Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 28-06-06, 20:32 #1
aviator aviator çevrimdışı
Post Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'




'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

İsmail AKKAYA/KONYA, (DHA)

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz, islam dininde başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin bulunmadığını ileri sürdü. Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, Yahudi geleneğinin İslamı etkilediğini iddia etti.

Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün İslam dininin bir emri olmadığını savunarak, bu konuda şu görüşleri ileri sürdü:

“Dini temeller bakımından başörtüsü, kesinlikle dinin bir emri, ya da farz ibadeti değildir. İnançla da ilgili uygulanan bir ibadet olmadığı halde, sanki dini bir emirmiş ve farzmış gibi yansıtılıyor. Başörtüsü takılmadığı takdirde de, dini yönden büyük cezaları varmış gibi hareket ediliyor.

Burada, siyasi ve sosyal anlamda çözüme ilişkin kamusal bir dinsellik yaratılmıştır. Normalde başörütüsü ile ilgili olduğu belirtilen ayetlerde Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59’uncu ayetlerinde, sadece bir tanesinin başötüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor. O da Arapların, İslam öncesinde başlarına taktıkları örtünün çeki düzeni ile ilgili bir ayettir. Daha önce Arap kadınlarının göğüsleri ve pek çok bölgeleri açıktı.

Hatta Kabe’yi bile çıplak tavaf ederlerdi. Çıplak tavaf etmenin bir fazilet olduğunu düşünürlerdi. Örtünme ayetleri, gerek kadının, gerekse erkeğin her ikisine birden geçerlidir. Temel, kaba avret yerlerinin açık olmasından dolayı toplum içinde hoş karşılanmayan kaba avret yerlerinin (ön ve arkalarını) ve kadınların göğüslerinin örtülmesine yönelik emirlerdir.

Ama son dönemlerde başörtüsü siyasallaştığı için, kamusal bir dinsellik yaratıldığından dolayı, insanın temel örtünmesine ilişkin ayetleri, tamamen başörtüsü simgesinde toplamışlar ve bunun bir farz ve emir olduğu söylenmiştir. ‘Başörtüsüne özgürlük ve kadına özgürlük’, tamamen siyasi ve sosyolojik bir hadisedir. Başörtüsünün farz olduğunu kimse iddia edemez.”

‘KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, HIMAR GEÇİYOR’

Kuran da başörtüsü ifadesinin yer almadığını savunan Doç. Dr. Filiz, “Kuran-ı Kerim’de sadce ‘Hımar’ kelimesi giçiyor. ‘Hımar’ kelimesi, normal bir örtüyü ifade etmektedir. Başörtüsünü değil. Giysi sıkıntısının çekildiği, hatta çıplak ibadet edildiği dönemde, Kuran’ı Kerim’in söylediği şuydu: ‘Nasıl Hz. Adem ile Havva’nın cennet açıldığında ön ve arkaları açılınca, doğal olarak, kendi yaratılışları icabı örtündülerse, siz de öyle örtünün’ demektedir. Yoksa başınızı, saçınızı örtün, örtmediğiniz takdirde yaptığınız haramdır anlamına gelmez.” dedi.

‘KADININ İNSAN OLDUĞUNU HAZMEDEMEDİK’

Doç. Dr. Filiz, “Başörtüsü söyleminin arkasında yatan unsur; İslamın, insana ve kadına vermiş olduğu hak ve şeref payesini, henüz islam toplumu içine sindirebilmiş değildir.

Kadını, insan diye görmeyen kültürden gelen müslümanlar, henüz daha islamın, kadını insan olarak görmesi emrini hazmetmiş değiller. Hala daha akademik seviyede bile cariyeler ve hür kadınlar şeklinde ayrımlar vardır. Hatta, deniyor ki, “Hür kadınlar örtünür de, cariyeler örtünmez.’ Peki kim bu cariyeler, denince. Buna cevap yok. Burada başörtüsünün, belirli sınıfa ait hür kadınların, bir simgesi olarak gösterilmesi ve başını açanların ise kadın bile sayılmadığı söylemleriyle karşılaşıyoruz.” dedi.

Hz. Muhammed’in de başörtüsü ile ilgili net bir hadisinin bulunmadığını belirten Filiz, başörtüsü ile ilgili olan rivayetlerin birbiri arasında çelişki içerdiğini söyledi.

‘YAHUDİ GELENEĞİ İSLAMI ETKİLEDİ’

Başörtüsünün Yahudi geleneği olduğunu da anlatan Doç. Dr. Filiz, Tevrat ve Talmud’da başörtüsü ile ilgili ayetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yahudi geleneğini inceledim. Yahudilerde, ‘Başörtüsüz kadınlar iffetsizdir, namussuzdur. İffet ve namusun korunmasının ölçüsü baş örtüsüdür.

Baş çirkindir, örtülmesi gerekir. Başörtüsüz hiçbir kadın dışarı çıkmamalıdır’ denilmektedir. Yahudi geleneği direkt olarak islamı etkilemiştir. Yoksa islamda başörtüsü kesinlikle söz konusu değildir. İslamda, oruç tutmadığınızda, tutmadığınız oruçu ya sonradan tutarak telafi edersiniz, ya da parasını ödersiniz.

Başörtüsü, örtemeyenler ile ilgili kesin bir ceza yoktur. 76 tane temel farzdan bahsedilmektedir. Bu 76 farzda kesinlikle başörtüsü geçmemektedir. Kesin bir dini emir diyeceksiniz ve yapmayan hakkında da bunun bir cezası yok diyeceksiniz. Allah ile kul arasında diyeceksiniz. Allah ile kul arasında ise, kamusal alana dinsellik taşınmak isteniyor. Dinsel kanıtlarda dil oyunu yapılıyor.”

Hürriyet İnternet
__________________
 
Eski 28-06-06, 20:55 #2
alimamak alimamak çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'


Konunuz Onaylandı.
 
Eski 28-06-06, 21:17 #3
decantee decantee çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'


Evet, oruç, sünnet, domuz eti yememe ve diğer bir çok şey gibi, bu da yahudilikten geçmiştir bence...

(bakın bencenin altını çizdim, bu benim kişisel fikrim, kimseye empoze etmeye çalışmıyorum, beni vaz geçirmeye de çalışmayın, alıntı yaparak cevap da yazmayın mümkünse)
 
Eski 28-06-06, 21:49 #4
xcopy xcopy çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Kestirip atmışsın alıntı yapmayın diye ama "bence" demek bazı konularda dinden çıkmayı gerektirir... Sen bunu göze almışsın o zaman...
Birşey daha var; Oruç, Sünnet, Domuz etinin haram olması, örtünme gibi bazı vecibeler zaten diğer dinlerde de var olan şeyler idi, fakat ne Musevilik ne de İsevilik bugüne dek bozulmadan gelebilmiş değildir...
Bazı yorumları yaparken fetva verircesine değilde ölçerek, tartarak yap...
Bence...
 
Eski 28-06-06, 22:04 #5
decantee decantee çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen xcopy Mesajı Göster
Kestirip atmışsın alıntı yapmayın diye ama "bence" demek bazı konularda dinden çıkmayı gerektirir... Sen bunu göze almışsın o zaman...
Birşey daha var; Oruç, Sünnet, Domuz etinin haram olması, örtünme gibi bazı vecibeler zaten diğer dinlerde de var olan şeyler idi, fakat ne Musevilik ne de İsevilik bugüne dek bozulmadan gelebilmiş değildir...
Bazı yorumları yaparken fetva verircesine değilde ölçerek, tartarak yap...
Bence...
e hem bana kızmışsın, hem aynı şeyleri söylemişsin,,,
Müslümanlıktan önce varmış diyorum ben de, sen de aynısını diyorsun,,
din öyle senin konuşmanla girilen çıkılan bir şey değildir hem..onun muhakemesini ne sen ne başkası yapabilir, ve burada tartışabilir.
Merak etme, ölçtüm, tarttım da yaptım yorumlarımı, burada ince bir nokta var, sen galiba anlamamışsın, ben kimseyi rencide etmek de istemem, fikirlerimi kimseyle burada tartışmak da istemem, yazdığım şeyden birisi rahatsız olup, belirtirse silerim de mesajımı, oradaki bence o manada.
 
Eski 28-06-06, 22:36 #6
KANTURAOGLU KANTURAOGLU çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Bu ana bilim dalı başkanı saçmalamış bence...her şeyi de çok iyi bilirler.Bu kuran ı kerim herkesin yorumuna göre değişmez...bu konuda kendilerini ispatlamış tefsir alimleri hadis alimleri var,tutup da onun bunun desteğiyle üniversitenin birinden bir paye edinen adama mı inanacak bu millet o kadar alim varken???bu gitsin karısına söz geçirsin anlatsın,gerisine de karışmasın,ortalığı bulandırmasın,zira kurt puslu havayı severmiş,zaten bekliyenler var köşelerinde...
 
Eski 28-06-06, 22:39 #7
alpia alpia çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

agzı olan konuşuyo, olmayan ...
 
Eski 28-06-06, 23:20 #8
illegaltürk illegaltürk çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Ya sonuçta Evet Museviliğide, Hirsitiyanlığıda kabul ederiz çünkü onlarda semavi dindir . Ama maalesefki ilk gelidiği gibi kalmamıştır, bozulmuşlardır yani . Şu anda yeryüzünde bozulmadan kalan tek semavi din İslam dır. Ve zaten Ayettede belirtilmiştir bu .Onun için Tevratta da başörtüsü olamsı normaldir yani.

"Hiç şüphesiz Kur'an'ı biz indirdik. Ve muhakkak onu koruyacak olan da biziz." (Hıcır, 9.)



Bende bir yerden alıntı yaparak şunları eklemek isterim .

Alıntı:

4 Büyük Kitab





Tevrat:

Hz. Musa'ya verilmiştir. Tevrat, ibranice bir kelime olup "kanun, şeriat, buyruk" anlamına gelir. Allahu Teala Tevrat'ı bir hidayet ve nur içeren, hak ile batılı biribirinden ayıran, ilahi hükümleri açıklayan bir kitap olarak indirdiğini beyan etmiştir. (Bakara, 53; En'am, 91; A'raf, 45, Hud, 17; Enbiya, 49) Tevrat, İsrailoğullarına bir hidayet rehberi ve nur yapılmıştır. Kur'an'ın haber verip tasdik ettiği Tevrat bu sıfatları taşımaktadır. (Al-i imran, 3-4; Maide, 44; İsra, 2) Mü'minlerin iman ettiği Tevrat da budur. Ancak, Yüce Rabbimiz Yahudi alimlerinin Tevrat'ı okuyup anladıklarını, sonra, da bilerek onu değiştirdiklerini, maddi çıkar ve itibar için manalarını bozduklarını, bir kısmını sildiklerini, ona yeni eklemeler yaptıklarını, bazı ayetleri gizlediklerini haber vermiştir. (Bakara, 75-79; Maide, 13-15)

Bugün Yahudilerin elinde bulanan bu Tevrat'a "Ahd-i Atik" denmektedir. Manası "eski zamandaki hükümleri içeren kitab" demektir. Bunca değişme ve ekleme ile meydana gelen bu kitaba ilahi kitab dememiz mümkün değildir. Bir takım, insanların ortaya koydukları yalan yanlış fikirlere ve tarihi bilgilere Tevrat ismini vermeleri onu hak yapmaz ve bizim ona iman etmemiz gerekmez. Aynı şey "İncil" üzerinde de yapılmıştır. Allahu Teala böyle yapanları lanetlemiş ve kendilerine azap hazırlamıştır. Kendi kitaplarnı inceleyen Yahudi ve Hrıstiyan ilim adamları onlarda yapılan bu haksızlıkları ve yanlışları açıkça görüp itiraf etmişlerdir. Bu halleriyle onların değiştirildiği ve ilahi olma hüviyetlerini kaybettiği kesindir. (Geniş bilgi için bkz: Ömer Faruk Harman, Ahd-i Atik, DİA, l, 495-496; Hasan Cebenneke el-Meydani, el-Akidetü'l-islamiyye, 559-588)

Bugünkü Tevrat ve incil konusunda İslam'ın görüşü şudur:

1- Her iki kitap da insanlar tarafından değiştirilmiş, aslı bozulmuş, içlerine hak olmayan şeyler katılmış, içlerinden bazı ilahi haber ve hükümler çıkarılmıştır. Bu iş para, menfaat, itibarını koruma ve keyfi arzular için yapılmıştır.

2- Her iki kitapta da aslına uygun hüküm ve haberler mevcut olabilir. Bunun için, Kur'an ve sünnet Tevrat, İncil ve diğer kitaplardan neyi tasdik ediyorsa biz de onların doğru oldukların tasdik ederiz. Kur'an ve sünnetin yalanladığı şeyleri biz de yalanlar ve reddederiz. Kur'an ve sünnetin sukut ettiği şeylerde, biz de sukut ederiz. Onlarda doğruluk payı bulunduğu için ihtiyatla yaklaşırız. Kısaca bizler, Allahu Teala'nın peygamberlerine indirdiği bütün kitap, sahife, hüküm ve haberlere iman ederiz, insanların kendi kafa ve keyiflerinden ortaya attıkları ve din diye halka sundukları fikir, söz ve hükümleri reddederiz.

3- Mevcut inciller içinde ilahi kelamdan bazı parçalar bulunabileceği için o kitaplara hürmet edilip baş üstüne konmasa da, hakaret edilip ayak altına da atılmaz. Ancak edebince yanlışları ortaya konur, insanlar uyarılır. Ölçümüz Hz. Kur'an ve sünnet olduktan sonra önümüze gelen her fikrin doğru mu yanlış mı olduğunu rahatlıkla tesbit edebiliriz. Çünkü Allahu Teala Hz. Kur'an'ı hem önceki hak kitapları tasdik edici, hem de kontrol edici olarak göndermiştir."( Maide, 48)

Zebur:

Hz. Davud'a (a.s) verilmiş ilahi bir kitaptır. Zebur, Tevrat'tan sonra gönderilmiştir. Allahu Teala, Kur'an-ı Hakim'de: "Biz Davud'a Zebur'u verdik." (Nisa, 163; Isra, 55.) buyurmuştur. Bunun için bizler, Cenab-ı Hakk'ın Hz. Davud'a (a.s) Zebur isminde bir kitap indirdiğine iman ederiz.

Zebur, yazılı kitap manasınadır. Zebur, bir takım ilahi münacaat, yalvarış, öğüt ve itikadı' hükümlerden ibarettir. Yahudiler, onu da tahrif edip değiştirmiş, aslını bozmuşlardır. Bu haliyle Ahd-i Atik'in sonuna ilave edilmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi, IX, 682) Kur'an-ı Hakim'de Hz. Davut'tan onaltı defa bahsedilmiş, fakat Zebur'daki hükümler hakkında fazla bilgi verilmemiştir. Yanlız, bir ayet-i kerimede Zebur'da bulunan ilahi bir hüküm şöyle belirtilmiştir:

"Andolsun biz, Tevrat'tan sonra. Zebur'da da şunu yazdık: Hiç şüphesiz yeryüzüne ancak salihler varis olacak." (Enbiya, 105)

İncil:

Hz. İsa'ya (a.s) verilmiş ilahi bir kitaptır. Hz İsa (a.s) da İsrailoğullarına gönderilmiş bir peygamberdir. Allahu Teala, Hz. İsa'ya İncil'i verdiğini beyan buyurmaktadır. Aynı ayette İncil'in kendisinden önce gelen Tevrat'ı tasdik eden, içinde hidayet ve nur bulunan bir kitap olduğu belirtilmektedir. (Maide, 46)

İncil, müjde manasındadır. Kur'an-ı Hakim, Hz. isa'nın bir vazifesinin de kendisinden sonra gelecek Ahmed ismindeki peygamberi müjdelemek olduğunu beyan ediyor. (Saf, 6)

İncil de Hrıstiyan alim ve papazları tarafından tahrif edilmiş, aslı bozulmuş, içine bozuk itikadlar sokulmuş, yanlış haberler eklenmiş, Hz isa ve annesi Hz. Meryem hakkında aklın ve dinin kabul etmeyeceği hükümler yazılmış, biribirinden farklı olan birden fazla İncil ortaya konmuştur. Bu haliyle ortaya konan kitaplar, Allahu Teala'nm Hz. isa'ya indirdiği ve bizim hak olduğuna iman ettiğimiz kitabın dışındaki kitaplardır.

Bugün Hrıstiyanların elinde bulunan kitaba "Ahd-i Cedid" ismi verilir. Bütün önceki kitaplara topluca "Kitab-ı Mukaddes" denir. Önceleri İncil adıyla yüzlerce kitap ortaya çıkmıştı. Her grubun bir kitabı vardı. Bu yüzden Hristiyan alemi tam bir kargaşa yaşıyordu. Allahu Teala'nm Hz. İsa'ya gönderdiği incil kitabı bir tane iken, İncil adıyla ortaya konan yüzlerce kitap ortalığı iyice karıştırmıştı. Kilise buna bir çare bulmak istedi. Sonuçta Bizans İmparatoru Kostantin, miladın 325 senesinde, iznik şehrinde bir ruhani meclis topladı. Bu meclis, günlerce tartıştı, sonunda yüzlerce İncil içinden dört tanesini tesbit etti ve bu kitaplar Hristiyanlığın esaslarını belirleyen kitaplar oldu.

Bu inciller "Yuhanna", "Meta", "Luka", "Markos" isimleri ile anılan incillerdir. Bu incillerin ortak özelliği, Hz. İsa'nın (a.s) Allah'ın oğlu ve bir parçası olduğunu ifade etmeleridir. (Abdurrahman el-Meydani, el-Akidetü'l-islamiyye, 578-579)

Bunlardan başka bir de "Bernâbâ" İncili vardır ki, asıl İncile uygun hüküm ve haberler içeren en tutarlı incildir. Bernâbâ İncilinde Hz. İsa (a.s) ilah olarak tanıtılmaz; onu sadece Allah'ın kulu ve peygamberi olduğu belirtilir. Hz. Muhammedin geleceği müjdelenir, Hz. İsa'nın asılmayıp göğe çıkarıldığından bahsedilir. Bunun için kilise onu incil listesine almamıştır, Hristiyanlar ona fazla rağbet etmemiştir. Çünkü o gerçekleri yazmaktadır. Hristiyanlar ise gerçeklerden kaçmakta, hak ile batılı biribirine karıştırmakta, Hz Muhammed'in davetine yanaşmamaktadır. (Abdurrahman el-Meydani, a.g.e, 574-575)



Kur'an-ı Kerim:


İslam Dini'nin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Allahu Teala'nın onu son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz'e indirmiştir. Kur'an-ı Kerim, bütün insanlığa gönderilmiştir. Son ilahi kitaptır. Kendisinden önceki bütün hak kitapları tasdik eder. Onları kontrol eder. Onlardan misaller verir. Hepsinin ortak hükmünü ve hedefini hatırlatır. Bütün ilahi dinlerin ortak hükmü şudur: "Allah'dan başka kendisine tapılacak ilah yoktur. O birdir, eşi benzeri yoktur; O alemlerin rabbidir. Mülkün asıl sahibi O'dur. Hayat ve ölüm O'nun elinde ve iradesindedir. Sadece O'na kulluk edilir."

Kur'an-ı Kerim'in en temel özellikleri şunlardır:

1- Kur'an-ı Kerim'in bütün ayetleri kesin olarak Allahu Teala'nın kelamıdır, içinde bir kelime olsun insan sözü mevcut değildir. Onu getiren meleğin ve tebliğ eden peygamberin bir katkısı, eklemesi, çıkarması, değiştirmesi, müdahalesi olmamıştır.

Kur'an-ı Kerim arapça olarak indirilmiştir. Bizlere hem sözlü, hem yazılı şekilde, tavatür yoluyla, tam bir emniyet içinde nakledilmiştir. O nesilden nesile hiçbir değişikliğe uğramadan, ilk indiği şekilde sonraki insanlara intikal etmiş tek kitaptır. Bu intikal bir kişi veya bir kaç kişi tarafından değil, büyük kitleler tarafından yapılmıştır.

Kur'an-ı Kerim'i vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimize, 23 senede, parça parça getirmiştir. Önce bir çok insan tarafından ezberlenmiş, bizzat Hz. Peygamberin (s.a.v) kontrolünde deri, kemik, ağaç gibi değişik yazı maddelerine yazılmıştır. Hz. Peygamberin (s.a.v) vefatından sonra, Hz. Ebu Bekir (r.a) tarafından toplatılıp kitab hâline getirilmiştir. Bugün elimizde bulunan Kur'an, Hz. Ebu Bekir'in kitap hâline getirdiği Kur'an'ın aynısıdır.

2- Hz. Kur'an en son ilahi kitaptır. Önceki kitapların hükmünü kaldırmıştır. Onların içinde insanlığa lazım olan gerçekleri tekrar hatırlatmıştır. Ondan sonra hiç kimseye ilahi bir kitap gelmeyecektir. Kıyamete kadar gelecek olan bütün insanlık Kur'an'dan sorumludur.

3- Hz. Kur'an, ilahi koruma altındadır. Bir harfi dahi değişmeden kıyamate kadar korunacak, aslı bozulmayacak, ekleme çıkarma yapılamayacaktır. Sadece, indiği gibi ezberlenecek, yazılacak, okunacak ve yeni nesle öğretilecektir. Cenab-ı Hakk, bu konuda şu kesin hükmünü vermiştir:

"Hiç şüphesiz Kur'an'ı biz indirdik. Ve muhakkak onu koruyacak olan da biziz." (Hıcır, 9.)

4- Kur'an-ı Kerim mucize bir kitaptır. Mucize demek, bir ayetinin benzerini getirmekten bütün insanlığı aciz bırakmaktır Bu konuda Kur'an açıkça meydan okumuştur. Bütün inkarcı insan ve cinleri, Kur'an'ın benzerini getirmeye çağırmıştır. Şimdiye kadar bunu başaran olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Kur'an'ın nasıl mucize olduğunu halkın bu şekilde bilmesi yeterlidir.

5- Kur'an-ı Kerim, bir hidayet kitabıdır. Hak yolda İnsanlığın önünde en emin rehberdir. Kıyamete kadar gelecek bütün insanlığın iç ve dış terbiyesini, sosyal düzenini, huzur ve saadetini sağlayacak ilahi kaynaktır. Bunun tek şartı, ona seksiz iman, şartsız ittiba ve şuurla ameldir.

Ben Kur'an'a iman ettim diyen kimse, onun içinde bildirilen bütün hüküm, emir ve haberlerinin hak olduğunu kabul etmiş olur. Kur'an'ın helal dediğini helal, haram saydığını haram kabul etmek imanın bir şartıdır ve bu farzdır. Allahu Teala'nın indirdiği diğer kitaplara sadece imanla mükellefiz. Fakat Hz. Kur'an'a hem iman hem de hükümlerini bilmek ve amel etmekle mükellefiz. Bunun için onu yakından tanımak ve sahip çıkmak bütün insanlığın boynuna borçtur. Şimdi biraz Hz. Kur'an'ı tanıtalım:

a- Kur'an-ı Kerim Nedir?

Kur'an-ı Kerim, âlemlerin Rabbi olan Allah'ın kelâmıdır. O bir ucu Rabbimizde, bir ucu bizde olan, kendisine yapışanı Allah'a ulaştıran, iman ve amel edene dünyada şeref, âhirette saadet temin eden, nurlu, kutlu, tatlı bir kitaptır. (Isrâ, 9) Onu inkar ve ihmal eden için ise bir hasret ve pişmanlıktır. (İsrâ, 10; Hakka, 50)

Kur'an-ı Kerim, kendisiyle Yüce Mevla'ya ibâdet yapılan şerefli bir kitaptır. Onunla namaz kılınır, zikir çekilir, tefekkür edilir, kalp incelir, gönül yıkanır, ibret alınır; ağlanır.

Kur'an-ı Kerim, bir hidâyet kitabıdır. Kullara tevhidi gösterir; sadece eşi ve benzeri olmayan Yüce Yaratıcıya kulluk ettirir. Kalbten şirki temizler, kula şükrü öğretir. Kur'an-ı Kerim, bir zikir kitabıdır; okuyana Allah'ı hatırlatır. Her harfine en az on sevap verilir. Onu okumak ibadet, dinlemek ibadet, yazmak ibadet, yüzüne bakmak ibadet, sevmek ibadet, hürmet etmek ibadettir. O her şeyi ile ibadet ve rahmettir.

Kur'an-ı Kerim, insanı düşünmeye, derin tefekküre sevk eden bir kitaptır. O her yönüyle insanı ve varlığı fik-rettirir. Ğaybdan bilgi verir; insanın müşkilini giderir, ızdıra-bını dindirir. Geçmiş milletlerin hallerinden, gelecekteki nimet ve tehlikelerden bahseder; insanı düşündürür, ümitlendirir, korkutur, güldürür, ağlatır.

Allahu Teâlâ yüce kitabını iman edenlerin kalbine bir şifâ olarak indirmiştir. ( İsra, 82) Kur'an'ı Hakim, öyle yüksek ilim, hikmet', edeb ve ölçüler içerir ki, onları içine sindiren her kalb şifâ ve safa bulur. Onu inkar veya ihmal edenlerin ise, kalbi kurur. Kalbi kuruyan insan manen ölür; bu durumda âlem için onun yokluğu varlığından daha hayırlı olur.

Yüce Rabbimiz beyanı ile Kur'an-ı Hakim, kalbi ve kâinatı aydınlatan, insanlığı karanlıklardan nura ve aydınlığa çıkaran bir kitabtır. (İbrahim, 1) O, dengesini kaybeden insanlığa denge verir; insanı insan yapar.

Kur'an-ı Kerim, kendisine inanmayana fayda vermez. (İsrâ, 46, 82.) Kalbini Rabbine açıp teslim olmayana güzelliğini göstermez. (A'râf, 146) Candan kulak vermeyen ondan bir şey anlamaz. Yani münkir ve münafıklara Hz Kur'an bir şey ifâde etmez. (Kâf, 37) Hz. Kur'an sevmeden bilinmez; bilmeden sevilmez bir edeb hazinesidir.

Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, şerefli kalbine indirilen bu nurlu kitabı, şöyle tanıtmıştır:

"Dikkat edin, önünüze birçok fitneler çıkacaktır; onlardan kurtulmak için tek çâre Kur'an'dır. Onda, sizden öncekilerin halleri, sizden sonrakilerin haberleri mevcuttur. Aranızda çıkacak müşkillerin hükmü ondadır. O, adaletle hüküm verip meseleyi çözer, bitirir. Kur'an bir oyun ve eğlence değildir. Onun hükmünü terkeden zâlimin Allah belini kırar. Onun dışında doğru yolu arayanı Allah sapıtır. O, Allah'ın kopmayan sağlam ipidir. O, en güzel bir zikir ve öğüt kitabıdır. O, dosdoğru bir yoldur. Onu insanların he-vâsı eğriltemez. Diller onu okumakla eskitemez. Âlimler ona doyup ilim ve hikmetlerini bitiremez. O, çok okumaktan dolayı eskimez; tadını ve değerini yitirmez. Onun incelikleri bitmez. O herkesi doğru yola ulaştırır. Onunla konuşan doğru söyler. Onunla amel eden sevap alır. Onunla hüküm veren âdil olur. Ona çağıran doğru yola çağırmış olur." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'an, 14.)



 
Eski 28-06-06, 23:36 #9
ozan666 ozan666 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen decante Mesajı Göster
Evet, oruç, sünnet, domuz eti yememe ve diğer bir çok şey gibi, bu da yahudilikten geçmiştir bence...

(bakın bencenin altını çizdim, bu benim kişisel fikrim, kimseye empoze etmeye çalışmıyorum, beni vaz geçirmeye de çalışmayın, alıntı yaparak cevap da yazmayın mümkünse)
Herkes kendi fikrini söylerse buraya giren İslam ile ilgili bilgisi zayıf olanlar söylediklerinize inanıp kendi bildikleri hakkında çelişkiye düşebilirler...
Domuz eti yememek ve oruç tutmak Kuranda geçer,sünnet olmakta hadislerde geçer,Kuran bize diyorki Allah CC ' ın Resulu ne verdiyse onu alın....
Selametle
 
Eski 28-06-06, 23:43 #10
decantee decantee çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen ozan666 Mesajı Göster
Herkes kendi fikrini söylerse buraya giren İslam ile ilgili bilgisi zayıf olanlar söylediklerinize inanıp kendi bildikleri hakkında çelişkiye düşebilirler...
Domuz eti yememek ve oruç tutmak Kuranda geçer,sünnet olmakta hadislerde geçer,Kuran bize diyorki Allah CC ' ın Resulu ne verdiyse onu alın....
Selametle
Tamam güzel arkadaşım da,
Domuz eti yememek,başartüsü,sünnet ve oruç tutmak yahudiliikte İslamdan önce de vardı, Yahudiler bunları her zaman uygulamıştır.
Buna ek olarak, namaz kılmak şamanizmde de vardı..(aynısı değil ama rüku ve secde'ler aynı)
Bunlar İslam'dan çok daha eskiden olan şeyler.
Bu arada, herkes kendi fikrini söyleyecek tabi, burası forum, adı üstünde, eğitim öğretim sitesi değil ki...
 
Eski 28-06-06, 23:48 #11
ferrit ferrit çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

araştırmacının dediğine hak veriyorum .kuranda başörtüyü zinetlerini örtmek için takın der. zinetin kelime anlamı süs eşyasıdır. bazıları yok o kelime o manada yazılmamış diye yazılanı başka manaya çekiyor..kuran açık yazılmışssa o zaman buna rivayet edeceksiniz.ayreten bir ibadet değil kadınların kendilerini korumaları için takmalarını manası çıkar..
 
Eski 28-06-06, 23:56 #12
ozan666 ozan666 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

ferrit kardeş yazının başına bence kelimesini koy düşüncelerin kimseyi baglamaz , 2 dakikada kuran tefsiri çıkarmışsın tebriklermi desem ....
 
Eski 29-06-06, 00:14 #13
hoca diyorki hoca diyorki çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

adamın dininde olmayabilir belki böyle bir farz. biz müslümanların dininde kesain farzdır...

bizim dine ne karışıyosa...bizim inancımız bize onunki ona...bağlamaz onun fikri bizi...ben hanefi mezhebindenim ve imamı azam ne diyosa ona uymayı kabul ediyorum...filiz zurnanın son deliği sayılır...
 
Eski 29-06-06, 00:18 #14
Suffiyun Suffiyun çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen decante Mesajı Göster
Evet, oruç, sünnet, domuz eti yememe ve diğer bir çok şey gibi, bu da yahudilikten geçmiştir bence...

(bakın bencenin altını çizdim, bu benim kişisel fikrim, kimseye empoze etmeye çalışmıyorum, beni vaz geçirmeye de çalışmayın, alıntı yaparak cevap da yazmayın mümkünse)
Öyleyse gel sana "sence" bir din bulalım,

İslam İslam'dır,onu kırpamaz,değiştiremezsiniz.İslam her haliyle bütündür.İslam'dır.
M.Esad Coşan(rh.a)
 
Eski 29-06-06, 00:19 #15
Badegül Badegül çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Suffiyun Mesajı Göster
Öyleyse gel sana "sence" bir din bulalım,

İslam İslam'dır,onu kırpamaz,değiştiremezsiniz.İslam her haliyle bütündür.İslam'dır.
M.Esad Coşan(rh.a)
:
 
Eski 29-06-06, 00:51 #16
decantee decantee çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Suffiyun Mesajı Göster
Öyleyse gel sana "sence" bir din bulalım,

İslam İslam'dır,onu kırpamaz,değiştiremezsiniz.İslam her haliyle bütündür.İslam'dır.
M.Esad Coşan(rh.a)
iyi bi alıntı yapmayın diye ricada bulunduk
suffiyun kardeş, İslamı kırpan veya teşebbüs eden mi oldu??
Biraz hassassınız, ve bu hassasiyetinizi anlayabiliyorum, ama bir insanı söylemediği bir şeyle suçlamak da hoşş değil.
Ha lafın bana değil, konuyaysa, alıntı yapmadan söyle ne söyleyeceksen..
 
Eski 29-06-06, 00:52 #17
User25 User25 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen KANTURAOGLU Mesajı Göster
Bu ana bilim dalı başkanı saçmalamış bence...her şeyi de çok iyi bilirler.Bu kuran ı kerim herkesin yorumuna göre değişmez...bu konuda kendilerini ispatlamış tefsir alimleri hadis alimleri var,tutup da onun bunun desteğiyle üniversitenin birinden bir paye edinen adama mı inanacak bu millet o kadar alim varken???bu gitsin karısına söz geçirsin anlatsın,gerisine de karışmasın,ortalığı bulandırmasın,zira kurt puslu havayı severmiş,zaten bekliyenler var köşelerinde...
MaşaAllah.. katılıyorum...
 
Eski 29-06-06, 01:53 #18
Suffiyun Suffiyun çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

Decante kardeş lafım hem konuya hem sana,sen bence demişsin ya,ben de bence bir yorum da bulundum.
 
Eski 29-06-06, 01:57 #19
Badegül Badegül çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

decante iyisin hoşsunda,islami konular rakı sofrasında gibi degerlendirilmez .hem bence diyosun hemde alıntı yapmayın diyosun.
 
Eski 29-06-06, 02:01 #20
Brave Brave çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz: 'Başörtüsü Yahudi geleneğidir'

‘YAHUDİ GELENEĞİ İSLAMI ETKİLEDİ’

Başörtüsünün Yahudi geleneği olduğunu da anlatan Doç. Dr. Filiz, Tevrat ve Talmud’da başörtüsü ile ilgili ayetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yahudi geleneğini inceledim. Yahudilerde, ‘Başörtüsüz kadınlar iffetsizdir, namussuzdur. İffet ve namusun korunmasının ölçüsü baş örtüsüdür.

Baş çirkindir, örtülmesi gerekir. Başörtüsüz hiçbir kadın dışarı çıkmamalıdır’ denilmektedir. Yahudi geleneği direkt olarak islamı etkilemiştir. Yoksa islamda başörtüsü kesinlikle söz konusu değildir. İslamda, oruç tutmadığınızda, tutmadığınız oruçu ya sonradan tutarak telafi edersiniz, ya da parasını ödersiniz.

Başörtüsü, örtemeyenler ile ilgili kesin bir ceza yoktur. 76 tane temel farzdan bahsedilmektedir. Bu 76 farzda kesinlikle başörtüsü geçmemektedir. Kesin bir dini emir diyeceksiniz ve yapmayan hakkında da bunun bir cezası yok diyeceksiniz. Allah ile kul arasında diyeceksiniz. Allah ile kul arasında ise, kamusal alana dinsellik taşınmak isteniyor. Dinsel kanıtlarda dil oyunu yapılıyor.”

Sorun ne?
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 18:26
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018