|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan BehÇet Necatİgİl Lİse 3 Konusunu Görüntülemektesiniz => devam ediyoruz Behçet Necatigil 1916 - 1979 HAYATI İstanbul'da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Bağımlı
![]() ![]() Giriş Tarihi: 28-02-2007
Yer: A$K S€niN İçiN ÖlürüM D€m€K D€ğiL S€niN İçiN YaşarıM D€m€k
Yaş: 28
Mesajlar: 725
Rep Puanı: 2187438
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
devam ediyoruz
![]() Behçet Necatigil 1916 - 1979 HAYATI İstanbul'da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü. İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda, 1935'te Varlık dergisinde çıktı. O tarihten ölümüne kadar hep şiirin ve edebiyatın içinde oldu. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşklar, bunalımlar, hastalıklar, yalnızlıklar ve ölüm onun kendine has anlatımı ile, çok defa kısa mısralar halinde dile gelir. Ufku zengin ve derin, sahneler canlandırır. İlk şiirlerindeki açık ve yalın söyleyiş, sonra soyuta dönük bir havaya bürünür. Eski ve yeni kelimeleri birlikte ustaca şiirine yerleştirir. Mısralarına değişik ve yeni bir biçim oluşturmaya çalışmıştır. Sağlam, tutarlı ve özel bir şiir dünyası vardır. ESERLERİ Şiir kitapları: Kapalı Çarşı (1945), Çevre (1951), Evler (1953),Eski toprak (1956), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963), Divançe (1965), İki Başına Yürümek (1968), En/Cam (1970), Zebra (1973), Kareler ve Aklar (1975) KAYNAK 2 Behçet NECATİGİL 16 Nisan 1916'da İstanbul Fatih'te doğan Necatigil¸ilkokula 1923'te Beşiktaş Cevri Usta Mektebi'nde başladı. Son sınıfı Kastamonu'da Erkek Muallim Tatbikat Mektebi'nde tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini, hastalığı nedeniyle burada sürdüremedi, 1931'de Kabataş Lisesi'ne kaydoldu. 1936'da aynı lisenin edebiyat kolunu birincilikle bitirdi. Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra yavaş bir sesle Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor Biraz et biraz meyva isterler (....) çocukluk, gene ancak çocukluk gerçi o da acı ama iyi ki var yerine hangi mutlu yaşantı? Necatigil, edebiyata ilgisini, yönelişini şöyle anlatır: Yazı sanatıyla meşgul olmaya başlamam, birçok arkadaşlarda olduğu gibi ilkokul sıralarına kadar gidiyor. 17.10.1927 tarihinden itibaren kendim için, bir eser-i cedit kağıdını El Marifet matbaasında doldurarak Küçük Muharrir isimli haftalık bir gazete çıkartmaya başladım. Abonesi arkadaş ve bildiklere meccanen olan bu imtiyazsız gazete, 14. sayısı ile birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 Haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlamış ve 12 sayı daha çıkmıştı. 1931-33 arası, Akşam gazetesinin haftalık çocuk dünyası sahifesinde "Küçük Muharrir" imzasıyla manzum, mensur hikaye, fıkra, şiir bir sürü yazı neşrettim. İskender Fahrettin merhum, telif hakkı olarak her yazıma bir kutu bonbon veya bir büyük paket çikolata verirdi. Bu çocukluk heves ve faaliyetleri, 1933'te liseye geçmemle birdenbire bir değişiklik geçirdi. Necip Fazıl'ı ve "Yedi Meşale" şairlerini keşfettim. Lise yılları onun için edebiyata asıl başlangıç yıllarıdır. Önünü ise Yaşar Nabi açar: Varlık çıkıyordu. Onuncu sınıfta idim. Birkaç şiirimi bir mektupla (6 Şubat 1935) Yaşar Nabi Nayır'a gönderdim. Bana uzunca bir mektup yazıp düşüncelerini bildirmek ve yolladığım üç şiirden bir tanesinin, dergisinde çıkacağını haber vermek lütfunda bulundu. Böylece Behçet Necati imzasını taşıyan basılı ilk şiirim, Varlık dergisinde çıktı (sayı 54, 1 Ekim 1935). Yani asıl yazıcılık hayatına başlayışım benim için kolay oldu diyebilirim. Bana bu kolaylığı Yaşar nabi gösterdi, beni bu yolda o teşvik etti. Yüksek Öğretmen Okulu'na girdi. Aynı okulun kontenjanından Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam etti. Temmuz 1937'de "Deutscher Akademischer Austauschdienst"in davetlisi olarak Berlin'e gitti. Dört ay Berlin Üniversitesi dil kurslarına devam etti. 1940'ta edebiyat öğrenimini başarı ile tamamladı. (......) Ömrümüz süredursun Hayallerin peşini Doldurmak bir boşluğu Evlerde şurda burda Silinen izdir bu. Necatigil, Kars Lisesi'nde başladığı (1941) edebiyat öğretmenliği görevini Zonguldak Lisesi'nde (1942-43) sürdürdü. (......) Beklerim kış yaz ayaz Kuyruklarda İstanbul'da yaşıyorum Yaşamaksa. Bu dönemde yazdığı şiirleri Varlık'ın dışında Gençlik ve Oluş dergilerinde yayınlandı. Bu şiirlerinin bir bölümünü ilk kitabına aldı. Lise edebiyat öğretmenliğinin ilk dönemi (1941/43) onun sesini duyurmaya başladığı yıllar oldu. Zonguldak'ta şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ile tanıştı. Onlarla yakınlığını bir konuşmasında şöyle dile getirir: Pek genç yaşta ölümleri şiir hayatımız için cidden büyük bir kayıp olan Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu gibi iki kuvvetli şairle birlikte çalıştık. Zonguldak'ta çıkan Ocak gazetesinde, Kara Elmas dergisinde ve Değirmen (İstanbul) mecmuasında beraberce şiirler, yazılar yayınladık. Ekim 1943- Kasım 1945 arası askerlik görevini yedek subay olarak İzmir'de yaptı. Dönüşünde öğretmenlik görevini Pertevniyal Lisesi'nde, Kabataş Erkek Lisesi'nde (Ocak 1946) daha sonra da (1960) İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü. "Her yerde yazardı, okulunda yazardı, otobüste yazardı, gece yolda sokak fenerinin altında durup yazdığına bile tanık olmuştum. Ne yazarsa gönlünü koyup yazardı." (Haldun Taner) Askerliği sonrası İstanbul'a dönen Necatigil; Fahir Onger, Oktay Akbal, Naim Tirali ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile dostluklar kurdu. Fahir Onger, Oktay Akbal ve Salah Birsel ile "Yenilikler" dergisini çıkardı (Şubat 1946). Bence bir şairin gerçek okuru, şairin uzağında, şairden habersiz, aynı duyarlığı bölüşen kişidir. Şair daha çok, böyle gizli okurların düşünce ve güveniyle güçlenir. (......) kendisini belki görmediğimiz, ama kokusunu aldığımız için ilerlemeyi göze aldığımız şifalı bitkilerdir şiir okuyucuları. "Ona göre büyük-küçük konular yoktu, her konu bir şirdi. Kendi günlük yaşantılarını, kıvançlarını, kaygılarını yazdı. Belki kendisi için yazdı, ama bu şiirlerde hepimiz varız, o olayları bir kez hepimiz yaşamışızdır. Herkesin şiirine saygı gösterirdi, ama kendi şiirini de bilinçle, inançla savunurdu. Şiir de bir bilim işiydi, ona göre, şair şiirleri içindeydi. Çıkamazdı bunun dışına, örneğin : 'Parantezin içindeki çizgi ne varsa orda ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci ne varsa orda.' (....) Kendine özgü bir biçim, öz, içerik ve anlatımla, özgün bir şiir yaratmıştır Türk şiirinde." (Necati Zekeriya) Ekim 1972'de emekli oldu. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü. Adı, soyadı Açılır parantez Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti Kapanır parantez. Şiir için en önemli sorunun biçim sorunu olduğuna da değinmeliyim. Bazan çok rasgele, ümitsiz bir özün, sağlam bir biçime kavuşmakla şiir planına yükselebilmesi dikkate değer. İlginç ve kalabilecek nice şiirler, biçim savruklukları yüzünden eriyip gitmişlerdir. (......) Yazdıkları ister özgüvenin dev aynalarında büyüsün, ister özkınamanın kılpranga süzgeçlerinden geçsin, ben, gene de "ben" diyen şairleri seviyorum. Kendi yazdıklarımdan da, bu ben'lerden birini yazdığım için memnunum. (......) kısa insan ömründe, hayattan daha orijinal ne olabilir? Mihnetleriyle, bu benim gibiler için mütevazi hayat. Sanatçının çevresinden ve kendinden el etek çekip hayal derinliklerine kapandığı fildişi kule devri geçti. Asıl gerçek hayatın bölümlerindedir. Sosyal şartlar bizi durmadan kendine çekiyor. Nasıl yaşadığımızı farkettiğimiz ölçüde yaşamanın şiirini yazıyoruz. Sanat anlayışını kısaca şöyle özetler Necatigil; Sanatçı içinde yaşadığı topluma karşı bazı vazifeleri olduğunu düşünmeli; sanatını sade güzele değil, iyi ve faydalıya da yöneltmelidir. Güzel, çok vakit iyinin içindedir. Toplumun realitelerini görmezden gelerek kendi renkleriyle yetinen bir sanatkar çevresini daraltmış, hitap kabiliyetini azaltmış olur. Sanatkar bozuk düzen bir toplum kaosuna müdahalelerde bulunmazsa, onu elinden geldiği kadar düzeltmekten yüksünürse ferdi, kifayetsiz bir sanata saplanır, kalır. (....) Şiir biraz da yaşanmışlığı şart koşar. Her şiir önce bir hayaldir, bir gerçek değil. Bir gerçeği anlatsa, duyursa bile; hayale, iyi-güzel durumlar, düzelmeler, arınmalar hayal ettirmeye sebep olduğu için bir hayaldir. Daha üstün gerçekleri hayal ettirerek, hak verdirerek okuyucuyu ümitlere düşüren bir şiirin, sezdirdiği bu hayali gerçekleştirebilmesi, çok kere onun gücü dışında bir başka hayaldir. Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslubuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir. Dokuduğumuz kumaşta tek tük yabancı iplikler bulunabilir; ama desen bizimdir, kompozisyon bizimdir; hammaddeyi dilediğimiz gibi yeni bileşimlerde eritmiş, bağımsızlığından çıkarıp kendimize tabi kılmışızdır. Bu noktada artık taklidin, kopyanın sözü edilemez. "Şiir geleneğimizi özümleyen bir sanatçıdır. Özümleme işlemi içinde, gelenek içinde neyin öldüğünü, neyin bugün hala sanat ve şiir katında yaşadığının en sağlıklı saptamasını yapmış şairdir. Geleneksel şiirin biçimlerine çağdaş bir yükü yerleştirir. Kişisel tedirginlikler, özlemler, bunalımlar onun bireysel şiir dünyasını oluştururken, dar toplumsal yorumlara, güncellik mengenesine şiirini sokmadığından hem kendi toplumunu hem de toplumların kesiştiği evrenselliği simgeler." (Doğan Hızlan) (......) Büyükler biraz daha yorulsun Onlar da büyüsünler Onlar da mesut olsunlar Geçti, kaç savaş ezikliği Çocukları düşünsünler Çocuklar iyi gün görsünler |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com