Eski 16-05-05, 19:31 #1
starmaster starmaster çevrimdışı
66 Aşk Oykuleri....

Romantik Sevgili

Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm. O ise beni sadece bir iş arkadaşı olarak görüyordu. Hatta bir seferinde, kız arkadaşıyla kavga etmiş ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi rica etti. Göz yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barğıması için ikna etmeye çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya yanaşmıyordu. Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.
Aradan birkaç hafta geçmişti. Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat 22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun’du. Mesaj şöyleydi.
-Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et.
Bu mesaj beni beynimden vurmuştu. Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar yastığımda acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı.
İşe giderken ayaklarım beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatımda ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim. Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, iyi günler dedikten sonra hemen konuya girdi.
-Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun.
Elindeki telefon numarasını bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa;
-Haldun seni hayatını paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini kabul et. İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor.
Dememi istedi. Masama;
-Bu emeğinin karşılığı değil ama,
diyerek küçük bir hediye paketi bıraktı. Elimdeki telefon numarasını çevirmeye başladığımda parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan da kutuyu açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan aldı. Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı tutamadım ve boynuna sarıldım.

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-05-05, 19:58 #2
starmaster starmaster çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Aşk Oykuleri....

"İşte, bu dünya bu kadar!" dedi. Elimi tuttu, beni de çekmeye çalıştı.
Ben direnince hemen bıraktı, kırılmıştı. "Doğru, senin gibi üstün bir
insanın, bir dünya insanının bizim yanımızda işi yok. Bir birer
çapulcu parçasıyız.
Biz buraya itilmeye mahkumuz, çünkü içimizde kötülük yok. Dünya, iyi
değil ki bize yer versin, bizi barındırsın!"
Dünyada kötü olmadan iyinin olmayacağına inandığımdan, bir süre derin
düşüncelere daldım. Fazla iyi olduğumuzdan, içimize kötülüğü kendimiz
aşılıyor olabilir miydik? Belki çevreye zarar vermiyoruz, fakat
içimizde bir kötülük ağacını günden güne yeşertiyoruz. Kin, nefret
kusuyoruz, kendi içimizde.
Bunları ona söylemedim.
Kırılmıştı.
Her zamanki gibi.
"Bu dünya kötü, yaşanmaya değmez! Bak, buradan, bu uçurumdan tüm
dünyanın pisliğini görebiliyorum! İnsanlar küçük, aşağılık.
Dünyayı kötü yönetiyor. O yüzden bize yer yok!"
Kendini melek sanıyordu.
"Bir iyi insan sen mi kaldın? Önyargıların seni bu hale getirdi!
Dünyanın kötü olduğuna kendini inandırıyorsun, hal böyle olunca sen ve
diğer "uçuruma tutunanlar", sizler, tek iyi insanlar oluyorsunuz.
Yanlış!"
"Anlamıyorsun, çünkü sen de bu pis düzenin parçası olmuşsun! Burada
yaşamayı kabul edecek cesaretin yok!"
Burası dediği, pis bir uçurum kenarıydı.
Oradan, yalnızca aşağıdaki köyün evlerinin birkaç damını küçük ve kara
noktalar halinde görebildiği için, dünyayı siyahtan ibaret, küçük ve
boş sanıyordu. Belki de, boşluğun sakinliğini sevmişti. Aşağıdaki
uçsuz boşluk iyi, yukarıda bacası tüten evler kötüydü.
Kırılmıştı.
Kötülükle, saf kötülükle savaşmak yerine, aklında kendine "kötüler"
yaratmıştı ve onlardan kaçıp bu uçuruma sığınmıştı. Bunu görmek
istemiyordu. Çünkü, her şeyini bir kenara bırakmış, bazısını uçurumdan
yuvarlamıştı ve tek sığınağı şimdi bu uçurumdu.
Ben ise yalnız bir şeyi anladığım için, uçuruma düşmekten
kurtulmuştum. Belki uçuruma dahi olsa tutunamıyordum, fakat
biliyordum. Dünyada kötüler yoktu. Kötülük vardı ve her şey zıddıyla
var olduğu gibi, iyilik de yalnız kötülükle beraber var olabilirdi.
Hem, iyilik ve kötülük nedir ki?
"Kötüler" dediklerimiz, tamamen bizim çıkarımlarımız neticesinde
ulaştığımız, önyargı ile yarattığımız sanal kişiliklerdir.

Bizim içimizdeki kötülük ne kadar fazlaysa, etrafımızda o kadar çok
"kötü" görürüz!
Yok edilmesi gereken kötülüktür, kötüler değil. İnsanoğlu, kötü
olamayacak kadar zayıftır, ve dünya, kötü olamayacak kadar
karmaşıktır. Her ikisi de siyah veya beyaz değil, ancak gri olabilir.

Bir daha elimi tutmayacağını biliyordum. Küçüklükten beri ağlamaya,
fakat hep kendi kendine ağlamaya, birinin gelip onu o halde görüp
"neden ağlıyorsun" demesine alışmıştı. Uzun süre kendini
gizlediğinden, ördüğü duvarlarda yaşadığından, kimse onun
hıçkırıklarını duymamıştı. Şimdi ise uçuruma karşı bağırıyor, birinin
gelip "neden bağırıyorsun?" demesini bekliyordu.

Onu çıkarmaya çalıştım. Elimi uzattım. Fakat elimi tutmadı.
Dışarıdakileri kötü olarak görüyorken, dışarıdan gelen bir eli nasıl
kabul edebilirdi? Onun çıkmazı da buydu, sanırım. Bir el bekliyordu,
fakat uzanan her eli pis gördüğünden, ancak yanındakilerin, kendi gibi
olanların ellerini kabul edecek durumdaydı. Fakat o ellerin durumu da
kendinden farksızdı.
Yine de onu çıkarmaya çalıştım. Evet, denedim. Ben suçlu değilim. O,
kendi seçimini yaptı. Böyle olmamalıydı. Böyle olmamalıydı. Keşke
böyle olmasaydı! Keşke yanındaki o elleri, tutup atlamak için değil,
keşke yuvarlanmak, parçalanmak için değil, sonsuz ıstırap için değil,
karanlık, boşluk için değil, keşke tırmanmak için kullansaydı!
...

...İşte, yine bir şüphe belirdi aklımda!
O, o nefretle uçurumdan kurtulsaydı, halka filminde kuyudan çıkan
küçük kızdan, o canavardan, ne farkı olacaktı?
Kötü gördüğü dünyaya ulaşmaktansa, iyi gördüğü karanlık boşluğa atladı.
BOŞLUKTA İYİLİK BARINAMAZ!
İyilik ve kötülük, dünyada barınır! İyiliği isteyen onu dünyada,
insanlarda aramalı, karanlıkta değil!
KARANLIK, KÖTÜLÜKTEN ARINAMAZ!
İyilik istiyorsa, dünyaya geri dönmeliydi!
Karanlığı seçmemeliydi!
Karanlık kötüdür. Karanlığı istemiyorum. Işığı söndürmeyin!
Karanlığı getirmeyin! Söndürmeyin!
Söndürmeyin...
Söndürmeyin..
Lütfen...
Söndürmeyin...
.karanlık.
...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-05-05, 01:08 #3
MeLiSa MeLiSa çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Aşk Oykuleri....

teşekkurler arkadaşaım güzel hıkayeler yazıyorsun ilgiyle izliyorum saoalsın
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-05-05, 01:12 #4
dinyeper1987 dinyeper1987 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Aşk Oykuleri....

İlkini okudum çok süper yaw...Çok saolasın hocam.. İkincisinide yarın okurum... Çok uzun
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-05, 08:16 #5
DCPP DCPP çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Aşk Oykuleri....

ellerine sağlık dost
süper hikayeler
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-05, 12:49 #6
ZaS ZaS çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Aşk Oykuleri....

eyvallah dostum hakkatten çok güzellerdi

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 02:00
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz.