Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-05-19, 19:33 #1
birilant56 birilant56 çevrimdışı
Varsayılan Aurelion Sol - Yaşam Öyküsü




Aurelion Sol, bir zamanlar kozmosun engin boşluğunu kendi eseri olan gökyüzü harikalarıyla donatmasıyla tanınır. Şimdilerdeyse muhteşem gücü, kendisini kandırıp köleleştiren uzay kâşifi bir imparatorluğun boyunduruğunda. Yıldızları işlediği günlere dönme hasretiyle yanıp tutuşan Aurelion Sol, özgürlüğünü yeniden kazanmak için gerekirse gökteki yıldızları bile yeryüzüne indirmekten çekinmez.

Kuyruklu yıldızlar genellikle büyük değişimlerin ya da huzursuzluklarla dolu günlerin alâmeti olarak yorumlanır. Bu alevler içinde gelen habercilerin ışığında yeni imparatorlukların yükseldiği, kadim medeniyetlerin çöktüğü; hatta göründükleri dönemlerde yıldızların bile gökten düşebileceği rivayet edilir. Bu teoriler çok daha tuhaf bir gerçeğin sadece görünen tarafıdır oysa. Aslında kuyruklu yıldızların ışıltısı, akıl sır ermez güce sahip bir kozmik varlığı gizlemeye yarar.

Aurelion Sol adıyla tanınan varlık, uzay tozlarının birleşip dünyalar ortaya çıkardığı ilk zamanlarda bile kadim bir varlıktı. Her şeyin meydana geldiği o ilk anda doğan Aurelion Sol; hayal bile edilemeyecek boyutlardaki bu tuvali, kendisi için muazzam bir mutluluk ve gurur kaynağı olan ışıltılarla doldurmak için engin boşluğu arşınlamaya başladı.

Kozmik ejderhalar nadir görülen varlıklardır; bu nedenle de Aurelion Sol emsalleriyle çok az karşılaştı. Gün geçtikçe daha fazla yaşam biçimi ortaya çıkıp kâinatı doldurdukça, Aurelion Sol'un göklerdeki eserlerine hayret ve merakla bakan ilkel gözlerin sayısı arttı. Sayısız dünyadan bu kadar hayranının olmasıyla gururu okşanan Aurelion Sol, bu varlıkların yeni filizlenen medeniyetlerini izlemekten büyük keyif alır oldu; yıldızlarının tabiatı hakkında komik ve sadece kendilerini temel alan felsefeler ortaya koyuyorlardı.

Layık gördüğü pek az ırktan biriyle daha derin bağlar kurmayı arzulayan kozmik ejderha, varlığıyla onurlandırmak için türlerin en hırslısını seçti. Seçilen bu bir avuç varlık, kâinatın sırlarına vakıf olmaya çalışıyordu ve çoktan kendi gezegenlerinin ötesine uzanmayı başarmıştı. Yıldızların Hâkimi'nin minicik gezegenlerine inip varlığını Targon'lulara ilan ettiği gün hakkında nice mısra yazılmıştır. Gök kubbeyi yoğun bir kasırgayla kaplayan yıldızlar, döne döne görenlerin hem gözlerinin kamaşmasına hem de dehşete kapılmalarına neden olan, devasa bir biçim almıştı. Yaratığın bedeninde pırıl pırıl kozmik mucizeler yüzüyordu. İradesiyle yepyeni yıldızlar ışıldıyor, takım yıldızlar düzenlerini değiştiriyordu. Işık dolu gücüne doğal olarak hayran kalan Targon'lular, ejderhaya Aurelion Sol adını verdi ve ona hürmetlerini temsil eden bir hediye sundu: Yıldız taşlarıyla bezeli, ihtişamlı bir taç. Bu hediyeyi çok beğenen ejderha, tacı hiç düşünmeden taktı. Yine de Aurelion Sol çok geçmeden can sıkıntısına yenik düştü ve uzayın bereketli enginliğindeki uğraşlarına döndü. Gelgelelim ziyaret ettiği minik dünyadan uzaklaştıkça ruhuna daha fazla işleyen bir sıkıntı hissetti; sanki bir güç onu yolundan saptırıyor, başka bir yere çekiyordu! Kozmik enginliğin öbür ucundan haykırıp emirler yağdıran sesler geliyordu kulağına. Anlaşılan aldığı hediye, aslında hediye falan değildi.

Hiddete kapılan Aurelion Sol, kendisine hükmetmeye kalkan dürtülere direndi ve bağlarını güç kullanarak koparmaya çalıştı; ancak yeni efendilerine yönelik her saldırısına karşılık yıldızlarından birinin gök kubbeden ilelebet silinip gittiğini fark etmesi uzun sürmedi. Aurelion Sol artık muazzam bir büyünün boyunduruğu altındaydı ve bu büyü yüzünden güçlerini sadece Targon'un çıkarına kullanmaktan başka çaresi yoktu. Evrenin derinliklerinde, kâinatın temel taşlarını yerle bir etmeye çalışan menfur canavarlara karşı mücadele etti. Bazılarını zamanın başlangıcından beri tanıdığı başka kozmik varlıklarla dövüştü. Bin yıl boyunca Targon'un savaşlarını yürüttü, egemenliğine yönelik bütün tehditleri alaşağı etti ve Targon'luların yıldızlara uzanan bir imparatorluk kurmalarına yardımcı oldu. Oysa bütün bu vazifeler Aurelion Sol'un olağanüstü yeteneklerine hakaretti; ne de olsa o, kâinata ışık getirendi! Neden bu aşağılık yaratıklara boyun eğmek zorundaydı?

Geçmişteki ihtişamlı eserleri bakımsız kalan gök kubbeden yavaş yavaş silinip giderken, Aurelion Sol bundan böyle asla yeni ışıldamaya başlamış bir yıldızın sıcaklığını hissedemeyeceğini kabullendi. Sonra kendisini bağlayan inatçı güçte bir zayıflama hissetti. Tacından gelen sesler daha az duyulmaya, çelişkiye düşmeye, birbiriyle çatışmaya başladı; bazıları da tastamam suskunluğa gömülüyordu. İdrak edemediği bilinmez bir karmaşa, kendisini boyunduruk altına alanların dengesini bozmuştu. Çözülüyorlardı ve dikkatleri dağılmıştı. O zaman kozmik ejderhanın yüreğinde bir umut ışığı belirdi.

Sonunda özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin kışkırtıcı cazibesine dayanamayan Aurelion Sol, böylece her şeyin başladığı dünyaya döndü: Runeterra'ya. Denge nihayet burada onun lehine değişecek. Böylece yıldızların dört bir yanındaki nice medeniyet, Aurelion Sol'un başkaldırısını seyredip bir kez daha kudretine şahit olacak. Kozmik ejderhaların gücünü kendi çıkarları için çalmaya heves edenlerin akıbetini görmeyen kalmayacak.

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
aurelion, bir, daha, kozmik, sol

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:17
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018