Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-02-24, 22:16 #1
Damian Damian çevrimdışı
Arrow Genel Kültürünüzü Sorgulatıp Sinirlerinizi Altüst Garip Tarihsel Olaylar

Daha önce hiç duymadığınız dönemlere dair merak uyandıracak tarihin tuhaf gerçeklerini araştırdık. Düğün hediyesi olarak takma dişlerin hediye edilmesinden moda için patates çuvalların kullanılmasına kadar tarihte birçok garip olay yaşandı. Biz de bu olaylardan 17 tanesini seçip detaylarıyla bu yazımızda anlattık. Hadi yazımıza geçelim!

17. Yıllar önce düğünlerde çeyrek altın yerine diş hediye ediliyordu.



Viktorya dönemi 19. yüzyıl İngiltere'sinde doğmuş olsaydık, muhtemelen dişçilerin acımasızlığı karşısında ağzımız açık kalırdı. Çünkü Viktorya döneminde yaşayan insanlar arasında tuhaf ve utanç verici bir gelenek vardı. Bu gelenek, kadınların düğün günlerinde veya doğum günü kutlamalarında dişlerini çektirme geleneğiydi. Bu dişler onlara bir hediye olarak verilirdi. Ama neden başka bir şey değil de diş hediye ediyorlardı hiç düşündünüz mü? Çünkü, dişlerin sonunda çürüyeceğine inandıkları için, diş maliyetlerinden tasarruf etmek amacıyla gelecekte kullanmak için insanlara bu dişlerden yapılmış takma diş vermek düşünceli bir hareketti.

16. Elma pekmezi tsunamiye sebep oldu.



100 yıl öncesine gidersek, 1919'da, Boston'un Kuzey Yakasında her şeyi kuşatan bir dalga büyük bir trajediye sebep oldu. Ancak bunun doğal bir afetten kaynaklandığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Şaşırtıcı bir şekilde bu trajik olay, daha sonra Elma Pekmezi Tsunamisi olarak adlandırılan şekerli bir felaketti. Olayın asıl sorumlusu, fırıncılıkta kullanılan şekerli, yapışkan kahverengi bir şurup olan pekmezdi! Ocak 1919 itibariyle, sevkiyat her zamanki yüklü haliyle üretim sahasına ulaştı. İşçiler günlük bir prosedür olarak bu pekmezi ısıtırken, sıcaklık değişimlerinden dolayı pekmez kapta normalden çok daha fazla genişledi. Akışkan pekmez kontrolden çıktı ve 15 fit yüksekliğinde bir tsunamiye dönüştü. Çevredeki binaların yıkımının yanı sıra en az 21 ölüm vardı. Boston sokaklarının yapışkan maddeden kurtulması birkaç hafta sürdü.

15. Patates çuvalı bir zamanlar modaydı.



Güncel moda trendlerinden sıkıldınız ve yeni ilhamlar mı arıyorsunuz? Büyük Buhran dönemi bu sıkıntınızı giderebilir! Görünüşe göre, ABD ekonomik bunalıma girdiğinde, insanlar hayatta kalma şanslarını artırmak için ürünleri geri dönüştürmenin yollarını arıyorlardı. Bu nedenle, evlerinin çevresinde bulunan ürünleri kullanarak kıyafetleri yeniden tasarlamak için kolları sıvadılar. Başlangıçta patates gibi mallar fıçıda taşınıyordu, ancak daha sonra maliyet endişeleri nedeniyle çuvallar yerini aldı. Bununla birlikte, bu çuvallar yoksul aileler için giysi görevi gördü. Bu inanılmaz yaratıcılık, etrafta büyük bir ses getirdi. Çuvallar daha sonra renkli baskılarla üretildi, bu yüzden kadınlar kumaşı dert ederken, hala şık bir kıyafetleri vardı. Bununla birlikte, bu moda o zaman için inanılmaz bir başarı haline geldi.

14. Albert Einstein bir fizikçiden daha fazlasıydı...



Eğer teklifi geri çevirmemiş olsaydı, 'Göreceliğin Babası'nın İsrail'in ikinci Cumhurbaşkanı olacağını biliyor muydunuz? Albert Einstein doğuştan Yahudi'ydi ve bu görev için tüm niteliklere sahipti. Ancak o çok daha farklı düşünüyordu. İsrail'in ilk cumhurbaşkanı Chaim Weizmann 1952'de vefat ettiğinde, tüm halk onun yerine geçecek ve ulusun büyük bir lideri olarak hizmet edecek bir adam aradı. Einstein o sırada 73 yaşında, zayıf ve bir atom karınca kadar hareketliydi. İş için en uygun aday görünüyordu. Ancak Einstein o sırada ABD'de yaşadığı için İsrail Büyükelçiliği ona düşüncelerini paylaştığı bir mektup gönderdi. Einstein, sonsuz başarılarının altına birçok başka unvan eklemiş olsa da, bu unvanı hemen reddetti. Albert Einstein, yaşlı olmasının yanı sıra tecrübesiz olduğunu ve halk insanı olmak için kendisinin yanlış bir seçim olduğunu söyledi. Düşünsenize, milletine müthiş bilimsel keşifler öğreten bir cumhurbaşkanına sahip olmak inanılmaz olmaz mıydı?

13. Hayvan istismarcısı ve yankesici olan bir kral figürü hayal edin...



Monarşi sistemi her zaman bir nedenden dolayı birçok alana konu olmuştur. Ancak Mısır'da bir zamanlar bir kralın davranış ve eylemlerinin diğer tüm sorunlu hükümdarları geride bıraktığı bir dönem vardı. Kral Farouk, beceriksizliğiyle 1936'dan 1952'ye kadar tüm ulusu kızdırmıştı. Yolsuzluk zirvedeyken, Kral Farouk kumar oynamakla ya da şişe devirmekle meşgul olurdu. Başlangıçta Mısırlılar onu 'kafası midesinde' olarak tanımladılar. Tembelliğinin yanı sıra aynı zamanda hayvan istismarcısıydı. Bir keresinde aslanların kendisini yuttuğu bir kabus görmüştü, bu yüzden sabah yaptığı ilk şey aslanları vurmak oldu. Bir kralın genellikle her istediğini satın almak için gereken tüm paraya sahip olduğuna inanabilirsiniz, değil mi? Kral Farouk da öyleydi ama yankesici olmayı tercih etti. Bir keresinde, Winston Churchill'in cebinden bir saat çaldı. Yakalandığında, saati yerde yatarken bulduğunu iddia etti. Milletine daha iyi bir hayat vadetme amacı olmadığı apaçık ortadaydı. Bu nedenle, 1952'de Mısır monarşisinin en sonuncusu olarak tahtından indirildi.

12. Döneminin en iyi yazarlarından biri olan Daisy Ashford 9 yaşındaydı.



Tavan arasında eski kıyafetler veya değerli eşyalar bulmak her zaman nostaljik olsa da, onlarca yıl önce yazdığınız bir kitabı bulursanız ne olur? Dokuz yaşında bir çocukken annesinin evini temizlerken yazdığı bir el yazması bulan Daisy Ashford'un başına gelen de tam olarak buydu. Bu öenmli yazar, 1890'da çocukken yazdığı bir kitap olan Genç Ziyaretçi'yi ancak 1919'da yayımladı. Bu kitabı daha benzersiz kılan, hem yanlışlıkla yazması hem de istemeden yaptığı dil bilgisi hatalarıydı. Herkesi şaşırtan bir şekilde, kitap ani bir başarı yakaladı ve dokuz yaşındaki bir çocuk tarafından yazılmış olmasına rağmen başlı başına bir efsane haline geldi. Bu kitap ayrıca J. M. Barrie tarafından yazılan bir önsöz ile yayımlandı. Bu nedenle, bazı insanlar yanlışlıkla Barrie'nin yazar olduğunu varsaydılar. Yine de Daisy'nin hikayesi, birçok kişiye motivasyon ve ilham kaynağı oldu.

11. Tavşan sürüsü Napolyon'a saldırmıştı.



Bir zamanlar, Napolyon Bonaparte tavşanlar tarafından saldırıya uğradı. Kendisi ve adamları için bir tavşanların başka hayvanları avlamasını talep etmişti. Genelkurmay başkanı bu grubu kurdu ve adamlara bu görev verildiğinde yaklaşık 3.000 tavşan toplandı. Tavşanlar kafeslerinden serbest bırakıldıklarında av başlamaya hazırdı. En azından plan buydu! Ama tavşanlar, hızlı ve durdurulamaz bir hücumla Bonaparte ve adamlarına doğru hücuma geçtiler. Sanırım Napolyon'un en büyük yenilgisi buydu.

10. Bir zamanlar kadınların dışarıda sigara içmesi yasaktı.



1908'de New Yorklu Katie Mulcahey, duvara kibrit sürtüp sigara yaktığı için tutuklandı. Çünkü bu, kadınların (ve sadece kadınların) toplum içinde sigara içmesini yasaklayan bir şehir yasası olan Sullivan Yönetmeliği'nin ihlaliydi. Bölge mahkemesindeki duruşması sırasında Mulcahey, halka açık yerlerde sigara içme hakkını savundu. 5 dolar para cezasına çarptırıldı. İki hafta sonra, Sullivan Yönetmeliği New York belediye başkanı tarafından veto edildi.

9. Çatal kullanmak günah olarak görülüyordu.



Çatallar yapay bir eli çağrıştırdığı için Tanrı'ya yapılan bir şirk olarak görülüyordu. Bu nedenle birçok yerde yasaklandı.

8. Titanik gemisinin sahipleri 'Bu gemi asla batmaz!' dememişlerdir.



James Cameron'ın 1997 filmi tam tersini anlatsa da, bu geminin sahipleri geminin 'asla batamayacağını' iddia etmediler.

7. Doların üzerindeki ilk yüz George Washington'a ait değildi.



Bu para biriminde görünen ilk yüz, Salmon P. Chase idi. İlk 1 dolarlık banknot 1862'de İç Savaş sırasında çıkarıldı. Chase o sırada Hazine Bakanıydı ve aynı zamanda ülkenin ilk banknotlarının tasarımcısıydı.

6. Edison aslında ampulü icat etmedi.



Edison'un 1.093 patenti olmasına rağmen, bunların çoğu kendi icadı değildi. Çoğunu başkalarından çaldı. 1880'de ampulün patentini alırken, asıl mucit aslında Edison'dan kırk yıl önce ilk ampulü icat eden İngiliz astronom ve kimyager Warren de la Rue idi.

5. Amerika'yı keşfeden ilk kişi Kristof Kolomb değildi.



Hayır, bu Avrupalı kaşif Amerika'yı keşfetmedi. Kolomb'dan 500 yıl önce başka biri keşfetmişti bile. Aslında, 10. yüzyılda Amerikan kıyılarına inen İskandinav kaşif Leif Erikson, Amerika'yı keşfeden ilk Avrupalı olarak kabul edilebilir.

4. Marie Antoinette hiçbir zaman "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!" dememiştir.



Bu söz aslında Jean-Jacques Rousseau'nun otobiyografisinden alınmıştır, burada bir prensesin bu cümleyi söylediğinden bahsedilmiştir. Marie Antoinette'in böyle bir şey söylemesinin olasılığı olmasa da bu söz ona atfedilmiştir

3. Hindilerin tanrı olduğuna inanılıyordu.



Hindi şu anda Amerika'nın Şükran Günü yemeğinin en sevilen parçası iken, MÖ 300'de bu büyük kuşlar Maya halkı tarafından tanrıların elçisi olarak müjdelenmiş ve bu şekilde onurlandırılmış. Bu yüzden dini törenlerde rol almak üzere evcilleştirilmiştir. Güç ve prestijin sembolü olarak Maya ikonografisinde ve arkeolojisinde bulunabilirler.

2. Mısır kraliçesi Kleopatra aslında Mısırlı değildi.



Bilinenin aksine, Mısır'ın son kraliçesi Mısır'da doğmadı. Tarihçilerin söylediği kadarıyla, Kleopatra VII Yunandı. Büyük İskender'in Makedon generali Ptolemy'nin soyundan geliyordu.

1. Ketçap eskiden ilaç olarak satılıyordu.




1830'larda konu popüler tıbba geldiğinde ketçap çok modaydı.1834'te, John Cook adında bir Ohio doktoru tarafından hazımsızlık tedavisi olarak satıldı. 19. yüzyılın sonlarına kadar bir sos olarak bilinmiyordu.

Alıntıdır

Mesajı son düzenleyen Damian ( 18-02-24 - 22:21 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 19:25
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz.