Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-03-17, 08:31 #296
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Mesnevi Okumaları - 8



Mesnevi Okumaları - 8

Çok Kıymetli Gönül Dostlarımız,

Bu hafta Mesnevi’den epeyce okuduk ama Hz. Şefik Can dedemizinruhuna Fatiha göndererek sade ve anlaşılır Mesnevi tercümesinden bir kaç damlatattırmak istiyoruz.

Şefik Can dedemiz bir dipnotunda yazdıkları bir şey düşündürdü:

Rûh, ezelde, rûh âleminde çok mutluidi. Oradan ayrı düşüp yeryüzünde topraktan yaratılmış olan bedene hapsedilince çok muztarip oldu. Güzeller güzeli sevgiliden ayrı düşmesi, sonra tenhapsine girmesi onu perişan etmiştir.

Evet hepimiz elest bezminde iken (Araf suresi, 172) imtihan olunmakiçin can kuşu olan ruhumuz ten kafesine, yani bedene hapsolmuştur. Geneldekafesler ferah, geniştir.

Aciz engellilerin, Celal’in kafesi ise çok dardır. Ama gerçek olanşu ki, dar, geniş, hepimiz ten kafesinde mahkumuz. Davayı kazanırsak hapistenkurtuluruz inşallah.

Davamız ahiretteki büyük mahkemede… Bize açılan dava şudur; ezeldeverdiğimiz Allah’ım seni seviyorum, aşığım sözünü sabır ve şükür sergileyerek ispatetmemiz…

Hz Mevlana derki: “Aşk bir davaya benzer, cefa çekmekte tanığa. Senhiç şahitsiz bir dava kazanıldığını gördün mü?”

Sabredip aktif şükrediyorum. (İbadet ederek) Bu Friedreich Ataksisi veŞeker hastalığım büyük mahkemede şahitlerim olacak inşallah.

Şimdi yazıyı kısa tutmak için etkilendiğimiz bazı beyitleripaylaşmak istiyoruz:

NEFİS ÇOK ÖVÜLÜNCE FİRAVUNLAŞIR, ŞEYTAN BİLE ONDAN KAÇAR

Nefis çokövülme yüzünden firavunlaştı. Sen, alçak gönüllü ol; hor, hakîr ol; ululuktaslama.

Elindengeldikçe kul ol; sultan olma. Top gibi zahmetler çek, mihnet lere katlan;çevgen olma... (Çevgen,oyunda kullanılan golf sopası)

Yoksa,senin şu lûtfun, iyiliğin, servetin, güzelliğin kalmayınca, seninle düşüpkalkanlar, senden usanırlar, yüz çevirirler.

Vaktiyleseni övenler, aldatanlar, senin yüzüne gülenler seni görünce; "İşteşeytan!" derler.

Birihtiyaç için seni kapılarına varmış görünce; "Mezardan başını çıkarmış birhortlak!" diye bağırırlar; senden kaçarlar.

Şeytaninsanın yanına kötülük için gelir, şerre teşvik için gelir. İnsanlığınıkaybetmiş bir kişinin yanında şeytanın ne işi var? Böyle bir kişi şeytandan dabeterdir.

Sen insanolduğun müddetçe, şeytan, senin arkandan koşar, sana gaflet şarabını tattırır.

Fakat,sen, şeytanlaşınca, sende şeytanlık huyu hâkim olunca, hiç bir işe yaramayanşeytan bile senden kaçar.

Sen, buhale gelince, vaktiyle senden ayrılmayanlar, eteğine sarılanlar bile sendenkaçar giderler.

VELİLER

Hz. Mevlana velilerden, yani insan-ı kamil olan evliyalardanbahsediyor:

Şunu bilmişol ki velîler, vaktin Isrâfilleridir. Ölüler, onların gönül nağmeleri iledirilirler.

Onlarınseslerini duyunca her ölünün canı'* kefene bürünmüş bir halde, ten mezarındansıçrar, çıkar.

O dirilipkalkan ölü, der ki: "Bu ses, diğer bütün seslerden bambaşka. Diriltmek, Allahsesinin yapacağı bir iş.

Bizölmüş, tamamiyle çürümüş idik ki Allah'ın sesi geldi, hepimiz, dirildik vekalktık.

Velinin sesiyle ölünün dirilmesi mecazi anlatımdır. Ölü, kalbimanen ölmüş, hakikati görmeyen kişidir. Velinin sesi ise, o veliden çıkanetkileyici sözleridir. Ki o da Ney’e üflemek gibi, Allah’ın veliyikonuşturmasıdır.

Şefik Can dedemiz burada şöyle dipnot düşmüştür:

Velîler, gölgevarlıklarından kurtuldukları ve yokluk mertebesine erdikleri için, tammanâsıyla Hakk'ın tecellîsine mazhar olmuşlardır. Bizler de kendi manevîvarlıklarımızı onların nuru ile, onların lütuf ve insanıyla idrâkedebilmekteyiz.

Bu ermişlerin yokluğusayesindedir ki, manevî varlığımızın zevkini ve mânâsını tanımış olduk. Birbakıma da velîler yoklukta var olmuşlardır. Onlar bize yok gibi görülen gerçekvarlıklar, biz var gibi görünen yoklarız.

***

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak.
Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemize nasipetsin.


Celalin Penceresinden



__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-03-17, 07:29 #297
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Efendimiz SAV ve Engelliler



Efendimiz SAV ve Engelliler

Biliyorsunuzhidayet yolculuğum 2003’te Kuran’ın Türkçe Mealini okumamla başlamıştı. Herayeti defalarca okuyarak altı ayda bitirmiştim. Ve dine susuzluğum iyice artmıştı.

Okumayazma bilmeyen bir ümmi olan Hz. Muhammed’in SAV hayat öyküsünü çok merakettim. Tanımak istedim. Piyasada o kadar çok çeşit kitap vardıki, şaşırıpkaldım.

İlahiyatçıkomşum Efkan Vural hocamdan yardım istedim. Celal, ehli sünnet alimlerininkitaplarını okumalısın, diyerek iki cilt ansiklopedi verdi, bir ayda okudum.

“Celal,öncelikle Kuran’ı ve hadisleri iyi okuyup öğrenmelisin ki, PeygamberEfendimizin SAV yolu demek olan ehli sünnet çizgisini kavrayasın ve kimler buyolda anlayabilesin.

Celal, heryazar kendi görüşünden Peygamberimizi SAV anlatır. Eğer bir konuda kesin kaynakvermemişse, demek bu yazar böyle düşünüyormuş, diye okumalısın.” , demişti.

YıllarcaEfendimizle ilgili onlarca kitap okudum ve TV programları izledim.

Birengelli olarak, engellilere olan davranışları beni hayran bıraktı… Şimdi yazıyıkısa tutmak için sadece birkaçından bahsetmek istiyorum:

GÖRME ENGELLİSAHABİ ÜMMÜ MEKTUM

Efendimizin (sav)’nün Ümmü Mektum (ra)’la yaşadığı şu hadise vesonrasında onun hakkındaki tasarrufları konu açısından çok dikkat çekicidir.

Allah Rasûlü (sav) bir gün Mekke’nin ileri gelen müşrikleriylekonuşuyordu. İslam hakkındaki sohbet iyice koyulaşmıştı. Tam o esnada âmâsahabelerden biri olan Abdullah b. Ümmü Mektum, “Bana doğru yolu göster, eyAllah’ın Rasûlü!” diyerek çıkageldi.

Onun zamansız gelişi ve söze dalışına canı sıkılan Hz. Peygamber,yüzünü çevirip konuştuğu şahsa döndü ve “Söylediklerimde herhangi bir sorungörüyor musun?” diye sordu. Adam, “Hayır” diye cevap verdi.

İşte tamda bu esnada, Yüce Allah’ın şu ayetlerine muhatap oldu:

“(Peygamber),âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi! Sen neredenbiliyorsun, belki o temizlenecek yahut öğüt alacak da bu öğüt ona faydaverecek! Kendini muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun! (İstemiyorsa)onun arınmamasından sana ne!

Fakatkoşarak ve (Allah’tan) korkarak sana gelenle ilgilenmiyorsun! Hayır, böyleyapma, şüphesiz bu ayetler bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır.” (Abese suresi, 80/1–12)

Kutlu Nebi bu ilahî mesaja kulak vermiş, ondan payına düşenifazlasıyla almış, (Allah’ın beni vesilesiyleazarladığı sahabi, diye ona takılırmış.) ve Ümmü Mektum’a sahabeiçerisinde yüksek payeler vermiştir.

Öncelikle onu Mus’ab b. Umeyr ile birlikte Medine’dekiMüslümanlara Kur’ân öğretmekle görevlendirmiş, (Buhari, Tefsir, A’lâ, 1)ardından onu, Bilal-i Habeşi ile birlikte Mescid-i Nebevi’nin müezzinliğinetayin etmiştir. (Buhari, Ezan, 11; Müslim,Salat, 8)

ZAHİR BİZİMÇÖLÜMÜZDÜR

Allah Resulü (s.a.v) döneminde Zahir isimlibir sahabe vardı. Bu sahabe engelli olduğu için toplum içine çıkmaktan çekinir,çölde yaşardı. Efendimiz (s.a.v) bu sahabeye çölde yetişen bazı meyve vebitkileri toplayarak Medine pazarında birlikte satmayı teklif etmiştir.

Efendimiz (s.a.v) Zahir’e pazardayardımcı olmanın yanında ona iltifatlarda da bulunmuştur. Bir defasında şöylebuyurmuştur: “Zahir bizim çölümüzdür, biz de onun şehriyiz.” (Tirmizî, Şemâil,120, Beyrut, 1406.)

Yine bir gün Zahir Pazarda Efendimiz’i (s.a.v)beklerken, Efendimiz (s.a.v) ona arkadan sessizce yaklaşarak Zahir’in gözlerinielleriyle kapatarak şakalaşır.

Efendimiz’in (s.a.v) o güne kadarkimseye bu denli yaklaştığını görmeyen diğer sahabeler bu ilginç manzarayıseyrederler. Efendimiz (s.a.v) etrafındakilere seslenerek:

“Bir kölem var. Satıyorum. Onubenden kim alır?” diyerek şakasını sürdürür.

Bunun üzerine Zahir,
“Ey Allah’ın elçisi, beş para etmezbir sakat köleyi kim satır alır?” deyince Efendimiz (s.a.v) şakasını o andanitibaren sonlandırır ve bütün ciddiyetiyle etrafındaki kalabalığa seslenir:

“Ya Zahir, and olsun ki Allah veAllah’ın Resulü katında senin değerin paha biçilmez! Bunun için biz de seniseviyoruz.”

Bu kıssayıher okuduğumda Efendimizin SAV merhametini hissedip ağlıyorum.

Cüzzamlılara uzun süre bakmayın!

Engellilere iyi davranmak, şefkatle muameleetmek, onları utandırmamak, sevgiyle yaklaşmak Efendimiz’in (s.a.v) bizleretavsiyesi olmuştur.

Bedenindekiengelden dolayı bir kimseye uzun uzun bakmamak, onu incelememek, onur kırıcı verahatsız edici tavırlar sergilememek engelli olmayan her insanın, engellilerekarşı sorumluluğudur.

Unutmamak gerekir ki durumları onların tercihideğil, Yaradan’ın takdiridir.

Konuylaalakalı Efendimiz (s.a.v) “Cüzzamlılara uzun süre bakmayın.” (Heysemî,Mecmeu’z-Zevâid, 5/100-101.) buyurmuştur.

Efendimiz(s.a.v) bu sözleriyle engelli kimselere rahatsız edecek şekilde bakılmamasıgerektiğini bizlere tavsiye etmiştir.

****

Eğer PeygamberEfendimiz SAV rüyama gelse ve şunu dese, o hal üzere ölmek isterdim:

“Celal’im yatalakengelli olmana rağmen, ümmetime faydalı olmak için çırpınıyorsun, aferin sana!”

Allah’ımbana nasip ettiğin herşey için binlerce hamdolsun. Allah’ım bana aşkını nasipettin, Habibine SAV ümmet eyledin, sağnak sağnak rızık verdin, binlereelhamdülillah…

EfendimizSAV için yazılan güzel bir şiirle (Naat) yazımızı bitirmek istiyoruz:

Müseddes-i Na't-iŞerîf-i Nebevî

Sultân-ırusül şâh-ı mümeccedsin efendim
Bîçâreleredevlet-i sermedsin efendim.
Dîvân-ıİlâhî'de serâmedsin efendim.
Menşûr-u "leamrük"le müeyyedsin efendim

Sen Ahmedü Mahmûd ü Muhammedsin efendim,
Hak'danbize Sultân-ı müeyyedsin efendim

Şeyh Galip[1757-1799]


Celalin Penceresinden


  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-17, 22:41 #298
radyomevlana radyomevlana çevrimdışı
Varsayılan C: Celal'in Penceresinden



Allah Razı Olsun
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-03-17, 08:24 #299
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Mesnevi Okumaları - 9



Mesnevi Okumaları - 9

Çok Kıymetli Gönül Dostlarımız,

Bu hafta Mesnevi’den yine epeyce okuduk fakat Hz. Şefik Candedemizin ruhuna Fatiha göndererek sade ve anlaşılır Mesnevi tercümesinden yinebirkaç damla tattırmak istiyoruz:

Hz. Mevlana Mesnevi’de hep hikayeler ve benzetmeler anlatarakmesajlarını vermiştir.

Hz. Mevlana aşağıda, ağaçların her kış adeta ölmesi ve her bahardacanlanması olayıyla, ölüm sonrası yeniden dirilmeye inanmayan inkarcılara mesajvermektedir:

AĞAÇLARIN HAKİKATI

Buağaçlar toprak altındaki insanlara benzerler. Ellerini topraktan dışarıyaçıkararak, Halka yüzlerce işaretler ederler. Kulağı olana, anlayana sözler söylerler,nasihatler ederler.

Yemyeşildilleri ile, up uzun elleri ile toprağın gönlünden sırlar açarlar.

Ağaçlar,kış gelince başlarını kazlar gibi su içine çekerler. Onlar soğuklardaçirkinleşmiş, kargalaşmışken, ilkbahar gelince çiçeklerle, yaprak ve meyvelerlesüslenir, güzelleşir, tavus haline gelirler.

Allah,onları kış mevsiminde hapseylemişti; hapiste sıkılmışlar, kargaya dönmüşlerdi.Allah acıdı da bahar gelince onları tavus haline getirdi. ® Kış onları öldürdüama, bahar gelince hepsini de diriltti. Yapraklarla süsledi.

Allah'ıinkâr edenler derler ki: "Bu hal, yâni ağaçların yapraklarının dökülmesi,sonra tekrar yapraklanması, eskiden beri olagelen tabiî bir haldir. Bunu, nediye kerem sahibi Allah yarattı diyelim?"

Onlarınkörlüğüne rağmen, Cenâb-ı Hakk, dostlarının gönüllerinde de manevî bağlar,bahçeler bitirir.

Gönüldemanevî kokular saçan her gül, Küll'ün (Allah'ın) sırlarından haberler verirdurur.

Ogüllerin kokuları, inkâr edenlerin burunları yere sürünsün diye perdeleriyırtar da âlemin çevresine yayılır.

Allah'ıinkâr edenler, o gülün kokusuna karşı kara böcek gibi dayanamazlar, yahud da,davul sesinden ürken sinirli hastalara benzerler.

Onlar,rûhlannı uyandıracak hakîkatleri dinlememek için, kendilerini işe güce vermişmeşgul bir halde gösterirler, evliyanın yüzlerindeki nura sırt çevirirler,şimşek parıltısına karşı gözlerini yumarlar.

Nurakarşı gözlerin yumarlar dedik ama, aslında, onlarda göz yoktur ki yumsunlar.Göz ona derler ki, kendine manevî bir huzur verecek, eman verecek, onu hayranbırakacak şeyleri görsün.

ÇAKIL TAŞLARI KONUŞTU

Hz. Mevlana, Her şey Allah’ı tespih eder, ayeti sırrınca birmucizeye yer veriyor:

Peygamber Efendimizin bir mu'cizesi gereği Ebû Cehil'in avucundakitaş kırıklarının dile gelmesi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in gerçek peygamberolduğuna tanıklık etmesi.

Ebû CehilPeygamber Efendimizi denemek için eline ufak taş parçalan almış, onlarıavucunda gizleyerek; "Ey Ahmed, çabuk Söyle bu nedir?" demişti.

"Eğer,sen, gerçek peygamber isen, eğer, göklerin sırrından haberin varsa,, bilbakalım, şu avucumda gizlediğim nedir?"

Hz.Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Elindekilerin ne olduğunu, ben misöyleyeyim? Yoksa benim, gerçek peygamber olduğumu onlar mı söylesin?"

EbûCehil; "Bu ikincisi imkânsızdır, olamaz." dedi. Resûlullah Efendimiz;"Evet." diye buyurdu. "Fakat Allah'ın gücü, kudreti bundan daüstündür."

Bununüzerine, Ebû Cehil'in avucundaki kırık taş parçalarının her biri, kelime-işehâdet getirmeye koyuldular.

Taşlardanher biri; "Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah." dedi.

EbûCehil, taşlardan bu sözleri duyunca, öfke ile onları yere çarptı.

KADINLARDAKİ GEÇİCİ GÜZELLİK ALLAH’IN YÜZÜDÜR

Sevgili Şefik Can dedemiz Mesnevi tercümesinde, Hz Mevlana’nın yoksulkarı kocanın yoksulluk hakkındaki tartışmalarını anlattığı hikayesinin biryerinde, kadını öven bir beyite bir dipnot yazmıştır. Bunun hatırlattıkları ileyazımızı bitiriyoruz, Dipnotta:

“İbn-i Fâriz Hazretleri'nin Tâiye-iKiibra'sının 242. beytinde buyurduğu gibi:

"Bütün güzellerde bulunan güzellikleri, Allah, muvakkat birzaman için, kendi güzelliğinden onlara ihsan etmiştir."

Bu sebepledir ki: İrfan sahibikişilerin, kadına karşı gösterdikleri sevgi, aslında Hakk'ın nuruna, Hakk'ıngüzelliğinedir.

Her mahluk gibi kadın da fânidir.Ölmeğe, çürümeğe mahkumdur. Ona âriyeten (geçici) verilen güzellik onundeğildir.” Diyor.

Fakiriniz, hastalanmadan önce bir güzel kıza aşık olmuştum. Sonra kızbeni terketti.

Yıllarca üzüldüm, ağladım, hastalığım ilerledi, ama yıllar sonrasevgili Son Mesnevihan Hayat Nur Artıran Hocamızın bir TV sohbetinde boş yereüzüldüğümü anladım, diyorki:

“Hz. Mevlana bir Divan-ı Kebir beytinde şöyle der; Aşk, dileği,isteği, yapıp yapmama arzusunu, iradeyi tümüyle terketmektir. Bu ilahi aşkındeğil, bizatihi aşkın tanımıdır.

Çünkükarşı cinse duyulan beşeri aşk ile Cenab-ı Hakk’a duyulan ilahi aşk, özüitibari ile aynıdır. Bir kızı veya erkeği sevdiğimizde aslında biz o yüzünarkasındaki onun yaratıcısını seviyoruzdur çünkü.

Amabilmeden sadece simaya, surete, şekle takılır kalırız. Aslında işin hakikatı,bizler sevdiğimizde onu yaratanı görür, onu severiz, onu yaratana aşık oluruz.

Kamil insanlar ise, kimi niçin sevdiklerini bildikleri içindirek Rabbani aşkın içine düşerler. ”

Şu an Allah, kalbimden onu tamamen sildi ve ilahi aşkla doldurduelhamdülillah…

***

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak.
Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemize nasipetsin.


Celalin Penceresinden


  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-17, 08:39 #300
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Allah sadece temiz bir KALP istiyor


Allah sadece temiz bir KALPistiyor

2006’dateyemmüm abdestiyle oturduğum yerde beş vakit NAMAZA başlamıştım.

Namazkılmaya başladıktan sonra stresim sıfırlandı, öyle huzur buldum ki, çevremdekiherkesin bu huzuru tatması ve de cehennemden kurtulması için, namazı tavsiyeetmeye başladım. Çünkü okuduğum Kuran ayetlerinde Rabbimiz diyordu ki:
(
Ayetlerin mealleri:

38. Her nefis, yaptıklarına karşılık birrehindir; 39. Ancak hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka.

40-41. Onlar cennetlerdedir; günahkârlarhakkında birbirlerine sorular sorarlar.

42. "Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye uzaktansorarlar.

43. Onlar şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik;

44. Yoksulu doyurmuyorduk; 45. (Günaha)dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk,

46. Ceza gününü de asılsız sayıyorduk, 47.Sonunda bize ölüm geldi çattı."

48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara faydavermez.

(Müddessir suresi, 74/38-48)

Bu âyetlerde iman veya inkâr konusunda yapılantercihin sonuçlan anlatılmakta, kişinin tercihine göre cennetteki nimetlerekavuşacağı veya cehennemdeki azaba sürükleneceği bildirilmektedir.

- Namaz kılanlardan değildiler ve düşküneyedirmezdiler, fakire yemek vermez, karnını doyurma çaresini aramazdılar. YaniAllah'ın emrini tanımaz, kullarına acımazdılar. Ve dalanlarla beraber dalardururdular, boş lakırdılar, boşuna işler, şunun bunun aleyhinde lehindegereksiz sözlerle vakit öldüren, keyif ve zevkle ilgili boş şeylere dalangafillerle beraber kendilerinden geçer, dalar giderdiler.

Din gününe, (yani ceza gününe) yalan derler,inanmazdılar. Namaz kılmamanın, fakirlere bakmamanın, dalanlarla beraber dalıpgitmenin asıl sebebi de bu imansızlık, bu küfürdür. Ta onlara o yakin (yaniölüm) gelene kadar bu halde devam ettiler ancak ölüm gelince ceza gününün hakolduğunu iyice anladılar. İşte kendilerini cehenneme sokan suçlarını böylehaber verirler. (bk. Elmalılı, Hak Dini, ilgili ayetlerin tefsiri)

Namaz kılmayan bir müslüman, kafir olmaz;ancak günahkar bir Müslüman olur. Ahirette Allah Teala bu kulunucezalandırabileceği gibi dilerse onu affeder. Bununla beraber namaz kılmayanlarhakkında dinimiz şiddetli tehditlerde bulunmuştur.
)

ÖNEMLİ OLAN KALPİMİŞ

İlk namazabaşladığım yıllarda kendimi kurtarmış farzedip, herkesin namazını kılıp huzurbulması, ve cehennemden kurtulmaları için, bir vesile bulup namazıanlatıyordum.

Bu yüzdençevremdekiler, yine dini sohbet açacak diye benden uzaklaştılar. Hatta yıllarcayazılarımda sözü sonunda namaza getiriyordum.

2003’teAllah bana hidayet verdiğinde adeta dinde ilkokula başlamıştım. Yıllar içindekiokuduğum yazılar, kitaplar, dinlediğim sohbetler, kıldığım namazlar ile bilgimçok arttı, adeta mastır yaptım elhamdülillah… Ki hala tabeleyim…

Tabi kinamaz çok önemli, dinin direği, müminin miracı, cennetin anahtarıdır.

Yıllariçinde öğrendiğim, mühim olan kalp temizliği idi. Namazı inkar etmeyen, fakatkılmayıp Allah’a inanan, iyi işler yapan temiz kalpli mütevazi insanlar,cennete giderler…

Çünkü EfendimizSAV şöyle buyurur:

"Allahsizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz.
Ama osizin kalplerinize ve işlerinize bakar."

(Müslim,Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)

Birinsanın kalbinde kötülük yoksa, aksine sevgi, merhamet varsa kurtulur inşallah…

"Fâhişebir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü,susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla suçekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu." [Müslim, Tövbe 155, (2245)]

Kalbindekötülük olan kötü huylular ise, ateşten kurtulamaz.

"Birkadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederekyiyecek vermemiş, yeryüzünün haşerâtından yemeye de salmamıştı."

[Buhârî,Bed'ü'l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242)]

Yukarıdaki hadislerde Peygamberimiz (asm) birkadının bir köpeğe su vermesinden dolayı aldığı mükafat ile bir kadının kediyeverdiği zarardan dolayı aldığı cezayı ifade etmektedir. Bu da gösteriyor kiküçük gördüğümüz bir amel dahi insanın kurtuluşuna vesile olabilir. Hiç birgünahı da küçük görmemek gerekir. Bir günah da insanın cehenneme gitmesinesebep olabilir. Bu da bizlere gösteriyor ki hiç bir amelimizi hafifealmamalıyız.

Ancak her köpeğe su verenin cennete gidecekveya her kediyi öldüren cehenneme gidecektir gibi bir kayıt yoktur. Allahinsanın tüm amellerini birlikte değerlendirecektir. Belki köpeğe su veren kadınbu ameliyle sevapları günahlarından ziyade olmuştur. Diğer kadının da buseyyiatıyla günahları sevaplarını geçtiği için cehenneme gitmiş olabilir.

NAMAZ, TEMİZ BİRKALBE GÖTÜRÜR

Ha şimdidiyeceksiniz ki, o zaman namaz kılmayalım. Elbetteki kılmalıyız, Huşuylakılınan namaz, insanı temiz bir kalbe götürür ve cennetteki derecemizi artırır.

Konyalıhemşehrim Ricali Gayb evliyasından 1969’da Hakk’a yürümüş Ladikli Ahmet Ağa (1888-1969) isimli Hak dostu birevliya varmış. Sevgili dostum Antalya’dayaşayan Hülya Keleş hanımın tavsiyesi üzerine Youtube’da hakkındaki belgeseliizledim.

65yaşındaki Torunu Ahmet Elma, Konya Sarayönü Ladik kasabasında dedesini anlattı:

Dedemkırk yıl Hızır AS ile arkadaşlık etti, kendisine Hocam diye hitap ederdi. Bir gün dedemin çok özenerek abdestaldığını görünce Hızır AS latife olsun diye dedeme demişki;

“Ya Ahmedsanada bir abdest almasını öğretemedik” Bunun üzerine dedem:

“Napalımefendim, taktınız peşinize bir çobanı, ancak bu kadar yapabiliyorum.”

Bununüzerine Hızır AS demişki:

“Ahmed,Ahmed ! Ne abdest arıyorlar, ne namaz arıyorlar, Kalb-i Selim arıyorlar.”

BelgeseldeLadikli Ahmet Ağa’nın torunu ilahiyatçı Ahmet Elma konuyu şöyle tamamladı:

“Efendimburda yanlış anlaşılmasın, namaz çok önemlidir. Huşuyla kılınan namaz insanı,Kalb-i Selim’e, yani temiz bir kalbe götürür.”

Bazeniççamaşırıma idrar kaçırıyor, fayansla teyemmüm abdesti alıyor, yattığım yerdenamaz kılmayı kafama takıyordum; anladımki, mühim olan temiz bir kalpleAllah’ın huzuruna çıkmakmış meselemiz…

Efendimgayemiz sadece cennete gitmek olmamalı; sonsuza kadar kalacağımız cennettekimakamımızı yükseltmek olmalı. Onbaşı bir asker ile bir general subay ordudaaynı olmaz.

Şu kısacıkdünya hayatımızdaki mevkimizi yükseltmeye çalıştığımız gibi, ebediyenkalacağımız cennet hayatımızdaki derecemizi de yükseltmeliyiz.

Dünyadaacizane para biriktirerek gecekondudan apartman dairesine yülseldik.

Ahiretteise başta namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlerle sevap biriktirip sonsuza kadarkalacağımız cennetteki makamımızı sürekli artırmalıyız. Bin değil, milyondeğil, sonsuz seneler inşallah……

Peygamber Efendimiz SAV buyurur:

Derece yükselten üç şey:

1- Yemek yedirmek,
2- Selamlaşmayı yaymak,
3- Herkes uyurken, gece namazıkılmak. (Hatib)


Celalin Penceresinden


  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 19:36
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2016