|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan ORhan VEli KAnık Konusunu Görüntülemektesiniz => ORHAN VELİ KANIK Orhan Veli Kanık 13/4/1914'de, İstanbul’da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, kısa bir süre sonra babasının atandığı Ankara'da sürdürdü. ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Tozko..
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 24-11-2006
Yer: Melekler Şehri
Mesajlar: 2,025
Rep Puanı: 24717269
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
ORHAN VELİ KANIK
Orhan Veli Kanık 13/4/1914'de, İstanbul’da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, kısa bir süre sonra babasının atandığı Ankara'da sürdürdü. Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le tanışıp arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a gelerek Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdiyse de, bir süre sonra öğrenimini yarım bıraktı. 1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü'nde memurluk etti. Yedek subaylığını tamamlayınca, iki yıl kadar, gene Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, bu kurumda "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek istifa etti. 1 Ocak 1949'da yayımlamaya başladığı, on beş günde bir çıkan, iki sayfalık "YAPRAK" dergisini 15 Haziran 1950'ye kadar yirmi sekiz sayı sürdürdü. Dergiyi çıkaramayacağını anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, bir gece, yolda, tamirat için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten bir iki gün sonra bir arkadaşının evindeyken birdenbire fenalaşarak kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950'de, beyin kanamasından öldü. Türk şiirine yepyeni bir hava getirmiş olan, yaşama sevinciyle dolu, otuz altı yaşında bir şairin ölümü, erin bir üzüntüye neden oldu, geniş yankılar uyandırdı. Rumelihisarı Mezarlığı’nda onu toprağa verirken ne söyleyeceğini bilemeyen, ölüm sessizliğine bürünen sanatçı dostları, dergilerde, gazetelerde, üzüntülerini, sevgilerini, hayranlıklarını belirtirken birbirinden güzel yazılar yazdılar. Varlık Yayınevi, Orhan Veli’nin beklenmedik ölümü üzerine gelen istekler doğrultusunda, Bütün şiirleri adlı kitabı derledi. Birinci basımı 1951’de yapılan bu kitapta, şairin 1945-1949 yılları arasında basılan beş kitabıyla, çoğu “Varlık” dergisinde çıkmış olan ilk şiirleri bir araya getiriliyordu. Büyük bir coşkuyla karşılanan kitabın basımları birbirini izlerken, ne yazık ki, dizgi düzelti yanlışları gittikçe çoğalmaya, dizelerin yerleri bile değişmeye başladı. Varlık Yayınevi şairin ölümünden sonra ortaya çıkan şiirlerini de ekleyerek yapıtı sürekli geliştirdiyse de, çeşitli uyarılara karşın, Bütün Şiirleri’ni yanlışlardan arındırmayı başaramadı. On üçüncü basıma kadar süren bu üzücü durum, on dört ve on beşinci basımları yapan Bilgi Yayınevi’nin kitabı yeniden derleme işini Asım Bezirci’ye vermesi üzerine büyük oranda önlendi. Can Yayınları’nın aynı derleyicide on altıncı basımdan başlayıp yirmi ikinci basıma ulaşan yayın etkilendiğinde, ofset baskı tekniğine geçildiği için, her basımda yeni dizgi düzelti yanlışlarıyla karşılaşma tehlikesi de ortadan kalkmış oldu. Şairin şiirlerini belleğine almış olanları yer yer duralatan yönleri olsa da, Bütün Şiirleri artık güvenilen bir yayın niteliği kazanmıştı. Ne var ki Orhan Veli’nin kız kardeşi Füruzan Yolyapan ile yakın arkadaşı Nahit Hanım’ın birlikte yaptıkları bir karşılaştırma –şairin eski yazıyla yazdığı şiir defterindeki şiirlerle yirmi ikinci basım arasında yapılan bir karşılaştırma-- bir takım tutarsızlıkları ortaya çıkarınca, bu güvenilen derlemeye karşı da bazı kuşkular doğdu. Yapıt baştan sona yeniden incelendi, şiir dergilerdeki, kitaplardaki ilk basımlarıyla karşılaştırıldı, şairin şiir defterindeki yazılışlarıyla denetlendi. Ve yirmi ikinci basımda da düzeltilmesi gereken önemli yanlışlar bulunduğu görüldü. “Önemli” sözcüğüyle neyi vurgulamak istediğimizin anlaşılması için, bu güvenilen basımdaki dize yanlışlarına örnek verelim: ağlayarak uyanmışım (Rüya); Doğrusu Ağlayarak uyanışım O insanlar ki, renkli, silik, (İnsanlar); Doğrusu: O insanları ki renkli, silik, İstanbul’un orta yeri sinema;(İstanbul Türküsü); Doğrusu: İstanbulun orta yeri sinama; Başımızda, unutamadığım şehrin havası;(Destan Gibi); Doğrusu: Başımda, unutamadığım şehrin havası; Buğudan sisten, aşktan, kokudan…(Dalga); Doğrusu: Buğudan, sisten, ışıktan, kokudan… Gün ne güzel doğmuş meğer açık denizde! (Deniz Kızı); Doğrusu: Gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde! Denizlerde onunla yaşadığım dünya (Oaristys); Doğrusu: Denizlerinde onunla yaşadığım dünya Sardı o her akşamki sessizlik, yokuşları, (Haber); Doğrusu: Akşamla bak yine yandı gül rengi buhurdan (Bir sonraki dörtlüğün ilk dizesi, yanlışlıkla, şiirin ilk dizesinin yerine de girmiş ve basımdan basıma öylece süregelmiş). Bardak boşanır bencileyin dolmayı bilmez (Şarkı); Doğrusu: Bardak boşalır bencileyin dolmayı bilmez. Dışarıda geçen kayıkların (Deniz); Doğrusu: Dışardan geçen kayıkların Elimi çok dallı bir ağaç gibi/Tutarım gölün yüzüne (Sabah); Doğrusu: Elimi çok dallı bir ağaç gibi/Tutarım gökyüzüne Sen de fena çocuksun! (Fena Çocuk); Doğrusu: Sen ne fena çocuksun! Kitapta hayli çok olan bu tür yanlışlıkların yanı sıra, ilk bakışta göze çarpmayan, başka bir aksaklık daha vardı. Yazım ve noktalama açılarından şiirler bugünkü kurallar içinde, ya da Orhan Veli’nin gönlüne göre yazışı içinde oluşan şiirsellikler zedelenmiş, bir takım incelikler yok edilmişti. Bu arada, şairin sağlığında büyük bir özenle yayınladığı kitaplarında vazgeçemediğim ile Yenisi’nde şiir sıralamalarının bozulduğu, Destan Gibi’ de ise açıklık getiren iki değiştirme yapıldığı ortaya çıktı. Bir yerde, “Memleket, Hemşeri?/Sinop.” Dizelerine, “—Memleket, Hemşeri?/-- Sinop.” diye konuşma çizgileri eklenmiş ; bir yerde de, “Eki’nin çiçekli bahçeleri” dizesi “E.K.İ.’nin çiçekli bahçeleri” diye düzeltilmiştir. Adam Yayınları’nın yirmi üçüncü basımında görülen değişiklikler Orhan Veli’ye dönüş niteliğindedir. Dikkatsizliklerden doğan yanlışlar düzeltildiği gibi, şiirselliği zedeleyen gereksiz “bugünün yazım kurallarına uyduğunu” çabalarından da uzak kalınmıştır. Şiirselliği zedelemediği kadar bu tür düzeltmeler yapılmasının bir sakıncası yoktur, ama şiirde sesli ve sessiz harf benzerliklerinin önemini unutmamak gerekir. Örnek verelim: Orhan Veli’nin “Kapalı Çarşı” şiirinde “diyip te” demesi bugün yadırganabilir. Ama bu yazılış “deyip te” diye düzeltildiğinde şiir zedelenir. Çünkü şair şiirini o harflerle kurmuştur. Başka bir örnek: Orhan Veli kitabının adını “Garip” diye yazmıştır, ama “Tren Sesi” başlıklı şiirine “Garibim” diye başlıyor. Bu sözcüğü “Garibim” diye düzeltmemek gerekir. Yirmi üçüncü basımda şiirlerin sıralanışı da değişiktir. Birinci bölümde de Orhan Veli’nin sağlığında yayımladığı kitaplarına aldığı şiirlerle ömrü yetmediği için bir kitapta toplama olanağı bulamadığı son şiirleri bir araya getirilmiştir. Bunlar şairin okurlarına kitap sürekliliği içinde sunmak istediği şiirleridir. İkinci Bölüm’de toplanan eski ve yeni biçimli şiirlerini ise Orhan Veli kitaplarına almamıştır. Bu bölüm, daha çok, meraklılar içindir. Arada, şairin sağlığında hiç yayınlamadığı, dergilere bile vermediği şiirler de vardır. Birinci bölüm’ün başında yer alan Garip, Orhan Veli’nin, 1945’te, kendi adına çıkardığı ilk kitaptır. “İkinci basım” denmesi, 1941’de gene Orhan Veli’nin öncülüğüyle ve yazdığı önsözle Garip adlı bir kitap yayımlanmış olmasındandır. Ne var ki, o birinci basımda, önsözden gelen “Netice” bölümünde, sırasıyla, Melih Cevdet, Oktay Rifat ve Orhan Veli’nin şiirleri yer almaktaydı. Yani Garip’in birinci basımı, ürünler açısından, ortak bir yapıttı. Elinizdeki derlemede, dergilerde yayımladığı ama kitaplarına almadığı yeni biçimli şiirlerini arasına koyduğumuz, “Oktay Rifat-Orhan Veli” diye imzalanmış iki şiirden “Ağaç” başlıklısı, Garip’in birinci basımında, “Veda Müsameresi” üst başlığıyla son şiir olarak, “Kuş ve Bulut” başlıklısı ise ilk şiir olarak yayımlanmıştır. Garip’in ikinci basımındaki “Garip” başlıklı önsöz ise 1941 yılındakinin tıpatıp eşi değildir. Şair bu önsözü ikinci basıma alırken, dikkatle karşılaştırılmazsa gözlerden kaçabilecek, ufak tefek değişiklikler yapmıştır. Burada, 1945’teki önsöz, yalnızca dizgi yanlışları düzeltilerek, olduğu gibi verilmiştir. Birinci Bölüm’de, kitaplarına girmeyen son şiirleri arasında sunduğumuz “Sucunun Türküsü” adlı şiir, Yaprak” dergisinde şöyle bir notla yayımlanmıştır: “Bu parça Orhan Veli’nin Altındağ adlı uzun bir şiirinden alınmıştır.” Önceki basımların derleyicileri bu nota dayanarak “Sucunun Türküsü’nü, yenisi’ne eklemekte bir sakınca görmemişler. Orhan Veli’nin sağlığında yayımlanmamış olan “Aşk Resmi geçiti” 1.2.1951 tarihinde bir tek sayı çıkarılan “Son Yaprak” da yer almıştır. Şairin el yazısıyla, diş fırçasını sardığı bir kağıtta bulunan, yer yer okunamayan bu şiir, sonradan Varlık Yayınevi’nce Bütün Şiirleri’ne alınırken bazı boşlukları doldurulmuş, ama bu arada akla yakın görünmeyen birtakım değişiklikler de yapılmıştır. Bu basımda şiirin ––noktalaması dışında–– “Son Yaprak” daki ilk biçimine bağlı kalındı. “Ömrün o büyük sırrını gör bir bak da” diye başlayan “Rubai” yi Orhan Veli, ölümünden kısa bir süre önce, “Aile” dergisine, yayımlanmak üzere vermiştir. Kalem alıştırması olsun diye yazıp bir kenara bıraktığı bir şiir değildir. Bu nedenle, eski biçimli şiirleri arasına konmamış, Birinci Bölüm’de sunulmuştur. Gene bu şiirle birlikte “Aile” dergisine verdiği “Yaşamak” başlıklı şiirinin son üç dizesini sonradan gereksiz bulan şair, dergi yöneticisine başvurup bu dizelerin şiirden çıkartmasını istemiş, ama beklenmedik ölümü üzerine, dergi yöneticisi, bir açıklama yaparak şiiri olduğu gibi yayınlamıştır. Orhan Veli’nin ilk şiirleri (“Oaristys”;”Ebabil”;”Düşüncelerimin Başucunda”;”Eldorado”),1.12.1936 tarihli “Varlık” da şöyle bir notla basılmıştır: “Varlık’ın şiir kadrosu yeni ve kuvvetli genç imzalarla zenginleşmektedir. Aşağıda dört şiirini okuyacağınız Orhan Veli, şimdiye kadar yazılarını hiç neşretmemiş olmasına rağmen olgun bir sanat sahibidir. Gelecek sayılarımız onun ve arkadaşları Oktay Rifat, Melih Cevdet, Mehmet Ali Sel’in şiirimize getirdikleri yeni havayı daha iyi belirtecektir.” Mehmet Ali Sel, bilindiği gibi, Orhan Veli’nin takma adıdır. Çok yazan şair bazı şiirlerini bu adla yayımlamıştır. Sağlığında okur önüne çıkarmadığı eski biçimli şiirlerinin en sonunda yer verdiğimiz iki “Şarkı” dan “Felâh bulmadı” diye başlayanını Refik Fersan, öbürünü Suphi Ziya bestelemişlerdir. Orhan Veli’nin yeni biçimli şiirleri ise ilk olarak gene “Varlık” dergisinde, 15.9.1937 tarihinde basılmıştır. Bütün bir sayfayı dolduran, Orhan Veli, Oktay Rifat, Mehmet Ali Sel imzalı on şiirin üstüne, ortalama olarak “Şiirler” diye başlık atılmış ve altına şöyle yazılmıştır: “Bu sayfayı şair Melih Cevdet’e ithaf ediyoruz.” Çift sütun dizilmiş olan sayfada sırasıyla şu şiirler yer almıştır: “Ağaç” (Orhan Veli-Oktay Rifat); “Saksılar”; “Bir Kadın”; “Yıldızlar” (Oktay Rifat); “Hoy Lu-Lu” (Mehmet Ali Sel); “Deniz”; “İnsanlar”; “Yokuş” (Orhan Veli); “Yolculuk”; “ Pazar Akşamları” (Mehmet Ali Sel). “İnkılapçı Gençlik” dergisinin 15.8.1942 tarihli sayısında çıkmış olan ve “Ben Orhan Veli” diye başlayan şiire, bu derlemede şairin şiir defterindeki biçimiyle yer verilmiştir. Defterde şiirin başlığı yoktur. “Cânân” başlıklı şiirin ise bir ince alay şiirin olarak yeni biçimli şiirler arasında yer alması gerektiği kanısına varılmıştır. Orhan Veli’nin yakın arkadaşı Nahit Hanım’a göre şair bu şiiri bazen şu biçimde de söylermiş: Cânân ki gündüzleri gelmez Gece yarısından sonra hiç gelmez. “Papirüs” dergisinin 1.1.1967’ de yayınlanan Orhan Veli özel sayısı’nda ilk olarak okur önüne çıkarılan “Bayrak” şiiri için düşülen not şöyledir: “Şairin el yazısıyla bulduğumuz ‘Bayrak’ şiirinin ise daha önce hiç bir yerde yayımlanmadığını sanıyoruz.” ORHAN VELİ KANIK’IN ŞİİR GÖRÜŞÜ Orhan Veli Kanık, artık pek tanınmış olan şiir tarzını yeni şiirlerle geliştiriyordu. Ona göre, şiirde güzellik amaç olmaktan çıkmıştır; Gerçeği, olduğu gibi, yalnız şiire öz bir biçim düzeni içinde, vermek gerekiyordu. Üstelik, şairane olmamak üzere, her şey şaire konu olabilirdi.”Yazık oldu Süleyman Efendiye” (Kitabe-i seng-i Mezar).”Vesikalı Yarim” gibi şiirleri bu görüşünün güzel örnekleridir. Kanık, beklenmeyen bir yaşta, içki yüzünden bir akşam birden bire komaya girerek öldü. Çok iyi yürekli, gayet zeki, az konuşan, zaman zaman çok neşeli, nükteci; Alaycı bir insandı. Ankara’dayken, “Yaprak” adında tek yapraklık bir dergiyi de çıkarmıştı. ORHAN VELİ KANIK’IN ESERLERİ Şiir; Garip (1941, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’le birlikte;1945 yalnız kendi şiirleri). Vazgeçemediğim(1945), Destan Gibi (1946),yenisi (1947), Karşı (1949), Bütün Şiirleri (1951, genişletilmiş yeni basım.1982), Nasrettin Hoca hikayeleri(1949); Nesir; Bütün yazıları (2 cilt,1982); çeviri la fontaine masalları (2 Kitap, 1948) Fransız şairi antolojisi (1947); ayrıca Molierdden dört, Mussetta iki, Lesageden bir ve Sartreden bir oyun, gogoldan birkaç hikaye (Erol Güray ile birlikte) çevirmiş. Orhan Veli Kanık’ın günümüz gençliğinde çok sevilerek okunan şiirlerinden bir örnek verelim. ANLATAMIYORUM Ağlasam sesimi duyarmısınız, Mısralarımda; Dokunabilirmisiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce Bir yer var, biliyorum; her şeyi görmek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum Anlatamıyorum ORHAN VELİ KANIK |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com