Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 01-05-18, 08:16 #41
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Razer Ornata Chroma İnceleme


Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Canavar klavyeyi araştırmalar eşliğinde tanıtacağım...Razer Ornata Chroma, oyun ile günlük kullanımı dengelemek isteyen oyuncuların tercihi olacaktır.Oyuncular için üretilen pek çok klavyede yazı yazmanın pek de keyifli olmadığı malumunuz ki, Razer'ın safkan oyuncu klavyelerinde kullandığı Green Switch'li modeller de buna dahil. Razer bu sefer karşımıza Mecha-Membrane adını verdiği ve standart bir klavyenin yazım rahatlığını oyuncu klavyelerinin performansı ve o mekanik hisle birleştiren yeni bir teknoloji ile çıktı. Bu basitçe standart klavyelerde gördüğümüz plastik algılayıcının mekanik bir anahtarla beraber kullanımına dayanıyor ve ortaya yarı-mekanik diyebileceğimiz, hibrid bir klavye çıkıyor.

Klavye yüzeyinde 16.8 milyon renkli RGB aydınlatmaya sahip olan ürün Razer'ın bir türlü problemlerini çözemediği Razer Synapse 3.0 yazılımı tarafından destekleniyor ama iyi haber: Ürün ve yazılım son derece uyumlu çalışıyor. En azından uzun bir süre didik didik ettiğimiz ürün Synapse 3.0 altında hiçbir problem çıkartmadı.

Mod tuşlarına sahip olmaması bazı oyuncuları hayal kırıklığına uğratacak olsa da çoğu kullanıcının bu tuşları yer ve ergonomi kaybı olarak gördüğünü unutmamak gerekiyor. Ülkemize Türkçe tuş takımı ile gelen ürün Mid-Height olarak sınıflandırılan tuşlara sahip. Bu tuşlar pratikte yükseklik olarak laptop tuşları ile masaüstü bilgisayarlarda kullandığımız standart bir oyuncu klavyesinin arasına yerleşmiş durumda ve ilk andan itibaren son derece konforlu bir kullanım sunuyor.



Sonuç olarak oyun ve günlük kullanım için keyifli bir klavye olan Razer Ornata Chroma, piyasada 450 TL civarına edinilebiliyor. Açıkçası biraz pahalı. Özellikle bu noktada Logitech G413 Carbon gibi mekanik klavyelerden daha pahalı duruyor. böylelikle bizlere ayrı bir heyecan katıyor...

Okuduğunuz için Teşekkür ederim...

Saygılarımla...


__________________
 
Eski 02-05-18, 08:24 #42
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Avengers Infinity War inceleme




Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Avengers efsanelerini araştırdım onu inceleyeceğiz

Avengers Infinity War nasıl bir film?

Öncelikle filmle alakalı olarak belirtmek istediğimiz önemli bir detay var. Eğer daha önce hiçbir Marvel Cinematic Universe yapımı izlemediyseniz, tüm o karakterler ve anlatılanlar kafanızı karıştıracaktır. Bu yüzden, özellikle belli başlı Marvel filmlerini izlemiş olmanız, konuya az da olsa hakim olmanız gerekiyor.Çünkü, Avengers Infinity War izle geç vizyonu ile oluşturulmuş bir yapım değil. Videoda da bahsettiğimiz gibi, Kevin Feige ve ekibinin 10 yıllık çalışması buram buram emek kokuyor. Iron Man post credits sahnesiyle başlayan bu maceramız, bizleri çizgi romanların en büyük savaşına kadar götürdü. Toplamda 18 film Yenilmezler Sonsuzluk Savaşı’nın kalbini oluşturuyor.Bu yüzden hikayeye siz daha farkına bile varmadan girilmiş oluyor. Avengers size kendi karakterlerini anlatmakla vakit kaybetmiyor ve bu ana olaya odaklanıyor. Eğer Iron Man, Spider Man Homecoming, Captain America ve Black Panther gibi kilit olayların yaşandığı yan filmleri izlemediyseniz karakter motivasyonlarını tam olarak algılamakta zorlanabilirsiniz. Yani, sadece ana Avengers filmlerini izlemek size pek yetmeyebilir.



Avengers Infinity War konusu ise bizleri daha önceki filmlerde bazıları görünen Infinity Stone‘ların (Sonsuzluk Taşları) hikayesine götürüyor. Kendi motivasyonuyla çoğunluğun iyiliği için evrenin yarısını yok etmeye kalkan bir adam, Thanos‘un bu taşları arayışı ana senaryoyu oluşturuyor. O evrenin en güçlü varlığı olmaya çalışırken, Marvel kahramanları da evrenin dört bir köşesinde onu engellemeye çalışıyorlar.

Burada değinilmesi gereken en güzel noktaysa Thanos karakteri olacaktır. Marvel Sinematik Evreni söz konusu olduğunda Avengers kötü adamları genellikle anlaşılabilir ve düzgün motivasyonları olan inandırıcı olmayı başardılar. Gerek Loki gerekse Ultron karakterlerini incelediğimizde, yaptıkları şeyleri onaylamıyor olsak da, bunu yapma amaçlarını anlayabiliyorduk. Bu şekilde Avengers kalbimize oturmuş bize kendisini sevdirmiş oldu...



Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...


 
Eski 03-05-18, 08:42 #43
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Cougar 700M İnceleme




Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere bilgisayar faresini araştırmalara dayanarak aktaracağım...Cougar 700M, rakip üst düzey farelere kafa tutacak kadar iyi bir fare. Yine de ayarlanabilir yükseklik, açık tasarım gibi özelliklerin size göre olup olmadığını, fareyi deneyerek görmenizi tavsiye ediyoruz. Tutuş konusunda fareyi çok beğenebileceğiniz gibi kavrayışı yeterli bulmayabilirsiniz. Bunu aştıktan sonra farenin biraz yüksek olan fiyatı sizi rahatız etmiyorsa, Cougar 700M'yi rahatlıkla tercih edebilirsiniz.



Fareye önem veren oyun tutkunları, farklı görünen bir fare arayanlar kesinlikle almalı çünkü tam el estetiğine göre...



Cougar 700M, elinizi sadece gerektiği kadar destekleyecek "açık" bir tasarıma sahip. Tasarım, fareyi kontrol etmenizi olumsuz etkilemiyor, aksine 700M'nin rahat bir tutuşu var. Dahası fare, kesintisiz, düz tasarımlı farelere kıyasla masanızda oldukça farklı bir görünüm sergiliyor. Bu da tam oyuncuların istediği bir şey. Ancak daha sade bir görünüm arıyorsanız, başka farelere bakmanızda fayda var.

Yaklaşık 115 gram ağırlığındaki Cougar 700M'in ağırlığını, farenin üstünden dışarı çıkartılabilen çekmece sayesinde bir miktar artırmanız mümkün. Bunun için 4,5 gramlık dört ağırlıktan istediğiniz kadarını çekmeceye yerleştirmeniz yeterli.

Işıkları seviyorsanız, 700M bu konuda sizi üzmeyecek. Cihazın önünü bir otomobil farı gibi aydınlatan LED ışığının rengi, fareyle beraber gelen yazılım sayesinde milyonlarca renkten biriyle değiştirilebiliyor. Fare çarkının altında yer alan bu LED ışık, özellikle açık renkli yüzeylerde hoş bir görüntü oluşturuyor ancak koyu pad'lerde çok iyi görünmüyor. Farenin üstündeki DPI göstergesinin rengi ise değişmiyor; bu ışık her zaman turuncu renkte yanıyor.

Fareler kişisel zevklere açık ürünler olduğundan, her konuda kesin bir değerlendirmeye varmak doğru olmayacaktır. Bu göreceli alanlardan biri de tutuş. Düğme konusunda zengin olan fare, elinizden kayıp gitmiyor ancak başparmağınız, kullanım sırasında üzerindeki iki düğmeyle temas halinde kalıyor. Fareyi denediğimiz birkaç gün boyunca bu düğmelere hiç yanlışlıkla basmadık, ancak bu tasarımdan hoşlanmayanlar da olabilir. Fareyi avucunuz yerine parmaklarınızla kavrıyorsanız, düğmelere yanlışlıkla basabilirsiniz.

Fareyi avucuyla kavrayanlar için her şey daha güzel çünkü yüksekliği ayarlanabilen avuç içi desteğiyle birlikte cihaz, elinizin yükünü kısmen alıyor. Avuç içi desteğinin fotoğraflarda gördüğünüzden biraz daha küçük bir sürümü de kutudan çıkıyor.

Farenin sağ tarafındaki "keskin nişancı düğmesi" fareyi hareket ettirirken rahatça kullanılabiliyor. Dört LED ışığından oluşan DPI göstergesi, fare çarkının hemen altındaki düğmeyle ayarlanabilen DPI durumunu gösteriyor. DPI değerleri, farenin yazılımı üzerinden düzenlenebiliyor.

Fareyi USB portuna takar takmaz, herhangi bir sürücü yüklemeden kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Cougar'ın yazılımının kullanımı ise gayet kolay ve düğmeler için makrolar oluşturmanıza, Sniper DPI ayarını değiştirmenize, farklı modlar arasında geçiş yapmanıza izin veriyor.Cougar 700M, üst seviye farelerde görmeye alıştığımız, telefonları andıran bazı özelliklerle geliyor. 32-bit ARM Cortex-MO işlemciye sahip fare, 512K'lık bir dahili hafızaya ve 8200DPI ADNS-9800 lazer sensörüne sahip. 5.1m/sec (150 ips) izleme hızı sunan fare, 1000Hz'lik bir polling oranına, 12000fps kare oranına, 30G maksimum hızlanmaya sahiptir bu şekilde de bizlere ayrı bir heyecan yaratmaktadır...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...



 
Eski 04-05-18, 08:37 #44
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Street Fighter V: Arcade Edition İnceleme



Merhabalar arkadaşlar Bugün sizlere Eski ama bi o kadar güzel bir oyun modunu araştırmalar eşliğinde aktaracağım...Başta "Street Fighter V: Arcade Edition" ismi, sanki yan oyunmuş gibi gelebilir, fakat Arcade, sadece Street Fighter V'e eklenen büyük bir güncelleme ve Street Fighter V oyuncularına ücretsiz olarak sağlandı. Buna tüm platformlar dahil. Güncellemede ise yeni bir Arcade modu ile karakterlere alternatif "V-Triggler"lar ve Capcom'un yetenekli çizerlerinden, hikayeye güçlendirecek çizimler ve zorlu görevleri bitirdiğiniz için bazı karakterler adına farklı kostümler açılabiliyor. Tabii, V-Trigger olayı, çizimler ve kostümler bir yana, burada en önemli kısım, SFV'e gelen arcade modu oluyor..


Arcade modu, geçmişten günümüze gelen ve Street Fighter serisinde ses getirmiş oyunların toplamı şeklinde bulunuyor. Sırasıyla Street Fighter, Street Fighter II, Street Fighter Alpha, Street Fighter III, Street Fighter IV ve Street Fighter V oyunlarının toplamı, sisteme ekleniyor. Başta, eski kafalı olan birisi olarak, zamanın grafiklerini ve karakterlerinin oyunda olacağını düşünmüştüm. Ne de olsa geliştirilmiş olan Street Fighter V'de, iki-üç sprite koymanın zorlu olmayacağını tahmin ediyordum ve büyük ihtimalle bunun olacağını düşünüyordum. Fakat Capcom, bu konuda beni yanılttı. Yine de Street Fighter V'in motoru ile, Arcade serisini oynamak bir hayle keyifli. En azından eski oyuncu kitlesini mutlu edemeyeceğini düşünmüştüm, bu konuda da biraz yanılmışım. Aslında Street Fighter'da meşhur olan karakterimiz Hakan'ın çıkmasını bekliyordum ama göremedim, muhtemelen bu durum daha önceki serilerde de bulunan ayrı karakterler için de geçerlidir. En azından bir eforda bulunup, belirli oyunların önemli ve göze batan karakterlerini, Arcade moduna ekleyebilirlerdi.

İsminden de anlaşılacağı gibi, Arcade'in oynanışı, daha önceki Street Fighter'ın arcade makinelerinde bulunan sistem ile aynı. Bir karakteri seçiyorsunuz ve belirli dövüşçülere karşı gelmeye çalışıyorsunuz. Beklendiği gibi her dövüşçü geçildiğinde yapay zekanın seviyesi yükseliyor ve son dövüşçüye geldiğinizde tüm öğrendiklerinizi kullanmanız gerekiyor. Konsept bir hayli mantıklı, hem eski oyuncuların istediği bir oynanış stili, hem de dikkat çekmek için birebir, üstelik bir nevi hikaye de ekliyor, fakat burada küçük bir hata var. Capcom, bu tür bir eklentiyi, Street Fighter V ilk çıktığında bulundurabilirdi. Çünkü çoğu popüler dövüş oyunu, bu tür bir modu serilerinde bulundurabiliyor. Bunun en iyi örneklerinden birisi ise Mortal Kombat idi, her oyununda bulunan "Tower" sistemi, oyunculara ne kadar gelişmiş olduklarını ve arcade modunda ne kadar yetenekli olduklarını gösterebiliyordu.

Street Fighter V'e gelen Arcade güncellemesi ise, bulunan Razer Panthera Arcade Stick ile denedim, en azından sahip olunan PS4 kontrollerinden bir hayli gelişmiş bulunuyor, tabii, adı üstünde Arcade Stick. Deneyim iyi oldu, fakat bazı yerlerde Panthera'nın algılama sorunlarını bulunduğu da old, özellikle tüm dövüş oyunlarında bulunan "Forward Dash" gibi bir hareketi yapmaya çalışırken, genellikle M. Bison ile yukarı zıpladığımı gördüm. Kalitesi baya iyi, fakat algılamalarda sorun yaşadığımı belirtebilirim. ve Bu yüzden sıkıntı çekebiliyoruz...



Eklenen yeni V-Trigger sistemleri, daha önce var olan stillerin alternatifi olarak bulunuyor, seçilen stiller ise zaten V-I ve V-II olarak alt köşelerde belirtiliyor. V-Trigger'ları kazanma yolu ise değiştirilmemiş. Bir nevi savunma mekanizması olarak kullanılan V-Triggler'ı hasar aldıkça dolduruyoruz. Aktif edilmesi ise eski buton kombinasyonunu kullanmaya devam ediyor. Arcade modu bitirildiğinde ise iki karakterin arasında bulunan hikayenin adına görseller ve çizimler bulunuyor. Tabii, sadece bu kadar değil. Arcade modunun sonunda kazandığınız puan ile, belirli sıralamalara girebiliyorsunuz. Kostümler ise daha önce Capcom'un yarattığı ve pek bilinmeyen oyunlardan alınan kostümler oluyor, dikkatimi çeken ise Rashid için yapılan "Viewtiful Joe" kostümü oldu.

Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 05-05-18, 08:41 #45
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Logitech G633 Artemis Spectrum İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Logitech G633 Artemis Spectrum faresini araştırmalarım eşliğinde aktaracağım...Logitech'in G633 modeli iki ayrı kabloyla beraber geliyor. Her ikisi de son derece uzun olan bu kabloların biri standart 3.5 mm; böylece telefonunuz ve konsolunuzda rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. USB kabloyu kullandığınızda ise devreye Logitech Gaming Software üzerinden kolayca yapabileceğiniz ek ayarlar giriyor. 7.1 çevresel ses destekli olan ürünün bir diğer avantajı da hem Dolby hem de DTS sertifikasına sahip olması. Bu ikisi arasında Gaming Software üzerinden geçiş yapabiliyorsunuz. Hangisi daha iyi sorusu çok geliyor ancak bu konuda tercih size ait.

Üründe tasarım anlamında ise biraz alışılmadık bir mikrofon kullanılmış. Karşıya iletilen ses kalitesi ise mükemmele yakın.

Oyunlarda çevresel ses performansı son derece başarılı olan kulaklık müzik dinlerken de hemen herkesi mutlu edebilecek bir performans veriyor. Bu anlamda bu ikisi için rahatlıkla tercih edilecek bir oyuncu kulaklığı oluyor G633 Artemis Spectrum.

Logitech G633 Artemis Spectrum Teknik Özellikleri

Ürün Modeli Logitech G633 Artemis Spectrum
Ürün Türü Kulaklık
Üretici Logitech

Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 07-05-18, 07:28 #46
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Frostpunk İnceleme



Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Araştırmalar sonucu ortaya çıkardığım zevkli bir oyunu tanıtacağım...Frostpunk daha önce adını This War of Mine ile duyuran 11bit Studios tarafından yapılan bir oyun. This War of Mine, savaşın ardında bıraktıklarını ve insanların hayatta kalmak için nasıl yoldan çıkabileceğini bize gösteriyordu. Hatta oyundaki bazı kararların suratımıza bir tokat gibi çarptığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Frostpunk yine aynı taraftan olayı ele alıyor ve kıyamet sonrası senaryosuna yine farklı bir pencereden bakmayı başarıyor.



Yani This War of Mine'de ufak bir grubun hayatta kalma çabasına şahit olurken, Frostpunk'ta ise toplumca hayatta kalmaya çalışıyoruz da diyebiliriz. Tabi işin birazdan da bahsedeceğim psikolojik tarafı bu oyuna da eklenmiş durumda. Oyuna başladığınız anda dikkatinizi çeken en önemli etken ise yerleşim yerinin merkezindeki büyük jeneratör oluyor. Buzul çağı olduğu için hava -20, -40 hatta -100'leri bile geçebiliyor ve bu soğuk havanın oyuna etkisi oldukça büyük. Doğal olarak ısınmanızın en büyük etkeni, en azından oyunun başında bu jeneratör oluyor. Zaten oyunda yapmanız gereken ilk görev de bu jenaratörü çalıştırmak.

Çoğu strateji ve şehir kurma oyununda olduğu gibi tabi ki bazı kaynaklara da ihtiyacınız var. Yerleştiğiniz kraterde odun, çelik ve kömür gibi kaynaklar ile karşılaşıyorsunuz. Örneğin jeneratörü çalıştırmak ve devamlılığını sağlamak için sürekli olarak kömür toplamanız gerekiyor. Ya da insanlara başını sokacakları barakalar yapmak için odun, ilerde kilidini açacağınız diğer binalar için ise çelik toplamanız gerekmekte. Tabi açlık durumunu da unutmayalım. En azından şehrinizi geliştirene ve farklı binalara yönelene kadar avcı loncaları kurmanız gerekiyor.

Tabi belli bir süre sonra kraterdeki hazır kaynakların tükenmeye başladığını görüyorsunuz. Bu noktada da oyundaki teknolojik gelişimler ön plana çıkıyor. Oyun alanına fabrika kurarak bu teknolojik atılımları sağlıyorsunuz. Isınma - Araştırma ve Endüstri - Kaynaklar - Yemek, Sağlık ve Barınak olarak 4 farklı kategoriye ayrılan teknoloji ağacı hem şehrinizi geliştirme hem de hayatta kalmanız için oldukça önemli. Çünkü şehriniz büyümeye başladıkça hem kaynak sıkıntısı hem de ısınma sıkıntısı çekmeye başlıyorsunuz. İşte bu noktada teknolojik geliştirmeler yardımınıza koşuyor.



yiyecek sıkıntısı çektiğinizde sera açıyor, hazır kaynakları tükettiğinizde ise metal ve kömür madenciliğine başlıyorsunuz. Bu gelişimleri sağlayıp, düzgün adımları attığınızda ise ortaya devasa bir buhar şehri çıkıyor adeta. Zaten oyunun genel olarak Steampunk bir havası olduğunu da söylemem gerek.

Tabi tüm bu kaynakları doğru yönetmek ve toplamak için insan gücüne ihtiyacınız var. Oyuna koloninizde bulunan belli sayıda insan ile başlıyorsunuz. Bu insanları hem kaynak toplamada hem de yapmış olduğunuz binalarda çalıştırmanız gerekmekte. Yani bir avcı loncası kurduğunuzda gelen etleri çiğ çiğ yeme gibi bir durum söz konusu değil. Aynı zamanda bir yemekhane açmalı ve burada da iş gücü oluşturmalısınız. Ya da donmuş ağaçları toplamak için bir ağaç fabrikası kurduysanız, bu fabrikaya belli sayıda insan yerleştirmeniz gerekiyor. Örneğin fabrika maksimum 10 kişi alıyorsa ve siz buraya 5 kişi yerleştirdiyseniz doğal olarak o gün toplayacağınız kaynak sayısı da yarı yarıya düşüyor. şehirdeki insanlar ise işçi, mühendis ve çocuk olarak 3 kısma ayrılmış durumda. bazı işleri sadece mühendisler yapabildiği gibi çocukları çalıştırıp çalıştırmamak da size bırakılmış. Frostpunk'ın belki de en önemli noktalarından birisi insanların psikolojisi ve bunun oyuna olan yansıması. Yani kaynağım bitti, biraz jeneratörü kapatayım, et bulamadık millet aç yatsın gibi bir durum söz konusu değil. Aldığınız her karar, attığınız her adımın önemli ve oyunu etkileyen bir sonucu bulunuyor. Yani evleri ısıtamadığınızda millet isyan etmeye başlıyor ya da aç kaldıklarında ayaklanmaya başlıyorlar. Tabi burada oyundaki kanun düzeni de ortaya çıkıyor. Zaten curcunanın koptuğu, olayların yavaş yavaş sizin elinizden çıkmaya başladığı ya da hiç olmak istemediğiniz gibi bir lider olmaya başladığınız noktaya da bu şekilde ulaşıyorsunuz. Tıpkı teknoloji ağacı gibi birbiri ile bağlantılı olan bir kanun ağacı da bulunuyor. Bu kanunları belli bir süre geçtikten sonra imzalayabiliyorsunuz. Yani bir kanun imzaladınız, sıradaki kanun için bir süre beklemeniz gerekmekte. Bu kanunlar oyunu ve şehrinizi de direk olarak etkiliyor çünkü kontrol etmeniz gereken bir taşkınlık ve umut barı bulunmakta. örneğin biraz önce de bahsettiğim çocuk işçileri ele alalım. İş gücünüz düşüp çocukları çalıştırma ile ilgili bir kanun imzaladığınızda buna karşı çıkanlar oluyor ve şehrin umudu düşüyor. Aynı şekilde çocukları çalıştırmamayı seçerseniz hem onlar için bir sığınak yapmanız gerekiyor hem de yine halkın bir kısmı "Ne yapacaklar, karların düşüşünü mü izleyecekler? Hafif işlerde çalışabilirlerdi" diye isyan etmeye başlıyor. veya şehirde ilk ölüm ile karşılaştığınızda bir çukur açıp onları oraya atabiliyor ya da mezarlık inşa edebiliyorsunuz. Çukur attığınızda ölülerden hastalık yayılıyor, mezarlık kurduğunuzda ise seremoni felan derken farklı sorunlar ile baş etmeye çalışıyorsunuz. Yani aldığınız kararların etkileri de direk olarak oyuna yansıtılmış.



Oyunun kırılma anlarından birisi de din ve diktatör rejim. Sıcaklık düşmeye başladıkça halk içten içe isyana doğru sürüklenmeye başlıyor. Özellikle belli bir süre sonra hem kaynak yönetiminde zorlanıyor hem de soğuk hava karşısında ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. işte tam bu noktada patlak veren durum karşısında insanları bir arada tutmak için yeni bir seçim yapmanız gerekiyor. İnsanlara umut vermek için dine yönelebilir ya da diktatör rejime doğru kayabilirsiniz. Bu iki seçenekten birini seçmeniz gerekiyor ve bu seçim aslında nasıl bir lider olmanız gerektiğini de göstermiş oluyor. Tabi her iki seçimde de farklı binalar ve kanun düzenleri bulunmakta. Buradaki dengeyi sağlamak çok zor, yani oyun bir süre sonra sizi aslında kötü seçimler yapmış bir lider konumuna sokuyor. Mükemmel şekilde, adil ilerlemek ise neredeyse imkansız. Belli bir süre sonra halkı bastırmak için can almaktan çekinmeyen bir diktatör ya da Game of Thrones serisindeki High Sparrow tarzı bir lidere dönüşüyorsunuz.




Sonuç olarak Frostpunk, türü seven oyuncuların kaçırmaması gereken bir yapım olmuş. Bazı eksiklerine rağmen oynanış oldukça keyifli ve şehir kurup, sorunlarla boğuşurken zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz bile. Oyunda yapılacak bazı dengelemeler ve şayet yeni güncelleme gelirse oyunun çok daha iyi bir hale geleceğini düşünüyorum. Bu haliyle bile gayet keyifli bir oynanış süresi vaat ediyor.Bu şekilde de oyunun akıcılığı çok rahat sağlanmış oluyor...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...


 
Eski 08-05-18, 08:31 #47
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Viewsonic XG2730 İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün sizlere bir monitör ile ilgili kısa araştırmayı sunacağım...Viewsonic XG2730, muhteşem görüntü kalitesi sunan bir monitör oluyor. FreeSync desteği ile 144Hz tazeleme hızı bulundurmasını da buna ilave ettiğimizde, oyuncular için keyifli bir ürün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak fiyatını yüksek bulduğumuz da bir gerçek.
27 inç boyutunda ve 2K çözünürlük üreten iyi bir oyun monitörü arayanlar Viewsonic XG2730 modelini rahatlıkla tercih edebilirler.

Viewsonic'in XG serisinden XG2402 ve XG2530 mo*delleri daha önce konuğumuz olmuştu, bu defa serinin üst seviye ürünü olan ve görüntü anlamında da diğer iki modelden hemen ayrıştırabileceğiniz XG2730'u inceledik.

Viewsonic'in 27 inçlik monitörü 2560x1440 WQHD çözünürlük desteğine sahip, yani 16:9 ekran oranı ve TN panel ile oyunculara sunuluyor. 1 ms gecikme süresine ve 144Hz yenileme hızına sahip olan monitör AMD Freesync desteği ile birlikte geliyor. Bu da bildiğiniz gibi ekran*daki kırılmaların büyük bir oranda def edilmesi demek. Aynı zamanda kullanılan TN panel de 170 derece yatay ve 160 derece dikey görüş açısı ile oldukça başarılı bir performans gösteriyor. 350 cd/m2 parlaklık değeri ve 1000:1 kontrast değerleri

XG2730 daha önce incelediğimiz kardeşleri ile aynı ta*sarım felsefesine sahip olmasına rağmen biraz daha farklı gözüküyor. Ürünün arkasında Rampage X aydınlatma bulunmuyor ve bunun yerine ön kısmın alt kenarında ince, kırmızı bir şerit tercih edilmiş. Ergonomi ise hatırladığımız gibi, hem monitörün ilk montajı son derece kolay hem de neredeyse her yöne hareket edebilen ekran sayesinde istediğiniz pozisyonu bulmak kabus olmaktan çıkıyor. 2x2W dahili hoparlörlerin performansı da yeterli.

Monitörün kumanda ve OSD panelleri ise ürünün belki de tek negatif yanı. Sağ arka kısımdaki kontrol düğmeleri mo*nitörü ayarlamak istediğinizde elinizin dokunmasıyla istem dışı devreye giriyor. Bir kez ayarladıktan sonra çok kullan*mayacak olmanız sebebiyle büyük bir sıkıntı sayılmaz.

Kulaklık askısı, kablo toplama yuvası, ColorX profilleri gibi çok sayıda aksesuar ile gelen ürün piyasada 2450 TL civarına bulunabiliyor.

Teknik Detaylar

Monitör Boyutu 27 inç
Panel Teknolojisi TN TFT LCD
Çözünürlük 2560 x 1440
Görüntüleme Oranı 16:9
Parlaklık 350 kandela
Kontrast Oranı 1000:1 (Tipik)
Dinamik Kontrast Oranı 120,000,000:1
Görüş Açısı 170° / 160° (Tipik)
Yenilenme Oranı 144Hz
Tepki Süresi 1ms
Bağlantılar HDMI 1.4, HDMI 2.0, DisplayPort 1.2, kulaklık

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
ALINTI#
 
Eski 09-05-18, 08:51 #48
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Philips 328P6AUBREB İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Monitör ile ilgili yaptığım araştırmayı aktaracağım...Philips 328P6 modeli, güzel ve kullanışlı bir seçenek oluyor. Özellikle profesyonel kalitede iyi bir ekrana ihtiyacınız varsa, bu monitör tam size göre. IPS tabanlı ekran iyi iş çıkartırken, HDR uygulaması da iyi oturmuş. Ancak yine de birtakım kısıtlamalar yok değil. Parlaklık oranı da yüksek seyretse de, ekran köşelerinde düşüşü gözlemliyorsunuz. sMonitörü yalnızca profesyonel amaçlı değil, Xbox One X ve PC oyunlarını HDR olarak oynamak için de kullanabilirsiniz. Ancak bu monitör elbette oyuncuları 60Hz ve 4ms tepki süresi ile direkt olarak karşılamayacaktır, onu da belirtmek gerek. HDR desteği bir süredir televizyonlardan bildiğimiz bir teknoloji. Yakın zaman içinde akıllı telefonlarda da gördüğümüz HDR10 desteği, şimdi monitörlerde de karşımıza çıkıyor.

Yüksek Dinamik Aralık olarak da bilinen HDR teknolojisi özellikle kontrast ve renk doygunluğu konusunda önem arz ederken, yüksek parlaklık noktasına da el atıyor. Bu 3 noktada da Philips 328P6 modeli iyi bir işe imza atıyor.Kabaca 32 inç olarak yuvarlayacağımız, diyagonel olarak 31.5 inç boyutunda bir ekranın sahibi olan Philips 328P6, 2560x1440 piksel çözünürlük sunuyor. Kalibre edilebilen Adobe RGB ve sRGB renk gamutlarının da kağıt üzerinde yüzde 99 ve yüzde 100'ünü kapsayan monitör, tasarım olarak ise grafik tasarım ve video montaj işleriyle uğraşanların işini kolaylaştıracak cinsten. Monitörün SmartErgoBase standı sayesinde ekran -5 ila 20 derece eğebiliyor, 180 mm'ye kadar yükseltebiliyorsunuz. Öte yandan ekranı 90 derece döndürmek de mümkün.Bağlantılara gelince, monitörde bir dizi seçenek mevcut. USB 3.1'i destekleyen bir Type-C bağlantısı sunan Philips 328P6, bununla dizüstü bilgisayarınızdan, tabletinizden veya akıllı telefonunuzdan veri ve video aktarımı sağlayabiliyor. Elbette geleneksel olarak VGA portu da unutulmamış. DisplayPort 1.2, HDMI 2.0 ve 3.5 mm kulaklık ile Aux giriş jaklarını da bulunduran monitör, 2 adet de USB 3.1 Tip-A portu ile bağlantı tablosunu tamamlıyor.

Teknik Detaylar

Ekran 31.5 inç
Çözünürlük 2560x1440
Tarama Hızı 60Hz
Görüntüleme Oranı 16:9
Panel IPS W-LED
Tepki Süresi 4 ms
Parlaklık 450 kandela
Piksel Aralığı 0.2727
Kontrast Oranı 1200:1
Görüş Açısı 178 derece
Bağlantılar HDMI 2.0, USB-C, DisplayPort 1.2, VGA, USB 3.1 (2 adet)
Dahili Hoparlör 3W x 2
Boyutlar 742 x 627 x 270 mm
Ağırlık 9.7 kg.


Okuduğunuz için Teşekkürler...

Saygılarımla..





 
Eski 10-05-18, 08:20 #49
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: SeaSonic Focus Gold SSR-750FX İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Güç kaynağı hakkında kısa bilgileri aktaracağım...SeaSonic'in Focus Gold serisinde bulunan 750W'lık bu güç kaynağı, oldukça ilgi çekici bir model. Kendi kategorisinde 135 mm veya 140 mm'lik fanlı modeller yer alırken, sessizliğe önem gösteren SeaSonic, bu modelde 120mm'lik fan kullanmış. Buna karşın verimlilik konusunda büyük başarı sağlamış doğrusu. Şu an bu güç kaynağını piyasada 726 TL fiyatla bulabiliyorsunuz. Belki daha uygun fiyata yine 750W'ta çalışan Corsair CX750M göreceksiniz. Ancak elimizdeki SeaSonic, Corsair'in bu modeline göre en başta verimlilik konusunda daha büyük iş çıkartmayı bilmiş. Cihazın dalgalanma ölçümleri de bir o kadar başarılı. Gerek tam yükte, gerek yüzde 110 yükte, gerekse çapraz yük atlamalı senaryolarda stabil bir profil sergiliyor. Buna ilave olarak süper kompakt yapısı ve modüler tasarımı da diğer avantajları oluyor. Öte yandan ülkemizde her ne kadar 2 yıllık garanti süresine sahip olsa da, bu cihaz SeaSonic tarafında globalde 10 yıllık bir garanti kapsamında sunuluyor. Bu bağlamda ürününe ne kadar güvendiği de açık.



Intel veya AMD tabanlı yeni nesil bir sistem kurmayı düşünenler sessiz ve verimli bir güç kaynağı olarak rahatlıkla SeaSonic Focus Gold SSR-750FX modelini tercih edebilirler.

Masaüstü bilgisayar oluşturma aşamasında her bir parça elbette önem teşkil ediyor. Hadi belki uzay sistem çalıştırmayı göze alıp kasayı es geçebilirsiniz, ancak geri kalan parçaların her biri önemli. Bunlardan biri de pek tabii güç kaynağı.

Tam da Ryzen 7 2700X elimize ulaşmışken gelen SeaSonic Focus Gold SSR-750FX, açıkçası test sistemimizin ana bileşeni oldu diye ilk baştan söyleyebiliriz. ATX form faktöründe olan bu güç kaynağı, 750W'a kadar güç çıkışı sağlaması ve yüzde 30 yük altında fansız çalışmasıyla önem teşkil ederken, 80 Plus Gold sertifikasına sahip olmasıyla da verimlilik yönünde aranan elemanlardan biri oluyor.Bu şekilde de güç kaynağı verimliliği iyi olduğunu söyleyebiliriz...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 11-05-18, 08:26 #50
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Asus ZenBook UX410U İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Asus Notebook ile ilgili bilgileri araştırmalar eşliğinde sunacağım...Kompakt bir dizüstü bilgisayar arayan, günlük kullanım veya ofis işleri için bir dizüstü bilgisayar bakan kullanıcılar ZenBook UX410U'yu tercih edebilirler. Fotoğraf işleriyle uğraşan kullanıcılar ise, açıkçası uzak durmalı.



Asus ZenBook UX410U 4.900 TL ile 5.300 TL arasında değişen fiyatlarla bulunabiliyor.

İnce ve hafif kasa yapılarıyla ultra taşınabilirlik sağlayan tipte ultrabook'lardan biri olan ZenBook UX410, farklı model seçenekleriyle bulunabiliyor. Bunların hepsi 14 inçlik ekran boyutuna sahip, ancak işlemci ve diğer teknik değerleriyle birbirinden ayrılıyor. Mesela ZenBook UX410'u Intel Core i7-8550 işlemciyle de bulabiliyorsunuz, elimizdeki gibi Core i7-7500U işlemciyle de. Laptop'ın taban modelini ise Intel Core i3-7100U işlemci oluşturuyor.Dış cephesiyle alüminyum ve metalik malzemeyi birlikte sunan laptop, tasarımıyla güzel görünüyor. Laptop ağırlığıyla 1.4 kilogram seviyesinde. Kalınlığıyla ise 18 mm civarında. Bu kalınlık laptop'ın en ince olduğu yere özgü. İnceden kalına doğru yükselen tasarım hattı, laptop'ın bu kategoride en ince laptop olarak anılmasını engelliyor. Zira karşısında hemen hemen 10 mm'lik modeller var. Yani bu laptop için, sanıldığı kadar ince değil diyebiliriz.ZenBook UX410U'nun bağlantıları arasında yeterli ölçüde port yer alıyor. USB 3.1 de dahil olmak üzere USB 3.0 ve USB 2.0 girişlerinin yer aldığı laptop'ta, tam boyutlu HDMI, kulaklık ve kart okuyucu yer alıyor. Dahili olarak Ethernet portu yok, ancak kutu içeriğinde USB'den Ethernet'e dönüştürücüyü bulabiliyorsunuz. Cihazın kablosuz bağlantıları arasında ise 802.11ac Wi-Fi ile Bluetooth kullanıma hazır.ZenBook UX410U ekran performansıyla orta sınıf ve biraz üzeri bir grafik çiziyor diyebiliriz. Ekranın 14 inç boyutunda olduğunu söylemiştik. Bu ekranda Full HD görüntü sağlayan laptop, ölçümlediğimiz sRGB renk gamutuyla yüzde 96 gibi bir değere sahip. Bununla genel kullanımda rahat ediyorsunuz. Ancak bu laptop'ın fotoğrafçılar için pek uygun olmadığını söylemek lazım, zira Adobe RGB doğruluk performansı yüzde 68'e kadar düşebiliyor.



Görüntü performansına yönelik olarak bir diğer değineceğimiz nokta parlaklık olacak. Laptop, ekran parlaklığıyla iç mekan kullanımı için iyi performans sergiliyor. Ancak dış kullanımlarda özellikle parlak ortamlarda görünürlük biraz engelleniyor. Ekranda kullanılan mat malzemenin, bunu absorbe etmeye yardımcı olduğunu da söylemek lazım. Ekranın parlaklık değeri ise maksimum seviyede tam ortada 336 kandela olarak ölçülebiliyor. Aynı değerde kontrast ise 770:1 seviyesinde. Bize rahat bir ortam hazırlıyor...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...








 
Eski 12-05-18, 08:25 #51
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: IRON THRONE İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Iron Throne adlı oyunun araştırmasını aktarmak için çabalayacağım...Fantastik bir dünyayı içerisinde barındıran Iron Throne, birazdan da detaylarını vereceğim şehir geliştirme, kaynak toplama gibi dinamiklerin yanı sıra gayet keyifli bir savaş sistemine de sahip. Oyunun en büyük özelliği ise bilinen bu tarz dinamiklerde farklılaşmaya gitmesi. Özellikle savaş alanında yapılan müdahaleler ve savaşların sinematik bir şekilde ilerlemesi oyunun mobil platformlarda ne kadar farklı olduğunun da adeta altını çiziyor. Klasik strateji oyunlarında eğer bir savaştan yenik ayrılırsanız sahip olduğunuz çoğu şeyi kaybeder ve yeniden toplarlanmak için uzun bir sürece ihtiyacınız olur. Bu yüzden oyuncular büyük savaşlardan çoğu zaman kaçınırlar.



Iron Throne’un sahip olduğu savaş sistemi ile birlikte ise oyuncular savaştan korkmadan, gerçek bir savaşa hiç çekinmeden her an girebiliyorlar. Büyülü güçler, hükümdarlıklar ve ejderhalar ile dolu bir tarihe sahip olan Iron Throne, aslında adından da anlaşılabildiği gibi taht mücadelesi üzerine kurulu bir senaryoya sahip. Açılan farklı boyutlar ve hızlı bir giriş ile birlikte oyunun hikayesi de yavaş yavaş oyuncuya yedirilmeye devam ediyor. Bu noktada bir seçilmiş kişi dinamiği de oyuna eklenmiş. Çünkü inşa etme, geliştirme ve özel alanları aktif etme gibi unsurlar, hikaye anlamında bu seçilmiş kişi konusuna da bağlanmış.

Oyunun temeli üretim, toplama, avcılık, inşa etme ve craft sistemi üzerine kurulu. Bu temel unsurları doğru bir şekilde gerçekleştirdiğiniz takdirde şehrinizi dilediğiniz ölçüde geliştirebiliyorsunuz. İlerleyen seviyelerde biraz beklemeniz gerekse de, oyun buradaki dengeyi de savaş unsurlarına ve diğer oynanış dinamiklerine yüklemiş. yani şehriniz bir yandan gelişirken onu beklemeniz gerekmiyor ve hem portallar hem de harita sisteminden savaşlara girerek zamanı daha efektif değerlendirebiliyorsunuz.

Savaş sisteminde ise dikkat etmeniz gereken bazı unsurlar var. Öncelikle savaşa girmeden önce şehirde ihtiyacınız olan birlikleri basmanız gerekiyor ve dilerseniz onlara eğitim de verebiliyorsunuz. Savaştan hemen önce ise birliklerinizi doğru bir şekilde yerleştirmelisiniz. Yani önden okçuları sürerseniz karşıdaki birlikler onları tarumar edebilir. Bu nedenle diziliş önemli. Savaş anında ise zamanla kazandığınız ekstra özellikler ile bu savaşın gidişatını değiştirebiliyorsunuz. Savaş alanına devasa bir Ogre gönderebilir, ya da meteor yağmuru gibi etkenler ile düşman birliklerini bozguna uğratabilirsiniz.

abi bu noktada kahraman sistemini de es geçmeyelim. Oyuna ordunuza önderlik de eden bir kahraman ile başlıyorsunuz ama bu sayı oynadıkça artıyor. Üstelik şehrinizi ve birliklerinizi geliştirebildiğiniz gibi kahramanlarınızı da geliştirebiliyorsunuz. Ayrıca her kahramanın farklı bir özelliği var. Örneğin kimisi inşa hızını arttırırken kimi ise kaynak toplamada size ekstra özellikler kazandırıyor. Aynı zamanda bu kahramanlara vereceğiniz aksesuarlar ile birlikte bu özellikleri çok daha aktif bir şekilde kullanıyor ve sürelerini düşürebiliyorsunuz. Seçtiğiniz kahramanları aynı zamanda farklı görevlere de atayabiliyorsunuz. İnşa özelliği yüksek olan kahramanları mimar olarak atayabilir ya da kaynak konusunda deneyimli olan kahramanları haznedarınız olarak seçebilirsiniz. Atama kısmında size fikir veren bilgin ya da kalenizi koruyan Muhafız Komutan gibi kısımlar da bulunuyor.

Kahramanlarınız hem savaşlarda hem de şehir kurmada önemli bir rol oynuyor
Oyunun kilit noktası ise şehrinizi ve kalenizi mümkün olduğunca geliştirmek. Burada yapacağınız geliştirmeler ve savaş birliklerinize hem de diğer oyunculara karşı sağlam durmanızı etkiliyor. Ayrıca gelişim gösterdikçe yeni özelliklerin kilidini de açıyorsunuz. Başta da söylediğim gibi her strateji oyununda olduğu gibi kaynak toğlama ve kaynak yönetimi Iron Throne'da da oldukça önemli. Kaynak konusunda sıkıntı yaşamamak için maden, çiftçilik gibi kısımlarda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor.



Sonuç olarak Iron Throne, mobil platformda olmasına karşın önemli özelliklere sahip olan bir yapım. Iron Throne ayrıca başarılı grafikleriyle de oldukça iddialı ve mobil platformun sınırlarını zorluyor. Savaş sırasında çıkan ara sahneler hem sinematik yapısını güçlendirmiş hem de oyuna ayrı bir hava katmayı başarmış. Kısacası Iron Throne türü seven oyuncuları fazlasıyla tatmin edecek bir oyun olmayı başarmış da diyebiliriz. Bu şekilde de oynanabilecek güzel bir stratejik oyun olabilir...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 13-05-18, 02:51 #52
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Kingston DataTraveler Elite G2 İncelemesi

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere FlashBellek hakkında bilgiyi araştırmalar doğrultusunda aktaracağım...128 GB kapasiteye sahip yüksek performans sunan USB ve 3.1 Gen 1 arayüzünü kullanan bir USB bellek arıyorsanız, Elite G2 aradığınız model olabilir.

Sonuç olarak Kingston DataTraveler Elite G2, gayet performanslı çalışan uygun bir USB çözümü oluyor. Küçük boyutları ve metalik yapısıyla tasarım anlamında bizi kendinden memnun bırakan bellek, ayrıca yüksek performansıyla da beğenilecek türden.Kingston DataTraveler serisinin en yeni USB flaş sürücüsü olan Elite G2, USB 3.1 Gen 1 arayüzüne sahip bir ürün. Eğer anakartınız henüz USB 3.1 desteği bulundurmuyorsa bile, geriye dönük USB 2.0 desteği de sağlayan Elite G2, elbette tam performansı Gen 1 portlarda gösteriyor.

Elite G2'nin performansı kadar tasarımı da dikkat çekici. Metalik bir gövdeden oluşan Elite G2, küçük boyutlarıyla da ikinci USB portunu işgal etmiyor ve cebinizde çok az yer kaplıyor. Ayrıca üzerindeki halkası sayesinde onu anahtarlığınıza da iliştirebiliyorsunuz.

USB arayüzü kısmında ise şeffaf bir kapak var. Çıkartılabilir durumda olan bu kapağı, sürücüyü bir bilgisayara taktığınızda kaybetmemeye dikkat edin.Elite G2, elimizde 128 GB'lık modeliyle bulunuyor. Diskin ayrıca 32 GB ve 64 GB'lık seçenekleri de yer alıyor. Özellikle Gen 1 portunda kullandığınızda başarılı performans gösterdiğini söyleyebiliriz. Kingston'ın verilerine göre 180 MB/s okuma, 70 MB/s yazma performans gösteren Elite G2, bizim yaptığımız CrystalDiskMark sonuçlarına göre ise adeta uçuyor.

Kingston DataTraveler Elite G2'nin 128 GB'lık modelini şu an piyasada 359 TL fiyatla bulabiliyorsunuz.

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 14-05-18, 00:45 #53
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: HP DeskJet Ink Advantage 5275 İncelemesi

Merhabalar Arkadaşlar Bugün Sizlere Çok Fonksiyonlu yazıcı hakkında yaptığım araştırmaları aktaracağım...Oldukça kullanışlı bir çok fonksiyonlu yazıcı olan DeskJet Ink Advantage 5275, aynı anda tüm işlemleri yapsın ve kablosuz özelliklere sahip olsun isteyen kullanıcıların radarına girecek bir cihaz oluyor. Kompakt yapısıyla da tercih edilecek olan DeskJet Ink Advantage 5275, 580 TL dolaylarında fiyatla bulunabiliyor.



HP'nin All-in-One kategorisine ait bir model olan DeskJet Ink Advantage 5275, böylece yazdırma, tarama ve kopyalama işlemlerini yerine getirebiliyor. Mürekkep püskürtmeli yapısı ve bunu düşük maliyetle sağlamasıyla dikkat çeken DeskJet Ink Advantage 5275, olabildiğince de kompakt boyuta sahip.

Ön yüzünde minik bir ekran da bulunduran DeskJet Ink Advantage 5275 , bu monochrome ekranıyla yazıcıyı kolayca yönetebilmenizi sağlıyor. Zira ekran dokunmatik yapıda.



DeskJet Ink Advantage 5275'nin en önemli avantajları arasında kablosuz ağ desteği yer alıyor. Kablosuz ağ desteği sayesinde ister ağınıza dahil edebiliyorsunuz ister yalnızca akıllı telefonunuz üzerinde çıktı alabiliyorsunuz. Bunun için HP'nin uygulamalarını telefonunuza indirmeniz yetiyor. Böylece uygulama üzerinden yazıcı ihtiyacını karşılamanız mümkün.DeskJet Ink Advantage 5275'in baskı kalitesi ise gerçekten iyi. Gerek siyah / beyaz baskılarda, gerek renkli baskılarda tatmin edici sonuçlar veren yazıcı, özellikle renkli baskılarınızda doygun tonlarıyla sizi kendinden memnun bırakacak.Baskı kalitesi kadar baskı süresiyle de selef modele göre geliştirilen DeskJet Ink Advantage 5275, dakikada 10 sayfa siyah / beyaz, yine dakikada 7 sayfa renkli baskı alabiliyor. Böylece süratli baskı alabileceğiniz yazıcının aylık baskı kapasitesi ise 1250 A4 olarak öngörülüyor.

Teknik Detaylar

Yazıcı Tipi Çok fonksiyonlu
Teknoloji Mürekkep püskürtmeli
Baskı Türü Renkli
Baskı Kalitesi 4800x1200 renkli, 1200x1200 s/b
Baskı Hızı 7 sayfa/dakika renkli, 10 sayfa/dakika s/b
Ekran 2.2 inç Hi-Res Mono LCD
Bağlantılar USB, 802.11 b/g/n Wi-Fi

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 15-05-18, 00:21 #54
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Intel Optane SSD 800P İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün sizlere Piyasada yeni gördüğüm bir SSD Disk'in araştırmasını sunacağım...Intel, kısa bir süre önce Optane SSD 905P PCIe sürücülerini piyasaya sürmüştü. PCIe slotunu kullanan bu SSD'den önce ise, M.2 slotunu kullanan Optane sürücülerini CES 2018'de tanıtmıştı. 58 GB ve 118 GB kapasiteli olarak gelen bu ürünler, Optane sürücülerin ilk olarak veri merkezlerini ve sunucuları hedefleyen kullanımını son kullanıcıya indirgiyor. Böylece Intel'in Optane sürücüleri de yavaş yavaş ev ve ofis kullanıcıları için de yaygınlaşıyor diyebiliriz. Ancak hemen söylemek lazım, bu cihaz GB başına maliyet olarak biraz pahalı bir ürün oluyor. Elimizde 118 GB'lık modeliyle bulunan Intel Optane SSD 800P, 199 Dolar fiyat etiketine sahip.Optane sürücüler, Intel ve Micron'un yüksek hızlı depolama belleği olan 3D Xpoint'i kullanıyor. 3D Xpoint yongası ile Intel Optane SSD 800P, az önce de söylediğimiz gibi 58 ve 118 GB'lık iki farklı kapasite seçeneğine sahip. Elimizde 118 GB'lık modeliyle bulunan cihaz, bu kapasitesiyle başlı başına bir depolama alanı olarak kullanılmaktan ziyade, bilgisayarın performansını arttırmak üzere, işletim sistemini çalıştıracağınız, önyükleme olarak kullanacağınız ana bileşen olacak.Anakartın M.2 slotunu kullanan Optane SSD 800P, Windows 10 işletim sisteminde açılışta 10 saniye gibi bir sürede bilgisayarı hazır hale getirirken, diğer uygulamalarda da açılış sürelerini kısalttığı gibi, performans açısından da büyük bir artış vadediyor.



NAND SSD'lere kıyasla daha yüksek performans bekleyen, önyükleme alanı olarak iyi bir depolama alanı isteyen ve RAID kullanmayı düşünenler Intel Optane SSD 800P'yi tercih edebilirler.

Intel Optane SSD 800P serisi, her ne kadar hızlı olsa da, açıkçası fiyat/performans konusuna takılıyor. Zira disk ile alacağınız maksimum sıralı okuma performansı 1450 MB/s, sıralı yazma değeri ise 640 MB/s. Saniye başına gerçekleşen girdi / çıktı işlemi anlamına gelen IOPS sayısı ise rastgele okumada 250 bin, rastgele yazmada ise 145 bin civarında. Evet, geleneksel NAND belleklerden daha yüksek performans sağladığı doğru. Ancak Bu noktada ondan daha yüksek performans sunan M.2 modelleri daha uygun fiyatlı olarak bulmak mümkün oluyor.

Sonuç olarak Intel Optane SSD 800P, NAND SSD'lere göre performans avantajı sağlamasıyla öne çıkıyor. Ancak kendi kulvarında diğer modellerle kıyaslandığında fiyat/performans noktasında pahalı bir ürün oluyor. RAID olarak kullanıldığındaysa daha yüksek performans sağlamak mümkün. Bu şekilde Kullanımını yapabilirsiniz...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 16-05-18, 08:03 #55
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Vestel Venus Z20 İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere vestel venüsün yeni çıkan serisini anlatacağım... Bir sitede görmüştüm, hoşuma gitti baya Geçtiğimiz Mobil Dünya Kongresi'nde yine birçok akıllı telefon modeli tanıtılmış, ancak bunlardan ülkemiz için belki de en çok heyecan yaratanı Vestel'in tanıttığı Venus Z20 modeli olmuştu. Vestel'in akıllı telefon kategorisinde üst segmentte çıtayı yükselten modeli olan Venus Z20, ülkemizde satışa çıktı ve lansmana özel avantajıyla ile beraber geldi. Hepsinden bahsedeceğiz, ancak önce sözü Venus Z20 ile açalım ve önce telefonun tasarımına bakalım.

Venus Z20, tasarımıyla çok şık bir model olmuş açıkçası. Tıpkı ön yüzü gibi arka yüzü de yekpare cam malzemeden oluşan telefon, 3 farklı renk seçeneği ile geliyor. Elimizde altın sarısı rengiyle bulunan telefon, sedef mavisi ve inci siyahı gibi iki etkileyici renge daha sahip. Renk seçenekleri yeterince iyiyken, bir de arka yüzün ışık oyunu yapan aynalı yapısı, telefonu kılıf ardına gizlemek istememenize sebep olacaktır kanaatindeyiz. Bu arada telefonu kılıfsız kullanırsanız, Gorilla Glass ile korunduğunu da bilmeniz yararınıza olacak.

Metal ve cam malzemenin birleşimden oluşan Venus Z20, boyutları itibariyle de oldukça kullanışlı bir model olmuş. Elde iyi bir dengesi bulunuyor ve ağırlığı da gayet yerinde. İnceltilmiş kenarlarıyla ön yüzden baktığınızda da iyi bir görüntü sunan telefon, ekranda son dönemin trendi 18:9 görüntüyü takip ediyor. Ekran kenarları 2.5D şeklinde tasarlanırken, ekran büyüklüğü de 5.65 inç olarak karşımıza çıkıyor. Venus Z20'nin ekran çözünürlüğü ise 1920x2160 piksel. Böylece yüksek çözünürlük sunan telefon, ekran paneliyle de INCELL IPS LCD'yi kullanıyor ve böylece renk doygunluğunda olduğu gibi görüş açısıyla da geniş bir alan sunuyor.

Telefonun çevresine baktığımızda, üst kenarda kulaklık girişini görüyoruz. Ayrıca kutu içeriğinde kulak içi kulaklıklar da yer alıyor. Sol kenarda microSD kart ve SIM kart çekmecesi, sağ tarafta ses ve güç butonları, alt yanda da USB-C portunun yer aldığını görüyoruz.

Telefonun arkasını tekrar çevirdiğimizde, ortaya ortalanmış, çevresinde kullanılan bezel ile yeri kolayca bulunabilen bir parmak izi sensörünün olduğunu, üst köşede de detaylarından az sonra bahsedeceğimiz çift kamerayı görüyoruz.



Venus Z20, lansmana özel olarak bir kampanya ile birlikte geliyor. Venus Z20'nin kalabalık bir kutusu var. Kutudan fiyatı 229 TL olan Desibel Bluetooth kulaklık ile çıkan Venus Z20, böylece mobil müzik dinleme keyfini katlıyor. Kulaklık, hem tasarım hem ses kalitesi ile gayet başarılı. Böylece az önce bahsettiğimiz kutu içinden çıkan kulak içi kulaklıklara ilave olarak bir de kulak üstü kulaklığınız olmuş oluyor. Hangisini kullanacağınız konusunda seçim sizin elbette, ancak müzik dinlerken fizy'i açacağınızdan eminiz. Zira Venus Z20 ile fizy de tam 1,5 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanılabiliyor.

Evet, Vestel yeni telefonunun yanına yalnızca güzel bir kulaklık koymamış, öte yandan değeri 695 TL'yi bulan yazılım ve güvence paketini de beraberinde bu lansmana özel kampanya ile sunmuş. Fizy'nin yanı sıra Oscar'lı filmler, Premier Lig ve NBA maçları gibi yayınlarla bilinen TV+ da 1,5 yıl boyunca Venus Z20'lilere hediye ediliyor. Güvence konusunda da Venus Güvencem hizmeti paketi devreye giriyor. Bu paket ile telefonunuz bozulursa, kırılırsa veya çalınırsa, güvence altındasınız; Vestel bu konuda size ücretsiz garanti sunuyor.



Son olarak yine kullanışlı iki diğer hizmetin daha yer aldığını ve bunların da 6 ay boyunca ücretsiz olarak kullanıldığını söyleyelim. Bu ikisi ise, Filbox ile Diyetkolik oluyor. Tüm bunlarla beraber film, müzik, spor ve güvence konusunda güzel bir paket olarak sunulan Venus Z20dir... Ve çok temiz bir telefondur...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 21-05-18, 02:04 #56
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Razer Naga Trinity İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün sizlere Razer Naga Hakkındaki Bilgileri aktaracağım... Razer Naga Trinity, özellikle MOBA ve MMO oyuncularına hitap ediyor. Ancak bu iki oyun türünün yanı sıra diğer oyunları da oynayanlar, performansıyla kendinden memnun kalacaklardır.

Razer Naga Trinity, MOBA veya MMO türü oyun oynayan ve hatta bunların yanı sıra FPS'ye de ilgi alaka duyan oyuncular için çok keyifli bir fare. Sahip olduğu özellikler, oyun arenasında yeteneğinizi ve performansınızı geliştirmeniz için rahatlıkla kullanılabilir. Yan plakaların değiştirilebilmesi ve hatta Synapse yazılımı üzerinden özelleştirilebilmesi esneklik sağlarken, farenin ergonomik rahatlığı da uzun süreler oyundan kopmamanız anlamına geliyor.Elbette modüler tasarım anlayışını benimseyen tek marka Razer değil. Naga Trinity'nin karşısında Roccat Nyth de olmak üzere farklı modeller de yer alıyor. Öte yandan elbette ucuz da bir fare değil Trinity. Şu an fiyatı 459 TL, ancak bu fiyatla Nyth karşısında fiyat avantajı sağlıyor; bunu da söylemek lazım.
Naga Trinity, kullanıma göre şekil değiştirebilen bir fare. Farenin sol kenarını kullanımınıza göre şekillendirebilmeniz için 3 farklı yüzeyle geliyor. Evet, kutu içeriğinde 3 adet farklı işlenmiş sol yan plaka mevcut. Bunlardan dilediğinizi yerleştirip fareyi o şekilde kullanabiliyorsunuz. Bu sayede MOBA ve MMO tarzı oyunlarda ihtiyaç duyulan programlanabilir tuş sayısına ulaşılabiliyor.



Modüler tasarımdan dolayı akla gelen sorulardan biri kuşkusuz sağlamlık hissi olacaktır. Plakanın yerleştiği fare yüzeyinde mıknatıslı pinler yer alıyor. Bu pinler oldukça sağlam bir şekilde plakayı çekiyor. Kullandığımız uzun süre boyunca herhangi bir sıkıntı gözlemlemedik. Hatta plakayı yerinden çıkartmak, takmaya göre bir hayli güç. Yani oyun esnasında fare yüzeyinde pervasızca hareket edebilirsiniz.

Elbette yapı itibariyle her ne kadar MOBA ve MMO için tasarlanmış olsa da, Naga Trinity diğer oyun türleri için de gayet performanslı çalışan bir fare, bunu söylemek lazım. 16 bin DPI seviyesi ve 5G optik sensör ile hareketlerinizde yumuşak ve yüksek hız sunuyor. Fare yoklama oranının da 1000Hz ultrapolling seviyesinde olduğu da muhakkak. Bu anlamda farenin performans konusunda en ufak bir sorunu yok. Ha, hazır modüler tasarım gözetilmişken keşke ufak da olsa değiştirilebilir ağırlık seçenekleri de eklenseymiş demeden geçemiyoruz. Zira Naga Trinity, fiyatıyla da pek ucuz bir fare değil.

Naga Trinity'nin performansını kendinize göre şekillendirmeniz mümkün. Razer Synapse 3.0 yazılımı üzerinden tüm özelleştirmeleri sağlayabiliyorsunuz. Elbette bunun içinde Razer'ın çok sevilen Chroma ışıklandırmaları da var.

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 22-05-18, 01:43 #57
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Dark AquaForce W242R Water Cooling İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün Sizlere İşlemci Soğutucuyu araştırmasını aktaracağım...AquaForce W242R'ye alteranatif olarak Akasa Venom R20 veya Aerocool Likai240 modelini de tercih edebilirsiniz.

Kallavi sıvı soğutmalardan biri olan AquaForce W242R, çift radyatör tasarımıyla dikkat çekerken, toplam ağırlığı da 1 kilogram gibi bir seviyede. Geniş kasalara sıkıntı yaşatmadan rahatlıkla montaj edilebilecek olan ürün, çift 120 mm'lik fanlarıyla beraber geliyor pek tabii. Yine kutu içeriğinde özel anakart plakası ve bağlantı elemanlarını da bulunduran cihaz için termal macun da unutulmamış.LED ışıklandırmalı bir yapıda tasarlanan AquaForce W242R, bu yapısıyla özellikle şeffaf kasaları tercih eden oyuncular için özel duruyor. Kırmızı renkli LED'ler, fanlar çevresinde halka şeklinde ışıldarken, ayrıca sıvı pompası da bu renge eşlik ediyor.

Sıvı pompasının altında yer alan bakır taban oldukça geniş. Özellikle daire biçimli tabanlara kıyasla işlemci üzerinde daha etkili soğutma olanağı tanıyor. Keza 240 mm radyatör üzerine yerleşen 120 mm'lik fanların yük altında 2000 devire kadar dönüş hızına ulaşmasının da bunda pek tabii ki etkisi var. Bu arada fanların günlük kullanımda, yani pek yük gerektirmeyen çalışma temposunda yaklaşık 900 devirle döndüğünü de söyleyelim.Cihazın pompası saatte 100 litre sıvı döndürme kapasitesinde. Ancak pompanın sesini duymayacaksınız bile onu söyleyelim. Fanların sesine gelecek olursak elbette yük altında biraz sesli çalışıyor, fakat çok gürültülü değil.

Eğer yeni sistem topluyor veya güncelliyorsanız sıvı soğutmalar, etkili performansıyla tercih sebebi. Bu tercihlerden biri de rahatlıkla AquaForce W242R olabilir. Oldukça etkili bir soğutma performansı sağladığımız cihaz, fiyatıyla ise 466 TL civarında. Bu kategorideki muadilleriyle yakın fiyatta seyrediyor, ancak tek seçenek o değil. Bence Bu anlamda biraz daha uygun fiyatlı olması, tercih edilebilirliğini arttırırdı kanaatindeyim...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...





 
Eski 23-05-18, 01:01 #58
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Spigen iPhone X Aksesuarları İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere aksesuarlar arasında ilginç bir araştırmayı aktaracağım...İlk olarak Spigen Essential F303W kablosuz Qi hızlı şarj cihazına yakından bakacağız. İsminden de anlaşılabileceği gibi bir kablosuz şarj pedi olan bu cihaz, yalnızca iPhone X ile değil, daha pek çok akıllı telefonla uyumlu aslında. Zira cihaz, Qi kablosuz şarj teknolojisini kullanıyor ve bu standardı benimseyen akıllı telefonlarda çalışıyor. iPhone 8'den Note 8 ve Galaxy S8'e kadar pek çok modelle uyumlu olan stand, şarj alanıyla oldukça geniş; yüzeyde 2 bobin yer alıyor.Stand özelliği sayesinde telefon şarj olurken rahat bir görüş açısı da yakalayabiliyorsunuz. Üzerindeki LED ışığı ile şarj olup olmadığını kontrol etme imkanı da var. Öte yandan telefonu kılıf ile kullanıyorsanız, şarj etmek için kılıfı çıkartmanıza gerek yok. Elbette kablosuz şarj kablo kadar seri şarj etmiyor; yani işin özü bu cihaz acelesi olanlar için değil.

Kılıftan bahsetmişken iPhone X için güzel ve sade bir kılıf arayanlar için iyi bir örnek var. Eğer tercihiniz sadelikse, AirSkin tam size göre. Zira fazlasıyla sade bir tasarıma sahip olan bu kılıf, oldukça ince olmasıyla da iPhone X'un yapısını bozmuyor, onu kalınlaştırmıyor. Özel plikarbonat malzemeden oluşan AirSkin, siyah ve beyaz renk seçeneğiyle de bulunabiliyor.

Güçlü ve kaslı bir koruma kılıfı isteyenler için ise özel bir model geliyor: Spigen iPhone X Slim Armor, oldukça kallavi bir kılıf. Gerek arka yüzeyi, gerek ekran kenarlarını koruyan bombeli hatlarıyla düşme testlerinin birincisi. Military-Grade koruma onaylı olan bu cihaz, çift katman içeriyor. Bu sayede de çok güvenli bir model oluyor. Elbette bu da onu biraz kalınlaştırıyor doğrusu.

Sonuç olarak iPhone X pahalı bir telefon ve hemen her pahalı telefon gibi onun da korunmaya kollanmaya ihtiyacı var. Zira pek çok pahalı oyuncak gibi bir o kadar kırılgan, bir o kadar dayanıksız. O nedenle onca para verip zaten bir iPhone X satın aldıysanız, bu aksesuarlara vereceğiniz para devede kulak kalacaktır. O nedenle iPhone aksesuarlarında fiyat/ performans oranı kurmuyorum bile. Kaldı ki oldukça da uygun fiyatlılar.


Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...





 
Eski 24-05-18, 01:12 #59
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Monster Abra A5 V13.4 İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Notebook araştırması için aktaracağım...Abra A5'i önce tasarım özellikleriyle tanıyalım. Mat malzemeli bir yapıya sahip olan dizüstü bilgisayar, yine mat panel ekranı ve çevresinde çok da kalın durmayan çerçevesiyle bize 15.6 inç boyutunda bir görüntü sunuyor. Ekran boyu avantajını, genel gövde boyutlarında kullanan laptop, 27 mm kalınlığında. Evet, pek ince bir model sayılmaz, ancak yine de kallavi laptop'lara kıyasla çantada kendine rahat yer buluyor. Laptop'ın ağırlığı ise 2.4 kilogram.Bütçesi yüksek olmayan, ancak yenilikçi bir oyuncu notebook'u arayan oyun severler, Monster Abra A5 V13.4'ü rahatlıkla tercih edebilirler.

Türkiye'de oyuncu notebook'u dendiğinde akla gelen ilk marka olan Monster, elbette bu bilinirliği kolay edinmedi. Uzun yıllardır oyunculara özel birbirinden başarılı modelleri hazırlayan şirket; her oyuncuya göre bir dizüstü bilgisayar modeli sunmasıyla dikkat çekiyor. Semruk, Tulpar, Markut, Huma ve Abra gibi aileler altında farklı versiyonlarla kalabalık bir ürün arşivine sahip olan Monster, bugün bunlardan Abra A5 V13.4 modeliyle bizlerle.

Bu gibi oyun platformlarında soğutma bilhassa önemli. Abra A5'te bunun için çift fan sistemi kullanılıyor. Laptop'ın arka tarafında köşelere yerleştirilen fan sistemi, ayrıca turbo özelliğine de sahip. Bu sayede yük altında otomatik olarak devreye giren turbo fan sistemi, serinlik ve dolayısı ile performans getiriyor. Dilerseniz, bu sistemi kendiniz manüel olarak da aktifleştirebiliyorsunuz. Güç tuşunun hemen yanında turbo fan tuşuna basarak bunu açmanız mümkün.

Abra A5'in bağlantılarına da bakalım. Bağlantılar arasında, 2 adet USB 3.1'ın yanı sıra 4 adet USB 2.0 ve akra tarafta 1 USB Type-C portu yer alıyor. Böylece geniş bir USB bağlantısına sahipsiniz. Ayrıca HDMI ve Ethernet portları da mevcut durumda. Yine kulaklık ve ses bağlantıları ile SD kart girişi de unutulmamış pek tabii. Son olarak laptop'ın Sound Blaster Cinema 5 destekli ve Subwoofer'ın yerildiği 2x2W hoparlör sistemine sahip olduğunun da altını çizelim.Intel'in 8'inci nesil işlemcisinden güç sağlayan laptop, Core i7-8750H işlemcisiyle 2.8 GHz taban frekansta çalışıyor. Ancak yük altında 4.1 GHz tavan frekansa ulaşıyor. 6 fiziksel çekirdekli işlemci, 12 izlekle fazlasıyla performanslı. Zaten bu işlemci oldukça yeni; bu yılın ikinci çeyreğinde piyasaya çıktı. O anlamda Abra A5 V13.4, yeni nesil bir notebook almak isteyenler için ideal bir seçim olacak.

Abra A5'le performans notlarımıza geçmeden önce laptop'ın ekranına da bir bakalım elbette. 15.6 inç boyutunda, standart bir ekranı bulunuyor. 1080p, yani Full HD çözünürlük sunan ekranın özellikle mat panele sahip olması çok önemli detay. Böylece ışıklı ortamlarda yansımaları dert etmenize gerek yok. Yani, masanız pencere kenarındaysa, güneş yansısından etkiniz en aza inecek. Öte yandan panelde IPS tercih edilmiş. Bu da ekranın görüntüleme açılarıyla ilgili sorun yaşamayacağınız ve geniş renk alacağınız anlamına geliyor.

Sonuç olarak Abra A5, güzel bir model olmayı başarıyor. Sınıfı için fazlasıyla ideal bir performans üretiyor. Intel'in yeni nesil işlemcisiyle birlikte gelmesi, M.2 SSD ile performansa olumlu katkı sağlaması ve GTX 1050Ti ile oyunlarda iyi iş çıkartması, Abra A5'in önemli artıları oluyor. Öte yandan Abra A5'in diğer özellik bakımından getirdikleri de önemli. Ses performansı bir yana, bağlantı zenginliği sunması ve ekranıyla da iyi bir görüntü üretmesi, bu dizüstü bilgisayardan yalnızca oyun noktasında değil, genel kullanım alanında da uzun vadede yararlanabileceğinizi gösteriyor. Bu anlamda şu sıralar iyi bir dizüstü bilgisayar satın almak isteyen ve özellik bakımından da daha üst gömlek modellere bütçesi yetmeyen oyun severler Abra A5 V13.4'ü rahatlıkla tercih edebilirler.

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla..

 
Eski 25-05-18, 00:39 #60
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Asus ROG Strix Fusion 500 İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün Sizlere kulaklık ile ilgili bilgileri aktaracağım... Fusion 500, görüntü olarak Fusion 300 modeline bir hayli benziyor. Görüntü olarak en önemli fark ise RGB aydınlatmaya sahip olması ki buraya tekrar döneceğiz. Üründe Hi-fi sınıfı ESS ES9018 Dijital-Analog Dönüştürücü ve SABRE9601K amfi kullanılıyor. Biri kumaş biri ise deri kaplama iki ayrı kulak yastığı seçeneğiyle beraber gelen Fusion 500, 50mm Asus Essence sürücülerine sahip.Fusion 500, kulaklara bir miktar baskı yapsa da yeterince rahat bir kulaklık. Ses kalitesi ise muhteşem, açıkçası uzun süredir test ettiğimiz modeller içinde bizi en fazla tatmin eden modellerden birisi olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Yukarıda saydığımız donanımlar yanında Bongiovi Acoustics ile beraber geliştirilen 7.1 Sanal Surround sisteminin de bu duruma önemli katkısı var.

Fusion 500'ün dijital boom mikrofonu hayli kaliteli ve kullanılmadığı zamanlarda kulaklığın gövdesi içinde kayboluyor. Ses açma kapama tuşları ise alışılageldik yerinde değil, Sezgisel Dokunmatik Kontrol teknolojisi sayesinde kulak yastıklarının dış düzeylerine atanmış durumda. Müziği başlatmak, durdurmak veya sesi açıp kapatmak için parmağınızı yüzeyde kaydırmanız yeterli.

Fusion 500 oyuncuların kesinlikle ilgisini çekecek üst seviye bir kulaklık. Müzik performansının da son derece başarılı olduğunu belirtelim. Ürün şu anda yurt dışında 179 dolarlık bir fiyat etiketiyle satılmakta ki bu kendisini fiyat düzeyi olarak da "üst seviye" olarak adlandırmamıza yol açıyor. Dolar almış başını gitmişken Fusion 500'ün şu an Türkiye fiyatı ise 1049 TL seviyesinde.

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ile, nasıl, tanıtımlar, yapıp, ürün

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:18
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018