Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Siyasal Bilgiler / Hukuk
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Adam smith eleştirileri(Siyasal Bilimler)

Üniversite Bilgileri Kategorisinde ve Siyasal Bilgiler / Hukuk Forumunda Bulunan Adam smith eleştirileri(Siyasal Bilimler) Konusunu Görüntülemektesiniz => ADAM SMITH ELEŞTİRİLERİ-3 Smith’ in serbest piyasalar ve özel mülkiyeti savunan klasik faydacı argumanı bir çok cephede eleştirmelerinin saldırısına uğramıştır. ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-01-07, 16:41   #1 (permalink)
--- FRM-TR AŞIĞI ---
 
Giriş Tarihi: 15-09-2006
Yer: KLAVYEmin OLDUĞU HERYER
Mesajlar: 2,689
Rep Puanı: 5619981
-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11-- YAKICIKLI -- Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 56252
Varsayılan Adam smith eleştirileri(Siyasal Bilimler)


ADAM SMITH ELEŞTİRİLERİ-3
Smith’ in serbest piyasalar ve özel mülkiyeti savunan klasik faydacı argumanı bir çok cephede eleştirmelerinin saldırısına uğramıştır. En yaygın eleştiri argumanının gerçekçi olmayan varsayımlara dayandığıdır. Smith’ in argumanları arz ve talebin gayri kişisel kuvvetlerinin fiyatları en düşük seviyelerine inmeye zorlayacaklarını var sayar çünkü ürün satıcılar çok çeşitli ve her biri kurum (şirket, teşebbüs) öğlesine düşük olduğundan hiçbir satıcı tek başına bir ürünün fiyatını dengeleyemeyecektir. Bu var sayım büyük firmaların sadece birkaç çalışanı istihdam ettiği ve bir çok küçük dükkan ile ufak tefek tüccarın müşterinin nazarı için rekabet ettiği Smith’ in zamanında muhtemelen yeterince doğruydu. Halbuki (ancak) günümüzde bir çok endüstri ve Pazar tamamen veya kısmen tekelleşmiş ve küçük firma işletmesi artık geçerli değildir. Bir veya birkaç teşebbüsün (şirketin) kendi fiyatlarını belirleyebildikleri bu tekelleşmiş endüstriler de fiyatların ister istemez en düşük seviyelerine inecekleri artık doğru değildir. Endüstri devlerinin tekel gücü fiyatların yüksek yapay seviyelerde ve üretimi düşük yapay seviyelerde tutmalarına imkan tanır.
İkincileyin eleştirmenler Smith argumantlarının bir ürünü üretmek için kullanılan bütün kaynakların üretici tarafından ödeneceğini ve üreticinin karlarını azamileştirmek için bu maliyetleri azaltmaya çalışacağını var saydığının iddia etmektedirler. Bir sonuç olarak toplum kaynaklarının daha verimli bir şekilde değerlendirilmesine yönelik bir eğilim olacaktır. Bu var sayımın aynı zamanda bir ürünün üreticisinin ödemede bulunmadığı ve kaynaklar kullanıldığında (tüketildiğinde) da yanlışlı kanıtlanır. Örnek olarak, üreticiler temiz havayı kirleterek onu kullandığında (tükettiğinde) veya zararlı kimyasalları nehirlere, göllere veya denizlere dökerek topluma sağlık maliyetleri yüklediklerinde ödemede bulunmadıkları toplum kaynaklarını kullanmış oluyorlar. Neticede bu maliyetleri azaltmak için hiçbir nedenleri yoktur ve sonuç toplumsal kayıptır. Bölesi bir kayıp Smith’ in çözümlemelerinin görmezlikten geldiği genel bir sorunun özel bir durumudur. Smith iş aktivitelerinin çevre üzerindeki dış etkenlerini hesaba katmada başarısız olmuştur. Kirlilik böylesi etkilenmiş bir örneğidir. Fakat daha başkaları da vardır, ileri teknolojileri sunmanın toplum üzerindeki etkileri, yüksek (ileri) mekanizeleşmenin çalışanlar üzerindeki psikolojik etkileri, tehlikeli ürünleri taşıma (yükleme) nın çalışanların sağlığı üzerindeki yıpratıcı etkileri ve doğal kaynakların kısa dönem kazançları için tüketilmesinden kaynaklanan ekonomik şoklar. Smith şirketin bu dış etkilerini görmezlikten gelmiş ve firmanın aktiviteleri sadece kendisini ve alıcıları etkileyen kendince -muhteva (kendi kendisini kapsayan) bir emir varsayılmıştır.
Üçüncü olarak eleştirmenler Smith’ in çözümlemesini yanlış bir şekilde bütün insanların sadece “doğal” ve öz- çıkarlı kar arzusu ile güdülenebileceklerini var saymıştır. Smith, en azından ulusların zenginliği adlı eserinde, bir insanın ilişkilerinde (alış verişlerinde) “sadece kendi öz kazancını düşündüğünü” var sayar. İnsanın doğası “ekonomik mantık” kuralını izler: alabileceğinden çoğunu almak için verebileceğinin en azını ver. Yinede bir insan iyi ekonomik düzenleme bu “doğal” güdülenmeyi tanıyan ve kamu yararına hizmet etmek için kişisel çıkarı zorlayan rekabetçi piyasalarda serbestçe oynamasına müsaade eder. Halbuki, diye öne süren eleştirmenler insan doğası ile ilgili bu teori açıkça yanlıştır. İlkin insanlar sık sık (düzenli olarak) diğerlerinin iyiliğine ilgi duyar ve başkalarının hakları adına kendi öz- çıkarlarını kısarlar. Pazarlarda satıp alırken bile dürüstlük ve açıklık emreden sınırlamalar davranışlarımızı etkiler. İkincileyin eleştirmenler “alabileceğinin çoğu almak için verebileceğininin en azını ver” kuralına izlemenin olmazsa olmaz bir şekilde “mantıklılık” olmadığını öne sürerki birçok durumda herkes diğerlerine ihtimam gösterdiğinde herkes daha iyi bir durumda olur ve o zaman da böyle bir ihtimam göstermek mantıkidir. Üçüncüleyin eleştirmenler eleştirmenler insanlar “mantıklı ekonomik adamlar” gibi davranıyorlarsa, bu böylesi bir davranışın doğal olmasından değil fakat rekabetçi Pazar ilişkilerinin benimsenmesinin insanları birbirlerini “mantıki ekonomik adamlar” olarak zorlanmasından dolayı olduğunu öne sürerler. Bir toplumun piyasa sistemi insanları bencil yapar ve sonra bu yaygın bencillik kar güdüsünün “doğal” olduğunu düşünmenizi sağlar. Kapitalizm bizzat kendi kurumlarıdır ki bencilliği maddeciliği materyalizmi ve rekabetçiliği doğururlar. Gerçekte ise insanlar türlerinin diğer üyelerine (ailelerinde örneğin) ihtimam gösterme doğal eğilimi ile doğarlar. Rekabetçi pazarlar etrafında inşa edilmiş toplumun temel manevi kusurlarından birisi şudur ki böylesi toplumlarda erdeme yönelik bu doğal cömertlik eğilimi huysuzluğa yönelik kişisel çıkar eğilimleri ile aşama aşama yer değiştirir. Kısacası böylesi toplumlar manen kötü karakterleri cesaretlendirdiklerinden manen kusurludurlar. Von M ve H’nin insan planlamacıların kaynakları verimli bir şekilde tahsis edemeyecekleri argümanına gelince, Fransız Hollandalı ve İsveçli planlama örnekler ekonominin bazı sektörleri dahilinde planlamanın von M ve H nin tasavvur ettikleri kadar olanaksız olmadığını göstermiştir. Hatta von M ve H’nin argümanı “merkezi bir planlama kurulunun” müşteriler ve üreticiler hakkında her şeyi bilmesine gerek kalmaksızın ve içinden çıkılması imkansız denecek kadar ayrıntılı hesaplamalara gömülmeksizin (girilmeksizin) bir ekonomideki malları verimli bir şekilde tahsis edebileceğini gösteren sosyal ekonomist oz tarafından teorik olarak cevabını almıştır. Merkezi planlamacılar için gerekli olan tek şey üreticilerin envarterlerinin hacmi ile ilgili raporlar edinmek ve mallarını buna göre fiyatlandırmaktır. Envarter (fazlalığı arttığı fiyat indiriminin gerekli olduğunu gösterirken envarter ,açıkları fiyatların yükseltilmesi gerektiği gösterecektir. Bütün malların fiyatlarını bu yolla belirlerken merkezi planlama kurulu kaynakların ekonomi içerisinde verimli bir akışını yaratabilecektir. Fakat şu da kabul edilmelidirki bazı komünist uluslarda-özellikle eski sovyetler birliğinde kalkışılan geniş ölçekli planlama türü yani iş ölçekli iflas ile neticelenmiştir. Planlama mübadelelerin çoğunlukla Pazar kuvvetlerine dayandığı bir ekonomide ancak bir unsur olarak kaldığı müddetçe mümkündür.
KEYNESÇİ ELEŞTİRİ
Adam simith’in klasik varsayımlarına yöneltilen en etkili eleştiri ingiliz ekonomist JMK(1883-1946) dan gelmiştir. Simith hükümetin herhangi bir yardımı olmadan Pazar kuvvetlerinin otomatik rolü (oynaması) iş gücü dahil tüm ekonomik kaynakların tam kullanımını temin edeceğini varsaymıştır. Eğer bazı kaynaklar kullanılmayacak olsa maliyetleri düşer ve girişimciler bu ucuzlamış kaynakları kullanmak sureti ile üretimlerini geliştirmeye teşvik bulunacaklardır. Bu kaynakların alımı da dönüşlü olarak bu kaynaklardan üretilen ürünlerin satın alacak insanlara gelir yaratacaktır. Böylece mevcut bütün kaynaklar kullanılacak ve talep onlardan üretilen malların arzını soğurmak için her zaman genişleyecektir. (bu ilişki günümüzde say yasası olarak alınmaktadır.) ancak Kayns’den beri ekonomistler hükümet müdahalesi olmadan mallara olan talebi arzı soğuracak kadar yeterince yüksek olmayabileceğini öne sürmüşlerdir. Bunun sonucu yükselen işsizlik ve ekonomik depresyona kayma olacaktır.kayns mal ve hizmetlere olan toplam talebin ekonominin şu üç sektörünün talebinin toplamı olduğunu ileri sunmuştur. İş yerlerine hükümet. Bu üç sektörün toplam talebi tam istihdam seviyesinde ekonomi tarafından arz edilen mal ve hizmetlerin yekun (toplam) miktarlarından az olabilir. Toplam talebe toplam arz arasındaki eşleşmezlik aileler gelirlerini mal ve hizmetlere harcamak yerine paraya kolayca tahvil edebilir senetlerde saklayabilirler. Bunun bir neticesi olarak toplam talep toplam arzdan düşük olduğunda sonuç arzda bir daralma olacaktır. İşletmeler bütün mallarını satamadıklarını görecek ve böylece üretimden dolayısıylada istihdamdan kesinti yapacaklardır. Üretim düşdükçe ev geliride aynı zamanda düşecek ve fakat emirlerin birktirmeyi arzuladıkları miktar daha da hzlı düşecektir. Nihayet ekonomi talebi arzı bir kez daha eşit olduğu ancak yaygın bir iş gücü ve diğer kaynakların kullanılmadığı sabit dengeli bir noktaya ulaşacaktır.
Kayns’e göre hükümet toplam talebi düşüren ve işsizlik (istihdamsızlık) yaratan tasarruf eğilimini etkiyebilir. Hükümet faiz oranlarını etkisi ile artık tasarrufları önleyebilir ve para arzını düzenlemek sureti ile faiz oranlarını etkileyebilir. Para arzı yükseldikçe ne kadar yükselse ödünç verme oranları o denli düşük olacaktır, ikinci olarak hükümet vergileri yükseltip indirmek sureti ile ailelerin sahip olabileceği (bulundurabileceği) para miktarını doğrudan etkileyebilir, üçüncü olarak hükümet harcamaları aile ve iş yerindeki talep durgunluğunu (kesat) telafi ederek toplam talep ve toplam arz arasındaki açığı kapatabilir. (ve ilaveten enflasyon yaratarak). Böylece simith’in iddaalarının aksine ekonomide hükümet müdaalesi toplum faydasını azamileştirmek için gerekli bir unsurdur. Tek başlarına serbest piyasalar zorunlu olarak toplum kaynaklarını koordine etmenin en verimli araçları değildirler. Hükümet harcamaları ve mali politikalar istihdamsızlığı önlemek için gerekli talebi yaratmaya hizmet edebilir. Bu görüşler “kaynsçı ekonomi biliminin” esasları olmuştur.
Unem ployment  işsizlik dernek olsada sadece iş gücünün değil fakat diğer kaynaklarıda ilgilendirdiğinden istihdamsızlık denmiştir. Fakat kayns’in görüşleride zorlu zamanlarda iflas etmişlerdir. 1970’lerde ABD(ve diğer batılı ekonomistler) stagflasyon olarak tanımlana enflasyon ile istihdamsızlığın eş anlamlı gerçekleşmesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Standard keynesçi çözümleme bu ikisinin birlikte vuku bulmaması gerektiğine inanmamıza yönlendirirdi bizi: Enflasyonu doğursa dahi artan hükümet harcamaları talebi arttırarak istihdamsızlığı gidermeliydi. Halbuki 1970’lerde standart keynesci istihdamsızlık tedavisi (arttırılmış hükümet harcaması) artan enflasyonu yaratma beklene etkisini yapmış fakat istihdamsızlığa çare olamamıştır.
Özellikle 1970’lerde enflasyon ve inatçı istihdamsızlık ikiz sorunlarıyla başetmektedir. Keynesci ekonominin bariz iflasına çeşitli teşhisler sunulmuştur. Bunlar arasında kayde değer olanları “post keynescilik sonrası keynesci okul” diye bilinen ekol tarafından öncülüğü yapılan yeni keynesci yaklaşımlardır. Örneğin uzun süre keynesciliğin ateşli bir savunucusu ve bir “post keynesci” olan JH günümüzün endüstrilerinin çoğunda (günümüzün birçok endüstrisinde) fiyatlar ve ücretler (maaşlar) keynesin varsaydığı gibi artık rekabetçi Pazar kuvvetleri tarafından belirlenmediği görüşünü ileri sürmektedir.: bunlar yerine aksine üreticiler ve sendikalar arasındaki konvansiyonel anlaşmalarla belirlenmektedir. Bu fiyat belirleme anlaşmalarının nihai etkisi istihdamsızlığın devam etmesine artmasına rağmen süren enflasyonun sürmesidir. Hicks’in bu çözümlemesinin doğru olsun veya olmasın, başarılı post keynesci okularından biri stagflasyon sorunlarına daha yeterli cevap veren yeni keynes yaklaşımlarını (son zamanlarda) yakınlarda geliştirmiş bulunmaktadır. Hicks’in teorileri gibi post keynesci teoriler istihdamsızlığın hükümet harcamaları vasıtasıyla toplam talebin arttırılması “etkin talep ilkesi” ile tedavi edebileceği yönündeki keynesin anahtar iddiasını sürdürmektedir. Fakat Keynesin aksine hicks ve diğer post keynesciler sendikalaşan iş gücü piyasaları ile en çağdaş endüstrilerin oligo polistik doğasını daha ciddiye alırlar.(ve geniş sendikalar ile şirketler gelir payları için mücadele ederken sosyal anlaşmaların ve mütabakatların oligopolistik pazarlarda oynadığı rolü). O zaman hükümetin rolü keyns tarafından tahayyül edilenden daha geniştir. Hükümet harcamaları arttırarak toplam talebi desteklemekle yetinmeli aynı zamanda geniş oligopolistik grupların gücünede hakim olabilmelidir.
EN UYGUN OLANININ YAŞAMASI:SOSYAL DARVİNCİLİK
19.uncu yüzyıl sosyal darvinciler ; adam simith’in tanımladıklarından daha öte ve daha yüce yararlı sonuçları olduğunu öne sürmekle serbest pazarları faydaları delillerine yeni bir hüküm eklemişlerdir. Ekonomik rekabetin insanın derlemesini gerçekleştirdiği iddiasındadırlar. Sosyal darvinciliğin doktorinleri adını çeşitli canlı türlerini bazı şeyleri yaşamasını desteklerken diğerlerinin yok olmasına sebeb olan bir çevrenin eylemi: sonucu evrimleştiğini iddia eden Charles Darvin (1809-1882) den alırlar: desteklenen bu bireysel farklılıkların ve varyasyonların konulması ve hasarlı olanların yok edilmesine ben doğal seçi yada en iyi uyanın (en uygun olanın) yaşaması (yaşamını sürdürmesi) diyorum. “en uygun olanın yaşaması” ile sonuçlanan çevresel faktörler hayvanlar dünyasının rekabetçi baskılarıdır. Darvin bu rekabetçi “yaşam mücadelesinin” bir sonucu olarak yanlıza en uygun olanlar desteklenen karakterlerini nesillerini aktaracak kadar yaşadıklarından türleri aşama aşama değişirler diye devam eder.
Daha darvin teorisinin yayınlanmadan önce filozof HS (1820-1903) ve diğer düşünürler darvinin tanımladığı evrimsel süreci insan toplumlarındada işlediğini öne sürmeye başlamışlardı bile. Spencer sosyal toplum istatik adlı eserinde , nasıl ki hayanlar dünyasındaki rekabet yanlızca en uygun olanın yaşamasını sağlıyorsa öylece de iktisadi dünyadaki serbest rekabetinde en kabileyetli bireylerin yaşaması ve doruğa yükselmesini temin ettiğini iddia eder. Bu şu anlama geliyor.
ALINTI: zahmet cefa ve ölüm doğanın cehaleti olduğu kadar yetersizliğe iliştirdiği cezalardır ve aynı zamanda onların tedavi etmeninde araçlarıdırlar. Kısmen gelişmişliğin en aşağı seviyedekiler elemine ederek kısmende başarabilenler deneyimin o bitip tükenmez terbiyesine (eğitimine ) tabi tutarak dağcı varoluşun koşullarını hem anlayan ve hemde onlara ayak uydurabilen bir ırkın gelişimini güvenceye alır. Agresive iş davranışları (çalışma) kendilerini rekabetçi iş dünyasında başarılı kılan bireyler “en uygun” e dolayısıylada en iyidirler. Nasıl ki en uygun olanın yaşamını sürdürmesi bir hayvan türünün süregen ilerleme ve gelişimini sağlıyorsa öylece de kimi bireyleri zenginleştirip diğerlerini yoksullaştıran serbest rekabet insan ırkının aşama aşama gelişimi ile neticelendirecektir. Hükümetin bu katı rekabete müdahale etmesine müsaade edilmemeli çünkü bu ancak ilerlemeyi engeleyecektir. Özellikle hükümet yaşamak için rekabete geri kalanlara ekonomik yardımda bulunmamalıdır. Eğer bu ekonomik uygunsuzlar yaşamaya devam ederlerse kalitesizliklerini sonraki nesillere aktaracaklar ve insan ırkı azalacaktır.
Spencer’in görüşlerinin kusurları çağdaşlarına bile açıktı. Eleştirmenler, bir şeylere ve şirketlere iş dünyasında ilerlemesine ve “yaşamlarını sürdürmelerine” yardım eden yetenek ve özelliklerin olmazsa olamz bir şekilde yerkürede insanlığın devamını sağlayacaklardan olmadığını ortaya koymada gecikmediler. İş dünyasındaki ilerleme insafsızca başkalarını bertaraf etmekle elde edebilirler. Diğer yandan insallığın devamı insanların birbirlerine yardım etmede karşılıklı rıza ve işbirlikçi tavırların geliştirilmesine pekala dayanabilir.
Sosyal darvincilerin görüşlerinin altında yatan temel sorun, halbuki; “en uygun olanının yaşamını sürdürmesin””en iyi olanının yaşamını sürdürmesi” anlamına geldiği temel negatif varsayımdır. Yani doğanın işleyişinden doğan her ne olursa olsun zorunlu olarak iyidir. Yanlışlık ki çağdaş yazarlar “doğal yanlışlık” diye anarlar, doğrusu doğal olarak her ne meydana geliyorsa en iyi olan için oluyordur anlamına gelir. Halbuki zorunlu olarak olanın veya doğanın yaratığının zorunlu olarak en iyisi için olduğunu çıkarsamak temel bir mantık hatasıdır.
3.3 MARKSIST ELEŞTİRİ
Karl Marx (1818-1883), özel mülkiyet kurumlarının ve serbest piyasaların yaratmakla suçlandığı eşitsizliklerin hiç şüphesiz en acımasız ve en etkili eleştirmenidir. Sanayi devriminin en yüksek seviyesinde olduğu dönemde yazan Marx sanayileşmenin ingiliz ve avrupalı çalışan köylü sınıfları üzerindeki (üzerinde yaptığı) öğütücü ve sömürücü etkilerin birinci elden bir tanığıydı. Yazılarında kapitalizmin çalışanlara dayattığı acı ve sefaleti ayrıntılarıyla anlatır: Sömüren çalışma saatleri, sağlıksız fabrika şartlarından kaynaklanan akciğer hastalıkları ve erken ölümler; günde 12 ila 15 saat çalışan 7 yaşındaki çocuklar; on kişi için yapılmış bir mekanda otuz saat paydozsuz çalışan 30 terzi kadın.
Marx çalışanları sömürmenin bu vakaları kapitalizmin zorunlu olarak ürettiği eşitsizliğin temelinde yatan aşırılıkların septomlarından (belirtilerinden) başka bir şey olmadığını iddia eder. Marx2a göre kapitalist sistemler yalnızca iki (gelir) ücret kaynağı sunarlar: bir kişinin kendi iş gücünün satışı ve üretim araçlarına sahip olmadan hiçbir şey üretemeyeceklerinden bir ücret karşılığında kendi iş güçlerini (üretim araçları) sahibine satmak zorundadırlar. Halbuki sahip iş güçlerinin tam değerini ödemez, sadece geçinmek için ihtiyaç duyacaklarından başka iş güçlerinin değeri ile aldıkları geçinme ücreti arasındaki fark (“artı değer”) sahip tarafından alıkonulur ve sahibin karlarının kaynağıdır. Böylece sahip üretim araçlarına sahip oluşunu bir manivela gibi kullanarak çalışanları, ürettikleri artı değeri alıkoymak suretiyle onları sömürebiliyor. Bunun bir sonucu olarak üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar aşama aşama zenginleşirken çalışanlar gittikçe (nispeten) fakirleşirler. Kapitalizm adaletsizliği arttırır ve toplumsal ilişkileri zayıflatır.
-- YAKICIKLI -- çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 21:19
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522