Eski 26-10-05, 03:50 #1
I.C.F I.C.F çevrimdışı
Post ABD’ nin Asya Politikası

ABD’ nin Asya Politikası

a)ABD ve Hindistan : ABD başkanı Clinton, Güney Asya gezisine çıkmadan önce yaptığı açıklamada, dünya nüfusunun beşte birini barındıran, demokrasi geleneğine sahip, ekonomik şeffaflık ve bilimsel gelişmeyi kucaklamış olan bölgenin, dünyamızın gelecek 50 yılının en büyük başarı hikayesinin potansiyelini taşıdığını ifade etmiştir.
Ziyaretinin ilk ayağı olan Hindistan’da, Türkiye’de yaptığı gibi parlamentoda bir konuşma yapmış ve milletvekillerini adeta coşturmuştur. Konuşmasında öncelikle Hindistan’a övgüler yağdırdıktan sonra Yeni Delhi’nin nükleer politikasının bölge istikrarı ve güvenliğine bir yarar getirmeyeceğini vurgulamıştır. Ticaret ve sanayi bakanları arasındaki görüşmelerde, global ticaret sisteminin güçlendirilmesinin zorunluluğu üzerinde durmuştur. ABD tarafı, işadamları ve hükümet düzeyinde özellikle iletişim teknolojisi, altyapı, bio-teknoloji ve hizmetler konusunda işbirliği ve yatırımları gündeme getirmişlerdir.
Clinton ile Hindistan Başbakanı, 21.yy’ a doğru ABD-Hindistan ilişkilerinin seyri konusunda bir anlaşma imzaladılar. Tarım ürünleri için Yeni Delhi yönetimi gümrük duvarlarını düşük tutmayı taahüt etti. Tarım ürünlerini AB üyesi ülkelere satarken karşılaştığı engeller gözönüne alınırsa, böyle geniş bir pazara girebilmek ABD için kolay elde edilmiş bir başarıdır.
Uluslar arası mali çevreler Hindistan’ı, Çin ile karşılaştırıldığında çok daha kolay nüfuz edebilecek, yüksek potansiyele sahip bir pazar olarak niteliyorlar. Bu pazar ABD kapitalizmine yeni çıkış imkanları sağlayacaktır. Hindistan’da 30-180 milyon kişinin alım gücü batılı mallara uygun olduğu tespit edildi. Enerjide 250 milyar dolarlık, iletişimde 100 milyar dolarlık bir yatırım potansiyeli olduğu ve bu ziyaretle ABD’nin bölgede kök salması için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor.
Clinton bu gezisine Bangladeş’i de katarak bu ülkede bulunan doğalgaz yataklarına ABD yatırımları için ön hazırlık yapıyor. Burada gaz rezervlerinin bulunduğu alanda ABD petrol şirketleri 1996’da 20 milyon dolar olan yatırımlarını 700 milyon dolara yükseltmişlerdir. Bölgede 15-20 milyar dolar yatırım potansiyeli vardır.
ABD için, 2010 yılında 3,7 trilyon dolar bir hacimle dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olacak olan, 930 milyonun üzerinde nüfusla önemli bir tüketim toplumu olan Hindistan’ı artık sadece Çin’e karşı bir stratejik ortak değil, bölge kaynaklarını uluslar arası kapitalizmin hizmetine sunacak bir ticari ortak olarakta görmek istiyor.

b)Clinton ve Güney Asya Gezileri : Çin’in bölgedeki etkinliğinin artmaya başlamasının, ABD’nin etkinliğinin azalmasına yol açacağı hesapları Washington’u harekete geçirmiştir. Hindistan ile iyi ilişkiler geliştiren ve Pakistan’ın nükleer silah geliştirmesine karşı sert tepki veren Washington bu davranışının İslamabad’ı Çin’e yaklaştırdığını görmüş ve tehditle değil görüşmeyle Pakistan’ın yeni yönetimini tarafına çekebileceği hesapları yapmıştır.
ABD’nin bölgedeki hesapları açıktır, bölgedeki nükleer silahların yayılmasının ABD’nin bölgesel çıkarlarına ters düştüğünü, bunun ABD için bir numaralı tehlike olduğunu söylemek doğru olur, sanırım.
Hindistan’ın nükleer silah denemelerine pekde tepki göstermeyen ABD yönetimi, Yeni Delhi’yi Çin’e karşı bir tehdit unsuru olarak görmekteydi. Fakat gelinen nokta dışlanan Pakistan’ın Çin’e daha fazla yaklaşması ve bölgede ABD yanlılarının güç kaybetmesi olmuştur.
Bölge ABD’nin kontrol edemeyeceği kadar hareketli. Pekin yönetimi, ABD’nin Çin’e karşı bir güvenlik çemberi oluşturma politikasıyla bağlantılı olduğunu, Tayvan’ı da kendisine karşı bir askeri sıçrama ve tehdit merkezi olarak kullanabileceğini düşünüp güvenlik endişesiyle sert çıkışlar yaparken bir taraftanda Kazakistan ve Türkmenistan ile gaz ve petrol alımı konularında ilişkilerini geliştiriyor.
ABD’nin amacı : Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’ in de işbirliği ile Atlantik’ten Pasifik’e kadar uzanan etkinlik bölgesinde bir de Güney Asya koridoru oluşturarak çıkarlarını korumak için yoğun çaba sarfetmesidir.

c) Hazar Bölgesi : Zamanın dış işleri bakanı James Baker’ın şu sözü ABD’nin bu bölge ile politikasını tam olarak ifade ediyor. “Petrol konuşuyoruz, anlıyor musun? ABD’nin çıkarları için hayati olan petrol”
ABD’nin amacı, bölge petrolünü kısa vadede uluslar arası pazara sunmak değil, uzun vadede bu enerji kaynaklarının ABD’nin dünya hegomanyasını tehdit edebilecek ülkelerin eline geçmesini engellemektir. Bölgede en büyük rakibi şüphesiz ki Rusya. Bu konuda hem dikkatleri içeride Yeltsin’e (şimdi putin) çevirmekte hem de kafkaslarda mücadele eden gruplara dolaylı destek vererek Rusya’nın başarısız olduğu, verilenle yetinmesi gerektiği mesajını iletmektedir.

d) Endonezya ve Doğu Timor sorunu : Bu küçük adanın bağımsızlığı için ABD ve bazı müttefiklerinin bu kadar çaba harcamalarının arkasında, askeri olarak biryerde varsanız, siyasal ve ekonomik olarakta orada etkinliğinizi sürdürürsünüz anlayışı yatmaktadır. Önce karıştır sonra barıştır yöntemiyle, insani yardım, müdahale kisvesiyle bölgeye yerleşmek amacı gütmektedir. Çatışmalar, müdahale ve bölgeye yerleşme için bir ekonomik, askeri bölgesel üs haline getirmek için gerekliydi.
Doğu Timor halkı, liderlerinin kar-zarar hesaplarıyla bu oyuna gelmiş, geniş kapsamlı bir otonomiyle başlayacağına, Jakorta yönetimini bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakmıştır. Böylece kendide bir iç çatışma tuzağına düşmüştür.

e) Çin : ABD, Çin’in şimdiki ekonomik sistem içerisinde, bu kalkınma hızıyla gelecek 10-15 yılda dünyanın en önemli ekonomisi olma olasılığıyla karşı karşıya kalacağını bilmektedir. Bu sebeple Pekin’le sürtüşmeden kaçınmakta ve ayrıcalıklı ticari işbirliğinde devamı tercih etmektedir. ABD yönetimi, gelecek 20 yılda Asya-Pasifik bölgesinin ekonomik potansiyelini kontrol altında tutmak için çaba göstermektedir.
2010 yılında 11,3 trilyon dolar ulaşacak olan Çin ABD’yi bile geçecektir. Uluslar arası hegomanyasını devam ettirmek isteyen ABD’nin Asya-Pasifikteki bu pazarı kontrol etmek zorundadır.

f) Pakistan : II. Dünya Savaşı sonrası Hindistan’da İngiltere’nin sömürge yönetimi sona ermiş ve Hindistan ikiye bölünerek Pakistan doğmuştur. Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir sorunu vardır. Sürekli olarak ekonomik zorluklara rağmen Hindistan’la nükleer silah yarışına girmekte ve tabiki Çin’in teknik desteği ile yapılan bu çalışmalara ABD sürekli karşı çıkmaktadır. İki ülke arasındaki nükleer yarış bu coğrafyayı Asya Pasifik’in en riskli bölgelerinden biri haline getirmiştir. Çatışmaların sürekliliği bölgeye yoksulluk getirirken, bölge dışındaki bazı gelişmiş batılı devletlere verimli ve sürekli bir silah ticareti ortamı yaratmaktadır.
Zaten ABD’nin ne Pakistan’da ne de başka bir yerde darbecilere karşı özel bir düşmanlığı yoktur, yeter ki ABD’nin çıkarları korunsun.

alintidir.
__________________________________________________ ____________________________________________
Bunların çoğu bildiğimiz şeyler.Fakat Amerika'nın Asya politikasınının bir bütün halde incelenmiş hali olduğu için, bu tür konularla ilgilenen arkadaşlara faydalı olabileceğini düşündüm.Saygılar..
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 04:59
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz.