Eski 26-10-06, 14:38 #21
izmirli_ izmirli_ çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
güzel bir çalışma teşekkürler...
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-10-06, 20:09 #22
aslanyurek_21 aslanyurek_21 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
*************AMARAL**************


Adı: Alexandre Mariano Da Silva Amaral

Doğum Yeri: Capivari, Sao Paulo, Breazilya

Doğum Tarihi: 28 Şubat 1973

Mevki: Orta Saha

Sezon: 02/03

Maç: 11




Alexandre da Silva Mariano , kısaca Amaral.Brezilya'lı orta saha oyuncusu.Şu anda Polonya'nın Pogon takımında forma giyiyor.

1995-1996 yıllarında Brezilya Milli Takımında forma giydi ve aynı zamanda da 1996 olimpiyat oyunlarında Brezilya ile birlikte performans gösterdi.

Yıldızı Palmeiras’ta parlayan Brezilyalı defansif orta saha / sağ bek Türkiye’de futbolundan çok Müslüm Gürses’e benzerliğiyle konuşulmuştu.



1973 yılında São Paulo eyaletindeki Capivari şehrinde dünyaya gelen ve futbola Capivariano F.C. Escolinhasında başlayan Alexandre Da Silva Mariano’ya Amaral ismi dedesi tarafından verilmişti. ’92 yılında Palmeiras tarafından keşfedilmiş ve Cléber ile birlikte takımın önemli defans elemanlarından olmuştu.

Doğuştan gelen bir rahatsızlıktan dolayı göz kapakları düşük olan Amaral önünü daha iyi görmek için kafasını diğer oyunculara nazaran daha fazla kaldırarak oynamasıyla nice futbolseverin hafızasına kazınmıştı.

Ancak Amaral’ın Müslüm Gürses’e benzerliğinden daha ilginç bir yanı, futbolculuktan önceki mesleğinin mezarcılık olması. Dine meraklı bir toplum olan Brezilya’da mezarcılar insanın ölümünden sonra son temasta bulunduğu kişiler oldukları için pek tatlı bir şöhrete sahip değiller.

Her ne kadar kendisi mezarcı olduğunun doğru olmadığını, sadece bir cenazeevinde ölüleri törene hazırladığını (ölü yıkamak, giydirmek, tabut düzenlemesi vs) söylemiş olsa da şanı kısa zamanda yürüyen Amaral Brezilya’da oynadığı dönemlerde nice rakip futbolcu tarafından karanlık ve uğursuz bir sima olarak görülmüştü. Hatta bu konuyla ilgili ufak bir de anı bile mevcut: Seleção formasını da birçok kez giymiş olan Amaral bir defasında milli takımla yolculuk ederken uçak türbülansa girmiş ve o dönem takımın başında olan Zagallo futbolcuları, “Merak etmeyin çocuklar, ölsek bile uçakta mezarcımız hazır, rahat olun,” diyerek sakinleştirmiş.

Karanlık ününe rağmen neşeli karakteri ve kelimeleri yutarak, tuhaf bir biçimde konuştuğu için takım arkadaşları arasında Amaralês diye kendine has bir dil konuştuğunu söylenerek dalga geçilen Amaral Palmeiras’tan başka Corinthians, Vasco, Benfica, Parma gibi takımların formalarını giymişti.



Kariyeri


* 1992-1995 : Palmeiras
* 1996-1997 : Parma FC
* 1997-1998 : SL Benfica
* 1998-1999 : Corinthians
* 1999-2000 : Vasco da Gama
* 2000-2002 : AC Fiorentina
* 2002-2003 : Besiktas JK
* 2003 : Grêmio
* 2004 : Al-Ittihad (Katar)
* 2004-2005 : Vitória (Brezilya)
* 2005 : Atlético Mineiro
* 2006 : Pogon Szczecin (Polonya)



Fiorentinalı Amaral, İnönü’de



Beşiktaş yönetimi, anlaşmaya vardığı Fiorentinalı Amaral’ı sürpriz bir kararla İstanbul’a getirdi ve yapılan açılış töreninde taraftara tanıttı.

Beşiktaş'ın, sezon açılışı için düzenlenen gecede sürpriz yıldız olarak taraftarlara tanıttığı Alexandre Mariano da Silva Amaral bugün sağlık kontrolünden geçti. İtalyan Ligi'nden düşürülen AC Fiorentina'dan transfer edilen Brezilyalı futbolcunun herhangi bir sağlık problemi olmadığı açıklandı.

Bu kadar yoruma Bu kadar emek Devam edecektir......
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-10-06, 23:40 #23
deep_06 deep_06 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
amaral brezilyanın müslümü

iyi oyuncuydu..

bence böyle gidersen sabitlenmeli bu konu..
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-06, 01:11 #24
PaRaDoX 1453 PaRaDoX 1453 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
çok saol ya..süper
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-06, 01:40 #25
maco2503 maco2503 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
vay be hatta Amaral hiç unutmam İnönü'deki Diyarbakırspor maçında yerden kafayla top almıştı,hey gidi günler hey
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-06, 01:45 #26
eagle92 eagle92 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
stavrum bi sürü gol kaçırıp bizi kahrederdi hey gidi hey mrmiç ve mirsolav karhanda 10 numara adamlardı diğerleri gibi
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-06, 02:04 #27
Moonlighttt Moonlighttt çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
+repini yolladım bu güzel çalışma için
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-10-06, 19:49 #28
aslanyurek_21 aslanyurek_21 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
*************FEDERİCO GİUNTİ***************



Adı: Federico Giunti

Doğum Yeri: Perugia, İtalya

Doğum Tarihi: 6 Ağustos 1971

Mevki: Orta Saha

Sezon: 02/04

Maç: 40

Gol: 1



Federico Giunti (d. 6 Ağustos 1971, Perugia, İtalya) İtalyan futbolcu. 2005 yılından itibaren Chievo'da forma giyen Beşiktaş'ın eski orta saha oyuncusu.

Giunti futbola doğduğu kent olan Perugia'da başladı ve kent takımı Perugia Calcio'yu üç sezon içinde Serie C/1'den Serie A'ya taşıyan futbolcular arasında yer aldı. 1991-1997 yılları arasında yine bu takımın formasını toplam 166 karşılaşmada giyen Giunti bu arada 24 gol atmıştır. Orta sahadaki başarılı oyunuyla Parma'ya giden oyuncu, burada sadece bir sezon (1997-1998) içinde 15 karşılaşmada takımının formasını giyebilmiştir. Futbol yaşamını daha sonra A.C. Milan'da sürdüren Giunti, burada 56 kez forma giyerken tek gol atmış, ayrıca Milan'da Şampiyonlar Ligi'de ilk kez oynama heyecanını da yaşamıştır. 2001 yılında Brescia'ya giden oyuncu bir sezon sonunda 2002-2003 futbol mevsiminin ikinci yarısında Beşiktaş'a kiralık olarak gelmiştir. Geldiği dönem de Süper Lig şampiyonluğuyla tanışan Giunti böylece ertesi yıl Şampiyonlar Ligi'nde oynamıştır. Beşiktaş'ta 40 kez forma giyen Giunti takımına sadece 1 gol kazandırmıştır. 2004-2005 sezonunda Bologna formasıyla 23 karşılaşmada 2 gol kaydeden İtalyan oyuncu, 2005 yılından beri Chievo'da forma giymektedir.



Giunti İtalya Millî Futbol Takımı formasını yalnızca Bosna Hersek'e karşı 6 Kasım 1996 günü oynanan özel karşılaşmada giymiştir. Giunti ayrıca serbest vuruş ustalarındandır.


Kariyeri


1991-97-Perugia-166-24

1997-98-Parma-15-0

1999-01-Milan-54-1

2001-02-Brescia-27-2

2002-04-Beşiktaş-40-1

2004-05-Bologna-23-2

2005- Chievo-28-0



Giunti müjdesi



Beşiktaş, İtalyan orta saha oyuncusu ve kulübü Brescia ile anlaştı. 1.5 yıllık sözleşme yapılan Giunti'nin yarın İstanbul'a gelmesi bekleniyor.

Telefonla görüştüler

Beşiktaş, Rumen Marius Maldarasanu'nun ardından İtalyan Federico Giunti'nin de transferini bitirdi. Siyah beyazlı yönetim, Teknik Direktör Mircea Lucescu'nun sezon başında da istediği Brescia'nın orta saha oyuncusu ile kesin anlaşma sağladı. Transfer komitesinden Yıldırım Demirören ve Kıvanç Oktay, önceki gün telefonla görüştükleri Giunti'ye son derece cazip bir teklif sundu.

Saatler süren pazarlığın ardından taraflar her konuda anlaşma sağladı. Daha sonra Giunti ile biraraya gelen Altınsay ve Arpacı, tecrübeli futbolcuyla 1.5 yıllık sözleşme imzaladı. Toplam 1 milyon dolara malolan Giunti'nin yarın İstanbul'a gelmesi bekleniyor.

1 Şubat 2003 - HÜRRİYET





BİR GİUNTİ YETİŞTİREMEMEK


Federico Giunti… Çoğularına göre geçen yıl şampiyonluğa ulaşan Beşiktaş kadrosuna en büyük katkıyı yapan oyunculardan biri, bana (ve bence Lucescu’ya) göre birincisi. Geçen yıl ligin ikinci yarısında katıldığı Beşiktaş orta sahasını “düz” olmaktan çıkarıp, verimli bir yapıya kavuşturan özel bir futbolcu. Yokluğu halinde alternatifi olmayan, yeri doldurulamayan tek Beşiktaşlı…

Federico Giunti İtalyan. Geçmişte Milan forması ile Galatasaray’a gol atmışlığı da olmasına karşın Milan macerası uzun değil. Kısa süren Milan macerası dışında kariyerini vasat İtalyan takımlarında geçirmiş bir isim. Gökmavili İtalyan milli takımı formasının vazgeçilmezi falan değil. Kariyeri ışıl ışıl olan bir futbolcu değil.

Peki nasıl oluyorda, kariyerine bakıp düpedüz “vasat” diyebileceğimiz bir oyuncu, Türkiye şampiyonu kadrosunun vazgeçilmezi olarak nitelendirilebiliyor? Burada bir tutarsızlık yok mu? Hemen cevaplıyorum; Yok! Tutarsızlık “vasat” bir İtalyan’ın Türkiye’deki vazgeçilmezliğinde değil, bizim futbola bakış açımızda.


Giunti'yi Vazgeçilmez Kılan Ne?

Giunti’yi vazgeçilmez kılan ne? Allah vergisi yeteneği mi? Öldürücü çalımları, estetik bilek hareketleri, tribünleri coşturan fuleli deparları mı? Tribüne taraftar çeken spektaküler golleri, şutları mı?

Dürüst olun, bizler için vazgeçilmez olanlarda aradığımız özellikler bunlar değil mi? Bugün hala birçoğumuz bir sağbekte bile bunları aramıyor mu? Bu özelliklere sahip olmayan önliberoları ne kadar sempatik buluyoruz ki?

Ama üzgünüm, Giunti’yi vazgeçilmez kılan bunlardan hiçbiri değil. Giunti’yi vazgeçilmez kılan sağlam bir fundementale dayanan temiz, basit, akıllı ve verimli futbol tarzı. Yani bizi hiç de cezbetmeyen, aslında olması gereken ama bize birşey ifade etmeyen şeyler. Yani pas atmayı, şut çekmeyi, oyunu toplu-topsuz takip etmeyi, basit paslarla takımının hücum karakterini değiştirmeyi, orta alanda kademe anlayışını biliyor ve becerebiliyor oluşu.

Çok komik aslında; Federico Giunti vazgeçilmez, çünkü pas atıyor, şut çekiyor, o kadar… Ama bunları aslında bu işten ekmek yiyen her orta saha oyuncusunun yapması gerektiği şekilde yapıyor. Bugün Dünya Kupası üçüncüsü Türkiye’nin lig şampiyonu, futbolun asgari müştereklerini gerçekleştirebilen vasat kariyerli bir İtalyan’ın yerini dolduramıyor. Dahası, Adaya gittikten sonra, yani 30’undan sonra bu fundementali kazanan 34 yaşındaki Tugay’dan sonra milli takımda oynatabileceğimiz bu niteliklerde bir tek oyuncumuz dahi yok. Futboldaki gerçek yerimiz işte budur.

Giunti’nin vazgeçilmezliğini sağlayan pas atmak, oyun okumak, şut çekebilmek gibi özellikler Allah vergisi değildir, öğretilebilir. Yani bir oyuncuyu çok çalıştırarak Hagi, Sergen yapamayabilirsiniz, ama biraz emekle Giunti yapabilirsiniz. Ancak bunun için gelişmiş, bilinçli altyapılar gerekir; bir de o altyapıların oyuncularını A takımlarda oynatabilecek yürekte antrenörler.

*************DANİEL GABRİEL PANCU**************



Adı: Daniel Gabriel Pancu

Doğum Yeri: Laşi, Romanya

Doğum Tarihi: 17 Ağustos 1977

Mevki: Forvet,Orta Saha (Kale)

Sezon: 02/06




Daniel Gabrie Pancu, şu anda Bursasporda oynayan Rumen futbolcu.

Daniel Pancu futbolculuk kariyerine Romanya’nın FC Politehnica Iaşi takımında başladı.Romanya 1. Ligindeki ilk çıkışını da 1995 yılında yaptı.1996 kışında 200.000 Amerikan Doları karşılığında Rapid Bükreş’e transfer edildi.Bu transferle Pancu, Iaşi şehrinden transfer edilen en pahalı oyuncu olma ünvanını ele geçirdi.Burada 2,5 sezon geçirdikten sonra 1,200,000 Amerikan Doları karşılığında İtalya Seri B takımlarından Cesena’ya transfer oldu.Bir yıl sonra Cesena Seri B’den düşünce Pancu da 800,000 Dolar karşılığında yeniden 2 yılını geçireceği Rapid Bükreş’e geri döndü.Bu esnada Pancu’ya Bükreş’te “Giuleşti’nin Ronaldosu” lakabı takıldı.(Giuleşti; Rapid Bükreşin stadının ismi)
Yine bu zamanlarda Romanya Milli Takımında boy göstermeye başladı ve bir kaç maç kaptan olarak sahaya çıktı.

2002 yılında 2,250,000 Amerikan Doları karşılığında onu keşfeden adam olan Mircea Lucescu’nun talebiyle Beşiktaş’a alındı.2005/06 kışında Rapid Bükreş’e kiralık olarak döndü.Daha sonra da Bursaspor tarafından transfer edildi.
17 Nisan 2005 günü oynanan Fenerbahçe maçı kariyerinin en ilginç maçı oldu. Oyuncu değişikliği hakkını tamamlayan takımında kaleci Oscar Cordoba'nın kırmızı kart görmesi üzerine kaleye geçmiş ve kalede bulunduğu 10 dakika boyunca sadece penaltıdan bir gol yemiş ve bu süre içinde takımının attığı gol ile Beşiktaş maçı kazanmıştır. Bu olay üzerine 2005/2006 sezonunda 1 numaralı formayı giymiştir.




Niculescu ve Pancu resmen Beşiktaş'ta

Beşiktaş, daha önce prensip anlaşmasına vardığı Rumen futbolcular Radu Niculescu ve Daniel Gabriel Pancu ile 1'er yıllık sözleşme imzaladı.
Teknik Direktör Mircea Lucescu ile birlikte dün akşam İstanbul'a gelen ve bu sabah İstanbul Memorial Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçen Niculescu ve Pancu ile anlaşmaya varan siyah beyazlı yönetim, her iki futbolcuyu 1 yıllığına kiralık olarak siyah beyazlı renklere bağladı.

"BEĞENİRSEK BONSERVİSLERİNİ ALACAĞIZ"
Kulüp binasında her iki futbolcuyla görüşen yönetim kurulu üyesi İbrahim Altınsay, ''Niculescu ve Pancu ile kiralık olarak 1'er yıllık anlaşmaya vardık. İkisi de sözleşme imzaladı. Mukaveleler opsiyonlu olacak. Eğer beğenirsek, sene içinde bu futbolcuların bonservislerini de alabileceğiz'' diye konuştu.

17 Temmuz 2002 – HÜRRİYET


Milan’ı reddettim

Pancu, Beşiktaş'ı İtalyan takımına tercih ettiğini söylerken, ‘‘Türkiye'ye gelmemdeki en büyük etken Lucescu'dur. Çünkü o, beni Romanya'da zirveye çıkarttı’’ dedi.

Lucescu'nun, ‘‘Nouma'yı gölgede bırakır’’ diyerek transfer ettirdiği Rumen golcü Pancu, ‘‘Milan'dan teklif aldım ancak, Beşiktaş'ı tercih ettim’’ dedi. Türkiye'ye gelmesinde en büyük etkenin kendisini Romanya'da zirveye çıkartan hocası Lucescu olduğunu anlatan Pancu şunları söyledi:

‘‘Milan beni çok istedi ama ben reddettim. Lucescu beni ısrarla istedi. Ben de onu kıramadım. Beşiktaş'a Lucescu ve şampiyonluk için geldim. Luca'nın olduğu yerde zafer vardır. Çünkü o futbolun profesörüdür. Çalışana formayı verir. İlhan'la birlikte çok gol atarız. Hedefimiz şampiyonluk.’’

21 Temmuz 2002 – HÜRRİYET




PANCU'YA GÜZELLEME

Daniel Gabriel Pancu süpriz bir kararla takımın başına getirilen Mircea Lucescu’nun özellikle istettiği bir adam olarak Radu Niculescu ile birlikte takıma getirildiğinde pek çok BJK taraftarı gibi ben de biraz homurdanmıştım. Hiçbir zaman spektaküler, şan şöhret sahibi oyuncu transferi meraklısı adamlardan olmadım; ama hava hâkimiyeti dışında önemli bir özelliği olmayan Niculescu’yla aynı teraziye koymadan edemiyordum bu Rapid Bükreş kökenli yakışıklı adamı. Neyse ki kendisi ağzımın payını evvelâ hazırlık maçlarında, sonra da şampiyonluk sezonunun hakem katliamıyla sonuçlanan ilk karşılaşması Bursa maçındaki nefis golü ile vermişti. O sıralar takımda kiralık oynayan ve ilk on hafta boyunca henüz oturmamış Lucescunun takımın gol yükünü sırtlanmış olan bu genç adam olağanüstü futboluyla göz dolduruyordu. Serin duruşlu Rumen inanılmaz driplingleri, alımlı çalımları, beklenmedik şutları, kafa golleri, hırsı ve kondisyonuyla oldukça sıradışı bir profil çiziyordu. Pancu bu dönemde UEFA kupasında gitgide yükselen takımının karşılaştığı “zımba” gibi ekip Dinamo Kiev’i tek başına yenişiyle BJK taraftarlarının kalbine nakşettirdi kendini. Pascal Nouma’nın gözümden sevinç göz yaşı getiren mükemmel golü öncesinde, maçın henüz başında golü yiyince kısa süreli bir şok geçirip, Malmö ve Valerenga facialarını hatırlatan o meşum anlarda ortaya çıkan cesaretli genç adam, karşısındaki iri kıyım Rus defans oyuncularını şapşala çeviren inanılmaz çalımları, driplingleriyle sızdğı 18 çevresinden attığı şutlarla İnönü stadyumunu dolduranları mestettiği kadar, stadtan yaklaşık 3000 km. ötede dumanaltı bir kahvehânede nikotin solumak durumunda kalan beni de mestetmişti. Attığı süper golden sonra ters ayağıyla artistik orta yapmalar, topuk pasları gibi türlü “artisliğe” girince Lucescu tarafından oyundan alınıp fena hâlde azarlanmasına ve buna karşılık vermeyip, yaptığı hergeleliği bilen çocuk edâsıyla boynunu eğmesine de ayrıca “hasta” olmuştum doğrusu. Pancu’nun formu bu doruk-maçtan sonra düştü, bir ara oyunu tavsadı; ama bu dönemde DGP’nin Lucescu tarafından sol bek dahil pek çok mevkîde oynatıldığını da not etmek gerekli. Öyle ki genç Rumen Lucescu’nun “joker”i olmuştu. Kimi maçlar geldi Pancu tam üç ayrı mevkîde oynamak durumunda kaldı. Aklımda kaldığınca oynadığı mevkîleri bir sıralayayım: Sol bek, ön libero, sol açık, sol iç, sağ iç, sağ açık, santrfor, forvete yönelik orta saha. Herhalde hiç kimse Pancu’nun bu senenin şampiyonu gibi gözüken ekibin tam aksine oynadığı bütün derbileri kazanan takımdaki rolünü gözardı edecek değil.

Geçen senenin ilk on beş haftasını ezici üstünlükle geçiren takımının da jokeriydi Pancu. Şımarıklıkları, egoizmi, agresifliğiyle benzeri az bulunur bir taraftar oyuncusu olmayı bildi. Tarihî Samsunspor maçında takımı hükmen yenik kılan son kırmızı kartı görürkenki ağzından köpükler saçan ifadesinde bile kendime yakın bulduğum, sempatik bir şeyler bulduğumu itiraf etmeliyim. Demiş miydim, ben futbolun sadece futbol olmadığına inananlardanım.

Sene başında bir ara firarî olan, Ukrayna’ya götürülmek istenen Pancu’nun gitme ihtimâli karşısında en az Konyaspor’a “yalancı” imza atmış Ronaldo Guairo fotoğrafı karşısında olduğum kadar üzüntülü ve buruktum. Neyse ki Pancu lodoslu şehrimde kalmayı tercih etti. Sonuna dek saygı duyduğum Del Bosque’nin tercihlerine Ronaldo Guiaro gibi gönülden bağlı olduğum bir adam için bile saygı duyuyordum ancak Pancu’nun yedek soyundurulmasını hiç anlayamadım doğrusu. Pancu gibi “joker”, esner-bükülebilir nitelikte, çok yönlü bir oyuncunun, Guinti’den yoksun, düşmüş BJK ortasahasının geriye kalan en önemli dinamosunun Kastilyan hoca tarafından göz ardı edilmesine aklım, doğrusu, hiç ermedi.

BJK Rıza Çalımbay’a dönüş yaptığında, Pancu’nun tekrar sahneye çıkabileceği umudunu taşıyordum; umutlarım boşuna değilmiş neyse ki. Türkçemin feodale, geleneksel erkek ilişkilerine bulaşmış beğeni ifadelerine başvurmaktan alıkoymayacağım kendimi: Aslanım, koçum Pancu tarihî FB-BJK derbisinde kendisine duyduğum sevgi ve sempatiyi haklı çıkardı, dahası kendisine kayıtsız şartsız hastayım artık. Hani sonradan girdiği oyunda çok mu iyi oynadı; hayır başka bir şeyden bahsediyorum; gönül meselesi: Cesaretle istediği kaleci eldivenlerini ellerine geçirip, sırtına açık mavi kaleci kazağını geçirdiği andan itibaren garip bir gıpta ve sevgiyle baktım adamıma. Penaltıda doğru köşeye “panterler” gibi atlamasına da, kalesine gelen şişirme topları risk almadan kornere tokatlamasına da bittim. Eğlendiği her hâlinden belliydi zaten hergelenin:

Anelka’ya “tip tip” bakarken de, Koray’ın epiği çözümleyen golü sonraki sevincinde de, içleri gülen gözleriyle sırıtışında da hem futbola, hem takımıma, hem şehrime, hem de takımımın formasını giyen bu güzel genç Rumen adama derin bir sevgi ve saygı besliyorum; ilânımdır.

Alıntıdır.Devam edecek yorumlarınızı eksik etmeyin
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-10-06, 22:27 #29
Sacha Sacha çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
Giunti gibi bir ortasahamız bir daha olur mu acaba?
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-10-06, 23:28 #30
Meet Meet çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
Markus Munch ne ortalar yapardi Takimin su anki halini gorunce sol kanatta boyle bi adam olsa fena olmazdi
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-10-06, 00:39 #31
ismailife ismailife çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
kardeş hakkaten helal olsun böyle kötü günlerde eskiyi anmak iyi geldi harpiden duygulandım a.q
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-10-06, 09:38 #32
The Turk The Turk çevrimdışı

bynogame
Varsayılan Cvp: Eski Kartallar...

bynogame
Çok güzel bir topic olmuş arşivlik teşekkürler
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-06, 17:46 #33
aslanyurek_21 aslanyurek_21 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: Eski Kartallar...

bynogame
************LESLİE FERDİNAND************




Adı: Leslie Ferdinand

Doğum Yeri: Paddington, Londra, İngiltere

Doğum Tarihi: 18 Aralık 1966

Mevki: Forvet

Sezon: 1988/1989

Maç: 24

Gol: 14

Lakabı: Sir Les




Les Ferdinand, İngiliz futbolcu.Şu an Watford forması giyiyor.En çok bilinen ve hereksçe tanınan zamanı 1990’lı yıllarda Queens Park Rangers ve Newcastle United forması giyerken ki zamanlarıydı.Bu zamanlar onun en güçlü,şık bir forvet ve sonuca etki edecek nitelikteki kusursuz hava hakimiyetinin olduğu zamanlardı. Les Ferdinand ayrıca Rio Ferdinand ve Westham United’ta oynayan genç oyuncu Anton Ferdinand’ın kuzeni.

İlk Yıllardaki Kariyeri

Ferdinand kariyerine lig dışındaki takımlarda başladı.Öncelikle Southall ve daha sonra da Hayes kulübüne gitti.Sonra Queens Park Rangers tarafından keşfedildi ve 15.000 sterlin karşılığında buraya geldi.Burada ki ilk kariyerinde çok az sayıda ilk 11’de göründü ve Brentford ve Beşiktaş takımlarında iki kiralık dönem geçirdi.Daha sonra Ferdinand 1991 sezonunda Queens Park Rangers’ta ilk olarak kendini kanıtlamaya başladı.Bu durum onun full olarak oynamaya başladığı 1992-1993 yılında da devam etti ve 42 maçta 24 gol atarak herkesi etkilemeyi başardı.Yine aynı sezon sırasında İngiltere Milli Takımında da ilk çıkışını gerçekleştirdi.1993 Şubatında Wembley Stadında, San Marino’ya karşı alınan 6-0 lık zaferde son gole imzasını koydu.Rangers’ta 183 maçta 90 gol kaydederek harika bir kariyer yaşadı ve “Sir Les” unvanını kazandı.Bu etkileyici performansın üzerine Ferdinand 1995 yılında 6 milyon sterlin karşılığında Newcastle United’a satıldı.Birçok Rangers taraftarı için büyük bir hayalkırıklığı olsa da sürpriz değildi bu olay.Ferdinand 1993-94 sezonunun sonunda takımdan ayrılmayı düşünüyordu zaten.Bu transferden Hayes kulübü de 600.000 sterlin kazandı.


Newcastle United

Ferdinand burdaki ilk sezonunda 29 gol attı ve takımı ligde şampiyonluk potasına soktu.Bu arada Ferdinand’ın yokluğu Rangers’ın 1995-1996 yılında ki ligden düşüş sürecini iyice hızlandırmıştı.Bu süreç içerisinde Newcastle’da sergilediği performans onu ülkenin en iyi forvetleri arasına sokmuştu.Aynı zamanda takımdaki partneri Alan Shearer da yine takımın ve ülkenin en iyi forvetlerinden biriydi.Sadece 84 maçta 50 gol kaydetmişti.


Tottenham Ve Sonraki Yıllarda ki Kariyeri

1997 yılında Ferdinand yine 6 milyon sterlin karşılığında Tottenham’a transfer oldu.2002/2003 sezonunda Westham United’a gitti ama takım sezon sonunda küme düştü.Bunun sonunda 2003/2004 sezonunun başında bonservis bedelsiz olarak Leicester City’ye gitti.Leicester’da küme düştükten sonra Bolton’a gitti ve ama 2 Şubat 2005’te oradan da ayrıldı.4 gün sonra da Reading ile sözleşme imzaladı.İmzaladığı sözleşme 2004/2005 sezonunun sonunda bitecekti.
Şu anda Watford takımında oyuncu ve part-time antrenörlük görevini sürdürüyor.



Milli Takım Kariyeri

Ferdinand 17 kez miili oldu ve oynadığı bu 17 maçta 5 gol kaydetti.Euro 96 ve 1998 Dünya Kupasında İngiltere Milli Takımının kadrosunda yer aldı.Ferdinand 95/96 sezonunda Newcastle’da çok başarılı bir sezon geçirmesine rağmen Euro 96’da Milli Takımda sürpriz bir şekilde hiçbir varlık gösteremedi.


Kısa Bilgiler

Ferdinand’ın oğlu Aaron şu an İsthmian liginde Harrow Borough takımında futbol oyunuyor.(İsthmian Londra’da ve güneydoğu İngiltere’de oynanan bölgesel bir lig.)

Altı tane farklı Premier lig takımında gol atan ilk oyuncu.

Premier Lig tarihinde ki onbininci golü Ferdinand kaydetti.(2001 Aralığında Tottenham da oynarken Fulham’a karşı)

11 Mayıs 2006 yılında Alan Shearer’ın jübile maçında da forma giydi.

BBC Sport kanalında yorumculuk yapıyor.

UNİCEF yararına oynanan Soccer Aid adlı organizasyonda,en son maçta Old Traffor’da forma giydi.

Ayrıca vasıflı bir helikopet pilotu ve düzenli olarak kullandığı bir helikoptere sahip.





1986/87---QPR---------------------3-------0

1987/88---Brentford---------------3-------0

1988/89---Beşiktaş----------------24------14

1989/95---QPR--------------------162-----80

1995/97---Newcastle United--------72-------45

1997/03---Tottenham--------------118-----33

2002/03---Westham---------------14-------2

2003/04---Leicester---------------29------12

2004/05---Bolton------------------14------2

2005------Reading-----------------14------1

2005/06---Watford-----------------0-------0



-Newcastle'daki Partneri Alan Shearer İle Birlikte-

İngiltere'de parlamadan önce, 1988 yılında kiralık olarak Beşiktaş'ta forma giyen ve Beşiktaş taraftarının gönlünde taht kuran Ferdinand, Tottenham'ın resmi internet sitesinde yayımlanan açıklamasında, ''Orada inanılmaz bir atmosfer var. Her profesyonel futbolcu bunu tatmalı. Tottenham'daki genç futbolcular için büyük bir tecrübe olacak'' dedi.

Ferdinand, Türkiye'de bulunduğu dönemde futbolun Avrupa düzeyinde olmadığını, ancak İngiliz takımlarıyla İstanbul'da oynanan maçların, Dünya Kupası maçları düzeyinde ilgi çektiğini belirtti.

''Beşiktaş benim için mükemmeldi'' diye konuşan Ferdinand, İstanbul'dan sadece iyi hatıralarla ayrıldığını kaydetti.

Beşiktaş'a gelerek ilk kez büyük bir kulüpte oynamanın tadına vardığını anlatan Ferdinand, ''Beni Beşiktaş'a Gordon Milne götürdü. Bana gerçekten çok iyi davrandılar. Böyle bir kalabalığın önünde daha önce sahaya çıkmamıştım. İlk antremanımda neredeyse 30 bin kişi vardı. Kariyerim boyunca hiçbirşeye ve kimseye değişmeyeceğim bir tecrübe oldu'' dedi.

18 Ekim 2006



-Malatyaspor Kalecisi Carlos İle Mücadele Ederken-
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-06, 19:41 #34
kartalizma35 kartalizma35 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: Eski Kartallar...

bynogame
eline sağlık kardeşim
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-06, 21:45 #35
deep_06 deep_06 çevrimdışı

bynogame
Varsayılan C: Eski Kartallar...

bynogame
saolasın dostum keşke hepsini ilk sayfaya koysan daha güzel olurdu zor takip ediomda
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 11:26
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Tatil


bynogame