En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 08-05-06, 13:12   #1
muglakarya

Varsayılan Genç Kız Kalbi


Merhaba Arkadaşlar. Bu yazı daha önce İhanet ve Gönlü Genişlik hikayesiyle ilintili bir yazı olduğu için yayınlıyorum yine alıntıdır. Sevgili moderatörlerimizden ZEYNEP'in hikayeye objektif bi şekilde yaklaşımını bekliyor, bu konuyu da kilitlememesi temenni ediyorum. zira bu hikaye tamamen gerçektir ve kesinlikle bayanları karalamak amacıyla yayınlanmamaktadır. amacım kızlar ve erkekler arasında bir kutuplaşma yaratmak değildir. tekrar rica ediyor moderatörümüz ZEYNEP'in bu konuyu kilitlememesini arzu ediyoruz...

(ALINTIDIR)

GENÇ KIZ KALBİ
Söze öncelikle dünyadaki en yakın dostum da olsa, lise ve üniversite arkadaşım da olsa, beni rezil etmiş de olsa, değer verdiğim Bahadır Yüksel Hansoylu'nun İhanet ve Gönlü genişlik adlı yazısında hakkımda dediği her şeyi kabul edip, bir de bu tür olayların kurban açısından yorumunu yapıp tüm erkekliğe armağan etmek için bunları kaleme aldığımı biliniz diyerek başlıyorum.

"Bu yazıyı keleme alan Cüneyt Bursel (19 Aralık 1976 İstanbul Levent doğumlu) İstanbul Üniversitesinde kadın kız gibi hiç bir takıntısı olmayan ve günü birlik çapkınlıklarla adını yeterince duyurmuş gözünü yeterince doyurmuş ama gönlünü umutsuzca bir tarafa koymuş bir yüksek lisans Biyoloji öğrencisidir. Şüphesiz ki iyi bir insandır da. Ne mutlu onu sevenlere, ne mutlu ona güvenen değerli dostlarına Alp ,Yüksel ve Ferruh'a"

Aşık olmak sevmek sevilmek artık gerilerde kalmış bir masal ve bendeniz de bu masalın eski bir oyuncusu olarak çapkınlıklara ara vermiş bir master öğrencisiydim. Ve İlke olarak Biyoloji ilminde yeni bulutlara doğru akademik olarak kendini geliştirmeye adamış bir genç olacaktı aklımdaki yeni imajım. Kararım kesindi artık ne kadın ne kız. İnsanı pasifize eden hiçbir şey olmadan kendimi geliştirip üstün bir insan olacaktım. Tıpkı dostumun bana bir zamanlar tavsiye ettiği gibi.

İnanır mısınız şimdiye dek birlikte olduğum kızları artık sayamıyordum bile. Ve hala da gerçek aşkı bulduğumu sanmıyordum zaten kadına aşık olunmaz sadece evlenilir demeye başlamıştım... Arkadaş toplantılarında ve çeşitli gezmelerimizde tanıştığım her kızın davetkar bakışlarına karşı son derece mesafeli ve de seçici bir tavır ortaya koymuştum çünkü bu gönül meselelerinin sonu yoktur dostlarım. Ama bir olay ile hayatımın akışı bir anda değişti.

Kadınlar hakkındaki fikirlerimi altüst edecek bir kızla tanıştım. Haziran ayının yakıcı olmaya başlayan bir sıcak gününde dostum Alp'le birlikte hızlı zamanlarımızdan beridir kutsal bir türbemiz haline gelen Dalyan sahillerindeydik. Bir yeryüzü cennetidir gidenler bilir orasını uzatmıyorum. Dalyan haziran ayında caretta carettalardan da daha önemli bir olay yaşıyordu. Dalyan'a çıkmıştım. Yumurtadan çıkar çıkmaz suya koşuşturan çıtır karettalar gibi binlerce taze de orada kendilerine hayat verecek engin denizin kollarına koşmayı beklercesine serilmiş güneşleniyorlar. Mavili bir kız vardı sahilde çok dikkat çekiyordu. İlk evvel fark etmemiş gibi yaptım ne de olsa kız milletidir fazla beğeni belli etmeye gelmez kendilerini Diana moduna sokarlar. Ama gel gelelim hatun kişi az ötede annesi olmasına rağmen anasından tam 20 metre uzağa benim tam dibime oturdu. Aslında bulunduğum yer güzel güneş görüyordu bunun da etkisi vardı ama zaten bunun da pek bir önemi yoktu saat akşama doğru son güneşli dakikalarını veriyordu bize. Sanırım saat 6 gibi en sevmediğim şey oldu ve tam dibimizden bir muz geçti insanlar bağıra bağıra saçma sapan bir şeyin üzerinde çıkmış bağırıyorlar. Kız benle en sonunda beklediğim şeyi yaptı ve konuştu.

"- Ne garip eğlence tarzları var"

Hemen sağımdaki kıza kulak kabarttım. Hayret ulan dedim bunu bir kız mı söylüyor? Vallahi özenmiyor ve gerçekten bu tür saçma uçuk lükslere (muza binme vb.)benim kadar sinir oluyorsa helal olsun buna, erkek karıymış dedim. Konuşacaktım. Aslında kız bu sitemini direkt bana dile getirmemişti. Ortaya söyledi hoşnutsuzluğunu lakin 20 metrelik ben merkezli çember yayımda bizden başkası yoktu Öyle ya kız kendi kendine asılmış olmamalıydı.

Haklısınız dedim ve konuşmaya başladık. Hangi okuldansınız falan derken kızla aynı okuldan farklı bölümlerden çıktık. Her sorumda o da bana cevap veriyor ve de soru soruyor adeta ağzımın içine giriyordu. ağzımdan çıkacak lafı böylesine güzel izlemesi mest ediyor daha da konuşturuyordu beni. İletişimde okuyormuş, bir gazetede fotoğrafçı bile olsa ona yetecekmiş, iş arıyormuş bir yerden mesleğe girmek istiyor kız, ama hiç de şansı yok. Bir ecza deposunda telefonlara bakıyormuş ve buna ayda 120 milyon maaş veriyorlarmış. Yüreğim sızladı bir anda. Babamın proje müdürü olduğu bir inşaat şirketinin(ismi lazım değil) aylık bülteninde kıza bir iş bulmalıyım dedim kendi kendime. Neyse buna tekrardan döneceğiz...

Baştan aşağı alımlı ve maviler içerisinde bir kız. Hayatımda bir daha bir benzerini sanırım göremeyeceğim bir kızdı ve de Macar göçmeniymiş..? Bulgaristan'da bir kaç köyde sırf Macaristan'dan göç eden Osmanlı Türkleri yaşıyormuş. Vidin diye bir yere bağlıymış haritada buldum köyün internette nerde olduğunu bile bulmuştum, İstanbul a geldiğimde. O da göç zamanı Bulgaristan'dan trenlerle gelenler arasındaymış. Ben de Boşnak olduğum için inanılmaz zevkle dinliyordum. Civciv sarısı uzun saçları kahve gözleri toparlak yüz hatları ile değişik bir göçmen güzeliydi. Üzerinde mayosundan başka bir de pelerin gibi bir tül şal karışımı bir şey vardı. O da maviydi. "blue daba dee" oldum ama etkilenmemeliydim. Öyle ya kızdı o.Kızla konuşmaya devam ediyordum. Baştan aşağı maviler giymiş bir kız bana maviler içerisinde bir hayali müjdeliyordu sanki. Umutsuzluğum aşksızlığım ve seçiciliğimin verdiği açlıkla kıza tutulmamak için bin bir dümen çeviriyordum nefsime karşı.

Önce babanın yeri denen bir kafeye gittik kız bana annesini babasını anlattı. Sakat bir erkek kardeş babanın emekli maaşı, son derece salak derecesinde de saf bir annesi vardı. Ve doğal olarak da monoton bir yaşam. Ama nedense kız bir hayli gösterişliydi. Bu gösterişin sahip olduğu tek şey olan güzelliğini iyi bir şekilde sunup kendisini bu hayattan çekip çıkaracak imkanları ve belki de zengin kocayı kazandıracak bir vitrin olarak kullandığını ise göz ardı ederekten kızın güzel yüzü ve endamından başka sözlerini de etkilenerek süzüyordum. Anlattığı kadarıyla bundan evvelki ilişkisi 1 sene sürmüş ve oğlan buna ve hislerine değer vermediği için ayrılmışlar. Yani kısacası ben de sözde ikinci kişi oluyorum. Yemedim ama aklıma değerli dostum Yüksel'i getirdim ve gülümsedim.

Derken kafeden ayrıldık ve gelen kol gibi faturayı bile gözüm görmedi ödedim çıktım oradan. Sanıyorum ki 6 gün kadar bir tatil yaptı ve gidiyordu. 6 dolu dolu günde bana sırlarını sevgisini ve daha nesini vermişse bu kısımlar anlatmakla bitmez ve hepsi kutsaldı bende artık. Onu yolcu edecektim. Ama bir sabah aniden kaldığım otele gelip odamın kapısında belirdi. Ben çalan kapıyı Alp sanmıştım ama oydu. Sanki Selin beni uğurlayacak sanmıştım. Ne güzel bir vedaydı o... sanırım 15 dakika kadar aralıksız öpüştük sarıldık ağlaştık. İstanbul'da görüşecektik ve aşkımızın devamı için kıtaların birleştiği yerde birleşecektik. Cep telefonum yok demişti bana ev tel. de vermedi benden de almadı. Sadece buluşma noktasını ve yerini tespit ettik. Sultanahmet'teki Ayasofya çay bahçesinde buluşacaktık.

Tarihler 4 temmuzu gösterdiğinde Amerika'da ve bende Kurtuluş günü anıydı. Gün gelmişti. Buluşma yerine saat 11 de gelmiştim oysa saat 1 de buluşacaktık. Derken buluşma yerine geldi oldukça güzeldi. Güneş yanıkları geçmiş ve bembeyaz bakıyordu bana. Bana sarılırken beni sevdiğini söylerken çok içliydi. Selvin'i babamın çalıştığı firmanın aylık bülten dergisine sokmuştum. İyi sayılır bir maaşı da olmuştu. Artık her şey çok iyiydi. Dolu dolu günler geçirdik ve Selvin'i tüm anormal hareketlerine benle birlikteyken bir anda duraklamalarına dalıp gitmelerine karşın sevmeye devam ediyordum. Kötü kaptırmıştım.Hayatta yemin olsun ki Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmedim ama bu kıza karşı inanılmaz bir teslimiyet içerisindeydim.

Derken bir gün bana lafı değişik cümlelerle kullanarak arabamın nerede olduğunu sordu. Doğru ya ona anlattığım bazı anılarımda altımdaki arabayla ettiğim kazalar ve arkadaş gezmeleri de vardı. Ve lanet olsun ki araba o gün erkek kardeşimdeydi. Levent Tuzla'da okur ve okula giderken bazan habersizce arabayı alır. Durumu anlattım hmm. dedi önemi yok falan, ama bozulmuştu sanki. O gün öylece geçti gitti. Bir de akşam haberlerinde borsada pis bi piliç firmasının hisselerine aldığım kağıtların ani çıkışı ve düşüşüyle en pis maddi çöküntümü yaşamıştım. Kağıtları elden de çıkarmam hiç kolay değildi oysa çok umudum vardı. Neyse nede olsa çalışıyordum. Bir ilaç firmasının laboratuar sorumlusuydum. Borsa olayını anlattım kıza dinledi üzüldüm gerçekten dedi. Ama fark etmediğim bir şey vardı ki kızın bana ilgisi azalıyordu. Elimdeki maddi olanakların sarsılmazlığı ölçüsünde kızda bana bir ilgi varmış ki bunlar azaldıkça o ilgi de azalıyordu. Derken temmuz sonlarına doğru olan ilişki artık günde beş telefon konuşmasından haftada 2-3 telefona dek düştü. Beşiktaş'ta buluştuğumuzda daha evvel yapmadığı bir şeyi yaptı ve sadece 2 saatinin olduğunu söyledi. Arabam vardı ama o gün moralim bozuktu Şirkette ise yönetim tarafından bana uygulanan çekememezlik son haddine varmış ve yaşadığım aşkın tesiriyle azalan performansım o gün işten atıldığım günün ta kendisi olmuştu. Bendeki moralsizliği sordu, bana güven dedi, omuz çıktı ama salak gibi de inandım ve anlattım. Bana dediği tek şey yine aynıydı. Gerçekten üzüldüm ne diyeceğimi bilmiyorum hakkında dilerim en iyisi olur. Selvin'le o gün ayrıldık eve bıraktım yanaklarımdan ve ufacık da olsa dudaktan bir buse verdi ve o evine ben evime gittim.

Bu noktadan sonra hayatım yazılmaya başlamıştı işte. Eve geldim yatağıma yattım ve bir mesaj. "Cüneyt kusura bakma hayatım ama zor ama çok zor bir dönemdeyim. Derslerim çok kritik ve de hayatımda bazı kararlar almak durumundayım. Eğer anlayışlı olurda bana zaman verirsen sevinirim çünkü ruhen bir baskı altında olmak istemiyorum". Ben tam karşılık mesajı yazacaktım ne bu? diye ama daha yollamadan ikini bir mesaj geldi ve daha da sarsıldım. "Cüneyt üzgünüm kimsenin yaşamında kimseye ayak bağı olmamalıyım, benim için yaptığın her şey için teşekkür. Hakkını helal et hep aklımda ve gönlümde kalacaksın. Lütfen beni sorgulama ve de bir süre arama bye..."

Sonuçta kızı aradım. Salaklık işte. Ama arkadaş kalalım dost kalalım türü şeyler... Fakat telefondan bir müzik sesi geliyordu. Konuşalım yüz yüze Selin diyordum ama ses yok. "Lütfen Cüneyt bitsin artık. Ruhen hazır değilim." Öyle ya dostlar, ruhen iyi olmadığımızda genelde ayrılır mıyız yoksa sevdiğimizin omzunda teselli mi ararız? Ama ben tam tersi bir durumdaydım.

Buna inandım ve kızı aklımdan silme yoluna gittim. Tarihler 10 Ağustos'u gösterdiğinde Yüksel'le birlikte ulus parkına gittik ve kelimeler ağzımdan yine sevgi sözcükleri şeklinde çıkıyordu. Manyak aşıktım, manyak sevmiştim kızı. Ve oda gerçekten oldukça basit bir şekilde vakur davranarak bitirdi olayını ve gitti. Gerçekten de karizma falan kalmadı ama bunu düşünen kim ki? Zaten şu anda kendime yeni gelmiş ve yeni bir sevgili bulmuş halde normale dönmüş vaziyetteyim ama bu tam bir ay aldı değerli erkek adamlar.

Tarihler 1 ekimi gösterdiğinde babamın çalıştığı İnşaat firmasının plazasına gittiğim bir gün inanılmaz bir şeyle karşılaştım. Derginin editörü Mahir ve Selvin kol kola. O an sildim bunları aklımdan ama Yüksel ve Alp ben istemememe rağmen araştırıp herifle samimi olmuşlar ve bilhassa Alp adeta kanki olmuş adamla. Herif kızı seviyormuş, kız da adamı, ama Mahir kıza bir yığın yalan söylediğini ve bir yığın da maddi yalan söylediğini amcasının lüks cipini sırf kıza yaptığı karizma çerçevesinde 3 haftadır alıkoyduğunu ve kıza Florya'da oturduğunu söylemiş bunların altından nasıl kalkacağını söyleyip Alp'e dert yanmış Alp dostum kıza maaşım 1 milyar dedim ama ben sadece 300 milyon alıyorum ne yapacağım şimdi ben abi? demiş hatta..

Ve de işte flaş.. Kız işe başladığı günden beri konuşuyorlarmış ve de kızın işe başlamasından 1 hafta sonraysa çıkmaya başlamışlar. Kız ona ayrıldığı erkek akadaşının kendisine değer vermediğini cs. falan anlatmış... Pes dostlar pes.. İşte aşk . İsteyen alsın yaşasın. İsteyense bir tarafına soksun ama ben artık istemiyorum dostlar. Lütfen bunu herhangi bir sansür uygulamadan yayınlayın ve safça seven ve her şeyini her yönünü aynen sevdikleri kıza aktaran zavallıların uyarılmasına vesile olun. Siz ise değerli erkek adamalar görün işte sevgiyi tanıyın. İşte kızın size sizi sevdiğini söylerken sizin omzuna başınızı koyduğunuzda kızdan aldığınız o elektrikle verdiğiniz cümle sırlar zincirinin, kızın size yakınlaşmasını ve size destek olmasına yarayacağına değil de sadece ve sadece kızın sizi tartmasına yarayacağını bilin yeter.

Bu arada Mahir ve Selvinin durumlarını da bilmiyorum artık hiç birimiz de ilgilenmiyoruz zaten. Peki ben? Gerçi ben de Ailesel açıdan Paralı sayılacak biriyim ama babamın parasını yemeyi kendime yakıştıramıyorum. çalışıyor ve babama bağımlı kalmıyorum arabamın parasını bile pazarda mont satarak kazanmıştım üniversite zamanında. Ve buna rağmen helal kazanç değil bol kazanç tercih ediliyorsa bol da bir aile kazancım olmasına rağmen ben yine de beni böyle ölü soyucusu aç insanlara bırakmadığı için Allah'a şükrediyorum. Kızlar her zaman Paralı bir erkek bulabilir, bizse her zaman kız buluruz.. Bunu öğrenelim ve dünyalarımızı bizim peşimizden koşanlara karşın gizleyelim dostlarım. Zenginsen fakir görün fakirsen de hiç takma seni bulan sen olduğun için bulsun bağlansın. Ve dünyalarımızı aklında bizim gibi insanların hayalini kuran temiz kızlar karşımıza çıkıncaya dek, Güzellikten başka hiç bir servete sahip olmayan zavallılardan yüksek bir duvarla ayıralım. Dediğim gibi unutmayın. Her zaman buluruz yeter ki biz adam olalım. Bir azizeye dek gönlünüzü mühürleyin ve her güzele bakmayın dostlarım. Güzele bakmamak bence en güzel sevaptır.

Nasıldı atasözü? "Arı bende oldu mu Balı Bağdat'tan bile getirtirim" Sevgiyle ve Selametle kalın değerli dostlar sevgiyle kalın ve ders alın...

Teşekkürler Yüksel ,Teşekkürler Alp , Ferruh , Teşekkürler Anne , Beni yetiştiren ve olgunlaştıran herkese dair..

Teşekkürler Selvin... bir gün senin gibi zafer sarhoşları da bu sulu gözlerle söylenen yalanlarınızın getirisinin mutsuz bir hayattan başka bir şey olmadığını anlayacaklar ama o zaman geldiğinde Zaman beni haklı çıkarıp aynalar sizi yalancı çıkaracaktır.

Dostlarımın tatlı saldırısı olmasa yazamazdım... Sağolun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-05-06, 16:09   #2
FREEXXXX

Varsayılan Cvp: Genç Kız Kalbi


arkadaşlar ne diyeceğimi bilmiyorum.BENDE ÇOK SEVDİM AMA KARŞILIK GÖRMEDİM KENDİMDEN BİLE ÇOK DEĞER VERDİM....DOST KALALIM CEVABINI ALDIM....NE EVET NE HAYIR....

ŞUNU UNUTMAYALIM BİZİM İÇİNDE ÖLECEK BİRİSİ MUTLAKA VARDIR ŞU FANİ DÜNYADA....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-05-06, 16:09   #3
FREEXXXX

Varsayılan Cvp: Genç Kız Kalbi


arkadaşlar ne diyeceğimi bilmiyorum.BENDE ÇOK SEVDİM AMA KARŞILIK GÖRMEDİM KENDİMDEN BİLE ÇOK DEĞER VERDİM....DOST KALALIM CEVABINI ALDIM....NE EVET NE HAYIR....

ŞUNU UNUTMAYALIM BİZİM İÇİNDE ÖLECEK BİRİSİ MUTLAKA VARDIR ŞU FANİ DÜNYADA....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-05-06, 20:10   #4
cybermanyaq

Varsayılan Cvp: Genç Kız Kalbi


bazen selin bazen selvin..enteresan...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-05-06, 20:29   #5
sadece2miz

Varsayılan Cvp: Genç Kız Kalbi

paylaşım için tşkler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat