|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
Hayat Bilgisi Kategorisinde ve Yaşanmış Gerçek Aşk Hikayeleri Forumunda Bulunan Bir Aşk Hikayesi Konusunu Görüntülemektesiniz => Bir Aşk Hikayesi Yıl 1940 Yer Konya-Ereğli Ereğli küçük ve herkezin birbini iyi tanıdığı, İvriz'in soğuk sularının küçük kollara ayrılıp ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
KPSS Uzmanı
![]() ![]() Giriş Tarihi: 23-02-2005
Yer: İçimdeki Deniz
Mesajlar: 3,320
Rep Puanı: 11287243
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bir Aşk Hikayesi
Yıl 1940 Yer Konya-Ereğli Ereğli küçük ve herkezin birbini iyi tanıdığı, İvriz'in soğuk sularının küçük kollara ayrılıp şirin mahaller aralarından aktığı, arka planda Torosların gölgesinin yükseldiği sıcacık küçük bir kasaba. Ve Ereğli büyük bir aşka gebeydi... Gencin ismi Hikmet, kumral yeşil gözlü kasabanın malum yakışıklılarından. O tarih de henüz 17 yaşındaydı, çılgın, korkusuz bir genç olarak bilinirdi. Ereğli'ye 7 kardeşi, anne ve babasıyla gelmiş, Atatürk'ün onlara verdiği eve yermişlerdi. Geldikleri yer Selanik'di.İlk yıllarda yabancı sayıldılar kasabada, onlar kasabaya, kasabalılar onlara zaman içinde alıştılar. Baba sonraları mesleği gereği ve insan sevgisiyle Rasim Usta olarak anılmaya, sevgi ve saygı duyulmaya başlamıştı. Gençkızın ise Keziban'dı.Esmer güzeli, talibi çoktu ama gönlü yoktu... Keziban annesinin karnında 8 aylık bebekken babası vefat etmiş ve o doğduktan sonra annesi başka bir köye gelin gitmişti. O ağabayi ile kalmış ve ayıptır, günahtır diyerek okula gönderilmemişti. Atatürk'ün emriyle Ereğli'ye bir iplik dokuma fabrikası yapılmıştı. Ve yine Ata'nın emri fabrikada herkesin çalışacak omasıydı. Keziban ağbeylerini zorla ikna etmesi sonucunda fabrikada çalışmaya başlamıştı. Birgün fabrikadan arkadaşlarıyla evine dönüyordu ki karşısına motorlu birgenç çıktı. Donmuş gibi gence bakıyordu, kanı çekiliyor, başını ateşler sarıyordu..Genç de farklı hissetmiyordu. Hikmet her gün aynı saatde fabrika çıkışında Keziban'ı bekliyordu.Çılgın ve cesurdu.Motoruyla ilgi çekebilmek için tehlikeli hareketler yapıyordu. Bir akşam yine fabrika çıkışına gelmişti.Keziban onu tekrar göreceği için heyecanlıydı lakin gözlerine inanamadı. Keziban,içinden 'deli olmalı'diye geçirdi. Hikmetin omzunda bir yılan vardı! Keziban ürmüştü hikmet'den ve yılandan! Fabrika çıkışı, bakışmalar, ilgi çekebilmek için yapılan cesurca davranışların ardından buluşmalar başlamıştı. Buluşma yeri genellikle dere kenarı olamıyordu; onlar kasabanın hemen dışında ki terkedilmiş ahırlar da buluşuyorlardı. Ve birgün artık bu şekilde devam etmemeye karar verdiler. Hikmet defalarca babasını Keziban'ın ailesine yollamasına rağmen sonuç alamamıştı. Ağabeyin kardeşini vermeme sebebi Hikmet'in ailesinin yabancı sayılmasıydı.Ağabey, bu ailenin ısrarcı olmasından şüphelenip kardeşini takibe almış ve tahmininde de yanılmamıştı.Keziban eve geldiğinde müthiş bir dayak yemişti. Ağabey hırsını alamamıyordu, onun için namus meselesiydi, Keziban'ı saçından tuttuğu gibi avluya çıkardı. Bahçede ki ağaca ipi bağladı, yere bir teneke koydu Keziban'ı üzerine çıkarıp ipi boynuna geçirdi; Tenekeye tekmeyi attığı gibi ardına bakmadan oradan uzaklaştı! Bu esnada olayı gizlice seyreden biri vardı. Ağabey gider gitmez Keziban'ın yardımına koştu. Bu genç içten içe Keziban'a tutkundu. Kezban'ı sakladı Hikmet'e haber yolladı.Hemen bir plan yapıldı o gece kaçacaklardı. Sabaha doğru saat 3'de Ereğli'nin dışında ki mezarlıkta Keziban sevgilisini bekliyecekti... Karanlık, ıssız ve ürkütücüydü ama o kormuyordu... Keziban tek başına bir mezar taşının yanına oturup beklemeye başladı ve bu arada arandığını biliyor yakalanmamak için dua ediyordu. Nihayet yeşil gözlü baygın bakışlı sevgilisi gelmiş ve çabuk olmasını söylemişti. Koşarak orayı terk ettiler mezarlığın dışında onları bir at arabası bekliyordu. Arabayı güç bela ayarlamıştı Hikmet. Onlar için belkide bir mecera başlıyordu. Konya'ya ulaşıp oradan taşı toprağı altın İstanbul'a gideceklerdi. Arabacı Hikmet'le sohbet arasında kızın kimlerden olduğunu sordu Hikmet, Cabbar ağanın kardeşi dediği an arabacı durdu! Bunu yapmıyacağını, Cabbar'ın arkadaşı olduğunu söyledi. Hikmet ile Keziban ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Arabacıya vermedikleri söz, etmedikleri yemin kalmamıştı ve sonunda ikna etmeyi başardılar. Keziban'ın elinde küçük bohçası sevgilisiyle onu yeni yaşamına götürecek olan treni bekliyordu. İstanbul'a geldiler, yaşam onlar için hiç kolay olmıyacaktı! ... Bir akrabalarının yanına sığındılar, imam nikahıyla evlendiler çünkü her ikisininde yaşı tutmuyordu. Çalıştılar, uğraştılar tek oda bir ev edindiler.Yıllar geçmiş resmi nikahları olmuştu ve Hikmet'in askere gitmesi gerekiyordu. İstanbul'da yalnız kalamazdı Keziban. Ereğli'ye geri döndüler. Hikmet ailesine teslim ettikden sonra eşini askerliğini yapmak üzre İzmir'e gider. 4 yıl süren bir ayrılık başlamıştı. Mektuplar, arada izinlerle hasret giderdiler. Keziban saf ve temiz yürekli çalışkan bir genç hanımdı.Eşinin çocukları olmamasından yakınması onu çok üzüyordu. Yeni evlenmiş olan kayınbiraderinin eşi ile Ereğli'nin ünlü hocasına gittiler. Hoca onlara yapmaları gerekeni anlatır. Ve eve döner dönmez hocanın dediklerini sırasıyla yapmaya başladılar.İki elti ve kayınbirader gecenin bir vakti otlamaya çıkarlar, hocanın dediği gibi ağızlarıyla yerdeki otları koparacaklar ve otlarla börek yapılıp yenecekti ve Keziban böreği askere eşine yolladı. Hikmet teskeresini alıp Ereğli'ye döner.Keziban'a yolladığının ne olduğunu sorar zira ona aylar sonra ulaştığından pis kokan simsiyah bişey gitmişti ve notta mutlaka yemesi gerektiği yazıyordu. Keziban'a çok istemesine ramen o garip şeyi yiyemediğini söyler. Genç kadın çok üzülür, zira hocaya öyle bir inanmıştı ki asla çocuğu olamaycağını düşünüp yıkılmıştı... Hikmet yeniden İstanbul'a dönme kararı almıştı.Keziban Ereğli'den ayrılmadan önce sonkez ağabeyini görüp elini öpmek istedi lakin ağabeyi asla Keziban'ı affetmediği için onu kabul etmedi. İstanbul'a yeniden merhaba dediler.Yine o bildikleri mücadele başlamıştı iki sevgili, omuz omuza ayakta durmaya, başarmaya yemin etmişlerdi.Çok çalıştılar, yeniden bir oda ev edindiler. Bu arada İstanbul onları kendine uydurmayı başarmıştı. Keziban başörtüsünü çıkarmış o kömür gibi saçlarını kestirmiş,incecik belini saran, kabarık elbiseler giymeye başlamıştı.Hikmet işinin tüm ağırlığına ramen, temiz giyimden günlük traştan asla vaz geçmemişti. Keziban hamile kalıyor lakin bebekleri yaşamıyordu.İstanbul'daydılar artık hoca yerine doktora gittiler tedavi sonucunda 1955 de bir erkek, 1957 de bir erkek çocuğu daha ve 1965'de bir kız çocukları olmuştu. Mutluydular aşk'dı onları bunca zaman ayakta dimdik tutan... Ve o aşkla yıllarca omuz omuza hayat mücadelesi verdiler. Tarih 7.2.2000 Hikmet yorulmuştu yaşamdan lakin aşkından vazgeçemiyordu... Hasta yatağın da Keziban'ı sayıklıyor ''onu getirmeyin beni bu halimle görmesin, dün sabah ki gibi hatırlasın'derken... Sustu! Keziban'a söylenmesi en zor söz olan ''onu kaybettik'! Ve aslında oda o an hayatı terk etmişti lakin çocuklarının ve torunlarının sevgisi onu Hikmet'inden bir yıl ayrı tutabildi. Bir sabah uyandığın da kızına 'bu ay babana kavuşacağım buna hazırlıklı ol, sakın üzülme' demişti... Ve Keziban 18.3.2001 de yaşama her zaman oturduğu koltukta, sessizce fark ettirmeden gözlerini kapatmıştı... Hikmet'in vasiyeti 'beni toprağıma sevdamı bulduğum topraklara gömün' dü Keziban ve Hikmet yıllar önce buluşup at arabasıyla aşkları için kaçtıkları, Ereğli'de yeniden buluştular... Aşk başladığı yerde devam ediyordu! ... Annem ve Babam Nur İçinde Yatsınlar... Ben gerçek bir aşk çocuğuyum... Nisan Serap Muratoğlu
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Meraklı
![]() Giriş Tarihi: 09-11-2005
Mesajlar: 208
Rep Puanı: 11390
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
merhaba ben sizin yazmış olduğunuz bu olayı okudum ve bununla ilgili sizinle özel olarak bağlantıya geçmek istiyorum benim msn adresim:
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] ekleyin lütfen mail atsanızda olur ben pazartesi saat 16,30 da burada olucam |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com