|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR'nin Diğer Hizmetlerini Gördünüz mü?: - ForumTR Video - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
|
|||
| ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com (istatistik: Günlük 350 Bin Tekil Hit, 1.7 Milyon Sayfa Gösterimi) | |||
|
|
|||
|
|||
|
|||
| Anket Sonuçlarını Görüntüle: Bu Üye Adayınız mı ? | |||
| Evet |
|
13 | 61.90% |
| Evet |
|
8 | 38.10% |
| Oy verenler: 21. You may not vote on this poll | |||
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Bağımlı
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 09-03-2005
Yer: Çökmemeyi Başaranların Bölgesindeyim...
Yaş: 21
Mesajlar: 558
Rep Puanı: 212220
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Kelimelere yine anlamlar doluyor bu gece. Neyi nasıl dile getirmek gerektiğine bağlı kalınmadan zihnimi özgür bırakarak yazıyorum bu gece. Belli belirsiz yığınla düşünce bıraktım beynimde. Kalbimi ise tatile çıkardım. Mutlu muyum yoksa üzüntülü mü.. Ciddi mi duruyorum yoksa düşünceli mi.. Kulaklarımdan geçen belli belirsiz seslerin önüne geçerek yazabilirliliği arttırıcı kılan bir müzik var bu gece içimde. Kiminin tanıdığı bildiği, kiminin hayran kaldığı ve kimilerinin de hiç duymadığı bir müzik bu. İnsan ruhunu rahatlatırcasına çeşitli etkiler bırakan bir müzik. Hiçsizliği hissettiğiniz olmuş muydu hiç? Ya da çok ümitsizken kalbinizin huzurla ve hayallerinizin umutla dolduğu. Gözlerinizi kapattığınız kaç zamanda gördünüz güzellikler ile dolu hayal dünyanızı? Çoğunun "karanlıktan başka bir şey görmüyorum" dediği kapalı gözler ardında sizler neler görebildiniz? Ben kendi karanlığımı gördüm. Onu nasıl ışıkla buluşturduğumu. Sıradışı olmayı. Üzüntüler beni boğabilecekken nasıl huzuru engin bir silah olarak kullanabildiğimi gördüm. Kimi anlatabileceklerim, kimi saklı bulunduracağım onlarca gerçeği gördüm.
Küçük bir çocuk edası ile aşkı hissettiğiniz oldu mu hiç? Tüm gerçeklerinizden uzaklaştığını hissedip tek gerçek halini alan aşkı yaşadınız mı? Peki yağmurlu bir gecede korkularınız ötesindeki sıcak bir yuva mutluluğunu? Kaçımız yaşadıklarını istedikleri ile kıyaslayıp onları dışlama hatasına düşmeden yaşayabiliyor? Kaçımız dersiniz huzur ve inancı birleştirerek insanüstü bir iyilik duygusuna sahip olabiliyor? Yaşamımızın birçok evresinde gerek fark edip gerek fark edemeden üstünde yürüdüğümüz yolların bizi anlamsızlıklara doğru götürdüğünü çözemeyiz. Onurumuz, gururumuz kırıldığı zamanlarda insanlardan kaçmaya çalışırız. Yalnız kalmayı, üzüntülü anlarımızda mutluluğa tercih ederiz. Her gün biraz daha yıkarız hayallerimizi. Sevdiğimizi hissettiğimizde aşık olduğumuzu dile getiririz, sevdiğimiz ile bağlılığımız kopup gittiği zaman ise yeni birini bulabilmek bazılarımız için çok hızlı, bazılarımız için hiç gelmeyen bir treni beklemek gibi olur. Yeni bir sevda diyebileceğimiz birini bulduğumuzda ise bir önceki insan hayatımıza hiç girmemiş gibi yaşamaya başlarız. İnsanoğlunun bir bütün olarak kendisi, olaylar ve sorunlar karşısında kendini en iyi rahatlığa kavuşturacak yolu seçer ve uygular. Garip olan, artık hoşlanma duygusunun halen yaşanıyor olmasına rağmen insanların bundan hiç bahsetmemesidir. Olumlu bir elektrik "sevgi" olarak tanımlanırken, gerçek sevgi de "aşk" olarak tabir edilir. Çoğumuz acı çekmekten hoşlanırken, birçoğumuz da mutluluğun acı verici olduğunu savunur. Kimimiz mutluluğunu ve neşesini daim tutacak bir yaşam sürmek isterken, kimimiz yalnızca sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmek ister. Genetik farklılıklar, farklı ruhlar ve farklı yaşamlar nedeniyle bambaşka kişilikler ortaya çıkıyor olsa da insanlar daima anlaşabilecekleri yapıda arkadaşlar bulurlar. Yaklaşımlarına ve kendilerinde bıraktıkları etkilere göre her birine farklı isimler takarlar. Kimi eş olur, kimi dost ve kimi de arkadaş. Kimi sırdaş olur, kimi de yalnız kaldığımızı hissettiğimiz zamanlarda durgunluğumuzu yok etmek için başvurduğumuz bir doktormuşçasına dert ortağımız olur ve öyle kalır. Geleceğe yapılan planlarımızda, ne zaman öleceğimi bilmeden kimi zaman şuursuzca geçirdiğimiz bu kısa yaşam çizgisinde kalp kırmamaya, saygımızı bozmamaya, şiddetten uzak durmaya, insanlar ile iyi anlaşabilmeye ve yaşamımızı sürdürebilmek için değerli olduğumuzu anlamaya çabalarız. Kimsenin bizi sevmediğine kanaat getirdiğimiz anlarda en yakınımızdan bile uzaklaştığımızı hissederiz. Kaybolduğumuzu, yok olduğumuzu sezeriz. Güzel bir iş, iyi bir yaşam ve sıcak bir aile, bizim dediğimiz bir eş isteriz. Küçükken düşündüğümüzde, hayatın oyuncaklardan oluşmuş bir canlılık dünyasından öteye gitmediğini görürüz. Gençliğimizde kalp denilen organın gizli dürtüsünün ne olduğunu anlamaya başlarız ve yaşadığımız hayatta kendimizin, aşk acısı çekmek ile sevgi denen en güzel mutluluğun arasında kalan bir canlı olduğunu düşünürüz. Büyürüz nihayetinde ve yetişkin oluruz. Kimimize göre yalnızca yaşımız ilerlemiş, kimimize göre de hem tecrübelerimiz, hem de beynimiz yetişkin olabilmiştir. Yetişkinlikte de görürüz ki hayat çalışmak, çalışmak ve çalışmaktan ibaret. Aralarda dinlenmek için vakit bulabildiğimiz zaman güzel bir kaçamak veya farklı aktiviteler, neşemizin yerine gelmesine ve rahatlamamıza vesile olur. Yalnız kaldığımızı ve para denen olguya gerektiği kadar sahip olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda da hayatın evlilik denen gizli dünyaya varmaya çabalamaktan ibaret olduğunu fark ederiz. Bazılarımız buna çabalarken, bazılarımız ise ' kendilerine olan korku ve güvensizliklerinden olsa gerek ' evlenmekten kaçar ve hayatı dolu dolu yaşamak isterler. Evlendiklerinde yıkılıp kalacaklarını düşünürler. Evlenen ve yaşamın düzene girdiğini düşünmeye başlayan insanları bekleyen bir sürpriz daha vardır. Hayatın ta kendisine varmadan hemen önceki yolda zorlukla gördükleri bir gerçek. Evlenmenin bir yaşamın son evresi değil, geçmişin sanki bitmişçesine yeniden başlatılmaya çabalanan yeni bir yaşamın ta kendisi olduğunu... Yıllar geçer ve bizden sonra gelenlerin de aynı yolu kat ettiğini görünce tamamıyla bir kısır döngü olduğunu anlarız yaşamın ve koltuğumuza yaslanıp geçmişimizi seyre dalarız. Artık biliriz ki yaşam denen olgu, defalarca gerçekliğine kanıt getirdiğimiz olayların bile boşluklarını alıp onları kullanmasını bilen canlı yaşam öğretmeninin ta kendisidir. Acılarımızdan mutlulukları, başarısızlıklarımızdan azim ve dersleri, çabalarımızdan rahatlığı ve huzurumuzdan sağlığımızı bulabileceğimiz; herşeyin gözümüzün önündeyken kendi körlüğümüz yüzünden göremediğimiz tek gerçekliğin yegâne öğretmeni. İnsanoğlu her zaman doyumsuzluğunu ön plana koymuş ve daha fazlasını istemiştir. Kimi zaman da bunu almayı başarmıştır. Var olan ile yetinenler tembel midir? Yoksa şükretmesini bilenler midir? Bencilliğimizin ve nefsimizin gözlerimizden geçip ruhumuzu kilitlediği, kalbimizi bile neredeyse körleştirebildiği bir gerçekken, sonsuz olmadığı herkesçe kesin olan bir olgunun içerisindeyken halen niçin boşvermişliğin yapılabilecek en akıllı hareket olduğunu düşünürler dersiniz? Cevabı herkes verebilir ama hiç kimse bilmez. Çünkü hepimizin cevapları, kendi geçmişimizin ve kalbimizin ortaya çıkardığı ortak çalışmanın sonucudur ki bu da herkeste farklı noktaları gösterecektir. Hepimiz kendi yaşamlarımıza geri döndüğümüzde bazen en değer verdiklerimizi bile unuttuğumuzu fark ederiz. Ailemizi herkesten önce tutarız ama her fırsatta onlardan uzaklaşırız. Bize zarardan başka hiç bir şey vermeyeceğini bile bile alışkanlıklarımızı gözden geçirmez ve değişikliğe gitmeye çalışmayız. Her birimiz bir diğerine çok iyi akıl verir ama hiç kimse kendi hayatına ve kendi benliğine söz geçirmekte bu kadar usta olmaz. Yararlı ve doğru olduğuna inandığımız onca yalanın içerisinde yaşayıp dururuz ve asıl güzelliği her daim unuturuz. Tabii ki "hayat dene olgu ince bir dal gibidir. Dengeyi ve üzerinde yaşamayı bilmezsen, kendi ağırlığın ile kendi karanlığına düşer ve yok olur gidersin..." |
|
|
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com