Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 17-10-18, 19:46 #1
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan Mitoloji Tasvirleri


HERAKLES



Mitolojik bir kahraman olan Herakles, Yunan mitolojisinde bu isim ile anılmakta olup; bunun yanı sıra, Roma mitolojisinde de “Herkül” adı ile bilinmektedir. İngilizce kaynaklarda ise “Hercules” olarak geçmektedir.

Miken kralının kızı Alkmene ile, Tanrıların Kralı Zeusun oğludur. Alkmeneye aşık olan Zeus, kadının kocası şekline bürünerek Alkmeneye yaklaşmıştır. Doğumundan itibaren yarı tanrı bir yapısı bulunan ve tanrısal bir kuvvete sahip olan Herakles, henüz birkaç günlük bebek iken Hera’nın gönderdiği iki zehirli yılanı öldürmeyi başarmıştır. Heraklesin Zeusun oğlu olduğunu anlayan Hera, sürekli olarak Herakles ile uğraşmış ve Onun ölümüne sebep olmuştur.

Herakles, dönemine göre oldukça üstün bir eğitim almıştır. Ok atmayı, at sürmeyi ve güreşmeyi kusursuz şekilde icra edebilmiştir. Efsaneye göre, Herakles 18 yaşına geldiğinde, Kitharion ormanlarındaki ünlü canavarı öldürmeyi başarmıştır. Bu nedenle, kendisine ödül olarak, Thebai Kralının kızı Megara verilmiştir. Megaradan 3 çocuğu olan Heraklesi, Heranın türlü oyunları çıldırtmış ve Herakles çocuklarını ve karısını öldürmüştür. Bu suçundan ve tüm günahlarından arınması adına, Miken Kralı Eurystheus’un hizmetine girmesi ve kralın her istediğini yapması zorunlu kılınmıştır. Miken Kralının Herakles’e yaptırdığı 12 işe, mitolojik kaynaklarda “Herakles’in 12 görevi” ismi verilmiştir.

Heraklesin 12 Görevi

1. Nemean Arslanı’nı yenmek

2. Lerna gölünde bulunan Hydra’yı öldürmek

3. Artemis’in kutsal hayvanlarından biri olarak bilinen Kyreneia Geyiğini yakalamayı başarmak

4. Erymanthian Dağında yaşadığına inanılan büyük yaban domuzunu, bir ağ ile tutmak

5. Augias’ın ahırlarını yalnızca bir günde temizlemek

6. Stymphalos yöresinin insanlarını rahatsız eden Stymphalian Kuşlarını, Tanrı Athena’nın yardımıyla kovmak

7. Poseidon’un Minos’a verdiği kontrol edilemez Girit Boğası’nı Giritten getirmek

8. Zamanın Troya Kralı Diomedes’in emrine girerek, Troya halkına zulmeden deniz canavarını öldürmek (Hızını alamayıp kendisine kötü davranan kralı da öldürmüştür.)

kaynak: arkeologun_dunyasi

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-11-18, 22:03 #2
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan Mitoloji Tasvirleri




Judith Holofernesin Başını Keserken “Judith Beheading Holofernes” - Caravaggio /1598 - 1599

Caravaggio’ nun aynı zamanda Barok dönemi tarzını iyi yansıtan döneminin en popüler eserlerinden Judith ve Holofernes konulu bu tablo İncil (eski ahit) temalıdır. Caravaggio bizi karanlık ve derin bir şekilde yansıtılan dramatik bir aydınlanma ile baş başa bırakıyor. Dramatik yoğunluğu elde etmek için resimlerinde genellikle tek kaynaktan gelen ışık kullanan Caravaggio ana figürleri ön plana çıkaran müthiş bir gölge oyunu yapıyor. Yani Barok sanatında çok sık gördüğümüz ışık ve gölgenin tezatlığını görüyoruz. Burada aydınlık ve karanlığın dramatize bir sentezi olduğunu biliyoruz. Ve tabi ki yarattığı göz alıcı fiziksellik. Asur Kralı Nebukadnezar , Med kralına karşı savaşta kendisine yardım etmeyen kavimleri cezalandırmak için Generali Holofernes’i görevlendirir. Konu Asurlu General Holofernes’in çadırında yaşanmıştır. Judith Bethulia’lı Yahudi ve dul bir kadındır ve Bethulia’da Holofernes’in yönettiği Asur ordusu tarafından kuşatılmıştır. Judith Bethulia’yı kurtarmak için bir plan yapmıştır. Holofernes’in dikkatini çekmek ve düşmanlarının arasına sızmak için yanına hizmetkarı Abra’ yı da alarak düşman kampına gider, tıpkı kendi şehrine ihanet ediyor gibi giyinmiştir. Güzelliği ile onu etkiler ve Holofernes’e şehre ele geçirmek için bir planı olduğu bahanesiyle yakınlaşır. Holofernes’in verdiği bir yemek sonrasında onun sarhoşluğundan da faydalanarak Asurlu generalin kafasını keser. Perdenin kırmızı rengi ise cinayet sahnesini daha da ön plana çıkarıyor. Holofernes resimdeki sahnede hala yaşıyor olarak tasvir edilmiştir. Caravaggio da tam olarak bu anı resmederek bizi de o sahneye dahil eder. İşte tam bu noktada birçok ressam tarafından da resmedilmiş olan bu hikaye ile Caravaggio’nun resminin farkının dramatik konudan çok, ölüm ve cinsellik imgeleri yoluyla bedenin fiziki özelliklerine odaklanması nedeniyle diğerlerinden ayrılmaktadır.

Judith’in hizmetkarı Abra’ nın da, onunla iş birliği içinde olduğu kolaylıkla anlayabiliriz. Judith generalin başını kan revan içinde gövdesinden ayırıyor, Caravaggio o muhteşem gerçekçiliği ile kan göstermekten hiç çekinmiyor. Judith genç ve masum, zarif ve narin bir karakterdir. Holofernes, o kadar zayıf bir anında yakalanmış ki gerçek bir mücadele söz konusu bile değil. Judith’in Holofernes’in saçlarını tutan kolunda ki kaslarda herhangi bir gerilme olmadığını görüyoruz yani rahat bir şekilde tasvir edilmiştir. Judith hem yüz ifadesiyle hem de kurbanından mümkün olduğunca uzak tutmaya çalıştığı vücuduyla o andan iğrendiği anlayabiliyoruz. Ama yine de kararlı bakışları, başını çevirmemesi ve fışkıran kanlara bakarak başladığı işi bitirmeye devam ediyor. Judith bu işi yapmak için gerçek anlamda kollarını sıvamış ama yüzünde ki o belirgin çekingenlik akıllara şu soruyu getiriyor; Judith’ in ifadesinde Holofernes’ e duyulan gizli bir şehvet mi saklanmaya çalışılmış? Judith’in hizmetçisi Abra, elinde generalin kellesinin konacağı çuval ile sabırsız ve bir o kadar da telaşlı bir şekilde bekliyor. Elindeki çuvalı nasıl sıkıca kavramış değil mi? Sanki içinde bir nefret de var aynı zamanda. Caravaggio’nın bu karakterleri olayın yaşandığı dönem olan M.Ö 6. yüzyıl Ortadoğu’sunda değil de, 16. yüzyılda Roma’da yaşayan karakterler olarak resmedilmiştir. Bunu da Caravaggio’ nun hikayeyi kendi çağına taşıyarak etkisini daha da arttırıyor diyebiliriz. Barok sanatının kalbinde olduğu gibi “doğallık” burada da çok aşikar.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:14 #3
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri





Göğü Aydınlatan Tanrıça Amaterasu

Şinto dininde Japon adalarını yarattıklarına inanılan en önemli tanrısal çiftten İzanagi’nin kızı ve Güneş Tanrıçası olarak Japonya’nın en önemli figürü. Efsaneye göre; İzanagi’nin eşi İzanami, ateş tanrısını doğururken yanarak feci şekilde ölür. Onu kurtarmak için Ölüler Diyarı’na giden kocası İzanagi, ucu ucuna kurtulmayı başardığı bu yerdeki pisliklerden arınmak için gerçekleştirdiği ayinler sırasında Güneş, Ay ve fırtına tanrılarını yaratılmış olur. İzanagi yüzünü yıkarken birdenbire sol gözünden Amaterasu çıkıverir. Ona ışığı getirme rolünün biçilmesi bu yüzden. Japon imparatorluk ailesinin soyu bu tanrıçaya dayandırılıyor. İmparatorluk armasının üç süsü; ayna, kılıç ve mücevher Amaterasu’nun hediyeleri olarak kabul ediliyor. 19. yy’da belirlenmiş Japon bayrağında yer alan Güneş imgesi de ona verilen değerin bir başka göstergesi.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:20 #4
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri


Türk Mitolojisi



Gök Baba Rangi, Yer Ana Papa Ve Oğulları Tiki

Okyanusya ada toplumlarının yaratılış efsaneleri çok değişken. Örneğin; Yeni Zelanda Maoriler’ine göre adalar okyanustan çıkmış. İlk tanrısal ataları Rangi ve Papa’nın evliliği sonucu meydana gelmiş. Bu evlilikten olan çocukları Tiki başlangıçta tek başınaymış. Bir gölcükte kendi görüntüsünü gören Tiki hemen suya atlamış fakat görüntü kaybolunca uğradığı hayal kırıklığı sonucu şişmeye başlamış. Bu şişkinlikten bir kadın doğmuş. Bir gün bu kadın, gördüğü yılanbalığı karşısında heyecana kapılmış ve bu heyecan Tiki’ye de bulaşmış! Böylece ilk üreme gerçekleşmiş. Pek çok efsaneye göre; Polinezya kabileleri şimdi yaşadıkları adalara atalarının “Hawaiki” diyarından kanolarla göçmesiyle gelmişler. Anayurtları saydıkları bu yer, aynı zamanda “Ölüler Diyarı” olarak kabul ediliyor ve ölenler oraya geri dönüyorlar.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:26 #5
Minerva Minerva çevrimiçi
66 C: Mitoloji Tasvirleri





Babasının Başından Doğan Athena (Minerva)

Athena babası Zeus'un (Jüpiter)başından doğduğuna inanılır ve aynı özellikleri taşır. Fakat bazı özellikleri adı gibi Etrüsk Mitolojisi’nden gelir. Müziğin ve rakamların mucidi; şiir, bilgelik ve zanaat tanrıçası sayılır. Roma Mitolojisi’nde bizzat şehrin tanrıçasıydı; Capitolium tapınağında Jüpiter ve Iuno ile birlikte ona da yer verilir ve kutsal üçlüyü oluştururlardı. Bakire Tanrıça, savaş tanrısı Mars’ın kurlarına yüz vermez. Bu aşkla yanıp tutuşan Mars, Roma’nın yeni yıl tanrıçası ve zamanın anası Anna Perenna’dan yardım ister. Anna Perenna ona yardımcı olmak yerine, Minerva gibi giyinerek örtülü halde Mars’ın yanına gider. Mars bu görünüme kanarak yaşlı tanrıçayla evlenir. Anna Perenna için her yılın 15 Mart’ında yapılan şenlikte Romalı genç kızlar bu meşhur oyunun anısına açık saçık şarkılar söylerler. Daha sonraki günlerde ise Minerva’nın en büyük şenliği Quinquatria başlar. Tanrıçanın doğumgünü olan 19 Mart’ta başlayan oyunlar beş gün sürer ve bunun üç gününde gladyatör savaşları gerçekleştirilirdi.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:30 #6
BySonYolcu BySonYolcu çevrimdışı
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri

resimler ve bilgiler çok güzel olmus elinize saglık
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:33 #7
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri





Atlas ve Yükü "Dünyanın bittiği bir yerlerde
Güzel sesli akşam perilerinin karşısında
Dimdik durup ayakta tutuyor göğü
Başı ve yorulmaz kolları üstünde.
Akıllı Zeus’un ona ayırdığı kader bu." "Bu Atlas görür denizin bütün uçurumlarını,
Ve koca direkleri omuzlarında taşır,
Yeri göğü birbirinden ayıran direkleri." ( Odysseia I, 53-55 “Atlas, Yunan mitolojisinde göğün taşıyıcısı, titan Iapetos ile Klymene'nin 13 çocuğundan en güçlü olanıdır. Prometheus’un kardeşidir. Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından gökkubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır. Zeus onu bir dağ haline getirmiş göğü de omuzları üstünde tutmağa mahkûm etmiştir. Bu mitolojik dayanakla tıpta kafatasını taşıyan ilk omura da atlas adı verilmiştir.”

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:43 #8
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri



Yiğitliğin Sembolü Alp Er Tunga

Efsanevi bir Türk kahramanıdır ve Saka Hanı olarak da bahsedilmektedir. Tunga kelimesi,yırtıcı ve leopar cinsinden bir hayvana verilen isimdir. Yiğitliği sembolize ettiği için Alplara verilmektedir. Uzun saç, Alplarda semboliktir ve bu hayvanların postları giyilmektedir. Postlar ise savaşçılığı sembolize etmektedir. Alp Er Tunga, iki leopar ile resmedilmektedir ve kıyafeti de bir posttur. Postun dişleri de başının üzerinde görünmektedir.

Alp Er Tunga, Türkler dışında Selçukluların 33 atasından birisidir. Yeraltında 100 sütunlu demir bir sarayda yaşar ve Alpar ismiyle anılır. Turancılara göre Türklerin eski atalarının soyundan gelmektedir. Divan-ı Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig ve İran destanı olan Şehname’de bahsedilen kahraman Efrasiyab ile aynı kişi olduğu belirtilmektedir.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:48 #9
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri




Yüce Ruh Manitu

Birçok Kuzey Amerika yerli kabilesinin sayısız doğa ruhuna inandığını biliyoruz. Şimdi ABD, Kanada bölgelerinde yaşayan Ocivbe ve Algonkin kabilelerinin dilinde Manitu; “ilah” demek ve insanlarda, hayvanlarda ya da doğal olgularda bulunabilen olağandışı ve kişiler üstü manevi bir gücü temsil ediyor.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 14:56 #10
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri


Mısır Mitolojisi



Horus ve Her Şeyi Gören Göz

Beyaz, büyük, Doğu’nun göğünde yükseldiği zaman Tanrıların ibadetiyle mutlandıran Horus’un gözü sana övgüler.” Horus, Antik Mısır’da genelde şahin başı ile sembolize edilen ve güneş ile ilişkilendirilen tanrıdır. Aslında Horus Grekçedeki ismidir, Mısır’da Hor ya da Haru olarak anılır. Kanatlı yıldız diski ile de tasvir edilmiştir ve bu disk ile zaman zaman göğe yükselir.
Firavunlar, yeryüzünde kendilerini Horus’un cisimleşmiş halleri olarak tanımlamışlar ve başlarında onun temsili olan şahin armasını bulundurmuşlardı. Buradan Horus’un, Mısır’ın baş tanrısı RA kadar önemli bir konumda olduğunu çıkarabiliriz. Horus’un şahin başı aslında bu kuşun keskin bakışlarının vermiş olduğu görüş yeteneğinin bu tanrıda da olduğundan çok, kişilerin hiçbir hareketinin onun gözünden kaçmayacağı anlamını verir bize. Bu sebeple Mısırlılar bu gözü “vicdanın gözü” ya da “her şeyi gören göz” şeklinde tanımlamaktadırlar. 24 saat açık, kapanmayan ve gözetleyen bir göz olarak düşünmüşlerdir.

Her şeyi gören göz deyince eminim çoğunuzun aklına Yüzüklerin Efendisi’ndeki Sauron’un gözü gelmiştir. Aynı zamanda Illuminati piramidinin üst kısımdaki göz sembolü de bu tanıma oldukça benzemektedir. Aslında her şeyi gören göz ve vicdanın gözü şeklindeki tasvirlerin Horus’un gözü ile ilişkilendirilmesi, onun adaletli ve vicdan sahibi bir tanrı olduğunu da bize gösterebilir. O kadar dikkatlidir ve iyi gözlemcidir ki onun gözünden hiçbir şey kaçmamaktadır.

Horus’un aynı zamanda babasının intikamını almak için Seth ile savaştığı, bu savaş sonrasında tek gözünü kaybettiği ve bu gözün ise diğer bir Mısır tanrısı olan Thoth tarafından ona geri verildiği rivayet edilir. Gözün geri verilmesi nasıl mümkün olabilir? Tabi ki başarılı bir göz ameliyatı ile… Belki de Seth ile yaptığı savaştan sonra yaralanan gözü yerine mekanik bir göz yerleştirilmiş ya da ameliyat ile iyileştirilmiş olabilir. Gözün altındaki uzunlamasına çizgi ise bu savaştan sonra Horus’a yapılan bir göz ameliyatının kesiğini simgeliyor hatta Antik Mısır’da Horus’un gözü, aynı zamanda şifa aracı olarak da kullanılmıştır. Bunun sebebi ise, gözlerden çıkan enerjinin kuvvetli olmasındandır.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 15:02 #11
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri




Evrensel Düzenin, Bir Tüy Kadar Hafif Tanrıçası: Ma’at

Eski Mısır’da doğruluk, adalet anlayışının timsali ve her şeyin üzerinde yer alan bir ilke olarak tanrıça kişiliğine bürünmüş “kozmik düzen” olarak kabul edilir. İnsanlar onu Güneş ve Ay’ın düzenli döngüleri, Nil’in yıllık taşkınları, istikrarlı yönetim ve toplumsal uyum aracılığıyla kavrardı. Güneş Tanrısı Ra’nın kızı ve Tanrıların Katibi Thoth’un eşiydi. “İki Hakikat” olarak bilinen bu tanrıçanın en başlıca görevi; firavunların yer tanrısı Geb’in tahtına ne ölçüde layık olduklarını belirlemekti. Saçına yüksek bir tüy takmış ve bazen de kanatlara sahip bir kadın olarak tasvir edilse de Ma’at sadece bir tanrıça değil, yaratılmış evrenin düzenleyici ilkesi ve varoluşun tasarımını mümkün kılan yasa olarak kabul edilir ve bu yasa, firavundan sade vatandaşa kadar, hatta tanrılar dahil herkes için geçerlidir. İnanışa göre; bir ruh Osiris’in karşısına çıkmasını sağlayacak yoldaki tüm tehlikeleri atlatınca Tanrı Anubis’in rehberliğinde İki Hakikat Sarayı’na girerdi.

Orada 42 yargıcın önüne çıkarak nihai hüküm sürecinden geçerdi. Bu süreçte işlediği günahlar bir liste halinde yüzüne okunur, ardından Anubis ölünün yüreğini terazinin bir kefesine koyardı. Terazinin diğer kefesinde ya Ma’at oturur ya da onun tüyü dururdu. Terazi dengedeyse Thoth ölünün “doğru sözlü” olduğunu bildirir, ruhu Ölüler Diyarı’na alınırdı. “Tüy kadar hafif olmak” diye buna denir sanırız.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-11-18, 15:09 #12
Minerva Minerva çevrimiçi
Varsayılan C: Mitoloji Tasvirleri



Yaşam Ağacının Sahibi Umay Ana

Türk mitolojisinde Umay Ana, doğum ve bereketin sembolüdür. Humay, Omay ve Imay isimleriyle de anılmaktadır. Dişi olarak tasvir edinir ve iyiliği temsil eder. Doğacak olan çocukları belirler ve onları korur. Gümüş renkli uzun saçları vardır ve orta yaşlı görünür. Üç boynuzu vardır ve beyaz bir elbise giyer. Yaşam ağacının sahibi olarak tanımlanır ve yeryüzüne bereket saçar. Gökyüzünde yaşar ve yeryüzüne zaman zaman iner. Yanında kuğu veya zarif bir atla tasvir edilir.

Çocuğu olmayan kişiler, kendisine kurban adar. Hamileleri korur ve umacı gibi düşsel varlıkları gönderir. Ama bu korkutucu bir anlama gelmektedir. Eğer Umay Ana, bir evdeki çocukları korumuyorsa o çocuklar ölür. Bu nedenle de Kara Umay ismiyle de anılabilir.



  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-05-19, 21:02 #13
Minerva Minerva çevrimiçi
Arrow Apollon – Işığın ve Sanatın Tanrısı

İlkçağ Yunan yaratıcılığında iki öge çıkar karşımıza. Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu eserinde bu yaratıcılık, tanrıların simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesiyle oluşur. Bu tanrılar Apollon ve Dionysos’tur. Apollon aydın, durgun, ölçülü gücü simgeler. Işıktır, doğayı görme, varlığı akılla algılama ve akla dayanan yöntemle biçimlendirme gücü ve yeteneğidir.

Bir öngörmedir, ışığın doğayı aydınlatarak karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Fakat bu güç insanı taklitçi olmaktan ileri götürememektedir, yaratıcılık insanın doğaya coşkuyla karışmasını şart koşar. Bu karışmayı da şarap tanrı Dionysos simgeler.
Dionysos sadece büyük bir tanrı değil, insana doğayla birleşmeyi sunan bir araç niteliği taşır. İnsan için düşünülmüş bir tanrıdır. Bu yüzden insan dişisinden doğmadır, insana karışır ve insan çilesi çeker ki taşkın gücün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana.



Yunan mitinin efsanelerinden olan Apollon Roma mitolojisinde Apollo olarak elinde altın Lir tutar şekilde karşımıza çıkar. Fakat hedefini asla şaşırmayan bir okçu olması ve üstün ok başarısından dolayı ok ve yay ile de tasvirleri mevcuttur. Ayrıca geleceği haber veren bir bilicidir. Bundandır ki Yunan mitinde Delphoi bilici merkezlerindendir.

Apollon Kelimesi

Apollon adının Yunanca olmadığı bilinmektedir. “Apello” defetmek, kötülüğü önlemek fiilinden türemiş olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yunanlılar dahi bu adı anlamamış olacaklar ki özünü belirtmek içi ek ad koymuşlardır “Phoibos” parlak anlamında tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir.
Bu isim Apollon ’un ananesi olarak bilinen Phoibe ile de bağlantılıdır. Fakat ne kadar ışık ile dile getirilse de hiçbir kaynakta güneşi simgeleyen Helios ile ilişkili gösterilmemektedir.
İlyada’da “Lykegenes” yani okçu, hedefi vuran, gümüş yaylı olarak adlandırılır. Bizim Lykialı diye çevirdiğimiz, başka metinlerde geçen “Lykios ve Lykeios” sıfatları ile ele alırsak Apollon’un Lykia bölgesi ile ilişkilendirildiği göz önüne serilir.
Lykia bölgesinin adı “Lyk” kökü ile incelendiğinde Latince “lux” yani ışık ile ele alırsak bu tanrının sıfatıyla ilişkisini de açıklamış oluruz. “Lykegenes” kelimesinde ki “genes” eki de “gen” yani soyu simgelemektedir.

Anadolu’lu Apollon

Apollon Homeros destanlarında Lykia’ya sıkı sıkıya bağlıdır bu yüzden merkezi Anadolu’da özellikle Troya’da olan bir tanrı çıkar karşımıza.
Apollon’un İlyada da ki insancıl oluşu, vicdan ve yiğitlik özellikleri onu Olympos tanrılarından tamamen ayırmakta, farklı bir ahlak görüşüyle Anadolu tanrısı olarak ele almamızı sağlamaktadır.
Halen günümüzde de devam eden arkeolojik araştırmalarla bu tez gün geçtikçe pekişmektedir. Apollon çalgı ve ezgiyi, şiiri ve dansı her türden sanatı esinleyen tanrıdır ve bu hava Lykia’da sezilir.
Gündüzleri gümüş yaylı tanrıya taht kuran bu yer gece kardeşiyle aya doğru yükselip yıldızlarla birleştiren havasında bu tanrının varlığını hissedersiniz…

Apollon’un Doğuşu

Titan Koios’kızı, güzel saçlı Leto ile Zeus’un birleşmesinden doğar. İkiz kardeşi Artemis’tir.
Doğumu ile ilgili bilinen efsane Lykia Patara’da geçer fakat adalar ve Yunanistan kültüründe bu tanrı yayılınca birçok yer bu tanrıya beşik olmak için efsaneler yazmışlardır. Bunların arasında en çok tutulan Delos efsanesidir.
Leto ’nun Zeus’tan hamile olduğunu duyan Hera çılgına döner, Hiç bir kara parçası yardım etmeyecek diye emir verir. Ege’de yüzen ada olan Asteria (Delos-anlamı parlak-) adası Leto’nun çığlıklarına dayanamaz ve doğumun burada gerçekleşmesine izin verir.
Diğer efsaneye göre ise yürüye yürüye Lykia kıyılarına gelir ve Patara’da doğum yapar. (Leton tapınak kenti bu efsane ile kurulur, kentin içerisinde Leto, Artemis, Apollon tapınakları vardır.)

Apollon Tapınağı

Hera her şeyi düşündüğü gibi, ihanetlerin olacağını da düşünmüştür ve doğumları gerçekleştiren tanrı Eileithyia’nın Olympos’un dışına çıkmasını engeller. Hera’nın bu durumuna göz yumamayan tanrılar İris’i ona gönderirler.
İris her kadının vazgeçilmezi olan mücevheri Hera ’ya vererek Eileithyia’yı doğumda yardım etmesi için ikna etmeyi başarmıştır. Leto’dan dünyaya gelen Artemis ve Apollo Yunanlılar tarafından en sevilen tanrılar olacaklardır.

Apollon’un Yetenekleri ve Efsaneleri

Apollon İlyada destanında karşımıza muhteşem bir okçu olarak çıkmaktadır. Kardeşi Artemis ile beraber bu yetenekleri onlara büyük üstünlük sağlamaktaydı. Onların oku ile ölmek ansızın gelen tatlı bir uykuya dalmak gibidir.

Musalar korosunda yönetici olarak sanat ve müzik alanında da çok başarılıdır. Zeus’un verdiği Lir ile adeta bütünleşmiş, başka tanrılar ve ölümlüler ile giriştiği yarışmalar efsanelere konu olmuştur.
Hatta Midas da bu efsanelerden payını alır. Athena’nın attığı kavalı bulup mükemmel bir şekilde çalan Marsyas ile yarışan Apollon, Midas’ı hakem tayin eder.
Midas kavalın sesinden öyle etkilenir ki Marsyas’ı birinci seçer fakat bu karın doğru olmadığını düşünen Apollon Midas’ın kulaklarının iyi duymadığını gerekçesiyle eşekkulağına çevirir ve Marsyas’ı da öldürür.
Perilerin üzüldüğünü görünce yanlış yaptığını fark etmiştir, müziğine devam edebilmesi için Marsyas’ı ırmağa çevirir. Böylece ırmağın etrafında müzik eşliğinde periler dans edebileceklerdir.



Gai’dan olan, Python adında ki ejder Delphoi’da ki bilicilik merkezine bekçisidir. Bu merkezin kendisine tapınmasını isteyen Apollon Pyhon’u öldürür.
Troya kralı Priamos’un kızı Kassandra’ya aşık olur. Kassandra ise Apollon’un ona bilicilik yeteneği vermesi karşılığında birlikte olmayı kabul eder. Apollon Kassandra’nın istediğini yerine getirmesine rağmen Kassandra onunla olmaz bu duruma sinirlenen Apollon onu lanetler.
Lanet de Kassandra geleceği görecek ama kimseyi inandıramayacak. Nitekim Truva savaşını da görmesine rağmen kimseyi inandıramaz. Apollon Truva savaşında Yunanlıları desteklemiş ve onlara Aşil i nasıl öldüreceklerini söylemiştir.
En ünlü aşk efsanesi ise Daphne Peneios’un su perisi olan kızı Daphne kendisini Gaia’ya adamış ve evlenmemek üzere yemin etmiştir. Apollon onu ırmak kenarında görür ve bir anda aşık olur.
Kız ise kurtulmak için kaçar, Apollon kovalarken Daphne tanrılara kurtarması için yalvarır ve o esnada Defne ağacına dönüşür. Bu duruma çok üzülen Apollon defne ağacını kendisine kutsal ilan eder ve yapraklarını başına taç yapar.
Karısı Koronis sadakatsizlik yapar ve cezalandırması için ikiz kardeşini görevlendirir. Hermes’e bir asa verir ve bu sayede Hermes habercilerin efendisi olmuştur. Üç ucu olan yabası ile yunusu gökyüzüne takımyıldızı yapar. Lirini küçük Orpheus’a verir.
Kız kardeşinin Orion ile olmasını engellemiştir. Oğlu Asklepius’u büyütmesi için at adam Kheiron’a verir. Artemis ile Niobe’yi kibri için cezalandırır.

Kaynaklar
Azra ERHAT- Mitoloji Sözlüğü
Ders Notlarım


tarihisanat

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
bir, caravaggio, için, ile, judith

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:19
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018