Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-10-18, 12:31 #401
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Açıklamalı Hastalar Risalesi Sayfam


Açıklamalı Hastalar Risalesi Sayfam

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Yazılarımı takip edenler hatırlarlar. Geçtiğimizyıllarda büyük islam alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin eseri HastalarRisalesindeki Devaları tek tek açıklıyorduk. Sonra Altıncı Deva’yı bitirincetüm Devaları yazıp kitaplaştırmak için yazı serisini sonlandırdık.

Ve Şubat 2018’de Sağolsun Egemen Yayınları sahibiFahrettin Yüksel beyin maddi manevi desteğiyle “Tüm Hastalara Deva Kitabı” isimli kitabımız yayınlandı.

Bu kitabı şimdi internette yayınladık, fakatkitabı kitap olarak sipariş etmek isteyenler olabilir:
https://www.hepsiburada.com/tum-hastalara-deva-kitabi-pm-HB00000B0FMZ

Ben ve Fahrettin beyin niyeti hizmet içindir.Maddiyat değil. Şu an karar verdik, bu yüzden kitabı (25 Deva) hasta, engelliherkesin kolayca okuması için şu blog sayfasında yayınladık.

https://hastalar-risalesi.blogspot.com/

Birinci Deva:
https://hastalar-risalesi.blogspot.com/2012/11/birinci-deva.html

Şimdi sanırım akıllı telefonu olmayan yoktur. Telefondançok rahat okursunuz. Telefonda okurken yazının sonunda üç tane buton vardır. “<” , “Ana Sayfa” ve “<” .

Bir sonraki yazıyı, İkinci Deva’yı okumak için; “<” butonuna basın.
Bilgisayarda sayfayı açarsanız yazının sonunda “Sonraki kayıt” a tıklayın.


Şimdikitabın önsözünden bir bölüm kopyalamak istiyorum. FA hastalığımın ilerlediğiniyazmamın çok yavaşlamasından anlıyorum. Çünkü hep yatıyorum. Fazla yazınca çokyoruluyorum, beynim uyuşuyor. Yazılarımdao yüzden alıntılar çoğunluktadır.

Başlarken –Risale ile tanışmam


Ben Celal Çelik,1973 Konya Ereğlidoğumlubir anadolu çocuğuyum.

Lise çağlarımdaben de her insan gibi gençliğimin en verimli yıllarınıgeçiriyordum.Fakat bir süresonra sebebini henüz bilmediğim bir durum yaşıyor,yürürkenzaman zaman dengemi kaybediyordum. 1993te dengesiz yürümemesebep olan ismini bile yeni duyduğum bir hastalık olan Friedreich Ataksisi (FA) teşhisi konmuştu. Neye uğradığımıanlayamamışve çokşaşırmıştım.

Kendinizi bir anlıkbenim yerime koyun, yani empati yapın. Normal bir gençsiniz, herkes gibiistediğinizher şeyiyapıyor,gezip dolaşıyorsunuz.Aniden sebebini bilmediğiniz ve sürekli ilerleyen birhastalığınızvar. Kabullenmek çok zor değil mi? Hele hastalığım ilerleyince 1998de tekerlekli sandalyeyi kabullenmek çokdaha zor olmuştubenim için.

Etrafımdakiinsanlarındikkatli bakışlarızoruma gider, uzaydan gelmişim hissini verirdi bana. Hastaneye gittiğimizdetekerlekli sandalyedeyim diye öncelik verilmesine de üzülürdümo zamanlar.

Oysaki her engelligibi benim de tek istediğim sıradan, normal biriolmaktı.Allah bana hidayet bahşedene kadar günlerim hep sıkıntılıgeçti.Kitapta ibretlerle dolu kısa öykümübulabilirsiniz.

Yıl2004, Rabbim Kuran meali okumaya başlamamla hidayet nasibetmiş,adeta günlerceçöldekalmış,susuzluktan yanmış, kavrulmuş insan misaliinternetten dinimi araştırmaya koyuldum. Araştırırkenbüyükislam âlimiRahmetli BediüzzamanSaid Nursinin(1878-1960) Hastalar Risalesini keşfettim. İsmibile beni çokcezbetmişti.

Hastalar Risalesi,6000 sayfalıkRisale-i Nur Külliyatınıniçindeküçük bir kitapçıktır. Aslında, Risale-i Nur KülliyatındakiLemalar isimli eserin, Yirmibeşinci Lemaisimli bölümüdür.

Hastalar Risalesi,yirmi altıadet Deva isimli kısa yazılardan oluşur.BediüzzamanHazretleri eserin önsözünde, hastalara bir geçmişolsun ve manevi şifa olsun diye yazdığınıifade eder.

AslındaBediüzzamanHazretleri Hastalar Risalesi adlı eserinde, hastalığın nimet tarafıolan manevi meyvelerinden bahseder ve insanların keşkehasta olsam diyeceği bir eser olduğunu belirtir.

Evet Fakiriniz deyıllariçindedefalarca okudum. Gerçekten de hastalığın büyükbir nimet olduğunu,Rabbimin bir iltifatı olduğunu anladımve hasta olduğumaçokşükrettim.

İlkokumam da Risale dili biraz ağır olduğundan sıkılmıştımve yarısınagelmeden bırakmıştım.Aslındabu kitap gibi hem Osmanlı kelimelerinin anlamınıveren, hem de açıklayıcıbilgiler olan bir kitap olsaydı, elimden bırakamazdımve tam bir teselli olurdu.

Bu sebeple böylefaydalıbir eserin lüzumunuhissettik ve Allah’ın izniyle yazdık elhamdülillah.

İnşallahmahsun hastalara teselli olacaktır. Evet bu hastalık bana Allah’ınhediyesidir. ÇünküHz. Mevlana, Allah sevdiği kuluna dert verir, Firavununbir kez bile başı ağrımadı, der.

İlerleyensayfalarda çokkısaolarak BediüzzamanHazretlerinin hayat öyküsü vardır.
https://hastalar-risalesi.blogspot.com/2012/11/son-soz.html (Bediüzzaman’ınhayatı)

Yıllaröncebu eseri insanlara faydalı olmak için, bir blog sayfasıaçarakyayınlamıştık.

Şimdiise Allah’ınizniyle, pek çokyakinen tanıdığımızhasta insanlara ve kanser gibi zor hastalıklarla mücadeleeden kalbi kırıkhastalara bir moral ve bir teselli olsun diye kitap olarak yazdıkinşallah.

İnşallahAllahave ahiret gününeinanan imanlıhastalara moral olacaktır. Cenab-ıAllah tümhastalarımızaacil şifaihsan eylesin inşallah.
***

Önsöz yazısının tümü=
https://hastalar-risalesi.blogspot.com/2012/11/yirmi-besinci-lema.html


Şimdi kitabı okumaya örnek olur diye Yirmi BirinciDeva’yı kopyalayarak yazımızı bitiriyoruz:

YİRMİ BİRİNCİ DEVÂ

Ey hasta kardeş! Senin hastalığındamaddî elem (acı, üzüntü)var. Fakat o maddî elemin tesirini izale edecek (yok edecek)ehemmiyetli bir mânevî lezzet seni ihata ediyor (kuşatıyor).

Bu devada Bediüzzaman Hazretleri hastalıktan acıçekmekte olan hastalara seslenip teselliveriyor. Sizin bedeninizde acı var fakat kalbİNİZİ manevİbİr lezzet kuşatıyor, diyor. Bunun nedenini aşağıda açıklıyor.

Çünkü, peder ve validen (baba ve annen)ve akraban varsa, çoktan beri unuttuğungayet lezzetli o şefkatleri senin etrafındayeniden uyanıp, çocukluk zamanındagördüğün o şirinnazarları yine görmekle beraber; çokgizli, perdeli kalan etrafındaki dostluklar, hastalığıncazibesiyle yine sana karşı muhabbettarane (sevgiyle)baktıklarından, elbette onlara karşısenin bu maddî elemin pek ucuz düşer.

Hastalığım ilerledikçe bunu daha yakından hissediyorum. Annem babam kardeşlerim bana hastalığımı unutturuyorlar. Annemyattığım yerde çorba içiriyor. Babam tuvalete götürüyor. Kardeşim her hafta gelip banyo yaptırıyor. Yeğenlerim etrafımda koşturuyorlar. Dostlarım sık sık hediyelerle ziyaretediyorlar. Bu güzel sevgiyi sağlayan şey hastalıktır. Busevgİ ve İlgİnİn yanında,hastalığın verdİğİ sıkıntıçok hafİfkalıyor.

Hem sen müftehirâne (övünerek)hizmet ettiğin ve iltifatlarını kazanmasına çalıştığınzatlar, hastalığın hükmüylesana merhametkârâne (merhametli bir şekilde)hizmetkârlık ettiklerinden, efendilerine efendi oldun.Hem insanlardaki rikkat-i cinsiyeyi (kendi gibisine acıması)ve şefkat-i nev'iyeyi (kendi gibisine şefkat göstermesi)kendine celb ettiğinden (çektiğinden),hiçten, çok yardımcı ahbap ve şefkatli dost buldun.

Evet Allah Kuranda ana babaya hizmet etmeyi emrediyor, onlara öf bile deme, diyor. Yani Onlar bizimefendimizdir. Bediüzzaman Hazretleri, senbu hastalık vesilesiyleefendilerine efendi oldun, diyor. Çünkü merhametli şekilde hizmet ederek iltifatlarını kazanman gereken annen ve baban, şimdi sana o şekilde hizmetediyorlar. Ayrıca insanın kendi gibisine şefkat göstermesi sırrınca pekçok dost bulursun,diyor. Gerçekten de Facebook hesabımda güzel kalpli, samimi yüzlerce engelli dostumvar. Hani Hz. Mevlana anlatır ya:

Bir gün, bir alim, yol kenarında kendi türleriyle uçmayı reddeden İKİ AYRI CİNS kuşa rastlar. Hayli merakeder, bu iki farklı türün nasıl olup da kendihemcinsleri, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.

Biri karga, biri leylek... O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremezbirbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle.

Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Taa ki her İkİsİnİnde topal olduğunu keşfedinceye kadar.

O zaman anlar ki; birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar... O zaman anlar ki; sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.

Topal kuşlar birbirlerinin arızalarını ve eksikliklerini bilir ve menfaatlenmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine. EnsahİCİdostluklar ortak varlıklar üzerİne değİl, ortak yoksunluklar üzerİne kurulanlardır. Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran

Hem çok meşakkatli (zorlukla yapılan)hizmetlerden paydos emrini yine hastalıktan aldın, istirahat ediyorsun. (dinleniyorsun)Ebette senin cüz'î(azıcık)elemin, bu mânevî lezzetlere karşıseni şekvâya (şikayete) değil,teşekküre sevk etmelidir.

Bütün bunlarla beraberyorucu işlerden zorunlu izin aldın ve dinleniyorsun. Elbette azıcık acı olur, ama sen yine dehastalık verdiği için Allaha şikayet yerine şükretmelisin, diyerek bitiriyor. Nitekim tekerlekli sandalyede çalışırken çok yoruluyor, izin alamıyordum. Hastalığım sebebiyle 1999da yirmi gün babamla hastanede yatmıştık ve böylece dinlenmiş oldum ve bu açıdan hastalanmama sevinmiştim.

https://hastalar-risalesi.blogspot.com/2012/11/yirmibirinci-deva.html


Celalin Penceresinden


__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-10-18, 12:31 #402
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Bütün Dinlerin Özü Birdir


Bütün Dinlerin Özü Birdir

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Efendim bu hafta yine Hz Mevlana’nın asırlardırHak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiriolan eşsiz eseri Mesnevi’den alıntılara devam ediyoruz.

Şimdi yine sözü çok uzatmadan 36. Mesneviyazısına başlamak istiyoruz:


BÜTÜN DİNLERİN ÖZÜBİRDİR

Ayrı ayrı yanan kandillerden hep aynıışık gelir!

© Etrafasolgun ışıklar saçan bu kandiller ile, içindeki yağı yakan fitil başkadır. Yâniayrı ayrı maddelerden yapılmıştır. Fakat ışığı, verdiği aydınlık birdir. Başkaaydınlık değildir; ötelerden gelen ışıktır. Yâni Allah'ın ışığıdır, Allah'ınnurudur!

© Eğeriçlerinde yağ yanan kandillere bakacak olursan, gerçeği anlayamaz, şaşırırkalırsın. Çünkü onların, aynı ışığı etrafa yaydıkları hâlde sayı ları birdeğildir, ikilik vardır.

© Fakatayrı ayrı yanan kandillerden gelen aynı ışığa, aynı nura bakarsan, ikiliktende, sonu olmayan sayıdan da kurtulursun,

® Eyvarlığın özü olan insan! Mümin ile ateşe tapanın, Yahudi'nin ayrılığı,aykırılığı hep bakış ve görüş yüzündendir. Mânâya değil de şekle, suretebakmaktan ileri gelmiştir.

© Yâni,dinlerin dış yüzleri, 'suretleri, şekilleri, ibâdet tarzları, mâbedleri ayrıdırama, hakîkatları birdir. Bir kısmı Allah'ın takdir buyurduğu hidâyetyolundadır, bir kısmı dalâlet yolundadır. Her iki yol da, Hakk'ın çizdiğiyoldur.102

Mesnevi’ninFarsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta SertarikMesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotuyazmış:

102 Al-i İmrân Sûresi'nin 19. âyeti; "Allah'ın indinde, Allah'ın katında din; İslâm'dan ibarettir!" diyebuyurmaktadır. Gerçekten, Hz. Âdem'den bizim sevgiliPeygamberimiz Efendimiz'e kadar bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri din birdir. Hepside Allah'ın varlığını ve birliğini bildirmişlerdir. Aralarındaki cüz'î farklar zamanın îcabı ve ümmetlerin istidadı dolayısıyledir.

Fakat Yahudiler olsun, mecûsîler olsun bu nükteyi farkedemediklerindensapıklığa düşmüşlerdir. Bu sapıklığa düşüş de Hakk'ın takdiridir. Ziya Paşa merhum bu hakikati sezmiş de; "Birdir nazar-ı Hakk'ta mecûsî ile müslümân." Demiştir.


İMAN NURU İLE AYDINLANAN HAKİKATIKAVRAR

Filin nasıl bir hayvan olduğu ve şekli hususunda ihtilâf edilmesi.

® Bir filkaranlık bir ahırda bulunuyordu. Hindliler onu halka göstermek için getirmişlerdi.

© Filigörmek için o karanlık yere bir çok kişi toplanmıştı.

© Karanlıktafili gözle görmeye imkân olmadığı için, herkes ellerini sürüyor, o şekilde onuanlamaya çalışıyordu.

®Meraklılardan birinin eline filin hortumu geçti. O adam; "Fil bir oluğabenziyor!" dedi.

® Başkabirinin eli filin kulağına dokundu. Fil ona yelpazeye benzer zanmnı verdi.

® Birisielini filin ayağına sürdü. O adam da; "Filin şeklini direk gibigördüm." dedi.

© Biriside elini filin sırtına koyduğu için; "Bu fil taht gibidir." dedi.

© Böyleceherkes filin bir yerine dokundu; neresine dokundu ise, onu nasıl sandı ise,fili ona göre anlatmaya çalıştı.

© Onlarınsözleri; dokunuşları, sanışları yüzünden birbirine aykırı düştü. Birisi ona"dal" dedi, öbürü "elif adını taktı.

® Eğeronların her birinin elinde bir mum, yâni hidayet nuru bulunsa idi, sözlerindekiayrılık, aykırılık olmazdı.

® Duygugözü, elin avucuna benzer. İnsanın avucu, filin her tarafını birdenkavrayabilir mi?


DÜŞÜNCELER

Mesnevi’nin3. Cildindeki bu hikayelerde Hz Mevlanamız bize iki şey öğretti. Bütün dinlerinözünde Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak vardır. Allah’ın varlığı dünyeviduygu ve gözlerle asla anlaşılmaz, iman nuru ile bakan görür. Allah ondan razı olsun.

Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren,Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi, yaşayan son Mesnevihan sevgili Hayat NurArtıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak inşallah.
Cenabı Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemizenasip etsin.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-10-18, 12:56 #403
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Hikaye: Sadaka Belayı Önler


Hikaye: Sadaka Belayı Önler

Merhabasevgili gönül dostlarımız,

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Bu haftasize yazdığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Bu hikayeyi dinlediğim yaşanmışolaylardan derleyerek kurguladım. Rabbim kıssadan hissenizi ziyade eylesin.


SADAKA BELAYI DEFEDER

Ali bey arabasıyla işten eve dönüyordu. Aklınaeşinin istediği siyah hırka gelince yolda gördüğü ilk AVM’ye girdi. Biran öncealıp iftarda evde olmak istiyordu.

Mağazaya girip aradığı şeye bakarken birşeyekulak misafiri oldu:

Belediyenin Temizlik görevlisi olduğukıyafetinden belli olan fakir bir adam, yanındaki yedi-sekiz yaşlarındakikızıyla konuşuyordu.

Kız: Baba şu elbise çok güzel, bayramda giyeyim nolur alalım.
Adam: Alamayız kızım, çok pahalı, o kadar paramız yok.

Ali bey küçük kızı sevindirmek istedi. Adamayaklaştı. Kızı duymayacak şekilde fısıldadı:

Ali bey: Az önce kulak misafiri oldum; izin verirseniz ben bu elbiseyikızınıza bayram hediyesi olarak vermek istiyorum. Avucuna 100 TL sıkıştırdı,lütfen alın, kasada ödersiniz. Benim çıkmam gerek, iftara yetişeceğim.

Adam: (da kısık sesle)Allah sizden razı olsun beyefendi. Yalnız elbise 80 TL. Fazlaverdiniz.

Ali bey: Kalanı kızınıza bayram harçlığı verin inşallah, benimde o yaşta kızımvar.

Ali beyküçük kıza bir öpücük kondurdu. Hırkayı ödeyip evine doğru yola çıktı.

İş çıkışı saati olduğundan trafik epey yoğundu.Herkes iftara yetişmeye çalışıyordu.

Trafik yoğundu ama hızlı akıyordu. Araçlarbirbirlerini yakın takip ediyorlardı.

Derken zincirleme bir trafik kazası yaşandı. Alibey öndeki araca çarpmamak için frene yüklendi. Önündeki arabaya çarpmadandurabildi. Arkadan gelen araçta ona çarpmadan durmuştu çok şükür.

Arabasından inip kazayı inceleyince şaşırıpkaldı. Kazada sekiz araç birbirine çarpmıştı. Çok şükür ölü ve yaralı yoktu,maddi hasar vardı.

Ali beyin şaşırdığı şey şuydu; Önünde dört araçtost gibi birbirine girmişti. Arkadaki dört araçta tost gibi birbirine girmişti.Buna rağmen Ali bey sanki görünmez zırhla korunmuştu.

Sabah bir dostundan gelen Cuma SMS mesajınıhatırladı ve içten Elhamdülillah, dedi.

“Az sadaka çok belayı defeder ve sadaka ömrü uzatır.”(Hadisi Şerif)

Aralarındançıkıp yoluna devam etti ve iftara evine yetişti.

******

Rabbim yaşanmışbu kıssadan hissenizi ziyade eylesin…

Yazımızısadaka hakkındaki Hadisi Şerifler ile bitiriyoruz:


SADAKA İLE İLGİLİHADİSİ ŞERİFLER

(Gizli açık çok sadaka verin ki, rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olun ve duanızkabul edilsin.) [İbni Mace]

(Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sadaka, her hastalığı ve belayı defeder.)[Beyheki]

(İlmi olan ilminden, malı olan malından sadaka versin.) [İbni Sünni]

(İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden korur.)[Taberani]


(Sadaka verenin rızkı artar ve duası kabulolur!) [İbni Mace]


(Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.)[Deylemi]

(Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.) [Tirmizi]


(Sadaka 70 çeşit belayı önler. Bunların enhafifi cüzzam ve barastır.) [Hatib]

(Sadaka şeytanın belini kırar.) [Deylemi]

(Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.) [Deylemi]

(Gizli verilen sadaka, Allah'ın gazabını söndürür.) [Beyheki]

(Sırf Allah rızası için sadaka verene, kıyamette Allahü teâlâ, "Ey kulum,sen benim rızamı gözettin, ben de seni hakir etmem ve vücudunu Cehenneme haramkılarım. Haydi, Cennete istediğin kapıdan gir" buyurur.) [Deylemi]


(Sadaka vermede acele edin; çünkü bela,sadakayı geçemez.) [Taberani, Beyheki]


(Sevabı Müslüman ana babasına niyet edilerekverilen sadakanın sevabı, onlara da gider, kendi sevabından da bir şeyeksilmez.) [Taberani]

(Sadaka olarak verilen bir parça ekmek, Allah katında Uhud dağı kadar büyür.)[Taberani]



Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-18, 11:35 #404
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Faniye Takılıp Kalan Ölümsüz Aşka Ulaşamaz

Faniye Takılıp Kalan Ölümsüz Aşka Ulaşamaz

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Efendim bu hafta yine Hz Mevlana’nın asırlardırHak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiriolan eşsiz eseri Mesnevi’den alıntılara devam ediyoruz.

Şimdi yine sözü çok uzatmadan 37. Mesneviyazısına başlamak istiyoruz:


SENİN YANINDA SANAHASRETİM

Bir âşıkın sevgilisinin yanında aşk mektubu okumaya kalkışması, sevgilinin de bu hâli "beğenmemesi.

® Bir kişiyi, sevgilisi yanma çağırdı, karşısınaoturttu. O da tuttu, daha önce sevgilisine yazdığı mektubu cebinden çıkardı,okumaya başladı.

® O mektupta aşkla yazılmış beyitler vardı.Övgüler, medh u senalar vardı. Feryâdlar, sızlanışlar, şikâyetler, yanışlar,yalvarışlar vardı.

® Sevgilisi dedi ki: "Eğer bu yazdıklarınbenim içinse, birbirimize kavuştuğumuz şu değerli zamanda bunlarla uğraşmak,bunları okumak ömrü tüketmektedir.

® Şu anda ben senin yanındayım, karşındayım; senmektup okuyorsun. Bu davranış âşıklık belirtisi değildir."

® Âşık; "Evet;" dedi. "Sen benimyanımdasm, karşımdasm ama ben istediğim zevki, dilediğim gibi sende bulamıyorum!

® Şimdi sana kavuşmuşum, senin yanındayım amaseni bulamıyorum. Geçen sene sende gördüğüm hâli, tatlılığı, güzelliğigöremiyorum. Sanki senin yanında sana hasretteyim.


FANİ GÜZELLİKLERETAKILIP KALAN İLAHİ AŞKA ULAŞAMAZ

© Ben geçen sene senin güzelliğinin çeşmesindentertemiz, tatlı bir su içmiştim. Gözümü, gönlümü o su ile tazelemiştim.

© Şimdi çeşmeyi görüyorum ama, su yok. Yoksasuyumun yolunu yol kesen bir haydut mu kesti?"131

Mesnevi’ninFarsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta SertarikMesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotuyazmış:

131Bu beyitlerde Hz. Mevlâna, Hakk'ta yok olmayan, fena mertebesine ulaşamayan âşıkın tam manâsıyla benliktenkurtulamadığını, nefsânî arzulardan yakasını sıyıramadığını anlatıyor.

İbn-i Farız hazretlerinin meşhur Kasîde-i Tâ'iyyesi'nden alman bubeyitler şu hâli çok güzel anlatmaktadır:

Sen bende fânî olmadıkça, beni seviyor olamazsın ve benim suretimsende tecellî etmedikçe, sen fena bulamazsın. O hâlde, seviyor gibi görünmeyi bırak ve kalbini başka bir yöne çevir ve bu şekilde hatâyı kendinden uzaklaştır."

© Sevgili; "Öyle ise," dedi, "Bensenin sevgilin değilim. Ben Bulgar şehrindeyim; sen ise, Kotu’indesin.132

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

132Bulgar: Ural Dağlan'nın güneybatısındaki ovada kurulmuş bulunan ve Bulgar Türkleri'nin başkentliğini yapmış olan ve güzelleri ile ün kazanmış bir şehir. Kotu oraya çok uzaklarda bulunanbir belde olarak bilinir.

© Ey yiğit! Sen bana değil, benim aşkımdan doğanhâle ve manevî zevke âşıksın. Hâlbuki hâl geçici bir şeydir; her zaman eldebulunmaz.

© O hâlde senin istediğin sevgili bütünü ile bendeğilim. Bende senin istediğin, aradığın şeyin bir kırıntısı, küçük bir cüz'üvar.

© Ben senin için sevgili değil, sevgilinin evigibiyim. İstek ve sevgi nakde, yâni paraya karşı olur; paranın saklandığısandığa değildir.133

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

133Bu hikâyede hangi iş olursa olsun, zevkine dalmayıp, sözü ile geçinen kişilerin hâllerine işaret edilmektedir. ZiyaPaşa'nın; "Âyînesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz." mısraı buraya uygun düşer.

Buhikâyede çok derin mânâlar gizlenmiştir. Şöyle ki: Âşık, Hakk sevgisine ulaşınca, o sevgi vasıtasıyla ona çeşitli hâller gelir; gönlü uyanır, hiç kimsenin almadığı manevî zevki alır. Aşk; ona gönül verir, onu kendisinedost edinir.

Şiirde demek istiyor ki: "Sen, fânî güzelliklere takılıp kaldığın, gerçek varlığın nakdini, cevherinigöremediğinden beri, ben senin sevgilin değilim. Değişik hâllerle karşına çıkan fânî görüntülere takılıp ölümsüz olan gerçek sevgiliyi bulamadığın için, esas merkezden,kaynaktan gelen sevgiden mahrum kalmışsın."

Hikâyede geçen nakd-para; manevî zevklerin getirdiği hâlleri, heyecanları gösteriyor. Aşk ise; ilâhî sevginin sembolüdür. Sandık da, sevgili değil de sevgilininevidir.


DÜŞÜNCELER

Mesnevi’nin3. Cildindeki bu hikayelerde Hz Mevlanamız benim yıllar önceki halimi anlatmış.Bende bir güzele aşıktım ve onun yanında ona hasrettim. Sonra Kuran Mealiokudum beşeri aşktan ilahi aşka geçtim ehamdülillah. Bu hikaye için Allah ondanrazı olsun.

Geçtiğimiz yıllarda beşeriaşktan ilahi aşka geçen bir genç kızı anlatmıştım. Müsait zamanokuyabilirsiniz:

http://celal1973.blogspot.com/2014/05/keske-tum-genclerimiz-boyle-ask-olsa.html

Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren,Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi, yaşayan son Mesnevihan sevgili Hayat NurArtıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak inşallah.
Cenabı Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemizenasip etsin.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-11-18, 12:33 #405
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Peygamberimizin SAV Eli

Peygamberimizin SAV Eli

Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi وَمَارَمَيْتَاِذْرَمَيْتَ sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevk etmesi وَانْشَقَّالْقَمَرُ nassı ile aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mucize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir.

(Bediüzzaman Said Nursi Risalei Nur, Mektubat, 19.Mektuptan)

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Bu yazıda büyük islam alimi Bediüzzaman SaidNursinin (1878-1960)Mektubat isimli eserinin 19. Mektubundan birparagraf aktarmak istiyorum. Yazının girişinde o paragrafın yarısı vardır, tümüaşağıdadır.

Ama izin verirseniz önce 19. Mektup Risalesi ve oparagraf ile ilgili bilgiler vermek istiyoruz.

Bediüzzaman Hazretleri 6000 sayfalık Risalei NurKülliyatını imanımızı artırmak için yazmıştır. Çünkü zamanımızın hastalığı imanzayıflığıdır. İmansız ölenin ahirette işi zordur.

Risalei Nur, Allah’ın varlığını, Kuran’ın Allahkelamı olmasını, Hz. Muhammed’in Peygamber olmasını, Kader, İman, ..daha birçokkonuyu delilleriyle ispat etmektedir.

İşte 19. Mektup Hz. Muhammed’in SAV peygamberoluşunu delilleriyle anlatıyor. Peygamberimizin peygamber olmasının aklenmantıki delilleriyle ispatı Sözler isimli eserin 19. Söz Risalesindedir.

19. Mektup ise, Peygamberimizin SAV 300’den fazlamucizesinin kaynaklarıyla belirtildiği eserdir. Bu risalenin diğer adı;Mu'cizât-ı Ahmediye (a.s.m.)dır. Aşağıdaki yazıdaPeygamberimizin SAV mübarek Eli anlatılıyor.

Yazıda geçen mucizelerin hepsi sahih hadislerdegeçmektedir. Bu paragraf öncesinde herbir mucize ayrıntılı anlatılmıştır.Müsait zaman 19. Mektup’u okuyabilirsiniz:

http://www.erisale.com/#content.tr.2.129

Yazıdageçen bir mucizeyi Bediüzzaman Hazretleri şöyle anlatıyor:


PEYGAMBERİMİZİNSAV PARMAKLARINDAN SU AKMASI

Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki:

Hazret-i Câbir ibni Abdullahi'l-Ensârî beyan ediyor: Biz, bin beş yüz kişi,Gazve-i Hudeybiye'de susadık. Resul-iEkremaleyhissalâtü vesselâm, kırba denilen deriden bir kap sudanabdest aldı, sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi suakıyor. Bin beş yüz kişi içip, kaplarını o kırbadan doldurdular.

Sâlim ibni Ebi'l-Ca'd, Câbir'den sormuş:"Kaç kişiydiniz?" Câbir demiş ki: "Yüz bin kişi de olsaydı, yinekâfi gelirdi. Fakat biz, on beş yüz (yani bin beş yüz) idik." 2

İşte, şu mu'cize-i bâhirenin râvileri, mânen binbeş yüz kadardırlar. Çünkü, fıtrat-ıbeşeriyede,yalana yalan demek bir meyl-iarzusu vardır. Sahabelerise, sıdk ve doğruluk için, can ve mal ve pederve validelerini ve kavim ve kabilelerini feda edip, sıdk ve hak içinfedai oldukları halde, hem "Benden bilerek yalan birşey haber veren,Cehennem ateşinden yerini hazırlasın" meâlindeki hadîs-i şerifin tehdidinekarşı, yalana mukàbilsükût etmeleri mümkün değildir. Madem sükûtettiler;o haberi kabul ettiler, mânen iştirak edip tasdik ediyorlardemektir.
Dipnot-1
Buharî,Vudû': 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; EbuDavud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132,147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.
Dipnot-2
Buharî,Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim,İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.

http://www.erisale.com/#content.tr.2.178



BU PARÇA ALTINVE ELMAS İLE YAZILSA LİYAKATİ VAR

Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi,
وَمَارَمَيْتَاِذْرَمَيْتَ sırrıyla ["(Ey Muhammed) attığın zaman da sen atmadın…" EnfalSûresi, 17.ayet] aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevk etmesi,
وَانْشَقَّالْقَمَرُ nassı ile ["Ay yarıldı." Kamer Sûresi, 1.ayet] aynı avucunun parmağıyla kameri iki parça etmesi,
ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi,
ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması,
elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mucize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir.

Güya,ahbap içinde o elin avucu küçük birzikirhane-i Sübhânîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girsezikirvetesbihederler.
Vea'dâya (düşmanlara) karşı küçücük bircephane-i Rabbânîdir ki, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.
Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bireczahane-i Rahmânîdirki, hangi derdetemas etse, derman olur.
Vecelâlile kalktığı vakit,kameri (AYI) parçalayıp,Kàb-ı Kavseyn şeklini verir.
Vecemâlile döndüğü vakit, âb-ı kevserakıtan on musluklu bir çeşme-i rahmethükmüne girer.
Acaba böyle bir zâtın birtek eli böyleacipmu'cizâtamazharvemedarolsa, o zâtın,Hâlık-ı Kâinatyanında ne kadarmakbulolduğu vedâvâsında ne kadarsadıkbulunduğu
ve o el ilebiat(BAĞLILIK YEMİNİ) edenler ne kadarbahtiyarolacakları,bedâhet (APAÇIK, AŞİKAR) derecesinde anlaşılmaz mı?

(Bediüzzaman Said Nursi Risalei Nur, Mektubat, 19.Mektuptan)

http://www.erisale.com/#content.tr.2.205




Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-11-18, 11:38 #406
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Sabır Her Gamı Kederi Giderir

Sabır Her Gamı Kederi Giderir

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Efendim bu hafta yine Hz Mevlana’nın asırlardırHak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiriolan eşsiz eseri Mesnevi’den alıntılara devam ediyoruz.

Şimdi yine sözü çok uzatmadan 38. Mesneviyazısına başlamak istiyoruz:


LOKMAN’IN SABRI

Lokman'ın sabrı

® Lokman; tertemiz, nurlu yüzlü Dâvud (a.s.)'ınyanına gitmiş, onun demirden halkalar yaptığını görmüştü.198

Mesnevi’ninFarsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta SertarikMesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotuyazmış:

198 Lokman Sûresi'nin 11-12. âyetlerinde adı geçen Hz. Lokman hakkında çeşitli rivayetler var. Hz.Davud'un veziri olduğunu söyleyenler de var. Peygambermi, değil mi tam anlamıyla bilinemiyor. Bazıları onun simsiyah bir köle olduğundan söz ederler.

Bir gün Hz. Davud'un zırh yaptığını görmüş. Ne olduğunu bilmediği hâlde beklemiş, sormamış. Hz. Dâvud zırhı bitirdikten sonra; "Güzel bir harb elbisesioldu." diye açıklayınca, müşkilini hâlleden Hz. Lokman'ın;
"Sabr ve sükût (=konuşmamak), ne kadar büyük fazîlet ise, ondan faydalanan dao kadar azdır." dediği söylenir.

® O yüce pâdişâh, yaptığı çelikten halkalarıbirbirine takıyordu.

® Lokman, zırh yapma sanatını az görmüştü. Bu işeşaştı kaldı; vesveseleri de arttıkça arttı.

® "Acaba bu neye yarar? Kat kat halkalarlane yapıyor? Kendisinden sorayım mı?" diye hatırından geçirdi.

® Sonra kendi kendine; "Sabretmek dahaiyidir." dedi. "Çünkü sabır, insanı maksadına çabucak ulaştıran birkılavuzdur.

® Bir şeyi sormayınca, o şey sana daha çabukaçılır. Sabır kuşu, bütün kuşlardan daha hayırlı uçar.

® Eğer sorarsan, istediğin daha geç hâsıl olur.Kolay bir şey, senin sabırsızlığa yüzünden zorlaşır.".


SABIR HER GAMIKEDERİ GİDERİR

® Lokman bir zaman sustu, seyretti. Hz. Dâvud daişini bitirdi.

® Sonunda, yaptığı zırhı sabırlı Lokman'ınkarşısında giyindi.

© "Yiğidim! Bu zırh, insanı savaşta yaralanmaktan koruyan birelbisedir." dedi.

® Lokman; "Sabır, iyi bir şey; her yerdeinsana sığınak olur. Her gamı, kederi giderir." dedi.

® Ey filân! "Ve'l-asr Sûresi"nin sonunudikkatle oku da gör: Allah; sabrı Hakk'la beraber andı, sabrı Hakk'a eşetti.199

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

199 Bu beyitte, şu mealdeki Asr Sûresi'ne işaret var: "İkindi vaktine andolsun ki,insan ziyandadır. Ancak inananve iyi işler, ibâdet ve iyilikler yapanlarlabirbirlerine hakla, doğru söz söylemekle ve' sabretmekletavsiyede bulunanlar müstesnadır."

Sabır hakkında bir çok âyetler bulunduğu gibi bir çok hadîsler de vardır. Birkaç hadîs alalım:
"Sabır güzeldir, fakat fakirlerdeolursa daha güzel olur.",
"Kim kendini sabretmeyezorlarsa, Allah onu sabretmeye muvaffak kılar.",
"Sabır, imanın yarısıdır."

• Cenâb-ı Hakk, yüzbinlerce kimya, yâni tesirli,faydalı devalar yarattı, fakat insanoğlu sabır gibi faydalı bir deva görmedi.


DÜŞÜNCELER

Mesnevi’nin3. Cildindeki bu hikayede Hz Mevlanamız sükut edip sabretmenin ne kadar güzel birfazilet olduğunu ve sabredince neticeye daha çabuk ulaşacağımızı gösterdi,Allah ondan razı olsun.

Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren,Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi, yaşayan son Mesnevihan sevgili Hayat NurArtıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak inşallah.
Cenabı Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemizenasip etsin.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-11-18, 11:36 #407
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Halimize Şükredelim

Halimize Şükredelim

Merhabasevgili gönül dostlarımız,

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Bu haftasize halime neden şükrettiğimi yazdım, dileyen nefsimle beraber hisse alsın.

Fakatöncesinde bugün 19 Kasım 2018. Hicri 12 Rebiülevvel 1440. Efendimizin SAV doğumgünü. Başlıktaki yazıya geçmeden önce, güzel bir yazı paylaşmak istiyoruz:


Peygamber Efendİmİze (sav) NİÇİn Ümmî Denİldİ?

Ümmî, lügat mânâsı olarak “Anasından nasıldoğmuşsa öyle kalan, okuma yazma bilmeyen” demektir.

Fakat Efendimizin (sav) hayatı incelendiğindegörülecektir ki dedesi Abdülmuttalip ve kendisini büyüten amcası Ebû Tâlibbulundukları dönemde ticaretle uğraşan ender şahsiyetlerdendi.

Amcasının yanında büyüyen Efendimiz (sav) de 9yaşından itibaren amcasıyla birlikte her zaman ticaretin içinde oldu. Her şeydeolduğu gibi ticari hayatında da dürüst olduğundan dolayıdır ki kendisine“Muhammed-ül Emin” denmişti.

Ayrıca, bilindiği üzere Hz. Hatice Annemiz de,kervanlarla Mekke’den Şam’a, Yemen’e, Bağdat’a çeşitli mallar taşıyan büyük birticaret kervanının sahibiydi. Günümüzün deyişiyle uluslararası ticaret yapan,dönemin en tanınmış, saygın hanımefendilerinden biriydi.

Evlendikten sonra tüm ticari işlerinin takibiniEfendimizin (sav) yönetimine bıraktı. Hiçokuması yazması olmayan, hesap kitap bilmeyen bir kişinin uluslararası ticaretyapması mümkün müdür?

Ayrıca İlâhî Kudret tarafından her konuda enmükemmel şekilde yetiştirilen Kâinatın Efendisi (sav) nasıl cahil olur? Efendimize(sav) ümmî denmesi yerinde ve çok doğrudur. Fakat bu ümmîlik herkesin anladığıgibi “okuması yazması olmayan, cahil” demek değildir.

Bu tümüyle yanlış, eksik, gafilâne biranlayıştır. Bilindiği üzere, Kur’ân-ı Kerîm, Nur dağındaki Hira mağarasında,Kadir gecesi bir anda inmiştir. Söz konusu dağla ilgili şöyle bir menkıbevardır:

Nur dağının tepesinde her zaman bir ateş yanar,etrafa ışıklar saçarmış. Uzun çöl yolculuğunda yolunu kaybeden herkes o ışığagöre yolunu bulur, kurda kuşa yem olmaktan kurtulurmuş.

Tepesinde hiç sönmeyen bir ışık olup etrafısürekli aydınlattığı için de adına Nurdağı denmiş. Farklı bir bakış açısıyla; Nur dağı Peygamber Efendimizin (sav)nurdan bedenidir. Hira mağarası mübarek gönlüdür.

O nedenle ki Hz. Mevlânâ “Kadir gecesi SeninNurdan yaratılmış vücudundur” demiştir. İşte Efendimizin (sav) Kadir gecesigibi kıymetli olan Nurdan bedenine Kur’ân-ı Kerîm bir anda inmiş ve dahasonraki 23 yıl boyunca, yeri geldikçe insanlara açıklanmıştır.

Kur’ân tümüyle ledün ilmidir. Ledün ilmi deokuyarak öğrenilmez. Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla ehline öğretilir. Dolayısıyla dasadece ehlinden öğrenilir. Bildiğiniz üzere Cenâb-ı Hakk Hz. Âdem’i yarattı veona tüm isimleri de bizatihi kendisi öğretti.

Elbette tüm muhtevası ledün ilmi olan Kur’ân-ıKerîm de, Kâinatın Efendisinin gönlüne Cenâb-ı Hakk’ın kudret eliylenakşedildi. O hiçbir şeyi kendiliğinden söylemedi; ne söylediyse Hakk’tan aldı,Halk’a verdi. Tüm sözleri Hakk kelamıydı.

Kendiliğinden hiçbir şey söylemediği için de ÜMMÎolarak anıldı.

(SonMesnevihan Hayat Nur Artıran Aşk Bir Davaya Benzer isimli kitabından alınmıştır. )


NEDEN MUTLU VEHUZURLUYUM?

ÇOK MUTLUYUM,HUZURLUYUM. Halime binlerce ELHAMDÜLİLLAH !
ÇÜNKÜ, Annemi, babamı görebiliyorum. Müzik dinleyebiliyorum.


Ağrım sızım yok, kalbim ciğerim, böbreğim kısaca FA hastalığım dışındasağlıklıyım.
Müslüman, Savaşsız Özgür ülkedeyiz, hertür nimetler bol bol.


Elim kolum kısmen sağlıklı, (güç ve dengeayaklara nispeten az daha iyi) annem önüme getirince yemeğimi kendim yiyebiliyorum, çayımı kendimiçebiliyorum. Tad alabiliyorum elhamdülillah.

Allah’a şükürzengin değilim, gaflette değilim, dert sahibiyim.

Dengesizlik hastalığım FA'yı çok seviyorum, ona sabredip şükrettiğim için,ahirette cennetten umutluyum inşallah. O benim mahşerde Allah’a olanaşkımın şahidi olacak inşallah.

Beş vakit namaz, ve tüm ibadetlerimi yaptığım için, sonsuza kadar yaşayacağımızcennetteki derecemin yüksek olmasını umuyorum inşallah. Yani iman nimetimvar elhamdülilah.

Ev, araba, laptop, akülü sandalye, internet, akıllı telefon, TV, doğalgaz, ÇAY, ....

Saymaktan aciz olduğum nimetlerim için binlerce ELHAMDÜLİLLAH. Çok şükürbugünüme...


Allahbugünümüzden geri koymasın inşallah.

Sahip olduğum bunca nimetlerin şükrünü yapamazken,birtek yürüyemediğim için isyan edersem, bırakın isyanı üzülsem bile NANKÖRLÜK,VEFASIZLIK etmiş olurum.

Mutluluk nedir biliyor musunuz? Allah’ıntakdirine rıza göstermektir.

Ben hergün böyle içimden gelerek samimi şükrediyorum.Ve Cenabı Allah’ta nimetlerini sağnak sağnak yağdırıyor elhamdülillah. Çünkübuyurmuş ki;

“Vedüşünün ki: Rabbiniz şöyle ilan buyurdu: ‘Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimidaha da artırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir!’"
(İbrahimsuresi, 7. ayet)

********

Şükür ve sabırla ilgili küçük bir kıssa ile yazımızıbitirelim:



Hİfa Hatun

Medine’de güzelliğidillere destan olan bir kadın vardı. Adı Hifa olan bu hatun, Resulullahefendimizden Cennete götürecek ibadetin ne olduğunu sordu. (Önce evlenmekgerekir. Evlenen dinin yarısını korur) cevabını alınca, Hifa Hatun,(Kendime denk olan hiç kimse göremedim. Ancak siz, kimi uygun görürseniz, onarazıyım) dedi.

Resulullahefendimiz, (Yarın mescide ilkönce gelen zat ile evlendireyim) buyurdu.Hifa hatun da razı oldu.

Sabah oldu. Mescide gelen zat, hem fakirdi, hem de fiziki yönden de güzeldeğildi. Siyaha yakın, zayıf biri olan Süheyb idi. Hifa ise,güzel olduğu kadar da zengin ve her bakımdan mükemmel idi. Allahü teâlânıntakdirine razı oldu. Nikahları kıyıldı.


Süheybin düğünyemeği verecek parası olmadığı gibi, gelini götürecek bir yeri de yoktu. Hifahatun, ona mal ve ev verdi. Hifa, Süheyb için bir nimet, Süheybde Hifa için bir mihnet demekti.

Gerdek gecesi, (Cennete öyle yüksek dereceler var ki buraya ancak sabredenve şükredenler girer) hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşmak için ikisi de, (Nimeteşükür ve mihnete sabır için geceyi ibadetle geçirmeye) karar verdi.


Cebrailaleyhisselam gelip durumu Resulullah efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz,Cebrail aleyhisselamın bildirdiklerini anlatınca, Hazret-i Süheyb, sevincindenbaşını secdeye koyup, (Ya Rabbi eğer beni affetmişsen, yeni bir günahagirmeden, canımı al) diye dua etti.

O anda vefat etti.Peygamber efendimiz, (Şu anda Hifa hatun da vefat etti) buyurdu.İkisinin kabrini yanyana kazdılar. Biri nimete şükretmişti, diğeri de mihnetesabretmişti.

******

Mevlid Kandiliniz mübarek olsun. Allah dualarınızıKabul etsin inşallah.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-11-18, 12:25 #408
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Hz. Mevlana’nın Namaz Tarifi

Hz. Mevlana’nın Namaz Tarifi

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Efendim bu hafta yine Hz Mevlana’nın asırlardırHak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiriolan eşsiz eseri Mesnevi’den alıntılara devam ediyoruz.

Şimdi yine sözü çok uzatmadan 39. Mesneviyazısına başlamak istiyoruz:


NAMAZA BAŞLARKENNEDEN ALLAHUEKBER DERİZ?

Dakûkî hazretlerinin Yedilere imamoluşu.

© Dakûkî, namaz kıldırmak için onların önünegeçti. O yedi velî, adaş bir kumaş gibi idi, Dakûkî de o kumaşın sırması oldu.

© O mânâ pâdişâhları saf olup, o meşhur imama uydular.

© Onlar tekbîr getirip namaza girince, kurbangibi bu dünyadan çıkıp gittiler.244

244 Kesilen kurban, nasıl şu fena âleminden ayrılırsa, onlar da öyle oldular.

® Ey imam, namaza başlarken Allahuekber demeninmânâsı şudur: "Allah'ım, biz senin huzurunda kurban olduk."

© Kurban keserken Allahuekber dersin işte,öldürülmeye lâyık olan nefsi kurban ederken de bu söz söylenir.245

Mesnevi’ninFarsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta SertarikMesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotuyazmış:

245 Bir hadîste beyân buyurulduğu üzere, Peygamber Efendimizkurban kestikleri vakit; (Bismillahi ve'llâhu ekber..) "Ben hakîkaten yüzümü gökleri ve yeri yaratanAllah'a dosdoğru çevirdim. Ben müşriklerden değilim, benim namazım, kurbanım, hayatım ve memâtım Allah içindir." buyururlardı.

Bu duayı namaza duracakları vakit de ederledi. îşte onun için Hz. Mevlâna da "Namaza başlarken 'Allahu ekber' demekhaki katte nefsi kesmek için tekbîr getirmektir." diyor.

® O esnada beden İsmail, can da Halîl İbrahimgibidir. Can, bu semiz bedenin hevâ ve hevesini kesmek için tekbîr getirince

© Beden şehvetlerden, hırslardan kurtulur, namazda"Bismillahirrahmanirrahîm" demekle kurban olur gider.


NAMAZDA KIYAM (ayakta durmak) NEYE BENZER?

© Namaz kılanlar, kıyamette olduğu gibi, Allah'ınhuzurunda saflar hâlinde dururlar, sorguya, hesap vermeye, yalvarmayakoyulurlar.246

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

246 Büyük safîlerden Ebû Saîd Harrâz hazretlerine; "Namazanasıl durulur?"diye sormuş lar. O da;"Kıyamette, Allah'ın huzurunda çıkıp duracağın gibi. Öyle bir duruş ki, senin ile onun arasında tercüman bulunmayacak.

O sana bakacak ve soracak, sende ona cevap vereceksin ve öyle bir pâdişâhlar pâdişâhının huzurunda bulunduğunu bileceksin." diyebuyurmuş.

© Namazda gözyaşı dökerken ayakta durmak, kıyametgünü dirilerek, kabirlerden kalkıp mahşer yerinde Allah'ın huzurunda ayaktadurmağa benzer.


NAMAZDA RÜKU VESECDE NE ANLAMA GELİR?

© Cenâb-ı Hakk; "Sana verdiğim bu kadarmühlet içinde ne yaptın?. .Ne kazandın, ve bana ne getirdin?" diyecek.

© Ömrünü ne ile, ne işlerle, ne gibi ibâd etlerle, ne iyilikler yaparak harcadın,bitirdin? Sana verdiğim rızkı, kuvveti, gücü ne ile yok ettin?

© Gözünün nurunu nerede tükettin? Beş duygununerelerde kullandın?

© Gözünü, kulağını, aklını, irâdeni, bileğini,arşa ait olan bütün bu kuvvetlerini, neye, nerelere harcadın da onlarakarşılık, bu dünyada neyi satın aldın?

© Sana kazma gibi, bel gibi el, ayak verdim.Onları sana ben bağışladım; onlar ne oldular?"

© Allah'ın huzurunda bunun gibi derde dert katanyüz binlerce haberler, suâller gelir.

© Namazda kıyamda iken, kula gelen bu sözlerdenkul utanır, utancından iki büklüm olur rukûa varır.

© Utancından ayakta durmağa gücü kalmaz, rukûda:"Subhâne rabbiye'1-azîm" diyerek Allah'ın noksan sıfatlardan berîolduğunu söyler.

© Sonra o kula Hakk'tan ferman gelir;"Başını kaldır da sorulan sorulara . cevap ver." denir.

© Kul utana utana başım rukûdan kaldırır; fakat,dayanamaz; o günahkâr, utancından yine yüz üstü yere kapanır.

® Ona tekrar; "Secdeden başını kaldır da,yaptıklarından haber ver." diye ferman gelir.

© O bir kere daha utanarak başını kaldırır ama,dayanamaz yine yılan gibi yüz üstü düşer.

© Cenâb-ı Hakk; "Tekrar başını kaldır dasöyle, yaptıklarını kıldan kıla, birer birer senden soracağım" diyebuyurur.


NAMAZDA SAĞA SOLASELAM VERMENİN ANLAMI NEDİR?

© Allah'ın heybetli hitabı, onun ruhuna te'sirettiği için, ayakta duracak gücü kalmamıştır.

© Bu ağır yük yüzünden ka'deye'varır, dizleriüstüne çöker. Cenâb-ı Hakk ise; "Haydi söyle, anlat." diye buyurur.

© "Sana nimet vermiştim, nasıl şükrettiğinisöyle; sana sermaye vermiştim, onunla ne kâr elde ettiğini göster."

© Kul yüzünü şağ tarafına döndürür, peygamberlerinrûhlarma ve meleklere selâm verir.

© Onlara niyazda bulunur da der ki:' "Eymânâ pâdişâhları, bu kötü kişiye şefaat edin, bu günahkârın ayağı da, örtüsü deçamura battı."

© Peygamberler selâm veren kula, derler ki:"Çare ve yardım günü geçti, gitti. Çare dünyada olabilirdi, orada hayırlıişler yapmadın, ibâdet etmedin, öğünler geçti.

® Ey bahtsız kişi, sen vakitsiz öten bir horozgibisin; git, bizi üzme, bizim kalbimizi kırma."

© Kul yüzünü sola çevirir, bu defa akrabalarındanyardım ister, onlar da ona; "Sus." derler.

® "Ey efendi, biz kimiz ki sana yardımedelim, elini bizden çek de kendi cevabını Allah'a kendin ver." derler.

® Ne bu taraftan, ne o taraftan bir çarebulamayınca, o çaresiz kulun gönlü, yüz parça olur.

® O herkesten ümidini kesince, iki elini açar,duaya başlar.

©"Allah'ım, herkesten ümidimi kestim. Evvel ve âhir kulunun başınıvuracağı, sığınacağı sensin; senin rahmet ve mağfiretine son yoktur."

© Namazdakibu hoş işaretleri gör de, sonunda, kesin olarak işin böyle olacağını anla...

© Aklınıbaşına al da namaz yumurtasından civciv çıkar, yâni namazdan manen yararlan,yoksa dane toplayan bir şey. öğrenememiş kuş gibi, Allah'ın büyüklüğünüdüşünmeden yere başını koyup kaldırma.


DÜŞÜNCELER

Mesnevi’nin3. Cildindeki bu hikayede Hz Mevlanamız, Kuran ayetlerince belirtilen mahşerdeinsanların inceden inceye dünya nimetlerinden sorguya çekilmelerinden hareketle,çok ibretler veren bir namaz tarifi yaptı, Allah ondan razı olsun.

Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren,Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi, yaşayan son Mesnevihan sevgili Hayat NurArtıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak inşallah.
Cenabı Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemizenasip etsin.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-12-18, 12:21 #409
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Diyanete Bir Rica

Diyanete Bir Rica

Merhabasevgili gönül dostlarımız,

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Bugün 3Aralık Dünya Engelliler Günü. Bu hafta sizlere engelliler konusunda yazmakistiyoruz:

Hani meşhur bir söz var ya; “Her insan bir engelli adayıdır.” Evet doğru bir söz, ama bu sözüengelliler üstüne almıyor. Oysa biz engellilerde daha fazla engelli olmayaadayız.

Mesela ben yatalağım, belden aşağım çalışmıyor.Ama halime çok şükür. İki sevgilim, yani iki gözüm ve iki kulağım sağlıklı. Hersabah sanat müziği dinleyerek güne başlıyorum.

Evet biz engelliler de halimize şükredelim ki engelimizartmasın. Çünkü;

“Vedüşünün ki: Rabbiniz şöyle ilan buyurdu: ‘Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimidaha da artırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pekşiddetlidir!’ "
(İbrahimsuresi, 7. ayet)

Her insan engelli adayıdır. Bir gün karşıdankarşıya geçerken araba çarpıp benim gibi tekerlekli sandalyeye düşmeyeceğiningarantisi olan var mı?

Herkes yok tabi, diyor. Ama empati yapamıyor.Yani kendini karşısındakinin yerine koyup, onun duygularını anlayamıyor. Bununiçin öncelikle empati yapmayı öğrenmemiz gerek.

NASIL MI? Mesela tekerlekli sandalyeye oturarakbir yerden bir yere gidin. Önünüze çıkan basamak, çukur, tümseklerde ayağakalkmadan yardımsız aşmayı deneyin.

Mesela gözünüzü bağlayın ve bir yerden bir yereyürüyün. Bunlar 3 Aralıklarda okullarda uygulanabilir. Böylece öğrencilerengellilerin yaşadığı sorunları bizzat hissedebilir.


ENGELLİLERİGÖRMEZDEN GELMEYİN

Empati yaptık ama asıl mesele bu empatiyihayatımızda uygulayabilmek… Facebook’ta bir görme engelli arkadaşımız bu konudaçok güzel bir paylaşım yapmış, aşağıda yazımıza ekliyoruz:

( *** Mesleğinizi söyler misiniz?
Öğretmen.
Peki, e
ğitim hayatınızda hiç engelli öğrenciniz oldu mu? Kapınıza gelip de, sınıfınıza almadığınız öğrenciyi hatırlatayım mesela. Ya da idareninzoruyla aldığınız ama arka sıralara oturttuğunuz olmadı mı?


*** Sizin mesleğiniz nedir?
Mimar.
Peki siz yapt
ığınız projelerde engellilerihesaba kattınız mı? Siz, binayı teslim ettikten sonra, kaç bedensel engellinin obinaya giremediğini biliyormusunuz?


*** Ya sizin mesleğiniz nedir?
Minib
üs şoförü.
Hani ge
çen gün arabanıza bir görme engelli binmişti,
Hat
ırlıyorum, hatta ben ona iyilikolsun diye parasını bile almamıştım.


Senin o parasını almadığın görme engelli, avukattı. İyilik edeyim derken adamı mahcup ettin.

*** Peki siz?
Ben s
ıradan bir işçiyim. Benim engelliyle filanişim olmaz.O kadaremin olma. Geçen gün kazı yaptığın ve açık bıraktığın çukura bir görme engelli düşüp kolunu kırdı. Gece olduğu için haberin olmadı, biliyor muydun?


Ya, gerçekten mi? Hay Allah! Koca çukuru herkes görür zannetmiştim.
---

Diyaloglarıçok ama çok uzatabiliriz. Görüldüğü gibi, imtihanımızın önemli bir parçası da engellilerdir.

Örneklerimizdenanlaşılacağı gibi, engellilerle ilgilibilgi sahibi olmak için, ille deengelli veya engelli yakını olmak gerekmiyor. Hermeslekten kimsenin, daha doğrusu herkesinengellileri bilmesi gerekir.

Ezcümle; engelliler toplumla,toplum da engellilerle imtihan halindedir. Üstelik toplumun engellilerle imtihanı, ihmal ediliverecek basitbir şey değildir. Doğrudan doğruya kul hakkına girer ki, Allah muhafaza,çok tehlikelidir.)

Engellilerigörmezden gelmeyin, onlara acımayın, normal insanlar gibi davranın. Engelli deinsandır.

******

DİYANET’E BİRÖNERİ

Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığınabir önerim olacak. Neden cami imamlarımız haftada bir gün mahallelerindekiengellileri sırayla ziyaret ederek dini sorularını cevaplamazlar?

Her engellinin Efkan Vural Hocamgibi ilahiyatçı komşusu yok malesef. Efkan hocam bana teyemmüm abdesti almayıve oturarak namaz kılmayı öğretmişti. Allah razı olsun.

Evetefendim keşke haftada yada ayda bir gün imamlar mahallelerindeki engellileri sıraylaziyaret etseler. Bayan engelli kardeşlerimi ise bayan Kuran Kursu Hocalarıziyaret edebilir.

Facebook’tabirçok engelli kardeşimin iman zayıflığı var. Kimisi Allah’a inanmıyor, kimisininkafasında şüpheler var, kimisi neden ben engelliyim diye üzülüyor.

Bazıengelli arkadaşlarım dini konuları bana soruyor. Yattığım yerde nasıl namazkılayım, rüyamda ihtilam oluyorum, cihaza bağlı yatalağım, napacam diye.

Bende Efkan hocamın bana verdiği fetvayı söylüyorum. Dinimiz kolaylık dinidir. Bizimgibi engelliler için teyemmüm abdesti olur. İster namaz kılarız, ister boyabdesti yerine geçer.

Meselabağlı olduğumuz aile hekimimiz Gülcan Alaşahin hanım, çarşamba günleri yaşlıhasta ve engellileri ziyaret ederek muayene eder. Sırayla gelse de bazenihtiyacım olup çağırınca da gelir. Allah razı olsun.

Evetneden devletimiz beden sağlığımız kadar ruh sağlığımızı da düşünmez? Dini yönden destekte bir ihtiyaçtır. Hattabence daha önemlidir. En büyük engel Allah’ı tanımamaktır. İmansız öleninahirette işi zordur.

Engellideinsandır ve vatandaştır. Diyanet Kurumumuzun engellilere son yıllarda önemlihizmetleri inkar edilemez, camilere rampa gibi ve Diyanet TV’de işaret diliyleCuma Hutbesi gibi…

Fakatbirde benim gibi yatalak engelliler var, bizlerde vatandaşız ve dini hizmetalmaya hakkımız var. Sadece namaz ve ibadetleri öğrenmek için değil, dinisohbette bir ruhi ihtiyaçtır.

İnşallahDiyanet Kurumumuz bu önemli ihtiyacımıza duyarsız kalmayacaktır.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-12-18, 11:31 #410
celal1973 celal1973 çevrimdışı
Varsayılan Allah’a Tevekkül Etmek Ne Demektir?

Allah’a Tevekkül Etmek Ne Demektir?

Merhabasevgili gönül dostlarımız,
YüceAllah’tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz.

Allah'ın,Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun.

Efendim bu hafta yine Hz Mevlana’nın asırlardırHak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiriolan eşsiz eseri Mesnevi’den alıntılara devam ediyoruz.

Şimdi yine sözü çok uzatmadan 40. Mesneviyazısına başlamak istiyoruz:


GÜZEL BAKANSEBEPLERE TAKILMAZ

Kur'ân-ı Kerîm, sebeplerden ziyâde Müsebbibü'l-Esbâb olan Allah'a tevekkül etmeyi tavsiye eder.

® Dün gece biraz bir şey yemiştim; yemeseydim sözyularını, senin anlayışının eline tam verirdim. Yâni konuyu daha çok açıklardım.

® Aslında, dün gece biraz bir şey yemiştim dememde masal, çünkü her ne gelirse ondan, o müsebbibü'lesbâb olan Allah'tangeliyor.

® Gerçeği gören gözlerden güzel bakmayı öğrendinise; yâni nebîlerden, velîlerden bakmak, görmek dersini aldınsa, ne diyesebeplere göz dikip kalıyorsun?

® Sebepler üstünde başka sebepler de vardır. Sen,zahirî, görünen sebeplere bakma, bâtınî ve hakîkî sebeplere bak.


PEYGAMBERLERSEBEBE TAKILMAMAYI ÖĞRETMEK İÇİN GELDİLER

® Peygamberler sebepleri gidermek için geldiler.Mucizelerini Zuhal yıldızına kadar çıkardılar.

® Sebepsiz olarak denizi yardılar, ekin ekmedenbuğday yığını buldular.264

Mesnevi’ninFarsçadan dilimize çevrilmiş en güzel tercümesi olan bu kitapta SertarikMesnevihan Hz. Şefik Can (1909-2005) dedemiz bu beyitle ilgili sayfanın altına şu dipnotuyazmış:

264Hz. Mûsâ, asası ile Şap Denizi'ne vurmuş, açılan oniki yoldan,Israiloğullan karşı sahile geçmişti. Âdem (a.s) yeryüzüne inince, buğday mahsûlü bulmuş, onunla karnını doyurmuştu. Sonra o tohumları ekmiş biçmişti.

® Onların çalışmaları ile kumlar un oldu, keçininyünü çekilince ibrişim hâline geldi.265

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

265 İbrahim (a.s), bir kıtlık zamanında un getirmek için bir dostuna bir adamgönder miş, istenilen kimsede un bulunamadığı için, giden adam boş dönmüştü. İbrahim (a.s), aileetrafını avutmak için çuvalı kumla doldurmuştu. Kadınlar çuvalı açınca, has ve beyaz birun buldular. Onunla ekmek yaptılar.

İbrişim meselesi de Hz. Musa'nın hareminde vâki oldu. Keçileri ona ibrişim vermişti.

® Kur'ân-ı Kerîm, sebeplerden ziyâde, müsebbibü'l-esbâbolan Allah’a tevekkül etmeyi tavsiye eder. Zahiren fakîr olanın yüceliğinden,zahiren yüce olan Ebû Leheb ve onun gibi imansızların helakinden bahseder.

® Ebâbîl kuşları iki üç taş atar, kalabalık birHabeş ordusunu kırar, geçirir.266

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

266Habeş valisi Ebrehe'nin ordusu, Ebâbîl kuşları tarafından bozguna uğratılmıştı.

® Havada uçan kuşların attıkları taşlar, ordudakifilleri delik deşik etti.

® Kesilmiş bir ineğin kuyruğunu, öldürülmüş adamavur ki, o anda dirilsin, kefenden çıksın.

® Boğazı kesilmiş, ölmüş adam yerinden sıçrasın, kalksında, kanını dökenlerin kanını istesin.267

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

267Bir adam öldürülmüş, kaatili meçhul kalmıştı. Hz. Mûsâ ilâhî vahiy ile bir sığırı kurban ettirdi, onunkuyruğu ile ölmüş adama vurunca, ölü dirildi, kaatilinihaber verdikten sonra tekrar öldü.


ALLAH’A TEVEKKÜLETMEK NE DEMEKTİR?

® Böylece, Kur 'ân'ın başlangıcından sonuna kadarbütün âyetleri, illetleri, sebepleri giderir.268

Yine Şefik Candedemiz sayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

268 Dünya sebepler âlemi olduğu için sebepler tamamıyle terk edilemez. Meselâ; kuyudan su çekeceğiz, bunun için kova ve ip lâzımdır. Onlar bulunur da suyu çekecek kimse bulunmazsa, suyine çıkmaz.

Bunun gibi sebeplere tesiriveren Cenâb-ı Hakk'ın irâdesi ve takdiri olmayınca, hiç bir sebep ve illet bir iş göremez. İşte sebeplere güvenmeme, Allah'a tevekkül ve dayanma da bu demektir.

Hz. Mevlâna Dîvân-ı Kebîr'inde "Müsebbibü'l-esbâbı (=sebepleri hazırlayanı yâni Hakk'ı) bulmak ümidi ile, ben sebeplerkervanının yolunu kestim." diyebuyurmaktadır.

® Bu sebepve müsebbib konuları, işi uzatıp duran akıl ile, keşf ve hâl edilemez. Sencandan hulûs ile Allah'a kulluk et ki bunun hakikati sana açılsın.269

Yine Şefik Can dedemizsayfanın altına bu beyitle ilgili şu dipnotu yazmış:

269 Birhadîs-i şerifte buyurulmuştur ki: "Birkimse, bildiği ile kulluk ederse, Allah ona, bilmediği ilmi ihsaneder."


DÜŞÜNCELER

Mesnevi’nin3. Cildindeki bu hikayede Hz Mevlanamız, Allah’a güvenirsek, ona samimitevekkül edersek, dilerse istediğimizi sebepsizde yaratabilir, bunu öğrettti,Allah ondan razı olsun.

Yani Allahdilerse tedavisi bulunamayan bu FA hastalığıma sebepsiz şifa verebilir. Allahdilerse doktorsuz ilaçsız da şifa verebilir. Bana düşen samimi kulluk ve duayadevam etmek.

Şefik Can dedemizin tercümesinden alıntılar yapmama izin veren,Rahmetli Şefik Can Hocamızın talebesi, yaşayan son Mesnevihan sevgili Hayat NurArtıran Hanımefendiye çok teşekkür ederiz.

Bu yazıdan tek gayemiz Allah rızası için faydalı olmak inşallah.
Cenabı Allah Mesnevi’yi okuyup anlamayı ve uygulamayı cümlemizenasip etsin.


Celalin Penceresinden

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 21:23
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018