bynogame

bynogame


Bilgi

 
 
Konu Araçları
Eski 01-11-06, 21:00 #141
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen dullson Mesajı Göster
Ben eklendimmi :P
53. üyesin
 
Eski 01-11-06, 23:20 #142
itsmeyoda itsmeyoda çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Benide ekleyebilir misiniz...
 
Eski 02-11-06, 03:16 #143
-Oz- -Oz- çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame







































Sessizliğin sesi Burzum...!
Black Metal�in ne olduğunu araştırmak gerekirse hiç kuşkusuz Burzum, Darkthrone ve Immortal�dan yardım alınması gerekir.

Her nasılsa Burzum bu konuları aşmış ve kendi epik kavramından sıyrılıp ürkütücü ve soyut hisleri müziğinde belli eder. ��Stimulae The Fantasy Of Mortals�� yaratılırken Burzum, kaosun tekrardan intikam alacağını ve teknolojinin esiri olan insanların ve onların yöneticilerinin rutin hayatlarından sıyrılıp kendi özlüklerini tekrar kazanacağını irdelemektedir.

Bütün ��Nihilizm�� inançlarına bakıldığında bu inanç göz önüne çarpan ilk kavramdır. Burzum bu olanakları kullanarak müziklerinde ve liriklerinde artistik ritimlerle bu kavramları sunuyor dinleyicilere.İçeriğine bakıldığında karanlık organik Pagan neo-Nazi post-Nietzschean filozofunun deyimleri de yer alıyor.Bizlere asıl ideolojisini müziklerinde Nazi�li Almanya�nın 1940 yıllarında ki ayırımın ve soykırımın açıklamasını yapıyor...

Black Metal Burzum sayesinde bize biraz daha karakteristik olarak anlatılmaktadır. ��Aske�� adlı albümünde bize sefaletten, nefretten, acıdan ve kaybedilmiş duygulardan bahsedior. Basit ama etkili ton vuruşları, ritimlerdeki sadelik ister istemez dinleycililerin dikkatini çekmeye yetmişti.

Vokaller çığlık tarzında ve boğuk bir sesle çıktığı için ilk zamanlar tuhaf olarak karşılandı.Öyleki ��Black Metal�� contrast-kontrupan materiyal tarzına kaçtığı için ilk zamanlar bambaşka bir topluluk olarak nitelendirildiler. Kısacası bu albüm asıl çizmek, vurgulamak istediği kavramların, ne yapmak istediklerinin bir göstergesi oldu. 1994 yılında yayınlanan ��Det Som Engang Var�� adlı albümünde R.E.M�i andıran bir anlatım vardı. Cehenneme ait, harmonik tarzda öne çıkan parçalar dinleyicilerin kendi kendileri ile çelişkiye düşmesine neden oluyordu. İlk defa bir topluluk hem kötülüğü hemde insana has duyguları ayna anda işleyebilmişti.

Genellikle çaldıkları enstrümanlar veya göz önüne çıkılması gereken yanlışların aksine sözlerdeki anlam, ve kaybolmuşluğun getirdiği acı üzerinde duruldu. Bu albüme detaylı bir şekilde bakılırsa ilk albüme göre değişim gösterdiği gözükebilir. Vokaller yırtıcı ve asi bir ses tarafından okunuyordu. Hikayemsi anlatım ve basit teknik ritimler ileriye dair bir ilham kaynağı teşkil ediyordu. Aynı anda Morbid Angel�in ��Blessed Are the Sick�� adlı albümünde bile bu kadar özlü söz bir arada kullanılmamıştır. ��Hvis Lyset Tar Oss�� adlı albümünde ise yavaş ritimler göz önüne çarpmaktadır. Lead ve bas gitarın uyumlu oluşu bu albümün başarıya dönüşmesinde etkili oldu. 1995 yılında çıkan ��Filosofem�� adlı albümde temiz fakat yeterli olmayan temel ve ince seslere yer verilmiştir. Editör tarafından klavyelerin ayarı yapılmış ve ortaya olumlu bir albüm çımıştı.Sözlerdeki anlama uygun yavaş ve düzenli ritimler işlenmiş.1997 yılında çıkan ��Balder�s Dod�� adlı albümde ilk defa dijital efektlere yer verilmiş, algoritmik tonlarla beraber mükemmel bir sessilik yaratılmıştır. Senfoniye de yer verilmesi yapmak istediklerinin tam manası ile gerçekleşmesine neden olmuştur.� �Filosofem�� ile karşılaştırıldığında bu albümde daha çok duygu ve ses kullanılmıştır.

1999 yılında çıkarttıkları ��Hlidskjalf�� adlı albüm fazla söze ihtiyaç duyulmadan yapılmış. Fakat klasik müziğin yardımı ile oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Count Grishnack�ın Burzum�u kendi deyimleri ile ��Hızlandırılmış Büyüme Yöntemi�� kullanarak yüksek frekansta ve anlaşılabilir sözler çıkartmıştır. Burzum her zaman olduğu gibi tam manası ile bir ��Black Metal�� grubu olarak gözükmemiştir. Kendilerine özgü yapıtsal düşüncelerini ��Black Metal�� topluluğu içinde kabul ettirmiş ve farkını belli ettirmiştir... "

Albumleri:

Burzum - Burzum/Aske
Burzum - Det Som Engang Var
Burzum - Hvis Lyset Tar Oss
Burzum - Filosofem
Burzum - Daudi Baldrs
Burzum - Hlidskjalf
 
Eski 02-11-06, 03:20 #144
-Oz- -Oz- çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Buda Sevdiğim Diğer bi Grup Dimmu Borgir...

Bakın bunu onlar başlattı...
Kalkıp 10 yıl önce yaptıkları albümü yeninden kaydedip piyasaya sürdüler, onlar tozlu raflara tekrar eşeledi.. Bu durumda DeliKasap'tan birilerinin kalkıp eski zamanları şöyle bir karıştırması, söylentileri, olayları, ıvır zıvırı tekrar ortaya atması şarttı tabii ki!



Dimmu Borgir 1993 yılında yılında Sahgrath, Silenoz ve Tjodalv tarafından kurulmuştur, Brynjard Tristan ve Stian Aarstad�ın da katılımıyla çalışmalarına yoğunluk veren grup 1994 yılında ilk epleri "Inn I Evighetens Morke"a gelen olumlu tepkilerden sonra tam gaz yoluna devam etmiştir� gibi bir giriş beklemiyorsunuz herhalde yok daha neler!

Hımm tamam bu seferki daha uzunca bir hikaye olacak sölemeliyim baştan.. sene 1993 Norveç�teyiz, Mayhem�in bu zamanlara kadar gerçekleştirdiği �action�lar, Darkthrone�un �A Blaze In Northern Sky�albümünü patlatması, Emperor�un �Wrath Of The Tyrant� demosu ve self-titled ep�si zaten yeterince soğuk olan diyarları black metalle eş anlamlı hale getirme sürecini başlatmış elden ne gelir artık... Shagrath ve Silenoz�un tanışıp yeni bir grup için konuşmaya başlamaları böyle bir zamana denk geliyor. Tjodalv isimli kankaları da kendilerine yoldaş oluyor ve başlıyorlar gürültü çıkarmaya. Şu anki Dimmu Borgir�den çok alakasız olarak Shagrath (şimdi vokalist) davul çalmakta, Silenoz gitarla birlikte vokallerle ilgilenmekte, Tjodalv (eski davulcu) ise gitarla destek vermektedir gruba. Tjodalv aynı zamanlarda Galder ile birlikte başka bir bomba grup olacak Old Man�s Child�ı kurmuştur ve orada davul çalmaktadır.



Standartlaşmış sürecin aksine Dimmu Borgir�in hiç piyasaya sürülmüş bir demo kaydı yoktur, ilk kayıtları "Inn I Evighetens Morke" (Türkçesi: Karanlığın sonsuzluğuna doğru) isimli bir ep�dir ve sözlerinin tamamı Norveççe�dir. İsmi üç kelimeden oluşupta bu kelimelerin toplu olarak bir anlam ifade ettiği ender kayıtlarından biridir ayrıca! Bunun ardından �For All Tid� albümü çıkar, �Inn�� epsinin yanında kanımca biraz daha black metale yakın basit ve melodik parçalardan oluşan bir albümdür bu. Zaman zaman �eveeeeet dimmunun en sevdiğim albümü For All Tid� diyen insanlarla karşılaşıyor olsam da ben bu albümde hala grubun kimliğini tam oturtamamış olduğunu düşünüyorum. 1994 yılında No Colours Records tarafından yayınlanan bu albüm hakkında Silenoz�da �O dönemde kendi parçalarımızı kaydedip kulağımıza nasıl geleceklerini duymak istiyorduk bu kaydın asıl amacı buydu� demiştir. Açıkçası o zamanlar grup daha çok ortaya Silenoz & Shagrath birazcıkta Tjodalv tarifesine uymaktadır, şarkıları bu kişiler yazar Brynjard Tristan ve Stian Aarstad�ın süper numaralarını görmek için bir süre daha beklememiz gerekecektir..



1996�da Black metal dünyasına cidden �siyah� bir çalışma olan �Stormblast� albümünü hediye etmeleriyle, yüzüğü burnun dibinde parmağına takan Frodo�ya dönen Sauron�un gözü gibi andien bir çok göz gruba odaklanmıştır. �Stormblast� mükemmel değil ama farklı hatta garip bir sounda sahiptir, Tjodalv davula Shagrath�ta gitara geçmiştir ki çok bunun aklı selim bir karar olduğunu önceki albümle bunu karşılaştırdığımızda hemen anlayıveririz. Grubun kendi kişiliğin oturttuğunu kanıtlayan ilk kaydı bence bu albümdür ve çıkardıkları işin kalitesi ortadadır. Albümün isim parçası hala konserlerinde seyirciler tarafından çalınması en çok istenen parçalardan biridir nitekim... Silenoz�un sakin vokalleri bu albümün içine kapanık yapısına çok uymaktadır, sadece ses rengi değil aynı zamanda tarz olarak ta bence Shagrath yerine bir çok parçayı yoğunlukla onun söylemesi bu albümü daha bir bütün hale getirmiştir. (2005 te bu albüm yeniden kaydedildi tamamen Shagrath�ın vokalleriyle.. yeni sounda da Shagrath�ın vokalleri cuk oturdu bence) Bu albüm Cradle Of Filth�i de keşfedip sonra elinden kaçıran salak şirket Cacophonous etiketiyle satılmıştır, sadece Cradle ve Dimmu�nun ticari başarıları düşünüldüğünde bu iki grubu birden elinden kaçırmanın acısı kim bilir nasıl oturmuştur adamların içine diye düşünmeden edemiyor insan�



Aynı yıl Brynjard Tristan gider ve yerine Nagash gelir (Artık ismi Lex Icon, The Kovenant �tan tanıyoruz abiyi) Nagash o zamanlar Covenant ve Troll ile uğraşmaktadır. Bu kadro değişikliğinden sonra grup Devil�s Path mcd�sini çıkarır. Bu minik albümde iki yeni parça ve Celtic Frost�un �Nocturnal Fear� parçasının coverı yer almaktadır. Yeni parçalara bakıldığında grubun tarz olarak bir dönüm nokatsına geldiği anlaşılabilir, �Master Of Disharmony� ve �Devils Path� isimli bu iki parçada Dimmu Borgir artık daha hızlı ve vahşidir, sound olarak ta �Stomrblast�a çok yakın değildir bu kayıt. Stian Aarstad askerlik olayı nedeniyle bu albümün kaydında çalmamıştır, onun yerine Shagrath çalmıştır kalvyeleri, bilmediğim ve merak ettiğim nokta ise �Master Of Disharmony�nin başındaki kısa klavye introsunu Shagrath�ın mı yoksa Stian Aarstad�ın mı yazdığıdır. Bence çok yaratıcı ve eğlenceli olan bu introyu bir korg x5d klavye ile çalmak mümkündür.. (bunu gördüğümde çok şaşırmıştım o kadar sesin bir klavyeden bir kişi tarafından çıkarılabilmesine.) Ayrıca sizinde fark ettiğiniz gibi grup şarkılarını İngilizce yazmaya başlayarak kariyerleri açısından önemli bir adım atmıştır.



Sene 1997 olduğunda �Enthrone Darkness Triumphiant� albümü ile grup Black metal piayasasındaki diğer gruplara �siz bi susun konuşma sırası bizde� der ve dağıtır ortalığı, prodüktörlüğünü Peter Tagtgren�in yaptığı albüm melodik black metal adına dünyada çığır açan albümlerden biri haline gelir. Sadece black metal dinleyen insanlara hitabeden bir albüm olmaktan ziyade metalin bu tarzıyla ilgilenmeyen kişileri bile çeken albümdür bu. �Mourning Palace�, �Spellbound� gibi parçalar öne çıksa da albümün tamamı sahiplenilir dinleyiciler tarafından. Kadroya birgöz atarsak, artık Silenoz�un vokalden çekildiğini ve bu işi Shagrath�ın üstlendiğini görürüz ki yine çok yerinde bir karardır, bir albüm sonra Shagrath gerçek ses rengini ortaya çıkardığında herkesin ağzı açık kalacaktır çünkü.. Stian Aarstad geri gelmiştir ve yazdığı klavye partisyonları ileride bir çok grubun �metale klavye sokalım ama nasıl?� sorusuna yanıt olmuş, tonla rip-off grubun çıkmasını sağlamıştır.

Cradle Of Filth�in 1996 yılında patlayan �Dusk And Her Embrace� albümü ve ardından Dimmu Borgir�in bu albümü iki grubun çok yakın zamanlarda yıldızlarının parlamasını sağlamış Black metalin yükseliş trendine iyice gaz vermiştir. İlerleyen birkaç yıl içinde tüm dünyada mantar gibi balck metal grubu çıkmaya başlamıştır. Tabii Black metali trend haline getiren bu iki albümdür demek kesinlikle yanlıştır, ama bu grupların tam zamanında olmaları gereken yerde oldukları, ve yapmaları gereken şeyi yaptıkları da kesindir. Aralarında bir husumet olmasa da insanlar sürekli Cradle Of Filth ile Dimmu Borgir�i karşılaştırmışlar ara fitne sokmaya çalışmışlardır ama yinede bunlar iki grubun birlikte tura çıkmasını engelleyememiştir.

Stian Aarstad çıkardığı iş süper olmasına rağmen �Entrhone..� turnesinden beri su yapmaktadır ve yerine bir süre Kimberly Goss (Sinergy) bile çalmıştır konserlerde. En sonunda bu işin yürümüeyeceği anlaşılır grupla yolları ayrılır emektar klavyecinin. Session klavyecilerle götürlen konserlerden birinin sonunda Shagrath�a uzun boylu esmer ince bir genç yaklaşır, ona klavye ile uğraştığını söyler ve kendisini bir dinlemek isteyip istemediklerini sorar. Akabinde Silenoz ve Shagrath olayı �ciddiye almadan� bu kişiyle buluşurlar ve tarzından etkilenip stüdyoya çağırırlar.. Daha sonra verecekleri röportajlarda �birkaç stüdyodan sonra onunda bir Dimmu Borgir elemanı olduğunu anlamıştık� diyeceklerdir. Bu klavyeci kişi Mustis�tir ve gruba girdikten sonra çıktığı ilk konser 1998 yılındaki Dynamo Open Air festivalindeki Dimmu şovudur ki daha önce hiçbir grupta çalmamış ve o günlerde hala 18 yaşında olan biri için nasıl bir kendine güvendir bu aklım almaz.. (Nickname�i �Mustis� Spitiual albümünün kapağındaki yazı fontu nedendiyle bir çok kişi tarafından �Mystis� olarak algılandı, bu isim adamın �Mustapharta� olan soyadından uyrlanmış.)



1998�de yayınlanan �Godless Savage Garden� isimli Mcd yeni iki parçanın yanında �For All Tid� albümünden �Hunnerkongens...� ve �Raabjorn �� parçalarının yeniden kaydedilmiş hallerini, Accept�ten �Metal Heart� cover�ını ve bunların yanın grubun Polonya�da verdiği bir konserden üç parçanın live kaydını içeriyordu. (Şanslı Japon şoparlar �Mourning Palace�ı da live dinleyebiliyordu) Bu live parçalardan ilk �Stormblast�tır ve Shagrath�ın konuşmasıyla başlar, sizde �yahu ne dediğin anlaşılmıyor ki o sesle� diyenlerdenseniz buyurun;

"Greetings Poland! We are the black-hearted angels falen from grace, namely Dimmu Borgir We would like to dedicate the next song, to all of you, who has supported us since the birth of this band. I raise my poisonous chalice, of blood for you... "

Bu mcdde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise Shagrath�ın gitarı bırakıp vokale yönelmesi ve yeni gitarist olarak Astennu isimli şahsın gruba alınmasıdır. Norveçli elemanların arasında kızıl saçlı Avustralyalı Astennu at şeysine konmuş kelebek gibi görünse de gruba çabuk uyum sağlar. Grubun resmi sitesinde yazılana göre Astennu Norveç�e kendi projesi Carpe Tenebrum�un kayıtlarını yapmak için gitmiş, ve Kovenant�ta çalmaya başlamış, daha sonra kendi önceliklerinin farkına varmış (!) ve Kovenant�tan ayrılıp full-time Dimmu üyesi olmuş.. Ancak Kovenant�ın gitaristi Blackheart bir röportajında Astennu�nun Norveç�e tatile geldiğini ve kendisi tarafından kandırılıp Kovenant�a dahil edildiğini iddia etmişti. Hadi bu şaibeli bir konu ama Astenu�nun Kovenant�tan �önceliklerinin farkına varıp� ayrılmadığı, Nagash tarafından gruptan atıldığıda bir gerçek. (Bkz. Non Serviam�ın The Kovenant kapaklı sayısı) Bu adam üzerinde bu kadar duruyor olmamın sebebi yeryüzündeki en �ruhlu� solo gitaristlerden biri olduğuna inanmamdan ve yaptığı işlerin sevmemden dolayıdır.



Sene 1999 olduğunda grup �Spiritual Black Dimensions� albümü ile saldırır bu kez. �Spiritual�� diğer tüm albümlerden farklıdır, bir kere müziğin çok büyük bir kısmını Mustis yazmıştır, klavyecinin yazdığı müziğin klavye yoğun olması beklenir tabiî ki.. Yinede Bu albüm o güne kadar grubun çıkardığı en agresif albümdür. Peter Tagtgren imzası taşıyan sound grubun geçmişiyle pek alakalı olmamakla birlikte parçalarla reddedilemeyecek dercede uyumludur bence.. �Reptile� gibi insanın kanını donduran bir parçayla açılan albüm konuk müzisyen olarak o günlerde Borknagar�da bass-vokal görevini sürdüren Simen Heastness clean vokalleriyle gruba destek vermektedir. Aslında Silenoz�un dediğine göre ilk düşündükleri isim Fields Of The Nephilim�den Carl McCoy idi ancak Carl�ın albüm kaydedildiği zaman meşgul olması sebebiyle gerçekleştirilemedi bu fikir. Gerçi ileride gelişen olayları düşündüğümüzde çok ta kötü olmadı bence�

�Spiritual�� albümü solo gitarist Astenu�nunda kendini gösterdiği binlerce kişinin saygısını kazandığı bir albüm olarak göze çarparken ticari olarak �Enthrone�� albümünün ticari başarısını yakalayamadı. Grubu önceden beri takip edenler beklide bu değişkliğin fazla olduğnu düşünüyorlardı, eski Dimmu Borgir logosu son olarak �Enthrone�� albümünün arka kapağında yer alırken, geçmişte bırakılan tek şeyin bu olmadığını grubun sıkı takipçileri çok iyi biliyordu.

Albümün kayıtlarının hemen ardından Nagash gruptan ayrıldı ve Kovenant�a yoğunlaştı. Tjodalv ise yapmak istediği müzik tarzının bu olmadığına kanaat getirip Dimmu Borgir için baget sallamamayı seçti. Tjodalv�ın yeri Cradle Of Filth�ten yeni ayrılmış olan, �Dusk And Her Embrace� ve �Cruelty And The Beast� gibi C.O.F için kilometre taşı olan albümlerinde davul çalmış olan Nick Barker ile dolduruldu. Live performanslar için bass gitarda gruba Simen Heastness eşlik edecekti, hem böylece zaten stüdyoda onun söylediği clean vokal bölümlerini de kotarmış olacaklardı.



�Spiritual�� sonrası ne artık Black metal eskisi kadar popüler bir müzik tarzıydı, ne de fanlar grubun tam olarak ne yöne ilerleyeceğini tahmin edebiliyordu. Astennu�nun gruptan ayrılması durumu iyice bilinmeze sürükledi. Grup �Nagash�ın yerine bir bass gitarist almayacağız stüdyoda bass bölümlerini Silenoz ya da Shagrath rahatlıkla halledebilir, konserler içinse bize yardım edecek birilerini buluruz� diyordu ancak kısa süre sonra fanların kendini mutlu hissetmesini sağlayacak haberlerden biri geldi; Simen Heastness Borknagar�dan ayrılıp tamamen Dimmu Borgir elemanı olmuştu. Bu haber fanlara hem Simen�ın değişik bass tarzıyda grubun müziğine farklı bir altyapının gelme ihtimali olduğunu, hem de o müthiş sesin ileriki albümlerde duyulabileceğini anlatıyordu. Daha sonra yeni ikinci gitarist Archon olarak açıklandı, ama iki hafta sonra Archon�a kusura bakma dendi ve Old Man�s Child�ın beyni Galder Dimmu Borgir�e katıldı. Grup bu kadrosuyla neredeyse bir all-star band kıvamını yakaladı, üyelerin tamamı özellikle Black metal piyasası içinde yaptığı işlerle bir şekilde kendini ispatlamış kişilerdi.



2000 yılında yeni albümlerini kaydetmek için grup Abyss yerine Fredman stüdyolarının yolunu tuttu. (Bu kayıt tamamlandıktan sonra official sitenin chat odasında Silenoz ile karşılaşıp salak gibi �Peter�la kavgamı ettinizde Abyss�te kayıt yapmadınız� diye sormuştum, Türk aklı işte.. Adam �başka yerde kayıt yapmak için kavga etmek zorundamıyız?� diye çakmıştı lafı )İsveç�in ve Avrupa metalin en çok tanınan stüdyolarından birini bırakıp diğerine geçmeleri, soundlarında da bu stüdyoları efsane yapan prodüktörlerden kaynaklanacak bir değişme olacağının ilk habercisiydi. Ama yine de ne eleman değişikliklerin, ne de stüdyo değişimini göze alıp grubun nasıl bir albüm sunacağını tam tahmin edebilen çıkmamıştır diye düşünüyorum. Fredman�dan çok daha güçlü bir sound, çok daha hızlı bir Dimmu Borgir ve ortalığı dağıtacak bir albüm çıktı. Bu albüme �Puritanical Euphoric Misantrophia� ismi verildi. Nick Barker�ın inanılmaz davulları, Simen Heastness�ın bass tekniği ve yer yer temiz vokalleri, Glader�ın varlığının gitar tekniğine yansıması gurbu daha da ileri götürmüştü. Özellikle hız ve teknik açısından �Enthrone..� albümü ile yeni albüm arasında bir uçurum vardı, aradaki fark iki albümün aynı gruba ait olduğu konusunda insanı şüpheye itiyordu.



Tabii ki bu albümün insanı ele geçiren yapısında Fredman stüdyolarında kayıt için ağırlanan Gothenburg Senfoni orkestrasının da payı büyüktür. Grubun da dediği gibi klavyelerin �plastik� olma hissini ortadan kaldıran bu iyi düşünülmüş hamle Frerdik Nordstrom�un maharetli elleriyle grubun soundunu eşsiz hale getirmiştir.

Albümün introsu �Fear And Wonder� için bir çok kişi tarafından �şimdiye dek bir black metal albümüne yazılmış en iyi intro� sıfatının yakıştırıldığına şahit oldum. (Yok öyle ünlü kişiler değil, sen ben gibi adamlar) �Blessing Upon The Throne Of Tyranny� Dimmu Borgir�in yeni yolunu en açık şekilde dinleyicilere sunuyordu; ölümüne hızlı, net, hiç olmadığı kadar heavy ve brutal.

�Kings Of Carnival Creation� bu albümün kesinlikle öne çıkan parçasıydı. Teknik yönü ve vuruculuktan öte, bu parçanın ben en çok etkileyen yönü her elemanın tek tek kendi varlığını hissettirmesidir. Zaten grupta bu parçada çok zorlandıklarını Galder�in gelmesiyle herşeyi yoluna koyabildiklerini gizlemiyor.




"Puritania" ise tam anlamıyla bir "bonus" parçaydı. Silenoz'un "Elimizde onlarla ne yapacağımızı bilmediğimiz ama çok beğendiğimiz bir kaç riff vardı, bunları Puritania'da birleştirdik." Demesi herşeyi açıklıyor zaten. Paçanın başında Shagrath robotsu bir sesle "we do away with your kind countdown to exterminate the human race. 4, 3, 2, 1" der, parça bittiğinde ise aynı ses "earth succesfully erased" diyerek perdeyi kapatır.. eğer ozamanlardan bunlarla bir sonraki albümün genel konseptinin ne kadar paralel olacağını tahmin edebilen biri varsa alnından öpmek isterim.



"Puritanical.." albümü Norveç ve Yunanistan'da listelerde 11. sıraya kadar yükseldi bu sevinilecek bir başarıydı evet ama, grubun bir sonraki albümü "Death Cult Armageddon" Norveç'te 2. sıraya dayanmasının yanında çok ta büyük bir başarı gibi görünmüyor göze! Hikayenin burdan sonraki kısmı taze olduğu ve tozsuz raflarda saklandığı için burada kesiyorum sayın okur.. Nasıl olsa Dimmu Borgir bir süre sonra yeni albüm çıkaracak, o zaman ben de yine yaparım bir şeyler...

 
Eski 02-11-06, 18:35 #145
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ozan kardeşim benim çok saol emeklerin için 2. mesajıma ekledim
deniz_mx
hoşgeldin
 
Eski 02-11-06, 19:34 #146
-Oz- -Oz- çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
KATAKLYSM




Ülke : Kanada
Tür : Death

Firma : Nuclear Blast

Resmi Sitesi: http://www.kataklysm.net

Elemanlar :
Vokal: Maurizio Iacono
Gitar: Jean-Francois Dagenais
Bas Gitar: Stephane Barbe
Bateri: Max Duhamel

Albümler


1993 - The Mystical Gate Of Reincarnation
1995 - Sorcery
1996 - The Temple Of Knowledge
1998 - Northern Hyperblast
1998 - Victim Of this Fallen World
2000 - The Prophecy [Stigmata Of The Immaculate
2001 - Epic [The Poetry of War]
2002 - Shadow And Dust
2004 - Serenity In Fire
2006 - In the Arms of Devastation

Grup Hakkında

Kanadalı death metal efsanesi Kataklysm 1991 yılının sonbaharında kuruldu. Grup, 1992 yılında şu an klasik olarak kabul edilen ilk demosu Death Gate Cycle of Reincarnation’u piyasaya çıkarır çıkarmaz dünya çapında fark edilerek büyük bir ilgiyle karşılandı ve bu ilginin ödülü ise Alman firması Nuclear Blast ile imzalanan anlaşma oldu. Grup 1993 yılında demonun CD kaydını yapıp üzerine bir de bonus şarkı, “The Orb Of Uncreation”u ekledikten sonra “The Mystical Gate Of Reincarnation” adıyla piyasaya sürdü. Dünyadaki tanınırlığı gittikçe yükselen grup Northern Hyperblast denilen yeni bir akımın da öncüsü oluyordu ve bu sadece başlangıçtı.. 1995 yılında çıkardıkları ilk albüm, “Sorcery”, grubu hızla metal camiasında yükselterek death metalin önemli gruplarından biri haline getirdi.
1996 yılında Sorcery’nin ardından, ikinci bomba “Temple of Knowledge”yi metal dünyasının ortasına bırakan grup, “The Awakener” şarkısına bir de klip çekerek albümü destekleme yoluna giderken Kataklysm katıldığı turnelerde kısa süre içerisinde birinci grupluğa yükseliyordu.. “Northern Hyperblast Live” ve 1998 tarihli üçüncü stüdyo albümü “Victims Of This Fallen World” ile Kataklysm, yeni bir tarz yakalayarak ekol yarattığını ve bu gidişatın daha bir çok klasik doğuracağını ispatlar gibiydi..
2000 senesine geldiğimizde grup dördüncü stüdyo albümü “The Prophecy”(Stigmata Of The Immaculate)’i piyasaya çıkarak gösterdi ki Kataklysm diğer gruplara göre bambaşka bir boyutta ve bambaşka bir vizyona sahip. Bu sıra dışı albüm de grubun bu eşsizliğinin yegane ispatıydı.. Kanada’dan çıkanların en iyisi olarak değerlendirilen Kataklysm, üzerinde baskı hissetmeye başladı. Her ne kadar baskı hissetseler de 2001 yılı geldiğine grup en ölümcül eseri; melodik alt yapı üzerine yapılabilecek en sert albüm “Epic”(The Poetry Of War)ı piyasaya çıkararak, baskılardan etkilenmediğini ve her seferinde bir öncekinden daha iyisini yaptığını gösterdi. Beşinci stüdyo albümü “Epic”in ardından bütün dünya Kataklysm’in ayaklarına kapanmış daha fazlası için yalvarıyordu..
Dünya çapında 19 ayrı ülkede verilen konserler, 11 yılda kan ve ter ile çıkılan zirvenin ardından Kataklysm bize şunu göstermek için geri döndü; ilerleyen yıllar gerçek liderler yaratmak için gereken tecrübeyi kazandırıyor. Grup, formunun zirvesindeydi ve ölümlüleri daha fazla yalvartmak için altıncı stüdyo albümü “Shadows & Dust”ı hazırladı. 2002 yılının sonbaharında piyasaya çıkan albüm yeni bir efsanenin doğuşu, death metal için bambaşka bir devrin başlangıcıydı..

Mesajı son düzenleyen -Oz- ( 02-11-06 - 19:40 ) Neden: Grup İsmi Yazıldı...
 
Eski 02-11-06, 22:41 #147
DuLLSoN DuLLSoN çevrimdışı

bynogame
58 C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
KREATOR:





Üyeler:
Mille Petrozza - gitar & vokals
Jürgen Reil - davul
Christian Giesler - bass
Sami Yli-Sirniö - gitar

Avrupa Thrash metal arenasının en özgü ve başarılı grubu Kreator müziğinde Metallica'nın ilk dönem soundu etkileri, Venom'un satanik öğretileri, Motörhead hız ve Black Sabbath öğretilerinin karışımıdır adeta. Grup 1982 yılında Almanya sanayi şehri Essen'de vokal gitarda Mille Petrozza, basta Rob Fioretti, ve davulda Jürgen Reil (Aka Ventor) tarafından kuruldu. Grup ilk olarak Tyrant, arkasından Tormentor ismini kullandı. Tyrant adı altında çıkardıkları "Blitzkrieg" (1983) ve "End of the World" (1984) demoları ile kulaktan kulağa yayılan haklı bir şöhret ve Noise Records ile anlaşma kazandılar.
10 günde kaydettikleri ''Endless Pain'' albümü underground piyasada gruba haklı bir şöhret ve turne imkanı sundu

Fakat grup esas çıkışını 1986 tarihli ''Pleasure To Kill'' ile ciddi anlamda Avrupa'da ses getirir. Helloween ve Celtic Frost ile Avrupa turuna çıkan grup aynı senenin sonuna da ''Flag of Hate'' E.P sini sıkıştırır.

1987 senesine grup ''Terrible Certainty'' albümünü ve ''Out of the Dark, Into the Light'' E.P sini çıkartır..Bir anlamda gruptaki büyüme sinyalini gören Noise Records Kreator'a ait herşeyden faydalanma isteğindedir. Plak firması Kretor'un albümlerini dağıtım için Sony/Epic ile anlaşır ve Kreator Amerika'da Randy Burns(Megadeth, Nuclear Assault) prodüktörlüğünde kayda girer. Bu birlikteliğin meyvesi en çok satan ve thrash metalde bir kilometre taşı sayılan ''Extreme Aggresions'' albümü olur. Turne özellikle gruba dahil olan eski Sodom gitaristi Frank "Blackfire" Gosdzik'in Mille ile yaptığı gitar düelloları ile anılır. 1990 yılında grup ''Coma Of Souls'' albümü yayınlar, fakat eski başarıya ulaşamaz. Bunun sebeplerine inecek olursak o yıllarda klasik heavy metal ve türevleri yerini death metal ve grunge bırakmıştır.

Kreator, Tom Morris eşliğinde Tampa'da kayda girer ve o zamana kadar ki en radikal Kreator albümü olan ''Renewal'' yayınlanır. Endüstriyel etkiler ve yer yer death metale göz kırpan bu albüm grubun çoğu hayranı tarfından aforoz edilir (ya da anlaşılmaz diyelim). Yoğun turnelerden yorulan grup uzun süre sessizliğe gömülür.

Basa Christian Giesler ve bateriye Whiplash'ten tanınan Joe Cangelosi alan grup 1995 yılında "Cause for Conflict" albümünü yayınlar,bu albümle kreator eski thrash sounudna dönmüştür.

Mille grubu Coroner 'dan tanıdığımız Tommy Vetterli ile takviye der ve orijinal baterist Ventor gruba geri döner. Outcast (1997) ve Endorama (1999) ile Kreator gotik ve endüstriyel müziğe göz kırpar.

Tommy Vetterli'nin ayrılışı ile grup tekra bir yol ayrımına girer. Vetterli'nin yeri Sami Yli-Sirnio ile doldurulur ve tekrar thrash köklerine sadık bir şekilde ''Violent Revolution'' ve bence 2000'li yılların en sağlam tharsh albümü ''Enemy of God'' yayınlanır.

Sözün özü, Kreator her zaman yaptıkları ile thrah metal janrına yön veren grup olma misyonuna devam etmekte..

 
Eski 03-11-06, 18:02 #148
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
In Flames



Ülke : İsveç
Tür : Death
Firma : Nuclear Blast
Resmi Sitesi: http://inflames.com
Elemanlar :
Gitar - Jesper Strömblad
Gitar - Björn Gelotte
Bateri - Daniel Svensson
Bas Gitar - Peter Iwers
Vokal - Anders Fridén


Albümler

1994 - Lunar Strain
1995 - The Jester Race
1997 - Whoracle
1999 - Colony
1999 - Lunar Strain Subterranean
2000 - Clayman
2001 - The Tokyo Showdown
2002 - Reroute To Remain
2004 - Soundtrack To Your Escape
2006 - Come Clarity


Grup Hakkında

1990'da, Ceremonial Oath adlı gruptan ayrılmaya karar veren Jesper Stromblad, Anders Friden ve Anders Iwers ile bir araya geldi.
Jesper'ın farklı bir tarzda müzik yapma isteği, Johan Larsson ve Glenn Ljungstrom'la birlikte IN FLAMES'i oluşturdu. Grup bir demo kaydetti ve bu demo'yu Wrong Again Records'a gönderdi. Şirketin sahibi demo'dan o kadar çok hoşlanmıştı ki, In Flames'le aynı gün telefonda anlaştılar.
Ertesi gün oturup, yayınlandığında büyük bir başarı kazanan Lunar Strain adlı albümü yazan grup, eleman değişikliğine gitti. Lunar Strain albümünden sonra Subterranean adlı bir MCD çıkartan In Flames, bu MCD ile patlama yaşadı ve underground piyasadan fırlayıp Nuclear Blast ile anlaşma imzalayan nadir gruplar arasına girdi. Devamlı eleman değişikliklerinden sıkılan Jesper Stromblad, Anders Friden'e ve Bjorn Gelotte'ye gruba tam anlamıyla katılmalarını teklif etti. Bunun kabul edilmesiyle ilk gerçek kadro sağlanmış oldu.

Sıradaki albüm, Japonya'da, Avrupa'Da ve tüm dünyada mükemmel tepkiler alan The Jester Race idi. Bu albümün çıkmasıyla birlikte In Flames, Samael, Grip Inc. ve Kreator ile birlikte tura çıktılar. Ardından takip eden yoğun tur programı Johan ve Gledd'in gruptan ayrılma kararı vermelerine neden oldu. Whoracle'ın kaydı bittikten sonra gruptan ayrılan Johan ve Gledd, Jesper, Anders ve Bjorn'u kaydı tamamlanmış bir albümle ve yarım bir grupla başbaşa bıraktı.

Bu eleman ayrılıklarından sonra gruptakilerin yakın arkadaşı Peter Iwers ve Niklas Engelin, Dimmu Borgir ile çıkılacak olan turda grubu tamamlamak için gruba katıldılar. Bu turdan sonra bu iki elemanın grupta tamamiyle kalması istendi ve grup tekrar sağlam bir kadroya kavuştu. Japonya ve Avrupa'da turlara devam eden In Flames, bu turdan sonra bir eleman ayrılığı daha gördü ve Niklas, diğer grubu Gardenian'a yoğunlaşmak için grubu bıraktı. Bu ayrılık, In Flames için önemli bir dönüm noktası olan Bjorn'un bateri çalmayı bırakıp gitar'a geçmesi ve Danien Svensson'un baterinin başına geçmesi ile sonuçlandı. Bu kadro birbirine çok çabuk uyum sağladı ve Colony albümü ortaya çıktı.

Bu albümden sonra Avrupa, Amerika ve Japonya'yı turlayan In Flames, sonunda beklediği ilgiyi gördü. Tüm konserlerin biletleri kısa sürede tükendi ve her konser, çoşkulu hayranlar tarafından mükemmel bir tecrübeye dönüştü.

2000'in Ağustosunda, iki yıllık başarılı bir tur programından sonra, 3 aylık bir kayıt aşamasıyla birlikte Clayman piyasaya sürüldü. Bir kaç ay içinde bu albüm Colony'nin satışlarının çok üstüne ulaştı.

Dream Theater, Slipknot, Testament gibi büyük gruplarla katıldığı festivallerden sonra geçen albümde olduğu gibi tekrar bir dünya turuna çıkıldı, bu sefer daha kalabalık konserler ve daha farklı yerler umuduyla. Japonya'da Jesper Stromblad, BURRN!'den "en iyi şarkı yazarı" ödülünü kazandı. Tur büyük başarı sağladı. Peter Iwers bu tura, yeni doğan kızı yüzünden yarısında katılmak zorunda kaldı. 2000 yılında 150 konsere çıkan In Flames, 2001 yılında bir kaç konser ve TV şovu dışında pek bir aktiviteye girişmedi ve bu yılı dinlenme yılı olarak değerlendirdi.

Only For The Weak şarkısı için klip çeken grup, Avrupa turuna çıktı ve 13 konserde yirmibin insanın önünde çaldı.

Amerika Turuna çıkmadan önce The Tokyo Showdown adlı konser albümleri Ağustos'ta yayınlandı.

Yeni albüm, yeni bir stüdyo ve yeni bir prodüktörü de beraberinde getirdi. Dug-Out Stüdyoları ve Daniel Bergstrand. Grup başka bir stüdyoda yeni birşeyler deneme isteği içerisindeydi. Reroute To Remain ortaya çıktı ve sonuç mükemmeldi. Tekrar tur'a çıkıldı ve bu tur'da farklı gruplarla turlandığı için, In Flames müziğini farklı kitleler de dinleme fırsatı buldu. İsveç'in en büyük festivali Hultsfred'de çaldıktan sonra grup Metallica'nın alt grubu olma teklifi aldı ve 30 bin kişinin önünde mükemmel bir şov gerçekleştirdi.

Soundtrack To Your Escape'in yapılışı 2003'ün Mayısında başladı. Danimarka'da küçük bir ev kiralayan grup üretim aşamasına başladı. Bu ev kiralama fikri bi önceki albümde de uygulanmıştı ve gerçekten yararlı bir fikirdi, ancak bu albümün kayıt aşamasında grup İsveç'ten daha uzakta bir ev kiraladı. Bu aşamanın sonucunda 11 şarkı ortaya çıktı ve grup daha büyük bir stüdyoda kayıda girdi. Albüm ise 29 Mart 2004'te piyasaya çıktı.
 
Eski 03-11-06, 20:46 #149
crOcUs_rOsE crOcUs_rOsE çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
metal bey kardeşim, beni de ekle..
 
Eski 03-11-06, 21:10 #150
method_man method_man çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
eklermisin benide
 
Eski 03-11-06, 22:30 #151
berkayguler61 berkayguler61 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
benidee eklrmsn
 
Eski 03-11-06, 23:23 #152
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen crOcUs_rOsE Mesajı Göster
metal bey kardeşim, beni de ekle..
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen method_man Mesajı Göster
eklermisin benide
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen berkayguler61 Mesajı Göster
benidee eklrmsn
Hoşgeldinizz
 
Eski 03-11-06, 23:33 #153
utkan42 utkan42 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
benide ekle...
 
Eski 04-11-06, 00:25 #154
VeeRa VeeRa çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ekle kardeş benide...heavy death black favorılerım...
 
Eski 04-11-06, 08:32 #155
∫¢яεaΜіиq…ЛC ∫¢яεaΜіиq…ЛC çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Linkin Park nasıl coştu değil mi? Peki durup dururken mi çıktı bu çocuklar? Olmayan bir şey mi icat ettiler, hayır! Yepyeni bir fikirleri mi vardı, yoo… Zaten varolan bir şeyi piyasaya daha uygun hale getirdiler, resmen numetal'i canavarlaştırdılar. Peki kötü mü ettiler, pek tabii ki hayır, Linkin'i de, numetal'i de seviyoruz, ancak artık numetal'i sadece Linkin Park'tan ibaret sanmanın zamanı geçti. Buyrun geçmişiyle, geleceğiyle numetal'i didiklediğimiz dosyamıza. (LP Fan www.lpturkiye.com )

lp bildiğim kdrıyla 1997 de kuruldu...
şahsen benim aklıma nu metal diyince gelen ilk grup olan KORN ise 1992 de kuruldu...yani nu metal tarzının yaratıcısı korndur...
ekleyiniz beni de bir rammstein fanı olarak...
 
Eski 04-11-06, 19:10 #156
NoSF3RatU NoSF3RatU çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
bu imza benim imzama yakıstı
 
Eski 04-11-06, 21:51 #157
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen utkan42 Mesajı Göster
benide ekle...
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen VeeRa Mesajı Göster
ekle kardeş benide...heavy death black favorılerım...
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen ∫¢яεaΜіиq…ЛC Mesajı Göster
lp bildiğim kdrıyla 1997 de kuruldu...
şahsen benim aklıma nu metal diyince gelen ilk grup olan KORN ise 1992 de kuruldu...yani nu metal tarzının yaratıcısı korndur...
ekleyiniz beni de bir rammstein fanı olarak...
hoşgeldiniz

Mesajı son düzenleyen CradLe ( 04-11-06 - 23:47 )
 
Eski 04-11-06, 23:43 #158
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Sepultura



Ülke : Brezilya
Tür : Death
Firma : Steamhammer
Resmi Sitesi: http://www.sepultura.com.br
Elemanlar :
Vokal: Derrick Green
Gitar: Adreas Kisser
Bateri: Igor Cavalera
Bas Gitar: Paulo Jnr.


Albümler

1985 - Bestial Devastation
1986 - Morbid Visions
1987 - Schizophrenia
1989 - Beneath The Remains
1991 - Arise
1993 - Chaos AD
1996 - Roots
1998 - Against
2001 - Nation
2002 - Under A Pale Grey Sky
2003 - Roorback
2003 - Revolusongs
2005 - Live In São Paulo
2006 - Dante XXI


1984 yılında Brezilya’nın Belo Horizonte şehrinde kurulan ve Portekizce'de "mezarlık" anlamına gelen Sepultura vokal ve gitarda Max Cavalera, gitarda Jairo T, bas gitarda Paulo Jnr. ve bateride Igor Cavalera’dan oluşan kadrosuyla 1985’te yine Brezilya’lı bir grup olan Overdose ile “Bestial Davastation” isimli bir albüm yaptı. Fakat önemli bir başarı elde edemedi.

1986 yılında çıkardığı “Morbid Visions” isimli çalışmasıyla hatırı sayılır bir başarı yakaladı ve 1987’de “Schizophrenia” albümünü çıakrdı. Bu arada gitara Andreas Kisser geçti ve grup daha sert, süratli ve saldırgan bir çizgiye oturdu.

1989 yılında çıkardıkları “Beneath The Remains” ile ismini nihayet bütün dünyaya duyurmayı başardı ve zirveye doğru tırmanmaya başladı. 1991 yılında “Arise”, 1993’te “Chaos A.D.” ve 1996 yılında çıkardıkları “Roots” ile de çıkışını durmadan sürdürdü. Ancak vokal Max Cavalera 1997’de gruptan ayrıldı.

Slayer ve Venom gibi grupların yoğun etkisiyle yola çıkan Sepultura, giderek kendine özgü bir çizgi yakalamayı başardı ve death metal, black metal, thrash metal ve speed metal karışımı orijinal bir tarz elde etti. 90 kuşağı grupları arasında en sevilen gruplardan biri oldu.

Boş durmayı sevmeyen grup 1999 yılında Against'i, 2001'de Nation'ı ve son olarak 2003 Mayıs'ta Roorbnack'i çıkardı.
 
Eski 05-11-06, 00:49 #159
Ayhan_34 Ayhan_34 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ekle benide arkadaşım
 
Eski 05-11-06, 16:08 #160
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Helloween



Ülke : Almanya
Tür : Power
Firma : SPV
Resmi Sitesi: http://www.helloween.org
Elemanlar :
Vokal: Andi Deris
Gitar: Sascha Gerstner
Bas GitarMarkus Großkopf
Bateri: Danny Löble
Gitar: Michael Weikath


Albümler

1985 - Helloween
1985 - Walls Of Jericho
1986 - Judas
1987 - Keeper Of The Seven Keys Part I
1988 - Keeper Of The Seven Keys Part II
1989 - Live In The U.K.
1989 - Pumpkin Tracks
1991 - The Best The Rest The Rare
1991 - Pink Bubbles Go Ape
1993 - Chameleon
1994 - The Master Of The Rings
1996 - The Time Of The Oath
1996 - High Live
1998 - Better Than Raw
1999 - Metal JukeBox
2000 - The Dark Ride
2002 - Treasure Chest
2003 - Rabbit Don't Come Easy
2005 - Mrs. God
2005 - Keeper Of The Seven Keys Part III (The Legacy)


Bütün hikaye 1978 yılında Kai Hansen ve Piet Sielck’in Hamburg kökenli Gentry grubunda beraber çalmalarıyla başladı.. 1981 yılında adını Second Hell’e çeviren gruba bas gitarist Markus Großkopf ve baterist Schwichtenberg katıldı. Grup, Sielck’in ses mühendisi olmak üzere ayrılmasının ardından adını Iron Fist olarak değiştirdi. Yerel bir grup olan Powerfool’un gitaristi Michael Weikath, Kai’yi gruba dahil etmek için büyük bir çaba içerisindeyken kendisini birdeen Iron Fist’in üyesi olarak buluverdi. 1984 yılında ise, o zamanlar küçük bir firma olan, Noise Records grubu bir death metal derleme albümünde çalmaları için davet etti. İsminden hala memnun olmayan grup üyeleri, Ingo Schwichtenberg’in fikri olan Helloween adında karar kıldılar. 1985 yılında 5 şarkılık “Helloween” mini albümünü çıkaran grup, aynı yılın Ekim ayında, prodüktörü Harris Johns olan, ilk albümleri “Walls of Jericho”yu piyasaya çıkardı. Hemen ertesi sene piyasaya çıkan Judas EP’si (Ki Hamburg’da yeni açılan Horus Studio’nun testi için kaydedilmişti) medyanın dikkatini çekti ve oldukça olumlu tepkiler aldı. Helloween 1986 yılında arka arkaya çıkan albümlerinin tanıtım turnesini gerçekleştirirken, Kai Hansen vokalist olarak yeterli olmadığını ve uzun sürecek sahne performanslarında sesinin yeterli olmayacağını ve enerjisinin yetmeyeceğine kanaat getirerek Tyran Peace grubundan Ralf Scheepers ile turneyi bitirme konusunda anlaştı fakat Ralf konserlerden sonra gruba katılmak istemedi.. Daha sonra büyük bir şans eseri 18 yaşındaki inanılmaz ses Michael Kiske gruba katıldı. Aralık ayında kendi firmaları Noise Records’un kapısını çalıp bir duble albüm yapmayı teklif eden Helloween geri çevrilse de firma iki ayrı albüm olarak piyasaya çıkarmayı önerdi ve öyle de oldu..

Tommy Newton ve Tommy Hansen’in prodüktörlüğünü yaptıkları “Keeper Of The Seven Keys Part I” albümü inanılmaz tepkiler aldı. Bu olumlu tepkilerin akabinde Helloween, Amerika ve Japonya’da geniş hayran kitleleri oluşturmayı başardı. 1988 yılında konseptin ikinci albümü olan “Keeper Of The Seven Keys Part II” albümü ilk albümden daha büyük başarı yakaladı. Bu albümlerin turnesine çıkmaya hazırlanan grup, klavyeye geçici olarak Jörn Ellerbrock’u dahil etti. Oldukça başarılı geçen “Pumpkins Fly Free” turnesi sırasında grup elemanlarıyla anlaşamadığını açıklayan Kai Hansen gruptan ayrıldı ve kendi grubu Gamm Ray’i kurdu.. 1989 yılında Kai’nin yerine Rampage gitaristi Rolan Grapow’u dahil ederek turneyi tamamlayan grup aynı yıl içinde aynı albümü değişik isimler altında piyasaya çıkardı; Avrupa’da "Live In The U.K.", Amerika’da "I Want Out - Live" ve Japonya’da "Keepers Live". Noise Records daha sonra para kazanmaya devam etmek için 1989 yılında “The Best, The Rest, The Rare” ve “Pumpkin Tracks” albümlerini piyasaya sürdü. Helloween, Noise tarafından sömürüldüğünü anlayınca firmayla olan kontratını iptal etti ve EMI ile anlaştı. Bu anlaşmanın ardından grubu dava eden Noise Records, ilk üç davayı kaybetse de dördüncü davayı kazanarak, ciddi yasaklamalara uğradı.. Grup yaptığı hiçbir şarkıyı Noise Records’tan başka bir firmadan çıkaramayacaktı.. Bu gelişme Avrupa dışında yaşayan ve gruptan haber alamayan Helloween hayranlarını endişelendirmeye başlamıştı..

Nihayet 1991 yılında “Kids of The Century” piyasaya çıkarken, bu single grubun son 3 senedir neler yaptığı hakkında hayranlarına bir mesajdı. Grapow’un çaldığı ilk albüm o lan “Pink Bubbles Go Ape” albümü ticari bir başarı olarak görülse de önceki albümlerin başarısından uzaktı. Bütün kabahat albümün prodüktörü Chris Tsangarides’e yüklense de şarkılarda da bir dağınıklık söz konusuydu. Bu sırada grupta da işler karışmaya başlamıştı. Bir tarafta Kiske/Schwichtenberg öteki tarafta Weikath/Grapow sürtüşmeleri yaşanıyordu. Weikath, arkadaşı Andi Deris’i gruba dahil etmeye çalışıyordu fakat Deris’in grubuna bağlılığını görünce vazgeçmek zorunda kaldı. Bu karmaşanın arasında panikleyen grup 1993 yılında apar topar “Chameleon” albümünü piyasaya çıkardı. Prodüktörlüğünü Tommy Hansen’in yaptığı albüm, başarılı prodüksiyonu ve şarkı kalitesinin yüksek olmasına rağmen yine yeterli başarıyı sağlayamadı. Turnelerdeki düşük performansın sebebi olarak ise grup içindeki çekişmeden başka bir şey gösterilemezdi. Japonya konserinden hemen önce uyuşturucu problemi yaşayan Schwichtenberg’in yerine Richie Abdel-Nabi bateri setinin arkasındaki yerini alıyordu. Her şey arka arkaya geliyor ve grup EMI’den kovuluyordu. 1993 Aralık ayında çıkılan turnenin ardından, yeterli olmadığına karar verilen Abdel-Nabi gruptan çıkarılırken, grup içindeki tansiyon gittikçe yükseliyordu. Grup yeni albüm için stüdyo’yu kiralamış, hazırlıklar yapılırken Kiske gruptan kovuluyor ve Weikath’ın daha önce dee gruba dahil etmek için uğraştığı Deris gruba dahil oluyordu. Ocak 1994 ayında ise grup baterist olarak Uli Kusch’u kadroaya katmaya karar veriyor ve Castle Communications ile anlaşma imzalanıyordu..

Yeni Helloween, albümün kayıtları sırasında en az “Keeper” dönemi kadar başarılı olması gerektiğine, eğer bu albüm başarılı olmaz ise artık Helloween diye bir grubun kalmayacağına inanıyorlardı. Hiç beklenmedik bir şekilde başarılı olan “Master Of The Rings” albümü grubu tekrar ayağa kaldırıyor ve albümdeki performansından ötürü Andi Deris’in, Kiske’nin yerini rahatlıkla doldurabileceği kanaatine varılıyordu. Tam işler iyi giderken bir trajedi yaşanıyor ve grubun eski bateristi Ingo Schwichtenberg, Hamburg’ta intihar ediyordu. Bu olay grubu oldukça sarsarken, 1996 yılında piyasaya çıkan “The Time Of The Oath” Ingo’ya adandı. Albüm, Nostradamus kehanetlerini temel almıştı. Helloween hala ayakta ve dimdik olduğunu çıktığı dünya turunda anladı ve bunu onaylar şekilde Japon dergisi Burrn grubu 1996’nın en iyisi seçti..

Helloween, 1998 yılının başında Japon hayranlarına teşekkür mahiyetinde bir hediye olan 4 cd’lik “Pumpkin Box”u piyasaya çıkardı. Aynı yılın sonunda yeni kadrosuyla üçüncü albümü “Better Than Raw”ı hayranlarına sunarken o sene Iron Maiden’ın alt grubu olarak turneye çıktı. Başka bir firmayla anlaşma imzalamak isteyen Helloween, sözleşme gereği bir albüm daha yapmalıydı ve ufak bir hileye başvurarak “Metal Jukebox” adlı cover albümünü çıkardı. Daha iyi bir promosyon isteyen grup, 2000 yılında, insanların teşvikiyle, Nuclear Blast ile anlaşırken, RoyZ ve Charlie Bauerfeind’in prodüktörlüğünü üstlendiği Dark Ride albümü piyasaya çıktı. Albüm öncekilerden oldukça farklı karanlık bir atmosfere sahipti. Derken grup içindeki bu uyum, Weikath’ın bu ani değişikliğe karşı olması nedeniyle Grapow ve Kursch ile tartışmasıyla çatırdamaya başladı. Daha sonra prodüksiyon aşamasında yer almadığı için rahatsız olduğunu öne süren Weikath daha sonra gruptan ayrılmayı teklif etti.. Fakat Deris ve Großkopf, O’nun hayranlar gözünde grubun asıl adamı olduğunun farkına vardılar ve buna karşı çıktılar. Bu ayrılık gerçekleşirse onalra göre Helloween artık Helloween olmayacaktı. Tüm bunların ardından grup önceden yaptığı müziğe devam etmeye karar verse de Grapow/Kusch ikilisi yine grubun müzikal direktörlüğünü üstlenmişlerdi.. 2001 yılında çıkılan turne sonrası, kişisel projelerine daha çok zaman ayırdıkları gerekçesiyle Grapow ve Kusch’tan gruptan ayrılması istendi. Bu sırada rakamların ortaya çıkmasıyla görüldü ki “Dark Ride” albümü “Chameleon”dan bu yana çıkmış en kötü Helloween albümüydü.. Uli Kusch’un yerine Metalium bateristi Mark Cross’u dahil eden grubun yeni gitaristi kim olacaktı?

Arkadaşı Henjo Richter’i gruba dahil etmeye çalışan Weikath, prodüktör Charlie Bauerfeind’in tavsiyesi üzerine Freedom Call gitaristi Sascha Gerstner’i çağırdı. Tenerife’deki provalar sırasında ortaya çıktı iki Sascha uygun seçimdi ve Sascha gruba dahil oldu. 2003 yılıyla beraber kayıtlara başlayan grup Mike Cross’un hastalık problemi nedeniyle kayıtları durdurmak zorunda kaldı ve yeni bir baterist arayışına girdi.. Helloween Mikkey Dee ile temasa geçerek yardım istedi.. Farklı bir müzik türünden gelmesine rağmen Dee, oldukça başarılı bir performans gösterirken, Cross’un tekrar iyileşmesinin en az 2 yıl süreceği haberiyle yeni baterist arayışlarına girdi.. Firma albümün b yüzüne daha çok şarkı yapılması için bastırırken, Weikath, eski Accept ve UDO bateristi Stefan Schwarzmann’ı kolundan tuttuğu gibi stüdyoya soktu. Daha sonra yapılan görüşmelerin ardından Schwarzmann’ın gruba katılmak istediği anlaşıldı. Kısa bir süre sonra, prodüktörlüğünü Bauerfein’in yaptığı, “Rabbit Don’t Come Easy” albümü 2003 Mayıs’ında piyasaya çıktı. Albüm, adından dolayı grubun eski mutlu günlerine döndüğü yorumlarına neden oldu.. Grup, Haziran 2003’te Hamburg’ta en uzun dünya turuna hazırlanıyordu.. Dünyanın dört bir yanındaki Helloween hayranları Eylül ayında başlayan dünya turunun, şu ana kadar gösterilen en iyi performans olduğu konusunda hemfikirdiler.. 2004 yılında yeni albümün hazırlıklarına başlayan grup, Schwarzmann ile yollarını ayırdı. Her ne kadar iyi anlaşsalar da grupla arasındaki vizyon farkı bu ayrılığa sebep olarak gösterildi. Grup ayrılan Schwaezmann’ın yerine eski Rawhead Rexx bateristi Dani Löble’yi dahil ederek bu pozisyon için en iyi adamı bulmuş oldu..
 
 

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:42
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Tatil


bynogame