|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Eğitim Kategorisinde ve Yurtdışında Yaşam ve Eğitim Forumunda Bulunan Cin Hakkinda Merak Ettikleriniz Konusunu Görüntülemektesiniz => dogus abi msn adresini verebilrmisin acaba ? bende universiteyi orda okumak istiyorumda sana detaylı bir sekilde danısmak istiyorum...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#162 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 25-09-2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1
Rep Puanı: 8101
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Merhaba Doğuş, ben de iş amaçlı 07-21 Eylül 2008 tarihleri arasında Çin'deydim. Adresin olsaydı seni ziyaret ederdim, ama nasip olursa başka sefere inşallah.
İzin verirsen çinde gördüklerimi aşağıda yazıyorum. Yazdıklarım hakkında görüşlerini rica ederim. ÇİN’DE HAYAT Çin’de birçok şeyin “en”leri ile karşılaştım, en uzun köprü, en uzun tünel, en uzun şelale, en uzun bina, en çok insan, en çok yemek israfı, en yüksek sesle telefon konuşması vs… Öncelikle Çin yemeklerinden bahsetmek istiyorum. Genelde lokantalarda içinde geniş bir yuvarlak masa bulunan odacıklar bulunuyor odada bulunan masanın tam ortasında dönen bir cam tabla var. Her insanın önünde bu tabla ile arasında tabak ve bardaklar gibi yemek yemek için gerekenleri koyacak kadar bir boşluk var. Yemekler sırasıyla, tencere büyüklüğündeki kaselerde, odadan sorumlu görevli tarafından cam tablaya yerleştirilir. İstediğiniz yemeği almak için cam tablayı çevirip istediğiniz yemeği önünüze getirmeniz yeterlidir. Yemeklere gelince, çok çeşitli bir yemek kültürleri var. Hemen hemen buldukları her türlü canlı ve bitkiden yemek yapmışlar. Genelde yemekler farklı tatlarda soslardan yapılıp süslemeye de ayrı bir önem gösteriyorlar. Damak tadıma uygun olmadığı için, birçok yemeği yiyemedim. Her zaman imdadıma balık ve tavuk yetişti, balığa sözüm yok ama, tavuk istediğime bazen pişman oldum… çünkü tavuğun içinde tavuğun kafası ayaklarını görünce insanın iştahı tıkanıyor. Denizde yaşayan he türlü canlı onlar için bir yemek çeşidi adeta. Tabi ki yeşilliklerin ve baharatlarında ayrı bir yeri var sofrada, ah birde şu çubukları kullanmayı bir becerebilseydim. İnanın birçok yerde çatal ve bıçak bile bulmak sorun oldu. Kaldığım süre içerisinde, ben ki tuzsuz yemek yiyemediğim halde bir bakmışım tuzsuz yemeğe alışmışım. Ha bu arada yanlış hatırlamıyorsam Türkiye’de sofraya gelen ekmek diye bir şey vardı… işte burada onu bile unuttum. Bu arada gelen çeşit çeşit ve tencere büyüklüğündeki keselerden birkaç tabak aldıktan sonra geriye çok fazla yemek artıyor ve maalesef çöpe gidiyor. Bunca yemekten sonra eninde sonunda mutlaka tuvalete gitmeniz gerekecek dimi… işte bu noktada bilmeniz gereken önemli bir şey var, tuvaletlerde taharet musluğu yok. Büyük işletmelerin tuvaletlerinde kağıt peçete koyuyorlar ama küçük işletmeler ve umumi tuvaletlerde bunları bile bulmanız mümkün olmayabilir. Bu nedenle eğer gidecek olursanız tuvalete girmeden yanınızda selpak yada kağıt peçeteler bulundurmanızda yarar var. Şehirde dilencilerle karşılaşmanız elbette mümkün. Öyle yapışkan ki dilenciler sizi uzunca süre takip ederler ve yalvara yalvara para koparmaya çalışırlar. Artık sizin için Mao’yamı dua ediyorlar putlaramı bilemem. Ama bildiğim bir şey var eğer az para verdiyseniz kurtulamıyorsunuz. Ya hiç vermeyin ya da verdiyseniz dişe dokunur bir şey verin. Bir gün bir lokanta çıkışında böyle bir dilenciye denk geldim. Yapıştı yakama bırakmaz peşimizi, dilinden de anlamıyorum yalvarmalar, dualar görseniz artık bıkıyorsunuz ve bir şeyler verimde düşsün yakamdan diyorsunuz. Ben de o an cebimi yokladım hep büyük bütün paralar var cebimde, ama bozuk olarak üç beş tana bozukluk var ama bizim kuruş cinsinden paralar. Neyse bende en azından bu bozuklardan da kurtulayım diye dilencinin uzattığı kasesinin içine koydum, dilenci durdu biz yürümeye devam ettik kısa bir an sonra dilenci bağırıp çağırmaya başladı… anlamadım ama sanırım arkamdan küfür ediyordu, sonra bozuk paraları kasesinin içinden alıp sokağa fırlattı bir daha da peşimizden gelmedi. Eğer Çine gidecekseniz yanınıza alacağınız Dolar yada Euro’ların, mümkün olduğunca küçük banknotlar olmasına dikkat edin. Parayı bankalar ve büyük oteller dışında bozdurmak mümkün değil hele elinizdeki banknot büyük ise otelde bozdurmanız hiç mümkün değil. Ayrıca bu para bozdurma işi kolay bir iş de değil. Pasaportunuz ile birlikte size formlar doldurtuyorlar ve bu formlara paraların seri numaralarını bile yazıyorlar. Ha birde banka çalışanlarına, bankonun önünde bulunan dijital bir cihazdan not veriyorsunuz ve aldıkları toplam notlar üzerinden 5 yıldızlı bir değerlendirme yapıyorlar ve kaçıncı yıldızda olduklarını bu cihaz üzerinde bulunan ışıklı yıldızlardan görebiliyorsunuz. En fazla yıldız alan personel ayın personeli olarak panoya asılıyor ama kariyerlerine ne kadar etkisi var onu bilmiyorum fakat olumlu etkisi mutlaka vardır. Yollara gelince; yollar genelde hep bölünmüş yol ve bizde olduğu gibi inişler ve çıkışlar bulmak mümkün değil. Yolları düz yapmak için vadilere viyadük ve köprüler, dağlara ise tüneller inşa etmişler. Şhanghai de Dünyanın en büyük beş binasından birinin olduğu yerde, nehrin altından geçen bir de uzun tünel var.. Hele bir köprü var ki Şhanghai ve Ningbo arasında, denizin üzerine yapılmış 36 km uzunluğunda bir köprü ki, bunu görünce, Çin seddini yapan yapan atalarına yakışır bir yapı yapmışlar dedim. Çin’de dil sorunu yaşamanızda mümkün, büyük şehirde nispeten İngilizce bilenlerle karşılaşıyorsunuz, ancak küçük şehirde inanın çok zorluk çekiyor insan. İstediğinizi anlatmak için artık konuşmayı bırakıyor hareket ve işaretlerinizle adeta sessiz sinema oynuyorsunuz… tabi ki baş rollerde siz varsınız. Küçük şehirlere medeniyet henüz tam uğramamış. Saygı kavramı ise belkide hiç uğramamış. Yolda ulu orta tüküren ve sümkürenlerimi desem, lobide ayaklarını sehpanın üzerine uzatıp oturanlarımı desem, sıcak diye tişörtlerini yukarı sıvayıp göbekleri ortada dolaşanlarımı desem, asansöre bile sigara ile binenlerimi desem, yediklerinin çöplerini yere atanlarımı desem, telefonda adeta kavga eder gibi bağırarak konuşanlarımı desem, bilmiyorum ama saymakla bitmez. Bir de otelin lobisinde beklerken çıkan bir kavgaya şahit olmuştum, dertlerini anlamadım ama yaklaşık 20 kişilik grup otelin lokanta rezervasyonunun yapıldığı masanın etrafını sarmış bir yandan sırayla bağırırken bir yandan masayı yumruklayıp bir yandan da masa üzerinde telefon dahil ne buldularsa görevliye atıyorlardı zavallı kız bir şeyler anlatmaya çalışsa da onu dinleyen yoktu, bir süre sonra otelin kamuflaj giysili koruma görevlileri geldi. Aman Allah’ım onların gelmesi ile ortalık bir karıştı. Sinirli adamlar ki hepside iri kıyım, sıska güvenlik görevlilerine saldırdılar. Lobide sandalye tabela ne varsa atılmaya başladı. Tabi ki bu dakikadan sonra oranın bizim için artık güvenli olmadığını düşünerek ( korktuğumuz için değil ! ) kaçarak odamıza çıktık. Bir süre sonra merak edip aşağı indiğimde polis de olay yerine gelmişti ama adamlar mafyamıdır nedir. Polis de hiçbir işlem yapmadan sessizce çekti gitti zaten olaylarda yatışmıştı. Büyük şehirlerde yabancılarla karşılaşmak mümkün ama, örneğin bizim kaldığımız şehirden biri olan Luça’da (şehrin adını okunduğu gibi yazıyorum) bizden başka bir tek yabancı göremedik. Bir gün dışarıda dolaşırken yanımızdan geçen bir çocuk, annesini çekiştirerek bizi gösterip gülmeye başladı. Hani bizde olur ya, ilk defa bir zenci görmüş bir çocuk, baba bak zenci diyip gösterir ya. İşte ben kendimi o an zenci gibi hissettim. Olurda Çine gelirseniz mutlaka döviz kurlarını bir kenara yazıp yanınızda taşıyın ve birde yanınıza hesap makinesi almayı unutmayın. Alacağınız ürünü büyük lüks mağazalarda pazarlık yapıp alma şansınız pek yok ama küçük dükkânlarda mutlaka pazarlık yapın, yarı fiyatının altına bile almanız mümkün olabilir. Sakın burada elektronik eşyaların ucuz olduğunu düşünmeyin. Elektronik eşyaların iç pazarda satılanları, isimlerini hiç duymamış olsanız bile oldukça kaliteli ve fiyatları da neredeyse Türkiye’dekiler kadar pahalı, hatta bilinen markalı ürünler Türkiye’den de pahalı. Tabi garantisi var ama Türkiye’ de bir işinize yaramaz. Hani ülkemizde satılan ucuz Çin ürünleri var ya onları burada bulmak pek mümkün değil, aslında o kaliteyi onlar üretmiyor, bizimkiler yüksek karlar elde etmek için, maliyeti düşük olsun diye kalitesiz ham madde kullandırıyorlar neticede olan bizim halkımıza oluyor. Luça’da kaldığımız otelin tam önünde kavşak var, aman Allah’ım bir an bile korna sesi kesilmiyor. Şehir içi yolların sağ ve sol yanlarına bisiklet ve motosikletler için ayrı yollar yapılmış. Bu kavşaklarda, araçlar, yayalar, bisikletliler hepsi karşı karşıya geliyor her biri için ayrı ışıklandırmalar var ama ışık ihlali çok olduğundan korna sesi de kaçınılmaz oluyor. Trafik lambaları durduğunuz yerde değil taa karşıdaki yolda duruyor, yeşil ve kırmızı oklar yanarak trafik akışı sağlanıyor. Birde buranın meşhur taksileri var. Taksi dediysem bildiğimiz normal otomobil taksilerin yanında, üç tekerlekli arkada iki kişinin oturacağı bir koltuğu olan bisikletler ve motosikletler var, bir de ayrıca normal iki tekerlekli motosiklet taksiler var. Bu motosiklet taksileri, sürenlerin kafasında bulunan renkli kasklarından tanımak mümkün. Birde hem şehir içinde hem de şehirlerarası yollarda inanılmaz fazla kamera var, aynı bizim İstanbul’da uygulanmaya başlayan mobese kameraları gibi. Etrafta polis görmek çok nadir ama bir olay varsa bakıyorsunuz polis hemen gelmiş, sanırım kamera görüntüleri ile hareket ediyorlar. Aaa bakın en önemli şeyi unutuyordum ben Eylül ayında Çin’deydim, diğer ayları bilmem ama göstergede 39 dereceyi gördüm. Ve hava hem çok sıcak hem de inanılmaz nemli, günde defalarda terlememe rağmen ve ter üzerimde kurumasına rağmen hiç rahatsız edici bir koku hissetmedim, havasından mıdır, suyundan mıdır ne. Birde burada bazen ani ve çok şiddetli yağmurlar yağıyor ama ardından her yer günlük güneşlik oluyor. Bu yağışlardan olsa gerek yeşillik çok var bambu ağacı oldukça fazla. İnsan o kadar çok ki, fabrikalar eğer robot sisteme geçse sanırım burada işsizlikten fakirlik ve açlık baş gösterir. Çalışanlar çok fazla ve aldıkları ücretler çok düşük ama şunu da gördüm ki çalışanlara insan gibi muamele yapılıyor. En üstteki adam en alttaki ile rahat iletişim kurabiliyor. Dinlenme ve mola saatleri 2 saat olup isteyen yemeğini yiyip gidip uyuyup gelebiliyor. Çalışanların işçi sendikaları bile varmış. Kısacası, Türkiye’de Çin hakkında duyduğum birçok şeyin yanlış olduğunu, buraya geldikten sonra öğrendim. |
|
|
|
|
|
#163 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 12-10-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 1
Rep Puanı: 2375
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
selam baba
) güzle bir sitte olmuş ) şunu merak ediyorum çin türkiyeye göre hayat şartları ucuz mudur ) ben istanbuldayım hani arada fark varsa bizde orada yaşıyalım ) burası bayağı tuzlu olmaya başladı hehe
|
|
|
|
|
|
#165 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 26-01-2008
Mesajlar: 101
Rep Puanı: 473479
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Yazınızı tamamen okudum.Çok güzel bir gezi yazısı olmuş.Hani Çin hakkında çeşitli yorumların konulacağı bir gezi kitabı oluştursalar sizinkide orda yer alacak biçimden.Okurken gözümde canlandı herşey.Teşekkürler..
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com