06-05-07, 13:37
|
#1 (permalink)
|
Giriş Tarihi: 22-10-2005
Yer: im artık yok benim...
Yaş: 24
Mesajlar: 4,010
Rep Puanı: 29030498
         
Rep Gücü: 290381
|
Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu Kitap İncelemesi
Kitabın Konusu:Bayram`ın Kapıkule sınır kapısından,köyüne kadar yolda geçen zamanı anlatıyor.
Kitapta Zamanlar:
Kitapta yaşanan zamanla yazarın kitabı yazdığı zaman arasında pek fark yoktur.
Romanda geriye dönüşlerle Bayram`ın geçmişindeki önemli olayları da öğreniyoruz.
Mekan:Edirne-Eskişehir arasındaki yol esas mekan denilebilir.Aslında Bayram`ın arabasını da mekan olarak kabul edebiliriz çünkü Bayram`ın neredeyse tüm vakti orada geçmektedir.Ayrıca Bayram`ın yolda durakladığı köfteci ,berber ,otopark ,çorbacı ,araba vapuru v.b. de mekanlardan bazılarıdır.
Karakterler:
1.Dereceden Karakterler:
Bayram:Kitapta 1. dereceden karakter olarak bir tek Bayram`ı gösterebiliriz.Bayram 34 yaşında,yüzünde bir kazadan kalma yara izi olan Almanya`da çalışan bir işçidir.Yazarın Bayram ile ilgili tasvirine göre Bayram`ın, yol boyunca, başında sentetik hasırdan örülü deniz yeşili bir şapka ,üzerinde kırmızı üstüne kara baskılı notaların bulunduğu Franz Lehar yazılı bir gömlek bulunmaktadır.
2.Dereceden Karakterler:
Kezban:Bayram`ın evlenmek istediği aynı köyden bir kızdır.Yazar Kezban`ı şöyle tasvir etmektedir:Çakır, sürme gözlü,kıvırcık sarı saçları kalın bir bilek gibi tek örülüdür.
Ayrıca kitapta betimlenmeyen yardımcı karakterlerden bazılar şunlardır:Bayram`ın amcası, Remzi, İbrahim, Veli, Solmaz, Ayfer, Nuran Hanım...
Dil ve Anlatım:
Yazarın dili akıcı ve anlaşılırdır.Günlük konuşma dili kullanılmıştır. Her şey olduğu gibi anlatılmıştır. İlginç benzetmelerle renklendirilmiş tasvirler kitapta sıklıkla yer almıştır. Mesela Bayram` ın yanına tamirhaneye gelen Kezban`ın görünüşü şöyle anlatılmaktadır:
“...Kezban’ın ayaklarında bir zamanlar başka bir kadının giymiş olduğu belli,ökçeleri iki yanına kayı kayıveren beyaz ayakkabılar.Daha doğrusu bir zamanlar beyazmış.Uçları da, arkası da açık.Çamur, pembeye kaçan,toprak rengi kalın çorapların parmak uçlarında...”
Yazarın tasvirlerin e örnek olarak Bayram`ın Balkız`ını vermek de çok yerinde olacaktır:
“...dört kapısıyla, çevresi beyaz lastikleri,parlak krome teker kapakların, üzerindeki Mercedes yıldızlarıyla; siyah cantları, boydan boya uzanan ince kapı kromajları, özel kılıflı direksiyonuyla; koltukların döşemesiyle; o, madeni iplikle dokunmuş siyah kumaştan döşemeye sonradan geçirdiği turuncu-kara çatkılı koltuk kılıflarıyla; arka camın içine köşeleme oturttuğu, sarı satenden, büzgülü, yuvarlak iki yastığı, bu iki yastık arasına yan gelip uzanmış, dili dışarıda leopar yavrusuyla; ön cama sarkan bir Aydın zeybeğinin boynuna asılmış mavi boncuklar eşliğindeki küçük Kuran-ı Kerim`iyle; sürekli açık tutulan çift anteniyle; televizyonu olmasa da televizyon anteniyle: asıl hele asıl o yaldızlı rengiyle sınır kapısını dolduran yığınla motorlu araç ortasında, ister istemez hemen seçiliyor...”Bu okuduğumuz cümle de tam 116 kelime. Kitabın geneline bakıldığında da bunun gibi uzun cümleler ve betimlemeler yer alıyor.Bu kadar uzun betimlemeler olmasına rağmen insanı sıkmıyor aksine kendimizi daha fazla olayın içinde hissetmemizi sağlıyor.
Olay 3. şahıs ağzından anlatılıyor. Aslında çok ilginç olarak olay bir böceğin ağzından anlatılıyor .Meraklı Böcek olay nerde yaşanıyorsa orada olayı gözlemliyordur.Bayram`ın hikayesinin sonuna doğru da meraklı böcek pılısını pırtısını toplayıp yurt değiştirmeye hazırlanıyor.
Bizi bu kitapta en çok etkileyen yer kitabın son cümlesi diyebiliriz.Bayram artık her şeyini kaybeder ve geri dönmek üzeredir.Bir yol ağzına gelir ve ne yapacağını bilemez.Onun bu çaresizliğini ve belirsizliğini yazar tek bir cümleyle anlatmıştır.
“Hiçbir yolun ucunda, kimse Bayram`ı beklemiyor.”
|
|
|