Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 24-09-17, 18:04 #1
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan Hadisler ve ayetler


HADİSLER VE AYETLER

Efendimiz(sav) şöyle buyurdu
"Onlar, daha önce kendilerıne kitap verilen ve zaman geçtikçe kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi"

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular "Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cenazede kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki göz yaşlarıyla toprak ıslandı. Sonra da: "Ey kardeşlerim İşte (başımıza gelecek) bu ölüm hadisesi için iyi hazırlanın" buyurdular."

Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular "Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu ateşe haram etmesin!"

"Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular "Ameller kapta bulunan madde gibidir. En aşağı dipteki kısım güzelse en yukarı üst kısım da güzel olur; en aşağısı bozulursa en üstü de bozulur."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular "Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca edebine uygun kılar kimsenin görmediği durumda kılınca da edebine uygun kılarsa, Allah Teâla hazretleri ibadetinden memnun kalır ve Bu gerçek kulumdur" der."

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi itidal üzere yapın, ifrattan kaçının.sizden hiç kimseyi ameli kurtaracak değildir."Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."

Resülullah (S.a.v) ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi:Allah Teâla Hazretleri uyumaz, zaten O'na uyku yakışmaz. tartıyı, rızkı indirir ve kaldırır. Geceleyin yapılan amel, gündüzleyin yapılandan önce; gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah'a yükseltilir. O'nun hicâbı nurdur. Eğer perdeyi açacak olsa, veçhinin sübuhâtı, basarının ihâta ettiği bütün mahlükatını yakardı."Müslim, İmân 293 (179).

"Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın."
"...zira Allah Adem'i kendi sûretinde yaratmıştır."
Buhari, Itk 20; Müslim, Birr, 112, (2612).



"Resülullah (S.a.v) şu duayı çok yapardı:
"Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):"Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."Tirmizi, Kader 7, (2141).

"Resulullah (S.a.v) Hiç şüphesiz Allah size emânetleri ehline teslim etmenizi ve hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür" (Nisa 58).

"Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki:
"İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir. bu sonuncuları takiben öyle insanlar gelir ki kendilerinden şahidlik istenmediği halde şahidlikte bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimad olunmazlar. Nezirlerde bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık zuhûr eder."Yemin taleb edilmeden yemin ederler."


Resûlullah (S.a.v)
"Beni gören veya beni göreni gören bir müslümana ateş değmeyecektir."

Resûlullah (S.a.v)
Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun Uhud dağı kadar altın infak edilse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e hatta yarım müdd'e bedel olmaz."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iBaşını sıkça semaya kaldırdı ve şöyle buyurdu:
Yıldızlar semanın emniyetidir. Yıldızlar gitti mi, vaadedilen şey semaya gelir. Ben de Ashabım için bir emniyetim. Ben gittim mi, onlara vaadedilen şey gelecektir. Ashabım da ümmetim için bir emniyettir. Ashabım gitti mi ümmetime vaadedilen şey gelir."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın."


Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'
"Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
"Ebu Bekr Ömer Osman Ali Talhâ Zübeyr cennetliktir, Sa'd Malik Abdurrahman Ubeyde İbnu'l-Cerrâh cennetliktir."Allah'a yemin ederim. Onlardan birinin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömrü boyu çalışmasından hayırlıdır, hatta ömrü, Hz. Nuh aleyhisselam'ın ömrü kadar uzun olsa bile"

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
ümmetime karşı en çok merhametli olan Ebu Bekr'dir.Allah'ın emri hususunda en çok titiz olan Ömer'dir. Haya cihetiyle en şiddetli olanı Osman'dır. en isabetli hüküm veren Ali'dir. Helal ve haramı en iyi bileni Muaz dir. Ferâizi en iyi bilen Zeyd Kur'ân okumasını en iyi bileni Ka'b'dır. Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini Cerrâh'dır. Ebu Zerr'den daha doğru sözlü olan birini ne gök gölgeledi, ne de yer taşıdı. O, verada Hz. İsa aleyhisselam gibiydi."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
"Ben aranızda ne kadar kalacağımı bilemiyorum. Benden sonra "iki'ye uyun" dedi ve Ebu Bekr ile Ömer'e işaret etti. "Ammar'ın davranışlarını örnek alın. İbnu Mes'ud ne söylemişse tasdik edin" buyurdu.

bilal:Ya Resûlullah! Her ezan okuyuşumda iki rek'at namaz kıldım. abdest tazeledim Allah'a iki rek'at namaz kılmayı borç gördüm" dedi. Bilal'in bu açıklaması üzerine Aleyhissalatu vesselam:
"İşte bu iki şey sebebiyle cennete girmede benden evvel davranmış olmalısın" buyurdular."

İbnu'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sordum:
Ey Allah'ın Resulü! İnsanların hangisi size daha sevgilidir?""Aişe!" buyurdular."Ya erkeklerden?" dedim."Babası!" buyurdular."Sonra kim?" dedim.
Ömer!" buyurdular ve başka bazı erkekler saydılar."



Aleyhissalatu vesselam:
"Ehlimin bana en sevgili olanı, kendisini hidayet ederek Allah'ın nimetlendirdiği, ve evlat edinmemle de ikram etmiş olduğum kimsedir!" buyurdu ve Zeyd radıyallahu anhümâ'yı zikretti.sonra kim?" dediler.Ebu Talib!" buyurdular.amcası Abbas radıyallahu anh Ey Allah'ın Resûlü! Amcanı en sona bıraktın!" dedi.Ali hicrette senden önce davrandı!" cevabını verdiler."



Üseyd Hudayr ve Bişr radıyallahu karanlık bir gecede Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında idiler.yanından ayrıldılar.önlerinde iki nur peydah oldu. Yolları ayrıldığı zaman her birinin bir nûru vardı."

Ebu Bekr Radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına girmişti. Aleyhissalatu vesselam:Müjde. Ey Ebu Bekr! Sen Allah'ın ateşten azad ettiği kimsesin!"buyurdular. o günden itibaren Hz. Ebu Bekr, Atik (azadlı) diye isimlendirildi."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Cebrail aleyhisselâm yanıma gelerek elimden tuttu ve bana ümmetimin gireceği cennet kapısını gösterdi."

Hz. Ebu Bekr "Ey Allah'ın Resulü! Ben seninle olmayı ne kadar isterdim,
Aleyhissalatu vesselam:
"Ey Ebu Bekr, ümmetimden cennete ilk girecek kimse olman sana yetmez mi!"

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Nezdimizde ihsanı bulunan hiç kimse yoktur ki,biz ona misliyle veya daha karşılıkta bulunmayalım. Ancak Ebu Bekr in karşılığını Kıyamet günü Allah verecektir. Bana Ebu Bekr kadar kimsenin faydası olmadı. müslüman olmasını teklif ettiğim herkesten zorluk gördüm, Ebu Bekr hariç.teklifimi hiç tereddüd etmeden kabul etti kendime bir dost etseydim, mutlaka Ebu Bekr'i dost edinirdim. Haberiniz olsun, arkadaşınız Allah Teâla'nın dostu halilullah'tır

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
"Sohbetiyle olsun malıyla olsun bana en ziyade ikramda bulunan Ebu Bekr'dir.ben Rabbimden başkasını halil dost tutacak olsaydım, mutlaka Ebu Bekr'i halil edinirdim.Allah arkadaşınızı kendine halil kıldı.aramızda) İslam kardeşliği ve İslam muhabbeti var bu efdaldir Mescide açılan hususi kapılar kapatılacak, sadece Ebu Bekr'in kapısı açık bırakılacak."

Allah'ın Resûlü Aleyhissalatu vesselam hepimize
"Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Size tebliğ ettiğim zaman hepiniz Sen yalancısın dediniz. Ebu Bekr ise: "Doğru söyledin" dedi bana canıyla, malıyla yardımcı oldu. Siz arkadaşımı bana bırakırsınız değil mi?" buyurdular Bundan sonra, Resûlullah'ın hatırı için Ebu Bekr'e hiç eziyet edilmedi."



"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hastalığı şiddetlendiği zaman, halka namazı Hz. Ebu Bekr kıldırıyordu.Aleyhissalatu vesselam hücrenin perdesini açtı Yüzü sanki bir mushaf yaprağı gibi uçuk idi.tebessüm ederek güldü. Resûlullah'ı Hz. Ebu Bekr safta namaz kılmak üzere geri çekildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın namaz kaldıracağını zannetmişti. Aleyhissalatu vesselam, işaret ederek namazı tamamlamamızı söyledi ve perdeyi indirdi. O gün vefat etti."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namaz kılarken Ukbe kendisine gelerek ridasını boynuna geçirip şiddetli şekilde boğmaya çalıştı Ebu Bekr radıyallahu anh onu itti ve"Sen, Rabbim Allah'dır dediği için mi bir adamı öldürmek istiyorsun? O size Rabbinizden açık hükümler getirdi!" dedi."


"Allah'ın Rasulü Muhammed aleyhissalatu insanların en hayırlısı" diye hitab etmişti. Hz. Ebu Bekre sonradaDemişti ki: "Güneş, Ömer'den daha hayırlı bir kimse üzerine doğup batmadı."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle dua etmişti: "Allahım, İslâm'ı şu iki şahıstan sana en sevgili olanla aziz kıl: Ebu Cehil ile veya Ömer İbnu'l-Hattab ile. Bunlardan Allah'a daha sevgili olanı Ömer'di."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
"Allah Teâla Hazretleri, hakkı, Hz. Ömer'in diline ve kalbine koydu."Halkın başına ne zaman bir iş gelmiş, o hususta Ömer ile halk başka bir şey demiş ise mutlaka Ömer radıyallahu anh'ın dediği üzere Kur'ân'dan bir vahiy gelmiştir."Ben Ömer radıyallahu anh'ın bir şey için şöyledir" deyip de dediğinin olmadığını hiç görmedim

Hz. Ömer radıyallahu anh demiştir ki: "Üç şeyde Rabbime muvafakat ettim:
Ey Allah'ın Resulü! Makâm-ı İbrahim'de bir namaz yeri edinsen!" dedim, arkadan "İbrahim'in makamını namazgâh edinin" (Bakara 125) ayeti nazil oldu."Ey Allah'ın Rasûlü! Huzurunuza iyiler de facirler de giriyor. Emretseniz de ümmühâtu'l-mü'minin örtünseler!" dedim. Bunun üzerine hicab (örtünme) ayeti nazil oldu."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Yüksek derece sahiplerini onların altında olanlar görür. Tıpkı sizin, semânın ufkunda doğan yıldızı görmeniz gibi. Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhüma yüksek derece sahiplerindendir ve daha da ileridirler."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekr için Bu ikisi var ya, bunlar, öncekiler ve sonrakilerden cennetlik olan kühûlün efendisidirler."Benden sonra şu ikiye iktida edin: Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhümâ."


Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! Ebu Bekir ve Ömer gelince istifini bozmadığın halde Osman gelince kendine çekidüzen verdin. Sebebi nedir?" diye sordum. Dedi ki:Osman çok utangaç birisidir.istifimi bozmadan içeri aldığım takdirde arzusunu açmadan gideceğinden korktum."
Kendisinden meleklerin haya duydukları bir kimseden ben haya duymayayım mı?" demiştir.



Osman İbnu Affan radıyallahu anh kaltı ve:
Ey Allah'ın Resûlü! dedi, yüz deve çuluyla, semeriyle Allah rızası için bendendir!"
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ordu için bağış yapmaya teşvikte bulundu. Osman yine kalkıp:
"Ey Allah'ın Resûlü! Çuluyla semeriyle ikiyüz deve Allah rızası için bendendir!" dedi. Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm minberden iniyor
"Bu hayırdan sonra, Osman'ın yapacağı kötü amel aleyhine olmaz!"diyordu."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm pazartesi günü gönderildi. Hz. Ali radıyallahu anh da salı günü namaz kıldı."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ashabını kardeşlemişti. Hz. Ali radıyallahu anh yanına geldi ve Ashabınızın arasını birbirleriyle kardeşlediniz, ama beni kimseyle kardeşlemediniz!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam Sen dünyada da ahirette de benim kardeşimsin!" buyurdular."
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: "Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Tebük seferine çıkınca Hz. Ali'yi Medine'de bırakmıştı.
"Ey Allah'ın Resûlü, siz beni çocukların ve kadınların arasında mı bırakıyorsunuz?" diyerek kalmak istemedi Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam Sen, Hz. Harun'un, Hz. Musa yanında aldığı yeri, benim yanımda almaktan razı değil misin? Şu farkla ki, benden sonra peygamber yok!" buyurdular."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber günü buyurdular ki Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki, O, Allah'ı ve Resûlünü sever, Allah ve Resûlü de onu sever.Bu söz üzerine herkes beni mi seçer ümidiyle, Aleyhissalatu vesselam'a boyunlarını uzattılar. Ama o Bana Ali radıyallahu anh'ı çağırın!" buyurdular. Ali getirildi gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi. Allah Teâla Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı."Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ali'yi, Fatıma'yı, Hasan ve Hüseyin'i (radıyallahu anhüm ecmain) çağırdı ve:"Allahım, bunlar benim ailemdir!" buyurdu."


"Hz. Ali radıyallahu anh'ın şöyle söylediği "Daneyi açan, canlıları yaratan Zât-ı Zülcelal'e yeminle söylüyorum: Ümmi peygamberim aleyhissalatu vesselam, bana şu hususu garantiledi: Beni mü'min olan sevecek, münafık olan da bana buğzedecektir."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Berâet (Tevbe) sûresini, Arafat'ta hacılara tebliğ edilmek üzere Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh'la göndermişti. Sonra onu çağırarak:Bunun, ehlimden olmayan bir kimse ile tebliğ edilmesi muvafık değil!" buyurdu. Hz. Ali radıyallahu anh'ı çağırarak sureyi, (ona verdi."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Yeryüzünde yürüyen bir şehid görmek isteyen Talha İbnu Ubeydullah radıyallahu anh'a baksın."



"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim ise Zübeyr İbnu'l-Avvam'dır, radıyallahu anh."

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Sa'd radıyallahu anh'tan başka kimseye "Annem babam sana fedâ olsun" dediğini işitmedim. Uhud Savaşında: "Ey Sa'd okunu at! Annem ve babam sana feda olsun!" dediğini duydum."


Zeyd radıyallahu anh'ı diyordu ki: "Vallahi ben şu halimi hatırlıyorum: "Allah'a yemin olsun, Ömer İslam'a girmezden önce, beni ve kızkardeşini müslüman olduk diye bağlamıştı. Eğer Osman'a yaptığnız öldürme işinden dolayı Uhud dağı yerinden gitse, gitmede haklı idi."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her ümmetin bir emini vardır. Bizim eminimiz, ey ümmet, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrah radıyallahu anh'tır."Aleyhissalatu vesselam Ebu Ubeyde İbnu'l-cerrah radıyallahu anh'ın elinden tutup:
"İşte bu, bu ümmetin eminidir!" buyurdu."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim amcama eziyet verirse mutlaka bana eziyet vermiştir. Şurası muhakkak ki; kişinin amcası babası yerindedir."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Abbas radıyallahu anh'a dedi ki Ey amcam, pazartesi sabahı bana sen ve oğlun beraber gelin size dua edivereyim. Allah bu dua bereketine, sana da oğluna da hayırlar halketsin!"sonra şöyle dua buyurdu Allahım! Abbâs'ı ve oğlunu mağfiretine erdir, öyle bir mağfiret ki zâhiri bâtıni bütün günahlarına ulaşıp temizlesin, hiçbir günah hariç kılmasın. Allahım, ona çocuğu sebebiyle ikram et."
Hilafeti onun neslinde baki kıl."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Horasan'dan siyah bayraklar çıkacak. Bu bayrakları hiçbir şey geri çeviremeyecek ve mutlaka Kudüs şehrine dikilecek."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı Hz. Hasan'ı omuzunda taşıyor ve de Allahım, ben bunu seviyorum, onu sen de sev!" diyordu."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a "ehl-i Beyti'nden hangisini en çok seviyorsun?" diye sorulmuştu.Hasan ve Hüseyin!" diye cevap verdi. Hz. Fatıma radıyallahu anha'ya Benim oğullarımı bana çağır diye emreder, onları getirip koklar, kucaklardı.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin "esbat" tan biridir. "Hasan ve Hüseyin, cennet ehlinin iki gencidir."


Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iki akşam namazının birinde yanımıza geldi. Hasan veya Hüseyin'den birini taşıyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çocuğu yere bıraktı tekbir getirip namaza durdu secde yaptı."
Secdede olan Resûlullah'ın sırtına hz.hasan binmiş duruyordu Namaz bitince, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmnamaz sırasında oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmesin diye indirmeyi uygun bulmadım kendisi ininceye kadar bekledim

Ümmü Seleme'nin ağlıyordu.soranlara şu cevabı verdi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı rüyamda gördüm. Başında ve sakallarında toprak vardı. "Neyiniz var, Ey Allah'ın Resûlü?" dedim, "Az önce Hüseyin'in öldürüldüğüne şahid oldum" buyurdu."
"Ubeydullah İbnu Ziyad'a Hz. Hüseyin radıyallahu anh'ın başı getirildi. Elindeki çubuğun ucuyla burnuna dürtüyor ve:Bu kadar güzelini de hiç görmedim!" diyordu. Ben de O, Âl-i Beyt arasında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a en çok benzeyeni idi" dedim."



"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm askeri bir sefer hazırlamış, askerlerin başına da zeyd'i komutan yapmıştı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
Onun komutanlığına dedikodu yapanlar aynı dedikoduyu babası için de yapmıştınız. Allah'a yemin olsun! O komutanlığa layık idi. Ve insanların en sevgililerindendi. Zeydde insanların en sevgili olanlarındandır" buyurdu."



Ömer radıyallahu anh, İbnu Zeyd'e üçbinbeşyüz pay ayırmıştı. Niye Üsâme'yi üstün tuttun diyince hz.ömer şu cevabı verdi Ey oğulcuğum! Zeyd radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm nezdinde babandan daha sevgili idi. Üsame radıyallahu anh da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a senden daha sevgilidir. Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sevgisini kendi sevgime tercih ettim."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ammar hangi meselede muhayyer bırakılmışsa mutlaka en doğrusunu seçmiştir. "Ammâr kıkırdaklarına kadar iman doldurulmuştur."


Huzeyfe radıyallahu anh'a, içiyle dışıyla, hal ve hareketleriyle Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a, en çok benzeyen şahıs kimse, onu bize söyleyinde kendisinden hadis dinleyelim" diyince cemaat şu cevabı verdi Biz içiyle dışıyla, hal ve hareketleriyle, evinin duvarlarıyla gizleninceye kadar Resûlullah'a en çok benzeyen, İbnu Mes'ud radıyallahu anh'tan başka birisini tanımıyoruz."

"Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh dedi ki: "Kendisinden başka ilah olmayan Zât-ı Zülcelal'e yemin olsun. Kur'ân'dan nazil olan her bir sûrenin nerede indiğini, her bir ayetin ne sebeple indiğini mutlaka biliyorum. Eğer bilsem ki, bir kimse Kitabullah'ı benden daha iyi bilmektedir ve ona da deve ulaşabilmektedir, mutlaka binip giderim."

Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Yemen'den ben ve kardeşim Medinede kaldık.İbnu Mes'ud ve annesini, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına çok girip çıkmaları ve beraberliklerinin fazlalığı sebebiyle Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın aile efradından olduklarına hükmetmiştik."


İman edip güzel işler yapanlar, haramdan sakınıp iman ederek güzel işler yaptıkları, sonra yine haramdan kaçınmaya devam edip imanlarında sebat ettikleri,takvayı kalplerinde kökleştirip iyilikte bulundukları takdirde, onların, haram şeyleri, haram kılınmazdan önce tatmış olmalarından dolayı üzerlerine bir günah yoktur.Allah iyilik yapanları ve iyi kullukta bulunannları sever" (Maide 93)


Hz. Huzeyfe Annesine İzin ver Aleyhissalatu vesselam'a gideyim, akşam namazını O'nunla kılayım ve bana da sana da mağfiret dileyivermesini taleb edeyim!" dedi resullullah
Huzeyfeye Hacetin nedir? Allah Teala Hazretleri sana da, annene de mağfiret buyursun.dedikten sonra Şu bir melektir.arza hiç inmemiştir. Bana selam vermek ve Fâtıma'nın, cennetteki kadınların efendisi olduğunu, Hasan ve Hüseyn'in de cennetteki gençlerin efendisi olduğunu müjdelemek için Rabbinden izin istedi" buyurdu."

Ashab Ey Allah'ın Resûlü! yerinize bir halife tayin etseniz!" demişti. Şu cevapta bulundu:
"Ben birini yerime koysam, sonra da siz ona isyan etseniz, azaba maruz kalırsınız.siz, Huzeyfe'nin size rivayet edeceği sözleri tasdik edin, Abdullah İbnu Mes'ud'un okuyacağını okuyun."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir cübbe hediye edildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ipek elbiseyi yasaklamıştı. Halk bu elbiseden çok hoşlandı.Resûlullah:Nefsim (kudret) elinde olan Zât'a yemin olsun, Sa'd İbnu mu'âz'ın cennetteki mendilleri bundan hayırlıdır" buyurdular."
"Sa'd İbnu Mu'az'ın vefatından Arş titredi. Arş-ı Rahmân titredi" buyurmuştur-."

Mu'az radıyallahu anh'ın cenazesi taşındığı zaman münafıklar: "Cenazesi ne kadar hafif!" dediler Bu, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kulağına ulaştı. Hemen şunu söyledi: "Onun cenazesini melekler taşıyordu.Bu sebeple insanlara hafif geldi


Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: Rüyamda istibrak parçası gördüm. Cennette bir kanat gibi uçuruyordu. Rüyamı kızkardeşim Hafsa'ya anlattım. O da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a anlatmış. Aleyhissalatu vesselam, Hafsa'ya"Kardeşin Abdullah Allah'ın ve kulların hakkına riayet eden salih bir insan, keşke geceleyin de namaza kalksa!" buyurmuş. Ben bu vak'adan sonra gece namazını hiç bırakmadım."

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "İslam'da doğan ilk çocuk Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma'dır. Doğunca onu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a getirdiler. bir hurma alarak ağzında gevdi, sonra çocuğun ağzına soktu. Karnına ilk giren şey Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın tükrüğü oldu."


Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Zübeyr'in evinde bir kandil görmüştü Ey Aişe dedi. Ben Esmâ'yı nifas olmuş (doğum yapmış) zannediyorum. Sakın çocuğa isim koymayın, ben isim koyacağım!"Sonra ona Abdullah ismini koydu ve elindeki bir hurma ile de tahnik yaptı."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ey Bilal! İslam olalıdan beri işlediğin ve en çok menfaat ümid ettiğin ameli bana söyler misin?
Bilal şu cevabı verdi Ben İslâm'da, nazarımda, daha çok menfaat umduğum şu amelden başkasını işlemedim: Gece olsun gündüz olsun tam bir temizlik yaptığım abdest aldığım zaman, mutlaka bana kılmam yazılan bir namaz kılarım."
Hz. Ömer radıyallahu anh derdi ki: "Ebu bekir, efendimizdir, seyyidimizi azad etmiştir."


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ka'b radıyallahu anh'a: "Allah bana, Lemyekünillezine keferû'yu sana okumamı emretti!" demişti. Ka'b:
"Yani Allah Teâla Hazretleri benim ismimi size zikir mi etti?" diye sual etti. Aleyhissalatu vesselam:
"Evet!" buyurdular. Bunun üzerine Ubey radıyallahu anh ağladı."


"Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek Ben açlıktan bitkinim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam derhal hanımlarından birinden yiyecek istedi. Ama kadın Seni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelal'e yemin olsun yanımızda sudan başka bir şey yok" diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam
"Bu açı kim misafir edip doyurursa Allah ona rahmet edecektir!" buyurdu.

Ensardan Ebu Talha radıyallahu anh bu açı
Ben misafir edeceğim!" dedi ve evine götürdü. Misafir yedi. Karı-koca geceyi aç geçirdiler.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Ebu Talha'ya:
Dün gece misafirinize olan davranışınız sebebiyle Allah Teala Hazretleri taaccüp etti buyurdu şu ayet-i kerime nazil oldu."...Ve kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendi nefislerine tercih ederler" (Haşr 9).



"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şu ayeti okumuştu.Siz Allah yolunda bağışta bulunmaya çağırılan kimselersiniz. Fakat içinizden bazıları cimrilik eder. Cimrilik eden ise, kendi zararına cimrilik etmiş olur. Allah ganidir; muhtaç olan sizsiniz. Eğer yüz çevirirseniz O, sizin yerinize başka bir topluluk getirir ki, onlar sizin gibi allah'a itaatsizlik etmezler" (Muhammed 328).
Ruhum elinde olan Rab Teâla'ya yemin olsun! Eğer ilim, Süreyya yıldızına asılmış olsa Fâris'ten kimseler ona yine de ulaşırlar."


Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Keşke dün akşam senin kıraatini dinlerken beni bir görseydin! Gerçekten sana, Hz. Dâvud'un mizmârlarından bir mizmâr verilmiş."Ebu Musa demiştir ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bilseydim ki sen beni dinliyorsun, kıraatimi senin için daha da güzelleştirirdim."

Söyleyin bana, eğer bu Kur'ân Allah tarafından gönderildiği halde onu inkâr ettiyseniz ve siz iman etmeyi büyüklüğünüze yediremezseniz, zalim olmaz mısınız? Muhakkak ki Allah zalimler güruhuna yol göstermez" (Ahkaf 10).

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Bir defasında ben üzgün iken "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la karşılaşmıştık. Bana:
"Seni niye böyle üzgün görüyorum?" buyurdu.
"Babam Uhud'da şehid düştü. Geriye bakıma muhtaç horanta ve bir de borç bıraktı" dedim. Bunun üzerine Allah, hiç kimse ile yüz yüze konuşmuş değildir,babanı ihya etti ve perdesiz konuştu:Ey kulum, dedi. Ne dilersen iste vereyim!"

sahabelerden hz.cabirin babası Ey Rabbim dedi beni dirilt, senin yolunda ikinci sefer bir daha öldürüleyim!" Allah Teâla Hazretleri Ölenler artık geri dönmeyecekler!" buyurdu.şu ayet nazil oldu Allah yolunda şehid edilenleri ölü sanma. Onlar, Rablerinin katında hayat sahibidirler ve O'nun nimetleriyle rızıklanırlar" (Âl-i İmran 169).

Hz. Enes on yıl Resûlullah'a hizmet etti, Resûlullah onun için duada bulundu. Enes'in bir bahçesi vardı, yılda iki sefer meyve verirdi. Bahçede bir reyhanı vardı, ondan misk kokusu gelirdi"

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Saçı sakalı birbirine karışmış, eski püskü elbiseler içinde, kimsenin itibar etmediği niceleri vardır ki, Allah'a kasemde bulunsa, Allah onun yeminini boşa çıkarmaz. İşte Berâ İbnu Mâlik öylelerindendir."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kays'ın yerini kaybetmişti. Bir adam Ey Allah'ın Resûlü! Ben onun yerini biliyorum!" dedi evinde oturmuş, başı öndeydi Neyin var, dedi.Sorma Şerr var! Sesim, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sesinin üstüne çıkıyordu, bütün amelim gitti, cehennemliğim" dedi.Aleyhissalâtu vesselâm geldi ve şöyle buyurdular, sen cehennemlik değilsin, bilakis sen cennetliksin!"Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin!..."


"Onlar kâfirken sen iman etmiştin. Onlar yüz çevirirken sen gelmiş teslim olmuştun. Onlar ahdinden cayarken sen ahdinde sadık kalmıştın. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yüzünü ve Ashab'ının yüzlerini ağartan izekât parası da, senin getirdiğin zekat parası olmuştu."


Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedim, senden çok güzel şeyler işitiyorum, fakat ezberimde tutamıyorum!"
Ridanı aç!" emrettiler. Ben de açtım. Dua buyurdu, topladım Bundan sonra bana çok hadis söyledi. Ben söylediklerinden hiçbirini unutmadım."



Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm gazvelerinden birinde idi. Allah Teala Hazretleri genimet nasib etti. Ashab'ına kayıp verdiniz mi?" diye sordu.
"Cüleybib'i kaybettim Onu arayın! emretti. öldürmüş olduğu yedi kişinin yanında bulundu. Düşmanlar da onu öldürmüşlerdi. Aleyhissalatu vesselam başucunda durdu ve:O, yedi kişiyi öldürmüş, onlar da onu öldürmüşler! Bu bendendir, ben de ondanım. buyurdu. Sonra Cüleybib'i kolları arasına aldı. Ona, Resûlullah'ın kollarından başka yatak olmamıştı.Ona bir mezar kazıldı. Kabrinin içine konuldu."

Ümmü Harise radıyallahu anha, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldi ve:
Ey Allah'ın Resulü! Bana Harise'den haber ver!" dedi. -Harise, Bedir günü isabet eden serseri bir ok sebebiyle ölmüştü- Kadın Eğer cennetteyse sabredeceğim, değilse dünya evinde olduğum müddetçe ağlamaya devam edeceğim" dedi.
Aleyhissalatu vesselam Ey Ümmü Hârise!
Cennette bahçeler var. Senin oğlun ise, Firdevs-i a'lâ'ya kondu" buyurdular. Bunun üzerine kadın gülerek geri döndü.


Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Ey Ebu Hüreyre bu kim?" diye soruyordu. Ben de:
"Falanca!" diyordum.
Bu hal, Hâlid İbnu'l-Velid radıyallahu anh geçinceye kadar devam etti. O zaman:
"Bu kim?" diye yine sordu. Ben:
"Hâlid İbnu'l-Velid!" dedim.
"Bu Allah'ın ne iyi kulu! Bu Allah'ın kılınçlarından bir kılınç!" buyurdu."


Ömer İbnu'l-Hattab radıyallahu anh,
"Muaviye'yi hayırla yadedin. Zira ben "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Allah'ım, onunla insanlara hidayetini ulaştır!" dediğini duydum!" dedi."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm geldi.
"Muaviye'ye git! Onu bana çağır!" dedi.
"O yemek yiyor!" dedim."Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, tekrar O yemek yiyor!" dedim. Bunun üzerine: "Allah onun karnını doyurmasın!" buyurdular."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabından biri Resûlullah'ın Muaviye için şöyle dua ettiğini rivayet etmektedir: "Allahım, onu hidayet edici ve hidayeti bulmuş kıl ve onunla insanlara hidayet ver."

"Hz. Cebrail aleyhisselam "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
Ey Allah'ın Resûlü, dedi. işte Hatice geliyor. Beraberinde bir kab var, içerisinde katık yiyecek, ve içecek mevcut. O yanınıza ulaştığı vakit, ona Rabbinden ve benden selam söyleyin onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mamul bir evle müjdeleyin!"

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın hanımlarından hiçbirine, Hz. Hatice ye karşı duyduğum kıskançlığı duymadım.onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhissalatu vesselam onun yâdını çok yapardı. koyun kesip Hatice'nin dostlarına gönderirdi. Bazan ona Hatice'den başka kadın yokmu!" derdim bana: "Onun gibisi var mıydı, Öbür kadınlar beni çocuktan mahrum ederken benim çocuklarım ondan oldu" diye karşılık verirdi.Bir daha Hatice hakkında kötü söz söylemeyeceğim" dedim).
Hz. Aişe der ki: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hatice'den üç yıl sonra benimle evlendi."

""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Ahiretin en hayırlı kadını Meryem Bintu İmrân'dır. Dünyanın en hayırlı kadını Hatice Bintu Huveylid'dir."bunu söylerken, eliyle semayı ve arzı işaret etti.buyurdular ki: "Erkeklerden pek çokları kemâle ermiştir. Kadınlardan ise İmran'ın kızı Meryem, Firavun'un karısı Asiye, Huveylid'in kızı Hatice ve Muhammed'in kızı Fâtıma'dan başka kimse kemâle ermemiştir. Hz. Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yiyeceklere üstünlüğü gibidir."


Hz. Aişe'ye Hangi kadın "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a daha sevgili idi?" diye soruldu:
"Fatıma!" dedi.Ya erkeklerden?" dendi.
Fatıma'nın kocası! Zira bildiğim kadarıyla Ali radıyallahu anh çok oruç tutar, çok namaz kılardı."

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fâtıma'yı çağırarak hususi konuştular. Fatıma ağladı. Sonra güldü. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm vefat edince, Fatıma'dan ağlamasının ve gülmesinin sebebi soruldu Dedi ki Önce, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana öleceğini haber verdi, ben de ağladım. İkinci konuşmamızda benim, İbrân kızı Meryem hâriç diğer kadınların cennette efendisi olacağımı müjdeledi, bunun üzerine güldüm."Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ey Aişe! İşte Cebrail! Sana selâm ediyor!" dedi. Ben de:Ve aleyhisselâmu ve rahmetullahi ve berekâtuhu!" dedim. Resûlullah benim görmediğimi görürdü."


Hz. Ali radıyallahu anh, asker toplamak için ammar radıyallahu anhüm'u Küfe'ye gönderince, Ammar halka şöyle hitap etti: "Ben de biliyorum, Hz. Aişe dünyada da ahirette de Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam'ın zevcesidir. Velâkin Allah sizleri imtihan ediyor. Kendisine mi, yoksa, Aişe'ye mi tabi olacaksınız?"

Hz. Safiyye'ye,Yahudi kızı diyorlar Safiyye ağlarken Aleyhissalatu vesselam yanına giriyor ve: "Niye ağlıyorsun?" diye soruyor. Safiyye:
"Hafsa bana "Sen Yahudi kızısın!" dedi" der. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Sen bir peygamber kızısın. Senin amcan da bir peygamberdir, bir peygamberin nikâhı altındasın. Öyleyse o sana karşı neyi ile iftihar ediyor ki?" diyerek teselli etti. Sonra da öbürüne: "Ey Hafsa! Allah'tan kork!" dedi.

Sabah namazından sonra, İbnu Abbas radıyallahu anhüma'ya, Hz. Sevde'nin vefat ettiği söylenmişti, hemen secdeye kapandı. Niye böyle davrandığı sorulunca şu cevabı verdi: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Allah'ın ayetlerinden bir ayet gördüğünüz vakit secde edin!" buyurmuştu. İmdi, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerinin gitmesinden daha büyük bir ayet var mıdır?"



Hz. Ömer, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın vefatından sonra, Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh'a:
Gel beraber Ümmü Eymen radıyallahu anha'ya gidip ziyaret edelim, tıpkı Aleyhissalatu vesselam'ın onu ziyaret ettiği gibi" dedi ve gittiler. Ümmü Eymen onları görünce ağladı.
"Niye ağlıyorsun?dediler. Ümmü Eymen:
Allah indinde olan, Resûlullah için elbette hayırlıdır. beni ağlatan, semadan gelen vahyin kesilmiş olmasıdır" dedi. Bu sözler onları hüzünlendirdi. Ümmü Eymen'le birlikte onlar da ağladılar."








"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hastalığımda Yanımda ashabımdan birinin bulunmasını istiyorum!" buyurdular. Biz de Ey Allah'ın Resûlü! Sana Ebu Bekr'i mi Ömer'i mi Osman'ı mı çağıralım?dedik.Evet!" buyurdular.onunla başbaşa kaldı. Aleyhissalâtu vesselâm konuştukça Hz. Osman'ın yüzü değişiyordu.Hz. Osman, Yevmü'd-Dâr'da kendisine: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana bir ahidde bulunmuştu. ben ona kavuşmaktayım" demiştir.Ben bu ahid üzerine sabrediciyim" demiştir.


Berâ radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yaptığı haccda beraberdik. yolda bkonakladı cemaatle namaz kılma emrini verdi.Hz. Ali radıyallahu anh'ın elinden tutarak ashabına Ben mü'minlere nefislerinden evla değil miyim?" diye sordu. Hepside"Elbette evlasın!" dediler. Bunun üzerine Ali'yi göstererek
ben kimin dostu isem, onun dostudur! Allah'ım, sen buna dost olana dost, düşman olana düşman ol!" buyurdular."

Hz. Ali, kışta yaz elbiseleri, yazda da kış elbiseleri giyerdi. Ali radıyallahu anh şu açıklamayı yaptı:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hayber gününde beni yanına çağırdı.Ey Allah'ın Resülü dedim, gözlerimden hastayım, vereceğiniz vazifeyi yapamamaktan endişe ederim dedim. gözüme mübarek tükrüklerinden sürüp "Allah'ım, ondan sıcak ve soğuğun vereceği rahatsızlıkları kaldır!" diye dua buyurdular. O günden sonra ne sıcakta terledim, ne de soğukta üşüdüm" açıklamasını yaptı."Resûlullah'ın şöyle buyurdu"Yarın, Hayber'in fethi için öyle bir zatı komutan yapacağım ki, o Allah'ı ve Resûlünü hakkıyla sever, Allah ve Resûlü de onu severler. O cepheden kaçacak biri değildir."

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin efendileridir. Babaları onlardan daha hayırlıdırlar."



Hz. Abbâs anlatıyor: "Kureyş'ten bir grup biz onlara rastladığımızda konuşmalarını keserlerdi. Durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a anlattık. Şöyle buyurdular: "İnsanlara ne oluyor ki, kendi aralarında konuşurlarken Ehl-i Beytimden bir adamı görünce konuşmalarını kesiyorlar. Allah'a yemin olsun! Onları Allah için ve bana olan akrabalıkları için sevmeyenlerin kalplerine iman girmez."

İbnu Amr anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri beni kendisine Halîl ittihaz etti, tıpkı İbrahim aleyhisselâm'ı Halîl ittihaz ettiği gibi. Kıyamet günü, cennette benim menzilimle İbrahim aleyhisselâm'ın menzili yüz yüzedir. Abbâs da aramızda, iki Halîl arasında bir mü'mindir."









"Ey Allah'ın Resülü dedim, biz ok atan bir kavimiz; bize ne tavsiye buyurursunuz Şu cevabı verdi Ava ok atıp onu deldiğin zaman deldiğin avı ye."



"Resulullah aleyhissalâtu vesselam göçeğen kuşu kurbağa, karınca ve hüdhüd kuşunu öldürmeyi yasakladı."








"Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Denizin sahile attığı ve geri çekilmekle sahilde bıraktığı avı yiyiniz. Denizde ölüp de su yüzüne çıkan avı yemeyiniz."

.


Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki mahzuru benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."
Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr yapsınlar."

Resülullah (S.a.v) yürüme sırasında geride kalır, kafileye kavuşturmak için zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi

İSRA
101- Andolsun biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. Ey Peygamber! İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum" demişti.*
102- Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri,ibret olmak üzere,göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum."*
103- Derken Firavun, Musa'yı ve İsrailoğullarını Mısır'dan sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.*

İSRA
105- Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.*
106- Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye kısımlara ayırdık biz onu yavaş yavaş indirdik.*
107- Ey Muhammed! De ki: İster Kur'ân'a inanın, ister inanmayın; o kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüz üstü secdeye kapanırlar.*

İSRA
108- Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir.*
109- Ve ağlayarak yüz üstü secdeye kapanırlar. Kur'ân'ı işitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır.*

İSRA
110- Allah" deyin, "Rahmân" deyin, çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazda sesini yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.*
111- Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.*

KEHF:*
1- Hamd, Allah'a mahsustur ki kulu Muhammed'e kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.*
2- Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı insanları uyarsın yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin.*

KEHF:*
4- Ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.*
5- Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.*

KEHF:*
6- Ey Muhammed! Demek onlar, bu söze ve kitaba inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin!*
7- Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim.*
8- Şüphesiz biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak yapacağız.*

KEHF:*
9- Yoksa sen Ashab-ı Kehf'i ve Rakim'i şaşılacak âyetlerimizden mi sandın?*
10- O gençler mağaraya sığınınca şöyle dediler: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla."*
11- biz de kulaklarını tıkayarak mağarada onları yıllarca uyuttuk.*
12- kaldıkları süreyi kimin daha iyi hesapladığını anlamak için,tekrar uyandırdık.*
13- Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatacağız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.*

KEHF:*
14- hükümdarları karşısında ayağa kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.*
15- bizim kavmimiz, Allah'tan başka ilâh edindiler. Onların ilâh olduğuna dair açık bir delil getirselerdi ya! Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?*

KEHF:*
17- Ey Muhammed! Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.*
18- onları mağarada görseydin uyanık sanırdın. onlar uykudadırlar. Biz onları sağa sola çevirirdik. Eğer onları görseydin, arkana bakmadan kaçardın ve için korku ile dolardı.*

KEHF:*
19- Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık içlerinden biri şöyle dedi: "Ne kadar durup kaldınız?"Ne kadar durduğumuzu, Rabbimiz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, şehre gönderin de baksın, size azık getirsin.çok dikkatli davransın ve
20- "şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse taşlayarak öldürürler kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsiniz."*

KEHF:*
21- insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, durumlarını tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üstlerine bir bina yapın. Rableri, onları daha iyi bilir. üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.*

KEHF:*
22- Ashab-ı Kehf'in sayılarında ihtilaf edeceklerdir Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!*

KEHF:*
23- Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım deme"*
24- Ancak Allah dilerse yapacağım de unuttuğun vakit Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir." de.*

KEHF:*
25- Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar
26- De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.*

KEHF:*
27- Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! Onun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.*
28- Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.*

KEHF:*
29- de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!*

KEHF:*
30- İman edip güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.*
31- İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar, orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek koltuklar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!*

KEHF:*
32- şu iki adamı misal olarak anlat: Biz bunlardan birine her türlü üzümden iki bağ vermişiz, her ikisinin etrafını hurmalarla donatmışız, aralarında da ekinlik yapmışız.*
33- İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbir şey noksan bırakmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız.*
34- İki bağın sahibi arkadaşıyla münakaşa ederken: "Ben malca senden daha zengin ve üstünüm" dedi.*
35- Adam, kendine zulmederek bağına girdi ve yok olacağını sanmıyorum dedi
36- "Kıyametin kopacağını zannetmem.Rabbimin , muhakkak orada bundan hayırlı bir sonuç bulurum".*


KEHF:*
37- arkadaşı da ona şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun?*
38- ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak koşmam."*
39- bağına girdiğin zaman: "Bu Allah'dandır, benim kuvvetimle değil, Allah'ın kuvveti ile olmuştur, deseydin ya! Her ne kadar beni kendinden az görüyorsan da."*
40- Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir."*
41- "Yahut, bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha suyunu çıkarıp bağını sulayamazsın."*
42- Derken serveti yok edildi. Bunun üzerine adam "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.*

KEHF:*
43- Allah'tan başka yardım edecek yoktur
44- İşte yardım, yalnız hak olan Allah'a aittir. O'nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır.*

KEHF:*
45- Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri birbirine karışmış,bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.*
46- Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır.*

KEHF:*
47- O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün insanları, mahşerde toplayacağız hiçbir kimseyi bırakmayacağız.*
48- Onlar, saf halinde Rabbine arz edilmişlerdir. Allah, onlara şöyle diyecektir: "Şüphesiz sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Fakat, size kıyamet için yaptığımız vaadi yerine getirmeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?*
49- O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.*

KEHF
50- Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.*

KEHF:*
52- Ve o (kıyamet) günü Allah kâfirlere şöyle buyuracak: "Ortaklarım ve şefaatçılarınız diye zannettiğiniz putlarınızı çağırın." Müşrikler onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.*
53- Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar.*
54- Şüphesiz biz, bu Kur'ân'da insanlara çeşitli mânâları türlü misallerle açık olarak verdik. İnsan ise, her şeyden çok mücadelecidir.*

KEHF
55- Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden günahlarının mağfiretini istemekten alıkoyan şey sadece geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketlerin kendilerine*
de gelmesini veya ahiret azabının ansızın göz göre göre gelip çatmasını beklemek olmuştur.*

KEHF:*
56- Halbuki biz peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise hakkı, batılla ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Onlar, âyetlerimizi ve korkutuldukları azabı da alaya almışlardır.*
57- Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine Kur'ân'ı anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.*

KEHF:*
58- rahmet sahibi olan Rabbin çok bağışlayıcıdır, tevbe eden kullarına rahmeti boldur. Eğer Allah, işledikleri günahlar yüzünden onları hemen cezalandıracak olsaydı, onlara hemen azab ederdi. Fakat onlara vaad edilen bir zaman vardır ki, o geldiğinde Allah'ın azabından bir kurtuluş yeri bulamazlar.*
59- İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler! Biz onların helâkleri belirli bir zaman tayin etmiştik.*

NAHL
1- Allah'ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan münezzeh ve yücedir.*
2- Kendi emrinden vahiylerini kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkun.*


NAHL
3- Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.*
4- O, insanı bir meniden yarattı.
5- Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.*

NAHL
6- O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.*
7- Bu hayvanlar, yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.*
8- Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.*

NAHL
9- Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
10- gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.*
11- Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her*
çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.

NAHL
12- Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar O'nun emrine boyun eğmişlerdir.bunda aklını kullanan toplum için ibretler vardır.*
14- denizden taze et yiyesiniz ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.*

NAHL
15- Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollar yarattı.*
16- birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.*
17- Hiç yaratan Allah yaratmayan putlar gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?*

NAHL
18- Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.*
19- Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.*
20- Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları putlar ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.*
21- O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.*
22- İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.*

NAHL
23- Şüphesiz ki Allah,gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.*

NAHL
24- Onlara: "Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman "Öncekilerin efsanelerini" dediler.*
25- Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!*
26- Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.*
27- kıyamet günü Allah, O kâfirleri rezil rüsvay edecek ve diyecek ki: "Hani uğrunda müminlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilmiş olanlar: "Şüphesiz bugünün rezilliği ve kötülüğü kâfirleredir." diyeceklerdir.*

NAHL
28- kâfirler kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar: "Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk."Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir."*
29-O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin" denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!*

NAHL
30- Kötülüklerden sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" denilince: "Hayır indirdi" derler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere güzel bir mükafat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah'tan korkanların yurdu ne güzeldir!*
31- O girecekleri yer, Adn cennetleridir ki, altından ırmaklar akar. Orada Allah'tan korkanlara diledikleri nimetler vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle mükafatlandırır.*
32- Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet'e..." derler.*

NAHL
33- kendilerine,zulmedenler ruhlarını alacak meleklerin gelmesini Rabbinin azab emrinin gelip çatmasını bekliyorlar!öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi.*
34- sonunda yaptıklarının cezası başlarına felaket oldu ve alay edip durdukları o azap, kendilerini kuşattı.*

NAHL
35- Allah'a ortak koşanlar dediler ki: "Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık" Kendilerinden öncekiler de böyle yaptılar. peygamberlerin vazifesi, ancak açık-seçik bir tebliğden, ibarettir.*
36- biz her ümmete, "Allah'a ibadet edin putlara tapmaktan sakının." diye peygamber gönderdik. Allah, ümmetlerden*
bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün?*

NAHL
37- Ey Muhammed kâfirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen Allah, saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez. Onların hiçbir yardımcısı yoktur.*
38- Kâfirler, "Allah ölen kimseyi diriltmez." diye Allah'a yemin ettiler. Hayır, ölüleri diriltmek, Allah'ın bir vaadidir.insanların çoğu bunu bilmezler.*
39- Allah ölüleri diriltecek ki, kâfirlerin, ihtilaf ettikleri şeyi açıkça göstersin ve inkâr edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler.
40- Biz bir şeyi dilediğimiz zaman,sözümüz sadece "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.*


NAHL
41- Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dünyada mutlaka onları güzel bir yere yerleştiririz. ahiretin mükafatı elbette büyüktür.*
42- O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.*

NAHL
44- Biz peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.*

NAHL
45- Sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçiremeyeceğinden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?*
46- Yahut Allah'ın azabının kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir.*
47- Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular? Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.*
48- Onlar, Allah'ın yarattığı şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.*

NAHL
49- Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler.*
50- Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar.*

NAHL
51- Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun.*
52- Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O'nundur. Din de daima O'nundur. Böyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkarsınız?*

NAHL
54- Allah bu sıkıntıyı kaldırdığı zaman, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak koşarlar.*
55- Bunu verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz.*
56- müşrikler kendilerine rızık verdiğimizden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri putlara pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz.*

NAHL
57- Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ierkek çocukları isnad ederler.*
58- kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilir.*
59- müjdenin kötülüğü, kavminden gizlenir. Şimdi acaba çocuğu saklayacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat edin verdikleri hüküm ne kötüdür!*

NAHL
60- Ahirete iman etmeyenler için kötü sıfatlar var. En yüce sıfatlar ise, Allah'ındır. O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.*
61- Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. ecelleri geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.*

NAHL
62- Müşrikler,hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.*
63- Allah'a yemin olsun ki, biz senden önce bir çok ümmetlere peygamberler gönderdik. Ne var ki şeytan, onlara amellerini bezeyip süslü gösterdi. Bugün de o şeytan, kâfirlerin dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.*

NAHL
64- Ey Resulüm!Biz, sana Kur'ânı hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik.*

NAHL
65- Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır.*

NAHL
66- Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz.*
67- Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.*

NAHL
68- Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.*
69- meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.*

NAHL
70- Allah, sizi yarattı, sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de, biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye, ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir.*

NAHL
71- Allah, rızık yönünden bir kısmınızı diğerlerinden üstün kıldı. Kendilerine bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere vermiyorlar ki, onda eşit olsunlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?*
72- Allah, size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel gıdalarla rızıklandırdı. Onlar, hâlâ batıla mı inanıyorlar? ve Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?*

NAHL
73- Müşrikler, Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendileri için*
hiçbir rızka sahip olmayan ve sahip olmaya da güçleri yetmeyen şeylere taparlar.*
74- Artık Allah'a ortaklar koşmayın. Çünkü Allah, bilir, siz bilmezsiniz.*
75- Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler.

NAHL
77- Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.*
78- Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme duygusu gözler ve gönüller verdi.*
79- Göğün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilerek uçuşan kuşlara bakmadılar mı? Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler vardır.*

NAHL
80- Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda taşıyacağınız hafif evler çadırlar v.s. ve yünlerinden,ve kıllarından giyinecek, kuşanacak, bir eşya ve ticaret malı yaptı.*
81-Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler savaşta koruyan zırhlar yarattı.Allah müslüman olasınız diye üzerinize nimetini tamamlamaktadır.*
82-yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.*

NAHL
83- Hem Allah'ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.*
84- Her ümmetten bir şahid getireceğimiz gün, artık kâfirlere ne izin verilecek, ne de onlardan özür dilemeleri istenecektir.*
85- O zulmedenler, azabı gördükleri zaman, artık onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara süre verilir.*

NAHL
86- Allah'a ortak koşanlar, ortak koştukları putları gördükleri zaman: "Rabbimiz! İşte bunlar, seni bırakıp da kendilerine taptığımız ortaklarımızdır" diyecekler. Koştukları ortaklar da Siz mutlaka yalancılarsınız" diye söz atarlar.*
87- O gün Allah'a teslim bayrağını çekerler, bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolup gitmişlerdir.*

NAHL
88- İnkâr eden ve (insanları) Allah yolundan çevirenler, onlara azab üstüne azab arttırdık.*
89- Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine şahit göndereceğiz. Seni de şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.*
90- Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.*

NAHL
91- anlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin yeminleri bozmayın. Allah'ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.*
92- Bir ümmet,çok olduğu için, yeminlerinizi aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi*imtihan eder ve şüphesiz ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü mutlaka açıklayacaktır.*

NAHL
93- Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir Şüphesiz ki, kıyamet gününde bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.*

NAHL
94- Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olur.*
95- Allah'ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.*

NAHL
96- Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.*
97- Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükafatlarını elbette vereceğiz.*

NAHL
98- Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.*
99- Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.*
100- Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır.*

NAHL
101- Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.*
102- Ey Muhammed! Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.*
103- Bu Kur'ân apaçık Arapçadır.*

NAHL
104- Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.*
105- Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.*
106- Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.*


NAHL
107- onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.*
108- Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.*
109- Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.*

NAHL
110- şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır.Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.*
111- O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye zulmedilmez.*
112- Allah bir şehri misal olarak verdi şehir güvenli ve huzurlu idi,rızkı bol bol geliyordu.onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini felâketini tattırdı.*

NAHL
113- Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab onları yakalayıverdi.*
114- Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.*

NAHL
115- O size ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa aşırı gitmeden yiyebilir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.*
116- Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.*
117- Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.*

NAHL
119- Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Rabbin,tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

NAHL
120-Şüphesiz İbrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.*
121- Allah'ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.*
122- Ve biz ona (İbrahim'e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.*

NAHL
123- ey Muhammed sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.*
125- (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.*

NAHL
126- Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.*
127- (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!*
128- Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.

Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
"Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?''
"Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."



Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'
"Güzelce abdest alıp, sonra iki rek'at namaz kılan ve namaza bütün ruhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki kendisine cennet vâcib olmasın!"
"Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlühü. Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür" derse, kendisine cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer."
Allah'ım, beni tevbe edenlerden kıl, temizlenenlerden kıl"

"Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Mü'min -veya müslüman- bir kul abdest aldı mı işlediği bütün günahlar su ile yüzünden dökülür iner, ellerini yıkayınca elleriyle işlediği hatalar suyun son damlasıyla ellerinden dökülür iner. Öyle ki abdest tamamlanınca günahlarından arınmış olarak tertemiz çıkar."


"Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kim abdest alır ve abdestini güzel yaparsa hataları vücudundan tırnak diplerine varıncaya kadar çıkar dökülür.''
geçmiş günahları affedilir, namazı ve mescide kadar yürümesi de nafile ibadet olur."

"Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, yüzü ile işlediği günahlar dökülür.dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider.Sonra kalkıp namaz kılar, Allah'a hamd ve senâda bulunur, O'na layık şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah'tan başkasını çıkarırsa, annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır."

"Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
"Mü'min kul abdest aldıkça mazmaza yaptı mı günahlar ağzından çıkar. Burnunu sümkürdü mü günahlar burnundan çıkar, Ayaklarını yıkadı mı, günahlar ayak tırnaklarının altına varıncaya kadar ayaklarından çıkar. Sonra mescide kadar yürümesi ve kılacağı namaz nafile bir ibâdet olur.''



"Abdest alınca Önce iki avucunu tertemiz yıkarsın. Sonra yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkarsın. Başını meshedersin, sonra da topuklarına kadar ayaklarını yıkarsın bütün günahlarından arınmış olursun.yüzünü Aziz ve Celil olan Allah için secdeye koyarsan, anandan doğduğun gün gibi, hatalarından çıkmış olursun.''Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kim abdestli olduğu halde abdest tazelerse, AIlah bu sebeple kendisine on (misli) sevab yazar.''

Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
"Kim abdest alıp: "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike estağfiruke ve etübu ileyke. (Rabbim seni tenzih ederim, Allah'ım hamdim sanadır, senden bağışlanmak isterim, tevbem de sanadır)" derse, bu bir kâğıda yazılır, sonra bir mühür üzerine nakşedilir, sonra da Arş'ın altına kaldırılır ve Kıyamete kadar mühür kırılmaz.''

"Hz. Osman (R.a) su istemişti üç kere ellerine dökerek yıkadı.sağ elini kaba sokup mazmaza ve istinşakta bulundu Sonra üç kere yüzünü, arkasından da dirseklerine kadar üç kere ellerini yıkadı. Sonra başına meshetti, sonra da topuklarına kadar ayaklarını üçer sefer yıkadı ve Ben Resülullah (S.a.v)'ı, şu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Abdesti bitince de şöyle demişti"Kim şu abdestim gibi abdest alır, arkasından iki rek'at namaz kılar namazda dünyevi bir şey konuşmazsa geçmiş günahları affedilir."
__________________
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-10-17, 11:37 #2
YasamPinari YasamPinari çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler


Eline Sağlık
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-11-17, 10:01 #3
Emesbo Emesbo çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler


Elinize sağlık.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-11-17, 10:29 #4
Arrigo Arrigo çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Elinize sağlık.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-18, 07:18 #5
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak msxlabs.com
Kur'an-ı Kerimin indirilmesi

Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.Yunus

O gün her ümmetin birer şahit göndereceğiz. Seni hepsine şahit olarak getireceğiz. Kitab'ı da sana, bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağıdır müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.Nahl

De ki: O Mukaddes Rûh iman edenlere sebat vermek, müslümanları doğruya iletmek ve müjde vermek için, Rabbin katından hak olarak indirildi.
Nahl

Elif. Lâm. Râ. Kur'an Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve övgüye lâyık Allah'ın yoluna çıkarman için indirdiğimiz bir kitaptır. İbrahim

ey Muhammed sana geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab Kur'ânı hak ile indirdik. Onlara Allah'ın indirdiği ile hükmet. arzu ve heveslerine uyarak, haktan sapma. Biz, bir şeriat ve yol belirledik.

Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. iyiliklere koşun. dönüş Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir. Maide

Bu Kur'an üstün ve çok merhametli Allah tarafından Ataları uyarılmamış, gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Yasin

Resûlüm Sana mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik Sad

İHTİLAFLARI SONUÇLANDIRMAK İÇİN :

Bakara 213.ayet :
İnsanlar tek ümmet idi. Sonra Allâh, peygamberleri, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa hükmetmek üzere, gerçek Kitabı indirdi. Kendilerine Kitap verilenler delillerden kıskançlıktan ötürü anlaşmazlığa düştü Allâh, inananları, gerçeğe iletti. Allâh, dilediğini doğru yola iletir.*

Nahl 64.ayet :
Biz sana Kitabı indirdik ki, ayrılığa düştükleri şeyi açıklayasın ve o Kitap inanan bir kavim için yol gösterici ve rahmet olsun.*

Neml 76.ayet :
Kur'an, İsrâil oğullarına, kendilerinin ayrılığa düştükleri şeyleri anlatmaktadır.*

ZULMETTEN NURA ÇIKARMAK İÇİN :

Maide 16.ayet :
Allâh, rızâsına uyanları esenliğe iletir karanlıkdan aydınlığa çıkarıp dosdoğru yola iletir.*

İbrahim 1. ayet
Elif lâm râ. Bu, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarıp o güçlü ve övgüye lâyık Allâhın yoluna iletmen için sana indirdiğimiz Kitaptır.*

Hadid 9.ayet :
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allâh, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.*

Talak 11.ayet
size Allâh'ın âyetlerini okuyan bir elçi gönderdik ki inanıp yararlı olanları, karanlıkdan aydınlığa çıkarsın. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa Allâh onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allâh güzel rızık vermiştir.*

SIRAT-I MÜSTAKİME ULAŞTIRMAK İÇİN :

İsra 9.ayet :
Kur'ân da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan mü'minlere, büyük bir ecir olduğunu müjdeler.*

Sebe 50.ayet :
De ki: "saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. yolu bulursam, bu da Rabbimin vahyettiği Kur'ân sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır."*

Ahkaf 30.ayet :
Ey kavmimiz, dediler, biz Mûsâ'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola götüren bir Kitap dinledik."*

MÜ'MİNLERİN KALPLERİNİ YATIŞTIRMAK, İÇİN :

Hud 120.ayet
Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz. sana hak ve inananlara öğüt ve ibret gelmiştir.*

Ra'd 28. ayet :
Onlar inanan ve Allâh'ı anmakla gönülleri huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller, ancak Allâh'ı anmakla huzur bulur.*

Nahl 102.ayet :
De ki: "İnananları sağlamlaştırmak ve müslümanlara yol gösterici ve müjde olmak üzere Ruhu'l-Kudüs Rabbinden gerçek bilgi indirdi."*

Hacc 54.ayet :
kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur'â nın, Rabbinden gelen gerçek olduğunu bilsinler inansınlar; kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allâh, inananları mutlaka doğru yola iletir.*

Zümer 23.ayet :
Allâh, sözün en güzelini, Kur'ân'ın âyetlerini Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanlar, ondan ürperir, derileri ve kalbleri Allâh'ın zikriyle yumuşar. İşte Kitap Allâh'ın rehberidir. Dilediğini doğruya Allâh kimi sapıklığında bırakırsa ona yol gösteren olmaz.*

Hadid 16.ayet :
İnananlar için vakit gelmedi mi ki kalbleri Allâh'ın Zikrine ve hakka saygı duysun bundan önce Kitap verilmiş, olanların kalbleri katılaşmış, ve yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?*

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...
"Elif, Lam, Ra. Bu Kur'an, öyle bir Kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle zulumattan nura, hamde layık olan Allah'ın yoluna çıkarmak için onu sana indirdik." (İbrahim)

"O Kur'an sizi zulumattan nura çıkarmak için apaçık âyetler olarak kuluna Peygamber'e indirilmiştir." (Zümer, 39.ayet)

"O bir peygamber gönderdi; Allah'ın ayetlerini sizlere okuyor ki iman edip salih amel işleyerek zulumattan nura çıkasınız." (Talâk, 11.ayet)*
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-18, 22:55 #6
CanMadridista CanMadridista çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Ty paylaşım.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-05-18, 17:48 #7
istanbul united istanbul united çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Paylaşım için teşekkürler
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-05-18, 21:55 #8
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak sahihhadisler.com anne baba ayetleri


Rasulullah buyurdu: "Kıyamet günü arasında hüküm verilinceye kadar her kez, sadakasının gölgesinde olacaktır


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَاعْبُدُوا اللهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُورًا
Allah’a*kulluk edin*ve O’na ortak koşmayın! Anneye, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, komşuya, arkadaşa, yolcuya ve ellerinizin altındaki köle ve cariyeye iyi davranın! Allah kendini beğenen ve böbürlenen kimseyi sevmez”Nisa 36

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُوا إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا*وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, annen ve*babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlar yaşlanırsa, öf! bile deme azarlama güzel söz söyle Onları esirge kanat ger ve: Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse Sen de onlara öyle rahmet et diyerek dua et İsra 23, 24

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا
Biz insana, anne babasına en güzel bir biçimde davranmasını emrettik...Ankebut 8

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ
Biz insana, anne babasına güzel davranmasını emrettik. annesi onu nice sıkıntılarla taşımıştır. Sütten kesilmesi iki yıl içindedir Bana ve annene babana şükret! Dönüş Banadır.”Lokman


Rasulullah*buyurdu Hiçbir çocuk baba hakkını ödeyemez Ancak köle olarak hürriyetine kavuşturursa babalık hakkını ödemiş olur.”

Nebi buyurdu Allah’a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin akraba ziyareti yapsın ya hayır konuşsun veya sussun!”


فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَى أَبْصَارَهُمْ

sizler iş başına gelecek olursanız, fesat çıkaracak ve akrabalığı keseceksiniz İşte bunlar, Allah’ın kendilerini lânetlediği, sağır yaptığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir!”*Muhammed 22, 23

Rasulullah*a Allah şöyle buyurdu Ey akrabalık bağı!Kim sana bağlı kalırsa, Ben de ona bağlı kalırım. Kim seninle ilgiyi keserse, Ben de onunla ilgiyi keserim!”

“Bir adam,*Rasulullah*a İnsanlar arasında kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.
Rasulullah* buyurdu:−“Annen’dir.”−“Annen’dir.”
−“Annen’dir.”

Bir adam−Ya Rasulallah!*Kendisine güzel sohbet etmeme en hakkı olan kimdir? dedi.Rasulullah* buyurdu Annen baban ve akrabalarındır

Nebi*buyurdu:Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün Ana babasına, ihtiyarlık zamanlarına yetişip de cennete giremeyen kimsenin.”

Rasulullah* buyurdu Kim rızkının çoğalmasını ve ömrünün uzamasını isterse akraba ziyareti yapsın!”

Ebu Talha*Ra Medine’de Ensarın hurma bahçesi yönünden en varlıklısı idi. en sevdiği malı da mescidin karşısındaki Beyruha adlı hurma bahçesiydi.*Rasulullah* Sellem bu bahçeden tatlı su içerdi.Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe erişemezsiniz Ayeti inince ebu talha inince*Rasulullah*ın yanına gelerek Ya Rasulallah Allah sana Her ne infak ederseniz şüphesiz ki Allah bilir.”*Ayetini gönderdi. en sevdiğim malım Beyruha bahçesidir. O, Allaha sadakadır. Allah’tan onun sevabını ve ahiret azığım olmasını isterim. Burayı Allah’ın gösterdiği şekilde kullan, dedi. Rasulullah* buyurdu Ne hoş, bu büyük bir şeydir İşte bu kazançlı bir maldır. Kuşkusuz seni işittim. Ben bahçeyi akrabalarına vermeni uygun görüyorum.”
Ebu Talha öyle yapayım Ya Rasulallah! dedi ve hurma bahçesini akrabalarına arasında taksim etti.

Bir adam*Nebi*(sav)’e gelerek Ben Allah’tan ecir isteyerek hicret ve cihad üzere sana biat ediyorum, dedi. Nebi* buyurdu Annen ve baban sağken Allah’tan ecir istiyorsan?”Annenin ve babanın yanına dön ve onlara güzel sohbet et!”

Nebi*buyurdu Akrabalık bağını gözeten, iyiliğe karşılık verip mükâfatlandıran değildir akrabalık bağı kopartıldığı halde onu gözeten kimsedir.”

Rasulullah* buyurdu Akrabalık bağı arşa tutunarak şöyle demiştir; Beni gözeteni Allah gözetsin. Benimle ilgisini keseni, Allah da onunla ilgisini kessin!”

Hz Ebu Bekir*in kızı Esma*ra ya Rasulullah* zamanında annem müşrik olarak yanıma geldi. kendisine iyi davranmamı umuyor. Anneme iyilik edebilir miyim? diyince Rasulullah*şöyle buyurdu:
Evet, annene iyilik et.”

Herakl, Ebu Süfyan’a “Nebi*sizlere ne emrediyor? diye sormuş.Ebu Süfyan O bize namaz kılmayı, sadaka vermeyi, iffetli olmayı ve akrabaya iyilik etmeyi emrediyor.”

Rasulullah* buyurdu:siz yakında Mısır’ı fethedeceksiniz. halkına iyi davranmanızı tavsiye ediyorum! Çünkü onlarla aramızda akrabalık ve hısımlık bağı vardır.”

“Sen yakın akrabalarını uyar!”*Şuara Suresi 214. ayeti indiği zaman, Rasulullah* Kureyş’i çağırdı. Ey Kureyş oğulları! Nefislerinizi ateşten kurtarınız!”
Ey Fatıma! Kendini ateşten kurtar sizi Allah’ın azabından kurtarmaya gücüm yetmez Ama akrabalık bağını kesmeyecek ve akrabalık haklarını yerine getireceğim.”

Nebi* buyurdu benim dostlarım Allah ve salih mü’minlerdir. Fakat akrabalık bağını kesmeyip akrabalık haklarını yerine getireceğim.”

Eyyub el-Ensari*ra*şöyle dedi Nebi’e bir adam geldi ve:Beni cennete yaklaştıracak ve cehennemden uzaklaştıracak bir işe kılavuzluk yap dedi.
Nebi buyurdu Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekâtı verir ve akrabalarına iyilik edersin.”

Abdullah ibni Ömer*Ra şöyle dedi nikâhım altında bir kadın vardı onu seviyordum. Babam istemedi boşamamı emretti.durumu Rasulullah*a zikrettim.
Ey Abdullah bin Ömer! Karını boşa buyurdu
Ve karımı boşadım.”

Adamın biri gelerek karımı Annem boşamamı emrediyor ne yapmalıyım? diye sordu.Ebu Derda*ra şöyle dedi:Rasulullah*tan işittim şöyle buyuruyordu:“Baba cennetin orta kapısıdır. Artık sen istersen o kapıyı bırak istersen muhafaza et.”

Nebi*buyurdu:Teyze, anne menzilesindedir.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor fesat çıkarıp akrabalık bağlarını kesenler Allah’ın lânetlediği, sağır yaptığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir!”
Muhammed 22, 23

Allah-u Teâlâ buyuruyor Rabbin, annen ve*babaya iyiliği emretti. Onlara öf bile deme azarlama güzel söz söyle Rabbim onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, Sen onlara öyle rahmet et de ve dua et!

Nebi* buyurdu Büyük günahları size haber vereyim mi?”Allah’a şirk koşmak, ana babaya asi olmak yalan yere şahitlik yapmaktır!”

Rasulullah buyurdu Bir kimsenin kendi annesine ve babasına sövmesi büyük günahdır insanın anne ve babasına sövmesi şöyledir o kimse başkasının babasına söver, o da onun babasına söver! O kişi başka birinin annesine söver, o da onun annesine söver!”

Rasulullah*şöyle buyurdu Akrabayla ilgisini kesen cennete giremez!”

Nebi* buyurdu: Kuşkusuz ki, Allah annelere asi olmayı, borcun verilmemesini, verilmeyen şeyin alınmasını kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi haram kıldı Allah size dedikoduyu, çok soru sormayı malı zayi etmeyi kerih gördü!”
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-18, 07:01 #9
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak İSLAM VE İHSAN

ORUÇ VE RAMAZAN İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Bakara suresi

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için*oruç, sizden öncekilere ve size de farz kılındı. (Bakara Sûresi)

Oruç, sayılı günlerdedir. hasta, ve yolculukta olan tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar.*

Oruca*gücü yetmeyenler bir yoksul doyumu fidye verir. gönülden kim bir iyilik yaparsa hayırdır. oruç*tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

O sayılı günler insanlar için hidayet rehberi, doğru yol ve hak delilleri olarak Kur’an’ın* indirildiği* Ramazan ayıdır. kim bu aya ulaşırsa, oruçla*geçirsin. hasta ve yolcu olan tutamadığı günleri başka günlerde tutsun.

Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

Oruç*gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın takdirini arayın.

Şafağın gecenin karanlığından ayırt edilinceye tan yeri ağarıncaya kadar yiyin, için. akşama kadar tutun. mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın.

Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın.

Eğer düşman, hastalıkla engellenmiş olursanız* size kolay gelen kurbanı gönderin.kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. hasta veya rahatsız olanlarsa fidye olarak oruç*tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir.

Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.

Nisâ Sûresi

Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlık başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay oruç* tutması gerekir. Allah,* hüküm ve hikmet sahibidir.

Mâide Sûresi

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. bile bile yaptığınız yeminlerle sorumlu tutar.

yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak* onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim imkân bulamazsa, keffareti üç gün*oruç*tutmaktır. yeminlerinizin keffareti budur.

Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini
açıklıyor ki şükredesiniz.*

Ey iman edenler! İhramlı iken* av hayvanı öldürmeyin. Kim ihramlı iken onu kasten öldürürse kendisine ceza vardır. ceza Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi*oruç*tutmaktır.

Allah, geçmiştekileri affetmiştir. kim bir daha böyle yaparsa, Allah intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Tevbe Sûresi

tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler,* oruç*tutanlar, rükû’ ve secde edenler, Allah’ın emrini koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.

Meryem Sûresi

Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı oruç adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.

Ahzâb Sûresi

müslüman erkeklerle müslüman kadınlara
mü’min erkeklerle mü’min kadınlara
itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlara
sabreden erkeklerle sabreden kadınlara
Allah’a saygı duyan erkekler ve kadınlara, oruç*tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara namuslarını koruyan erkeklerle kadınlara
Allah bağışlanma ve büyük mükâfat hazırlamıştır.

oruç*tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara
Allah bağışlanma ve büyük mükâfat hazırlamıştır.

Mücâdele Sûresi

Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.

Tahrim Sûresi

o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, itaat tövbe ve ibadet eden,*oruç*tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

Kadir Sûresi

Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin bilir misin bin aydan hayırlıdır. Rablerinin izniyle melekler* iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-18, 07:02 #10
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

ORUÇ İLE İLGİLİ HADİSLER

İslamın Beş Şartından Biri Oruçtur

Resûlullah* buyurdu İslâm beş temel üzerine bina kılınmıştır: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı kılmak, zekâtı vermek, Allah’ın evi Kâbe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.”*

Allah’tan korkunuz

Resûlullah*Vedâ hutbesi’nde şöyle buyurdu
Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılın Ramazan orucunu tutunu Mallarınızın zekâtını verin Yöneticilerinize itaat edinizki Rabbinizin cennetine giresiniz.”

İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir

Resûlullah* buyurdu Aziz ve celîl olan Allah İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını ben vereceğim” buyurmuştur.

Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”

Oruçlular Cennette reyyân kapısından girecektir

Nebî* buyurdu: Cennette reyyân kapısı vardır kıyamet günü oradan oruçlulardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılınca Onlar kapıdan girerler ve başkası asla giremez. Oruçlular girince kapı kapanır kimse* giremez

Resûlullah* buyurdu Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ,*oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.”

Resûlullah* buyurdu:“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”

Oruçlu kimse ile çekişmesin

Nebî* buyurdu Kim yalan konuşmayı ve yalan
işi yapmayı terketmezse,* Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”

Ramazandan bir iki gün önce oruç tutmayın

Nebî*buyurdu bir-iki gün öncesinden oruç tutarak ramazanı karşılamayın. belli günlerde oruç tutmayı âdet edinmiş kimse, o gün orucunu tutsun.”

Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!

Geceleri nice namazkılanlar vardır ki, namazdan kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.”*

Resûlullah* buyurdu Ramazan hilâlini görünce oruç tutunuz. Şevval hilâlini görünce* oruca son verin Ramazanın başlangıcı bulutlu bir güne rastlarsa, şâbanı otuza tamamlayın

Oruç tut sıhhat bul

Rasûlullah buyurdu Oruç tutunuz ki,*madden ve mânen sıhhat bulasınız!”*

Efendimiz buyurmuşlardır Mü’min öldüğü zaman, namazı baş ucunda, zekâtı sağında, orucu solunda bulur.”*

Oruç kalkandır

Allâh Rasûlü Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe tutan için bir kalkandır.”*buyurdu.

Ashâb-ı Kirâm:*Orucu* ne ile zedeler?”diye sorunca Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:*“Yalan ve gıybetl…”*cevâbını verdi

Nebî*aleyhi ve sellem buyurdu unutarak bir şey yer veya içersen orucunu tamamla. Çünkü onu Allah yedirmiş ve içirmiştir.”

İbni Sabire*ra Ey Allah’ın Resûlü! Bana abdesti* anlat! dedi Güzelce abdest al, parmak aralarına suyu ulaştır. Oruçlu olmadığında suyu burnuna iyice çek!” buyurdu.

Resûlullah* buyurdu Ramazan ayı cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”

“Ramazan ayının son on günü gelince, Resûlullah*geceleri ibadet eder, ailesini uyandırır, kulluğa soyunup paçaları sıvardı.”

Resûllullah*insanların en cömerdi idi. en cömert olduğu an da ramazanda Cebrâil* ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil*aleyhisselâm, ramazanın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, Kur’an okurlardı.

Resûlullah*Cebrâil ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgâr daha cömert davranırdı.”

Ramazan ayının son on gününde Resûlullah*geceleri* ihyâ eder, ev halkını uyandırır, ibadete soyunarak eşleriyle ilişkiyi keserdi.

Resûlullah buyurdu Büyük günahlardan kaçınılması halinde, beş vakit namaz, iki cuma ve iki ramazan,* küçük günahlara kefârettir.”

Nebî aleyhi ve sellem*buyurdu Ramazan ayında yapılan umre,* bir hac sayılır, yahut*benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.”

“Eğer kullar, Ramazanın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…”*buyruluyor.

Resûlullah buyurdu Sahur yapınız, sahurda bolluk-bereket vardır.”

Zeyd*ra dedi ki: Resûlullah*ile sahur yemeği yedik sabah namazını kıldık. Sahur yemeği ile sabah namazı arasında ne Elli âyet okuyacak kadar zaman geçdi.

Resûlullahın* iki müezzini vardı: Resûlullah* buyurdu Bilâl geceleyin erkence ezan okur. Siz İbni Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyiniz.“Bu ikisinin arasındaki zaman, biri inip diğeri çıkıncaya kadar geçen vakitten ibaretti” demiştir.

Nebî* aleyhi ve sellem buyurdu: Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından* eksilmez.”*

Oruç açmakta acele ediniz

Resûlullah* buyurdu Oruç açmakta acele ettikleri sürece müslümanlar hayır üzere yaşarlar.”

Âişe*radıyallahu anhâya soruldu ashâbından iki kişi hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak* biri akşam namazı ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri akşam namazını ve iftarı geciktiriyor, dedi.hz Âişe:
Resûlullah Akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ederdi buyurdu

Resûlullah*dedi ki: Allah Teâlâ şöyle buyurdu:*Kullarımın bana en sevgili olanı, oruç açmakta acele davranandır.” (Tirmizî, Savm 13)

Nebî*aleyhi ve sellem buyurdu: orucunuzu hurma ile açın. Hurma bulamazsanız, su ile iftar edin Su temizdir.”

Resûlullah*akşam namazından önce taze hurma ile orucunu açardı. Taze hurma bulamazsa, kuru bir hurmacıkla iftar ederdi. Kuru hurma bulamazsa, birkaç yudum su içerdi.

Resûlullah buyurdu Kim ramazanın faziletine inanarak sevabını Allah’tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”*

Efendimiz buyurur Allâh Teâlâ Ramazan’da orucu farz kıldı, ben de terâvîh namazını sünnet kıldım.”*

Nebî*aleyhi ve sellem* buyurdu Faziletine inanarak karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.”

Kadir Gecesini Ramazanın son 7 gecesi arayın

bir grup sahâbî, rüyalarında Kadir gecesinin ramazan’ın son yedi gecesinde olduğunu görmüşler ve* Peygamber’e bildirmişlerdi. Resûlullah*şöyle buyurdu Kadir gecesini arayan onu ramazanın son yedi gecesinde arasın!”

Kadir Gecesini Ramazanın son 10 günü arayın

Resûlullah*ramazan ayının son on gününde câmiye kapanır ibadete soyunur ve şöyle buyururdu:
Kadir gecesini ramazanın son on günü içinde arayınız!”*

Peygamberimiz ramazan ayının son on günü* geceleri* ihyâ eder, ev halkını uyandırır ibadete soyunur ve eşleriyle ilişkiyi keserdi.

Âişe*ra*Ey Allah’ın Resulü! Kadir gecesinde nasıl dua edeyim? diye sordu efendimiz Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla! diye dua et” buyurdu.

Resûlullah* ramazanda diğer aylardan daha fazla çalışırdı. Ramazanın son on gününde de ramazanın öteki günlerinden daha fazla ibadet ederdi.

Resûlullah*ramazanın son on gününde i’tikâfa çekilirdi. Vefatından sonra eşleri itikâfa girmeye devam ettiler.

Peygamberimiz fitreyi farz kılmıştır

“Hz. Peygamber fitreyi köle, erkek, kadın, küçük ve büyüklere farz kılmış ve insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretmiştir.”

Fitre Bayram namazından önce verilir

Hz. Peygamber fitrenin, Bayram Namazından** önce verilmesini emretmiştir

Hz. Peygamber fıtır sadakasını 1 sâ’* hurma ve 1 s⒠arpa olmak üzere köle, erkek, kadın, küçük ve büyüklere farz kılmış ve bayram namazından* önce verilmesini emretmiştir.

Peygamberimiz devrinde fitre yiyecek maddelerinden 1 sâ’* verirdi O zaman ki yiyecek arpa, kuru üzüm, hurma ve yağı alınmış peynir idi.”

Rasûlullah oruçluları gereksiz ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek*sağlamak için fitreyi farz kılmıştır. Fitreyi kim bayramdan önce öderse, bu bir zekât, bayramdan sonra öderse, sadaka olur.”

Rasûlullah (s.a.s) Ramazan Bayramı’ndan önce şöyle buyurdu: “Buğdaydan, arpadan veya hurmadan 1 sâ’ını hür veya köle, küçük veya büyükler için sadaka veriniz.”

Rasûlullah sadaka ve infâkın geniş mânevî bereketini anlatarak buyurmuştur ki Allah bir lokma ekmek, bir avuç hurma ve yoksulun faydalanacağı bir şey vesîlesiyle kişiyi Cennet’ine koyar

Rasûlullah buyurmuştur ki sadakanın verilmesini emreden sadakayı hazırlayan ve Sadakayı veren hizmetçiyi Allah Cennet’ine koyar

Hiçbirimizi unutmayan Allah Teâlâ’ya hamd olsun

Sadaka malı eksiltmez

Allah Rasûlü* buyuruyor Sadaka vermekle mal eksilmez. Allâh Teâlâ, kulunun değerini artırır.

Allâh rızâsı için alçak gönüllü olanı Allâh yüceltir.”*

Sadaka günahların azabını söndürür

Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahın azâbını söndürür.”*

Sadaka, Rabb’in öfkesini söndürür ve kişiyi kötü ölümden uzaklaştırır.”*

Sadaka ömrü uzatır

Müslümanın verdiği sadaka, ömrü bereketlendirir kötü ölümü önler ve Allah Teâlâ onunla kibri, fakirliği ve övünmeyi giderir.”*

Sadaka belaları önler

“Sadaka vermekte acele edin! Çünkü belâ, sadakanın önüne geçemez.”*

“İnsanlar arasında hüküm verilinceye kadar, herkes sadakasının gölgesinde olacaktır.

Yarım hurmada olsa sadaka ver

“Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu* bulamayan, güzel ve hoş sözle korunsun.”*

Efendimiz anlatıyor insanlar Hz Îsâ’nın yanına uğradı. Hz Îsâ yanındakilere Bunlardan biri, Allah dilerse bugün ölecek!”*buyurdu.Akşam olunca insanlar odun demetleriyle Hazret-i Îsâya geldiler. Îsâ: Odunları yere bırakın!”*buyurdu. öleceğini söylediği kişiye Odun demetini çöz buyurdu. Ve siyah bir yılan çıktı. Hazret-i Îsâ Bugün hangi sâlih ameli işledin?”*diye sordu. Bugün amel işlemedim!
fakat elimde bir ekmek parçasını. yoksula verdim.”*dedi. Hazret-i Îsâ: İşte bu sâyede belâ senden uzaklaştırılmış!”*buyurdu.

Sadakasız cennet zor

Beşîr ra anlatır Nebiyy-i Efendimiz’e bey’at* için geldim. şehâdeti, namazı, zekâtı, haccetmemi, oruç tutmamı ve Allah yolunda cihâd etmemi şart koştu.şöyle dedim Ey Allâh’ın Rasûlü! Vallâhi* cihâd ve sadakaya gücüm yetmez. Ancak cihad etmeyenin Allâh’ın gazabına uğrayacağını söylüyorlar cihâd meydanında ,nefsimin korkuyla ölmeyi istememesinden endişe ediyorum. Sadakaya gelince, küçük bir koyun sürüsü ve on deveden başka bir şeyim yoktur. Onlar da âilemin binek hayvanlarıdır. Rasûlullah -buyurdu Cihâd yok, sadaka yok, peki ne ile Cennet’e gireceksin?!”
Yâ Rasûlâllah, Sana bey’at ediyorum!”dedim ve bütün şartlar üzerine bey’at ettim.

Resûlullah*Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyametde okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir”*buyurdu

Resûlullah buyurdu Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her iyiliğin karşılığı on sevaptır. elif bir harftir lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”*
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-05-18, 07:03 #11
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Ramazan Ayında Dualar

دعاء اليوم الاول:*اللهمَ اجْعلْ صِيامي فيه صِيام الصّائِمينَ وقيامي فيهِ قيامَ القائِمينَ ونَبّهْني فيهِ عن نَومَةِ الغافِلينَ وهَبْ لي جُرمي فيهِ يا الهَ العالَمينَ واعْفُ عنّي يا عافياً عنِ المجْرمينَ.
Allahummec'al siyamî fîhi siyam'es-saimîn ve giyamî fîhi giyam'el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet'il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh'el-âlemin ve'fu annî ya âfiyen an'il-mucrimîn."

Allah'ım tuttuğum orucu ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bağışla; ey âlemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!

دعاء اليوم الثاني:*اللهمّ قَرّبْني فيهِ الى مَرْضاتِكَ وجَنّبْني فيهِ من سَخَطِكَ ونَقماتِكَ ووفّقْني فيهِ لقراءةِ آياتِكَ برحْمَتِكَ يا أرْحَمَ الرّاحِمين.
Allahumme garribnî fîhi ilâ merzâtike ve cennibnî fîhi min sehatike ve negimatike ve veffignî fîhi li-girâeti âyâtike bi-rahmetike ya erhem'er-râhimîn."

Allah’ım Bu* beni hoşnutluğuna yakınlaştır gazap ve azadan uzaklaştır. ayetlerini okumaya muvaffak kıl rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.

دعاء اليوم الثالث:*اللهمّ ارْزُقني فيهِ الذّهْنَ والتّنَبيهَ وباعِدْني فيهِ من السّفاهة والتّمْويهِ واجْعَل لي نصيباً مِنْ كلّ خَيْرٍ تُنَزّلُ فيهِ بِجودِكَ يا أجْوَدَ الأجْوَدينَ
Allahummerzugnî fîh'iz-zihne ve't-tenbîh ve bâidnî fîhi min'es-sefâheti ve't-temvîh vec'al lî nesîben min kulli hayrin tunzilu fîh, bi-cûdike ya ecved'el ecvedîn."

Allah'ım bana zekâ ve uyanıklık ibadet ve itaat ver; beni cahillik ve batıldan uzaklaştır. indirdiğin her hayırdan nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!

دعاء اليوم الرابع:*اللهمّ قوّني فيهِ على إقامَةِ أمْرِكَ واذِقْني فيهِ حَلاوَةَ ذِكْرِكَ وأوْزِعْني فيهِ لأداءِ شُكْرَكَ بِكَرَمِكَ واحْفَظني فيهِ بِحِفظْكَ وسِتْرِكَ يا أبْصَرَ النّاظرين
Allahumme gavvinî fîhi alâ igameti emrik ve ezignî fîhi halâvete zikrik ve evzi'nî fîhi li-edâi şukrik bi-keramik vehfeznî fîhi bi-hifzike ve sitrik, ya ebsar'an-nâzirîn."

Allah’ım emrini uygulamak için beni güçlendir; zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle şükrünü eda etmek için hazırla hıfzın ve örtünle beni günah ve beladan koru; ey basiretlilerin en basiretlisi

دعاء اليوم الخامس:*اللهمّ اجْعَلْني فيهِ من المُسْتَغْفرينَ واجْعَلْني فيهِ من عِبادَكَ الصّالحينَ القانِتين واجْعَلْني فيهِ من اوْليائِكَ المُقَرّبينَ بِرَأفَتِكَ يا ارْحَمَ الرّاحِمين.
Allahummecalnî fîhi min'el-musteğfirîn, vec'alnî fîhi min ibâdik'es-sâlihîn'el-gânitîn, vec'alnî fîhi min evliyâik'el-mugarrabîn, bira'fetike ya erham'er-râhimîn."

Allah'ım beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi

دعاء اليوم السادس:*اللهمّ لا تَخْذِلْني فيهِ لِتَعَرّضِ مَعْصِتِكَ ولا تَضْرِبْني بِسياطِ نَقْمَتِكَ وزَحْزحْني فيهِ من موجِباتِ سَخَطِكَ بِمَنّكَ وأياديكَ يا مُنْتهى رَغْبةَ الرّاغبينَ
Allahumme la tehzulnî fîhi li-tearruzi ma'siyetik, velâ tazribnî bi-siyâti negimetik, ve zehzihnî fîhi min mûcibâti sehatike, bi-mennike ve eyâdîke, ya muntehâ rağbet'ir-râğibîn."

Allah'ım! günahtan ötürü beni yalnız bırakma; azap kırbacınla cezalandırma gazabından* uzaklaştır;
sonsuz- lütfün ve nimetlerin hakkına, ey insanların en büyük arzusu!

دعاء اليوم السابع:*اللهمّ اعنّي فيهِ على صِيامِهِ وقيامِهِ وجَنّبني فيهِ من هَفَواتِهِ وآثامِهِ وارْزُقْني فيهِ ذِكْرَكَ بِدوامِهِ بتوفيقِكَ يا هاديَ المُضِلّين
Allahumme einnî fîhi alâ siyamihi ve giyamih, ve cennibnî fîhi min hefevatihi ve asamih, verzugnî fîhi zikreke bi-devamihi, bi-tevfigike ya hadiy'el-muzillîn."

Allah'ım oruç tutup ibadete durmam için yardımcı ol; günahlardan beni uzaklaştır;* sürekli olarak seni zikretmeyi nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanlara hidayet eden!

دعاء اليوم الثامن:*اللهمّ ارْزُقني فيهِ رحْمَةَ الأيتامِ وإطْعامِ الطّعامِ وإفْشاءِ السّلامِ وصُحْبَةِ الكِرامِ بِطَوْلِكَ يا ملجأ الآمِلين.
Allahummerzugnî fîhi rahmet'el-eytami ve it'am'et-taam ve ifşa'es-selâm ve suhbet'el-kiram, bi-tavlike ya melce'el-amilîn."

Allah’ım! öksüzlere merhamet etmeyi, fakirlerin- karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı

دعاء اليوم التاسع:*اللهمّ اجْعَلْ لي فيهِ نصيباً من رَحْمَتِكَ الواسِعَةِ واهْدِني فيهِ لِبراهِينِكَ السّاطِعَةِ وخُذْ بناصيتي الى مَرْضاتِكَ الجامِعَةِ بِمَحَبّتِكَ يا أمَلَ المُشْتاقين.
Allahummec'al lî fîhi nasiben min rahmetik'el-vasia, vehdinî fîhi li-berahinik'es-satia, ve huz bi-nasiyetî ila merzatik'el-camia, bi-mehabbetike ya emel'el-muştagîn."

Allah’ım! rahmetinden beni nasipsiz* açık delil ve burhanlarını göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey* insanların arzusu

دعاء اليوم العاشر:*اللهمّ اجْعلني فيهِ من المُتوكّلين عليكَ واجْعلني فيهِ من الفائِزينَ لَدَيْكَ واجْعلني فيهِ من المُقَرّبينَ اليكَ بإحْسانِكَ ياغايَةَ الطّالِبين.
Allahummec'alnî fîhi min'el-mutevekkilîne aleyke, vec'alni fîhi min'el-faizîne ledeyke, vec'alnî fîhi min'el-mugarrabîne ileyke, bi-ihsanike ya ğayet'et-talibîn."

Allah’ım! sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi

دعاء اليوم الحادي عشر:*اللهمّ حَبّبْ اليّ فيهِ الإحْسانَ وكَرّهْ اليّ فيهِ الفُسوقَ والعِصْيانَ وحَرّمْ عليّ فيهِ السّخَطَ والنّيرانَ بِعَوْنِكَ يا غياثَ المُسْتغيثين.
Allahumme habbib ileyye fîh'il-ihsan, ve kerrih ileyye fîh'il-fusûge ve'l-isyan, ve harrim aleyye fîh'is-sehate ve'n-nîran, bi-avnike ya ğiyas'el-musteğisîn."

Allah’ım! iyilik ve ihsanı sevdir; fısk ve günahtan nefret ettir; gazabını ve cehennem- ateşini haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı

دعاء اليوم الثاني عشر:*اللهمّ زَيّنّي فيهِ بالسّتْرِ والعَفافِ واسْتُرني فيهِ بِلباسِ القُنوعِ والكَفافِ واحْمِلني فيهِ على العَدْلِ والإنْصافِ وامِنّي فيهِ من كلِّ ما أخافُ بِعِصْمَتِكَ يا عِصْمَةَ الخائِفين.
Allahumme zeyyinnî fîhi bi's-sitri ve'l-ifaf, vesturnî fîhi bi-libas'il-gunûi ve'l-kifaf, vehmilnî fîhi ala'l-adli ve'l-insaf, ve aminnî fîhi min kulli ma ehafu bi-ismetike ya ismet'el-haifin."

Allah’ım örtü ve iffetinle ziynetlendir kanaat ve yetinme libasını giydir; beni adalet ve insafa sevk et ve korktuğum her şeyden emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan -Rabbim-

دعاء اليوم الثالث عشر:*اللهمّ طَهّرني فيهِ من الدَنَسِ والأقْذارِ وصَبّرني فيهِ على كائِناتِ الأقْدارِ ووَفّقْني فيهِ للتّقى وصُحْبةِ الأبْرارِ بِعَوْنِكَ يا قُرّةَ عيْنِ المَساكين
Allahumme tahhirnî fîhi min'ed-denesi ve'l-egdar, ve sabbirni fîhi alâ kainat'il-egdar, ve veffignî fîhi li't-tuga ve suhbet'el-ebrar, bi-avnike ya gurrete ayn'il-mesakîn."

Allah'ım! beni maddi ve manevi kir ve pislikden temizle beni sabırlı kıl. takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya* muvaffak eyle yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!

دعاء اليوم الرابع عشر:*اللهمّ لا تؤاخِذْني فيهِ بالعَثراتِ واقِلْني فيهِ من الخَطايا والهَفَواتِ ولا تَجْعَلْني فيه غَرَضاً للبلايا والآفاتِ بِعِزّتِكَ يا عزّ المسْلمين.
Allahumme la tuahiznî fîhi bi'l-aserat, ve egilnî fîhi min'el-hataya ve'l-hefevat, vela tec'alnî fîhi ğarazan li'l-belaya vel-afat, bi-izzetike ya izz'el-muslimîn."

Allah'ım! ayak sürçmelerimi cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla.* beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey Müslümanların izzeti!

دعاء اليوم الخامس عشر:*اللهمّ ارْزُقْني فيهِ طاعَةَ الخاشِعين واشْرَحْ فيهِ صَدْري بإنابَةِ المُخْبتينَ بأمانِكَ يا أمانَ الخائِفين.
Allahummerzugnî fîhi taat'el-haşiîn, veşreh fîhi sadrî bi-inabet'il-muhbitîn, bi-emanike ya eman'el-haifîn."

Allah'ım! huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazı insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!

دعاء اليوم السادس عشر:*اللهمّ وَفّقْني فيهِ لِموافَقَةِ الأبْرارِ وجَنّبْني فيهِ مُرافَقَةِ الأشْرارِ وأوِني فيهِ بِرَحْمَتِكَ الى دارِ القَرارِبالهِيّتَكِ يا إلَهَ العالَمينِفين.
Allahumme veffignî fîhi li-muvafeget'il-ebrar ve cennibnî fîhi murafagat'el-eşrar, ve avinî fîhi bi-rahmetike ila dar'il-garari bi-ilahiyyetike ya ilah'el-alemîn."

Allah'ım iyi insanlarla arkadaş olmaya muvaffak kıl ve kötüden uzaklaştır. Rahmetinle ebediyet ve sükûnet yurdu cennette- yer ver; ilahlığın hakkına, ey âlemlerin ilahı!

دعاء اليوم السابع عشر:*اللهمّ اهْدِني فيهِ لِصالِحِ الأعْمالِ واقْضِ لي فيهِ الحَوائِجَ والآمالِ يا من لا يَحْتاجُ الى التّفْسير والسؤالِ يا عالِماً بما في صُدورِ العالَمين صَلّ على محمّدٍ وآلهِ الطّاهِرين.
Allahummehdinî fîhi li-salih'il-e'mali, vegzi lî fîh'il-havaice ve'l-amal. Ya men la yehtacu ile't-tefsiri ve's-sual. Ya alimen bima fî sudur'il-âlemin, salli alâ Muhammedin ve Âlih'it-tahirin."

Allah'ım! salih amellere hidayet et* hacet ve arzularıma kavuştur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey âlemdekilerin göğsünde bulunanları içinde geçenleri bilen –Rabbim-! Muhammed'e ve onun tertemiz Ehlibeyti'ne rahmet et.

دعاء اليوم الثامن عشر:*اللهمّ نَبّهْني فيهِ لِبَرَكاتِ أسْحارِهِ ونوّرْ فيهِ قلبي بِضِياءِ أنْوارِهِ وخُذْ بِكُلّ أعْضائي الى اتّباعِ آثارِهِ بِنورِكَ يا مُنَوّرَ قُلوبِ العارفين.
Allahumme nebbihnî fîhi li-berakati esharih, ve nevvir fîhi galbî bi-ziyai envarih, ve huz bi-kulli â'zâî ile't-tibai asarih, bi-nûrike ya munevvira gulûb'il-arifîn."

Allah'ım! bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurlarınla kalbimi aydınlat uzuvlarımı eser ve bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!

دعاء اليوم التاسع عشر:*اللهمّ وفّرْ فيهِ حَظّي من بَرَكاتِهِ وسَهّلْ سَبيلي الى خَيْراتِهِ ولا تَحْرِمْني قَبولَ حَسَناتِهِ يا هادياً الى الحَقّ المُبين.
Allahumme veffir fîhi hazzî min berakatih, ve sehhil sebîlî ila hayratih, vela tehrimnî gabûle hasenatih, ya hadiyen ile'l-hagg'il-mubîn."

Allah'ım!* bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşmami kolaylaştır; iyi amellerimin kabulünden beni mahrum bırakma; ey hakka hidayet eden -Rabbim-!

دعاء اليوم العشرين:*اللهمّ افْتَحْ لي فيهِ أبوابَ الجِنانِ واغْلِقْ عَنّي فيهِ أبوابَ النّيرانِ وَوَفّقْني فيهِ لِتِلاوَةِ القرآنِ يا مُنَزّلِ السّكينةِ في قُلوبِ المؤمِنين.
Allahummefteh lî fîhi ebvab'el-cinan, ve eğlig annî fîhi ebvab'en-nîran, ve veffignî fîhi li-tilavet'il-gur'an, ya munzil'es-sekîneti fî gulûb'il-mu'minîn."

Allah'ım! cennet kapılarını aç; cehennem kapılarını -yüzüme- kapat; Kur'ân okumaya* muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren -Yüce Allah-!

دعاء اليوم الحادي والعشرين:*اللهمّ اجْعَلْ لي فيهِ الى مَرْضاتِكَ دليلاً ولا تَجْعَل للشّيْطان فيهِ عليّ سَبيلاً واجْعَلِ الجَنّةِ لي منْزِلاً ومَقيلاً يا قاضي حَوائِجَ الطّالِبين.
"Allahummec'al lî fîhi ila merzatike delîla, vela tec'al li'ş-şeytani fîhi aleyye sebîla, vec'al'il-cennete lî menzilen ve megîla, ya gaziye havaic'it-talibîn."

Allah'ım! beni hoşnutluğuna kılavuz kıl* Şeytan'ı bana ulaştırma;* yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren -Rabbim-!

دعاء اليوم الثاني والعشرين:*اللهمّ افْتَحْ لي فيهِ أبوابَ فَضْلَكَ وأنْزِل عليّ فيهِ بَرَكاتِكَ وَوَفّقْني فيهِ لِموجِباتِ مَرْضاتِكَ واسْكِنّي فيهِ بُحْبوحاتِ جَنّاتِكَ يا مُجيبَ دَعْوَةِ المُضْطَرّين.
Allahummefteh lî fîhi ebvabe fazlik, ve enzil aleyye fîhi berakatik, ve veffignî fîhi li-mucibati merzatik, ve eskinnî fîhi buhbûhati cennatik, ya mucîbe davet'il-muztarrîn."

Allah'ım! Fazl-ü rahmet kapılarını yüzüme aç; bereketlerini üzerime indir beni hoşnutluğuna* muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden -Allah-!

دعاء اليوم الثالث والعشرين:*اللهمّ اغسِلْني فيهِ من الذُّنوبِ وطَهِّرْني فيهِ من العُيوبِ وامْتَحِنْ قَلْبي فيهِ بِتَقْوَى القُلوبِ يا مُقيلَ عَثَراتِ المُذْنِبين.
Allahummeğsilnî fîhi min'ez-zunûb, ve tahhirnî fîhi min'el-uyûb, vemtehin galbî fîhi bi-tegv'el-gulûb, ya mugîle eserat'il-muznibîn."

Allah'ım! günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalb imtihanında kalp takvası ver; ey günahkârların sürçmelerini bağışlayan Rabbim-!

دعاء اليوم الرابع والعشرين:*اللهمّ إنّي أسْألُكَ فيه ما يُرْضيكَ وأعوذُ بِكَ ممّا يؤذيك وأسألُكَ التّوفيقَ فيهِ لأنْ أطيعَكَ ولا أعْصيكَ يا جَوادَ السّائلين.
Allahumme innî es'eluke fîhi ma yurzîk, ve eûzu bike mimma yu'zîk, ve es'eluk'et-tevfîge fîhi lien utîake vela a'siyek, ya cevad'es-sailîn."

Allah'ım!* seni razı edecek şeyleri senden diliyor seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. -Allah'ım!- sana itaat edip karşı gelmemek için tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan –Rabbim-!

دعاء اليوم الخامس والعشرين:*اللهمّ اجْعَلْني فيهِ محبّاً لأوْليائِكَ ومُعادياً لأعْدائِكَ مُسْتَنّاً بِسُنّةِ خاتَمِ انْبيائِكَ يا عاصِمَ قُلوبِ النّبييّن.
Allahummec'alnî fîhi muhibben li-evliyaik, ve muadiyen li-e'daik, mustennen bi-sunneti hatemi enbiyaik, ya asime gulûb'in-nebiyyîn."

Allah'ım! Beni velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa'nın* sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan -Yüce Allah-!

دعاء اليوم السادس والعشرين:*اللهمّ اجْعَل سَعْيي فيهِ مَشْكوراً وذَنْبي فيهِ مَغْفوراً وعَملي فيهِ مَقْبولاً وعَيْبي فيهِ مَسْتوراً يا أسْمَعِ السّامعين.
Allahummec'al sa'yî fîhi meşkûran ve zenbî fîhi mağfûran ve amelî fîhi magbûlen ve aybî fîhi mestûra, ya esme'as-samiîn."

Allah'ım!* çabamı mükâfatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü günahlara- kapa; ey duyanların en iyi duyanı!

دعاء اليوم السابع والعشرين:*اللهمّ ارْزُقْني فيهِ فَضْلَ لَيْلَةِ القَدْرِ وصَيّرْ أموري فيهِ من العُسْرِ الى اليُسْرِ واقْبَلْ مَعاذيري وحُطّ عنّي الذّنب والوِزْرِ يا رؤوفاً بِعبادِهِ الصّالِحين.
Allahummerzugnî fîhi fazle leylet'il-gadri ve sayyir umûrî fîhi min'el-usri ile'l-yusr, vegbel meazîrî ve hutta anni'z-zenbe ve'l-vizr, ya raûfen bi-ibadih'is-salihîn."

Allah'ım!* bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve* vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!

دعاء اليوم الثامن والعشرين:*اللهمّ وفّر حظّي فيهِ من النّوافِلِ واكْرِمْني فيهِ بإحْضارِ المَسائِلِ وقَرّبِ فيهِ وسيلتي اليكَ من بينِ الوسائل يا من لا يَشْغَلُهُ الحاحُ المُلِحّين.
Allahumme veffir hazzî fîhi min'en-nevafil, ve ekrimnî fîhi bi-ihzar'il-mesail, ve garrib fîhi vesîletî ileyke min beyn'il-vesail, ya men la yeşğaluhu ilhah'ul-mulihhîn."

Allah'ım! Bu sünnetden nasibimi çoğalt; -dünya ve ahirette- lütuf ve bağışta bulun; vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla –yalvaranların- ısrarı kendisini –alıkoymayan –Rabbim-!

دعاء اليوم التاسع والعشرين:*اللهمّ غَشّني بالرّحْمَةِ وارْزُقْني فيهِ التّوفيقِ والعِصْمَةِ وطَهّرْ قلْبي من غَياهِبِ التُّهْمَةِ يا رحيماً بِعبادِهِ المؤمِنين.
Allahumme ğaşşinî fîhi bi'r-rahmet, verzugnî fih'it-tevfîga vel-isme, ve tahhir galbî min ğayahib'it-tuhmet, ya rahimen bi-ibadih'il-mu'minîn."

Allah'ım!* rahmetinle beni kapla; iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni şüphe suç ve karanlıkdan temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim

دعاء اليوم الثلاثين::*اللهمّ اجْعَلْ صيامي فيهِ بالشّكْرِ والقَبولِ على ما تَرْضاهُ ويَرْضاهُ الرّسولُ مُحْكَمَةً فُروعُهُ بالأصُولِ بحقّ سَيّدِنا محمّدٍ وآلهِ الطّاهِرين والحمدُ للهِ ربّ العالمين.
Allahummec'al siyamî fîhi bi'ş-şukri ve'l-gabûli alâ ma terzahu ve yerzah'ur-resûl, muhkemeten furûuhu bi'l-usûl, bi-haggi seyyidina Muhammedin ve Âlih'it-tahirîn, ve'l-hamdulillahi rabb'il-alemîn."

Allah'ım tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükâfatlandır bütün övgüler sana efendimiz hz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeytine olsun Ey Rabbim! bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-18, 07:26 #12
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak ulkucudunya.com
16.CÜZ : Kehf suresi

Hızır dedi ki: "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?"*Musa dedi ki: Eğer sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma
üzerine yine yürüdüler. köy halkından yemek istediler. köy halkı onlardan . Derken yıkılan bir duvar buldular. Hızır onu doğrulttu. Musa "İsteseydin ücret alırdın" dedi.*Hızır dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana sabredemediğini haber vereceğim."*Gemi,bir yoksula aitti. kusurlu kılmak istedim, çünkü ileride sağlam gemiye el koyan bir hükümdar vardı."*
Oğlana gelince, ana-babası mümindi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."*
İstedik ki Rabbleri ondan daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin."**Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında hazine vardı. Babaları iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki iki çocuk erginlik çağlarında Rabbinden rahmet hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeyler budur."*

sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki bir hatıra okuyacağım.biz onu Zülkarneyn'i yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona yol verdik.*o yolu tuttu güneşin battığında güneşi,kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bir kavim buldu. Biz dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya iyi davranırsın."*O demişti ki: "Kim haksızlık ederse muhakkak azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır."*Amma her kim iman edip iyi bir iş yaparsa, en güzel mükâfat vardır. Biz ona kolaylık gösterir zor işlere koşmayız."*Zülkarneyn yine bir yol tuttu.*İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.*

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında hiç söz anlamayan bir kavim buldu.*Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc fesat çıkarıyorlar. bizimle onlar arasında bir sed yapman şartıyla sana vergi versek olur mu?"*Dedi ki: "Rabbimin bana servet ve saltanat, sizinkinden hayırlıdır. Bana maddî yardımda bulunun sizinle onlar arasına en sağlam seddi yapayım.*Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin dökeyim" dedi.*Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.*Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin lütfudur. Rabbimin vaadi geldiğinde onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi haktır.*

Biz kıyamet günü onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a üfürülmüştür. onların hepsini bir araya toplamışız Ve cehennemi o gün kâfirlere göstereceğiz

Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.*kâfirler, beni bırakıp kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar?

biz cehennemi kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.*

Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.*

onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdi iyilik amelleri boşa gitmiştir. kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız.*

onların cezaları cehennemdir. inkâr etmişler âyetlerimi, peygamberlerimi alaya almışlardır.*

İman edip salih ameller işleyenlere Firdevs cennetleri konak olmuştur.*İçlerinde ebedî kalacaklar, hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.*

ey Muhammed Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti,

De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. Ne var ki, bana vahyolunuyor. her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin."*
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-18, 07:28 #13
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak ulkucudunya.com
MERYEM suresi

Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.*Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadır.*

Bir zamanlar o, Rabbine yalvarmıştı.*Ey Rabbim Şüphesiz kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım bembeyaz tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, bedbaht olmadım."*ben, yerime geçecek varislerden endişedeyim. Karım kısır katından bana bir çocuk ihsan et."*bana da mirasçı olsun, Yakub ailesine mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavuştur."*

Allah şöyle buyurdu "Ey Zekeriyya! Şüphesiz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona adaş yapmadık."*Zekeriyya: "Rabbim Karım kısır, ben kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi. Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak kolaydır. bundan önce seni yarattım. sen hiçbir şey değildin."* Zekeriyya şöyle dedi: "Rabbim alâmet ver." Allah: "Senin alâmetin, sapasağlam halde, üç gün, üç gece insanlarla konuşamaz hale gelmendir." buyurdu.*Nihayet konuşamayınca mihrabdan çıktı kavmine "Sabah akşam Rabbinizi tesbih edin" diye işaret etti.*

Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" dedik ve çocukken ona hikmet verdik.*katımızdan merhamet günahdan paklık verdik, o çok takva sahibi idi.*
Anne ve babasına iyi davranan idi, zorba ve isyankâr değildi.Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.*

Ey Muhammed Kur'ân'daki Meryem kıssasını an insanlara anlat o, ailesinden ayrılarak evine çekilmişti.*ailesiyle kendisi arasına perde koymuştu. Biz meleğimiz Cebraili gönderdik ona insan şeklinde göründü.*Meryem: "Ben senden Rahmân a sığınırım. Allah'dan korkuyorsan dokunma bana" dedi.*Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği elçiyim" dedi.*Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana insan dokunmamıştır. iffetsiz değilim" dedi.*Melek: dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: babasız çocuk vermek, bana kolaydır. biz onu insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. bu ezelde kararlaştırılmış bir iştir." dedi.*Nihayet Allah'ın emri gerçekleşti Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o uzak bir yere çekildi.*

doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.*Melek, Meryem'e, aşağı tarafından seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı.Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."*
Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmâna bir oruç adadım bugün hiç kimseyle konuşmayacağım" de.*

Meryem İsa'yı yüklenerek kavmine getirdi. Onlar hayretler içinde dedilerki: "Ey Meryem sen görülmemiş bir şey yaptın.Ey Harun'un kızkardeşi Senin baban kötü bir adam değildi, annen iffetsiz bir kadın değildi."*Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.*
Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."*Beni, mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı zekat vermemi emretti."*anneme hürmetkar kıldı. zorba ve isyankar yapmadı."*Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."*İşte Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.*

Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir.*

Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur."*

yahudi ve hıristiyanlar ihtilafa düştüler. O büyük dehşetli günü görecek kâfirlerin vay haline!*

zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.*

Ey Muhammed İnsanları pişmanlık duyacağı kıyamet günü ile uyar. Onlar gaflet içindedirler, iman etmezler.*

Şüphesiz bütün yeryüzü ve üzerindekiler mutlaka bize döndürüleceklerdir.*

Kur'ân'da İbrahim'i kıssasını an. Şüphesiz o, sıddık özü, sözü doğru bir peygamberdi.*O babasına Babacığım! İşitmeyen, görmeyen sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"* Babacığım sana gelmeyen ilim bana geldi. bana uy da, seni doğruya eriştireyim."*Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân a âsî oldu."* Babacığım korkarım ki, sana Rahmân'dan azab dokunur da şeytana arkadaş olursun."*Babası "Ey İbrahim! Sen ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? onları kötülemekten vazgeçmezsen, seni taşlarım. Haydi benden uzak ol" dedi.*

İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. o, bana lütufkârdır."*Ben, sizden ve şeylerden ayrılırım Rabbime dua ve ibadet ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."*

İbrahim, kavminden ve Allah'tan başka ibadet ettiklerinden uzaklaşınca, biz İshak'ı ve İshak'ın oğlu Yakub'u ihsan ettik. hepsini peygamber yaptık.*rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.*

Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.*Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu kendimize yaklaştırdık.*Rahmetimizden ona, kardeşi Harun'u peygamber ihsan eyledik.*

Kur'ân'da İsmail'i de an; çünkü o, vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.*Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

Kitapta İdris'i de an; çünkü o, çok sadık özü, sözü doğru bir peygamberdi.*Biz onu yüce bir yere yükselttik.*

İşte bunlar, Allah'ın nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim soyundan, hidayete erdirdiğimiz seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.*

öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslere uydular; onlar taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır.

tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen cennete girecek ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.*

O cennet, Rahmân ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır.*Onlar orada boş söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. sabah akşam rızıkları da hazırdır.*İşte takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur.*

Cebrail dedi ki: Ey Muhammed "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin seni unutmuş değildir?"*

O, göklerin, yerin Rabbidir. O halde, ibadet et ibadet etmekte sabırlı ol.

insan şöyle der: öldüğüm zaman, diri olarak mezardan çıkarılacak mıyım?"*O insan, hiçbir şey değilken kendisini yoktan var ettiğimizi hatırlamaz mı?*Rabbine andolsun ki biz onları öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri şeytanları ile beraber mahşerde toplayacağız. cehennemin etrafında diz üstü hazır bulunduracağız ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler.

her zümreden Rahmân'a karşı en isyankâr hangileri ise, muhakkak atacağız.*cehenneme atılmaya layık olanların kimler olduğunu elbette biliriz.*

İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin kesinleşmiş hükümdür.*Sonra Allah'dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri toptan cehennemde bırakacağız.*

Âyetlerimiz inkâr edenler, iman edenlere dediler ki :"Mümin ve kâfirlerden hangisi iyi, ve güzeldir?"*
Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gösterişce daha güzel nice halkı helak etmişizdir.*

Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. kendilerine vaad edilen azabı kıyameti cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii fena ve yardımcıları daha zayıfmış.*

Allah, hidayeti kabul edenlere, hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap ve sonuç bakımından daha hayırlıdır.*

âyetlerimizi inkâr eden ve bana mal ve evlat verilecektir." diyen adamı gördün mü?*O kâfir gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân olan Allahdan bir söz mü aldı?*Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız.*
elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.*

Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.* tapındıkları ilâhlar onların inkâr edecekler ve düşman olacaklardır.*
Biz şeytanları kâfirlere musallat ettik. Onları günaha kışkırtıyorlar.*

onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların ecelini sayıyoruz.*

O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız.*

Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.*

O gün Rahmân olan Allah'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.*

Yahudilerle hıristiyanlar "Rahmân, çocuk edindi" dediler.*Yemin olsun ki, siz çok çirkin söylediniz.*
söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,*Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.*

Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki kıyamet günü Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın.*Allah onların hepsini kuşatmış, yaptıklarını saymıştır.*

Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır.*

İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân olan Allah onları gönüllere sevdirecektir.*

Ey Muhammed Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.*

onlardan önce nice nesilleri helak ettik. onları görüyor musun, sesini işitiyor musun?*
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-18, 02:50 #14
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak ülkücüdünya. Com

Taha suresi

Ey Muhammed! Kur'ân'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik.*Allah'tan korkan için bir öğüt* indirdik.

Rahmân kudret ve hakimiyyetiyle Arş'a hakim oldu

gök ve yerdekiler, toprak altında olanlar O'nundur.*

Sen Allah'a dua ve zikirle sesini yükseltirsen O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.*

Allahtan başka ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.*

Habîbim! Musa'nın başından geçen hayat* sana geldi mi?*Hani o bir ateş görmüştü de, "Yerinizde durun, gözüme bir ateş ilişti, belki size kor getiririm, yahut ateşin yanında yol gösterici bulurum" demişti.*Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa!*Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."Ben seni seçtim, şimdi* vahyolunacak şeyleri dinle."*

Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka* ilâh yoktur. bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.*

kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

Sakın kıyamete inanmayıp, heva ve hevesine uyan kimse seni, iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.*

Ey Musa! Sağ elindeki nedir?* Musa dedi: "O* asâmdır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim de var"*
Allah: "Ey Musa! onu yere bırak dedi.*Musa bir de ne görsün o yılan olmuş koşuyor.*Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu eski durumuna çevireceğiz"*Bir de bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, embeyaz çıksın."*Bunları mucizelerimizi gösterelim diye yaptık."*

Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."*

Musa dedi ki: "Ey Rabbim göğsüme genişlik ver,*
İşimi kolaylaştır,*Dilimden düğümü çöz Ki, sözümü anlasınlar.*bana ailemden bir vezir ver.*Kardeşim Harunla Onunla arkamı kuvvetlendir.*Elçilikde onu bana ortak et.*seni çok tesbih edelim.*Seni çok analım.*Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."*
Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin sana verildi."*

And olsun biz, sana ihsan etmiştik"*Hani bir vakit şu ilhamı annene verdik:*Onu* tabuta koy* denize bırak. Deniz onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. Ey Musa

Hani kız kardeşin Firavun'un sarayında "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik gözü aydın olsun kederlenmesin. sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni musibetlerle imtihan ettik. yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. ey Musa! peygamberlik yaşına geldin.*Ben, seni kendime peygamber seçtim.*

Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle Firavun'a gidin, çünkü o azdı.*İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.*Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.*
Musa ile Harun Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığından korkarız" dediler.*
Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."*

Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin* elçileriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."

Bize vahyolundu ki, azab şüphesiz gerçeği inkâr edip ona sırt çevirenleredir."*

Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.*
Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.*

Firavun geçmiş asırlar insanların durumu nedir?" dedi.*Musa dedi ki Onların bilgisi Rabbimin katında kitapta yazılıdır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."

Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur."

İşte biz su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.*
Hem siz yiyin, hem hayvanlarınızı otlatın.

Akıl sahibleri için nice ibretler vardır!*

Sizi topraktan yarattık, ölümünüzden sonra ona döndüreceğiz. sizi bir kere daha çıkaracağız.*

And olsun ki, Firavun'a mucizelerimizi gösterdik. o yalan sayıp kabulden çekindi.*

Firavun Musa'ya şöyle dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle geleceğiz şimdi bir buluşma yeri tayin et ki caymayacağımız bir yer olsun."*Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs* günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.*
Firavun bütün hile vasıtalarıyla geldi.*

Musa dedi ki: Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydurmayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Allah'a iftira eden hüsrana uğramıştır."*

Sihirbazlar tartıştılar ve Musa ve Harun'u göstererek şöyle dediler: "Bu ikisi sihirbazdır; büyülerle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve dininizi yok etmek istiyorlar."*

bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, hep bir sıra halinde gelin. üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."*

Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin

Büyücü her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."*

bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.*

Firavun: "And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim* sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.*

Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk* biz olalım" dediler.*Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün!* ipleri ve değnekleri, sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi.*Musa içinde bir korku hissetti.*dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün galib geleceksin
Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü o büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."*Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.*

Firavun: "Ben izin vermeden mi* iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğretendir. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. hangimizin azabının şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.*İman eden sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünyaya hükmedebilirsin."*

biz hem günahlarımıza, ve sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik.

Allah sevabça sdaha hayırlı ve azab verme bakımından da daha devamlıdır."*

Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.*

Kim de bir mümin olarak salih amellere varırsa, ionlara en yüksek dereceler vardır.*

Adn cennetlerinin altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalırlar. işte bu, küfür ve isyandan arınanların mükafatıdır.*

Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü Mısır'dan çık asânı vurarak denizde kuru bir yol aç; firavundan korkmazsın ve boğulmaktan endişe* etme

Firavun ve ordularını* denizde korkunç bir boğulma sarıverdi*

Firavun kavmini yanlışa sürükledi ve doğruya götürmedi.*

Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmandan kurtardık Tûr dağında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.*Size verdiğimiz rızıkları yiyin taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kime gazabım inerse, muhakkak mahvolur.*

ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.*

Ey Musa! Seni kavminden ayırıp gelmeye sevkeden nedir?" dedik. Musa Onlar benim izimdeler Ben sana acele geldim ki, hoşnud olasın" dedi.*
Allah biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.*

Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine* şöyle
dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad vermedi mi? Size süre mi uzun geldi, yoksa Rabbinizden gazab inmesini arzu ettiniz de mi, vaadinizden caydınız?"*

Onlar dediler ki: "Biz verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık.* biz o Kıbtî kavminin eşyasından ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık. Sâmirî de kendi mücevheratını atmıştı."*
böğüren bir buzağı heykeli çıkardı. Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.*Onlar görmüyorlar mıydı ki, buzağı,* hiçbir söze karşılık veremiyor; onlara ne* zarar, ne bir yarar veremiyordu.*

And olsun* Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz* imtihana çekildiniz. Sizin* Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin uyun ve emrime itaat edin" demişti.*Onlar şöyle demişlerdi: "Musa bize gelinceye kadar, biz buzağıya* tapmaya* devam edeceğiz."*

Musa gelince kardeşine şöyle dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığından , seni engelleyen ne oldu?"*
Neden yolumu takip etmedin, emrime karşı mı geldin?"*Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı tutma. Ben senin 'İsrailoğullarında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.*

Hz. Musa Ey Sâmirî! Senin yaptığın nedir?" dedi.*
Sâmirî: "Onların görmediklerini gördüm: Sana gelen Cebrail'in izinden bir avuç toprak aldım onu mücevherata attım. Bunu, nefsim hoş gösterdi" dedi.*Musa şöyle dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için 'benimle temas yok'* vahşi gibi yalnızlığa mahkum olacaksın senin için* kaçamayacağın bir ceza daha vardır. ibadet edip durduğun ilâhını yakacağız, sonra kül edip denize savuracağız."*

Sizin ilâhınız, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.*

Ey Muhammed Sana geçmişi* anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir ve ibret alınacak bir kitab verdik.*

Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.*Devamlı azabın altında kalacaklar.

Kıyamet günü ne fena bir yüktür

Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları gözleri göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.*

gizli gizli konuşurlar konuştuklarını biz çok iyi biliriz

Ey Muhammed* Sana dağların kıyametteki durumunu sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."*yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."*ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin."*

O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye Sûr'un çağrısına uyarlar. Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. bir fısıltıdan başka* işitemezsin.*

O gün, Rahmân'ın* izin verdiği ve hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.*

Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.*

Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir.

Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.*

Her kim mümin olarak salih amel işlerse, o, ne bir haksızlıktan ne de çiğnenmekden korkar.*

biz Arapça bir Kur'ân indirdik. tehditleri açıkladık belki sakınırlar, onlara bir ibret ve uyanış verir.*

Hükmü gerçek ve* hükümdar olan Allah en yücedir.

Ey Muhammed Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.*

Âdem'e ağaçtan yeme diye emrettik, fakat unuttu biz onda bir azim ve kararlılık bulmadık.*

Bir vakit meleklere: "Âdeme hürmet için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmişti.*

Biz Âdem'e şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz İblis sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra* perişan olursun

senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak cennettedir. sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"*

şeytan vesvese verdi. Şöyle dedi "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"*ikisi de ağaçtan yediler. ayıp yerleri* açıldı cennet yaprağından örttüler Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.*

Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu doğru yolu gösterdi.*

Artık benden size bir hidayet geldiği zaman, kim hidayetime uyarsa io, sapıklığa düşmez ahirette zahmet çekmez.*

Her kim zikrimden ve Kur'ân'dan yüz çevirirse, ona darlık vardır ve onu kıyamette kör* haşrederiz.*

Kur'ândan yüz çeviren Rabbim! beni niçin kör haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.*
Allah sen âyetlerimizi unutmuştun, der

haddi aşanları, Rabbine âyetlerine inanmayanları biz cezalandırırız.

muhakkak ki ahiret azabı* şiddetli ve devamlıdır.*

yok edilen nesiller onları doğruya sevk etmedi mi

bunda ibret alacak aklı olanlara nice deliller vardır.*

hüküm zamanı olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı

güneşin doğmasında ve batmasında sabret

Rabbini hamd ile tesbih et.

Gece ve gündüz tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

Kâfirlerden sınamak için dünya hayatının zineti
mal ve saltanatı verdik

mal ve saltanata sakın rağbetle bakma.

Rabbinin ahiret rızkı hayırlı ve devamlıdır.*

Ey Muhammed Ehline namaz kılmalarını emret,

senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız.

Güzel akibet takva sahiplerinindir.*

De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun.

Şüphesiz düz yolun sahiplerini ve kimlerin doğru yolda olduğunu yakında bileceksiniz.
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-18, 02:51 #15
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak dua ve sureler android programı

Resulullah buyuruyor

Babanıza iyilik edin oğullarınız da size iyilik etsin.

Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana âsi olan da Allah'a asi olmuş olur.

Emire* itaat eden bana itaat etmiş, Emir'e asî olan bana da asi olmuş olur.

doğruya çağırana ve uyanlara sevap verilir. Ve onların sevabı eksilmez.

Sapıklığa çağırana günah verilir. ona uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmez.

Beş günahın keffâreti yoktur. Bunlar; Allâh'a şerik koşmak,adam öldürmak,mümine iftira etmek, muharebeden* kaçmak ve yalan yere yemin*

Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.

Biat etmeyerek ölen cahiliyet zamanında ölür*

Cemaatten ayrılarak ölen cahiliyette ölür

Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir.

Bir adamın hayra sarfettiği paranın en efdali, Allah yolunda atı için verdiği ve Allah rızası için mücahid arkadaşlarına sarfettiği paradır.

baba, çocuğa güzel terbiyeden iyi miras bırakamaz

insanın* zenginliği, dünyada yaptığı iyiliklerdir.

kul ki,Allâhü Teâlâ onun kalbinden beşere merhamet yaratmamıştır,haib ve hâsir olmuştur

Bir topluluk bir yere vardığında, birinin selâm vermesi ve Oturanlardan birinin* selâm alması yeterlidir.

Allah (c.c) korkusundan ağlayan ve Allah* rızası nöbet bekleyen igözü cehennem ateşi yakmaz.

Büyüklerle oturunuz, alimlere sorunuz. Hikmet ehli ile düşüp kalkınız.

Cahiller cesur olurlar.

- Cenabı Hakkın rızası aranan bir ilmi sırf dünya metaına nail olmak için öğrenen bir kimse, kıyamet gününde cennet’in kokusunu bile duymaz.

- Cennet, onun ayakları altındadır.

- Dünya tatlı ve manzarası câziptir. Allah sizi dünyâda başkalarına halef kılacak ve nasıl muâmele edeceğinize bakacaktır. Binâen aleyh dünyâdan korkunuz ve kadınlardan korununuz.

- Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

- Dünyanızı ıslah ediniz. Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız.

- Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

- Eğer biriniz, hoşlanmadığı bir rüya görürse, hemen kalkıp namaz kılsın ve o rüyayı kimseye anlatmasın.

- Evlâdım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun.

- Evlat kokusu, cennet kokusudur.

- Ey insanlar! Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz, ben günde yüz kere tövbe ediyorum.

- Farz ibadetlerinden sonra Allâh yanında amellerin en sevgilisi (rızâsına muvâfık olanı) , müslümanın kalbine sevinç koymaktır.

- Gece ile gündüz müsavi olduğu veya ahirzaman yaklaştığı vakitte mü’minin rüyası ekseriye doğru olur. Mü’minin rüyası nübüvvetin kırkaltıda bir cüz’üdür. Müslimin diğer bir rivayetinde: Sizden hanginiz en doğru sözlü ise onun rüyası da en doğrudur.

- Gizli ve âşikâr her işinde,Allah'dan korkmayı tavsiye ederim..

- Güçlü kimse insanları güreşte yenen değil, belki hiddet anında kendini zapteden, iradesine sahip olan adamdır.

- Günahlara tevbe eden günah işlemeyen gibidir. Günahlara tevbe ve istiğfar edip, o günaha devam eden,Rabbi ile istihza (alay) eden gibidir.

- Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.

- Hayır büyüklerinizle beraberdir..
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-18, 02:51 #16
Murataltug1985 Murataltug1985 çevrimdışı
Varsayılan C: Hadisler ve ayetler

Kaynak Sorularlaislamiyet.com

KEHF SURESİ

*Kur'an-ı Kerim'in onsekizinci Sûresidir. ashâb-ı kehf'den bahsettiği için bu adı almıştır. Mekke'de nâzil olmuştur. Yüz on âyettir Yirmi sekizinci âyetin Medine'de indiği rivâyet edilir. Kehf, geniş mağara anlamına gelir. Sûrede üç önemli kıssa vardır Ashâb-ı Kehf, Musa ve Hızır (a.s) kıssası ve
Zülkarneyn kıssası.*Sahâbeden Üseyd ra Kehf sûresini okumuştu. Evindeki atı ürkmeğe, deprenmeğe başladı. Üseyd Yâ Râb! Sen âfetten emin kıl, diye dua etti. Hemen onu bulut kapladı. Üseyd olayı Hz. Peygambere anlattı. Rasûlüllah, "Oku ey kişi. Çünkü o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için yahut Kur"ân-ı tebcil için inmiştir", buyurdu Hz. Peygamber buyurmuştur: "Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur" *Kureyş'in kâfirlerinden Hâris, Hire'ye gitmiş Rüstem ve İsfendiyer hikâyelerini öğrenmişti.Allah Rasûlü insanlara İslâm'ı anlatırken bu adam söze karışır "Ben, ondan daha güzelini anlatırım" diyerek peygamberimizin etkisini azaltmaya çalışırdı İslâmı önleyemeyen Kureyşliler, Hâris'in yanına Mu'ayt'ı da kattılar, ve Medine Yahudilerine gönderdiler. Kureyşlilerin amacı fitne ile müslümanlığı engellemekti Yahudilerin yanına giden iki Kureyşli "siz kitap ehlisiniz" dediler. Peygamberimizin tebliğ ettiği din için bilgi istediler.Yahudiler, üç öğütte bulundu. genç yiğitleri, seyyah adamı, ruhu sorun" dediler. Haris Mekkede Allah Rasûlüne üç soru sordular. Ve kehf sûresi nâzil oldu

*Ashab-ı Kehf . Yahudilerin "genç yiğitleridir mağara arkadaşları", "yedi uyurlar" da denilir Sûrenin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-ı Kehf'den bahsedilir. Ashâb-ı Kehf, İsa aleyhisselâm'ın dinine amel eden birkaç gençtir putlara taptırmak veya öldürmek isteyen Roma mücâdele etmiş ve mağaraya gizlenmişlerdir Cenâbı Hak onları düşmanlarından korumak öldükten sonra dirilmeye ibret kılmak için üç yüz dokuz yıl mağarada uyuttu. Uyandıkları zaman birkaç saat uyuduklarını sandılar. İçlerinden birisi, kasabaya inince bir kaç asır önceki gümüş para, olayın anlaşılmasına yol açtı. Ve topluma, öldükten sonra dirilme gösterildi *Musa (a.s), Hızır (a.s)'dan ledün ilmini öğrenmek ister. ve yolculuk yaparlar. bir gemiye binerler, gemi denize açılınca Hızır (a.s) deler. Musa (a.s) anlam veremez ve Hızır'a itiraz eder. Hızır (a.s) açıklar. Gemi denizdeki yoksullarındır. Yoluna devam ederse ikorsanlar pusu kurup, gemiyi ele geçireceklerdi. Ve hızır gemiyi delerek gasptan kurtardı Yolculuk karada devam etti Hızır (a.s) bir bir çocuğu öldürdü. Çocuğun suçsuz öldürülmesine Musa (a.s) itirazı etti hızır as Oğlana gelince, anası ve babası iman etmişdi. onları bir azgınlık ve kâfirlik bürümesinden endişe ettik" Yasarsa ana babayı küfre düşürecek bu çocuk yerine, yüce Allah o aileye daha hayırlı ve merhametli başka bir çocuk verecektir diğer kasabada yiyecek istediler. halk vermedi. Bu Hızır'ın dikkatini yıkılan bir duvar çekti. Duvarı sağlamlaştırdı. ücret istemedi. Hz. Musa itiraz etti. Hızır (a.s) Bu ev yetim çocuğa aitti. Duvarın içinde, hazine vardı. Çocukların babası sâlih bir zattı duvarın yıkılması hazinenin ortaya çıkması önlendi. bütün bunları Allah'ın emriyle yapmıştır.

*üçüncü kıssa Zülkarnayn'e aittir. Zülkarneyn'in kim Peygamber olup olmadığı da tartışmalıdır. Allah'ın sâlih kulu, tevhid inancına sahip bir mü'mindir Kendisine yeryüzünde büyük güç verilmiş doğu ve batıya yolculuk yapmıştır. Azerbaycan'a ulaştığında söz dinlemeyen bir kavim buldu. Onlar, fesat çıkaran Ye'cuc ve Me'cuc kabilelesine karşı, Zülkarneyn'den yardım istediler. Zülkarneyn azgın kavmin önüne demir ve bakırdan set yaptı "Artık onu aşmaya ve delmeye de muvaffak olamadılar. Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. O, bunu dümdüz yapar" *zengin inkârcı ile yoksul mü'min örneği ibretlidir. Allah birine üzüm bağı, hurmalık ve ekinlik verir. su fışkırtır. Güzel ürün alır serveti arttıkça gurura kapılır, yoksulu küçük görür. Kendisini güçlü görür çiftliğin sonsuza kadar kalacağını sanar Kıyameti inkâr eder. onu uyarırlar Allah dilerse bir anda helâk olabileceğini hatırlatırlar. Fakat söz dinlemez. Bir gün serveti, çiftliği batar, hiçbir şeyi kalmaz. Keşke Rabbime ortak tutmasaydım diyerek pişman olur. Artık ona Allah'tan başka yardım edecek yoktu ve kendisi Allah'tan öç alabilecek değildir *Sürede dünya nimetlerinden, âhiret azabından, müşriklerin Peygambere sorularından, iman örneklerinden bahsedilir. Sûre şu âyetle son bulur: "De ki; Ben ancak sizin gibi beşerim. bana ilâhınızın bir tek Allah olduğu vahyediliyor. kim Rabb'ıne kavuşmayı ümit ediyorsa güzel amel işlesin ve Rabb'ine kullukta ortak tutmasın
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
aleyhissalatu, allah, bir, resulullah, vesselam

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 06:17
(Türkiye için artık GMT +3 seçilmelidir.)

 
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası. Tatil
Copyright © 2018