Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 18-06-14, 13:42 #41
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları


Başörtüsü konusunda kendimi ikna edemiyorum, başörtüsü gerekli midir ?


__________________
 
Eski 18-06-14, 13:43 #42
Usta Usta çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları


Alıntı:
Namazda kaç rekat kıldığı konusunda tereddüt eden kimse ne yapmalıdır?

Yapılan ibadet ve amellerin her türlü şüpheden uzak olması gerekir. Şüphe ve tereddütler amelin değerini düşürür. Bu yüzden kıldığı namazın kaç rekat olduğunda ilk defa şüphe eden kimsenin bu namazı yeniden kılması gerekir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri namazında kaç rekat kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazı yeniden kılsın” (İbn Ebi Şeybe, Musannef, III, 435; bkz. Zeylai, Nasbu’r-raye, II, 173).



Namazda zaman zaman şüpheye düşüp kaç rekat kıldığı hususunda kesin bir kanaate varamayan kimse, kıldığına emin olduğu en az rekat sayısını esas alarak namazına devam eder. Hz. Peygamber, (s.a.s.) “Sizden biri namazında şüphe eder de üç mü dört mü kıldığını bilemezse, şüpheyi bıraksın ve en az rekatı esas alarak namazına devam etsin” buyurmuştur (Nesai, Sehv, 24; İbn Mace, İkame, 132).



Buna göre dört rekatlı bir namaza başlayan kimse, kıldığı rekatın birinci rekat mı ikinci rekat mı olduğunda kuşkuya düşüp, bir tarafı tercih edemezse, kendisini bir rekat kılmış sayar ve birinci sayılan rekatın ikinci; üçüncü sayılan rekatın da dördüncü rekat olma ihtimali bulunduğu için, her bir rekatın sonunda oturur ve tahiyyatı okur. Böylece dört oturuş yapmış olur ve sonunda sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar (Kasani, Bedaiu’s-Sanai’, I, 165, 166).
Kaynak .
 
Eski 18-06-14, 13:46 #43
Usta Usta çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları


Alıntı:
Hangi sebeplerle sehiv secdesi yapmak gerekir? Sehiv secdesi nasıl yapılır?
Sehiv secdesi, namazda yanılma, unutma veya dalgınlık gibi durumlar yüzünden namazın sonunda yapılan secdedir. Namazda, unutarak bir rüknün geciktirilmesi, tekrarlanması veya öne alınması ya da bir vacibin terk edilmesi, geciktirilmesi veya değiştirilmesi halinde noksanlığın telafi edilmesi için sehiv secdesi yapılması vaciptir (Heyet, el-Fetâva’l-Hindiye, Dâru’l-Fikr, 1411/1991, I, 125-126).
Sehiv secdesinin yapılış şekli şöyledir: Namazın son oturuşunda ‘tahiyyât’ okunarak sağ tarafa selam verilir ve hiç ara vermeksizin, ‘Allahü ekber’ denilerek secdeye varılır. Burada üç kere ‘sübhâne Rabbiye’l-â’l⒠denilir. Sonra ‘Allahü ekber’ denilerek oturulur, tekrar ‘Allahü ekber’ denilerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere ‘sübhâne Rabbiye’l-â’l⒠denilir ve “Allahü ekber” denilerek oturulur. Bu oturuşta, “Ettehiyyâtü, Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ...” duaları okunarak önce sağa, sonra sola selâm verilir. Sehiv secdesine gitmeden önceki oturuşta da salli-bârik ve diğer duaları okumak caizdir. Sehiv secdesinin, her iki tarafa selam verdikten sonra yapılabileceği görüşünde olanlar bulunmakla beraber; cumhur, sadece sağ tarafa selam verdikten sonra yapılmasını tercih etmektedir (Mevsîlî, İhtiyâr, İstanbul, ts. , I, 72; Heyet, el-Fetâva’l-Hindiye, Dâru’l-Fikr, 1411/1991, I, 125; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtar, Beyrut, 1421/2000, II, 78).
Cemaatla kılınan namazlarda cemaatın yanlışlıkla dağılmaması için, yalnız sağ tarafa selam verdikten sonra sehiv secdesi yapılması daha faziletlidir, ihtiyata uygundur.
Kaynak .
 
Eski 18-06-14, 13:48 #44
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Allah kaderi yazdıysa sen seçmiyor musun?

 
Eski 18-06-14, 13:55 #45
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Müslümanlar neden kendi aralarında savaşıyorlar?

 
Eski 18-06-14, 13:57 #46
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Neden İslam ?



 
Eski 18-06-14, 14:01 #47
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Allah Var Mıdır ?



 
Eski 18-06-14, 14:12 #48
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Allah'ı Kim Yarattı ?



 
Eski 20-06-14, 15:32 #49
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Fotoğraftan veya hiç görmeden de nazar değer mi? Kişiyi görmeden hasetli düşüncelerle veya başka şekillerde nazar değdirmenin veya kötü etkilemenin imkanı var mıdır?

Nazar, gözün bazı hassalarından kaynaklanan sinyallerin doğrudan bakış alanına girenlere yönelik olduğu söylenmektedir. Şayet bu varsayım doğruysa, fotoğraftan nazar değmez.

Felak suresinde hasetçinin hasedinin şerrinden Allah’a sığınmamız istenmiştir. Buna bakarsak, sanki arkadan bunun bir tesirinin olacağını da düşündürmektedir. Çünkü haset bir duygudur, görmeden de etkileyebilir.

Allah’ın izni olmadan hiçbir şey, bir şeyi etkilemez.

Allah, rahmeti her şeyi kuşatan Rahman sıfatıyla kâfirleri de koruyabilir. Çünkü onlar da onun kuludur. Dünyada onlara verdiği hayat hakkını onlar için de rızk vererek koruduğu gibi- kaza belalardan uzak tutarak da koruyabilir ve korumaktadır.

Allah neyi dilerse o mutlaka olur, -tekvinî meşietiyle- dilemediği hiçbir şey olmaz.
Kaynak
 
Eski 20-06-14, 16:13 #50
Usta Usta çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Adak nedir, dindeki yeri nedir?

Arapça’da nezir (nezr) diye ifade edilen adak fıkıh dilinde, “bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vacip kılması”nı ifade eder. Diğer bir ifadeyle “kişinin farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah Teala’ya söz vererek o ibadeti kendisine borç kılması”dır (Mevsıli, el-İhtiyar, IV, 76).

Kur’an’da değişik yerlerde verilen sözde durulması, ahde ve akitlere bağlı kalınması (Maide, 5/1; İsra, 17/34), Allah’a verilen sözün tutulması (Nahl, 16/91) emredilir ve yapılan adakların yerine getirilmesi istenir. Ayrıca kişinin yaptığı adağa uygun davranması iyi kulların vasıfları arasında sayılır (İnsan, 76/7). Hadislerde de Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’a itaat kabilinden adakların yerine getirilmesini emretmiş, Allah’a isyan veya masiyet kabilinden olan konularda adakta bulunulmamasını, şayet yapılmışsa buna uyulmamasını istemiştir (Buhari, Eyman, 28, 31; Müslim, Nezir, 8; Ebu Davud, Eyman, 12). Dolayısı ile adağın yerine getirilmesi kitap, sünnet, icma ve akıl deliliyle sabittir (Kasani, Bedaiü’s-Sanai, V, 90).

Bazı alimler, hiçbir dünyevi menfaat ummadan sırf Allah’ın rızasını kazanmak, ona şükretmek için adak adamasında bir sakınca bulunmadığı görüşündedirler. Kişinin Allah’ın takdirinin değişmesine vesile olması dileğiyle, dünyevi amaçlarla belli şartlara bağlı olarak adakta bulunması ise doğru karşılanmamıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Adak, (Allah’ın takdir buyurmuş olduğu) hiç bir kazayı geri çevirmez. Sadece cimrinin malını eksiltmiş olur.”; “Adak bir şeyi ne ileri alır ne de geri bırakır…” (Buhari, Eyman, 26; Müslim, Nezir, 2) hadisleriyle şarta bağlı adakta bulunmayı hoş karşılamadığı anlaşılmaktadır.

İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere bazı fakihler yukarıdaki hadislere dayanarak nasıl olursa olsun adak adamanın mekruh olduğu görüşündedirler (Nevevi, el-Mecmu, VIII, 450; İbn Kudame, Muğni, Beyrut 1405, XI, 332).

Bununla birlikte, Allah’a isyan ve masiyeti içermediği sürece, hangi grupta yer alırsa alsın, adakta bulunulduğunda yerine getirilmesi dinen vacip görülmüştür (Kasani, Bedaiü’s-sanai, V, 83).
kaynak .
 
Eski 20-06-14, 16:46 #51
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Dinimiz evlenmemeye (bekâr kalmaya) nasıl bakmaktadır? Bu zamanda insanların, bazı İslam alimlerinin evlenmemesi nasıl karşılanır?

Değerli kardeşimiz;
Evleneceklerin durumuna göre nikâhın hükmü farz, vacib, sünnet, haram, mekruh veya mübah kısımlarına ayrılır:

1. Evlenmediği taktirde zinaya düşeceği kesin olan kimsenin -mehri verecek ve eşinin geçimini sağlayacak durumda ise- evlenmesi farzdır.

2. Yine evlenmezse zinaya düşme tehlikesi bulunan kimsenin -mehir ve nafakayı sağlayacak durumda ise- evlenmesi vacibtir. Hanefiler dışındaki çoğunluk farz ve vacib arasında bir ayırım yapmaz (İbnül-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II / 342; el-Kâsânî, el-Bedâyî', II / 260 vd.).

3. Evlenince, eşine zulüm yapacağına kesin gözüyle bakılan kimsenin evlenmesi haramdır. Hem zinaya düşme, hem de eşine zulüm yapma korkusu bulunan kimsede haramlık yönü tercih edilir. Çünkü bir konuda helâl ve haram birleşince, prensip olarak haram üstün tutulur ve ondan kaçınmak gerekir. Nitekim ayet-i kerimede,

"Evlenmeye güç yetiremeyenler, Allah kendilerine fazlu kereminden zenginletirinceye kadar iffetlerini korusunlar." (Nûr, 24/33) buyurulur.

4. Eşine zulüm yapacağından korkulan kimsenin evlenmesi mekruhtur (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, III / 82).

5. Cinsel bakımdan itidal halde bulunanların evlenmesi sünnettir. İtidal; evlenmezse zinaya düşeceğinden korkulmayan, evlenirse de eşine zulüm yapacağından endişe duyulmayan kimsenin halidir. Toplumda çoğunluğun bu durumda olması asıldır. Yukarıda zikrettiğimiz, evlenemeyen gençlere oruç tutmayı tavsiye eden, evlilik konusunda aşırı çekimser kalmağa karar veren üç sahabeyi uyaran hadisler bunun delilidir.

Diğer yandan Hz. Peygamber (asm) ve ashab-ı kiram evlenmişler ve onlara uyanlar da bu sünneti sürdürmüşlerdir. Tercih edilen görüş budur. (bk. el-Fetâvâl-Hindiyye, I / 267).

İmam Şâfiî'ye göre ise, bu durumda evlenmek mubahtır. Evlenmek veya bekâr kalmak caiz olur. O'na göre, vakitlerini ibadete ayırmak ve ilimle uğraşmak evlilikten daha üstündür. Dayandığı deliller şunlardır: Cenab-ı Hak Yahyâ peygamberi şu sözlerle övmüştür:

"Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." (Âl-i İmrân, 3/39).

Ayetteki hasûr ifadesi; gücü yettiği halde kadınla cinsel temas kurmayan kimse anlamına gelir. Evlilik daha üstün olsaydı, bunu terketmek övülmezdi. Çoğunluk fakihler bu örneğin daha önceki şeriat uygulaması olduğunu, İslâm ümmetini bağlamadığını söylemişlerdir.

İmam Şâfiî'nin diğer bir delili şu ayettir:

"Haram olanlar dışındaki kadınlar, onları mallarınızdan harcayarak almak, onlarla evlenmek ve zinâ etmemek şartıyla size helal kılındı." (Nisâ, 4/24).

Bir şeyin helal olması mübah olması demektir. Çünkü bu iki kelime birbirinin eş anlamlısıdır. Diğer yandan evlilik, kişiye cinsel yönden yarar sağlar. Yararına olan bir işi yapmak ise bir kimseye vacib olmaz. Böylece evlilik yeme, içme, alışveriş gibi mübah olan muamelelerdendir.(1)

Peygamberlerden de Hz. İsa (as) ve Hz. Yahya (as) gibi evlenmeyenler vardır. İslam alimlerinden Taberi, Nevevi, Seyyid Kutub, Bediüzzaman gibi evlenmemeyi tercih edenleri görmekteyiz.

Hz. Peygamber (asm)'in yatılı medrese talebeleri ola ashab-ı suffada da benzeri bir durumu görmek mümkündür.

İslâm dininde genel olarak bekâr kalmak yoktur. Fakir olduğu için evlenemeyene zengin Müslümanların yardım etmesi gerekir. Çünkü evlenemeyen erkek ve kadının namuslu bir hayat sürmesi ve toplumun bu konuda korunması için tek çare onların evlenmelerini sağlamaktır.

Bilindiği gibi Hz. Muhammed (asm) ve O'nun ashabı evlenmişler ve onlara uyanlar bu sünneti devam ettirmişlerdir.

Bu konuda Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

"İçinizden bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfuyla onlan zenginleştirir. Allah, (lütfü) geniş olan ve (her şeyi) bilendir."(2)

Rasulullah (s.a.v.) de birçok hadislerinde bu konuya dikkat çekmiştir:

"Evlenmek benim sünnetimdir. Kim benim bu sünnetimle amel etmezse benim yolumda olmamış olur. Evleniniz! Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim. Evlenmeye imkan bulamayan oruç tutsun. Çünkü oruç şehveti kırar."(3)

"Ey gençler topluluğu! Kim içinizden evlenmeye güç yetirebiliyorsa evlensin. Çünkü gözü haramdan en çok saklayan, ırzı en iyi muhafaza eden budur. Kim de evlenmeye güç yetiremezse oruca devam etsin. Zira oruç, onun için bir korunmadır."(4)

"Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Haya, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek."(5)

Bu delillerden de anlaşıldı gibi, İslâm'da bekâr kalmak yoktur. Rasulullah (asm)'in sünnetine tâbi olanların evlenmesi gerekmektedir. İslâm'a hizmet amacıyla bekâr kalmak söz konusu değildir. Her konuda olduğu gibi tebliğde de, İslâmî mücadelede de önderimiz Hz. Muhammed (asm)'dir. O bize nasıl göstermişse öyle hareket etmeliyiz.

Evlenme ehliyeti:

- Nikâhın geçerli olması için ergenlik şart değildir. Buna göre küçüklerin evliliği, velisi veya vekili tarafından yapılırsa geçerlidir.
- Akıl hastalarının nikâhı aynı şekilde velileri tarafından gerçekleştirilir.
- Akıllı ve ergenlik çağına gelen biri, Hanefî mezhebine göre velisinin izni olmadan evlenebilir. Aynı şekilde dul veya bakire kadın da velisinin izni olmadan evlenebilir.
- Kadın ergenlik çağına ulaştıktan sonra kimse onu evlendirmeye zorlayamaz. Ergenlik çağına ulaşan kızın velisi kendisinden izin istediği zaman, eğer kız susup cevap vermez veyahut gülerse izin vermiş sayılır. Rasululah (asm) bu konuda şöyle buyuruyor:

"Dul kendisini evlendirme hususunda velisinden daha ileridir. Bakireden izin istenir, onun izni susmasıdır."(6)

Bakire bir kız Rasulullah (asm)'e gelerek, kendisi istemediği halde babasının kendisini zorla evlendireceğini söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm), bu nikâhı kabul edip etmemekte kızı serbest bıraktı.(7)

Dipnotlar:

(1) ez-Zühaylî, el Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VII / 33, 34; İbn Hacer el-Askalânî, Bülûğul-Merâm min Edilletil-Ahkâm, Terc. Ahmed Davudoğlu, İstanbul 1967, II / 228 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 183, 184; İbn Âbidin, V / 253; Mezâhib-i Erbaa, V / 17.
(2) Nur, 24/32.
(3) İbn Ma'ce, Nikâh 1.
(4) Buhârî, Nikâh 2-3; Müslim, Nikâh 1-3; Ebu Dâvud, Nikâh 1; Tirmizî, Nikâh l Nesâî, Nikâh 3; İbn Ma'ce, Nikâh 1.
(5) Tirmizî, Nikâh 1.
(6) Müslim, Nikâh 66; Tirmizî, Nikâh 12; Ebu Dâvud, Nikâh 26; Nesâî, Nikâh 31-32.
(7) Ebu Dâvud, Nikâh 25.

(Sadık AKKİRAZ, Evlilik ve Mahremiyetleri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Kaynak
 
Eski 05-07-14, 14:33 #52
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Soru : Porno film seyrederken, sadece bakarken cünüp oldum, orucum bozuldu mu?

Cevap : Sadece bakarak cünüp olunca oruç bozulmaz. El ile veya başka bir şeyle cünüp olmaya yardım edilmişse, o zaman kaza gerekir. Porno film seyretmek haramdır. Haram işleyenin ibadetleri sahih olur, farz borcundan kurtulur ise de, kazandığı günahlardan dolayı kavuşacağı büyük sevaplardan mahrum kalır. Her haram böyledir. Özellikle oruçlunun böyle günah işlemesi çok çirkindir.

Sorularla islamiyet
 
Eski 05-07-14, 14:34 #53
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Gusül abdesti alırken şampuan veya sabun kullanılabilirmi?
yoksa sadece suyla mı gusül yapılabilir?


Cevap:
Gusül abdesti alırken şampuan veya sabun kullanmanın bir sakıncası yoktur.
Sakarya il müftülüğü
 
Eski 05-07-14, 14:37 #54
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Ezan okunmaya başlar başlamaz namaz kılnabilir mi?

Değerli kardeşimiz;
Ezanı dinleyip, ezan bittikten sonra namaza başlamak en güzelidir. Ancak ezan bitmeden namaza başlayanın namazı geçerlidir.

Önemli olan vaktin girmesidir. Vakit girdikten sonra ezan okunmadan ya da ezan okunurken kılınan namaz geçerlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Kaynak
 
Eski 05-07-14, 14:39 #55
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Ramazan da oruç tutarken, istem dışı ereksiyon olmak orucu bozar mı?

Değerli kardeşimiz;
İnsan kendi isteğiyle istimna yaparak orgazm olursa oruç bozulur; ancak keffaret gerekmez, yalnızca kaza gerekir.

Şayet insandan mezi gelirse mezi orucu bozmaz. İstemsiz meni gelmesi de orucu bozmaz.
Kaynak
 
Eski 05-07-14, 14:42 #56
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
“Orucu bozup sadece kazayı gerektiren bir şeyi, aynı ramazanda, kasten iki veya daha çok kere yaparak orucu bozmak, kefareti de gerektirir” bilgisi doğru mudur?

Değerli kardeşimiz;
Bu bilgi doğru değildir.

Orucu bozup sadece kazayı gerektiren bir fiili işleyen oruçlu birinin akşama kadar bir şey yiyip içmeden durması gerekir.

Ancak bu kişi gün içinde yiyip içecek olsa ya da orucunu bozan ama sadece kazayı gerektiren aynı fiili bir başka gün yine işlese bu kişiye kefaret gerekmez.

Bu kişi günah işlediğinden tövbe etmesi gerekir ve bozulan orucun sadece kazası gerekir.
Kaynak
 
Eski 05-07-14, 14:46 #57
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Oruçluyken mastürbasyon (istimna) yapmak kaza mı gerektirir kefaret mi?

Oruçluyken masturbasyon yapan kimsenin orucu bozulur. Bunun için tevbe edip bir gün kaza orucu tutmak icab eder. Keffaret orucu tutmak gerekmez.

Masturbasyonun orucu bozduğu, fakat sadece kaza gerektiği, Hindiyye, Bahr ve Dürr-ül-muhtâr ve diğer fıkıh kitaplarında yazılıdır.

Farz olduğu halde Ramazan'da kasten oruç tutmamak veya başlanan orucu bozmak haram olup büyük günahtır. Mastürbasyon yapmak, orucu bozarsa da keffareti gerektirmez. Böyle bir davranıştan dolayı tevbe edilmesi ve bozulan orucun gününe gün, kaza edilmesi gerekir. Şu kadar var ki, kefaret gerekmemesi, günahın küçüklüğünü göstermez.
Kaynak
 
Eski 06-07-14, 10:00 #58
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Oruçluyken rüyada ihtilam (cünüplük) olduğunda oruç olur mu?

Sahurdan sonra oruca niyet edip yattım, ama kalktığımda rüyalanmıştım. Orucumun durumu nedir?


Değerli kardeşimiz;
Oruçlunun rüyada ihtilam olmasından dolayı orucu bozulmaz. Orucuna devam eder.

Ayrıca bir vakti namazı kaçıracak kadar cünüp durmak caiz olmadığından, hemen gusletmesi gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Kaynak
 
Eski 06-07-14, 10:22 #59
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

İstimna, masturbasyon, kendi kendine tatminin dini hükmü

Alıntı:
İslâm alimleri ilgili âyetler ve hadisler ışığında, hangi şart altında olursa olsun zina ve livata gibi gayri meşru ilişkilerin haram olduğunda görüş birliğine sahiptirler. Kişinin eliyle cinsel doyuma ulaşmasını (mastürbasyon), yahut bakmak, düşünmek, sürtünmek gibi cinsi tatmin sağlayan her türlü gayrı tabiî davranışı hoş karşılamamış, caiz görmemişlerdir.
Kaynak


Alıntı:
Elle tatmin, âlimlerin çoğuna göre caiz değildir; haram sayılmaktadır.

«Onlar ki ırzlarını korurlar. Ancak hanımlarına ve sahip oldukları cariyelerine karşı münasebetleri müstesnadır. Çünkü onlar bu helâl olanlarda kınanmazlar. Kim de bu helâlden başkasını ararsa, işte onlar haddi aşanlardır. Mü'minûn Sûresi, 5-6-7.

âyetini delil getiren Şafiî, Mâliki âlimleri ve İmam-ı Nesefî, istimnanın haram olduğuna hükmetmişlerdir. (Tefsirü'n-Nesefî, 3 :114.)

Eğer caiz olsaydı, Hz. Peygamber (asm) tarafından bir yol gösterilirdi, demektedirler. İmam Ahmed bin Hanbel ve îbni Hazm'a göre

«Meni, vücudun, dışarı atmaya muhtaç olduğu bir şeydir, onu eliyle atan kan aldıran gibidir ve caizdir.»

Hanbelî âlimleri bu caiz oluş şeklini iki şarta bağlamışlardır: Kişinin zinaya düşme tehlikesi, evlenmeye gücünün ve imkânının bulunmayışı.

Hanefî mezhebinin görüşlerini nakleden İbni Âbidin, bu hususta bazı âlimlerin görüşlerine yer vermektedir. Kişinin şehveti baskın gelir, kalbini meşgul edecek derecede fazla olur, bekâr bulunur veya evli olup da bir özürden dolayı hanımına yaklaşamazsa, şehvetini teskin etmek isteyen kimse için Fakih Ebulleys, «Böylesine bir vebal olmayacağını umarım.» demektedir. Ama sırf şehvetini celbetmek, kendisini zorla tahrik etmek için yaparsa günahkâr olur. (İbni Âbidin, 2:100, 3 :156.)

Yine Hanefî âlimlerinden Şürünbilâli, «Bekâr kimse harama gireceğinden korktuğu zaman şehvetini teskin için istimna caizdir. Bu işinden dolayı ne sevap, ne de günah kazanır. Fakat sırf lezzet almak için yaparsa günahkâr olur (Meraku'l-Felâh, s. 57.) görüşündedir.

Harama düşme tehlikesiyle karşı karşıya gelen bir kimse, haram olan zinayı işlememek için ehven-i şer olan istimnayı yaparsa ve buradaki niyeti de haramdan kaçınmak, namusunu korumak olursa, caiz gören âlimlerin içtihatlarına göre mümkündür. Ama istimnayı alışkanlık haline getirmek makul bir insana yakışmayan çirkin bir iş olur. Zaten fazla (sû-i istimalat) kişide zekâ ve hafıza kaybına sebep olmaktadır.

Böyle anormal durumlara düşmemek için sık sık imanî eserleri mütalâa etmek, aklı ve kalbi devamlı İslâmî hizmetlerde çalıştırmak, ulvî şeyleri düşünmek, lezzetleri kıran ve acılaştıran ölümü çok sık hatırlamak, harama nazardan sakınmak ve müstehcen yayınlara iltifat etmemek lâzımdır.
Detaylı Bilgi
 
Eski 06-07-14, 10:24 #60
EDEP EDEP çevrimdışı
Varsayılan C: En Çok Sorulan Dini Sorular ve Cevapları

Alıntı:
Gusül abdesti aldıktan sonra önceden giydiğimiz giysileri yeniden giyebilir miyiz?

Değerli kardeşimiz;
Gusül abdesti aldıktan sonra, cünübken üstünüzde bulunan elbiseleri giymenizin bir sakıncası yoktur. Yeter ki üzerinde bir necaset olmasın.
Kaynak
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:39
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018