|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Üniversite Bilgileri Kategorisinde ve Üniversite Bilgi İstekleri Forumunda Bulunan Eski Türklerde Din Konusunu Görüntülemektesiniz => Arkadaşlar "Eski Türklerde Din" konulu tez ödevimi aldım. Bu konuda elinde link, kitap, makale, vs. kaynaklar varsa gönderebilir misiniz? Şimdiden ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#2 (permalink) |
|
σνєr the
![]() ![]() Giriş Tarihi: 25-10-2005
Yer: yedi te'P'e arasın'D'a
Yaş: 21
Mesajlar: 277
Rep Puanı: 188594
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
ESKİ TÜRKLERDE DİN
Birçok tarih kitaplarında eski Türklerin şaman Dini’ne sahip oldukları söylenir. Aslında Türklerin kendilerine ait bir dinleri vardı, Şamanlık sonradan bu dinle karışmıştır.”Şaman”kelimesi Tanguzca’dır. Şamanlık da Sibirya da ortaya çıkmıştır. Türkler “şaman yerine “kam” derler. Kam tabiatüstü kuvvetlerle temasa geçebilen insandır. Bunlar kendilerine göre bir takım usuller letrans haline girer, yani kendilerinden geçer ve normal insanların görüp işitemediği şeylerden haber verirdi. Bu halleriyle kam veya şamanlar din adamı olmaktan ziyade bir er kabile büyücüsü durumunda idiler. Gelecekten haber verirler, hastaları iyileştirirler, ruhlar âleminde neler olup bittiğini bilirlerdi. Hâlbuki din deyince her şeyden önce evren ve insan hakkında, en uzak geçmişi ve en uzak geleceği de için de almak üzere, belli bir açıklama getiren inanç sitemi anlıyoruz. Türklerin bir dinleri vardı. Bu din her şeyden önce bir tanrı inancı ihtiva ediyordu. Eski Türklerin tek tanrıya mı, yoksa birçok tanrılara mı inandığı konusunda tartışmalar yapılmıştır. Bugünkü bilgimize göre Türkler ”Tengri” dedikleri bir yaratıcıya inanıyorlardı. Tengri, bugün kullandığımız tanrı kelimesinin eski şeklidir. Onlara göre dünyayı ve her şeyi tanrı yaratmıştır. O göğün dokuzuncu katanda otururdu. Gök dokuz kat olduğu gibi, yerde dokuz kattır. İnsanlar bunları orta yerinde bulunuyorlardı. Yukarı göğe doğru ruhlar, üstün varlıklar; aşağı yere doğru da aşağı ve kötü mahlûklar otururdu. Tanrı’dan başka kutsal olan şeylerde vardır, ama bunlar tanrı değildir. Tanrı tekti. Tabiat kuvvetlerinin ve tabiata dâhil olan birçok şeylerin birer ruhları bulunduğuna inanılırdı. Bu ruhların bir kısmından iyilik, bir kısmından kötülük gelir. Tabiat ruhları için at ve koyun kurban edilirdi. Göğe ve güneşe saygı gösterirler selam verirlerdi, ama onlara tapmazlardı. İnsan ölünce ruhu bedenden çıkıp giderdi. İyi insanların ruhları uçmağ denilen bir çeşit cennete gider, kötüler cehennemlik olurlardı. Tanrı’nın irmesinin üstünlüğüne inanır, her işte onun rızasını almaya çalışırlardı. Kaza ve kadere inanırlar, tanrı öyle istediği için bir işin öyle olduğunu kabul ederlerdi. Gök-Tanrı bütün dünyanın yaratıcısı olmak la birlikte, o zaman “Türk Tanrısı” dedikleri de oluyordu, çünkü onlar tanrının istediği gibi yaşayan insanlardı. Tanrı onları düşmanlarına karşı zafere kavuşturuyordu. Hatta dünyanın nizamını Türklere vermişti, çünkü Türklerin başında kutsal bir sülalenin temsilcileri bulunmaktaydı. Böyle bir inanışının Türklerin yaşadıkları hayat gibi onların cihangirlik, fatihlik ruhlarına da uygun düştüğü görülmektedir. Nitekim karşılaştıkları başka dinler onları hareketli ve savaşçı tabiatlarına uygun gelmediği için kabul etmediler. Göktürler’in ilk yıllarında Budistler onların ülkelerin de tapınaklar kuruyorlar, taraftar topluyorlardı. Mukan Kağan’ın ölümü üzerine onun yerine geçen Tabo kağan Budist rahibelerini ve onların tapınaklarının korumaya kalktığı zaman beyleri bu işe karşı çıktı. Aynı şekilde bilge kağan Tao Dini’nin ve Budizm’in Türkler arasında yayılmasına göz yumunca, bilge Tonyukuk buna karşı çıkmış, bu dinlerin Türk milleti’ni uyuşturacağını söyleyerek engellemişti. İlk defa Uygur kağanı Bilge kağan Tibet seferi sırasında Mani Dini’ni kabul etti ve halkı bu dine çevirmeleri için yanında Mani rahipleri getirirdi. Uygur devleti böylece resmen Mani Dini’ne girmişti. Daha sonra Uygurların bir kısmı Budist oldular. Avrupa’ya giden Türklerin dinleri, karşılaştıkları kavimlerin dinlerine göre, oldukça basitti. Türkler yerleşik hayata doğru geçtikçe bu gelişmiş dinler onlara cazip geliyordu. Bu yüzden hangi yabancı kültürle karşılaşmışlarsa oranın dini inançlarını kolayca benimsemişlerdir. Böylece kimi Taoist, kimi Budist, kimi maniheist, kimi Yahudi ve kimi Hıristiyan olarak diğer Türk topluluklarından ayrı düşüyorlar, zamanla Budist veya Hıristiyan kitle içinde eriyip gidiyorlardı. Tarihte ilk defa İslam Dini bütün Türkleri birleştiren bir din olmuştur. tabii ki alıntıdır
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
σνєr the
![]() ![]() Giriş Tarihi: 25-10-2005
Yer: yedi te'P'e arasın'D'a
Yaş: 21
Mesajlar: 277
Rep Puanı: 188594
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
bu da ekstra olabilir..daha spesifik ve ilginç bilgi.....
ESKİ TÜRKLERDE TOTEMCİLİK VAR MI İDİ Sosyolojide din konusundaki araştırmaların ciddiyet kazandığı yüzyılımızın başlarında ve ihtimal zamanımızda bile, Avustralya kabileleri, “Amerika yerlileri ve Melanezya toplulukları arasında görülen totemcilik, en iptidai cemiyet tipi olarak kabul edilen “klan”ın dini kadrosunu teşkil eder. Buna göre, bir hayvan veya bir bitki bir cisim klan’ın atası durumunda olup, kutsal sayılır ve adına “totem” denir( kelime kuzey Amerika’da yaşayan bir Kızılderili kabilesi dilinden alınmıştır). Bütün klan mensupları o totemden türedikleri kanaatindedirler. Totemlerin taştan veya tahta parçalarından yapılır ki , buna “şuringa” adı verilir. Kurt, tavşan vb; herhangi bir bitki ve mesela bir taş parçası; yağmur, deniz vb. totem olabilir.Onu ata sayanlar kendilerini birbirleri ile akraba bilirler, toteme ait klan’ın adını taşırlar,o toteme ait törenlere katılırlar; Bir klan’ın üyeleri arasında evlenme yasaktır, çünkü birbirlerini kardeş kabul ederler. Halbuki diğer totemler, kendilerince kutsal olmadığı için başka klan mensupları ile mümkündür. Bir görüşe göre “exogamie”( dışardan evlenme) nin sebebi budur. Eski Türk örf ve gelenekleri arasında kısaca açıkladığımız özelliklerine uygun görünen bazı inanış ve davranışlar dikkati çekmektedir: Türk ailesinde dışardan evlenme esastır. Türkler kurdu ata saymışlardır. Bu nokta Gök-Türklerin menşei bahsinde Çin kaynaklarında kesinlikle belirtilmiştir. Ayrıca geçen yüzyılın ikinci yarısında Asya Türk zümrelerinden Altaylılar ve Yakutlarda tespit edilen, baba ve anayı temsil eden mahiyetteki semboller ( put, idol) totemcilikteki şuringa’ları hatırlatır. Bütün bunlar bir kısım araştırmacıyı Eski Türklerin bu klan dini ile ilgileri olabileceği düşüncesine götürmüş olabilir. Bütün bunları eski Türklerde gerçekten, hakiki bir totemcilik dininin varlığına delil saymak mümkün müdür? Türklerde Totemci dinin varlığını kabul güçlüğü karşısında, gerçek bir totemciliğin izleri sayılabilecek olan bu hususu herhalde komşu kavimlerin tesirinde aramak gerekir. Başkurtlardaki durumda Urallı toplulukların tesirleri düşünülebilir. Altaylıların en batısında oturan ve yurtları Urallı ( Fin –ugor) kavimlerinkine en yakın Başkurtların, özellikle, asli kısmını Fin-ugor kitlelerinin meydana getirdiği Macarlarla hatta ihtimal etnik yönden, sıkı alakası mevcuttur.Bu itibarla Başkurtların menşe bakımından Altaylı (Türk) mı veya Urallımı oldukları henüz açıklığa kavuşmamıştır. ESKİ TÜRKLER ŞAMAN MI İDİLER Bozkırlar sahasındaki dini inançların Şamanlığa bağlanması adet haline gelmiş gibidir. Buna göre eski Türk dininin ana vasfını da Şamanlık teşkil eder. Bu kanaat geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren Orta Asya Türkleri arasında özellikle W. Radloff, W. Seraşevskiy ve V. Verbitski, A. Anohin. Gibi Rus araştırıcılarının yaptıkları tespitler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu şaman Türklerin kozmogonisine göre esas itibarıyla tanrıların en yükseği, insan- oğullarının atası olan Tengere kayra Han (veya Bay Ülgen) “kişiyi” ve bunun aracılığı ile de yer yüzünü, dağları, vadileri yaratmış, kişinin kendisi ile mücadeleye girişmesi üzerine, ona Erlik adını vererek ışık diyarından yer altına ve yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek, her dalında bir cins insan yaratmıştır. Şamanlık inancına göre, kainat üst üste kat lar dan kuruludur. Katlar muayyen şeylerle birbirinden ayrılmıştır. Bundan dolayı şaman “sanatını icra ederken” bir kattan diğerine geçmek için büyük çaba sarf eder. Yukarıda 17 kat vardır ki , ışık alemini teşkil eder. Gök ’ün en üst katında bir altın taht üzerinde oturan Bay Ülgen’in 9 kızı ve 9 oğlu vardır vb… Fakat bu nakledilenleri Türklerin asıl inançları saymakla acele edilmemelidir. Çünkü bu konuda anlatılanlar O kadar çeşitlidir ki, bunlardan gerçek inanışa yakın olanını bile tespit etmek çok güçtür. İkincisi dünyanın ve insanın yaradılışları ile ilgili bu rivayetlerin hemen hiçbirisi orijinal, yani şaman Türklerinin kendi düşüncelerinin ürünü değildir. Bunlar, çeşitli dinlerden gelen tesirlerin birbirleri ile karmaşık şekilde örülmesinden meydana gelmiş bir tasarruflar konusundan ibarettir. Rivayetlerde geçen özel isimler ( birkaçı istisna ) , mesela, kuday, kurbustan, körmös, maytere, matman vb… yabancıdırlar. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com