Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Perİde Celalİn“delİ AŞk” İsİmlİ Romani KİŞİ İncelemesİ

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Perİde Celalİn“delİ AŞk” İsİmlİ Romani KİŞİ İncelemesİ Konusunu Görüntülemektesiniz => PERİDE CELAL’İN “DELİ AŞK” İSİMLİ ROMANINI KİŞİLER DÜNYASI AÇISINDAN İNCELEME ÇALIŞMASI PERİDE CELAL’İN SANAT YAŞAMI Peride Celal, 1916 yılında İstanbul’da ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-01-07, 03:35   #1 (permalink)
- Dünyanın En Büyük Türkçe Forumu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2005
Yer: im artık yok benim...
Yaş: 24
Mesajlar: 4,253
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 40786846
Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11Orcнυη Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 407948
Varsayılan Perİde Celalİn“delİ AŞk” İsİmlİ Romani KİŞİ İncelemesİ


PERİDE CELAL’İN “DELİ AŞK” İSİMLİ ROMANINI
KİŞİLER DÜNYASI AÇISINDAN İNCELEME ÇALIŞMASI


PERİDE CELAL’İN SANAT YAŞAMI

Peride Celal, 1916 yılında İstanbul’da doğdu. Saint Pulchérie Fransız okulunda okudu. Bir süre İsviçre’de, Bern’de Basın Ateşeliği’nde çalıştı. Yazı hayatına Yedi Gün dergisinde yayınladığı bir öyküyle başladı (1935), bunu Son Posta, Cumhuriyet, Tan, Milliyet gazetelerindeki öykü, röportaj ve romanları izledi. Yazı hayatının ilk on beş yılında aşk ve serüven romanlarıyla tanındı. Bu romanlar arasında Sönen Alev (1938), Yaz Yağmuru (1940), Ana Kız (1941), Kızıl Vazo (1941), Ben Vurmadım (1942), Atmaca (1944), Aşkın Doğuşu (1944), Yıldız Tepe (1945), Dar Yol (1949) vardır. Daha sonra Peride Celal’in yazarlığında büyük bir dönüşüm görülür. Daha gerçekçi, daha toplumsal bir bakışla yazdığı bu yeni dönemin kitapları şunlardır: Üç Kadının Romanı (1954), Kırkıncı Oda (1958), Gecenin Ucunda (1963), Güz Şarkısı (1966), Evli Bir Kadının Günlüğünden (1971), Üç Yirmi Dört Saat (1973), Daguar (1978), Bir hanımefendinin Ölümü (1981), Pay Davacı (1985), Üç kadın (1987), Kurtlar (1991), Mektup 81994), Melahat Hanım’ın Düzenli Yaşamı (1999). Peride Celal, Üç Yirmi Dört Saat adlı romanıyla 1977 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü, Kurtlar adlı romanıyla da 1991 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. 1996’da 15’inci İstanbul Kitap Fuarı’nda TÜYAP’ın “Onur Konuğu” seçildi.


Romanın kişiler dünyası açısından incelenmesi konusuna geçmeden önce olay örgüsü hakkında kısaca bilgi vermek yerinde olacaktır.
Emekli bir elçinin kızı olan Elif’in, babasının pek de istemediği evliliğinin ilk zamanları iyi geçmektedir. Ancak, ileriki günlerde iki taraf da birbirinden sıkılmaya başlar. Aslında Elif kocası Cem’i, kocası da karısını sevmektedir. Fakat, aralarındaki bu “deli aşk”ın kudreti bile Elif’in Cem’den uzaklaşmasına engel olamaz.
Hayatını Paris’te sürdüren Elif, hiçbir zaman Cem’den kopamayacaktır. Türkiye’ye her gelişinde kocası ile arasındaki ilişkiyi ilk günün tazeliğiyle sürdürür. Lakin sürdürdüğü başka bir deyişle sürdürmeye çalıştığı bu ilişkiden gelen çatırtılar zamanla daha da artmaktadır. Zaten çökme alâmeti olan çatırtılardır Elif’i Paris’e kaçıran. Yani, Cem’in yalanları, onu başka kadınlarla aldatmasıdır.
Kocasının yalanlarından kaçmak, onu unutmak isteyen Elif, Paris’te bir dost bulmuştur. Bu dost, babasının arkadaşı Kristof’tan başkası değildir. Fakat o, Elif için bir dosttan öteye geçemez. Çünkü Elif, hâlâ Cem’i sevmektedir.
Paris’teki günlerin büyük çoğunluğunu Kristof’la geçiren Elif’in ondan etkilenmemesi düşünülemez. Sonunda arkadaşlarının, İstanbul’un, Cem’in yalanlarından bıkan Elif, kendisini “yalansız” Kristof’a teslim eder. Bundan böyle onun yaşama kaynağı “yalansız” Kristof’tur. Ancak, Kristof Tibet’te iken, onun da diğerlerinden farksız olduğunu anlayan Elif’in tutunacak bir dalı kalmayacaktır. Bu acı gerçek, onun kaldıramayacağı kadar ağır bir yüktür.
Elif, artık kimseye kızmamakta, kimseyi sevmemektedir. İstediği tek şey “sevdiği insanları unutmak, şu pis, bozulmuş dünyayı unutmak”tır. O, bunun çaresini kırmızı ışıklara sırtını dönerek Concorda Meydanı’ndan geçmekte bulur. Bu düşüncesini gerçekleştirirken bir trafik kazasına kurban giden Elif, ne İstanbul’da ne de Paris’te peşini bırakmayan yalanlardan belki de bu yolla kurtulabilecektir.

KİŞİLER DÜNYASI:

Elif: Romanın kahramanı olan Elif, Cem Soner’le evlidir. İlişkilerindeki tekdüzelik ve Cem’in yalanları, onu kocasından uzaklaştırmış, fakat koparamamıştır. Cem’den nefret eden, ama onsuz olamayacak kadar da seven Elif, tam bir “deli âşık”tır. “Cem, Paris’e geldiği zaman seviniyorum. Gittiği zaman rahatlıyorum. Cem’den kendimi kurtarabilsem...” (S. 103). “Boğmak istiyorum. Ondan kurtulmak istiyorum. Onu seviyorum (S. 103). “Doktordan anne olacağımı duyduğumda ne kadar sevinmiştim. Cem’le konuşmamızı ne zaman anımsasam yüreğim kinle doluyor” (S. 203). Cem’e karşı hisleri duruma göre değişen Elif, bu yönüyle “yuvarlak” bir kahramandır.
Emekli bir elçinin kızı olan Elif, babasını pek sevmez. Bunun sebeplerinden biri babasının annesine karşı yaptığı şeylerdir. “(...) babamın yabancı ülkelerde sürtüp durması (...) annemi yanına aldırmaması yiyip bitirmişti zavallı kadını. Kadın – kız serüvenleri kulaktan kulağa köşke ulaşırdı” (S. 255). Aslında Elif’in babasını sevmemesindeki en büyük etken sevgisizlik ve ilgisizliktir. “Çocukken ancak hastalıklarımda elini başımda hissettiğimi anımsıyorum. Yabancı illerde kaybolmuş bir adam, öyle biriydi benim için” (S. 107).
“İncecik dal gibi” bir kadın olan Elif, ilerlemiş yaşına rağmen “boyasız çocuk yüzü, çekik gözleri, sarı kıvır kıvır saçları” ile benzersiz bir güzelliğe sahiptir. Fizikî açıdan bu özelliklerin yanında içine kapanık bir mizâca sahip olan Elif’te, kıskanç ve kuşkucu bir ruh yapısı söz konusudur. Onun kuşkuculuğu sonradan oluşmuştur. “İnsanlardan kuşkulanmaya Cem’le evlendikten sonra başladım. Onun yalanları beni kuşkucu yaptı” (S. 102).
Aslında Elif’in nefret ettiği, kaçtığı şey yalanlardır. O, yalancı şehirden, yalancı insanlardan, yalan aşklardan, yalan dostluklardan kaçar, daha doğrusu kaçtığını zanneder. “Cem’den uzaktayken görmediğim, duymadığım aldatmalar, yalan dostluklar silinip uzaklaşıyor. Yalan bir kent İstanbul. Durmadan birini, hatta yalanları yalanlayan bir ülke benim ülkem: Siyasal demeçler yalan,tekrar tekrar yenilenen eskimiş vaatler yalan, bir yanıp bir sönen aşklar yalan, yüze gülen, arkadan vuran dostluklar yalan...” (S. 223). “Cem’e mektuplar yazıyorum yollarda. Beni yanında tutabilmesi için nasıl olması gerektiğini anlatıyorum. (...) Benim ondan dilendiğim biraz anlayış, anlayış da değil, yalansız bir aşk” (S. 161).

Cem Soner: Elif’in kocasıdır. Onun şu sözlerinden Cem’in geçmişi hakkında az da olsa, bilgi edinmek mümkündür: “Memur çocuğu olduğunu, bursla okuduğunu biliyordum. Ailesinden ne kadar az söz ettiğini düşünüyorum şimdi. Babasını genç yaşta kaybetmişti. Annesi yeniden evlenince kız kardeşiyle beraber halalarının yanına sığınmışlardı. Üniversiteyi gazetelerde, düzeltme işlerinde çalışarak bitirdiğini de biliyordu” (S. 196-197).
Cem Soner, gazetecidir. Kendi deyimiyle biraz tembel, biraz kendini beğenmiş ve küfürbaz bir kimse olan Cem, yıllardır çalıştığı gazetesinden, yazısından birkaç satır çıkardı diye, Genel Yayın Müdürü’yle kavga ederek ayrılmıştır. O, bu hadise sebebiyle bazen kendisini suçlamakta, bazen haklı olduğunu düşünmektedir.
Çapkın bir kişi olan Cem’in bunları gizlemek için söylediği yalanlar, Elif’i kendisinden uzaklaştırmıştır. Bazen, Paris’e gidip kendisini yalnız bıraktığı için karısına küfreden, bazen de ona kötü söz söylediği için kendi kendine küfreden Cem, aslında karısını “deli” gibi sevmektedir. “Elif, ölümüyle kanatlarımı kırdı” (S. 48).

Kristof: Elif’in babasının arkadaşıdır. Elif’le Paris’te, babasının kaldığı Otel Lenox’ta tanışmışlardır. Babasının ölümünden sonra da arkadaş olmuşlardır. Onun şu sözleri Kristof’un geçmişi hakkında bilgi vermektedir:
“Kristof Lenox’un eskilerinden. İşe gece bekçiliği ile başlamış. (...) O sıralar genç barmenler gibi o da üniversite öğrencisiymiş. Sonra resepsiyona geçmiş. Üniversiteyi bıraktığında muhasebeye almışlar onu” (S. 101).
Kristof’u gerçek bir dost olarak gören Elif’i, ona yaklaştıran birçok sebep vardır. Bunlardan biri de aralarındaki benzerliklerdir. “İki insanın aynı yazarları, şairleri sevmesi, küçük kiliselerde org konserlerine bayılması, Bonnard’ın, Van Gogh’un güneş dolu resimlerinde ışıklara sarınıp birbirlerine baktıklarında gülümseyerek dostluğu bulmaları, küçük bile olsa mutluluk rüzgârları estiriyor aramızda zaman zaman” (S. 113). Ancak, Elif’i Kristof’a yaklaştıran asıl sebep, onu dürüst bir insan olarak görmesidir.
Fizikî görünüm itibariyle sarışın, mavi gözlü, uzun boylu, sağlam yapılı bir kimse olan Kristaf’u bir de Elif’in cümlelerinden tanımaya çalışalım: “Hafif kemerli burnu, geniş alnının üstünde dağılmış saçlarıyla ne kadar genç ve hoş biri olduğunu düşündüm. Biraz öne fırlayan dişleri tam ortadan ince bir çizgiyle ayrıktı. Gülerken bembeyaz parlarlardı. Çenesi sivriydi. Yandan bakıldığında yırtıcı bir kuşu andırırdı” (S. 183).
Kristof ve Elif’in dünyasında önemli bir yeri vardır. Elif, ancak onun yanındayken mutlu ve huzurludur. “Onunla mutluyum, onun dostluğu olmasa koyar giderim” (S. 189).

Jeon: Yirmi üç yaşında eş cinsel bir Fransız gencidir. Elif7in şu sözleri onun dış görünümü hakkında fikir sahibi olmamızı sağlamaktadır: “Çok zayıftı. Yanaklarından başlayıp göz kenarlarını saran küçük sarı çiller vardı yüzünde” (S. 182). “Sıskalığı bir yana güzel bir adamdı. Kaşları gibi koyu kumral kirpikleri vardı” (S. 182). “Boyu bosu, çökük yanaklarına karşın yüzünün kemik biçimindeki uyumu, Vatikan Müzesi’ndeki Belvedere Apollonu’nu anımsatıyordu” (S. 184).
Yukarıda da belirttiğimiz gibi eş cinsel bir kişi olan Jeon, eş cinsellik hikâyesini, arkadaşı Kristof’a, tanışmalarından kısa bir süre sonra anlatmıştır. “Okulda başlamıştı eğilimi. Önce hocalardan biriyle. Adam hoş, akıllı biriydi. Onun sayesinde sınıfını kolay geçmeyi başarmıştı. Adam bırakınca yatakhane arkadaşlarıyla sürdürmüştü bir zaman eşcinsel ilişkisini. Bundan hoşlanıyordu. Babası ölünce, annesi bir başka adamla evlenmiş, para yardımını kesmişti. Kendini satması böyle başlamıştı” (S. 238).
Romanda, kahraman iç dünyasında yaşadığı çatışmanın dışında ön planda olan bir çatışma pek yoktur. Ancak, son bölümde Jean7ın Kristof hakkında Elif’e söyledikleri, roman boyunca somut olarak pek yaşanmayan bir duruma, yani Jean – Elif çatışmasına yol açmıştır. Öyleyse Jean’ın, romanın sonlarına doğru karşı gücü temsil ettiğini söylemek yerinde olacaktır.

Elif’in babası: Emekli elçidir. Yıllarca görevi sebebiyle yurt dışında bulunması karısı ve kızıyla pek fazla ilgilenememesine yol açmıştır. Hanımının ölümünden sonra Fransız bir kadınla evlenip bu ülkeye yerleşmesi, kızının ondan iyice soğumasına zemin hazırlamıştır. Ancak, yıllar sonra Otel Lenox’un barında kızıyla beraber oldukları bir gece, Fransız kadınla evlenmesinin annesini unutmak amacıyla olduğunu söylemesi, aralarındaki soğukluğun biraz olsun yumuşamasını sağlamıştır.
Elif’in babası, romanın dünyasında silik bir kişi olarak yer almaktadır.

Sibel: Elif’in teyzesinin kızıdır. Araba kazasında annesini ve babasını kaybeden Sibel, küçük yaşta öksüz kalmış, ancak kendisine Elif ve Cem sahip çıkmıştır. Marmara Üniversitesi’nin iç mimarlık bölümünün ikinci sınıf öğrencisi iken, okulu bırakıp Mustafa Akın’la evlenmiştir. Solcu bir kadındır.
Roman dünyasında öne çıkmayan bir kişidir.
Mustafa Akın: Sibel’in kocası olan Mustafa Akın, tasarımcılık mesleğini icra etmektedir. Güzel insandır, fakat biraz irikıyımdır.
Roman dünyasında öne çıkmaz.

Ferit: Gazeteci olan Ferit, magazin bölümünde görev yapmaktadır. Cem’in eski bir okul arkadaşıdır.

Paul: Küçük bir yayınevinin sahibidir. Odeon taraflarında küçük bir kitapçı dükkanı bulunan Paul, daha çok tiyatro üstüne denemeler ile klasik oyunların özetlerini içeren kitapçıkları basıp ucuza satan bir kitapçıdır. Elif’le, Kristof aracılığıyla tanışmıştır.

Vankedisi: İki renk gözlü olduğu için kendisine Vankedisi denilmiştir. Elif’in arkadaşıdır. Ressamdır. Babası da tanınmış bir ressam olan Vankedisi, araları açık olduğu için onun soyadını kullanmaz.

Gazeteci Gül: Türkiye’deki bir gazetenin Paris muhabirliğini yapmaktadır. Ankara’da uzun yıllar bir yayıncı ile yaşayan Gül, adamın kıskançlığından bunaldığı için, büyük bir gazeteden aldığı teklife olumlu cevap vermiş, böylece muhabir olarak Paris’e gönderilmiştir. Elif’in arkadaşıdır.

Zekiye Abla: Köşkün hizmetçisidir. Küçük burnu, büzülmüş dudakları, düşük kapakların altında kaybolan hınzır, meraklı gözleriyle varlığını göstermeden hizmet eden Zekiye Abla, bu yönüyle eski kalfalara benzemektedir. Elif’in dedesinin kalfalarından birinin kızı olan zekiye Abla, onun tarafından genç yaşta evlendirilmiştir. Sadık bir kimsedir.
Orcнυη çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-07, 15:52   #2 (permalink)
Oyuncak gibi...
 
Giriş Tarihi: 19-09-2005
Yer: =========....!
Mesajlar: 18,625
Blog Mesajları: 9
Rep Puanı: 70939989
MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 709624
Varsayılan C: Perİde Celalİn“delİ AŞk” İsİmlİ Romani KİŞİ İncelemesİ


çok hoş teşekkürler..
MasK çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 21:17
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522