bynogame

bynogame


Bilgi

 
 
Konu Araçları
Eski 07-04-07, 00:52 #381
the_sekill the_sekill çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
benıde eklermısın arkadasım
 
Eski 07-04-07, 11:07 #382
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Nightwish


Ülke : Finlandiya
Tür : Power
Firma : Nuclear Blast
Resmi Sitesi: http://www.nightwish.com
Elemanlar :
Vokal - Tarja Turunen
Gitar - Emppu Vuorinen
Klavye - Tuomas Holopainen
Bas Gitar/Ek Vokal - Marco Hietala
Bateri - Jukka Nevalainen


Albümler

1997 - Angels Fall First
1998 - Oceanborn
2000 - Wishmaster
2001 - From Wishes To Eternity
2001 - Over The Hills And Far Away
2002 - Century Child
2003 - End Of Innocence
2004 - Once
2004 - Tales From The Elvenpath
2005 - The Siren


Grup Hakkında

Nightwish'te en çok öne çıkan eleman Tarja Turunen olmasına rağmen, grubun fikir babası ve tetikleyicisi aslında klavyeci Tuomas Holopainen. Tuomas yanına grubun şimdiki kadrosundada bulunan iki elemanı alıyor (Tarja ve Emppu) ve üç şarkı kaydediyor. bu şarkıların tamamı akustik ve davulsuz. sonra bu parçaların davullu ve distortion'lı halini merak eden elemanlar, gruba Jukka Nevalainenide alıp bu parçaları tekrar kaydediyorlar. 1997 nisanında stüdyoya giren grup 7 şarkı kaydeder. bu şarkıları duyan spinefarm grupla iki albümlük bir anlaşma imzalar. Ağustosta tekrar stüdyoya giren grup 4 yeni şarkı daha kaydeder, ve The Carpenter adlı single'ı piyasaya sürer. Bu single Finlandiya resmi listelerinde 8. sıraya kadar yükselir, hemen ardından kasımda Angel Fall First albümü piyasaya çıkar ve aynı listede bu albümde 31. sıraya kadar yükselir.

Bu albümden sonra grup konserlere çıkmaya başladı ancak 97-98 arasında Jukka Nevalainen ve Emppu'nun askerde olması dolayısıyla sadece 7 konser verebildi. Bu arada Spinefarm'da "bu grupta iş var" düşüncesiyle albüm anlaşmasını 3'e yükseltti.

98 Aralıkta ise ikinci albüm Oceanborn Finlandiyada piyasaya sürüldü. Bu albüm hem Finlandiyada oldukça büyük ilgi gördü, 5. sıraya kadar yükseldi (Angel Fall First 31'de kalmıştı), hatta bu albümden önce çıkan Sacrament of Wilderness single'ı haftalarca bir numarada kaldı. İki üç ay sonra albüm Finlandiya dışındada piyasaya sürüldü. Dışarda da büyük ilgi gören albüm sayesinde grup turlara başladı ve büyük organizasyonlara katıldı. 99 Ağustos'unda almanyada Sleeping Sun, Walking in the Air, Swanheart, Angels fall first parçalarını içeren single çıkarıldı ve ilk ayında 15 bin adet sattı. Oceanborn ve Sacrament of Wilderness Finlandiyada altın plak kazandı ve grup Rage'le birlikte 26 konserlik bir Avrupa turuna çıktı.

2000'in başlarında ise grup başka bir klasik olan wishmasterı kaydetmek için tekrar stüdyoya giriyor. Bu arada grup Eurovision'da Finlandiyayı temsil etmek için Sleepwalker adlı parçayla elemelere giriyor ancak başarılı olamıyor.

2000'in mayısında Wishmaster yayınlanıyor ve hemen ardından tura çıkılıyor. Bu arada Finlandiyada bir ilk gerçekleşip, bir metal grubu resmi Finlandiya listelerinde birinci sıraya yükseliyor ve 3 hafta boyunca ordan inmiyor. Ayrıca Almanya listelerine 21 ve Fransa listeleride 66. sıradan giriyor.
29 aralık 2000'de Finlandiyada gerçekleştirilen konser From Wishes To Eternity adı altında sadece Finlandiyada DVD olarak piyasaya sürülüyor.
Spinefarm'la bir albümlük anlaşma daha imzalayan Nightwish Gary Moore'un "Over The Hills And Far Away" şarkısını, Angel Fall First'deki "Astral Romance" ve iki yeni şarkı ile kaydediyor ve bunları bir EP'de topluyor.

MCD olarak platinium'a kadar giden"Over The Hills And Far Away"'in klibi Ağustos 2001'de Finlandiyada çekiliyor. O seneki turun sonunda Nightwish dağılma sınırına geliyor ancak bazı değişikliklerle grup yoluna devam ediyor.

Century Child 2002 Mayıs'ında çıkıyor ve Finlandiya'da iki saatte satış rekorları kırıyor. Bu sırada Nightwish, Finlandiya'da hem single hem albüm listelerine birinci sıradan giriyor. Almanya'da 5, Avusturya'da 15. sıradan listeye giren grup, Temmuz'da neredeyse tüm konserlerin biletlerinin tükendiği bir Güney Amerika turuna çıkıyor. Brezilya'da Century Child'ın ilk versiyonu kısa zamanda tükeniyor. Century Child, 2002'de Finlandiya'nın en çok satan ikinci albümü oluyor. Bu albümden sonra bir ara veren grup elemanları başka gruplarda çalmaya devam ediyor. (Jukka Sethian ve Bitch Driven ile, Tuomas Sethian ve For My Pain, Timo Rautiainen&Trio Niskalaukaus ile, Emppu Altar ile, Marco ise Tarot ile). Bu ara bir yılı geçmiyor ve 2003'ün başında yeni albüm kayıtları için tekrar stüdyo'ya giriliyor. 60.000 satan Century Child'ın başarasıyla 2003'ün çoğu yollarda geçiyor. 2003 boyunca End Of Innocence adlı DVD için materyal toplanıyor ancak çıkış tarihi sürekli erteleniyor. 2003 Ekim'inde çıkan DVD, o sırada albüm kayıtlarına devam ediyor. 5. albümleri "Once", Nightwish'in tarihinde en önemli albümleri olarak görülüyor. Bu arada Finlandiya Başkanı Tarja Halonen, Nightwish'in başarılarından dolayı Tarja Turunen ve kocası Marcelo Cabuli'yi Geleneksel Bağımsızlık Günü'ne davet ediyor.

2004 yılı yorucu bir stüdyo ortamında geçiyor ve "Once" albümünün ilk single'ı "Nemo" piyasaya çıkıyor. Büyük bütçeli bir klip çekiliyor bu şarkıya. Bu albümle firma değiştiren grup, yeni albümünü Nuclear Blast altında çıkarıyor ancak albümün Finlandiya dağıtımı için tekrar Spinefarm Records'la anlaşıyorlar.

Single "Nemo" ve albüm "Once", Finlandiya'da satışa çıktığı ilk günde "Gold Record" ödülü alıyor ve Nightwish tarihinin en büyük konser turu olan "Once" turuna başlıyorlar.
 
Eski 07-04-07, 11:35 #383
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen selinnn Mesajı Göster
ekle beni de
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen _full_man Mesajı Göster
Eklermisin.
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Player_19 Mesajı Göster
Bi bass gitarcı olarak benide ekleyin
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Ultura Mesajı Göster
beni de beni de
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen the_sekill Mesajı Göster
benıde eklermısın arkadasım
HoşGeldiniz
 
Eski 09-04-07, 10:17 #384
Mr_Mause Mr_Mause çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ekle benide.
 
Eski 10-04-07, 09:17 #385
seкo seкo çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Benide eklermisin..
 
Eski 10-04-07, 12:25 #386
blaheavy_metal2 blaheavy_metal2 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Dostum süpersiniz benide ekleyin nick e dikkat
 
Eski 10-04-07, 20:42 #387
scarface_1905 scarface_1905 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Benide eklermisin
 
Eski 11-04-07, 12:05 #388
Avanguardia Avanguardia çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
benide ekleyin
 
Eski 11-04-07, 17:51 #389
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Bende bikaç şey paylaşMak istediM =)
METAL HAKKINDA....


[COLOR="DarkRed"][Funk Metal
Funk metal heavy metal gitar riffleriyle funk müziginin özelligi olan gümbürdeyen bass riffleriyle birle$tirilmi$ bir metal türüdür. 1980’lerin ortasinda los angeles’te ortaya çikmi$. Öncüleri RHCP ve faith no more. On yil içersinde bir çok ki$i bu müzik türünü devam ettirdi mesela Fishbone. Sonradan grunge ile de kari$tirildi gruplar, Porno for Pyros ve Jane’s addiction. Hardcore ve hip hop katan gruplarsa rage against the machine…

Avant garde metal

Avant garde ayni zamanda deneysel metalde deniliyor, heavy metalin bi alt türüdür özellikleri bi çok sayida deneyimlerden olu$an ve standart olmayan sesler, enstrümanlar ve sarki yapitlarindan olu$uyor. Progressive metalde deneyimli ve standart olmayan fikirlerden ortaya çikan müzik türüdür. Fakat ikisinin arasinda yinede çok büyük farklar vardir. En çok dikkat çekici farklardan bitanesi progressive metalin deneyimlerinin komplike (karmakari$ik) ritimlerden ve komplike sarki özelliklerinden olu$tugudur. Ve progressive metalde ali$ilmi$ veya geleneksel enstrümanlar kullanilir, avant garde metalde ise ali$ilmadik enstrümanlar ve degi$ik soundlar kullanmanin çok önemli oldugu bilinir. Avant garde metal yapan gruplarin bi çogu genelde karanlik atmosfer’e odaklanmi$lardir. Avant garde metalde sik sik black metal ögelerine rastlanir. Bi çok avant garde yapan metal gruplari geçmi$inde black metal yapmi$lardir. Klavyeler, kadin vokaller vs. bu türde pek çok kullanildigi için avant garde metal pure black metal yapan gruplar tarafindan a$agilanmi$tir. Çünki gerçek black metalle hiç bir alakasi yoktur.

Metal dünyasinda avant garde metal taniminin ortak bir karari yoktur. Fakat deneysel olmasindan hemfikirler. Avant garde metal diye adlandirilan ba$ka bir metal türü ise circus metaldir.

Circus Metal (sirk metal)

Avant garde metal ve sanat evi metali diyede adlandirilir. Circus metal sik sik sirk ve karnaval ($enlik) müzigi ve heavy metalin kari$tirilmi$ halidir. Skate, jazz, bossa nova, salsa, oryental (misir ve arap müzigi), surf rock, industriel ve techno ve garip sirk-death sound’ini Mr. Bungle, Dog Fashion Disco, Secret Chiefs 3, Vicious Hairy Mary gibi gruplar sirk metal’e katmi$lardir. Gerçek metalciler tarafindan hiç sevilmeyen bir tarzdir. Ve metal müzigini gülünç hale getirdiklerini dü$ünürler.


Black metal

Black metal heavy metal ve death metalle baglantili bir metal türüdür. Bazi black metal fanlari ve müzisyenler black metal’i ayri simsiki tanimlama yapiyorlar, fakat ba$kalari bunu sinirlanmi$ bulurlar ve black metal’i populer müzigin bir alt türü olarak degilde sanatsal bir hareket (ba$kaldiri$) olarak görürler. Black metalin kuruculari Venom, Mayhem, Hellhammer, Mercyful Fathe, Bathory ve Celtic Frost’tir. Ba$kaldiri$in ismi Venom’un albümü sözcük oyunu içeren ‘Black Magic’ten gelmi$tir. Ve olgunla$mi$ $ekli 1980’lilerin sonlarinda ve 1990’lilarin ba$larinda Bathory’nin kayitlarinda görülebilir.

Darkthrone, enslaved, burzum, mayhem, immortal, emperor gibi norveçli gruplar sayesinde black metal bugünki halini almi$tir. Black metal’in önceki haliyle ba$lami$lar sonradan i$in içine ana akim olan heavy metal ve klasik müzik ögeleri katarak geli$en bir yeralti dinleyicisine bu türü populer ettiler. Sözleri ise $eytani, dine kar$i sözler, sihirli üstü kapali sözlerdir.



!!**!!National socialist black metal [NSBM]

National Socialist Black Metal (NS black metal / NSBM), black metalin bir Neo-nazi alt türüdür. Irksal ayrimcilik ve Aryanizm’le (Indo-Avrupa dilini konusan bir millet, hristiyan meshebi Aryanizmle karistirilmasin) ilgili konular islenir. Bazen[bir dönem] Burzum bu isi baslatti deniliyor. Yinede, Burzum’un black metal parçalarinda Nasyonal Sosyalizme direk baglanti kurulamiyor. Bir yandan black metal nasyonalizm’i daha önceleri içerine aldiysada, NSBM Nasyonal Sosyalizmi modern liberal topluma alternatif olarak savunuyor. Nazi Almanya Hristiyanliga hiç bir zaman karsi olmamis olsa dahi, NSBM Yahudilere / Hristiyanlar karsi, Anti-Semitism’i (=yahudilere karsi olmak) daha çok vurguladi. NSBM gruplari sadece Yahudilerin degil Hristiyanlarinda modern avrupadaki yasanan problemlerin ana sebebi olduklarini savunurlar, tipki nazi ideolojisinde oldugu gibi.

Hristiyanliga alternatif olarak çogu NSBM gruplari Pagan inançlarini ve geleneklerini savundu.

NSBM black metalin alt türü olup olmadigi konusunda bir çok tartismalar olustu. Cogu NSBM gruplari bu ideolojiye inanmayan black metal gruplariyla ayni stilde çaliyor. Müzikal farklar (eger varsa) çok azdir yada Viking metal gibi diger metal-alttürleriyle örtüsüyor.
Bazi black metal fanlari NSBM’in liriksel temalari incelediler, ve müzikal türe üymadigi kanisina vardilar.

NSBM ve White Power Music’in diger türleri

Bugünlerde NSBM ve Rock Against Communism (RAC) ve White Power müzik (Amerikan Nazi Gruplari) gruplari birlesmeye basladilar. Gestapo SS ve Bannerwar gibi NSBM gruplari RAC ve Hatecore sarkilari coverladilar. Üstelik, NSBM gruplari ve RAC gruplari birlikte konser vermeye basladilar.

NSBM ve daha genis black metal sahnesi

Cogu BM gruplari bu ideolojiyi savunmuyorlar ve NSBM gruplarida zaten Avrupa ve Amerikada çok az ve tamamen arka planda kalirlar.KULT. Aslinda, sadece ikitane NSBM grubu kuskusuz black metal grubu olarak bilenen Burzum ve Gravland’tir. Darkthrone, Transylvaninan Hunger album kapaganinin arkasina Norsk Arisk Black Metal (Norwegian Aryan Black Metal) yazdiklari için NSBM dali altina alinmisti. Fakat öyle olmadigi için artik siyasi konular islememe karari aldilar.

Bazi BM gruplari, NSBM’e baglantisiz olmaksizin, anlamsiz olarak Nazi Almanyayi agzina aldi. Daha çok soke etmek için. Bu sebepten dolayi bi çok BM grubu NSBM grubu olarak biliniyor ama öyle degiller.

Celtic metal (Kelt metal)

Celtic metal, black metal’in bir alt türüdür. Kelt mitolojisine ve enstrümanlarina odaklanmi$ black metal kari$imidir. Celtic metal yapan Irlandada bi çok yeralti gruplar olu$mu$tur. Öncüleri Cruachan, Geasa Waylandir’dir. En ba$ari olan albüm ise bi kaç hafta içinde bastirmi$ olduklari bütün albümlerini bi kaç ay içinde satan ‘Cruachan’s Tuatha Na Gael’ olmu$tur. Cok büyük bi ba$ari olarak nitelendirilemez, çünki bi kaç bin tana cd’den olu$maktaydi baskilari.

Christian Metal (hristiyan metal)

Bi heavy metal türüdür, belirgin olan Hristiyan sözleri ve temalari. Alternatif Hristiyan müzigi biçimidir. Ilk Hristiyan metal grubu Kudüstür. Stryper grubu ise ilk olarak bu tarzin populer olmasini sagladi. Aslinda Hristiyan metal bir çok metalin alt türlerinin altina siniflandirilabilir. Mesela, Horde diye bi grup, a$iri black metal etkili, fakat grindcore sayilmaktadir. Bide Whitecross Hair Metal yapiyor ve As I Lay Dying metalcore. Bi grubun yaptigi tür sadece aktüel olan müzikten degilde, sözleriyle içerigiylede belirlenir.


Classic metal (klasik metal)

Classic metal bir heavy metal müzigi türdüdür, gümleyen hizli basslariyla taninir, fakat daha az agir olan ve daha fazla melodic riffleri olan bir türdür, ayrica uzun lead gitar sololoru olan, yükselen ve alçalan vokaller ve korolar. Zirveye ula$tigi zaman 1980’lerin ba$iydi. Iron Maiden, Saxon, Dokken, Judas Priest, Twisted Sister, Europe, … gibi gruplar.

Fakat çok kisa bir süreligine çok tutulan bir tarzdi. Iron Maiden en önde gelerek 80’li yillarda 58 milyon album satmi$tir. Ondan sonra Dokken grubu sadece ABD’inde 6 milyon üzerinde. Europe’in The Final Countdown albümü, ABD’inde 7 milyon satti…..

Classic metal daha sonar bir çok metal türünü etkilemi$tir, bunlar hair metal, thrash metal, power metal ve death metaldir. Classic metal gruplari, sert müzik yapmami$lardir, daha çok melodiyi hissederek yapmi$lardir müziklerini thrash ve death metal gruplarina bakarak. Metallica, Morbid Angel gibi gruplarida etkilemi$tir klasik metal. Metal müzigin en saf halini hep gözününde tutmu$lardir. Agressifligin ve melodinin birle$mesinden dolayi klasik müzik yapan gruplar populariteyi yakalami$lardir.
Death Metal
Death metal bir heavy metal ve thrash metal birle$iminden olan bir türdür. Ilk olarak ABD’inde (özellikle Florida ve Californiya), Avrupada (özellikle ingiltere ve Isveç) ve Kanadada 1980’lerin sonunda ve 1990’larin ba$inda ortaya çikmi$tir.
Death metal, heavy metalin çogu alt türlerinde oldugu gibi tanimlanmasi çok zor bir türdür.
Bazi fanlarin ve müzisyenlerin bu tür, ve alt türlerin hakkinda sert genel dü$ünceleri vardir.
Digerleriyse böyle kategorize etmenin sinirlayici ve gereksiz oldugunu dü$ünmekteler. Bi çok zaman bi türden digger türe atlayi$ görülmektedir. Ve metal olmayan müziklerin katilmasida sik sik rastlanilan bir$eydir.
Death metal a$iri brutalligiyle, güçlülügüyle ve hiziyla taninmi$tir. Blast beat’ler (a$iri hizda gitar ve davul basslari) müzige güçlülük katmak için müzigin içersine alinir. Vokaller, death grunts (death vocal / death growl da deniliyor, anla$ilmasi zor olan death ve grind müzik vokali), pürüzlü, sert ve mistiktir vokaller (bazen sevmeyenler tarafindan “cookie monster” (bisküvi canavari) vokali denilir.)
Death metalin sözleri genelde toplumun daha karanlik yönlerini içermekte, diger metal türlerinin kaçindigi konulari i$lerler. Ama bazi gruplar, Dying Fetus gibi çogu zaman siyasetle ilgili sözler kullanirlar. Ölümcüllüge odaklanmanin ve müzik dogasinin a$iriya kaçtigindan death metal ismi verilmi$tir. Diger gruplar hala sözlerini korku filmlerinden esinlenerek yazarlar, mesela, Death, Cannibal Corpse, Mortician. Death metal beklenmedik tempolariyla, a$iri hizli ve komplike (karmakari$ik) gitar ve çift bass riffler içerir. Cogu gruplar dü$ük tune ve distortion’li gitarlar kullanirlar (genelde iki gitar kullanirlar), biri ritmi biride ‘lead’ (ana) gitar bölümleri çalar, çift bassli davullar ve death vokaller kullanilir. Bazi gruplar efekt (sonuç) için rastgele klavye veya ba$ka enstrümanlar katarlar müzigin içine. Bütün metal türlerinden, death metal en çok fiziksel katki gerektiren türdür.
1991’e kadar tarihi

Death metal açikca heavy metalden türemi$tir, fakat full hikayesi biraz kari$ik ve enteresandir, fanlar ve müzisyenler arasinda iyi bir tarti$ma konusuda olabilir.
Yinede death vokaller sayesinde bu tür kolay bi $ekilde taninir. Buna iyi bir örnek olarak Ingiltereli grup Venom’un 1981 yilinda çikarmi$ oldugu Welcome to Hell albümüdür. Death vokallerin bir çok kez kullanildigi bir albümdür. Ama müzigi $imdiki death metal degildir. Buna kar$in bazi fanlar Death metalin dogu$unun 1985 oldugunu savunurlar, Floridadan Death grubunun ve Californiadan Possessed grubunun çiki$indan sonra. Bu gruplarin müzikleri, her ne kadar üsttede belirtmi$ oldugumuz death metalin özelliklerini (extreme brutallik ve hiz) ta$isada, gruplar o dönem öncülerden farkli göze batcak yenilik getirememi$lerdir. Death’in 1987’de çiki$ albümü ve thrash metal yapan sepultura’nin yaptigi müzik arasinda müzik farkliligi yakalamakta güç çekilir.

Death metal müziginde ba$ka önemli bir çarpi$mayi 1983 ve 1985’te ‘Show No Mercy’ ve ‘Hell Awaits’ ile Slayer grubu yapmi$ti. Death vokaller’in eksikligiyle, sarki yapitlari thrash metalden daha çok death metale yakin olmasi yüzünden. Aslina bakilirsa yinede özellikle Slayerin 1986’da çikarmi$ oldugu Reign in Blood albümü, death metal fanlarinin favorileri arasinda yer almakta.

Daha once güvenlerini inançlarini yitirmeyen ‘Death’ gibi death metal gruplari formati ileri götürmeyi ba$ardilar, en sonunda müzigin atalarinin, yani thrash metalden gereginden çok farkli bir hal almasini ba$ardilar.

Diger death metal tarihçileri, 1985 yillarinda ortaya çikan death metal gruplarinin yaptiklari müzigin post-thrash (post = sonra) oldugu kanisindadirlar. Sadece ‘Death’ grubun ismini bile bu türden aldiklarini savunurlar. Bu tarihten yola çikarak, ‘Death metalin’ modern kavrami – yani kökenleri olan heavy ve thrashten ayrilmalarini – 1989 – 1990 yillari olarak belirtebiliriz.
Death ve bu gibi gruplarin olgunla$malarindan sonra, müzige çok önemli bi zenginlik katmi$ olmalariyla ve brutal ve death vokalleriyle kari$tirmalariyla, hardcore punk ortaya çikmi$tir.

Ayni NWOBHM (New Wave Of British Heavy Metal)’in Iron Maiden tarafindan orjinal (degi$ik) bir çiki$ yapmasi gibi ba$ka gruplarde 1970’lerde punk-rock’in etkisinde kalarak bu degi$ikligi yapmi$tir. 1980’lerin sonunda ise punk ile metalin kari$imiyla bir kez daha yeni $eylerin ortaya çiktigi görülmü$tür. Bu tarihlerde karmakar$ik ve çogu zaman beyinleri kari$tiran geli$meyi, Napalm Death grubu ili güzel bir örnek vererek açiklayabiliriz. Napalm Death bi çok zaman grindcore grubu olarak tanimlanmi$tir. Bu grup daha önceleri heavy metali Death grubundan esinlenerek müziginin içersine almi$tir (Death’in Infernal Death ve Massacre demo albümleri mesela), ve ayni zamanda çogunlukla hardcore-punk dali altinada alinmi$tir. Yinede, 1990’dan once, Napalm Death grindcore birakip tamamen degi$iklik yapmi$tir (ve bi çok eleman gruptan ayrilmi$tir). 1990 yilindan sonra Terrorizer’s grubunun World Dawnfall albümlerinden sonra, hardcore-punk ve thrash metal’in birle$tiginin devam etmesinin kanitidir. Floridali Morbid Angel ve yeni Napalm Death’de bu türü sürdürmü$lerdir.
Bu gruplar’in ardindan bir çok grup bu müzik türünü seçmi$tir, Ingiltereli Bolt Thrower, Carcass, Isveçli Entombed, New Yorkli Suffocation ve bi çogu…. Ve bu yeni tarz Death grubununda bu türü 1991 yilinda çikardiklari Human albümleriyle takip etmesiyle tamamen kaliplanmi$tir ve öyle kalmi$tir. Ba$ka güzel bir örnek 1991 yilinda Morbid Angel’in çikarmi$ oldugu Blessed Are The Stick albümüdür. Bu tarihten sonra, daha öncede saydigimiz bütün Death metal özellikleri mevcuttur: önceden tahmin edilemeyen tempolar, sayi degi$iklikleri, arasira a$iri hizda davullar, igrenç sözler ve death vokaller…
Death metal’i tanimlamak isteyenler sürekli terimleri kari$tirirlar, müzisyenler, gruplar bile buna dahildir. Bill Steer (Napalm Death) bi keresinde $öyle dedi: Death metal 1990’da ölmü$tür, ve her kim 1990 yilindan sonra death metal yapiyorum diyorsa yalanci ve beceriksizdir.
1990’dan sonraki geli$meler
1990’yillarinda Death metal degi$ik yönler almi$tir, çok zengin alt türler dogmu$tur, a$agidakiler dahil:
Melodic Death metal: gitarlar daha çok harmonik ve melodik olmu$tur. Yinede daha fazla melodik olmasina ragmen American Death metalden daha fazla eksiksiz/kusursuzdur. Bu tür çogu zaman Isveçi aklimiza getirir, özellikle Gothenburg’i, ve bide Norveç ve Finlandiya (bakiniz Scandinavian Death Metal).
· · Bu türü en iyi yapan gruplar At the Gates, In Flames, Dark Tranquillity, Arch Enemy ve Dismembered’dir. Bu Gothenburg gruplari bi çok zaman Iron Maiden’e özgün olan esque-teknigini kullanirlar ve bir çok hardcore gruplari tarafindanda çok sik kullanan riff-lugati hazirlami$lardir. Bu hardcore gurplari 2001 yilinda önemli bir çiki$ ve popularite yakalami$lardir. Bu stilin kökeni yüzünden bu gruplara bi çok zaman Gothencore gruplari derler.

Florida Death Metal, bu türde en önemli gruplar yer almakta. Bunlar biraz daha vah$iler Isveçli gruplarla kar$ila$tirdiklarinda. Hatalara daha çok dikkat eden, yada i$ini tam anlamiyla yapan, death grind ile kar$ila$tirildiginda ise daha ali$ilmi$lar, fakat teknik bakimindan daha dogrudan daha brutal. Gruplar: Deicide, Monstrosity, Obituary, Death (bazi albümleri tekniktir)

Technical Death Metal (veya Progressive Death Metal) dar olan ama saglam olan bir alt türdür, müzik komplikesi ve dogal yetenek en önemli olandir. Bu tür müzik yapan gruplar: Gorguts, Necrophagist, Spawn of Possession, Cynic, Atheist, Theory in Practice, Cryptopsy, Nile, kismen Morbid Angel ve bide Death grubunu katabiliriz.

Brutal Death Metal (veya Deathgrind) grindcore sarki özellikleriyle death metalin kari$imiyla ortaya çikmi$ olan bir türdür. Gruplar: Pyaemia, Brodequin ve Deeds of Flesh. Bu türü en iyi yapan eski Carcass’tir. Degi$mi$lerdir ve her albümü bu türü içermemektedir. Exhumed ve Impaled, heriki grupta Carcass’ten esinlenerek bu türü yapmi$lardir. Kanli medikal sözler kullanmaktadirlar.

New York Death Metal, New York Hard Core etkisiyle ortaya çikmi$ bir türdür. Avuçiçi riffleri kullanilmakta ve girtlaktan gelen derin vokaller kullanilir. Suffocation, Cannibal Corpse and Pyrexia bu türü en iyi temsil edenlerdir. Ba$ka iyi olan gruplar var ama bu türe tam uymuyorlar (Immolation, Incantation, vb).

Doom death: bu tür yava$lami$, melankolik bir alt türdür, klasik Doom metalden esinlenmi$ bir türdür. Disembowlment, My Dying Bride, Anathema, Paradise Lost tarafindan yaratilmi$tir.

Slam Death Metal: çok fazla hardcore’yi animsatan bozukluk ve a$iri dü$ük hiriltili vokaller kullanilir. Devourment bu türü icat etmi$tir. Erkekçe (delikanli) metalcore’da deniliyor.

Blackened Death metal, death metal ile black metal’in kari$imidir. Rifflerle vokallerle bi biçim/tarz yaratmak istenilir bu türde. Dissection buna ba$lica iyi bir örnektir, Emperorda IX A Equilibrium albümüyle kesinlike bu türe uyandir.

Death Thrash (Deathrash’da denilir), Thrash metaldir ama Death metal elementleri içeren bir türdür, hiz, gitar seçimi teknikleri ve vokaller Death metale aittir. Benediction, Cancer, Konkhra and Criminal bu türü yapan gruplardir. Bazi Sepultura albümleride bu türe dahil edilebilir.
Grindcore, death metalin daha a$iri (sinirsiz) bir türüdür. Fakat, bi çok fanlar ve grindcore yapan müzisyenler, Death metalle tarihi ayni anda ilerledigi için, bu türün ayri kendi halinde bir tür oldugunu savunurlar (ikiside 1980 yillarinda dogmu$tur). Death metal thrash metalden, ve grindcore hardcorepunkten, herbiri biribirinin yaradili$ini etkilemi$tir, ama önceki grindcore’nin daha fazla hardcore punk ve peace punk etkisi oldugu bellidir.
Daha ba$ka heavy metal alt türleri vardir, death metalle metal olmayan türlerinin birle$mesiyle ortaya çikan, mesela death metalle jazz müzigini Spheres albümleriyle Pestilence adinda bi grup yapmi$tir.

Doom metal

Doom metal bir heavy metal türüdür. 1980 yillarinin ortasinda ortaya çikan bir türdür. Yava$ ve agirdir ve karanlik atmosfer yaratmak için tasarlanmi$tir, bunalim ve melankolidir. Black Sabbathin önceleri çikardigi i$lerden esinlenilmi$tir, ve Black Sabbathin bi kaç parçasi (Black Sabbath gibi) çogu zaman doom metal parçalarinin önde geleni olarak nitelendirilmi$tir.

Doom metalin tarihi

Yinede 1970 yillarinin ba$inda Black Sabbath ve Pentagram (Amerikan)’in yaptigi müzik proto-doom olarak sayilir, hiç bir grup o zamanlar doom metal grubu olarak sayilmami$tir. 1970 yillarinin sonlarindan 1980lilerin ba$larina kadar , Trouble, Saint Vitus ve Witchfinder General gruplari doom metalin ayri bir tür olmasinda büyük karkida bulunmu$lardir.
Bu gruplarin yapmi$ olduklari müzigin köklerinin Black Sabbath’in müziginden olmasi söylenemez. Tipki NWBHM’de oldugu gibi. Özellikle Witchfinder General grubu. Müzigin yava$ olmasi, thrash metal ve speed metalde bulunan a$iri hiz’a kar$in bir reaksiyon olarakta
kabul edilmektedir. Isveçli Candlemass grubu doom metalin dünyaca ünlü olmasini saglayan gruptur ve metal dünyasinda en önemli ve en etkileyici doom metal grubu namini almi$tir.
1986’da çikarmi$ olduklari Epicus Doomicus, Metallicus albümleri doom metal türüne en iyi örnek olabilcek albümdür. Klasik doom metal taraftarlarinca/hayranlarinca doom metali en iyi olarak Saint Vitus grubu tanimlar. Ayni adi ta$iyan çiki$ albümlerini 1984 yilinda piyasaya sürmü$lerdir. Yani doom metal’in yeni bir tür olarak kabul edilmesinden iki yil once.

Daha sonralari doom metal 1990 yillarinin ba$larinda, bazi gruplarin doom metale özgün yava$ melankolik stili, death metalle ve extreme metal ve girtlaktan çikan vokallerle harmanlamasiyla, geli$mi$tir. Bu harmanlanmi$ türü ilk olarak Celtic Frost kullanmi$tir, daha sonrada bu gruptan etkilenerek Winter grubu bu türü yapmaya ba$lami$tir. Yinede bu türde ilk akla gelen gruplar arasinda Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema yer almaktadir. $imdilerde ise bu tür clean vokallerle yapildiginda bu türe klasik doom denilir. Hiriltili seslerle yapilan türe ise death/doom ismi verilmi$tir, daha da yenilere gelecek olursak nu-doom bile vardir.

1990 yillarinda doom metal türleri dahada artmi$tir, yinede klasik doom ve death doom herzaman bu i$in merkezi olarak kalmi$tir. Bazi gruplar, The Gathering ve Theatre of Tragedy gibi, Paradise Lost’un müzigini almi$lardir. Sakinligi (yava$ tempolari) çikarip yerine kadin vokaller katmi$lardir, o süretle gothic metal türünü geli$tirmekte yardimci olmu$lardir (unutulmamasi gereken bir $ey, paradise lost gothic isimli albümlerinde kadin vokali kullanmi$tir). Yinede bu türün doom metalden etkilendigi bilinir, doom metalin bir alt türü degildir: bazi elementler, yava$lilik (agir tempo) ve agir rifflerin vurgulanmasi, çogu zaman eksiktir. Yinede, ba$ka gruplar, doom metal türünden ba$ka a$iri alt türler yaratmi$lardir, funeral doom ve drone doom gibi. Bu türün öncülerinden Thergothon ve Earth gruplari vardir.

Doom metal ve Stoner Metal arasinda herzaman bir baglanti yapilmi$tir. Fakat herikiside kendi çapinda geli$mi$tir. Stoner Metal (rock) veya Kyuss, Queens of the Stone Age gibi gruplar doom metal’e agir bir sound katip ve kuvvetli Black Sabbath müzigi etkisiyle bir tür yapmaktadirlar. Ama çogu zaman farkli amaçlari vardir: doom metal melankoli ve hüzün yaratmayi amaçlarken, stoner metal moda olan soundlar ve ruhun daha farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar kullanirlar. Daha sonralari Cathedral ve Electric Wizard gibi gruplar doom metali ruhun farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar’i birbirine kari$tirmi$lardir, ve böylelikle doom metalle stoner rock’i harmanlami$ oldular.

Enstrümanlar

Bi çok metal türünde oldugu gibi, doom metalin temelinde vokaller, gitarlar, bass gitarlar ve davullar vardir. Agir rifflerin bütün alt türlerin önemli bir parçasi olmasi dikkate alinmalidir. Bi çok doom metal gruplari, özellikle yeniler, klavye kullanirlar, klasik doomda bile, yinede klavyeler ali$ilmadik olarak görülür. Bir çok gothic metalden etkilenmi$ doom metal gruplari, My Dying Bride veya Funaral gibi, i$in içine kemanlar eklemi$lerdir.

Doom metalin alt türleri (degi$ik stilleri)
Traditional doom (Geleneksel doom)

Yava$ melankoli rifflerden olu$an metal, Black Sabbath’ten ve NWOBHM’den etkilenerek ortaya çikmi$tir. Tipik örnekler: Saint Vitus, Pentagram, Candlemass, Solitude Aeturnus, Reverend Bizarre, Solstice, Warning, Solomon Kane. Önemli bi sinir olan (daha once) Cathedral, traditional doom metal olarak nitelendiriliyor, daha sonralari modern death / doom yapan gruplar tarafindan. Traditional doom metalin tarihinde 4 dalga olu$mu$tur. Birincisi bu i$in öncüleri olan, ve doom müzigin prototipi olan Black Sabbath ve Pentagram ile ba$lami$tir, ikincisi 80’li yillarin ortasinda Saint Vitus ile ba$lami$tir, üçüncüsü Cathedral’in çiki$ albümü olan Forest of Equiluibrium’in ba$arisiyla ba$lami$tir ve dördüncüsü daha yenilerde Reverend Bizarre grubu ile dogmu$tur.

Death Doom

Death metalle klasik doom metalin birle$imiyle ortaya çikan tür. Tipik örnekler: Winter, Unholy (eski), Paradise Lost (eski), My Dying Bride (eski), Anathema (eski), Katatonia, Disembowelment (bazi diger etkenlerle). Önemli sinir olan Cathedral grubudur, modern death/doom yaraticilarindandir.

Funeral Doom

Funeral doom, death/doom’in daha agir ve doom deathin alt yapisidir. Funeral gruplar doom metalin agir temposunu alip, a$iri bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlarlar. Bu türün öncüleri: Thergothon, Skepticism ve Funeral. Daha sonra çikan gruplar: Shape of Despair, Stabat Mater, Mournful Congregation ve Until Death Overtakes Me.

Drone doom

Funeral doomdan daha temel olan bir türdür. Drone doom ‘noise’ ve ‘ambient’ten etkilenerek olu$mu$tur. Vokaller ve davullar bile çogu zaman yoktur, ve müzikte beat’ ve ritm bile eksiktir. Bi $arki sürekli ayni $ekilde ilerleyebiliyor. Hatta $arkilar birbirine benzer. Tipki Funeral Doom’da oldugu gibi, Drone Doom bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlar.
Stephen O’Malley Earth grubundan esinlenerek bu türün kurucusudur. Tipik örnekler: Sunn O))), Earth, Khanate.

Stoner doom

Doom metal ve Stoner Rock kari$imidir. Tipik örnekler: (daha sonraki) Cathedral, Sleep, Unearthly Trance, Grand Magus. Cok önemli bir sinir olan Electric Wizard grubu vardir, akillari kari$tirarak traditional doom, stoner doom ve sludge doom arasinda gidip gelmekte.

Atmospheric doom

Cogu zaman agir olmayan ve genelde doom metalin daha çok melodic türüdür. Cogunlukla kadin vokalli. Tipik örnekler: (daha sonraki) My Dying Bride, The 3rd And The Mortal, Avrigus ve The Gathering.

Sludge Doom

Stoner doom’a özgün olan kalin riffli sound’i, hardcore’nin saf törpülenmemi$ ve çiglik atan vokallerini kari$ik olarak kullanan bir doom türüdür. Sludge doom, doom metalin birazcik daha di$inda kalan ve tadini böyle elde eden bir türdür (yinede bi kaç grup, Eyehategod ve Crowbar gibi gruplar, metal camiasi içinde taninirlar). Stoner rock’in zittina Sludge gruplari hayati pozitif görmezler.

Industrial Doom

Bi çok doom metalin kari$imidir. (çogunluk doom/death) ve sludge, ama temelinde endustriel soundlar vardir. Gruplar (eski) Godflesh, Skin Chamber ve (eski) Swans. Elektronic soundlarin kullanilmasi agir basiyor, örnekler ve davul makineleri gibi, ve bilinmi$ gitarlar müzigi tamamlar. Ayni tonlarda gitmeyen müzik ve melodileri yok ederler. Tipik örnekler: Zaraza, Wraith of the Ropes, Philistine.


Goth metal

Goth metalin diger adi Gothic Metal, doom metal, heavy metal ve goth müzigi kari$imidir. 1990li yillarin ba$inda Avrupada ve Amerika Birle$ik Devletlerinde ortaya çikan bir türdür. Goth metali kategorize etmek çok zordur bu kanitlanmi$tir. Bazi fanlar tür ve alttürlerin kavramlarini çikarirlar fakat digerleri bunu gereksiz bulurlar. Cok siklikta bir kategoriden diger kategoriye geçi$ vardir, ve çokta metal olmayan müzik etkileride bulunur.

Aslen Goth Metal doom metalin akimidir, Celtic Frost (Isviçre) ve bi kaç yil sonra, Paradise Lost (Ingiltere) ve The Gathering (Hollanda)’in agir doom riffleriyle death hiriltilari yerine kadin vokal ve melodik klavyeler katmasiyla ba$lami$tir. Type-O-Negative (Amerika), My Dying Bride (Ingiltere), Anathema (Ingiltere), müthi$ klavyeler kullanip karanlik atmosfer yaratmi$lardir. Yinede Paradise Lost’in 1991 yilinda çikarmi$ oldugu ‘Gothic’ isimli albümü, ilk gothic metal albümüdür. Ilk Gothic Metal $arkisini ise Celtic Frost 1987’de 3. albümleri olan Into the Pandemonium’da opera kadin vokalini death metalin hiriltili vokaliyle harmanlayip yapmi$tir. Bu album bi çok gruba etken olmu$tur. Paradise Lost, The gathering ve bi çoguna…

Theatre of Tragedy, Tristania ve The Sins of Thy Beloved gibi Norveçli gruplar, karanlik akildan çikmayan müziklerine, mükemmel sesler katmi$lardir. Orta çaga ait elementler, Gregorian korolar, kilise orglari, yanflüt, yaylilar, kemanlar, ve operatik vokallerin doom metale katilmasiyla birlikte yeni büyüleyici bi müzik stili dogmu$tur. Bu tür ‘Scandinavian Gothic Metal’ olarak bilinir ve çogu zaman symphonic black metal veya death metal’e benzetilir (Therion mesela). Bide, her doom veya death metale kadin vokal katan grup gothic metal yapiyor anlamina gelmez. Visceral Evisceration (Austria) istisnadir.

Gothic metalin daha yumu$ak versiyonu 1990li yillarin ortasinda dogmu$tur. Bu gruplarda özellikle kadin vokallere odaklanmi$lardir, ama özellikle operatik veya soprano vokal degil, ve doom elemenlerle, erkek death vokalleri daha azalmi$lardir. Örnek gruplar: The Gathering (Hollanda), Within Temptation (Hollanda), Lacuna Coil (Italya) ve Lacrimaso (Almanya). Bazi gruplar electronik soundlar ve rock müzigini bilinmi$ gothic metal sound’ina katarlar, gothic metalin daha kabullenir daha hafif hale gelmesi için.

Genel olarak, Gotik metal lirikleri çe$it çe$it konulari i$ler: din, tanri, cennet ve cehennem, romantizm, (gotik) korku, depresyon, yas, bo$luk ve ölüm.

Gothic Metal $imdilerde Kuzey Avrupada, özellikle Norveçte geli$mi$tir.


Thrash Metal

Thrash metal Heavy metal müziginin bir alt türüdür. 1970’li yillarinin sonu ve 1980’li yillarinin ba$inda bi kaç heavy metal gruplarinin ali$ilmi$ metal melodilerinin ve rifflerinin içine a$iri hiz katmalariyla ba$lami$tir.

O andan itibaren, thrash metal zor kategorize edilcek bir$ey ortaya çikardiklarini ispatlami$ bulunmaktadir. Bi çok zaman bi türden diger bi türe atlayi$ oldugu görülmektedir, ve metal müzigi olmayan türlerinde (klasik müzik ve jazz) bu türün içine katilmaktadir.

Ba$langiç

1981 bazi fanlar tarafindan çok kritik bir yil olarak görülür, ama bazilari daha önceleri thrash metal yapildigi kanisinda. Black Sabatth’in 1975 yilinda yapmi$ oldugu “Sympton of the Universe’ isimli parçada kullanilan ilk riffler, ilk thrash metal riffleridir. Fakat ‘Children of the Grave’ ve ‘Into the Void’ (1971) parçalarindada thrash riffleri vardir. Speed metalin öncülerinden olan Judas Priest ‘Stained Class’ 1978, albümlerinde thrash diyebilecegimiz noktalar vardir. Hatta 1979’da Tyrant isimli $arkinin canli versiyonunda thrash metale çok yakin olan riffler kullanilmi$tir.

Motörhead’in Overkill albümüyle (1979) New Yorktan çikan bi thrash metal grubu olarak ilk isimdir. 1981’de yazmi$ olduklari ‘Unleash the Beast Within’ isimli parça ise ilk thrash metal $arkisi olarak bilinir. Hemen pe$inden, California’li kisa ömürlü ‘Leather Charm’ ‘Hit The Lights’ isimli parçayi yazmaktaydiki grup dagildi. Fakat bu grubun en önemli söz yazarlarindan birinin sonradan Metallica grubuna katilmasiyla, Metallicaya nasip olmu$tur bu $arki. Metal Church grubu 1980-1981 yillarinda bi çok deneme kaydi yapmi$tir, eski Metallica ve Overkill tarzinda. Fakat yeterince thrash degildi. Ilginç olan, Metallicanin davulcusu, Lars Ulrich, 1980de Metal Church’te çalma teklifi almi$tir, fakat bir sure sonra gruptan atilmi$tir.

Cok yüksek etkili olan Venom grubu, Welcome to Hell albümünü 1981 yilinda kayit edicekti.
Venom’in thrash metalin geli$mesinde çok büyük bir payi olacakti.
Fakat ilk thrash metal demosu Metal Chruchten kelmi$tir, 1981 yilinda Red Skies. Enstrümental bi albüm, thrash, speed ve power metal içermekte. Fazla sati$ yakalayamadilar. Fakat 1982 yilinda çikarmi$ olduklari Four Hymns demosuyla bu degi$ti. Metal Chruch kronologik olarak ilkti.

Metallica ise 1982 de çikarmi$ olduklari Power Metal demolariyla ikinciydi. Ilk Thrash albümü ise Metallicadan gelmi$tir, Kill ‘Em All (1983) ile. Bu arada Avrupali Artillery 1982 de demo albümlerini çikarmi$lardi. ‘Their We Are The Dead’ daha çok Black Sabbath müzigine yakindi ama thrash metal hali almi$ti. Fakat Metallicanin yaptigi müzik kadar hizli degildi, rifflerdeki fikirler benzerdi.

Yükseli$

1984 yilinda, Overkill’in çikarmi$ oldugu ikinci demoyla (Feel the fire) ve Slayer’in ‘Haunting The Chapel’ EP’siyle, Thrash Metal müzigi bir yükseli$ ya$ami$tir.. Exodusun Bonded by Blood ve Slayerin Hell Awaits (1985) albümleriyle daha karanlik ve daha agir soundlarda thrash metal’e yol açmi$tir. Kanadali grup, Eudoxis, 1985 yilinda ‘Metal Fix’ albümünü çikarmi$tir. Hemen pe$inden 1986’da Attack From Above ve 1991 yilinda Open Fire albümleri çikmi$tir. 1985te Artillery We Are The Dead albümüyle ve Megadeth’te çiki$larini yaptilar. Megadeth, thrash metal rifflerini daha çok dü$ünülmü$ speed metal sololoariyla (Judas Priest sololari gibi) birle$tirmi$tir. Ve 1990’da Rust In Peace albümleriyle en iyi gerçekle$tirdikleri sound’i yakaladilar.

1986 yili thrash metal için dönüm yili olmu$tu. Bazi o güne kadar çikarilmi$ en iyi thrash albümünün çiktigi yildir. Dark Angel, gereginden az deger verilen Darkness Descends albümleriyle, en agir ve hizli thrash albümünü çikarmi$tir. Slayrin Reign in Blood albümü, dünyaca klasikler arasinda yer almakta, ve Alman grubu Kreator Pleasure to Kill albümleriyle brutallik konusunda yeni standartlar çikarmi$tir, (death metal yapan gruplarda bunlardan etkilenmi$tir). Megadeth daha fazla zor olan ve teknik olan Peace Sells … But Who’s Buying? albümünü çikarmi$tir. Metallicanin Master of Puppets albümü bu türün daha fazla zor anla$ilmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1980’li yillarin ortasindan bi çok geli$me ya$ami$tir ve alt türlerin dogmasiyla bir çok grubu, mesela Death ve Possessed’ide etkilemi$tir. Possessed death metal gruplarinin önde gidenlerindendir, 1984 yilinda ilk daha fazla karanlik thrash olan demolarini çikarmi$lardir. Bu tarza death metal adi verilmi$tir. Ve belkide ilk örnegi Seven Churches (1985) olan death-thrash klasigi olacakti. Bazi gruplar daha öncede söylendigi gibi speed metalle thrash metali birle$tirmi$lerdir. Örnegin, Helstar, Testamen, Megadeth ve Heaten, görkemli lead gitar i$leriyle bilinirler. Daha sonralari Watchtower grubu Energetic Dissambly albümleriyle teknik, caz müzigine benzer söz yazilarina yenilikler katmi$tir ve bu Coroner ve teknik death metal gruplari, Atheist, Cynic ve Death tarafindan dahada geli$tirilmi$tir.

1988 gibi bu tür yeni gruplarin, klasik albümleriyle tam doyuma ula$mi$tir. 1989 yilinda Sepulturanin Beneath the Remain albümüde buna dahildir. Vio-lence, thrash metal’e baya bi geç ba$lami$tir, vah$i riffler ve hardcore-punk vokalleri kullandilar. Bi çok grup daha thrash metal yapmi$tir, fakat türe yenilik katmami$lardir. Bazen Megadeth’in Rust in Peace albümü son çikan en iyi klasik thrash metal albümüdür. Ve bugün bile Megadeth’in en ba$arili albümü olarak görülür.


90’li yillarda geli$meler

Kisa bir sure içinde, post-thrash metal gruplari yeni soundlarla daha fazla yenilikler katacaklar, diger yandan klasik thrash metal yapan gruplar bi kenara itildiler. Yinede 1990li yillard thrash metal dalinda çok iyi i$ çikaranlar olmu$tur, mesela Iced Earth, Night of the Stormrider albümüyle, power-metal ve thrash metali birle$tirerek. Cogu gruplar daha agir, daha modada olan soundlara yöneldiler, bunlara Machine Head ve Pantera’da dahildir. Bu olay 1990’li yillarda bi çok thrash metal yapan gruplarin dogmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1990’li yillarda, Avrupali Hypnosia ve Carnal Forge (hizli death/thrash)’in çiki$iyla birlikte tekrar tutulmaya ba$lami$tir. Bazi gruplar Swedish Death metal rifflerine punk etkenleri katmi$lardir, The Haunted gibi. Ama özellikleri yüzünden thrash metal müzigine çok uzaktir. Daha sonra Overkill ve Destruction gibi gruplar bi çok modern thrash metal albümü çikarmi$tir. Modern thrash metal: geli$tirilmi$ yapitlar ve klasik riffler. Exodus’un Tempo of The Damned albümü thrash metal’e ba$ka bir yeniliktir.

Viking Metal Black metalin bir alt türüdür. Bi çok ki$i Viking Metalin, Vikinglerle ilgili sozler içeren ve Iskandinav mitolojisiyle ilgili sözler içeren herhangi bir metal türüdür zanneder. Ama, bu tamamen degi$ik bir metal türüdür. Aranjeler bilinmi$ black metal’e nazaran daha farklidir. Norveçte 1990li yillarin ba$inda dogmu$tur Viking Metal. Bu türe en iyi örnek gruplar, enslaved, bir zamanlar Bathory, Thryfing ve Moonsorrow.

Sözler epiktir, Vikinglerin ve Hristiyanlarin arasindaki sava$lari açikca anlatan olaylar içerir.


Aternative metal
Alternatif metal bir rock müzik derlemesi denilebilir, 1990’li yillarin ba$larinda grunge’in yanisira populer olmu$tur. Bi çok alternatif metal parçasini incelersek heavy metal ve alternatif rock müzigi, özellikle 1980’lerin indie rock’inin, kari$imi oldugunu görürüz.
Heavy metal riffleri yogunluklu, fakat genelde deneysel olarak. Sarki sözleri geleneksel degildir. Eglenceli, ali$ilmadik teknikler, heavy metal müzigi yakla$imina zit ve metal müzigi di$ina çikan geni$ etkiler.

Terim, serbest kategori olarak kabul edilir, fakat çogu zaman sanatçilarin yaptiklari müzik tarzi tek olarak bilinir yada metal veya alternatif müzik dali altina koyulmasi zor bir türdür. Faith no more bu müzik kriterlerine uyan güzel bir örnekitr.

Heavy metal bu türün en enömle parçasidir, fakat 1980’lerin yeralti thrash müziginden çok farkliydi. Alternatif metal ilk olarak alternatif rock müzigi fanlari tarafindan sevilmistir. 80’li yillarin alternatif metal gruplarinin kökleri Amerikan Indie yeralti sahnelerini doldurmu$tur.
Alternatif metal gruplari çogu zaman hardcore punk, post-punk, gothic rock (Jane’s addiction), noise rock (Big black, Sonic Yourth, White Zombie), grunge (the Melvins, Soundgarden), ve industrial music (Ministry, Nine Inch Nails) gruplarindan ortaya çikmistir.
Fakat bazi gruplarin genis kapsamda etkenleri olduguda hiç görülmemis degildi, mesela Soundgarden, Bad Brains, Bauhaus ve Butthole Surfers’den etkilenmistir.
Bu gruplar farkli bir hareket veya sahne yaratmadilar, sadece deneysel birseyler ortaya çikarmakla ugrastilar. Mesala, Jane’s Addiction inanilmaz sahne showlariyla fanlari karsisina çiktilar. Faith no more grubu ise alternatif metal müzigine rap ve funk müzigini eklediler, diger yandan Primus, funk, progressive rock, thrash metal ögeleri ve punk rock’i karistirdi.
1990’li yillarin ‘grunge’ hareketi -grunge müzigin kendisi 1970’li yillarin metal müzigi ve yeralti punk müziginin kari$imiydi- alternatif metal müzigi gruplarinin dogmasini durdurdu.
Alternatif rock müziginin çikisiyla birlikte alternatif metal, 1990 yillarinin baslarinda Nirvana dönemi müzigi yapan gruplarla birlikte yeni tabir almistir. Metal tarihinin önemli isimlerinden Ian Christe ‘sadece heavy, metal olmasina gerek yok’ demis. Bu türü yeni isimler yapmaya baslamistir, White Zombie, Nine Inch Nails ve Fear Factory, techno-beatleriyle heavy gitarlari karistirarak, industrial wave’yi baslatmistir. Tool müziginde progressive rock etkenleri bulunmaktaydi. Rage Against The Machine hip hop ve post-punk katmistir.
1990’li yillar ilerlerken, alternative metal sound’i yeni gruplarin degisik ilhamlariyla birlikte standartlasmisti. RATM, Korn, Nine Inch Nails ve Helmetti bunlar. Özellikle Helmet, düsük tonlarda olan riffleriyle ve agresif ses kakismalariyla ‘Nu Metal’ hareketi için yeni ses doguracak isler çikarmisti. Alternatif metal ve Nu metal’i ayiran, cins sound’i disinda, underground rock sahnesine çok az bir baglantisi olmasi.

Folk metal

Folk metal, folk müzigi (halk müzigi) içeren heavy metalin bir alt türüdür.



Dünya her bir yaninda çesitli halk geleneklerinin olmasi nedeniyle, bi çok folk metal türü vardir. Unutulmamasi gereken, bir çok metal türlerine folk müziginin karistirilmasidir. Mesela ‘Mael Mórdha’ Kelt/Irlanda halk müzigini, doom müzigiyle karistiriyor. Celtic metal grubu, Geasa (ve kardes grup, Primordal) Irlanda halk müzigini black metalle karistiriyor. Vedic metal yapan baska bir örnekse Singapor’li Rudra grubu. Iki folk soundlari ayni görülebilir fakat asil metal farklidir. Gruplar yinede kullandiklari halk müzigi türüne göre siniflandirilirlar.



Folk metal gruplari kendi yasadiklari ülkelerde ticari basari elde edememislerdir, fakat dis ülkelerde büyük basarilar elde etmislerdir. Mesela Northumbrian’li ‘Skyclad’ grubu ingilterede basarili olamamistir, fakat Avrupada, Güney Amerikada büyük bir fan kitlesine sahiplerdir. Veya Celtic Metal grubu ‘Cruachan’ Irlandada büyük basari elde edemedi, Rusyada çok seviliyorlar. Folk metal bir çok insan tarafindan sadece bir yenilik olarak görüldü. Gruplarsa kendi kültürlerinin daha modern heavy metal müzigiyle erimesini istediler.

Ne yazikki halk müzigine olan ilginin bi çok ülkede azalmasiyla birlikte folk metal’e olan ilgide azaliyor. Fakat Kelt ve Viking kültürüne karsi ilgi çekmekte basarili oldular. Folk metali kesfeden bi çok fan, saf halk müziginide dinlemeye basladi. Folk metal, Vedic metal sayesinde Uzak Güney Asyada ve Güney Asyada çok sevildi. Cünki Vedic Metal’in temeli Hinduizm.

Folk Metal gelismesi

Folk metalin kuruculari kesinlikle Skyclad, fakat Cruachan, Otyg ve Windir gibi gruplarin, 1990’li yillarin ortasi ve sonlarina dogru piyasaya çikmasiyla iyice sevildi. Bati Avrupada bir çok Folk metal etkenleri olan Black Metal gruplari vardir. En çok göze batan gruplar Graveland ve Nokturnal Mortum’dir. Bu türün öncülerinden Hammerheart albümleriyle Bathory grubu olmustur ve tartismasiz Viking kültürünü folk metal müzigine katan grup olmustur. Amon Amarth Bathory’nin ardindan Viking kültürünü müziklerine katmaya devam ettiler. Fakat onlar tür olarak tam ayni degiller tabi. (Amon Amarth = death metal grubu). Sarki sözlerinde Folk Metal konulari isleyen gruplar Folk Metal dali altina alinmazlar.


Glam Metal

Glam Metal 1970’lerin sonlarinda Amerikada dogmustur.

Köken

1970’li yillarda, bir çok heavy metal grupları tarafindan bu tür yapmaya baslandi, Alice Cooper, Black Sabbath, Led Zeppelin, KISS, Aerosmith, The Scorpions, Urah Heep, AC/DC ve Ted Nugent. Daha az taninan ‘Angel’, ‘Starz’, ‘Montrose’ ve ‘Legs Diamond’ gibi gruplar Heavy Metal’i Glam Rock ile birlestirdiler
1978 yilinda Van Halenin çikisiyla baya bi degisiklik kazandi bu tür. Gitarist ‘Eddie Van Halen’in degisik ‘Tapping’ teknikleri bulmasiyla ve David Lee Roth vokaliyle Glam Metal kalibi ortaya çikmisti. Van Halen Amerikada çok büyük bir basariya ulasti. Sayisi belli olmayan gruplar Los Angeles’e yerlesip Van Halen’in takipcileri oldular.
1980’lerde Glam Metal
Daha önceleri çikmis olan ‘Sweet’, ‘New York Dolls’, ‘Judas Priest’ ve ‘Alice Cooper’’dan etkilenen Glam Metal dalgasini ortaya çikaran gruplar, Motley Crue, WASP, Dokken, Quiet Riot ve Ratt. Öncülerine bakilirsa yaptiklari müzik daha az melodik.
Glam metal agresifti, sarki sözleri çogu zaman kizlar, içki, uyusturucu ve hilelikle alakaliydi. Müzikal olarak, Glam metal parçalarinda çogu zaman distortionli gitarlar, ‘Hammer-on’ sololar, ve çilginca davular ve bunlari bütünleyen bass’lar vardir. Glam Metal gruplari alem hayatlari, uzun, alay edilen saçlari ve gereksiz makyajlari, giysileri ve takilari yüzünden popularitelerini kaybettiler.
1980’li yillarin ortasinda, glam metal baska kaynaklardan etkilendi, 1970’lerin romantik rock’i gibi. Bon Jovi, Skid Row, Deff Leppard ve Poison gibileri power ballad’lari çikardilar.
Guns N’ Roses 1987 Glam Metalin tamamen degismesine sebep oldu. Bu türe blues ve punk soundlari kattilar. Daha sonra Guns N’ Roses tarz degistirdi. Onlarin tarzi Sleaze Metal veya sadece Rock n’ roll olarak tanimlaniyor.
Glam Metalin düsüsü
1990’li yillarin baslarinda bi çok sebepten dolayi Glam Metal’in populerligi çok çabuk düstü. Ilk olarak Grunge müziginin populer olmasiyla. Alice In Chains, Nirvana ve Pearl Jam gibi gruplarinda bu türü yapmasiyla basladi. MTV ve bi çok sayida rock müzik dergileri ve bi çok rock radyolari grunge müzige yer verdi. Glam Metal gruplari türlerini degistirdikleri halde artik populer olamiyorlardi. Onlar 80’li yillarinin gruplari olarak kaldilar. Yerini grunge müzigi yapan yeni gruplar almisti.
Glam metalin baska bir düsüs sebebiyse Glam Metal grubunun sayisinin inanilmaz derecede çok olmasiydi. Artik kalitesiz müzik yapan bir çok Glam Metal gruplari vardi piyasada. Ve bunun üzerine birde Glam Metal ‘Beavis and Butt-head’ showuyla geyik konusu olmustu.
Ve gruplarda degisikler yogunlasti, dagilmalar baslamisti. Ozzy Osbourne emekli oldu, Vince Neil, Motley Crue’dan atildi, C.C. De Ville Poison’dan ayrildi, Guns N’ Roses hiç begenilmeyen cover albümü çikarmadan önce çok eleman degisikligi yapti...
Yinede Bon Jovi ve Motley Crue gibi gruplar 1990’li yillarda ve 2000 yilinda bile basarilarini sürdürebildiler.
Grindcore
Grindcore hardcore punk ve heavy metalin asiri olani, death metal ve crust punk baglantisi olan, fakat tarihe hardcore punk ve thrash metal elementlerini birlestiren tür diye geçiyor.
Tarihi köken ve etkenler.

Grindcore 1980’lerin basinda Ingilterede, Hollandada ve Brezilyada, ‘Sore Throat’, ‘Napalm Death’ ve ‘Larm’ ilk olarak ortaya çikmistir. Amerikada bu türün kökeni Siege, DRI, Deep Wound ve Repulsion’a dayaniyor.

Napalm Death, DRI ve Siege gibi gruplar baskalari tarafindan Anarcho-Punk ve Hardcore Punk sahnelerine yakistirildilar. Bu eski gruplarin bir çogu arka planda kaldi.

Yinede Napalm Death ilk gerçek grindcore yapan grup olarak bilinir. Türün ismini verende Napalm Death davulcusu ‘Mick Marris’ zaten. O andan itibaren, grind sound’i degisti fakat hala sert blast-beat davullariyla, grinding gitarlariyla, brutal grunt vokalleriyle ve çok kisa sarkilariyla taninir (Napalm Death’in ‘You Suffer’ parçasi Guiness Rekorlar Kitabinda ‘en kisa sarki’ olarak geçiyor, 1 saniyeden birazcik fazla!)
Alt türler
· · Politik Grindcore: bu tür siyasi sözleriyle taninmis bir türdür, ve bazen crust punk ve
peace punk’ida içine alir. Gruplar: Nasum ve Napalm Death.
· · Power violence: olaganüstü davullar ve vokaller… hardcore’un daha hizli türü.
· · Goregrind: Bu türü Carcass grubu baslatmistir ve daha çok vahsi saplantili sarki sözleriyle ve ’pitchshifted’ vokal (normal bi insanin çikaramayacagi düsük ses tonu, pitch shifter denilen alet ile yapilir) böylede bilinir. Bütün türlerden en çok bilinen ve sevilen tür budur.
· · Cybergrind: Grindcore için kullanilan enstrümanlarin yanisira bilgisayarla yapilan soundlar, örnekler veya ‘drum machines’ ve baska yapay enstrümanlar. Gruplar: Agoraphobic Nosebleed, Microphallus, Gigantic Brain.DISGORGE U.S.A!!!

Daha alt türler

· · Modern Death / Grind: Grindcore etkenleriyle Death metal, veya tersi.
· · Pornogrind: özellikle cinsellikle ilgili, daha az death metal olan goregrind türü.
Grup: Gut.DİSGORGE USA ,Devourment.
· · Noisegrind: serbest yapili grindcore, nefret dolu sözler ve müzigi fazla önem gösterilmez.
· · Drum Machine Grind: Bu türde Drum Machine kullanilir, ve bu saklanmaz, çalmasi imkansiz olan hizli blas beatler kullanilir. Gruplar: Agoraphobic, Nosebleed and Wadge.

Industrial Metal
Industrial metal daha çok müzikal türdür, endüstriel müziginden ve heavy metal müziginden elementler tasir. Alt türleri aggro-industrial ve coldwave’dir ve cogu zaman nu-metal ve post-punk elementlerinide içinde barindirir.
Industrial metal’i Industrial Rock’tan ayirtetmek zordur, çünki heriki türde ustalik becerisine ve yaraticiliga yeterince yer veriyor.

Öncüler

Bu türün ilk dogusundan itibaren, Throbbing Gristle ve Skinny Puppy gibi gruplar tarafindan sert gitar riffleri kullanildi. 1980’lerin sonuna kadar degildi metal ve industrial müzigin birlesmesi. Daha önceleri gitar kullanmayan Ministry grubu, Stigmata, The Missing ve Deity sarkilarina gitar kattilar ve basarili oldular. Daha sonra KMFDM, gitarlara metal müzigi etkenleri ekledi, (Slayer ve Angel of Death rifflerini kopyalayarak). Eski Napalm Death gitaristi, Justin Broadrick 1988 yilinda Godflesh grubunu kurdu. Indusrial , metal, no wave ve post-punk karisimi. Kanadali Malhavoc grubu 1985 yillarinda demo albümünde drum machines, klavyeler, metal gitarlar ve distortionli vokaller kullanmisti. 1991 yilinda ilk albümü The released’i çikardi.

Daha sonraki gelismeler

Industrial metal 1990’li yillarin baslarinda populer olmaya basladi, özellikle Kuzey Amerikada. Orijinal Industrial metal artik Aggro-Industrial oldu, ve diger yandan punk ve hardcore-etkenli gitar ve daha saglam klavyeler içeren türe coldwave ismi verildi.
Bu türün çikisini yapan gruplar: Chemlab, 16 Volt ve A cumen (daha sonra Acumen Nation ismini aldi). Avrupada, Young Gods ve Swamp Terrorists gibi gruplar canli gitarlar yerine tamemen bilgisayarda örnek olanlari tercih ettiler. Rammstein ve Oomp! gibi daha yeni gruplar, dance müzigi ve industrial müzigi tercih ettiler. Rammstein’in deyimiyle ‘Tanz-Metall’ yani dans metal.

Heavy metal gruplarindan bir çogu artik canli enstrüman yerine industrial programlanmis ve örnekler kullaniyor. Fear Factory buna en iyi örnek. Daha önceden kaydedilmis elektronik elementler (Front Line Assembly grubundan , Rhys Fulber tarafindan üretilmis) kullaniyorlar. Bir çok çagdas nu-metal/metal gruplari müziklerine industrial, hip hop ve electronica müziginden örnek ve sekans cihazilari kullanirlar. Sonuç? Rob Zombie, Static)X, dope ve Mushroomhead gibi gruplar industrial metal dali altina aliniyor.


Neo-classical metal
Neo-classical metal klasik müzik etkenli heavy metal müzigidir.
Neo-classical: klasik enstrümanlarin kullanildigi müzik türü, armoniler, soundlar ve yaklasimlari. Asagidaki elementler iki tür içinde müsterektir:
Teknikler
Pedal point: notanin veya bir grup notanin çalisilmasi, melodilerin degisik sekillerde
Çalinmasi.
Ostinato: bir cümlenin veya bir fikir üzerine sürekli çalismak
Scale sequence: örneklerin incelendigi, uslubun yükseltilip alçaltildigi stil
Arpeggio: tellerde notalarin ayri ayri çalinisi

Neo-classical metalin akor gelismesi, arpeggiolar, kirik akorlar, ve hizli yöntemleri Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Niccolo Paganini, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven’in eserlerinden almadir. Bu türü yapan virtöüzlere ‘Gitar Tanrilari’ ünvani verilmistir. Gerçi Yngwie J. Malmsteen bu türü destekleyici olarak en iyi bilinendir, klasik elementlerini heavy metal ve hard rock’a uygulamistir, Ritchie Blackmore (Deep Purple) ve Eddie Van Halen’in bu türü 1970’lerin sonlarinda bulusundan sonra.


Metalcore

Metalcore heavy metal ve hardcore’un karisimi olan bir müzik türüdür. Tür 2000 yilinda populer oldu.
Fakat daha önceleri bu türü yapanlar vardi.

Metalcore sound’ini tanimlamak hiç kolay degildir, çünki bi çok grup hardcore’yi metalin herhangi bir türüyle birlestirdi. 1980’li yillarin sonlarinda Dirty Rotten Imbeciles ve Integrity bu türü ilk yapanlardandi. Nuclear Assault’da bu türün öncülerindendir.

Baslangiç

Nuclear Assault türlerine ilk olarak ‘Heavy Metal Hardcore Punk Hybrid’ ismini vermistir. Yinede bugünlerde metalcore grubu olarak geçmiyor. Judge tartismasiz heavy metal rifflerini daha çok geleneksel harcore soundiyla birlestiren gruptur, thrash grubu olmasa bile. Integrity 1989 yilinda kuruldu. O zamanin sarkilari New York hardcore gruplarinin sarkilari gibiydi, farklari davullarda çift bass kullanmalariyla soundlarinin daha sert olmasiydi, daha sert distortionlar kullanmalari, ve daha yüksek sesli daha vahsi vokaller kullanmalari

1990’larda gruplar metalcore soundini genislettiler. En önemli örnekler All Out War grubu thrash riffleri kullandi, Rorschach, Starkweather, Orange Country’s Adamantium ve Deadguy gibi gruplar sözleri önemsemedi ve alisilmadik ritimler kullandilar.
Daha sonralari
1990li yillarin sonlarinda ve milenyumun degismesinden sonra, metalcore inanilmaz büyüdü. Plak sirketleri bu türe inanilmaz ilgi göstermeye basladilar. Simdilerde ise Norma Jean’in ‘O God, the Aftermath’ sarkisiyla Billboard listelerinde yeterince satis oldugunu gösterdi.
Inanilmaz popular olan bir sound varsa oda Gothenburg melodic death metaldir. At the Gates, Inflames ve Children of Bodom bu türün populer olmasini sagladi. Simdilerde bu türü yapan bir çok ünlü grup var: Killswitch Engage, Trivium, As I Lay Dying, Unearth ve Darkest Hour.
Breakdown (down beat)

Breakdown veya down beat bu türe özgündür. Breakdown, sarkilari yavaslatip, gitarlara ritme yönelik riffler çalmasi için yeterince yer vermek. Bu riffler çogu zaman davullarin çift bass ve büyük zillerin alisilmisin üzerinde kullanilmasiyla tamamlanir.


**Nu Metal [günümüz tekno trans gotik takılanları için baslangiç!!!]

Nu metal veya diger adiyla Aggro Metal kökeni 1990’li yillarin ortasina dayaniyor. Tipik olarak grunge ve alternative metalin hip hop, elektronik müzik, thrash metal ve death metal veya diger metal türlerinin birlestirilmesidir. 1990’in sonlarinda ve 2000’in baslarinda büyük patlama yasadi.

1990’li yillarda Lollapoza müzik festivalinde bir çok grupun metal müzigini alternatif bir stilde sergilemesiyle nu metal dogmaya baslamisti denilebilir. Primus, Red Hot Chilli Peppers ve Fishbone’nin funk müzigini metal müziklerine katmasi, Rage Against The Machine ve Urban Dance Squad’in hip hop’i katmasi, Ministry ve Nine Inch Nails’in industrial müzigi katmasi ve Tool’in agresif deneysel rock’i katmasiyla birlikte büyük degisiklikler gerçeklesti. Ve bu tür gruplar büyük ilgi görmeye basladilar.

1994’de Kurt Cobainin ölümünden sonra alternative rock (özellikle grunge)in bitmesiyle birlikte artik nu metal gruplarinin popüler olmasi dahada kolay olmustu.

Deftones, Korn ve Limp Bizkit bu türün ilklerinden olarak görülsede, Fishbone, Body Count, Urban Dance Squad, Faith No More, Jane’s Addiction, Helmet, Soundgarden, Rage Against The Machine, Red Hot Chilli Peppers ve Tool gibi gruplarda ilkler arasinda yer almaktalar. Linkin Park Hybrid Theory ve Meteora albümleriyle, 35 milyon üzeri satislariyla en iyi saten nu metal grubu oldu. Ross Robinson prodüktörlügüyle ‘Nu metalin Tanrisi’ olarak adlandirildi. Nu metal gruplari Black Sabbath, Metallica, Megadeth gibi death metal ve thrash metal gruplarindan etkilenirler.

Nu metal Korn, Limp Bizkit ve Deftones gruplarinin basarilariyla birlikte metal müziginin insanlar tarafindan dahada sevilmesine sebep olmustu. Ve her yil degisik bir ülkede yapilan Ozzfest festivalide buna sebep olmustu. Sadece alternatif rock glam metalin yok olmasini saglamisti, fakat nu metal sayesinde heavy metal sahnesinde dahada yenilikler getirmenin mümkün oldugu ispatlandi diye dü$ünülüyor malesefki.[A.K] Degisken olan nokta, eski metal müzik gruplari Led Zeppelin ve Judas Priest’i örnek alirlardi, fakat nu metal gruplari daha yeni metal gruplarini örnek almakta (özellikle thrash ve alternative metal gruplarini).

Korn, 1994 yilinda alternative rockin çok popular oldugu dönem ilk albümlerini piyasaya sürmüs olsalar bile basarilarini 1998 yilinda çikarmis olduklari ‘Follow the leader’ albümleriyle ve ‘Family Values’ turneleriyle yakalayabildi. Ayni yil Limp Bizkit, Incubus, Orgy, Ice Cube ve da basarili oldular.
Sözler

Cogu nu metal gruplarinin sözleri stres ve günlük yasantinin aksiliklerini anlatir. Aile problemleri iliski/evlilik zorluklarini islerler sarkilarinda. Siyasi konulara pek rastlanmiyor fakat yinede arasira isleniyor, en çok göze batan grup ise System of a Down’dir.
Funk Metal
Funk metal heavy metal gitar riffleriyle funk müziginin özelligi olan gümbürdeyen bass riffleriyle birle$tirilmi$ bir metal türüdür. 1980’lerin ortasinda los angeles’te ortaya çikmi$. Öncüleri RHCP ve faith no more. On yil içersinde bir çok ki$i bu müzik türünü devam ettirdi mesela Fishbone. Sonradan grunge ile de kari$tirildi gruplar, Porno for Pyros ve Jane’s addiction. Hardcore ve hip hop katan gruplarsa rage against the machine…

Avant garde metal

Avant garde ayni zamanda deneysel metalde deniliyor, heavy metalin bi alt türüdür özellikleri bi çok sayida deneyimlerden olu$an ve standart olmayan sesler, enstrümanlar ve sarki yapitlarindan olu$uyor. Progressive metalde deneyimli ve standart olmayan fikirlerden ortaya çikan müzik türüdür. Fakat ikisinin arasinda yinede çok büyük farklar vardir. En çok dikkat çekici farklardan bitanesi progressive metalin deneyimlerinin komplike (karmakari$ik) ritimlerden ve komplike sarki özelliklerinden olu$tugudur. Ve progressive metalde ali$ilmi$ veya geleneksel enstrümanlar kullanilir, avant garde metalde ise ali$ilmadik enstrümanlar ve degi$ik soundlar kullanmanin çok önemli oldugu bilinir. Avant garde metal yapan gruplarin bi çogu genelde karanlik atmosfer’e odaklanmi$lardir. Avant garde metalde sik sik black metal ögelerine rastlanir. Bi çok avant garde yapan metal gruplari geçmi$inde black metal yapmi$lardir. Klavyeler, kadin vokaller vs. bu türde pek çok kullanildigi için avant garde metal pure black metal yapan gruplar tarafindan a$agilanmi$tir. Çünki gerçek black metalle hiç bir alakasi yoktur.

Metal dünyasinda avant garde metal taniminin ortak bir karari yoktur. Fakat deneysel olmasindan hemfikirler. Avant garde metal diye adlandirilan ba$ka bir metal türü ise circus metaldir.

Circus Metal (sirk metal)

Avant garde metal ve sanat evi metali diyede adlandirilir. Circus metal sik sik sirk ve karnaval ($enlik) müzigi ve heavy metalin kari$tirilmi$ halidir. Skate, jazz, bossa nova, salsa, oryental (misir ve arap müzigi), surf rock, industriel ve techno ve garip sirk-death sound’ini Mr. Bungle, Dog Fashion Disco, Secret Chiefs 3, Vicious Hairy Mary gibi gruplar sirk metal’e katmi$lardir. Gerçek metalciler tarafindan hiç sevilmeyen bir tarzdir. Ve metal müzigini gülünç hale getirdiklerini dü$ünürler.


Black metal

Black metal heavy metal ve death metalle baglantili bir metal türüdür. Bazi black metal fanlari ve müzisyenler black metal’i ayri simsiki tanimlama yapiyorlar, fakat ba$kalari bunu sinirlanmi$ bulurlar ve black metal’i populer müzigin bir alt türü olarak degilde sanatsal bir hareket (ba$kaldiri$) olarak görürler. Black metalin kuruculari Venom, Mayhem, Hellhammer, Mercyful Fathe, Bathory ve Celtic Frost’tir. Ba$kaldiri$in ismi Venom’un albümü sözcük oyunu içeren ‘Black Magic’ten gelmi$tir. Ve olgunla$mi$ $ekli 1980’lilerin sonlarinda ve 1990’lilarin ba$larinda Bathory’nin kayitlarinda görülebilir.

Darkthrone, enslaved, burzum, mayhem, immortal, emperor gibi norveçli gruplar sayesinde black metal bugünki halini almi$tir. Black metal’in önceki haliyle ba$lami$lar sonradan i$in içine ana akim olan heavy metal ve klasik müzik ögeleri katarak geli$en bir yeralti dinleyicisine bu türü populer ettiler. Sözleri ise $eytani, dine kar$i sözler, sihirli üstü kapali sözlerdir.



!!**!!National socialist black metal [NSBM]

National Socialist Black Metal (NS black metal / NSBM), black metalin bir Neo-nazi alt türüdür. Irksal ayrimcilik ve Aryanizm’le (Indo-Avrupa dilini konusan bir millet, hristiyan meshebi Aryanizmle karistirilmasin) ilgili konular islenir. Bazen[bir dönem] Burzum bu isi baslatti deniliyor. Yinede, Burzum’un black metal parçalarinda Nasyonal Sosyalizme direk baglanti kurulamiyor. Bir yandan black metal nasyonalizm’i daha önceleri içerine aldiysada, NSBM Nasyonal Sosyalizmi modern liberal topluma alternatif olarak savunuyor. Nazi Almanya Hristiyanliga hiç bir zaman karsi olmamis olsa dahi, NSBM Yahudilere / Hristiyanlar karsi, Anti-Semitism’i (=yahudilere karsi olmak) daha çok vurguladi. NSBM gruplari sadece Yahudilerin degil Hristiyanlarinda modern avrupadaki yasanan problemlerin ana sebebi olduklarini savunurlar, tipki nazi ideolojisinde oldugu gibi.

Hristiyanliga alternatif olarak çogu NSBM gruplari Pagan inançlarini ve geleneklerini savundu.

NSBM black metalin alt türü olup olmadigi konusunda bir çok tartismalar olustu. Cogu NSBM gruplari bu ideolojiye inanmayan black metal gruplariyla ayni stilde çaliyor. Müzikal farklar (eger varsa) çok azdir yada Viking metal gibi diger metal-alttürleriyle örtüsüyor.
Bazi black metal fanlari NSBM’in liriksel temalari incelediler, ve müzikal türe üymadigi kanisina vardilar.

NSBM ve White Power Music’in diger türleri

Bugünlerde NSBM ve Rock Against Communism (RAC) ve White Power müzik (Amerikan Nazi Gruplari) gruplari birlesmeye basladilar. Gestapo SS ve Bannerwar gibi NSBM gruplari RAC ve Hatecore sarkilari coverladilar. Üstelik, NSBM gruplari ve RAC gruplari birlikte konser vermeye basladilar.

NSBM ve daha genis black metal sahnesi

Cogu BM gruplari bu ideolojiyi savunmuyorlar ve NSBM gruplarida zaten Avrupa ve Amerikada çok az ve tamamen arka planda kalirlar.KULT. Aslinda, sadece ikitane NSBM grubu kuskusuz black metal grubu olarak bilenen Burzum ve Gravland’tir. Darkthrone, Transylvaninan Hunger album kapaganinin arkasina Norsk Arisk Black Metal (Norwegian Aryan Black Metal) yazdiklari için NSBM dali altina alinmisti. Fakat öyle olmadigi için artik siyasi konular islememe karari aldilar.

Bazi BM gruplari, NSBM’e baglantisiz olmaksizin, anlamsiz olarak Nazi Almanyayi agzina aldi. Daha çok soke etmek için. Bu sebepten dolayi bi çok BM grubu NSBM grubu olarak biliniyor ama öyle degiller.

Celtic metal (Kelt metal)

Celtic metal, black metal’in bir alt türüdür. Kelt mitolojisine ve enstrümanlarina odaklanmi$ black metal kari$imidir. Celtic metal yapan Irlandada bi çok yeralti gruplar olu$mu$tur. Öncüleri Cruachan, Geasa Waylandir’dir. En ba$ari olan albüm ise bi kaç hafta içinde bastirmi$ olduklari bütün albümlerini bi kaç ay içinde satan ‘Cruachan’s Tuatha Na Gael’ olmu$tur. Cok büyük bi ba$ari olarak nitelendirilemez, çünki bi kaç bin tana cd’den olu$maktaydi baskilari.

Christian Metal (hristiyan metal)

Bi heavy metal türüdür, belirgin olan Hristiyan sözleri ve temalari. Alternatif Hristiyan müzigi biçimidir. Ilk Hristiyan metal grubu Kudüstür. Stryper grubu ise ilk olarak bu tarzin populer olmasini sagladi. Aslinda Hristiyan metal bir çok metalin alt türlerinin altina siniflandirilabilir. Mesela, Horde diye bi grup, a$iri black metal etkili, fakat grindcore sayilmaktadir. Bide Whitecross Hair Metal yapiyor ve As I Lay Dying metalcore. Bi grubun yaptigi tür sadece aktüel olan müzikten degilde, sözleriyle içerigiylede belirlenir.


Classic metal (klasik metal)

Classic metal bir heavy metal müzigi türdüdür, gümleyen hizli basslariyla taninir, fakat daha az agir olan ve daha fazla melodic riffleri olan bir türdür, ayrica uzun lead gitar sololoru olan, yükselen ve alçalan vokaller ve korolar. Zirveye ula$tigi zaman 1980’lerin ba$iydi. Iron Maiden, Saxon, Dokken, Judas Priest, Twisted Sister, Europe, … gibi gruplar.

Fakat çok kisa bir süreligine çok tutulan bir tarzdi. Iron Maiden en önde gelerek 80’li yillarda 58 milyon album satmi$tir. Ondan sonra Dokken grubu sadece ABD’inde 6 milyon üzerinde. Europe’in The Final Countdown albümü, ABD’inde 7 milyon satti…..

Classic metal daha sonar bir çok metal türünü etkilemi$tir, bunlar hair metal, thrash metal, power metal ve death metaldir. Classic metal gruplari, sert müzik yapmami$lardir, daha çok melodiyi hissederek yapmi$lardir müziklerini thrash ve death metal gruplarina bakarak. Metallica, Morbid Angel gibi gruplarida etkilemi$tir klasik metal. Metal müzigin en saf halini hep gözününde tutmu$lardir. Agressifligin ve melodinin birle$mesinden dolayi klasik müzik yapan gruplar populariteyi yakalami$lardir.
Death Metal
Death metal bir heavy metal ve thrash metal birle$iminden olan bir türdür. Ilk olarak ABD’inde (özellikle Florida ve Californiya), Avrupada (özellikle ingiltere ve Isveç) ve Kanadada 1980’lerin sonunda ve 1990’larin ba$inda ortaya çikmi$tir.
Death metal, heavy metalin çogu alt türlerinde oldugu gibi tanimlanmasi çok zor bir türdür.
Bazi fanlarin ve müzisyenlerin bu tür, ve alt türlerin hakkinda sert genel dü$ünceleri vardir.
Digerleriyse böyle kategorize etmenin sinirlayici ve gereksiz oldugunu dü$ünmekteler. Bi çok zaman bi türden digger türe atlayi$ görülmektedir. Ve metal olmayan müziklerin katilmasida sik sik rastlanilan bir$eydir.
Death metal a$iri brutalligiyle, güçlülügüyle ve hiziyla taninmi$tir. Blast beat’ler (a$iri hizda gitar ve davul basslari) müzige güçlülük katmak için müzigin içersine alinir. Vokaller, death grunts (death vocal / death growl da deniliyor, anla$ilmasi zor olan death ve grind müzik vokali), pürüzlü, sert ve mistiktir vokaller (bazen sevmeyenler tarafindan “cookie monster” (bisküvi canavari) vokali denilir.)
Death metalin sözleri genelde toplumun daha karanlik yönlerini içermekte, diger metal türlerinin kaçindigi konulari i$lerler. Ama bazi gruplar, Dying Fetus gibi çogu zaman siyasetle ilgili sözler kullanirlar. Ölümcüllüge odaklanmanin ve müzik dogasinin a$iriya kaçtigindan death metal ismi verilmi$tir. Diger gruplar hala sözlerini korku filmlerinden esinlenerek yazarlar, mesela, Death, Cannibal Corpse, Mortician. Death metal beklenmedik tempolariyla, a$iri hizli ve komplike (karmakari$ik) gitar ve çift bass riffler içerir. Cogu gruplar dü$ük tune ve distortion’li gitarlar kullanirlar (genelde iki gitar kullanirlar), biri ritmi biride ‘lead’ (ana) gitar bölümleri çalar, çift bassli davullar ve death vokaller kullanilir. Bazi gruplar efekt (sonuç) için rastgele klavye veya ba$ka enstrümanlar katarlar müzigin içine. Bütün metal türlerinden, death metal en çok fiziksel katki gerektiren türdür.
1991’e kadar tarihi

Death metal açikca heavy metalden türemi$tir, fakat full hikayesi biraz kari$ik ve enteresandir, fanlar ve müzisyenler arasinda iyi bir tarti$ma konusuda olabilir.
Yinede death vokaller sayesinde bu tür kolay bi $ekilde taninir. Buna iyi bir örnek olarak Ingiltereli grup Venom’un 1981 yilinda çikarmi$ oldugu Welcome to Hell albümüdür. Death vokallerin bir çok kez kullanildigi bir albümdür. Ama müzigi $imdiki death metal degildir. Buna kar$in bazi fanlar Death metalin dogu$unun 1985 oldugunu savunurlar, Floridadan Death grubunun ve Californiadan Possessed grubunun çiki$indan sonra. Bu gruplarin müzikleri, her ne kadar üsttede belirtmi$ oldugumuz death metalin özelliklerini (extreme brutallik ve hiz) ta$isada, gruplar o dönem öncülerden farkli göze batcak yenilik getirememi$lerdir. Death’in 1987’de çiki$ albümü ve thrash metal yapan sepultura’nin yaptigi müzik arasinda müzik farkliligi yakalamakta güç çekilir.

Death metal müziginde ba$ka önemli bir çarpi$mayi 1983 ve 1985’te ‘Show No Mercy’ ve ‘Hell Awaits’ ile Slayer grubu yapmi$ti. Death vokaller’in eksikligiyle, sarki yapitlari thrash metalden daha çok death metale yakin olmasi yüzünden. Aslina bakilirsa yinede özellikle Slayerin 1986’da çikarmi$ oldugu Reign in Blood albümü, death metal fanlarinin favorileri arasinda yer almakta.

Daha once güvenlerini inançlarini yitirmeyen ‘Death’ gibi death metal gruplari formati ileri götürmeyi ba$ardilar, en sonunda müzigin atalarinin, yani thrash metalden gereginden çok farkli bir hal almasini ba$ardilar.

Diger death metal tarihçileri, 1985 yillarinda ortaya çikan death metal gruplarinin yaptiklari müzigin post-thrash (post = sonra) oldugu kanisindadirlar. Sadece ‘Death’ grubun ismini bile bu türden aldiklarini savunurlar. Bu tarihten yola çikarak, ‘Death metalin’ modern kavrami – yani kökenleri olan heavy ve thrashten ayrilmalarini – 1989 – 1990 yillari olarak belirtebiliriz.
Death ve bu gibi gruplarin olgunla$malarindan sonra, müzige çok önemli bi zenginlik katmi$ olmalariyla ve brutal ve death vokalleriyle kari$tirmalariyla, hardcore punk ortaya çikmi$tir.

Ayni NWOBHM (New Wave Of British Heavy Metal)’in Iron Maiden tarafindan orjinal (degi$ik) bir çiki$ yapmasi gibi ba$ka gruplarde 1970’lerde punk-rock’in etkisinde kalarak bu degi$ikligi yapmi$tir. 1980’lerin sonunda ise punk ile metalin kari$imiyla bir kez daha yeni $eylerin ortaya çiktigi görülmü$tür. Bu tarihlerde karmakar$ik ve çogu zaman beyinleri kari$tiran geli$meyi, Napalm Death grubu ili güzel bir örnek vererek açiklayabiliriz. Napalm Death bi çok zaman grindcore grubu olarak tanimlanmi$tir. Bu grup daha önceleri heavy metali Death grubundan esinlenerek müziginin içersine almi$tir (Death’in Infernal Death ve Massacre demo albümleri mesela), ve ayni zamanda çogunlukla hardcore-punk dali altinada alinmi$tir. Yinede, 1990’dan once, Napalm Death grindcore birakip tamamen degi$iklik yapmi$tir (ve bi çok eleman gruptan ayrilmi$tir). 1990 yilindan sonra Terrorizer’s grubunun World Dawnfall albümlerinden sonra, hardcore-punk ve thrash metal’in birle$tiginin devam etmesinin kanitidir. Floridali Morbid Angel ve yeni Napalm Death’de bu türü sürdürmü$lerdir.
Bu gruplar’in ardindan bir çok grup bu müzik türünü seçmi$tir, Ingiltereli Bolt Thrower, Carcass, Isveçli Entombed, New Yorkli Suffocation ve bi çogu…. Ve bu yeni tarz Death grubununda bu türü 1991 yilinda çikardiklari Human albümleriyle takip etmesiyle tamamen kaliplanmi$tir ve öyle kalmi$tir. Ba$ka güzel bir örnek 1991 yilinda Morbid Angel’in çikarmi$ oldugu Blessed Are The Stick albümüdür. Bu tarihten sonra, daha öncede saydigimiz bütün Death metal özellikleri mevcuttur: önceden tahmin edilemeyen tempolar, sayi degi$iklikleri, arasira a$iri hizda davullar, igrenç sözler ve death vokaller…
Death metal’i tanimlamak isteyenler sürekli terimleri kari$tirirlar, müzisyenler, gruplar bile buna dahildir. Bill Steer (Napalm Death) bi keresinde $öyle dedi: Death metal 1990’da ölmü$tür, ve her kim 1990 yilindan sonra death metal yapiyorum diyorsa yalanci ve beceriksizdir.
1990’dan sonraki geli$meler
1990’yillarinda Death metal degi$ik yönler almi$tir, çok zengin alt türler dogmu$tur, a$agidakiler dahil:
Melodic Death metal: gitarlar daha çok harmonik ve melodik olmu$tur. Yinede daha fazla melodik olmasina ragmen American Death metalden daha fazla eksiksiz/kusursuzdur. Bu tür çogu zaman Isveçi aklimiza getirir, özellikle Gothenburg’i, ve bide Norveç ve Finlandiya (bakiniz Scandinavian Death Metal).
· · Bu türü en iyi yapan gruplar At the Gates, In Flames, Dark Tranquillity, Arch Enemy ve Dismembered’dir. Bu Gothenburg gruplari bi çok zaman Iron Maiden’e özgün olan esque-teknigini kullanirlar ve bir çok hardcore gruplari tarafindanda çok sik kullanan riff-lugati hazirlami$lardir. Bu hardcore gurplari 2001 yilinda önemli bir çiki$ ve popularite yakalami$lardir. Bu stilin kökeni yüzünden bu gruplara bi çok zaman Gothencore gruplari derler.

Florida Death Metal, bu türde en önemli gruplar yer almakta. Bunlar biraz daha vah$iler Isveçli gruplarla kar$ila$tirdiklarinda. Hatalara daha çok dikkat eden, yada i$ini tam anlamiyla yapan, death grind ile kar$ila$tirildiginda ise daha ali$ilmi$lar, fakat teknik bakimindan daha dogrudan daha brutal. Gruplar: Deicide, Monstrosity, Obituary, Death (bazi albümleri tekniktir)

Technical Death Metal (veya Progressive Death Metal) dar olan ama saglam olan bir alt türdür, müzik komplikesi ve dogal yetenek en önemli olandir. Bu tür müzik yapan gruplar: Gorguts, Necrophagist, Spawn of Possession, Cynic, Atheist, Theory in Practice, Cryptopsy, Nile, kismen Morbid Angel ve bide Death grubunu katabiliriz.

Brutal Death Metal (veya Deathgrind) grindcore sarki özellikleriyle death metalin kari$imiyla ortaya çikmi$ olan bir türdür. Gruplar: Pyaemia, Brodequin ve Deeds of Flesh. Bu türü en iyi yapan eski Carcass’tir. Degi$mi$lerdir ve her albümü bu türü içermemektedir. Exhumed ve Impaled, heriki grupta Carcass’ten esinlenerek bu türü yapmi$lardir. Kanli medikal sözler kullanmaktadirlar.

New York Death Metal, New York Hard Core etkisiyle ortaya çikmi$ bir türdür. Avuçiçi riffleri kullanilmakta ve girtlaktan gelen derin vokaller kullanilir. Suffocation, Cannibal Corpse and Pyrexia bu türü en iyi temsil edenlerdir. Ba$ka iyi olan gruplar var ama bu türe tam uymuyorlar (Immolation, Incantation, vb).

Doom death: bu tür yava$lami$, melankolik bir alt türdür, klasik Doom metalden esinlenmi$ bir türdür. Disembowlment, My Dying Bride, Anathema, Paradise Lost tarafindan yaratilmi$tir.

Slam Death Metal: çok fazla hardcore’yi animsatan bozukluk ve a$iri dü$ük hiriltili vokaller kullanilir. Devourment bu türü icat etmi$tir. Erkekçe (delikanli) metalcore’da deniliyor.

Blackened Death metal, death metal ile black metal’in kari$imidir. Rifflerle vokallerle bi biçim/tarz yaratmak istenilir bu türde. Dissection buna ba$lica iyi bir örnektir, Emperorda IX A Equilibrium albümüyle kesinlike bu türe uyandir.

Death Thrash (Deathrash’da denilir), Thrash metaldir ama Death metal elementleri içeren bir türdür, hiz, gitar seçimi teknikleri ve vokaller Death metale aittir. Benediction, Cancer, Konkhra and Criminal bu türü yapan gruplardir. Bazi Sepultura albümleride bu türe dahil edilebilir.
Grindcore, death metalin daha a$iri (sinirsiz) bir türüdür. Fakat, bi çok fanlar ve grindcore yapan müzisyenler, Death metalle tarihi ayni anda ilerledigi için, bu türün ayri kendi halinde bir tür oldugunu savunurlar (ikiside 1980 yillarinda dogmu$tur). Death metal thrash metalden, ve grindcore hardcorepunkten, herbiri biribirinin yaradili$ini etkilemi$tir, ama önceki grindcore’nin daha fazla hardcore punk ve peace punk etkisi oldugu bellidir.
Daha ba$ka heavy metal alt türleri vardir, death metalle metal olmayan türlerinin birle$mesiyle ortaya çikan, mesela death metalle jazz müzigini Spheres albümleriyle Pestilence adinda bi grup yapmi$tir.

Doom metal

Doom metal bir heavy metal türüdür. 1980 yillarinin ortasinda ortaya çikan bir türdür. Yava$ ve agirdir ve karanlik atmosfer yaratmak için tasarlanmi$tir, bunalim ve melankolidir. Black Sabbathin önceleri çikardigi i$lerden esinlenilmi$tir, ve Black Sabbathin bi kaç parçasi (Black Sabbath gibi) çogu zaman doom metal parçalarinin önde geleni olarak nitelendirilmi$tir.

Doom metalin tarihi

Yinede 1970 yillarinin ba$inda Black Sabbath ve Pentagram (Amerikan)’in yaptigi müzik proto-doom olarak sayilir, hiç bir grup o zamanlar doom metal grubu olarak sayilmami$tir. 1970 yillarinin sonlarindan 1980lilerin ba$larina kadar , Trouble, Saint Vitus ve Witchfinder General gruplari doom metalin ayri bir tür olmasinda büyük karkida bulunmu$lardir.
Bu gruplarin yapmi$ olduklari müzigin köklerinin Black Sabbath’in müziginden olmasi söylenemez. Tipki NWBHM’de oldugu gibi. Özellikle Witchfinder General grubu. Müzigin yava$ olmasi, thrash metal ve speed metalde bulunan a$iri hiz’a kar$in bir reaksiyon olarakta
kabul edilmektedir. Isveçli Candlemass grubu doom metalin dünyaca ünlü olmasini saglayan gruptur ve metal dünyasinda en önemli ve en etkileyici doom metal grubu namini almi$tir.
1986’da çikarmi$ olduklari Epicus Doomicus, Metallicus albümleri doom metal türüne en iyi örnek olabilcek albümdür. Klasik doom metal taraftarlarinca/hayranlarinca doom metali en iyi olarak Saint Vitus grubu tanimlar. Ayni adi ta$iyan çiki$ albümlerini 1984 yilinda piyasaya sürmü$lerdir. Yani doom metal’in yeni bir tür olarak kabul edilmesinden iki yil once.

Daha sonralari doom metal 1990 yillarinin ba$larinda, bazi gruplarin doom metale özgün yava$ melankolik stili, death metalle ve extreme metal ve girtlaktan çikan vokallerle harmanlamasiyla, geli$mi$tir. Bu harmanlanmi$ türü ilk olarak Celtic Frost kullanmi$tir, daha sonrada bu gruptan etkilenerek Winter grubu bu türü yapmaya ba$lami$tir. Yinede bu türde ilk akla gelen gruplar arasinda Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema yer almaktadir. $imdilerde ise bu tür clean vokallerle yapildiginda bu türe klasik doom denilir. Hiriltili seslerle yapilan türe ise death/doom ismi verilmi$tir, daha da yenilere gelecek olursak nu-doom bile vardir.

1990 yillarinda doom metal türleri dahada artmi$tir, yinede klasik doom ve death doom herzaman bu i$in merkezi olarak kalmi$tir. Bazi gruplar, The Gathering ve Theatre of Tragedy gibi, Paradise Lost’un müzigini almi$lardir. Sakinligi (yava$ tempolari) çikarip yerine kadin vokaller katmi$lardir, o süretle gothic metal türünü geli$tirmekte yardimci olmu$lardir (unutulmamasi gereken bir $ey, paradise lost gothic isimli albümlerinde kadin vokali kullanmi$tir). Yinede bu türün doom metalden etkilendigi bilinir, doom metalin bir alt türü degildir: bazi elementler, yava$lilik (agir tempo) ve agir rifflerin vurgulanmasi, çogu zaman eksiktir. Yinede, ba$ka gruplar, doom metal türünden ba$ka a$iri alt türler yaratmi$lardir, funeral doom ve drone doom gibi. Bu türün öncülerinden Thergothon ve Earth gruplari vardir.

Doom metal ve Stoner Metal arasinda herzaman bir baglanti yapilmi$tir. Fakat herikiside kendi çapinda geli$mi$tir. Stoner Metal (rock) veya Kyuss, Queens of the Stone Age gibi gruplar doom metal’e agir bir sound katip ve kuvvetli Black Sabbath müzigi etkisiyle bir tür yapmaktadirlar. Ama çogu zaman farkli amaçlari vardir: doom metal melankoli ve hüzün yaratmayi amaçlarken, stoner metal moda olan soundlar ve ruhun daha farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar kullanirlar. Daha sonralari Cathedral ve Electric Wizard gibi gruplar doom metali ruhun farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar’i birbirine kari$tirmi$lardir, ve böylelikle doom metalle stoner rock’i harmanlami$ oldular.

Enstrümanlar

Bi çok metal türünde oldugu gibi, doom metalin temelinde vokaller, gitarlar, bass gitarlar ve davullar vardir. Agir rifflerin bütün alt türlerin önemli bir parçasi olmasi dikkate alinmalidir. Bi çok doom metal gruplari, özellikle yeniler, klavye kullanirlar, klasik doomda bile, yinede klavyeler ali$ilmadik olarak görülür. Bir çok gothic metalden etkilenmi$ doom metal gruplari, My Dying Bride veya Funaral gibi, i$in içine kemanlar eklemi$lerdir.

Doom metalin alt türleri (degi$ik stilleri)
Traditional doom (Geleneksel doom)

Yava$ melankoli rifflerden olu$an metal, Black Sabbath’ten ve NWOBHM’den etkilenerek ortaya çikmi$tir. Tipik örnekler: Saint Vitus, Pentagram, Candlemass, Solitude Aeturnus, Reverend Bizarre, Solstice, Warning, Solomon Kane. Önemli bi sinir olan (daha once) Cathedral, traditional doom metal olarak nitelendiriliyor, daha sonralari modern death / doom yapan gruplar tarafindan. Traditional doom metalin tarihinde 4 dalga olu$mu$tur. Birincisi bu i$in öncüleri olan, ve doom müzigin prototipi olan Black Sabbath ve Pentagram ile ba$lami$tir, ikincisi 80’li yillarin ortasinda Saint Vitus ile ba$lami$tir, üçüncüsü Cathedral’in çiki$ albümü olan Forest of Equiluibrium’in ba$arisiyla ba$lami$tir ve dördüncüsü daha yenilerde Reverend Bizarre grubu ile dogmu$tur.

Death Doom

Death metalle klasik doom metalin birle$imiyle ortaya çikan tür. Tipik örnekler: Winter, Unholy (eski), Paradise Lost (eski), My Dying Bride (eski), Anathema (eski), Katatonia, Disembowelment (bazi diger etkenlerle). Önemli sinir olan Cathedral grubudur, modern death/doom yaraticilarindandir.

Funeral Doom

Funeral doom, death/doom’in daha agir ve doom deathin alt yapisidir. Funeral gruplar doom metalin agir temposunu alip, a$iri bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlarlar. Bu türün öncüleri: Thergothon, Skepticism ve Funeral. Daha sonra çikan gruplar: Shape of Despair, Stabat Mater, Mournful Congregation ve Until Death Overtakes Me.

Drone doom

Funeral doomdan daha temel olan bir türdür. Drone doom ‘noise’ ve ‘ambient’ten etkilenerek olu$mu$tur. Vokaller ve davullar bile çogu zaman yoktur, ve müzikte beat’ ve ritm bile eksiktir. Bi $arki sürekli ayni $ekilde ilerleyebiliyor. Hatta $arkilar birbirine benzer. Tipki Funeral Doom’da oldugu gibi, Drone Doom bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlar.
Stephen O’Malley Earth grubundan esinlenerek bu türün kurucusudur. Tipik örnekler: Sunn O))), Earth, Khanate.

Stoner doom

Doom metal ve Stoner Rock kari$imidir. Tipik örnekler: (daha sonraki) Cathedral, Sleep, Unearthly Trance, Grand Magus. Cok önemli bir sinir olan Electric Wizard grubu vardir, akillari kari$tirarak traditional doom, stoner doom ve sludge doom arasinda gidip gelmekte.

Atmospheric doom

Cogu zaman agir olmayan ve genelde doom metalin daha çok melodic türüdür. Cogunlukla kadin vokalli. Tipik örnekler: (daha sonraki) My Dying Bride, The 3rd And The Mortal, Avrigus ve The Gathering.

Sludge Doom

Stoner doom’a özgün olan kalin riffli sound’i, hardcore’nin saf törpülenmemi$ ve çiglik atan vokallerini kari$ik olarak kullanan bir doom türüdür. Sludge doom, doom metalin birazcik daha di$inda kalan ve tadini böyle elde eden bir türdür (yinede bi kaç grup, Eyehategod ve Crowbar gibi gruplar, metal camiasi içinde taninirlar). Stoner rock’in zittina Sludge gruplari hayati pozitif görmezler.

Industrial Doom

Bi çok doom metalin kari$imidir. (çogunluk doom/death) ve sludge, ama temelinde endustriel soundlar vardir. Gruplar (eski) Godflesh, Skin Chamber ve (eski) Swans. Elektronic soundlarin kullanilmasi agir basiyor, örnekler ve davul makineleri gibi, ve bilinmi$ gitarlar müzigi tamamlar. Ayni tonlarda gitmeyen müzik ve melodileri yok ederler. Tipik örnekler: Zaraza, Wraith of the Ropes, Philistine.


Goth metal

Goth metalin diger adi Gothic Metal, doom metal, heavy metal ve goth müzigi kari$imidir. 1990li yillarin ba$inda Avrupada ve Amerika Birle$ik Devletlerinde ortaya çikan bir türdür. Goth metali kategorize etmek çok zordur bu kanitlanmi$tir. Bazi fanlar tür ve alttürlerin kavramlarini çikarirlar fakat digerleri bunu gereksiz bulurlar. Cok siklikta bir kategoriden diger kategoriye geçi$ vardir, ve çokta metal olmayan müzik etkileride bulunur.

Aslen Goth Metal doom metalin akimidir, Celtic Frost (Isviçre) ve bi kaç yil sonra, Paradise Lost (Ingiltere) ve The Gathering (Hollanda)’in agir doom riffleriyle death hiriltilari yerine kadin vokal ve melodik klavyeler katmasiyla ba$lami$tir. Type-O-Negative (Amerika), My Dying Bride (Ingiltere), Anathema (Ingiltere), müthi$ klavyeler kullanip karanlik atmosfer yaratmi$lardir. Yinede Paradise Lost’in 1991 yilinda çikarmi$ oldugu ‘Gothic’ isimli albümü, ilk gothic metal albümüdür. Ilk Gothic Metal $arkisini ise Celtic Frost 1987’de 3. albümleri olan Into the Pandemonium’da opera kadin vokalini death metalin hiriltili vokaliyle harmanlayip yapmi$tir. Bu album bi çok gruba etken olmu$tur. Paradise Lost, The gathering ve bi çoguna…

Theatre of Tragedy, Tristania ve The Sins of Thy Beloved gibi Norveçli gruplar, karanlik akildan çikmayan müziklerine, mükemmel sesler katmi$lardir. Orta çaga ait elementler, Gregorian korolar, kilise orglari, yanflüt, yaylilar, kemanlar, ve operatik vokallerin doom metale katilmasiyla birlikte yeni büyüleyici bi müzik stili dogmu$tur. Bu tür ‘Scandinavian Gothic Metal’ olarak bilinir ve çogu zaman symphonic black metal veya death metal’e benzetilir (Therion mesela). Bide, her doom veya death metale kadin vokal katan grup gothic metal yapiyor anlamina gelmez. Visceral Evisceration (Austria) istisnadir.

Gothic metalin daha yumu$ak versiyonu 1990li yillarin ortasinda dogmu$tur. Bu gruplarda özellikle kadin vokallere odaklanmi$lardir, ama özellikle operatik veya soprano vokal degil, ve doom elemenlerle, erkek death vokalleri daha azalmi$lardir. Örnek gruplar: The Gathering (Hollanda), Within Temptation (Hollanda), Lacuna Coil (Italya) ve Lacrimaso (Almanya). Bazi gruplar electronik soundlar ve rock müzigini bilinmi$ gothic metal sound’ina katarlar, gothic metalin daha kabullenir daha hafif hale gelmesi için.

Genel olarak, Gotik metal lirikleri çe$it çe$it konulari i$ler: din, tanri, cennet ve cehennem, romantizm, (gotik) korku, depresyon, yas, bo$luk ve ölüm.

Gothic Metal $imdilerde Kuzey Avrupada, özellikle Norveçte geli$mi$tir.


Thrash Metal

Thrash metal Heavy metal müziginin bir alt türüdür. 1970’li yillarinin sonu ve 1980’li yillarinin ba$inda bi kaç heavy metal gruplarinin ali$ilmi$ metal melodilerinin ve rifflerinin içine a$iri hiz katmalariyla ba$lami$tir.

O andan itibaren, thrash metal zor kategorize edilcek bir$ey ortaya çikardiklarini ispatlami$ bulunmaktadir. Bi çok zaman bi türden diger bi türe atlayi$ oldugu görülmektedir, ve metal müzigi olmayan türlerinde (klasik müzik ve jazz) bu türün içine katilmaktadir.

Ba$langiç

1981 bazi fanlar tarafindan çok kritik bir yil olarak görülür, ama bazilari daha önceleri thrash metal yapildigi kanisinda. Black Sabatth’in 1975 yilinda yapmi$ oldugu “Sympton of the Universe’ isimli parçada kullanilan ilk riffler, ilk thrash metal riffleridir. Fakat ‘Children of the Grave’ ve ‘Into the Void’ (1971) parçalarindada thrash riffleri vardir. Speed metalin öncülerinden olan Judas Priest ‘Stained Class’ 1978, albümlerinde thrash diyebilecegimiz noktalar vardir. Hatta 1979’da Tyrant isimli $arkinin canli versiyonunda thrash metale çok yakin olan riffler kullanilmi$tir.

Motörhead’in Overkill albümüyle (1979) New Yorktan çikan bi thrash metal grubu olarak ilk isimdir. 1981’de yazmi$ olduklari ‘Unleash the Beast Within’ isimli parça ise ilk thrash metal $arkisi olarak bilinir. Hemen pe$inden, California’li kisa ömürlü ‘Leather Charm’ ‘Hit The Lights’ isimli parçayi yazmaktaydiki grup dagildi. Fakat bu grubun en önemli söz yazarlarindan birinin sonradan Metallica grubuna katilmasiyla, Metallicaya nasip olmu$tur bu $arki. Metal Church grubu 1980-1981 yillarinda bi çok deneme kaydi yapmi$tir, eski Metallica ve Overkill tarzinda. Fakat yeterince thrash degildi. Ilginç olan, Metallicanin davulcusu, Lars Ulrich, 1980de Metal Church’te çalma teklifi almi$tir, fakat bir sure sonra gruptan atilmi$tir.

Cok yüksek etkili olan Venom grubu, Welcome to Hell albümünü 1981 yilinda kayit edicekti.
Venom’in thrash metalin geli$mesinde çok büyük bir payi olacakti.
Fakat ilk thrash metal demosu Metal Chruchten kelmi$tir, 1981 yilinda Red Skies. Enstrümental bi albüm, thrash, speed ve power metal içermekte. Fazla sati$ yakalayamadilar. Fakat 1982 yilinda çikarmi$ olduklari Four Hymns demosuyla bu degi$ti. Metal Chruch kronologik olarak ilkti.

Metallica ise 1982 de çikarmi$ olduklari Power Metal demolariyla ikinciydi. Ilk Thrash albümü ise Metallicadan gelmi$tir, Kill ‘Em All (1983) ile. Bu arada Avrupali Artillery 1982 de demo albümlerini çikarmi$lardi. ‘Their We Are The Dead’ daha çok Black Sabbath müzigine yakindi ama thrash metal hali almi$ti. Fakat Metallicanin yaptigi müzik kadar hizli degildi, rifflerdeki fikirler benzerdi.

Yükseli$

1984 yilinda, Overkill’in çikarmi$ oldugu ikinci demoyla (Feel the fire) ve Slayer’in ‘Haunting The Chapel’ EP’siyle, Thrash Metal müzigi bir yükseli$ ya$ami$tir.. Exodusun Bonded by Blood ve Slayerin Hell Awaits (1985) albümleriyle daha karanlik ve daha agir soundlarda thrash metal’e yol açmi$tir. Kanadali grup, Eudoxis, 1985 yilinda ‘Metal Fix’ albümünü çikarmi$tir. Hemen pe$inden 1986’da Attack From Above ve 1991 yilinda Open Fire albümleri çikmi$tir. 1985te Artillery We Are The Dead albümüyle ve Megadeth’te çiki$larini yaptilar. Megadeth, thrash metal rifflerini daha çok dü$ünülmü$ speed metal sololoariyla (Judas Priest sololari gibi) birle$tirmi$tir. Ve 1990’da Rust In Peace albümleriyle en iyi gerçekle$tirdikleri sound’i yakaladilar.

1986 yili thrash metal için dönüm yili olmu$tu. Bazi o güne kadar çikarilmi$ en iyi thrash albümünün çiktigi yildir. Dark Angel, gereginden az deger verilen Darkness Descends albümleriyle, en agir ve hizli thrash albümünü çikarmi$tir. Slayrin Reign in Blood albümü, dünyaca klasikler arasinda yer almakta, ve Alman grubu Kreator Pleasure to Kill albümleriyle brutallik konusunda yeni standartlar çikarmi$tir, (death metal yapan gruplarda bunlardan etkilenmi$tir). Megadeth daha fazla zor olan ve teknik olan Peace Sells … But Who’s Buying? albümünü çikarmi$tir. Metallicanin Master of Puppets albümü bu türün daha fazla zor anla$ilmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1980’li yillarin ortasindan bi çok geli$me ya$ami$tir ve alt türlerin dogmasiyla bir çok grubu, mesela Death ve Possessed’ide etkilemi$tir. Possessed death metal gruplarinin önde gidenlerindendir, 1984 yilinda ilk daha fazla karanlik thrash olan demolarini çikarmi$lardir. Bu tarza death metal adi verilmi$tir. Ve belkide ilk örnegi Seven Churches (1985) olan death-thrash klasigi olacakti. Bazi gruplar daha öncede söylendigi gibi speed metalle thrash metali birle$tirmi$lerdir. Örnegin, Helstar, Testamen, Megadeth ve Heaten, görkemli lead gitar i$leriyle bilinirler. Daha sonralari Watchtower grubu Energetic Dissambly albümleriyle teknik, caz müzigine benzer söz yazilarina yenilikler katmi$tir ve bu Coroner ve teknik death metal gruplari, Atheist, Cynic ve Death tarafindan dahada geli$tirilmi$tir.

1988 gibi bu tür yeni gruplarin, klasik albümleriyle tam doyuma ula$mi$tir. 1989 yilinda Sepulturanin Beneath the Remain albümüde buna dahildir. Vio-lence, thrash metal’e baya bi geç ba$lami$tir, vah$i riffler ve hardcore-punk vokalleri kullandilar. Bi çok grup daha thrash metal yapmi$tir, fakat türe yenilik katmami$lardir. Bazen Megadeth’in Rust in Peace albümü son çikan en iyi klasik thrash metal albümüdür. Ve bugün bile Megadeth’in en ba$arili albümü olarak görülür.


90’li yillarda geli$meler

Kisa bir sure içinde, post-thrash metal gruplari yeni soundlarla daha fazla yenilikler katacaklar, diger yandan klasik thrash metal yapan gruplar bi kenara itildiler. Yinede 1990li yillard thrash metal dalinda çok iyi i$ çikaranlar olmu$tur, mesela Iced Earth, Night of the Stormrider albümüyle, power-metal ve thrash metali birle$tirerek. Cogu gruplar daha agir, daha modada olan soundlara yöneldiler, bunlara Machine Head ve Pantera’da dahildir. Bu olay 1990’li yillarda bi çok thrash metal yapan gruplarin dogmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1990’li yillarda, Avrupali Hypnosia ve Carnal Forge (hizli death/thrash)’in çiki$iyla birlikte tekrar tutulmaya ba$lami$tir. Bazi gruplar Swedish Death metal rifflerine punk etkenleri katmi$lardir, The Haunted gibi. Ama özellikleri yüzünden thrash metal müzigine çok uzaktir. Daha sonra Overkill ve Destruction gibi gruplar bi çok modern thrash metal albümü çikarmi$tir. Modern thrash metal: geli$tirilmi$ yapitlar ve klasik riffler. Exodus’un Tempo of The Damned albümü thrash metal’e ba$ka bir yeniliktir.

Viking Metal Black metalin bir alt türüdür. Bi çok ki$i Viking Metalin, Vikinglerle ilgili sozler içeren ve Iskandinav mitolojisiyle ilgili sözler içeren herhangi bir metal türüdür zanneder. Ama, bu tamamen degi$ik bir metal türüdür. Aranjeler bilinmi$ black metal’e nazaran daha farklidir. Norveçte 1990li yillarin ba$inda dogmu$tur Viking Metal. Bu türe en iyi örnek gruplar, enslaved, bir zamanlar Bathory, Thryfing ve Moonsorrow.

Sözler epiktir, Vikinglerin ve Hristiyanlarin arasindaki sava$lari açikca anlatan olaylar içerir.


Aternative metal
Alternatif metal bir rock müzik derlemesi denilebilir, 1990’li yillarin ba$larinda grunge’in yanisira populer olmu$tur. Bi çok alternatif metal parçasini incelersek heavy metal ve alternatif rock müzigi, özellikle 1980’lerin indie rock’inin, kari$imi oldugunu görürüz.
Heavy metal riffleri yogunluklu, fakat genelde deneysel olarak. Sarki sözleri geleneksel degildir. Eglenceli, ali$ilmadik teknikler, heavy metal müzigi yakla$imina zit ve metal müzigi di$ina çikan geni$ etkiler.

Terim, serbest kategori olarak kabul edilir, fakat çogu zaman sanatçilarin yaptiklari müzik tarzi tek olarak bilinir yada metal veya alternatif müzik dali altina koyulmasi zor bir türdür. Faith no more bu müzik kriterlerine uyan güzel bir örnekitr.

Heavy metal bu türün en enömle parçasidir, fakat 1980’lerin yeralti thrash müziginden çok farkliydi. Alternatif metal ilk olarak alternatif rock müzigi fanlari tarafindan sevilmistir. 80’li yillarin alternatif metal gruplarinin kökleri Amerikan Indie yeralti sahnelerini doldurmu$tur.
Alternatif metal gruplari çogu zaman hardcore punk, post-punk, gothic rock (Jane’s addiction), noise rock (Big black, Sonic Yourth, White Zombie), grunge (the Melvins, Soundgarden), ve industrial music (Ministry, Nine Inch Nails) gruplarindan ortaya çikmistir.
Fakat bazi gruplarin genis kapsamda etkenleri olduguda hiç görülmemis degildi, mesela Soundgarden, Bad Brains, Bauhaus ve Butthole Surfers’den etkilenmistir.
Bu gruplar farkli bir hareket veya sahne yaratmadilar, sadece deneysel birseyler ortaya çikarmakla ugrastilar. Mesala, Jane’s Addiction inanilmaz sahne showlariyla fanlari karsisina çiktilar. Faith no more grubu ise alternatif metal müzigine rap ve funk müzigini eklediler, diger yandan Primus, funk, progressive rock, thrash metal ögeleri ve punk rock’i karistirdi.
1990’li yillarin ‘grunge’ hareketi -grunge müzigin kendisi 1970’li yillarin metal müzigi ve yeralti punk müziginin kari$imiydi- alternatif metal müzigi gruplarinin dogmasini durdurdu.
Alternatif rock müziginin çikisiyla birlikte alternatif metal, 1990 yillarinin baslarinda Nirvana dönemi müzigi yapan gruplarla birlikte yeni tabir almistir. Metal tarihinin önemli isimlerinden Ian Christe ‘sadece heavy, metal olmasina gerek yok’ demis. Bu türü yeni isimler yapmaya baslamistir, White Zombie, Nine Inch Nails ve Fear Factory, techno-beatleriyle heavy gitarlari karistirarak, industrial wave’yi baslatmistir. Tool müziginde progressive rock etkenleri bulunmaktaydi. Rage Against The Machine hip hop ve post-punk katmistir.
1990’li yillar ilerlerken, alternative metal sound’i yeni gruplarin degisik ilhamlariyla birlikte standartlasmisti. RATM, Korn, Nine Inch Nails ve Helmetti bunlar. Özellikle Helmet, düsük tonlarda olan riffleriyle ve agresif ses kakismalariyla ‘Nu Metal’ hareketi için yeni ses doguracak isler çikarmisti. Alternatif metal ve Nu metal’i ayiran, cins sound’i disinda, underground rock sahnesine çok az bir baglantisi olmasi.

Folk metal

Folk metal, folk müzigi (halk müzigi) içeren heavy metalin bir alt türüdür.



Dünya her bir yaninda çesitli halk geleneklerinin olmasi nedeniyle, bi çok folk metal türü vardir. Unutulmamasi gereken, bir çok metal türlerine folk müziginin karistirilmasidir. Mesela ‘Mael Mórdha’ Kelt/Irlanda halk müzigini, doom müzigiyle karistiriyor. Celtic metal grubu, Geasa (ve kardes grup, Primordal) Irlanda halk müzigini black metalle karistiriyor. Vedic metal yapan baska bir örnekse Singapor’li Rudra grubu. Iki folk soundlari ayni görülebilir fakat asil metal farklidir. Gruplar yinede kullandiklari halk müzigi türüne göre siniflandirilirlar.



Folk metal gruplari kendi yasadiklari ülkelerde ticari basari elde edememislerdir, fakat dis ülkelerde büyük basarilar elde etmislerdir. Mesela Northumbrian’li ‘Skyclad’ grubu ingilterede basarili olamamistir, fakat Avrupada, Güney Amerikada büyük bir fan kitlesine sahiplerdir. Veya Celtic Metal grubu ‘Cruachan’ Irlandada büyük basari elde edemedi, Rusyada çok seviliyorlar. Folk metal bir çok insan tarafindan sadece bir yenilik olarak görüldü. Gruplarsa kendi kültürlerinin daha modern heavy metal müzigiyle erimesini istediler.

Ne yazikki halk müzigine olan ilginin bi çok ülkede azalmasiyla birlikte folk metal’e olan ilgide azaliyor. Fakat Kelt ve Viking kültürüne karsi ilgi çekmekte basarili oldular. Folk metali kesfeden bi çok fan, saf halk müziginide dinlemeye basladi. Folk metal, Vedic metal sayesinde Uzak Güney Asyada ve Güney Asyada çok sevildi. Cünki Vedic Metal’in temeli Hinduizm.

Folk Metal gelismesi

Folk metalin kuruculari kesinlikle Skyclad, fakat Cruachan, Otyg ve Windir gibi gruplarin, 1990’li yillarin ortasi ve sonlarina dogru piyasaya çikmasiyla iyice sevildi. Bati Avrupada bir çok Folk metal etkenleri olan Black Metal gruplari vardir. En çok göze batan gruplar Graveland ve Nokturnal Mortum’dir. Bu türün öncülerinden Hammerheart albümleriyle Bathory grubu olmustur ve tartismasiz Viking kültürünü folk metal müzigine katan grup olmustur. Amon Amarth Bathory’nin ardindan Viking kültürünü müziklerine katmaya devam ettiler. Fakat onlar tür olarak tam ayni degiller tabi. (Amon Amarth = death metal grubu). Sarki sözlerinde Folk Metal konulari isleyen gruplar Folk Metal dali altina alinmazlar.


Glam Metal

Glam Metal 1970’lerin sonlarinda Amerikada dogmustur.

Köken

1970’li yillarda, bir çok heavy metal grupları tarafindan bu tür yapmaya baslandi, Alice Cooper, Black Sabbath, Led Zeppelin, KISS, Aerosmith, The Scorpions, Urah Heep, AC/DC ve Ted Nugent. Daha az taninan ‘Angel’, ‘Starz’, ‘Montrose’ ve ‘Legs Diamond’ gibi gruplar Heavy Metal’i Glam Rock ile birlestirdiler
1978 yilinda Van Halenin çikisiyla baya bi degisiklik kazandi bu tür. Gitarist ‘Eddie Van Halen’in degisik ‘Tapping’ teknikleri bulmasiyla ve David Lee Roth vokaliyle Glam Metal kalibi ortaya çikmisti. Van Halen Amerikada çok büyük bir basariya ulasti. Sayisi belli olmayan gruplar Los Angeles’e yerlesip Van Halen’in takipcileri oldular.
1980’lerde Glam Metal
Daha önceleri çikmis olan ‘Sweet’, ‘New York Dolls’, ‘Judas Priest’ ve ‘Alice Cooper’’dan etkilenen Glam Metal dalgasini ortaya çikaran gruplar, Motley Crue, WASP, Dokken, Quiet Riot ve Ratt. Öncülerine bakilirsa yaptiklari müzik daha az melodik.
Glam metal agresifti, sarki sözleri çogu zaman kizlar, içki, uyusturucu ve hilelikle alakaliydi. Müzikal olarak, Glam metal parçalarinda çogu zaman distortionli gitarlar, ‘Hammer-on’ sololar, ve çilginca davular ve bunlari bütünleyen bass’lar vardir. Glam Metal gruplari alem hayatlari, uzun, alay edilen saçlari ve gereksiz makyajlari, giysileri ve takilari yüzünden popularitelerini kaybettiler.
1980’li yillarin ortasinda, glam metal baska kaynaklardan etkilendi, 1970’lerin romantik rock’i gibi. Bon Jovi, Skid Row, Deff Leppard ve Poison gibileri power ballad’lari çikardilar.
Guns N’ Roses 1987 Glam Metalin tamamen degismesine sebep oldu. Bu türe blues ve punk soundlari kattilar. Daha sonra Guns N’ Roses tarz degistirdi. Onlarin tarzi Sleaze Metal veya sadece Rock n’ roll olarak tanimlaniyor.
Glam Metalin düsüsü
1990’li yillarin baslarinda bi çok sebepten dolayi Glam Metal’in populerligi çok çabuk düstü. Ilk olarak Grunge müziginin populer olmasiyla. Alice In Chains, Nirvana ve Pearl Jam gibi gruplarinda bu türü yapmasiyla basladi. MTV ve bi çok sayida rock müzik dergileri ve bi çok rock radyolari grunge müzige yer verdi. Glam Metal gruplari türlerini degistirdikleri halde artik populer olamiyorlardi. Onlar 80’li yillarinin gruplari olarak kaldilar. Yerini grunge müzigi yapan yeni gruplar almisti.
Glam metalin baska bir düsüs sebebiyse Glam Metal grubunun sayisinin inanilmaz derecede çok olmasiydi. Artik kalitesiz müzik yapan bir çok Glam Metal gruplari vardi piyasada. Ve bunun üzerine birde Glam Metal ‘Beavis and Butt-head’ showuyla geyik konusu olmustu.
Ve gruplarda degisikler yogunlasti, dagilmalar baslamisti. Ozzy Osbourne emekli oldu, Vince Neil, Motley Crue’dan atildi, C.C. De Ville Poison’dan ayrildi, Guns N’ Roses hiç begenilmeyen cover albümü çikarmadan önce çok eleman degisikligi yapti...
Yinede Bon Jovi ve Motley Crue gibi gruplar 1990’li yillarda ve 2000 yilinda bile basarilarini sürdürebildiler.
Grindcore
Grindcore hardcore punk ve heavy metalin asiri olani, death metal ve crust punk baglantisi olan, fakat tarihe hardcore punk ve thrash metal elementlerini birlestiren tür diye geçiyor.
Tarihi köken ve etkenler.

Grindcore 1980’lerin basinda Ingilterede, Hollandada ve Brezilyada, ‘Sore Throat’, ‘Napalm Death’ ve ‘Larm’ ilk olarak ortaya çikmistir. Amerikada bu türün kökeni Siege, DRI, Deep Wound ve Repulsion’a dayaniyor.

Napalm Death, DRI ve Siege gibi gruplar baskalari tarafindan Anarcho-Punk ve Hardcore Punk sahnelerine yakistirildilar. Bu eski gruplarin bir çogu arka planda kaldi.

Yinede Napalm Death ilk gerçek grindcore yapan grup olarak bilinir. Türün ismini verende Napalm Death davulcusu ‘Mick Marris’ zaten. O andan itibaren, grind sound’i degisti fakat hala sert blast-beat davullariyla, grinding gitarlariyla, brutal grunt vokalleriyle ve çok kisa sarkilariyla taninir (Napalm Death’in ‘You Suffer’ parçasi Guiness Rekorlar Kitabinda ‘en kisa sarki’ olarak geçiyor, 1 saniyeden birazcik fazla!)
Alt türler
· · Politik Grindcore: bu tür siyasi sözleriyle taninmis bir türdür, ve bazen crust punk ve
peace punk’ida içine alir. Gruplar: Nasum ve Napalm Death.
· · Power violence: olaganüstü davullar ve vokaller… hardcore’un daha hizli türü.
· · Goregrind: Bu türü Carcass grubu baslatmistir ve daha çok vahsi saplantili sarki sözleriyle ve ’pitchshifted’ vokal (normal bi insanin çikaramayacagi düsük ses tonu, pitch shifter denilen alet ile yapilir) böylede bilinir. Bütün türlerden en çok bilinen ve sevilen tür budur.
· · Cybergrind: Grindcore için kullanilan enstrümanlarin yanisira bilgisayarla yapilan soundlar, örnekler veya ‘drum machines’ ve baska yapay enstrümanlar. Gruplar: Agoraphobic Nosebleed, Microphallus, Gigantic Brain.DISGORGE U.S.A!!!

Daha alt türler

· · Modern Death / Grind: Grindcore etkenleriyle Death metal, veya tersi.
· · Pornogrind: özellikle cinsellikle ilgili, daha az death metal olan goregrind türü.
Grup: Gut.DİSGORGE USA ,Devourment.
· · Noisegrind: serbest yapili grindcore, nefret dolu sözler ve müzigi fazla önem gösterilmez.
· · Drum Machine Grind: Bu türde Drum Machine kullanilir, ve bu saklanmaz, çalmasi imkansiz olan hizli blas beatler kullanilir. Gruplar: Agoraphobic, Nosebleed and Wadge.

Industrial Metal
Industrial metal daha çok müzikal türdür, endüstriel müziginden ve heavy metal müziginden elementler tasir. Alt türleri aggro-industrial ve coldwave’dir ve cogu zaman nu-metal ve post-punk elementlerinide içinde barindirir.
Industrial metal’i Industrial Rock’tan ayirtetmek zordur, çünki heriki türde ustalik becerisine ve yaraticiliga yeterince yer veriyor.

Öncüler

Bu türün ilk dogusundan itibaren, Throbbing Gristle ve Skinny Puppy gibi gruplar tarafindan sert gitar riffleri kullanildi. 1980’lerin sonuna kadar degildi metal ve industrial müzigin birlesmesi. Daha önceleri gitar kullanmayan Ministry grubu, Stigmata, The Missing ve Deity sarkilarina gitar kattilar ve basarili oldular. Daha sonra KMFDM, gitarlara metal müzigi etkenleri ekledi, (Slayer ve Angel of Death rifflerini kopyalayarak). Eski Napalm Death gitaristi, Justin Broadrick 1988 yilinda Godflesh grubunu kurdu. Indusrial , metal, no wave ve post-punk karisimi. Kanadali Malhavoc grubu 1985 yillarinda demo albümünde drum machines, klavyeler, metal gitarlar ve distortionli vokaller kullanmisti. 1991 yilinda ilk albümü The released’i çikardi.

Daha sonraki gelismeler

Industrial metal 1990’li yillarin baslarinda populer olmaya basladi, özellikle Kuzey Amerikada. Orijinal Industrial metal artik Aggro-Industrial oldu, ve diger yandan punk ve hardcore-etkenli gitar ve daha saglam klavyeler içeren türe coldwave ismi verildi.
Bu türün çikisini yapan gruplar: Chemlab, 16 Volt ve A cumen (daha sonra Acumen Nation ismini aldi). Avrupada, Young Gods ve Swamp Terrorists gibi gruplar canli gitarlar yerine tamemen bilgisayarda örnek olanlari tercih ettiler. Rammstein ve Oomp! gibi daha yeni gruplar, dance müzigi ve industrial müzigi tercih ettiler. Rammstein’in deyimiyle ‘Tanz-Metall’ yani dans metal.

Heavy metal gruplarindan bir çogu artik canli enstrüman yerine industrial programlanmis ve örnekler kullaniyor. Fear Factory buna en iyi örnek. Daha önceden kaydedilmis elektronik elementler (Front Line Assembly grubundan , Rhys Fulber tarafindan üretilmis) kullaniyorlar. Bir çok çagdas nu-metal/metal gruplari müziklerine industrial, hip hop ve electronica müziginden örnek ve sekans cihazilari kullanirlar. Sonuç? Rob Zombie, Static)X, dope ve Mushroomhead gibi gruplar industrial metal dali altina aliniyor.


Neo-classical metal
Neo-classical metal klasik müzik etkenli heavy metal müzigidir.
Neo-classical: klasik enstrümanlarin kullanildigi müzik türü, armoniler, soundlar ve yaklasimlari. Asagidaki elementler iki tür içinde müsterektir:
Teknikler
Pedal point: notanin veya bir grup notanin çalisilmasi, melodilerin degisik sekillerde
Çalinmasi.
Ostinato: bir cümlenin veya bir fikir üzerine sürekli çalismak
Scale sequence: örneklerin incelendigi, uslubun yükseltilip alçaltildigi stil
Arpeggio: tellerde notalarin ayri ayri çalinisi

Neo-classical metalin akor gelismesi, arpeggiolar, kirik akorlar, ve hizli yöntemleri Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Niccolo Paganini, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven’in eserlerinden almadir. Bu türü yapan virtöüzlere ‘Gitar Tanrilari’ ünvani verilmistir. Gerçi Yngwie J. Malmsteen bu türü destekleyici olarak en iyi bilinendir, klasik elementlerini heavy metal ve hard rock’a uygulamistir, Ritchie Blackmore (Deep Purple) ve Eddie Van Halen’in bu türü 1970’lerin sonlarinda bulusundan sonra.


Metalcore

Metalcore heavy metal ve hardcore’un karisimi olan bir müzik türüdür. Tür 2000 yilinda populer oldu.
Fakat daha önceleri bu türü yapanlar vardi.

Metalcore sound’ini tanimlamak hiç kolay degildir, çünki bi çok grup hardcore’yi metalin herhangi bir türüyle birlestirdi. 1980’li yillarin sonlarinda Dirty Rotten Imbeciles ve Integrity bu türü ilk yapanlardandi. Nuclear Assault’da bu türün öncülerindendir.

Baslangiç

Nuclear Assault türlerine ilk olarak ‘Heavy Metal Hardcore Punk Hybrid’ ismini vermistir. Yinede bugünlerde metalcore grubu olarak geçmiyor. Judge tartismasiz heavy metal rifflerini daha çok geleneksel harcore soundiyla birlestiren gruptur, thrash grubu olmasa bile. Integrity 1989 yilinda kuruldu. O zamanin sarkilari New York hardcore gruplarinin sarkilari gibiydi, farklari davullarda çift bass kullanmalariyla soundlarinin daha sert olmasiydi, daha sert distortionlar kullanmalari, ve daha yüksek sesli daha vahsi vokaller kullanmalari

1990’larda gruplar metalcore soundini genislettiler. En önemli örnekler All Out War grubu thrash riffleri kullandi, Rorschach, Starkweather, Orange Country’s Adamantium ve Deadguy gibi gruplar sözleri önemsemedi ve alisilmadik ritimler kullandilar.
Daha sonralari
1990li yillarin sonlarinda ve milenyumun degismesinden sonra, metalcore inanilmaz büyüdü. Plak sirketleri bu türe inanilmaz ilgi göstermeye basladilar. Simdilerde ise Norma Jean’in ‘O God, the Aftermath’ sarkisiyla Billboard listelerinde yeterince satis oldugunu gösterdi.
Inanilmaz popular olan bir sound varsa oda Gothenburg melodic death metaldir. At the Gates, Inflames ve Children of Bodom bu türün populer olmasini sagladi. Simdilerde bu türü yapan bir çok ünlü grup var: Killswitch Engage, Trivium, As I Lay Dying, Unearth ve Darkest Hour.
Breakdown (down beat)

Breakdown veya down beat bu türe özgündür. Breakdown, sarkilari yavaslatip, gitarlara ritme yönelik riffler çalmasi için yeterince yer vermek. Bu riffler çogu zaman davullarin çift bass ve büyük zillerin alisilmisin üzerinde kullanilmasiyla tamamlanir.


**Nu Metal [günümüz tekno trans gotik takılanları için baslangiç!!!]

Nu metal veya diger adiyla Aggro Metal kökeni 1990’li yillarin ortasina dayaniyor. Tipik olarak grunge ve alternative metalin hip hop, elektronik müzik, thrash metal ve death metal veya diger metal türlerinin birlestirilmesidir. 1990’in sonlarinda ve 2000’in baslarinda büyük patlama yasadi.

1990’li yillarda Lollapoza müzik festivalinde bir çok grupun metal müzigini alternatif bir stilde sergilemesiyle nu metal dogmaya baslamisti denilebilir. Primus, Red Hot Chilli Peppers ve Fishbone’nin funk müzigini metal müziklerine katmasi, Rage Against The Machine ve Urban Dance Squad’in hip hop’i katmasi, Ministry ve Nine Inch Nails’in industrial müzigi katmasi ve Tool’in agresif deneysel rock’i katmasiyla birlikte büyük degisiklikler gerçeklesti. Ve bu tür gruplar büyük ilgi görmeye basladilar.

1994’de Kurt Cobainin ölümünden sonra alternative rock (özellikle grunge)in bitmesiyle birlikte artik nu metal gruplarinin popüler olmasi dahada kolay olmustu.

Deftones, Korn ve Limp Bizkit bu türün ilklerinden olarak görülsede, Fishbone, Body Count, Urban Dance Squad, Faith No More, Jane’s Addiction, Helmet, Soundgarden, Rage Against The Machine, Red Hot Chilli Peppers ve Tool gibi gruplarda ilkler arasinda yer almaktalar. Linkin Park Hybrid Theory ve Meteora albümleriyle, 35 milyon üzeri satislariyla en iyi saten nu metal grubu oldu. Ross Robinson prodüktörlügüyle ‘Nu metalin Tanrisi’ olarak adlandirildi. Nu metal gruplari Black Sabbath, Metallica, Megadeth gibi death metal ve thrash metal gruplarindan etkilenirler.

Nu metal Korn, Limp Bizkit ve Deftones gruplarinin basarilariyla birlikte metal müziginin insanlar tarafindan dahada sevilmesine sebep olmustu. Ve her yil degisik bir ülkede yapilan Ozzfest festivalide buna sebep olmustu. Sadece alternatif rock glam metalin yok olmasini saglamisti, fakat nu metal sayesinde heavy metal sahnesinde dahada yenilikler getirmenin mümkün oldugu ispatlandi diye dü$ünülüyor malesefki.[A.K] Degisken olan nokta, eski metal müzik gruplari Led Zeppelin ve Judas Priest’i örnek alirlardi, fakat nu metal gruplari daha yeni metal gruplarini örnek almakta (özellikle thrash ve alternative metal gruplarini).

Korn, 1994 yilinda alternative rockin çok popular oldugu dönem ilk albümlerini piyasaya sürmüs olsalar bile basarilarini 1998 yilinda çikarmis olduklari ‘Follow the leader’ albümleriyle ve ‘Family Values’ turneleriyle yakalayabildi. Ayni yil Limp Bizkit, Incubus, Orgy, Ice Cube ve da basarili oldular.
Sözler

Cogu nu metal gruplarinin sözleri stres ve günlük yasantinin aksiliklerini anlatir. Aile problemleri iliski/evlilik zorluklarini islerler sarkilarinda. Siyasi konulara pek rastlanmiyor fakat yinede arasira isleniyor, en çok göze batan grup ise System of a Down’dir.Funk Metal
Funk metal heavy metal gitar riffleriyle funk müziginin özelligi olan gümbürdeyen bass riffleriyle birle$tirilmi$ bir metal türüdür. 1980’lerin ortasinda los angeles’te ortaya çikmi$. Öncüleri RHCP ve faith no more. On yil içersinde bir çok ki$i bu müzik türünü devam ettirdi mesela Fishbone. Sonradan grunge ile de kari$tirildi gruplar, Porno for Pyros ve Jane’s addiction. Hardcore ve hip hop katan gruplarsa rage against the machine…

Avant garde metal

Avant garde ayni zamanda deneysel metalde deniliyor, heavy metalin bi alt türüdür özellikleri bi çok sayida deneyimlerden olu$an ve standart olmayan sesler, enstrümanlar ve sarki yapitlarindan olu$uyor. Progressive metalde deneyimli ve standart olmayan fikirlerden ortaya çikan müzik türüdür. Fakat ikisinin arasinda yinede çok büyük farklar vardir. En çok dikkat çekici farklardan bitanesi progressive metalin deneyimlerinin komplike (karmakari$ik) ritimlerden ve komplike sarki özelliklerinden olu$tugudur. Ve progressive metalde ali$ilmi$ veya geleneksel enstrümanlar kullanilir, avant garde metalde ise ali$ilmadik enstrümanlar ve degi$ik soundlar kullanmanin çok önemli oldugu bilinir. Avant garde metal yapan gruplarin bi çogu genelde karanlik atmosfer’e odaklanmi$lardir. Avant garde metalde sik sik black metal ögelerine rastlanir. Bi çok avant garde yapan metal gruplari geçmi$inde black metal yapmi$lardir. Klavyeler, kadin vokaller vs. bu türde pek çok kullanildigi için avant garde metal pure black metal yapan gruplar tarafindan a$agilanmi$tir. Çünki gerçek black metalle hiç bir alakasi yoktur.

Metal dünyasinda avant garde metal taniminin ortak bir karari yoktur. Fakat deneysel olmasindan hemfikirler. Avant garde metal diye adlandirilan ba$ka bir metal türü ise circus metaldir.

Circus Metal (sirk metal)

Avant garde metal ve sanat evi metali diyede adlandirilir. Circus metal sik sik sirk ve karnaval ($enlik) müzigi ve heavy metalin kari$tirilmi$ halidir. Skate, jazz, bossa nova, salsa, oryental (misir ve arap müzigi), surf rock, industriel ve techno ve garip sirk-death sound’ini Mr. Bungle, Dog Fashion Disco, Secret Chiefs 3, Vicious Hairy Mary gibi gruplar sirk metal’e katmi$lardir. Gerçek metalciler tarafindan hiç sevilmeyen bir tarzdir. Ve metal müzigini gülünç hale getirdiklerini dü$ünürler.


Black metal

Black metal heavy metal ve death metalle baglantili bir metal türüdür. Bazi black metal fanlari ve müzisyenler black metal’i ayri simsiki tanimlama yapiyorlar, fakat ba$kalari bunu sinirlanmi$ bulurlar ve black metal’i populer müzigin bir alt türü olarak degilde sanatsal bir hareket (ba$kaldiri$) olarak görürler. Black metalin kuruculari Venom, Mayhem, Hellhammer, Mercyful Fathe, Bathory ve Celtic Frost’tir. Ba$kaldiri$in ismi Venom’un albümü sözcük oyunu içeren ‘Black Magic’ten gelmi$tir. Ve olgunla$mi$ $ekli 1980’lilerin sonlarinda ve 1990’lilarin ba$larinda Bathory’nin kayitlarinda görülebilir.

Darkthrone, enslaved, burzum, mayhem, immortal, emperor gibi norveçli gruplar sayesinde black metal bugünki halini almi$tir. Black metal’in önceki haliyle ba$lami$lar sonradan i$in içine ana akim olan heavy metal ve klasik müzik ögeleri katarak geli$en bir yeralti dinleyicisine bu türü populer ettiler. Sözleri ise $eytani, dine kar$i sözler, sihirli üstü kapali sözlerdir.



!!**!!National socialist black metal [NSBM]

National Socialist Black Metal (NS black metal / NSBM), black metalin bir Neo-nazi alt türüdür. Irksal ayrimcilik ve Aryanizm’le (Indo-Avrupa dilini konusan bir millet, hristiyan meshebi Aryanizmle karistirilmasin) ilgili konular islenir. Bazen[bir dönem] Burzum bu isi baslatti deniliyor. Yinede, Burzum’un black metal parçalarinda Nasyonal Sosyalizme direk baglanti kurulamiyor. Bir yandan black metal nasyonalizm’i daha önceleri içerine aldiysada, NSBM Nasyonal Sosyalizmi modern liberal topluma alternatif olarak savunuyor. Nazi Almanya Hristiyanliga hiç bir zaman karsi olmamis olsa dahi, NSBM Yahudilere / Hristiyanlar karsi, Anti-Semitism’i (=yahudilere karsi olmak) daha çok vurguladi. NSBM gruplari sadece Yahudilerin degil Hristiyanlarinda modern avrupadaki yasanan problemlerin ana sebebi olduklarini savunurlar, tipki nazi ideolojisinde oldugu gibi.

Hristiyanliga alternatif olarak çogu NSBM gruplari Pagan inançlarini ve geleneklerini savundu.

NSBM black metalin alt türü olup olmadigi konusunda bir çok tartismalar olustu. Cogu NSBM gruplari bu ideolojiye inanmayan black metal gruplariyla ayni stilde çaliyor. Müzikal farklar (eger varsa) çok azdir yada Viking metal gibi diger metal-alttürleriyle örtüsüyor.
Bazi black metal fanlari NSBM’in liriksel temalari incelediler, ve müzikal türe üymadigi kanisina vardilar.

NSBM ve White Power Music’in diger türleri

Bugünlerde NSBM ve Rock Against Communism (RAC) ve White Power müzik (Amerikan Nazi Gruplari) gruplari birlesmeye basladilar. Gestapo SS ve Bannerwar gibi NSBM gruplari RAC ve Hatecore sarkilari coverladilar. Üstelik, NSBM gruplari ve RAC gruplari birlikte konser vermeye basladilar.

NSBM ve daha genis black metal sahnesi

Cogu BM gruplari bu ideolojiyi savunmuyorlar ve NSBM gruplarida zaten Avrupa ve Amerikada çok az ve tamamen arka planda kalirlar.KULT. Aslinda, sadece ikitane NSBM grubu kuskusuz black metal grubu olarak bilenen Burzum ve Gravland’tir. Darkthrone, Transylvaninan Hunger album kapaganinin arkasina Norsk Arisk Black Metal (Norwegian Aryan Black Metal) yazdiklari için NSBM dali altina alinmisti. Fakat öyle olmadigi için artik siyasi konular islememe karari aldilar.

Bazi BM gruplari, NSBM’e baglantisiz olmaksizin, anlamsiz olarak Nazi Almanyayi agzina aldi. Daha çok soke etmek için. Bu sebepten dolayi bi çok BM grubu NSBM grubu olarak biliniyor ama öyle degiller.

Celtic metal (Kelt metal)

Celtic metal, black metal’in bir alt türüdür. Kelt mitolojisine ve enstrümanlarina odaklanmi$ black metal kari$imidir. Celtic metal yapan Irlandada bi çok yeralti gruplar olu$mu$tur. Öncüleri Cruachan, Geasa Waylandir’dir. En ba$ari olan albüm ise bi kaç hafta içinde bastirmi$ olduklari bütün albümlerini bi kaç ay içinde satan ‘Cruachan’s Tuatha Na Gael’ olmu$tur. Cok büyük bi ba$ari olarak nitelendirilemez, çünki bi kaç bin tana cd’den olu$maktaydi baskilari.

Christian Metal (hristiyan metal)

Bi heavy metal türüdür, belirgin olan Hristiyan sözleri ve temalari. Alternatif Hristiyan müzigi biçimidir. Ilk Hristiyan metal grubu Kudüstür. Stryper grubu ise ilk olarak bu tarzin populer olmasini sagladi. Aslinda Hristiyan metal bir çok metalin alt türlerinin altina siniflandirilabilir. Mesela, Horde diye bi grup, a$iri black metal etkili, fakat grindcore sayilmaktadir. Bide Whitecross Hair Metal yapiyor ve As I Lay Dying metalcore. Bi grubun yaptigi tür sadece aktüel olan müzikten degilde, sözleriyle içerigiylede belirlenir.


Classic metal (klasik metal)

Classic metal bir heavy metal müzigi türdüdür, gümleyen hizli basslariyla taninir, fakat daha az agir olan ve daha fazla melodic riffleri olan bir türdür, ayrica uzun lead gitar sololoru olan, yükselen ve alçalan vokaller ve korolar. Zirveye ula$tigi zaman 1980’lerin ba$iydi. Iron Maiden, Saxon, Dokken, Judas Priest, Twisted Sister, Europe, … gibi gruplar.

Fakat çok kisa bir süreligine çok tutulan bir tarzdi. Iron Maiden en önde gelerek 80’li yillarda 58 milyon album satmi$tir. Ondan sonra Dokken grubu sadece ABD’inde 6 milyon üzerinde. Europe’in The Final Countdown albümü, ABD’inde 7 milyon satti…..

Classic metal daha sonar bir çok metal türünü etkilemi$tir, bunlar hair metal, thrash metal, power metal ve death metaldir. Classic metal gruplari, sert müzik yapmami$lardir, daha çok melodiyi hissederek yapmi$lardir müziklerini thrash ve death metal gruplarina bakarak. Metallica, Morbid Angel gibi gruplarida etkilemi$tir klasik metal. Metal müzigin en saf halini hep gözününde tutmu$lardir. Agressifligin ve melodinin birle$mesinden dolayi klasik müzik yapan gruplar populariteyi yakalami$lardir.
Death Metal
Death metal bir heavy metal ve thrash metal birle$iminden olan bir türdür. Ilk olarak ABD’inde (özellikle Florida ve Californiya), Avrupada (özellikle ingiltere ve Isveç) ve Kanadada 1980’lerin sonunda ve 1990’larin ba$inda ortaya çikmi$tir.
Death metal, heavy metalin çogu alt türlerinde oldugu gibi tanimlanmasi çok zor bir türdür.
Bazi fanlarin ve müzisyenlerin bu tür, ve alt türlerin hakkinda sert genel dü$ünceleri vardir.
Digerleriyse böyle kategorize etmenin sinirlayici ve gereksiz oldugunu dü$ünmekteler. Bi çok zaman bi türden digger türe atlayi$ görülmektedir. Ve metal olmayan müziklerin katilmasida sik sik rastlanilan bir$eydir.
Death metal a$iri brutalligiyle, güçlülügüyle ve hiziyla taninmi$tir. Blast beat’ler (a$iri hizda gitar ve davul basslari) müzige güçlülük katmak için müzigin içersine alinir. Vokaller, death grunts (death vocal / death growl da deniliyor, anla$ilmasi zor olan death ve grind müzik vokali), pürüzlü, sert ve mistiktir vokaller (bazen sevmeyenler tarafindan “cookie monster” (bisküvi canavari) vokali denilir.)
Death metalin sözleri genelde toplumun daha karanlik yönlerini içermekte, diger metal türlerinin kaçindigi konulari i$lerler. Ama bazi gruplar, Dying Fetus gibi çogu zaman siyasetle ilgili sözler kullanirlar. Ölümcüllüge odaklanmanin ve müzik dogasinin a$iriya kaçtigindan death metal ismi verilmi$tir. Diger gruplar hala sözlerini korku filmlerinden esinlenerek yazarlar, mesela, Death, Cannibal Corpse, Mortician. Death metal beklenmedik tempolariyla, a$iri hizli ve komplike (karmakari$ik) gitar ve çift bass riffler içerir. Cogu gruplar dü$ük tune ve distortion’li gitarlar kullanirlar (genelde iki gitar kullanirlar), biri ritmi biride ‘lead’ (ana) gitar bölümleri çalar, çift bassli davullar ve death vokaller kullanilir. Bazi gruplar efekt (sonuç) için rastgele klavye veya ba$ka enstrümanlar katarlar müzigin içine. Bütün metal türlerinden, death metal en çok fiziksel katki gerektiren türdür.
1991’e kadar tarihi

Death metal açikca heavy metalden türemi$tir, fakat full hikayesi biraz kari$ik ve enteresandir, fanlar ve müzisyenler arasinda iyi bir tarti$ma konusuda olabilir.
Yinede death vokaller sayesinde bu tür kolay bi $ekilde taninir. Buna iyi bir örnek olarak Ingiltereli grup Venom’un 1981 yilinda çikarmi$ oldugu Welcome to Hell albümüdür. Death vokallerin bir çok kez kullanildigi bir albümdür. Ama müzigi $imdiki death metal degildir. Buna kar$in bazi fanlar Death metalin dogu$unun 1985 oldugunu savunurlar, Floridadan Death grubunun ve Californiadan Possessed grubunun çiki$indan sonra. Bu gruplarin müzikleri, her ne kadar üsttede belirtmi$ oldugumuz death metalin özelliklerini (extreme brutallik ve hiz) ta$isada, gruplar o dönem öncülerden farkli göze batcak yenilik getirememi$lerdir. Death’in 1987’de çiki$ albümü ve thrash metal yapan sepultura’nin yaptigi müzik arasinda müzik farkliligi yakalamakta güç çekilir.

Death metal müziginde ba$ka önemli bir çarpi$mayi 1983 ve 1985’te ‘Show No Mercy’ ve ‘Hell Awaits’ ile Slayer grubu yapmi$ti. Death vokaller’in eksikligiyle, sarki yapitlari thrash metalden daha çok death metale yakin olmasi yüzünden. Aslina bakilirsa yinede özellikle Slayerin 1986’da çikarmi$ oldugu Reign in Blood albümü, death metal fanlarinin favorileri arasinda yer almakta.

Daha once güvenlerini inançlarini yitirmeyen ‘Death’ gibi death metal gruplari formati ileri götürmeyi ba$ardilar, en sonunda müzigin atalarinin, yani thrash metalden gereginden çok farkli bir hal almasini ba$ardilar.

Diger death metal tarihçileri, 1985 yillarinda ortaya çikan death metal gruplarinin yaptiklari müzigin post-thrash (post = sonra) oldugu kanisindadirlar. Sadece ‘Death’ grubun ismini bile bu türden aldiklarini savunurlar. Bu tarihten yola çikarak, ‘Death metalin’ modern kavrami – yani kökenleri olan heavy ve thrashten ayrilmalarini – 1989 – 1990 yillari olarak belirtebiliriz.
Death ve bu gibi gruplarin olgunla$malarindan sonra, müzige çok önemli bi zenginlik katmi$ olmalariyla ve brutal ve death vokalleriyle kari$tirmalariyla, hardcore punk ortaya çikmi$tir.

Ayni NWOBHM (New Wave Of British Heavy Metal)’in Iron Maiden tarafindan orjinal (degi$ik) bir çiki$ yapmasi gibi ba$ka gruplarde 1970’lerde punk-rock’in etkisinde kalarak bu degi$ikligi yapmi$tir. 1980’lerin sonunda ise punk ile metalin kari$imiyla bir kez daha yeni $eylerin ortaya çiktigi görülmü$tür. Bu tarihlerde karmakar$ik ve çogu zaman beyinleri kari$tiran geli$meyi, Napalm Death grubu ili güzel bir örnek vererek açiklayabiliriz. Napalm Death bi çok zaman grindcore grubu olarak tanimlanmi$tir. Bu grup daha önceleri heavy metali Death grubundan esinlenerek müziginin içersine almi$tir (Death’in Infernal Death ve Massacre demo albümleri mesela), ve ayni zamanda çogunlukla hardcore-punk dali altinada alinmi$tir. Yinede, 1990’dan once, Napalm Death grindcore birakip tamamen degi$iklik yapmi$tir (ve bi çok eleman gruptan ayrilmi$tir). 1990 yilindan sonra Terrorizer’s grubunun World Dawnfall albümlerinden sonra, hardcore-punk ve thrash metal’in birle$tiginin devam etmesinin kanitidir. Floridali Morbid Angel ve yeni Napalm Death’de bu türü sürdürmü$lerdir.
Bu gruplar’in ardindan bir çok grup bu müzik türünü seçmi$tir, Ingiltereli Bolt Thrower, Carcass, Isveçli Entombed, New Yorkli Suffocation ve bi çogu…. Ve bu yeni tarz Death grubununda bu türü 1991 yilinda çikardiklari Human albümleriyle takip etmesiyle tamamen kaliplanmi$tir ve öyle kalmi$tir. Ba$ka güzel bir örnek 1991 yilinda Morbid Angel’in çikarmi$ oldugu Blessed Are The Stick albümüdür. Bu tarihten sonra, daha öncede saydigimiz bütün Death metal özellikleri mevcuttur: önceden tahmin edilemeyen tempolar, sayi degi$iklikleri, arasira a$iri hizda davullar, igrenç sözler ve death vokaller…
Death metal’i tanimlamak isteyenler sürekli terimleri kari$tirirlar, müzisyenler, gruplar bile buna dahildir. Bill Steer (Napalm Death) bi keresinde $öyle dedi: Death metal 1990’da ölmü$tür, ve her kim 1990 yilindan sonra death metal yapiyorum diyorsa yalanci ve beceriksizdir.
1990’dan sonraki geli$meler
1990’yillarinda Death metal degi$ik yönler almi$tir, çok zengin alt türler dogmu$tur, a$agidakiler dahil:
Melodic Death metal: gitarlar daha çok harmonik ve melodik olmu$tur. Yinede daha fazla melodik olmasina ragmen American Death metalden daha fazla eksiksiz/kusursuzdur. Bu tür çogu zaman Isveçi aklimiza getirir, özellikle Gothenburg’i, ve bide Norveç ve Finlandiya (bakiniz Scandinavian Death Metal).
· · Bu türü en iyi yapan gruplar At the Gates, In Flames, Dark Tranquillity, Arch Enemy ve Dismembered’dir. Bu Gothenburg gruplari bi çok zaman Iron Maiden’e özgün olan esque-teknigini kullanirlar ve bir çok hardcore gruplari tarafindanda çok sik kullanan riff-lugati hazirlami$lardir. Bu hardcore gurplari 2001 yilinda önemli bir çiki$ ve popularite yakalami$lardir. Bu stilin kökeni yüzünden bu gruplara bi çok zaman Gothencore gruplari derler.

Florida Death Metal, bu türde en önemli gruplar yer almakta. Bunlar biraz daha vah$iler Isveçli gruplarla kar$ila$tirdiklarinda. Hatalara daha çok dikkat eden, yada i$ini tam anlamiyla yapan, death grind ile kar$ila$tirildiginda ise daha ali$ilmi$lar, fakat teknik bakimindan daha dogrudan daha brutal. Gruplar: Deicide, Monstrosity, Obituary, Death (bazi albümleri tekniktir)

Technical Death Metal (veya Progressive Death Metal) dar olan ama saglam olan bir alt türdür, müzik komplikesi ve dogal yetenek en önemli olandir. Bu tür müzik yapan gruplar: Gorguts, Necrophagist, Spawn of Possession, Cynic, Atheist, Theory in Practice, Cryptopsy, Nile, kismen Morbid Angel ve bide Death grubunu katabiliriz.

Brutal Death Metal (veya Deathgrind) grindcore sarki özellikleriyle death metalin kari$imiyla ortaya çikmi$ olan bir türdür. Gruplar: Pyaemia, Brodequin ve Deeds of Flesh. Bu türü en iyi yapan eski Carcass’tir. Degi$mi$lerdir ve her albümü bu türü içermemektedir. Exhumed ve Impaled, heriki grupta Carcass’ten esinlenerek bu türü yapmi$lardir. Kanli medikal sözler kullanmaktadirlar.

New York Death Metal, New York Hard Core etkisiyle ortaya çikmi$ bir türdür. Avuçiçi riffleri kullanilmakta ve girtlaktan gelen derin vokaller kullanilir. Suffocation, Cannibal Corpse and Pyrexia bu türü en iyi temsil edenlerdir. Ba$ka iyi olan gruplar var ama bu türe tam uymuyorlar (Immolation, Incantation, vb).

Doom death: bu tür yava$lami$, melankolik bir alt türdür, klasik Doom metalden esinlenmi$ bir türdür. Disembowlment, My Dying Bride, Anathema, Paradise Lost tarafindan yaratilmi$tir.

Slam Death Metal: çok fazla hardcore’yi animsatan bozukluk ve a$iri dü$ük hiriltili vokaller kullanilir. Devourment bu türü icat etmi$tir. Erkekçe (delikanli) metalcore’da deniliyor.

Blackened Death metal, death metal ile black metal’in kari$imidir. Rifflerle vokallerle bi biçim/tarz yaratmak istenilir bu türde. Dissection buna ba$lica iyi bir örnektir, Emperorda IX A Equilibrium albümüyle kesinlike bu türe uyandir.

Death Thrash (Deathrash’da denilir), Thrash metaldir ama Death metal elementleri içeren bir türdür, hiz, gitar seçimi teknikleri ve vokaller Death metale aittir. Benediction, Cancer, Konkhra and Criminal bu türü yapan gruplardir. Bazi Sepultura albümleride bu türe dahil edilebilir.
Grindcore, death metalin daha a$iri (sinirsiz) bir türüdür. Fakat, bi çok fanlar ve grindcore yapan müzisyenler, Death metalle tarihi ayni anda ilerledigi için, bu türün ayri kendi halinde bir tür oldugunu savunurlar (ikiside 1980 yillarinda dogmu$tur). Death metal thrash metalden, ve grindcore hardcorepunkten, herbiri biribirinin yaradili$ini etkilemi$tir, ama önceki grindcore’nin daha fazla hardcore punk ve peace punk etkisi oldugu bellidir.
Daha ba$ka heavy metal alt türleri vardir, death metalle metal olmayan türlerinin birle$mesiyle ortaya çikan, mesela death metalle jazz müzigini Spheres albümleriyle Pestilence adinda bi grup yapmi$tir.

Doom metal

Doom metal bir heavy metal türüdür. 1980 yillarinin ortasinda ortaya çikan bir türdür. Yava$ ve agirdir ve karanlik atmosfer yaratmak için tasarlanmi$tir, bunalim ve melankolidir. Black Sabbathin önceleri çikardigi i$lerden esinlenilmi$tir, ve Black Sabbathin bi kaç parçasi (Black Sabbath gibi) çogu zaman doom metal parçalarinin önde geleni olarak nitelendirilmi$tir.

Doom metalin tarihi

Yinede 1970 yillarinin ba$inda Black Sabbath ve Pentagram (Amerikan)’in yaptigi müzik proto-doom olarak sayilir, hiç bir grup o zamanlar doom metal grubu olarak sayilmami$tir. 1970 yillarinin sonlarindan 1980lilerin ba$larina kadar , Trouble, Saint Vitus ve Witchfinder General gruplari doom metalin ayri bir tür olmasinda büyük karkida bulunmu$lardir.
Bu gruplarin yapmi$ olduklari müzigin köklerinin Black Sabbath’in müziginden olmasi söylenemez. Tipki NWBHM’de oldugu gibi. Özellikle Witchfinder General grubu. Müzigin yava$ olmasi, thrash metal ve speed metalde bulunan a$iri hiz’a kar$in bir reaksiyon olarakta
kabul edilmektedir. Isveçli Candlemass grubu doom metalin dünyaca ünlü olmasini saglayan gruptur ve metal dünyasinda en önemli ve en etkileyici doom metal grubu namini almi$tir.
1986’da çikarmi$ olduklari Epicus Doomicus, Metallicus albümleri doom metal türüne en iyi örnek olabilcek albümdür. Klasik doom metal taraftarlarinca/hayranlarinca doom metali en iyi olarak Saint Vitus grubu tanimlar. Ayni adi ta$iyan çiki$ albümlerini 1984 yilinda piyasaya sürmü$lerdir. Yani doom metal’in yeni bir tür olarak kabul edilmesinden iki yil once.

Daha sonralari doom metal 1990 yillarinin ba$larinda, bazi gruplarin doom metale özgün yava$ melankolik stili, death metalle ve extreme metal ve girtlaktan çikan vokallerle harmanlamasiyla, geli$mi$tir. Bu harmanlanmi$ türü ilk olarak Celtic Frost kullanmi$tir, daha sonrada bu gruptan etkilenerek Winter grubu bu türü yapmaya ba$lami$tir. Yinede bu türde ilk akla gelen gruplar arasinda Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema yer almaktadir. $imdilerde ise bu tür clean vokallerle yapildiginda bu türe klasik doom denilir. Hiriltili seslerle yapilan türe ise death/doom ismi verilmi$tir, daha da yenilere gelecek olursak nu-doom bile vardir.

1990 yillarinda doom metal türleri dahada artmi$tir, yinede klasik doom ve death doom herzaman bu i$in merkezi olarak kalmi$tir. Bazi gruplar, The Gathering ve Theatre of Tragedy gibi, Paradise Lost’un müzigini almi$lardir. Sakinligi (yava$ tempolari) çikarip yerine kadin vokaller katmi$lardir, o süretle gothic metal türünü geli$tirmekte yardimci olmu$lardir (unutulmamasi gereken bir $ey, paradise lost gothic isimli albümlerinde kadin vokali kullanmi$tir). Yinede bu türün doom metalden etkilendigi bilinir, doom metalin bir alt türü degildir: bazi elementler, yava$lilik (agir tempo) ve agir rifflerin vurgulanmasi, çogu zaman eksiktir. Yinede, ba$ka gruplar, doom metal türünden ba$ka a$iri alt türler yaratmi$lardir, funeral doom ve drone doom gibi. Bu türün öncülerinden Thergothon ve Earth gruplari vardir.

Doom metal ve Stoner Metal arasinda herzaman bir baglanti yapilmi$tir. Fakat herikiside kendi çapinda geli$mi$tir. Stoner Metal (rock) veya Kyuss, Queens of the Stone Age gibi gruplar doom metal’e agir bir sound katip ve kuvvetli Black Sabbath müzigi etkisiyle bir tür yapmaktadirlar. Ama çogu zaman farkli amaçlari vardir: doom metal melankoli ve hüzün yaratmayi amaçlarken, stoner metal moda olan soundlar ve ruhun daha farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar kullanirlar. Daha sonralari Cathedral ve Electric Wizard gibi gruplar doom metali ruhun farkli $eyler hissetmesini saglayan soundlar’i birbirine kari$tirmi$lardir, ve böylelikle doom metalle stoner rock’i harmanlami$ oldular.

Enstrümanlar

Bi çok metal türünde oldugu gibi, doom metalin temelinde vokaller, gitarlar, bass gitarlar ve davullar vardir. Agir rifflerin bütün alt türlerin önemli bir parçasi olmasi dikkate alinmalidir. Bi çok doom metal gruplari, özellikle yeniler, klavye kullanirlar, klasik doomda bile, yinede klavyeler ali$ilmadik olarak görülür. Bir çok gothic metalden etkilenmi$ doom metal gruplari, My Dying Bride veya Funaral gibi, i$in içine kemanlar eklemi$lerdir.

Doom metalin alt türleri (degi$ik stilleri)
Traditional doom (Geleneksel doom)

Yava$ melankoli rifflerden olu$an metal, Black Sabbath’ten ve NWOBHM’den etkilenerek ortaya çikmi$tir. Tipik örnekler: Saint Vitus, Pentagram, Candlemass, Solitude Aeturnus, Reverend Bizarre, Solstice, Warning, Solomon Kane. Önemli bi sinir olan (daha once) Cathedral, traditional doom metal olarak nitelendiriliyor, daha sonralari modern death / doom yapan gruplar tarafindan. Traditional doom metalin tarihinde 4 dalga olu$mu$tur. Birincisi bu i$in öncüleri olan, ve doom müzigin prototipi olan Black Sabbath ve Pentagram ile ba$lami$tir, ikincisi 80’li yillarin ortasinda Saint Vitus ile ba$lami$tir, üçüncüsü Cathedral’in çiki$ albümü olan Forest of Equiluibrium’in ba$arisiyla ba$lami$tir ve dördüncüsü daha yenilerde Reverend Bizarre grubu ile dogmu$tur.

Death Doom

Death metalle klasik doom metalin birle$imiyle ortaya çikan tür. Tipik örnekler: Winter, Unholy (eski), Paradise Lost (eski), My Dying Bride (eski), Anathema (eski), Katatonia, Disembowelment (bazi diger etkenlerle). Önemli sinir olan Cathedral grubudur, modern death/doom yaraticilarindandir.

Funeral Doom

Funeral doom, death/doom’in daha agir ve doom deathin alt yapisidir. Funeral gruplar doom metalin agir temposunu alip, a$iri bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlarlar. Bu türün öncüleri: Thergothon, Skepticism ve Funeral. Daha sonra çikan gruplar: Shape of Despair, Stabat Mater, Mournful Congregation ve Until Death Overtakes Me.

Drone doom

Funeral doomdan daha temel olan bir türdür. Drone doom ‘noise’ ve ‘ambient’ten etkilenerek olu$mu$tur. Vokaller ve davullar bile çogu zaman yoktur, ve müzikte beat’ ve ritm bile eksiktir. Bi $arki sürekli ayni $ekilde ilerleyebiliyor. Hatta $arkilar birbirine benzer. Tipki Funeral Doom’da oldugu gibi, Drone Doom bunalim ve bo$luk atmosferi yaratmayi amaçlar.
Stephen O’Malley Earth grubundan esinlenerek bu türün kurucusudur. Tipik örnekler: Sunn O))), Earth, Khanate.

Stoner doom

Doom metal ve Stoner Rock kari$imidir. Tipik örnekler: (daha sonraki) Cathedral, Sleep, Unearthly Trance, Grand Magus. Cok önemli bir sinir olan Electric Wizard grubu vardir, akillari kari$tirarak traditional doom, stoner doom ve sludge doom arasinda gidip gelmekte.

Atmospheric doom

Cogu zaman agir olmayan ve genelde doom metalin daha çok melodic türüdür. Cogunlukla kadin vokalli. Tipik örnekler: (daha sonraki) My Dying Bride, The 3rd And The Mortal, Avrigus ve The Gathering.

Sludge Doom

Stoner doom’a özgün olan kalin riffli sound’i, hardcore’nin saf törpülenmemi$ ve çiglik atan vokallerini kari$ik olarak kullanan bir doom türüdür. Sludge doom, doom metalin birazcik daha di$inda kalan ve tadini böyle elde eden bir türdür (yinede bi kaç grup, Eyehategod ve Crowbar gibi gruplar, metal camiasi içinde taninirlar). Stoner rock’in zittina Sludge gruplari hayati pozitif görmezler.

Industrial Doom

Bi çok doom metalin kari$imidir. (çogunluk doom/death) ve sludge, ama temelinde endustriel soundlar vardir. Gruplar (eski) Godflesh, Skin Chamber ve (eski) Swans. Elektronic soundlarin kullanilmasi agir basiyor, örnekler ve davul makineleri gibi, ve bilinmi$ gitarlar müzigi tamamlar. Ayni tonlarda gitmeyen müzik ve melodileri yok ederler. Tipik örnekler: Zaraza, Wraith of the Ropes, Philistine.


Goth metal

Goth metalin diger adi Gothic Metal, doom metal, heavy metal ve goth müzigi kari$imidir. 1990li yillarin ba$inda Avrupada ve Amerika Birle$ik Devletlerinde ortaya çikan bir türdür. Goth metali kategorize etmek çok zordur bu kanitlanmi$tir. Bazi fanlar tür ve alttürlerin kavramlarini çikarirlar fakat digerleri bunu gereksiz bulurlar. Cok siklikta bir kategoriden diger kategoriye geçi$ vardir, ve çokta metal olmayan müzik etkileride bulunur.

Aslen Goth Metal doom metalin akimidir, Celtic Frost (Isviçre) ve bi kaç yil sonra, Paradise Lost (Ingiltere) ve The Gathering (Hollanda)’in agir doom riffleriyle death hiriltilari yerine kadin vokal ve melodik klavyeler katmasiyla ba$lami$tir. Type-O-Negative (Amerika), My Dying Bride (Ingiltere), Anathema (Ingiltere), müthi$ klavyeler kullanip karanlik atmosfer yaratmi$lardir. Yinede Paradise Lost’in 1991 yilinda çikarmi$ oldugu ‘Gothic’ isimli albümü, ilk gothic metal albümüdür. Ilk Gothic Metal $arkisini ise Celtic Frost 1987’de 3. albümleri olan Into the Pandemonium’da opera kadin vokalini death metalin hiriltili vokaliyle harmanlayip yapmi$tir. Bu album bi çok gruba etken olmu$tur. Paradise Lost, The gathering ve bi çoguna…

Theatre of Tragedy, Tristania ve The Sins of Thy Beloved gibi Norveçli gruplar, karanlik akildan çikmayan müziklerine, mükemmel sesler katmi$lardir. Orta çaga ait elementler, Gregorian korolar, kilise orglari, yanflüt, yaylilar, kemanlar, ve operatik vokallerin doom metale katilmasiyla birlikte yeni büyüleyici bi müzik stili dogmu$tur. Bu tür ‘Scandinavian Gothic Metal’ olarak bilinir ve çogu zaman symphonic black metal veya death metal’e benzetilir (Therion mesela). Bide, her doom veya death metale kadin vokal katan grup gothic metal yapiyor anlamina gelmez. Visceral Evisceration (Austria) istisnadir.

Gothic metalin daha yumu$ak versiyonu 1990li yillarin ortasinda dogmu$tur. Bu gruplarda özellikle kadin vokallere odaklanmi$lardir, ama özellikle operatik veya soprano vokal degil, ve doom elemenlerle, erkek death vokalleri daha azalmi$lardir. Örnek gruplar: The Gathering (Hollanda), Within Temptation (Hollanda), Lacuna Coil (Italya) ve Lacrimaso (Almanya). Bazi gruplar electronik soundlar ve rock müzigini bilinmi$ gothic metal sound’ina katarlar, gothic metalin daha kabullenir daha hafif hale gelmesi için.

Genel olarak, Gotik metal lirikleri çe$it çe$it konulari i$ler: din, tanri, cennet ve cehennem, romantizm, (gotik) korku, depresyon, yas, bo$luk ve ölüm.

Gothic Metal $imdilerde Kuzey Avrupada, özellikle Norveçte geli$mi$tir.


Thrash Metal

Thrash metal Heavy metal müziginin bir alt türüdür. 1970’li yillarinin sonu ve 1980’li yillarinin ba$inda bi kaç heavy metal gruplarinin ali$ilmi$ metal melodilerinin ve rifflerinin içine a$iri hiz katmalariyla ba$lami$tir.

O andan itibaren, thrash metal zor kategorize edilcek bir$ey ortaya çikardiklarini ispatlami$ bulunmaktadir. Bi çok zaman bi türden diger bi türe atlayi$ oldugu görülmektedir, ve metal müzigi olmayan türlerinde (klasik müzik ve jazz) bu türün içine katilmaktadir.

Ba$langiç

1981 bazi fanlar tarafindan çok kritik bir yil olarak görülür, ama bazilari daha önceleri thrash metal yapildigi kanisinda. Black Sabatth’in 1975 yilinda yapmi$ oldugu “Sympton of the Universe’ isimli parçada kullanilan ilk riffler, ilk thrash metal riffleridir. Fakat ‘Children of the Grave’ ve ‘Into the Void’ (1971) parçalarindada thrash riffleri vardir. Speed metalin öncülerinden olan Judas Priest ‘Stained Class’ 1978, albümlerinde thrash diyebilecegimiz noktalar vardir. Hatta 1979’da Tyrant isimli $arkinin canli versiyonunda thrash metale çok yakin olan riffler kullanilmi$tir.

Motörhead’in Overkill albümüyle (1979) New Yorktan çikan bi thrash metal grubu olarak ilk isimdir. 1981’de yazmi$ olduklari ‘Unleash the Beast Within’ isimli parça ise ilk thrash metal $arkisi olarak bilinir. Hemen pe$inden, California’li kisa ömürlü ‘Leather Charm’ ‘Hit The Lights’ isimli parçayi yazmaktaydiki grup dagildi. Fakat bu grubun en önemli söz yazarlarindan birinin sonradan Metallica grubuna katilmasiyla, Metallicaya nasip olmu$tur bu $arki. Metal Church grubu 1980-1981 yillarinda bi çok deneme kaydi yapmi$tir, eski Metallica ve Overkill tarzinda. Fakat yeterince thrash degildi. Ilginç olan, Metallicanin davulcusu, Lars Ulrich, 1980de Metal Church’te çalma teklifi almi$tir, fakat bir sure sonra gruptan atilmi$tir.

Cok yüksek etkili olan Venom grubu, Welcome to Hell albümünü 1981 yilinda kayit edicekti.
Venom’in thrash metalin geli$mesinde çok büyük bir payi olacakti.
Fakat ilk thrash metal demosu Metal Chruchten kelmi$tir, 1981 yilinda Red Skies. Enstrümental bi albüm, thrash, speed ve power metal içermekte. Fazla sati$ yakalayamadilar. Fakat 1982 yilinda çikarmi$ olduklari Four Hymns demosuyla bu degi$ti. Metal Chruch kronologik olarak ilkti.

Metallica ise 1982 de çikarmi$ olduklari Power Metal demolariyla ikinciydi. Ilk Thrash albümü ise Metallicadan gelmi$tir, Kill ‘Em All (1983) ile. Bu arada Avrupali Artillery 1982 de demo albümlerini çikarmi$lardi. ‘Their We Are The Dead’ daha çok Black Sabbath müzigine yakindi ama thrash metal hali almi$ti. Fakat Metallicanin yaptigi müzik kadar hizli degildi, rifflerdeki fikirler benzerdi.

Yükseli$

1984 yilinda, Overkill’in çikarmi$ oldugu ikinci demoyla (Feel the fire) ve Slayer’in ‘Haunting The Chapel’ EP’siyle, Thrash Metal müzigi bir yükseli$ ya$ami$tir.. Exodusun Bonded by Blood ve Slayerin Hell Awaits (1985) albümleriyle daha karanlik ve daha agir soundlarda thrash metal’e yol açmi$tir. Kanadali grup, Eudoxis, 1985 yilinda ‘Metal Fix’ albümünü çikarmi$tir. Hemen pe$inden 1986’da Attack From Above ve 1991 yilinda Open Fire albümleri çikmi$tir. 1985te Artillery We Are The Dead albümüyle ve Megadeth’te çiki$larini yaptilar. Megadeth, thrash metal rifflerini daha çok dü$ünülmü$ speed metal sololoariyla (Judas Priest sololari gibi) birle$tirmi$tir. Ve 1990’da Rust In Peace albümleriyle en iyi gerçekle$tirdikleri sound’i yakaladilar.

1986 yili thrash metal için dönüm yili olmu$tu. Bazi o güne kadar çikarilmi$ en iyi thrash albümünün çiktigi yildir. Dark Angel, gereginden az deger verilen Darkness Descends albümleriyle, en agir ve hizli thrash albümünü çikarmi$tir. Slayrin Reign in Blood albümü, dünyaca klasikler arasinda yer almakta, ve Alman grubu Kreator Pleasure to Kill albümleriyle brutallik konusunda yeni standartlar çikarmi$tir, (death metal yapan gruplarda bunlardan etkilenmi$tir). Megadeth daha fazla zor olan ve teknik olan Peace Sells … But Who’s Buying? albümünü çikarmi$tir. Metallicanin Master of Puppets albümü bu türün daha fazla zor anla$ilmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1980’li yillarin ortasindan bi çok geli$me ya$ami$tir ve alt türlerin dogmasiyla bir çok grubu, mesela Death ve Possessed’ide etkilemi$tir. Possessed death metal gruplarinin önde gidenlerindendir, 1984 yilinda ilk daha fazla karanlik thrash olan demolarini çikarmi$lardir. Bu tarza death metal adi verilmi$tir. Ve belkide ilk örnegi Seven Churches (1985) olan death-thrash klasigi olacakti. Bazi gruplar daha öncede söylendigi gibi speed metalle thrash metali birle$tirmi$lerdir. Örnegin, Helstar, Testamen, Megadeth ve Heaten, görkemli lead gitar i$leriyle bilinirler. Daha sonralari Watchtower grubu Energetic Dissambly albümleriyle teknik, caz müzigine benzer söz yazilarina yenilikler katmi$tir ve bu Coroner ve teknik death metal gruplari, Atheist, Cynic ve Death tarafindan dahada geli$tirilmi$tir.

1988 gibi bu tür yeni gruplarin, klasik albümleriyle tam doyuma ula$mi$tir. 1989 yilinda Sepulturanin Beneath the Remain albümüde buna dahildir. Vio-lence, thrash metal’e baya bi geç ba$lami$tir, vah$i riffler ve hardcore-punk vokalleri kullandilar. Bi çok grup daha thrash metal yapmi$tir, fakat türe yenilik katmami$lardir. Bazen Megadeth’in Rust in Peace albümü son çikan en iyi klasik thrash metal albümüdür. Ve bugün bile Megadeth’in en ba$arili albümü olarak görülür.


90’li yillarda geli$meler

Kisa bir sure içinde, post-thrash metal gruplari yeni soundlarla daha fazla yenilikler katacaklar, diger yandan klasik thrash metal yapan gruplar bi kenara itildiler. Yinede 1990li yillard thrash metal dalinda çok iyi i$ çikaranlar olmu$tur, mesela Iced Earth, Night of the Stormrider albümüyle, power-metal ve thrash metali birle$tirerek. Cogu gruplar daha agir, daha modada olan soundlara yöneldiler, bunlara Machine Head ve Pantera’da dahildir. Bu olay 1990’li yillarda bi çok thrash metal yapan gruplarin dogmasina sebep olmu$tur.

Thrash metal 1990’li yillarda, Avrupali Hypnosia ve Carnal Forge (hizli death/thrash)’in çiki$iyla birlikte tekrar tutulmaya ba$lami$tir. Bazi gruplar Swedish Death metal rifflerine punk etkenleri katmi$lardir, The Haunted gibi. Ama özellikleri yüzünden thrash metal müzigine çok uzaktir. Daha sonra Overkill ve Destruction gibi gruplar bi çok modern thrash metal albümü çikarmi$tir. Modern thrash metal: geli$tirilmi$ yapitlar ve klasik riffler. Exodus’un Tempo of The Damned albümü thrash metal’e ba$ka bir yeniliktir.

Viking Metal Black metalin bir alt türüdür. Bi çok ki$i Viking Metalin, Vikinglerle ilgili sozler içeren ve Iskandinav mitolojisiyle ilgili sözler içeren herhangi bir metal türüdür zanneder. Ama, bu tamamen degi$ik bir metal türüdür. Aranjeler bilinmi$ black metal’e nazaran daha farklidir. Norveçte 1990li yillarin ba$inda dogmu$tur Viking Metal. Bu türe en iyi örnek gruplar, enslaved, bir zamanlar Bathory, Thryfing ve Moonsorrow.

Sözler epiktir, Vikinglerin ve Hristiyanlarin arasindaki sava$lari açikca anlatan olaylar içerir.


Aternative metal
Alternatif metal bir rock müzik derlemesi denilebilir, 1990’li yillarin ba$larinda grunge’in yanisira populer olmu$tur. Bi çok alternatif metal parçasini incelersek heavy metal ve alternatif rock müzigi, özellikle 1980’lerin indie rock’inin, kari$imi oldugunu görürüz.
Heavy metal riffleri yogunluklu, fakat genelde deneysel olarak. Sarki sözleri geleneksel degildir. Eglenceli, ali$ilmadik teknikler, heavy metal müzigi yakla$imina zit ve metal müzigi di$ina çikan geni$ etkiler.

Terim, serbest kategori olarak kabul edilir, fakat çogu zaman sanatçilarin yaptiklari müzik tarzi tek olarak bilinir yada metal veya alternatif müzik dali altina koyulmasi zor bir türdür. Faith no more bu müzik kriterlerine uyan güzel bir örnekitr.

Heavy metal bu türün en enömle parçasidir, fakat 1980’lerin yeralti thrash müziginden çok farkliydi. Alternatif metal ilk olarak alternatif rock müzigi fanlari tarafindan sevilmistir. 80’li yillarin alternatif metal gruplarinin kökleri Amerikan Indie yeralti sahnelerini doldurmu$tur.
Alternatif metal gruplari çogu zaman hardcore punk, post-punk, gothic rock (Jane’s addiction), noise rock (Big black, Sonic Yourth, White Zombie), grunge (the Melvins, Soundgarden), ve industrial music (Ministry, Nine Inch Nails) gruplarindan ortaya çikmistir.
Fakat bazi gruplarin genis kapsamda etkenleri olduguda hiç görülmemis degildi, mesela Soundgarden, Bad Brains, Bauhaus ve Butthole Surfers’den etkilenmistir.
Bu gruplar farkli bir hareket veya sahne yaratmadilar, sadece deneysel birseyler ortaya çikarmakla ugrastilar. Mesala, Jane’s Addiction inanilmaz sahne showlariyla fanlari karsisina çiktilar. Faith no more grubu ise alternatif metal müzigine rap ve funk müzigini eklediler, diger yandan Primus, funk, progressive rock, thrash metal ögeleri ve punk rock’i karistirdi.
1990’li yillarin ‘grunge’ hareketi -grunge müzigin kendisi 1970’li yillarin metal müzigi ve yeralti punk müziginin kari$imiydi- alternatif metal müzigi gruplarinin dogmasini durdurdu.
Alternatif rock müziginin çikisiyla birlikte alternatif metal, 1990 yillarinin baslarinda Nirvana dönemi müzigi yapan gruplarla birlikte yeni tabir almistir. Metal tarihinin önemli isimlerinden Ian Christe ‘sadece heavy, metal olmasina gerek yok’ demis. Bu türü yeni isimler yapmaya baslamistir, White Zombie, Nine Inch Nails ve Fear Factory, techno-beatleriyle heavy gitarlari karistirarak, industrial wave’yi baslatmistir. Tool müziginde progressive rock etkenleri bulunmaktaydi. Rage Against The Machine hip hop ve post-punk katmistir.
1990’li yillar ilerlerken, alternative metal sound’i yeni gruplarin degisik ilhamlariyla birlikte standartlasmisti. RATM, Korn, Nine Inch Nails ve Helmetti bunlar. Özellikle Helmet, düsük tonlarda olan riffleriyle ve agresif ses kakismalariyla ‘Nu Metal’ hareketi için yeni ses doguracak isler çikarmisti. Alternatif metal ve Nu metal’i ayiran, cins sound’i disinda, underground rock sahnesine çok az bir baglantisi olmasi.

Folk metal

Folk metal, folk müzigi (halk müzigi) içeren heavy metalin bir alt türüdür.



Dünya her bir yaninda çesitli halk geleneklerinin olmasi nedeniyle, bi çok folk metal türü vardir. Unutulmamasi gereken, bir çok metal türlerine folk müziginin karistirilmasidir. Mesela ‘Mael Mórdha’ Kelt/Irlanda halk müzigini, doom müzigiyle karistiriyor. Celtic metal grubu, Geasa (ve kardes grup, Primordal) Irlanda halk müzigini black metalle karistiriyor. Vedic metal yapan baska bir örnekse Singapor’li Rudra grubu. Iki folk soundlari ayni görülebilir fakat asil metal farklidir. Gruplar yinede kullandiklari halk müzigi türüne göre siniflandirilirlar.



Folk metal gruplari kendi yasadiklari ülkelerde ticari basari elde edememislerdir, fakat dis ülkelerde büyük basarilar elde etmislerdir. Mesela Northumbrian’li ‘Skyclad’ grubu ingilterede basarili olamamistir, fakat Avrupada, Güney Amerikada büyük bir fan kitlesine sahiplerdir. Veya Celtic Metal grubu ‘Cruachan’ Irlandada büyük basari elde edemedi, Rusyada çok seviliyorlar. Folk metal bir çok insan tarafindan sadece bir yenilik olarak görüldü. Gruplarsa kendi kültürlerinin daha modern heavy metal müzigiyle erimesini istediler.

Ne yazikki halk müzigine olan ilginin bi çok ülkede azalmasiyla birlikte folk metal’e olan ilgide azaliyor. Fakat Kelt ve Viking kültürüne karsi ilgi çekmekte basarili oldular. Folk metali kesfeden bi çok fan, saf halk müziginide dinlemeye basladi. Folk metal, Vedic metal sayesinde Uzak Güney Asyada ve Güney Asyada çok sevildi. Cünki Vedic Metal’in temeli Hinduizm.

Folk Metal gelismesi

Folk metalin kuruculari kesinlikle Skyclad, fakat Cruachan, Otyg ve Windir gibi gruplarin, 1990’li yillarin ortasi ve sonlarina dogru piyasaya çikmasiyla iyice sevildi. Bati Avrupada bir çok Folk metal etkenleri olan Black Metal gruplari vardir. En çok göze batan gruplar Graveland ve Nokturnal Mortum’dir. Bu türün öncülerinden Hammerheart albümleriyle Bathory grubu olmustur ve tartismasiz Viking kültürünü folk metal müzigine katan grup olmustur. Amon Amarth Bathory’nin ardindan Viking kültürünü müziklerine katmaya devam ettiler. Fakat onlar tür olarak tam ayni degiller tabi. (Amon Amarth = death metal grubu). Sarki sözlerinde Folk Metal konulari isleyen gruplar Folk Metal dali altina alinmazlar.


Glam Metal

Glam Metal 1970’lerin sonlarinda Amerikada dogmustur.

Köken

1970’li yillarda, bir çok heavy metal grupları tarafindan bu tür yapmaya baslandi, Alice Cooper, Black Sabbath, Led Zeppelin, KISS, Aerosmith, The Scorpions, Urah Heep, AC/DC ve Ted Nugent. Daha az taninan ‘Angel’, ‘Starz’, ‘Montrose’ ve ‘Legs Diamond’ gibi gruplar Heavy Metal’i Glam Rock ile birlestirdiler
1978 yilinda Van Halenin çikisiyla baya bi degisiklik kazandi bu tür. Gitarist ‘Eddie Van Halen’in degisik ‘Tapping’ teknikleri bulmasiyla ve David Lee Roth vokaliyle Glam Metal kalibi ortaya çikmisti. Van Halen Amerikada çok büyük bir basariya ulasti. Sayisi belli olmayan gruplar Los Angeles’e yerlesip Van Halen’in takipcileri oldular.
1980’lerde Glam Metal
Daha önceleri çikmis olan ‘Sweet’, ‘New York Dolls’, ‘Judas Priest’ ve ‘Alice Cooper’’dan etkilenen Glam Metal dalgasini ortaya çikaran gruplar, Motley Crue, WASP, Dokken, Quiet Riot ve Ratt. Öncülerine bakilirsa yaptiklari müzik daha az melodik.
Glam metal agresifti, sarki sözleri çogu zaman kizlar, içki, uyusturucu ve hilelikle alakaliydi. Müzikal olarak, Glam metal parçalarinda çogu zaman distortionli gitarlar, ‘Hammer-on’ sololar, ve çilginca davular ve bunlari bütünleyen bass’lar vardir. Glam Metal gruplari alem hayatlari, uzun, alay edilen saçlari ve gereksiz makyajlari, giysileri ve takilari yüzünden popularitelerini kaybettiler.
1980’li yillarin ortasinda, glam metal baska kaynaklardan etkilendi, 1970’lerin romantik rock’i gibi. Bon Jovi, Skid Row, Deff Leppard ve Poison gibileri power ballad’lari çikardilar.
Guns N’ Roses 1987 Glam Metalin tamamen degismesine sebep oldu. Bu türe blues ve punk soundlari kattilar. Daha sonra Guns N’ Roses tarz degistirdi. Onlarin tarzi Sleaze Metal veya sadece Rock n’ roll olarak tanimlaniyor.
Glam Metalin düsüsü
1990’li yillarin baslarinda bi çok sebepten dolayi Glam Metal’in populerligi çok çabuk düstü. Ilk olarak Grunge müziginin populer olmasiyla. Alice In Chains, Nirvana ve Pearl Jam gibi gruplarinda bu türü yapmasiyla basladi. MTV ve bi çok sayida rock müzik dergileri ve bi çok rock radyolari grunge müzige yer verdi. Glam Metal gruplari türlerini degistirdikleri halde artik populer olamiyorlardi. Onlar 80’li yillarinin gruplari olarak kaldilar. Yerini grunge müzigi yapan yeni gruplar almisti.
Glam metalin baska bir düsüs sebebiyse Glam Metal grubunun sayisinin inanilmaz derecede çok olmasiydi. Artik kalitesiz müzik yapan bir çok Glam Metal gruplari vardi piyasada. Ve bunun üzerine birde Glam Metal ‘Beavis and Butt-head’ showuyla geyik konusu olmustu.
Ve gruplarda degisikler yogunlasti, dagilmalar baslamisti. Ozzy Osbourne emekli oldu, Vince Neil, Motley Crue’dan atildi, C.C. De Ville Poison’dan ayrildi, Guns N’ Roses hiç begenilmeyen cover albümü çikarmadan önce çok eleman degisikligi yapti...
Yinede Bon Jovi ve Motley Crue gibi gruplar 1990’li yillarda ve 2000 yilinda bile basarilarini sürdürebildiler.
Grindcore
Grindcore hardcore punk ve heavy metalin asiri olani, death metal ve crust punk baglantisi olan, fakat tarihe hardcore punk ve thrash metal elementlerini birlestiren tür diye geçiyor.
Tarihi köken ve etkenler.

Grindcore 1980’lerin basinda Ingilterede, Hollandada ve Brezilyada, ‘Sore Throat’, ‘Napalm Death’ ve ‘Larm’ ilk olarak ortaya çikmistir. Amerikada bu türün kökeni Siege, DRI, Deep Wound ve Repulsion’a dayaniyor.

Napalm Death, DRI ve Siege gibi gruplar baskalari tarafindan Anarcho-Punk ve Hardcore Punk sahnelerine yakistirildilar. Bu eski gruplarin bir çogu arka planda kaldi.

Yinede Napalm Death ilk gerçek grindcore yapan grup olarak bilinir. Türün ismini verende Napalm Death davulcusu ‘Mick Marris’ zaten. O andan itibaren, grind sound’i degisti fakat hala sert blast-beat davullariyla, grinding gitarlariyla, brutal grunt vokalleriyle ve çok kisa sarkilariyla taninir (Napalm Death’in ‘You Suffer’ parçasi Guiness Rekorlar Kitabinda ‘en kisa sarki’ olarak geçiyor, 1 saniyeden birazcik fazla!)
Alt türler
· · Politik Grindcore: bu tür siyasi sözleriyle taninmis bir türdür, ve bazen crust punk ve
peace punk’ida içine alir. Gruplar: Nasum ve Napalm Death.
· · Power violence: olaganüstü davullar ve vokaller… hardcore’un daha hizli türü.
· · Goregrind: Bu türü Carcass grubu baslatmistir ve daha çok vahsi saplantili sarki sözleriyle ve ’pitchshifted’ vokal (normal bi insanin çikaramayacagi düsük ses tonu, pitch shifter denilen alet ile yapilir) böylede bilinir. Bütün türlerden en çok bilinen ve sevilen tür budur.
· · Cybergrind: Grindcore için kullanilan enstrümanlarin yanisira bilgisayarla yapilan soundlar, örnekler veya ‘drum machines’ ve baska yapay enstrümanlar. Gruplar: Agoraphobic Nosebleed, Microphallus, Gigantic Brain.DISGORGE U.S.A!!!

Daha alt türler

· · Modern Death / Grind: Grindcore etkenleriyle Death metal, veya tersi.
· · Pornogrind: özellikle cinsellikle ilgili, daha az death metal olan goregrind türü.
Grup: Gut.DİSGORGE USA ,Devourment.
· · Noisegrind: serbest yapili grindcore, nefret dolu sözler ve müzigi fazla önem gösterilmez.
· · Drum Machine Grind: Bu türde Drum Machine kullanilir, ve bu saklanmaz, çalmasi imkansiz olan hizli blas beatler kullanilir. Gruplar: Agoraphobic, Nosebleed and Wadge.

Industrial Metal
Industrial metal daha çok müzikal türdür, endüstriel müziginden ve heavy metal müziginden elementler tasir. Alt türleri aggro-industrial ve coldwave’dir ve cogu zaman nu-metal ve post-punk elementlerinide içinde barindirir.
Industrial metal’i Industrial Rock’tan ayirtetmek zordur, çünki heriki türde ustalik becerisine ve yaraticiliga yeterince yer veriyor.

Öncüler

Bu türün ilk dogusundan itibaren, Throbbing Gristle ve Skinny Puppy gibi gruplar tarafindan sert gitar riffleri kullanildi. 1980’lerin sonuna kadar degildi metal ve industrial müzigin birlesmesi. Daha önceleri gitar kullanmayan Ministry grubu, Stigmata, The Missing ve Deity sarkilarina gitar kattilar ve basarili oldular. Daha sonra KMFDM, gitarlara metal müzigi etkenleri ekledi, (Slayer ve Angel of Death rifflerini kopyalayarak). Eski Napalm Death gitaristi, Justin Broadrick 1988 yilinda Godflesh grubunu kurdu. Indusrial , metal, no wave ve post-punk karisimi. Kanadali Malhavoc grubu 1985 yillarinda demo albümünde drum machines, klavyeler, metal gitarlar ve distortionli vokaller kullanmisti. 1991 yilinda ilk albümü The released’i çikardi.

Daha sonraki gelismeler

Industrial metal 1990’li yillarin baslarinda populer olmaya basladi, özellikle Kuzey Amerikada. Orijinal Industrial metal artik Aggro-Industrial oldu, ve diger yandan punk ve hardcore-etkenli gitar ve daha saglam klavyeler içeren türe coldwave ismi verildi.
Bu türün çikisini yapan gruplar: Chemlab, 16 Volt ve A cumen (daha sonra Acumen Nation ismini aldi). Avrupada, Young Gods ve Swamp Terrorists gibi gruplar canli gitarlar yerine tamemen bilgisayarda örnek olanlari tercih ettiler. Rammstein ve Oomp! gibi daha yeni gruplar, dance müzigi ve industrial müzigi tercih ettiler. Rammstein’in deyimiyle ‘Tanz-Metall’ yani dans metal.

Heavy metal gruplarindan bir çogu artik canli enstrüman yerine industrial programlanmis ve örnekler kullaniyor. Fear Factory buna en iyi örnek. Daha önceden kaydedilmis elektronik elementler (Front Line Assembly grubundan , Rhys Fulber tarafindan üretilmis) kullaniyorlar. Bir çok çagdas nu-metal/metal gruplari müziklerine industrial, hip hop ve electronica müziginden örnek ve sekans cihazilari kullanirlar. Sonuç? Rob Zombie, Static)X, dope ve Mushroomhead gibi gruplar industrial metal dali altina aliniyor.


Neo-classical metal
Neo-classical metal klasik müzik etkenli heavy metal müzigidir.
Neo-classical: klasik enstrümanlarin kullanildigi müzik türü, armoniler, soundlar ve yaklasimlari. Asagidaki elementler iki tür içinde müsterektir:
Teknikler
Pedal point: notanin veya bir grup notanin çalisilmasi, melodilerin degisik sekillerde
Çalinmasi.
Ostinato: bir cümlenin veya bir fikir üzerine sürekli çalismak
Scale sequence: örneklerin incelendigi, uslubun yükseltilip alçaltildigi stil
Arpeggio: tellerde notalarin ayri ayri çalinisi

Neo-classical metalin akor gelismesi, arpeggiolar, kirik akorlar, ve hizli yöntemleri Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Niccolo Paganini, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven’in eserlerinden almadir. Bu türü yapan virtöüzlere ‘Gitar Tanrilari’ ünvani verilmistir. Gerçi Yngwie J. Malmsteen bu türü destekleyici olarak en iyi bilinendir, klasik elementlerini heavy metal ve hard rock’a uygulamistir, Ritchie Blackmore (Deep Purple) ve Eddie Van Halen’in bu türü 1970’lerin sonlarinda bulusundan sonra.


Metalcore

Metalcore heavy metal ve hardcore’un karisimi olan bir müzik türüdür. Tür 2000 yilinda populer oldu.
Fakat daha önceleri bu türü yapanlar vardi.

Metalcore sound’ini tanimlamak hiç kolay degildir, çünki bi çok grup hardcore’yi metalin herhangi bir türüyle birlestirdi. 1980’li yillarin sonlarinda Dirty Rotten Imbeciles ve Integrity bu türü ilk yapanlardandi. Nuclear Assault’da bu türün öncülerindendir.

Baslangiç

Nuclear Assault türlerine ilk olarak ‘Heavy Metal Hardcore Punk Hybrid’ ismini vermistir. Yinede bugünlerde metalcore grubu olarak geçmiyor. Judge tartismasiz heavy metal rifflerini daha çok geleneksel harcore soundiyla birlestiren gruptur, thrash grubu olmasa bile. Integrity 1989 yilinda kuruldu. O zamanin sarkilari New York hardcore gruplarinin sarkilari gibiydi, farklari davullarda çift bass kullanmalariyla soundlarinin daha sert olmasiydi, daha sert distortionlar kullanmalari, ve daha yüksek sesli daha vahsi vokaller kullanmalari

1990’larda gruplar metalcore soundini genislettiler. En önemli örnekler All Out War grubu thrash riffleri kullandi, Rorschach, Starkweather, Orange Country’s Adamantium ve Deadguy gibi gruplar sözleri önemsemedi ve alisilmadik ritimler kullandilar.
Daha sonralari
1990li yillarin sonlarinda ve milenyumun degismesinden sonra, metalcore inanilmaz büyüdü. Plak sirketleri bu türe inanilmaz ilgi göstermeye basladilar. Simdilerde ise Norma Jean’in ‘O God, the Aftermath’ sarkisiyla Billboard listelerinde yeterince satis oldugunu gösterdi.
Inanilmaz popular olan bir sound varsa oda Gothenburg melodic death metaldir. At the Gates, Inflames ve Children of Bodom bu türün populer olmasini sagladi. Simdilerde bu türü yapan bir çok ünlü grup var: Killswitch Engage, Trivium, As I Lay Dying, Unearth ve Darkest Hour.
Breakdown (down beat)

Breakdown veya down beat bu türe özgündür. Breakdown, sarkilari yavaslatip, gitarlara ritme yönelik riffler çalmasi için yeterince yer vermek. Bu riffler çogu zaman davullarin çift bass ve büyük zillerin alisilmisin üzerinde kullanilmasiyla tamamlanir.


**Nu Metal [günümüz tekno trans gotik takılanları için baslangiç!!!]

Nu metal veya diger adiyla Aggro Metal kökeni 1990’li yillarin ortasina dayaniyor. Tipik olarak grunge ve alternative metalin hip hop, elektronik müzik, thrash metal ve death metal veya diger metal türlerinin birlestirilmesidir. 1990’in sonlarinda ve 2000’in baslarinda büyük patlama yasadi.

1990’li yillarda Lollapoza müzik festivalinde bir çok grupun metal müzigini alternatif bir stilde sergilemesiyle nu metal dogmaya baslamisti denilebilir. Primus, Red Hot Chilli Peppers ve Fishbone’nin funk müzigini metal müziklerine katmasi, Rage Against The Machine ve Urban Dance Squad’in hip hop’i katmasi, Ministry ve Nine Inch Nails’in industrial müzigi katmasi ve Tool’in agresif deneysel rock’i katmasiyla birlikte büyük degisiklikler gerçeklesti. Ve bu tür gruplar büyük ilgi görmeye basladilar.

1994’de Kurt Cobainin ölümünden sonra alternative rock (özellikle grunge)in bitmesiyle birlikte artik nu metal gruplarinin popüler olmasi dahada kolay olmustu.

Deftones, Korn ve Limp Bizkit bu türün ilklerinden olarak görülsede, Fishbone, Body Count, Urban Dance Squad, Faith No More, Jane’s Addiction, Helmet, Soundgarden, Rage Against The Machine, Red Hot Chilli Peppers ve Tool gibi gruplarda ilkler arasinda yer almaktalar. Linkin Park Hybrid Theory ve Meteora albümleriyle, 35 milyon üzeri satislariyla en iyi saten nu metal grubu oldu. Ross Robinson prodüktörlügüyle ‘Nu metalin Tanrisi’ olarak adlandirildi. Nu metal gruplari Black Sabbath, Metallica, Megadeth gibi death metal ve thrash metal gruplarindan etkilenirler.

Nu metal Korn, Limp Bizkit ve Deftones gruplarinin basarilariyla birlikte metal müziginin insanlar tarafindan dahada sevilmesine sebep olmustu. Ve her yil degisik bir ülkede yapilan Ozzfest festivalide buna sebep olmustu. Sadece alternatif rock glam metalin yok olmasini saglamisti, fakat nu metal sayesinde heavy metal sahnesinde dahada yenilikler getirmenin mümkün oldugu ispatlandi diye dü$ünülüyor malesefki.[A.K] Degisken olan nokta, eski metal müzik gruplari Led Zeppelin ve Judas Priest’i örnek alirlardi, fakat nu metal gruplari daha yeni metal gruplarini örnek almakta (özellikle thrash ve alternative metal gruplarini).

Korn, 1994 yilinda alternative rockin çok popular oldugu dönem ilk albümlerini piyasaya sürmüs olsalar bile basarilarini 1998 yilinda çikarmis olduklari ‘Follow the leader’ albümleriyle ve ‘Family Values’ turneleriyle yakalayabildi. Ayni yil Limp Bizkit, Incubus, Orgy, Ice Cube ve da basarili oldular.
Sözler

Cogu nu metal gruplarinin sözleri stres ve günlük yasantinin aksiliklerini anlatir. Aile problemleri iliski/evlilik zorluklarini islerler sarkilarinda. Siyasi konulara pek rastlanmiyor fakat yinede arasira isleniyor, en çok göze batan grup ise System of a Down’dir.


/COLOR]
 
Eski 11-04-07, 17:54 #390
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
felsefe budur ya!!! =)


death metal :
sabah uyandım annemi doğradım, babamı doğradım, bakkala gittim bakkalı
doğradım. bu yüzden çok mutluyum.

doom metal :
sabah düşümde annemi doğradım, babamı doğradım, bakkala gittim bakkalı
doğradım. bu yüzden bunalımdayım.

gothic metal :
sabah uyandım ne göreyim anne doğranmış, babam doğranmış, bakkala gittim
o da dogranmış bu yuzden şüpheliyim karamsarim.

black metal :
sabah uyanamadım. hala uyuyorum umarım annem, babam, bakkal dogranmıştır.
bu yüzden zevk alırım.

trip hop metal :
sabah uyan, valideyi kes, pederi kes, bakkalın suçu yok, bu yuzden trip
yapiyorum hopluyorum.

thrash metal :
uyku mu? siktiret. annem mi? amaan, babam mı? hiç sevmezdim. bakkal mı?
ne? dukkanınıdamı soymuşlar? ohoh

power metal :
uyanmaz olaydım, annemi doğramışlar, babamı doğramışlar, tavernayı
dağitmışlar, bu yüzden kını kılıcı alıp öç almaya gidecem.

 
Eski 11-04-07, 17:55 #391
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Heavy MetaL
Agresif yapısı, akıcı ritmleri, yüksek frekanslı gitarları, bambaşka vokalleri ve karanlık temalı yapısıyla rock müziğinin bir formu olarak karşımıza çıktı Heavy Metal. Aslında biraz daha derin bakacak olursak heavy metal; blues rock ve pop müziğin evrim geçirip değişmesiyle ortaya çıktı. 1967 ve 1974’teki ilk dalgalanma tamamen pop ve blues ürünüydü...1991 senesinden sonra Heavy MetaL hard rock türlerine ve grunge’a dönüşmeye başladı...
İlk Örnekler Ve Etkileri
İngiliz grupları arasında hayli popüler olan ve bir çoğuna ilham kaynağı haline gelen Amerikan Blues müziği, Rolling Stones ve The Yardbirds gibi rock grupları tarafından temposu artırılmış, akustik yerine elektro gitar kullanılmış halleriyle tekrardan derleniyordu..(Bu etkilenme sadece blues’dan değildi tabi, rock ’n' roll’un da -özellikle Elvis Presley-etkisi büyük oldu) Blues müziğin bu şekilde güçlenmesi entelektüel ve sanatsal çevreler arasında merak uyandırdı.. Müzisyenler, tecrübelerini, düşüncelerini, hislerini insanlara amfilerle güçlendirilmiş bu gitarlarla daha yüksek, daha şiddetli aktarma yolunu seçtiler. Bateristler tarzlarını, elektro gitarların yüksekliğine ulaşabilmek için blues-rock tarzının basit ve tek düze davulundan, daha güçlü, daha şiddetli, daha kompleks bir hale getirirken, amfilere güvenen vokalistler ise tekniklerini değiştirerek hatta geliştirerek, daha şekilli, yer yer daha dramatik bir hale büründüler..
Amfilerin sayısız avantajları ve yeni kayıt teknolojilerinin gelişmesiyle, heavy metal gücünü iyice hissettirmeye başladı. Genel kanı olarak heavy metal Led Zeppelin ve Black Sabbath ile , 1960’larda İngiltere’nin Birmingham bölgesinde, geleneksel blues standartlarının dışında hatta ötesinde bir müzikle ortaya çıktı. Her iki grupta, blues-rock’ta kullanılan gitarın sesini yükselten ve Amerikan müziği ile Avrupalı beyaz rockerlar arasında köprü kuran Jimi Hendrix gibi isimlerin de olduğu Amerikan "psychedelic rock" müzisyenlerine büyük ilham kaynağı oldu. Bazı gruplar ise başka türlü etkilendiler bu gruplardan. Mesela Vanilla Fudge psychedelic pop tınılarını, heavy metal’in ortaya çıkmasında büyük katkıları olan İngiliz, The Who ve The Kinks gibi biraz daha aşağı çekti. Öteki anahtar grup ise, heavy metalde üç kişilik grupların mevcudiyet örneği olan Cream’di.Bazıları için ise The Beatles, kullandığı distortion ve yoğun aranjmanlarıyla metalin ortaya çıkmasında katkısı bulunan anahtar gruplardandı. Belki de ilk heavy metal şarkısı olarak The Kinks’in 1965 yılında yaptığı “You Really Got Me” yi gösterebiliriz. Fakat metal otoriteleri bu konuda bir anlaşmaya varabilmiş değiller. Bazıları Blue Cheers’ın 1968lerin sonuna doğru yaptığı “Summertime Blues” derlemesini ilk heavy-metal şarkısı olarak gösterirken, bir grup Beatles’ın “Helter Skelter”ini bir grup da The Jeff Beck Group’un “Truth” albümünü, bir kısım da Led Zeppelin’in “Led Zeppelin” albümünü ilk metal şarkıları olarak göstermekte-ki Led Zeppelin’in çıkışıyla bütün dünya heavy metalin doğuşunu kabul etmekte...
Heavy Metalin Kökleri...
Heavy Metal teriminin nereden çıktığı tam olarak bilinmemekte. Bir inanca göre bu terim, William S. Burroughs’ın 1962’de yazdığı “The Soft Machine” adlı romanın karakteri “Uranüslü Willy, the Heavy Metal Kid”den ortaya çıktı. 1964’te yazdığı ikinci roman Nova Express’te ise yarattığı heavy metal temasını geliştirerek uyuşturucu bağımlılarına bir metafor haline getirdi. Romanların anlattığı diğer konu ise gittikçe mekanikleşen dünya ve programlanmış hayatları sonucu makineleşen insandı...
“Hastalıkları, uyuşturucuları ve parazit hayatları - Uranüsün Heavy Metal İnsanlarının dört bir yanı buharlaşmış mavi banknotların yarattığı sis ile kaplıdır- ve metal müzikleriyle Minraud’un böcek insanları” Burroughs, William S. (1964) Nova Express. New York: Grove Yayınları. Sayfa, 112.. Blue Öyster Cult’un prodüktörü, menajeri ve şarkı sözü yazarı olan Sandy Pearlman, 1970’te “heavy metal” terimini rock müziğinin içine sokan ilk kişi olarak tarihe geçti...
1960’ların sonuna doğru Led Zeppelin, Black Sabbath, The Move gibi grupları çıkaran Birmingham endüstrinin kalbi halindeydi ve bazıları “heavy metal” teriminin buradan çıktığını iddia ediyordu...The Move da, biyografilerinde bu iddiayı destekliyordu.
Bir başka iddia da -ki muhtemel- bu terimin 1967 yılında Jimi Hendrix’in yaptığı müziği tanımlamak amacıyla “gökten düşen heavy metal gibi” sözüyle ortaya çıktığıdır. İddialar bitiyor mu? Hayır! Başka bir iddia ise bu sözün Steppenwolf’un 1968’de çıkardığı “Born to be wild” şarkısında geçen “heavy metal thunder” cümlesinde geçtiğidir:

"I like smoke and lightning
Heavy metal thunder
Racin' with the wind
And the feelin' that I'm under"

Heavy kelimesi (ciddi ve derin anlamında kullanılmakta) daha önce Iron Butterfly’ın 1968’de çıkardığı "Heavy" adlı ilk albümü ile hippi ve şehir argosuna girdi.. Gerçek şu ki daha sonra Led Zeppelin’in heavy metal ismiyle bütünleşmesi sonucu, terim şu an kullanılan anlamını kazandı..
Kökeni yüzünden ilk başta sadece belli bir kesimin kabullendiği heavy metal terimi daha sonra hayranları tarafından da kabul gördü. Deep Purple gibi kökeni progresif rock olan gruplar ise kendilerini daha sert ve daha iyi ifade edeceklerine inandıkları heavy metal havuzunun içine attılar...
1970’lerin heavy metal tarihi, müzik tarihçileri tarafından sık sık görüşülüp tartışılmıştır. Bazıları, hair metalin pop kitlesini kendisine çektiği 1980’lerde büyük başarı yakalayan Blue Öyster Cult gibi grupları örnek gösterip bu döneme “maddi çıkar” devri dese de çoğu tarihçi bu grupları önemsemeyip Eddie Van Halen ve Randy Rhoads gibi klasikler üzerine yoğunlaşır. 70 sonlarının genç kuşağa hitap eden (ve en büyük örneği Sex Pistols olan) punk rock’ı da kimileri için çok önemlidir. 1980’lerde Iron Maiden ve Judas Priest gibi İngiliz gruplarla beraber doğan Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal’i de(N.W.O.B.H.M) heavy metal tarihi için çok parlak bir dönemdir. Aynı senelerde heavy metal, hardcore, punk, ve alternative rock’ı da etkilemiş, ortaya death metal gibi yeni alt türler çıkmaya başlamıştır..
Jimi Hendrix’in önceki senelerde öncülüğünü yaptığı gitar ustalığı bayrağını 70 sonlarında Eddie Van Halen aldı. Van Halen’ın 1978 yılında çıkardığı solo albüm “Eruption” çoğu tarihçi tarafından bir dönem noktası olarak nitelendirildi. Ritchie Blackmore (Deep Purple), (Ozzy Osbourne ile birlikte) Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen ise gitara daha da yoğunlaştı, bölece klasik gitarlar da artık heavy metal konserlerinde kullanılmaya başlandı. Heavy metalde yaşanan bu patlamayı sonradan Ronnie James Dio, Judas Priest ve (belki de “saf” heavy metal yapan son grup olan) Iron Maiden sürdürdü. Özellikle Iron Maiden’dan sonra metal, saldırganlığın limitini aştı ve müzikal anlamda çok büyük sıçrama yaptı.
Metal müzik Avrupa ve Amerika’da farklı kulvarlarda ilerliyordu. Iron Maiden ve çağdaşları Avrupa metalini ilerletirken Amerika’da, özellikle Los Angeles’ta Mötley Crüe ile başlayan bir hair metal furyası vardı. 80’ler boyunca hair metal Amerika’yı ve pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Def Leppard, Ratt, Poison ve Guns n'Roses gibi devler de buna yardım etti. Hair metalin yaptığı müzik belirli bir görüşü savunsa da bu tür çoğu zaman doğal ve akışında ilerleyen has bir metal türü olarak görülmedi. 90’lara gelindiğinde ise punk rock’dan etkilenmiş bir alternatif rock müziği ortaya çıktı: grunge. Özellikle Seattle dünyaya pek çok grunge grup kazandırdı. Nirvana, Pearl Jam ve Soundgarden grunge müziğin en büyük isimleri oldu.
Klasik rock parçalarının coverları da çoğu metal grubunun repertuarında yer edindi. Örnek vermek gerekirse heavy metal öncesinin efsanesi The Beatles grubunun “Helter Skelter” şarkısı. Dönem gereği metal ruhunu verebilen ama müziğini veremeyen bu şarkının Mötley Crüe versiyonu bu coverlar içinde en önemli ve en faydalılarından biri olmuştur.
Hatırlanması gereken bir diğer nokta da “heavy metalin, Afrika-Amerika’dan gelen ve siyahların elinde olan blues-rock’ın tam zıttı yani "beyaz olduğu” yanılgısıdır. Bu yanılgının oluşmasının sebebi dinleyici kitlesinin ve metal müzisyenlerinin çoğunun beyaz olmasıdır. Ama unutmamak gerekir ki bu iddiayı kıran gruplar da metal tarihi içinde var olmuştur. Hem müzisyenleri hem de dinleyicileri karma olan bu gruplardan Thin Lizzy’s Phil Lynnott ve Living Colour sadece ikisidir..
Heavy Metalde Enstrümantal
Metal müzikte kullanılan enstrümanlar genelde şu şekildedir: bir bateri, bir bas gitar, bir ritim gitar, bir lead (lider, öncü) gitar, bir vokal ve bazen bir klavye. Tüm bunların içinde heavy metalde en önemlisi tabiki gitardır. Gitarların amplifikasyonu ve elektronik geçişler sesi kalınlaştırmak için kullanılır. Heavy metal vokalistlerinin de çeşitli üslupları ve tarzları vardır. Boğazı yormayan temiz vokallerden, hırıltılı çıkan derin vokallere, çığlığı andıran yüksek ve tiz tonlardan böğürtülü brutal vokale.. Örneğin black ve death metal bozuk ve gırtlaktan gelen bir vokale eğilimlidir. Hatta bazen vokalistin ne söylediğini anlamak bile güç olabilir. Çoğu zaman vokal o kadar ham ve işlenmemiş durur ki (Cannibal Corpse gibi) tekrar etmesi ya da eşlik etmesi çok güç olabilir. Ama tüm bunların aksine gayet anlaşılır ve düz vokaller de seçilebilir.
Karmaşık sololar ve riffler heavy metal için çok önemli öğelerdir. Heavy metalde gitarın ve baterinin bir standardı varmış gibi gözükse de müzik her zaman sınırsızdır ve her şeye açıktır. Finlandiyalı Apocalyptica buna güzel bir örnektir. Adeta kendi heavy metal türlerini yaratan grup kategorize edilmesi zor bir şekilde metalin karanlık tarafını müziğiyle işler. Kendi stillerini yaratmak için soundlarına bozuk ritimlerden koro vokallere kadar pek çok alkışı hakeden orijinal öğeler katmışlardır.
The Who ile birlikte ilk dönem heavy metal örneklerinden olan Amerikalı grup Grand Funk Railroad, sahne şovlarında ses seviyesine önem veren belki de ilk gruplardandır. Sesin derecesi, heavy metalde neredeyse müzik kalitesi kadar çok önemli bir faktördür. Heavy metali sırf yüksek sesi yüzünden dinleyip tatmin olan kitlenin sayısı azımsanmayacak kadar az olmamıştır. Özellikle Motörhead ve Manowar “yüksek ses” bakımından heavy metalde önemli gruplardır. Hele hele Manowar, tarihi boyunca hep “en yükses sese sahip grup” olarak övünmüş, hatta bu konuda rekorlar dahi denemiş ve kırmıştır. (1984 yılında yaptıkları şarkı “All Men Play On Ten” bunu anlatır.)
Heavy Metalin Teması
Bir sanat türü olarak Heavy Metal, müzikten çok daha fazlasıdır; dinlenebilir olması kadar görseldir de. Albüm kapakları ve sahne şovları müziğin kendisi kadar önemlidir. Bu yüzden Heavy Metal tarihi boyunca çoğu sanatçı işbirliği içine girmiş, dinleyicilere geniş bir perspektif sunmuştur. Bu bakımdan Heavy Metal, tek bir metodla icra edilen diğer tüm sanat biçimlerinden bile ayrılabilir. Çünkü resim görsel olarak, semfoni işitsel olarak icra edilirken bir Heavy Metal grubunun “imaj”ı ve “ortak tema”sı albüm kapağından sahne tasarımına, şarkı sözünün tonundan müziğin sesine kadar pek çok öğeyi birleştirir.
Rock tarihçileri Batı pop müziğinin, Heavy Metal’i gerçekten uzaklaşan, fantastik lirikler yazma konusunda etkilediğini düşünür. Afrika-Amerika Blues müziği ise Heavy Metal’e kaybetme, depresyon, yalnızlık gibi saf gerçekliği katmıştır.
Eğer Heavy Metal, işitsel / tematik öğelerini blues müziğinden almışsa, görsel özelliklerini de pop müzikten almıştır. Karanlık, şeytan, güç ve kıyamet temaları, hayatın problemlerinin gerçekliğini dile getiren fantastik dil özellikleridir. Bunların yanında, 1960’ların hippi kültüründen gelen “barış ve sevgi”nin reaksiyonu olarak Heavy Metal bir karşı-kültür olarak gelişmiş, karanlığın yerine ışık, pop müziğin mutlu sonu yerine de saf gerçeklik gelmiştir. Dinleyiciler her ne kadar Heavy Metal’in mesajının karanlık olmadığını iddia etse de eleştirmenler gerçekliğin negatif yönlerini yücelttiği için Heavy Metal’i suçlamıştır.
Heavy Metal’in temaları 50, 60 ve 70’erin neşeli pop kültüründen daha ağır ve ciddidir; savaşa, nükleer yıkıma, çevresel sorunlara, siyasi ve dini propagandaya odaklıdır.
Black Sabbath’ın “War Pigs”inin ve Ozzy Osbourne’ün “Killer of Giants”ının dönemin sorunlarının tartışılmasında büyük katkıları olmuştur. Gerçeğin yorumlanması Heavy Metal’de bazen çok basit olabilir; çünkü onun fantastik ve şiirsel dili karanlıkla aydınlığı, umutla düş kırıklığını, iyiyle kötüyü, grinin gölgesinde hiç kalmadan ayırabilir.
Bazıları Heavy Metal’le aşk şarkılarını ayrı yerlere koysa da çoğu “hair metal” şarkısı aşk konusuna odaklıdır. Biraz açmak gerekirse; 80’lerin hair metal’i, 70’lerin parlak rock hareketinin son dönemi, bitiş devridir. İkisinin arasındaki (makyaj ve sıradışı kostümler gibi) görsel benzerlikler bu tartışmayı daha da zora sokar. Rock, şiirsel olarak cinsel belirsizlik, özgür ifade ve bireyselliğe dayanırken hair metal, kesin ve emin bir şekilde daha maço ve heteroseksüeldi. Tabi diğer bir fark ta hair metal’in siyasi ve toplumsal sorunlara da diyecek bir lafı olmasıydı. Sonuç olarak, “saf” Heavy Metal kendisini pop kültürün asla merkezine değil, kıyısına köşesine koymuştur. Bu konumun yer yer merkeze doğru kayması ise sadece sanatçılık şerefini ve mesaj verme fırsatını bir kenara atıp ticari yaklaşımlarda bulunmakla olabilir.
Klasiklerin Etkisi
Heavy Metal’in klasik müziği benimsemesi Mozart ve Franz Liszt’den ziyade Bach ve Paganini’nin bıraktığı etkiye dayanır. Deep Purple ve Rainbow’un gitaristi Ritchie Blackmore 70’lerin başından beri klasik müziğin miras bıraktığı müzikal figürasyonlarla ilgileniyordu, Van Halen’in 78 yılında çıkardığı ilk albümü “Eruption” ise metalde klasik metal virtüözlüğü için çok önemli bir gelişmeydi. Aslında metal müziğin 80’li yıllarında görülen klasik müzik etkisi 18. yüzyılın ilk dönemlerinden gelir. Batı sanat müziğinin Barok dönemi de gotik öğeler olarak metale geçmiştir. Örneğin Ozzy Osbourne’un “Mr Crowley” (1981) albümünde Barok sanatından esinlenen gitar soloları ve Ozzy’nin efsane okultist Aleister Crowley’e yazdığı lirikler bulunuyordu. Yine de klasik sanat müziğinin tekniğini ve üslubunu kullanan metal müzisyenlerinin, klasik müzik yapmak ya da bir klasik müzisyen olmak gibi niyetleri yoktu.
Encarta Ansiklopedisinin iddiasına göre “bir metni müzikle birleştirirken, Bach , metinin sözel gücüne eşdeğer bir müzik yazardı.” Heavy Metal de kıyamet, karanlığın gücü gibi temaları işleyen metinleri müziğe çevirirken müzikle metinleri eşdeğer tutmaya çalışır. Bunun en güzel örneği Iron Maiden’ın “Powerslave” isimli konsept albümüydü. Kapağında dramatik bir Mısır piramiti manzarası olan bu albümün parçalarının genel konusu ölüm ve yaşamdı ve müzik te bu konuyu destekliyordu. Bu albümün parçalarından birinin adı da İngiliz romantik akımının önemli temsilcisi Samuel Taylor Coleridge’in klasiği “The Rime of the Ancient Mariner” (Yaşlı Denizcinin Şiiri) idi.
Önemli Sanatçılar
60’ların ilk müjdecilerinden, 80 sonralarının alt türlerini yaratanlara kadar Heavy Metal tarihi tartışılırken, üç ana aşamada bazı kilit, çok önemli sanatçıların adı listelenebilir. Bu sanatçıların tümünün İngiliz olması ise tesadüf değildir.
The Beatles, The Who, The Rolling Stones gibi 60’ların efsane rock grupları.
Led Zeppelin, Black Sabbath, Deep Purple gibi 70 ortalarının metale geçiş grupları.
Iron Maiden, Judas Priest gibi 70 sonları ve 80 başlarının Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal akımı öncüleri.(N.W.B.H.M)
Kendilerini “Heavy Metal” grubu olarak tanıtanlar tabiki son aşamada yer alan gruplardır. 1980’lerin ortalarında Heavy Metal öylesine bir patlama yapmıştır ki dinleyici kitleleri, müzik şirketleri ve fanzinler yeni alt türlere isim koymaya başlamıştır. O dönemlerde bu alt türler henüz belirsiz olduğu ve sınırları belirlenemediği için bir sanatçıyı bir alt türe koymak zor olmuştur. Ama bu alt türler içinde en önemlileri başını Metallica ve Slayer gibi Amerikalı grupların çektiği thrash metal ve Ratt, Guns N’ Roses gibi yine Amerikalı grupların öncülüğünü yaptığı hair metal olmuştur. Bu dönemin diğer bir önemli grubu da tabiki Megadeth’dir. Thrash metal riffleriyle Judas Priest’in speed metal sololarını birleştiren Megadeth dönemine şüphesiz ki damgasını vurmuştur.
Heavy rock müziğin sonradan oluşan diğer bir türü de, en bilinen grubu Seattle’lı Nirvana olan 1990’ların grunge müziği olmuştur. Heavy Metalin etkisi görülse de bu müzik, Heavy Metalin bir alt türü olarak sayılmaz. Gitar soloların olmayışı belki de grunge grupların Heavy Metal adı altında anılmamasının en önemli nedenidir.
Kültürel Etki
Heavy Metal’in yarattığı etki, insanların günlük hayatında da gücünü göstermiştir. Heavy Metal’in teşvik ettiği hedonist (hazcı) insan doğası ve anti-dindar görüşleri toplumlar arasında öylesine etkili bir alt kültür oluşturmuştur ki (özellikle müslüman ülkelerde) siyah t-shirt giymek bir tutuklanma sebebi haline gelebilmiştir. Batı ülkelerinde de durum farklı değildir. Heavy Metal dinleyicileri Batı’da da düşük zeka seviyeli kara cahiller tarafından sürekli taciz edilmiş, dinledikleri müziğin hem şiirsel hem müzikal anlamda sanatın ta kendisi olduğu bazen unutulmuştur. Heavy Metal’in imajı televizyon dizileri ve “Beavis and Butthead”, “Airhead” gibi filmler sayesinde popüler kültürde yükselmiş, kitleler tarafından benimsenmiştir. Bunların yanında çoğu metal grubu da günlük hayatın içine kadar girebilen işaretler, simgeler yaratmış. Ronnie James Dio tarafından meşhur olan “kötülüün gözü” (ticari amaçla olsa da) çoğu Heavy Metal seveninin simgesi haline gelmiştir.
Heavy Metal, kostüm ve dış görünüm olarak ta çok belirli bir çizgi çizer. Uzun saç, deri ceket, metal takılar, dövme, küpe ve siyah renk bunlardan bir kaçıdır. Belki de diğer hiç bir müzik türünün böylesine karikatürize, net bir dış görünüm tarzı yoktur.
Alt Türler Ve Diğer Türlerle Bağlantılar
Heavy Metal kategorize etmesi güç bir şey kanıtlamıştır. Bazı metal fanları ve müziyenleri, oluşan bu türü ve alt türlerini değişmez sabit bir konsepte oturtmaya çalışsalar da diğerleri bu kısıtlamaya karşı çıkıp böyle bir sınıflandırmayı gereksiz buldular.
Heavy Metal, black metal, death metal, thrash metal ve diğerleriyle birlikte oluşan “metal ailesi”'nin dedesidir, en büyüğüdür. Çoğu metal türü kesin bir şekilde blues ve rocktan ayrılır, ama bazı alt türler Batı klasik müziğinin etkilerini de içerir. Bu sebepten dolayı, klasik heavy metal ve avant-garde black metal aynı aileye sahip olsa bile, ikisinin arasında önemli farklar bulunur. Saf Heavy Metal yapı ve ölçü itibariyle aslen blues kökenlidir. Black metal ve benzerleri ise her ne kadar ilk bakışta bozuk ve hızlı tekrar eden gitar sesleri gibi görünse de, klasik müzikten ilerlemiştir.
1970’lerin ortalarında kısa bir döneme sahip olan “glitter rock” için, Heavy Metal’in gerçek-fantazi karışımı temasının fantazi tarafı aşırı olanı denebilir. Iggy Pop, David Bowie, Alice Cooper ve Kiss bu alt türün en öncü ve önemli örnekleridir.En büyük öncüleri The Ramones, The Velvet Underground, The Stooges ve Sex Pistols olan punk rock da tıpkı heavy metal gibi öfkeli gençliğin sesi olarak doğmuş ama punk 1970’lerin Heavy Metal’inden çok farklı bir yöne gitmiştir. Heavy Metal’in ayrıca, tıpkı punk ve rock gibi aynı ruha sahip grunge’a da önemli etkisi olmuş, grunge’ın ilerlemesinde ve gelişmesinde de kayda değer bir rolü bulunmuştur.
80’lerin başlarında Iron Maiden ve Motörhead gruplarının başı çektiği Yeni Dalga İngiliz Heavy Metali de, metal müziğini (özellikle Avrupa’da) oldukça popüler yapmıştır. Bu periyod ayrıca orjinal Heavy Metal türünün zirvede olduğu dönem olarak ta bilinir...
Son olarak ;

Tüm bunların haricinde, Heavy Metal’den doğan pek çok başka alt tür, ve bu alt türlerden de doğan pek çok yeni alt tür vardır. Metal müziğin dedesi olan Heavy Metal ve onun oğulları, üreye üreye şu andaki köklü, asil ve kalabalık “metal ailesini” daha anlamlı bir ifadeyle "Metal Kültürünü" yaratmışlardır ve Metal sanatını dünyaya bahşetmişlerdir. Yazıda adı geçen, geçmeyen, metal müziğe bir notayla dahi katkısı olmuş herkese bu yüzden ve hayatlarımızı daha anlamlı kıldıkları için sonsuz teşekkürler...

alıntı
Heavy MetaL
Agresif yapısı, akıcı ritmleri, yüksek frekanslı gitarları, bambaşka vokalleri ve karanlık temalı yapısıyla rock müziğinin bir formu olarak karşımıza çıktı Heavy Metal. Aslında biraz daha derin bakacak olursak heavy metal; blues rock ve pop müziğin evrim geçirip değişmesiyle ortaya çıktı. 1967 ve 1974’teki ilk dalgalanma tamamen pop ve blues ürünüydü...1991 senesinden sonra Heavy MetaL hard rock türlerine ve grunge’a dönüşmeye başladı...
İlk Örnekler Ve Etkileri
İngiliz grupları arasında hayli popüler olan ve bir çoğuna ilham kaynağı haline gelen Amerikan Blues müziği, Rolling Stones ve The Yardbirds gibi rock grupları tarafından temposu artırılmış, akustik yerine elektro gitar kullanılmış halleriyle tekrardan derleniyordu..(Bu etkilenme sadece blues’dan değildi tabi, rock ’n' roll’un da -özellikle Elvis Presley-etkisi büyük oldu) Blues müziğin bu şekilde güçlenmesi entelektüel ve sanatsal çevreler arasında merak uyandırdı.. Müzisyenler, tecrübelerini, düşüncelerini, hislerini insanlara amfilerle güçlendirilmiş bu gitarlarla daha yüksek, daha şiddetli aktarma yolunu seçtiler. Bateristler tarzlarını, elektro gitarların yüksekliğine ulaşabilmek için blues-rock tarzının basit ve tek düze davulundan, daha güçlü, daha şiddetli, daha kompleks bir hale getirirken, amfilere güvenen vokalistler ise tekniklerini değiştirerek hatta geliştirerek, daha şekilli, yer yer daha dramatik bir hale büründüler..
Amfilerin sayısız avantajları ve yeni kayıt teknolojilerinin gelişmesiyle, heavy metal gücünü iyice hissettirmeye başladı. Genel kanı olarak heavy metal Led Zeppelin ve Black Sabbath ile , 1960’larda İngiltere’nin Birmingham bölgesinde, geleneksel blues standartlarının dışında hatta ötesinde bir müzikle ortaya çıktı. Her iki grupta, blues-rock’ta kullanılan gitarın sesini yükselten ve Amerikan müziği ile Avrupalı beyaz rockerlar arasında köprü kuran Jimi Hendrix gibi isimlerin de olduğu Amerikan "psychedelic rock" müzisyenlerine büyük ilham kaynağı oldu. Bazı gruplar ise başka türlü etkilendiler bu gruplardan. Mesela Vanilla Fudge psychedelic pop tınılarını, heavy metal’in ortaya çıkmasında büyük katkıları olan İngiliz, The Who ve The Kinks gibi biraz daha aşağı çekti. Öteki anahtar grup ise, heavy metalde üç kişilik grupların mevcudiyet örneği olan Cream’di.Bazıları için ise The Beatles, kullandığı distortion ve yoğun aranjmanlarıyla metalin ortaya çıkmasında katkısı bulunan anahtar gruplardandı. Belki de ilk heavy metal şarkısı olarak The Kinks’in 1965 yılında yaptığı “You Really Got Me” yi gösterebiliriz. Fakat metal otoriteleri bu konuda bir anlaşmaya varabilmiş değiller. Bazıları Blue Cheers’ın 1968lerin sonuna doğru yaptığı “Summertime Blues” derlemesini ilk heavy-metal şarkısı olarak gösterirken, bir grup Beatles’ın “Helter Skelter”ini bir grup da The Jeff Beck Group’un “Truth” albümünü, bir kısım da Led Zeppelin’in “Led Zeppelin” albümünü ilk metal şarkıları olarak göstermekte-ki Led Zeppelin’in çıkışıyla bütün dünya heavy metalin doğuşunu kabul etmekte...
Heavy Metalin Kökleri...
Heavy Metal teriminin nereden çıktığı tam olarak bilinmemekte. Bir inanca göre bu terim, William S. Burroughs’ın 1962’de yazdığı “The Soft Machine” adlı romanın karakteri “Uranüslü Willy, the Heavy Metal Kid”den ortaya çıktı. 1964’te yazdığı ikinci roman Nova Express’te ise yarattığı heavy metal temasını geliştirerek uyuşturucu bağımlılarına bir metafor haline getirdi. Romanların anlattığı diğer konu ise gittikçe mekanikleşen dünya ve programlanmış hayatları sonucu makineleşen insandı...
“Hastalıkları, uyuşturucuları ve parazit hayatları - Uranüsün Heavy Metal İnsanlarının dört bir yanı buharlaşmış mavi banknotların yarattığı sis ile kaplıdır- ve metal müzikleriyle Minraud’un böcek insanları” Burroughs, William S. (1964) Nova Express. New York: Grove Yayınları. Sayfa, 112.. Blue Öyster Cult’un prodüktörü, menajeri ve şarkı sözü yazarı olan Sandy Pearlman, 1970’te “heavy metal” terimini rock müziğinin içine sokan ilk kişi olarak tarihe geçti...
1960’ların sonuna doğru Led Zeppelin, Black Sabbath, The Move gibi grupları çıkaran Birmingham endüstrinin kalbi halindeydi ve bazıları “heavy metal” teriminin buradan çıktığını iddia ediyordu...The Move da, biyografilerinde bu iddiayı destekliyordu.
Bir başka iddia da -ki muhtemel- bu terimin 1967 yılında Jimi Hendrix’in yaptığı müziği tanımlamak amacıyla “gökten düşen heavy metal gibi” sözüyle ortaya çıktığıdır. İddialar bitiyor mu? Hayır! Başka bir iddia ise bu sözün Steppenwolf’un 1968’de çıkardığı “Born to be wild” şarkısında geçen “heavy metal thunder” cümlesinde geçtiğidir:

"I like smoke and lightning
Heavy metal thunder
Racin' with the wind
And the feelin' that I'm under"

Heavy kelimesi (ciddi ve derin anlamında kullanılmakta) daha önce Iron Butterfly’ın 1968’de çıkardığı "Heavy" adlı ilk albümü ile hippi ve şehir argosuna girdi.. Gerçek şu ki daha sonra Led Zeppelin’in heavy metal ismiyle bütünleşmesi sonucu, terim şu an kullanılan anlamını kazandı..
Kökeni yüzünden ilk başta sadece belli bir kesimin kabullendiği heavy metal terimi daha sonra hayranları tarafından da kabul gördü. Deep Purple gibi kökeni progresif rock olan gruplar ise kendilerini daha sert ve daha iyi ifade edeceklerine inandıkları heavy metal havuzunun içine attılar...
1970’lerin heavy metal tarihi, müzik tarihçileri tarafından sık sık görüşülüp tartışılmıştır. Bazıları, hair metalin pop kitlesini kendisine çektiği 1980’lerde büyük başarı yakalayan Blue Öyster Cult gibi grupları örnek gösterip bu döneme “maddi çıkar” devri dese de çoğu tarihçi bu grupları önemsemeyip Eddie Van Halen ve Randy Rhoads gibi klasikler üzerine yoğunlaşır. 70 sonlarının genç kuşağa hitap eden (ve en büyük örneği Sex Pistols olan) punk rock’ı da kimileri için çok önemlidir. 1980’lerde Iron Maiden ve Judas Priest gibi İngiliz gruplarla beraber doğan Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal’i de(N.W.O.B.H.M) heavy metal tarihi için çok parlak bir dönemdir. Aynı senelerde heavy metal, hardcore, punk, ve alternative rock’ı da etkilemiş, ortaya death metal gibi yeni alt türler çıkmaya başlamıştır..
Jimi Hendrix’in önceki senelerde öncülüğünü yaptığı gitar ustalığı bayrağını 70 sonlarında Eddie Van Halen aldı. Van Halen’ın 1978 yılında çıkardığı solo albüm “Eruption” çoğu tarihçi tarafından bir dönem noktası olarak nitelendirildi. Ritchie Blackmore (Deep Purple), (Ozzy Osbourne ile birlikte) Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen ise gitara daha da yoğunlaştı, bölece klasik gitarlar da artık heavy metal konserlerinde kullanılmaya başlandı. Heavy metalde yaşanan bu patlamayı sonradan Ronnie James Dio, Judas Priest ve (belki de “saf” heavy metal yapan son grup olan) Iron Maiden sürdürdü. Özellikle Iron Maiden’dan sonra metal, saldırganlığın limitini aştı ve müzikal anlamda çok büyük sıçrama yaptı.
Metal müzik Avrupa ve Amerika’da farklı kulvarlarda ilerliyordu. Iron Maiden ve çağdaşları Avrupa metalini ilerletirken Amerika’da, özellikle Los Angeles’ta Mötley Crüe ile başlayan bir hair metal furyası vardı. 80’ler boyunca hair metal Amerika’yı ve pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Def Leppard, Ratt, Poison ve Guns n'Roses gibi devler de buna yardım etti. Hair metalin yaptığı müzik belirli bir görüşü savunsa da bu tür çoğu zaman doğal ve akışında ilerleyen has bir metal türü olarak görülmedi. 90’lara gelindiğinde ise punk rock’dan etkilenmiş bir alternatif rock müziği ortaya çıktı: grunge. Özellikle Seattle dünyaya pek çok grunge grup kazandırdı. Nirvana, Pearl Jam ve Soundgarden grunge müziğin en büyük isimleri oldu.
Klasik rock parçalarının coverları da çoğu metal grubunun repertuarında yer edindi. Örnek vermek gerekirse heavy metal öncesinin efsanesi The Beatles grubunun “Helter Skelter” şarkısı. Dönem gereği metal ruhunu verebilen ama müziğini veremeyen bu şarkının Mötley Crüe versiyonu bu coverlar içinde en önemli ve en faydalılarından biri olmuştur.
Hatırlanması gereken bir diğer nokta da “heavy metalin, Afrika-Amerika’dan gelen ve siyahların elinde olan blues-rock’ın tam zıttı yani "beyaz olduğu” yanılgısıdır. Bu yanılgının oluşmasının sebebi dinleyici kitlesinin ve metal müzisyenlerinin çoğunun beyaz olmasıdır. Ama unutmamak gerekir ki bu iddiayı kıran gruplar da metal tarihi içinde var olmuştur. Hem müzisyenleri hem de dinleyicileri karma olan bu gruplardan Thin Lizzy’s Phil Lynnott ve Living Colour sadece ikisidir..
Heavy Metalde Enstrümantal
Metal müzikte kullanılan enstrümanlar genelde şu şekildedir: bir bateri, bir bas gitar, bir ritim gitar, bir lead (lider, öncü) gitar, bir vokal ve bazen bir klavye. Tüm bunların içinde heavy metalde en önemlisi tabiki gitardır. Gitarların amplifikasyonu ve elektronik geçişler sesi kalınlaştırmak için kullanılır. Heavy metal vokalistlerinin de çeşitli üslupları ve tarzları vardır. Boğazı yormayan temiz vokallerden, hırıltılı çıkan derin vokallere, çığlığı andıran yüksek ve tiz tonlardan böğürtülü brutal vokale.. Örneğin black ve death metal bozuk ve gırtlaktan gelen bir vokale eğilimlidir. Hatta bazen vokalistin ne söylediğini anlamak bile güç olabilir. Çoğu zaman vokal o kadar ham ve işlenmemiş durur ki (Cannibal Corpse gibi) tekrar etmesi ya da eşlik etmesi çok güç olabilir. Ama tüm bunların aksine gayet anlaşılır ve düz vokaller de seçilebilir.
Karmaşık sololar ve riffler heavy metal için çok önemli öğelerdir. Heavy metalde gitarın ve baterinin bir standardı varmış gibi gözükse de müzik her zaman sınırsızdır ve her şeye açıktır. Finlandiyalı Apocalyptica buna güzel bir örnektir. Adeta kendi heavy metal türlerini yaratan grup kategorize edilmesi zor bir şekilde metalin karanlık tarafını müziğiyle işler. Kendi stillerini yaratmak için soundlarına bozuk ritimlerden koro vokallere kadar pek çok alkışı hakeden orijinal öğeler katmışlardır.
The Who ile birlikte ilk dönem heavy metal örneklerinden olan Amerikalı grup Grand Funk Railroad, sahne şovlarında ses seviyesine önem veren belki de ilk gruplardandır. Sesin derecesi, heavy metalde neredeyse müzik kalitesi kadar çok önemli bir faktördür. Heavy metali sırf yüksek sesi yüzünden dinleyip tatmin olan kitlenin sayısı azımsanmayacak kadar az olmamıştır. Özellikle Motörhead ve Manowar “yüksek ses” bakımından heavy metalde önemli gruplardır. Hele hele Manowar, tarihi boyunca hep “en yükses sese sahip grup” olarak övünmüş, hatta bu konuda rekorlar dahi denemiş ve kırmıştır. (1984 yılında yaptıkları şarkı “All Men Play On Ten” bunu anlatır.)
Heavy Metalin Teması
Bir sanat türü olarak Heavy Metal, müzikten çok daha fazlasıdır; dinlenebilir olması kadar görseldir de. Albüm kapakları ve sahne şovları müziğin kendisi kadar önemlidir. Bu yüzden Heavy Metal tarihi boyunca çoğu sanatçı işbirliği içine girmiş, dinleyicilere geniş bir perspektif sunmuştur. Bu bakımdan Heavy Metal, tek bir metodla icra edilen diğer tüm sanat biçimlerinden bile ayrılabilir. Çünkü resim görsel olarak, semfoni işitsel olarak icra edilirken bir Heavy Metal grubunun “imaj”ı ve “ortak tema”sı albüm kapağından sahne tasarımına, şarkı sözünün tonundan müziğin sesine kadar pek çok öğeyi birleştirir.
Rock tarihçileri Batı pop müziğinin, Heavy Metal’i gerçekten uzaklaşan, fantastik lirikler yazma konusunda etkilediğini düşünür. Afrika-Amerika Blues müziği ise Heavy Metal’e kaybetme, depresyon, yalnızlık gibi saf gerçekliği katmıştır.
Eğer Heavy Metal, işitsel / tematik öğelerini blues müziğinden almışsa, görsel özelliklerini de pop müzikten almıştır. Karanlık, şeytan, güç ve kıyamet temaları, hayatın problemlerinin gerçekliğini dile getiren fantastik dil özellikleridir. Bunların yanında, 1960’ların hippi kültüründen gelen “barış ve sevgi”nin reaksiyonu olarak Heavy Metal bir karşı-kültür olarak gelişmiş, karanlığın yerine ışık, pop müziğin mutlu sonu yerine de saf gerçeklik gelmiştir. Dinleyiciler her ne kadar Heavy Metal’in mesajının karanlık olmadığını iddia etse de eleştirmenler gerçekliğin negatif yönlerini yücelttiği için Heavy Metal’i suçlamıştır.
Heavy Metal’in temaları 50, 60 ve 70’erin neşeli pop kültüründen daha ağır ve ciddidir; savaşa, nükleer yıkıma, çevresel sorunlara, siyasi ve dini propagandaya odaklıdır.
Black Sabbath’ın “War Pigs”inin ve Ozzy Osbourne’ün “Killer of Giants”ının dönemin sorunlarının tartışılmasında büyük katkıları olmuştur. Gerçeğin yorumlanması Heavy Metal’de bazen çok basit olabilir; çünkü onun fantastik ve şiirsel dili karanlıkla aydınlığı, umutla düş kırıklığını, iyiyle kötüyü, grinin gölgesinde hiç kalmadan ayırabilir.
Bazıları Heavy Metal’le aşk şarkılarını ayrı yerlere koysa da çoğu “hair metal” şarkısı aşk konusuna odaklıdır. Biraz açmak gerekirse; 80’lerin hair metal’i, 70’lerin parlak rock hareketinin son dönemi, bitiş devridir. İkisinin arasındaki (makyaj ve sıradışı kostümler gibi) görsel benzerlikler bu tartışmayı daha da zora sokar. Rock, şiirsel olarak cinsel belirsizlik, özgür ifade ve bireyselliğe dayanırken hair metal, kesin ve emin bir şekilde daha maço ve heteroseksüeldi. Tabi diğer bir fark ta hair metal’in siyasi ve toplumsal sorunlara da diyecek bir lafı olmasıydı. Sonuç olarak, “saf” Heavy Metal kendisini pop kültürün asla merkezine değil, kıyısına köşesine koymuştur. Bu konumun yer yer merkeze doğru kayması ise sadece sanatçılık şerefini ve mesaj verme fırsatını bir kenara atıp ticari yaklaşımlarda bulunmakla olabilir.
Klasiklerin Etkisi
Heavy Metal’in klasik müziği benimsemesi Mozart ve Franz Liszt’den ziyade Bach ve Paganini’nin bıraktığı etkiye dayanır. Deep Purple ve Rainbow’un gitaristi Ritchie Blackmore 70’lerin başından beri klasik müziğin miras bıraktığı müzikal figürasyonlarla ilgileniyordu, Van Halen’in 78 yılında çıkardığı ilk albümü “Eruption” ise metalde klasik metal virtüözlüğü için çok önemli bir gelişmeydi. Aslında metal müziğin 80’li yıllarında görülen klasik müzik etkisi 18. yüzyılın ilk dönemlerinden gelir. Batı sanat müziğinin Barok dönemi de gotik öğeler olarak metale geçmiştir. Örneğin Ozzy Osbourne’un “Mr Crowley” (1981) albümünde Barok sanatından esinlenen gitar soloları ve Ozzy’nin efsane okultist Aleister Crowley’e yazdığı lirikler bulunuyordu. Yine de klasik sanat müziğinin tekniğini ve üslubunu kullanan metal müzisyenlerinin, klasik müzik yapmak ya da bir klasik müzisyen olmak gibi niyetleri yoktu.
Encarta Ansiklopedisinin iddiasına göre “bir metni müzikle birleştirirken, Bach , metinin sözel gücüne eşdeğer bir müzik yazardı.” Heavy Metal de kıyamet, karanlığın gücü gibi temaları işleyen metinleri müziğe çevirirken müzikle metinleri eşdeğer tutmaya çalışır. Bunun en güzel örneği Iron Maiden’ın “Powerslave” isimli konsept albümüydü. Kapağında dramatik bir Mısır piramiti manzarası olan bu albümün parçalarının genel konusu ölüm ve yaşamdı ve müzik te bu konuyu destekliyordu. Bu albümün parçalarından birinin adı da İngiliz romantik akımının önemli temsilcisi Samuel Taylor Coleridge’in klasiği “The Rime of the Ancient Mariner” (Yaşlı Denizcinin Şiiri) idi.
Önemli Sanatçılar
60’ların ilk müjdecilerinden, 80 sonralarının alt türlerini yaratanlara kadar Heavy Metal tarihi tartışılırken, üç ana aşamada bazı kilit, çok önemli sanatçıların adı listelenebilir. Bu sanatçıların tümünün İngiliz olması ise tesadüf değildir.
The Beatles, The Who, The Rolling Stones gibi 60’ların efsane rock grupları.
Led Zeppelin, Black Sabbath, Deep Purple gibi 70 ortalarının metale geçiş grupları.
Iron Maiden, Judas Priest gibi 70 sonları ve 80 başlarının Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal akımı öncüleri.(N.W.B.H.M)
Kendilerini “Heavy Metal” grubu olarak tanıtanlar tabiki son aşamada yer alan gruplardır. 1980’lerin ortalarında Heavy Metal öylesine bir patlama yapmıştır ki dinleyici kitleleri, müzik şirketleri ve fanzinler yeni alt türlere isim koymaya başlamıştır. O dönemlerde bu alt türler henüz belirsiz olduğu ve sınırları belirlenemediği için bir sanatçıyı bir alt türe koymak zor olmuştur. Ama bu alt türler içinde en önemlileri başını Metallica ve Slayer gibi Amerikalı grupların çektiği thrash metal ve Ratt, Guns N’ Roses gibi yine Amerikalı grupların öncülüğünü yaptığı hair metal olmuştur. Bu dönemin diğer bir önemli grubu da tabiki Megadeth’dir. Thrash metal riffleriyle Judas Priest’in speed metal sololarını birleştiren Megadeth dönemine şüphesiz ki damgasını vurmuştur.
Heavy rock müziğin sonradan oluşan diğer bir türü de, en bilinen grubu Seattle’lı Nirvana olan 1990’ların grunge müziği olmuştur. Heavy Metalin etkisi görülse de bu müzik, Heavy Metalin bir alt türü olarak sayılmaz. Gitar soloların olmayışı belki de grunge grupların Heavy Metal adı altında anılmamasının en önemli nedenidir.
Kültürel Etki
Heavy Metal’in yarattığı etki, insanların günlük hayatında da gücünü göstermiştir. Heavy Metal’in teşvik ettiği hedonist (hazcı) insan doğası ve anti-dindar görüşleri toplumlar arasında öylesine etkili bir alt kültür oluşturmuştur ki (özellikle müslüman ülkelerde) siyah t-shirt giymek bir tutuklanma sebebi haline gelebilmiştir. Batı ülkelerinde de durum farklı değildir. Heavy Metal dinleyicileri Batı’da da düşük zeka seviyeli kara cahiller tarafından sürekli taciz edilmiş, dinledikleri müziğin hem şiirsel hem müzikal anlamda sanatın ta kendisi olduğu bazen unutulmuştur. Heavy Metal’in imajı televizyon dizileri ve “Beavis and Butthead”, “Airhead” gibi filmler sayesinde popüler kültürde yükselmiş, kitleler tarafından benimsenmiştir. Bunların yanında çoğu metal grubu da günlük hayatın içine kadar girebilen işaretler, simgeler yaratmış. Ronnie James Dio tarafından meşhur olan “kötülüün gözü” (ticari amaçla olsa da) çoğu Heavy Metal seveninin simgesi haline gelmiştir.
Heavy Metal, kostüm ve dış görünüm olarak ta çok belirli bir çizgi çizer. Uzun saç, deri ceket, metal takılar, dövme, küpe ve siyah renk bunlardan bir kaçıdır. Belki de diğer hiç bir müzik türünün böylesine karikatürize, net bir dış görünüm tarzı yoktur.
Alt Türler Ve Diğer Türlerle Bağlantılar
Heavy Metal kategorize etmesi güç bir şey kanıtlamıştır. Bazı metal fanları ve müziyenleri, oluşan bu türü ve alt türlerini değişmez sabit bir konsepte oturtmaya çalışsalar da diğerleri bu kısıtlamaya karşı çıkıp böyle bir sınıflandırmayı gereksiz buldular.
Heavy Metal, black metal, death metal, thrash metal ve diğerleriyle birlikte oluşan “metal ailesi”'nin dedesidir, en büyüğüdür. Çoğu metal türü kesin bir şekilde blues ve rocktan ayrılır, ama bazı alt türler Batı klasik müziğinin etkilerini de içerir. Bu sebepten dolayı, klasik heavy metal ve avant-garde black metal aynı aileye sahip olsa bile, ikisinin arasında önemli farklar bulunur. Saf Heavy Metal yapı ve ölçü itibariyle aslen blues kökenlidir. Black metal ve benzerleri ise her ne kadar ilk bakışta bozuk ve hızlı tekrar eden gitar sesleri gibi görünse de, klasik müzikten ilerlemiştir.
1970’lerin ortalarında kısa bir döneme sahip olan “glitter rock” için, Heavy Metal’in gerçek-fantazi karışımı temasının fantazi tarafı aşırı olanı denebilir. Iggy Pop, David Bowie, Alice Cooper ve Kiss bu alt türün en öncü ve önemli örnekleridir.En büyük öncüleri The Ramones, The Velvet Underground, The Stooges ve Sex Pistols olan punk rock da tıpkı heavy metal gibi öfkeli gençliğin sesi olarak doğmuş ama punk 1970’lerin Heavy Metal’inden çok farklı bir yöne gitmiştir. Heavy Metal’in ayrıca, tıpkı punk ve rock gibi aynı ruha sahip grunge’a da önemli etkisi olmuş, grunge’ın ilerlemesinde ve gelişmesinde de kayda değer bir rolü bulunmuştur.
80’lerin başlarında Iron Maiden ve Motörhead gruplarının başı çektiği Yeni Dalga İngiliz Heavy Metali de, metal müziğini (özellikle Avrupa’da) oldukça popüler yapmıştır. Bu periyod ayrıca orjinal Heavy Metal türünün zirvede olduğu dönem olarak ta bilinir...
Son olarak ;

Tüm bunların haricinde, Heavy Metal’den doğan pek çok başka alt tür, ve bu alt türlerden de doğan pek çok yeni alt tür vardır. Metal müziğin dedesi olan Heavy Metal ve onun oğulları, üreye üreye şu andaki köklü, asil ve kalabalık “metal ailesini” daha anlamlı bir ifadeyle "Metal Kültürünü" yaratmışlardır ve Metal sanatını dünyaya bahşetmişlerdir. Yazıda adı geçen, geçmeyen, metal müziğe bir notayla dahi katkısı olmuş herkese bu yüzden ve hayatlarımızı daha anlamlı kıldıkları için sonsuz teşekkürler...
 
Eski 11-04-07, 17:57 #392
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Thrash Metal nedir?Nasıl ortaya çıkmıştır?

Heavy metal müzik türünün bir alt dalıdır. Çoğunlukla kökleri 1970'lerin sonları ve 1980'lerin başlarına dayandırılır. Bu dönemde NWOBHM (New
Wave of British Heavy Metal) ve Hardcore Punk müzik akımlarının bazı özelliklerini alarak, kaynaştırarak yeni bir müzik türü olarak ortaya çıkmıştır. Benzer bir diğer tür olan Speed metal`e göre çok daha fazla saldırgan özellikler taşır.Bu fark şarkı sözleri ve müzikten açıkça anlaşılır.

Bazıları 1981 senesini thrash metal için dönüm noktası olarak görse de çoğu insan için hikaye çok daha eskiye dayanıyordu. Black Sabbath’ın “Symptom of the Universe”inde (1975) muhtemelen ilk thrash riff’i bulunuyordu. Hatta “Into the Void” ve “Children of the Grave”den (ikisi de 1971) bile bahsetmek mümkündü. Speed metalin öncü grubu Judas Priest’in 1978 yılındaki “Stained Class” çalışmasında da thrash metal izleri vardı. Grubun bateristi Les Blink’in tempolu ritminin aykırı bir gitar sounduyla birleştiği Tyrant’ın canlı versiyonu da stüdyo kaydına göre thrash metale hayli yakındı.


1980’ler ve 1990’lar Thrash metal adına da en parlak dönemdir. Heavy metal’in daha teknik ve de daha hızlı olan thrash metal en çok söylemleriyle fanları etrafına toplar. Sisteme olan tepkisini açık seçik dile getirir.


Thrash gruplarının bazıları satanist söylemler edinseler de amaçlarının şeytana tapmak olmadığı bellidir



Black metal ve death metal, sonraki yıllarda thrash metalin alt türleri olarak ortaya çıkmışlardır.





Türün öncü ve sonrakilere ilham kaynağı olmuş en önemli grupları:
Slayer
Metallica
Exodus
Testament
Megadeth
Overkill
Destruction
Anthrax
Kreator
Xentrix
Annihilator
Death Angel ve
Sodom gibi topluluklardır.
 
Eski 11-04-07, 17:59 #393
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
HEAVY METAL TARİHİ
Heavy Metal ortaya çıkışından, günümüze kadar her dönemde, birçok kişi ve kuruluş tarafından yanlış bilinmiş, yanlış bilgilendirilmiş ve yanlış anlaşılmış bir müzik türü olmuştur. Ne yazıkki bunun sebebi, dinleyenlerin büyük bir kısmının ve medyanın konuyu yanlış ele alıp genele yanlış iletmesidir. Heavy Metal'e saldırma ihtiyacı hisseden bazı insanlara karşı, bilinçsiz ve duygusal bir savunma yerine, geçmiştede ele alınmış bu konuyu, hem bir cevap niteliğinde, hem de Heavy Metal'in geçmişini merak edenlere bir kaynak niteliğinde bu yazıyı derlemeye karar verdim. Bu hafta başlayacak olan diziyi sonuna kadar takip etmenizide ısrarla tavsiye ederim.
Heavy Metal ne zaman başladı ? Buna "Herşey Black Sabbath' la başladı" diye kısa bir cevap verebiliriz. Ama bunun öncesinde ilk kıvılcım nerden geldi kimin tarafından geldi bir göz atmak gerekiyor. Evet, ilk kıvılcım "The Kinks"in ,"You really got me" ve "Who"nun "My generation"ıydı. İlk Heavy Metal yıldızı ise 1965 yılında "The Spiders" grubuyla çıkan 34 yıllık efsane Alice Cooper'dı. Yinede Heavy Metal gerçek çıkışını 1967'ye kadar gerçekleştiremedi ve Alice Cooper 'ın 1971'deki "Love ıt to death" albümüne kadar popüler zihniyetin dışında kaldı.
1966'larda rock dünyası hala "Yaz Aşkı"(Çiçek Çocukları)'ının gölgesindeydi. Ama beklenen devrim "Steppenwolf"un "Heavy Metal Thunder" parçasında söylediği gibi dünyayı sallamaya başladı. Cream,Jimi Hendrix Experience, Led Zeppelin, Vanilla Fudge, Iron Butterfly, Grand Funk Railroad, Free, Uriah Heep, Mountain, Humple Pie, Bloodbock, Black Widow, Cactus ve Black Sabbath, 1966 ve 1970 yılları arasında birer birer ortaya çıktılar. Köklerini Rock'N'Roll, ve Blues'dan alan bu sert müzik "Yaz Aşkı" rehavetinden sıkılan gençlik üzerinde giderek etkisini arttırmaya başladı.
Cream ve Jimi Hendrix Experience, Heavy Metal'e ticari profili getiren ilk gruplardandır. Efsanevi Eric Clapton ilk üç kişiden oluşan grubunu kurarak ,"Sunshine of your love" ve "White room" parçalarıyla piyasaya giriş yaptı. Dört albüm ve iki yıldan sonra "Cream","Rush" ve "Van Halen"la birlikte ağırlıklarını rock dünyasında hissettirmeye başladı. Efsanevi Jimi Hendrix kendisine özgü gitar sound'uyla süslediği iki albümü "Are You Experienced?" ve "Electric layland", Janis Joplin ve Doors'u ilah gibi gören binlerce dinleyiciyi balyoz gibi dagıttı.
Bu arada yeni gruplar Foghat, Bad Company, Budgie, UFO ve Status Que sound'larını sertleştirirken, 1973 yılında Heavy Metal'in kralları Led Zeppelin, Deep Purple ve Black Sabbath, diğer grupları gölgede bıraktı. Teknik güçleri, şarkılardaki üstün kompozisyonları daha önce görülmemiş hırs ve tutkuları ayrıca o zamanların en sert müziğini yapmaları, bunun doğal sebebiydi. İşte bu sıralarda Heavy Metal'in satanik imajıda harkulade sahne show'larıyla ön plana çıktı.
Satanik imaj, iki İngiliz grubunun öncülüğünde ortaya çıktı; Black Sabbath ve Led Zeppelin. Jimmy Page, gerçekten güçlü bir satanik kişiliğe sahipken, Black Sabbath'ın lirikleri, şarkıların temaları doğrudan ökült ve mistik öğelerini içermekteydi.Ama siyah pelerini, taşıdıgı mum ve şamdanıyla Ozzy Osbourne hayranlarına korku saçıyor ve yol gösteriyordu.
Sahne show'larında ise Led Zeppelin'in iki saatlik "Rock tıll your drop" ve Alice Cooper'ın Boa Yılanı taşıyan kadın show'u daha sonra bir çok grup tarafından taklit edilmişti.
Heavy Metal'in bu ilk yılları, bir çoklarınca öncü olmasından dolayı, en iyi zamanları olarak tanımlanır ve şüphesiz Heavy Metal tarihinin en içten zamanları olarak bilinir ve kabul edilir. İşte Led Zeppelin belkide en popüler grupların başında gelmektedir; klasik parçaları "Black Dog" ve Arap müziği havasında, Arap teması üzerine kurulu "Kashmir"in yanı sıra Reggea ve Folk müziğinden oldukça dahiyane sentezleriyle müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Efsanevi parçaları "Stairway to heaven" bugün hala birçoklarının raflarında ön sıralardadır.
Ancak Heavy Metal'in gerçek ruhu 1970'lerde Black Sabbath'ın sahne almasıyla ortaya çıkar. Tonny Iommi'nin karanlık ve lanetlenmiş müzikal liderliğinde Ozzy Osbourne, Bill Ward ve Geezer Butler'in klasik parçaları "N.I.B.","Paranoid","Children of the grave", tema olarak başta Metallica ve Corrosion Of Conformity olmak üzere bir çok grupta görülmektedir. Bu arada vokalist Rod Evans ve basist Nick Simper aralarına bir başka ilah olan Ritchie Blackmore, Jon Lord ve Ian Gillan'ı alarak uzun yıllarca bir çok dinleyiciyi fethedecek Progresiv Rock adını verdikleri, rock'ın temel taşlarından Deep Purple'ı kurdular.
1970'lerin ortalarında altı yeni grup sahne ışıklarının altında yürüdüler; Judas Prıest, Thin Lizzy, Queen, Aerosmith, Kiss ve Blue Öyster Cult. Judas Priest'in iki gitaristle çalışması yaygınlaşırken, Aerosmith'in Blues, Sex ve Uyuşturucuyu metalin içine sokması dikkat çekti. Thin Lizzy'nin stil ve estetiği, Queen'in deneysel cesareti ve inanılmaz melodileri ve Kiss'in, Alice Cooper'ın başlattığı devrimsel, sanatsal sahne show'ları Heavy Metal'in içine girdi. Blue Öyster Cult ise 1980'lerde kaybolmadan önce 1960'larla 1970'lerin bir uyum içerisinde kaynaşmasını sağlamıştır.
İşte Heavy Metal'in dalları yerlerini sağlamlaştırırken, bazı gruplarda, ileride oldukça popüler olacak sert Progresive Rock'ın temellerini atıyordu. Pink Floyd, Genesis Heavy Metal camiasında yer bulurken Jethro Tull, King Crimson, Yes gibi gruplarda nispeten yumuşak tarzlarıyla "Aqualung","Heartof the sunrise" ve "21st century schizoid man" gibi klasik parçaları ortaya çıkarttılar. Ama yine de hiç biri karmaşık yapılı şarkıları, çift sesli melodileri, yüksek teknik ve virtiözik stilleriyle Progresive Metal'i Rush kadar iyi sunamadılar. İlk albümleri "Fly by nıght" albümünde müzik ve şarkı sözlerindeki eski hırslarını Progresive tarzda bırakmışlardı. Bu değişim daha çok "A farewell to kings" ve "Hemispheres" albümlerinde çok net anlaşılmaktadır. Diğer bir çok Progresive gruplar Emerson Lake And Palmer, Focus,Asia ve Marillion Heavy Metal'le flört etmesine rağmen zaman içerisinde kayboldular.
1970'lerin sonlarında talihsiz bir şekilde durgunlaşma oldu. Kiss ticari kaygılardan eski etkileyiciliğini kaybederken Aerosmith, Thin Lizzy ve Black Sabbath, uyuşturucu yüzünden kendi mezarlarını kazıyorlardı. Deep Purple kişisel sebeplerden sönerken, Led Zeppelin davulcuları John Bonham'ın ölmesiyle dağıldılar. Bu dağılma diğer grup elemanlarının aldığı kararla oldu. Led Zeppelin, John'suz olmaz diyerek bir daha toplanmamak üzere dağıldılar. Fakat sadece Judas Priest ve Queen insanları peşinden sürüklemeyi hala başarıyorlardı. Sadece eski gruplar ölmüyordu, yeni çıkan gruplarda o eski şanlı günleri bıçaklıyorlardı. Sadece bir kaç grup Heavy Metal ateşini sürdürmeye çalışıyordu. Bon Scott'un cehennemi çığlıkları, gitarist Angus Young'ın sitiliyle AC/DC ve Rush bu grupların başında gelmekteydi. Amboy Dukes'ün eski elemanı Ted Nugent , Cat Scratch Fever ve Double Live Gonzo gibi yan projeler, yetmişlerin sonlarındaki nadir Heavy gruplarıydı. Ronnie James Dio'nun kişisel nedenlerden dolayı ayrılışıyla , Blackmore's Rainbow' da 1980'lerin başında yıkılan enson Heavy Metal deviydi.
Ondan sonra metalin, kardeş müziği Punk, rock dünyasını zamansız bir ölümden kurtarmak için sahneye çıktı. Ancak kendi enstrümanlarını çalabilen , Faşizme, kendi hükümetlerini ve temelde günlük hayatı protesto edebilen bir kaç grup, kaba sahne soytarılıklarıyla, üç akorluk parçalarıyla ve öfkeleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Punk fırtınasının ilk temsilcileri Iggy And The Stooges, MC5 ve New York Dols sayılabilir. 1960'lar ve 1970'li yılların, başlarında , Sex Pistols, Ramones, The Clash, The Dead Boys, U.K.Subs, The Misfits, Crass, The Exploited, The Gloomy, Amebix Banshees ve The Plasmatics gibi nispeten az tanınmış gruplar Punk fırtınasını dünyada estirdiler.
Punk'ların , Punk-Heavy Metal olayına en büyük katkısı, toplumdaki yanlış olaylara protestolarıydı ( Chıldren of the grave ve War Pigs şarkılarında Black Sabbath'ın işlediği konuların yansımasıydı belkide).
Punk'ın en önemli üç grubu Iggy And The Stooges, Ramones ve Sex Pistols'du. Bunlardan ilki Iggy Pop'un grubuydu. Şaşırtıcı sahne show'ları, çok enerjik on-onbeş dakikalık parçaları ve vahşi hareketleriyle dikkati çektiler. İkincisi Ramones'di. Ramones zamanına göre son derece korkusuz, şarkılarıyla, yakın dönemdeki , Red Hot Chili Peppers gibi grupların kurulmasına öncülük etti. Ve son olarak belkide tüm zamanların Punk-Rock grubu Sex Pistols; Grubun başlangıcı oldukça ilginçti, Malcom McClaren'in Rock'N'Roll'dan önceki herşeye karşı olan projesiyle başladı herşey.
Daha sonra bu proje kapsamında iyi bir Punk-Rock grubu kurmayı başardılar. Temel konuları politik protestolar ve alaycı yaklaşımlardı (God Save The Queen, politik protestolara,Sub-Mission ise alaycı konulara örnek gösterilebilir). Ne yazık ki grup Amerika turnesi esnasında kendi kendini yok etti. Basist Sid Vicious, kız arkadaşı Nancy Spunge'yi öldürdü ve peşi sıra aşırı uyuşturucu aldıktan sonra da intehar etti.Bu olay Vicious'u Punk'ın en rezil şehiti yaptı ve böylece Punk-Rock'ın sonu gelmeye başladı. Fakat Punk-Rock'ın bir kısmı 1990'lara kadar underground olarak devam etti.
Gençliğin gözünde Punk ölürken, başka bir agresif grup güçlü bir etkiyle ortaya çıktı; Motorhead. Motorhead, bugünlerde Thrash/Speed/Power Metal diye bildiğimiz ve ileride Death Metal'e kaynak olacak, her şeyin başlanğıcı olacaktı. Grubun ilk albümü "On Parole"(1976)'da serbest kalmamış gücün ufak bir belirtisiydi sadece. Daha sonra 1970'lerin sonunda ve 1980'lerin başında çıkan "Overkill","Bomber","Ace Of Spades" ve "No Sleep 'Tıl Hammersmıth" gibi albümler,"Pedal-to-the-metal" parçalar içeriyordu (Pedal-to-the-metal: Ağırlıklı olarak gitar pedallarının kullanıldığı parçalar). Motorhead, sadece metal izleyicilerinin ilgisini çekmekle kalmadı, aynı zamanda çok sayıda ateşli Punk hayranının ilgisini çekti. Böylece de Metal'le Punk arasında sonunda Hardcore'un oluşumuna neden olacak bir birlikteliğin başlangıcına işaret etti.

Punk, Rock'N'Roll'un temellerini sarsarken, Heavy Metal, Judas Priest, Queen, Scorpıons, Accept gibi gruplarla geri geldi. Bu akım daha sonraları N.W.O.B.H.M.(New Wave Of Brıtısh Heavy Metal)olarak adlandırıldı. Heavy Metal'deki bu önemli İngiliz istilası kendini Diamond Head, Def Leppard,Iron Maiden, Saxon,Samson, Tygers Of Pan Tang, Venom, Raven ve Sweet Savage gibi gruplarla ilan etti. Bunların arasından Iron Maiden ve Def Leppard çok kalıcı oldular, Judas Priest deri giysileri, metal aksesuarlarıyla, yıllar boyu popüler kaldı. Eski deneyimiyli gruplardan Scorpions "Vırgın Kıller","Lovedrıve","Blackout" gibi albümleriyle hem balladlarda,hem de sert parçalarda kendini kanıtladı . Accept, kendisine has katı müziğini."Breaker","Restless And Wild" gibi albümlerle gösterdi.Ve Queen, Thrash ve Melodik vokal harmonileriyle "Stone Cold Crazy" ve ünlü Rock-Opera karışımı "Bohemia Rhapsody"yle sınırlarını aştı.
Bu arada Iron Maiden, Heavy Metal'in mistik imajını geri getirdi, o zamana göre en sert riflerini içeren "Killers","Pıece Of Mind" ve "Powerslave" gibi albümleri yaptılar. Iron Maiden Hard Rock sahnesini yöneten, en sert grup olarak yıllar boyu kaldı, ta ki Metallica gelene kadar. Iron Maiden ,uyumlu ve görkemli gitar rifleri ve gök gürültüsü gibi Bas'lar kullanırken (Bu kombinasyon klasik Heavy Metal olarak adlandırılır). Venom "Welcome to hell" ve "Black Metal" gibi klasikleşen albümleriyle gerçek anlamda Thrash Metal'i başlattı. Böylece aynı zamanda Death Metal'in de ilk sinyallerinide verdi. Venom, zamanının en ateşli grubu oldu. Motorhead ,Judas Prıest, Stained Class ve Riot gibi gruplarla birlikte Venom'da yeni gelenlere ilham kaynagı oldu.Metallica, Slayer ve Mantas (sonradan Death ismini aldı) gibi gruplar bu ilhamla kendilerine özgü hızlı ve agresif müziklerini oluşturdular.
İngiltere'den kaynaklanan bu akımlara Amerika, 1980'lerin Pop/Glam Metal patlamasıyla cevap verdi. Van Halen, 1978'de kuruldu ve 1980'lerde dünya çapında bir grup oldu. Eddie Van Halen'in gitar sihirbazlığıyla David Lee Roth'un vahşi show'larıyla bütün dünyayı etkiledi. Protatip bir grup olarak kurulan Journey 1972'deki kuruluşundan itibaren milyonlarca sattı ve kendilerine özgü klavye kaynaklı Metal'i gündeme getirdi. Daha sonra , Angel, Foreigner ve Mountrose gibi gruplar Amerika'dan çıkıp bütün dünyaya mal oldular. Fakat Amerika'nın asıl çıkışı 1980'lerin başında Mötley Crüe ve Ratt'la oldu. Bu iki Los Angeles'li grubun Sweet ve T-Rex gibi kıdemli gruplardan etkilenimle oluşturdukları parçalarıyla büyük ün sağladılar. Her iki grupta aynı zamanda Alice Cooper, David Bowie, New York Dols, Kiss ve Gary Glitter gibi grupların glam imajından etkilendiler. Bu iki grup Glam Metal grupları arasında, deri giysileriyle , sahne makyajlarıyla, baş bantlarıyla ve kullandıkları metal aksesuarlarıyla en uç noktaya vardılar. Mötley Crüe, 1980'lerin belki de en önemli Glam/Pop-Metal grubu oldu.Ve 1983'te "Shot at the devil" albümüyle Los Angeles'taki metal patlamasını başlattı ve aynı zamanda Heavy Metal'i ticari hale getirdi. Aynı zamanda Ratt ve ondan eski Twisted Sister ve Quıet Riot "Round and round","We're not gonna take ıt","Cum on feel the noıze" gibi dünyaca ünlü çalışmalar çıkardılar.
Bon Jovi, her albümde milyonlarca satarak ve hit üzerine hit balladlar çıkararak, Def Leppard'dan sonra en başarılı ikinci metal grubu oldu. "Slippery When Wet" ve "New Jersey" albümleri Def Leppard'ın "Pyromania"ve "Hysteria" sından sonra tüm dünyada kasırga gibi estiler.Bu iki grup metalin, sertliğiyle popun yaygınlığını ve erişebilirliğini mükemmel bir biçimde dengelediler, o günlerin MTV'den etkilenen gençliğine mükemmel bir karışım sundular.
Bu arada Mötley Crüe ve Ratt kendilerine özğü müziklerini her albümde yenileyerek Glam/Pop Metal'in karanlık yüzünde uzun süreli bir başarı sağladılar. Bu gruplar çok daha fazlasını vererek Kix, Faster Pussycat ve L.A Guns gibi grupların başarısını gölğelediler. Bu gruplar güçlü materyallerine rağmen hakkettikleri yere gelemezken Kiss "Heavens on fire" gibi parçalarla Glam/Pop Metal dünyasının kurallarına uymayı başardı. Daha sonra Glam/Pop Metal patlaması daha sert, yada daha klasik gruplarıda Thunder, GUN, Jackyl gibi grupları yuttu, Cult ve Jackyl ayakta kalmayı başardılar.
Sonunda Glam/pop Metal çok fazla kolay bulunur oldu ve gösterişsiz hale geldiki yeniden canlandırılması gerekti.Whitesnake gibi genel olarak başarılı Hard Rock-Glam Metal grupları bile tüm tecrübelerine rağmen zor durumda kaldılar. Sadece , en güçlü ve en iyi gruplar kalabilecekti, Bon Jovi, Def Leppard ve Mötley Crüe gibi. Glam/Pop Metal dünyası, yeni bir tür gruba ihtiyaç duyuyordu. Diğerleri kadar cilalı ve ulaşılabilir olmayan,ucuz ve pis sokaklardan gelen, bir gruba ihtiyaç duyuyordu.
Guns'N'Roses, Glam / Pop Metal dünyasının tam istediği standartlardaydı. "Appetite for destruction" Slash'in Blues vari gitarıyla Axl Rose 'un vokaliyle, kurulmut kaba ve agresif bir albümdü.
Guns'N'Roses "Welcome to jungle","Nıght train","My Michelle", "Swett chıld O'mine" gibi parçalarla birden bire ilgi çekti. Guns'N'Roses, Glam/Pop Metal'i ticari olarak tüketilmekten kurtardı ve Mötley Crüe'yla birlikte uzun süre Glam/Pop Metal dünyasına hükmetti. Bu arada Bon Jovi ve Def Leppard uzun süren aralar verdiler.
Guns'N'Roses'ın gelişi yeni kolay bulunur grupların gelmesini engellemedi. Poison ve Warrant bunlardan en iyi iki gruptur. Komple yeni birşey ortaya koymadıkları halde şarkıları orjinalve hatırda kalıcıydı. White Lion'da başka bir önemli Glam/Pop Metal çıkışı oldu. Grubun bazı parçaları basmakalıp olmasına rağmen bir çok parçaları çok etkileyiciydi, özellikle; "Lights and thunder","Cry for freedom","If my mind is evil" ve "Leave me alone". Bu arada daha Blues vari çizgide , Cinderella ve Tesla daha açık sözlü rock albümleri yaptılar. Ve etraftaki Glam imajından uzak durmaya çalıştılar. Daha deneyimli Dokken'da George Lynch'in sert ve teknik müzisyenliğiyle güçlü bir Glam/Pop Metal çıkışı oldu. Europe melodik baş yapıtı "The final countdown"la liste başı olurken, Stryper,Winger,GreatWhite, Mr.Big, Bad English, Damn Yankees, Slaughter, Glam/Pop Metal'in önemli unsurlarıydı. Tercihan hatırlanan başarılı gruplardan biri olarak Skid Row'da vardı. Fakat ilk albümlerinin başarısına rağmen Skid Row kadrosu, daha sert temellere giderek batarılarını riske soktular.
Glam/Pop Metal'in dünyayı sarstığı sıralarda, Motorhead ve Venom gibi grupların fanları metal'in gittikçe yumuşadığını gördükçe panik olmaya başladılar. Ancak Thrash, Speed ve Power Metal'in ani çıkışıyla biraz olsun rahatladılar . Bu konuda da Metallica başı çekmekteydi. Metallica farklı rifleri biraraya getirirken, yırtıcı vokaller ön plana çıkıyor ve davulda Twin-Pedal da devreye giriyordu. Kısa süre sonra Mercyful Fate ve Exodus da Metallica'yı takip ettiler ve sert metal dinleyicilerini bir araya getirdiler.
Aynı dönemde üç yeni grup daha bu akıma destek verdi; Slayer, Anthrax ve Megadeth. Metallica'nın eski gitaristi Dave Mustaine, tarafından kurulan Megadeth, daha sonra Techno-Thrash olarakta adlandırılan, karışık rifler ve tempo değişiklikleri içeren bir türü yapmaya başladılar. Bu arada Anthrax da daha sert ve rithm'lerle ilgileniyor ve Rap unsurlarınıda deneysel olarak kullanıyordu. Aynı dönemde Slayer ise dönemin en sert sayılabilecek riflerini grup üyelerinin satanik imajlarıyla birleştiriyordu. Daha sonraları Suicidal Tendencies'in de "Light Camera Revolution" isimli parçalarında da olduğu gibi yakın çalışmaları olmuştu. Ve grup Punk, Alternativ ve Rap müziklerinide vokalist Mike Muir'in "Ekstrovert" tavırlarıyla bu akıma dahil ediliyordu. Yine aynı dönemde Testament grubunun "Practice what you preach" adlı albümüyleriyle 1980'li yılların ortalarında ticari başarıyı yakaladıklarını gözlüyoruz.
Bu dönem eğer Underground çabalar olmasa ve grup demoları dünya çapında başarı sağlamasa, çok kısa sürecekti. İşte bu dönemde Exciter, Overkill, Nuclear Assault, Dark Angel, Destroyer gibi gruplar Thrash Undergroundu sayesinde tanındı ve büyük sayıda bir dinleyici kitlesine Underground aracılıgı ile ulaştı. Yine de Thrash Metal hak ettiği tepkiyi alamadı.
Nihayet Metallica'nın "Master of puppets"ı ile Speed Metal adını iyice duyurmaya ve bu da beraberinde Slayer, Anthrax ve Megadeth gibi grupların iyice tanınmasına ön ayak oldu ki bu gelişmelerle Power Metal'in de önemli bir yeri oluşmaya başladı. Glam/Pop Metal'e cevap Heavy Metal'in Brutal bir formatıyla gelmişti. Aynı dönemde Metal Church, Coroner, Flotsam And Jetsam, Wratchild Amerika, Sacred Reich ve Anvil albümleri ve orjinalliklerine rağmen hak ettikleri başarıyı sağlayamadılar. Voivod'sa daha Progresive bir Speed Metal'e doğru yönelince gözden düşmeye başladı. Takip eden dönemde Angel Dust daha istikrarlı bir sound yarattı.
Speed Metal daha sonraları en uç örneklerden biri olarak gösterilecek olan yeni bir türü de beraberinde getirdi; Death Metal . Hellhammer, Death, Possessed ve Bathory'nin parçaları bu türün ilk örnekleri olarak karşımıza çıktı. Gitarlar mümkün olabildiği kadar sertleşirken, tempo değişiklikleri kaplumbağa hızında, tren hızına kadar değişiyordu. Bu yüzden Twin-Pedal davulcular için bir mutlak haline gelirken, vokalistler de pek akıllıca olmasada çığlıktan, böğürmeye kadar değişkenlik gösteren bir tarz sergilemeye başladılar. Venom'un "Welcome to hell"i Death Metal'in yükselitinin habercisi gibiydi ve bu yükseliti Celtic Frost, Sodom ve Kreator gibi gruplar sürdürdü. Ama bazı metal gruplarının Metalcore'a olan ilgisi Death Metal'i gözden düşürmeye başladı.
Bu dütütü telafi etmek için Sepultura, Obituary ve Morbid Angel yeni çalışmalara imza attılar ve bu sayede Death Metal önemli ve kuvvetli Metal dallarından biri olmaya başladı. Bu sayede de eski gruplar silinmeye başlarken, yeni gruplarda ortaya çıkmaya başladı ; Carcass, Dismember, Benediction, Malevolent, Creation, Hypocrisy, Fudge Tunnel, Entombed, Edge Of Sanity ve Pan-Thy-Monium ve daha progresive olan; Pestilence, Atheist, Believer ve Cynic. Yine de bir süre sonra Death Metal tekrara başladı ve Morbid Angel ve Deicide gibi gruplar dışında bir çoğu tekrara giderken Death Metal'in mezarını daha da derinleştirdiler.
1980'li yılların ikinci yarısında Death Metal'in en değişik ve radikal uzantısı ortaya çıktı; Grindcore. Grindcore kısa sürede farklı ve orjinal bir hal alarak farklı bir tür haline geldi. En önemli gruplardan biri olarak Grindcore'u kullanan Napalm Death oldu. Scurn, Harmony Corrupted ve Utopia Banished'in çalışmaları buna örnektir. Çoğu zaman Heavy Metal'in öncülerinden biri olarak adlandırılan bu türün, müziği alaşağı eden tutumu ve bu anlamdaki radikalliği Grindcore'un müzik olup olmadığının tartışmasına bile yol açtı. ConnibalCorpse ve Scorn gibi gruplar bu türü iyice benimserken, Carcass, Godflesh, Treponem Pal ve Pitchshifter gibi gruplarsa daha az radikal tutum sergiliyerek bu türden uzaklaşmaya başladılar.
Bu sırada, diğer tarafta Death Metal'in yeni bir uzantısı olan ve daha melodik gibi görünen, biraz gürültülü ama gelecek vaad eden Black Metal üretilmeye başlandı. Daha fazla deneyselliğe açık olan ve daha melodik gözüken bu tür kısa sürede grupların ilgisini çekti ve söz konusu grupların yoğun Metal tarzlarından daha melodik olan Black Metal'e kaydıklarını görüyoruz. Samael, Satyricon, Cradle Of Filth ve Moonspell bunun en güzel örneklerindendir ki bu gruplar müziklerine bir çok yeni unsurlar kattılar (Klasik, Flamenco, Folklorik Avrupa Müziği, Synthisizers, Bayan Vokalleri , Böğürmeyen Vokaller ve Çığlık Vokaller).
1990'ların başlarında , Tiamat, Therion, Sentenced ve Cemetary daha önce sergiledikleri Death Metal sound'undan uzaklatarak daha progresive, doom ve klasik metal türleri içeren yeni bir tarz sergilediler. Bu da diğer grupların bu türe ilgisiyle farklı , zor ve karmaşık bir Death Metal içeriği oluşturdu. At The Gates, Dark Tranquillity ve In Flames gibi İsveç'li gruplar bu dönemde Death Metal'e buluşçu ve teknik anlamda ki yaklaşımları ile büyük katkıda bulundular. Onları takip eden Emperor ve senfonik katkılarıyla, Arcturus ve Dimmu Borgir gibi gruplarda Black Metal'in Death Metal'i anımsatmada ne kadar önemli olduğunu gösteren çalışmalar yaptılar.
Death Metal'in, Thrash Metal'den çıktığı ve mümkün olduğu kadar hızlı çalmanın gruplar arasında moda olduğu bu dönemde bazı müzisyenlerin daha yavaş müzik arayışlarına girdiği ve bir zaman yokolmaya yüz tutan Doom Metal'i denediği görüldü. Witchfinder General, Trouble ve Saint Vitus, Black Sabbath'tan bu yana Metal'e slow yaklaşımda bulunan ve Heavy Riflerle blues etkisini birleştiren belkide en iyi gruplar arasında yer alıyordu. Twin Gitar imajıyla ortaya çıkan Trouble'sa hak ettiği ilgiyi sağlayamadı. Witchfynde, Angel Witch, Candlemass, Obssessed ve Dream Death'de bu gruplar arasında yer alırken, eski Death, Thrash ve Punk gruplarının üyelerinden kurulu olan iki grup Doom Metal'i tekrar gündeme getirdi ; Paradise Lost ve Cathedral.HEAVY METAL TARİHİ
Heavy Metal ortaya çıkışından, günümüze kadar her dönemde, birçok kişi ve kuruluş tarafından yanlış bilinmiş, yanlış bilgilendirilmiş ve yanlış anlaşılmış bir müzik türü olmuştur. Ne yazıkki bunun sebebi, dinleyenlerin büyük bir kısmının ve medyanın konuyu yanlış ele alıp genele yanlış iletmesidir. Heavy Metal'e saldırma ihtiyacı hisseden bazı insanlara karşı, bilinçsiz ve duygusal bir savunma yerine, geçmiştede ele alınmış bu konuyu, hem bir cevap niteliğinde, hem de Heavy Metal'in geçmişini merak edenlere bir kaynak niteliğinde bu yazıyı derlemeye karar verdim. Bu hafta başlayacak olan diziyi sonuna kadar takip etmenizide ısrarla tavsiye ederim.
Heavy Metal ne zaman başladı ? Buna "Herşey Black Sabbath' la başladı" diye kısa bir cevap verebiliriz. Ama bunun öncesinde ilk kıvılcım nerden geldi kimin tarafından geldi bir göz atmak gerekiyor. Evet, ilk kıvılcım "The Kinks"in ,"You really got me" ve "Who"nun "My generation"ıydı. İlk Heavy Metal yıldızı ise 1965 yılında "The Spiders" grubuyla çıkan 34 yıllık efsane Alice Cooper'dı. Yinede Heavy Metal gerçek çıkışını 1967'ye kadar gerçekleştiremedi ve Alice Cooper 'ın 1971'deki "Love ıt to death" albümüne kadar popüler zihniyetin dışında kaldı.
1966'larda rock dünyası hala "Yaz Aşkı"(Çiçek Çocukları)'ının gölgesindeydi. Ama beklenen devrim "Steppenwolf"un "Heavy Metal Thunder" parçasında söylediği gibi dünyayı sallamaya başladı. Cream,Jimi Hendrix Experience, Led Zeppelin, Vanilla Fudge, Iron Butterfly, Grand Funk Railroad, Free, Uriah Heep, Mountain, Humple Pie, Bloodbock, Black Widow, Cactus ve Black Sabbath, 1966 ve 1970 yılları arasında birer birer ortaya çıktılar. Köklerini Rock'N'Roll, ve Blues'dan alan bu sert müzik "Yaz Aşkı" rehavetinden sıkılan gençlik üzerinde giderek etkisini arttırmaya başladı.
Cream ve Jimi Hendrix Experience, Heavy Metal'e ticari profili getiren ilk gruplardandır. Efsanevi Eric Clapton ilk üç kişiden oluşan grubunu kurarak ,"Sunshine of your love" ve "White room" parçalarıyla piyasaya giriş yaptı. Dört albüm ve iki yıldan sonra "Cream","Rush" ve "Van Halen"la birlikte ağırlıklarını rock dünyasında hissettirmeye başladı. Efsanevi Jimi Hendrix kendisine özgü gitar sound'uyla süslediği iki albümü "Are You Experienced?" ve "Electric layland", Janis Joplin ve Doors'u ilah gibi gören binlerce dinleyiciyi balyoz gibi dagıttı.
Bu arada yeni gruplar Foghat, Bad Company, Budgie, UFO ve Status Que sound'larını sertleştirirken, 1973 yılında Heavy Metal'in kralları Led Zeppelin, Deep Purple ve Black Sabbath, diğer grupları gölgede bıraktı. Teknik güçleri, şarkılardaki üstün kompozisyonları daha önce görülmemiş hırs ve tutkuları ayrıca o zamanların en sert müziğini yapmaları, bunun doğal sebebiydi. İşte bu sıralarda Heavy Metal'in satanik imajıda harkulade sahne show'larıyla ön plana çıktı.
Satanik imaj, iki İngiliz grubunun öncülüğünde ortaya çıktı; Black Sabbath ve Led Zeppelin. Jimmy Page, gerçekten güçlü bir satanik kişiliğe sahipken, Black Sabbath'ın lirikleri, şarkıların temaları doğrudan ökült ve mistik öğelerini içermekteydi.Ama siyah pelerini, taşıdıgı mum ve şamdanıyla Ozzy Osbourne hayranlarına korku saçıyor ve yol gösteriyordu.
Sahne show'larında ise Led Zeppelin'in iki saatlik "Rock tıll your drop" ve Alice Cooper'ın Boa Yılanı taşıyan kadın show'u daha sonra bir çok grup tarafından taklit edilmişti.
Heavy Metal'in bu ilk yılları, bir çoklarınca öncü olmasından dolayı, en iyi zamanları olarak tanımlanır ve şüphesiz Heavy Metal tarihinin en içten zamanları olarak bilinir ve kabul edilir. İşte Led Zeppelin belkide en popüler grupların başında gelmektedir; klasik parçaları "Black Dog" ve Arap müziği havasında, Arap teması üzerine kurulu "Kashmir"in yanı sıra Reggea ve Folk müziğinden oldukça dahiyane sentezleriyle müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Efsanevi parçaları "Stairway to heaven" bugün hala birçoklarının raflarında ön sıralardadır.
Ancak Heavy Metal'in gerçek ruhu 1970'lerde Black Sabbath'ın sahne almasıyla ortaya çıkar. Tonny Iommi'nin karanlık ve lanetlenmiş müzikal liderliğinde Ozzy Osbourne, Bill Ward ve Geezer Butler'in klasik parçaları "N.I.B.","Paranoid","Children of the grave", tema olarak başta Metallica ve Corrosion Of Conformity olmak üzere bir çok grupta görülmektedir. Bu arada vokalist Rod Evans ve basist Nick Simper aralarına bir başka ilah olan Ritchie Blackmore, Jon Lord ve Ian Gillan'ı alarak uzun yıllarca bir çok dinleyiciyi fethedecek Progresiv Rock adını verdikleri, rock'ın temel taşlarından Deep Purple'ı kurdular.
1970'lerin ortalarında altı yeni grup sahne ışıklarının altında yürüdüler; Judas Prıest, Thin Lizzy, Queen, Aerosmith, Kiss ve Blue Öyster Cult. Judas Priest'in iki gitaristle çalışması yaygınlaşırken, Aerosmith'in Blues, Sex ve Uyuşturucuyu metalin içine sokması dikkat çekti. Thin Lizzy'nin stil ve estetiği, Queen'in deneysel cesareti ve inanılmaz melodileri ve Kiss'in, Alice Cooper'ın başlattığı devrimsel, sanatsal sahne show'ları Heavy Metal'in içine girdi. Blue Öyster Cult ise 1980'lerde kaybolmadan önce 1960'larla 1970'lerin bir uyum içerisinde kaynaşmasını sağlamıştır.
İşte Heavy Metal'in dalları yerlerini sağlamlaştırırken, bazı gruplarda, ileride oldukça popüler olacak sert Progresive Rock'ın temellerini atıyordu. Pink Floyd, Genesis Heavy Metal camiasında yer bulurken Jethro Tull, King Crimson, Yes gibi gruplarda nispeten yumuşak tarzlarıyla "Aqualung","Heartof the sunrise" ve "21st century schizoid man" gibi klasik parçaları ortaya çıkarttılar. Ama yine de hiç biri karmaşık yapılı şarkıları, çift sesli melodileri, yüksek teknik ve virtiözik stilleriyle Progresive Metal'i Rush kadar iyi sunamadılar. İlk albümleri "Fly by nıght" albümünde müzik ve şarkı sözlerindeki eski hırslarını Progresive tarzda bırakmışlardı. Bu değişim daha çok "A farewell to kings" ve "Hemispheres" albümlerinde çok net anlaşılmaktadır. Diğer bir çok Progresive gruplar Emerson Lake And Palmer, Focus,Asia ve Marillion Heavy Metal'le flört etmesine rağmen zaman içerisinde kayboldular.
1970'lerin sonlarında talihsiz bir şekilde durgunlaşma oldu. Kiss ticari kaygılardan eski etkileyiciliğini kaybederken Aerosmith, Thin Lizzy ve Black Sabbath, uyuşturucu yüzünden kendi mezarlarını kazıyorlardı. Deep Purple kişisel sebeplerden sönerken, Led Zeppelin davulcuları John Bonham'ın ölmesiyle dağıldılar. Bu dağılma diğer grup elemanlarının aldığı kararla oldu. Led Zeppelin, John'suz olmaz diyerek bir daha toplanmamak üzere dağıldılar. Fakat sadece Judas Priest ve Queen insanları peşinden sürüklemeyi hala başarıyorlardı. Sadece eski gruplar ölmüyordu, yeni çıkan gruplarda o eski şanlı günleri bıçaklıyorlardı. Sadece bir kaç grup Heavy Metal ateşini sürdürmeye çalışıyordu. Bon Scott'un cehennemi çığlıkları, gitarist Angus Young'ın sitiliyle AC/DC ve Rush bu grupların başında gelmekteydi. Amboy Dukes'ün eski elemanı Ted Nugent , Cat Scratch Fever ve Double Live Gonzo gibi yan projeler, yetmişlerin sonlarındaki nadir Heavy gruplarıydı. Ronnie James Dio'nun kişisel nedenlerden dolayı ayrılışıyla , Blackmore's Rainbow' da 1980'lerin başında yıkılan enson Heavy Metal deviydi.
Ondan sonra metalin, kardeş müziği Punk, rock dünyasını zamansız bir ölümden kurtarmak için sahneye çıktı. Ancak kendi enstrümanlarını çalabilen , Faşizme, kendi hükümetlerini ve temelde günlük hayatı protesto edebilen bir kaç grup, kaba sahne soytarılıklarıyla, üç akorluk parçalarıyla ve öfkeleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Punk fırtınasının ilk temsilcileri Iggy And The Stooges, MC5 ve New York Dols sayılabilir. 1960'lar ve 1970'li yılların, başlarında , Sex Pistols, Ramones, The Clash, The Dead Boys, U.K.Subs, The Misfits, Crass, The Exploited, The Gloomy, Amebix Banshees ve The Plasmatics gibi nispeten az tanınmış gruplar Punk fırtınasını dünyada estirdiler.
Punk'ların , Punk-Heavy Metal olayına en büyük katkısı, toplumdaki yanlış olaylara protestolarıydı ( Chıldren of the grave ve War Pigs şarkılarında Black Sabbath'ın işlediği konuların yansımasıydı belkide).
Punk'ın en önemli üç grubu Iggy And The Stooges, Ramones ve Sex Pistols'du. Bunlardan ilki Iggy Pop'un grubuydu. Şaşırtıcı sahne show'ları, çok enerjik on-onbeş dakikalık parçaları ve vahşi hareketleriyle dikkati çektiler. İkincisi Ramones'di. Ramones zamanına göre son derece korkusuz, şarkılarıyla, yakın dönemdeki , Red Hot Chili Peppers gibi grupların kurulmasına öncülük etti. Ve son olarak belkide tüm zamanların Punk-Rock grubu Sex Pistols; Grubun başlangıcı oldukça ilginçti, Malcom McClaren'in Rock'N'Roll'dan önceki herşeye karşı olan projesiyle başladı herşey.
Daha sonra bu proje kapsamında iyi bir Punk-Rock grubu kurmayı başardılar. Temel konuları politik protestolar ve alaycı yaklaşımlardı (God Save The Queen, politik protestolara,Sub-Mission ise alaycı konulara örnek gösterilebilir). Ne yazık ki grup Amerika turnesi esnasında kendi kendini yok etti. Basist Sid Vicious, kız arkadaşı Nancy Spunge'yi öldürdü ve peşi sıra aşırı uyuşturucu aldıktan sonra da intehar etti.Bu olay Vicious'u Punk'ın en rezil şehiti yaptı ve böylece Punk-Rock'ın sonu gelmeye başladı. Fakat Punk-Rock'ın bir kısmı 1990'lara kadar underground olarak devam etti.
Gençliğin gözünde Punk ölürken, başka bir agresif grup güçlü bir etkiyle ortaya çıktı; Motorhead. Motorhead, bugünlerde Thrash/Speed/Power Metal diye bildiğimiz ve ileride Death Metal'e kaynak olacak, her şeyin başlanğıcı olacaktı. Grubun ilk albümü "On Parole"(1976)'da serbest kalmamış gücün ufak bir belirtisiydi sadece. Daha sonra 1970'lerin sonunda ve 1980'lerin başında çıkan "Overkill","Bomber","Ace Of Spades" ve "No Sleep 'Tıl Hammersmıth" gibi albümler,"Pedal-to-the-metal" parçalar içeriyordu (Pedal-to-the-metal: Ağırlıklı olarak gitar pedallarının kullanıldığı parçalar). Motorhead, sadece metal izleyicilerinin ilgisini çekmekle kalmadı, aynı zamanda çok sayıda ateşli Punk hayranının ilgisini çekti. Böylece de Metal'le Punk arasında sonunda Hardcore'un oluşumuna neden olacak bir birlikteliğin başlangıcına işaret etti.

Punk, Rock'N'Roll'un temellerini sarsarken, Heavy Metal, Judas Priest, Queen, Scorpıons, Accept gibi gruplarla geri geldi. Bu akım daha sonraları N.W.O.B.H.M.(New Wave Of Brıtısh Heavy Metal)olarak adlandırıldı. Heavy Metal'deki bu önemli İngiliz istilası kendini Diamond Head, Def Leppard,Iron Maiden, Saxon,Samson, Tygers Of Pan Tang, Venom, Raven ve Sweet Savage gibi gruplarla ilan etti. Bunların arasından Iron Maiden ve Def Leppard çok kalıcı oldular, Judas Priest deri giysileri, metal aksesuarlarıyla, yıllar boyu popüler kaldı. Eski deneyimiyli gruplardan Scorpions "Vırgın Kıller","Lovedrıve","Blackout" gibi albümleriyle hem balladlarda,hem de sert parçalarda kendini kanıtladı . Accept, kendisine has katı müziğini."Breaker","Restless And Wild" gibi albümlerle gösterdi.Ve Queen, Thrash ve Melodik vokal harmonileriyle "Stone Cold Crazy" ve ünlü Rock-Opera karışımı "Bohemia Rhapsody"yle sınırlarını aştı.
Bu arada Iron Maiden, Heavy Metal'in mistik imajını geri getirdi, o zamana göre en sert riflerini içeren "Killers","Pıece Of Mind" ve "Powerslave" gibi albümleri yaptılar. Iron Maiden Hard Rock sahnesini yöneten, en sert grup olarak yıllar boyu kaldı, ta ki Metallica gelene kadar. Iron Maiden ,uyumlu ve görkemli gitar rifleri ve gök gürültüsü gibi Bas'lar kullanırken (Bu kombinasyon klasik Heavy Metal olarak adlandırılır). Venom "Welcome to hell" ve "Black Metal" gibi klasikleşen albümleriyle gerçek anlamda Thrash Metal'i başlattı. Böylece aynı zamanda Death Metal'in de ilk sinyallerinide verdi. Venom, zamanının en ateşli grubu oldu. Motorhead ,Judas Prıest, Stained Class ve Riot gibi gruplarla birlikte Venom'da yeni gelenlere ilham kaynagı oldu.Metallica, Slayer ve Mantas (sonradan Death ismini aldı) gibi gruplar bu ilhamla kendilerine özgü hızlı ve agresif müziklerini oluşturdular.
İngiltere'den kaynaklanan bu akımlara Amerika, 1980'lerin Pop/Glam Metal patlamasıyla cevap verdi. Van Halen, 1978'de kuruldu ve 1980'lerde dünya çapında bir grup oldu. Eddie Van Halen'in gitar sihirbazlığıyla David Lee Roth'un vahşi show'larıyla bütün dünyayı etkiledi. Protatip bir grup olarak kurulan Journey 1972'deki kuruluşundan itibaren milyonlarca sattı ve kendilerine özgü klavye kaynaklı Metal'i gündeme getirdi. Daha sonra , Angel, Foreigner ve Mountrose gibi gruplar Amerika'dan çıkıp bütün dünyaya mal oldular. Fakat Amerika'nın asıl çıkışı 1980'lerin başında Mötley Crüe ve Ratt'la oldu. Bu iki Los Angeles'li grubun Sweet ve T-Rex gibi kıdemli gruplardan etkilenimle oluşturdukları parçalarıyla büyük ün sağladılar. Her iki grupta aynı zamanda Alice Cooper, David Bowie, New York Dols, Kiss ve Gary Glitter gibi grupların glam imajından etkilendiler. Bu iki grup Glam Metal grupları arasında, deri giysileriyle , sahne makyajlarıyla, baş bantlarıyla ve kullandıkları metal aksesuarlarıyla en uç noktaya vardılar. Mötley Crüe, 1980'lerin belki de en önemli Glam/Pop-Metal grubu oldu.Ve 1983'te "Shot at the devil" albümüyle Los Angeles'taki metal patlamasını başlattı ve aynı zamanda Heavy Metal'i ticari hale getirdi. Aynı zamanda Ratt ve ondan eski Twisted Sister ve Quıet Riot "Round and round","We're not gonna take ıt","Cum on feel the noıze" gibi dünyaca ünlü çalışmalar çıkardılar.
Bon Jovi, her albümde milyonlarca satarak ve hit üzerine hit balladlar çıkararak, Def Leppard'dan sonra en başarılı ikinci metal grubu oldu. "Slippery When Wet" ve "New Jersey" albümleri Def Leppard'ın "Pyromania"ve "Hysteria" sından sonra tüm dünyada kasırga gibi estiler.Bu iki grup metalin, sertliğiyle popun yaygınlığını ve erişebilirliğini mükemmel bir biçimde dengelediler, o günlerin MTV'den etkilenen gençliğine mükemmel bir karışım sundular.
Bu arada Mötley Crüe ve Ratt kendilerine özğü müziklerini her albümde yenileyerek Glam/Pop Metal'in karanlık yüzünde uzun süreli bir başarı sağladılar. Bu gruplar çok daha fazlasını vererek Kix, Faster Pussycat ve L.A Guns gibi grupların başarısını gölğelediler. Bu gruplar güçlü materyallerine rağmen hakkettikleri yere gelemezken Kiss "Heavens on fire" gibi parçalarla Glam/Pop Metal dünyasının kurallarına uymayı başardı. Daha sonra Glam/Pop Metal patlaması daha sert, yada daha klasik gruplarıda Thunder, GUN, Jackyl gibi grupları yuttu, Cult ve Jackyl ayakta kalmayı başardılar.
Sonunda Glam/pop Metal çok fazla kolay bulunur oldu ve gösterişsiz hale geldiki yeniden canlandırılması gerekti.Whitesnake gibi genel olarak başarılı Hard Rock-Glam Metal grupları bile tüm tecrübelerine rağmen zor durumda kaldılar. Sadece , en güçlü ve en iyi gruplar kalabilecekti, Bon Jovi, Def Leppard ve Mötley Crüe gibi. Glam/Pop Metal dünyası, yeni bir tür gruba ihtiyaç duyuyordu. Diğerleri kadar cilalı ve ulaşılabilir olmayan,ucuz ve pis sokaklardan gelen, bir gruba ihtiyaç duyuyordu.
Guns'N'Roses, Glam / Pop Metal dünyasının tam istediği standartlardaydı. "Appetite for destruction" Slash'in Blues vari gitarıyla Axl Rose 'un vokaliyle, kurulmut kaba ve agresif bir albümdü.
Guns'N'Roses "Welcome to jungle","Nıght train","My Michelle", "Swett chıld O'mine" gibi parçalarla birden bire ilgi çekti. Guns'N'Roses, Glam/Pop Metal'i ticari olarak tüketilmekten kurtardı ve Mötley Crüe'yla birlikte uzun süre Glam/Pop Metal dünyasına hükmetti. Bu arada Bon Jovi ve Def Leppard uzun süren aralar verdiler.
Guns'N'Roses'ın gelişi yeni kolay bulunur grupların gelmesini engellemedi. Poison ve Warrant bunlardan en iyi iki gruptur. Komple yeni birşey ortaya koymadıkları halde şarkıları orjinalve hatırda kalıcıydı. White Lion'da başka bir önemli Glam/Pop Metal çıkışı oldu. Grubun bazı parçaları basmakalıp olmasına rağmen bir çok parçaları çok etkileyiciydi, özellikle; "Lights and thunder","Cry for freedom","If my mind is evil" ve "Leave me alone". Bu arada daha Blues vari çizgide , Cinderella ve Tesla daha açık sözlü rock albümleri yaptılar. Ve etraftaki Glam imajından uzak durmaya çalıştılar. Daha deneyimli Dokken'da George Lynch'in sert ve teknik müzisyenliğiyle güçlü bir Glam/Pop Metal çıkışı oldu. Europe melodik baş yapıtı "The final countdown"la liste başı olurken, Stryper,Winger,GreatWhite, Mr.Big, Bad English, Damn Yankees, Slaughter, Glam/Pop Metal'in önemli unsurlarıydı. Tercihan hatırlanan başarılı gruplardan biri olarak Skid Row'da vardı. Fakat ilk albümlerinin başarısına rağmen Skid Row kadrosu, daha sert temellere giderek batarılarını riske soktular.
Glam/Pop Metal'in dünyayı sarstığı sıralarda, Motorhead ve Venom gibi grupların fanları metal'in gittikçe yumuşadığını gördükçe panik olmaya başladılar. Ancak Thrash, Speed ve Power Metal'in ani çıkışıyla biraz olsun rahatladılar . Bu konuda da Metallica başı çekmekteydi. Metallica farklı rifleri biraraya getirirken, yırtıcı vokaller ön plana çıkıyor ve davulda Twin-Pedal da devreye giriyordu. Kısa süre sonra Mercyful Fate ve Exodus da Metallica'yı takip ettiler ve sert metal dinleyicilerini bir araya getirdiler.
Aynı dönemde üç yeni grup daha bu akıma destek verdi; Slayer, Anthrax ve Megadeth. Metallica'nın eski gitaristi Dave Mustaine, tarafından kurulan Megadeth, daha sonra Techno-Thrash olarakta adlandırılan, karışık rifler ve tempo değişiklikleri içeren bir türü yapmaya başladılar. Bu arada Anthrax da daha sert ve rithm'lerle ilgileniyor ve Rap unsurlarınıda deneysel olarak kullanıyordu. Aynı dönemde Slayer ise dönemin en sert sayılabilecek riflerini grup üyelerinin satanik imajlarıyla birleştiriyordu. Daha sonraları Suicidal Tendencies'in de "Light Camera Revolution" isimli parçalarında da olduğu gibi yakın çalışmaları olmuştu. Ve grup Punk, Alternativ ve Rap müziklerinide vokalist Mike Muir'in "Ekstrovert" tavırlarıyla bu akıma dahil ediliyordu. Yine aynı dönemde Testament grubunun "Practice what you preach" adlı albümüyleriyle 1980'li yılların ortalarında ticari başarıyı yakaladıklarını gözlüyoruz.
Bu dönem eğer Underground çabalar olmasa ve grup demoları dünya çapında başarı sağlamasa, çok kısa sürecekti. İşte bu dönemde Exciter, Overkill, Nuclear Assault, Dark Angel, Destroyer gibi gruplar Thrash Undergroundu sayesinde tanındı ve büyük sayıda bir dinleyici kitlesine Underground aracılıgı ile ulaştı. Yine de Thrash Metal hak ettiği tepkiyi alamadı.
Nihayet Metallica'nın "Master of puppets"ı ile Speed Metal adını iyice duyurmaya ve bu da beraberinde Slayer, Anthrax ve Megadeth gibi grupların iyice tanınmasına ön ayak oldu ki bu gelişmelerle Power Metal'in de önemli bir yeri oluşmaya başladı. Glam/Pop Metal'e cevap Heavy Metal'in Brutal bir formatıyla gelmişti. Aynı dönemde Metal Church, Coroner, Flotsam And Jetsam, Wratchild Amerika, Sacred Reich ve Anvil albümleri ve orjinalliklerine rağmen hak ettikleri başarıyı sağlayamadılar. Voivod'sa daha Progresive bir Speed Metal'e doğru yönelince gözden düşmeye başladı. Takip eden dönemde Angel Dust daha istikrarlı bir sound yarattı.
Speed Metal daha sonraları en uç örneklerden biri olarak gösterilecek olan yeni bir türü de beraberinde getirdi; Death Metal . Hellhammer, Death, Possessed ve Bathory'nin parçaları bu türün ilk örnekleri olarak karşımıza çıktı. Gitarlar mümkün olabildiği kadar sertleşirken, tempo değişiklikleri kaplumbağa hızında, tren hızına kadar değişiyordu. Bu yüzden Twin-Pedal davulcular için bir mutlak haline gelirken, vokalistler de pek akıllıca olmasada çığlıktan, böğürmeye kadar değişkenlik gösteren bir tarz sergilemeye başladılar. Venom'un "Welcome to hell"i Death Metal'in yükselitinin habercisi gibiydi ve bu yükseliti Celtic Frost, Sodom ve Kreator gibi gruplar sürdürdü. Ama bazı metal gruplarının Metalcore'a olan ilgisi Death Metal'i gözden düşürmeye başladı.
Bu dütütü telafi etmek için Sepultura, Obituary ve Morbid Angel yeni çalışmalara imza attılar ve bu sayede Death Metal önemli ve kuvvetli Metal dallarından biri olmaya başladı. Bu sayede de eski gruplar silinmeye başlarken, yeni gruplarda ortaya çıkmaya başladı ; Carcass, Dismember, Benediction, Malevolent, Creation, Hypocrisy, Fudge Tunnel, Entombed, Edge Of Sanity ve Pan-Thy-Monium ve daha progresive olan; Pestilence, Atheist, Believer ve Cynic. Yine de bir süre sonra Death Metal tekrara başladı ve Morbid Angel ve Deicide gibi gruplar dışında bir çoğu tekrara giderken Death Metal'in mezarını daha da derinleştirdiler.
1980'li yılların ikinci yarısında Death Metal'in en değişik ve radikal uzantısı ortaya çıktı; Grindcore. Grindcore kısa sürede farklı ve orjinal bir hal alarak farklı bir tür haline geldi. En önemli gruplardan biri olarak Grindcore'u kullanan Napalm Death oldu. Scurn, Harmony Corrupted ve Utopia Banished'in çalışmaları buna örnektir. Çoğu zaman Heavy Metal'in öncülerinden biri olarak adlandırılan bu türün, müziği alaşağı eden tutumu ve bu anlamdaki radikalliği Grindcore'un müzik olup olmadığının tartışmasına bile yol açtı. ConnibalCorpse ve Scorn gibi gruplar bu türü iyice benimserken, Carcass, Godflesh, Treponem Pal ve Pitchshifter gibi gruplarsa daha az radikal tutum sergiliyerek bu türden uzaklaşmaya başladılar.
Bu sırada, diğer tarafta Death Metal'in yeni bir uzantısı olan ve daha melodik gibi görünen, biraz gürültülü ama gelecek vaad eden Black Metal üretilmeye başlandı. Daha fazla deneyselliğe açık olan ve daha melodik gözüken bu tür kısa sürede grupların ilgisini çekti ve söz konusu grupların yoğun Metal tarzlarından daha melodik olan Black Metal'e kaydıklarını görüyoruz. Samael, Satyricon, Cradle Of Filth ve Moonspell bunun en güzel örneklerindendir ki bu gruplar müziklerine bir çok yeni unsurlar kattılar (Klasik, Flamenco, Folklorik Avrupa Müziği, Synthisizers, Bayan Vokalleri , Böğürmeyen Vokaller ve Çığlık Vokaller).
1990'ların başlarında , Tiamat, Therion, Sentenced ve Cemetary daha önce sergiledikleri Death Metal sound'undan uzaklatarak daha progresive, doom ve klasik metal türleri içeren yeni bir tarz sergilediler. Bu da diğer grupların bu türe ilgisiyle farklı , zor ve karmaşık bir Death Metal içeriği oluşturdu. At The Gates, Dark Tranquillity ve In Flames gibi İsveç'li gruplar bu dönemde Death Metal'e buluşçu ve teknik anlamda ki yaklaşımları ile büyük katkıda bulundular. Onları takip eden Emperor ve senfonik katkılarıyla, Arcturus ve Dimmu Borgir gibi gruplarda Black Metal'in Death Metal'i anımsatmada ne kadar önemli olduğunu gösteren çalışmalar yaptılar.
Death Metal'in, Thrash Metal'den çıktığı ve mümkün olduğu kadar hızlı çalmanın gruplar arasında moda olduğu bu dönemde bazı müzisyenlerin daha yavaş müzik arayışlarına girdiği ve bir zaman yokolmaya yüz tutan Doom Metal'i denediği görüldü. Witchfinder General, Trouble ve Saint Vitus, Black Sabbath'tan bu yana Metal'e slow yaklaşımda bulunan ve Heavy Riflerle blues etkisini birleştiren belkide en iyi gruplar arasında yer alıyordu. Twin Gitar imajıyla ortaya çıkan Trouble'sa hak ettiği ilgiyi sağlayamadı. Witchfynde, Angel Witch, Candlemass, Obssessed ve Dream Death'de bu gruplar arasında yer alırken, eski Death, Thrash ve Punk gruplarının üyelerinden kurulu olan iki grup Doom Metal'i tekrar gündeme getirdi ; Paradise Lost ve Cathedral.
 
Eski 11-04-07, 18:00 #394
lıvıngdeath lıvıngdeath çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Paradise Lost "Gothic" albümünde orkestral klavyeler ve gitar rif'lerini kullanırken, Cathedral, daha modern bir Black Sabbath sound'unu deneyerek böğürmeden, çığlıga kadar etkili vokalleri kullandı. Bu iki grubun etkisi ve başarısı ile, bir çok yeni grup bu türü denemek için piyasaya çıktı ve Doom Metal farklı deneyişlerin etkisi altında kaldı ; Orkestral denemeler, operatik vokaller, Death Metal'in yoğunluğu ve söyleme tarzı, bayan vokalistler ve onların ruhani ve duygusal yanları gibi. Daha Death gibi gözüken , Sorrow, Crematory ve Winter, Sabbath vari Count Raven, Sleep, Internal Void ve Iron Man daha Ortodoks gözükeni, Solitude Aeturnes ve Memento Mori, büyüyen My Dying Brade ve Anathema, Metal dünyasında her geçen gün daha büyük çıkışlar yapmaya başladılar. Buna rağmen Doom Metal, Metal dinleyicisinin ilgisini azaltması yüzünden yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başladı.
Samhain ve Danzig'den sorumlu, Glenn Danzig ortaya çıktı. "November Coming Fire"ın çıkışından sonra, Danzig, Samhain'i dağıttı ve Melodikten Power'a kadar uzanan etkilerle dolu debut albümü "Danzig I "i yarattı.
Bu değerli müzikal stil Black Sabbath' ın ilk zamanlarında ki kadar açık satanik imaj, dört albümden sonra sona erdi ; Bu sona eriş sadece 90'ların endüstriyel metal eğilimlerine ayak uydurmamak içindi.
Daha önce bahsettiğimiz grupların bir çoğu Loudness, King Diamond ve Mercyful Mate gibi daha geleneksel progresive kaygılarla ama hırıltıları ve geniş oktavlı ses genişliğini kullanmaya devam ederek Speed Metal'den biraz uzaklaştı, ancak Jopanların muhtetem grubu Loudness 80'lerden bu yana "Thunder in the east"ve"Soldier of fortune" gibi güçlü albümleriyle ödünsüz ilerlediler.
Gwar, Haunted Garage ve Green Jelly gibi geri kalanlarsa müzikten daha ziyade sahne show'ları, kostümler ve video klip gibi görsel malzemelerin üzerine daha çok eğilerek daha yaygın "Rock Shock" tarzını oluşturdular. Tabii ki sivil ve resmi bir çok sansür kurulunuda harekete geçirdiler.
Heavy Metal kendini yenilerken bir çok müzisyen Heavy'nin karakteristik vokallerini ikincil plana itti, hatta tamamen enstrümental ürünler ortaya çıkarmaya başladılar. Yngwıe Malmsteen, Joe Satriani ve onun öğrencisi Steve Vai bunlardan bir kaçıdır. Gitaristlerin, gitaristi olarak bilinen Satriani "Surfing with the alien"ve "The extremist" gibi üstün yapıtlar ortaya koyarken, Frank Zappa ve Whitesnake gruplarında da kariyerinin önemli adımları atmıştı. Bu arada Yngwie Malmsteen ise klasik müzik ve heavy'nin inanılmaz sentezini ortaya koydu.
Ancak egoist ve benmerkezcil tavırlarıyla kişilik olarak insanları kendisinden soğuttu. Basçı Stu Hamm, Scorpıons'un davulcusu Herman Rarebell, gitarist Eric Johnson, Ritchie Kotzen ve Steve Morse gibi pek çok yetenekli müzisyenlerde kendi solo albümleriyle adlarını duyurdular. İşte bu enstrümental çeşitlilik ve teknik gelişimlerle Heavy Metal'i yeniden ateşlediler ama yine de ticari ve medyatik olamadılar.
Thrash ve Glam/Pop Metal'in en canlı zamanlarında, 80'lerdeki Rush yaklaşımı ve 70'lerin sonundaki progresive tatla yeni bir sound yakalayan Queensryche ve Fates Warning ne yazık ki o zamanların popularitesini tam olarak yakalayamadılar. Queensryche daha ticari kaygılarla çıkarttıkları single "Eye of a stranger"ve"Operation Mindcrime" grubun gerçek yapısını dinleyici bazında sağlamlaştırdı. Daha sonra çıkarttıkları "Empire" albümü bir milyonun üzerinde satarken "Sılend Lucidity" ile grup maximum verime ulaştı. Fates Warning'de ticari kaygılardan bir an önce sıyrılıp "A waken the guardian"ve"Perfect Symnetry" albümlerini güçlü bir sound'la ortaya çıkardı. Bu arada progresive tarzında Crimson Glory ve Heavy Metal rif'leriyle vokal melodilerinin mükemmel sentezini yapan King's X (daha sonra Galactic Cowboys olarak çok daha sert bir şekilde yollarına devam ettiler) daha teknik, daha kompleks ama daha virtiözik bir anlayışla çıkardıkları ürünler yeni çıkan bir çok grubun gerçek Heavy Metal sound'una dönmesine yada bu sound'da yeni gruplar kurmalarına öncü olmuşlardı. Queensryhe, Fates Warning ve Rush kompleks müziklerini entellektüel, felsefik ve bilim kurgu lirikleriyle beslerken bir çok genç müzisyende Heavy Metal ve Punk Rock'ın evliliğinden oluşan Hardcore'u olutturdular. Hardcore basit rifler ve politik liriklerle bir yandan Punk'ı çağrıştırırken, düzenleme ve sound olarak gerçek Heavy Metal kokuyordu. Washington DC ve New York'ta bu anlayış gerçekten çok yaygınlaştı. Bu grupların içinde "Bad Brains" hiç kutkusuz Jazz'dan Reggea'ye, Metal'den Punk'a uzanan geniş yelpazesiyle bir Hardcore baş yapıtı olan "Against I and rock for lıght" albümünü piyasaya sürdü. Bu arada Los Angeles'te Black Flag "I've heard it all before don't wanna hear it again !" albümüyle dünyayı ateşe veriyordu. Henry Rollins ve Greg Ginn's ortaklığıda "Damaged" gibi güçlü bir albümün doğuşuna tanıklık ediyordu. Dead Kennedys politik yaklaşımla Jello Biafra lider tavrı ve Minor Threat'ın başkaldıran ve asi tarzı Hardcore'un yapı taşlarını oluşturdu. Circle Jerks, DOA, Hüsker Dü, Murphy's Law, Reagan Youth, Antidote, Agnostic Front, War Zone, Gorilla Biscuits, The Cro-Mags, Youth Of Today, Sick Of It All, Laughing Hyenas ve Life Of Agony gibi bir çok grup yükselen değer olan Glam/Pop Metal'e karşı yakılan ateşe karşı benzin eklemeye devam ettiler.
Black Flag ve Bad Brains'in oldukça radikal tarzı ve imajıyla bir çok grup Hardcore'u, Heavy Metal sınırları içerisinde kabul ettiler. Ancak boşalma çabuk oldu,"Burada anlamsız hiç bir şey göremezsiniz" mantığı sönüşün başlaması oldu.
D.R.I.'nin (Dirty Rotten Imbeciles),"Crossover"ve Definition While Corrosion Of Conformity'nin "Eye For An Eye" ve "Animosity" albümleri Heavy Metal dinleyicilerinin dikkatini çekiyordu. Billy Milano, Anthrax, Nuclear Assault'ın elemanları ve S.O.D. (Stormtroopers Of Death) Metalcore tarzının en büyük gruplarıydı. Hardcore her nasılsa Fugazi, Jesus Lizard, Madball ve Biohazard gibi gruplarla hala yaşatılmaya çalışılıyor.
80'lerin son yarısında Heavy Metal'in bir kolu daha ticarileşmeye başlamıştı." Endüstriyel Metal, Elektronik Enstrümanlar, Synthesizers ve Drum Machine"lerle insanların begenisini daha ziyade popüler zihniyetin beğenisini kazandı. Aslında 80'lerin başında Swars ve Killing Joke gibi iki grup bu müziği yaratırlarken, bunları düşünmüyorlardı herhalde. Daha sonraları Skinny Puppy, Controlled Bleeding ve KMFDM (Kein Mehrheit Für Die Mitleid), Cop Shoot Cop, Godflesh gibi bir çok grup piyasaya çıktı. Al Jourgensen's, Ministry'nin "Twitch and the mind is a terrible thing to taste"le birlikte, Endüstriyel Metal'in son perdesi inmit oldu.
Seksenlerin sonu hızla yaklaşıyor ve metal yine yoğun bir müzik türü haline geliyordu. Yine Glam/Pop ve Thrash Metal gruplarının sound'ları kulaklara hep aynı geliyor ve eskilerden de sadece bir kaç tanesi devam ediyordu. Def Leppard ve Bon Jovi'nin yokluğunda müzik dünyasını Metallica'yla beraber Mötley Crüe ve Guns'N'Roses yönetiyordu. Gruplar geçmişte yapılanları tekrarladıkça, Thrash dünyası hızla geriliyordu. Megadeth ve Metallica'da yavaşladılar ve yaklaşımlarına göre farklı derecelerde yumuşadılar. Death ve Doom Metal yeniden canlanmıştı, ama Speed ve Glam'in kurtarıcıya ihtiyacı vardı.
Pantera sayesinde güçlü bir yükseliş yaşandı. Pantera Thrash Metal'i tamamen değiştirdi. Hız artık temel değildi, vokalist Phil Anselmo'nun "Power Groove" dediği şeydi temel olan. Rif'ler Death Metal'in homurtulu veya aşırı derecede alçak tonlu ve distortion'lu gitarlarına gerek olmadan, alışılmadık biçimde ağırlaşmışlardı. Rithmler daha çok ağır bir çizğiye dayanıyordu ve vokaller tiz çığlıklarve hırlamalar karışımına dönüştü. Bütün bunlar Speed Metal'i doksanlı yıllar için tazelemişti. Fakat Glam/Pop Metal'i bir kötü kader daha bekliyordu oda ; Alternatif Müziğin ellerinde ölüm.
Alternatif müziğin kökleri Neil Young'ın "Crazy House"una dayanır. Öyle ki Ventures ve Velvet Underground gibi gruplardan daha önce , esas yenilikçiler Living Colour, Jane's Addiction ve Faith No More'dur. İlki heavy Metal, Jazz, Blues, Rap, Funk, Hardcore ve bir miktar siyah kültürünün eksantirik karışımıydı, ikincisi çoğunlukla yetmişlerden etkilenmiş ve Perry Farrel'in yüksek perdeli haykırışlarıyla kendi belirğin sound'unu oluşturmuştu. Faith No More'a gelince, üyeleri ustaca albümler yapmak için kendilerine elverişli gelen her müzik türünü kullanmış ve ikinci solistleri Mike Patton'un vahşi çığlıklarıyla kaynaştırmışlardı. Daha sonra Scatterbrain, Mr.Bungle ve Mindfunk tarafından bir stil kabul edilip geliştirildi.
Bu gruplar gerçekletmek üzere olan "Alternatif Rock" patlamasından önce gayet başarılıydı ve harekete geçmekte olan diğer grupları gizlemişti. Bu gruplar arasında Hardcore'dan etkilenmiş Sonic Youth, hiperaktif Fishbone, İrlandalı Therapy ve Seattle'lı Melvins, Tad ve Mudhoney vardı. Tabi ki Mother Love Bone'da vardı ama göze çarpan müziğine rağmen, bu grup hiç bir zaman fazla üne kavuşmadı.
Derken Nirvana "Smells like teen spirit" isimli parçasıyla trend müzik dünyasını sarstı. Kolay bulunur basit melodilerle Punk öfkesinin karışımı, yeni bir şeyler dinlemeye hevesli hayran kitlesini çabucak topladı. Kurt Cobain'in üzüntülü lirikleri milyonlarca Generotion X gencini etkilemitti. Bu gençler eski Glam Metal yıldızlarının artık yapacak bir şeyleri kalmadığını; gösteriş ve seksin artık gerçeklik olmadığını düşünüyorlardı. 1994'te Cobain'in ölümüne kadar Nirvana üyeleri MTV'nin sevgilisiydiler ve Los Angeles'taki Heavy Metal sahnesine alınarak, güya Seattle sahnesinin desteklenmesine yardımcı oldular.
Grunge dalgası ticari alanda o kadar kuvvetliydi ki alternatif rock grupları bütün dünyada yükselmeye başlamışlardı. Çok az grup orjinal stillerine sadık kalmışlardı. The Black Crowers ve The Four Horsemen gibi gruplar, altmışların Blues'lu Rock'ını canlandırdılar. Prıde And Glory'nin güneyden etkilenmiş rock stili vardı ve Love/Hate, The Almighty ve son derece politik Warrıor Soul daha açık bir Heavy Metal stiline devam ettiler.Paradise Lost "Gothic" albümünde orkestral klavyeler ve gitar rif'lerini kullanırken, Cathedral, daha modern bir Black Sabbath sound'unu deneyerek böğürmeden, çığlıga kadar etkili vokalleri kullandı. Bu iki grubun etkisi ve başarısı ile, bir çok yeni grup bu türü denemek için piyasaya çıktı ve Doom Metal farklı deneyişlerin etkisi altında kaldı ; Orkestral denemeler, operatik vokaller, Death Metal'in yoğunluğu ve söyleme tarzı, bayan vokalistler ve onların ruhani ve duygusal yanları gibi. Daha Death gibi gözüken , Sorrow, Crematory ve Winter, Sabbath vari Count Raven, Sleep, Internal Void ve Iron Man daha Ortodoks gözükeni, Solitude Aeturnes ve Memento Mori, büyüyen My Dying Brade ve Anathema, Metal dünyasında her geçen gün daha büyük çıkışlar yapmaya başladılar. Buna rağmen Doom Metal, Metal dinleyicisinin ilgisini azaltması yüzünden yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başladı.
Samhain ve Danzig'den sorumlu, Glenn Danzig ortaya çıktı. "November Coming Fire"ın çıkışından sonra, Danzig, Samhain'i dağıttı ve Melodikten Power'a kadar uzanan etkilerle dolu debut albümü "Danzig I "i yarattı.
Bu değerli müzikal stil Black Sabbath' ın ilk zamanlarında ki kadar açık satanik imaj, dört albümden sonra sona erdi ; Bu sona eriş sadece 90'ların endüstriyel metal eğilimlerine ayak uydurmamak içindi.
Daha önce bahsettiğimiz grupların bir çoğu Loudness, King Diamond ve Mercyful Mate gibi daha geleneksel progresive kaygılarla ama hırıltıları ve geniş oktavlı ses genişliğini kullanmaya devam ederek Speed Metal'den biraz uzaklaştı, ancak Jopanların muhtetem grubu Loudness 80'lerden bu yana "Thunder in the east"ve"Soldier of fortune" gibi güçlü albümleriyle ödünsüz ilerlediler.
Gwar, Haunted Garage ve Green Jelly gibi geri kalanlarsa müzikten daha ziyade sahne show'ları, kostümler ve video klip gibi görsel malzemelerin üzerine daha çok eğilerek daha yaygın "Rock Shock" tarzını oluşturdular. Tabii ki sivil ve resmi bir çok sansür kurulunuda harekete geçirdiler.
Heavy Metal kendini yenilerken bir çok müzisyen Heavy'nin karakteristik vokallerini ikincil plana itti, hatta tamamen enstrümental ürünler ortaya çıkarmaya başladılar. Yngwıe Malmsteen, Joe Satriani ve onun öğrencisi Steve Vai bunlardan bir kaçıdır. Gitaristlerin, gitaristi olarak bilinen Satriani "Surfing with the alien"ve "The extremist" gibi üstün yapıtlar ortaya koyarken, Frank Zappa ve Whitesnake gruplarında da kariyerinin önemli adımları atmıştı. Bu arada Yngwie Malmsteen ise klasik müzik ve heavy'nin inanılmaz sentezini ortaya koydu.
Ancak egoist ve benmerkezcil tavırlarıyla kişilik olarak insanları kendisinden soğuttu. Basçı Stu Hamm, Scorpıons'un davulcusu Herman Rarebell, gitarist Eric Johnson, Ritchie Kotzen ve Steve Morse gibi pek çok yetenekli müzisyenlerde kendi solo albümleriyle adlarını duyurdular. İşte bu enstrümental çeşitlilik ve teknik gelişimlerle Heavy Metal'i yeniden ateşlediler ama yine de ticari ve medyatik olamadılar.
Thrash ve Glam/Pop Metal'in en canlı zamanlarında, 80'lerdeki Rush yaklaşımı ve 70'lerin sonundaki progresive tatla yeni bir sound yakalayan Queensryche ve Fates Warning ne yazık ki o zamanların popularitesini tam olarak yakalayamadılar. Queensryche daha ticari kaygılarla çıkarttıkları single "Eye of a stranger"ve"Operation Mindcrime" grubun gerçek yapısını dinleyici bazında sağlamlaştırdı. Daha sonra çıkarttıkları "Empire" albümü bir milyonun üzerinde satarken "Sılend Lucidity" ile grup maximum verime ulaştı. Fates Warning'de ticari kaygılardan bir an önce sıyrılıp "A waken the guardian"ve"Perfect Symnetry" albümlerini güçlü bir sound'la ortaya çıkardı. Bu arada progresive tarzında Crimson Glory ve Heavy Metal rif'leriyle vokal melodilerinin mükemmel sentezini yapan King's X (daha sonra Galactic Cowboys olarak çok daha sert bir şekilde yollarına devam ettiler) daha teknik, daha kompleks ama daha virtiözik bir anlayışla çıkardıkları ürünler yeni çıkan bir çok grubun gerçek Heavy Metal sound'una dönmesine yada bu sound'da yeni gruplar kurmalarına öncü olmuşlardı. Queensryhe, Fates Warning ve Rush kompleks müziklerini entellektüel, felsefik ve bilim kurgu lirikleriyle beslerken bir çok genç müzisyende Heavy Metal ve Punk Rock'ın evliliğinden oluşan Hardcore'u olutturdular. Hardcore basit rifler ve politik liriklerle bir yandan Punk'ı çağrıştırırken, düzenleme ve sound olarak gerçek Heavy Metal kokuyordu. Washington DC ve New York'ta bu anlayış gerçekten çok yaygınlaştı. Bu grupların içinde "Bad Brains" hiç kutkusuz Jazz'dan Reggea'ye, Metal'den Punk'a uzanan geniş yelpazesiyle bir Hardcore baş yapıtı olan "Against I and rock for lıght" albümünü piyasaya sürdü. Bu arada Los Angeles'te Black Flag "I've heard it all before don't wanna hear it again !" albümüyle dünyayı ateşe veriyordu. Henry Rollins ve Greg Ginn's ortaklığıda "Damaged" gibi güçlü bir albümün doğuşuna tanıklık ediyordu. Dead Kennedys politik yaklaşımla Jello Biafra lider tavrı ve Minor Threat'ın başkaldıran ve asi tarzı Hardcore'un yapı taşlarını oluşturdu. Circle Jerks, DOA, Hüsker Dü, Murphy's Law, Reagan Youth, Antidote, Agnostic Front, War Zone, Gorilla Biscuits, The Cro-Mags, Youth Of Today, Sick Of It All, Laughing Hyenas ve Life Of Agony gibi bir çok grup yükselen değer olan Glam/Pop Metal'e karşı yakılan ateşe karşı benzin eklemeye devam ettiler.
Black Flag ve Bad Brains'in oldukça radikal tarzı ve imajıyla bir çok grup Hardcore'u, Heavy Metal sınırları içerisinde kabul ettiler. Ancak boşalma çabuk oldu,"Burada anlamsız hiç bir şey göremezsiniz" mantığı sönüşün başlaması oldu.
D.R.I.'nin (Dirty Rotten Imbeciles),"Crossover"ve Definition While Corrosion Of Conformity'nin "Eye For An Eye" ve "Animosity" albümleri Heavy Metal dinleyicilerinin dikkatini çekiyordu. Billy Milano, Anthrax, Nuclear Assault'ın elemanları ve S.O.D. (Stormtroopers Of Death) Metalcore tarzının en büyük gruplarıydı. Hardcore her nasılsa Fugazi, Jesus Lizard, Madball ve Biohazard gibi gruplarla hala yaşatılmaya çalışılıyor.
80'lerin son yarısında Heavy Metal'in bir kolu daha ticarileşmeye başlamıştı." Endüstriyel Metal, Elektronik Enstrümanlar, Synthesizers ve Drum Machine"lerle insanların begenisini daha ziyade popüler zihniyetin beğenisini kazandı. Aslında 80'lerin başında Swars ve Killing Joke gibi iki grup bu müziği yaratırlarken, bunları düşünmüyorlardı herhalde. Daha sonraları Skinny Puppy, Controlled Bleeding ve KMFDM (Kein Mehrheit Für Die Mitleid), Cop Shoot Cop, Godflesh gibi bir çok grup piyasaya çıktı. Al Jourgensen's, Ministry'nin "Twitch and the mind is a terrible thing to taste"le birlikte, Endüstriyel Metal'in son perdesi inmit oldu.
Seksenlerin sonu hızla yaklaşıyor ve metal yine yoğun bir müzik türü haline geliyordu. Yine Glam/Pop ve Thrash Metal gruplarının sound'ları kulaklara hep aynı geliyor ve eskilerden de sadece bir kaç tanesi devam ediyordu. Def Leppard ve Bon Jovi'nin yokluğunda müzik dünyasını Metallica'yla beraber Mötley Crüe ve Guns'N'Roses yönetiyordu. Gruplar geçmişte yapılanları tekrarladıkça, Thrash dünyası hızla geriliyordu. Megadeth ve Metallica'da yavaşladılar ve yaklaşımlarına göre farklı derecelerde yumuşadılar. Death ve Doom Metal yeniden canlanmıştı, ama Speed ve Glam'in kurtarıcıya ihtiyacı vardı.
Pantera sayesinde güçlü bir yükseliş yaşandı. Pantera Thrash Metal'i tamamen değiştirdi. Hız artık temel değildi, vokalist Phil Anselmo'nun "Power Groove" dediği şeydi temel olan. Rif'ler Death Metal'in homurtulu veya aşırı derecede alçak tonlu ve distortion'lu gitarlarına gerek olmadan, alışılmadık biçimde ağırlaşmışlardı. Rithmler daha çok ağır bir çizğiye dayanıyordu ve vokaller tiz çığlıklarve hırlamalar karışımına dönüştü. Bütün bunlar Speed Metal'i doksanlı yıllar için tazelemişti. Fakat Glam/Pop Metal'i bir kötü kader daha bekliyordu oda ; Alternatif Müziğin ellerinde ölüm.
Alternatif müziğin kökleri Neil Young'ın "Crazy House"una dayanır. Öyle ki Ventures ve Velvet Underground gibi gruplardan daha önce , esas yenilikçiler Living Colour, Jane's Addiction ve Faith No More'dur. İlki heavy Metal, Jazz, Blues, Rap, Funk, Hardcore ve bir miktar siyah kültürünün eksantirik karışımıydı, ikincisi çoğunlukla yetmişlerden etkilenmiş ve Perry Farrel'in yüksek perdeli haykırışlarıyla kendi belirğin sound'unu oluşturmuştu. Faith No More'a gelince, üyeleri ustaca albümler yapmak için kendilerine elverişli gelen her müzik türünü kullanmış ve ikinci solistleri Mike Patton'un vahşi çığlıklarıyla kaynaştırmışlardı. Daha sonra Scatterbrain, Mr.Bungle ve Mindfunk tarafından bir stil kabul edilip geliştirildi.
Bu gruplar gerçekletmek üzere olan "Alternatif Rock" patlamasından önce gayet başarılıydı ve harekete geçmekte olan diğer grupları gizlemişti. Bu gruplar arasında Hardcore'dan etkilenmiş Sonic Youth, hiperaktif Fishbone, İrlandalı Therapy ve Seattle'lı Melvins, Tad ve Mudhoney vardı. Tabi ki Mother Love Bone'da vardı ama göze çarpan müziğine rağmen, bu grup hiç bir zaman fazla üne kavuşmadı.
Derken Nirvana "Smells like teen spirit" isimli parçasıyla trend müzik dünyasını sarstı. Kolay bulunur basit melodilerle Punk öfkesinin karışımı, yeni bir şeyler dinlemeye hevesli hayran kitlesini çabucak topladı. Kurt Cobain'in üzüntülü lirikleri milyonlarca Generotion X gencini etkilemitti. Bu gençler eski Glam Metal yıldızlarının artık yapacak bir şeyleri kalmadığını; gösteriş ve seksin artık gerçeklik olmadığını düşünüyorlardı. 1994'te Cobain'in ölümüne kadar Nirvana üyeleri MTV'nin sevgilisiydiler ve Los Angeles'taki Heavy Metal sahnesine alınarak, güya Seattle sahnesinin desteklenmesine yardımcı oldular.
Grunge dalgası ticari alanda o kadar kuvvetliydi ki alternatif rock grupları bütün dünyada yükselmeye başlamışlardı. Çok az grup orjinal stillerine sadık kalmışlardı. The Black Crowers ve The Four Horsemen gibi gruplar, altmışların Blues'lu Rock'ını canlandırdılar. Prıde And Glory'nin güneyden etkilenmiş rock stili vardı ve Love/Hate, The Almighty ve son derece politik Warrıor Soul daha açık bir Heavy Metal stiline devam ettiler.
 
Eski 14-04-07, 17:36 #395
CradLe CradLe çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Mr_Mause Mesajı Göster
ekle benide.
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen SeTu Mesajı Göster
Benide eklermisin..
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen blaheavy_metal2 Mesajı Göster
Dostum süpersiniz benide ekleyin nick e dikkat
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen scarface_1905 Mesajı Göster
Benide eklermisin
Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Avanguardia Mesajı Göster
benide ekleyin
HoşGeldiniz
 
Eski 14-04-07, 20:08 #396
onur_tr1 onur_tr1 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Benide ekleyin bende varım.Black metal en iyi arkadaşımdır
 
Eski 15-04-07, 00:23 #397
Lgnd_Brn Lgnd_Brn çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
Benide Ekler misin ?
 
Eski 15-04-07, 02:58 #398
powerburNn powerburNn çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ekle beniiii forever Iron Maiden
 
Eski 17-04-07, 18:41 #399
xcronaldox xcronaldox çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
beni de ekle

severim SLİPKNOT VE İRON MAİDEN gruplarını
 
Eski 17-04-07, 21:35 #400
m@ræş@l m@ræş@l çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: >>>|Metal Fun Club|<<<

bynogame
ekleyin beni
 
 

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 20:02
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Tatil


bynogame