En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 09-10-05, 19:30   #1
selimhan

Varsayılan Küreselleşme Nedir? (Türkiye ve Dünyaya ait önemli gerçekler)


Küreselleşme Nedir?

Küreselleşme, dünyaya hakim olmak isteyen sanayileşmiş devletlerin, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarını, kendi çıkarlarına mâl edebilmek için II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya attıkları bir kavramdır.



Küreselleşme nasıl oluşur?



1- 20. yüzyılın ilk yarısı, sanayi devrimini tamamlamış, pazar kaygısı içinde olan emperyalist devletlerin ekonomik nedenlere dayanan savaşlarıyla geçti.

2- Bu devletler, savaşların can kaybına yol açtığını ve maliyetli uygulamalar olduğunu gördüklerinden II. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda küreselleşmeyi ortaya attılar.

3- Böylece azgelişmiş ülkeler, büyük devletlerin açık pazarı haline geldi.

4- Bu şekilde geçtiğimiz yüzyılda sıcak savaşlarla elde edilen neticeler, küreselleşmeyle çok daha kolay elde edilmeye başlandı.



Küreselleşmenin maksadı nedir?



Küreselleşmenin maksadı, azgelişmiş ve gelişme sürecindeki dünya ülkelerinin her türlü kaynağının küresel güçler tarafından sömürülmesi ve bu ülkelerin her alanda teslim alınmasıdır



1- Azgelişmiş ülkeler, II. Dünya Savaşı’ndan sonra dış borçlanmaya dayalı kalkınma modellerini uygulamaya teşvik edildiler.

2- Bu ülkelerin içine düşürüldüğü dış borç batağıyla beraber;

a) Dış destekli kalkınma modelleri,

b) Dış destekli ekonomik programlar,

c) Tarım, sanayi, maliye... vb. alanlarda yapılan sözde reform önerileri,

d) Yerine getirilmesi gereken bir yığın, siyasi ve sosyal talep ortaya çıkmıştır.

3- Böylece ülkelerin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü ciddi şekilde tehlikeye girmiştir, girmektedir.

4- Küresel dünyada büyük sermaye sahipleri, üretimden ziyade ’parayla para kazanma metodu’nu uyguladılar.

5- Bu şirketler, üretimden büyük oranda çekilmişlerdir. (Dünyadaki ekonomik durgunluğun ve artan işsizliğin temel sebebi de budur.)

6- Bu şirketler, üretimlerini emek ve kaynağın çok ucuz olduğu ülkelere yaptırmaktadırlar. Bunun da iki sebebi vardır.

a) Birincisi, kimi devletlerin bütçesinden bile daha fazla paraya sahip olan bu sermayedarlar için üretime yatırım yapmak riskli ve zahmetli bir kazanç yoludur.

* Üretim yerine, geri kalmış ülkelerin para ve sermaye piyasalarında para spekülasyonlarıyla para kazanmak daha kolaydır.

b) İkincisi, kalkınma yarışına giren gelişme sürecindeki ülkeler, üretimlerini arttırırken, bir yandan da iktisatta karşılaştırmalı üstünlüğe sahip malları ihraç ederek dünya klasmanına çıkabiliyordu.

* Bu ise dünya kaynaklarını yeni rakiplerle bölüşmek demekti.

* Bunun önüne geçmek isteyen küresel güçler, sermaye hareketlerinin sınırsızlığından da yararlanarak emeğin ve kaynağın çok ucuz olduğu ülkelere bu malları ürettirmeye başladılar.

* Böylece hiçbir ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğü olan bir malı üretme şansı kalmıyor,

* Bu yöntemle bir ülkenin kalkınması imkansız hale geliyordu.

7- Bu sebeple günümüz dünyasında ekonomisini küresel güçlere karşı korumayan hiçbir ülkenin kalkınması mümkün değildir.

8- Küresel güçler, yabancı sermayenin ve para fonlarının bir ülkeye gelmesi için tavsiye ettikleri programlarda,

* IMF ile işbirliğini,

* Uluslararası tahkimi şart koşmaktadırlar.

9- Zira bu ekonomik savaşta IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar, para spekülatörleriyle ortak çalışarak küresel devletlere hizmet etmektedir.

10- Bütün bunlar, emperyalist ülkelerin günümüzde uyguladıkları sömürü taktikleridir.

11- Küreselleşme ve globalleşme, küresel güçlerin, gelişmekte olan ülkelere açtıkları ’ekonomik savaş’ın adıdır.

12- Bu savaşın kurallarını küresel güçler belirlemektedir.



Küresel güçlerin Türkiye üzerindeki oyunları ve neticeleri



1- AB, Türkiye’nin adaylığını 2010 yılında değerlendirecektir.

2- AB’ye tam üye olmayan Türkiye, 1995’te Gümrük Birliği’ne girmiştir.

3- AB’ye üye olmadan GB’ne giren, Türkiye’den başka bir ülke yoktur.

4- Türkiye, tek taraflı verdiği tavizler neticesi ortaklık haklarından yararlanmadan ekonomik yükümlülükleri tek taraflı üstlenmiştir.

5- GB’ne girmemizle beraber ülkemizde tam bir ithalat patlaması yaşanmıştır; ihracatta ise her alanda bir düşme gözlenmiştir.

6- Neticede yaşanan dış ticaret açığı sebebiyle Türkiye’nin çok ciddi döviz kayıpları olmuştur.

7- GB şartlarında çifte standart uygulanmış, Türkiye’nin tarım ve tekstil mamullerinden kota uygulaması kaldırılmamıştır.

8- Sonuçta Türkiye, Avrupa mallarına açık bir pazar haline gelmiş, gümrük vergilerinde de büyük oranda kayıplar yaşanmıştır.

9- GB, en büyük darbeyi, yeni gelişmekte olan ancak uygulanan ekonomik programlar neticesi maliyetini aşağıya çekemeyen ve rekabete hazır olmayan yerli üretime vurmuştur.

10- Ülkemizdeki ilk beşyüz şirketin gelirlerinin yüzde 85’ini faiz gelirleri oluşturmaktadır.

11- Dünyada serbest dolaşan para miktarı, dünya ticaret hacminden 20 kat büyük bir rakama ulaşmıştır.
12- Bu kadar büyük paraların yıkıcı ve spekülatif etkileri ise malumdur.

13- Bu sebeple IMF gelişmekte olan ülkelere ekonomik programlar tavsiye etmektedir. (Bunların içinde Türkiye de vardır.)

14- Ancak, bize tavsiye edilen bu programların maksadı, ekonomimizi istikrara kavuşturmak değil, IMF’nin temsil ettiği sermaye gruplarının ülkemizin pazar ve kaynaklarını ele geçirmesini garanti altına almaktır.

15- IMF’nin, en stratejik kurumlarımızı özelleştirmemiz için yaptığı ısrarın sebebi budur.

16- Bu süreçte devletin güçlü olması ciddi bir engel teşkil ettiği için, IMF programlarında ısrarla devletin gücünü küçültmemiz tavsiye edilmektedir.

17- Ülkemizi ekonomik krize götüren en önemli sebeplerden biri de bankaların içinin boşaltılması suretiyle Hazine’nin talan edilmesidir.

18- Kişilerin şahsi menfaati gibi görünen bu eylemler, tesadüfi olmayıp T.C. Devleti’ni batırmak için hazırlanmış bir projenin uygulamaya konmasıdır.

19- Bu ve benzeri durumların doğurduğu zararın tazminine ve bunlarla mücadeleye Ulusal Güvenlik meselesi olarak bakmaktayız.

20- Küresel güçler, yabancı sermayenin ve para fonlarının bir ülkeye gelebilmesi için gelişmekte olan ülkelere önerdikleri kalkınma modellerinde;

a) Uluslararası tahkimi,

b) IMF ile işbirliğini şart koşmaktadırlar.

21- Bize de aynı oyunu oynamışlardır.

22- IMF ile yaptığımız Stand-by antlaşması gereği bize kredi verilmiş, ancak bu paranın ülkemizin bozuk olduğu iddia edilen mali kesimine aktarılması şart koşulmuştu.

23- Mali kesimdeki bozukluk, yapısal değildir. Bozukluk,

a) Denetim ve cezaların yetersizliğinden,

b) Bu kesimin hortumlamaya açık sisteminden kaynaklanmaktadır.

c) Küresel güçler, bunu gayet iyi bilmektedir.

24- IMF vb. kuruluşlar tarafından önerilen programlarda reel sektörün adının geçmemesi ve kredilerin bankalara aktarılmasının sebebi budur.

25- Ayrıca reel sektör, küresel güçler tarafından fonlama görevi, yabancı bankalar tarafından yerli bankalara verilen sendikasyon kredilerinden oluşmaktadır. Amaç, döviz olarak gelen sendikasyon kredilerinin, daha sonra çıkartılacak olan döviz krizleriyle batık hale gelmesiyle, geri ödenemeyecek; bu durumda hileyle hem yerli bankalar, hem de yerli firmalar yabancı sermayedarlar tarafından ele geçirilecektir. Böylece en büyük zararı da IMF politikalarıyla aslında devlet görmüş olmaktadır. Merkez Bankası’nın döviz rezervleri erimiş, para basmaktan aciz duruma gelmiş, ülkenin doğal kaynakları, enerji kaynakları, halkın tasarruf birikimleri ve kâr eden kamu işletmeleri özelleştirme adına uluslararası sermaye tarafından teslim alınmış olmaktadır.



Küresel oyunlar neticesi geldiğimiz durum



1- Bugün ülkemizde vergi gelirlerinin tamamı, iç ve dış borçlarımızın faizlerini dahi karşılayamaz durumdadır.

2- Ülkemiz yüksek faiz, enflasyon ve döviz üçgeni içinde bir darboğaz yaşamaktadır.

3- Diğer ülkelerin piyasalarında tedavülde olan yerli para miktarı milli gelirlerinin yüzde 30’u iken, bizde bu durum yüzde 2’ler civarındadır.


4- Ekonomideki bu açığı Merkez Bankası’nın kapatmasına karşı olanlar, bu işlevi bankaların görmesini istemektedirler.

5- Piyasa için gerekli olan bu paranın yerini, çek ve kredi kartlarıyla bankaların bastığı adi paralar almıştır.

6- Merkez Bankası’nın para basmayarak boşalttığı alanda, bankalar kredi kartlarıyla (plastik para) ve çek hesaplarıyla adeta para üretmektedirler.

7- Piyasada para yerine kullanılan bu araçlarla, bankalar, faiz işleterek yeni bir kazanç kapısı elde etmektedir.

8- Bu şekilde bankalar, ekonomik hayatta önemli bir para kaynağı olarak stratejik önem kazanmaktadır.

9- Devlet para basması gerekirken, borç yükünü çevirmek için yaptığı Hazine ihaleleriyle en büyük TL takipçisi olarak bankalara başvurmaktadır.

10- Bankalar piyasada geçerli olan faiz rakamlarıyla mevduat toplamaktadır.

11- Başta devlet olmak üzere reel sektör ve bireyler, para ihtiyaçlarını yüksek faizle buralardan karşılamak zorunda kalmaktadır.

12- Borç batağı içindeki devlet, 2002 yılı bütçe programında 42 katrilyon faiz ödeyeceğini tahmin etmektedir.

13- Devlet vergi gelirlerinin tamamını, yani bütçenin yüzde 45’ini faize vermektedir.

14- IMF, Merkez Bankası’nın para basmasını yasakladığından, paraya ihtiyacı olan borçlu devlet Hazine ihaleleriyle TL’nin maliyetini kendi eliyle yükseltirken,

15- Parayla para kazanan ve devleti batağa sokan rantiye kesiminin işini kolaylaştırmaktadır.

16- Bu sebeple geçen yıl en büyük beş yüz kurumun gelirlerinin yüzde 85’i faaliyet dışı gelirlerden (faizden) kazanılmıştır.

17- Devletin iç borçlanmalarla piyasada oluşturduğu faiz rakamı diğer kredi türlerine referans olmakta;

* Böylece üretim yapmak için krediye ihtiyacı olan reel kesim,

* Faizdeki kolay ve yüksek kazanca rağmen üretim yapmak isteyen firmalar darbe almaktadır.

* Zira paranın maliyeti yükselmektedir.

18- Ayrıca devlet, artan iç borç faizleri yüzünden katma değer üreten kesimden, yüksek vergi ve sigorta harçları olarak, rantiye kesimine gelir transferi yapmaktadır.

19- Neticede Merkez Bankası, piyasasının ihtiyacı olan parayı basmadığı için;

* Bankaların bastığı çek ve adi paralar ortaya çıkmıştır.

* Bu şekilde ortaya çıkan bu banka paralarının kullanımında:

a) Vadeli işlemler alışkanlık haline getirilerek,

b) Verdiği kredilere faiz işletilerek piyasaya hakim maliyetli bir para ortaya çıkmaktadır.

20- Bu maliyetli para, reel sektöre kredi olarak gittiğinde, üretimin maliyetini arttırarak maliyet enflasyonuna sebep olmakta,

21- Bireylere gittiğinde, ev halkının alım güçlerini düşürdüğünden ticaret hayatını daraltıcı etki yapmakta,


22- Devlete gittiğinde ise bütçe açığının artırıcı etkisiyle enflasyona sebep olmaktadır.

23- Devletin para basma vazifesini yerine getirmemesi;

a) Kaynakların haksız bir şekilde bankalara

b) Ve parayla para kazanan rantiye kesimine gelir transferiyle aktarılmasına sebep olmaktadır.

24- Ayrıca dövize karşı korunmayan TL, yüksek faizin de etkisiyle bankalara giderek belli alanda bloke olmaktadır.

25- Bu sebeple piyasanın tahrik gücü olan ve tedavülde bulunması gereken milli para piyasadan çekilmekte,

26- Ve yabancı para birimleri bu alanı doldurmaktadır.

27- Ülkemizde 50 milyar dolar yastık altında;

28- 60 milyar dolar bankalardaki döviz hesaplarında bulunmaktadır.

29- Ülkemizde yabancı para birimleri;

a) Milli paramızı piyasadan kovmuş,

b) Tasarruf aracı olmuş,

c) Değişim işlevini kabul ettirmiş,

d) Güven unsuru kazanmıştır.

30- Bankalardaki TL, 40 katrilyon civarında iken,

31- Piyasada değişim aracı olarak 4 katrilyon TL kullanılmaktadır.

32- TL’nin güvende olduğu yerler ise;

a) Yüksek faizle devlet bonolarında,

b) Veya mevduat olarak bankalarda bulunmaktadır.

33- TL, değişim ve tasarruf aracı olarak kullanılmıyor, TL’nin yerini döviz almıştır.

34- Aslında piyasada dövizin bulunmaması gereklidir. Zira;

a) Ekonomimiz ithalata bağlıdır,

b) Ve bu oranda ihracat yapamamaktayız.

35- Buna rağmen piyasada milli paramızdan fazla döviz bulunmasının sebebi;

a) Devletin uluslararası kredi kuruluşlarından aldığı 120 milyar dolar kredi,

b) Ve kayıt altına alınmamış dövizin varlığıdır.

36- Devlet, piyasanın ihtiyacı olan emisyonu sağlamadığı için, ABD Merkez Bankası para basarak Türkiye’deki bu açığı gidermektedir.

* Bu yüzden ülkemizde milli paramızın yerini, yabancı para birimleri almıştır.

37- Öte yandan, şu anda devletin halktan topladığı verginin, faiz ödeme dışında devlete hiç bir faydası yoktur.

38- Bu vergilerin büyük kısmı, sadece devletin kayıt altına alabildiği esnaftan, memurdan, işçiden... alınmaktadır.

* Yani vergi doğru kesimden, yeterli oranda alınmamaktadır.


39- Ülkemizden 150 milyar dolarlık bir fon bu yüzden dışarı kaçmıştır.

40- Yani mevcut vergi sisteminde, toplanan vergiler, ’üretici kesimi tahrik eden tüketim grupları’ndan alındığı için düşük gelir grupları adaletsizliğe uğramaktadır.





Emisyonun arttırılması ve yapılması gerekenler




1- Bu noktada devlet, adaletli bir vergi politikası belirlemeli,

a) Kayıt dışı ekonomiyi tesbit edip, kayıt altına almalı ve bu büyüklüğü bulmalı,

b) Bu şekilde bir yılda alınması gereken vergi miktarını hesaplamalıdır.

2- Ancak bu vergiyi almak yerine;

a) Emisyon o miktarda artırarak,

b) Sıfır faizle, proje karşılığı müteşebbise vererek, sermaye kıtlığı çeken reel sektöre sıfır maliyetli bir kaynak oluşturabilir.

3- Bu sayede;

a) Hem halktan vergi alınmayarak talep kesimi tahrik edilecek,

b) Hem de arz arttırılarak, talep karşılığını bulacak ve enflasyon tehlikesi ortadan kalkacaktır.

4- Zaten toplanan vergilerin devlete bir faydası olmadığından, proje mukabili üretime verilmiş olmaktadır.

5- Toplanacak vergilerle ödenecek faiz ise;

a) Ya borç ertelemesiyle yeni bir takvime bağlanır,

b) Ya da para basılarak borçlar ödenir.

6- Bankalar şu anda enflasyonun bir kaç puan üzerinden talep edenlere kredi vermektedir.

7- Yukarıda anlatılan sistemle, piyasadan sıfır faizle para sağlanacağına göre, bankalardan kredi isteyen de olmayacaktır.

8- Yani sıfır faiz, sıfır enflasyon demek olacaktır.

9- Enflasyon problemi çözmüş bir devletin milli parası da değerini kaybetmeyeceği için yabancı paraların geçerliliği sona erecektir.

10- Piyasada yabancı paranın yerini TL’nin alması, piyasada TL miktarının artmasından başka bir değişikliğe yol açmaz.

11- Artan TL miktarı;

a) Yatırım aracı olarak parayla para kazanma metodunu terk ederek,

b) Üretim alanlarında profesyonel risk/sermaye kuruluşları tarafından değerlendirilerek yeni bir yatırım alanı bulmuş olur ki; bu durum, ülkenin hızla kalkınmasında önemli bir unsur teşkil edecektir.





Milli ekonomi modeli nedir?




1- Tamamen kendi insanımızın emeği, çalışması ve üretimiyle ülkemizin kalkınmasını ve ekonomik bağımsızlığını hedefleyen ekonomik modeldir.

2- Bu yönüyle milli kalkınma modeli, ülkeleri sömürmeyi hedef alan küresel güçlere karşı verilen mücadelenin de adıdır.

3- Bu model bir alternatif değil, ekonomik savaşın yaşandığı günümüz dünyasında yegâne kalkınma modelidir.

Milli Kalkınma Modeli'nin esasları

1- Maksat, ülkemizin kalkınması ve ekonomik bağımsızlığıdır. Ekonomik bağımsızlıktan kasıt, Türkiye’nin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış ödemelerini borçlanmadan temin etmesidir.

2- Uluslararası sermayenin gelişmekte olan ülkelere karşı yürüttüğü ekonomik savaştan dolayı ülkemizde reel sektör, ileri teknoloji kullanan, büyük yatırım ve organizasyonları gerçekleştiren projeleri hayata geçirecek güçten uzaklaşmıştır.

3- Bu sebeple devlet, yeni ürünler geliştiren, yeni pazarlar bulan, yeni teknik ve yöntemlerin uygulandığı ve büyük sermaye yatırımlarının gerektiği alanlara girip, mamul ve yarı mamul üreterek reel sektöre öncülük yapacak; uzun vadede üretimimiz ve istikrarın sağlanması için stratejik malların üretimi garanti altına alınacaktır.

4- Reel sektör faaliyet dışı gelirlerle değil, üretimle para kazanmaya yönlendirilecektir.

5- Üreticinin sıfır maliyetle sermaye elde edebilmesi için, emisyonun genişletilmesi ve faiz giderlerinin kaldırılmasıyla elde edilecek kaynak, proje mukabili müteşebbise verilecektir.

6- Sigorta, vergi ve enerji gelirleri aşağıya çekilerek, maliyetlerin düşürülmesi temin edilecek; bu sayede halkımıza dış piyasa koşullarında rekabet edebilecek mal sağlanmış olacaktır.

7- Yerli üretim, ithal mallar karşısında korunacaktır.

8- Dışarıya satılan hammadde ve yarı mamullerin değer katılarak mamul haline geldikten sonra ihraç edilmesi sağlanacaktır.

9- Yapılacak yatırımlar, ekonomik açıdan öncelikli sektörlere dağıtılarak verimlilik yakalanacak ve yatırım hacmi ile daha yüksek bir büyüme hızı elde edilecektir.

10- Yabancı sermayenin, bir ülkeye enerji kaynaklarını veya doğal kaynakları kullanmak veya gümrük duvarlarını aşarak iç pazara mal ve hizmet satmak için geldiği bilinmektedir. Gelişmekte olan ülkeleri sömürme mantığı dışında yatırım yaptığı ülkeyle ’ekonomik kader birliği’ yapacak ve kazandığı paranın tamamını bu ülke içinde tekrar yatırıma dönüştürecek anlayışta olan yabancı sermayeye her türlü teşvik ve kolaylık sağlanacaktır.

11- Döviz kurlarını belirsizleştirmesi ve döviz riskine sebep olması dolayısıyla ve sermaye hareketleri üzerinde daraltıcı etkileri ve üreticimizin en riskli maliyet unsuru olması sebebiyle ’dalgalı kur politikasına son verilecek’tir. Türk parasının değeri, Merkez Bankası eliyle korunacak, dolarizasyonu önleyecek tedbirler alınacaktır.

12- Bankacılık kesimi, devlet denetimi altında olacak, faiz hadlerinin belirlenmesinde, banka kredilerinin sektörler ve firmalar arasındaki yatırımlarının dağılım ve yapısı kontrol altında tutulacaktır.

13- Uluslararası tahkim uygulamasına son verilecektir.

14- Gümrük Birliği, millî çıkarlarımız doğrultusunda tekrar gözden geçirilecektir.

15- Spekülatif para ve sermaye hareketlerine karşı tedbirler alınacaktır.

16- İşçi ve memurdan vergi alınmayacak; geliri 100 milyarın altında olan üretici ve pazarlamacıdan da vergi alınmayacaktır.

17- Tarım ve hayvancılık, ormancılık ve madencilik desteklenecek; bu işletmelerin devreye girmesi için faizsiz kredi verilecektir.





Prof.Drt. Haydar BAŞ beye ait bu önemli makale (2001) ve bu ülkeyi ayağa kaldıracak yegane çözümleri için

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

da daha fazlasını buylabilirsiniz
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat