Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 21-02-18, 17:40 #1
HURREM__SULTAN HURREM__SULTAN çevrimdışı
66 HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕



İnternette olan hiç bir resim hürrem sultana ait değildir hepsi hayalidir bu yüzden resim yayınlıyamıyorum


Hürrem Haseki Sultan , Haseki Hürrem Sultan veya Nikahlı Haseki Hürrem Sultan. Osmanlı padişahı I. Süleyman'ın nikahlı eşi, sonraki padişah II. Selim'in annesi, Haseki ve Valide Sultan. Osmanlı Tarihinin en güçlü kadın sultanlarından biridir.
Bana göre en güçlüsü

Hürrem Sultan kimdir? Hürrem Sultan'ın hayatı ve Hürrem Sultan'ın çocuklarını tahta varis yapması.. Son olarak da ölümü. İşte tüm yönleriyle Hürrem Sultan
OSMANLI ÖNCESİ HÜRREM SULTAN

Osmanlı sarayına gelene kadarki yaşamı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Ukrayna'da 1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır, Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde 15'li yaşlarında Rutenya'den kaçırıldığı, Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Osmanlı sarayına sunulduğu tarihçiler ve yazarlar tarafından kabul görmüş bir rivayettir.

16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre - mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre - Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Haseki Sultan ya da Hürrem balsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana, Roxelane, Rossa, Ruziac, Ruslana Türkçe'de Hürrem neşeli olan kişi anlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu. Bunlara ek olarak, bazı tarihçilere göre Hürrem Sultan (Roxelana) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı Ortodoks bir ailenin kızıdır.

OSMANLI SARAYINDA HÜRREM SULTAN

Hürrem Sultan’ın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Şehzadeliği sırasında veya padişahlığının ilk senesinde Harem'e girdiği düşünülür.

Hürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan “Mustafa” isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1521’de “Şehzade Mehmed” dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet bir gün kavgaya dönüşmüştür. Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirmiştir. Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533’te Manisa valiliğine atanan oğlu veliaht Şehzade Mustafa’nın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı.

Hürrem Sultan'ın sarayda pozisyonu Kanuni'nin nikâhlı eşi olması ile arttı ve bu olaydan sonra Mahidevran Sultan'dan daha yüksek bir mevki sahibi oldu. Hürrem Sultan, Şehzade Cihangir’in doğumundan sonra Kanuni ile görkemli bir düğün yapılarak evlendi ve aralarında resmi nikah kıyıldı. Kesin tarihi belli olmamakla birlikte Haziran 1534’te veya daha erken gerçekleştiği düşünülen düğün, Hürrem Sultan'ı Kanuni’nin meşru eşi yapan, Osmanlı geleneklerine aykırı düşen çok önemli ve devrimci bir hareket olarak değerlendirilir. Bu nikah ile Hürrem Sultan, Osmanlı tarihinde padişah tarafından uzun bir süre sonra nikahlanan ilk cariye oldu.

Mahidevran ile Hürrem Sultan arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan'ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen Valide Hafsa Sultan’ın 1534 yılındaki ölümü ile Hürrem’in saraydaki etkisi daha da artmıştır ve Harem yönetimini eline almıştır. Fakat Valide Sultan'ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan'lığa hazırlanmaya başlamıştır.

Hürrem Sultan Şehzade Mehmed'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir ve Abdullah adlı 4 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirmiştir. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi vermiştir.

HÜRREM SULTAN'IN ÇOCUKLARI

Şehzade Mehmed: 1521 yılında Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Şehzade Mehmed, 1543 yılında ölmüştür.
Mihrimah Sultan: 1522 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi, 1578 yılında vefat etti.
Şehzade Abdullah: 1522 veya 1523 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Şehzade Abdullah, doğumundan 2-3 yıl sonra vefat etti.
Şehzade Selim: 1524'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi. Annesi Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Şehzade Bayezid ile girdiği taht mücadelesinde babası Sultan Süleyman'ın da desteğini aldı. Sultan Süleyman'ın vefatının ardından, II. Selim olarak Osmanlı Padişahı oldu. 1574 yılında ölene kadar padişah olarak kaldı.
Şehzade Bayezid: (1525-1561): 1525'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi. Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Şehzade Selim ile taht mücadelesine girdi. Sultan Süleyman'ın, Şehzade Selim'in tarafını tutmasıyla İran'a kaçtı. 1561'de Osmanlı elçileri tarafından Kazvin'de boğdurularak öldürüldü.
Şehzade Cihangir: (1531-1553): 1531'de Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Şehzade Cihangir, 1553'te vefat etti.

Her muvaffak erkeğin arkasında bir kadın vardır!

Ukraynalıların dünyanın en güzel kadın ve erkekleri olduğu söylenir. Hürrem Sultan güzel miydi? Birkaç tane resmi elimizdedir. Muhtemelen hayalî tasvirlerdir ama birbirlerine benzer. Buna göre çok güzel olduğu söylenemez. Peki onu bu kadar meşhur eden nedir? Zekâsı ve güler yüzü. Kanuni Sultan Süleyman, kızın bu hasletlerine hayran olmuş aralarında büyük bir aşk doğmuştu. Tarihçiler padişahın bu kadar parlak muvaffakiyetlerinin arkasında, Hürrem Sultan’a duyduğu aşkın yattığını söyler. Hürrem Sultan ile Sultan Kanuni’nin aşkı, dillere destandır. İkisinin birbirine yazdığı âşıkâne mektuplar bugün elimizdedir. Bunlar her ikisinin de saf bir aşkla birbirlerine bağlandığını göstermektedir. Padişahın Muhibbî mahlasıyla terennüm ettiği şiirlerinde, Hürrem Sultan’ın kokusu sezilmektedir.

Hürrem Sultan suçlu mu?

Kanuni Sultan Süleyman’ın önceki zevcesi Mâhidevran’dan Şehzâde Mustafa adında bir oğlu vardı. Yakışıklılık ve yiğitliği sebebiyle dedesi Yavuz Sultan Selim’e benzetilirdi. Osmanlılarda bir verâset usulü olmamakla beraber, zamanı geldiğinde padişahın yerine onun geçmesi bekleniyordu. Padişah 46 sene gibi çok uzun bir müddet tahtta kaldı. Zaman uzadıkça en iyi hükümdardan bile insanlar usanır. Halk da ihtiyar padişahın yerine dedesine benzeyen Şehzâde Mustafa’nın geçmesini istiyordu. Şehzâdenin etrafını hemen bir klik sardı. Onu babasına karşı kışkırttılar. Şehzâde, sağda solda “Ben padişah olsam şöyle yaparım, böyle yaparım” diye tedbirsizce konuşmaya başladı. Padişah, oğlunun kendisine karşı bir komplonun içinde olduğunu düşünmeye başladı. Eline bir takım deliller geçince de idam ettirdi. Buna padişahı, tahta kendi çocuklarının geçmesini isteyen Hürrem Sultan’ın teşvik ettiği söylenir; hatta Hürrem Sultan, damadı Rüstem Paşa ile beraber bu idamın müsebbibi olmakla suçlanır. Padişahın, eniştesi Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’yı idamını da Hürrem Sultan ve damadı Rüstem Paşa’ya yüklemişler; Şehzâde Mustafa ile Makbul İbrahim Paşa’nın kendilerini idama götüren işlerinden hiç bahsetmemişlerdir.

Kocası tarafından çok sevilen kadınlar hep kıskanılır ve iftiraya uğrar. Kanuni Sultan Süleyman gibi hayatında hiç büyük hatâ yapmamış bir hükümdarın, kadın komplosuyla hareket etmesi düşünülemez. Mustafa, padişahın öz oğludur. Onun kanından ve canındandır. Padişah elbette idamını haklı görmüş ve infaz ettirmiştir. Hürrem Sultan, belki çok üzülmemiştir; hatta taht oğullarından birine kalacağı için belki memnun da olmuştur. Ama hâdisenin mesulü değildir. Mustafa, heyecanlı ve tedbirsiz tavırlarıyla zaten padişahlığa uygun olmadığını göstermiştir. Yiğitlik tek başına kâfi değildir. Sabır ve temkin daha mühimdir. Hem Sultan Kanunî, Hürrem Sultan’ın oğlu olup ayaklanan Şehzâde Bayezid’i de idam ettirmekte tereddüt etmemiştir. Padişahlar, devletin dirliği ve milletin birliği mevzu bahis olduğu zaman en yakınlarını bile fedâ etmekten çekinmezdi. Devlet, asırlarca böyle ayakta durmuştur.

Hürrem Sultan'ın Sultan Kanunî'ye yazdığı mektup (Sadeleştirilmiş)
Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarını öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım! Eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap, gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark biçâre, aşkınız ile müptelâ, Ferhat ile Mecnun'dan beter şeydâ kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım. Bülbül gibi âh u feryâdım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir hâlim var ki, Allah kâfir olan kullarına dahi vermesin.

HÜRREM SULTAN'IN ÖLÜMÜ

Evlat acısının da etkisiyle çeşitli hastalıklar geçirdi. Büyük ızdıraplar çekti. Son kışını çok sevdiği Hünkârı, Kanuni ile Edirne’de geçirdi. Rahatsızlığı artınca İstanbul’a dönerek içinde bir de hastanenin bulunduğu Eski Saray’a yerleşti. Yakalandığı kulunç hastalığından kurtulamayarak, 15 Nisan 1558 yılında genç denecek bir yaşta (52) hayata gözlerini yumdu.

Cenazesi vezirlerin omuzlarında Bayezid Camii meydanına getirildi. Şeyhülislâm Ebussuud Efendinin imametinde kılınan Cenaze namazından sonra, yine Şeyhülislâm’ın eliyle defnedildi. Ölümü, bütün İstanbul halkını müteessir etti.

Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan'ın zehirlenerek ya da kadın hastalığı sonucu öldüğü düşünülür. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi I. Süleyman tarafından yaptırıldı.


Hurrem Sultanın Yaptırdığı Eserler:

Osmanlı Hanım sultanları içinde iyilik yapmakta en önde gelenlerden biri olan Hurrem Sultan, üç kıtaya yayılan geniş toprakların dört bir yanını bayındır etmek ve insanlara faydalı olmak için büyük çaba harcamıştı. “Solakzâde ve İbrahim Peçevi Efendi tarihlerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın eserlerine yer verildikten sonra Hurrem Sultan’ın hayratı sıralanmaktadır.

Haseki Külliyesi

Cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, imaret ve dârüşşifâdan meydana gelmektedir. Mimar Sinan’ın hassa başmimarı olduktan sonra yaptığı ilk eserdir. XIX. Yüzyıldan itibaren Haseki adıyla anılan Avratpazarı semtinde kurulmuştur. Peçuylu İbrahim külliyenin burada yapılmasının Kanuni’nin eşine gösterdiği bir incelik olduğunu yazar.

Külliyenin ilk yapılan birimi cami olup medrese ve sıbyan mektebi bir yıl, imaret ve dârüşşifâ ise on iki yıl sonra inşa edilmiştir. Bu durum külliyenin bir bütün olarak planlanmadığını, binaların değişik zamanlarda ayrı ayrı düşünülerek tasarlandığını göstermektedir. Külliyenin Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan vakfiyesi 958 (1551) tarihlidir.

Cami Haseki caddesinin bir yanında, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifâ ise diğer yanında yer almaktadır.

Cami: 945 (1538-39) yılında inşa edilen cami kare mekânlı ve tek kubbeli olup klasik uslupta yapılmıştır. Tek minarelidir. Daha sonra cemaate kâfi gelmemesi nedeniyle Sultan I. Ahmed zamanında iki sütun ve bir kubbe daha ilave edilerek büyütülmüştür (1612). Bugün de cami olarak hizmet vermektedir.

Medrese: Caminin karşısında bulunan medrese 946 (1539-40) yılında inşa edilmiş klasik tipte bir yapıdır. Sokak cephesinin merkezindeki kapıdan girilen revaklı bir avlunun üç yanını çevreleyen kapalı mekânlardan meydana gelmektedir. Dershanesi kapının karşısındaki revakın ortasında yer almaktadır. Dershanenin iki yanına üçerden altı, avlunun iki yanına beşerden on oda yerleştirilmiştir. Bunların hepsi kubbelidir ve içlerinde birer ocak bulunur. Vakfiyesinde bilimin ve eğitimin değerinden bahsedilerek bilim adamlarına ve talebelere vakfedildiği kaydedilmiştir. Müderrislere günde elli akçe, on altı talebeye günlük ikişer akçe, muide ise beş akçe verilmesi şart koşulmuştur. Bugün odaları yatakhane, dershanesi ise mescid olarak kullanılmaktadır.

Sıbyan Mektebi: Medresenin doğusunda yer almaktadır. Kare planlı olup yanyana iki birimden meydana gelmektedir. Birinci kısmı iki cephesi sütunlu açık dershane, ikinci kısmı ise kapalı dershanedir. Binanın önündeki havuzlu alan muhtemelen oyun bahçesi olarak düzen-lenmiştir. Kitabe yeri boş duran mektebin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte medresede kullanılan nilüfer çiçeği motifli başlıkların burada da kullanılması iki yapının birlikte ele alındığına işaret etmektedir.

Sıbyan mektebi yalnız Müslüman çocukları için vakfedilmiş olup dini eğitim şart koşulmuştur. Kapalı dershanenin hemen yanında küçük ve oldukça bakımlı bir hazîre vardır. Mezar taşlarından çoğunun mütevellilere, külliyede hizmet eden kişilere ve onların aile fertlerine ait olduğu görülür.

İmaret: Haseki Caddesi üzerinde külliyeye girişi sağlayan üçüncü kapı imarete aittir. Kitabesinde 1550 (h.957) yılında yaptırıldığı belirtilmektedir. İmaret kuzeyde üç, doğu ve batı yönlerinde beş kemerli bir revakla çevrilmiş ve revaklar baklava başlıklı sütunlara oturtulan pandantifli kubbelerle örtülmüştür. Avlunun kuzeyinde iki büyük ve dört küçük kubbeli mutfak ile yanlarında dikdörtgen planlı odalar vardır. Bugün imarethanede yemek pişirilip yenmekte bir bölümü ise kütüphane olarak hizmet vermektedir.

Darüşşifâ: Darüşşifa, Osmanlı mimarî tarihinde bir benzeri daha bulunmayan orijinal bir yapıdır. Mimar Sinan’ın, yaptığı eserler içinde en mükemmel mekân düzenlemesini gerçekleştirdiği Haseki Darüşşifası’nın giriş kapısındaki kitabeye göre, 1550 (h. 950) yılında bitirilmiştir.

Haseki Darüşşifası, belki günümüze kadar yapılan hastanelerin en havadar ve ferah olanlarının başında gelmektedir. Giriş kapısından sonra sekizgen planlı açık bir avlu ve bu avluya bakan yüksek kemerli muayene bölümleri yer almaktadır. Polikliniklerden sonra ise iç kısımlardaki kubbeli doktor ve hasta odaları bulunmaktadır.

Mimar Sinan, ana bölümden ayrı olarak ilâç yapımı için de iki ayrı oda inşa etmiştir. Yedi doktor, iki eczacı kalfası, yirmi dokuz memur ve müstahdem hizmet veriyordu. Ayakta tedavinin yanı sıra, yatarak tedavi hizmeti de veriliyordu. Hurrem Sultan, vakıfnamede darüşşifada çalışacak doktorlar için öyle şartlar koşmuş ki, hayran olmamak elde değil. Meselâ, başhekim dahil, bütün personelin güzel cümlelerle hitap etmelerini ve hastaların sorularına hoşa gidecek şekilde cevap vermelerini istemiş.Sadece bu kadar değil. Hastanede çalışanlara dolgun ücret verilmesi, fakir hastalardan doktor muayenesi ve ilâç için para alınmaması da onun şartları arasında bulunmaktadır.

20 Ocak 1976 tarihinden bu yana Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezi adıyla faaliyet gösterilen külliye binalarında müftü ve vaizlerin meslekî eğitimleri yapılmakta, bunun yanında kıraat ilmi öğretilmektedir. Halen külliyenin medresesi yatakhane, kapalı dershanesi mescid, imareti yemekhane, sıbyan mektebi toplantı salonu, dârüşşifâsı eğitim ve idare binası olarak kullanılmaktadır.

Diğer Eserleri:

Şehzade Cihangir Camii: Tophaneye hakim olan büyük tepe üzerindeki mübarek camidir.

Bağdat’ta: İmamı âzam hazretlerinin nurlu mezarı üzerine sağlam bir kale, bir cami, güzel bir imaret, yüksek bir türbe ve akıl hastanesi bina edilmiştir.

Yine Bağdat’ta Şeyh Abdülkadir-i Geylanînin mübarek mezarı üzerindeki yüksek kubbe yenilenmiş, mübarek camii yeniden onarılmış, imaret ve daha başka hayratlar yenilenip yeteri kadar vakıflar bağlanmıştır.

Konya’da: Mevlana Celaleddin hazretlerinin nurlu türbeleri yakınında iki minareli yüksek bir cami, güzel bir mescit, imaret ve dervişler için odalar ve benzerleri yapılmıştır.

Şam’da: Yüksek bir cami, medrese, imaret ve daha başkaları.

Kefe’de ve İznik’te: Birer büyük kilise camie çevrilmişken aradan geçen uzun zaman boyunca harap olmuş bulunuyorlardı. Bunlar yenilenmiş ve gereği kadar vakıflar bağlanmıştır. Mübarek Mekke ve Medine’de yapmış olduğu çok sayıda hayır ve dağıttığı sadakalar, bu yerlerde oturanların hayatlarının temeli olmuştur. Gerçi bu sadakalar önceleri de vardı. Şimdi ise iki katına çıkarılmış olup büyük bir titizlikle kâtipler tarafından ilgililere dağıtılır ve herkes eksiksiz kendisine ayrılan payı almaktadır.

Bir başkası da akarsu sadakasıdır. Bu su, Arafat kaynağıdır. Eskiden bu suyu Zübeyde Hatun akıtıp kente getirmiş, fakat zamanla harap olmaya yüz tuttuğundan su sıkıntısı çekilmeye bağlanmıştı, öyle ki bir arife günü bir parmakla kaldırabilecek bir kırba su bir altına satın alınmıştır. Bu suya üç dört kat daha katıp kentin suyunu bollaştırmak suretiyle bütün hacıları su sıkıntısından kurtardı.

Mekke’de: Dört mezhep için ayrı ayrı dört büyük medrese bina ettirdi ve Rum ülkesinde uygulanan kurallara göre on beşer öğrenci ve birer müderris yardımcısı tayin etti. Bunların belli ödenekleri hiçbir aksaklığa uğramadan ellerine ulaşmaktadır.

Müminlerin anası Hz. Haticenin, Hz. Fatıma ve öteki çocuklarının dünyaya geldikleri kutlu ev sonradan mescit haline getirilmişti. Zamanla harap olduğundan onu tamir ettirip üzerine yüksek bir kubbe bina ettirdi. Şimdi de, her cuma günü ikindi zamanına kadar ve salı geceleri sabaha kadar dervişler ve fakirler orada toplanıp zikrederler.Yine Mekke ve Medine’de zengin birer imaret yaptırdı. Mekke ve Medine fukaraları her gün buralarda yedirilip içirilirler. Edirne şehrine de Kevser suyu gibi sular getirip birçok çeşmeler yaptırmıştır ki bunlardan fukara halk yeniden can bulmaktan ve ölçüsüz sevinç duymaktan geri kalmaz.

Mustafapaşa Köprüsü kasabasında da mübarek bir cami, güzel bir imaret ve büyük bir han yapılmıştır ki bunlar da yine rahmetli Haseki Sultan’ın hayır işlerindendir.İstanbul Kariye’de medrese ve Ayasofya ve Sultanahmet Camileri arasında Hurrem Sultan Hamamı

Ve Kudüs-i Şerifte muazzam imareti…
Hürrem'in en önemli vakıflarından birisinin bütün dinlerce önem verilen Kudüs'ün Osmanlı Devleti'nin fethinden sonra yapılan ilk büyük Osmanlı hayrı olan Kudüs Haseki Sultan İmareti ve imarete bağlı vakıf tesisleri olduğunu yapının bugün hala Eski Kudüs denilen bölgede faaliyetini devam ettiriliyor.


Hurrem Sultanın bıraktığı eserlerden istifade edenler keşke öncelikle, onun vakfiyesini okuyup anlayabilecek seviyede olsalardı.
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir “Hürrem Sultan Anıtı” bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.

sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi, hastahane ve okul gibi hayır yerlerini kapsamına alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra ecir almaya devam ederler.
Allah ecrini verir: Yâni, yapmak istediğin şey için çabala, Allah onun karşılığını, 'ecrini' verir demektir..

Ben nickimde anlayacağınız üzere onun kalbiyle
çok seven gerçek anlamda onu anlaya bilen biri


__________________
 
Eski 21-02-18, 18:47 #2
Venceremos Venceremos çevrimdışı
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕


Kış dönemi sayfanız için teşekkürler, elinize sağlık
 
Eski 23-02-18, 06:28 #3
Dayne Dayne çevrimiçi
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕


Kişisel sayfanız için teşekkürler
 
Eski 24-02-18, 20:53 #4
marifetyolcusu marifetyolcusu çevrimdışı
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕

Kişisel sayfanız için teşekkürler, elinize sağlık
 
Eski 24-02-18, 21:05 #5
karpetov karpetov çevrimdışı
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕

Kış Dönemi Kişisel Sayfanız için teşekkürler ..
 
Eski 25-02-18, 11:46 #6
Börü Börü çevrimdışı
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕

Kişisel sayfan için teşekkürler.
 
Eski 26-02-18, 01:35 #7
ResTa ResTa çevrimdışı
Varsayılan C: HURREM__SULTAN Kişisel Sayfam ♕❤Hürrem Sultan❤♕

Kişisel sayfanız için teşekkür ederiz
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
bir, hürrem, sonra, sultan, şehzade

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 02:02
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018