Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-12-17, 10:35 #1
ilkeraksulu ilkeraksulu çevrimdışı
Varsayılan No70: Eye of Basir - İnceleme





Son yılların en revaçta türü yürüme simülasyonu, hepimizin bildiği üzere first-person bakış açısındaki macera oyunlarına verilen hafiften aşağılayıcı takma ad. Bu türün temsilcilerinin başarılı olması için hikâye ve atmosferin oyunu taşıması gerekiyor. Oynanış dinamikleri minimum seviyede olan bir oyunun, oyuncuyu ekran başında tutması için elindeki tek kozun hikâye ve atmosfer olduğunu düşünürsek bu önermem yanlış olmaz herhalde.

Türk yapımcı Oldmoustache Gameworks’ün korku temalı yürüme simülasyonu No70: Eye of Basir, oynanışı ve hikâyesiyle sınıfı geçemese de atmosferinin verdiği yaşam öpücüğüyle hayatta kalmayı başarıyor. Yazık, aslında çok da ilginç bir önermesi var: Çocukluklarını geçirdikleri babaanne evinde doğaüstü olaylara maruz kalan Aras ve Erhan, 20 yıl sonra kendilerini bir başka açıklanamayan olaylar silsilesinin içinde bulur. Her adımda çürümüş tahtaların çıkardığı sesler ve küflü köşelerinden nefes alan bir ev, tüyler ürpertici gizlerle örülmüş bir geçmiş ve kan donduran eski bir mezarlık... No70’in buradan kaptırıp gitmemek için hiçbir sebebi yok. Ama olmuyor. Peki, nerede hata yapıldı?



İlk paragrafta bahsettim ya hani, bu tür oyunların en büyük ve çoğu zaman da tek kozu hikâyesi ve bu hikâyeyi sunma biçimidir diye. Şunu üzülerek söyleyebilirim ki No70: Eye of Basir’in hikâyesi hiçbir anlam içermeyen, birbiriyle uyumlu olmayan ve çok daha önemlisi... sıkıcı bir deneme olmuş. Son yıllarda çok gördüğümüz inli cinli Türk korku filmlerinden alınmışa benzeyen atmosfer, hikâyenin kendisini aşırı ciddiye alarak yarattığı illüzyonu paramparça etmiş.

"Deliliğin tanımı aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."

Kâğıt parçası derinliğindeki hikâyeyi geçip hikâye anlatımına ve oynanış işleyişine baktığımızda Jenga parçacıklarından inşa ettiğimiz bu zoraki kule kendini bırakıp masaya dökülmeye başlıyor. Oynanış döngüsünden şöyle bir örnek vereyim: Oyunda yer alan üç bölüm (tüm oyunu 1.5 saatte bitirebilirsiniz), ufak bir bölge ve o bölgede sonsuz git-gellerden oluşuyor. İlk bölümdeki evde bulmacaları çözmek için aynı koridorlara ve odalara gir çık yapa yapa sıdkım sıyrıldı. Aşağı in bir bulmaca parçası bul, yukarı çık yerine koy, aşağıda bir kapı açılsın, oraya in ikinci parçayı al, yukarı çık anahtarı al, aşağı in kapı açılsın, yukarı çık, aşağı in... Bir süre sonra dedim ki herhalde tüm bölüm böyle olamaz? Ama oldu... Herhalde bu tür bir oyunda gördüğüm en fazla backtracking (aynı bölgelere geri dönme) eylemini No70’te yapmış oldum. Ama işin en acı tarafı, bu backtracking esnasında yaptığım hiçbir eylemin zevkli olmaması. Ne bulmacalar keyifli, ne atmosfer yeterli ne de etrafa serpiştirilmiş hikâye parçacıkları merak uyandırıcı.



No70: Eye of Basir - İnceleme

Utku Çakır
Utku Çakır
Yapma bunu Basir.
PAYLAŞ
TWEET
Son yılların en revaçta türü yürüme simülasyonu, hepimizin bildiği üzere first-person bakış açısındaki macera oyunlarına verilen hafiften aşağılayıcı takma ad. Bu türün temsilcilerinin başarılı olması için hikâye ve atmosferin oyunu taşıması gerekiyor. Oynanış dinamikleri minimum seviyede olan bir oyunun, oyuncuyu ekran başında tutması için elindeki tek kozun hikâye ve atmosfer olduğunu düşünürsek bu önermem yanlış olmaz herhalde.

Türk yapımcı Oldmoustache Gameworks’ün korku temalı yürüme simülasyonu No70: Eye of Basir, oynanışı ve hikâyesiyle sınıfı geçemese de atmosferinin verdiği yaşam öpücüğüyle hayatta kalmayı başarıyor. Yazık, aslında çok da ilginç bir önermesi var: Çocukluklarını geçirdikleri babaanne evinde doğaüstü olaylara maruz kalan Aras ve Erhan, 20 yıl sonra kendilerini bir başka açıklanamayan olaylar silsilesinin içinde bulur. Her adımda çürümüş tahtaların çıkardığı sesler ve küflü köşelerinden nefes alan bir ev, tüyler ürpertici gizlerle örülmüş bir geçmiş ve kan donduran eski bir mezarlık... No70’in buradan kaptırıp gitmemek için hiçbir sebebi yok. Ama olmuyor. Peki, nerede hata yapıldı?



İlk paragrafta bahsettim ya hani, bu tür oyunların en büyük ve çoğu zaman da tek kozu hikâyesi ve bu hikâyeyi sunma biçimidir diye. Şunu üzülerek söyleyebilirim ki No70: Eye of Basir’in hikâyesi hiçbir anlam içermeyen, birbiriyle uyumlu olmayan ve çok daha önemlisi... sıkıcı bir deneme olmuş. Son yıllarda çok gördüğümüz inli cinli Türk korku filmlerinden alınmışa benzeyen atmosfer, hikâyenin kendisini aşırı ciddiye alarak yarattığı illüzyonu paramparça etmiş.

"Deliliğin tanımı aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir."

Kâğıt parçası derinliğindeki hikâyeyi geçip hikâye anlatımına ve oynanış işleyişine baktığımızda Jenga parçacıklarından inşa ettiğimiz bu zoraki kule kendini bırakıp masaya dökülmeye başlıyor. Oynanış döngüsünden şöyle bir örnek vereyim: Oyunda yer alan üç bölüm (tüm oyunu 1.5 saatte bitirebilirsiniz), ufak bir bölge ve o bölgede sonsuz git-gellerden oluşuyor. İlk bölümdeki evde bulmacaları çözmek için aynı koridorlara ve odalara gir çık yapa yapa sıdkım sıyrıldı. Aşağı in bir bulmaca parçası bul, yukarı çık yerine koy, aşağıda bir kapı açılsın, oraya in ikinci parçayı al, yukarı çık anahtarı al, aşağı in kapı açılsın, yukarı çık, aşağı in... Bir süre sonra dedim ki herhalde tüm bölüm böyle olamaz? Ama oldu... Herhalde bu tür bir oyunda gördüğüm en fazla backtracking (aynı bölgelere geri dönme) eylemini No70’te yapmış oldum. Ama işin en acı tarafı, bu backtracking esnasında yaptığım hiçbir eylemin zevkli olmaması. Ne bulmacalar keyifli, ne atmosfer yeterli ne de etrafa serpiştirilmiş hikâye parçacıkları merak uyandırıcı.



Hikâye parçacıkları beni başka bir konuya getiriyor. Oyunun kısa ömrü boyunca etrafa serpiştirilmiş notlar ve karakter portreleri bulacaksınız. Fakat bazı karakter portrelerinde şöyle bir sorun var: Bazen elinizdeki portrenin hangi karaktere ait olduğu ekranda görünmüyor. Bunu öğrenmek için menüye girip, o yazının kayıtlı olduğu karakteri bulmanız gerekiyor... Bu çok ufak bir sorun gibi gözükse de No70 bunun gibi basit ve akıl almaz eksikler ve tasarım seçimleriyle dolu. 2017 yılında bir PC oyununun grafik ayarları yalnızca çözünürlük ve “yüksek - düşük” kaliteli ayarından oluşmamalı. Fare hassaslığı, görüş açısı oranı, klavye tuşları ayarları nerede? Ya da kayıt sisteminin sadece bölüm başında bir kere çalışmasına ne demeli? Hadi diyelim bütün bu sorunları bir kenara koydum ama oyunun scripting’inin yani hikâyenin ilerleyişi için gerekli tetiklemelerin çalışmamasını affetmem mümkün değil. Evdeki bilgisayarımda sorunsuz bir şekilde geçtiğim bölümü, ofisteki makinemde tam olarak aynı eylemleri yapmama rağmen geçemedim. Oyun, önümdeki eşyayı bana vermemekte direndi! Ayrıca toplamda 1.5 saatlik oyun, ev ve ofis makinelerimde üç defa çöktü. No70’in seslerinde de büyük sorunlar var. Eğer oyun çalışırken kulaklıklarınızı çıkarıp takarsanız ses efektleri ve dublaj ortadan kayboluyor.

Peki hadi bir şekilde bu hataları ve sorunları kürek yardımıyla odanın bir diğer köşesine attık diyelim. Bilgisayarımızın karşısına oturduk, sesi de kökledik... Bu şekilde No70 yaşamaya değer bir deneyim sunabiliyor mu? Ne yazık ki hayır. Birden ekrana atlayan “korkunçlu” kızlar gibi araya serpiştirilmiş ucuz jump-scare’ler korkutucu olmaktan ziyade can sıkıcı. Gerçi oyun gerilim anlamında da pek bir şey sunamıyor. Elimizdeki küçük bir ayna şeklindeki Basir Gözü’nü kullanarak çevremizin “gerçek” yüzünü görebiliyoruz. Fakat bu oynanış dinamiği, hikâye açısından önemli birkaç sahne dışında yaratıcı bir şekilde kullanılamamış. Macera açısından da yukarıda bahsettiğim üzere, No70 başarısız bulmacaları ve anlamsız hikâyesiyle sınıfta kalıyor. Oyun bir şekilde oyuncuyu meraklanma, bir sonraki adım hakkında fikir yürütme, hikâyenin peşinden sonraki bölüme sürüklenme zahmetinden kurtarıyor.



No70’in başarılı olduğu nadir hususlardan biri, tarikata kayan dini sembollerle bezenmiş karanlık ve kasvetli atmosferi olsa gerek. Oyunun atmosfer ve gizem açısından parlamaya yaklaştığı tek kısım, oyun yayınlanmadan önce neredeyse herkesin gördüğü, eski bir evde geçen ilk bölüm. O evden çıktıktan sonra No70, batmak üzere olan bir şirketin finansal raporundaki oklar gibi yere çakılsa da, en azından o ilk yarım saat bize konuşacak bir şey sunabilmekte.

Başarısız bir deneme

Piyasada No70: Eye of Basir’in yapmak istediklerini çok daha başarılı bir şekilde yapabilen birçok oyun varken, elimdeki oyunu bu hâliyle kimseye önermem mümkün değil. Oldmoustache bu türü tanımlayan hemen her şeyi ıskalamış: Kötü hikâye, endüstri trendlerini 6-7 yıl geriden takip eden oynanış, kolay ve anlamsız bulmacalar, akıl almaz irili ufaklı eksikler, hatalar ve hiçbir yere bağlanmayan bir son. Oyunun sonunda çıkan “Ücretsiz DLC yakında” müjdesi de durumu kurtarmaya yetmiyor. No70: Eye of Basir, teknik sorunları, tasarım seçimleri ve uyuşuk hikâyesiyle sıkıcı bir oyun olmuş.

Artılar:

Atmosferi ilk yarım saatte parlıyor.
Görselleri çığır açmasa da sınıfı geçer.
Türkçe seslendirmeler.
Eksiler:

Sayısız teknik hata.
Sorunlu oynanış dinamikleri.
Kısacık oyun süresi ve birdenbire biten zayıf bir hikâye.

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-17, 10:37 #2
ilkeraksulu ilkeraksulu çevrimdışı
Varsayılan C: No70: Eye of Basir - İnceleme


Diğer incelemere taşırmısın.

@Boss;
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
bir, hikaye, için, no70, oyun

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 08:29
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2016