Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 11-04-18, 18:05 #21
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Solaris 11


Merhabalar Arkadaşlar Bugün Sizlere yazılım Ağı hakkında belirli bilgiler vereceğim...

OpenStack dağıtımı

  • OpenStack'e kurumsal kalite getirir
  • Hem SPARC hem de x86 için eksiksiz bir OpenStack dağıtımı sunar
  • Kurumsal DBaaS için en iyi OpenStack platformu
  • Kolay kurulum, sorunsuz sürüm yükseltme

Bulut için entegre tasarımlı, tavizsiz sanallaştırma

  • Performans kaybı olmadan ve en yüksek konsolidasyon oranları ile en verimli kurumsal bulut sanallaştırmasını sağlar
  • Herhangi bir ücret ödemek zorunda kalmadan tamamen sanallaştırılmış büyük ölçekli uygulamaları çalıştırarak en ölçeklenebilir kurumsal bulut sanallaştırmasını sunar
  • Yaşam döngüsü yönetimi, ağ iletişimi ve güvenlik ile sıkı entegrasyon halinde bir yerleşik sanallaştırma yapısını, ek bir yazılım ihtiyacı veya maliyet yaratmadan sunar
  • Bölgedeki fonksiyonelliği, bağımsız yama/sürüm yükseltme ve canlı sistem geçişi ile bağımsız bölge çekirdeklerinin varlığına izin verecek şekilde genişleterek, hareketli iş yükleri için çok daha fazla esneklik sağlar
  • Benzersiz salt okunur sanal ortamlar sağlayarak sabit ve hareket halindeki verilere yönelik koruma sağlamak için Oracle Solaris güvenliğini tamamlar

Solaris ZFS ile bulut ölçeğinde veriler

  • Gelecekte büyüme için sınırsız kapasite ile tasarımın ölçeğini genişletmenize olanak sağlar
  • Rakip tekliflere kıyasla ölçülebilir tasarruf sağlayan entegre ZFS şifreleme, sıkıştırma, kopyalama, anlık görüntüler ve klonlama işlevi sunar
  • Yerleşik sıkıştırma özelliği, depolama gereksinimlerini 10 kata kadar azaltır
  • Flash'a duyarlı, katmanlı depolama havuzları sayesinde en iyi depolama performansını sağlar

Bu özelliklere göre de Bu saat kısmı biraz daha diğerlerine göre pahalı olabilmektedir...

Eğer Anlamadıysanız Daha detaylı bilgiler için buradaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla



__________________
 
Eski 12-04-18, 08:50 #22
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Shadow of the Colossus incelemesi


Merhabalar Arkadaşlar Bugün sizlere Bir Oyun tanıtımında bulunacağım yaptığım araştırmalar sonucu Buraya direk yazdım... Shadow of the Colossus'un çıkmasından bu yana 13 sene geçti. İlk olarak 2005'te PS2 için çıkan yapım, 2011'de ise yenilendi ve PS3 platformunda satışa sunuldu. Şimdi ise PS4'e geldi.

Oyunda Wander isimli genç bir savaşçıyı yönetiyoruz. Wander, Mono isimli genç bir kadının bedenini bir tapınağa getirir. Mono'nun yeniden hayata dönmesi için Dormin isimli varlıkla konuşur. Mono'nun yaşamı için Wander'ın 16 farklı devi (Yani Colossus) öldürmesi gerekmektedir. Bundan sonra ise macera başlıyor. Bu arada oyunun Türkçe altyazı desteğine sahip olduğunu da belirteyim.

DEVLERİ YENMEK KOLAY DEĞİL

Her bir Colossus, tapınakta 16 farklı heykele denk geliyor. Her birini yenince bu heykellerden biri de yıkılıyor. Devler gerçekten de kocamanlar ve ilk gördüğünüz zaman oldukça korkutucu geliyorlar. Fakat her birinin belirli zayıf noktaları var. Bu zayıf noktalara vurunca devlerin enerjileri azalıyor ve sonunda yere yığılıyorlar.

Devleri yenmek de kolay değil, her birinin yenmek için belirli bir strateji yapmak gerekiyor. Bulmaca çözmek gibi. Zaten devlerin olduğu mekanlar da bu duruma göre ayarlanmış. Mesela bir devin zayıf noktası kafasında. Fakat tırmanmak için kafasını aşağı eğmesi gerekiyor. Wander'ı karanlık tarafa doğru çekince, dev onu görmüyor ve Wander'ın olduğu yere vurup yıkmak isterken sersemliyor. Eğilince ise Wander kafasına tırmanıp, zayıf noktaya kılıcını saplıyor. Wander herhangi bir devi öldürdüğü zaman karanlığın kolları tarafından sarmalanıyor ve gözünü yeniden tapınakta açıyor.

Devleri bulmak içinse Wander'ın kılıcı rehberlik yapıyor. Kılıcı ışıklı ortamda havaya tutunca, gideceğiniz yeri görüyorsunuz. Ancak ışık olmayınca herhangi bir şey görünmüyor.



OYUNDAN DAHA ÇOK MİTOLOJİK BİR HİKAYE

Shadow of the Colossus'un devleri mistik bir amaca hizmet ediyorlar. Oyunun dünyasında devler dışında başka bir düşman yok. Çevrede ise balıklar ve kuşlar dışında başka bir canlı bulunmuyor. Eğer yakalayabilirseniz, kuşlara veya balıklara belirli bir süre tutunabilme imkanınız da var. Kocaman ıssız topraklarda Warder ve atı Agro, devlerin peşinde koşturuyor. Shadow of the Colossus, mistik bir dünyaya sahip. Aslında mitolojik bir dünya. Shadow of the Colossus da bir oyundan daha çok mitolojik bir hikaye. Ueda'nın çoğu oyununda olduğu gibi karakterin özelliklerini, geçmişini, hikayenin tarihçesini ortaya çıkarmak oyuncuya bırakılmış. Bu tür keşifler ve hayran teorileri için bolca ince detay var.

Oyunun yeniden uyarlanmış hali Bluepoint Games tarafından PS2'deki orjinal oyunun kodlarına dayanarak sıfırdan geliştirildi. Grafikler gerçekten çok güzel. Özellikle de devlerin modellemeleri harika yapılmış. Görsel detaylar kendini belli ediyor. Grafikler mitolojik dünyayı harika yansıtıyor. Müziklere gelecek olursak, oldukça başarılılar. Devlerle çarpışırken ve son darbeyi vurduğunuzda çalan parçalar muhteşem. Müzikler ve efektler Shadow of the Colossus'un atmosferini tamamlıyor.



Shadow of the Colossus'un eksileri de var. Kontroller ve kamera sorun çıkartabiliyor. Oyunu oynarken kamera yüzüne iki devde Wander'ın canı boşuna azaldı ve öldü. Bununla birlikte Agro'nun da kontrolü zor olabiliyor. Agro istediğiniz yöne gitmeyebiliyor, bazen bir kayalığa veya duvara da takılabilir. Bununla birlikte bir keresinde de oyun dondu.

Yaklaşık 10 saat kadar oynanış süresi sunan yapımda, çevreyi gezmekten ve fotoğraf modundan dolayı süreyi uzatabilirsiniz. Yapımın dünyasında etkileyici birçok mekan var ve fotoğraf modunu kullanarak, ekran görüntüsü alabilirsiniz. Oyunu oynadığımız zaman fotoğraf modunu sıklıkla kullandık.

Sonuca gelecek olursak, Shadow of the Colossus gerçekten güzel bir oyun. Üzerinden geçen bunca yıla rağmen duysasal bir oyun deneyimi sunuyor. Yine de Shadow of the Colossus'un tüm oyunculara hitap etmediğini de belirtelim.

+Mitolojik bir hikaye ve dünyası var
+Grafikler ve müzikleri mükemmel
+Türkçe altyazı desteği olması bizim için avantaj
+Detaylı fotoğraf moduyla rahat oynayış..

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim

Saygılarımla...
 
Eski 13-04-18, 09:10 #23
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Middle-earth: Shadow of War İnceleme


Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere Benimde Nickimi Esinlendiğim Yüzüklerin efendisi filminin oyununu aktaracağım... Bu oyun grafik özellik babında çok iyi de olsa... Bu İnsanlar çağından önce Tolkienin Hikayeleri olan karanlık lorda karşı savaşan bir kaç kişinin Hikaye şeklinde ilerlediği oyundur... Oyunda görevler yapıp melkora kadar gitmeye çalışan kişilerin Acımasızca savaşmasına neden olan güzel zevkli bir oyundur...



Shadow of War'u alternatif bir Yüzüklerin Efendisi hikayesiymiş gibi değerlendirin! Özellikle oyunla film üçlemesi arasında organik bağ kurmaya çalışırsanız oyundan alacağınız keyif bir hayli azalacaktır. Yok efendim neden Shelob seksi bir kadın, Galadriel'in suikastçisi ne alakaymış, Balrog ne arıyor orada, niye yeni Güç Yüzüğü var demek yerine oyunun hikayesini alternatif bir gerçeklik gibi kabul edin.

Serinin ikinci oyunu, Shadow of Mordor'un kaldığı yerden devam ediyor. Talion ve Celebrimbor, Sauron'un kirli ruhunun değmediği bir Güç Yüzüğü dövüyorlar ve bu yüzüğün gücüyle Karanlık Lord'a meydan okuyorlar. Koskoca Sauron'un bu meydan okumayı boş geçmesi mümkün değil, hele ki Mordor'un içerisinde, kendi ülkesinde... Daha olayların başında Nazgûl'e karşı savaşırken buluyoruz kendimizi, durum o kadar ciddi. Hikaye dallanıp budaklandıkça bazı tanıdık yüzler ve düşmanlar karşımıza çıkıyor. Pek tabii bir sürü yeni karakter de maceramıza dahil oluyor.



Shadow of War pek çok konuda cesur davranmış ve bu cesaret de kesinlikle takdiri hak ediyor. Ork Kabileleri olsun, Ork'ların amaçlarını ve karakterlerini belli etmesi olsun bunlar güzel şeyler ve oyuna hem renk hem de derinlik katıyorlar. Oyunun benzersiz Nemesis Sistemi ile birleşince de normalde adını bile hatırlayamayacağımız Ork'lar önemli düşmanlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Kabile mantığı da başarıyla işlenmiş ve aynı kabileden Efsanevi Ork keserek "Efsanevi Set" dizmek bile keyifli açıkçası. Bu karakteristik özellikler sayesinde hakimiyetimize aldığımız Orklar bizimle bir gönül bağı oluşturabiliyor ya da bize kin duyup, ihanet edebiliyorlar. Mordor'un hiçbir zaman güvenli bir yer olmayacağını aldığımız her nefeste hissediyoruz. Hatta oyuna eklenen yeni ork rütbesi "Overlord" -ki kendisi en rütbeli Ork oluyor- bile bize ihanet edebiliyor. Bölgedeki sağ kolumuz olması gereken Ork bile bunu yapıyorsa siz düşünün artık.

Shadow of War, teknik açıdan ve oynanış olarak atası Shadow of Mordor'u her konuda kesinlikle sollamış durumda. İlk oyuna oranla tırmanabileceğimiz çok daha fazla dikey yapı var buna uygun olarak yeni güçler elde ediyoruz. Minas Ithil'de gezerken ya da Seregost'u baştan sona dolaşırken bu yeteneklerle aksama yaşamadan, akıcı ve hızlı bir şekilde seyahat edebiliyoruz. Çoğu zaman Carragor'a binmeye gerek bile kalmıyor. Dövüş sistemi de yeni Wraith yetenekleriyle canavar gibi olmuş. Hele ki Olog-hai kesmenin tadı anlatılamaz, yaşanır. Keza düşman çeşitliliği ve birlikte yaptıkları saldırı kombinasyonları da daha çeşitli artık. Zaman zaman karşınıza takım halinde çalışan Ork Kaptanları çıkabiliyor. Shadow of Mordor'da dövüş bir noktadan sonra ezbere bağlıyordu, ancak yaklaşık 40 saatin ardından Shadow of War'da hala bu dövüşte kesin bu olur diyemiyorum. Bir de ortalıkta bir sürü Ork Kaptanı olunca ve her birinin yeteneğini takip edemediğinizden savaşlar bir anda aleyhinize dönebiliyor. En güzeli de Ork Kaptanları ve daha üst rütbedeki Ork'ların dövüş stilimize alışıp bazı yeteneklerimize adapte olabilmeleri. Bu da savaşları daha zor bir hale getiriyor.



Oyunun arayüzüne de değinmeden edemeyeceğim. Bir iki minik sıkıntı dışında kusursuz olmuş. Aklıma gelen sadece iki küçük problem var. Bunlardan biri bölgedeki orduyu görmek için bir tuşa basılı tutmak zorunda olmak, diğeriyse çevrimiçi marketin genelde çok yavaş olması. Bu arada oyuna gerçek para harcamadım, bu markette Mirian'da kullanabiliyoruz. Hatta çevrimiçi görevler yaparak veya kalemizi başarıyla savunarak altın da kasabiliyoruz.

Mordor'un çorak ve karanlık olmadan önceki hallerini görmek de hoşuma gidiyor. Özellikle Nurnen bölgesi ve Orman Ruhu görevleri bu konuda oyuncuyu doyuruyor. Yine soğuk ve karlı Seregost da çeşitlilik sunuyor. Tabii Barad-Dur'a yaklaştıkça atmosfer daha karanlık ve alevli bir hale geliyor.

Ormanın ruhu Carnan Orta Dünya'nın bağrından çıkmış gibi ve Balrog hikayesinde önemli bir rol oynuyor. Bu noktada oyunun beni en çok üzdüğü şey de Balrog ile yaptığımız savaşlar oldu. Oyunda bazı Ork'lar ile yaptığımız düellolar ve savaşlar o kadar epik, o kadar iyi ki Balrog savaşı olmamış diyorsunuz. Doğru zamanda doğru tuşa bas, takip et, zayıf yerinden vur... Bu formül artık sıktı sanki ve Balrog kesinlikle daha destansı bir dövüşü hak ediyordu. Balrog görevleri hikaye ve hazırlanış olarak iyi olsa da savaşın sıkıcı olması sebebiyle benim nazarımda oyunun belki de en büyük eksisiydi.

Bununla birlikte Balrog'u hayata döndüren, Necromancer bir Ork arkadaş var. Kendisinin adı da Zog ve oyundaki en tatmin edici boss dövüşü muhtemelen onunla yaptığımız. Yani Monolith, destansı bir dövüş yapamıyor da değilsin ki? Oyunun başındaki Nazgûl savaşı veya Gul'dan özentisi Zog ile yaptığım savaşlarda terledim.



Hazır eksilerden başlamışken Monolith'in bir türlü vazgeçemediği ve önemli Ork'ların kendilerini tanıttığı o lanet olasıca sahnelerden de bahsedeyim. Yani bu fikirle ilk geleni de, bu fikre onay vereni de ayrı takdir ediyorum. Bir oyuncu oyundan nasıl soğutulur diye sorsalar vereceğim ilk örnek bu olurdu. Tamam, belki seveni olabilir ancak kimi Ork öyle bir konuşuyor ki ömrümden ömür çalıyor. Canım emilmiş gibi hissediyorum. Bu Ork Kaptanları arasında bir tanesi var ki tam 1 dakika 3 saniye boyunca konuşmuş. Bakın sevgili Oyungezerler, bu sahneleri geçemiyorsunuz da üstelik. 1 dakika 3 saniye boyunca savaşın ortasında herkesi durdurup bana laf sokup duruyor bu Ork arkadaş. Bir de birkaç tane olsalar neyse, oyun boyunca yüze yakın kaptan, savaş şefi ve overlord görüyoruz. Bunlardan bazıları tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. E yeter? Bir de 3-4 tanesinin üst üste gelmesi var ki oyun kolunu kenara bırakıp bir çay koyun derim. Döndüğünüzde hala bıdı bıdı yapıyor olacaklar.

Son bir eksi de oyundaki yan karakterlere gelsin. Lafım size değil sayın Shelob, siz muhteşemdiniz ve hikayedeki rolünüzü kusursuz bir şekilde oynamışsınız. Yine Ork yandaşlarımız da bir alkışı hak ediyorlar. Ancak Elf olsun, insan olsun Talion ile tanışan oduna dönüşüyor adeta. Castemir, Idril, Baranor, Eltariel... Hiçbiri akılda kalıcı değildi. Gözler ilk oyundaki cüce dostumuz Torvin'i aradı. Shelob için sundukları bu alternatif bakış açısını şahsen ben yedim. Kafamdaki Shelob tanımına çok ters olsa da oyunda gayet işlemiş, oyuna hayat katan bir yan karakter olmuş.



Oyun Bizlere Çok Avantaj sağlayacak... Filmi daha iyi anlamamıza neden olacaktır... Bölümler kitap ile aynı doğrultuda devam ettiği için Çok rahat görevleri geçebileceğinize inanıyorum...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 14-04-18, 10:09 #24
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: GOD OF WAR İncelemesi

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere Yılın oyunu seçebileceğimiz müthiş grafikli oyunu tanıtmak istiyorum.. bu oyun tamamıyla insanı kendisine bağlıyor... Grafik özelliğiyle kendisini etkileyen bu oyunda büyük değişim Sağladılar ve oyunda büyük ölçekte iyileşme oluştu



Oyunumuzda Hikaye modu ile hareket eden kahramanımız, Çocuğu ile birlikte bir dünya turu gibi birşeye çıkıyor... Bunu karısının son isteğiymiş gibi yansıtılmış ve bu hikaye modunda karakterin içinde tek çekim halinde hareket ediyoruz...Oyun içerisinde kötü karakterler ile savaşıyoruz başından sonuna kadar sıkılmadan oynuyabiliyoruz...Bu kahramanımız Kratostur...

Kratos Spartaların Kahraman askeridir, Bu Barbarlar ile savaşmak için meydana geldiğinde barbarlar tek tek hepsini yok ediyordu kratos bunun sonucu ne olursa olsun kazanması gerektiğini biliyordu.. ama tamamıyla yenilmişti... Tam kratosu öldürecekken kratos savaş Tanrısı Arese ''Bu savaştan beni galip çıkar, Bedenimde Canımda senin olsun'' dedi...

Ares bunu kabul etti ve olympos' dan aşağı yardım etmek için indi... Aresin yardım etmesi için basit bir bağlılık yemini yeterdi... Kratos Yeminini Şu sözlerle devam etti: Hayatım senindir ares, Bugünden itibaren tüm isteklerini yerine getireceğim dedi...



Kratos Bu bağlılık yeminiyle beraber Kılıçlar bedeninin parçası haline gelmişti Mükemmel bir güç elde etmiş, Aresin Öfkesiyle etrafa dehşet saçıyor, Barbarları kesip biçiyordu...

Ama kratos Bu gücün asıl bedelini yakında ödeyecekti... Bu bedelki herşeyden çok fazlasıydı...

Ares e ettiği yeminden sonra aresin karşı gelen herkesi öldürüyor yakıp yıkıyordu...

Kratos Arese hakaret edilen tapınağın olduğu köyü yakıp yıktı, Tapınakta kratosun girmemesi gereken bir durum vardı... İç sesi öyle diyordu...

Köyün kahini Tapınağın içinde birşey var girme demişse de girmişti yine de... Zaferle herkesi yakıp yıkıyordu...

Tapınağa girdiğinde Zafer sarhoşluğu ile herkesi öldürüyordu.. Sonra karısı ve küçük kızını da o sarhoşluk ile öldürdü.. Bunu sonradan fark etsede iş işten geçmişti... Bu hırs ile Aresin en büyük düşmanı olduğunu fark etti...

Kratosu durdurup aklını başına alması için Ares hiddetlileri gönderdi... Ares ne yaptıysa olmadı... Kratos yemini bozması için 10 hiddetliyi kılıçtan geçirmek zorunda kaldı...

Ve Tanrılar ile anlaşma yaptı, onlara bağlı olacağına yemin etti... Hades karısı olymposu ele geçirmek isterken onu ait olduğu yere gönderdi....

Tanrılardan bir tek İçindeki alevin bitmesini istiyordu.. 10 yıl sürekli bu kabuslar alevler devam etti... Pişmanlığı para etmedi...

Athenaya gitti Ve içindeki Kabuslardan ne zaman kurtulacak diye sormuştu.. Athena da son bir hizmet daha yapması gerektiğini aresi öldürmesi gerektiğini söyledi... Atinayı koruması gerektiğini söyledi...

Bu Aresi öldürmek için Tanrısal güce sahip olması gerektiğini söyleyen Kratos bunun bir tek kronos adı verilen canavarın başında taşıdığı tanrıların gücü ile olacağıydı...

Tanrıların gücünü alan kratos imkansızı başarmış aresi öldürmüştü... ares yok edilmiş atina şehri kurtarılmıştı...

Ares ölümünden sonra Kratos İçindeki bu kabuslardan kurtarması için Athenaya gitti.. İstediklerini yerine getirdiğini söylemişti...



Biz sana seni günahlarından arındıracağımızı söylemiştik kabuslarından değil diyince athena...senin yaptığın, karına yaptığın, onca masum insana yaptığını hiçbir tanrı sonlandıramaz diye devam etmişti...

Kratos Ege denizine bakan atinanın en büyük dağından intihar etmişti... 10 yıldır çektiği ızdırap sonunda bitecekti...

Athena tanrılara hizmet edenin öldürülmeyeceğini bunu Aresin yerine geçmesini istediğini söyledi... ve yeni savaş Tanrısı Kratos idi...

Kardeşini kurtarmaya çalıştı, Bunu yaparkende annesi Babasının Zeus olduğunu söylemişti... Bunun şokuyla Kardeşini kurtarmaya çalışan Kratos Thanatosa karşı mücadele etmeye başladı...

Thanatos Kardeşini öldürünce kratos Thanatosu öldürdü...

Kratos bunun üzerine tanrısal gücünü silaha aktarır ve savaşarak yeni yerler feth eder... Yakıp yıkar atinaya savaş açan bu kratos Babası zeus tarafından engel olunur... Bağlılık yemini isteyen zeusu geri çevirir ve Zeus Sen asla tek hükümdar olamayacaksın der ve gider... Kratos da sen bunun bedelini ödüyeceksin diye onu arkadan tehtid ederek gönderir...



Ölüm onu almak için Geldiğinde Gaia ve Titanlar Kratosa bir anlaşma sunarlar... Zeusu öldürmek için anlaşırlar...

Titanlar zeusu öldürmesi için Belli başlı tanrıları öldürmesini söyler Başta poseidon olmak üzere bütün Tanrıları kılıçtan geçiren Kratos zeusu da alaşa edince kendi aciz hayatına son verir

Buraya kadar Hikaye tadında anlatım yapmak istedim...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...











 
Eski 15-04-18, 14:10 #25
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Spigen F306W kablosuz hızlı şarj inceleme

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere Kablosuz hızlı şarjı tanıtacağım...

Bu şarjda Belirli bir bataryası ile kablosuz şekilde istediğiniz yerde şarj olabilecek bir özelliğe sahiptir



Aletin en önemli özelliği direk üzerine telefonu koyunca şarjı olduğudur..

Bu teknolojinin garip tarafıda işlemci gücü ve hızlı doldurmasıdır... Hızlı dolmasına sebep olan bu şarj aleti genellikle her telefon için İdeal bir alettir

Yolculukta Yanınızda bulunabilir, Ve sizlere Güzel, Hızlı şarj keyfi yaşatabilir...

Teknik özellikleri

– Qualcomm Quick Charge 3.0 Adaptör ve Kablo içerir
– İdeal performans için ünitenin Quick Charge 2.0 ya da 3.0 destekli adaptörlerle kullanılması öneriliyor.
– Qi desteğine sahip modellerle çalışabiliyor. LG V30, Galaxy Note 8, 5, Galaxy S9, S8, S7, Apple iPhone X, 8 ve 8 Plus modelleri gibi kablosuz şarj desteğine sahip güncel modellere destek.
– Isınma, yüksek akım ve kaymayı engelleyen ControlHeat teknolojili temas yüzeyi
– Alüminyum kasa

Fiyatı
199 TL'den başlayan fiyatlar ile satın alabilirsiniz...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla

 
Eski 16-04-18, 08:30 #26
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: TP-LINK Archer T9UH inceleme

Merhabalar Arkadaşlar bugün internette dolaşırken gördüğüm ve özelliklerini merak edip araştırdığım bir ürünü sizlere tanıtacağım Öncelikle cihazın sahip olduğu Wi-Fi 802.11ac değeri ile 2.4 GHz bandında 600 Mbps, 5 GHz bandında ise 1300 Mbps kablosuz bağlantı hızı sunduğunu belirtelim.

Günümüzde birçok cihaz kablosuz ağ desteği ile geldiği için bu ürüne neden ihtiyacınız olduğunu düşünebilirsiniz? Sağladığı yüksek bağlantı hızlarının dışında, TP-Link ARCHER T9UH size güçlü ve kararlı bir kablosuz bağlantı desteği sunmayı amaçlıyor.

Birçok masaüstü PC halen kablosuz bağlantı desteği sunmuyor ki, cihazın ana hedefi de bu bilgisayarlar oluyor. Bunun dışında, kullandığınız bilgisayar size 5 GHz desteği vermiyorsa, yeni nesil bağlantı teknolojilerinden yararlanma imkanı sağlıyor.

Diğer bir önemli özellikse Beamforming teknolojisi sayesinde, WiFi’a bağlanmak isteyen cihaza göre antenler sinyal dağılımını değiştiriyor. Bu sayede WiFi kapsama alanı, cihazların konumuna göre şekil değiştiriyor ve daha güçlü bir bağlantı sağlanıyor.



Ürünün son olarak fiyatına da değinelim. Archer T9UH 220 TL ile 250 TL arası fiyatlarla kolayca bulunabiliyor. bu durumda Bu fiyata değermi diyorsanız değer bence

Bu sonuçlara göre bu archer bize keyifli anlar yaşatacağına inanıyorum

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 17-04-18, 08:35 #27
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Afrin SİHA

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere Afrin harekatı için geliştirilen oyunu takdim etmek istiyorum... Bu oyun tamamen türk yapımı olup havadan bombardıman gibi özellikleri olan bir oyunumuz...

Zekeriya Akgül, “'Afrin SİHA' ismini verdiğimiz oyunda belirlenen 5 görevi yerli ve milli olan SİHA ile yerine getiriyorsunuz. Bu görevler; bir terörist sığınağını bombalamak, terör konvoyunu imha etmek ve sivilleri korumak gibi görevlerden oluşuyor. Oyunda gerçek harita ile belirlediğimiz bölgeleri alarak ilerleme kaydediyorsunuz. Ele geçirilen her alan, yeşile boyanıyor. Tüm bölümlerin tamamlanmasıyla da arayüzde Afrin'deki operasyondan görüntüler yer alıyor. Oyunu okuldaki bölüm arkadaşım Ahmet Küçük ile yaptık. Lise öğrencisi kardeşim Eren ve bölümümüzde görev yapan Öğretim Görevlisi Mücahit Büyükyılmaz da bize oyunun belli kısımlarında destek verdi." ifadelerinde bulundu.

Bu oyundaki amaç da zaten milli duyguları ortaya çıkarmak..



Proje Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman Çıbıkdiken, “Oyunu şu an Android ve IOS işletim sistemine sahip tüm mobil cihazlara ücretsiz olarak indirmek mümkün. Oyunda, bizim için stratejik öneme sahip SİHA ile verilen 5 görevi yapıyorsunuz. Oyunun adını harekatın ismine binaen ‘Afrin SİHA’ olarak belirledik. Oyunda, sonraki hedefimizle ilgili küçük bir bilgi de yer alıyor. İnşallah TSK'nın başarılı operasyonlarıyla oyunumuzun sonraki bölümlerini açarak Münbiç haritasını da ekleyeceğiz.” dedi. Peki oyun hakkında siz neler düşünüyorsunuz. Eğer siz de oyunu test etmek isterseniz, aşağıya eklediğimiz bağlantılara tıklayarak, Afrin SİHA’ya ulaşabilirsiniz. dedi..



Böylelikle arkadaşlar bu oyunun kaliteini ve milli duyguları ön plana çıkaracak derecede bir proje olduğunu görmüş olduk... Oyun oynayarak bize birçok duygular yaşatan bu oyunun yapımcılarına Teşekkür ederiz...

Okuduğunuz için Teşekkür ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 18-04-18, 08:47 #28
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: TP-Link Deco M5 İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Wifisinde sıkıntı yaşayanlar için birebir bir ürünü sizlere aktaracağım... Bu üründe yüksek performansa sahip olup ilgili alanda İnternete bağlı cihazınızda çok işe yarayacaktır...Evinde modemin menzili ile ilgili sıkıntıları olanlar ve modeme olan uzaklıktan dolayı tam performans sağlayamayanlar için fazlasıyla pratik ve akılcı bir çözüm oluyor Deco. Özellikle evde çok sayıda internete bağlı cihaz bulunduruyorsanız, yine işinize yarayacak. Her bir ünite ile WiFi desenini genişletebileceğiniz gibi, her bir ünite üzerinde yer alan çift Gigabit Ethernet portu yoluyla kablolu bağlantı da sağlayabilmeniz önemli bir avantaj oluyor. Yani sözün özü, evde veya ofiste her an her yerde internete bağlı kalmak istiyor ve geleneksel router-extender kurulum düzenine daha pratik bir çözüm arıyorsanız, Deco M5 WiFi sistemi tam size göre. Bu sebeple almanızı öneririm...



Evinde menzil problemi yaşayanlar, erişim sorunlarından sıkılmış olan kullanıcılar Deco M5'i rahatlıkla tercih edebilirler. Özellikle geniş boyutlu veya çoklu katlı evlerde internet erişimini performanslı şekilde dağıtmak isteyenler yakından incelemeleri gerekir...



İnternet erişim problemi, küçük veya büyük hemen her ev tipinde yaşanabiliyor. Taşıyıcı kolonların çokluğu, bina yapımında kullanılan malzemenin etkisi ve diğer sebepler nedeniyle kör noktalar oluşabiliyor ve bunu gidermek içinse gerek powerline gerek menzil arttırıcı cihazlar kullanıyoruz. Bu tip sorunlara en güzel çözüm ise Mesh sistemler oluyor. Deco M5 de, WiFi Mesh teknolojisine sahip bir yönlendirici sistemi vardır...

Bu sebep'den dolayı da evinizde hız problemi çekenler için birebir üründür...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...



 
Eski 19-04-18, 08:42 #29
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: FSP HYPER K 700W İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar Bugün sizlere Yüksek performanslı bilgisayar toplayacaklar için Güç kaynağı olan bir ürünü anlatacağım...Oyuncular ve yüksek performanslı bir sistem toplayacak olanlar FSP HYPER K 700W güç kaynağını tercih edebilirler...



Bu Cihazımız; Tek raylı tasarıma sahip olan cihaz, tipik olarak üzerinde 120mm fan bulunduruyor. Oldukça sessiz çalışan bu fan, teknik olarak belirtmek gerekirse 19 desibelin altında ses yayıyor. Bunu biraz daha açacak olursak, güç kaynağı yüzde 20 yük altında 18 desibelin altında çalışıyor. Binen yük yüzde 50'ye geldiğinde yine 19 desibelin altında kalmayı başarıyor. Tam yük altında ise 25 desibelin altında kalıyor.HYPER K 700W, adından da anlaşılabileceği gibi 700W güç üreten bir güç kaynağı oluyor. ATX kasalarla uyumlu olan güç kaynağını, biz uzay sistemimizde çalıştırıyoruz. Bizim elimizde Asus ROG Strix Z370-F Gaming anakarta bağlı olarak yer alıyor.



Bu sistemin gücü çok fazladır... o yüzden HYPER K 700W, Intel'in son seri işlemcileri ile de uyumlu. Zaten bizim de sistemimizde Intel Core i5 8600K işlemci yer alıyor. Oyuncuların yanı sıra bilgisayarında sanal gerçeklik başlıklarını kullanarak sanal oyun dünyasına girmeyi düşünenler tarafından da sistemlerinde tercih edilebilir. Çoklu güvenlik onayına sahip olan HYPER K 700W, 80+ sertifikasının sahibi. Yani bu güç kaynağı, size yüzde 80'in üzerinde verimlilik sağlayabiliyor. Böylelikle sistemimize Güç sağlamış oluyor ve performansı güçlü oyunlar oynamış oluyoruz..

Okuduğunuz için Teşekkür ederim..

Saygılarımla...

 
Eski 20-04-18, 08:58 #30
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Sony GTK-XB60 İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere hoparlör sistemimizi aktaracağım...Sony GTK-XB60 güçlü bir hoparlördür. Boyutları ve ağırlığı itibariyle ona nispeten daha kompakt bulduğumuz XB60, böylece taşıması daha kolay bir model olmuş. Üstelik 14 saate kadar pil ömrü sunması büyük avantaj sağlıyor. Ses kalitesi de özellikle ekstra bas sesleri sevenler için muazzam; diğerlerini pek mutlu etmeyebilir tabii ki. Bu noktada eğer yüksek sesleri seviyor ve tam bir parti insanıysanız, bir incelemeden geçmeyin derim.



Fiyatı:

Sony GTK-XB60'ın fiyatı ise 1188 TL civarında.

Sony GTK-XB60, yüksek seste müzik dinlemeyi seven müzikseverlerin ilgisini çekecek bir cihaz. Özellikle yoğun baslı sesleri sevenler içinse gerçekten harika.

XB60'ın plastik yapıda dış yüzeyi ve metalik ızgarasının altında 2 woofer ve 2 tweeter yer alıyor. 13 cm Woofer'ları ve 5 cm'lik tweeter'larıyla adeta ortalığı inlettiğini söyleyebileceğimiz hoparlör, bu anlamda bize ofiste bir hayli zor anlar yaşattı diyebiliriz. Fazlasıyla yüksek seste müzik çalabilen hoparlör, özellikle bas seslerde oldukça güçlü. Bu anlamda eğer beklentiniz bu yöndeyse, bu hoparlörden bir hayli memnun kalacaksınız. böylelikle canavar gib şarkı dinleyebileceksiniz

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim..

Saygılarımla...

 
Eski 21-04-18, 08:42 #31
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: TP-Link RE205 İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere Adaptör incelemesi yapacağız....TP-Link RE205, işe yarayan, internet ağının menzili genişletmeyi başaran bir cihaz. Özellikle ev tipi kullanımlar için rahatlıkla tercih edilebilir. Cihazın performansıyla ilgili bir sıkıntı gözlemlemedik. Ancak fiyat/performans çizgisiyle ilgili yine ilginç bir detay gözümüze çarptı. Elbette çok sayıda ürün olunca, fiyatlandırma noktasında enteresanlık olabiliyor. RE205'de de böylesi bir durum var. böylelikle kolaylık sağlayacaktır..



RE205'in fiyatı 158 TL olarak belirtilmiş durumda. Buna karşın alt model olan RE200'ün fiyatı 155 TL, üst model olan RE210'un fiyatı ise 160 TL. Evet, fiyat çizgisi olarak segmentine uygun olarak tam bu iki ürünün arasında duruyor belki RE205, ancak açıkçası 2 TL daha fazla verip Gigabit Ethernet portuna sahip RE210 almak daha mantıklı bir seçenek oluyor RE205, 802.11ac Wi-Fi standardını benimseyen bir cihaz. Bu özellik de RE205'i, selef model RE200'den temel olarak ayıran bir özellik oluyor. Diğer modelde bu standart sunulmuyordu. Bu sebeple bu ürünü almanız daha uygundur...



Böylelikle çift anten özelliği vardır ve Güvenlik noktasında ise tipik olarak gerekli güvenlik önlemlerini sağlıyor RE205. Burada 64/128-bit WEP, WPA2-PSK gibi güvenlik protokolleri sunulmuş durumda. Bizim ağ gücü çok fazla olduğuna inanıyorum....

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 22-04-18, 12:50 #32
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Casper VIA P2 İncelemesi

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Casperın yeni telefonlarından bir ürünü anlatacağım... bu ürün bizlere diğer telefonlara göre daha uygun fiyata daha iyi kalite amaçlıyor...



Avantajları:

Güncellenen metal tasarım
Ön kamera
İyi çalışan parmak izi sensörü
Uygun performans
İyi pil süresi

Dezavantajları:

Ekran çözünürlüğü
Selefinden daha düşük RAM



Sonuç olarak Casper VIA P2, orta seviyeli telefonlar arasında ön kamerası ve 4000 mAh kapasitesindeki bataryasıyla fark yaratmaya çalışan bir telefon modeli oluyor. Elbette fiyatı da önemli bir kriter. VIA P2'yi 1099 TL fiyatla alabiliyorsunuz. Uzun pil ömrüne sahip bir telefon için tercih edilebilir bir seçenek. Fakat yine de alternatiflere göz atmak gerekir. Bu şekilde de bizlere çözümler aramamızı sağlıyor...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 23-04-18, 08:24 #33
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Casper VIA M4 inceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere, İnternette yeni çıkış yapan ürün olarak gördüğüm Casper telefonu anlatacağım...
Arkadaşlar bu telefon genel itibariyle orta segmentlilerin içinden iyi yer tutmuştur... bunu bazı sitelerden aldığım özellikler ve fiyatlarda aşağıdaki gibidir... Bu Telefon bizim hayatımızı kolaylaştıracaktır...



Casper VIA M4 özellikleri ve fiyatı

MediaTek’in MT6737 işlemcisinden gücünü alan VIA M4 modeli, 3 GB RAM ve 32 GB dahili hafıza gibi özelliklere sahip. Grafik birimi ise Mali T720. 5.5 inç boyutlu ve 2.5D yapıda olan ekran, IPS LCD panele ve HD+ ekran çözünürlüğüne sahip. Bu ekranın Gorilla Glass 3 ile de korunduğunu belirtelim.Telefonun arka tarafında 13 Megapiksel çözünürlüklü bir kamera, ön kısmında ise 8 Megapiksel çözünürlük bir selfie kamerası kullanılıyor. Android 8.0 Oreo işletim sistemi yüklü olarak gelen telefonda, 802.11ac, Bluetooth 4.2, Cat4. LTE modem, 3000 mAh batarya ve microUSB girişi gibi özellikler yer almakta.



Casper VIA M4 teknik özellikleri

İşlemci
: MediaTek MT6737

RAM: 3 GB

GPU: Mali T720

Hafıza: 32 GB + MicroSD

Ekran: 5.5 inç, 2.5G, Gorilla Glass 3

Çözünürlük: HD+

İşletim sistemi: Android 8.0 Oreo

Batarya: 3000 mAh

Arka kamera: 13 Megapiksel

Ön kamera: 8 Megapiksel

Casper VIA M4 fiyatı: 1.199 TL

Bu şekilde bu Telefon bizlere rahat bir Anroid keyfi yaşatacağına inanıyorum

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 24-04-18, 08:45 #34
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Asus Vivobook Flip 14 İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere laptop tanıtımını aktaracağım....Başarılı bir dizüstü bilgisayar olan ve pek çok opsiyonel iç ve dış donanım (Asus Pen gibi) ile edinilebilen Asus Vivobook Flip 14'ün Türkiye satış fiyatı ise 3700 TL' den başlıyor.Genellikle oyunculara hitap eden dizüstü bilgisayarları daha çok elimize ulaşıyor bildiğiniz gibi; diğer taraftan pek çok insan için oyun deneyimi basit, zaman geçirme amaçlı yapımlardan ibaret ve bu insanlar için hafiflik, kullanışlılık gibi özellikler güçlü bir sisteme kıyasla daha fazla önceliğe sahip. Asus'un Vivobook Flip 14 modeli de hem bir ultrabook'un hem de bir tabletin özelliklerini bünyesinde toplamış, son derece ilgi çekici bir model.Mavi tonlamalı alüminyum bir kasaya sahip olan model son derece şık duruyor ve 360 derece menteşe sistemi sayesinde de gerektiğinde ekranı çevrilerek bir tablet gibi kullanılabiliyor. Bu elbette dokunmatik ekran sayesinde mümkün olan bir özellik ve Asus da Nano Edge teknolojisi sayesinde 13 inçlik bir laptop boyutuna 14 inçlik ekran sığdırmayı başarmış. %78.7'lik ekran / gövde oranına sahip olan ürün sadece 1.6 kg ağırlığında ve en ince noktasında 19.2 milimetrelik bir gövde kalınlığına sahip.



Son derece canlı bir görüntüye sahip olan (1422:1 kontrast, 306 cd/m2 parlaklık) ekran 1920x1080 çözünürlüğü destekliyor ve 178 derecelik son derece geniş bir görüş açısı sunuyor.Teknik özellikler kısmına gelirse, Vivobook Flip 14'ü pek çok farklı donanımla edinmek mümkün. Bize gelen TP410UR modelinde yedinci nesil Core i5-7200U işlemci ve 4 GB RAM bulunmaktaydı. Ayrıca opsiyonel olarak sunulan GeForce 930MX ekran kartı da test ürünümüzde mevcuttu. Son olarak 256 GB SSD ve 1 TB sabit disk de test ürünümüzün donanımını tamamlıyor.



Bu da şu demek aslında: Şu sıralarda hayli popüler olan Surviving Mars, Northgard gibi oyunları bu bilgisayarda rahatlıkla oynayabilirsiniz. Kısaca amacınız internette gezinmek, ofis programlarını kullanmak, film izlemek ve sistem gereksinimi yüksek olmayan oyunlar oynamaksa bu bilgisayar beklentinizi fazlasıyla karşılayacaktır. Tam şarjda 5 saati aşan batarya ömrünü de sözlerimize ekleyelim.

Böylelikle pil ömrü uzun ve iyi bir laptop olduğu görülüyor..

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 25-04-18, 08:44 #35
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Intel NUC Mini PC İnceleme

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Mini PC'ler hakkında bilgileri aktaracağım... Biraz araştırmalarım sonucu toparlayıp yazdım...Mini PC'ler, masaüstü bilgisayarlara getirdiği kompakt çözüm olmasıyla dikkat çekerken, istendiği takdirde at cebe / çantaya yanında götür özgürlüğünü de gözetiyorlar. Taşınabilir bir sabit diskten hallice yapılarıyla fazlasıyla kompakt olan bu cihazlar, ayrıca teknik kadroyu şekillendirmenize de izin veriyor.



Elimizdeki Intel NUC Mini PC'nin farklı modelleri mevcut. Her birinin kodu ve konfigürasyonu birbirinden farklılık gösteriyor. Elimizdeki modelin tam kodu NUC7i3BNH şeklinde. Bu model için hemen konfigürasyondan bahsedecek olursak, cihazda Intel Core i3-7100U işlemci bulunduğunu söyleyebiliriz. 2.40 GHz hızında çalışan bu işlemciye ek olarak 8 GB 2133 MHz frekanslı RAM kiti eşlik ediyor. Ayrıca cihazın için açıp baktığımızda, depolama olarak da 2.5" boyutunda ve 1 TB kapasitesinde Seagate BarraCuda diskin kullandığını görüyoruz. Cihazda yer alan entegre grafik işlemci ile Intel HD Graphics 620 oluyor. İşletim sistemi olarak da Windows 10 Pro yer alıyor.

Evet, Intel NUC Mini PC'nin teknik kadrosu bu şekilde. Cihazın alametifarikasını ise, gerek depolama gerek RAM konusunda rahatlıkla takviye yapabilmeniz oluşturuyor diyebiliriz. RAM kapasitesini 32 GB'a kadar arttırabileceğiniz bu cihazda, ayrıca yine depolama kapasitesini de şekillendirebiliyorsunuz. Dilerseniz bunu bir SSD ile de değiştirebilirsiniz.

Sonuç olarak Intel NUC Mini PC, fazlasıyla kompakt ve kullanışlı bir cihaz oluyor. Günlük kullanım ve sade ofis yazılımları için uygun olan cihaz, isteğe bağlı olarak teknik kadrosunu şekillendirme imkanı tanımasıyla da esnek bir kullanım sağlıyor.Intel NUC Mini PC, masaüstü bilgisayar almak isteyen ancak daha kompakt yapıları tercih eden kullanıcıların kalemi olacaktır.böylelikle bize kullanışlı bir seçenek sunacaktır...



Teknik Detaylar

İşletim Sistemi Windows 10 Pro
İşlemci Intel Core i3-7100U 2.40 GHz
Grafik Intel HD Graphics 620
Bellek 8 GB 2133 MHz
HDD 1 TB Seagate BarraCuda 2.5"
Bağlantılar USB 3.0 (4 adet), USB 3.1, Intel Gigabit LAN, HDMI, kulaklık, Bluetooth 4.2, Wi-Fi 802.11ac

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla....
 
Eski 26-04-18, 09:01 #36
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Samsung 970 EVO NVMe M.2 SSD DİSK

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere bu ürünümüzün nasıl olduğunu anlatmak için araştırmalaramı sizlere sunuyorum... bu ürün SSD modelleri içinde en değerli olanıdır....İyi bir oyun sistemi toplayan ve ciddi bir iş bilgisayarı sahibi olmak isteyen kullanıcılar Samsung 970 EVO NVMe M.2'yi rahatlıkla tercih edebilirler.

Sonuç bölümünde NVMe SSD'ler için genel konuşmak gerekirse, NVMe SSD'lerin sunduğu yüksek performans değerleriyle bilgisayarınızdaki darboğazı düğümünü çözebilir ve onu adeta kanatlandırabilirsiniz. Öte yandan performans konusunda olduğu kadar, modern anakartlarda yer alan M.2 yuvasına direkt takılabilen yapısıyla kablo karmaşasını da sonlandıran NVMe SSD'ler, böylece kasa içi hava dolaşımına ve dolayısı ile ısı yönetimine de olumlu katkıda bulunuyor.

Elbette SSD'lerin aralarında performans farkları oluyor, incelediğimiz 970 EVO da en yüksek değerleri üretenler arasında yer alıyor. Bu anlamda bu cihaz, yalnızca oyun bilgisayarları için değil, iş istasyonlarında da kullanılmak üzere rahatlıkla tercih edilebilir. Eğer daha yüksek performans arıyorsanız, PRO modeline de bir bakmak isteyebilirsiniz.
NVMe SSD ile depolama çözümleri, performans konusunda önemli bir atak tazeledi. M.2 form faktöründe geliştirilen ve V-NAND bellek tipini kullanan elimizdeki 970 EVO'nun yanı sıra ayrıca 970 PRO modeli de kullanıcılara sunuluyor elbette. İki cihaz arasındaki fark da bariz biçimde performans konusunda oluyor tabii ki.

Samsung 970 EVO NVMe M.2 SSD Teknik Özellikleri

Ürün Modeli Samsung 970 EVO NVMe M.2 SSD
Ürün Türü SSD Disk
Üretici Samsung
Firma Samsung (212) 288 56 38

Teknik Detaylar

Kapasite 250 GB
Tip V-NAND
Sıralı Okuma 3500 MB/s
Sıralı Yazma 2500 MB/s
Rastgele Okuma 500,000 IOPS'a kadar
Rastgele Yazma 480,000 IOPS'a kadar
Garanti 5 yıl

Buraya kadarda SSD Diski inceledik...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

Mesajı son düzenleyen Eru Iluvatar ( 26-04-18 - 09:05 )
 
Eski 27-04-18, 08:56 #37
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Wolfenstein II: The New Colossus İncelemesi



Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere biraz araştırmalarında bulunduğum aksiyon dolu bir oyunu takdim etmek istiyorum...The New Order'ın bittiği yerden, hatta sahneden devam eden Wolfenstein II: The New Colossus, aslında ilk oyunu oynamanızı en azından hikayeye hakim olmanızı istiyor. 2. Dünya Savaşını Nazilerin kazandığı alternatif bir zaman çizelgesinde ilerleyen oyunda, Nazilerin gücü altında ezilen bir dünya ile karşı karşıyayız. Naziler oyun içerisinde ne kadar görkemli görünse de hala Blazkowicz'in, yani bizim kötü adamlar listemizde... bu yüzden yaşamı da o kadar kötülükle dolu...



Hatırlarsanız, ilk oyunda Blazkowicz Nazilere epey bir zorluk çektirmişti. Son olarak savaşı Nazilerin ayağına götüren kahramanımız, burada büyük bir hasar almış ve ölümle burun buruna gelmişti. İkinci oyun tam buradan başlıyor ve Blazkowicz'in Nazilere karşı savaşının bitmediğini bize belirtiyor. Oyunun daha ilk bölümünde Wolfenstein'a yakışır bir sahne ile karşı karşıya kalıyoruz. Uzun bir komadan uyanan Blazkowicz, tekerlekli sandalyesi ile Nazileri öldürmeye başlıyor. Tam beş aydır uyuyan adam kalkıp, paldır küldür Nazi doğramaya gidiyor.Amerika'ya geçişimiz ile oyunun atmosferi bir anda değişiyor. Çünkü, genel olarak demir yığını Nazi yapılarından, savaş görmüş harabelere ve küçük kasabalara geçiş yapıyoruz. Wolfenstein II: The New Colossus'un pazarlamasında kullanılan, benim de en beğendiğim sahnelerden biri olan Milkshake sahnesi de burada karşımıza çıkıyor. Bahsetmiş olduğum başarılı anlatım ve diyaloglar burada da kendini bir hayli göstermekte. bu yüzden de sıkıntı çekilmektedir..



Wolfenstein II: The New Colussus, grafik ve performans olarak oldukça başarılı. Karakter animasyonlarından, çevre detaylarına ve silah animasyonlarına kadar her şey özenilerek yapılmış. Bölümlerde bulunan notlar ve koleksiyon eşyaları ise ayrıntılı ve ilgi çekici olarak hazırlanmış. Oyunda bulunan karakterlerin farklı tarzlara sahip olması, Wolfenstein: The New Order'da olduğu gibi eğlenceli diyaloglar ortaya çıkartabiliyor. Ses sanatçılarının mükemmel performansı ve kullanılan motion capture'ın kaliteli olması, oyuncuya güzel bir deneyim yaşatıyor. bu sebep den dolayı da oyunun akıcılığı bizi derinden etkiliyor...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 28-04-18, 09:07 #38
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: Metal Gear Survive İnceleme



Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Değişik bir oyun seçeneği sunacağım, bu konu hakkında bir kaç yerden araştırma yaptım Öncelikle oyunun mekaniklerinden bahsedelim. Metal Gear Solid V'in hali hazırda sahip olduğu basit karakter mekaniklerinin hepsi Survive'da da yer almakta. Fakat, bunlar hayatta kalma temalı olarak değiştirildiği için eskisi gibi çalışmıyor. Oyunun genelinde boş ve çolak bir arazide yemek ve su arayarak, zombimsi yaratıklar öldürüyoruz. Bir de oyunun daha başında elimize verdiği mızrak var. Ah o mızrak yok mu o mızrak. Hiç bir AAA oyunda bu kadar yavan ve tek düzey bir saldırı mekaniği görmedim. Yaptığınız tek şey mızrağı ileriye geriye itmek. Bu sadece mızrak için geçerli değil. Karakterimiz, bulduğumuz ekipmanlar ile bir kaç farklı silah oluşturabiliyor ve bu silahlar da mızrakta olduğu gibi tek düzey kalıyor. Sopayı sallamak saatler sürerken rakibinizden aldığınız iki darbe ile ölüyorsunuz.Metal Gear Survive'ı oynamaya başladığınız ilk saatlerde bu sorunlar ile karşılaşacaksınız. 3-4 saat sonrasında ise karakteriniz ilk geliştirmesini alıyor ve işler biraz daha kolaylaşıyor. Bu geliştirme puanlarını da öldürdüğümüz zombilerden ve kristalimsi bitkilerden topluyoruz. Bu puanları biriktirip yeni bir güncelleme almak için bir kaç görev yapmanız gerekebilir. Oyunun co-op kısmına da biraz değinelim. Metal Gear Survive'ın ana hikayesi maalesef co-op ile oynanmıyor. Co-op'a geçiş yaptığınız zaman yapacağınız tek etkinlik dalgalar halinde gelen zombiler ile savaşıp hayatta kalmak. Bu tabi ki arkadaşlarınız ile oynadığınız zaman eğlenceli bir moda dönüşebiliyor. Eğer kazanırsanız, güzel hediyeler alabilirsiniz. Fakat, kaybederseniz, hiçbir şey alamıyorsunuz. Bu da geçirdiğiniz zamana pek değmiyor.





Kısacası Metal Gear Survive, Hideo Kojima'nın efsaneleştirdiği Metal Gear serinin ekmeğini yemeye çalışan yavan bir hayatta kalma oyunu. Konami için ne kadar cesur bir hamle olsa da eğlenceli ve kendini oynatan bir oyun değil. Metal Gear serisine olan saygınızı kaybetmek istemiyorsanız, uzak durmanızı öneririm. bu konuda oyun sıkıcılığını koruyor...

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Eski 29-04-18, 13:56 #39
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C: ınjustıce 2 legendary edıtıon incelemesi

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere Güzel bir serinin oyununu Araştırma yaptığım yerden göstererek anlatacağım...Dövüş oyunları denince aklımıza belli başlı oyunlar geliyor olsa da özellikle son yıllarda bu oyunların arasında yer eden yeni bir seriye daha kavuştuk. Oynanış ve hikaye örgüsü olarak ön plana çıkan Injustice serisi DC Comics karakterlerini başarılı bir şekilde bir araya getiriyor ve oyuncuların kontrolüne bırakıyor. Oyunun bu noktada en sevilen yönlerinden birisi de tabi ki çizgi romanlarda ve aynı isimli seride olduğu gibi karanlık bir atmosfere sahip olması. İşte geçtiğimiz yıl raflarda yerini alan Injustice 2, milyonlarca satan Injustice çizgi roman serisinden uyarlanan oyunların ikincisi olarak karşımıza çıkmıştı. Dünya çapında kısa sürede büyük bir hayran kitlesine sahip olan bu çizgi romanın hikayesi, oyuncuları oyuna çeken en büyük faktörlerden biri oldu. İlk oyunu ile ne kadar başarılı olsa da ikinci oyunu ile adeta seviye atlayan Injustice serisi, bir çok mecrada geçtiğimiz yılın en iyi dövüş oyunu ödülüne de sahip oldu.

Öncelikle hikayeyi bilmeyenler için kısa bir özet geçelim çünkü Injustice serisinin en önemli noktalarından birisi de hikayesi. Bu hikayenin işlenişi ve senaryo modundaki ara sahneler ile süslenmesi oyun açısından oldukça önemli.Oyuna yeni başlayacak olanlar ve hikayeye hakim olmayanlar için biraz detay verelim. (İlk oyunu oynamayanlar için Spoiler içermektedir.) Injustice’ın orijinal hikayesi DC’nin şimdiye kadar ortaya çıkardığı en başarılı hikayeler arasında yer almakta. Joker tarafından çığırından çıkartılan Superman, kendisine Joker tarafından verilen gaz sonucu Lois Lane’i Doomsday olarak görür ve öldürür. Olayın farkına varan Superman, sinirden Joker’i Batman’in gözü önünde vahşi bir şekilde öldürür. Oyunun geri kalanı bu olaydan sonra şekillenmekte.



Kafayı yiyen Superman, devletleri diz çöktürerek adeta bir diktatör olur. Bazı kahramanlar ona katılırken, bazıları da Batman’in başlattığı direnişe katılır. Injustice 2, ilk oyunun kaldığı noktadan bayrağı devralıyor. Justice League'in dağılmasından sonra Superman'ı Batman ve Lex Luthor işbirliğinde açılan hapishanede görüyoruz. Zaten hikayenin kırılma anı da burada başlıyor çünkü yıllar önce Krypton gezegeninden ayrılan Supergirl'in de olaya dahil olması ile Superman'ı kaçırma planı başlıyor. İşte bu noktada da biz devreye giriyoruz ve hikayenin geri kalanına farklı karakterlerin gözünden eşlik ediyoruz.

Öncelikle oyunun görsel gücü ve mekanikleri hakkında bir not düşeyim. Injustice 2 Legendary Edition’ın görüntü ve mekanik olarak oyunun ilk sürümünden herhangi bir farkı yok. Oyun zaten grafiksel olarak harika bir durumda. Animasyonları, karakter ve çevre detayları başarılı bir şekilde işlenen sayılı oyunlar arasında yer almakta. Oyuncuların karakterleri ile yapabildiği kombolar, dinamik haritada kurabildiği hakimiyet, oyunu başarılı kılan öğelerden sadece birkaçı. Zaten serinin bu kadar tutulmasının en önemli yanı da bu kadar özel karakterleri oyuna iyi bir şekilde aktarması ve bu durumu oynanışa da yansıtmış olması.Bu yüzden oyunu oynamak için de heyecanlanıyorum

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...
 
Eski 30-04-18, 08:17 #40
Eru Iluvatar Eru Iluvatar çevrimdışı
Varsayılan C:Black Desert Online İnceleme

Merhabalar Arkadaşlar bugün sizlere önceki zamanlarda çıkmış bir oyunu inceleyeceğim, bu oyunu biraz daha araştırma yaptığım, yerlerden parçalar şeklinde anlatacağım...Black Desert Online'ın dahil olduğu MMORPG piyasası her ne kadar şu anda eskisi gibi büyük bir oyuncu kitlesine hitap etmese de, hala türü seven milyonlarca oyuncu bulunuyor. Özellikle Blizzard’ın yıllardır başarı ile ayakta tuttuğu World of Warcraft’ı buna en büyük örnek olarak gösterebiliriz. Diğer bir yandan Bethesda’nın destek verdiği The Elder Scrolls Online ve EA Games'in destek verdiği Star Wars: The Old Republic, şu anda oldukça fazla oyuncu tarafından oynanmaya devam ediyor. Sunum açısından oldukça başarılı olan oyunların evrenleri tabiri caizse sınırsız olacak şekilde tasarlanmış. Bu yüzden oyunlar güncelleme açısından herhangi bir sıkıntı çekmiyor...



Bir Asya yapımı olan Black Desert Online ise kolay bir şekilde büyük oyunların karşısına güçlü bir rakip olarak çıktı. Duyurulduğu ilk andan itibaren açık dünyası, grafikleri, modellemeleri özellikle dövüş mekanikleri sayesinde büyük kitlelerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. 2014 yılında Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya bölgeleri için çıkan oyun, maalesef ülkemize çıkamamıştı. Dağıtımcı kısmında sıkıntılar ile boğuşan geliştirici ekip nihayet istediği dağıtımcı ile anlaştı ve oyunu Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinin yanında Türkiye bölgesi için de çıkarttı. Üç yıllık bir bekleyiş sırasında oyunu VPN hizmetleri sayesinde oynayan oyuncularımız, böylelikle Türkiye sunucuları transfer oldular. Sunucuları ülkemizde yerleştirdiklerini belirten geliştiriciler, düşük ping değerleri ve Türkçe müşteri hizmetlerini de arkalarına alarak ülkemizde başarılı bir çıkış yakaladı.



Oyunun açık dünyasından bahsedecek olursak Black Desert Online’ı yeterli seviyede kabul edebiliriz. Diğer MMORPG oyunlarına kıyasla Black Desert Online’ın fazlasıyla yaşayan bir dünyaya sahip olduğunu açık bir şekilde söyleyebilirim. Her keşfettiğiniz yeni bir kasabada yeni insanlar ile tanışıp dost edinebiliyorsunuz. Her bir NPC ile ticarete girip tartışabilir, veya yerel halkın gizlediği hikayeleri NPC’ler ile yakınlaşarak öğrenebilirsiniz. Daha da fazlasını yapmak istiyorsanız oyun içerisinde avlanabilir, size özel atınızı at evcilleştirebilir, süt sağabilir, mini oyunlar ile vakit geçirebilir veya tamamen size ait olan bir ev inşa edebilirsiniz. Oyunun ev sistemini kullanmak zorunda değilsiniz ancak Black Desert Online içerisinde ev döşerken adeta Sims oynuyormuşçasına zevk alabiliyorsunuz. Her ne kadar oyunda ev inşası zorunlu tutulmasa da, artılarının da olduğunu belirtmek gerekiyor.

Tüm bunları bir ortak paydada topladığımızda oyunda yüzlerce saat geçirebileceğinizi muhtemelen anlamışsınızdır bile. Ayrıca yaptığınız tüm bu işlerin karşılığını aynı gerçek hayatta olduğu gibi maddiyata çevirme seçenekleriniz de bulunuyor. Örnek vermek gerekirse balıkçılıktan para kazanabilir veya keyfinize göre bir tepede oturup güneşin batışını seyrederken o gün tuttuğunuz balıkları yiyebilirsiniz.Oyunun yapay zeka kısmına ise dahil olmanız gerekmekte. Yoksa herhangi bir ilerleme kaydetmenizin çok zor olacağını belirtebilirim. Bu yüzde NPC’ler ile iyi geçinmek zorundasınız. Ne de olsa kendinizin şehre yeni gelmiş bir yabancı olduğunuzu unutmamanız gerekiyor. Black Desert Online’da köprüyü geçene kadar ayıya dayı demenin kimseye bir zararı dokunmaz. Keza NPC’ler ile iyi vakit geçirebilir ve onlara şakalar yapabilirseniz sizlere özel ve işinize yarayacak bilgiler verebiliyorlar.



Oyunda şu anda Savaşçı, Okçu, Sahire, Vahşi, Avcı, Ninja, Büyücü ve Cadı olmak üzere sekiz adet sınıf bulunuyor. Sınıfların tek tek açıklamalarını yazmak için baştan bir rehber hazırlamak gerekeceğinden şu anda pek detayına girmeyeceğim. Fakat her oyuncunun kendini ait hissedeceği bir sınıfın oyunda bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Diğer bir yandan oyunun Avrupa ve Asya sürümlerinde daha fazla sınıf olduğunu ancak bu sınıfların ülkemiz sunucularına da zamanla geleceğini belirmeden geçmeyelim. Sınıfları ön plana çıkartan dinamikler oyunda oldukça başarılı bir şekilde işlenmiş. Adeta bir dövüş oyunu oynuyormuşçasına oyunun içerisinde serbest bir şekilde dövüşebilirsiniz.

Beceri kullanımı, becerilerin efektleri, beceri, formasyon ve taktik çeşitliliğini oyunda kendi tarzınıza göre oluşturabilirsiniz. Yani eğer oyunda eğer Savaşçı sınıfını oynuyorsanız, her savaşçının dövüş tarzının çoğunlukla farklı olduğunu belirtmem gerekiyor. Diğer bir yandan dövüştüğünüz yapay zekanın da sizin hareketlerinizi ezberlediğini ve her bir dövüşten sonra yapay zekanın kendini güçlendirdiğini belirtmeliyim. Gerçi oyunda yer alan kombo ağacı çok geniş olduğundan bu durumun çok nadir yaşanacağını söyleyebiliriz. Ayrıca Black Desert Online’ın dövüş mekanikleri konusunda detayları içerisinde onlarca sürpriz barındırdığını belirtmem gerekli. Oyunu oynadıkça “Aa bu da böyle mi yapışıyormuş.” dediğiniz onlarca hareketi oyunun ilerleyen saatlerinde keşfedebiliyorsunuz. Böylelikle hem oyunun yeniden oynanabilirliği yüksek tutulurken hem de dövüşlerden kolay kolay sıkılmıyorsunuz. Oyunun PvP kısmında rekabetçi yapının tamamen açık dünya üzerine oturtulmasını oldukça sevdim. Arkadaş grubunuz ile diğer oyuncuları avlarken eğlenceli dakikalar geçirebileceğinizden emin olabilirsiniz.



Tüm bunların yanında Black Desert Online’ın göz ardı edebileceğimiz negatif tarafları da bulunuyor. Öncelikle oyunun arayüzünün biraz demode olduğu gözlerden kaçmıyor. Bazen neyin nerede olduğunu karıştırabiliyor kendinizi oyunun içerisinde kaybediyorsunuz. Zaman kaybı yaşattıran bu durumlara alışırsanız oyunun zevkine biraz daha fazla varabilirsiniz. Sona geldiğimizde Black Desert Online, mantık olarak diğer MMORPG oyunlarına fazlasıyla benzese de, sundukları ve mekanikleri açısından oldukça özgün bir oyun olarak karşımızda duruyor. Eğer bu tarz oyunları seviyorsanız bir şansı hak edeceğine inanıyorum

Okuduğunuz için Teşekkür Ederim...

Saygılarımla...

 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ile, nasıl, tanıtımlar, yapıp, ürün

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:17
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018