Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-04-17, 23:04 #121
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Arrow C: Cuma Hutbeleri Güncel /ZULÜM EBEDİ DEĞİLDİR./TARİH : 07.04.2017


TARİH : 07.04.2017


ZULÜM EBEDİ DEĞİLDİR.




Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “İçinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfâl, 8/25.)

Peygamber Efendimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte hepimize şu uyarıyı yapıyor: “İnsanlar bir zalimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’an, 5.)

Kardeşlerim!

İslam coğrafyası uzun zamandan beri adeta kara bulutlarla kuşatılmış durumda. Bir taraftan Afrika’da hüküm süren kıtlık ve kuraklık neticesinde on binlerce çocuk açlıktan ölürken, maalesef on binlerce insan ölüme doğru gidiyor. Diğer taraftan yanı başımızda yıllardır devam eden savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Bombaların, kimyasal silahların altında kadınlar, çocuklar, masumlar can vermeye devam ediyor.

Aziz Kardeşlerim!

Daha birkaç gün evvel Suriye’nin İdlib kentinde insaf ve vicdanı körelmemiş herkesin yüreğini derinden dağlayan bir katliama tanık olduk. Kimyasal silahların hedefi olan çocukların yürek yakan feryatlarına hüzünle şahit olduk. Ancak bu vahşet ne kadar vahim ise, insanlığın bu zulme, bu katliama ses çıkarmaması daha da vahimdir. Bu vahşeti durdurmak için hiçbir çaba harcamaması bundan daha ağır bir vebaldir. Şu bir gerçek ki, mazlumların hayatını kaybetmesinden daha acı olanı insanlığın vicdanını kaybetmesidir. Çekilen sıkıntılara, yaşanan acılara, işlenen zulümlere karşı her geçen gün duyarsızlaşmasıdır.

Kardeşlerim!

İslam’a inanmış müminler olarak bu dehşet karşısında insanlığımızdan utanıyoruz. Rahmet Peygamberi (s.a.s)’in,
لاَحَتَّىتَأْخُذُواعَلَىيَدَىِالظَّالِمِفَتَأْطِرُ وهُعَلَىالْحَقِّأَطْرًاyani “Zalimin zulmünü önlemedikçe size de kurtuluş yoktur.” (İbnMâce, Fiten, 20.) ikazı karşısında sarsılıyoruz. Mazlumlara karşı insanlık görevimizi, kardeşlik sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirememiş olmanın hicabını derinden yaşıyoruz. Ancak her hâlükârda biliyoruz ki; bize düşen, imanımızı, umudumuzu ve cesaretimizi yitirmeden tek yürek olarak mazlumun yanında yer almaktır, zalime karşı durmaktır.

Kardeşlerim!

Unutmayalım ki, kötülüğün sıradanlaştığı, şiddete aldırış edilmez olduğu vakit zulüm sadece mazlumu vurmakla kalmaz, bütün insanlığı kuşatır. Küresel zulüm günahından her insan nasibini alır. Bu yüzden haksızlığa şahit olan herkes, buna karşı durmalıdır. Üzülüp yanmakla, acınıp kederlenmekle yetinmeyip zulmü ortadan kaldırmak için çalışmalıdır.

Kardeşlerim!

Bizler inanıyoruz ki; bu katliamlar, bu kuralsız ve karanlık savaş bir gün elbet sona erecektir. Bizler biliyoruz ki masumların kanları üzerine kurulu hiçbir hükümranlık ayakta duramaz, duramayacaktır. Gözyaşı ve kanın eksik olmadığı bu coğrafyada Allah’ın izniyle bir gün adalet ve hakkaniyet yeniden hayat bulacaktır. Zalimler bu dünyada da ahirette de hak ettikleri cezayı göreceklerdir. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimizin ifadesiyle;
وَاتَّقِدَعْوَةَالْمَظْلُومِ،فَإِنَّهُلَيْسَبَيْنَ هُوَبَيْنَاللَّهِحِجَابٌ yani mazlumun bedduasıyla Allah Teâla arasında hiçbir perde yoktur.(Buhârî, Zekât, 63.)

Kardeşlerim!

Geliniz şu kutlu zaman diliminde, bu mübarek mabedde el açıp Yüce Rabbimize canı gönülden yakaralım: Allah’ım! Masum insanları, anaları, yavruları ezip geçen bu hayasızca akının bir an önce son bulmasını lütfeyle! İnsanlığa basiret ver, feraset ver, vicdan ve merhamet ver! Bizi kardeşliğimizi unutmaktan muhafaza eyle! Bizi zulme ve haksızlığa karşı suskun kalanlardan eyleme!
Allah’ım, Suriye’de ve dünyanın muhtelif bölgelerindeki katliamlarda hayatını yitiren kardeşlerimize rahmet eyle! Yaralanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle! Müslüman kardeşlerimize içinde bulundukları zor durumdan bir an evvel kurtulmaları için yardımını lütfeyle!İnsanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizden yardımını, inayetini esirgeme!




Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-05-17, 12:08 #122
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri Güncel • BEDENİ VE RUHU ESİR ALAN KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR • 2016


TARİH : 14.04.2017


HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU




Aziz Kardeşlerim!

Peygamberimiz (s.a.s), bir gün Beytullah’ın yanındaki Safâ tepesinden Mekke ahalisine şöyle seslendi: “ ‘Şu vadinin arkasında size saldırmak üzere bekleyen bir ordu var.’ desem bana inanır mısınız?” Mekkeliler hep bir ağızdan, “Evet, inanırız. Zira sen emin bir kişisin. Güvenilir birisin. Doğruluk ve sadakat timsalisin. Biz senin yalan söylediğini hiç işitmedik.” diyerek karşılık verdiler. Bunun üzerine Rahmet Elçisi, “Ben sizi elîm bir azaba karşı uyarıyorum.” (Buhârî, Tefsîr, Şu’arâ, 2; Müslim, Îmân, 355.) dedi. Ve Mekkeliler nezdinde bütün insanlığı Allah’a imana çağırdı. İman ile eman bulmaya, yani her türlü korku ve endişeden güvende olmaya davet etti.

Kardeşlerim!

Peygamber Efendimizin dünyayı teşriflerinin miladi yıldönümü olan yeni bir Kutlu Doğum Haftasına daha girmiş bulunuyoruz. Kutlu Doğum Haftası, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’i anmaktan anlamaya şiarıyla Diyanet İşleri Başkanlığımızın tamamen kendi inisiyatifi ile başlattığı ve 1989 yılından beri kutladığı bir haftadır. Kutlu Doğum Haftası, mümin gönüllerde Peygamberimize duyulan muhabbetin artmasına, onun insanlığa takdim ettiği güzelliklerin daha iyi anlaşılmasına vesile olan, milletimiz ve gönül coğrafyamızca benimsenmiş ilmi ve kültürel birfaaliyettir. Bu hafta, hicri takvime göre idrak ettiğimiz mevlid kandilimizin bir alternatifi değildir.

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. O emaneti insan yüklendi.” (Ahzâb, 33/72.) buyurmuştur.

Kardeşlerim!

İman nimetinden sonra Allah’ın bizlere lütfettiği en büyük nimet emandır. Güven nimetidir. Rabbimiz, kainatı insana emanet etmiş ve güvenli bir dünya kurmamızı emretmiştir. İnsanın insana, komşunun komşuya, işçinin işverene güvendiği bir dünyayı inşa etmemizi istemiştir. Ne hazindir ki bugün insanlık bütün bu emanetlere hakkıyla riayet edemediği için küresel ölçekte bir güven bunalımı yaşıyoruz. Bireyler ve toplumlar arası ilişkileri sarsan hâdiselerin bir türlü ardı arkası kesilmiyor. Gün geçtikçe insanın insanla ve tabiatla ilişkisi bozuluyor. Ve her geçen gün dünyamız daha da güvensiz bir hale geliyor.

Kardeşlerim!

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda büyük bir kargaşa ve kaos ortamı, müthiş bir güvensizlik ve korku tablosu ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Güven ihtiyacını karşılamak için olağanüstü güvenlik önlemleri alınıyor. Teknolojinin her türlü imkanı seferber ediliyor.
Bugün yerküremizi kuşatan güven bunalımı öyle boyutlara ulaşmıştır ki tüm insanlığın ortak yurdu ve evi olan dünyamızın güvenliği de geleceği de büyük bir tehlike altındadır. İnsanların bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve tamahları yüzünden tabiatın dengesi bozulmaya başlamıştır.
Üzülerek ifade edelim ki;tüm bu yaşanan olumsuzluklardan müminler topluluğu da kendisini koruyabilmiş değildir. Tarihte “selam ve eman yurdu” olarak bilinen İslam beldeleri bugün ahlak ve hukuk tanımayan karanlık ve kuralsız savaşların pençesinde tarumar edilmektedir.

Kardeşlerim!

İşte bütün bu gerekçelerle Diyanet İşleri Başkanlığımızca 2017 yılı Kutlu Doğum Haftası teması “Hz. Peygamber ve Güven Toplumu”olarak belirlenmiştir. Düzenlenecek etkinliklerle yeniden Emin Peygamber’in emin ümmeti olabilmek ve güven toplumu olarak anılabilmek için mümin gönüllerde bir bilinç ve farkındalık oluşturulmaya çalışılacaktır. Diğer taraftan insanlığın hep birlikte güvensizlik girdabına doğru sürüklendiği günümüzde güvenli, huzurlu, yaşanabilir bir dünyanın inşasına katkı sağlanacaktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bütün peygamberlerin ortak gayesi, tevhid inancını insanlığa duyurmaktır. İmanı gönüllere yerleştirmektir. İman ile gönülleri, zihinleri, bedenleri, şehirleri, ülkeleri emana, yani güvene kavuşturmaktır. İnsanlaracanın, inancın, neslin, malın ve haysiyetinemniyette olduğu huzurlu bir toplum takdim etmektir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.s)’in de, hayatı bu uğurda mücadele ile geçmiştir. O, iman ile emân; mümin ile güvenilir olmak arasında sımsıkı bir bağ kurmuştur. Mümini “Elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kişi” (Ahmed b. Hanbel, XI, 658.) olarak tanımlamıştır.

Kardeşlerim!

Bugün emin peygamberin ümmeti olarak bizlere düşen de güvenilir müminler olmaktır. Eğer bizler güvenilir müminler olursak işte o vakit Rabbimizin emanı, himayesi bizimle olur. O, bizi her türlü korku ve hüzünden, endişe ve kederden korur. Eğer bizler güvenilir müminler olursak işte o vakit çevremizden güven bekleyebiliriz. Eğer bizler güvenilir müminler olursak işte o zaman hanelerimiz, işyerlerimiz, mahallelerimiz, şehirlerimiz, ülkemiz ve dünyamız güvende olur. Zira güvende olan bir dünya ancak güvenilir insanlar, emin müminlereliyle inşa edilecektir. Unutmayalım ki; din güvendir. Mümin güvenilendir. İnsanlık insana emanettir.

Kardeşlerim!

Bu vesileyle Kutlu Doğum Haftanızı tebrik ediyorum. Bu haftanın ülkemiz, milletimiz, gönül coğrafyamız ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden diliyorum.




Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-05-17, 12:08 #123
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri Güncel • BEDENİ VE RUHU ESİR ALAN KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR • 2016


TARİH : 21.04.2017


MÜMİN GÜVENEN VE GÜVENİLEN İNSANDIR



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İman edip de imanlarına hiçbir zulüm bulaştırmayanlar var ya; işte onlara eman ve güven vardır. Onlar, doğru yolda olanlardır.” (En’âm, 6/82.)
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Emanete riayet etmeyen kimsenin imanı kemale ermez. Ahde vefa göstermeyen kimse de kâmil anlamda dindar olamaz.” (İbn Hanbel, III, 134)

Kardeşlerim!
Rabbimiz, kâinatı yoktan var etmiş, güven ve huzur dolu bir hayat kurması için varlık âlemini insana emanet etmiştir. Okuduğum ayet-i kerimede güvenli bir dünya tesis etmemizin iki şartı olduğu beyan edilmektedir. Birinci şart, imandır. Allah’a ve Resûlüne iman etmeden, mümin olmadan doğru yola erişilemez. Emaneti koruyup güvenilir bir insan olmadan da imanın hakikatine erilemez. Eman olmazsa iman olmaz, İslam yaşanamaz.
Emniyetli bir dünya inşa etmenin ikinci şartı ise imanımıza hiçbir şekilde zulmü, şirki bulaştırmamaktır. Adaleti şiar edinmek, haksızlığa göz yummamaktır. Yeryüzünün, hayatın, Allah’ın nimetlerinin ve çevremizdeki her bir insanın birer emanet olduğunu akıldan çıkarmamaktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Güven; inançtan, imandan, ihlastan beslenir ve yüreğe yerleşir. Kalbimizde eman oluşturmadan ne kadar dış güvenlik tedbirleri alsak da evlerimizin, çarşılarımızın, okullarımızın emniyetini sağlayamayız. Gönül evimizin güvenliğini sağlama almadan, mahallemizin, şehrimizin, ülkemizin güvenliğini koruyamayız.

Mümin, önce Rabbine güvenir, ne zaman sarsılmaz bir güven kaynağı arasa, “esenlik veren ve emniyet ihsan eden” Yaratıcısına sığınır. Sonra bu iman sayesinde kendine güveni gelişir, çevresine güven aşılayan, dürüst ve merhametli bir insan haline gelir. İman güvendir. Mümin güvenen ve güvenilendir. Rabbine, kitabına, Peygamberine güvenmeyen bir insan, kendine nasıl güvenebilir? Kendine güveni olmayana kim güvenir?

Kardeşlerim!

Bütün peygamberler insanlığı imana davet etmiştir. Onlar yeryüzünü bir eman yurduna dönüştürmek için nice zorluklara, çetin imtihanlara katlanmışlardır. Her peygamber, emanı önce kendi kalbinde, kendi hayatında bizzat yaşamıştır.

“Rabbim! senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Ben gerçekten nefsine zulmedenlerden oldum.”(Enbiyâ, 21/87) diye yakaran Hz. Yunus (a.s.), karanlık denizlerde balığın karnında emandaydı.

İbrahim Halilullah, tevhid uğruna atıldığı ateşte Allah’ın himayesiyle selamete ve güvene kavuşmuştu. O, oğlu İsmail’le birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltirken “Rabbim! Burayı güvenli bir belde yap!”(Bakara, 2/126.) diyerek Rabbinden öncelikle güven niyaz etmişti.

Hz. Yusuf (a.s.), kardeşleri tarafından kuyuya atıldığında, iffetine iftira edildiğinde hep Rabbine güvenmişti. Babası Hz. Yakup (a.s.) ve annesi yanına geldiklerinde, “Allah’ın izniyle güven içinde Mısır’a girin!”(Yûsuf, 12/99) diyerek onları bağrına basmıştı. Hz. Musa ise, Allah’ın yardımı ve muhafazasıyla Firavun’un yanında güvende büyümüştü.

Aziz Kardeşlerim!

Hayatı tevhid ve tebliğ yolunda meşakkatlere göğüs gererek geçen Sevgili Peygamberimiz de hicret esnasında Sevr Mağarasında Allah’ın emanına sığınmıştı. Mağaranın ıssızlığında Sâdık dostu Ebû Bekir’e “Üzülme! Endişelenme! Zira Allah bizimle beraberdir.”(Tevbe, 9/40) diyerek güven telkin etmişti.

O, dostun da düşmanın da, yakının da uzağın da kendisine güven duydukları Muhammedü’l-Emin’di. Elinden, dilinden, halinden, gönlünden kimsenin zarar görmediği dürüst, temiz, mütevazı insandı.

Müminler olarak bize düşen, peygamberler zincirini örnek almak, Sevgili Peygamberimizin ahlakıyla bezenmek, emin peygamberin emin ümmeti olmaktır. Unutmayalım ki, güvenilir olmanın şartı imana ve Rabbimizin emanetlerine sahip çıkmaktan geçer. Ama insan emanete hıyanet ederse, huzur da, güven de yok olur. İnsan emin oldukça, haneler emin olur. İnsan emin oldukça, beldeler emin olur. İnsan emin oldukça, ülkeler emin olur. Yüreğimizdeki iman ve güven, kâinatın, tabiatın, dünyamızın emin bir yer olmasının teminatıdır.

Kardeşlerim!

Resûl-i Ekrem (s.a.s), Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerinden biri olan hilali gördüğünde “Allah’ım! Bu hilal, üzerimize bereket, iman, esenlik, güven ve emniyet getirsin.”(Tirmizî, Deavât, 50.) şeklinde dua etmiştir.
Kutlu doğumun rahmet iklimini yaşadığımız bugünlerde Rabbimiz bizleri bir mübarek geceye daha ulaştırdı. Önümüzdeki Pazar akşamı Miraç gecesini idrak edeceğiz. Miraç gecesi, Resûl-i Ekrem Efendimizin önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya uzanan yolculuğuna şahit olan kutlu bir gecedir.

Bu vesileyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyorum. Miraçla bütünleşen değerlerin tüm insanlığın hayrına vesile olmasını, yükseliş ve yücelişimizin nefislerimizden başlayarak dalga dalga toplumun her kesimini kuşatmasını temenni ediyorum. Mescid-i Aksa, Kudüs ve çevresinin tekrar eman ve güven yurduna dönüşmesini, insanlığın ortak huzurunu tehdit eden terör, şiddet, savaş ve düşmanlığın yerini barış ve huzura bırakmasını Cenâb-ı Mevlâ’dan niyaz ediyorum.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-17, 10:44 #124
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri Güncel • BEDENİ VE RUHU ESİR ALAN KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR • 2016

TARİH : 05.05.2017


NEDAMET VE ÜMİDİN ADI: TÖVBE




Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlerine koysun…” (Tahrîm, 66/8.)

Kardeşlerim!
Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri de et-Tevvab’tır. O, tövbeleri kabul edendir. Engin rahmetine sığınanları affedendir. O, Ğafûr’dur; dileyeni ve dilediğini bağışlayandır.

ayetinde ifade edildiği gibi, Rabbimiz, tövbe edenleri sever. Kendisine yönelen elleri asla boş çevirmez. Samimiyetle yakaran gönülleri mahcup etmez. Nedametle gözyaşı dökenleri boynu bükük bırakmaz.

Aziz Müminler!

Hepimiz beşeriz. İmtihan dünyasında yaşıyoruz. Bu imtihanda günah da bizim içindir, sevap da. Günahlara karşı kimi zaman direnç gösteriyoruz. Kimi zaman da gaflete düşüp hata işliyoruz. Ancak biliyoruz ki günahlarımız karşısında Rabbimizin rahmet kapısı ardına kadar açıktır. Bize düşense günahta, hatada ısrar etmemektir. Bunları düzeltme erdemini gösterebilmektir. Rabbimizin mağfiretine sığınmaktır. Samimi bir tövbeyle, içten bir yakarışla O’nun affını talep etmektir.

Kardeşlerim!

Tövbe, acziyetimizin itirafıdır. Allah’a olan ahdimizde zaman zaman zafiyete düştüğümüzün açık bir ifadesidir. Tövbe nimetini Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda ilk insanın dilinden bizlere öğretmiştir. Âdem (a.s) ve eşi Havva validemiz, Allah’a şöyle tövbe etmişlerdir:

“Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”(A’râf, 7/23.)

Kardeşlerim!

Tövbe, yenilenme ve temizlenme kararlılığıdır. Dünya hengâmesinde zamanla kirlenen zihinlerin, dillerin arınmasıdır. Kararan ve katılaşan kalplerin yumuşamasıdır. Zedelenen gönüllerin durulmasıdır, sükûnete kavuşmasıdır.
Bizim için bir teselli ve umut kaynağıdır tövbe. Buhranlı anlarımızda sığınacağımız güvenli bir limandır. Zira yanlışlarımızda, hatalarımızda herkes bizi terk etse de Rabbimiz bizi terk etmez. Herkes bize yüz çevirse de O bize yüz çevirmez.

“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Diğer bütün günahları dilediği kimseler için bağışlar.”(Nisa, 4/48, 116) Yeter ki bizler, O’nun varlığına ve birliğine olan imanımıza sadık kalalım. Yeter ki, O’nun engin rahmetinden ümidimizi kesmeyelim. O’nun affından kendimizi mahrum bırakmayalım. Yeter ki zaaflarımıza yenik düşüp günah işlediğimizde içtenlikle bağışlanma dileyelim.

Kardeşlerim!

Rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan’ın habercisi olan bir Berat Kandiline daha ulaşmak üzereyiz. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, Şaban ayının 15. gecesini yani Berat Kandilini idrak edeceğiz. Ruha ağır gelen her türlü sıkıntıdan, mümini inciten her türlü hatadan, insana yakışmayan her türlü kötülükten kurtularak Rabbimizin beratına ulaşmak için eşsiz bir fırsat daha yakalayacağız. Hızla akıp giden ömür içerisinde bizlere böylesine güzel bir fırsat bahşeden Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd-ü senalar olsun. Berat Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum.

Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), Berat Gecesinde yapılacak tövbelerin geri çevrilmeyeceğini haber vermiştir.(İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 191.) Öyleyse geliniz bu geceyi fırsat bilerek günaha dönmemek üzere tövbe edelim. Dünyanın hengâmesi içerisinde zaman zaman âhireti unuttuğumuz için tövbe edelim. Kimi zaman en yakınlarımızdan bile sevgi, ilgi ve merhameti esirgediğimiz için tövbe edelim. Eşimizi, evladımızı, akrabalarımızı, yetimleri, kimsesizleri, ihtiyaç sahiplerini ihmal ettiğimiz günler için tövbe edelim. Rabbimizin bizlere emaneti olan birbirimizin haklarına riayet edemediğimiz; Peygamberimiz (s.a.s)’in emrettiği üzere bir vücudun uzuvları, bir binanın tuğlaları gibi olamadığımız için tövbe edelim. Unutmayalım ki pişman olunduğunda günahının büyüklüğü sebebiyle tövbe kapısı yüzüne kapanacak hiç bir günahkâr yoktur.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-05-17, 07:28 #125
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel / SAMİMİYETSİZLİĞİN ADI: RİYA /12.05.2017

TARİH : 12.05.2017


SAMİMİYETSİZLİĞİN ADI: RİYA





Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Bugünkü hutbemizde, yaptığımız bütün iyilikleri yok eden, işlediğimiz bütün amelleri silip götüren bir kötülükten söz etmek istiyorum. O da riyadır. Riya ki; bütün güzellikleri yok eden, iyilikleri boşa çıkaran samimiyetsizliğin adıdır. Riya ki; insanî ilişkileri ve karşılıklı güveni zedeleyen, kişiyi değersizleştiren bir hastalıktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), ashabıyla bir sohbetinde riyaya dikkatlerimizi şöyle çekmiştir: “Hakkınızda en fazla korktuğum şey küçük şirktir.” buyurur Allah Resûlü. Ashab, “Küçük şirk nedir Ey Allah’ın Resûlü?” diye sorar. Bunun üzerine Efendimiz, şu cevabı verir: “Küçük şirk, riyadır. Allah, kıyamet gününde herkese amelinin karşılığını verirken riyakârlara şöyle diyecektir: ‘Dünyada kendilerine riyakârlık yaptıklarınızın yanına gidin! Bakın! Acaba onların yanında bir mükâfat ya da hayır görebilecek misiniz?’” ( Beyhakî, Şuabü’l-îmân, V, 333.)

Aziz Müminler!

Din-i Mübin-i İslam’ın özü samimiyettir, ihlastır. İnancı, kulluğu ve itaati sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’a has kılmaktır. Sözlerimizde, amellerimizde yalnızca Allah rızasını gözetmektir. Olduğumuz gibi görünmek, göründüğümüz gibi olmaktır.

Kardeşlerim!

Ameller, riya ve gösteriş arzusu ile kirletildiğinde anlamını kaybeder. İhlas ve samimiyetten uzak amellerin dışı süslüdür ama içi boştur. Samimiyet olmadan değerler, değerini yitirir. Samimiyet sadece inanç ve ibadetlerde değil, insanlarla ilişkilerimizde de son derece önemlidir. Aile ve akraba ortamında, komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde, iş hayatında, kısacası müminin, hayatının her alanında içten ve samimi olması en büyük ahlaki erdemlerdendir. Bu erdemi kazanmanın yolu da her işimizde Rabbimizin rızasına talip olmaktan geçer.

Kardeşlerim!

Riya bulaşırsa şayet, miracımız olan namazlarımız bizleri kötülüklerden alıkoyamaz. Böylesi bir namaz, فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ “Yazıklar olsun o namaz kılanlara!” âyetinde sözü edilen namazdır. Böylesi bir namaz اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ “Onlar ki namazlarını ciddiye almazlar.” âyetinde ifade edilen namazdır. Böylesi bir namaz اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ “Onlar ki namazlarıyla gösteriş yaparlar.”(Mâûn, 107/4-6.) âyetinde açıkça belirtilen namazdır.

Aziz Müminler!

Riyaya kurban edilirse eğer oruçlarımız, bizim için kötülüklere karşı kalkan olamaz. Riya ile kesilmişse kurbanlarımız, bizleri Rabbimize yakınlaştıramaz. Riya ile kirletilmişse sadakalarımız, infakımız ve hasenatımız, Rabbimize olan sadakatimizi ifade etmekten uzak kalır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), riya ile kirletilen amellerin, kıyamet gününde kişiyi büyük bir hüsrana sürükleyeceğini haber vermiştir. “Cömert desinler” diye infakta bulunanın ateşi, kendi serveti olacaktır. “Âlim desinler” diye ilim tahsil edenin ilmi onun azabı olacaktır. Hatta “Kahraman desinler” diye şehit olanın şehadeti de kabul görmeyecektir. Çünkü Allah rızasını bir tarafa bırakıp niyetini sadece gösterişe indirgeyenlerin amelinin Âlemlerin Rabbi nezdinde hiçbir kıymeti yoktur.(Müslim, İmare, 152.)

Kardeşlerim!

Her geçen gün dünyada imaj ve gösteriş hâkim olmaktadır. İnsanlık, hızla samimiyetten uzaklaşmaktadır. Bugün, zihin ve gönüllerimizi tahrip eden, iman ve amellerimizi tehdit eden, beşeri münasebetlerimizi, dostluklarımızı zedeleyen en büyük tehlikelerden biri gösteriştir, riyadır. Müminler olarak ihlas ve samimiyet sınavından geçtiğimiz dünyada bizlere düşen, ikiyüzlülükten, gösterişten bencillikten uzak durmaktır. Her sözümüzde, her işimizde, Rabbimizin rızasını, O’nun hoşnutluğunu amaçlamaktır. Yüce değerlerimizi, samimimi duygularımızı istismar etmek isteyen riyakârlara karşı uyanık olmaktır. Göz boyayarak aramıza fitne, fesat, ayrılık, gayrılık sokmaya çalışanlara fırsat vermemektir.

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemi Sevgili Peygamberimizin bir duasıyla bitirmek istiyorum:
“…Ey yücelik ve ikram sahibi, her şeyin Rabbi olan Allah’ım! Bizi dünya ve âhirette her an sana ihlâs ve samimiyetle bağlı kıl!” (Ebû Dâvûd, Vitr, 25)



Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-17, 15:09 #126
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel / GERÇEK ÖZGÜRLÜK: ALLAH’A KULLUK / 19.05.2017

TARİH : 19.05.2017


GERÇEK ÖZGÜRLÜK: ALLAH’A KULLUK




Aziz Müminler!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz, şöyle buyuruyor: “Rabbiniz Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur.”(En’âm, 6/102.)

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Şu üç haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır: Allah ve Resûlü’nü her şeyden çok sevmek. Sevdiği kimseyi yalnızca Allah rızası için sevmek. Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar ona dönmeyi ateşe atılırcasına korkunç görmek.” (Müslim, Îmân, 67.)

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce dinimizin en büyük gayesi, bizleri Allah’a imanla yüceltmektir. O’na kullukla, ubudiyetle özgürleştirmektir. Zira inancımıza göre asıl özgürlük, sadece Allah’a kul olmaktır. Asıl hürriyet, kula kul ve esir olmaktan kaçınmaktır. Asıl irade, nefsin hevâ ve heveslerine, istek ve arzularına, şehvet ve tutkularına teslim olmaktan sakınmaktır.

Kardeşlerim!

İman, en büyük özgürlüktür. Mümin, ruhu özgür olan kişidir. Zira mümin, sadece Rabbinin huzurunda boyun eğer. Asla kula kulluk etmez. Bilir ki; Allah’tan başkasına boyun eğmek, kula kulluk etmek köleliktir. Mümin, kendisini fani şahsiyetlere değil, bâkî hakikatlere adar. Hak ve hakikate karşı kör, sağır ve dilsiz kesilmez. İyiyi ve doğruyu göremeyecek kadar kalbini ve iradesini köreltmez. Kalbinde hiçbir sevgiyi Allah ve Resûlü’nün sevgisinden daha üstün tutmaz. Bilir ki; başka sevgileri Allah ve Resûlü’nün sevgisine üstün tutmak, bütün kötülüklerin başıdır. Allah’a ortak koşmaktır. Allah’a ortak koşmak ise en büyük zulümdür. (Bakara, 2/54, 57; A’râf, 7/177; Hûd, 11/101.)

Aziz Müminler!

Mümin, yalnızca Allah’ın hoşnut olacağı işlere yönelmeye gayret eder. Bilir ki; O’nun gazabına neden olacak tercihlerde bulunmak özgürlüğü zedelemektir.

Mümin, dünyanın geçici nimetlerine, aldatıcı zevklerine esir olmaz. Bilir ki; heva ve hevesinin esiri olmak, özgürlüğü yitirmektir.

Mümin, varlıkların en şereflisi olarak yaratıldığının farkında olan kişidir. Bilir ki; bu şerefini ebedileştirecek olan imanıdır. Müminin hayat rehberi, doğru ile yanlışın, hak ile batılın, günah ile sevabın ayırt edicisi olan Yüce Kur’an’dır. Müminin yol göstericisi, insanlığın yegâne önderi olan Rahmet Peygamberidir. Allah nezdinde mümini değerli kılan Allah’ı tefekkür eden bir akıldır. Allah’ın sevgi ve rızasını en üstün tutan bir gönüldür. Salih amellerle geçirilmiş bereketli bir ömürdür.

Aziz Kardeşlerim!

Ne yazık ki bugün, maddenin manaya öncelendiği, türlü reklam ve söylemlerle zihinlerin örselendiği bir dünyada yaşıyoruz. Heva ve heveslerin körüklendiği, tahrik edildiği bir zaman diliminden geçiyoruz. Daha çok kazanıp daha çok tüketmenin özendirildiği böylesi bir dünyada şüphesiz ki asıl sermayemiz, imanımızdan kaynaklanan özgürlüğümüzdür. Asıl kazancımız, imanımızdan neşet eden kanaatkârlığımızdır. Asıl servetimiz, imanımızın hayata yansıması olan salih amellerimizdir. Asıl üstünlüğümüz, inancımızın ve değerlerimizin farkında oluşumuzdur.

Kardeşlerim!

Hutbemi bitirmeden önce kulluğumuzun, ubudiyetimizin tezahür mekânlarından olan camilerimizle ilgili bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Milletimizin yardım elini dünyanın dört bir yanına ulaştırma gayretiyle hizmet eden Türkiye Diyanet Vakfımız, sizlerin yardımlarıyla geçmişten günümüze ülkemizde ve gönül coğrafyamızda çok sayıda cami inşa etmiştir. Bugün de inşaatı devam eden Kıbrıs Hala Sultan Camii, Kırgızistan Bişkek Camii, Arnavutluk Tiran Merkez Camii, Cibuti Sultan II. Abdülhamit Han Camii ve Külliyesi için ülkemiz genelindeki camilerde yardımlarınıza müracaat edilecektir. Yüce Rabbimiz, yaptığınız ve yapacağınız bütün yardımlarınızı kabul eylesin. Bizleri “Her kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette benzeri bir köşk ihsan eder.” (Müslim, Zühd, 44.) hadisinin müjdesine nail olanlardan kılsın. Camilerimizi kalplerimizin imarına, birlik ve beraberliğimizin pekişmesine, izzet ve onurumuzun yücelmesine vesile eylesin.

Hutbemi bir âyet mealiyle bitirmek istiyorum: “(Resûlüm!) De ki: ‘Eğer kulluğunuz, ubudiyetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin’ ”(Furkân, 25/77.)


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-05-17, 14:38 #127
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri Güncel / ÜZERİMİZDE HER CANIN HAKKI VARDIR / 26.05.2017

TARİH : 26.05.2017


ÜZERİMİZDE HER CANIN HAKKI VARDIR



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ibadet edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, sorumluluğunuz altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”(Nisâ, 4/36.)

Peygamberimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “Üzerinde nefsinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır. Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver!”(Tirmizî, Zühd, 63.)

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimize hamd-ü senalar olsun ki bizleri rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan bir Ramazan’a daha ulaştırdı. Bu akşam ilk teravihin coşkusunu hep birlikte yaşayacağız. Bu gece ilk sahurun huzurunu hep beraber tadacağız. Yarın ilk orucumuzun heyecanını duyacağız. Bir ay boyunca evimize misafir olacak Ramazan mektebini en güzel şekilde ağırlamaya çalışacağız.

Kardeşlerim!

Ramazan mektebinin talebeleri bütün müminlerdir. Bu mektep bizlere ubudiyeti, sabrı, şükrü ve nimetlerin kıymetini idrak etmeyi öğretir. Bu mektep, Rabbimize, birbirimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatır. Üzerimizde her canın hakkı olduğuna dikkatlerimizi çeker. Bu mektepten alacağımız en büyük ders orucumuzu, sahurumuzu, iftarımızı, teravihimizi ve bütün iyiliklerimizi birbirimizin hakkına riayet etmeye vesile kılabilmektir. Eş ve çocuklarımızın, anne-baba, komşu ve akrabalarımızın, işçimiz ya da işverenimizin haklarını gözeteceğimize dair sözümüzü yenilemektir. Yetimlerin, kimsesizlerin, ihtiyaç sahibi her bir yüreğin durumuna ilgisiz kalmayacağımızın kararlılığını pekiştirmektir.

Kardeşlerim!

Üzerimizde anne-babamızın hakkı vardır. Zira onlar, bizleri türlü meşakkatle dünyaya getirmişlerdir. Nice zorluğa göğüs gererek büyütüp hayata hazırlamışlardır. Öyleyse geliniz! Bu Ramazan ve her zaman anne-babamıza hayırlı birer evlat olalım. Hürmet ve merhametimizi onlardan esirgemeyelim.
Üzerimizde eşimizin, evladımızın hakkı vardır. Zira onlar, bizlere Allah’ın birer emanetidir. Hayatın yükünü beraberce paylaştığımız değerlerimizdir. Öyleyse geliniz! Eşimiz ve evladımıza sevgi, şefkat, ülfet ve muhabbetle davranalım. Yavrularımızı Rabbini, dinini, peygamberini, kitabını bilen, İslam’a ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirelim.

Kardeşlerim!

Üzerimizde akraba ve komşularımızın hakkı vardır. Zira onlar bizim için birer bereket vesilesidir. Öyleyse geliniz! Akraba ve komşularımızdan ilgiyi kesmeyelim. Onların sevinç ve üzüntülerini paylaşalım. Onları kalabalıklar içinde yalnızlığa terk etmeyelim.

Üzerimizde yetimlerin hakkı vardır. Zira onlar, bizim için birer imtihan vesilesidir. Öyleyse geliniz! Yetimlere sahip çıkalım. Ellerinden tutup onları hayata hazırlayalım. Gözlerinde oluşturacağımız en ufak bir ışıltının onlar için en büyük mutluluk, bizim için en kalıcı kazanım olduğunu unutmayalım.

Kıymetli Kardeşlerim!

Üzerimizde her insanın, her canın hakkı vardır.(Ebû Dâvûd, Tatavvû, 27.)Zira bu dünya bizim olduğu kadar, bizim dışımızdakilerindir. Öyleyse geliniz! Haklara duyarlı olalım. Unutmayalım ki; kendi hakkımızı ancak başkalarının hakkını koruduğumuz oranda koruyabiliriz. Başkalarının hakkına ne kadar riayet edersek, kendi hakkımıza da o kadar riayet edilmesini bekleyebiliriz.

Kardeşlerim!

Başkanlığımız, bu yıl Ramazan ayında, “Üzerinde Her Canın Hakkı Var, Bu Ramazan ve Her Zaman” başlığıyla hak kavramına dikkat çekecektir. Her geçen gün zayıflayan hak duyarlılığının Ramazan ayı vesilesiyle yeniden pekiştirilmesi için gayret gösterecektir. Bu duygu ve düşüncelerle mübarek Ramazan’ın milletimiz, İslam âlemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbimiz, bizleri haklara riayet eden ve haklarına riayet edilenlerden eylesin.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-06-17, 01:36 #128
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel /ORUCUN AÇLIĞI AÇGÖZLÜLÜĞÜ TEDAVİ EDER / 02.06.2017

TARİH : 02.06.2017


ORUCUN AÇLIĞI AÇGÖZLÜLÜĞÜ TEDAVİ EDER



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Bizleri müminler olarak bir kez daha Ramazan-ı Şerif’in rahmet ve mağfiret iklimine eriştiren Rabbimize hamd-u senalar olsun. Orucun bir mektep, ruhumuzu tamir eden bir dost olduğunu bizlere öğreten Rasul-i Ekrem Efendimize salat ve selam olsun.

Kardeşlerim!

Cenabı Hak heva ve heveslerine esir olan, hırs ve tamah girdabına sürüklenen insanoğlunacan alıcı şu soruyu sormaktadır: فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ “Gidişiniz nereye?” “Nereye gidiyorsun ey insan? Gittiğin yolun farkında mısın?” (Tekvir, 81/26.)
Şu mübarek Ramazan’da, bu Kur’an ayında bu soruyu bir kere daha kendimize sormalıyız. Bu soruyla silkelenip kendimize gelmeliyiz. Bu sualin cevabı üzerinde derin derin düşünmeliyiz.

Aziz Müminler!

Ramazan, bu soruya vereceğimiz cevapların yaşandığı en güzel zaman dilimlerinden biridir. Zira Ramazan, bize unuttuklarımızı hatırlatmaktadır. Bizi tefekküre davet etmektedir. Oruç, Kur’an, namaz, zikir, tövbe, sadaka ve dua ile Ramazan, ruhumuzu sükûnete erdirmektedir. Oruç, bizi imsakten iftara kadar aç bırakarak bütün kötülüklerin kaynağı olan başka bir açlığımızı, açgözlülüğü tedavi etmektedir. Bu kötülüklerin kaynağının Kur’an’daki karşılığı “tekâsür” dür. Yüce Rabbimiz, Tekâsür sûresinde bizlere bu hakikati şöyle ilan eder:

“Aç gözlülük yarışı, çoklukla övünme yarışı sizi, kabirlere varıncaya kadar oyaladı.”

“Hayır! Yakında bileceksiniz. Hayır, hayır! Elbette yakında bileceksiniz.”

“Hayır! Kesin olarak bir bilseniz.”

“And olsun, (eğer bu aç gözlülükten, çoklukla övünme yarışından vazgeçmezseniz) o cehennemi mutlaka göreceksiniz.”

“Yine and olsun onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.”

“Nihayet o gün size verilen bütün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.”
(Tekâsür, 102/1-8.)


Kardeşlerim!

Peygamber (s.a.s) Efendimiz bu sûreyi okuduğu bir gün, yanında bulunanlara dönüp her birimizin üzerinde düşünmemiz gereken şu soruyu yöneltmiştir: “İnsan, ‘Malım, malım!’ der. Ey âdemoğlu! Yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip (âhirette karşılığını almak üzere) önden gönderdiğinden başkası senin malın mıdır?” (Müslim, Zühd, 3.)

Kardeşlerim!

Tamahkârlık ve açgözlülük, insanın ve insanlığın maruz kaldığı bütün kötülüklerin kaynağıdır. Coğrafyamızda dökülen kanların, yaşanan acıların nedeni küresel güçlerin açgözlülüğü değil midir? Kâinatın dengesinin bozulmasının, tabiatın tahrip edilip çevrenin kirletilmesinin, bitki ve tohumların yapısı değiştirilerek insan neslinin geleceğiyle oynanmasının sebebi bu açgözlülükten başkası mıdır?

Kardeşlerim!

İşte böyle bir atmosferde her sene yüreklerimizi ve beldelerimizi aydınlatmak üzere gelen Ramazan ve oruç her türlü açgözlülüğümüzden, tutku ve tamahlarımızdan kurtulmamız için büyük bir fırsat sunmaktadır. Ramazan ve oruç, sahip olduklarımızın aslında bizim olmadığını, maddi ve manevi nimetlerin bir imtihan sebebi olduğunu bize hatırlatmaktadır. Dünyanın gelip geçici, ebedi ve kalıcı olanın ise ahiret olduğunu fark ettirmektedir. Ramazan bize paylaşmayı, oruç kanaati ve şükretmeyi öğretmektedir. Ramazan bize gerçek zenginliğin mal çokluğu değil, gönül tokluğu olduğunu talim etmektedir. Dünyada saadetin, ahirette kurtuluşun yolunun servet yığmaktan değil, gönül kazanmaktan, dua biriktirmekten geçtiğini duyurmaktadır.

O halde Kıymetli Kardeşlerim! Gelin tuttuğumuz oruçların ve diğer ibadetlerimizin bizi açgözlülükten kurtarıp kanaat ve şükür sahibi müminler yapmasına izin verelim. Gelin kalplerimizi Ramazana teslim edelim.

Kıymetli Kardeşlerim!

Ramazan sevincini yaşadığımız şu günlerde gelen şehadet haberleri millet olarak yüreklerimizi dağladı. Huzurlu bir Ramazan geçirebilmemiz, birlik ve beraberliğimiz, huzur ve dirliğimiz, değerlerimiz uğrunda evlatlarımız şehadete yürüdü. Aziz şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar niyaz ediyorum. Rabbimiz, şehitlerimizin ailelerine ve milletimize sabır ve metanet ihsan eylesin. Milletimizin başı sağolsun.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Mesajı son düzenleyen LastDuty ( 02-06-17 - 01:38 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-06-17, 14:43 #129
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel / KUR’AN AYINDA KUR’AN’LA BULUŞALIM / 09.06.2017

TARİH : 09.06.2017


KUR’AN AYINDA KUR’AN’LA BULUŞALIM



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir gün ashabına yatsı namazını kıldırmak üzere kucağında torunuyla birlikte Mescid-i Nebevi’ye gelmişti. Namaz esnasında secdelerden birini alışılmışın dışında uzatmıştı. Öyle ki ashab, Allah Resulü’ne bir şey oldu ya da vahiy indi diye düşünmeye başlamıştı. Nihayet namaz bitince sahabe-i güzin efendilerimiz, secdeyi neden uzattığını sordular. Rahmet Elçisi, şöyle cevap verdi: “Durum düşündüğünüz gibi değildir. Secdeye vardığımda sevgili torunum sırtıma çıkmıştı. Gönlü hoş olsun, düşüp canı incinmesin diye yere inmesini bekledim.”(Nesâi, Tatbik, 82)

Aziz Müminler!

Yüce Kitabımızın ifadesiyle yavrularımız, gözlerimizin nurudur. Kalplerimizin sürurudur. Onlar dünya hayatının süsüdür. Çocuklarımız, bizlere Allah’ın en önemli emanetlerinden biridir. Bu yüzden müminler olarak bizler, kulaklarına okuduğumuz ilk ezanla ciğerparelerimizi İslam’a çağırırız. Bu çağrıya fıtratıyla icabet eden her çocuk sevmeyi, inanmayı, güvenmeyi bizden öğrenir. Onların yaratılışını bozmadan ruhunu beslemek bize düşer. Onlara Rabbini ve Peygamberini tanıtmak, ibadet alışkanlığı kazandırmak, güzel ahlak aşılamak bizim görevimizdir.

Muhterem Cemaatimiz!

Kur’an-ı Kerim’i okumak, doğru anlamak ve en güzel şekilde yaşamak hepimiz için hayatın ana gayesi olmalıdır. Zira bizim kurtuluş reçetemiz Kur’an’dır. Bu Yüce Kitap, kendisine inanıp tabi olanları her iki cihanda da saadete ulaştırır. “En doğru yola iletir. İyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”(İsrâ, 17/9.)

Değerli Müslümanlar!

Kur’an’ın rehberliğinde yetişmeleri için çocuklarımızı küçük yaştan itibaren Kur’an’ın temel değerleriyle tanıştırmalıyız. Zira çocukların ruhları Kur’an’ın manevi sofrasına herkesten daha yakındır. Onların körpe zihinleri, masum yürekleri Kitabımızın mesajına herkesten daha açıktır. Ömürlerini Kur’an ile aydınlatmak ve bereketlendirmek istiyorsak, Ramazan bunun tam zamanıdır.

Kardeşlerim!

Bu mübarek ayda evlatlarımızın, Yüce Kitabımızla, Peygamberimizin örnek hayatıyla, ibadetlerle tanışmaları; cami, minber ve mihrapla buluşmaları için çok güzel bir fırsat başlıyor. Yaz Kur’an kurslarımız 12 Haziran’da açılıyor. “Kur’an ayında Kur’an’la buluşalım” çağrısıyla camilerimiz, kurslarımız göz aydınlığı çocuklarımızla bir kez daha şenlenecek. Unutmayalım ki çocuklarımızı Yüce Kitabımız ile buluşturmak, hem anne baba olarak görevimiz hem de evlatlarımıza bırakacağımız en büyük mirastır. Peygamberimiz (s.a.s), bu gerçeği şöyle dile getirmiştir: “Hiç bir anne baba çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”(Tirmîzi, Birr, 33.)

Kıymetli Kardeşlerim!

Geliniz! Allah’ın bizlere büyük bir nimeti olan çocuklarımızı Kur’an’ın rahmet yüklü mesajlarıyla buluşturalım. Geliniz! Yavrularımızın her zerresini ilimle, irfanla, edeple donatalım. Onları Kur’an’sız bırakmayalım. Gönüllerini, zihinlerini ve istikballerini Kur’an ile mamur edelim. Elinde Kur’an, göğsünde iman ile hayatına yön veren samimi Müslümanlar yetiştirmek için Ramazan’ı fırsat bilelim. Allah’ın Kitabına aşina olan, Allah’ın Resûlü’nü örnek alan, dinine ve milletine vefa ile bağlanan nesiller yetiştirmek için emek verelim. Bu mübarek ayda dünya semasına inen Kur’an’ı önce kendi gönüllerimize sonra da yavrularımızın gönüllerine indirelim.

Hutbemi Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Keriminde bizlere öğrettiği şu dualarla bitirmek istiyorum:

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle”(Furkân, 25/74.)
“Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”(İbrâhim, 14/40.)



Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-06-17, 14:44 #130
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel /ZEKÂT, KAZANCI ARTIRIR;FAİZ YOK EDER / 16.06.2017

TARİH : 16.06.2017


ZEKÂT, KAZANCI ARTIRIR;FAİZ YOK EDER



Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir gün “Helâk edici yedi günahtan kaçınınız!” buyurdu. Sahâbîler, “Yâ Resûlallah! Bu yedi günah nedir?” diye sordular. Resûlullah şu cevabı verdi: “Helak edici bu yedi günah, Allah’a şirk koşmaktır. Büyü yapmaktır. Allah’ın zarar vermeyi yasakladığı bir cana kıymaktır. Faiz yemektir. Yetimin malına el uzatmaktır. Düşmanla karşılaşınca savaştan kaçmaktır. İffetli mümin kadınlara zina iftirasında bulunmaktır.”(Buhârî, Vesâyâ, 23.)

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği her bir nimetin şükrü vardır. İnsan olarak yaratılışımızın şükrü imandır.Bedenimizin şükrü namazdır. Rızkımızın ve sağlığımızın şükrü oruçtur. Malımızın, varlığımızın şükrü zekâttır, sadakadır, fitredir.Bütün bunların genel adı ise infaktır.

Zekât, zenginlerin sahip olduğu malda Allah tarafından yoksullara verilen bir haktır. Varlıklı Müslümanın muhtaç ve yoksul kardeşine uzattığı yardım elidir.Sadaka, hem Rabbimize hem de kardeşlerimize karşı samimiyet ve sadakatin tezahürüdür. Hâsılı Allah yolunda infak, nimetlerin, zenginliğin Allah’ın bir emaneti olduğunun bilincinde olmaktır. Geçici dünya malını, ebedi kılabilmenin adıdır. Aynı zamanda müminler arasındaki kardeşlik hukukunu derinden kavramak, en güzel şekilde yaşamak ve yaşatmaktır.

Değerli Cemaatimiz!

Yüce dinimiz İslâm, zekât ve sadakayı emrederken faizi yasaklamıştır. Faiz, haksız yoldan, emek sarf etmeden, alın teri dökmeden kazanmaktır. Rabbimiz, faizin esiri olmuş kişilerin ibretlik akıbetini Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir:



“Faiz yiyenler, (kabirlerinden) şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar.”



“Bu durum, onların, ‘Alışveriş de faiz gibidir’demelerinden dolayıdır.”



“Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.”(Bakara, 2/275.)



Kardeşlerim!

Allah yolunda infak, kişiye cennetin anahtarını kazandırır. Faiz ise kişiyi Allah’ın gazabına, büyük bir hüsrana götürür. Zira infak, Allah rızası uğrunda varlığı paylaşmaktır. O’nun yolunda fedakârlıkta bulunmaktır. Faiz ise, alın terinin kutsal olduğu inancını yitirmektir.

Kıymetli Müminler!

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:



“Allah, faizden elde edilen malı mahveder. Sadakaları ise artırır, bereketlendirir. Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.” (Bakara, 2/276.)

Rabbimizin bu âyeti bizlere göstermektedir ki; infak, malı azaltıyor gibi görünse de aslında kat kat artırır, bereketlendirir. Faiz, malı artırıyor gibi görünse de aslında azaltır ve bitirir(İbnMâce, Ticâret, 58). Günümüzde yaşanan nice iflaslar, buhrana sürüklenen nice aileler, zayi edilen nice emekler haksız kazanç olan faizin bir sonucu değil midir?

Muhterem Müslümanlar!

O halde geliniz! Sevdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayarak iyilerden olmanın yollarını arayalım. Zekât, sadaka ve fitremizle Allah’a olan sadakatimizi pekiştirelim. Ramazanımızı, ömrümüzü maddi ve manevi paylaşımlarımızla bereketlendirelim. Başta faiz olmak üzere her türlü haksız ve haram kazançtan sakınalım.

Kardeşlerim!

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayının sonuna doğru yaklaştığımız şu günlerde ayrılığın hüznü yüreklerimizi kapladı. Mübarek Ramazan ayı, ayrılmadan önce bizlere bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini hediye ediyor. Önümüzdeki Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece her yıl kadrimizi yüceltmek üzere gelen Kadir gecesini idrak edeceğiz.

Geliniz! Hayat kitabımız olan Kur’an’ın inmeye başladığı bu geceyi, kendimizi muhasebe edebileceğimiz, günahlarımızdan af ve mağfiret dileyeceğimiz bir fırsat olarak değerlendirelim.

Bu vesileyle, Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum. Bu mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.





Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-06-17, 14:44 #131
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel /ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK / 23.06.2017

TARİH : 23.06.2017


ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK



Gönüllerindeki imanla bu güzel mabedi dolduran mümin kardeşlerim! Cumanız mübarek olsun.


Aziz Müminler!

Bugün hem sevinçliyiz, hem de hüzünlüyüz. Sevinçliyiz. Çünkü doya doya Ramazan medeniyetini yaşadık. Ramazan mektebinin talebeleri olarak bayrama yaklaştık. Hüzünlüyüz. Çünkü her sene bize Kur’an’ı yeniden getiren, bizi orucun takvasıyla, iftarın sevinciyle, sahurun bereketiyle buluşturan, unuttuklarımızı hatırlatan Ramazan’ı Şerif’e elveda diyoruz. Şehirlerimizi, sofralarımızı ve gönüllerimizi bir ay boyunca zenginliği ve cömertliği ile donatan rahmet ayı işte gidiyor.Cenab-ı Hak, bizleri Ramazan’ın haklarında en güzel şekilde şahitlik yaptığı kullarından eylesin. Bizleri imanla, ilimle, hikmetle bayrama ve nice Ramazanlara kavuştursun.

Değerli Müminler!

Rahmet ve mağfiretiyle gönüllerimizi Allah’a ulaştıran, fazilet ve bereketiyle ruhlarımızı coşturan bu eşsiz zaman diliminde oruç tuttuk.Uzun yaz günlerinde açlık ve susuzlukla sınandık. Her türlü arzu ve iştaha karşı “Ben oruçluyum” dedik. Sabır imtihanından geçtik. Kötülüklere karşı zihnimize, elimize, dilimize, hâsılı kendimize sahip çıktık. Oruç tuttukça şefkat ve merhameti kuşandık. Yoksulun, muhtacın halini bir kez daha anladık. Az ile yetinmenin değerini daha iyi kavradık. Gönüllere şifa veren, inananları iki dünyada huzura kavuşturan, hidayet rehberimiz Kur’an’ı okuduk; anlamaya ve yaşamaya çalıştık.

Kıymetli Cemaatimiz!

Ramazan’da;



“Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.” (’la, 87/14-15)

âyeti gereği gece ve gündüz kıyamlara durduk.Acizliğimizin itirafı içerisinde miracımız olan namazlarımızla Rabbimizin huzuruna çıktık. Aynı gaye etrafında toplanarak, aynı şuur ile saf tutarak teravih namazları kıldık. İftar anındaki şükür ve dualarımızla, sahur vaktindeki tövbe ve istiğfarlarımızla günah yüklerinden arınmaya çalıştık.


“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz.”(Âl-i İmran, 3/92.)

âyetinin bilinciyle zekâtımızla, fitremizle, sadakalarımızla, iftar sofralarımızla yoksul ve muhtaç kardeşlerimize yardım eli uzattık. Komşumuza, yetimlere, kimsesizlere gönüllerimizi açtık. Paylaşmanın, dayanışmanın, Allah rızası için karşılıksız vermenin mutluluğunu yaşadık.

Ramazan, bizler için bir aylık bereketli bir mektep oldu. Bizleri bir maneviyat eğitimine tabi tuttu. Hayatımızı disipline etmeyi öğretti. Kardeşlik, birlik, beraberlik duygularımızı pekiştirdi. Geride bıraktığımız ömrümüzümuhasebe, istikbalimizi tekrar gözden geçirmeimkânı sağladı.

Aziz Müminler!

Bugünlerde veda edecek olan rahmet ayı Ramazan, bizlere öğrettiği bütün bu güzelliklere her daim sahip çıkmamızı istiyor. Öyleyse geliniz! Yüce Rabbimizin, “Ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et”(Hicr, 15/99.) emri gereğince imtihanın son anına kadar görev ve sorumluluklarımızı yerine getirelim. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Allah’a en sevimli gelen amel, az da olsa devamlı olandır.”(Buhâri, Rikâk, 18.) hadisi gereği Allah’ın rızasını kazanmak için her an gayret edelim. Rabbimize, kendimize ve birbirimize karşı samimiyeti elden bırakmayalım.Ramazanın kazandırdığı güzellikleri yıl boyunca yaşayalım, yaşatalım. Ramazan’ın bizlere sunduğu cömertlik karşısında bizler de ömrümüzü Ramazan kılalım.

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemi bitirmeden önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Her yıl yaşadığımız trafik kazaları, bayramların huzur ve sevincini acı ve hüzne dönüştürüyor. Bu kazalarda nice kardeşimiz can veriyor. Nice aileler yok oluyor. Nice anne-babalar, evlatlar, yakınlar, gözü yaşlı, boynu bükük kalıyor. Nice ümitler, nice istikballer sönüyor. Bu noktada bütün kardeşlerimizi trafik kurallarına uymaya, sabırlı ve dikkatli davranmaya, birbirimizin hak ve hukukunu korumaya davet ediyorum. Yüce Rabbimiz, bayram yolculuğuna çıkacak bütün kardeşlerimizin sağ salim gidip yuvalarına dönebilmelerini nasip etsin. Bizleri her türlü kaza, bela ve musibetten muhafaza eylesin.

Hutbemizi Resûlullah Efendimiz (s.a.s)’in şu duası ile bitirmek istiyorum:

“Allah’ım! Bizi bağışla! Bize merhamet et! İbadetlerimizi, hayır ve hasenatımızı, dualarımızı kabul eyle! Bizi cennetine koy, cehennem azabından koru! Bütün işlerimizi ıslah eyle.” (İbnMâce, Dua, 2)


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-06-17, 14:44 #132
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel / RAMAZAN BAYRAMI / 25.06.2017

TARİH : 25.06.2017


RAMAZAN BAYRAMI



Bayram Sevinci İle Bu Mabedi Dolduran Aziz Kardeşlerim!
Bayramınız mübarek olsun.



Aziz Müminler!

Bizler bu bayrama nice günlerden, nice iftarlardan, nice sahurlardan sonra geldik. Bir ay oruç tuttuktan sonra neşenin, sevincin, huzurun eşiğine vardık.
Hep birlikte aynı sofranın etrafında, aynı bekleyişin yolcusu olduk. Sevindik, sevindirdik, sevindirildik. Topluca aynı sevinçleri yüreklerimizde paylaştık. Müslümanlar olarak aynı çaresizliklerin, aynı kederlerin halkası olduk. Bütün farklılıklarımızı unuttuk. Bir olduk, birlik olduk. Her akşam iftarı hak ettiğimiz gibi bugün de bayramı hak ettik.

Muhterem Müslümanlar!

Bu bayram, huzur ve esenliğin bayramıdır. Bu bayram, Allah’a gönülden teslim olmuş müminlerin bayramıdır.
Bu bayram, yaratılış gaye ve hikmetine uygun bir hayat yaşamanın bayramıdır. Bu bayram, Kur’an ile yenilenmenin bayramıdır. Bu bayram, imsak ile dizginlenen nefislerin mükâfatı olarak nimetlerin ikrama dönüştüğü iftarın bayramıdır.

Bu bayram, yokluğu, açlığı ve susuzluğu hissederek, sahip olduğumuz nimet ve kazanımları başkasıyla paylaşmanın bayramıdır. Bu bayram, dayanışmanın, yardımlaşmanın, arınmanın, karşılıksız vermenin bayramıdır.

Bu bayram, yeryüzünü ifsat edenlerin değil, ıslah edenlerin, felaha erenlerin bayramıdır. Bu bayram, Rabbimizin “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”(Âl-i İmrân, 3/103.) emrine uyarak her türlü fitne, fesat ve tefrikanın karşısında duranların bayramıdır.

Kardeşlerim!

Geliniz! Bugün, aynı sofrada sevindiğimiz gibi, aynı kıblede buluştuğumuz gibi, aynı Peygamber’de birleştiğimiz gibi, aynı Kitab’a inandığımız gibi kardeş olalım. Bizi birbirimize düşürmek isteyenleri utandıralım, ayağımıza dolanan bütün tuzakları bozalım.

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Müminler, bir binanın yapı taşları gibidir. Onlar, birbirlerinin hayata tutunmasını temin ederler.”(Buhârî, Salât, 88.) hadisi gereğince birbirimizi tutalım. Birbirimize tutunalım. Kardeşliğimizi pekiştirelim. Birbirimize kol kanat gerelim. Şehirlerimizi huzurun, kardeşliğin şehirleri yapalım. Farklılıklarımızı hoş görelim.

Kardeşlerim!

Geliniz! Ecdadımıza lâyık evlat olmak için çalışalım. Bu gök kubbenin altında insanlığın bayram ümidi olduğumuzu unutmayalım. Yeryüzünde kimsenin burnu kanamasın diye çırpınalım. Başkalarının kurtuluşu için dua edelim.

Geliniz! Yüreklerin en ağır yükü olan küslüklere son verelim. Bayram sevincini içimizde hissedelim. Bayram coşkusunu gönüllerden gönüllere, evlerden evlere, şehirlerden şehirlere taşıyalım.

Geliniz! Yetimlerin, gariplerin, kimsesizlerin tebessümü ile bayramlarımıza tat katalım. Bayram yapamayanlara bayram yaptıralım. Hastane köşelerinde şifa bekleyenlerin gönüllerini alalım. İslam beldelerinde zorda, darda ve sıkıntıda olan kardeşlerimize dua edelim.

Geliniz! Cennet vatanımız için canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi ve geçmişlerimizi rahmetle yâd edelim. Bu sabahı bize bayram eden, günümüzü rahmetine garkeden Rabbimizin hatırını, cümle hatırların üzerinde tutalım.

Aziz Kardeşlerim!

Bayramımız yeni bayramlar doğursun. Sevincimiz yeni sevinçlerin toprağı olsun. Mutluluğumuz dünyanın dört bir yanındaki acılara teselliler sunsun. Soframızdan açlar doysun. Elimizden susuzlar hep suya kansın. Birliğimiz, huzur ve muhabbetimiz daim olsun. Bayramımız mübarek olsun.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-06-17, 14:45 #133
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri / ALLAH’IN SIKI TUTULMASINI EMRETTİĞİ BAĞ:SILA-İ RAHİM / 30.06.2017

TARİH : 30.06.2017


ALLAH’IN SIKI TUTULMASINI EMRETTİĞİ BAĞ:SILA-İ RAHİM



Hayırlı Cumalar Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:“…Adını anarak birbirinizden talepte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, hepinizi görüp gözetmektedir.”(Nisâ, 4/1.)

Peygamberimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “…Allah’a ve âhiret gününe inanan, akraba ilişkilerini sıkı tutsun…”(Buhârî, Edeb, 85.)

Muhterem Müslümanlar!

Sahabeden biri Peygamberimize gelerek, “Ey Allah’ın Resulü! Ben akrabamla ilişkilerimi sıcak tutmaya çalışıyorum, onlarsa beni arayıp sormuyorlar. Onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar.”dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s), o sahabiye, akrabalarına her şeye rağmen güzel davranmaya devam ettiği sürece Allah’ın yardımının kendisiyle olacağını bildirdi. (Müslim, Birr, 22.)

Aziz Müminler!

Sıla-i rahim;ailemizle, akrabamızla, komşularımızla ilişkilerimizi sürdürmek için önemli bir vesiledir. Sıla-i rahim,akrabamızla ilgilenmektir. Onların sevinçlerini, kederlerini paylaşmaktır. Birbirimize güvenli bir liman olmaktır. Darda kaldıklarında yakınlarımızın yardımına koşmaktır. Düştükleri vakit ellerinden tutup onları kaldırmaktır. Dünyanın türlü hengâmesinde bitap düşen zihinlerimizi, gönüllerimizi birbirimizin şefkat, merhamet ve muhabbetiyle rahatlatmaktır.

Kardeşlerim!

Başta anne-babamız olmak üzere bütün yakınlarımızlailgilenmemiz, Rahman’ın merhametine ulaşmamıza bir vesiledir. Rabbimiz, Resulü’nün diliyle bir kutsi hadiste şöyle buyurmaktadır: “Ben Rahman’ım. Akrabalığı ben var ettim. İsimlerimden birini ona verdim. Yakınlarıyla ilgilenip akrabalığın hakkını verene lütufta bulunurum. Akrabasıyla ilişkisini kesenden ben de rahmetimi keserim.”(EbûDâvûd, Zekât, 45)

Aziz Kardeşlerim!

Hepimiz bu dünyada gurbetteyiz. Gurbetin hüznü, birbirimize uzattığımız yardım eliyle hafifler. Sılanın sevinci gurbetin zorluğunu azaltır. Bizler, gurbetimiz olan bu dünyada birbirimize ülfet ve muhabbetle muamele edersek Rabbimiz de kıyamet günü bizlere merhametiyle muamele eder. Bizler bu gurbette birbirimize şefkat, merhamet ve samimiyetimizi ikram edersek Rabbimiz de ebedi yurdumuz olan âhirette bizlere tükenmeyen cennet nimetlerini lütfeder.

Kardeşlerim!

Öyleyse geliniz! Rabbimizin rızasını kazanabilmenin şartlarından biri olan sıla-i rahme özen gösterelim. Anne-babamızın, eş ve evladımızın gönlünü hoş tutalım. Yakın-uzak akrabamızla, komşularımızla ilişkilerimizi ihmal etmeyelim. Her biri bizim için bir değer olan yakınlarımızıgurbetin soğukluğuna terk etmeyelim. Hayatın koşuşturması içerisinde farkında olmadan gönüllerimiz arasına duvar örmeyelim. Uzakları yakın eylemek için Ramazan’ın ve bayramın gölgesinde geçirdiğimiz şu günleri fırsat bilelim.

Unutmayalım ki; asıl sıla-i rahim, sormayanı sorabilmektir. Aramayanı arayabilmektir. Gelmeyene gidebilmektir. Zira asıl yücelik, yalnızca iyiliğini gördüklerimize değil, görmediklerimize de iyilik edebilmektir.(Buhârî Edeb, 15)

Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, bizleri sıla-i rahim bilincinde olanlardan, akrabalık hak ve hukukuna riayet edenlerden eylesin.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-07-17, 06:16 #134
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb C: Cuma Hutbeleri Güncel / SALÂLARIN ŞAHİT OLDUĞU DİRENİŞ: 15 TEMMUZ /14.07.2017

TARİH : 14.07.2017


SALÂLARIN ŞAHİT OLDUĞU DİRENİŞ: 15 TEMMUZ



Aziz Müminler!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Müminler yalnızca Allah’a güvenip tevekkül etsinler.” (Mâide, 5/11.)

Kardeşlerim!

Aslında bu âyet, Hendek Savaşı’nda Yüce Allah’ın, İslâm ordusunu melekleriyle nasıl teyit ettiğini, nasıl desteklediğini bildirmek için nazil olan bir ayettir. Ancak Allah’ın bu vaadi, tarihin nice dönüm noktalarında tahakkuk etmeye devam etmiştir. Allah’ın bu vaadi Malazgirt’te, Çanakkale’de gerçekleşmiştir. Sakarya’da, Dumlupınar’da tahakkuk etmiştir. Ve biz millet olarak bundan bir yıl önce 15 Temmuz’da Allah’ın bu vaadinin gerçekleştiğine yeniden şahit olduk. O gece ülke ve millet olarak büyük bir ihanet ve işgal teşebbüsüne maruz kaldık. Bu karanlık gecede Allah’ın lütuf ve rahmetini, yardım ve inayetini bizlerden esirgemediğini bir kez daha müşahede ettik. Bunun için 15 Temmuz’un sene-i devriyesinde millet olarak bize düşen en önemli vazife, Allah’ın lütuf ve inayetini, rahmet ve nusretini asla unutmamaktır. Bu büyük badireyi omuz omuza atlatmış müminler olarak üzerimize düşen, Yüce Rabbimize olan hamdimizi, senamızı, şükrümüzü, secdemizi hiçbir zaman eksik etmemektir.

Aziz Kardeşlerim!

Hiçbir zaman unutmamamız gereken bir gerçek de yeryüzünde bize umut bağlamış mazlum, mahrum ve mağdur kardeşlerimizin o gece gözyaşları ile yaptıkları dua ve yakarışlarıdır. O gece hepimiz şahit olduk ki Gazze’den Saraybosna’ya, Kerkük’ten Somali’ye, Sudan’dan Pakistan’a, Asya’nın steplerinden Afrika’nın uçlarına kadar dünyanın bütün mazlumları, mağdurları, mahrumları, muhacirleri, göçmenleri milletimize dua ettiler. “İslâm ümmetinin son kalesi düşmesin” diye secdeye kapanarak gözyaşı döktüler. O gece Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in “Müminler, bir binanın yapı taşları gibidir. Onlar, birbirlerinin hayata tutunmasını temin ederler.”(Buhârî, Salât, 88; Müslim, Birr ve Sıla, 65.) hadis-i şerifinin anlamını hep birlikte yaşadık.

Kıymetli Müslümanlar!

Zihinlerimizde her daim canlı tutmamız gereken diğer bir hakikat, o gece genciyle-yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle milletimizin devletiyle el ele vererek gösterdiği birlik, beraberlik ve dayanışma ruhudur. 15 Temmuz’da hepimiz şahit olduk ki aziz milletimiz, devlet büyüklerimizin çağrısıyla kendi vatanını, hakkını, hukukunu, özgür iradesini, istiklal ve bağımsızlığını savunmak için dilinde tekbir, kulağında salâ sesleri, kalbinde şehadet arzusuyla meydanlara akın etti. O gece aziz milletimiz, İstiklal Marşımızın “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım/Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım” dizelerinde ifade edilen o muazzam ruhu bütün dünyaya bir kere daha gösterdi. Bilhassa gençlerimizin “bismillah” diyerek abdestlerini alması, “şehadet getirerek” evlerinden ayrılması, “Allahu Ekber” nidalarıyla yollara düşmesi, milletimizin istikbali açısından en büyük umut olmuştur.

Kardeşlerim!

Daima hatırlamamız gereken bir başka husus, o gece minarelerde yankılanan salâların millet olarak bizi dimdik ayakta tuttuğu, manevi duygularımızı, ortak bilinç ve irademizi harekete geçirdiği gerçeğidir. Salâlar, bir milletin yeniden şahlanmasının, değerleri etrafında kenetlenmesinin şahidi olmuştur. Zira bizi millet yapan ve o gecenin karanlığından aydınlığa çıkaran en büyük gücümüz, Allah’a olan sarsılmaz imanımızdır. O’ndan gayrı hiçbir güce boyun eğmeme irademizdir.

Aziz Müminler!

Zihinlerimizden asla çıkartmamamız gereken diğer bir husus da, o gece maruz kaldığımız ihanet ve işgal teşebbüsünün din kisvesi altında yapılmasıdır. 15 Temmuz gecesinde şahit olduk ki suret-i haktan görünerek 40 yıl boyunca bu milletin dinini, imanını, değerlerini, duygularını, zekât, sadaka ve yardımlarını istismar eden bir ihanet şebekesi, milletimizin varlığına kast etti. Milletin çocuklarını çalarak birkaç nesli heba eden bir nifak hareketi, müstevlilerin emelleri doğrultusunda ülkemizin bekasını hedef aldı. Bu ihanet girişimi bir kez daha gösterdi ki, bizlere düşen vazife, yüce dinimizi sahih kaynaklardan öğrenmektir. İslâm’ı Kur’an ve sünnetin rehberliğinde en güzel şekilde yaşamaktır. Tarih boyunca medeniyetler kuran ana yoldan sapmamaktır. Din gibi yüce bir hakikati şahıslar üzerine bina etmemektir. Bu tür ihanet ve kötülüklere bir daha maruz kalmamak, maslahat rengine bürünmüş mefsedet hareketlerine boyun eğmemek için bilgi ve hikmet yolundan ayrılmamaktadır.

Kardeşlerim!

Son olarak unutmamamız gereken bir hakikat de değerlerimiz uğruna can veren aziz şehitlerimizi, yaralarını bir istiklal madalyası gibi bedenlerinde taşıyan gazilerimizi her daim minnet ve şükranla anmaktır.

Cenab-ı Hak, şehitlerimize rahmet eylesin!
Onları Bedir, Uhud ve Hendek şehitleriyle, Malazgirt, Çanakkale ve Sakarya şehitleriyle buluştursun.
Bütün gazilerimize ecir, mükafat ve şifa ihsan eylesin!
Bizleri de, onların yollarından ayırmasın!



Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-07-17, 15:16 #135
LastDuty LastDuty çevrimdışı
Lightbulb Cuma Hutbeleri Güncel / YARATAN, YAŞATAN, HİDAYET VEREN ALLAH’TIR /28.07.2017

TARİH : 28.07.2017


YARATAN, YAŞATAN, HİDAYET VEREN ALLAH’TIR



Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Peygamberimiz (s.a.s)’in olanca çabasına rağmen Mekke müşrikleri, batıl inançlarından, insan onur ve haysiyetiyle bağdaşmayan alışkanlıklarından bir türlü vazgeçmemişlerdi. Tevhid inancını, Allah’tan başka ilah olmadığı gerçeğini kabule yanaşmamışlardı. Bir gün Peygamberimize gelerek “Bize Rabbini tanıt!” dediler. Bunun üzerine Yüce Rabbimiz, tevhid inancını özlü bir şekilde anlatan, kendisini insanlığa en güzel şekilde tanıtan ihlas suresini indirdi ve şöyle buyurdu:



“De ki: ‘O, Allah birdir.’ ”

“O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O’na muhtaçtır.”

“Onun çocuğu yoktur. O, doğmamıştır.”

“Hiçbir şey O’na denk değildir.”(İhlâs, 112/1-4)

Aziz Müminler!

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim, baştan sona bizlere Rabbimiz Allah’ı tanıtan bir kitaptır. O’na imanı, teslimiyeti, ibadeti öğreten; insanca bir hayatın, huzura ulaşabilmenin yollarını gösteren hidayet rehberidir. İşte bugünkü hutbemizde bizlere Rabbimizi en güzel şekilde tanıtan Şuarâ Suresi’nin âyetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Muhterem Müminler!

Yüce Rabbimiz,



buyuruyor.

Yani Rabbimiz, yaratan ve hidayet verendir. Peygamberleri ve kitapları aracılığıyla bizlere sırat-ı müstakimi, dosdoğru yolu gösterendir. Bizlere düşen, bu yolun yolcusu olmaktır. Kötülüklerden uzak durmak ve gücümüz nispetinde iyiliği yeryüzünde yaymaktır.

Rabbimiz,



buyuruyor.

Yani yediğimiz her bir lokmayı, içtiğimiz her bir damla suyu bizlere lütfeden Allah’tır. Bizlere düşense her daim helal rızık peşinde koşmaktır. Her nimetin, her türlü imkânın Rabbimizin birer emaneti olduğunu unutmamaktır. Varlığı da darlığı da imtihan vesilesi olarak görebilmektir. Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu gibi “Her hâl ve durumda Allah’a hamdolsun”(Ebû Dâvûd, Edeb, 97, 98.) diyerek şükredebilmektir.

Yüce Rabbimiz,



buyuruyor.

Yani Allah, hastalıkların şifasını verendir. Dertlerin devasını lütfedendir. Çaresizlere çare, ümitsizlere ümit O’dur. Bizlere düşen, sıkıntılarımız ve çaresizliklerimiz üzerinden inancımızı, duygularımızı, samimiyetimizi istismar etmek isteyenlere asla fırsat vermemektir. Sadece Rabbimizin rahmetine sığınmaktır. Yalnızca O’na dayanıp güvenmektir. Birer imtihan olduğu bilinciyle hastalıklara, musibetlere sabır, metanet ve tevekkülle göğüs germektir.

Aziz Kardeşlerim!

Rabbimiz,




buyuruyor.

Yani, hayatın da ölümün de yegâne sahibi Allah’tır. Bu hayatı veren de vakti geldiğinde alacak olan da O’dur. Rabbimiz, ölümümüzden sonra bizleri yeniden diriltecektir. Yapıp ettiklerimizin hesabını soracaktır. Herkese hak ettiğinin karşılığını eksiksiz verecektir. Bizlere düşen, son nefesimize kadar imanımıza sadık kalmaktır. Ömrümüzü salih amellerle bereketli kılmaktır. Ölüme ve hesap vaktine her daim hazır olmaktır.

Allah,



buyurarak daima rahmetini ummamızı istiyor. Zira O, imanına sadık kalanları, kendisine gönülden teslim olanları asla mahcup etmez. Bizlere düşen, günahta, yanlışta ısrar etmemektir. Acziyetimizin itirafı olan tövbelerimizle, nedametimizin tezahürü olan istiğfarlarımızla Rabbimizin et-Tevvâb ismine sığınmaktır. Bizlere ebedi kurtuluş vadedenlere itibar etmemektir. Kurtuluş beratımızın Kur’an’ın rehberliğinde, Peygamberimiz (s.a.s)’in örnekliğinde geçirilen bir ömür neticesinde sadece Rabbimizin rızasına bağlı olduğunu unutmamaktır. (Şuarâ, 26/78-82.)

Kardeşlerim!

Hutbemizi Şuarâ Suresi’nde Hz. İbrahim’in dilinden bizlere öğretilen şu dua ile bitirmek istiyorum:

“Ey Rabbimiz! Bizlere katından hikmet bahşet!
Bizleri salih kimseler arasına kat!
Ardımızdan gelecek nesiller arasında bizleri iyilik ve doğrulukla anılanlardan kıl!
Bizleri naîm cennetinin varislerinden eyle!
İnsanların diriltilecekleri gün bizleri rezil-rüsva etme Allah’ım!”


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-08-18, 18:50 #136
Börü Börü çevrimdışı
Varsayılan C: Cuma Hutbeleri Güncel • BEDENİ VE RUHU ESİR ALAN KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR • 2016

10.08.2018 - KURBAN, ALLAH’A YAKINLAŞMA VESİLESİDİR

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz kurbanlarımız hakkında şöyle buyuruyor: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. O’na ulaşacak olan sadece sizin takvânızdır…”
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Âdemoğlu kurban bayramı günü Allah’a kurban kesmekten daha sevimli gelen bir amel işleyemez…”

Kıymetli Müslümanlar!
Hz. Âdem’den bu yana devam eden kurban uygulaması, bizi Allah’a yakınlaştıran ibadetlerden biridir. Kurbanın anlamı sadece bayram günlerinde hayvan kesmek değildir. Aksine kurban; sadakatin, Allah’a itaat ve teslimiyetin göstergesidir. Gerektiğinde malımızı, canımızı ve bütün varlığımızı Allah yolunda feda etmenin sembolik bir ifadesidir. Bizler, her kurban bayramında, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenâb-ı Hakk’a mutlak teslimiyetlerinin hâtırasını tazeleriz. Hayatımızın böyle bir iman, teslimiyet ve samimiyet üzerine inşa edilmesi gerektiğini yeniden hatırlarız.

Kardeşlerim!
Kurban, her şeyden önce Rabbimizin rızasını kazanmak ümidiyle eda ettiğimiz bir ibadettir. Meşruiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık...” Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de hicri ikinci yıldan itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kesmiştir.

Muhterem Müslümanlar!
Kurban; Mümine Allah rızası uğrunda paylaşma, ihtiyaç sahibine el uzatma alışkanlığı kazandırır. Onu cimrilikten, dünya malının esiri olmaktan kurtarır. Komşuları, akrabaları, dostları hâsılı bütün müminleri birbirine bağlar ve kaynaştırır. Bizi, binlerce kilometre uzaktaki kardeşlerimizle yakınlaştırır, bütünleştirir, ümmet olmanın şuuruna erdirir.

Kurban; tokluğa hasret kalmış insanların sofrasına bir nebze de olsa katkı sunabilmektir. İnancı ne olursa olsun, muhtaç olan herkesin imdadına koşmaktır. Mazlumların sevincine, bayram neşesine vesile olmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinde, adını dahî duymadığımız diyarlarda yaşayan, hiç görmediğimiz, tanımadığımız din kardeşlerimize uzattığımız bir iyilik elidir. Onlara bir kurban etinden ziyade ümit, güven ve muhabbet takdim edebilmenin adıdır.

Kardeşlerim!
Kurbanımızı paylaşmak bizim için ebedi mutluluğu ve huzuru elde etmenin kapısını aralar. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de, kurbanlarımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmanın bizi gerçek anlamda kazançlı kılacağını haber vermiştir. Bir defasında, kestiği koyundan geriye ne kadar et kaldığını sormuş, Hz. Âişe validemizin kendilerine sadece bir kürek kemiği kaldığını söylemesi üzerine “Ey Âişe! Desene bir kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu” buyurmuştur.

Aziz Müminler!
Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Diyanet Vakfı ile birlikte çeyrek asırdır yurtiçi ve yurtdışında vekâlet yoluyla kurban kesim organizasyonu düzenlemektedir. Fedakâr ve cömert milletimizin emaneti olan kurbanlar, İslami usullere uygun şekilde kesilerek ülkemizdeki ve dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimize ulaştırılmaktadır. “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” şiarıyla başlattığımız bu yılki vekâletle kurban organizasyonuna bağışlar Arefe günü akşamına kadar devam edecektir.

Kardeşlerim!
Biz inanıyoruz ki, verdiğimiz bir hisse kurban, binlerce belki milyonlarca dua olarak aziz milletimize geri dönmektedir. Yetimlere, gariplere, şehrin en ücra köşesindeki kimsesizlere, kamplardaki mültecilere gönül sofraları kurmak için biz de bu hayır kervanına katılalım. Bizden yardım bekleyen ümmeti yalnız bırakmamak için bu muhabbet yolculuğuna destek olalım.
Hutbemi Allah Resulü (s.a.s.)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum. “Kim bir Müslüman’ın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah da dünya ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır…”


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Hac, 22/37.
Tirmizî, Edâhî, 1.
Hac, 22/34.
Tirmizî, Edâhî, 11.
Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 33.
Ebû Dâvûd, Edeb, 60.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-01-19, 10:56 #137
MuteliMutefekkir MuteliMutefekkir çevrimdışı
Varsayılan HAFTANIN HUTBESİ – Müslümanlar İlim ve Medeniyetin Öncüleridir.

[IMG][/IMG]
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-19, 09:17 #138
MuteliMutefekkir MuteliMutefekkir çevrimdışı
Varsayılan C: CUMA HUTBELERİ • Güncel - 2019

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-01-19, 16:46 #139
MuteliMutefekkir MuteliMutefekkir çevrimdışı
Varsayılan C: CUMA HUTBELERİ • Güncel - 2019

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-03-19, 07:52 #140
MuteliMutefekkir MuteliMutefekkir çevrimdışı
Varsayılan C: CUMA HUTBELERİ • Güncel - 2019

  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
hutbesi, ilim, medeniyetin, müslümanlar, öncüleridir

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 21:59
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018