Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 24-09-19, 18:53 #61
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü


__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-09-19, 16:28 #62
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü




  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-09-19, 00:27 #63
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü


NEFRETİN BEKÇİLERİ
Zakarum Kilisesinin Başpiskoposu Sankekur, Quen-Hegan, tarafından Başpiskopos Lazarus için kaleme alınan mektup...

Saygıdeğer Lazarus,

Bu satırları sana son zamanlardaki gerek senin gerekse arkadaşların olan başpiskoposların sergilemekte olduğu asabi tutumlarınız neticesinde giderek artan endişelerimi bildirmek için yazıyorum. Geçen son birkaç ay boyunca ruhlarınızda ki giderek artan karanlığa şahit oldum ve sebebini anlamakta zorlanmaktayım. Sen ve arkadaşların Işıka hizmet içim ilk seçilenlerdensiniz. Bu uğurda hizmet edenler ve takipçilerimiz arasında bir otorite boşluğu varsa, bu tarihi ve sorunlu topraklar üzerinde kazanarak kurmuş olduğumuz kontrolün çoğunu yitirmekten korkarım.

Bizim, Kurast ve onun insanlarını korumakta ibaret olan kaderimiz çok önce çizilmiştir. Senin de çok iyi bildiğin gibi, bizim görevimiz Işıkın ihtişamını sevinçle karşılansın ya da karşılanmasın bilinen dünyanın dört bir köşesine yaymaktır. Abcaj daha da önemli olarak, Horadrim, karanlık zincirlenmiş görevimizi Temple Citynin altında tutan bekçileri bulmak ve onlara bakmak için bizim kilisemize güvenmiştir. Mephistonun Soulstoneunu (Ruh Taşı) korumak ve senin yegane sorumluluğun olduğu için, bu ürkütücü görevin asil ruhunu üzerinde bir şekilde kötü etkileri oluyor mu diye merak etmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Benim isteklerime karşı isyankar bir tutum sergilemenin nedenlerini her ne ise, seni ve başpiskoposlarını acil olarak toplanacak mecliste görmek istiyorum. Şayet Işıkın gerçek ve sadık hizmetlilerinin görevlerini layığıyla yerine getirmek üzere sahip olması gereken yürek gücü sende yoksa, o zaman yerine geçirecek birisini bulacağım. Lord of Hatredın (Nefretin Lordu) koruma altına tutulabilmesi Zakarum Kilisesinin güvenliği ve geleceği için fevkalade büyük önem taşımaktadır. Kilisenin kıskanç hizmetlileri tarafından aşağılanmasına ya da tehdit edilmesine seyirci kalmayacağım. Sizi bekliyorum.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-09-19, 00:28 #64
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü

LUT GHOLEIN: YIKIM İLE ARAMIZDA Kİ BAĞ
Vizjerei Büyücüsü, Nor Tirajın seyahatnamesinden bir pasaj; Horadrimin Takipçilerinden...

Kampanyamızın elli sekizinci gününde, tarihi liman şehri Lut Gholeinin yakınlarında Baala yetiştik. Lord of Destructionı aylarca öncesinden beri ta Kejhşstandan bu yana takip etmekteydik. Liderlerimiz, Tal Rasha, Baalın Scosglenin kış mevsiminin hüküm sürdüğü rüzgarlı toprakların yer aldığı kuzeye doğru ilerlediğine inanmaktaydı ancak nedenini bilmediğimiz bir sebepten ötürü bu şeytan yolculuğuna son vererek içinde bulunduğu kum şehrine sığındı.

Masumların zarar göreceği bir çarpışmayı önlemek arzusuyla, Tal Rasha, Baal şehri duvarlarını terk edene kadar saldırmamamızı emretti. Hain canavar Lut Gholein şehrini terk edene kadar üç gün boyunca pusuda bekleyerek şehri gözledik. Tıpkı Tal Rashanın tahmin ettiği gibi Baal bir kez daha kuzeye yol almaya başladı. Etrafını çevreleyen çölde birkaç mil bile ilerleyemeden, biz onlara saldırmıştık. Bir araya toplayabildiğimiz en güçlü büyücüler ile Lord of Destructiona saldırarak onu geri çekilmeye zorladık.

Öfkeden adeta çılgına dönmüş canavar, tüm ürkütücü güçlerini serbest bıraktı. Ayaklarımızın altında ki topraklar bir çoğumuzu yutarak patladı. İkiye ayrılan yaştan sıçrayan ateş ise daha da fazla sayıda arkadaşımızı yaktı. Yıkım bir çok farklı formda etrafımızı kuşattı ancak biz çok yol kat etmiştik ve artık bu uğurda ilerlediğimizi yolda durdurulmamız kolay olmayacaktı. Bu yoğun saldırıları sonucu zayıflayan Baal, Tal Rashaya karşı son bir saldırı daha gerçekleştirdi; neyse ki büyücümüz bu saldırıyı herhangi bir şekilde incinmeden atlatabildi. Maalesef, baş melek Tyrael tarafından verilmiş olan Soulstone parçalanarak küçük parçalara bölündü. Panik ile sersemlemişken biz saldırımızsa olanca gücümüzle asıldık ve geçici olarak öfkeden adeta çıldırmak üzere olan şeytana boyun eğdirdik.

Soulstoneun kırıla parçalarının Baalın güçlü varlığını taşımak için yetersiz kalacağını bildiği için Tal Rasha, şeytanın ilelebet hapsedilmesini sağlayacak bir plan yapar. Gözlerindeki ateşli parıltılar ile soğukkanlılıkla Baalın ağrıdan kıvranmakta olan bedenine yaklaştı ve yaratığın boğazını yardı. Baalın ruhunu ölmekte olan bedenini terk etmek üzereyken, Tal Rasha en büyük soulstone parçasını seçerek bu parçayı ölmekte olan bedende açmış olduğu yaranın içine yerleştirdi. Tıpkı Mephistonun ki gibi Baalun ruhu da bu altın taş tarafından emilerek tutsak edildi. Tal Rashanın kullandığı parça nabız gibi atıyor ve sanki korkunç içeriğini tutabilmekte zorlanıyormuş gibi sesler çıkarıyordu. Kararını sorgulamamıza rağmen Tal Rasha, biz görevimizi tamamlayana kadar taş parçasının Baalın içinde tutabileceğinden emin görünmekteydi. Bu noktada baş melek Tyrael belirerek Tal Rashayı delip geçen bakışları ile hapsetti. Meleğin parıltılar saçan görüntüsü ile idrak edebildiğimizin ötesinde güzeldi, ve ben onun Tal Rashaya Senin federkarlığın unutulmayacak, asil büyücü diye fısıldadığını hatırlıyorum. Elinde ki altın parça ile Tyrael bizi, yakıcı çöl topraklarının altındaki gizli mağaralar serisine götürdü. Orada mezarları yapan kişilerin çok uzun yıllar önce unutulan yedi tarihi mezarı bulduk. Zorlu yolculuğumuzun sonucu inanılmaz büyüklükteki kemerli kabirde son buldu ve Tyrael bize bulunduğumuzun odanın ortasında bir binding stone yapmamızı söyledi. Ancak o zaman onun ve Tal Rashanın ne yapmak istediklerinin farkına vardım...

Banding stoneun üzerine asitle güçlü esir tutma ayetleri kazıdık ve büyü gücümüz ile odanın duvarlarını kırılamayan zincirlerle birbirine bağladık. Hazırlıklar sonra erdikten sonra, Tal Rasha zincirlenerek bağlanmasını emretti. Biz korku ile titrerken, Tyrael ileri yürüdü ve elindeki parça taşı ile Tal Rashanın önünde sallanmaya başladı. Herhangi birimiz tepki ile harekete geçmeden, baş melek taşı Tal Rashanın çıplak göğsünün içine soktu. Lord of Destruction Tal Rashanın kıvranmakta olan bedenine girdiğinde Tal Rashanın gözlerinden altın renginde bir ateş parladı. Bu tablo karşısında adeta donup kalmıştık. Tal Rasha fedakarlıkların en büyüğünü yapmıştı: Zamanın sonuna kadar Baalın kötü ruhu ile yaşamak üzere lanetlenerek sonsuza kadar zincirlenmiş kalacaktı.

Büyük bir üzüntü içinde, geri dönerek güneşli gökyüzüne ulaştık ve Tyraelin mezarın devasa kapısını sonsuza kadar kapayışını izledik. Bu soğuk mezardan dışarı sızan son ses bu dünyaya ait olmayan işkence yüklü bir çığlıktı. Tal Rashanın fedakarlığının boşa girmemesi için dua ettim. Çöl kumarının altına gömülmüş olan bu şeytanın, insanoğlu kendi aralarında dolaşan şeytanların varlığını unutana ve sonsuza kadar bağlı kalması için dua ettim.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-09-19, 00:31 #65
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü

UYANIŞ VE SEYYAH
Deckard Cainin (Last of Horadrimin son üyesi) yazısından alınmış bir pasaj...

Üzüntü içinde, Tristramda Soulstoneun yeraltındaki mezara gömüldüğünü bilen tek kişi bendim. Horadrim ailesinin sonuncusu olarak, yalnızca bir tek ben crimson stone (kızıl taş) ve bu taşın içinde esir ettiği güç hakkındaki gerçeği biliyordum. Belki de bu gerçeği anlatmış olsaydım, küçük sessiz kasabamız korunabilirdi. Belki de bu korkunç olaylar zinciri meydana gelmezdi.

Gerçekte, Soulstoneun yakıcı gücüne ilk yem olan Başpiskopos Lazarus idi. Kurasttan Zakarum Kilisesinin bir elçisi olarak gönderilmişti. Işıkın gücü ile kutsanmış olduğuna inanılan bu elçiden yapabileceği hainlikleri kanıtladığı halde kimse şüphelenmemişti. Manastırın altında ki labirentin içimde crimson stoneu keşfeden oydu... ve bu taşı paramparça etti.

Ya delilikten ya da gizli bir amaç uğruna Lazarus kelimeler ile anlatılamayacak bir vahşeti üzerimize saldır. Diablo, atalarım tarafından soulstoneu içinde hapsedilmiş olan Lord of Terror bir kez daha serbest kalarak dünyanın üzerine adeta bir kabus gibi çökmüştü. Bir şekilde Diablo cehennemi güçlerini kullanarak labirenti, cehennemin direk olarak ortasına götüren bir geçit kapısına dönüştürmüştür. Katil uşakları ise burada yerlerini alarak, bu cehennemin karanlık köşelerine inecek kadar akılsız olanları beklemeye başlamışlardır. Bizim kendi asil kralımız, Kral Leoric, Daiblonun boyunduruğu altından kurtularak deliliğin ve korkunun derinliklerine karşı yürütülecek savaştaki yerini almıştır. Öfkeli kralımız topraklarımızı adeta demir bir yumruk gibi yönetirken, tek oğlu Prens Albrecht, Lazarus tarafından kaçırılarak gizlice, harabeye dönüştürülen manastıra götürülmüştür. Toprağın altındaki karanlık güçlerin köyümüzde dolaşmaya başlayarak burada kalmayı tercih edenleri korku denizine sürüklemelerini izledik. Bunlar hepimizin karanlık günler idi...

Gündüzleri, çiftçilik yaptığımız alanlarda harabeye dönmüş manastırdan yayılan ve giderek artan biz hızla etrafımızı kuşatmakta olan dehşet hissi görmezden gelmeye çalışarak bu güne kadar hep çalışmış olduğumuz gibi çalıştık. Akşam olduğunda, ailelerimiz ile bir araya toplanarak Işıkın gelmesi için dua ederdik. Sonsuzluk gibi gelen bir süreyi geride bıraktıktan sonra, kurtuluş umudu nihayet belirdi.

Tristramda gittikçe güçlenerek kol gezmeye başlayan şeytani güçler hakkında kulaklarına gelen söylentilerin doğruluğunu araştırmak için bilinen dünyanın dört bir yanından gelen kahramanların ve maceracıların oluşturduğu birlikler göründü. Bazıları servet ve şöhret arayışı ile diğerleri ise yeraltındaki canavarlara karşı savaşarak kendilerini sınamak amacı ile gelmişlerdi. Eski Vizjerei Büyücü Kabilesinden büyücüler bile topraklarımızda uyanmış olan karanlık güçler üzeride çalışmak için gelmişti. Birçok maceracı kasabamızı neredeyse kurutmuşlarsa da, tüm kurtuluş umutlarımızın yükü onların omuzlarındaydı.

Tüm savaşçılardan uzak duran sessiz iriyarı bir savaşçı vardı. Hiçbirimiz ismini duymadık ve birkaç kelime dışında onunla konuşma şansımız olmadı. Yine de onu, etrafta kahraman gibi dolaşan savaşçılardan ayırt ederek öne çıkaran kendinden emin bir hali vardı ki yalnızca görüntüsü bile bize huzur veriyordu. Savaşarak labirentin karanlık derinliklerine inen yine bu gizemli savaşçı idi. Tek bir çarpışma sonucunda Lord of Terroru yenen de yine oydu.
Gözlerimi kapattığım zaman, Diablonun acı içinde çığlıklarının yankıları kulaklarımda duyabiliyorum. Toprağın derinliklerinden sızarak yeryüzüne ulaşan bu çığlıklar harabe manastırın sağlam kalmış camlarını bile patlatmıştı. Bu tamamen benim hayal ürünüm olabilir ancak sanki uzakta genç bir çocuğun ıstırap dolu kükremeleri arasında attığı çığlıkları duyduğumu hatırlıyorum. Bu çığlıklar, yalnızca uyuyabildiğim birkaç saatlik uyduda bana hala işkence ediyor.

Savaşçının manastırdan dışarıya adımını atarak güneş ışığına çıktığın andaki görüntüsün hala hatırlıyorum. Bizzat cehennemi yürüyerek geçmişe benziyordu; ve kim bilir ki?.. belki de yürümüştür. Üstü başı hem kendi hem de düşmanlarının kanıyla kaplanmıştı. Yine de benim gözüm alnındaki tuhaf yaraya takıldı. Sanki gözlerinin üzerinde bir oyuk açılmış gibi görünmekle birlikte sanki yara şimdiden iyileşmişti. Ona bu konu ile ilgili soru sorma şanım hiç olmadı. Şu kadarını söylemek yeter ki, kasabamızın kurtulduğuna inandık ve tüm ödülü adsız kahramanımıza verdik. Tüm övgülerimize ve verilen şövalye ünvanına rağmen, her gün derinliği giderek artan bir depresyona girdi. Karanlık toprakların altında görmüş olduğu insanın adeta beynini uyuşturan dehşeti sadece hayal edebilirdim. Ve bunların onun kalbini ve aklını ne şekilde etkilemiş olabileceği konusunda sadece tahminlerde bulunabilirdim.

Bir süre aramızda kaldı. Ailesi ve gideceği başka yeri olmadığı için tristramda kalması mantıklı görünmekteydi. Kendisine yaklaşanlara karşı samimi davranmakla birlikte, genellikle tek başına kalır ve ona vermiş olduğumuz evinde n nadiren dışarı çıkardı. Ogden, içinde bulunduğu karanlık ruh halinden kuvvetli bir içki ve etrafını saran arkadaşlar ile kurtulur umudu ile şerefine bir parti düzenlememizi önerdi. Yanlış düşünmüştük. Kutlama esnasında bir ara kaçarak ortadan yol oldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde evine, evine gittim. Hiçbir şey beni orada gördüklerime karşı hazırlayamazdı.
Adsız adam kendi evinin girişinde kendi kendine çoğu yüzyıllardır kullanılmayan farklı lisanlarda mırıldanarak tek başına oturuyordu. Koyu bir seyahat pelerini giymişti ve büyük kukuletası neredeyse yüzünün tamamını örtmüştü. Bana doğru döndüğünde, adeta işkence altındaymış gibi görünen yüz hatlarında tuhaf bir parıltı vardı sanki ve bu haliyle artık kendisi değildi. Gözleri kızıl parıltılar saçıyor, pelerininin derinliklerinde tüyler ürperten tuhaf bir ışık nabız gibi atmaktaydı. Alnındaki yarası tekrar açılmıştı... ve ben bir an onu gördüğümü sandım... Hayır, bu büyük bir ihtimal ile bu, ışığın yaşlı bir adama hayal gücünün oynadığı bir oyundu. Ona iyi olup olmadığını sorduysam da o mırıldanmaya devam etti. Karşılaştığım bu manzara sinirlerimi bozmuştu ve onu orada bırakarak yardım çağırmaya gitmeye karar vermiştim ki bir anda ayağa fırlayarak kalbimi adeta felç edecek bir korku ile dolduran buz gibi ses ile konuştu: Burayı terk etmenin zamanı geldi. Ağabeylerim beni doğuda bekliyor. Artık zincirleri onları tutsak edemeyecek. Söylediklerinin ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Hepimiz sahip olduğu bir ailesinin olmadığı izlenimi edinmiştik. Ancak kendine geldiğini görünce oradan ayrılarak dinlemesine izin vermeye karar verdim, ondan oldukça korkmuştum ve yakıcı bakışlarından bir an önce kurtulmak istiyordum. Bu onu son görüşümdü.

Adsız kahramanımız Tristramı ertesi gün sabah erkenden terk etti. Gizlilik içinde doğu küçük bir erzak paketi ve heybetli kılıcı ile birlikte yola koyuldu. Ne aramak için gittiği hakkında sadece tahmin edebilirim. Ayrılışından kısa bir müddet sonra, en kötü kabuslarımız gerçek oldu. Cehennemin şeytani köleleri Tristrama geri döndüler.

Bu yazıdan başka hayatta kalan tek kişi benim. Sayısız geceler bu kötü canavarlardan kendimi sakınmayı başardım ancak artık kalan zamanımın azalmakta olduğunu biliyorum. Neden geri döndükleri be bir çok masum insanı neden katlettiklerini asla bilemeyeceğim. Emin doluğum tek şey onların gelişinin giden biri ile bağlantılı olduğu... Tüm yazdıklarımı birinin b pasajı bulup okuyarak burada olanları düzeltmek için harekete geçeceği umudu ile kaleme aldım. Hayatımın yakında sonra ermesini bekliyorum, fakat belki bu yazdıklarım aynı trajedinin bir başka kasabanın; toprakları üzerine çökmesini engellemek için yardımcı olacaktır. Ben ya yardım ulaşana kadar ya da yaratıkların sonunda benim için gelene kadar bekleyeceğim. Cennet yardımcım olsun. Tüm bu olanlardan sonra bile burayı terk ederek kendimi bu topraklardan uzaklaştıramadım. Adsız seyyahı arayın. Neyi araştırdığını öğrenin. Korkarım ki Tristram şeytani güçlerin ele geçirmek için savaştığı pek çok kasabadan yalnızca ilki idi...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-10-19, 19:00 #66
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-10-19, 19:08 #67
Girisimci Genc Girisimci Genc çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü

Umarım bu konu kişisel gelişimdir? @WassagoTurk; hanımefendi?
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-10-19, 12:27 #68
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü


Alıntı:
Hepimiz yaşamımız boyunca şu ya da bu zaman tutsak düşeriz; kendi kendimize veya çevremizdekilerin beklentilerine esir oluruz. Bu, herkesin katlandığı bir yüktür; herkesin nefret ettiği ve pek azımızın kaçmayı öğrenebildiği.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-10-19, 19:37 #69
WassagoTurk WassagoTurk çevrimdışı
Varsayılan C: Wassago'nun Günlüğü ~ GamerGünlüğü

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 10:47
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2019