Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-10-19, 15:15 #1121
marifetyolcusu marifetyolcusu çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

Bugün gönüller, İslâm’ın şefkat ve güler yüzüne muhtaç. Zira kimi imkânını kaybetmiş, kimiyse îmânını. Dolayısıyla bugün merhamet; sırf maddî yardımdan ibaret olamaz. Yerine göre tesellî edici bir söz, tatlı bir nasihat, hâl ile yapılan bir tebliğ, en güzel merhamet tezâhürüdür.
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-11-19, 07:17 #1122
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }


  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-11-19, 09:06 #1123
marifetyolcusu marifetyolcusu çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }


Cenâb-ı Hak; “Rahmân, Rahîm”, çok merhametli.Efendimiz’i de “raûf ve rahîm” buyruluyor; çok merhametli, çok şefkatli… (Bkz. et-Tevbe, 128) Yalnız Efendimiz için Kur’ân-ı Kerîm’de bu tâbir var, diğer peygamberler için yok. Demek ki Peygamber Efendimiz bütün peygamberlerin zirvesinde merhamette, zirvesinde şefkatte…

Yine Efendimiz buyuruyor ki:

“Ben diyor, İsrâfil Sûr’u üfürünceye kadar «ümmetî, ümmetî» diyeceğim buyuruyor, kabrimde.”(Bkz. Ali el-Müttakî,Kenzü’l-Ummâl, XIV, 414)

“Ümmetimin güzel hâlleri bana gelir, sevinirim, mesrur olurum. Menfî hâlleri gelince de istiğfar ederim onlar için, üzülürüm.”buyuruyor. (Bkz. Heysemî, IX, 24)

Biz bunun bir…

ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

(“Sonra o gün, verdiğimiz nîmetlerden sorulacaksınız.”[et-Tekâsür, 8])

En büyük nîmet… Bunun bir, en büyük nîmetin bir karşılığını ödemek… Bu da Rasûlullah Efendimiz’in yeryüzünde O’nun bir temsilcisi olabilmek. Cenâb-ı Hak; “siz yeryüzünde Allâh’ın şahitlerisiniz, Allâh’ın dînini temsil edersiniz, Peygamber de size şahit olsun” buyuruyor. (Bkz. el-Bakara, 143)

Demek ki vizeler hep Rasûlullah Efendimiz’den gelecek -inşâallah-. Onun için -inşâallah- salevât-ı şerîfe ile başlayalım:

Ol Seyyidü’l-Kevneyn, (iki cihan efendisi)Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

Ol Rasûlü’s-Sekaleyn (insin ve cinnin peygamberi)Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

Ol İmâmu’l-Harameyn (Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’nin imâmı)…

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

Ol Ceddü’l-Haseneyn (Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz’in mübârek ceddi)Muhammed Mustafâ’ya salevât!..

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

Cenâb-ı Hak cümlemize Efendimiz’i yakından tanımayı nasîb eylesin -inşâallah-.

Demek ki bu Rabîulevvel ayı, bu Velâdet Kandili’ni idrâk edebilmek, her şeyden önce Fahr-i Kâinat Efendimiz’e ümmet olmanın sevincini, vecdini ve huzurunu gönlünde tutabilmek, O’nun izinden gidebilmek…

Rasûlullah Efendimiz, Cenâb-ı Hakk’ın insanda bir mûcizesi. Öyle bir mûcizesi ki, “Allâh’a yaklaşmayı umanlar, âhiret gününe yaklaşmayı umanlar, Allâh’ı çok çok zikredenler için üsve-i hasene, örnek şahsiyet, örnek karakterdir.” buyuruyor. (Bkz. el-Ahzâb, 21)

Yani Cenâb-ı Hakk’ın dünyada bir, insanda bir mûcizesi… Kıyamete kadar gelen bütün insanlara örnek.

Yani düşünün bir câhiliye toplumunda, bütün o câhiliyeye, hepsine bir örnek oldu. Değişik fıtratlara örnek oldu. Değişik fıtratları terbiye etti. Kıyamete kadar da kimin bir problemi varsa Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hayatında, asr-ı saâdette onu çözer. Çünkü Cenâb-ı Hak buyuruyor “üsve-i hasene, örnek şahsiyet”. Yani bir insanda mucize…

Kâinat, fiilde bir mucize. Kur’ân-ı Kerîm, kelâmda bir mucize. -Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise insanda bir mucize.

Hayatıyla canlı bir tefsir. Güzel ahlâkın en güzel timsâli. Kur’ân-ı Nâtık. Onun için Kur’ân’dan sonra dînin ikinci kaynağı.

Dolayısıyla Efendimiz olmadan, İslâm lâyıkıyla anlaşılamaz, derinliğine kavranamaz, İslâm’ın özü idrâk edilemez.

Üç vazifeyle Efendimiz teşrif etti:

Allâh’ın âyetlerini tebliğ etmek.

İkincisi; “وَيُزَكِّيهِمْ” insanların gönül âlemlerini temizlemek. (Bkz. el-Bakara, 129; Âl-i İmrân, 164; el-Cumua, 2)

Yani nefsânî arzular bertaraf edilecek, rûhânî… Kalpler, “Lâ ilâhe”; Allah’tan uzaklaştıran her şey kalpten silinecek. “İllâllah”; kalp, Cenâb-ı Hakk’ın cemâlî sıfatlarının mazharı hâline gelecek. Bu şekilde Cenâb-ı Hak’la bir dostluk meydana gelecek.

Üçüncü fasılda da “Kitap ve hikmet telâkkîsi”. Kur’ân-ı Kerîm ile kul derinleşecek.

Nasıl bir dalgıç, indiği her derinlikte değişik manzaralar seyreder; herkes de Kur’ân-ı Kerîm’in önünde aynı rahlede oturur, kalbinin takvâsına göre ayrı ayrı manzaralar seyreder. Ve hikmet, o kulda tecellî edecek.

Cenâb-ı Hak “عَلَّمَهُ الْبَيَانَ” (“Ona beyanı(düşünüp ifade etmeyi) öğretti.” [er-Rahmân, 4]) buyuruyor. Hikmetler, sırlar, isimler, Cenâb-ı Hak insana veriyor. Hikmetler, sırlar o kalpte tecellî edecek. Hikmet tecelli edecek. Yani derin insan olacak.

لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

(“…Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [Yûnus, 62])

Cenâb-ı Hak ile dost olan bir kul olmuş olacak. Cenâb-ı Hak, Rasûlullah Efendimiz’in terbiyesiyle bunu…“Beni Rabbim terbiye etti, ne güzel terbiye etti.” (Süyûtî,I, 12)

Bütün cihanın terbiyesine de Rasûlullah Efendimiz’i Cenâb-ı Hak vazifelendirdi.

Bizim için çok büyük bir nîmet. En büyük nîmet!

لَقَدْ مَنَّ اللهُ

(“Allah lûtufta bulunmuştur…” [Âl-i İmrân, 164])

İşte bu derinliğe kavuşan Hak dostları, Efendimiz’in nasıl bir idrâki içindeydi? Bunu ashâb-ı kirâmda görüyoruz en zirve olarak. “Yâ Rasûlâllah! Canım, malım, her şeyim Sana feda olsun.”diyordu. Yani dünya, gözlerinde küçüldü, âhiret ufku genişledi. Yani Rasûlullah Efendimiz’in bir teklifi, bir nîmet oldu ashâb-ı kirâma.

“Çin’e git.” dedi bir sahâbîye, Çin’e gitti. “Semerkand’a git.” dedi, Semerkand’a gitti. “Afrika’ya gir.” dedi, Afrika’ya gitti. Ve gitmesi de, yorulmadı, üşenmedi, bir enerjiyle…

Bu, nereden geldi bu güç? Rasûlullah Efendimiz’e olan muhabbetten geldi. Peki bu muhabbetin menşei nedir? عَمَلًا صَالِحًا yani “salih amel”ler. Rasûlullah Efendimiz’in her hâliyle, Rasûlullah Efendimiz’in hâliyle yaşayabilmek. Yani “takvâ”.

Takvâ nedir? Nefsânî arzuları bertaraf etme, rûhânî istîdatları inkişâf ettirme, ilâhî kameraların altında olduğumuzun;

وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ

“…Nereye gitseniz, Allah sizinle beraberdir (Rab sizinle beraberdir)…”(Bkz. el-Hadîd, 4) Bunun idrâki içinde olabilmek.

Hattâ;

وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

(“Biz ona şah damarından daha yakınız.” [Kāf, 16]) Şah damarından daha yakın. İçimizden geçenleri bir biz biliyoruz, bir de Cenâb-ı Hak biliyor. Söylemezsek kimse bilmiyor. Yani herkesten gizleriz iç dünyamızı, Cenâb-ı Hak’tan gizleyemeyiz.

Velhâsıl Rabbimiz bize -elhamdülillâh- en büyük Peygamber’i ihsân etti. İşte evliyâullah, ashâb-ı kirâm dâimâ bunun bir şükrânesi içindeydi.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretlerine güzel ifade eder Efendimiz’e, Kur’ân-ı Kerîm’e olan yakınlığını:

مَنْ بَنْدَهِ قُرْآنَمْ اَكَرْ جَانْ دَارَمْ

مَنْ خَاكِ رَهِ مُحَمَّدْ مُخْتَارَمْ

“Bu can bu tende oldukça Hazret-i Kur’ân’ın kuluyum-kölesiyim. Hazret-i Muhammed Muhtâr’ın mübârek yolunun toprağıyım.” buyuruyor. Nasıl bir ufuklar açılıyor. Ondan sonra bir Mesnevî meydana geliyor.

Kalbin en büyük sanatı; Rasûlullah Efendimiz’i okuyabilmek.

Haşr Sûresi’nde:

“…Rasûl size ne verdiyse alın, size neyi yasakladıysa ondan kaçının, Allah’tan korkun, çünkü Allâh’ın azâbı şedîddir.” (el-Haşr, 7) buyruluyor.

Yani Rasûlullah Efendimiz’i… Rabîulevvel ayının ihyâsı da Efendimiz’e olan bîatı tazelemektir. Ashâb-ı kirâm dâimâ bir bîat hâlindeydi.

Fetih Sûresi’nde:

“Muhakkak ki Sana bîat edenler, Allâh’a bîat etmektedir…”(el-Feth, 10) buyruluyor, yani Rasûlullah Efendimiz’e.

Neye bîat etti orada ashâb-ı kirâm ağacın altında?

“–Yâ Rasûlâllah dedi, Sen’in gönlünde ne varsa biz Sen’in gönlündekine bîat hâlindeyiz.”

Akabe bîatlarında yine Rasûlullah Efendimiz; Allâh’a bîat, Rasûl’e bîatı bildirdi, şartlarını bildirdi.

Abdullah Hazretleri dedi ki:

“–Yâ Rasûlâllah! Bu bîatın karşılığında ne var?” dedi.

“–Cennet var.”*buyurdu Efendimiz.

“–Yâ Rasûlâllah! O zaman biz bu akitten dönmeyiz, ne mutlu bizlere!” dedi. (Bkz. İbn-i Kesîr, Tefsîr, II, 406)

Onun üzerine; “mallarıyla, canlarıyla Cennet’i satın aldılar” âyeti indi, Tevbe Sûresi 111. âyet.

Velhâsıl Rasûlullah Efendimiz’e bîat ve bu bîati Rabîulevvel ayında hepimiz tazelemeliyiz.

Yine Bedir’de yine ayrı bir bîat oldu.

“–Biz dediler yâ Rasûlâllah, denize girsen arkandan biz de gireriz denize.” dediler. (Bkz. İbn-i Hişâm, II, 253-254)

Uhud’da Efendimiz biraz mahzun oldu.Hazret-i Hamza, yetmiş sahâbî şehid edildi, mahzun oldu. Ashâb-ı kirâm:

“–Yâ Rasûlâllah dedi, biz dedi şehîd olmaya bîat hâlindeyiz.” dedi.

İnşâallah bu Rabîulevvel ayı da bizim şevkimizi, aşkımızı artırır -inşâallah-.

Velhâsıl dîn, belli zamanlara mahsus bir merasim manzumesi değil, ömürlük bir takvâ hayatıdır.

Bu, nasıl riyâzat, bu şeyde bir riyâzat hâlindeydik Ramazân-ı Şerîf’te. İnşâallah bu Rabîulevvel ayında, bu sevgiyi, bu muhabbeti, hayatımızın bütün her safhasına -inşâallah- yaygınlaştırırız.

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96)

Cenâb-ı Hak -inşâallah- Rasûlullah Efendimiz’le kıyamet günü, o zor günde beraber olmayı ihsân eder -inşâallah-.

Efendimiz’i yalnız camide, umrede, kutlu doğum programında, sohbette hatırlamak kâfî değil; bunu evimizde, yavrularımıza karşı, onları Allah yolunda iyi yetiştirme, iş yerimizde, mektebimizde, çarşı-pazarda, hiçbir zaman Efendimiz’i unutmamak. Daimâ; “Acaba Efendimiz benim yanımda olsaydı, benim aile hayatımda, evlâtlarımı Allah yolunda yetiştirmekte, ticârî hayattaki dürüstlüğümde, ictimâî hayatta, İslâm’ı yaşamak, İslâm’ı yaşayarak temsil etmekte, Allah Rasûlü yanımızda olsaydı bana ne güzel tebessüm ederdi…” Ve bunun bir gayreti içinde bulunabilmek.

Nasıl bir talebe, “yok sınıf geçeyim” diye, “yok üniversite bitireyim” diye, büyük gayretin içinde; biz de ne kadar bir, Allah Rasûlü ile beraber olmanın, O’nu -inşâallah- O’nu bir tebessüm ettirmenin gayreti içinde olmayı Cenâb-ı Hak cümlemize nasîb eylesin -inşâallah-…
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-19, 07:17 #1124
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-19, 12:01 #1125
marifetyolcusu marifetyolcusu çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

Yunus Emre Hazretleri, asırlar boyunca, bir taraftan sıkıntılar içindeki yorgun ve muzdarip gönüllere tesellî ve ferahlık vererek, diğer taraftan da bolluk ve rahatlık içindekileri gaflet ve rehâvetten îkaz ederek âdeta bir mânevî denge ve istikâmet miyârı olmaya devam etmektedir.

Öte yandan, asrımızda yaşanan baş döndürücü maddî terakkînin beraberinde getirdiği küreselleşme, insanlığın dünya görüşünde, değerler manzûmesinde ve hayat tarzında da çok hızlı bir değişime sebebiyet verdi. Dünyayı âdeta kasıp kavuran materyalizm, pozitivizm ve kapitalizm; mânevî değerleri aşındırdı.

Millî ve mânevî değerlerden arındırılmış batılı eğitim sistemi ve küresel sermayenin emrindeki televizyon, internet ve medya ile, insana âdeta âhiretsiz bir dünya hayâli dayatıldı. Sırf maddî menfaatleri için çılgınca bir tüketimi teşvik eden, nefsânî arzuları tahrik eden bu seküler yapı, insanı âdeta yaşamak için çalışmak yerine, çalışmak için yaşayan bir robot hâline getirdi.

Selde sürüklenen kütükler misâli, bu hayâsızca akına direnemeyen nice insan, asıl hayat olan âhireti unuttu. Bunun neticesinde de maddenin fâili değil, nesnesi hâline geldi. Servetin sahibi olmaktan çıkıp, kuklası oldu. Ekonomi çarklarının dönmesini sağlayan bir dişliden farksız duruma düştü.

Allâh’a kulluk gibi ulvî bir gaye için yaratılmış olan insanın, dünyevî, nefsânî ve süflî menfaatlere âdeta kul-köle edilmesi de onu rûhî buhranlara, mânevî tatminsizliğe, yalnızlık ve boşluk duygusuna, stres ve depresyonlara sürükledi.

İşte bugün, bâtıl inanç ve fikirlerin karanlıkları içindeki gönüllerde îman ışığı yakan, kalplerde Allah sevgisi uyandıran, yaratılana şefkat ve merhamet nazarıyla bakabilmeyi telkin eden, Yunus gönüllü âriflere, her zamankinden daha büyük ihtiyaç var. Gönül darlığından kurtuluş çareleri arayanlara, Hak dostlarının söyleyeceği çok söz var. Yunus’u,Yunus Emre Hazretleri yapan kültüre, terbiyeye, irfâna, vicdâna, mânevî değerlere bütün insanlığın ihtiyacı var.

Şimdi gelin, o Hak dostunun her biri irşad hazinesi olan şiirlerine gönül verelim. Onun mânâ dergâhına bir tefekkür ziyaretinde bulunalım. O rahmet dergâhından insanlığa verilen mesajı duymaya ve muktezâsına uymaya gayret edelim:

Yunus Emre Hazretleri buyurur:

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır?

[Kul için her şey, ilâhî kudret ve azamet karşısında haddini bilmekten, yani kendi hiçliğini idrakten sonra başlar. Sır ve hikmetler, insana ancak bu idrâke erdikten sonra açılır. Bunun içindir ki:

مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ

“Nefsini bilen, Rabbini de bilir.” denilmiştir.

Yani kendi yokluk, hiçlik ve âcizliğini lâyıkıyla kavrayan bir kul; Rabbinin varlığını, birliğini, kudret ve azametini derinden idrâk eder. İnsan; kendisini yoktan var eden, rızıklandıran, nîmet veren sahibini tanıdığı zaman,“…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” âyetinde işaret edilen, gerçek mânâda “bilen”lerden olur. O zaman kendi cüz’î irâdesini, Rabbinin küllî irâdesine cân u gönülden râm edebilmeyi, canına minnet bilir. Hakîkî mânâsıyla kulluk da bu merhaleden sonra başlar.

Dolayısıyla gerçek câhil, eline hiç kalem-kâğıt almamış olan değil; çantası diploma tomarlarıyla dolu olsa bile, Rabbinin azameti karşısında kendisinin bir “hiç” hükmünde olduğunu idrâk edememiş olandır. Nefsinin gurur ve kibrinden dolayı âdeta gönül gözü âmâ olandır.

Cenâb-ı Hak, insana olan merhametinden ötürü, her vesîleyle hidâyet imkânları sunuyor, kulunu Cennet’e davet ediyor. Bunun için peygamberler gönderiyor, kitaplar gönderiyor; zerreden küreye sayısız kudret ve azamet tecellîleriyle dolu olan kâinâtı, bir hikmetler ve ibretler meşheri hâlinde kullarının gözleri önüne seriyor. Tâ ki insan nereye baksa, orada Cenâb-ı Hakk’ın kudret nişânelerini görebilsin. Kendine baksın, toprak terkibine baksın, atmosfere baksın; her gördüğü şeyde ilâhî sanatın eşsizliğini hayranlıkla temâşâ etsin…

İşte gerçek ilim, Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz lûtfunu ve sayısız nîmetlerini görüp O’na şükran duyguları içinde yaşamaktır.

Meselâ bir bardaktan su içerken düşüneceğiz: Su, 2 hidrojen 1 oksijenden oluşuyor; biri yanıcı, diğeri yakıcı. Hâlbuki Cenâb-ı Hak, o su ile bütün mahlûkata hayat bahşediyor.

Su, yeryüzünde sayısız mahlûkâtın içinden geçerek kirlenince, Güneş ışınlarıyla buharlaşıp semâya çıkıyor. Orada âdeta filtreden geçip temizleniyor, yine yeryüzüne rahmet olarak iniyor. Yeryüzü yaratıldığından beri, bu devr-i dâim acaba kaç sefer gerçekleşmiştir? Bir bardak suyun mâcerası, yani nereleri dolaştığı, kaç kez semâya çıkıp indiği yazılmak istense, ciltler dolusu kitap olur.

Su, istifâde ettiğimiz sayısız nîmetlerden sadece biri. Âyet-i kerîmede;

“Allâh’ın nîmetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız…”(en-Nahl, 18) buyruluyor.

İçtiğimiz su, soluduğumuz hava, yediğimiz gıda, velhâsıl farkında olduğumuz ve olmadığımız bütün nîmetler; Cenâb-ı Hakk’ın, şükründen âciz kaldığımız muazzam lûtuflarıdır.

Mü’min, dâimâ bunları ihsân eden Cenâb-ı Hakk’ı hatırlayacak; “Aman yâ Rabbi!” diyecek. Böylece; Rabbine hamd, şükür, zikir ve abd-i âcizlik içinde bir kulluk hayatı yaşayacak.

Düşüneceğiz ki bizler bu dünyaya “arz-ı endâm” için gönderilmedik. Yani nâil olduğumuz nîmetlerle şımarıp büyüklenmek ve taşkınlık yapmak için gönderilmedik. Bilâkis kendi hiçlik, yokluk ve acziyetimizin farkında olarak, huzûr-i ilâhîye yüz sürmek ve “arz-ı hâl” etmek için geldik. İşte bu kalbî kıvamı tahsil etmek için, bu dünya dershanesinde bulunuyoruz. En mühim tahsil de, kalbe bu terbiyeyi verebilmektir.

Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -rahmetullâhi aleyh-, sohbetlerinde asıl ilmin, Allah Teâlâ’nın kudret ve azametini kalben hissederek kendi hiçliğini müdrik hâlde yaşamak olduğunu ifade ederlerdi. Bu ilme sahip olmanın şerefini sık sık hatırlatırlardı.

Bir gün ziyaretine gelenlerden biri, hem Hazret’in duâsını almak hem de yeğenlerini tanıştırmak istemişti. Huzûruna girip el öperken;

“–Efendim! Bu delikanlılar Amerika’da okuyup mühendis oldular. Duâlarınızı istirhâm ederiz!” diyerek yeğenlerini takdim etti.

Sâmi Efendi Hazretleri ise mânidar bir tebessümle onlara:

“–Fakir de Dâru’l-Fünûn mezunuyum. Fakatasıl tahsil, mârifetullâh’ın tahsilidir!” buyurdu.

Bu sebeple her mü’min, dünyevî olarak hangi tahsili yapmış olursa olsun, mârifetullah’tan nasîb almalı, kalben Cenâb-ı Hakk’ı tanımalıdır. Kırıntı kabîlinden dünyevî bilgileri, hayatının esası zannetme gafletinden kendini korumalıdır.

Velhâsıl insan, fânî hayatında on tane fakülte bitirse, binlerce kitap okusa, fabrikalar kursa, fakat kendi özüne yabancı kalmışsa, yani kulluğunun farkına varamamışsa, bu dünyada var oluş gayesinden bîhaber yaşıyor demektir.

Mesajı son düzenleyen marifetyolcusu ( 02-11-19 - 12:04 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-11-19, 07:20 #1126
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-11-19, 07:17 #1127
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-11-19, 07:28 #1128
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-11-19, 07:16 #1129
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-11-19, 07:30 #1130
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-11-19, 07:33 #1131
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-11-19, 11:23 #1132
marifetyolcusu marifetyolcusu çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

Helal kazanmak kadar , helal yolda harcamak gerekir...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-11-19, 07:21 #1133
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-11-19, 07:41 #1134
Ernesto Ernesto çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

Ne güzel düşünce ;

'' Kadere olan rızamız diyor,
Yazana olan sevdamızdandır '' ...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-11-19, 07:35 #1135
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-11-19, 13:11 #1136
E y v a l l a h E y v a l l a h çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-11-19, 07:27 #1137
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-11-19, 07:20 #1138
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-11-19, 07:25 #1139
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-11-19, 07:23 #1140
Asitane_ Asitane_ çevrimdışı
Varsayılan C: Günün Mesajı { Sürekli Güncel }

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 05:20
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2019