Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 12-10-17, 14:18 #1
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Peygamber efendimizin kızı hz zeynep


PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP 'in eşi ebul as Bir an önce hazırlan, dedi. Hz. Zeyneb, çobandan sahabelerin haberini bekledi. çoban, buluşma yerini haber verdi. Sonra
Allah Resûlü (a.s.m.) Zeyneb’i çocukları ile getir buyurdu. Hz. Zeyneb Sahabiler beklesinler. geleceğim, diyerek haber gönderdi.Hz. Zeyneb
Kinâne ile Mekke’den ayrıldı.sahabiler Hz. Zeyneb’i Medine’ye götürdüler.sıkıntılı ve sancılı kutlu hicret yolunda canından çok sevdiği babasına kavuştu.*

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Eşi Mekke’de kalan Hz. Zeyneb, yıllarca özlem içinde yaşadı.esir düşen eşi, Hz. Zeyneb tarafından kurtarıldı. Ebû’l-Âs, Çok duygulandı. Efendimiz hakkında yanılmadığını gördü.
hakikati anladı. Kalbi iman nuruyla aydınlandı. Ancak Müslüman olmadı. Efendimize ve hanımına defalarca teşekkür etti:

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP 'in eşi İzin verirseniz Mekke’ye gitmek istiyorum, diyerek Efendimizden izin istedi
Mekke’ye gitti Başından geçenleri anlattı.etrafındaki halka döndü. Yüksek sesle sordu Kureyşliler Bilmenizi isterim ki Müslüman olmaya karar verdim. mallarınızı gasp etmemek için* buraya geldim. Mallarınızı dağıttıktan sonra Müslüman olduğumu açıkladım. Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de O’nun kulu ve elçisidir, dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP 'in müslüman oldum açıklanasını
dinleyen müşrikler, öylece baka kaldılar. Devesine binen Ebû’l-Âs,Mekke’den ayrıldı. Eşi ve çocuklarına kavuşma ümidiyle, Medine’ye yola çıktı.Ebû’l-Âs, ailesinin özlemi ile yaşıyordu. bu özlem bitecek ailesine kavuşacaktı. Yol boyunca kavuşmanın hayalini kurdu:Bundan sonra hiç ayrılmayacağız, diye söylendi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP on eşi müslüman olduktan sonra
Kendisine hayrı olmayan putlardan kurtulduğu için gerçekleri görmediği, hanımını dinlemediği* için kendine kızıyordu.çok mutluydu. Yalnızca eşi ve çocuklarına kavuşacak, ona bütün nimetleri veren Rabbine yönelecek, huşu ve huzur içinde ibadet edecekti.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Eşinin Müslüman olacağını hisseden Hz. Zeyneb, Mekke’ye gideceğini duyunca üzüldü. Uykuları kaçtı. Günlerce uyuyamadı. Teheccüd namazından sonra ellerini semaya kaldırdı. Rabbinedua dua yalvardı.Duaları kabul olmuş,eşi geri dönmüştü. Eşinin dönünce dünyalar onun oldu.Mutlaka İslam ile şereflenmek için gelmiştir, diye düşündü. Mescid’i-Nebevî’ye giden Ebû’l-Âs, şehadet getirerek Müslüman oldu

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP eşinin müslüman olduğu
Haberi Hz. Zeyneb’e ulaştı.yirmi yıldır büyük bir ümitle bekleyen Hz. Zeyneb’in dili tutuldu. hıçkıra hıçkıra ağladı.Ebû’l-Âs’ın Müslüman oluşu Allah Resûlü (a.s.m.) ve sahabileri çok sevindirdi. Damadını tebrik eden Allah Resûlü (a.s.m.), kızı Zeyneb ile damadının nikâh akdini yenileyerek onları yeniden evlendirdi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Damadı ebul as ın İslam’la şereflenmesine sevinen Efendimiz:
Kızımı Ebû’l-Âs a nikâhladım. O, beni tasdik etti. sözleri yerine getirdi, buyurarak sevincini dile getirdi. Takdir etti Nikâhı yenilenen Ebû’l-Âs eşinin yanına gitti.Hz. Zeyneb ağlıyordu.mutluluk gözyaşlarıydı.hızla yerinden kalktı. Eşine sarılarak gözyaşlarıyla hasret giderdi. Rabbine şükrederek gözyaşları döktü.O gün hasret giderdiler.namaz kıldılar. ellerini semaya kaldırarak göz yaşları içinde dua ettiler.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Medine’ye hicretinde Habbâr’ın okuyla çocuğunu kaybeden Hz. Zeyneb in acısı hiç bir zaman geçmedi. Aldığı darbe yıllarca onu rahatsız etti. ölüm sebebi ağrılar, Mekke Fethinden sonra artmaya başladı. Oğlunun vefatı acılarını tetikledi. Yıllardır süren hastalık şiddetlendi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP 'in ağrıları arttı başladı. yatağa düştü acılar içinde kıvrandı Kızının hastalığına üzülen Efendimiz,* Derdine çare bulanadı.otuz bir yaşında gençliğinin baharında Hz. Zeyneb, acılara direnemedi. Dünyaya veda ederek Rabb’ine kavuştu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Kızının vefatı Allah Resûlü’nü (a.s.m.) çok üzüldü Torunu Ali gibi, annesi içinde gözyaşı döktü. Cenazesinden ayrılmadı.Ümmü Atıyye ve Ümmü Eymen, cenazeyle yakından ilgilendiler. Efendimizin eşleri Hz. Ümmü Seleme ve Hz. Sevde binti Zem’a yardım etti. Birlikte yıkayıp kefenlediler.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Ümmü Atiyye anlatıyor:
“Hz. Zeyneb vefat edince Allah Resûlü (a.s.m.) kızının yanına geldi. Onu yıkayacağımız zaman
Onu daha fazla yıkayın! Önce su ve sidir ile yıkayın. Son olarak kâfur benzeri misk gibi kokularla yıkayın! Yıkamayı bitirdiğinizde bana haber verin, buyurdu.Allah Resûlü’nün (a.s.m.) kızı yıkadıktan sonra saçlarını örük yaptık.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Ümmü Atiyye anlatıyor:
Efendimizin kızını Yıkamayı bitirince Allah Resûlü’ne (a.s.m.) haber verdik. Kızının naşının yanına gelen Allah Resûlü (a.s.m.) giydiği izarlardan verdi. Bunu tenine değecek şekilde vücuduna sarın, buyurdu Hz. Zeyneb kefenlenirken evinin kapıda duran Efendimiz, kefenleyenlere Sağdan ve abdest organlarından kefenleyin gibi talimatlarla yönlendirdi.”

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Ümmü Atiyye anlatıyor:
Hz. Zeyneb, yıkanıp kefenlenince musallaya götürüldü. Allah Resûlü (a.s.m.) kızının cenaze namazını kıldırdı sahâbe ile tabutunu taşıyarak Bakî Kabristanına yürüdü. Mezarı kazılmıştı.Allah Resûlü (a.s.m.) gözyaşları içinde kızının kabrine indi. mübarek elleri ile kabre koydu üzerine toprak attı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Ümmü Atiyye anlatıyor:efendimiz kızı hz zeynepin Kabirinden çıkınca dua ederek şöyle buyurdu Zeyneb’i ve onun zayıf düşen vücudunu hatırladım. Allah’a dua ederek kızımın üzüntülerini gidermesini ve kabrini genişletmesini istedim. Allah duamı kabul buyurarak kabir hayatını ona kolaylaştırdı.”dedi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Genç yaşta dünyaya veda eden Hz. Zeyneb, hicretin sekizinci, miladi altı yüz otuzuncu yılında vefat ettiğinde otuz* yaşındaydı
İnanları hüzne boğan Hz. Zeyneb’den geriye Allah Resûlü’nün (s.a.v.) sürekli kollayıp gözettiği, hediyelerle sevindirdiği, Hz. Fâtıma’ya emanet edilen Hz. Ümâme kaldı.
Allah ondan razı olsun.


PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeynep Peygamber Efendimiz ile Hz. Hatice’nin ilk kızı, Hz. Fâtıma’nın ablasıdır. Peygamberimize vahiy gelmeden on yıl önce, miladi 600 yılında Mekke’de doğdu.Arap Yarımadasında yaşayanlar kız çocukları doğduğunda yüzleri asılır, kimselere görünmezdi. Peygamber Efendimiz Ben bir kız babasıyım! buyurarak gurur duydu kendisine kız çocuğu lütfettiği için Rabbine şükretti.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Zeyneb’in aileye girmesiyle egendimiz ve annelerimizin mutlulukları arttı. Zeynep doğduğunda Efendimiz yirmi otuz, Hz. Hatice* kırk beş yaşlarındaydı. Peygamber kızı Zeynep, dünyanın en bahtiyar çocuklarından biri olacaktı.
Hz. Hatice kızını yedi gün emzirdi.sonra Arap âdetlerine uyarak sütanne aramaya başladı. Efendimizin halası Hz. Safiyyenin cariyesi Selmâ Hanıma verdiler.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb dokuz yaşında iken babasının hareketlerinde değişiklik oldu. sosyal ilişkileri çok kesiliverdi.Efendimiz, insanlardan uzaklaştı. şehir dışına çıkmaya Hirâ Mağarasına gitmeye başladı.
neşeli ve hayat dolu efendimiz artık son derece düşünceli, kaygılı ve tedirgindi. endişe ediyor, korkuyor gibiydi. Olağan üstü şeyler duyup gören Efendimiz, eve rengi kaçmış, bitkin bir şekilde geliyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP efendimizin ilgi, sevgisine alışmış* çocukları, onu göremeyince özlüyorlardı.kendileriyle ilgilenilmemesine üzülüyorlardı Babasındaki değişikliğin sebebini Hz. Zeyneb, annesine soruyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.olağan üstü bir durum vardı. anladığı gün Babası ile ilgilendi rahatlatmaya çalıştı. Üzmemek için* hassasiyet gösterdi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Efendimize vahiy geldiğinde on yaşındaydı. Babasının Hira Mağarasına gidişine şahit olan Hz. Zeyneb, babasının titreyerek eve geldiğini gördü. Rengi bembeyazdı. Sıkıntıdan alnından terler boşalıyordu.— Beni örtün! Beni örtün, buyurdu.Telaşlanan annesi, babasının üzerini örttü.Babasını görünce korktu.İlk vahyin en yakın şahiti olan Hz. Zeyneb, vahiy atmosferine girmişti. yaşanan manevi havay tenefüs etti eşsiz bir bilince ulaştı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Fetretü’l-Vahiy döneminde Efendimizin sıkıntılarına özlemine, korku ve endişelerine şahit oldu Babası için üzüldü, korkup gözyaşı döktü.
Babasının manevî acılarına* kahroluyordu.endişe ve acılar gözünün önünden gitmiyordu. Babasına bir şey olacak diye korkuyor, üzerinden atamıyordu. Duygularını annesiyle paylaşıyordu.içinde kopan fırtınaları belli etmesede başaramıyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Fâtıma, ablasına yaklaştı.
Niye bu kadar çok üzülüyorsun? peygamber kızı olmak sevindirmiyor mu?Hz. Zeyneb kardeşinin başını okşadı Elbette sevindirir ey Fâtıma! Bu hangi genç hanımı sevindirmez, ona şeref kazandırmaz ki? Hem bundan öte bir şeref mi var?

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP kardeşi hz fatmaya benim endişem kendimle değil, babamla ilgili. Dayımız Varakanın anneme söylediklerine endişeleniyorum.O babamızın yalanlanacağını, işkenceye uğrayacağını ve memleketinden çıkarılacağını söylemiş. Bütün bunlar aklıma geldikçe üzülmekten kendimi alamıyorum, dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP ISLAM’LA ŞEREFLENIYOR
vahiyden sonra Allah Resûlü (a.s.m) insanları İslam’a davet etti İnsanlara dinini terket demek zor Lakin emir Allah’tandı.Efendimiz ilk olarak, eşi Hz. Hatice ile konuştu. ayetleri okuyarak, İslam’a davet etti. Hasretle bu anı bekleyen Hz. Hatice şehadet getirerek Müslüman oldu. Efendimiz daha sonra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve Zeyd b. Hârise gibi çok güvendiği kişileri davet etti.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP ISLAM’LA ŞEREFLENIYOR
İslam Davetinde de Hz. Hatice, güvendiği hanımları İslam’a davet etti.ilk olarak kızlarından başladı.yaşları küçüktür, anlamazlar demeyip dört kızını karşısına aldı. babalarının peygamber olduğunu söyledi. Putlara tapınmanın kötü olduğunu anlattı. kızlarını İslam’a davet etti. Annelerini dinleyen kızlar, hep birlikte şehadet getirerek Müslüman oldular.Hz. Âişe
Allah celle alâ, peygamberine Nübüvveti lütfedince ilk olarak Hz. Hatice ve kızları iman etti, diyecektir

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP ISLAM’LA ŞEREFLENIYOR peygamber kızları İslam ile şereflenince kalplerini huzur kapladı.İslam hakkında bilgi aldılar ayetleri ezberlediler.kızların yanlarına gelen Hz. Hatice, onlara abdesti öğretti. Sırayla abdest aldılar sonra hz hatice kızlarına nasıl namaz kılacaklarını öğretti. Namaz kılmak için Allah’ın huzruna çıktılar o güne kadar tatmadıkları eşsiz bir duyguyu tattılar. Kalpleri huzurla doldu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Eşsiz bir*sabra*sahipti* vakur ve metanetli bir hanımdı. Mekke’de yapılan baskı ve zulme sabretti eşinin İslam ile şereflenmesine, eşi ile babasının karşı saflarda savaşmasına yıllarca sabretti.Cesur, fedakâr, hizmet ehli bir hanımdı.*

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Allah Resûlü (s.a.v.) İslam’ı anlatırken, insanları hakka ve hakikate davet ederken hakaretlere saldırılara maruz kalıyordu. Hz. Zeyneb, hanım olmasına aldırmadan babasını adım adım takip ederek korumaya ve yardım etmeye çalışıyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Muhammed b. Hasan naklediyor:
Allah Resûlü (s.a.v.) insanları Allah’a imana davet ediyordu. insanlar onu rahat tersliyordu* Allah Resûlü (s.a.v.) yalnız kalınca bir hanım ağlayarak yanına geldi. Allah Resûlü (s.a.v.) hanımın elinden su içti. abdest aldı. Sonra başını kaldırarak ona baktı ve Kızım! Gözyaşlarını sil! Sakın onların babana galip geleceğinden ve babanı zillete düşüreceklerinden korkma! dedi.
Oradaki insanlara Bu kim? diye sorduk. Onlar:
Bu onun kızı Zeyneb’dir, dediler.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeynep ahlakıyla halkın dikkatini çekti. sevilip sayıldı.Hz. Hatice’nin kız kardeşi Hâle binti Huveylid Hz. Zeyneb’i takdir eder, övgü dolu sözlerle anardı.oğlu Ebû’l-Âs’ın dikkatini çekti. annesinin anlattığı gibi edep haya timsali bir kız olduğunu gördü. Hal ve hareketleri, ahlakı mükemmel olduğu için Onu çok beğendi. İyi bir eş olacağını düşündü.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP* hz haticenin kardeşi hale ve oğlu Hz. Zeyneb’i gelin* istiyor, ancak cesaret edemiyorlardı. Cesaretini toplayan Hâle Hanım,aklından geçenleri oğluna açtı. Annesini sevinçle karşılayan Ebû’l-Âs, Hz. Zeyneb’i beğendiğini söyledi.Hâle Hanım, kardeşi ile görüştü. Yeğenini seven Hz. Hatice,ebul asın yaşantısını ve ahlakını beğeniyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Hatice ile aynı soydan gelen Ebû’l-Âs, Mekke’nin köklü ailelerindendi. Mekke’nin zenginlerindendi Hz. Hatice, ebul as ve hz zeynebin evliliğe sıcak baktı Kardeşinin tavrından memnun kalan Hâle Hanım,oğluna Durumu anlattı.
Âs, teyzesi hz haticeye Hz. Zeyneb’in çok iyi bir genç kız olduğunu, kendisini beğendiğini söyledi.* Zeyneb’le evlenmek istediğini bildirdi. Tebessüm eden Hz. Hatice yalnızca Hayırlısı olsun, demekle yetindi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP kız kardeşinin yanına giden Hâle Hanım, hz haticeye* açık konuştu. Hz. Zeyneb ile oğlu Ebû’l-Âs’ın evlenmelerini istedi hz Efendimiz ile konuştu Allah Resûlü (s.a.v.) kızına talip olan bahtiyar kişiyi tanıyordu. Dostu ve arkadaşıydı ailece* samimiydiler. Ebû’l-Âs’ın iyi bir insandı Efendimiz, kızı için uygundu Lakin hz zeynep küçüktü efendimiz* Hanımı hz hatice ile istişare etti.kızının yaşına rağmen evliliğin uygun olduğuna karar verdiler

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Efendimizin onayını alan Hz. Hatice, kızı Zeyneb’e Ebû’l-Âs’ın bir eş olduğunu söyledi. Kızı evliliğe razı olunca Ebû’l-Âs’ı* eve davet etti.
Babası olmayan Ebû’l-Âs annesiyle Efendimizin evine gitti.kızları Zeyneb’e talip olduğunu söyledi Konuklarıyla yakından ilgilenen Efendimiz, evlenme teklifine “evet”dedi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP le evlenmek isteyen Ebû’l-Âs efendimizin* cevabına çok sevindi.müstakbel eşine karşı büyük bir sevgi duymaya başladı. Annesine düğün hazırlıklarına başlayalım, dedi.Hâle Hanım, oğlunun sevgi dolu bakışlarını görünce memnun oldu.kardeşi Hz. Haticeye açtı evliliği bekletmeden yapalım, dedi. Efendimizle konuşan Hz. Hatice,ilk çocuğunu evlendirmenin heyecanından dolayı çok mutluydu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP in düğün hazırlıklarına başlandı. Efendimiz Her şeyin yerli yerinde olmasını, düğünde aksaklık olmamasını istiyordu hazırlıklar bitidi.Hz. Hatice, düğüne davetiyeler gönderdi
Erkek tarafında deve satın alan Ebû’l-Âs düğünden hemen önce kestirip hazırladı. Gelen misafirlerle düğün yemeği ikram etti. Cariyeler def çalarak şarkı söylediler. Hz. Hatice, kızı hz zeynepe düğün hediyesi olarak gerdanlık taktı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Allah Resûlü’nün (a.s.m) yakınlarını gizlice İslam’a davet ettiğinde babasının evinde olan Hz. Zeyneb, ilk iman edenlerdendi evlendiğinde on iki on üç yaşlarındaydı. O dönemde Dünya’da insanlar çok erken yaşlarda evlenirdi. Sıcak iklimden Arap Yarımadası’nda kızlar çabuk gençlik çağına girerlerdi. Kendilerine iyi biri talip olduğunda, beklemeden evlenir veya evlendirilirlerdi.
O günkü hayat şartları, yaşam biçimiinsanları erken evliliğe teşvik ederdi. Yaşam şeklinden erken evlilik sorun olmaz,ailede sorun çıkmazdı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP döneminde insanların yardımlaşmaya dayalı hayatları olduğu için erken* evlilikler son derece normal karşılanırdı.Günümüz insanının hayata bakışı, beklentisi, yaşam şartları,şehir hayatı göz önünde bulundurulmadan o günle bu günü değerlendirmek iyanılgılara sebep olur. O günkü şartları görmeden insanları suçlamak kolaycılık olur. Her coğrafyanın yaşam şartları her asrın yaşam şartları farklıdır.



PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb evlendikten sonra eşi ve çevresi ile çok güzel bir iletişim kurdu. Eşine sevgisi büyüyerek tüm insanları,kuşattı. Bu sevgi dolu ilişkileri, hayatı boyunca aynı güzellikte devam etti.Peygamberimizin Davetini durdurmak isteyen müşrikler, her* türlü kötülüğü yaptılar. Efendimizin kızlarını nişanlılarından ayırdılar

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb, dehşete düştü. Kardeşlerinin inançlarından dolayı boşanması onu yıktı.ayakta duramaz hale geldi. Gözyaşlarıyla babasının evine koştu.kardeşlerine destek oldu ve teselli etti
aklı eşi Ebû’l-Âs’daydı.müşriklerin onunla konuşmalarından korkuyordu. Efendimizi durdurmak için yapmayacakları yoktu. Ebû’l-Âs ile konuşup boşanmasını isterlerse? Düşüncesi onu üzüntüden iki büklüm ediyordu. Onu ayrılmaya dayanamayacak kadar çok seviyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP hz zeynep ebul as da beni seviyor. Baskıyla benden ayrılmaz, diye söylendi.Kaygı ve endişe içinde evine gitti.korkularında haklı çıktı. Kardeşlerinin boşanmasında ön ayak olanlar, Ebû’l-Âs’ı buldular.:Muhammed düzenimizi* bozdu putlarımıza neler söyledi Buna son vermek lazım. Onun kızını boşa! ne istersen yapmaya hazırız. Seni Kureyşlilerden istediğin kızla evlendiririz, dediler.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP müşrikler Ebû’l-Âs’ın* sevgisini hesaba katmamışlardı. O Efendimizi de sevgili eşini de çok seviyordu.Efendimizi üzmeye,çok sevdiği eşinden ayrılmaya niyeti yoktu. müşriklerin yaptıkları teklifi Vallahi,yapamam. Eşimden ayrılmam. Kureyşlilerden kimin kızı olursa olsun, eşimle değişmem, diye haykırdı. Tekliflerini kesin bir dille reddetti.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb, Kureyşlilerin yuvasına uzanmalarına, çok üzüldü. Eşinin cevabına sevinse de yeni tekliflerle razı etmeyeceklerinden emin değildi. Eşine teşekkür eden Hz. Zeynebin
korktuğu olmadı. Ebû’l-Âs’ı tanıyan Kureyşliler, dönek olmadığını biliyorlardı. Kızıp Müslüman olur diye* ona böyle bir daha eşinden boşanmasını teklif etmediler

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Günler* Müşriklerden teklif gelmedi Hz. Zeyneb’in eşine sevgisi büyüdü.kalbinde ukde kaldı. Eşi ebul as İslam ile şereflenmedikçe evlilikleri tehlikede olacak, istenmeyen sıkıntılarla baş başa kalacaklar Müşriklerin baskısından kurtulamayacaklardı. Hz zeynep Yıllarca bu endişe içinde yaşadı

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Zaman akıp gidiyordu. Efendimiz ve ailesi yollarına devam ettiler.sıkıntıların Biri bitiyor diğeri başlıyordu. İslama karşı kin ve nefretle dolu müşrikler, Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlardı. saldırıyor, Müslümanlara göz açtırmıyordu. Mücadele her gün büyüyerek devam ediyordu. davet halkaları genişledikçe, müşriklerin zulümleri artıyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Saldırıları eşsiz bir sabırla göğüsleyen Müslümanlar,sebat ediyor, büyük bir gayretle, mücadele veriyor, sivil direnişleri ile tarih yazıyorlardı.*Son derece akıllı hareket ediyor, duygularına mağlup olmadan, tüm çağlarda yeryüzüne örnek olacak bir mücadele sergiliyorlardı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb mücadelenin tam ortasındaydı. önde ve sahada oldu.kadın olması, eşinin İslam’dan uzak durması, davasına engel olmadı. Eşi ile ilişkilerini dengede tuttu. Ailevi sorumluluklarını ihmal etmeden, eşine sevgisini azaltmadan evlililiğini* devam ettirdi. babasının sorunlarıyla ilgilendi. ayetleri öğrendi.İslam davetine omuz vermeye gayret etti.
Mücadelesine yalnızca Mekke değil, Mekkeli olmayanlarda şahitti.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Cahiliye döneminde ticaret ve umre için Mekke’ye gitmiştim.Mekkelileri etrafına toplayan Allah Resûlü (a.s.m.)İslam’ı anlattıyordu. Çevresindekilere* Lâ ilâhe illallah deyin kurtulun, buyuruyordu. rahatsız olan Kureyşliler,kızıyor, tepki gösteriyorlardı. Kimi mübarek yüzlerine tükürüyor, kimi yerden aldığı toprağı üzerine saçıyor, kimi küfrediyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP efendimize müşriklerin Sesleri yükseliyor, kabalaşıyorlardı hiç kimse yapılanlara müdahale edemiyordu.Efendimizin (a.s.m.) üstü başı ve yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı.genç bir hanım Koşar adımlarla Allah Resûlü’nün (a.s.m.) yanına gitti. Efendimizin Ağlaya ağlaya yüzünü yıkamaya başladı. Hanımın ağladığını gören Allah Resûlü (a.s.m.) onu döndü Üzülme kızım! Onlar babana ne galip gelebilir, ne de zillete düşürebilirler, buyurarak teselli etti.hz Muhammed’in yüzünü silen genç kız* peygamber kızı Zeyneb’dir, O çok cesur, gayretli* hizmet ehli bir hanımdır,

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb’in*Ali*ve*Ümâme*adında iki çocuğu oldu. Üç kez hamile kaldı. Hicret sırasında zalimler tarafından deveden düşürüldü çocuğunu kaybetti.Hicretin sekizinci yılına kadar yaşayan Ali, Mekke’nin Fethi’nden sonra vefat etti. Annesinin ölümüyle öksüz kalan Ümâme, hicretin kırkıncı yılına kadar yaşadı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Müslümanlar hicret ettiği halde zulüm bitmedi. Müşrikler .Bedir’de yenilgiye uğradılar. Liderleri öldürüldü, esir edildi. Mekkeliler Müslümanlara ateş püskürüyordu.Hz. Zeyneb, hazırlandı.hareketlilik zeki bir hanım olan Hind in gözünden kaçmadı.Babası, amcası ve kardeşini Bedir savaşında kaybeden Hind, Müslümanlara kin ve nefret doluydu. Kalbi intikam ateşi ile* yanıyordu. Sabırsızlıkla intikam saatinin gelmesini bekliyordu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb yaşananları şöyle anlatır:
“Hicret ederek babama kavuşmak için* hazırlanıyordum. Yolda Hind ile karşılaştım. Hicret
edeceğimden şüphelenmiş* yanıma yaklaştı:
ağzımdan laf almaya çalıştı. Ey amcakızı! Yolculuk sırasında babana götürmek istediğin varsa söyle. temin eder, getiririm. Kendini ustaca gizledi nerdeyse sözlerine inanıp içimi dökecek, yardım isteyecektim.Hicret için hazırlandığımı söylemekten vazgeçtim.yolculuk hazırlığım yok, diyerek inkâr ettim.”

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb hicret hazırlıklarını tamamladı. Ebû’l-Âs kardeşi kinaneye
Sabaha kbize gel! Zeyneb’i Mekke’den çıkarıp Medine’ye babasına götür, dedi. Devenin üzerine bir hevdeç*yapıldı. Hz. Zeyneb kızı Ümâme’yi kucağına alarak hevdecin içine girdi. Gecenin karanlığından istifade ederek Mekke’den ayrılacaklardı.Gecikmişlerdi. etraf aydınlanmıştı.
Hicret planını çevreden gizlemek imkansızdı. bir kaç kişinin hicretten haberi oldu. Bedir’de yakınlarını kaybeden Habbâr öfkeliydi. Haberi alır almaz çevresindekilere bildirdi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Hz. Zeyneb’i gözleyen Hindin kutlu yolculuk hicretten haberi olmuştu insanları uyandırdı. İntikam çığırtkanlığıyla insanları kışkırttı. Kureyşlilerden Habbâr Ben takibe çıkıyorum. İsteyen gelsin, diye bağırdı.Abdulkays’ın grubu
Seninle geliyoruz, diye bağırdılar.Atlarını dört nala süren zalimler, Zî Tuva da kutlu yolculara ulaştılar. Gözünü hırs bürüyen Habbâr mızrağını var gücüyle Hz. Zeyneb’e fırlattı.mızrak Hz. Zeyneb’in devesine isabet etti. deve düştü. hamile olan Hz. Zeyneb, Acı içinde kıvranmaya başladı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Kâinatın Efendisi’nin kızı, yıllarca baba hasreti çekmiş, inancından dolayı sıkıntılara katlanmış, yıllarca evine hapsedilmişti. Sonra vatanını ailesini terk etmek durumunda kalmış Bütün bunlar yetmiyormuş gibi onu yurdundan çıkaranların attığı ok yüzünden canından oluyor, çocuğunu düşürüyordu.Kanaması başlayan Hz. Zeyneb, korku içinde kenara çekilip acısı baş ederken çamüşriklere kızan Kinâne, hemen sadağından*ok çıkarak müşriklere çevirdi.
Yaklaşmayın! Yaklaşanı hemen şuracıkta öldürürüm, diye bağırdı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Kinâne’nin ciddiyetini gören müşriklet korkup geri çekildiler.Mekke reisi Ebû Süfyân Kinâne’ye Okunu üzerimize çevirme Konuşup anlaşalım, Ebû Süfyâna güvenen Kinâne okunu indirdi. Ebû Süfyân herkese meydan okurcasına Mekke’den çıkmaya kalkışmışsın. Bedir’de* başımıza gelenleri bilmiyor musun? gitmenize izin verirlerse bütün Mekkelilerin artık zayıf düştüğü, düşünürlür. kimsenin Zeyneb ile meselesi yok. Onun Mekke’den ayrılması kimseyi rahatsız etmez.
Şimdi Zeyneb’i alıp evine geri götür. Dedi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP* ebu süfyan zeynep yaralanmış
yolculuk edemez.iyileşsin, etraf sakinleşsin, bir gece babasına götürürsün. Ebû Süfyâna* güvenen Kinânekunu indirdi.Hz. Zeyneb’i acı içinde Ebû Süfyân’ın yardımıyla* Mekke’ye geri götürdü.
kan kaybeden Hz. Zeyneb, baygın haldeydi.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Yolda hind ile karşılaştı En sevgilinin goncasını yaralı görünce hind sevindi. Kinini kusmak için yanına sokuldu.Bütün bunla babanın yüzünden Hz. Zeyneb* bütün gücünü topladı:
Babamın yaptıklarında ne varmış? Onun yaptıkları babanın da eşinin de yaptıklarından iyidir, cevabını verdi. Burnundan soluyan Hind* kaçarcasına oradan uzaklaştı.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP hz zeynebin halini gören akraba ve komşu hanımlar, başına koştular. kanamasını durdurdular. Hz. Zeyneb’in dinlenmeye ihtiyacı vardı. Halini gören hanımlar, rahat etmesi için ellerinden geleni yaptı Hz. Zeyneb’in başına gelenleri duyan peygamberimiz, çok üzüldü. Evlatlığı Zeyd e
Mekke’ye git! Zeyneb’i getir. yüzüğümü al! ikna etmek için Zeyneb’e ver Zeynep’e haber gönder. yanına gelmesini sağla! buraya getir, buyurdu.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Kısa sürede hazırlanan Zeyd* muhacirlerle yola çıktı. Uzun* bir yolculuktan sonra Mekke’ye ulaştı Yacec mevkiinde Hz. Zeyneb’e nasıl ulaşacaklarını araştırdı koyun çobanına yaklaşıp:
Bu koyunlar kimin? diye sordu
Zeyneb binti Muhammed’in çobanıyım, dedi. sahabiler Hz. Zeyneb’le irtibat kurmamız için bize yardımcı olabilir misin? diye sordu. Çoban:
-Elbette! İstediğinizi yaparım, dedi.

–
PEYGAMBER EFENDİMİZİN CEFAKAR KIZI HZ. ZEYNEP Çoban zeydin yüzüğünü Hz. Zeyneb’e gönderdi. çoban sahabilerin mesajını iletti. Hz. Zeyneb, çobana Onlar* neredeler? diye sordu. Çoban Yacec mevkiindeler, dedi. Hz. Zeyneb:
eşi ile konuşup babasının hicret için sahabileri gönderdiğini anlattı. Ebû’l-Âs Efendimize verdiği sözü hatırlayınca Bir an önce hazırlan, dedi. Hızlıca hazırlanan Hz. Zeyneb, çobandan gelecek haberi bekledi.
__________________
 
Eski 12-10-17, 14:23 #2
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Safeviler


İran 18. Yüzyılın sonlarında Perslerin hâkimiyetine girmiş olsa da İran bölgesindeki toplumların %30’u Safevi kökenli Türkmenlerden oluşmaktadır.*
Büyük Selçuklu Devletinde Türkleşen İran Coğrafyasını tarihi Safevi Devleti devralmış, 235 yıllık hâkimiyetinde derin izler bırakan*Safevi Devleti, günümüz İran ve Azerbeycan Türklerinin kökenini teşkil etmiştir.


Safevi Devleti Safeviye Tarikatı,itikadi bir teşekkül olsa da hâkimiyetler kurmak amacıyla savaşlara girişiyor, fetihler gerçekleştiriyordu. Şah İsmail* savaşlarda yükselmiş,tarikat mensubu ordusu ile İran ve çevresinde söz sahibi olmuştu
Şah 14 yaşındayken elde ettiği güç ile Türkmen toplumlarının itibarini kazanmıştı.



Safevi Devleti Safeviye Tarikatına mensup aşiretler göçebe Türkmenlerlen güçlenen Şah İsmail, 1501de Akkoyunlu himayesindeki Tebrizi hâkimiyet altına aldı bağımsızlığını ilan ederek*Safevi Devletinin temellerini attı (1501)

Şah İsmail Dönemi (1501 – 1524)
Şah İsmail, aslında Akkoyunlular’ın torunuydu şahın Annesi, Uzun Hasan’ın kızıydı. Şah Tebriz’i* Uzun Hasan’ın torunu Mirza’dan almış ve*Safevi Devletinin temellerini atmıştı. Tebriz’i almasından 7 yıl sonra ise Akkoyunluları tarih sahnesinden sildi.*Şahın Türkmenleri himayeye alması siyasi dengeleri etkiledi.hâkimiyet altındaki İran, Azerbaycan ve Irakta Türkler Araplar Farslar yaşamaktaydı.devlet teşkilatında Türkmenler vazifelendirilmekteydi. Osmanlı Devletinden dışlanan göçebe Türk Toplumlarının Şaha bağlılığı pekişmekteydi.*

Safevi Devleti Tebriz’in aldıktan sonra kendisini Azerbaycan Şahı ilan eden İsmail, Sasaniler üzerinde hak iddia ederek İrana ilerledi On yıl süren seferlerde Hamedan,Şiraz* Kirman, Necef ve Kerbela, Van,Bağdat, Horasan ve Herat şehirlerini hâkimiyeti altına aldı ve Devletinin Sınırlarını süratle genişletti. Şah İsmail, İran hâkimiyetini kesinleştirmişti Horasan ve Herat’ı Özbek Şehbani Hanlığından almıştı.

Safevi Devleti Özbek Şehbani Hanlığı, Horasan ve Herat mağlubiyetini kabullenmemişler, başarılı olamasalar da Maveraünnehir’e çekilerek onlarca yıl Safevi Devleti*ile mücadeleye girişmişlerdir. Özbek mücadeleleri, Şah dönemi boyunca çözülememiştir Şah İsmail’in kurduğu Asya’nın en büyük devleti Safeviler Azerbeycan ve Doğu Anadolu hattındaki sınırları ile devrin en büyük Türk Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu ile sınır haline gelmiştir

Safevi Devleti Göçebe Türkmenlerin Bâtınilikten etkilenip Osmanlı Devletince dışlanması* Şahın Türk Toplumlarını himaye etmesi büyük bir sorun oldu Şahın Osmanlı Tarafından asi ilan edilen Türkmenleri himayesi Osmanlılar ile*Safeviler arasında husumetlere yol açtı.Şah İsmail’in teşebbüsleriyle türkmenler isyan hazırlığına giriştiler.*

Safevi Devleti Osmanlı Tebaası olan Bâtıni (Alevi, Şii) Türkmenler, Safevi Şah İsmail ile akraba olan Hasan Baba’nın önderliğindeki Alevi Tekkelerine itibar gösterdiler Safevi tebaası olan Alevi Türkmenlerle yakın ilişkileri bulunan ekke, Osmanlıdan* dışlanan Bâtıni Göçebe Türkmenlerin katılımlarıyla Anadolu’da önemli bir nüfuza sahip hale geldi.

Safevi Devleti Tarihe Şahkulu İsyanı olarak geçen süreçte Osmanlı Tebaası Bâtıni Türkmenler, Şah İsmail’in desteğiyle örgütlenerek Osmanlı Devletinde ayrılıkçı faaliyetlere* başladılar.*
Hasan Babanın yerine oğlu Şahkulu geçmiş, babasının Alevi nüfuzunu daha da genişleterek Alevi Tekkelerini de kendisine bağlamıştı

Safevi Devleti Şah İsmail, Anadolu’daki Türkmenleri örgütleyerek Şahkulu’nu Anadolu’da halefi ilan etti. Şahkulu Baba’da* kendisine bağlı Alevi Türkmenleri örgütleyerek Osmanlı Devletine isyan edip Şah İsmail’e biat etmeleri çağrısında bulunarak Şahkulu ayaklanmalarını başlattı.

Safevi Devleti
Şahkulu İsyanı (1511)
Şahkulu Baba, Anadolu Alevi Türkmenlerinin* liderliğini üstlendi Şah İsmail lehine faaliyetler yürüterek tekkesini ve Alevi Cemaatleri*Safevi Şah İsmail’e biat etmeye davet etti Bu durum, Anadolu’da Türk Birliğinin sağlamaya çalışan Osmanlıya zarar veriyordu. Şahkulu, söylemlerini eyleme dökerek isyana girişti şehzadelerin mücadelesinden fırsatla kendi tebaasına kılıç kuşandırarak isyan başlattı.

Safevi Devleti şahkulu isyanı
Şah kulu Emrindeki kuvvetlerle Manisa Sancağında Şehzade Korkut’un hazinesine saldırdı hazinesini ele geçirdi. Şahkulu, ilk isyanda başarılı olunca itibar görerek güçlendi ve isyancı Alevi Türkmenlerin sayısı arttı.Şahkulu, emrindeki asiler artınca kendisini Şah İsmail’in halifesi ilan etti çok büyük isyanlara ve katliamlara girişti.

Safevi Devleti şahkulu isyanı şahkulu
Manisa’dan Antalya’ya girdi antalya Kadı’sını öldürdü Kızılcakaya, Korkuteli, Elmalı, Burdur ve Keçiborluya girerek Kadı’ları öldürürdü* katliamlar gerçekleştirerek Kütahya’ya kadar ulaştı Şahkulu, üzerine gönderilen Osmanlı Kuvvetlerini mağlup etti isyan pervasızlaştı. Şahkulu Kütahya’yı kuşatarak Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa’yı öldürdü (22 Nisan 1511).

Safevi Devleti şahkulu isyanı
Şahkulu, Kütahya kuşatmasında muvaffak olamadı* Bursa’ya yola çıktı. Osmanlı, İsyanı bastırmak için Subaşı Hasan Ağa yısevk etmişti. Şahkulu mücadeleyi kazandı bunun üzerine Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa görevlendirildi. Şahkulu,Karaman Beylerbeyi Haydar Paşa’yla mücadeleye girişti galip geldi Şahkulu İsyanı ancak Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa’nın müdahalesiyle durdurulabildi.

Safevi Devleti şahkulu isyanı
Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şehzade Ahmet’in güçleriyle birleşerek Şahkulu güçlerini Altıntaş mevkiinde kuşattı.Şehzade Ahmet,Yeni Çerilerden, biat etmelerini istedi.Yeni Çerilerin teklifi reddetmesi üzerine İsyanı bastırmadan sancağına çekildi. Şehzade Ahmet’in kuşatmadan çekilmesi üzerine Hadım Ali Paşa kuşatmadan kaçmayı başardı Şahkulu ve isyancılar İran’a doğru kaçmaya başladılar.

Safevi Devleti şahkulu isyanı
Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şahkuluyu takip ederek Sivas Çubukovada yetişti. İsyancılar Osmanlı Kuvvetlerine mağlup oldular. İsyanın başı Şahkulu öldürülünce de kargaşa kapandı Hadım Ali Paşa savaş meydanında aldığı okla öldürülünce Osmanlı Kuvvetleri isyancıları takip edemedi Osmanlı Kuvvetleri çekilince isyancılar İran’a kaçtılar.

Safevi Devleti şahkulu isyanı
Şahkulu Baba’nın başını çektiği Bâtıni (Alevi) isyancıları Osmanlıya büyük zararlar verip halk üzerindeki zulümlerle büyük bir sorun oluşturmuşlardı* nihayet isyan bastırılmıştı isyan Bâtıni isyanlarının başını çekti. Şah İsmail yanlısı Alevi Türkmenler Osmanlı Devleti aleyhine faaliyetlere başladılar Şahkulu İsyanı, Alevileri isyana teşvik etmiş çözülememiş bir sorun olarak yıllarca önemini korudu.

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Sultan Selim, Şahkulu isyanını cezalandırmak ve Osmanlılar için tehdit haline gelen Şah İsmail’i bertaraf etmek için çıktığı İran Seferini tamamlayarak Çaldıran Savaşı’nın yaşandığı Çaldıran Ovasına ulaştı (23 Ağustos 1514).
Sultan Selim, uzun süre Şah ile mektuplaşmış, birbirlerine meydan okumuşlardı mektuplarda Sultan Selim’in Şaha Farsça Şah* ise Türkçe kullanmıştır Fars Topraklarına hükmeden Şah ve*Safevilerde Türklük ve Türk Kültürü ön plandadır

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Sultan Selim, sefere başlarken şaha gönderdiği* mektupta Şah ın “İslamiyet’e aykırı hareketlerini tenkit etmiş, mezalimlerden bahsederek katlinin vacip olduğunu ifade ederek kılıcından evvel İslamiyet’i kabul etmesi lazım geldiğini” yazmıştı. Şah ise harbe hazır olduğunu ifade ederek “Er isen meydana gelesin, bizde intizardan kurtuluruz” diyerek cevap vermiştir.

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Seferde Sultan Selim, Şah a mektup* göndererek “Davete icabet edip memleketine geldik.sen meydanda yoksun. Padişahların hâkimiyetindeki memleket onların nikâhlı karısı gibidir. Yiğit olan ona başkasının elini dokundurmaz.bunca gündür memleketinde yürüyorum senden haber yok. Bundan sonra erkeklik sana haramdır. Miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giyip serdarlık ve şahlıktan vazgeçesin” diyerek mektupla beraber hırka, şal ve çarşaf göndermiştir.

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Şah Osmanlı Ordusunu çetin yollarda yorup savaş meydanına çıkartmaya niyetlenmişti. Beklediği gibi oldu. Osmanlı Ordusu, aylarca süren sefer yolunda zorluklar yaşamış, Yeni Çeriler huzursuzlanmış Padişahları Sultan Selim’in çadırına ok atacak kadar fütursuzlaşmışlardı. Şah savaş meydanına indi Çaldıran Ovasında Osmanlı ordusunu karşılamak üzere hazırlandı.

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Osmanlı Ordusu, Çaldırana tepeden indi Ordunun merkezinde Sultan Selim ve Kapıkulu Askerleri bulunuyordu. Sağ cenahta Anadolu Beylerbeyi Hadım Sinan Paşa, sol cenahta Rumeli Beylerbeyi Hasan*Paşa bulunuyordu. Ordunun en önünde* Azap askerleri konuşlanmıştı. Şah ın ordusu* sağ cenahta en büyük kumandan Durmuş Han Şamlu Nur Ali, sol cenahta Diyarbakır Beylerbeyi Ustacluoğlu Mehmet Han bulunuyor, Şah ve muhafızları ordunun en gerisinde ihtiyatta duruyorlardı.

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Osmanlı ve safevi kuvvetleri eşit durumdaydılar. Osmanlı ve Safevi güçleri 100 Bin kişiydi. galibiyeti savaş stratejileri ve askeri yetenek belirleyecekti
Osmanlı ordusunun en muntazam birliği Yeni Çerilerdi.Safevi Ordusu ise mükemmel niteliklerdeki süvarilerden oluşuyordu.


Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Çaldıran Savaşı fevkalade bir şiddetle başladı. Safevi Ordusu Osmanlı Ordusunun sol cenahını bozguna uğrattı. Topların zamanında ateşlenememesi*nedeniyle Safeviler ilk başta üstün geldi Beylerbeyi Hasan Paşa ölünce Osmanlı sol kanadında düzensizlikler başladı Hadım Sinan Paşa’nın yerinde hamleleri Zamanında ateşlenen toplar Safevi Ordusunun sol cenahına büyük zayiatlar verdirdi

Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)
Safevi Ordusunun sol cenah kumandanı Ustacoğlu Mehmet öldürüldü. Her iki orduda ağır zayiatlar vermiş, kumandanları öldürülmüştü Yeni Çeriler Safevi Ordusunun sağ cenahını bozguna uğrattı Şah İsmail kolundan yaralanmışdı.Safevi Ordusu, geri çekilmeye başladı.



Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Şah İsmail, Çaldırandan sonra Tebriz’e çekildi Sultan Selim’in Tebriz’e girmesiyle iranda konaklamıştı. Sultan Selim Tebriz’i almadan geri dönünce şah yeniden saltanat makamına geçti ancak Çaldıran hezimeti Şah İsmail’in ruhsal çöküntü içerisine girmesine sebep oldu.*

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Şair ve Edebiyatçı olan Şah İsmail, Çaldırandan sonra devlet işlerini bırakıp edebiyat ile ilgilendi Devletin idaresini vezirlerine, valilere ve emirlere bıraktı. Safeviye tarikatının idaresindeki olan*Safevi Devleti, Şah İsmail’in pasifiğine rağmen yıkılmadı. Saltanat Tarikatı Safeviye ailesi Şii Türkmenler ile Bâtınilik Anadolu Türkmenlerinin desteği ile ayakta durabiliyordu.*

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Safeviye tarikatı. Şah İsmail döneminde Anadolu Türkmenlerine ve Türkmenlere öncelik vermekteydi. Şah ın yönetimi* zayıflayınca* Bâtıni Türkmenlerin*Safevi Devletindeki* üstünlüklerine gölge düştü. dışlanan Göçmen Türkmenler, Bâtınilikten Aleviliğe kaydı kendilerini Alevi olarak ifade eder hale geldiler Şah İsmail’in inisiyatifi kaybetmesiyle Türkmenlere verilen öncelik Fars ve Araplara geçti devlet teşkilatınfa vazife almaya başladılar

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Şah İsmail’in* idaresinin zayıflaması ile Safeviye tarikatının vezirlik gibi makamlarına Farslı devlet adamları atandı Türkmenler bu durumu kabullenmediler Tıpkı Osmanlı Devletindeki Alevi Türkmenlerin Şahkulu isyanıyla devlete meydan okuduğu gibi isyan hareketine girişerek Farslı vezirleri öldürdüler. On beş yıl süren isyanlar neticesinde 5 vezir Türkmenler tarafından öldürüldü.*

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Şah İsmail vezirlerinin türkmenler tarafından öldürülmesine seyirci kalmaktaydı devlet işlerinden vazifeyi Safeviye tarikatının atadığı Vezir, Emir ve Valilere bırakıyordu. Safeviye tarikatı ise etnik ayrılıkçılık güderek Şii* Fars ve Arap kökenli devlet adamlarına öncelik veriyordu. Osmanlıdan dışlanınca*Safevilere biat eden Türkmenler Safevi Devleti tarafındanda dışlanıyordu

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Safevi Devletinin Arap ve Farsları öne çıkartması türkmenlerin asimilesine yol açtı. Bâtıni olan Göçebe Türkmenler zamanla Şia mezhebini benimseyerek Şii olmuş, sonrasında lasimilasyona uğrayarak Farslaşmaya başlamışlardı. Türkmenler varlıklarını korumuşlardır Türk Devleti olarak kurulan*Safevi Devleti*Farslaşmaya ve Fars Devleti haline gelmeye başlamıştır.*

Safevi Devletinin Zayıflaması (1514 – 1524)
Şah İsmail’in kudreti ile Türk Devleti olarak kurulan*Safeviler Çaldıran mağlubiyetiyle zayıflamış, Devlet mevkilerinin Farsların eline geçmesiyle Farslaşmaya başlamıştır Şah İsmail, 1524 yılında Erdebil’de hastalanarak iç kanama sonucu genç yaşta (37) vefat etti. Şahın ölümüyle yerine oğlu Tahmasp geçti.*

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Şah İsmail döneminde kurulup* güçlenen*Safeviler* Çaldıran sonrasında zayıflamışlardır Osmanlılar Safeviler üzerinde baskı uygulamaya* başlamıştır İranı kontrol altına almak isteyen Osmanlılar Safevilerin iç işlerine müdahil oluyor, Vali ve idareci atanmalarında inisiyatif kullanabiliyordu





1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasp zamanında Horasanda devam eden Özbek mücadeleleri* alevlendi.*Safevi Devletinin yıktığı Özbek Hanlığı Horasan’da otorite kurmak için Safevilerle mücadele ediyorlardı.Özbeklere karşı ordunun başına geçen Tahmasp, Özbekleri mağlup ederek Horasan’daki otoritesini korudu

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Devletin idaresini eline alan Tahmasp, Bağdata hareket etti.Bağdat valisi Musullu Zülfikar Bey, Sünni ve Osmanlı yanlısıydı, Bağdat’ı Osmanlı Devletine katmak istiyordu Tahmasp, Bağdatta vali musullu Zülfikar ile mücadeleye girişti* mücadeleyi kazanıp Bağdat valiliğine Şii Valiler atadı ve otoritesini sağlamlaştırdı.

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasp’ın hedefi Azerbaycan ve Doğu Anadoluydu Şah İsmail döneminde*Safevilere bağlı bölgeler Osmanlı Devleti’nin gölgesi altındaydı Osmanlılar batıda Balkan mücadelesindeydi doğuyu* ihmal etmekteydi.Tahmasp, babası Şah dönemindeki gibi Alevi Türkmenleri yanına çekmeye, Anadolu Beyliklerinde baskı kurmaya başladı.

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmaspın baskılarıyla Bitlis ve Van beylikleri Safevilere bağlandı zoraki bağlılık uzun sürmedi.
Sultan Süleyman,*Safevi Devletine Sadrazam İbrahim Paşa’yı Azerbaycan seferine gönderdi Tahmasp’ın zorla kendisine bağladığı Sünni beylikler baskılar nedeniyle Osmanlı Devletini bekler duruma gelmişti. *


1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Safeviler*en önemli şehirlerini kaybediyordu Van, Bitlis, Tebriz Osmanlılar tarafından fethedilmişti. Bu Safevilerin yıkılması anlamına geliyordu. Şah tahmasb kaybettiği topraklar Tebriz ve Vanı* hâkimiyet altına aldı Bağdat’taki Osmanlı Ordusu yorulmuş zayıflamıştı. Tebriz’i fethedemeyen Osmanlı Ordusu İstanbul’a döndü ancak Tahmasp Bağdat’ı alamadı.*

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Safeviler Osmanlı seferleriyle zorda kalınca Özbek tehdidi ortaya çıktı. Özbeklerin* Horasan’a girmesiyle Tahmasp Horasan seferine çıktı 2 yıllık mücadele sonucunda Özbekleri Horasan’dan çıkarttı Tahmasp, Gürcistana yürüdü. Kafkaslardaki hâkimiyetini kuzeye genişletmek isteyen Tahmasp, Gürcistan seferi ile hâkimiyetini pekiştirdi hem de* Devlet hazinesini zenginleştirdi.

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasb Gürcistan fethinden sonra kardeşi Elkas Mirzayla mücadeleye başladı. Saltanat* Mirza,*Safevilerde güce erişemeyince Osmanlı desteğini almak amacıyla İstanbul’a gitti Osmanlı* himayesinde Safevilere karşı kullanılan Mirza, Osmanlı Ordusu ile Vanı kuşatma altına aldı.

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasba karşı taht mücadelesine girişen Mirza Ulama Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu ile Van’ı aldı Tebriz’e yola çıktı. Ulama Paşa’nın ordusu ve Sultan Süleyman’ın komutasındaki Osmanlı Ordusu ile Tebriz’e girerek Tebrizi fethettiler

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Van, Bitlis ve Tebriz’i kaybeden Tahmasp,Sultan Süleyman’ın İstanbul’a dönmesiyle taarruza geçerek Anadoluda sefere girişti Erzincan’a ilerledi. seferin amacı fetih değil intikam ve yağmaydı. Tahmasp,yağma ve talandan sonra Karabağ’a çekildi. Tahmasp’ın yağma faaliyetleri Erzincan’la sınırlı kalmadı. Karabağ üzerinden Osmanlı Beyliklerinide yağmaladı Sultan Süleyman aynı şiddetle karşılık verdi

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Nahcıvan seferine çıkan sultan süleymanın ordusu Safevilere öldürücü darbeyi vurmak için yola çıkmıştı Sultan Süleyman ordusunun başındaydı* Musul’u ve Kars’ı fetheden Kanuni, Nahçıvan’a doğru ilerliyordu. Tahmasp, Kanuniden barış istedi Safeviler*ile Osmanlılar arasında ilk kez imzalanan barış anlaşması ile* Bağdat Irak Azerbaycan’ın Fırat ile Dicle nehirleri arasındaki bölge Tebriz Osmanlı Devletine bırakıldı.*

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Safeviler*ile Osmanlılar arasında ilk kez anlaşma imzalanmıştı.barış uzun sürmedi. Anadoludaki emelinden vazgeçmeyen,Tebriz’i Osmanlılara bırakan Tahmasp, Şehzade Bayezid’in isyanına destek verdi osmanlıya hasmane bir tutum izledi doğu sınırlarında cephe açmak istemeyen barış için Kars’ı*Safevilere verdi. Ancak* Osmanlı tarafından geri alındı

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Şah İsmail döneminde kurulup büyük bir devlet haline gelen*Safeviler Şah İsmail döneminde zayıflamıştı. süreç Şah Tahmasp döneminde devam etti.Tahmasp, güçlendirmiş Osmanlılardan kurtararak sınırlarını genişletmişti


1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasp, 2. Selim ve 3. Murat döneminde Osmanlılar ile dostane ilişkiler güttü.Safeviler güçlü değildi.Tebriz, Şam ve Van gibi en önemli Safevi Şehirleri Osmanlı hâkimiyetindeydi Varlığını Doğu Azerbaycan, Kuzey İran ve Horasanda devam ettirmeye çalışan Tahmasp,devletin küçülmesine engel olamayarak Osmanlı Devletinin gücünü kabullenmek zorunda kalmıştır.*

1. Tahmasp Dönemi (1524 – 1576)
Tahmasp, Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra iç karışıklıklar ile uğraşmış, Horasandaki Özbek taarruzlarıyla uğraşmış ve devlet teşkilatında Farsların ön plana çıkmasına engel olamamış, ülkesini ayakta tutmaya çabalamıştır 1576 yılında öldüğünde Safeviler saltanat mücadelelerine sahne olacak, zayıflamış ve küçülmüş *Safevi Devleti, cihan devletinden uzaklaşarak zayıf bir devlet haline gelecektir.*

2. İsmail Dönemi (1576 – 1577)
Tahmasp’ın ölümüyle büyük oğlu Muhammed hüdabende taht varisiydi yarı kördü. yerine kardeşi İsmail geçti. İsmail, Osmanlılar ile mücadelede büyük başarılara imza atmış, mükâfat olarak* Horasan’a vali atanmıştı.

2. İsmail Dönemi (1576 – 1577)
İsmail, babası tahmasbın saltanatını ele geçirme niyetindeydi.düşüncesini güvendikleriyle* paylaşan İsmail’in niyeti güvendikleri tarafından Tahmasp’a ulaştırılınca Tahmasp, oğlu İsmail’i hapse atarak 20 yıla mahkûm etmişti.Tahmasp’ın vefatıyla hapisten çıkartıldı.kardeşi Haydar Mirza da saltanat adayıydı ve saltanat makamını Safeviye tarikatı belirleyecekti.*

2. İsmail Dönemi (1576 – 1577)
İsmail, Türkmen bir anneden di Kardeşi Haydar Mirza’nın annesi ise Gürcü idi.ayrılığa düşen Safeviler saltanat sahibine karar verememişlerdi. taraftarları Haydar Mirza’yı tahta geçirmeye teşebbüs ettiler.İsmail taraftarları ile yaşanan mücadeleler neticesinde Haydar Mirza öldürüldü İsmail saltanat makamına geçti

2. İsmail Dönemi (1576 – 1577)
İsmail, tahta geçtikten sonra Sünni olduğunu açıkladı.Safevi din önderleri ve Kızılbaş Alevileri* tepkiyle karşıladı.Saltanatın verdiği güçle karşı gelenleri bastıran İsmail, 24 Kasım 1577 yılında kız kardeşi Perihan Hanım’ın da yardımı ile zehirlenerek öldürüldü.*

Muhammed Hüdabende Dönemi (1577 – 1587)
2. İsmail’in zehirlenerek öldürülmesiyle Tahmasp’ın büyük oğlu Muhammed Hüdabende safevi* tahtına geçirildi. Hüdabende döneminde*Safevilerde sorunlar meydana geldi Saltanat mücadelesiyle* sarsılan devlet otoritesi, yarı kör olan Hüdabende’nin itibarına gölge düşürdü.Türkmenler ile Farslar arasındaki* mücadeleler de sorunların büyümesine neden oldu.

Muhammed Hüdabende Dönemi (1577 – 1587)
Ordudadaki Fars-Türkmen çatışmaları saraya kadar uzadı saltanat makamında* kendisini gösterdi* Horasan’dan uzaklaştırılan Özbekler,*Safevilerin* zayıflaması ile Horasan’ı zapt ettiler, İran içlerinde* söz sahibi duruma geldiler.*

Muhammed Hüdabende Dönemi (1577 – 1587)
Safevilerdeki karışıklıklar Osmanlı ilişkilerine* gölge düşürdü.Ruslarla mücadele eden Osmanlılar doğu sınırlarını genişletmek istiyordu*Safevilerin saltanat mücadelesi Osmanlı’nın Azerbaycan ve Kafkaslardaki stratejilerini kolaylaştırmaktaydı. Bu durumda Hüdabende’nin saltanatına gölge düşürüyordu iç karışıklıklar Safevi sarayındaki komplolar gizli faaliyetler içinden çıkılamaz bir hale geliyordu.*

Muhammed Hüdabende Dönemi (1577 – 1587)
Safevi Devleti Türkmen-Fars mücadelelerine sahne oluyor, saltanatta ise siyasi oyunlar bitmiyordu.en sonunda saray darbesi gerçekleşti Hüdabende tahttan indirildi saltanat makamı 14 ay boş kaldı. taraflar birbirleri ile mücadele etmiş, Muhammed Hüdabende’nin oğlu Abbas*Safevi Devletinin Şah’ı ilan edilmişti

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
1. Abbas,entrikalarla babası Muhammed Hüdabende’nin yerine saltanat makamına geçti Şah Abbas, 42 yıllık hâkimiyetinde*Safevi Devletini zor durumuna rağmen ayakta tutabilmiş, elde ettiği başarılarla devletin yıkılmasına engel olmuştur.*

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Şah Abbas’ın ilk faaliyeti,Özbek tehdidini bertaraf etmeye çalışmak oldu.Osmanlı Devleti ile bir anlaşarak Doğu Azerbaycan ve Kafkas topraklarını Osmanlılara terk etti.*Safeviler*kuzey sınırlarını kaybetmiş ancak Osmanlı Devleti tarafından gelecek tehditlere karşı kendisini güvence altına aldı

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Şah Abbas’ın Özbeklerle mücadelesi* başarılı olamadı.Safevi ordusu, düzensiz ve yarı sivil bir orduydu. Büyük mücadeleler için düzenli bir ordu gerekiyordu. Abbas,düzenli ordu kurmaya çalıştı Özbekler ile mücadele etti.Düzenli ordunun kurulması mevcut orduyu zayıflatıyordu. Zira mevcut orduda yağmadan pay alan aşiret askerleri, yerlerini Düzenli birliklere bırakmak istemiyorlardı.

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Düzenli ordu,ciddi bir maliyet oluyor, maliyet için devlet hazinesi yetersiz kalıyordu. Şah Abbas’ın düzenli ordu kurması 20 yıl sürdü.düzenli ve güçlü orduya sahip olan Abbas, Horasan’a girerek Özbekleri büyük bir bozguna uğratıp Horasandan çıkartmayı başardı.*

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Horasan’ı Özbeklerden alan Şah Abbas* hedefi Osmanlı Devletiydi.Osmanlı Devletinden Doğu Azerbaycan hattını istemiş, Osmanlılarla anlaşamayınca ordusuyla birlikte Azerbaycan seferine çıkarak eski topraklarını Osmanlı Devletinden geri aldı ve Doğu Azerbaycan hattındaki hâkimiyetine yeniden kavuştu

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Şah Abbas’ın ordusu*Safevilerin çehresini değiştirdi Safevilerin en etkili gücü Alevi Türkmenlerdendi düzenli orduda Türkmenler değil Fars ve Arap tebaaları ile Saltanat makamına sadık Gürcü, Ermeni ve Çerkez köleler vardı Böylece Safevi Devletinin kurucu unsuru Türkmenler Farslaşmaya başlayan*Safevi Devletinde geri plana itildi. Türkmenler azınlık durumuna düşmüşlerdi.*

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Düzenli orduya geçilmesi ile Safeviler başkentini İsfahan’a taşıdı.Farslaşan ve kendisini İran Devleti olarak tanıtan Safeviler Fars kültürel akımına öncelik vererek İsfahan’da pek çok kültürel yapı, meydan ve türbeler inşa ettirerek hem sosyal hem de kültürel mevcudiyetini Fars kültürüne devşirdi.

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Bu tarihlerde İsfahan’da şehircilik yükseldi, saltanat makamı ve tüm kurumlar Şii’leşti. Basra körfezinde Portekizler ve İngilizler ile ticaret anlaşmaları yapılarak İsfahan eşrafının zenginleşmesi sağlandı.*

1. Abbas Dönemi (1588 – 1629)
Bir Türk Devleti olarak kurulan*Safeviler Şah Abbas döneminde Farslaşarak Türkmenler azınlık haline getirildi.İran tarihine mal olan*Safeviler toplumsal olarak zenginleşmiş siyasi olarak zayıflamış politik açıdan küçülmüştür. Bu zayıflama, ilerleyen yıllarda*Safevi Devletini yıkılma sürecine sürükleyecektir.*Şah Abbas, 42 yıllık uzun hâkimiyetinden sonra, 1629’da vefat etti yerine oğlu Safi Mirza geldi.*



Safevi Devletinin Farslaşması
Safevi Devletinde Türkmenler çok önemliydi Selçuklu dönemindeki Türk göçleri Anadolu’ya kaymış, Anadolu’ya gidemeyen Türkmenler böl
Safevi Devletinin temellerini teşkil etmişlerdir Devletin kurucusu Şah İsmail,Türkmen topluluklarını sahiplenerek gücüne güç katmış,bu toplumlara Şii inancını nüfuz ettirerek kendi tebaası haline getirmiştir

Safevi Devletinin Farslaşması
Bâtıni Türkmenler, Osmanlıların* baskıları nedeniyle Sünni Türk Boyları gibi yerleşik hayata geçememişler, göçebe yaşayarak Bozkır kültürünü devam ettirmişlerdir. at sırtında konar-göçer hareket ede Türkmenler askeri açıdan avantaj sağlıyordu. güçlenmek ve göçebe Türkmenlerden istifade etmek isteyen Şah İsmail, devlete Türkmen beylerini atamış, orduda Türkmenlere görev vererek Fars ve Arapların devlet nizamında yükselmesine mani olmuştur

Safevi Devletinin Farslaşması
Safevilerde yalnızca Türkmenler değil* Selçuklular döneminde İran-Irak hattına yerleşen Türk kitleleri* Farslar ve Araplar Sasaniler, Samanilerde vardı
Azerbaycan hattında Türkmenler* Doğu İran hattında Farslar Özbeklerden Türk boyları ve göçebe Türkmenler Irak ile Acem bölgelerinde ise Türkmenler, Araplar Farslar yaşamaktalardı.

Safevi Devletinin Farslaşması
Safeviler kurulduğu yıllarda yarısı Türkmen yarısı Fars ve Araplardan oluşmaktaydı nüfus dengesi Şah İsmail’in ölümü ile birlikte* Farsların lehine geçti Şah Abbas döneminde Farslar asli unsur olarak görülmeye, Türkmenler azınlık durumuna düşmeye başladılar.*

Safevi Devletinin Farslaşması
Safevi Devletinin Farslaşmasının ve Osmanlı Devletinden dışlanan Batıni göçebe Türkmenlerin Safevilere bağlanması sonrası hayal kırıklığına uğramalarının sebebi Şii inancıdır Safevi Devleti*Şii inancını benimseyen Türk kökenli* bir devlettir Safeviye Tarikatını ve Şii inancı benimseyen Farslar tarafından tahakküm altına girmiştir, fars etkisi Safevi Devletinin politikalarına yansımıştır.

Safevi Devletinin Farslaşması
Şah Abbas döneminden sonra Türk kimliği ortadan kalkarak önce İranlılık ön plana çıkmış, Farsların devlet nezdindeki tahakkümü kesinleştikten sonra ise İran Tarihine mâl olur hale gelmiştir. Unutmamak gerekir ki bugün İran devleti içerisinde yaşayan Türkmenler İran nüfusunun %30’undan fazlasını teşkil etmektedirler. Bugünün İran Devleti içerisindeki Türk nüfusunun kökeni de*Safevi Devletine dayanmaktadır.*

Safevi Devletinin Yıkılışı
Şah Abbas dönemindeki Farslaşma akımı, İngiltere ve Portekiz’in Basra körfezine girmesi ve*Safevi Devleti*ile girişilen ticari münasebetler Safevi Devletinin ekonomik olarak zenginleşmesine siyasi olarak zayıflamasını ve*Safevi Devletinin sonunu hazırlayan süreci başlatmış oldu.*

Safevi Devletinin Yıkılışı
Şah Abbas’ın vefatından yerine geçen oğlu Safi Mirza , babası gibi İngiliz oyunlarına alet olunca*Safevilerin istikbali felakete* sürüklendi Türklükten uzaklaşan*Safeviler Osmanlılara savaş ilan edince*Safeviler büyük bir darbe aldı.*Safeviler için büyük önemli olan Van Osmanlı hâkimiyetindeydi Şah Vana sefer düzenleyince Osmanlıların tepkisi şiddetli oldu.
Osmanlılar Van’ı Bağdat ve Orta Irak sahasını* fethetti Safeviler Orta Irak bölgesini* Osmanlılara bırakmak zorunda kaldı

Safevi Devletinin Yıkılışı
Şah 1. Safi’den sonra yerine oğlu 2. Abbas geçti (1642 – 1666).dönemi iç çekişmeler, Özbek akınları, iç isyanlar ve mezhep çalışmalarıyla geçti. Osmanlının Suriye, Irak ve Azerbaycan* ilerlemelerini durduramayan Abbas, yönetimi oğlu Süleyman’a bırakmış* Şah Süleyman döneminde de varlık gösteremeyen*Safeviler*bölgedeki siyasi otoritesini kaybetmiştir
 
Eski 12-10-17, 14:23 #3
Nox Arcana Nox Arcana çevrimiçi
Varsayılan C: Peygamber efendimizin kızı hz zeynep


Bölüm kuralları

Lütfen bölüm kurallarını okuyunuz, örnek kişisel sayfa konusu kurallarda mevcuttur. Bu bölümde üyeler; yalnızca kişisel sayfalarını paylaşabilirler.
 
Eski 12-10-17, 14:29 #4
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Ebu talib

EBU TALİB
Ebu Talib*Resul-i ekrem efendimizin amcası* hazret-i Ali’nin babasıdır. Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalib vefat edince, Ebu Talib’in yanında kaldı.ebu talib Hicretten üç yıl önce, seksen yaşını geçmiş olarak vefat etti.

EBU TALİB
Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalib, sekiz yaşındaki yetim efendimizi himaye etmesi için oğlu Ebu Talib’e vasiyette bulundu. Peygamber efendimiz, dedesinin vefatından sonra amcası Ebu Talib’in yanında kaldı.Kureyş’in ileri gelenlerinden olan Ebu Talib, Peygamber efendimize sevgi ve şefkat gösterdi. O’nu kendi çocuklarından çok sever,onsuz uyumaz,onsuz bir yere gitmez ve* başlamaz, O’na ayrı sofra kurdururdu.

EBU TALİB
Sevgili Peygamberimiz on iki yaşlarındayken, Ebu Talib, Şam seferine O’nu da götürdü.Busra yakınlarında bir manastırın rahibi Bahira, Resulullah efendimizin peygamberlik alametlerini görerek, Ebu Talib’e O’nu götürmemesini söyledi.
Ebu Talib, ömrü boyunca, Peygamber efendimizi yanından ayırmadı. O’nu ölünceye korudu. Sevgili Peygamberimizin hazret-i Hadice ile evlenmesinde mühim hizmetleri oldu.

EBU TALİB
Peygamber efendimiz İslama davet ettiğinde başta amcası Ebu Leheb ve akrabaları O’na karşı çıktılar amcası Ebu Talib kabul etmemesine rağmen karşı çıkmadı. O’na yardımcı oldu. efendimize himayede bulundu. Müşriklerin tehditlerine karşı koydu. Müslümanlara yardım etti. Muhasaranın kaldırılmasında mühim rol oynadı.

EBU TALİB
Ebu Talib hastalandı müşrikler toplanarak Ebu Talib’e gittiler ve Senin büyüklüğüne inanıyor, üstünlüğünü kabul ediyoruz.sana, muhalefet etmedik. Korkarız ki, Muhammed bizimle uğraşır, husumet devam eder. Bizi barıştır birbirimize taarruz etmeyelim.” Ebu Talib efendimizi çağırtıp; “Kureyş’in ileri gelenleri senden dinlerine karışmamanı rica ediyorlar. kabul edersen, sana biat ederler dedi.

EBU TALİB
alemlerin efendisi ebu bekire buyurdu ki: “Ey Amca! Ben onları davet etmek istiyorum
La ilahe illallah” derseniz ve putları kaldırıp atarsanız.”müşrikler hemen bizden,başka bir şey iste!..” dediler.efendimiz; “Siz, güneşi ellerime koysanız ben başkasını istemem buyurdu. Müşrikler; “Ya Muhammed! acayip bir teklifte bulunuyorsun. Biz sana riayet etmek istiyoruz, sen bizim hatırımızı hoş etmiyorsun!” diyerek, kalkıp gittiler.

EBU TALİB
Ebu Talib, Peygamber efendimize; “Senin Kureyş’ten istediğin gayet yerindeydi. Doğru söyledin.” dedi. Amcasının sözü, Resulullah efendimizi ümitlendirdi “Ey amca! Bir kere «La ilahe illallah.» de! kıyamet günü sana şefaat edeyim.” buyurdu.Ebu Talib“Halkın, ölmekten korktu Müslüman oldu diye ayıplamalarından korkuyorum. Yoksa, hatırını hoş ederdim.” diyerek nefsine ağır geldiğini söyledi ve vefat etti. Vefat ettiğinde seksen yaşını geçmişti

EBU TALİB
Peygamber Efendimizin (asm) amcası ve Hazreti Ali'nin babası* Ebu Talib, 535 yılında doğdu. Abdülmuttalib ve Fatıma bint Amr bintin evladı olarak dünyaya geldi. Asıl adı Abdülmenaf olup, Talib adlı oğlundan ötürü, Talib'in babası anlamına gelen "Ebu Talib" lakabıyla tanınmaktadır. Künyesi Ebu Talib Abdülmenaf bin Abdülmuttalib bin Haşim el-Kureyşi el-Haşimi şeklindedir.

EBU TALİB
Peygamber Efendimizin (asm) babası ve* annesi vefat edince dedesi tarafından yetiştirildi. Abdülmuttalib, hastalanınca oğullarını ve Hazreti Muhammed'i (asm) çağırarak, mübarek torununa bakmalarını istedi"Vefatımdan sonra hangi amcanı istiyorsun?"sorusu üzerine Hazreti Muhammed amcası Ebu Talib'in boynuna sarılarak onu istedi Bu seçim Abdülmuttalib'in hoşuna gitti ve oğluna şu vasiyette bulundu:

EBU TALİB
Peygamber efendimizin dedesi abdulmuttalip oğlu ebu talibe şu vasiyette bulundu Onu sana emanet ediyorum. O, İlahi emanettir. Onu canın ve başın pahasına koruyacağına söz ver ki, gözlerim arkada kalmasın Ebu Talib Sen merak etme babacığım. Onu öz çocuklarıma,kendi canıma tercih edeceğimden emin olabilirsin. Hayatta hiç kimsenin zarar vermesine müsaade etmeyeceğime söz veriyorum."diye karşılık verdi

EBU TALİB
Kainatın Efendisini (asm) himayesine alan Ebu Talib, son derece fakir ailesi kalabalık idi. geçim sıkıntısı çekiyordu. Çok merhametli ve dürüsttü Kureyşlilerce çok sevilip hürmet görüyordu. Üstün vasıfları ve şahsiyetiyle ileri gelenlerdendi.Ebu Talib adeta bir istisna idi.

EBU TALİB
Ebu Talib, Peygamber Efendimiz (asm)'e alaka göstererek gittiği her yere onu götürür, kendisiyle sohbet eder, yetişmesine önem verirdi. Evinde O olmadan sofra kurulmaz, sofrada Ebu Talib,*"Muhammedim nerede, çağırın gelsin."*demek suretiyle hassasiyetini belirtirdi.

EBU TALİB
Peygamber Efendimiz (asm) ebu talibe sevgi ve saygıyı göstererek büyükleri sofraya oturmadan yemek yemezdi. Onun bulunduğu her sofra bereketlenir ve herkes doymuş bir vaziyette kalkardı.

EBU TALİB
Ebu Talib'in cahilliyenin çirkinliklerine bulaşmamış böyle bir yaşantı yaşamamıştır Hiçbir zaman içki içmezdi, Kainatın Efendisi (asm)'i himaye etmeye layıktı Kabe'nin perdedarlığı ve hac mevsiminde hacılara su içirme hizmetinde bulunuyordu hizmetler masraf gerektirdiğinden imkanlarının* elvermemesinden dolayı kardeşi Hazreti Abbas'a devretti

EBU TALİB
Ebu Talib, Suriye'ye gitmeye karar verdi Hazreti Muhammed (asm)'i yanında götürmeye karar verdi ve böylece yine yanından ayırmadı Suriyede Bahira tarafından misafir edildiler Bahira Peygamber Efendimizi (asm) görüp, onun kutsal kitaplarda müjdelenen peygamber olduğunu anladı

EBU TALİB
Rahip bahira Ebu Talib'i yanına çağırarak şu tavsiyelerde bulundu Yeğenini hemen memleketine götür. Onu hasetçi Yahudilerden koru. Yahudiler çocuğu fark ederlerse ona kötülükte bulunurlar. senin yeğenin büyük şan ve nam kazanacaktır. Durma, onu götür."dedi
Bu tavsiye üzerine Ebu Talib Şam'a gitmedi geri döndü.

EBU TALİB
İslam'a davet edilme şerefine nail olan ilklerden biri Hazreti Ali'dir. Ebu Talib,yeğeni ve oğlunun namaz kıldıklarını öğrenince atalarının dinine bağlı kalacağını beyan etmiş onlara ilişmemiş Peygamber Efendimizi (asm) ömrünün sonuna kadar savunmuştur

EBU TALİB
İnsanların İslam'a davet edilmeleriyle* müşriklerin baskıları arttı. Müslümanlar ablukaya alındı Ebu Talib Haşim ve Muttalib oğullarını yardıma çağırdı. Ebu Leheb hariç Ebu Talib'in etrafında toplanarak boykot ve ambargolardan etkilenme pahasına sıkıntıya katlanarak Müslümanlar safına geçtiler

EBU TALİB
Ebu Talib'in desteğinden Peygamber Efendimize (asm) zarar veremeyen müşrikler O'nu* teslim etmesini istediler.kabul etmediği gibi, iman etmemiş olmasına rağmen efendimizi korumaktan vazgeçmedi.

EBU TALİB
Ebu Talib'in yaşı ilerledi hastalığı şiddetlendi. Efendimiz (asm), kendisini* bağrına basıp şefkatiyle büyüten, kendisi için her türlü tehlikeyi göze alan amcasını kaybedeceğine üzülüyordu. Müslüman olup ebedi saadete ulaşması için gayret gösteriyordu. Amcasına hastalığında şehadet getirmesini kendisine ahirette şefaatçi olabileceğini söyledi.

EBU TALİB
Efendimiz amcası ebu talibe şehadet getirmesini söyleyince Ebu Talib sana ve bunaklık atfetmeleri korkusu olmasaydı, istediğini söyleyip sana tabi olurdum. Kureyş,ölümden korktuğumu söylemesin diye sehadet etmeyeceğim."diye karşılık verdi. Peygamber Efendimizin (asm) beklediği cevabı vermesi nasip olmadı. Görüş birliği olmamakla beraber, İslam ulemasının ekseriyetine göre, iman etmeden son nefesini verdi

EBU TALİB
Herkesin Efendimize (asm) sırtını döndüğü, Müslümanların eziyet ve işkencelere maruz kaldığı dönemde Ebu Talib'in desteği çok büyüktü Peygamber Efendimiz (asm) ve tüm müminlerin arzusu, Ebu Talib'in Müslüman olması idi. Ancak, gerçekleşmedi.

kainatta en büyük hak ve hakikat imandır. Bediüzzaman Hazretlerine, II. Dünya Savaşından daha önemli bir dava mı var, ilgilenmiyorsun"*diye soranlara şu cevabı vermiştir Her bir insanın başında ebedi hayat davası var.* ...eğer İngiliz ve Almanlar serveti kuvveti aklı varsa, yalnızca o dâvâyı kazanmak için bütününü sarf edecek... iman vesikası olmazsa* itikadı sağlam elde etmezse,dâvâyı kaybeder.kaybettiğinin yerini hangi şey doldurabilir

EBU TALİB
Ebu Talib'in imanı Bediüzzaman a sorulmuştur. Risale nin cevabı, net ve çok önemli bir tespittir. Ebu Talib'in, Hazreti Muhammed Aleyhisselam'a gösterdiği muhabbet peygamberliğine değil şahsı ve zatınadır

EBU TALİB
"Ebu Talib risalede şöyle anlatılır ebu talib Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletini değil, şahsını,severdi. Onun şefkati ve muhabbeti, zayie gitmeyecektir. Cenâb-ı Hakkın Habib-i Ekremini sevmiş ve himaye etmiş ve taraftar olan Ebu Talib'in, inkâra ve inada değil, hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata makbul bir iman getirmemesi üzerine, Cehenneme gitse de, Cehennem içinde cenneti, hâlk edebilir. Kışta bazı baharı hâlk ettiği zindan saraya çevirdiği gibi, cehennemi, hususî bir cennete çevirebilir."

kendisine iman edilmediği halde kullarından zuhur eden güzel haslet ve amelleri karşılıksız bırakmayan Cenab-ı Hakk'ın bu sıfatı merhametinin azametine çok güzel bir örnek teşkil etmektedir.
Selam ve dua ile...
 
Eski 12-10-17, 14:31 #5
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Osmanlıda aşure

AŞURE
Aşure İbranice bir kelimedir telaffuzu aşuradır 10 anlamına geliyor.Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür.İslamiyetten önce, israiloğulları bu gün oruç tutarlardı.
Bu gün insanlığın kaderini etkileyen,olaylar gerçekleşmiştir.Adem peygamberin tövbesi kabul edildi Halil peygamber Nemrut'un ateşinden kurtuldu Hz. Musa'nın kavmini Firavundan kurtardığ Yunus peygamberin balığın karnından kurtulduğu, Eyüp peygamberin şifa bulduğu* Hz. Yakub'un Hz. Yusuf'a kavuşup gözlerinin açıldığı, Nuh peygamberin gemisinin karaya oturduğu gündür. *

AŞURE
aşureyi bizler için anlamlı kılan; imam Hüseyin'in bu gün şehit edilmesidir.Kerbela şehidi Hz. Hüseyin, on Muharremde şehit edilmiştir.Muharrem ayı ve bu ayda tutulan oruç sonrasında pişirilen aşure çorbası çok derin anlamlara sahiptir.İmam Hüseyin'in Kerbelada şehit edilmesiyle Muharrem Orucu Aleviler için* Matem Orucu* olmuştur.

AŞURE
aşure çorbasının Aleviler için anlam ve önemi farklıdır
Hz. Hüseyin, Kerbala da şehit edilmeden önce Muharrem orucundan sonra pişirilen aşure çorbası şenlik havasında yapılıp paylaşılıyordu. İmam Hüseyin'in şahadetinden sonra ise, aşure çorbası şenlikten uzak Kerbela şehitleri ve 12 imamlar a bağlılığın gereği pişirilip dağıtıldı. Günümüzde bu şekilde yerine getiriliyor.

AŞURE
Aşure tatlısı Nuh peygamberin gemisinin karaya oturmasından sonra gemide yiyeceklerden meydana gelmiştir. Aşurenin içinde 12 farklı bileşim olmalıdır. Bunlar fındık, kuru incir, kuru üzüm, ceviz, nohut, fasulye ve benzer yiyeceklerdir.

AŞURE
aşure çorbası, 12 günlük Muharrem Orucundan sonra Kerbela ve bütün şehitlerimizin ruhları için, yollarına bağlılığın, gereği olarak yapılıp paylaşılmalıdır. Birlik olarak, kardeşlik ve barış duygusuyla yapılıp paylaşılmalıdır.

*Osmanlı Döneminde Aşûre
Türk-Müslüman geleneğinde aşûre Muharrem ayında pişirilip, yakınlara, komşulara ve fukaraya dağıtılan bir taamdır Osmanlıda ise sadece Muharrem aylarında değil senenin her ayında pişirilir fukaraya dağıtılırmış...

Osmanlı Döneminde Aşûre
Meşâyih-i kirâm hazerâtı ârif insanlar oldukları için, fukarâ-i müslimîn mahrûm kalmasın diye, aşûre pişirme işini yılın bütün aylarına yaymışlar* tekkelere belli bir ay tayin etmişler.. her ay dergâhlarda aşûrenin halka dağıtılması temin edilmişdir...

SARAYDA AŞÛRE
Osmanlılar döneminde aşûre geleneğinde öncülük saraya aittir. Muharrem ayının 10. günü Topkapı sarayında pişirilecek aşûre için "Kiler-i Hâs"dan malzeme verilir, birkaç gün önceden hazırlıklara başlanırdı. Saray aşûresini "helvacıbaşı"lar pişirirlerdi.

SARAYDA AŞÛRE
Osmanlılarda Büyük kazanlarda hazırlanan aşûrelerin ilk olarak husûsî bir merâsimle pâdişâha ve harem halkına sunulması sonra devlet ileri gelenlerine, imâretlere ve halka dağıtılması âdetti.*

II.Abdülhanid döneminde (1876-1909) Yıldız ve Beşiktaş sarayında hazırlanan aşûrenin dağıtımı İstanbullularca sabırsızlıkla beklenirdi. Dağıtımın ilki saray testilerine ve kâselerine konan aşûreleri tablakâr"lar, Beşiktaş, yüksek rütbeli devlet* ricâlinin konaklarına götürürlerdi.

SARAYDA AŞÛRE
2.abdulhamit döneminde"cevap" denen usûl gereği aşire testileri çikolata, badern şekeri, fıstık vb. şeylerle doldurularak konak ağalarınca saraya iâdesi âdettendi. İkinci ve asıl dağıtım halka yönelikti. Saray matbahlarınca büyük kazanlar buğday, incir, üzüm, kayısı malzemeleri ile "dâneli" denen aşûreler pişirilirdi

SARAYDA AŞÛRE
10 Muharrem gecesi sırık hammallarınca taşınan kazanlar Yıldız Talimhane Meydanı'na götürülerek sıraya dizilirdi.Sabah erkenden Âmire" müdürü, "Vekilharc" ve Helvacıbaşı"lar resmî kıyâfetlerle meydanda hazır bekler Seccâdecibaşı"nın, pâdişâh buyruğunu* duyurmasından sonra Amire imamı duâ eder, "âmîn" diyen halka kapılar açılır,aşure kazanlarının* önünde kuyruklar oluşurdu

SARAYDA AŞÛRE
Halkın getirdikleri kaplara aşûre doldurulurdu.disiplinin sağlanamadığı, görevlilerin tepeden tırnağa aşûre bulaşığına battıkları,hücûm edenler arasında kazana düşenler olduğu* görülürdü.

SARAYDA AŞURE
Sarayın yanı sıra, "Sultan Efendiler pâdişah kızları kendi saraylannda aşûre pişirtip halkına, yoksullara dağıttırırlardı. Hânedân*mensûblarının birbirlerine gönderdikleri aşûreler çok değerli porselen, kristal, bakır, gümüş,aşûreliklere konur hediye*olarak konak ve sarayların köşe raflannda camekânlarda saklanırdı.

SARAYDA AŞÛRE
10 Muharrem'i izleyen haftada ricâI ve paşa konaklarınd aşûre dağıtırlırdı. Son dönemlerde aşûre kapları ilgi çektiğinden Muharrem ayında züccâciyeci dükkanları binbir çeşit aşûrelik, Kâse, tas ve sürâhîlerle dolardı. Bunları alanlar, aşûrede yakınlarına, komşularına değerli hediyeler sunarlar,kaplar evlerde hediye edenin adıyla, anılırdı.

SARAYDA AŞÛRE
Evkaf Nezâreti İstanbul'un büyük imâretlerinde aşûre pişirttirip dağıtımını sağlardı.Son dönemlerde aşure geleneği Bahçekapı'daki Hamidiye İmareti'nde yapılıyordu. Aşûrenin yanısıra imâretlerde, sebillerde şerbet, menba suyu, kurban eti dağıtıldığı olurdu.

SARAYDA AŞÛRE
Kimi zaman esnaf örgütleri organizasyonlarda imaretlerde hayrat kazanlarında aşûre pişirir, çarşı esnafına ve halka dağıtırlardı.Evlerde her aile ihtiyâcına imkânlarına göre 10 Muharremde aşûre pişirirdi.

SARAYDA AŞÛRE
Evlerde helvahâne veya kuzu kazanı içinde hazırlanan aşûre ocaktan indirilir evin en yaşlısı kazanı karıştınp Yâsîn-i şerîf okur, kazanın ağzına kalaylı tepsi, bunun üstüne beyaz örtü örtülür, aşûrenin demlenmesi tamamlanınca evin en büyüğünden en küçüğüne tas tas verilirdi.salavât getirildikten sonra tepsideki "aşûre teri" denen buhar suyu da şifâ niyetine göz kapaklarına ve alına sürülürdü.

SARAY AŞÛRESİ TARİFİ
İstanbul usûlü aşûrede, pirinç, buğday, iç bakla, fasulye, nohut, yanında incir, üzüm, kuşüzümü, kayısı, kestâne, çamfıstığı, şamfıstığı, ceviz, fındık, badem, nar tanesi de kullanılarak hem göz hem damak zevki gözetilirdi...

SARAY AŞÛRESİ TARİFİ
Aşureye misk, amber, gülsuyu ilâve edilir ve üzerine tarçın serpilirdi. Saray ve konak usûlü aşûre ise "süzme" ve "sütlü" denen iki ayrı tarza hazırlanırdı. *Buğday piştikten sonra süzülerek sadece*helmesinin kullanıldığı aşûreye süzme aşûre denirdi.

SARAY AŞÛRESİ TARİFİ
Sütlü aşûre aşûre malzemelerine ek olarak bir miktar sütün ilâve edilmesiyle yapılırdı.Fatih Sultan Mehmed zamanındaki saray defterinde saray aşûresinin tarifi
Evvelâ mikdâr-i kifâye kışrı izâle olunmuş buğdayı gereği gibi yıkayıb tathîr eyledikden sonra bir kebîr tencere içine çokca su ile koyub ateş üzerine vaz' oluna.
badem fındık fıstık ve cevizden dilhâh üzere üzerlerine koyub ekl buyuralar. Yiyenlere âfiyet olsun, yedirenlerden Allah râzı olsun...
 
Eski 12-10-17, 14:43 #6
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Hz ali sözleri

Senin olmadığın yerde seni savunanlar, gerçek dostlarındır. / Hz Ali

Şu iki insanı asla unutmayın: İhtiyaç anında yanınızda olanı, zor zamanda yalnız bırakanı. / Hz Ali

Allah'ın beni sevdiğini, istediğim her şeyi vermemesinden anlıyorum. / Hz Ali


Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma. / Hz Ali


Güzel ahlak, en güzel dindarlıktır. / Hz Ali
sözü paylaş

Fikri fikrinizle uymayan insanla, fazla meşgul olmayınız. Fikirde ki ayrılık kolay giderilmez. / Hz Ali


Kalpler iyilikle kazanılır. / Hz Ali


Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı. / Hz ali

Elde edeceğin servet yitireceğin şerefe değmez. / Hz Ali


Bir insanı layık olmadığı yere koymak zulümdür. / Hz Ali


Ayıbın büyüğü, aynısı sende varken başkasını ayıplamandır. / Hz Ali


Akıllı adamın yüreği sırlarının kasasıdır. / Hz Ali


Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir. / Hz Ali

Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır. / Hz Ali


İmanınızı sadakayla, mallarınızı zekatla koruyunuz. Bela dalgalarını da dua ile savınız. / Hz ali

Zulmün iki unsuru vardır: zalim ve mazlum. Zalim, zulmettiği için; mazlum da zulme rıza gösterdiği için hesaba çekilir. / Hz Ali

Cennet cömertlerin, cehennem cahillerin yeridir. / Hz Ali


Arkadaşa kavuşmak hüznün dağılışı, sevgiliye kavuşmak kalbin cilasıdır. / Hz Ali

Herkesi affedin ama vatan hainlerini asla affetmeyin! / Hz Ali
sözü paylaş

Ey oğullarım, size vasiyet ederim. Dünyaya rağbet etmeyiniz. Benim için ağlamayınız. Doğruluktan hiç bir zaman ayrılmayınız. allah?ın Kitabı ile iş görünüz. Zalimlere düşman, mazlumlara yardımcı olunuz. / Hz Ali


Arkadaşını zorlukta, gıyabında ve ölümünden sonra korumayan dost, dost değildir. / Hz Ali

Suçların en çetini, sâhibine ehven ve ehemmiyetsiz görünenidir. / Hz Ali
sözü paylaş

Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır fakat ona itiraf ettirmek güçtür. / Hz Ali

Batıla yardım eden, hakka zulmeder. / Hz Ali
sözü paylaş

Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. / Hz Ali
sözü paylaş

Korku ümitsizliğe eş olmuştur; utanç mahrûmiyete. Fırsat bulut gibi geçip gider; hayırlı fırsatları elde etmeye çalışın. / Hz Ali

Üç şeye riayet eden mesut olur: nimet ulaştığında şükretmek, rizik kesildiğinde mağfiret dilemek, sıkıntıya düştüğünde çok la havle vela kuvvete illa billah demek. / Hz Ali


Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermemekse utançtandır ve kötüdür. / Hz Ali


Yoksul bir adam kendi ülkesinde yabancı gibidir. / Hz Ali
sözü paylaş

Dünya hüzün yeridir. Gariplerin sıkıntısı bitmez. / Hz Ali


Kim ölümün yokluk olduğunu zannederse, onun yokluğu yaşamıyla başlamıştır. / Hz Ali

İman, kabul olan söz dil ile şehadet etmek, yapılmış olan amel ve akıl ile tanımaktan ibarettir. / Hz Ali


Bilgiyle dirilen, ölmez. / Hz Ali


Dostları yitirmek, gurbete düşmektir. / Hz Ali
sözü paylaş

Bilgin, kadrini bilen kişidir; bilgisiz, yaptığını bilmeyen kişidir. Akıllı, ameline dayanır, câhil, emeline dayanır. Bilgin, kalbiyle, gönlüyle bakar görür; câhil, gözüyle bakar görür /hz ali


.inanan kişinin günde üç işi vardır: bir zaman rabbiyle münâcât eder, ona kullukta bulunur; bir zaman geçimi için çalışır; bir zamanı da vardır, helâl ve güzel lezzetlerle zevklenir. /HZ ali


Akıllı kişi, ancak üç şey için yolculuk eder: geçimini sağlamak, âhiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzet elde etmek için. / Hz Ali
sözü paylaş

Dilinizi daima iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felakete de sürükleyebilir. / Hz Ali


Akıllı adamın yüreği sırlarının kasasıdır. / Hz Ali
sözü paylaş

Ey insanlar, dünya sevgisinden sakının; zira dünya sevgisi her günahın başı, her belanın kapısı, her fitnenin yoldaşı, her musibetin de sebebidir./ hz ali


Eğer bir gün dünyaya ait derdin olursa rabbine dönüp'rabbim çok büyük derdim var'deme; derdine dönüp çok büyük rabbim var'de. / Hz Ali


Allah bir kulu alçalttı mı, ona bilgi başarısını men'eder. / Hz Ali


Çocuklarınızın yarın söz sahibi olmasını istiyorsanız, daha bugünden onlara iyi kitaplar hediye ediniz. / Hz ali

Hâin kişilere vefâda bulunmak, allah'a hiyânette bulunmaktır; hâinlere gadretmekse, allah'a vefâ etmek demektir. / Hz Ali

Geçimini mertçe kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın. / Hz Ali


Şehvetle kul olan parayla alınmış koleden de aşağılıktır. / Hz Ali


İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdır. / Hz Ali

Ahlak ve fazilet aklın dışarıdan görünüşüdür. / Hz Ali

Dünyada hiçbir şeye minnet etme, özgürlüğünü ancak bu şekilde koruyabilirsin. / Hz Ali

İman gönülle tanımak, dille ikrâr etmek, âzâ ile de kullukta bulunmaktır. / Hz Ali


Uzun arzulu olan, ameli unutur. / Hz Ali


İnsanlar, bilmedikleri şeylere düşmandırlar. / Hz Ali


Sorun beni yitirmeden; çünkü andolsun allah'a, kur'an'da hiç bir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerede indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsan etmiştir. / Hz Ali


Herşeyi boğazına atan zengin, fakir hükmündedir. / Hz Ali


Rabbin rızasını kazanmak isteyen, zulmeden buyruk sâhibine karşı adalet sözünü söylemelidir. / Hz Ali

Kuduz köpeği bile katletme. / Hz Ali


Gerçek dost ayıbını görüp nasihat eden, gıyabında seni koruyan ve seni kendisine tercih edendir. / Hz Ali


Dua mü'minin silahıdır ve dininin direğidir, göklerin ve yerin nurudur. / Hz Ali


Makamın, benim nazarımda keçi sumuğu kadar değeri yoktur. / Hz Ali

İnsanın değeri, becerdiği şeylerle ölçülür. / Hz Ali


Cesurun ayakları dayanmak, korkağın ayakları kaçmak için yaratılmıştır. / Hz Ali


Kendinize allah yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de ahiret için de lazımdır. / Hz Ali

Sana kızdığı halde bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin. Çünkü öfke, insanın tiynetini ortaya çıkarır. / Hz Ali


En hayırlı dost, seni hayra sevk edendir. / Hz Ali


Yalnızlığa alışmakla, izzetinin bekası için çalış. / Hz Ali


Her şey akla muhtaçtır, akılda eğitime. / Hz Ali


Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar. / Hz Ali

Güzel ahlak, en iyi arkadaştır; mü'minin amel defterinin nisanesi güzel ahlakidir. / Hz Ali


Rizik, zekasızların; mahrumiyet, akıllıların; bela işe sabrın payıdır. / Hz Ali


Nefesler, ecele doğru atılan adımlardır. / Hz Ali
sözü paylaş

Allah'ın bir meleği vardır, her gün bağırır; doğun ölüm için. Toplayın yok olmak için, yapın yıkılmak için. / Hz Ali


Söyleyene bakma, söylenene bak. / Hz Ali


Akıl tamamlandı mı söz azalır. / Hz Ali

Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum. / Hz Ali


Her musibetin bir zamanı vardır, o zaman mutlak yaşanmalıdır; o musibet birinizin başına geldiğinde, zamanı gelip geçene kadar teslim olup sabretsin. Zira musibetin yöneldiği zaman onu gidermek için çare aramak, onun zorluğunu çoğaltır. / Hz Ali

Sana kötülük yapanı iyilik yaparak cezalandır. / Hz Ali


Ben öyle bir insan istiyorum ki; iktidarda iken halktan biri sanılsın, halktan biri iken iktidar sahibi. / Hz Ali


İlim hakiki bir mürşiddir. / Hz Ali

Müminin sevinci yüzünde, üzüntüsü kalbindedir. / Hz Ali

Büyük günahların kefâreti, zulme düşenlere yardım etmek, acze düşenleri ferahlandırmaktır. / Hz Ali

Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir / Hz Ali

Kanaat tükenmez maldir. / Hz Ali
sözü paylaş

Ya söyleyen, öğreten bilgin ol, ya dinleyen belleyen öğrenci, üçüncüsü olma. / Hz Ali

Ey âdemoğlu, kendi nefsinin vaşîsi ol da malında, senden sonra ne yapmalarını istiyorsan şen yap. / Hz Ali


Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır. / Hz Ali


Öfke, tutuşturulmuş bir ateş gibidir. Her kim ki öfkesine hâkim olursa, onu söndürür. Ve her kim onu salıverirse, ilk yanan kendisi olur. / Hz Ali


Herkes tarafından sevilen adam münafıktır. / Hz Ali

Dostların kalbini kırmakla, düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun. / Hz Ali


Sabrın imandaki yeri, basın vücuttaki yeri gibidir. Sabri olmayanın imanı olmaz. / Hz Ali


Sadık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samimi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zinettir. / Hz Ali

Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice düşük sözler vardır. / Hz ali

Affetmekte geç kalmayın, cezalandırmakta acele etmeyin. / Hz ali

Hiçbir işte gereğinden çok acele etme. Dikkatli olanlar kendilerini zor duruma girmekten korurlar. / Hz Ali


Rabbim bana öyle bir eş nasip et ki, onun müslümanlığının mükemmelliğine bakıp, kendi müslümanlığıma çeki düzen vereyim. / Hz Ali




Zikir de allah'ı hatırlamak iki çeşittir: musibet vakti zikretmek, bu iyi ve güzeldir; bundan daha güzeli ise insanı allah'ın haram kıldığı şeylere yönelmekten alıkoyan zikirdir. / Hz Ali


Şahsınıza yapılan kötülüğü affedin, milletinize yapılanı affetmeyin. / Hz Ali


Yüksekliği istedim, onu alçak gönüllülükte buldum. / Hz Ali


Çok sert olma, kırılırsın. Çok yumuşak olma, ezilirsin. / Hz Ali


Tutumluluk, az şeyi çoğaltır; israf, çok şeyi azaltır. / Hz Ali


Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdir, dalkavukluktur; lâyığından az övmekse ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasetten. / Hz Ali


Dilim kestikçe kılıcım kınından çıkmaz. / Hz Ali

Nice kan vardır ki onu dil döker. / Hz Ali
sözü paylaş

Akıllının dili gönlünün ötesindedir, ahmağın gönlüyse dilinin ötesinde. / Hz Ali

Kişinin kendini beğenmesi, aklının zayıf olduğuna delalet eder. / Hz Ali

Haddini bilen kimse, hakaret görmez. / Hz Ali
sözü paylaş

Dostlarının gönlünü kırma. Düşmanlarının arzularını yapmış olursun. / Hz Ali

Bir dağ bile beni sevse musibetlere uğrar. / Hz Ali

Seni inciten kimse özür dilerse, affet. Kin tutma. / Hz Ali


Eğer bilim ümit olsaydı, dünyadaki bütün insanlar alım olurdu. / Hz Ali


Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır. / Hz Ali


Âlim ölü olsa bile diridir, câhil diri olsa bile ölü. / Hz Ali


Hiçbir insan, ister şaka olsun, ister ciddi, yalan konuşmayı terketmedikçe imanın tadını anlamaz. / Hz Ali


En iyi ibadet, sabır, sükut ve kurtuluşu (imam mehdi'nin zuhurunu) beklemektir. / Hz Ali


Hoş geçinmek aklın yarısıdır / Hz Ali


Kötülükte bulunanları iyilik edene mukâfat vererek payla, yola getir. / Hz Ali

Bir gerçeği savunurken, önce kendimiz inanmalıyız, sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız. / Hz Ali


Akıllı kişi ancak üç şey için yolculuk eder: geçimini sağlamak, ahiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzetlerden faydalanmak. / Hz Ali


Günahsız geçen her gün bayramdır... / Hz Ali


Hikmet mu'minin yitik malıdır; bu mal, şer ehlinin elinde olsa bile onu alması gerekir. / Hz Ali

İnsan, dilinin altında gizlidir. / Hz Ali


Kanaat et kısmetine razı ol aziz olursun. / Hz Ali
sözü paylaş

Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken; başkasını ayıplamandır. / Hz Ali

İlim bir noktadır, onu çoğaltan cahillerdir. / Hz Ali

Mümin, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı, ondan ayrıldı demektir. / Hz Ali


Bir toplumun yaptığına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan her kişinin de iki suçu vardır: o işi işlemek suçu, o ise razı olmak suçu. / Hz Ali


Zahidlik, arzuları azaltmak, her nimete karşı şükretmek ve allah'ın haram kıldığı şeylerden kaçınmaktır. / Hz Ali


Bilmeyenin konuşması kadar, bilenin susması'da çirkindir. / Hz Ali


Sana rağbet ve muhabbeti olan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir.senden hoşlanmayana rağbet etmenşe alçalmandır. / Hz Ali


Kalp kör olduktan sonra, gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur. / Hz Ali

Biziz peygamber'in elbisesi, onun dostları, ona hizmette bulunanlar, ona varılacak kapılar. Evlere ancak o kapılardan girilir; kapılardan başka yerden girenler hırsızdır; cezâya çarpılır. / Hz Ali


Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler, bu zulmü yapmam. / Hz Ali


Dünyada halkın efendileri cömertler, ahirette ise çekinenlerdir. / Hz Ali


İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur: biri sağlık, öteki de gençlik. / Hz Ali


Gözünün nurunu geliştirmek isteyen, allah korkusuyla ağlasın. / Hz Ali

Ey âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi başkası için biriktirmedesin. / Hz Ali
sözü paylaş

Ümitsizliğin acılığı, halka yalvarmaktan yeğdir. / Hz Ali


Sabır, hedefe ulaşmanın anahtarıdır; direnişin sonu zaferdir. Her isteğin gerçekleşmesinin bir vakti vardır; kader, o vakti harekete geçirir vücuda getirir. / Hz Ali


Susmak hükmettir; susmak selamettir; sır saklamak, saadetin bir köşesidir. / Hz Ali


İçi temiz dostlar edinmelisin; çünkü onlar bollukta sus sıkıntıda yardımcı olurlar. / Hz Ali


İnsanoğlu, her şeyden daha çok terazinin (kefelerine) benzer; ya cehaletiyle hafif veya ilmiyle ağır olur. / Hz Ali


Kendinize Allah yolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar, dünya için de ahiret için de gereklidir. / Hz Ali


Çocuklarınızı bugüne göre değil, geleceğe göre yetiştiriniz. / Hz Ali


Tamah cahillerin kalplerini hafifleştirir, yerinden söker; arzular, onu rehin alır; hileler, onu bağlar. / Hz Ali


Emir sahibi olmak, insanların özlerinin sınanmasıdır. / Hz Ali


Mü'min kişi gününü üç zamana ayırır: bir bölümünde rabbiyle münacat eder. O'na ibadet eder; bir bölümünde kendi nefsini muhasebe eder; bir bölümünde de helal ve güzel lezzetlerle meşgul olur. / Hz Ali


İnsanlarla öyle geçinin ki oldunuz mu ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağrışsınlar sizin için. / Hz Ali


Dostlukta ileri gitme, olur ki o dost bir gün düşman kesilir; düşmanlıkta da haddi aşma, olur ki o düşman bir gün dost olur. / Hz Ali


Dinini ekmek kazanmak için satan kimsenin dininden nasibi, yediği seydir. / Hz Ali


Her kaba bir şey koyunca daralır; ancak bilgi kabı müstesnâ. Ona bilgi kondukça genişler. / Hz Ali


Haklı olduğun zaman, hiç kimseye boyun eğmeyeceksin. / Hz Ali


Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun. / Hz Ali


Cenneti arzulayan bir kimse, mutlaka dünyada sehvetlerinden fedakarlık etmelidir. / Hz Ali

Sabır iki çeşittir: musibete karşı sabretmek; bu iyi ve güzel bir şeydir; bundan daha güzeli ise, allah'ın haram kıldığı şeye karşı sabretmektir. / Hz Ali


Akıl gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir. / Hz Ali


Hayra niyet edince acele et ki, nefsin seni yenip de niyetinden caydırmasın. / Hz ali

Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü yarına kadar ne olacağı belli değildir. / Hz Ali


Yoksulluk bir insan olsaydı, onu katlederdim. / Hz Ali


Akıllının zanni, câhilin yakıninden daha doğrudur. / Hz Ali


Bütün kitapların özü kur'an'da toplanmıştır. Kur'an'ın özü, ilk sûre olan fatiha süresi 'dir. Fatiha'nın özü 'besmele'dir. Besmelenin özü işte bu (be) harfıdır. Ben de, işte bu (be) harfinin altındaki noktayım. / Hz Ali


Zenginlik gurbette yurttur; yoksulluk yurtta gurbet. / Hz Ali


Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz. / Hz Ali


İlim maldan hayırlıdır; ilim seni korur, sense mali korursun. Mal, vermekle azalır, ilim öğretmekle çoğalır. / Hz Ali

Ahlak'ın ahlaksızların elinde oyuncak olduğu bir toplumdan hayır bekleme. /

Dil bir ölçüdür; cehalet onu hafiflettiği gibi akıl da onu ağırlaştırır. / Hz Ali


Bir insana başkaları önünde verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir. / Hz Ali

Kaba adamın elinden hayat suyu da olsa içme. / Hz Ali


Oğulcuğum, benden dört şey belle, işlediğin zaman sana zarar vermeyecek dört şeyi de aklında tut: zenginliğin en üstünü akıldır; yoksulluğun en büyüğü ahmaklık. Korkulacak şeylerin en korkuncu kendini beğenmektir; soyun-sopun en yücesi güzel huy. /HZ ali

Oğulcuğum, ahmakla eş dost olmaktan sakin; sana fayda vermek isterken zararı dokunur. Nekesle eş dost olmaktan sakin; ona en fazla muhtâc olduğun zaman yardımına koşmaz, oturur. Kötülük edenle eş dost olmaktan sakin; o, pek az bir şeye seni satar gider. Yalancıyla eş dost olmaktan sakin; çünkü o, şerâba benzer; uzağı yakın gösterir sana, yakını uzaklaştırır senden. / Hz Ali


Hiçbir süs edep kadar güzel değildir. / Hz Ali

Çocuğun kalbi hiç ekilmemiş bir tarla gibidir. Ona ne verilirse kabul eder. / Hz Ali


İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, cezâ vermeye en fazla gücü yetenidir. / Hz Ali


Her türlü fenalıktan uzak durmak istiyorsanız dilinizi tutun. / Hz Ali


Giremediğin gönül senin değildir,gönül yalnız gönül vermekle alınır,gönül istiyorsan ,önce gönlünü vereceksin! / Hz Ali


Bildiğim, tanıdığım andan beri hakkı inkâr etmedim. Bana gösterildiği andan beri hakta şüpheye. Düşmedim, yalan söylemedim. Kimse de benim yalan söylediğimi söylemedi. Ben ne yolumu sapıttım, ne de benim yüzümden biri yolunu sapıttı. / Hz Ali


Bilgin kişinin bilgisinden dolayı şükrü, bilgisiyle amel etmesi ve o bilgiyi, müstahak olana belletmesidir. / Hz Ali


İnsanlar yaşarken uyur, olurken uyanırlar. / Hz Ali


Perde kaldırılırsa bile yakınım artmaz benim. / Hz Ali


Evvela kendi nefsinize, sonra insanlara nasihat et. / Hz Ali


İki kişi yoktur ki halkı kendisine uymaya çağırsın da, biri sapıklıkta olmasın. / Hz Ali


Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi arka olamaz. / Hz Ali


Sözün dikildiği yer, gönüldür; ısmarlandığı yer düşüncedir, onu kuvvetlendiren akıldır, meydana çıkaran dildir; bedeni harflerdir, canıysa anlamı; süsü, düzenli söylenmesidir; düzgünlüğüyse doğru oluşu. / Hz Ali


Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmağın alâmetlerindendir. / Hz Ali


Tamah seni kul etmesin, allah seni hür yarattı. / Hz Ali


Yapman gereken hayırlı, yararlı işleri yarına bırakma. Bakarsın yarın olur da, sen olmazsın! / Hz Ali


Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır. / Hz Ali


Halk ile dostluk ve samimiyeti, allah'ın itaati üzere olan kimseye ne mutlu. / Hz Ali


Takva, imanın temelidir. / Hz Ali


Asıl yetimler anadan babadan değil ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. / Hz Ali


Kabe 'nin rabbina yemin olsun ki ben kazandım. Son sözleri. / Hz Ali


Hasetçinin huzuru, çabuk darılanın dostluğu, yalancının ise yiğitliği olmaz. / Hz Ali


Kudret altında olan her aziz, zelildir. / Hz Ali


Cahilin kalbi dudağında, alimin ağzı kalbindedir. / Hz Ali


İnsanların en âçizi, insanlardan kardeş edinemeyenidir; ondan daha âcziyse kardeş edindikten sonra onu yitirenidir. / Hz Ali


Suse ve ziynete heves eden erkekler, erkektir ; ama mert değillerdir. / Hz Ali

Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannini gerçekleştir. / Hz Ali

Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten hayırlıdır. / Hz Ali


İnsanların gönülleri ürkektir; kim onları elde ederse ona alışırlar. / Hz Ali


Ne oldu ise benimle oldu ve ne olacaksa benimle olacaktır. / Hz Ali


Hiçbir zaman cahil bir insanla tartışmayı kazanmadım. / Hz Ali


İyilik yapmak, hayır ameli gizlemek, belalara karşı sabırlı olmak ve musibetleri dile getirmemek, cennet hazinelerindendir. / Hz Ali

Emaneti, peygamberlerin evladının katıline ait olsa bile sahibine geri verin. / Hz Ali


İyiliğe karşı kötülük eden insanın evinden sefalet eksik olmaz. / Hz Ali


Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır. / Hz Ali

Bilgisiz kişiyi, bir işte, bir fikirde ya pek ileri gitmiş görürsün, ya pek geri kalmış. / Hz Ali

Cenneti arzulayan kimse, dünyada nefsin arzu ettiği şeylerden uzak dursun. / Hz Ali

Erdem sahibinin değerini, yine erdem sahibi olanlar bilir. / Hz Ali

Dünya dört şey üstünde durur: Bilgisiyle amel eden, bilgin; öğrenmekten utanmayan, bilgisiz, varlığında nekeslikte bulunmayan cömert, ahiretini satmayan yoksul. /HZ ali

Bilgin, bilgisini yitirirse, bilgisiz öğrenmekten çekinir. Zengin, malında nekeslik ederse yoksul âhiretini dünyâsına satar. / Hz Ali


Hikmet, müminin yitik malıdır; isterse nifak ehlinden olsun, hikmeti al. / Hz Ali


Kişinin değeri yaptığı bağıştadır. / Hz Ali


Babanın, misafirin ve mazlumun duaları geri çevrilmez. / Hz Ali


Seni ıslah etmeyen bilgi sapıklık, sana faydası olmayan mal vebaldır. / Hz Ali

Ölümü unutmak, kalbin paslanmasındandır. / Hz Ali

Bir kişi senden emin değilse, sen de ondan emin olma. / Hz Ali


Tedbir gibi akıl yoktur. / Hz Ali


İnananın yüzünde güleclik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır;

İnananın vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, kendi ihtiyâçini hatırlamaz Huyu güzeldir, geçinmesi hoş Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından alçak. / Hz Ali


Dostların kalplerini insana işindiran, düşmanların kalplerinden kini gideren en güzel şey, onlarla karşılaşınca güler yüzlü olmak, gıyabında hallerini sormak, huzurlarında ise iyi ve yumuşak davranmaktır. / Hz Ali


Siz insanlar kendinizi önemsiz sanarşiniz. Halbuki içinizde koca bir evren saklıdır. / Hz Ali
sözü paylaş

Namaz, her temiz kişinin allah'a yaklaşmasıdır. Hac, her zayıfın savaşıdır. Herşeyin zekâti vardır; bedenin zekâti da oruçtur. Kadının savaşıysa kocasıyla iyi geçinmesidir. / Hz Ali

En büyük günah, haksız yere müslüman bir kimsenin malını gasbetmektir. / Hz Ali
sözü paylaş

Sabır en güzel huy, ilim en güzel sus eşyasıdır. / Hz Ali

Dünün geçti, yarınında belli değil, öyleyse bugünü iyi geçirmeye bak. / Hz Ali

Söz ilaç gibidir; azı yaşatır, çoğu öldürür. / Hz Ali


İki şey halkı yok eder: fakirlik korkusu ve üstünlük talep etmek. / Hz Ali

Hilim yumuşak huyluluk gibi üstünlük yoktur. / Hz Ali


Bilgi kadar zenginlik yoktur. Cehalet kadar yoksulluk yoktur. / Hz Ali


Alimin hatası , geminin delinip batması gibidir; kendisiyle birlikte başkalarınıda boğar. / Hz Ali

Her sayılan biter her beklenen gelir. / Hz Ali


Ne kadar yoksul ve aç olursa olsun, kanaat sahibi zengindir. / Hz Ali

Başkalarının açılarından, geçmiş felaketlerinden ders alanlar, gerçekte mutlu kişilerdir. / Hz Ali


Sevgiliye verilen en güzel hediye sadakattir. / Hz Ali

Hz. Ali Sözleri
AkıIIı kişi ancak üç şey için yoIcuIuk eder: geçimini sağIamak, ahiretini eIde etmek, yahut da haram oImayan zevk ve IezzetIerden faydaIanmak.

Hz. Ali Sözleri
Bir gerçeği savunurken, önce kendimiz inanmaIıyız, sonra da başkaIarını inandırmaya çaIışmaIıyız.

Hz. Ali Sözleri
ÇocukIarınızın yarın söz sahibi oImasını istiyorsanız, daha bugünden onIara iyi kitapIar hediye ediniz.

Hz. Ali Sözleri
DostIukta iIeri gitme, oIur ki o dost bir gün düşman kesiIir; düşmanIıkta da haddi aşma, oIur ki o düşman bir gün dost oIur.

Hz. Ali Sözleri
Eğer birgün dünyaya ait derdin oIursa, rabbine dönüp rabbim çok büyük derdim var deme. Derdine dönüp çok büyük rabbim var de.

Hz. Ali Sözleri
FazîIet, en iyi maIdır. CömertIik, en güzeI mücevherdir. AkıI, en güzeI zînettir. İIim, en şerefIi*meziyettir.GüzeI ahIak, en iyi arkadaştır; Mü’minin ameI defterinin nişanesi güzeI ahIakıdır.

Hz. Ali Sözleri
CömertIik, ıstemeden vermektir. İstendikten sonra vermemekse utançtandır ve kötüdür.

Hz. Ali Sözleri
HaIk iIe dostIuk ve samimiyeti, AIIah’ın itaati üzere oIan kimseye ne mutIu.

Hz. Ali Sözleri
Dünyada hiçbir şeye minnet etme, özgürIüğünü ancak bu şekiIde koruyabiIirsin.

Hz. Ali Sözleri
Hasetçinin huzuru, çabuk darıIanın dostIuğu, yaIancının ise yiğitIiği oImaz.

Hz. Ali Sözleri
Biri sana sırtını çevirirse üzüIme, böyIece dostunIa düşmanını ayırt etmiş oIursun.

Hz. Ali Sözleri
Rabbin rızasını kazanmak isteyen, zuImeden buyruk sâhibine karşı adaIet sözünü söyIemeIidir.

Hz. Ali Sözleri
Korku ümitsizIiğe eş oImuştur; utanç mahrûmiyete. Fırsat buIut gibi geçip gider; hayırIı fırsatIarı eIde*etmeye çaIışın.

Hz. Ali Sözleri
İnsanoğIu, her şeyden daha çok terazinin kefeIerine benzer; ya cehaIetiyIe hafif veya iImiyIe ağır oIur.

Hz. Ali Sözleri
Sabır, hedefe uIaşmanın anahtarıdır; direnişin sonu zaferdir. Her isteğin gerçekIeşmesinin bir vakti vardır; kader, o vakti harekete geçirir vücuda getirir.

Hz. Ali Sözleri
Namaz, her temiz kişinin AIIah’a yakIaşmasıdır. Hac, her zayıfın savaşıdır. Herşeyin zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur. Kadının savaşıysa kocasıyIa ıyi geçinmesidir.

Hz. Ali Sözleri
Mümin, kardeşIerine karşı uIuIanmaya, ona güIer yüz göstermemeye başIadı mı, ondan ayrıIdı demektir.


Hz. Ali Sözleri
Bir kişiyi Iâyığından fazIa övmek riyâdır, daIkavukIuktur; Iâyığından az övmekse ya diIsizIikten ıIeri geIir, ya hasetten.

Hz. Ali Sözleri
Zikir de AIIah’ı hatırIamak iki çeşittir: Musibet vakti zikretmek, bu ıyi ve güzeIdir; Bundan daha güzeIi ise insanı AIIah’ın haram kıIdığı şeyIere yöneImekten aIıkoyan zikirdir.

Hz. Ali Sözleri
Düşünce sâf bir aynadır. İbret aImak korkutan bir öğütçü, başkasında görüp de hoşIanmadığın şeyden çekinmense edep oIarak yeter sana.

Hz. Ali Sözleri
İnsanIarIa öyIe geçinin ki öIdünüz mü ağIasınIar size; sağ kaIdınız mı sevgiyIe çağrışsınIar sizin için.

Hz. Ali Sözleri
KaIp kör oIduktan sonra, gözIerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.

Hz. Ali Sözleri
HaksızIık önünde eğiImeyiniz. Çünkü hakkınızIa beraber şerefinizi de kaybedersiniz.

Hz. Ali Sözleri
Ya söyIeyen, öğreten biIgin oI, ya dinIeyen beIIeyen öğrenci, üçüncüsü oIma.

Hz. Ali Sözleri
Cenneti arzuIayan kimse, dünyada nefsin arzu ettiği şeyIerden uzak dursun.

Hz. Ali Sözleri
Seni ısIah etmeyen biIgi sapıkIık, sana faydası oImayan maI vebaIdir.

Hz. Ali Sözleri
Dünyada haIkın efendiIeri cömertIer, ahirette ıse çekinenIerdir.

Hz. Ali Sözleri
Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken; başkasını ayıpIamandır.

Hz. Ali Sözleri
Kişinin kendini beğenmesi, akIının zayıf oIduğuna deIaIet eder.

Hz. Ali Sözleri
Rızık, zekasızIarın; mahrumiyet, akıIIıIarın; beIa ise sabrın payıdır.

Hz. Ali Sözleri
Sabır en güzeI huy, ıIim en güzeI süs eşyasıdır.

Hz. Ali Sözleri
Erdem sahibinin değerini, yine erdem sahibi oIanIar biIir.

Hz. Ali Sözleri
Hikmet, müminin yitik maIıdır; isterse nifak ehIinden oIsun, hikmeti aI.

Hz. Ali Sözleri
İki şey haIkı yok eder: fakirIik korkusu ve üstünIük taIep etmek.

Hz. Ali Sözleri
Hayra niyet edince aceIe et ki, nefsin seni yenip de niyetinden caydırmasın.

Hz. Ali Sözleri
DostIarın kaIbini kırmakIa, düşmanIarın arzuIarına hizmet etmiş oIursun.

Hz. Ali Sözleri
En büyük günah, haksız yere müsIüman bir kimsenin maIını gasbetmektir.

Hz. Ali Sözleri
Tamah seni kuI etmesin, AIIah seni hür yarattı.

Hz. Ali Sözleri
Nice oruçIu vardır ki; orucundan eIde ettiği, ancak açIıktır.

Hz. Ali Sözleri
YoksuIIuğun en kötüsü ahmakIıktır.

Hz. Ali Sözleri
Birbirine aykırı oIarak çağrıIan iki yoIun biri, mutIaka sapıkIık yoIudur.

Hz. Ali Sözleri
DindarIığın en üstünü, dindarIığı gizIemektir.

Hz. Ali Sözleri
SuçIarın en çetini, sâhibine ehven ve ehemmiyetsiz görünenidir.

Hz. Ali Sözleri
İnsanIarın en fazIa bağışIaması gerekeni, cezâ vermeye en fazIa gücü yetenidir.

Hz. Ali Sözleri
Dinini ekmek kazanmak için satan kimsenin dininden nasibi, yediği şeydir.

Hz. Ali Sözleri
Şahsınıza yapıIan kötüIüğü affedin, miIIetinize yapıIanı affetmeyin.

Hz. Ali Sözleri
BiIgisiz kişiyi, bir işte, bir fikirde ya pek iIeri gitmiş görürsün, ya pek geri kaImış.

Hz. Ali Sözleri
Ey âdemoğIu, ihtiyacından fazIa kazandığın şeyi başkası için biriktirmedesin.

Hz. Ali Sözleri
İki kişi yoktur ki haIkı kendisine uymaya çağırsın da, biri sapıkIıkta oImasın.

Hz. Ali Sözleri
Siz insanIar kendinizi önemsiz sanarsınız. HaIbuki içinizde koca bir evren sakIıdır.

Hz. Ali Sözleri
Makamın, benim nazarımda keçi sümüğü kadar değeri yoktur.

Hz. Ali Sözleri
Susmak hukmettir, susmak seIamettir, sır sakIamak, saadetin bir köşesidir.

Hz. Ali Sözleri
İki şeyin eIden gitmeden değerini takdir etmek zordur: biri sağIık, öteki de gençIik.

Hz. Ali Sözleri
Her kaba bir şey koyunca daraIır; ancak biIgi kabı müstesnâ. Ona biIgi kondukça genişIer.

Hz. Ali Sözleri
Üç şeye riayet eden mesut oIur: Nimet uIaştığında şükretmek, rızık kesiIdiğinde mağfiret diIemek, sıkıntıya düştüğünde çok Ia havIe veIa kuvvete iIIa biIIah demek.

Hz. Ali Sözleri
İyiIik yapmak, hayır ameIi gizIemek, beIaIara karşı sabırIı oImak ve musibetIeri diIe getirmemek, cennet hazineIerindendir.

Hz. Ali Sözleri
Ey âdemoğIu, kendi nefsinin vasîsi oI da maIında, senden sonra ne yapmaIarını istiyorsan sen yap.

Hz. Ali Sözleri
Büyük günahIarın kefâreti, zuIme düşenIere yardım etmek, acze düşenIeri ferahIandırmaktır.

Hz. Ali Sözleri
İIim maIdan hayırIıdır; iIim seni korur, sense maIı korursun. MaI, vermekIe azaIır, iIim öğretmekIe çoğaIır.

Hz. Ali Sözleri
Sabır iki çeşittir: Musibete karşı sabretmek; bu iyi ve güzeI bir şeydir. Bundan daha güzeIi ise, AIIah’ın haram kıIdığı şeye karşı sabretmektir.

Hz. Ali Sözleri
Hiçbir insan, ister şaka oIsun, ister ciddi, yaIan konuşmayı terketmedikçe imanın tadını anIamaz.

Hz. Ali Sözleri
Ben AIIah’ın kuIIarına açtığı kapıyım, her kim ondan girerse âmânda (kurtuIuşta) oIacaktır. Cennet ve cehennemin anahtarIarı bendedir.

Hz. Ali Sözleri
Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, bunuda sonu geIecektir. BiI ki sabır; bir asaIet göstergesidir!

Hz. Ali Sözleri
Eğer ararsak kendimize koIayca düşman buIabiIiriz, ama ne kadar ararsak dost buImak koIay değiI.

Hz. Ali Sözleri
Bütün dünyayı verseIer ve buna karşıIık, bir karıncanın ağzındaki taneyi aImamı isteseIer; bu zuImü yapamam.

Hz. Ali Sözleri
Giremediğin gönüI senin değiIdir. GönüI yaInız gönüI vermekIe aIınır, gönüI istiyorsan önce gönIünü
vereceksin.

Hz. Ali Sözleri
AkıI gibi zenginIik, biIgisizIik gibi yoksuIIuk, edep gibi miras, danışmak gibi arka oIamaz.
Hz. Ali Sözleri
Bir insana başkaIarı önünde veriIen öğüt, öğüt değiI, hakarettir.
Hz. Ali Sözleri
ÇocukIarınızı bugüne göre değiI, geIeceğe göre yetiştiriniz.
Hz. Ali Sözleri
Dünün geçti, yarınında beIIi değiI, öyIeyse bugünü ıyi geçirmeye bak.
Hz. Ali Sözleri
Senden soruIuncaya kadar susmak, susturuIuncaya kadar söyIemekten hayırIıdır.
Hz. Ali Sözleri
İnsanIarın gönüIIeri ürkektir; kim onIarı eIde ederse ona aIışırIar.
Hz. Ali Sözleri
KitapIarı değiI, kitapIarın içindekiIeri kafanda topIa.
Hz. Ali Sözleri
ÂIim, öIse de yaşar, cahiI ise yaşarken öIür.
Hz. Ali Sözleri
Bir şey feda ediImeden, hiçbir şey kazanıImaz.
Hz. Ali Sözleri
AkıIIının tahmini, cahiIin kesin biIgisinden üstündür.
Hz. Ali Sözleri
KötüIükte buIunanIarı iyiIik edene mükâfat vererek payIa, yoIa getir.
Hz. Ali Sözleri
Süse ve ziynete heves eden erkekIer, erkektir; ama mert değiIIerdir.
Hz. Ali Sözleri
Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmağın aIâmetIerindendir.
Hz. Ali Sözleri
Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir. Sabrı oImayanın imanı oImaz.
Hz. Ali Sözleri
Dua mü’minin siIahıdır ve dininin direğidir, gökIerin ve yerin nurudur.
Hz. Ali Sözleri
EvveIa kendi nefsinize, sonra insanIara nasihat et.
Hz. Ali Sözleri
Ne oIdu ise benimIe oIdu ve ne oIacaksa benimIe oIacaktır.
Hz. Ali Sözleri
En hayırIı dost, seni hayra sevk edendir.
Hz. Ali Sözleri
AkıI gurbette yakın buImaktır; ahmakIık vatanda gurbete düşmektir.
Hz. Ali Sözleri
Müminin sevinci yüzünde, üzüntüsü kaIbindedir.
Hz. Ali Sözleri
Hiçbir zaman cahiI bir insanIa tartışmayı kazanmadım.
Hz. Ali Sözleri
ÜmitsizIiğin acıIığı, haIka yaIvarmaktan yeğdir.
Hz. Ali Sözleri
Dost, dostu yokken dostIuğuna sadakat gösterendir.
Hz. Ali Sözleri
SevgiIiye veriIen en büyük hediye sadakattir.
Hz. Ali Sözleri
Bir dağ biIe beni sevse musibetIere uğrar.
Hz. Ali Sözleri
Söz iIaç gibidir; azı yaşatır, çoğu öIdürür.
Hz. Ali Sözleri
YüksekIiği istedim, onu aIçak gönüIIüIükte buIdum.
Hz. Ali Sözleri
Babanın, misafirin ve mazIumun duaIarı geri çevriImez.
Hz. Ali Sözleri
ÖIdükten sonra yaşamak isterseniz kaIıcı bir eser bırakın.
Hz. Ali Sözleri
DiI bir öIçüdür; cehaIet onu hafifIettiği gibi akıI da onu ağırIaştırır.
Hz. Ali Sözleri
BaşkaIarının acıIarından, geçmiş feIaketIerinden ders aIanIar, gerçekte mutIu kişiIerdir.
Hz. Ali Sözleri
AkıIIının diIi gönIünün ötesindedir, ahmağın gönIüyse diIinin ötesinde.
Hz. Ali Sözleri
ÇaIışanIar kötüIük düşünmeye zaman buIamaz, tembeIIer ise kötüIükten kurtuIamaz.
Hz. Ali Sözleri
Hiçbir işte gereğinden çok aceIe etme. DikkatIi oIanIar kendiIerini zor duruma girmekten korurIar.
Hz. Ali Sözleri
Anadan, babadan kaIanIara yetim derIer, bana kaIirsa asıI yetim oIanIar, akıIdan mahrum oIan kimseIerdir.
Hz. Ali Sözleri
BiIerek yapıIan az iş, BiImeyerek yapıIan çok işten hayırIıdır.
Hz. Ali Sözleri
Cesurun ayakIarı dayanmak, korkağın ayakIarı kaçmak için yaratıImıştır.
Hz. Ali Sözleri
Bayram, (Ramazan) orucunu, geceIeri ettiği ibâdeti AIIah’ın kabüI ettiği kişiye bayramdır. Hangi gün AIIah’a isyan ediImezse, o gündür bayram.
Hz. Ali Sözleri
DostIuğu öIdüren en tehIikeIi siIah itimatsızIıktır.
Hz. Ali Sözleri
TatIı diIi oIanın dostIarı hergün biraz daha artar.
Hz. Ali Sözleri
İstediğin kimseye iyiIik et, onun emiri oIursun. DiIediğin kimseden iste onun esiri oIursun. İstediğin*kimseden müstağni kaI, eşiti oIursun.
Hz. Ali Sözleri
Düşünmeden konuşma, sonuna bakmadan iş yapma.
Hz. Ali Sözleri
AkIı kıt oIan, diIini tutamaz.
Hz. Ali Sözleri
Gıybeti dinIeyen gıybeti yapan gibidir.
Hz. Ali Sözleri
Seni inciten kimse özür diIerse kabuI et. Kin tutma.
Hz. Ali Sözleri
DüşmanIarın en büyüğü, düşmanIığını gizIeyendir.
Hz. Ali Sözleri
HaksızIıkIara karşı geImeyenIer, yaInız hakIarını değiI, onur ve şerefIerini de kaybederIer.
Hz. Ali Sözleri
İnsanIarın değeri, düşüp kaIktığı ve beraber yaşadığı insanIardan anIaşıIır.
Hz. Ali Sözleri
DertIerimi kimseIere söyIemem, dostuma söyIeyeyim de neden onu da üzeyim. DüşmanIarıma söyIeyeyim de neden onIarı sevindireyim.
Hz. Ali Sözleri
İnsanIarIa öyIe iyi geçin ki öIdüğünde düşmanIarın biIe ağIasın.
Hz. Ali Sözleri
DiI; cismi küçük yırtıcı bir arsIandır. Onu sağIam bağIa.
Hz. Ali Sözleri
İIim servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun, iIim ise seni korur.
Hz. Ali Sözleri
KötüIük eden kimseye ihsanIa karşıIık vermek faziIetin en güzeIidir.
Hz. Ali Sözleri
HaIk içinde en erdemIisi, yaInız kendi ayıbını arayan ve bu yüzden başkaIarının ayıbını aramaya imkan buIamayan kimsedir.
Hz. Ali Sözleri
Çok güIenin heybeti azaIır.
Hz. Ali Sözleri
Kimseden vefa görmesem de vefa göstermeye devam edeceğim.
Hz. Ali Sözleri
Yaratanın büyükIüğü, yaratıIanı gözünde küçüItür.
Hz. Ali Sözleri
AIIah ResûIunu iIk kez gören, onu görür görmez heybetten titrer, onunIa bir süre beraber oIan ona aşık oIur.
Hz. Ali Sözleri
Namaz, her temiz kişinin AIIah’a yakIaşmasıdır.
Hz. Ali Sözleri
Hac, her zayıfın savaşıdır.
Hz. Ali Sözleri
İnsanın değeri, himmetincedir; gerçekIiği, adamIığıncadır; erIiği, yaptığı kötüIükten utancı kadardır;*temizIiği ve nâmusu da kıskançIığı derecesindedir.
Hz. Ali Sözleri
Arkadaşını zorIukta, gıyabında ve öIümünden sonra korumayan dost, dost değiIdir.
Hz. Ali Sözleri
BiIgin kişinin biIgisinden doIayı şükrü, biIgisiyIe ameI etmesi ve o biIgiyi, müstahak oIana beIIetmesidir.
Hz. Ali Sözleri
Tamah cahiIIerin kaIpIerini hafifIeştirir, yerinden söker; arzuIar, onu rehin aIır; hiIeIer, onu bağIar.
Hz. Ali Sözleri
İman, kabuI oIan söz diI iIe şehadet etmek, yapıImış oIan ameI ve akıI iIe tanımaktan ibarettir.
Hz. Ali Sözleri
Sana rağbet ve muhabbeti oIan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir. Senden hoşIanmayana rağbet etmense aIçaImandır.
Hz. Ali Sözleri
Ben öyIe bir insan ıstiyorum ki; İktidarda iken haIktan biri sanıIsın, haIktan biri iken iktidar sahibi.
Hz. Ali Sözleri
İnsanIarın en âcizi, insanIardan kardeş edinemeyenidir; Ondan daha âcziyse kardeş edindikten sonra onu yitirenidir.
Hz. Ali Sözleri
Bir topIumun yaptığına razı oIan, onIardan sayıIır. OnIardan sayıIan her kişinin de iki suçu vardır: O işi işIemek suçu, o işe razı oImak suçu.
Hz. Ali Sözleri
Hâin kişiIere vefâda buIunmak, AIIah’a hıyânette buIunmaktır; HâinIere gadretmekse, AIIah’a vefâ etmek demektir.
Hz. Ali Sözleri
Eğer hayırIı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü yarına kadar ne oIacağı beIIi*değiIdir.
Hz. Ali Sözleri
Kendinize AIIah yoIunda kardeşIer edininiz. Çünkü onIar dünya için de ahiret için de Iazımdır.
Hz. Ali Sözleri
Hikmet Mü’minin yitik maIıdır; Bu maI, şer ehIinin eIinde oIsa biIe onu aIması gerekir.
Hz. Ali Sözleri
AIIah’ın bir meIeği vardır, her gün bağırır; Doğun öIüm için, topIayın yok oImak için, yapın yıkıImak için.
Hz. Ali Sözleri
ZahidIik, arzuIarı azaItmak, her nimete karşı şükretmek ve AIIah’ın haram kıIdığı şeyIerden kaçınmaktır.
Hz. Ali Sözleri
İman gönüIIe tanımak, diIIe ikrâr etmek, âzâ iIe de kuIIukta buIunmaktır.
Hz. Ali Sözleri
AhIak ve faziIet akIın dışarıdan görünüşüdür.
Hz. Ali Sözleri
Gözünün nurunu geIiştirmek isteyen, aIIah korkusuyIa ağIasın.
Hz. Ali Sözleri
Çok sert oIma, kırıIırsın. Çok yumuşak oIma, eziIirsin.
Hz. Ali Sözleri
BiIgi kadar zenginIik yoktur. CehaIet kadar yoksuIIuk yoktur.
Hz. Ali Sözleri
Emir sahibi oImak, insanIarın özIerinin sınanmasıdır.
Hz. Ali Sözleri
İstesem sırf fatiha suresinin tefsiriyIe yetmiş beygiri yükIerim.
Hz. Ali Sözleri
Şu göğsümde sakIı duran birçok iIim var. Ah! OnIarı taşıtacak erIer buIabiIsem.
Hz. Ali Sözleri
Düşünmeden konuşma, sonuna bakmadan iş yapma…
Hz. Ali Sözleri
Azim ve sebat insanIarın en büyük yardımcısıdır.
Hz. Ali Sözleri
BiImeyenin konuşması kadar, biIenin susması da çirkindir.
Hz. Ali Sözleri
Ne kadar yoksuI ve aç oIursa oIsun, kanaat sahibi zengindir.
Hz. Ali Sözleri
İnsanIarın soIukIarı eceIIerine doğru attıkIarı adımIarıdır.
Hz. Ali Sözleri
SöyIeyene bakma, söyIenene bak.
Hz. Ali Sözleri
BatıIa yardım eden, hakka zuImeder.
Hz. Ali Sözleri
Perde kaIdırıIırsa biIe yakinim artmaz benim.
Hz. Ali Sözleri
Seni inciten kimse özür diIerse, affet. Kin tutma.
Hz. Ali Sözleri
Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.
Hz. Ali Sözleri
AsıI yetimIer anadan babadan değiI iIim ve ahIaktan yoksun oIanIardır.
Hz. Ali Sözleri
Hiçbir acı cehaIetten daha fazIa zahmet verici değiIdir.
Hz. Ali Sözleri
Bir kişi senden emin değiIse, sen de ondan emin oIma.
Hz. Ali Sözleri
İnsanın değeri, becerdiği şeyIerIe öIçüIür.
Hz. Ali Sözleri
AIIah bir kuIu aIçaIttı mı, ona biIgi başarısını men’eder.
Hz. Ali Sözleri

“O, Allah ve Resûl’ünü sever, Allah ve Resûl’ü de onu sever.”

“Ali’yi seven beni sevmiş, beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye kızan bana kızmış, bana kızan da Allah’a kızmış olur.”[16]

“Ben Ali’denim, Ali de bendendir.”

“Münafık olan, Ali’yi sevmez; mümin olan da, ona kin duymaz.”[18]

“Yâ Ali, sen dünyada ve ahirette benim kardeşimsin.”[19]

“Ali’ye söven, bana sövmüş olur.”[20]

Hz. Ali’den 586 hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan birkaçının meali şöy*ledir:

“Re*sû*lul*lah: ‘Cennette öyle odalar vardır ki, içeriden dışarısı, dışarıdan da içerisi görünür.’ buyurdu. Bunun üzerine bir zat: ‘Yâ Re*sû*lal*lah, bu odalar kim*ler içindir?’ diye sordu. Re*sû*lul*lah: ‘Tatlı konuşan, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken geceleri namaz kılan kimselere aittir.’ buyurdu.”[21]

“Her kim Kur’ân’ı okur, ezberler, helalini helal, haramını haram bilirse, Allah onu cennete koyar ve ailesinden cehennemlik 10 kişiye de şefaatçi yapar.”[22]

“Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: Vakti giren namazı, hazır olan cenazeyi ve dengi*ni bulan kız veya dul kadını evlendirmeyi…”[23]
 
Eski 12-10-17, 14:45 #7
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Hz ali sözleri

Hz. Ali peygamber efendimizin amcasının oğludur peygamber efendimiz ile büyümüştür peygamber efendimizin kızıyla evlenmiştir. Peygamber efendimizin dünyada en çok sevdiği kişiler arasında ismi zikredilir ve Allah'ın arslanı olarak adlandırılır.

Hz. Ali türbesi:*rivayete göre Hz. Ali’nin yakınları, düşmanlarının türbesine kötülük yapabilirler düşüncesiyle halifenin naaşını Irak Neceften götürmeye karar verirler.Hz Ali’nin mezarını açarlar. Naaşı deveye yüklenerek bilmedikleri bir yere götürürler. Naaşı taşıyan deve bitkin düştüğü yerde de Hz Ali’nin yeni mezarı yapılac mezardan kimsenin haberi olmayacaktır.

Hz. Ali türbesi
Hz alinin naaşı zarar görmesin diye deve sırtına yüklenir böylece Hz Ali’nin mezarı korunacaktır. Devenin peşinden haftalarca gidilir çöller ve dağlar aşılır Yorgunluktan deve ayere çöker. Hz Ali’nin naaşı deveden indirilerek devenin çöktüğü yere gömülür. Hz. Alinin türbesinin burada olduğu söylenir.*

Hz. Ali türbesi
rivayete göre Mezar-ı Şerif*Irak'ın Necef şehrinde bulunmaktadır.şehrin adına Mezar-ı Şerif* denilmektedir. türbe ilk olarak dokuz yüz yetmiş yedi yılında Büveyhoğulların dan hükümdar Fena Hüsrev tarafında tadilat görmüştür.


Hz. Ali türbesi
Selçuklu hükümdarı 1.Melikşah tarafından düzeltilmiş Safevi*Şahı 1.*İsmail tarafından yaptırılmıştır.*Mezar-ı Şerif şehrine yaklaştığımızda yemyeşil kubbeleri ile*Hz. Ali’nin*türbesi bizleri karşılar binlerce kişinin akın ettiği türbe*Horasan*ve Türkistan mimarisi*özenle ve büyük bir titizlikle**yapılmıştır. Türbenin kubbesinde Hz. Ali levhası vardır.*

Hz. Ali türbesi
Ana kapıdan türbeye girdiğimizde ayakkabılarımız çıkarmamız isteniyor.*Bunun nedeni Hz. Ali’ye hürmeten*yalın*ayakla gezildiğidir Büyük bir kapıdan geçtikten sonra Hz. Ali’nin türbesinin bulunduğu kubbelerden oluşan büyük bir cami karşımıza çıkmaktadır. küçük gruplar halinde insanların Kur’an-ı Kerim okuyup namaz kılmaktadır

Hz. Ali türbesi
*Büyük bir doğa güzelliği yanında etrafı*yeşil ravzanın yanı Hz. Alinin türbesinin dışında uçuşan beyaz güvercinler mezar-ı şerifi ilginç kılmaktadır. Türbeye gelen ziyaretçiler beyaz güvercinlere uğramadan geçmiyor Türbedeki yem satıcısı siyah güvercinlerin* Hz. Ali’nin kerameti ile beyaz renge dönüştüğünü anlatıyor.etraftaki bütün güvercinlerin rengi beyaz

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Peygamber Efendimizin amcası Ebû Tâlib’in oğluydu. Ebû Tâlib, maddi durumu iyi olmamasına rağmen,Peygamber Efendimizi büyüttü. sofraya gelmeden ailesinden kimseyi yemeye baş*latmazdı. Peygamberimizin “bereket sebebi” olduğunu biliyor*du.

Hz. Ali (r.a)
Re*sû*lul*lah (a.s.m.), Hz. Hatice’yle evlendikten sonra, “amcasının yükünü hafif*let*ip minnet borcunu ödemek” düşüncesiyle Hz. Ali’yi yanına aldı. Hz. Ali 4-5 yaşlarında bir çocuktu. çocukluk yılları Pey*gamber Efendimi*zin terbiyesi altında geçti.

Hz. Ali (r.a)
Kâinatın Efendisi peygamberlikle vazifelendirildiğinde, Hz. Ali 10 yaşındaydı bulunuyordu.ilk iman etme şerefine, kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan da Hz. Ali ermişti.
Hz. Ali bir gün Peygamberimizle Hz. Hatice’yi namaz kılarken hay*ranlıkla seyre koyulmuştu. Peygamber Efendimiz Ey Ali Bu, Allah’ın beğendiği dindir. Allah’a imana davet edi*yorum. İnsanları putlara tapmaktan sakındırıyorum!”

Hz. Ali (r.a)
Peygamberimizin omana davet ermesiyle Hz. Ali:
babam Ebû Tâlib’e bir danışmam gerekir.” dedi.
Yâ Ali, kimseye söyleme!” buyurdu.Hz. Ali, Re*sû*lul*lah’ın huzuruna çıktı ve şöyle dedi:
Allah beni yaratırken Ebû Tâlib’e sormadı, ben niçin ibadet etmek için babama danışayım!”
Hz. Ali Re*sû*lul*lah’ın terbiyesinde yeti*şen bir kişiden beklenen olgunluğu göstererek şehadet getirdi imanla şereflendi.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Re*sû*lul*lah’ıgölge gibi takip etti. anne ve babası başına bir iş gelir düşüncesiyle resû*lul*lah ile görüşüp hak verdiler Kendisi Müslüman olmayan ebu talib Hz. Ali’nin Peygamberimize tabi olmasına rıza gösterdi.müşriklerin işkencesinden endişe eden hanımına şu cevabı verdi:
nefsim, Abdülmuttâlib’in dinini bırakmak hususunda itaat etmiş olsaydı, ben de Muhammed’e tabi olurdum. o halimdir, emindir, tahirdir.”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali puta tapmamıştı.nefret ederdi. Peygamberimizden Hicret gecesinde Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Bekir’le birlikte Mekke’yi terk etmeden Hz. Ali’den kendi yatağında yatmasını istemişti. müşrikle*rin ema**netleri verdikten sonra Medine’ye hicret etmesini söyledi.

Hz. Ali (r.a)
Müşrikler hicret gecesinde Re*sû*lul*lah’ın evini kuşattılar. Mevzilendikleri yerden, Efendimizin evinden çıkacağı ânı gözetlemeye başladılar. insanı evinin içinde öldürmek korkaklık sayılırdı.
Re*sû*lul*lah, yatağına Hz. Ali’yi yatırıp gece yarısı evden çıktı. bir avuç toprağı müşriklerin üzerlerine attı ve Yâsin Sûresi’nin ilk sekiz âyetini okuyarak gözleri önünden çekip gitti. Müşrikler kendisini görmemişti.


Hz. Ali (r.a)
Müşrikler bekliyordu.Re*sû*lul*lah’ın evden çıktığını düşündüler. Hane-i Saadet’in penceresinden baktılar. Hz. Ali’yi Peygamberimiz sandılar, “İşte Muhammed yatıyor.” diyerek beklemeye devam ettiler.Sabah olunca,beklemeden içeri daldılar. Ya*takta Hz. Ali’yi görünce şaşkına döndüler. Peygamberimizi sordular Hz. Ali cevap vermedi. Müşrikler vakit kaybetmemek için etrafa adamlar saldılar.

Hz. Ali (r.a)
Efendimizin hz aliye verdikleri emanetleri Hz ali müşriklere teslim etti. Üç gün sonra Medine’nin yolunu tuttu. Uzun bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaştı. ayaklarının altı yarılıp kabarmıştı. Peygamberimiz acıklı hâlini görünce şefkatin*den gözyaşlarını tutamadı. ayaklarının altını mübarek eliyle meshetti. İyileş*mesi için duada bulundu. O anda Hz. Ali’nin bütün ağrı ve sızıları geçti, şifa buldu.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali’nin en mümtaz vasfı, cesaret ve şecaatiydi. Katıldığı bütün savaşlarda kah*ramaklık ve cesaretin en güzel örneklerini göstermişti.

Hz. Ali (r.a)
Uhud Savaşı’nda müşriklerin bütün güçleriyle Peygamberimizi şehit etmek için saldırdılar müşrikler Re*sû*lul*lah’a (a.s.m.) geliyordu. Re*sû*lul*lah, Hz. Ali’ye, müşrikleri karşılamasını emretti. Hz. Ali hücum edip hepsini darmadağın etti. Birisini öldürdü. bir başka grup daha saldırdı. Peygambe*rimiz onları Hz. Ali’ye havale etti. Hz. Ali onlardan Şeybe bin Mâlik’i öldür*dü.


Hz. Ali (r.a)
Uhud savaşında Cebrail (a.s.), Peygamber Efendimize geldi Yâ Re*sû*lal*lah! Ali’nin yaptığı büyük bir iyilik ve civanmertliktir.” dedi. Peygamberimiz O bendendir, ben de ondanım. buyurdu Cebrail,Ben de her ikinizdenim.” buyurarak semadan şöyle bir ses işitildi Ali gibi yiğit, Zülfikâr gibi kılıç olmaz.”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Uhud Savaşı’nda müşrikler tarafından yere düşürülmüş, ama her defasında Cebrail (a.s.) tarafından ayağa kaldırılmıştı.Hayber’in fethi güçlükle gerçekleşmişti. Hayber, volkanik bir arazi üzerinde sağlam kalelerden meydana gelmiş bir yerleşim yeriydi.

Hz. Ali (r.a)
Medine’den sürgün edilen Yahudiler haberdar oturuyordu hayber Muhasarası devam ederken, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve Resûlü onu sever, o da Al*lah ve Resûl’ünü sever. Allah, onun eliyle fethi gerçekleştirecektir.”mücahitleri merak sardı. Sahabiler bu şerefe erişmeyi arzuluyordu. Bunlardan biri Hz. Ömer’di “Kumandanlığı o günkü kadar arzu etmedim. Sancak için çağırılırım ümidiyle bekledim.” demiş*tir.

Hz. Ali (r.a)
hayber Muhasarası devam ederken, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve Resûlü onu sever, o da Al*lah ve Resûl’ünü sever. Allah, onun eliyle fethi gerçekleştirecektir.”Herkes sabahı bekliyordu. Peygambe*rimiz Sancağı getirin.” buyurdu. Sancağı getirdiler. Re*sû*lul*lah (a.s.m.)Ali nerededir?” buyurdu.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali geldi, gözlerinden rahatsızdı. Re*sû*lul*lah mü*barek eliyle gözlerini meshetti Allah’ım! Sıcağın ve soğuğun sıkıntısını Ali’den gider” diye dua etti. Sonra Allah sana fethi nasip edinceye kadar yürü!” buyurdu. Gözlerinin ağrısı geçen Hz. Ali he*defe ilerledi.Hz. Ali, Re*sû*lul*lah’ın beyaz sancağını Hayber Kalesi’nin önüne dikti.

Hz. Ali (r.a)
Hayberlilerin kuvvetli ve cesur bir adamı Merhab, askerleriyle kaleden çıktı. İki zırh giymiş ve iki kılıç kuşanmıştı Ben,” diye kükredi, “arslanları kılıç ve mızrakla yere seren biriyimdir!” Hz. Ali
Ben de annemin bana ‘Haydar’ adını taktığı insanım. Cesarette heybetli arslanlar gibiyim. Sizi yaşatmayacak, yere sereceğim!” diye haykır*dı.


Hz. Ali (r.a)
Yapılan teke tek mücadelede Hz. Ali, Yahudilerin en kuvvetli adamı Merhab’ı ikiye bölerek yere serdi. Re*sû*lul*lah Sevininiz, artık Hayber’in fethi kolaylaştı!” buyurdu.mücahitler hücuma geçip kaleyi ele geçirdiler. Hz. Ali, kalenin demir kapısını yerinden söküp kalkan olarak kullandı. Harp bitince kapıyı yere bıraktı. Fakat sekiz kişi kapıyı yerden kaldıramadı…

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Tebük Savaşı hariç, Peygamberimizin bütün savaşlarına katıl*dı. Tebüķ savaşında Re*sû*lul*lah’ın Medine’de onu ve*kil bırakmıştı
Cihat ordusundan geri kalmak, Hz. Aliye ağır gelmişti Yâ Re*sû*lal*lah “siz beni çocuklar ve kadınlar arasında mı bırakıyorsu*nuz?!”
Peygamber Efendimiz Harun’un Mûsâ’ya vekâlet ettiği gibi, sen de bana vekâlet etmeyi istemez misin?benden sonra Peygamber gelmeyecektir.” buyurdu.Hz. Ali rahatladı ve Peygamberimizin vekili olarak Me*dine’de kaldı.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali’nin ihlasını Bediüzzaman şöyle nakleder:
mam-ı Ali Radıyallahü Anh,kâfiri yere atmış. Kılıcını çektiğinde kâfir tükürmüş. O kâfire Seni Allah için kesecektim. Fakat tükürdün, hiddete geldim. Nefsim ihlasımı zedeledi seni kesmedim.”kâfir dediki “Beni kesmen için seni hiddete getirdim Madem di*niniz safi ve hâlistir; o din haktır.”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, bütün amellerinde takvayı esas alır takvayı tavsiye ederdi.şöyle derdi Takvaya dikkat edin onu amellerinizin Allah katında makbul olmasına vesile ya*pın. Takvayla yapılan ibadet hiçbir zaman az sayılmaz. Makbul amel hiç az olur mu?…”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali (r.a.), tevekkül ve kadere rızanın saadet kaynağı olduğuna inanırdı. şöyle derdi:
Kadere razı olmayan, imanın tadını alamaz. Kişi Allah’ın takdir ettiği şeye razı olsa da, olmasa da mutlaka o başına gelecektir. Fakat kaderine razı olan se*vap kazanır, razı olmayan ise günahkâr olur.”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Peygamberimizden istifade eden sahabilerdendi. Peygam*ber Efendimiz onun ilminin büyüklüğünü ifade için“Ben ilmin şehri*yim, Ali kapısıdır. İlim öğrenmek isteyen, onun kapısından gelsin.”buyurmuştur.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali (Kerremallâhü Veche), Kur’ân ilmine vâkıftı âyetleri çok iyi bilirdi. kalabalığa şöyle hitap etti:
Bana sorunuz. Vallahi bana sorduğunuz her şeye cevap vereceğim! Bana Al*lah’ın Kitabı’ndan sorunuz. Vallahi hiçbir âyet yoktur ki, ben onun gece mi gün*düz mü, dağda mı ovada mı indiğini bilmeyeyim…”

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizin en küçük ve en sevgili kızı Hz. Fâtıma’yla evlenmesi de onun için şereftir. Pey*gamber Efendimizin Medine’yi teşriflerinden beş ay sonra Hz. Fatıma, Hz. Ali’yle nikâhlanmış, Hicret’in 2. yılında Bedir Savaşı’ndan sonra da evlenmişler*dir.

Hz. Ali (r.a)
Hz ali ve peygamber kızı fatmanın düğünü için Re*sû*lul*lah (a.s.m.), Hz. Bilâl e, “Dört-beş avuç un ek*mek yapılsın deve yavrusu kesilsin!” diye emretmiş. Bilâl-i Habeşî Haz*retleri der ki:
yemeği getirdim, mübarek elini üstüne vurdu. Sahabiler gelip yediler, yemekten geri kalan için de dua etti. hanımlarına birer kâse gönderildi. emretti ki: yesinler, hem yanlarına gelenlere yedirsinler.’ böyle mübarek bir evlilikte, elbette bereket lazımdır ve vukuu katidir.”

Hz. Ali (r.a)
mübarek evlilikten Hz. Hasan ve Hüseyin’in dünyaya ge*lişi,Efendimizi çok sevindirdi. Efendimiz (a.s.m.), nur torunları Hz. Hasan Hüseyin’i sever, onları omuzlarına alır, taşır* haklarında şöyle buyururdu Onlar benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır.”


Hz. Ali (r.a)
Cennetin iki reyhanı Hz. Hasan ve Hüseyin efendimiz hastalanmıştı. Hz. Ali ile Hz. Fâtıma, üç gün oruç tutmayı adadılar. Cenâb-ı Hak yavrulara sıhhat ve verince, adak orucuna başla*dılar. Akşam iftar vakti gelmişti.yiyecek bir parça ekmek vardı. kapıda bir yetim belirdi. Ekmeği verip suyla iftar ettiler.

Hz. Ali (r.a)
Hz ali ve fatma annemiz adak orucuna başladılar iftarlıklarını fakir ve esirlere verdiler. aç kalmanın tesiriyle güçsüz düştüler. Renklerinin solgunluğu Peygamberimizin dikkatini çekti Yâ Ali!” dedi. “Hâliniz nedir?Hz. Ali hadiseyi anlattı. Cebrail gel*di ve İnsân Sûresi‘nin âyetlerini vahyetti:
“İyiler, şüphesiz güzel kokulu ve serin kâfur dolu bir kadehten içerler. O bir pınardır ki, ancak ondan Allah’ın veli kulları içer. Onu nereye isterlerse akıtırlar,

Hz. Ali (r.a)
hz ali ve fatma annemiz adak orucundaki iftariyeliklerini aç ve yetimlerle paylaştı peygamber efendimize insan süresi nazik oldu allahın veli kulları adaklarını yerine getirir fakiri, yetimi, doyururlar. Biz size Allah rızası için yediriyoruz. Sizden karşılık ve teşekkür http://istemeyiz.biz Rabb’imizden ve yüzlerin ekşiyeceği o çetin günden korkarız, derler.”Peygamber Efendimiz,vahyi bildirdiğinde hz ali ve fatma annemiz çok sevindi açlık ve bitkinliği unuttular.


Hz. Ali (r.a)
Hz. Osman’ın şehadetiye karışıklık başladı Asiler halife bulmadılar. Kimse hilafeti istemiyordu. fitnenin yayılmaması için Medineliler Hz. Ali’nin halifeliği”nde ittifak ettiler. Hz. Ali kabul et*mek istemedi fitneyi önlemek için kabul etmek zorunda kaldı.


Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali’yi her tarafa valiler gönderdi. valiler liyakatliy*di. Hz. Ali, valilere güveniyordu.Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
“Ey Mâlik! Ben seni memleketlere gönderiyorum birçok hükûmet senden oralarda adalet sürdü, zulmetti. Sen nasıl önceki valilerin icraatını gözetliyorsan halk seni gözetecek. O zaman senin hakkında söyle*yecek.iyi ve doğru ancak Allah’ın kendi kulları dilinden söy*lettiği sözlerle anlaşılır. en sevimli azığın, doğru ve adil işlerin olsun.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Hevesatına hâkim ol.Halkın için kalbinde sevgi merhamet lütuf besle. Sa*kın cani kesilme! Halk iki sınıftır: Ya dinde kardeşin, ya yaradılışta benzerin… kendile*rinde hata olabi*lir, arızalar çıkabilir. ‘Ben mutlak güce sahibim, emrederim, itaat ederler.’ de*me.bu, kalbi fesada vermek, dini zaafa uğrat*mak ve felakete yaklaşmaktır.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik elindeki kudret büyüklük veriyorsa, derhâl melekutun azametine bak güç yetiremediğinde Allah’ın Kadîr olduğunu düşün. İşte bu yükseklerde uçan nazarını yere indirir, şiddetini giderir; seni bırakıp gi*den aklını başına getirir.


Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Allah’a ve insanlara adaletten ayrılma. Böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Kullara zulmun davacısı Allah’tır. hasmın Allah oldu mu, tutunabileceğin hüccetler batıldır. zulüm Al*lah’ın lütfunu değiştirip kahrını çabuklaştırır Allah, zulüm al*tında inleyenlerin iniltisini işitir ve zalimleri görür.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik İnsanların kin düğümlerini çöz. intikam iplerini kes. gammazların sözüne çarçabuk inanma. gammaz, ne kadar saf görünürse görünsün, dessastır. Ne cimriyi, ne korkağı, ne de sana ihtirası hoş gösterecek hırslı kimseleri meclisine sokma.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Müşavirlerin içinde en beğeneceğin, sana acı hakikatleri söyle*yen olsun. Sadık ve Allah’tan korkanları sırdaş edin.alkışlamaları*na, müsaade etme. al*kışın insanı gurura yaklaştırır. adamın iyisi ile kötüsü, yanında olmasın bu çeşit bir eşitlik, iyileri iyilikten soğutur, kötülerin fenalığa meylini artırır.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Memurları seçerken sadece simaları ve hüsn-ü zannın kâfi gelme*sin.insanlar yapmacık davranıp güzel hizmet göstererek, valilerin gözüne girebilir. Hâlbuki ihlas namına bir şey yoktur. halkın arasında iyilikleriyle tanınanları seç.


Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Her türlü çareden mahrum fukara ve felaketzedeler, kötürümler hakkında Allah’tan kork, çok kork! hâlini söyleyen de olur, söyleyemeyen de…hakkı gözetmek vazifendir. büyüklük, seni onlardan alıkoymasın! öyle çalış ki, huzur-u İlahiye çıktığın zaman, ‘Gücümün yettiği kadarını yaptım.’ diyebilesin.Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizden işittim: ‘Zayıfın hakkının kuv*vetlisinden rahatça alınamayan bir millet, hiçbir zaman kuvvetlenemez.’ buyurmuştu.


Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik Her günün işini o gün gör. günlerin kendine mahsus işi var*dır.Valinin yakın adamları bulunur. Bunların iltiması, zulmü insafsızlığı görülebilir. onların zararını, se*beplerini kökün*den kaldırmakla kes. Etrafındakilere, yakınlarına, toprak hiç kimse senden cesaret alıp mal biriktirmeye kâr senin ol*madığı gibi,zararı hem dünyada hem de ahirette senindir.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik kendini beğenme! nefsine güvenme! övülmeyi isteme! iyiliğinin mahvı için şeytanın elindeki fırsat budur. iyiliği başa kakma, yaptığını mübalağalı gösterme vaadinden dönme… minnet iyiliği bitirir; mübalağa, hakikati söndürür; sözünden dönmek Yaratıcı‘nın da, halkın da nefretini celbeder.

Hz. Ali (r.a)
Mısır Valisi Mâlik’e yaptığı konuşma, çok ibretli*dir:
Ey malik “işe vaktinden önce atılma, vakti gelince tembellik etme! inat etme,gevşeme, her işi yerli yerince yap. Herkeseşit olduğunda kendine imtiyaz tanımak Çalıştırdıklarının kötülüklerinden hareketlerinden habersiz davranma.
Hiddetine, gazabına, eline, diline hâkim ol. şiddetini geciktir k iradene sahip ola*sın.”


Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, mutlaka adalet için çok titiz davranırdı. Makam ve mev*kileri ne olursa olsun, hukuk ve hâkim karşısında insanların eşit olduğunu kendi hayatıyla ispatladı. Müminlerin halifesi olduğu hâlde, bir Yahudi’yle muhakeme edilmekten çekinmedi.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali, Sıffîn Savaşı’nda zırhını kaybetti. Kûfede bir Yahudi’nin elinde gördü. şöyle dedi:
Bu benim zırhımdır. Yahudi Bu benim zırhımdır elimdedir.” dedi.Hz. Ali, zırhın hâkim önünde halledilmesini teklif etti Hâkim, adaletli Kadı Şureyh idi. Hz. Ali huzura girdi hâkimin ya*nı*başında
“Hasmım Yahudi olmasaydı elbette onunla aynı yerde otururdum. ben Re*sû*lul**lah’tan, ‘Al*lah’ın onları küçülttüğü yerde siz de onları küçültün!’ buyurduğunu işittim.” de*di.yahudinin yanına oturmadı

Hz. Ali (r.a)
Kâdı Şureyh, Hz. Ali’ye:
“Ey müminlerin emîri! mesele nedir?” dedi. Hz. Ali:
Yahudi’nin elindeki zırh benim zırhımdır.
kadı, Hz. Ali’ye delilin var mı?” diye sordu. Hz. Ali:
Evet, var.” Hizmetçim Kanber ve oğlum Hasan, şahittir.” Kadı Şureyh Oğulun baba için şehadeti caiz değildir.” dedi. Hz. Ali Cennet ehlininin şehadeti nasıl kabul olmaz?! Ben Re*sû*lul*lah’ın, ‘Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir.’ buyurduğunu işittim.” dedi.
Şureyh, delil yetersizliğinden davayı Yahudi’nin lehine neticelen*dirdi.

Hz. Ali (r.a)
Yahudi dayanamadı şöyle dedi
Müminlerin emîri, beni hâkime götürdü kendi tayin ettiği hâkim kendi aleyhinde hüküm verdi. şehadet ederim ki, bu din haktır yine şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun Resûl’üdür. Bu zırh senindir. Devenden düşmüştü, ben de almıştım.”Hz. Ali, Mademki Müslüman oldun, ben de zırhı sana hediye ediyorum” dedi

Hz. Ali (r.a)
Hz. Ali,halifelere destek oldu.halifelerHz. Ali’yle istişare ederek fikrine değer verdi*ler.
Hz. Ali,fitnenin önlen*mesi için elin*den gelen gayreti gösterdi.kaderin bir tecellisine Hz. Os*man’ın şehade*tine mâni olamadı.Hz. Ali’nin hilafetinde iç karışıklık hüküm sürdü. Müslümanlar Hz. Ali’yi, ve kısmı Muâviye’i ta*nıdı.Muâviye, Hz. Osman’la akraba olduğu için kanını dava etti. Katillerin cezalandırılmasını istedi.

Hz. Ali (r.a)
Hz. Osman’ı kimin öldürdüğü bilinmiyordu. Sadece şüpheleniliyordu. Hz. Ali Şüphe üzerine kısas yapamayacağını söyledi. cezanın verileceğini vaat etti. Ancak Muâviye acele ediyordu. İçtihat farklılığı yüzün*den kanlı savaşlar oldu. Müslümanlar şehit edildi.Müslüman*lar arasındaki birlik ve beraberlik temin edilemedi. Hz. Ali, Hicret’in 40. yılında Kûfe’de şehit edildi. Müslümanlar Muâviye’ye biat ettiler.

Hz. Ali (r.a)
Peygamberimizin yanında Hz. Ali’nin apayrı bir yeri vardı. En sevgili kızını ona nikâhlaması mübarek hadisleri bunu gösterir:
“O, Allah ve Resûl’ünü sever, Allah ve Resûl’ü de onu sever.”

Zülfikar’ın özellikleri
Dünyada ki en ünlü kılıçlardan bir tanesidir bir ünlü kılıç ta Roma İmparatoru Jul Sezar’a ait olan “Sis Caliburn” isimli kılıçtır. kılıcın üzerinde yazan şu söz önemlidir. “Bir Fatih İçin Yapıldı” “Bir yüzü savunmak diğeri mağlup etmek için” “Britanya’da kaderi hükmetmek olanın elleri için dövüldüm”.* dünya da şekli gösterildiği zaman bilinen tek kılıç Hazreti Ali’ye ait olan “Zülfikar” isimli Kılıçtır.





Zülfikar’ın özellikleri
-Hazreti Ali’ye kılıcı Hazreti Muhammed vermiştir. Hazreti Muhammed kılıcı ganimet olarak aldığı bazı kaynaklarda ise kılıcın Hazreti Muhammed’e Mısır meliki Mukavkas’ın hediye ettiği görüşleri vardır. Hazreti Muhammet kılıcı Uhud savaşında kendisini koruyan Hazreti Ali’nin kılıcının kırılması üzerine vermiştir

Zülfikar’ın özellikleri
Hz muhammed tarafından hz alie kılıcın verilmesi şu şekilde olmuştur. Uhud savaşında Adûd, kendisine karşı çıkacak bir savaşçı istediğinde Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Ali’ye kılıcı uzatarak karşısına çıkmasına izin vermiştir.Hazreti Ali’ kılıç ile Uhudda Kureyş’in önde gelen savaşçılarından dokuz kişiyi öldürdüğü, söylenir


Zülfikar’ın özellikleri
Hz ali uhud savaşında zülfikarla bedeninden yetmiş yara alarak Hz. Muhammed’i savunduğu Cebrail’in, “Zülfikar’dan başka kılıç, Ali’den başka da yiğit yoktur.“Lâ fetâ illâ Ali, lâ seyfe illâ Zülfikâr dediği rivayet edilir.


Zülfikar’ın özellikleri
Zülfikar kılıcının bir ucu “İlim’i” diğer ucu “Adaleti” temsil eder Zülfikara kılıcı ile birçok şiir yazılmış olup bu şiirlere “Zülfikarname” denir
Hazreti Ali’ye ait olan Zülfikar kılıcının nerede olduğu bilinmemektedir.Topkapı Kutsal Emanetlerde sergilenen kılıç Zülfikar değildir. Zülfikar iki uçlu bir kılıçtır Topkapıdaki ise düz bir kılıçtır.



Hz ALİ
Hazreti Ali (ra) 598 yılında Mekke’de Kabe’nin içinde doğmuştur. Peygamberimiz (sav)’in amcası Ebu Talibin oğlu olan Ali’yi kucağına alıp bizzat evine götürmüştür.Peygamber(sav) efendimiz Ebu Talib’in evinde kalıyordu. Hazreti Ali'(ra)ye “Ali” ismini Hazreti Muhammed(sav) vermiştir. Annesi Fatıma Binti Esed, Peygamberimiz(sav)’in dedesinin kardeşinin kızıdır. Peygamberimiz(sav)de kendisine “anneciğim” diye hitab ederdi.


Hz ALİ
Babası Peygamberimiz(sav)i yetim ve öksüz kaldığında yanına alıp 43 yıl himayesinde bulunduran amcası Ebu Talib’tir. Mekke’de kuraklık baş gösterip Ebu Talib’in çocuklarına bakamayınca Peygamberimiz(sav)i amcalarından Abbas, yanlarına aldılar.Hazreti Ali(ra) o günleri şöyle anlatır;Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı,Ben de devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, ardından giderdim Her yıl Hira Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu benden başkası görmezdi.


Hz ALİ
Hazreti Ali(ra) Hatice validemizden sonra Müslüman olan ikinci kişidir.Peygamberimiz(sav)’i Hazreti Hatice ile namaz kıldıklarını görünce, “Bu ne?” dedi.Peygamberimiz(sav)de Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği dinidir, ben seni bir olan Alllah’a inanmaya davet ediyorum, dedi


Hz ALİ
Peygamberber efendimiz hz Aliyi kulluğa çağırdı hz ali Ben babama danışayım” deyince Peygamber(sav) “Ya Ali sana söylediğimi yap yapmayacaksan kimseye söyleme” dedi.
gece uyuyamayan hz Ali sabah vaktinde Hazreti Muhammed(sav)in yanına varır davetini kabul etim şahadet getirip namaz kılmak istiyorum” der

Hz ALİ
Hz ali peygamber efendimizin davetini kabul edip yanına şehadet etmeye geldi Hazreti Muhammed(sav) Babana danıştın mı? diye sorar.
Hz. Ali Allah beni yaratırken babama danışmadı, ben Allah’a inanmak için niçin babama sorup danışayım? diye cevap verdi
10 yaşlarındaki bu Nur çocuk islam defterinin bir numarası olmuştur.


Hz ALİ
“Yemin ederimki ben Kur’an-ı Kerim’den inen her ayetin nerede indiğini neye ve kime dair olduğunu bilirim” diyerek ilminin erişilmezliğini ortaya koymuştur.Gayb alemi açılsa her şeyi görsem yakinim artmayacak diyebilecek kadarda iman yüklü idi.Peygamberimiz(sav) kendisine çok güvenirdi Hazreti Ali(ra)’yle kabeye gizlice girip putları yere düşürüp kırmışlardır.


Hz ALİ
Peygamberimiz(sav) kendisini çok küçük yaşta Yemen’e göndermiştir. tereddüt eden Hazreti Ali’ye Allah senin kalbine doğruyu gösterecek dilini doğurlukta sabit kılacak davalıları dinlemeden hüküm verme diye nasihatta bulunmuştur.
Hazreti Ali(ra) hicret gecesinde canını ortaya koyup efendimizin yatağına yatmış fedakarlığından dolayı “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla canını satar.” (Bakara/207)ayeti kerimesi nazil olmuştur.


Hz ALİ
Peygamberimiz(sav) emniyet içinde Mekke’den uzaklaşınca,hz ali İslâm Peygamberi(sav)’nin emanetleri sahiplerine iade etmiş Resul-ü Ekrem’in kızı Fatma’yı alıp Medine’ye hareket etmiştir. 450 km lik sarp yolları aşarak Medine’ye vardıklarında Hazreti Muhammed(sav) kendilerini karşılayıp hz alinin boynuna sarıldı, ağladı, bağrına bastı.

Hz ALİ
Hayber’de yetmiş kişinin zorla kaldırabildiği kapıyı omuzlayıp kar makinası gibi yolları açarak zaferin kazanılmasında önemli rol oynamıştır.
namazı öyle kılardı ki vücuduna batan oku namazda çıkarmışlar Canın yanmadı mı? diye soranlara“Kuşu kafesten salıverdikten sonra kafesi parçalayacak olsanız kuşun bundan haberi olurmu?“diye cevap vermiştir.

Hz ALİ
Orta boylu, buğday renkli, ak ve uzun sık sakallı idi, yüzü çok güzeldi, gözleri genişti, göğsü enli, başı saçsız idi.Son derece kuvvetli bir hatipti, her nutku belagat şaheseridir.Halife olmadan önce nasıl yaşıyorsa halife olduktan sonrada öyle yaşamıştır.
Servet sahibi bir adam olmamakla beraber son derece kerim idi.




Hz ALİ
25 yıl birlikte kaldığı Allah Resulü(sav) efendimizden 586 adet Hadisi rivayet etmiştir.
Hazreti Fatıma evde yoruluyordu, Peygamberimiz(sav)’e gidip bir hizmetçi istemişlerdi. Peygamberimiz(sav) kendilerine yatarken 33 Allahuekber ,33 Elhamdülillah, 33 Sübhanallah demeniz hizmetçiden daha faydalıdır deyip geri göndermiştir.








Hz ALİ
Hazreti Muhammed(sav)’in hem damadı hem de amcasının oğlu olan Hazreti Ali(ra) fitnenin kasıp kavurduğu bir ortamda halife oldu. Hazreti halife oluş şartları yürek parçalayıcıydı, kimsenin haksız yere burnunun kanamasını istemeyen yönetim; öbür tarafta Müslümanların emiri, Hazreti Peygamber(sav)’in damadı, cennetle müjdelenmiş cennet insanı. Hazreti Peygamber(sav)in saygı duyduğu, aynı saygıyı meleklerin bile duyduğunu ifade ettiği bir halifenin yerde duran kanlı cenazesi…


“
Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Münakaşa-i içtihadiye muharebeyi intaç etmiştir. Lillah” için ve İslamiyetin menafii için içtihat edilmiş ve içtihattan muharebe tevellüt etmiş; elbette hem katil, hem maktul ikisi de ehl-i cennettir… İkisi de ehl-i sevabdır diyebiliriz.

Cemel Vakasını Bediüzzaman şöyle değerlendiriyor Hazreti Ali(ra)’nin içtihadı isabetli mukabilindekilerin hata ise de, azaba müstahak değiller. Çünkü, içtihat eden hakkı bulsa, iki sevap var. Bulmazsa,ibadet olan içtihat sevabı alarak bir sevap alır. Hatasından mazurdur.



celceletüye” Hazreti Ali(ra)’nin kasidesidir.
Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’da Celcelutiye hakkında bazı malumatlar vermiştir.
“Celcelutiye’nin esası ve ruhu El-Kasemü’l-Cami ve El-İsmü’l-Azam (dır.)’ İmam-ı Ali RA nın mühim ve müdakkik Üveysî şakirdi ve İslâmiyet’in en meşhur hücceti Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî (ra) diyor ki: vahy Peygamber(sav)’e nâzil olduğu vakit Ali(ra)’ye emretti: Yaz. O da yazdı. Sonra nazmetti.’

Hz ALİ
Celcelutiye’nin aslı vahiydir esrarlıdır gelecek zamana bakıyor ve gelecekteki işlerden haber veriyor.Hazreti Ali(ra)’ın en meşhur Kaside-i Celcelutiyesi, baştan nihayete kadar nevi hesab-ı ebcedî ve cifir ile te’lif edilmiş ve matbaalarda basılmıştır Celcelutiye, Süryanice bedi’ demektir ve bedi’ manasındadır.


Hz ALİ
İbni Mülcem hz aliyi zehirledi yakalanıp hz alinin huzuruna getirildi hz ali bunun yemeğini yedirip, istirahatini temin edin. Yaşayacak olursam cezalandırır ya da affederim. Ölürsem cezasını verin, fakat haddi aşıp Müslümanların kanına girmeyin. Zira Allah haddi aşanları sevmez!” buyurmuştur


Hz ALİ
Hazreti Ali(ra), Mulcem’in kılıç darbesinden sonra şöyle dedi: Kabe’nin Rabbine andolsun kurtuluşa erdim!.ölümüm aç iken gelsin” diyen Hazreti Ali(ra), oğullarına “Allah’a kulluktan ayrılmayın hakkı söyleyin her işiniz Allah için olsun” diye vasiyet etmiştir.

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
Hz. Ali, muaviyeden itaat istedi* Muaviye, itaate yanasmadı savas öncü birlikler ve elçi göndermeler* seklinde devam etti hx ali Muaviye'nin beyat etmeyinve muharrem ayindan su ilani yaptırdı"Mü'minlerin emiri der ki: Hakk'a dönmeniz için sizi tesvik ettim Size, Allah'in kitabina davet ettim. Siz* azginliktan vazgeçmediniz. Hakk'a icabet etmediniz. Ben size ahdimi bozdum Allah hâinleri sevmez dedi ilanın sonunda Sam halki emirlerine sigindilar.



HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
Veysel karani ve yasirin sehid oldugunu duyan Muaviye'nin komutani Amr b. el-Ass, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in "Ammâr âsîler tarafindan öldürülecekhadisini hatirlayarak savastan vazgeçmeyi düsündü. Muaviye'nin baskisiyla vazgeçti ve Muaviye Hz. Ali'nin kendilerini öldürecegini söyleyerek ass a Ali safindaki müslümanlari durdurmasini söyledi: "

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
Muaviye komutan ass a Haydi bakalim maharetini göster ey Ibnü'l-Ass, yoksa mahvolduk demektir" diyerek Amr'in savaştan vazgeçmesini önledi. Amr Muaviye askerlerine "Ey nâs! Kimin yaninda Mushaf varsa mizraginin ucuna takarak havaya kaldirsin" dedi bu hareketinin Hz. Ali taraftarlarinda etki gösterecegini biliyordu Müslümanlar Kur'ân'a karsi gelemezlerdi.

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
Muaviyenin komutanı ass mızraklaların ucuna kuran sayfalarını astı müslümamanlar kurana karşi gelemezlerdi Basra kurrâsindan Fedeki ile Kays'in baskanliginda bir grubun baskisiyla Hz. Ali de savasi birakmak zorunda kaldı tehdit edilerek kendisine söyle denildi: "Allah'in kitabina çagrildiginda ona uy, yoksa seni kalabaliga birakiriz veya Osman'a yaptigimiz gibi yapariz!..."

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
Muaviyenin komutanı ass mızraklaların ucuna kuran sayfalarını astı müslümamanlar kurana karşi gelemezlerdi Bunun üzerine Hz. Ali "Ey Allah'in kullari: Hakkinizi almaya ve dogru olanı yapmaya devam edin. Mu'âviye, Ass,Mesleme, Kays dine ve Kur'ân'a sahip degillerdir. Ben* iyi bilirim..." Fakat konusmalari fayda vermedi. Askerler: "Biz Kur'ân'a karsi kendimizi ortaya atip meydan okuyamayiz, Hz. Ali'nin sözlerini kabul edemeyiz" diyerek savasmaktan vazgeçtiler

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFİN SAVAŞI
sulhun akdedilmesinde Kurrâ ehlinin büyük tesiri olmustur. Kurrâ ehli sorunun çözümünde Kur'ân'i hakem olarak kabul ediyorlar, herkesi yönlendirerek Hz. Aliye baski yapiyorlardi Hz. Ali, "yaziklar olsun! fitne çikti: Artik harbi birakmaktan baska çare yok" diyerek sulhe ister istemez sulhe razi oldu...

HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
Muaviye'ye Kays'i göndererek Siz ve biz Allah'in kitabina dönecegiz. razi oldugunuz bir kisiyi gönderin Kitaptan sasmamalarina dair* söz aliriz. Ve ona uyariz dedi Es'as barış teklifini ilân etti Temim ogullarindan Urve Allah'in emri dururken sahislari mi hakem tayin ediyorsunuz Allah'tan baska hiç kimsenin hüküm verme yetkisi yoktur" (La hükme illa lillah) dedi.

HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
Hakemlerin seçiminde Muâviyenin tayin edecegi Âs'dan baskasi olamazdi.Hz. Ali taraftarlari biz Ebû Musa ya raziyiz" dediler.Hz. Ali "siz bana isyan ettiniz, bana karsi gelmeyiniz" diyerek Ebû Musa hakkindaki endisesini açikladi ve ihtarda bulundu. Hz. Ali'ye göre Ebû Mûsa insanlari Muâviyeye yönlendirerek kendi sirlarini anlatiyordu taraftarlari Ebû Musada direttiler. Hz. Ali* istemeyerek de olsa uymak zorunda kaldi. Hz. Ali'nin bu kanaati* Hâricilerin ortaya çikmasi* ile dogrulanıyordu. yanlis davranislar sapik bir firkanin dogmasina bir çok kimsenin itikadinin bozulmasina yol açti



HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
Sözlesmenin özeti söyle idi:
Iki hakem Kays el-Es'ârî ve Âs Allah'in kitabina amel edeceklerdir. Allah'in kitabinda bulamadiklarini, sünnette arayacaklardir. Ali ve Muâviye, Allah'a karsi ahid içindedirler. Her biri derler ki: "Ben raziyim.Kays ve Âs, Allah adina yemin etmislerdir.sehadetlerini yazarlar.

HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
Sözlesmenin özeti söyle idi:
Iki hakem karara vardilar. Önce Amr söz aldi. "Hz. Osman'in haksiz olarak öldürüldügü fikrine katiliyor musun?". Ebû Musa "evet" dedi Amr, el-Isrâ süresinde haksiz yinsan öldürülemeyecegini ileri südü. ey Ebû Musa! Seni Hz. Osman'in velisi Muâviye'ye karsi çikaran nedir? O Kureystendir Amr Hz. Ali'nin Peygamber (s.a.s.)'in soyundan oldugunu Muâviyeden önce geldigine isaret etti. çekismeler devam etti.Hz. Ali ve Muâviye'ye bey'at edilmemesi fikirine vardilar.

HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
halife müslümanlarca seçilmeliydi. karar müslümanlara bildirilmeliydi gelmisti. karar için Ebû Musa minbere çikti ve Allah'a hamd ve senadan sonra "Ey nas! Biz ümmetin durumunu düşünürken epey zorlandik. benim,ve Amr'in görüsü Hz. Ali ve Muâviye'yi hilâfetten uzaklastirmak ve ümmetin istedigini halife tayin etmektir.Hz. Ali ve Muâviyeyi hilâfetten aliyorum" dedi.

.

HZ ALİ DÖNEMİ HAKEM OLAYI
Ebû Musa hakem olayından duydugu utanç ve üzüntüyle insanlardan uzaklaşarak Mekke'ye gidip yalnizlığı tercih etti. müslümanlar dagildı Muâviye kendisini mesrü halife ilan ederek Islâm tarihinde çift halife dönemi baslattı Bu durum Hz. Hasan'in halifeligi almasina kadar devam etmistir. Hz. Ali hiç bir zaman Muâviye'yi halife olarak tanimamis, sehîd edilinceye kadar Sam hariç bütün müslümanlarca halife kabul edilmistir.



HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Hz. Ali'nin Cemel vak'asinı kazanmasından sonra hilafetine muhalif olan Suriye bölgesini idare eden Muaviye ve taraftarlari kalmisti. Hz. Ali'ye isyan edenler, Hz. Osman (r.a)'in intikamini almak istiyorlardi.Hz. Ali'yi, Osman (r.a)'i sehid edenleri korumakla suçluyorlardi.Hz. Ali (r.a), fitnenin yatistirIlmasindan sonra suçlulari cezalandiracagini vadetmekteydi.

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Cemel vak'asindan sonra Kufe'ye yönelen Hz. Ali (r.a), Ceriri Muaviye'ye göndererek, bey'at etmesini Istedi Muaviye, Ceriri oyalayarak el-As ile istIsarede bulundu. Amr ona, Ali (r.a)'dan, Osman (r.a)'in kanini Istemede israr etmesini, katilleri derhal cezalandirmayi reddettigi takdirde, Suriye ordusuyla onun üzerine yürümesini söyledi.
Medine'den Sam'a götürülen Hz. Osman'in kanli gömlegi hanimi Nâile'nin kesik parmaklari Muaviye tarafindan caminin minberine asildi. Askerler agliyorlar intikam yeminleri ediyorlardı

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Hz aliye isyan edenler* Hz. Osman'in intikamini uyumayacaklarina ve yikanmayacaklarina yemin ettiler. Suriye ordusu Muaviye'den bol maas almaktaydi. Muaviye orduyu tahrik ettikten sonra, seksen bes bin kisilik bir orduyla Sam'dan yola çikti. Hz. Ali (r.a) ise doksan bin kisilik ordusuyla Küfe'den Siffin'e harekete geçti.

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Muaviye, Firat kiyisinda karargâh kurmustu. Hz. Ali'nin ordusu Ilk geceyi susuz geçirdi Sam ordusu nehirden uzaklastirildi. Muaviye, Ali (r.a)'a adam göndererek nehirden su almak Istedi. Hz. Ali (r.a) su almalarina engel olmadi. Hz. Ali, Muaviye'ye isyandan vazgeçirmeye çalisti. cevap alamadi. Iki ordu birlikleri arasinda ufak çarpismalardan sonra, Muharrem ayinin sonuna kadar mütâreke yapildi

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Hz ali muaviye arasında elçiler gidip gelmeye basladi baris yolunda gelisme saglanamadı Safer ayında* savas basladi.savaş* mubarezeler ile geçti. Hz. Ali (r.a), orduya toplu saldiri emri verdi Savas tüm siddetiyle devam etti.Yasir'in sehid edIlmesine* üzülen Hz. Ali'nin siddetli bir taarruzu ile Sam ordusu dagIlma noktasina getirdi



HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Muaviyenin komutanı as mızeak uçlarına mushaf taktı hz Ali (r.a), söyle diyordu: "Bu hiledir. araniza ayrilik düsürmek birliginizi bozmak istiyorlar". Iraklilar, komutan Ester'e savasmayi biraktirmasini Istediler. Hz. Ali Ester'e adam göndermek zorunda kaldi. Ester, gelen adama: "Simdi mevziden ayrilacak an degildir. Ben kesin zafere ulasacagimi umuyorum, acele etme" diyerek karsilik verdi.

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Iraklılar savaşı bırakmak isteyince hx ali komutan estere adam gönderdi, Ester'in askerleri arasinda sesler yükseldi.savasi sürdürüyorlardi. Iraklilar,hz Ali (r.a)'a: "Vallahi* Ester'e birakmasi için degil, savasa devam etmesi için adam gönderdin dediler. Ester, savasi birakmak zorunda kaldi. Muaviye "Istedigimiz, aramizda Allah'in kitabini hakem kIlmaktir. hakem seçIlmesini ve Allah'in kitabina uygun karar verilmesini söyledi

HZ ALİ DÖNEMİ SIFFIN SAVASI
Hz. Ali (r.a)'in taraftarlari hakem olayını memnuniyetle karsiladilar.muaviye hakem olarak zeki ve kurnaz Amr b. el-Âs'i seçti Iraklilar ise Ebu Musa yı hakem ettiler. el-Âs' ile Ebu Musa 37. yilin Safer ayinda Dumetul-Cendel'de karar verirken esas alinacak prensipleri içeren "tahkimnâme"yi kaleme aldilar

CEMEL VAKASI
Hz. Ali Basra'ya geldi herkes baris istiyordu.* Hz. Ali'nin Basra'ya gelişiyle* herkes huzurlu bir sekilde uyumustu. Sebe ile Hz. Âiseye hücum ettiler Hz. Ali,* Kâab Hz. Âise'yi uyandirmis, Hz. Âise, çarpismalarin basladigi yere gelmisti. Hz. Ali* savaşmak istemiyor, Hz. Âiseyi* teskin etmeye çalisiyordu.ok yaydan firlamis savaş başlamıştı

CEMEL VAKASI
Çatısmanin en hararetli aninda Hz. Ali atini sürerek savas meydanina geldi. Hz. Zübeyr'i çagirip Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in Ali ile Zübeyr arasinda ihtilaf meydana gelecegini Zübeyr'in haksiz olacagini söyledigini hatirlatmisti. Hz. Zübeyr geri çekildi. Hz. Talha da* çatisma meydanindan çekilmek istemisti. Onun savas alanindan uzaklasmasiyla üzerine zehirli bir ok atilmis ok Hz. Talha'nin ölümüne neden olmustu.

CEMEL VAKASI
ortalikta yalniz Hz. Âise ile bir grup kalmisti. Çatismalar devam ediyordu. Bütün kanlarin dökülmesine neden olan münafiklarin hedefi Hz. Âise idi.Hz. Âise' yi tevkif etmek,hakarette bulunmak istiyorlardi. Sebeîlerin maksadini anlayan Dâbbeogullari Hz. Âise'yi* büyük fedakârliklarla korumuslardi.



CEMEL VAKASI
çatismalara son vermek için birisi deveye saldirarak yere yikmis,Hz. Ebu Bekir'in oglu Muhammed, Hz. Ali tarafindan kosarak Hz. Âise'nin korunmasina hizmet etmisti. Hz. Ali Hz. Âise'nin hatirini sormus, istirahatten sonra onu, kardesi Muhammed b. Ebu Bekir ile Medine'ye göndermisti.kirk kadar kadin refakat etmisti. Hz. Âise Basra'dan ayrilirken, Hz. Ali arasindaki mücadelenin yanlis anlasilmadan ileri geldigini söyledi.

CEMEL VAKASI
Hz. Ali Rasûl-i Ekrem'in muhterem haremine her türlü hürmeti göstermenin görev oldugunu belirtti. Hz. Âise, Medine'ye hareket etti.Hz. Ali cemel vskasından sonra hilâfet merkezini Kûfe'ye tasiyarak, sehadetine kadar orada kaldi.

Hz. Ali r.a.'in hilafet hakkindaki görüsü
Hz.Peygamber (s.a.s.). vefat edince, Müslümanlar Hz.Ebû Bekir r.a'i Devlet Baskanligina getirdiler.
Hz.Peygamber (s.a.s.), iki görev üstlenmisti: Birisi,* teblig ikincisi,devleti yönetmekti.Onun vefatiyla vahiy ve Peygamberlik son buldu. Artik Peygamber gelmiyecek, inananlar,Kur'an'la peygamber'in Sünnetiyle yasamlarina yön verecek, düzenlerini kuracaklardir.

Hz. Ali r.a.'in hilafet hakkindaki görüsü
inanmak isteyen Müslümanlar, yasantilarinı kuraan ve sünnetullaha göre tanzim edecekler,iki kaynaga ters düsen hayat kanunlarini tanimayacaklardir.
iki kaynagin özü olan Islâm'i Allahu te'âlâ tek nizam kabul etmis ve bunun disinda kalan sistemleri tanimayacagini söyle ferman buyurmustur:
"Kim Islâm'dan baska bir din ararsa asla kabul olunmaz ve o, ahirette* en büyük zarara ugrayanlardandir"

Hz. Ali r.a.'in hilafet hakkindaki görüsü
Hz.Peygamber (s.a.s.)'in vefatiyla, kanun degil, kanunun tatbikçisi Hz.Muhammed (s.a.s.). Müslümanlar arasindan ayrilmistir. onun ölümünden sonra, Müslümanlar yeni kaynaklara degil; mevcut olan kuraan ve sünneti tatbik edecek bir insana, bir idâreciye muhtaçtilar. lideri bulmak lazimdi ki, bu ihtiyaci müslümanlar baslarina "Halife dedigimiz devlet baskanlarini getirerek giderdiler.

Hz. Ali r.a.'in hilafet hakkindaki görüsü
Halife seçimi
Hz.Peygamber (s.a.s.).vefatindan sonra, Müslümanlari yönetmek halife seçmek istemedi buna vakti vardi, halife seçimi Müslümanlara birakilmis; onlar da, Peygamber'lerinin vefatindan sonra, kendilerini yönetmek üzere Hz.Ebû Bekir r.a'i seçip biat' etmislerdir.









Hz. Ali r.a.'in hilafet hakkindaki görüsünü
Hz.Ali r.a'in bir konusmasiyla açiklamak istiyoruz.
Hz ömere itaat ettim.askerleriyle cihad ettim. had cezalarini kamçımla yerine getirdim. Ölünce Hz. Peygamber (s.a.s.)'e olan akrabaligimi, Islâm'da önceligimi liyâkatimi düsünerek baskasinin bana tercih edilmeyecegini sandim. Öldükten sonra, Ömer hilâfeti çocuguna yasakladi yeni halifeyi seçmek üzere alti kisilik bir heyet seçti ben onlardan biriyim.
 
Eski 12-10-17, 15:09 #8
Nox Arcana Nox Arcana çevrimiçi
Varsayılan C: Peygamber efendimizin kızı hz zeynep

Bölüm kuralları

Lütfen bölüm kurallarını okuyunuz, örnek kişisel sayfa konusu kurallarda mevcuttur. Bu bölümde üyeler; yalnızca kişisel sayfalarını paylaşabilirler.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
ali, asm, aşûre, bir, cefakar, devleti, dönemi, ebû, efendimizin, hazreti, için, kızı, muharrem, onu, osmanlı, peygamber, r.a, safevi, sarayda, sonra, sözleri, tâlib, zeynep, şah

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:00
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018