istemiyoruz. Artı, sadece biz değil, her sitenin problemi spamcilerdir, spamcilerin uslanmasını istiyoruz. Küfürü, argoyu, illegali, sarkıntılığı, lakaytlığı katiyen istemiyoruz.


ForJustice.:Galatasaray bölümü dışında vakit geçirmekten keyif aldığınız bölümler]hangileridir bahsetmek ister misiniz?

Pretend:Görev alanlarımın üçünü oluşturan Sinema TV Tiyatro, Yabancı Diziler ve İddaa. Özellikle şef editörlüğünü üstlendiğim İddaa Gazetesi’ni yaparken oldukça zevk almaktayım,100 sayıya yaklaşıyoruz, bunun heyecanındayız. Sinema ve Diziler alanındaki deneyimim süper modluk döneminde bu bölümlerde sorumluluğa talip olmama sebep oldu, orada da bu bana keyif veren seyir dünyası için analizler ve haberlerle forum üyelerinin karşısına çıkıyoruz, sadık bir takipçi kitlemiz var ve onların da analizleri bölümlerin can damarını oluşturuyor, bunun dışında bu işle ilgili kitlenin “ne izlemeliyim” sorusuna da cevap bulması için gereken ortamı sağlıyoruz. Herkesi bu sihirli dünyaya bekliyoruz. Bunun dışında, Forumtr’ye heves etme sebeplerimden biri olan “Tatlı Sözlük” ü de çok seviyorum, yenilenen ve benim de yapılanma sürecine katkıda bulunduğum formatıyla çok daha güzelleşti.


ForJustice.:Türkiye'nin en büyük kulübünün taraftarı nasıl oldunuz?

Pretend:Rahmetli babamdan miras bir sevdadır Galatasaray. Galatasaray’lılık kavramıyla tanıştığım dönemler Avrupa’yı sallıyorduk,2000 UEFA kupası.


ForJustice.:Maalesef lig yarışında geride kalmış durumdayız. Takımımızın genel durumu hakkında neler düşünüyorsunuz?



Pretend:2011’den beri gerek ligde, gerek de Avrupa’da efsane 3 sene geçirdik. Maalesef bu efsane seneleri bu sezon dâhil son 2 sezonda mumla arıyoruz. Bunun nedeninin, Galatasaray’ımızın maalesef yanlış politikalarla ve bakkal zihniyetinde yönetilmesi olduğunu düşünüyorum. Hele Dursun Özbek yönetimi, Galatasaray tarihinin en beceriksiz yönetimi olarak korkunç bir kara leke bıraktı, devam da ediyorlar. Bu absürt durum, takımı da etkiliyor. Daha önceki röportaj ve entrilerimde takımla ilgili radikal kararlar alınmasını isterken, asla hayal ettiğim gibi bir dönüşüm yaşayamadık, daha berbat olduk. Gececi sorunu Ünal Başkan zamanında çözülmesine karşın, şimdi vasat, bencil futbollarıyla hak etmedikleri ve sezonun yarısını yatarak geçirdikleri halde aldıkları parayla eşi dostu son model Lamborghini’lerle sevindiren beleş bir zihniyet türedi, Dursun yönetimi bu durumu bildiği halde göz açtırıyor neymiş “gönülleri kırılmasın” hatta işlerine dahi geliyor. Eskiden yedekler sorunu vardı, Hamza hoca bir nebze çözmeye çalıştı fakat bu sefer de as kadroya kapak atanlar yüz verince astar ister hale geldiler yine bol keseden dağıtan yönetimin kusuru. Bu nedenle, yönetim gittikçe aklını oynattı, biz Avrupa tecrübesi olan tecrübe küpü ve GS markasını üst düzeye çıkaracak yıldız adamları isterken ve bu adamların transfer süreçlerini takip etmek için uykusuz dahi kalırken, vasat altı adamları sırf transfer yapmış olmak için bol keseden maaş ve bonuslarla getiriyoruz hatta yetmedi kontratını imzalıyoruz lisansı eksik evraktan çıkmıyor taa Ocak transfer dönemi beklenmek zorunda kalırken adam “yeter artık” diyor memleketinin yolunu tutuyor. Hele zaman mükemmelken hem takımda köklü bir değişim hem de özlediğimiz, gerek Galatasaray’ın gerek de Türk liginin dünyadaki tanıtımı için yıldızlar beklerken – sistemler düşünürken, şimdi Avrupa’da figüran karakteri çizen bir takım var elde ve halen de gerek oyuncusu gerek de yönetimi pes etmekte direniyor bahane %1500 para. Şimdiki takım 3 tane adam dışında (Musli,Podi ve Snei) iticilik abidesi olsa da, yine de o geri kalan bencil ve beleş güruhun bir gün akıllanacaklarını temenni ediyor, o yönde dualar ediyorum. Yönetimden dileğim ise, ne olur bu işi sadece bilenlere, ehillere bırakın. 110 yılı aşkın tarihi olan Galatasaray sizin ego tatmin aracınız değil. Sırf statülerinden ve çıkar ilişkilerinden ötürü yönetime talip oluyorlar. Ne de olsa borçlanmak kolay! Sonuç: Birkaç ay önce “mali fair play bir safsatadır” derlerken UEFA resmi olarak bizi disipline verdiğini duyurdu, ne olacağımız muallak, rakip takımların ve yandaş medyanın alay malzemesi olduk. Delirmemek elde değil fakat zafere giden yolda çekilen çile kutsal, biz bu takımı nasıl daha iyi hale getirebiliriz diye forumda saatlerce kafa patlatıyoruz. Biz öylesine değil ölesiye Galatasaray’lıyız.


ForJustice.:İkinci yarıdan beklentiniz nelerdir?

Pretend:Bu röportajı yaptığım gün itibariyle 10 puan fark var lig lideriyle. Bence gidebileceğimiz en son noktaya son topa değin gitmeye odaklanmalıyız, diğer rakipleri kafaya takmadan. Rakipler “olan var olmayan var kıskanırlar” şarkısı eşliğinde göbek atmaya devam etsinler zerre ilgilendirmemeli. Artı, uzun bir aradan sonra misafiri olduğumuz Avrupa Ligi’ni unutmamalıyız, ciddiye almalıyız, 18 Şubat’ta Lazio ile maçımız var.

ForJustice.:Yapılan transferleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pretend:Ryan Donk ile Martin Linnes’i kattık iple çekilen kış transfer döneminde kadromuza. Umarım bu iki transfer sıkıntılarımıza ilaç olur. Donk hızlı başladı. Martin ise EL kadrolarına statüsü nedeniyle giremeyecek olsa da lig yarışında bize destek olacaktır, uyum süreci yaşamakta. Yaz döneminde gelen Denayer, Rodriguez ve Carole’u da fena bulmayanlardanım fakat ikisinin nefesleri bir noktaya kadar yetiyor,bizi iyi değerlendirmeliler. Bilal Kısa bizi çok şaşırttı,adamı loser zannederken çok farklı bir görüntü verdi, istikrarını korumasını dilerim.

ForJustice.:Sizce takımdan gönderilmesi gereken oyuncular kimler?

Pretend:Snei,Podi ve Musli dışındaki herkese kapının gösterilmesi lazım. Az evvel takımda köklü bir değişimi senelerdir bas bas vurguladığımı anlatmıştım,benim en büyük hayalim bu üçü dışında hepsinin gönderilmesi. Podi’den önce de Melo’yu kolluyordum, o da Dursun yönetiminin egolarının kurbanı.

ForJustice.:Mustafa Hoca'nın yönetimini nasıl buluyorsunuz?

Pretend:Öncelikle klişe sloganla başlayım: “Mustafa Denizli şampiyon yap bizi” Bu adam, Fatih Terim’den sonra Türk futbolu hakkında en geniş bilgi birikimine sahip bir “ordinaryüs”. Gerek oyuncu, gerek antrenör gerek de televizyon yorumcusu olarak çok büyük bir tecrübeye sahip, İlber Ortaylı gibi adam. Ani bir operasyonla göreve gelmesi ve geliş hızı şaşırttı. Fena bulmamakla ve devre arasında Hamza hocadan miras kalan takımı adam etmeye yönelik planlarını desteklemekle birlikte –ki kim bilir yeni bir peri masalı yazacak ne kadar bizim kafadan gitmeyi tercihlemese de-, ilerleyen yaşının sıkıntı getirmesinden endişe ederek biraz daha masa başında kalmasından yanayım. Ben başkan olsaydım, Mustafa hocayı sportif direktör yapar, yerine de onunla uyumlu çalışacak biraz daha genç bir teknik adamla takımı adam ettirirdim, zaten Mustafa hoca futbol şubesinde çatının tepesinde kalacak. İzinlerinizle Hamza Hoca’yla da ilgili bir şeyler söylemek istiyorum, keza bir çok renkdaşımla hemfikir değilim ve sıkça eleştirildim forumda adım Hamza Hoca’nın avukatına çıktı, tekrarlamam gerekirse Hamza Hoca’nın gelinen durumdaki suçunun “Dursun’un kirli planlarında kukla olarak kendini kullandırması” olduğunu düşünüyorum ve yaşını başını almış bir adama yakıştıramıyorum, şimdi cezasını çekiyor keza kendini kukla olarak kullandırırsan sonunda kuklacın seni bir kenara atar ve dımdızlak kalırsın.

ForJustice.:Lafı uzatmadan tekrardan röportajımıza katıldığınız için tekrardan teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Pretend:Memnuniyetle. Aklımda ne varsa birçoğunu anlattığımı düşünüyorum. Daha önceki röportajımdaki öğütlerim şimdi için de geçerli, özetlersem:
• Yandaş medya ve haddini bilmeyen rakip kökenlilerin ekmeye yeltendikleri nifak tohumlarına karşı ayık olun.
• Futbolla ve fair playle gram alakası olmayan bir takım kesimin gazına gelmeyin.
• Yensek de 0’a yatsak da yenilsek de bu takıma olan inancı kaybetmeyin. Biz bu takımı sevinmek için sevmedik.
• İyi günde şakşaklıyoruz övünüyoruz iyi hoş da kötü gün olunca takımı desteklemekten,arka çıkmaktan asla vazgeçmeyin.
• Forumda başta Galatasaray bölümü olmak üzere konu ve entrilerdeki seviye korunmalı. Şikayet butonunu kullanmaktan çekinmeyin. Seviyesizlik en nefret ettiğim(iz) şeylerden biri.
• Ve en önemlisi, tekrarlamaktan bıkmayacağım bir Demi Lovato özlü sözü ve aynı adlı kitabının ilham kaynağı: “GÜÇLÜ KAL” yani “STAY STRONG”
Yeni tavsiyem ise, hayatın her gününü dolu dolu geçirmeniz. Yaşlanıyorum diye üzülmemeniz. Hayatın her türlü pozitif duygularına karşı kendinizi açmanız, negatif duygularına karşı da kendinizi kapamanız. İyimser, pozitif, umut dolu, bedduacı değil duacı olun. Bir anlık sinirinizin kurbanı olmayın. Özgüveninizi yüksek tutun, kendinizden emin olun. Demi’nin albümüyle aynı adı verdiği “Confident” adlı single’ı özgüvenle ilgili güzel mesajlar veriyor. Pozitif yaşamakla ilgili forum için yazdığım bir makalem mevcut.
Son olarak geçenlerde izlediğim ve beni oldukça etkileyen bir film de tavsiye etmek istiyorum renkdaşlarıma: Ölümsüz Aşk yani “The Age Of Adaline”. İlginç bir konusu var. Çok şey anlatan, duygu yoğunluğu olan bir şaheser olmuş. Başroldeki Adaline Bowman’a hayat veren tatlı bayan Blake Lively kesinlikle hayatının rolünü oynamış. Şiddetle öneririm, izleyenlerin görüşlerini de merak ederim.
Sevgiler.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ancak, bir, çok, daha, düşünüyorum

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 10:08
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018