Forumları Okundu Yap |
![]() |
#1 |
![]() Merhaba ForumTR dostları ! Hepiniz Pazar günleri Kanal D'de yayınlanan Okan Bayülgen'in "Kral Çıplak" isimli programını bilirsiniz.Denk gelmiş veya izleyicisinizdir.Her hafta bir ünlü isim konuk olur ona sorular sorulur konuk olan kişi daha iyi tanınır.Peki bu program neden ForumTR'de yapılmasın ? Konuğumuz; @Time Traveler; |
|
![]() |
![]() |
#2 |
Hah, kendisiyle uzun uzun muhabbet ettiğim için, bu bölüme talepte bulunmamışız. İlk talepde bulunan olarak, ilk soruları da ben yönelteyim o zaman
![]() Öncelikle, iyiki tanıdım seni kıymetli Time Abim ![]() 1-) Hayatında hiç aşk acısı çektin mi? 2-) Yurt dışında mı daha çok dolandırıcı esnaf / şirket / usta vb. mi var yoksa Türkiye de mi? ( Genel Olarak ) 3-) Bildiğim kadarı ile yalnız yaşıyorsun. Sana göre yalnızlığın artık ve eksi yönleri nelerdir? 4-) Bilişim alanında çalışıyorsun. Eğer imkanlar elverse, nasıl bir teknoloji kazandırmak istedin insanlığa? ( Yapay zeka ilgi alanım demiştin, özellikle o konuda bir hayal ya da proje olabilir ) 5-) Oldukça sakin ve olgun bir insansın. Peki seni en çok ne sinirlendirir? O iyi huylu ve pozitif bakışına pişman ettirir? Şimdilik bu kadar yeter. Aklıma geldikçe sorarım, çok bunaltmayayım ![]() Not: Seviliyorsun. |
|
![]() |
![]() |
#3 |
Soruları cevaplamaya geçmeden önce, konu için Turhan Bey’e ve talep eden değerli üyelerimize teşekkür ediyorum, onure oldum.
Tüm samimiyetimle cevaplamak adına, kişisel sınırlarım dahilinde üzerime düşeni yapacağım noktasında sizleri temin ederim. Saygılarımla. |
|
![]() |
![]() |
#4 | ||||||
Alıntı:
İddialı bir ilk soru oldu ![]() İnsanı bir mercimekten farklı kılan, şüphesiz ki sahip olduğu aklı ve duygularıdır. Ve duyguları olan her insan, hayatının bir veya bir kaç döneminde mutlaka aşk acısı çekmiştir. Her ne kadar mâzide kalmış olsa da, elbette; benim de bu bağlamda bir kısım yaşanmışlıklarım mevcut. Alıntı:
Bunun yanında çoğu ülkede, kurumsal anlamda dolandırıcılıkla pek karşılaşmazsınız. Dolandırıcılık ağırlıklı olarak şahıslar veya gruplar indindedir. Toplumlardaki bozulma ve yozlaşma (corruption) oranlarını karşılaştırırsanız da; gezdiğim ülkeler arasında ilk aklıma gelenler Brezilya, Nijerya, Arjantin, Sudan, Kolombiya olup, benim gördüklerime ve yaşadıklarıma göre bu ülkeler Türkiye’ye kıyasla çok daha yüksek oranda bozulmaya sahiplerdir. Mamafih, yanılma payım da mevcuttur. Yine de cevabımı, bu konudaki mottom ile bitirmeyi uygun görüyorum; “kültür ulusal, kültürsüzlük ise kişiseldir” Alıntı:
Diğer yandan yalnızlığı mental ve psikolojik olarak değil de, fiziki koşullar ile değerlendirdiğimizde ise; avantajları ve dezavantajları daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Yalnız yaşamanın en büyük artısı, plan ve düzen noktasındadır. Benim kafamın içi de, evimin içi de, hayatım da düzenli ve intizamlıdır. Bu benim için kritik bir olgu. Yurt dışına öğrenim görmek için ilk çıktığımda, Londra’da iki öğrenci ile birlikte bir evde kalmaya başlamıştım. Dağınıklıkla, düzensizlikle, plansızlıkla, pis bir evde yapamayacağımı o an anladım. Birkaç benzer tecrübeden sonra tek başıma ayrı eve çıktım. Yalnızlığın en büyük avantajı; hayatınıza getirdiği özgürlük, prensip ve düzen noktalarıdır. Şayet bu soruyu geçen sene sorsaydınız "pek bir dezavantajı yok, her işinizi kendiniz görüyorsunuz ama ne yapacağınızı kendiniz biliyor, kendiniz planlıyorsunuz" derdim şüphesiz ki. Fakat başa sağlık sorunları geldiğinde, aslında madalyonun diğer yüzünün öyle olmadığını anladım. Sizin de bildiğiniz gibi geçen sene hastalık sebebiyle çok ağır bir imtihan verdim, 3 operasyon geçirdim. Yalnızlığın aynı zamanda ne denli zor bir süreç olabileceğini de solumuş, görmüş, tecrübe etmiş oldum. Bu meşum hususu da, yalnız yaşamanın dezavantajı olarak değerlendirmeyi uygun görüyorum. Alıntı:
İnsanların içindeki o insanlığı çok seviyorum. O insanlıkla mükemmele yakın, neredeyse hiçbir suçun olmadığı, mutlak manada saygı ve sevgi temeli ile yaşanılan dünya toplumları hayalim var. Bunu yapabilmek için de, tüm insanların yaptıkları iyilikler ve kötülükler için dijital olarak kredilendirilebileceği, herkesin de birbirinin bu kredi derecelerini şeffaf bir şekilde görebileceği, ödüllendirilebileceği ve cezalandırılabileceği, adaletli, eşitlikçi, ahlak ve etik esaslı dünya toplumları. Anlatması biraz uzun, çok detay içeriyor. Bilgi teknolojileri, ileri bilim, öğrenen sistemler, dijital entegrasyon, sosyoloji ve psikolojinin birleştiği harika bir toplumlar konsepti hayalim var diyelim. İmkânsız değil ama ben görebilir miyim emin değilim. Yine de on yıldan fazladır hayali güzel. Bu vizyonu mümkün kılarak, dünyaya iyi bir iz bırakabilmek isterdim. İşim dışında ise; yetim çocukların ve sokak hayvanlarının yer aldığı, muazzam derecede büyük, kendi kendine yeten bir yetimhane çiftliği hayalim var. Elbette ki ilk hayalime göre, bu çok daha mümkün. Çocukları ve hayvanları çok seviyorum. Kim bilir.. Belki son nefesimden önce bu hayalimi gerçekleştirebilirim.. Alıntı:
Bu varoluşsal hatayı sonuna kadar kullanmakta ısrarcı olan, fikirlerinin yanlış olduğunu bilmelerine rağmen mesnetsizce savunmaya devam eden insanlardan uzak durmaya gayret gösteriyorum. Eskiden çok mücadele ederdim, artık uzak duruyorum. Bir de adalet var, kırmızı çizgimin bam telinde. Adaletsizliğe gelemiyorum. Bilhassa adaleti, bizlere verilen nimetler karşısında ödemek zorunda olduğumuz davranışsal zekât gibi görüyorum. Adaletsizlik var ise bunu dile getiriyorum, hepsi bu. Mücadele etmiyorum, eskiden çok ederdim. Çünkü adaletsiz insanın vicdanı yoktur ve vicdanı olmayan bir insanı kelimelerinizle asla ehlileştiremezsiniz. Sakinlik noktasında ise her insanın, hadd-i kemâl denilen bir geçiş dönemi olduğuna inanıyorum. O dönemden sonra insanlar iyi niyetinizi suistimal de etse, bilgi sahibi olmadan fikir sahipleri de olsalar, adaletsiz davranışlar da sergileseler tepki vermek yerine yumuşak bir tebessüm ile geçiştiriyorsunuz. Sabahattin Ali'nin dediği gibi; "Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz." Alıntı:
![]() Yeriniz her daim başımızın üzeridir. Sevgi ve muhabbetle. |
|||||||
![]() |
![]() |
#5 | |
Alıntı:
Hepsini kelimesi kelimesine okudum abi. Uzun uzun yazma zahmetinde bulunup, bu ufuk açan yorumun için teşekkürler ![]() |
||
![]() |
![]() |
#6 |
Sadece konu açmaktan ziyade, bende bir kaç soru sormak isterim sevgili Mehmet abi.
![]() Forumda çizdiğin bi' imaj var, pozitif ve sevecen bi' tavır. Gerçek hayatta da böyle birisi misin abi, tam kişiliğini yansıttığını düşünüyor musun? Forum dışında, yurtdışında yaşama zorlukları var mı ve tavsiye eder misin? Son soru; Nickname seçerken bi' anlamı var mıydı yada bu nicki neden tercih ettin? Seninle tanıştığıma memnun oldum abi, hayatın o güzel gönlün gibi devam etsin. ![]() |
|
![]() |
![]() |
#7 | ||||
Alıntı:
Olayları ve süreçleri daima negatif ve sorgulayıcı bir perspektif ile planlar ve ele alırım. Gerek iş, gerek sosyal hayatımdaki tecrübelerime istinaden bu beni, olası felaket senaryolarına karşı proaktif bir şekilde hazırlıklı ve diri tutuyor. Diğer yandan; forumda telefon ve DC üzerinden görüştüğüm bazı insanlar, genelde forum içinde daha despot bir görüntü sergilediğimi ama konuştuklarında aslında öyle olmadığımı söylüyorlar. Yazı dilinde pek smiley kullanmıyorum, sanırım ondan mütevellit böyle bir farklılık var. İnsanları ve insanlarla hasbihâl etmeyi çok seviyorum. Genel anlamda mizacımı ve karakter yapımı foruma yansıttığımı düşünüyorum. En azından bizatihi gayretim bu minvalde. Alıntı:
Türkiye; akdeniz kültüründe yer alan, samimiyetle ve iyilikle harmanlanmış bir coğrafyanın beşiği. Forumda herkes Türk olduğu için, kendi içimizde arada sırada ülkemize ve milletimize eleştiriler getirsem de, yurt dışında temsil anlamında ülkemi aşırı derecede korumacı bir duruş sergiliyorum. Doğrusu ve yanlışıyla benim vatanımdır. Bu koruma iç güdüsü, bayrağıma ve vatan topraklarıma olan saygımın da bir gereğidir. Misafirperverlik ve merhamet noktasında, gözlemlerime göre her ne kadar son yıllarda aşırı derecede dejenere olmuş olsa da, bir kaç ülke ile birlikte ortalama Türk toplumu ender bir millettir. Yurt dışında misafirperverlik pek yok, kimse kimseye karışmaz. Bizim tasvirimizdeki merhamet de, bir çok kültürde karşılık bulmaz. Bu davranışsal ve kültürel paradigma, sanıldığından çok daha komplekstir. Bir de Türkler düşünceli insanlardır, empati yetenekleri çok gelişmiştir. Bahusus bizim millet olarak merhamet ve empati kavramlarına atfettiğimiz anlam; Avrupa, Amerika ve İskandinavya kültüründe aynı değil desem kendimi daha doğru ifade etmiş olurum. Bu da milletimizi, bir çok milletten farklı kılmaktadır. Fakat Türk milleti kutsaldır, yücedir, seçilmiştir, eşsizdir gibi çıkarımları da pek desteklemem. Çünkü her ülke vatandaşı için tarihiyle ve ulusuyla birlikte kendi ülkesi kutsal ve eşsizdir. Son perdede ise tüm ülkeler ve milletler tam anlamıyla eşittir, sadece birbirinden farklıdır. Yurt dışında yaşamayı tavsiye eder miyim? Kesinlikle. Çünkü bize verilen bir ömür var ve o ömrü daha verimli, daha güzel, daha stressiz, daha anlamlı bir yaşama fırsatı var ise, bunu değerlendirmemek pek doğru olmaz. Keza bunu değerlendirmemenin adı da "milliyetçilik" olmaz. Dünyaya açılmak ve farklı milletlerden insanlarla tanışmak, onları dinlemek, onlarla yaşamak, insana para ile satın alamayacağı bir perspektif derinliği katıyor. Şüphesiz ki bu her şeye değer ve kesinlikle tecrübe edilmeli. Alıntı:
Diğer yandan anlam kısmında ise; kendi boyutumuzda, kendi zaman çizgimizde, tek yönlü olarak aslında hepimiz birer zaman yolcusuyuz. Hepimiz zaman yolcusu iken, bu nicki herkesten önce ben almış oldum. Bu da sorunuzun teknik cevabı ![]() Alıntı:
Her zaman, merak ettiklerinizi çekinmeden sorabilirsiniz. Sevgi ve muhabbetle. |
|||||
![]() |
![]() |
#8 |
Sorularımızla devam edelim, bilgi ve kültür hazinesi abimizle
![]() @Time Traveler; * Sana göre hayat nedir abi? Nasıl tanımlarsın? * Bir bilişimci olarak, bilgisayar kullanırken seni en çok isyan ettiren durum nedir? * Ne türden müzikler dinlemeyi seversin? |
|
![]() |
![]() |
#9 | ||
Alıntı:
Bence hayat; tamamen dengeler üzerine kurulu eşsiz dinamik anların birleşiminden oluşan dünyevi veya uhrevi mutlak yolculuktur. Kısaca sadece “şu an”dır. Alıntı:
Bazen büyük çaplı projelerde tam her şey bitti derken ortaya çıkan "logic error" dediğimiz mantık hataları, bilgisayar başında kısa bir soğuk duş etkisi yaratıyor. Onda da alır kahvemi, açarım bir klasik müzik, başlarım incelemeye. Biz mühendislerin esas işi sabırdır. Country, blues, caz, klasik ve enstrümantal dinliyorum. Özellikle altmışların, yetmişlerin ve seksenlerin country ve blues eserlerini, cazın da seksenli ve doksanlı yıllardaki formlarını dinlemeyi ayrı severim. Johnny Cash, Alan Jackson, John Denver, George Strait, Hank Williams gibi değerli sanatçıların eserlerinden ayrı bir keyif ve lezzet alırım. Klasikte de piyano ve kemanın hastasıyım. Sorularınız için teşekkür ediyorum güzel insan. |
|||
![]() |
![]() |
#10 |
@Time Traveler; abi
1-) Hayatta kötü insanların daha çok kıymet bilmesi hakkında görüşlerin nelerdir? 2-) Em çok özlemini duyduğun şey nedir? ( bir insan ya da soyut / somut hernagi bir şey ) 3-) En çok beğendiğin ve etkisinden çıkamadığın film 4-) Bilişim alanı ile ilgili yaşadığın komik bir olay? ( geçmiş zamanda da olabilir ) |
|
![]() |
![]() |
#11 | ||||
Alıntı:
Alıntı:
Dolayısıyla iyi ve kötü kavramları insanoğlu üzerinde zamana, kişiye, perspektife ve şartlara göre dinamik bir geçiş arz ettiğinden hareketle, genel anlamda objektif bir mana teşkil etmez, edemez. İyi ve kötü kavramları insan temelinde subjektiftir. Hitler için birçok kişi kötü insan der değil mi? Ama ülkesi için bir kahramandır. Birçok vatansever Alman da Hitler’e sempati duyar, sever. Yani aslında o ne iyi bir insandır, ne de kötü. Bundan mütevellit iyi ve kötü insan kavramlarını yok sayalım. Gelgelelim kıymet bilme konusuna; samimi insanlar karşılıksız iyilik yaparlar, çıkar amacı gütmezler, kandırmazlar, doğrusu ne ise onu söylerler, her konuda çevrelerindeki insanlara yardımcı olmaya gayret ederler. Bu durum, karşı taraftaki insanlar tarafından değerli olan ama çok kolay bir şekilde elde edilen bir davranışlar paradigmasını bünyesinde barındırır. Bunun açıklaması da “ucuza elde ettiğimiz şeylere az saygı gösteririz, her şeye değer katan şey pahalılıktır” sözünün özüne tekabül eder. Ezcümle; kıymet bilmek, insanların iyi veya kötü olmalarından dolayı değil, elde edilmelerinin, hayır diyememelerinin, değer görebilmenin zorluğuyla ilintilidir. Samimi insanlar, kolayca, karşılıksız, mesafe mefhumu gözetmeksizin ve cömertçe iyilikler yaptıkları ve davranışlar sergiledikleri için kıymetleri pek bilinmez. Mesafesiz samimiyet, ilişkileri yok eder. Kıymet görmenin formülü seviyeli samimiyettir. Umarım aradaki o ince ayrıntıyı doğru bir şekilde aktarabilmişimdir. Alıntı:
Bir de eski insanlığa özlem duyarım arada. Daha nazik, daha merhametli, daha güleçti eskinin insanları ve insanlığı. Onun haricinde özlediğim bir şey yok. Çoğunluğun aksine geçmişe kronik olarak özlem duymuyorum, arada yâd ederim hepsi o. Biz insanlar zamanda tek yönlü seyahat eden yolcularız. Bir şeylere takılı kalıp özlem duyarak hayatımızı idame etmemeliyiz. Ömür dediğin çok kısa. Shutter Island ile Fight Club canlandı ilk anda. Alıntı:
Verilen emeği de geçtik; o an ki matris ekip ile projenin haftalar önce iptal olduğunu duyduğumuz toplantıda, haberi almadan önce yarım saat boyunca, yerine konulan başka proje hakkında aldığımız brifingi, iptal olmuş elimizdeki proje için zannedip bir sürü notlar almıştık. Toplantıda anlaşılmasa, başka projenin brifingleri ile iptal olan proje üzerinde güncelleme yapmaya devam edecektik. Pek eğlenceli bir anı olmuştu. Bir de yazılım ekiplerinin sık sık birbirlerine yaptıkları script şakaları olur. Junior iken bir gün ekibimizden birinin yaptığı bir script şakası ile yanlışlıkla bozulan lokal veri tabanını düzeltebilmek için 3 gün ofiste yatmıştık. Düzelttikten sonra da aslında bozuk veritabanının onlara gelmiş bir iştirak işlemi olduğunu ve bunun bizim ekibe yaptırıldığını, yani asıl şakanın onlar tarafından yapıldığını öğrenmiştik. Bu da eğlenceli bir anı olarak hatırımdadır. Mesajı son düzenleyen Time Traveler ( 02-09-21 - 11:15 ) |
|||||
![]() |
![]() |
#12 | |
Alıntı:
Aklıma geldikçe ara ara yazarım ben ![]() |
||
![]() |
![]() |
#13 |
|
|
![]() |
![]() |
#14 |
|
|
![]() |
![]() |
#15 | |
Geçici görev için deniz yolunu kullandım. Sanırım güverte keyfini biraz uzun tuttum. Şimdi daha iyiyim.
Çok teşekkür ediyorum. Alıntı:
|
||
![]() |
![]() |
#16 |
Abi öncelikle başlamadan önce yanlış anlaşılmasın diye yazıyorum. O zamanlarda sende hackle ilgileniyordun veya hack gruplarınday'dın o yüzden sordum sadece lütfen yanlış anlaşılmasın.
Abi sorularım şunlar; 1. Ayyıldız Tim ve Türk Hack Team kurulmadan önce başka forumlarda vb yer alıyorlar mıydı.? 2. Ayyıldız Tim'in kurulma amacı ve nedenleri biliyorum zaten ama, siber savaş neden oluyordu? 3. Türkiye'ye geldiysen Türkiye'de neler oluyordu? 4. Şu andaki değil ama, eskiden (2002) yılları altında siber savaş var mıydı? 5. Ben 2002 yılında dünyaya gelmişken, sen neler yapıyordun? Mesela kaç yaşındaydın ve Türkiye'de yaşıyor muydun? Başka sorular da var tek tek atacağım bilgin olsun diye soruyorum 50'ye kadar soru var @Time Traveler; Mesajı son düzenleyen CrownHack ( 13-09-21 - 02:46 ) Neden: Kalın yapıyım da :) |
|
![]() |
![]() |
#17 | |||||
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Sadece herkes kendi misyonuyla kendi savaşını verdi, veriyor, verdiğini düşünüyor. Siber, nükleer veya konvansiyonel; platformlar değişse de savaşın prensibi aynıdır. Somut bir taraf olmasa bile, insanoğlu sürekli olarak kendi içinde kendisiyle yine savaş halindedir. Bahusus savaşın nedeni değil nasılı sorgulanabilir ancak. Soruyu tam anlayamadım ama Türkiye'ye sürekli geliyorum. Ne anlamda sorduğunuzu biraz açarsanız daha doğru cevap verebilirim. Alıntı:
Gerek internetin yeni yaygınlaşması, gerek insanların merakları, gerekse de güvenlik sistemlerinin çok daha basit olması bir çok konuda sistemlerin aşılmasını, indexlerin havalarda uçmasını kolaylaştırıyordu. Alıntı:
|
||||||
![]() |
![]() |
#18 | |
Alıntı:
![]() Teşekkürler Mehmet abi de biraz şey oldum ![]() Bende mi tim kursaydım? Şöyle havalı olur. 3. Türkiye'ye geldiysen Türkiye'de neler oluyordu? Türkiye'de iken Türkiye'de neler oluyordu anlamında. Mesela terör saldırıları, siber savaş, insan kaçakçılığı vb vb. @MHMT DMRC; abinin bahsettiği gibi, 1923Turk hacker grubu kurucusu gerçekten yakalandı mı? kanuni düzenlemeler olmadığı için, o özgürlük ve boşluk ortamında siber savaşlar daha net ve çetin ama bir o kadar da masum geçiyordu Bunu hiç anlamadım, veri çalıyorlar mıydı? Mesajı son düzenleyen CrownHack ( 13-09-21 - 09:33 ) |
||
![]() |
![]() |
#19 | |||
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
||||
![]() |
![]() |
#20 |
Yurt dışı ilgili sorular
1. Yurtdışı mı daha iyi yoksa Türkiye mi? 2. Türkiye eğitimi veya neden Türkiye gelişmemiş bir ülke? 3. Yurtdışında okumak ve yaşamak güzel mi? 4. İngilizceyi nereden biliyorsun ve nasıl öğrendin? 5. Danimarka, Yeni Zelanda bunlar haricinde kaç ülkeye gittin? 6.* Hiç yurtdışında kayboldun mu? ![]() 7. Ailen mi yurtdışında mı yaşıyordu yoksa sen mi yurtdışına gitmeyi düşündün? 8. Yurtdışı Türkiye gibi mi? Yani; terörist, dolandırıcılık, tacizci/tecavüzcü vb.? @Time Traveler; |
|
![]() |
Cevapla |
Konu Araçları | |
|
|