Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-07-05, 02:22 #1
burkicapraz burkicapraz çevrimdışı
Varsayılan Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup


Ah Naciye! Mustafa Kemal canımı nasıl sıktı, bir bilsen

Murat BARDAKÇI

Enver Paşa, 1914-1918 yılları arasında Osmanlı'nın en güçlü adamıydı. Ülke savaştan yenik çıkınca Rusya'ya gitti ve "Turan İmparatorluğu" kurmaya çalıştı.

Türkiye’nin 1914 ile 1918 yılları arasında en güçlü adamı olan Enver Paşa, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmamız üzerine önce Almanya’ya, oradan da Rusya’ya gidip bir ‘Turan İmparatorluğu’ kurmaya çalışmış ama hayatı 4 Ağustos 1922’de bir Rus mitralyözünün mermileriyle noktalanmıştı. Paşa, Rusya’dan eşi Naciye Sultan’a yazdığı ve tamamı yaklaşık iki bin sayfa tutan mektuplarında aşkını ve hasretini káğıtlara dökerken siyasi faaliyetlerini de gün gün ve ayrıntılarıyla anlatmıştı. İşte, bu mektuplardan biri: Enver Paşa, eşine 16 Temmuz 1921’de Moskova’dan yazarken önce üzüntülerinden sözediyor, daha sonra da Mustafa Kemal Paşa’nın bir demecine nasıl sinirlendiğini söylüyor.

ENVER Paşa, eşi Naciye Sultan’a yazdığı yüzlerce mektupta hem hasretini ve aşkını terennüm ediyor, hem de siyasi ve askeri faaliyetleri hakkında bilgi veriyor.

Paşa, 1921’in 16 Temmuz günü Moskova’dan o sırada Almanya’da bulunan Naciye Sultan’a ‘nasıl müteessir olduğunu’ yazıyor, arkasından da Mustafa Kemal Paşa’nın İttihadçılar’ın memlekete dönmelerine izin verilmeyeceği yolundaki bir demecinin kendisini ne derece hiddetlendirdiğini anlatıyor.

İşte, Enver Paşa’nın mektubunun bir bölümünün bazı özel ifadelerin çıkartılıp günümüz Türkçesi’ne uyarlanmış şekli:

‘Sevgili Naciyeciğim, sultanım,

Dünkü mektubumun tesiriyle pek müteessir iken öğleden sonra aldığım postanın getirdiği 7 Temmuz tarihli kısa fakat sanki eninlerimi (inlemelerimi) duyarak teselli için yazdığın kalbi satırların elemimi tadil etti (değiştirdi, kaldırdı). Ah! Naciye, hele bugünler senin şöyle ellerin arasına başımı bırakarak ağlayıp can sıkıntılarımı gidermeye ne kadar muhtacım.

Mahpeyker’in (Paşa ile Naciye Sultan’ın büyük kızları) rahatsızlığına da acındım. ...Bilmem Allah kederi de, sevinci de verince birbiri üstüne veriyor. İnşallah bu kadar kederden sonra sevinç verir.

Derken, İstanbul gazetelerini okudum. Mustafa Kemal’e evvelce açık olarak bütün iyi niyetimle herşeyi anlatmış iken kendisini Halil ve Küçük Talát’ın çıkarılması üzerine haklı göstermek ve belki de iyi olacak bir barıştan sonra yalnız benim değil, bütün İttihadçılar’ın memlekete gelmemizi engellemek için yazdırdığı ..... satırlar da canımı sıktı. Fakat Allah büyüktür. elbet ..... millet yakında anlar da hakikati görür.

Bunları okuduktan sonra ...Çiçerin’e (Sovyet Dışişleri Komiseri) gittikti. ... Bizim istediklerimizi yapıp yapamayacaklarını kat’i olarak anlamak istedik. Aşağıdaki suallere hemen hep kaçamaklı ve olmayacak cevaplar verdi:

1. Afganistan sınırında Cemal Paşa ile görüşmek isterim: ‘Lütfen telgraf gönderiniz.’ Pekiyi, fakat telgraf bazen iki ayda gitmiyor. Kábil’den hududa kadar altı hafta niye çekelim ki? ‘Evet!’ dedik. Bundan işi uzatmak, ádeta imkánsız kılmak istediği anlaşıldı.

2. ‘Trablus ve Mısır ve Arnavutluk’a yardım hakkında.’ Bunun için iki ay sonra Roma’da oranın komünist reisi Çinari’nin emri altında bir komisyon olacakmış. Onlarla kararlaştırılmak lázım imiş. Bu da boş demek. ...Hülása, hep hiç.

...İstanbul gazetelerine Mustafa Kemal Paşa’ya son gönderdiğim mektubun birer suretini göndererek ..... biraz yüzüne vurmak istiyorum. Bakalım, sabaha ne olur? Ah Naciyeciğim! Bunlarla başını ağrıtmak istemem. Eminim, senin de orada nasıl canını sıkıyorlar? Hele, Mahpeyker’in rahatsızlığı geçsin. ...Ah! Ben bunu düşününce her derdimi unuttum. Sen sağ ve o da mes’ud olsun, ben herşeye katlanırım. Şimdilik ..... öper, seni Allah’ın birliğine emanet ederim.

Enver’in’

Türkiye, Rusya ile dost olursa Avrupa’nın karşısında daha güçlü durur

ENVER Paşa, amcası Halil ve kardeşi Nuri Paşalar’ın Türkiye’ye girmelerine izin verilmemesi üzerine, Moskova’dan 16 Temmuz 921 günü Mustafa Kemal Paşa’ya oldukça uzun bir mektup göndermişti. Mektubunda Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki faaliyetlerini ve Moskova’daki çalışmalarını anlatan Enver Paşa, daha sonra ‘memlekete eninde sonunda geleceğini ve bunu hiç kimsenin engelleyemeyeceğini’ söylüyordu.



‘Anadolu Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya.

Muhterem Paşam,

...Sizin ‘İttihad ve Terakki manevrası başladı’ diye ‘Üzerimize yükleniyorlar’ buyurmanız ve sonra da ‘Bolşevikler’le münasebette bulundunuz’ demenizden sonra Halil’in memleketten çıkmasından ısrar edildiğini, ...Küçük Talát Bey’in tevkif ettirilerek yine çıkarılmış olduğunu, Nuri’nin de Erzurum’da kalebend edildiğini öğrendim.

Herşeyi size açık bildirdiğim halde akraba ve arkadaşlarımın bu muameleye maruz kalmalarını doğru bulmuyorum. Dolayısıyla, size bir defa daha vaziyeti izah etmeyi muvafık buldum:

Ben, Kırım’da kalıp Kafkasya’ya geçmeye savaştım. Birçok tehlikelere rağmen muvaffak olamadım. ...Bir sene zarfında iki defa tutularak beş ay hapis olmak ve altı defa tayyareden düşmek suretiyle nihayet Moskova’ya geldim. ...Zannedilenin aksine, bizlere Bolşeviklik teklif edilmedi.

15 BİN TÜFEK GÖNDERDİM

Maddi yardıma gelince: Ne verirlerse alınması prensibinin takip edilmesinin uygun olacağı, böylece Anadolu’nun ‘Rusya yardımıza geliyor’ diye manevi kuvvetinin artacağını ve Avrupa’nın ‘Anadolu, Bolşeviklerle anlaştı’ diye bizi daha kuvvetli göreceğini düşünerek bildiğiniz ilk maddi anlaşmayı yapmaya çalıştım. Fakat hiçbir vakit resmen Anadolu adına hareket etmedim.

Bakü’ye geldiğimde, değil yalnız Türkiye’de, fakat bütün İslam memleketlerinde derhal aksi tesir göreceğinden ve bunun da İngilizler’in işine yarayacağından emin olduğum için Türkiye’de ve Şark’ta komünizm taraftarı olmadığımı kongrede açıkça söyledim.

...Ankara delegeleri, Ruslar’dan 200 bin tüfek vesaire istediler. ...Ruslar’ın bunu veremeyeceğini ve işin sürüncemede kalacağını farkettim, ne verirlerse kabul edeceğimizi söyledim ve işi yapılabilir hale getirmeye çalıştım. Bu suretle bir miktar altın parayla 15 bin tüfek vesairenin alınması sağlandı.

...Anadolu’nun kazandığı başarının şerefini üzerime almayı hiçbir zaman düşünmedim. Anadolu hükümeti námına resmen bir işe girişmediğim halde, Moskova’ya geldiğimiz zaman Anadolu heyeti üyelerinin her önüne gelen Rus’a ‘Enver Paşa’nın ve arkadaşlarının bizimle münasebeti yoktur’ demelerinin sebebini de anlayamadım. Hatta arkadaşların filmi çekilirken Ruslar benim de bulunmamı ısrar ettikleri halde, bütün şerefin bunu resmen yapanlara ait olduğunu ileri sürerek kabul etmedim.’
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 02:43 #2
ücünbiri ücünbiri çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup


bu eleman degilmiydi bizim orduyu satip, sonrada ruslar tarafindan agzindan sivi altin akitilirak oldurulen dingil
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 09:34 #3
MeDiD MeDiD çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen ücünbiri
bu eleman degilmiydi bizim orduyu satip, sonrada ruslar tarafindan agzindan sivi altin akitilirak oldurulen dingil
dingil ötesi...
neyse yazacak bir çok şey var ama yazamıyorum
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 14:28 #4
17_january 17_january çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

ya arkadaşlar böyle bir olay yok ne altını , cephede savaşırken şehit düşmüş bir paşa ,doğu Türkistanın ve batı trakya Türk cumhuriyetlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmiştir

lütfen tarihimizi tarafsız kaynaklardan okuyalım
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 15:12 #5
ottoman ottoman çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

evet enver paşa mücadele adamıdır.o halde bile nasıl mücadeleye sahip olduğu rusyada da mücadeleye devam ettiğinden anlaşılıyor.hataları var ama mücadelesi de var.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 15:23 #6
InFiLaC InFiLaC çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Şimdi Bu mektubun gerçeği yansıttığı ne kadar doğru?
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 16:04 #7
extremetonic extremetonic çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

enver paşa değilmiydi sarıkamışta onbinlerce askerimizi öldüren?!
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 19:52 #8
17_january 17_january çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

sarıkamış olayının olup olmadığı bile meçhul
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 20:27 #9
mtr mtr çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

ya savaşta ölseler neyse tam 90 bin asker soğuk kıtlık bit yüzünden ölmüşler hemde ne için bir adamın ütopyası için.ittahat ve terakki dönemi malesef ihtilaf ve tenzil dönemi olmaktan öteye geçememiştir osmanlının dünya savaşına girmesinde ve bu milletin o kadar acı çekmesinin en önemli aktörlerindendir

Mesajı son düzenleyen mtr ( 04-07-05 - 23:53 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 20:36 #10
emule emule çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

90000 kişiyi ölüme goturen adam...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 20:45 #11
GUANO GUANO çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

herkes kulaktan dolma bir şeyler söylüyor.

ama ben yne de kimse ile tartışmaya girmeyeceğim.

sizin dediğiniz gibi "sarıkamışta 90000 askeri öldüren adam" diyelim gitsin...

nasılsa burada ne yazarsam yazayım zahmet edilip okunmaz bile...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 20:58 #12
burkicapraz burkicapraz çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen GUANO
herkes kulaktan dolma bir şeyler söylüyor.
ama ben yne de kimse ile tartışmaya girmeyeceğim.
sizin dediğiniz gibi "sarıkamışta 90000 askeri öldüren adam" diyelim gitsin...
nasılsa burada ne yazarsam yazayım zahmet edilip okunmaz bile...
Yaz da okuyalım öyle bir şey yoksa ben de mutlu olalım,bana biraz Enver
Paşanın olayı aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun hikayesine
benziyor,uçuk kafa yapısıyla Osmanlının bitişinin baş sorumlusu oldu,şovmen
bir karakterle başarılardan da kendine pay çıkarma girişimlerinin önlenmesi
doğal,Enver Paşanın karakterini M.Kemal ve arkadaşları bizden çok daha
iyi biliyordu emin olun.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 21:04 #13
GUANO GUANO çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen burkicapraz
Yaz da okuyalım öyle bir şey yoksa ben de mutlu olalım,bana biraz Enver
Paşanın olayı aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun hikayesine
benziyor,uçuk kafa yapısıyla Osmanlının bitişinin baş sorumlusu oldu,şovmen
bir karakterle başarılardan da kendine pay çıkarma girişimlerinin önlenmesi
doğal,Enver Paşanın karakterini M.Kemal ve arkadaşları bizden çok daha
iyi biliyordu emin olun.
enver paşa osmanlı'nın sonunu hazırlayanlardan biridir... buna itiraz yok!

ama enver paşa'nın suçu buradadır.. sarıkamışta değildir...

yoksa hiçbir komutan askerinin ölmesini istemez!

atatürk "size ölmeyi emrediyorum" dediği savaşı kaybetseydi atatürk'e de mi aynı lafı edecektiniz ?

neyse işte...

savunmaya gerek yok!

anver paşa'nın icraatlarını sonuna kadar eleştiririm. ama sarıkamış gibi klasik solcu ayakları yapmaya gerek yok!
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 23:46 #14
hayalet47 hayalet47 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

keşke işkence felan yapasalardı ülkesini satıpta nerelere gidiyormuş
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-07-05, 23:48 #15
MeDiD MeDiD çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

buradayım..
izliyorum... haberiniz olsun..
lütfen, karşılıklı kırıcı sözler söylemeyin...en azından özen gösterin...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-12-05, 03:39 #16
thebolat thebolat çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Yazık.. Şurada yazılan şeyleri okuyunca tarih bilinceinden ne kadar uzak olduğumuzu görüyorum. Enver Paşa kendi zamanında bir efsaneydi bütün doğu ve islam ülkelerinde. Namı-diğer hürriyet kaharamanı ve Edirne fatihiydi. Gerçek bir kahraman hakiki bir vatansverdi. Ülkesini sattığı falan da yok. Zaten çökmekte olan bir imparatorluğu ayağa kaldırmaya çalıştı, olmadı. En azından topyekun bir milletin yok olmasını englleyecek şartların oluşmasına vesile oldu. Trablusgarpte italyanlara kan kusturacak direnişi örgütledi, Edirneyi Bulgarlardan geri aldı, dünyanın ilk operasyonel gizli örgütü olan Teşkilat- mahsusayı kurdu. 1 dünya savaşı sonrası bolşeviklerle masaya oturup SSCB'deki Türkler'den bir ordu kurup Anadoluya yürüyüp Yunan'a karşı savaşmanın yollarını aradı. Bunu hem M. Kemal Atatürk kabul etmedi hem bolşevikler izin vermedi. Ülkesini satan bir adam bunu yapmaya kalkarmı hiç? Nihayetinde Türkistan'da bir baskında bolşevik mitralyözlerine at sırtında yalın kılıç saldırıp şehit edildi. Sarıkamış hadisesine gelince orada gerçekte 26000 askerimiz Rusya üzerine taarruz etmek üzere yola çıktığında hastalık ve soğuktan donarak şehit oldu. 90 bin rakamı tamamen hikaye. O da merhum kahraman-ı hürriyet Enver paşanın haddinden fazla atak ve büyük ölçüde düşüncesizliğinden oldu. Onun hesabını tarih zaten soruyor. Lütfen gerçek kaharamlarımızın ruharını bilgisizliğimiz ve ölçüsüz sözlerimizle incitmeyelim.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-12-05, 03:40 #17
thebolat thebolat çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Yazık.. Şurada yazılan şeyleri okuyunca tarih bilinceinden ne kadar uzak olduğumuzu görüyorum. Enver Paşa kendi zamanında bir efsaneydi bütün doğu ve islam ülkelerinde. Namı-diğer hürriyet kaharamanı ve Edirne fatihiydi. Gerçek bir kahraman hakiki bir vatansverdi. Ülkesini sattığı falan da yok. Zaten çökmekte olan bir imparatorluğu ayağa kaldırmaya çalıştı, olmadı. En azından topyekun bir milletin yok olmasını englleyecek şartların oluşmasına vesile oldu. Trablusgarpte italyanlara kan kusturacak direnişi örgütledi, Edirneyi Bulgarlardan geri aldı, dünyanın ilk operasyonel gizli örgütü olan Teşkilat- mahsusayı kurdu. 1 dünya savaşı sonrası bolşeviklerle masaya oturup SSCB'deki Türkler'den bir ordu kurup Anadoluya yürüyüp Yunan'a karşı savaşmanın yollarını aradı. Bunu hem M. Kemal Atatürk kabul etmedi hem bolşevikler izin vermedi. Ülkesini satan bir adam bunu yapmaya kalkarmı hiç? Nihayetinde Türkistan'da bir baskında bolşevik mitralyözlerine at sırtında yalın kılıç saldırıp şehit edildi. Sarıkamış hadisesine gelince orada gerçekte 26000 askerimiz Rusya üzerine taarruz etmek üzere yola çıktığında hastalık ve soğuktan donarak şehit oldu. 90 bin rakamı tamamen hikaye. O da merhum kahraman-ı hürriyet Enver paşanın haddinden fazla atak ve büyük ölçüde düşüncesizliğinden oldu. Onun hesabını tarih zaten soruyor. Lütfen gerçek kaharamlarımızın ruharını bilgisizliğimiz ve ölçüsüz sözlerimizle incitmeyelim.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-12-05, 03:58 #18
madboy_develop madboy_develop çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

o kadar kötü yaniii
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-06, 01:33 #19
TK5904 TK5904 çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup

Yazık Yazık Yazık !!!

Arkadaşlar thebolat arkadaşıma katlanıyorum ;

Nasıl olurda Milleti için savaşmış kendi hayatını TURAN ülküsü adına yalın kılıç vaziyette ruhunu Allahına teslim eden bir Komutan hakında böyle konuşabilirsiz.

Size ufak bir not daha,

Sarıkamış çıkartmasın da asıl büyük zatiyatı 10 ncu ve 9ncu tümen vermiştir. Halen 9 ncu kolordu Erzurumda faliyettedir. 10 ncu kolordunun kurmay başkanı Hasan İzzet Paşa " Enver paşanın harb hocasıdır " Ordu yolunu uzatmıştır. Yanlış hatırlamıyorsam 28.000 kişi ile çıkılan yolda hareket sonunda 1.000 Kişi ile SARIKAMIŞ'a ulaşılmıştır. Burada hayatını kaybeden askerlerimiz, gece çıkartması sırasında şehitlik mertebesine yükselmişlerdir. Büyük bir hatada ordu kolları arasındaki irtibatsızlık ve iç raporlaşmadaki abartılardır. Yalan ve çarpıtılmış raporlar ile Genelkurmay yanıltılmış, yanlış ve tutarsız emirler verilmesine sebeb göstermiştir. Sonuç itibari ile 10 ncu kolordu ile bağlantı kopmuş ve güneydeki kuvvetler destek için ilerletilmiştir. Haa bunu anlayan Ruslar sarıkamış civarlarına 1 nci ve 2 nci kolordularını sevk etmiştir. Buna ramen Türkler boş durmamış kuzeydeki demir yolunu tahrip ederek rusların gerisini kesmiştir. Al-i Osmanı ın büyük bir hatasi ise kibirdir. Kendisi ölçüt olarak ALMANYA karşısındaki bir RUSYAYI düşünerek savaşa hazırlanmıştır. Derlerki Askerin üstü yoktu, askerin silahı yoktu, askerin ayakkabısı yoktur. Arkadaşlar tamami ile yalandır. Bu gün İRAN dersiniz İRANIN ordusunun ayağında bile BOT vardır. Osmanlının en kötü zamanında bile DOLAR 18 lira idi ? Şimdi ne kadar sorarım size ? Ben Osmanlıyı hataları ile kabul eden bir insanım. Türkiyedeki ilk istibarat şebekesini kuran gene Enver Paşadır. Modern ordu teknikleri onun zamanında iyi seviyelere çıkarılmıştır. Kafkas Rus ordusu sarıkamış bölgesinde tecrübeli ve iyi eğitimli idi. Osmanlının ise eğitim eksikliği vardı. Hatalardan biri daha size, Operasyonun gizlilik unsuru ortadan kaldırılmıştı. Birkaçgün içerisinde size 9 ncu kol ordunun sarıkamış harekatı hakındaki incelemesini sunabilirim.

Şunuda idda ederim ki ; Hasan İzzet Paşa, Enverin hocası olmasa idi, Divan-ı Harb de yargılanırdı.

SONUÇ İTİBARİ İLE OSMANLI ORDULARI SARIKAMIŞTAN ÇEKİLMİŞTİR OPERASYON 5 OCAK 1916 TARİHİ İLE OSMANLININ YENİLGİSİ İLE BİTMİŞTİR. ANCAK OSMANLI ORDUSU BOZGUNA UĞRAMAMIŞTIR. "Bir Yarbayın kelamıdır,ERVAK Sarıkamış Panelinden"

Lütfen, Devrim demek herşeyi yıkıp baştan yaratmak demektir. Sadece tek taraflı okumayın. Hakikatleri birebir raporlardan araştırın. Cumhuriyete ve Önder Mustafa Kemal e Düşman birisi değilim. Ancak okumasını bilin. Bu gün Atamızın askerleri bile Enveri esas olarak suçlamaz ken siz yapmayın. Zaten buna hakkınız da yok !

SAYGILARIMLA
Barbaros Hayrettin

Mesajı son düzenleyen TK5904 ( 06-01-06 - 19:37 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-10-09, 15:03 #20
JuniorCronX JuniorCronX çevrimdışı
Varsayılan C: Enver Paşa'dan Atatürk'e mektup


Enver Paşa’nın yaptığı şu konuşma, Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdiğimizin en açık göstergesidir: “Bizi doğrudan doğruya boğazlamak isteyen Çarlık Rusyası ve İngilizlere karşı, yalnız hayatımızı bağışlamaya razı olan Almanlarla yan yana harp ettik.”
Sarıkamış’la ilgili kaynakların ve tanıkların ortak noktalarından biri de; Enver Paşa’nın gece gündüz ayrımı yapmadan, çok tehlikeli olan avcı hatlarına kadar gittiği, en ön mevzilerde bulunduğu ve uyarıları, ricaları dinlemediğidir. Yine, "Soğanlı ormanlarının vahşi dereleri içinde bütün karargâhıyla beraber aç kaldığı" bilinen bir gerçektir. Yani, kendisi keyif çatarken, askerleri ölüme atmamıştır. O da emri altındaki askerler gibi üşümüş, aç kalmış, en ön saflarda savaşmıştır.
Enver Paşa’yla ilgili "hainlik" tartışmaları, biraz da yeni rejimin ürünüdür. Enver Paşa’nın dindar olması, hilafet müessesesine ve padişaha sıkı sıkıya bağlı bulunması, kimileri için "tehlikeli" bir durumdur. Sözgelimi, Çanakkale’de ordulara "ölmeyi emreden" Mustafa Kemal kahraman olmuştur; ordulara "taarruz" emri veren Enver Paşa ise "hain"…
Enver Paşa hakkında uzman kabul edeceğimiz isimlerden biri olan Ziya Nur Aksun; onu, şu cümlelerle değerlendirir: "Enver Paşa, Osmanlı neslinin son büyük temsilcisidir. Bu neslin özelliği, gerilimlerinin yüksek ve bağlanışlarının derin olmasıdır. Bütün varlıklarıyla sever, bütün varlıklarıyla bağlanırlar. Ama, ne yazık ki, cumhuriyet nesilleri bu derin bağlanışlardaki güzelliği kavrayamamış, politik, günlük çıkar çatışmalarını aşamayan değerlendirmeler içinde bu değerleri yok saymış, yahut küçültmeye uğraşmıştır. Oysa, Osmanlının bu son nesli, ellerinden gelenin en iyisini yapabilmek için, hayatlarını vermekten hiçbir zaman çekinmemişlerdir.”
Osmanlı’nın bu son nesli, üzerine düşeni yapmıştı; her şeyi unutsanız bile, bu nesil yüzbinlerce şehit vermiştir. Tarihte, bu kadar yücelen bir nesil az bulunur. Ya sağ kalanlar? Onlar, devletimizin parçalanan toprakları üzerinde ve çoğu Anadolu’da olmak üzere, emperyalist güçlerle sonuna kadar dövüşmeye devam ettiler. İslam dünyasının en onurlu toprakları, onların diktiği bayrağın gölgesinde olanlardır.
İşte Enver Paşa, bu emsalsiz neslin simgesi idi. Kendisini, inandığı mukaddesler uğruna feda edişin en parlak örnekleriyle yaşamış, öncü ve örnek bir insandı.
Enver Paşa, İtalyanlara karşı savaşmak için Trablus’a giderken, bir mektubunda şöyle der: ‘Trablus artık kaybolmuş sayılır. Buna rağmen neden gidiyorum? Bütün Müslüman dünyasının bizden beklediği bir vazifeyi yerine getirmek için gidiyorum.’ Aynı insan, Osmanlı Ordularının sâbık baş komutanı ve damad-ı Halife-i İslam olarak hiçbir başarı umudu olmayan Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesine atılırken de, böyle, insanı ürperten bir gerekçe söyleyecektir."
Enver Paşa, Birinci Dünya Savaşı bittikten ve Osmanlı çöktükten sonra, pekala, Avrupa’nın herhangi bir şehrine yerleşip rahat bir hayat sürebilirdi. Fakat o, İslam davası için mücadele etmeye devam etti. Mesela, Sakarya Savaşı öncesi, mahiyetiyle birlikte Batum’a geldi. Amacı, Milli Mücadele Birlikleri bu savaşı kaybederse, Anadolu’ya girip ordunun başına geçmek ve Milli Mücadele’yi yürütmekti. Hakkında yazılan ve konuşulanlar, Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesine rağmen, Enver Paşa’nın ordu ve halk üzerindeki etkinliğini azalmadığını gösteriyordu. Bu "tehlike"yi sezenler, Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir’e şifreli telgraf çekerek, Anadolu’ya gelmesi halinde, Enver Paşa’nın tutuklanmasını isterler. Ve hakkındaki malum kampanyalar da o saatten sonra başlar.
İlk günden son güne kadar Sarıkamış Harekatı’nda bulunan Kaymakam Şerif Bey de, Enver Paşa’nın "hain" olmadığını söyler. Şerif Bey’in yazdıklarında Enver’le ilgili birçok olumsuz cümle olmasına rağmen, şu satırlar dikkat çekicidir: "Maksadı hizmet idi, her gün ateş içinde bulunduğu için, on defa yaralanabilirdi. Allah onu hiçbir şeyden korkmaz, hiç kimseden çekinmez bir şekilde yaratmıştır."
Enver Paşa’nın hataları elbette yok değildi. Tarihçi Niyazi Akşit’e göre, "Enver Paşa büyük bir vatanseverdi. Fakat gerçekleştiremeyeceği büyük işlere girişti."
Enver Paşa’nın Almanlara sıcak baktığı doğrudur. Fakat bu bakış, körü körüne değildir. Enver, Almanlar savaşı kazandıktan sonra, sıranın Türkiye’ye geleceğini biliyordu. Bu yüzden, Almanya’nın verdiği silahların bir kısmını cephelere göndermemiş, Anadolu’nun derinliklerinde depolamıştır. Nitekim, bu silahların mühim kısmı, Kurtuluş Savaşı sırasında kullanıldı. (791 bin tüfek, 4 bin makineli tüfek ve 945 top… Kaynak: Edward j. Erickson, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, sayfa 278)
Bu bölümdeki son sözü, Enver Paşa’yı yakından tanıyan tanıklara bırakalım: "Onu yakından tanıyan herkesin üzerinde birleştiği nokta, Enver’in bir insan olarak mükemmel ahlaki değerlere sahip olduğudur." Emir Şekip Arslan, Şehit Enver Paşa ve Arkadaşları
"İffet ve namus timsali, feragatin en üst sınırında, hayat ile ölüm arasında fark görmeyecek derecede idealist olarak yaşamıştır." Muallim Fuat Gücüyener, Büyük Harpte Tanıdığım Kumandanlar
"Bir insanın çıkabileceği en üst makamlara yükseldiği halde, samimiyetini kaybetmemiştir. Keskin bir zeka, salim bir muhakeme, muhatabını iyi tanıma gibi yaşından beklenmeyen edep ve terbiye sahibidir." Golç Paşa’nın Hatıraları.
Olumsuz kampanya
Enver Paşa’yla ilgili olumsuz kampanya siyasidir ve daha daha çok Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır. Nitekim, Eric Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi isimli ‘bağımsız’ kitabında, 1920’li yılları değerlendirirken, "İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden sadece Enver Paşa, savaş sonrası Türk siyasetinde önemli bir rol oynadı" demektedir. Eserin 207. sayfasındaki şu cümle de dikkat çekicidir: "Mustafa Kemal’in Enver’le olan kişisel ilişkileri çok gergindi."
Zürcher’e göre; "Enver Paşa, savaşın sadece ilk aşamasının kaybedilmiş olduğuna ve tıpkı 1913’te Balkan Savaşı’nda olduğu gibi, ikinci bir raunt için fırsat çıkacağına ve bu rautta Osmanlıların saldırıya geçeceklerine inanıyordu." [Sayfa 197] Nitekim, Enver Paşa, sık sık, "Arabistan, Suriye, Mısır, Filistin, Kafkaslar ve Trablusgarb’ın tekrar Osmanlı’nın eline geçeceğini" söylemekteydi.
Ona göre, Türkiye’nin hür ve tam bağımsız bir devlet olabilmesi, ancak, Anadolu’nun dışına taşan bir coğrafyayla mümkündü. Tabii böyle bir şeyi en başta İngilizler istemezdi. Ki, Enversiz Kurtuluş Savaşı’na İngilizlerin pek müdahale etmemesi, kafalarda hep soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten kadronun, sınırlı topraklara [Anadolu ve Trakya’nın bir kısmı] razı olması, olabilir.
Zürcher, Milli Mücadele’nin 19 Mayıs 1919’da başlamadığını da delilleri ile ortaya koyuyor. [ Ki, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, dünya çapında saygın bir eserdir.]
"İttihat ve Terakki Cemiyeti, bir taraftan Anadolu’da silahlı direniş hareketi hazırlarken; aynı zamanda da Rum, Ermeni, Fransız, İtalyan ya da İngilizler tarafından işgal edilme tehlikesi olan bölgelerdeki Müslüman Türk kesiminin haklarını savunmaya hazırlanıyordu. Bu girişim, yerel ‘Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin kurulması şeklini almıştı, ki bu örgütler savaş sonrasında Anadolu ve Trakya’da ulusal direniş hareketlerinin oluşturulmasında hayati bir rol oynayacaklardı. [Kasım 1918]
Ömer Lütfi Mete, Cumhuriyet’ten sonra başlatılan Batılılaşma hareketini ima ederek, "Avrupa, Türkiye’yi şartlı tahliye etmiştir" demektedir. Bunu da bir kenara not etmekte fayda var.

İbrahim Tenekeci
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 17:06
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018