View Single Post
Eski 25-08-11, 04:00
fmciler fmciler çevrimdışı
Varsayılan C: İTÜ - İstanbul Teknik Üniversitesi Tanıtımı


İTÜ, 23 mühendislik bölümüyle ABET alarak bir dünya rekoru kırdı. ABET belgesi, İTÜ’nün eğitim kalitesinin ABD’yle denk ve diplomalarının tüm dünyada geçerli olduğu anlamına geliyor.


ABET akreditasyonu nedir
ABET akreditasyonu, uluslararası tanınırlığın yanı sıra eğitim kalitesinin Amerika’da akredite olan üniversitelerle denk olması ve verilen diplomanın tüm dünyada geçerli olması anlamına geliyor. Bu sayede İTÜ öğrencileri Amerika’nın düzenlediği “Yetkin Mühendislik” sınavına da girebilecekler. İTÜ, her akademik dönem başında kalitenin devam ettiğini göstermek üzere ABET’e ders programları, yeni katılan öğretim elemanları özgeçmişleri gibi bilgileri paylaşacak




ABD’deki Mühendislik ve Teknoloji Programları Akreditasyon Kurulu “ABET” (Accreditation Board for Programs in Engineering and Technology) İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile ilgili iki yıl süren akreditasyon sürecini tamamladı. Kurulun kararına göre İTÜ, bu yıl itibariyle 23 mühendislik programıyla tam akredite olan dünyadaki ilk üniversite oldu.

İlk başvuru 2002’de

Bu sıralamayla Amerika’nın seçkin üniversitelerini geride bırakan İTÜ’nün rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, “Bu büyük başarı başta öğretim üyeleri, öğrencilerimiz ve mezunlarımız olmak üzere tüm ülkenin gururudur” dedi. Prof. Dr. Şahin, dünyanın birçok saygın üniversitesinin verdikleri eğitimin kalitesinin bağımsız ve uzman bir dış kuruluş tarafından değerlendirilmesi için ABET’e başvurduğunu, kendilerinin de 2002’de başvuru yaptıklarını ve 2004/2005 yıllarında ABET’ten eşdeğerlik aldıklarını belirtti. Prof. Dr. Şahin, “ABET akreditasyonu ile üniversitemizin eğitim kalitesinin uluslararası standartlarda olduğu bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmiştir. Bunun yanında 23 mühendislik programıyla dünyada en fazla mühendislik programını akredite eden üniversite olduk” diye konuştu.

Yarışta varız








Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Derin Ural da bu gelişmenin kalitenin sürdürülmesi açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak “Çok büyük bir motivasyonla yeni bir eğitim yılına başlıyoruz. Ulusal bir hazine olan İTÜ dünyayla yarışan mühendisler yetiştirmeye devam edecektir” dedi. İTÜ Rektörlüğü’ne resmi olarak bildirilen onay kararı, ABET kuralları gereği ekimde web sayfalarında da duyurulacak.

Hakem heyeti okulu inceledi
İKİ yıl önce 23 mühendislik programıyla “tam akreditasyon” için yeni bir başvuruda bulunan İTÜ’yü 6-8 Aralık 2010 tarihlerinde Amerika’dan aralarında akademi, sanayi ve sivil toplum kuruluşlarından uzman temsilcilerin yer aldığı 26 kişilik ABET heyeti değerlendirdi. Heyet İTÜ kampüslerinde öğretim elemanları, öğrenciler ve mezunlarla görüştü. İTÜ’nün bütçesini; laboratuvar, kütüphane, öğrenci işleri ve bilgi işlem altyapısını; ders programlarının içeriklerini, öğretim üyelerinin özgeçmişlerini, öğrencilere verilen kariyer desteğini, öğrenci projelerine sağlanan maddi desteği, motivasyon seviyelerini, üniversitenin tüm akademik ve sosyal olanaklarını detaylı olarak inceledi. İki yıl süren çalışmanın sonunda kararını verdi.

kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18694961.asp




************************************************** ****
İTÜ, dünyadaki bir uygulamayı Türkiye'de başlatıyor. İTÜ'lü öğrenciler, dünyanın en iyi ilk 3 üniversitesi arasında yer alan MIT, Harvard, Princeton gibi üniversitelerin mezunlarıyla 'imza yetkili yetkin mühendis' sıfatıyla diploma eşitliği ve yurtdışında eşit iş fırsatına kavuşuyor.

Bu durumda Yetkin Mühendislik Belgesi olmayanların artık Türkiye'de de büyük projelerde iş bulması güçleşecek. Endüstri, elektrik-elektronik, jeoloji, makina, inşaat, gıda gibi tüm mühendislik alanlarında 'Yetkin Mühendislik' belgesi olanlar uluslararası iş bulabileceği gibi ulusal projelerde de öncelikli aranan isimler olacak. Mühendislik eğitimi böylece ilk kez uluslararası denetime açılmış olacak.


Bu belgeyi almak için İTÜ uzun zamandır uğraş verdiği çalışmasını sonuçlandırdı. Dünya çapında yapılan sınavla mühendislik mezunlarına, 'Yetkin Mühendislik Belgesi' veren Amerika'daki ABET (Mühendislik Teknolojileri Akreditasyon Kurumu) yaptığı incelemeler sonucunda NCEES (Mühendisler ve Araştırmacılar İçin Ulusal Sınav) yetkisini Türkiye'de yalnızca İTÜ'ye verdi.



Artık, "Yetkin Mühendisler" etkili olacak
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, "Türkiye deprem kuşağında olan bir ülke olmasına rağmen İTÜ'den çıkan bir inşaat mühendisi ile Anadolu'da iki hocası olmayan üniversiteyi bitiren mühendis aynı imza yetkisine sahip. Bu sınav Türkiye için çok önemli. Öğrenci, eğitiminin son yılında bu sınava girip geçerli not alırsa, 4 yıl endüstride çalıştıktan sonra ancak 'Yetkin Mühendislik' unvanı alabilecek. Endüstri, elektrik-elektronik, jeoloji, makina, inşaat, gıda başta olmak üzere tüm mühendislik alanlarını kapsayacak" dedi.
Rektör Prof.Dr. Şahin, "Amerika'da mühendislik bölümü mezunu her öğrencinin girdiği ve sınava girmeyenlerin mühendis dahi kabul edilmeyerek, hiçbir projede imza yetkisi vermediği 'Yetkin Mühendislik Sistemi'ni Türkiye'ye getirdik. 23 mühendislik programıyla dünyada en fazla mühendislik programını akredite eden tek üniversite olma özelliği taşıyan İTÜ'nün öğrencileri, tüm dünyayla birlikte artık 'yetkin mühendislik belgesi' almak için sınava girecek" dedi.
Amerika'yla yaşanan akreditasyon sürecini ve sistemin ayrıntılarını İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin şöyle anlattı:
"Üniversitelerin yetiştirdiği mühendislerin kalitesinin sınıflandırılmasıyla ilgili üniversite olarak sorumluluk aldık. Washington'da 1 yıl temasta bulunduk. İTÜ'nün, yetkin mühendislik sınavında Türkiye'deki merkez olmak istediğini bildirdik. Full Akreditasyon süreci başladı. 30-31 Mart 2011 tarihlerinde NCEES(National Council of Examiners for Enginerring and Surveyıho) yani Mühendisler ve Araştırmacılar İçin Ulusal Sınav Konseyi Başkanı Jerry T.Carter ve ekibi üniversitemize geldi. Laboratuvarlardan dersliklere kadar incelediler. Altyapımızı uygun buldular. NCEES'den 2 hafta önce İTÜ'ye bu yetkinin verilmesi için tavsiye kararı alındı. Ağustos ayında da kesinleşmiş karar bize iletilecek."


MIT ile aynı sınavda yarışacaklar
"İTÜ mezunu öğrenciler Harvard, MIT, Princeton Üniversitesi mezunu öğrenci hangi sınava girecekse, onlar da aynı sınava girecek" diyen Rektör Şahin, "Amerika'da hangi sınav yapılıyorsa, Türkiye'de de aynı sorularla aynı sınav yapılacak. Öğrencilerimizin, MIT mezunu mühendislerle yetkinlik sınavındaki başarılarını karşılaştırma şansımız olacak. Mühendislikte her bölümün ortalama 10 alt bölümü var. Bu bölümlerin başarısını da göreceğiz. Üniversiteler, Türkiye'ye ve dünyaya imza yetkisi olan kalitesi tescillenmiş mühendisler yetiştirmek zorunda kalacak. Ulusal ve uluslararası şirketler, yetkin mühendislik belgesi olanları işe alacak. Zamanla bu belgeye sahip olmayanların dünyada olduğu gibi hiçbir projede imza yetkisi de olmayacak" dedi.
Şahin, "Türkiye'de hızlı bir şekilde vakıf ya da devlet yeni üniversiteleri kuruldu. 167 üniversite oldu ve kaliteyi tartışıyoruz. Üniversiteden çıkan mühendislerimizin kalitesinden emin miyiz? Türkiye'de şu an her üniversitenin yetiştirdiği mühendis aynı imza yetkisine sahip. Bu sınav Türkiye için çok önemli. Öğrenci, eğitiminin son yılında bu sınava girip geçerli not alıp 4 yıl endüstri de çalıştıktan sonra ancak 'Yetkin Mühendislik' unvanı alabilecek. Endüstri, elektrik-elektronik, jeoloji, makina, inşaat, gıda gibi tüm mühendislik alanlarını kapsayacak" dedi.
Türk mühendisler de Avrupa'da imza yetkisi alacak
Türk mühendislerin de artık Amerika başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde önemli mühendislik projelerinde imza yetkisine kavuşacağını anlatan Rektör Şahin şunları söyledi:
"Sınava, şimdilik sadece İTÜ öğrencileri alınacak. Bu önemli bir ayrıcalık yaratacak. Türk mühendisler için artık Amerika'da ve dünyada çok önemli projelerde iş bulmak gibi bir sorun olmayacak. Türkiye'deki tüm üniversitelere sınavı açmak istediğimizi ABD'ye bildirdik. Onlar da öğrencisinin bu sınava girmesini isteyen üniversitelerin öncelikli olarak merkeze akredite olup denetlenmeyi kabul etmesi gerektiğini bildirdi. Üniversiteler, denetlenmeyi kabul etse de sınav merkezi yine İTÜ olacak. Üniversiteler kabul ederse, Anadolu'daki bir üniversitede mühendislik okuyan öğrenci ile İTÜ'de okuyan öğrenci de fırsat eşitliği yakalayacak. Türkiye'de isteyen tüm üniversiteler hatta mühendislik mezunları İTÜ'ye başvurarak sınava girebilecek. Sınavda başarı gösteren Türkiye'nin en doğusu ile en batısındaki üniversitelerde okuyan öğrenciler arasında eşitlik sağlanacak"dedi.

******************************************

Yerlilerin savaş hamlesi



Eğer, dinamik bir dünya istiyorsak, faktör, mal ve para piyasalarındaki dengeyi kollamalıyız. Böylece fiyat istikrarı, tam istihdam, dış ticaret ve gelir dağılımında "altın oran"ı tutturabilelim. Ekonomide çarklar kolay dönmüyor. Rekabetçilik şart. Bu da yenilikçilikle mümkün.


Yenilikçilik, bir kültür, eğitim, öğretim, her şeyden önemlisi bilimsel faaliyet demek.


Gelişmiş ekonomiler, bilimsel faaliyet yapan üniversiteleri sayesinde katma değer yaratıyor, patent sayısıyla övünüyor. Dünya Patent Enstitüsü'nün 2010 verilerine göre, geçen yılki patent üretimimiz 3 bin. Aynı dönemde Güney Kore'nin patent üretimi 220 bin.


Bu tablo söze gerek bırakmıyor.


Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı da nedense patent üretimi verilerini yayınlamıyor.


Peki, sayısı 170'e ulaşan, kampusları ve sosyal tesisleriyle yarışan üniversitelerimiz niye patent üretimine kafa yormuyor?


***

Elimizde, 2009'da yayınlanan Devlet Denetleme Kurumu raporundan başka kaynak yok. Bu rapora göre, 19 teknokentte toplam 235 patent üretilmiş. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 111 patent üretimiyle ilk sıraya oturmuş.


Biz de bu farkı İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin'e sorduk.


Şahin, dereceye giren öğrencilerle görüşme halindeydi; "İTÜ bir araştırma üniversitesiydi. Buna inovasyon ve girişimciliği ekledik. Üç teknokentimizde 80 şirket çalışıyor. Üç yeni teknokent daha yapıyoruz, 30 bin metrekarelik alanı 100 bin metrekareye çıkarıyoruz. 100 milyon dolarlık yatırım yapıyoruz. Ayrıca 60 bin metrekarelik bir alanda 45 milyon dolara Dijital Türkiye Üssü kuruyoruz" dedi.


İTÜ'de 23 mühendislik dalı uluslararası kabul görüyor. Lisanüstü dahil 25 bin yerli, bin de yabancı öğrenci var.


Yeni öğretim yılında da 10 Kızılderili öğrenciye burs verilecek.


Rektör Şahin, iki ay önce ABD'de konuyu iki kongre üyesiyle görüşmüş. Kongre üyeleri, "Burada İTÜ'yü herkes tanıyor" deyince Şahin bile şaşırmış. Meğer Türk-ABD Koalisyonu jest yapmış, geçen yıl ABD'de İTÜ ilanları vermiş.


***

İTÜ şimdi bambaşka bir heyecan yaşıyor.


Uzun süredir birlikte çalıştığı proje ortağı TÜMOSAN ile birlikte tank motoru üretimine imza attı. Şimdi İTÜ-TÜMOSAN ortaklığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın eylülde açacağı tank ihalesinde, Ford Otosan ile yarışacak.


İhaleye girmek için zemin yoklayan Alman ve Avusturya şirketleri ise birebir ihaleye girmek yerine "alt destek" üretimi konusunda İTÜ-TÜMOSAN ortaklığıyla çalışmayı kabul etmiş.


İşte, Made in Turkey markası yaratmak bu.


Rektör Şahin, "Üniversitelerimizin yeni YÖK Yasası'yla rekabete açık, performansa dayalı bir modelle özerk hale getirilmesi şart" diye boşuna konuşmuyor.


Simgesi arı olan İTÜ arı gibi çalışıyor...






******************************************



İTÜ’yü kazan, işin hazır

İTÜ Rektörü Şahin, 2 yıl içinde süren projelerin tamamlanmasıyla birinci sınıfa giden öğrencinin yarı-zamanlı işinin hazır olacağını belirterek “Mezun olduğunda ise iş sözleşmesi imzalayacak” dedi.










İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, “makaleleriyle ünlü” bir üniversite sıfatından “araştırma-geliştirme (Ar-Ge) merkezi” ünvanına geçiş yaptıklarını söyledi. 2 yıl sonra öğrencilerin birinci sınıftan itibaren yarı zamanlı çalışarak hem para kazanacağını, hem de mezun olurken iş sözleşmelerini imzalayacaklarını ifade eden Rektör Şahin, isteyen öğrencilerin Teknokent’te kendi şirketini kurarak, iş hayatına atılabileceğini belirtti.



Rektör seçimine 1 yıl kaldı. 3 yıllık dönemde neler yaptınız?


Göreve geldiğimizde, İTÜ, bir araştırma üniversitesiydi. Teknik Üniversite’nin makale üretmekle kalmamasını düşünerek, farklı arayışlara girdik. İTÜ araştırma üniversite olmasının yanı sıra, inovasyon ve girişimci üniversite de. Maddi kaynağını yaratan bir üniversite, Ar-Ge’ye önem veren, öğrenci ve hoca odaklı, eğitimde uluslararası hedefleri olan bir üniversite. Eğitimde kalite ve uluslararası akreditasyon olmaz ise olmaz dedik. Araştırma, inovasyon, girişimcilik, eğitimde uluslararası kalite aktedirasyonu almak.



Yerli helikopter 2012’de tamam


Eğitimle ilgili hangi çalışmaları yürüttünüz?


Yönetimimiz, ABD’yi referans aldı çünkü en gelişmiş üniversiteler orada. Bugün ABD üniversitelerindeki yıllardır uygulanan sistemi bu üniversiteye oturtmaya çalıştık. Teknik üniversiteden, ülkeye katma değer yaratması bekleniyor. Bunu yapmak için makale yayınlamak yetmiyor. Makalenin patente dönüşmesi lazım. O da yetmiyor artık. Onun bir ürüne dönüşmesi gerekiyor. Sanayi ve endüstri bu üründen yararlanmalı. Bunun için kendimize 2002 yılında başlayan ilk helikopter projesini yaptık. O zaman rektör danışmanıydım. Projenin tüm savunmalarını DPT’de ben yapmıştım. Helikopteri önümüzdeki yılın ortasında bitirmeyi planlıyoruz. Ama üretim için iki yıl sertifikasyon almak lazım. İki yıl sonra da devlet üretim için iyi izlenimler veriyor. Artık TAİ mi yoksa başka yer mi üretir bilemiyorum ama ülkemize ciddi katkılar sağlayacak bir proje oldu?



İnsansız helikopter de üretiyoruz


Teknokent’e de çok önem verdiğinizi biliyoruz?


Teknokentimizde Hava Uzay işleri ile ilgili bir Ar-Ge şirketi kuracağız. Bu işle uğraşan TAİ, ASELSAN gibi şirketleri belli bir oranda ortak yapıp bu işi yürüteceğiz. Profesyonel eleman çalıştırmamız lazım. Döner sermaye kanunu ile bunu yapamayız. Hava Uzay şirketinde insansız helikopter üretimi ile ilgili de çalışacağız. Bir savunma sanayi şirketine 5 insansız helikopter üretiyoruz. 2009’da Türkiye’nin tipo uydusunu yaptık. TÜRSAT Türkiye’nin ilk nano haberleşme uydusunun siparişini verdi. Şimdi onu yapıyoruz. Bu ürünler ortaya çıktıkça, basın da bize çok destek veriyor. Böyle başarılara toplumumuzun aç olduğunu görüyoruz. Bu da bizi gururlandırıyor. Türkiye bir şey yapamaz algısı vardı. Geçen sürede bunu ülke olarak kırdık. İTÜ’nün de buradaki katkısının çok büyük olduğunu düşünüyorum.



İsteyene iş isteyene kendi şirketi


Bunun dışında teknokentimizdeki kapalı alan 25 bin metrekare. İnşaatımızın toplam alanı 70 bin metrekare. Bunun yanında bir de Dijital Türkiye Üssü projemiz var. Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği ile yürütüyoruz. Bu da 60 bin metrekare. Bir de 5 bin metrekarelik Türkiye’nin ilk Enerjitekno Kent’ini kuruyoruz. Türkiye’nin enerji şirketleri Ar-Ge çalışmalarını burada yapacaklar. 50 Ar-Ge personeli bulunan şirketler için çıkan yasadan büyük şirketler faydalanacak. O şirketleri buraya davet ettik. Üniversitenin olanaklarını sunuyorum. Öğretim üyelerinin bilgilerinden istifade edebilecekler, öğrenciler teoride gördüğünü pratik olarak yarım gün çalışarak uygulayacak, para kazanacak. Birinci sınıftan itibaren çalışabilecek öğrenciler, 4. yılın sonunda sözleşme imzalayabilecek, çalıştığı firmalarla.


Ar-Ge’de kaç kişi çalışacak?


Bu yatırımlarımız yarısı bir yıl içinde diğer yarısı 1.5 yıl içinde bitecek. Teknokentimizde 2 bin, Dijital Türkiye Üssü projesi 3 bin, enerji tekno kenti bin, 70 bin metrekare tekno kentte 4 bin Ar-Ge çalışanı bulunacak. Bin öğretim üyemiz ve öğrencilerimiz de çalışacaklar. Tüm yatırımlarımız bittiği zaman, Türkiye’deki Ar-Ge personel sayısı 100 bin olacak. AR-GE yapan her 10 kişiden 1’i İTÜ’de olacak. Teknoloji deyince teknik üniversite akla gelecek. Öğrenciler şu anda rakam veremem ama konularıyla ilgili şirketlerde çalışacaklar. Şirketlerle yeni projeler ortaya çıkacak. Bu projeler üniversitenin denetiminde oluşacak. Hem şirket hem de üniversite kazanacak. Ulusal ve uluslararası kaynaklardan daha çok pay alacağız. Dijital Türkiye Üssü fakültesinin yanında Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi kuruluyor. Onun da binasını Ar-Ge çalışanlarına yaptırıyoruz. Ar-Ge çalışanları ve öğrenciler aynı yerde olacak.



Her öğrenciye 50 bin lira destek


Bunların finans boyutu nedir?


Teknokentte başlayan projelerimizin bütçesi 95 milyon dolar. Bu parayı devlet katkısı olmadan biz teknokent üzerinden kredilerle yaptık. Daha sonra şirketlerden bu parayı alacağız. Geçen hafta 17 milyon Euro kredi çektim. Ben hesaplarımı yaptım, 3 yılda yatırımlarımı tamamen temizleyebiliyorum. Ama bunu 7-8 yıla yaydık. Gelen paranın yarısı borçları ödeyecek yarısı üniversiteye gelecek. Ar-Ge binalarımız bittiği zaman, yıllık kira gelirimiz 50 milyon dolar olacak.


Başarılı öğrenciye vaatleriniz...


Biz öğrenciye bursun yanında iş vaat ediyoruz. Burs bütçesi en fazla olan üniversiteyiz. 10.5 milyon lira burs ve proje bütçemiz var. Bunun içine Kredi Yurtlar Kurumu bursları dahil değil. Öğrencilerimize proje başına her yıl 50 bin TL destek veriyoruz. Her öğrenci projesine destek veriyoruz.


Biz İngilizce eğitime geçen yıl başladık. Öğrenci ne yaparsanız yapın ‘İngilizce’ diyor. Geçen yıl mimarlık fakültemiz İngilizce eğitim ile en yüksek puandan öğrenci aldı. İlk 50’den gelen öğrenciye 9 ay boyunca bin TL burs veriyoruz, teknokentte şirket açtırıyoruz, notebook veriyoruz, tek kişilik yurtta ücretsiz konaklama veriyoruz. İlk 100’e girene aylık 750 lirayla diğer imkanları veriyoruz.





__________________

Mesajı son düzenleyen fmciler ( 10-09-11 - 12:01 )
  Alıntı Yaparak CevaplaAlıntı Yaparak Cevapla