Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Dil Yanlışları ve Anlatım Bozuklukları [FrmtrTim]

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Dil Yanlışları ve Anlatım Bozuklukları [FrmtrTim] Konusunu Görüntülemektesiniz => Dil Yanlışları ve Anlatım Bozuklukları Cümle Bozuklukları Anlatım Bozuklukları Ses ve Ahenk Kusurları Anlam kusurları Bugün; ilkokul mezunu vatandaşımızdan yüksek ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 20-01-07, 21:52   #1 (permalink)
ןנรt4кเlltєค๓
 
Giriş Tarihi: 28-10-2006
Yer: █Ĵ4ĸ √ ♠яєαℓ¢ιєм♥ █
Mesajlar: 1,511
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 6575254
яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11яєαℓ¢ιєм Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 65793
Varsayılan Dil Yanlışları ve Anlatım Bozuklukları [FrmtrTim]


Dil Yanlışları ve Anlatım Bozuklukları

Cümle Bozuklukları
Anlatım Bozuklukları
Ses ve Ahenk Kusurları
Anlam kusurları
Bugün; ilkokul mezunu vatandaşımızdan yüksek öğrenim yapan öğrencimize, memurumuzdan amirimize, işçimizden işverenimize varıncaya kadar, toplumun bütün kademelerinde -Türkçe sevdalıları ve bu konuda hassasiyet gösterenler hariç- dilimizin imlâsı ve telâffuzu hesaba alınmamakta ve tam anlamıyla bir Türkçe konuşulup yazılmamaktadır.
Şüphesiz, herkes ; yazısında ve konuşmasında, kelime ve cümlelerinin ses, ahenk ve anlam bakımından kusursuz olmasını arzu eder. Ama, bunu istisnaların dışında birçoğumuz beceremeyiz.
İyi bir cümle; dilbilgisi, açıklık, duruluk, sadelik, tabiîlik, mantık ve bilgi yönlerinden doğru olan cümledir. İyi bir cümlenin niteliklerini taşımayan cümlelerde anlatım bozukluğu vardır.
Bu bölümde; bir daha tekrarlanmaması, üzerine yenilerinin eklenmemesi ümit ve arzusuyla, Türk dilinin imlâsı ve telâffuzuyla ilgili olarak yapılan yanlışlar ve anlatım bozuklukları ile güzel yazmak, güzel konuşmak için nelerin yapılması ve yapılmaması gerektiği üzerinde duracağız.

Cümle Bozuklukları
Doğrudan doğruya cümlenin yapısını bozan anlatım bozukluklarına, cümle bozuklukları denir. Cümle bozukluklarına yol açan asıl sebep, cümleyi meydana getiren unsurların söz dizimi kaidelerine aykırı olarak kullanılmasıdır. Cümle bozuklukları, başlıca dört şekilde ortaya çıkar.
1. Eksiklik
Cümlede herhangi bir unsurun eksik olmasıdır.
“ Hava şartları nedeniyle maçlar ertelendi. “ ( Elverişsiz hava şartları nedeniyle maçlar ertelendi. ) Bu cümlede, elverişsiz sözü unutulmuştur.
Veteriner Serap Hanım görevine bugün başladı. ( Veteriner Hekim Serap Hanım görevine bugün başladı. ) Bu cümlede hekim sözü unutulmuştur.
Teyzem bana ne sarıldı, ne de öptü. (Teyzem bana ne sarıldı, ne de beni öptü. ) Bu cümlede beni sözü unutulmuştur.
Cephanelik nöbetçisinin silahı elinden alındı ve soyuldu. ( Cephanelik nöbetçisinin silahı elinden alındı ve cephanelik soyuldu. ) Bu cümlede, cephanelik sözü unutulmuştur.
Bu acı feryatlar ve bu son sahne, bugün bile gözümün önünde ve kulaklarımda çınlıyor. ( Bu acı feryatlar ve bu son sahne, bugün bile gözümün önünde canlanıyor ve kulaklarımda çınlıyor. ) Bu cümlede, canlanıyor sözü unutulmuştur.
Kuzu eti, sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir. ( Kuzu eti, sağlıklı olan ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir.) Bu cümlede, olan sözü unutulmuştur.
Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaşalım. ( Durmadan gazoz içilen ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaşalım.) Bu cümlede, içilen sözü unutulmuştur.
Şimdi artık kimi sevdiğimi, saygı duyduğumu bilmiyorum. ( Şimdi artık kimi sevdiğimi, kime saygı duyduğumu bilmiyorum. ) Bu cümlede, kime sözü unutulmuştur.

2. Fazlalık
Cümlede bazı eklerin, kelime veya kelime gruplarının lüzumsuz olarak kullanılmasıdır.
Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde ve bu tür eserlerinde şu özellikler göze çarpar. ( Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde şu özellikler göze çarpar. )
Zaten o sistemin adı da vardır : Başkanlık sistemidir. ( Zaten o sistemin adı da vardır : Başkanlık sistemi. )
Öğrenciler arasındaki mevcut ikilik büyüyor.(Öğrenciler arasındaki ikilik büyüyor.)
Haksız yere uğradığı iftiraya kurban gitti. ( İftiraya kurban gitti. )
Ben de, bundan böyle artık çalışmalarınıza katılacağım. ( Ben de, artık çalışmalarınıza katılacağım. )
Bundan aşağı yukarı tam 20 gün önce... ( Bundan aşağı yukarı 20 gün önce... )
Her isteği yerine gelse, yüzü yine de gülmez. ( Her isteği yerine gelse, yüzü gülmez. )
Çeşme açıklarında ölmüş bir erkek cesedi bulundu. ( Çeşme açıklarında bir erkek cesedi bulundu.)
İzleyicilerimizle canlı telefon bağlantısı kuracağız. (İzleyicilerimizle telefon bağlantısı kuracağız. )

3. Sıra yanlışlığı
Bir cümlede önce gelmesi gereken unsurların sonra, sonra gelmesi gereken unsurların da önce bulunmasıdır. Buna takdim tehir yanlışı denir.
Yüzme, en iyi denizde öğrenilir. ( En iyi yüzme denizde öğrenilir. )
Davetiyesiz salona girilmez. ( Salona davetiyesiz girilmez. )
İzinsiz inşaata girilmez. ( İnşaata izinsiz girilmez. )
Yapılan oylamada önerge 235’e karşı 17 oyla reddedilmiştir. (Yapılan oylamada önerge 17’ye karşı 235 oyla reddedilmiştir. )
Meram yeni yolda oturuyoruz. ( Yeni Meram yolunda oturuyoruz. )
İçişleri Eski Bakanı... ( Eski İçişleri Bakanı... )
Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet Bey... ( Yüksek Ziraat Mühendisi Ahmet Bey... )
Son iki örnekte, söyleyiş esnasında hassasiyet göstermek gerekmektedir. Eğer, eski ve yüksek sözlerini söyledikten sonra birkaç saniye beklenmez ve tamlamayı oluşturan diğer unsurlar vurgulu biçimde söylenmezse, yanlış anlamaya sebep olunacak ve bu sıfatlar sadece önlerindeki ilk kelimeyi niteleyeceklerdir.

4. Uyumsuzluk
Cümledeki unsurların birbirleriyle uyum hâlinde olmamaları demektir. Bilhassa, fiil ile cümlenin veya kelime gruplarının diğer unsurları arasında uyumsuzluklara sık sık rastlanmaktadır.
Devlet memurlarının hayat şartlarının artırılması gerekir. ( Devlet memurlarının hayat şartlarının düzeltilmesi gerekir. )
Şurası da muhakkak ki, öğrencilerin isteklerini de göz önünde tutmak gerekir sanıyorum. (Şurası da muhakkak ki, öğrencilerin isteklerini de göz önünde tutmak gerekir. )
Galiba büyük bir ihtimalle bayramdan sonra sizinle görüşeceğiz. ( Galiba bayramdan sonra sizinle görüşeceğiz.)
Anlatım Bozuklukları
Ses ve Ahenk Kusurları
İşitme ile ilgili olan, kulağa hoş gelmeyen, kulağı tırmalayan kusurlardır.
1. Tenafür : Bir kelime veya kelime grubundaki seslerin telâffuz bakımından birbiriyle uyuşmaması ,kulağa hoş gelmeyen bir izlenim uyandırmasıdır. Böyle durumlarda dil, bazen kendi kendine tedbir alarak tenafürü önler. Meselâ “ ufak, küçük, büyük “ gibi kelimeler, küçültme ekleri alınca; “ ufacık, küçücük, büyücek “ şekillerine girer. “ azcık “ yerine “ azıcık “ , “ bircik “ yerine “ biricik “ denmesi de , dilin tenafüre karşı kendi kendine uyguladığı bir tedbirdir. Söyleyiş güzelliğini bozan kelimelere, mütenafir kelimeler denir.
Mütenafir kelime, kelime grubu ve cümle örnekleri : koşullaştırılmışlık,bilinçlilik, batılılaşmışlık, biçimselleştirilebilirlik, basınç ölçer, Bu biçim işleyiş içinde...,Çok şaşacaktır...
Çocuklar arasında söylenen ve aynı zamanda diksiyon eğitiminde de kullanılan yanıltmacalar, tenafürün en aşırı örnekleridir.
Üç tas has hoşaf, Bir dalda bir kartal dal tartar kartal kalkar....
2. Zincirlenme : Kelime grubunda veya cümlede aynı eklerin zincirleme olarak birbirine bağlanması demektir.
Selçuk Üniversitesinin Fen - Edebiyat Fakültesinin Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümünün Fars Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi...
Kapıyı açıp, ayakkabılarını çıkarıp, salona yürüyüp koltuğa oturdu.
Günlerce durmadan, dinlenmeden, uyumadan çalıştı.
3 Tekrar sıklığı : Bir cümlede aynı sözü lüzumsuz yere sıkça tekrarlamak demektir.
Televizyon programları içerisinde, Türkçe’yi doğru kullanmayı öğütleyen ve dil yanışlarından bahseden programlara çok az rastlanmaktadır.
Dikkate alınması gereken bir nokta da, oyun yerinde az sayıda büyük olması, olanak varsa hiç olmamasıdır.

Anlam Kusurları
Bir cümlenin anlaşılmasını zorlaştıran kusurlardır. Bu kusurların başlıcaları şunlardır :
1. Eş anlamlı veya anlamca birbirine yakın kelimeleri bir arada kullanmak.
Eldeki malûmatları, ipuçlarını bir araya getirdiğimizde; gayet faydalı, faydalı olduğu kadar da yararlı bilgiler elde ettik.
Mecburen bu caddeden geçmek zorundayız.
Babıâli’nin yüksek kapısından firar edip kaçarken, yek süvari bir atlıya tesadüfen rast geldi.
Hayat, ne kadar yaşam dolu görüyor musun?
En derin saygılarımla hürmetlerimi arz ederim.
Lezzetli bir sessizlik ve sükûnet içerisindeyiz. (Lezzetli sessizlik ??! ??!)
Çağdaş ve muasır medeniyet seviyesine ulaşmak istiyoruz.
Çok lezzetli tatlar almamız mümkündür.
Vaziyet durumlar nasıl?
İyi ki, size tesadüfen denk geldim.
Elimizdeki değerlerin kıymetini bilmiyoruz.
Bugün, okula mutlaka gitmek lâzım gerekir.
Bu iki kelimenin arasında, çok küçük bir nüans farkı vardır.
Parfümeri ve ıtriyat mağazamızın açılışına bekliyoruz.
Bundan sonraki yaşamında hayata bakışı değişmişti.
Bu kitabı size geri iade etmeye karar verdim.
Gücümüz yettiği ölçüde fakirlere ve yoksullara yardım edelim.
- 40 derece soğukta da yaşanmaz ki !...
Çocuklar, lütfen ayrıntıları detaylarıyla anlatınız.
Ürettiğimiz margarinle lezzetin tadına varın.
En sevdiğim taşıt aracıdır uçak.
Ayrıntılar detaylarda gizlidir.
Ben bizzat kendim şahsen fakültenizde öğrenciyim.
Ayrıca, eş anlamlı veya anlamca birbirine yakın kelimeleri, deyimlerde ve atasözlerinde birbirlerinin yerine kullanmak da doğru değildir. .
kara mürekkep ( siyah mürekkep ), siyah talih ( kara talih ), Tanrı aşkına ( Allah aşkına), Tanrı’ya ısmarladık ( Allah’a ısmarladık ), yüreksiz ( kalpsiz ), başsız ( kafasız ), Beyaz akçe beyaz gün içindir. ( Ak akçe kara gün içindir.), Zaman nakittir. ( Vakit nakittir.), Sakla samanı gelir vakti. ( Sakla samanı gelir zamanı. )...
2. Herkesçe tam olarak benimsenmemiş ve anlamı öğrenilememiş yeni kelimeleri kullanmak.
Kenya ve Yugoslavya’da çıkarılan taşları, Eskişehir’deki lületaşıyla karşılaştırmak olası değildir. ( olası / mümkün ? )
Herkes, bir uğraşı vermektedir. (uğraşı / uğraş ?)
Büyük olasılıksızlıklar içinde... (olasılıksızlık / imkânsızlık?)
Sizinle bir türlü görüşme olasılığı bulamadım. (olasılığı / fırsatı, imkânı ?)
3. Kullanıştan düşmüş kelime ve tamlamaları kullanmak.
Yazıklı ( günahkâr ) , sağaltman ( doktor ), bark ( apartman ), gözgü ( ayna ) , selce ( istiridye ) , zaviyetan-mütekabiletan-ı dahiletan ( iç ters açılar ) ...
Dilimizin, telâffuzunu değiştirdiği bazı kelimeleri aslî şekilleriyle kullanmak da doğru değildir.
müşkil ( müşkül ), mümkin ( mümkün ), terceme ( tercüme ), sebeb ( sebep ), kitab ( kitap ), mahabbet ( muhabbet ), club ( kulüp ), coiffure ( kuaför ), cart ( kart ), auto ( oto ), laser ( lâzer )...


4. Bir kelimenin Türkçe’si varken, yabancı dillerden alınan karşılığını kullanmak.
generation ( kuşak ) , moncher ( azizim ) , test drive ( deneme sürüşü ) , correlation ( karşılıklı ilişki ) , hello ( merhaba ) , showroom ( teşhir salonu, satış yeri ), shopping center ( alış veriş merkezi ), gross market ( büyük alış veriş merkezi ), consensus ( uzlaşma ) , mösyö ( bay ) , shoe ( ayakkabı ), sock ( çorap ), discount market ( indirim marketi ), final four ( çeyrek final ) ...
yabancı ekler, 5. Yabancı kelimelerle, Türkçe kelimeleri birleştirmek ve Türkçe kelimelere yabancı kelimelere de Türkçe ekler getirmek.
makro düzey, mikro düzey, makro dilbilim, gayri pratik, gayri sosyal, en asgarî, en azamî, güzergâh üzerinde, hakem triosu ( hakem üçlüsü ), drive etmek ( sürmek ) ...
derskolik, çaykolik, dokunmatik, ayrıyeten, direkman, kardeşane...
6. İş yerlerine, televizyon kanallarına, radyo istasyonlarına ve ürünlere; yarı Türkçe yarı yabancı veya tamamen yabancı adlar vermek ve bu adların kısaltmalarını Batı aksanıyla söylemek.
Millenium Flowers, Blue Radio, MMC ( Mega Music Channel ), Bilgi Bilişim Center, Show, İnter Star, Cine 5, Number One FM, Mega Market, Pasta Bank, Ali’s Hause, Narin Shoes, Lâle Socks, MMC ( Mega Music Channel / em em si / me me ce ? ), NTV ( Nergis Televizyonu / en ti vi / ne te ve ), BBC ( Bilgi Bilişim Center / bi bi si / be be ce ? ), Tv ( ti vi / te ve ) ...
Türkçe kelime gruplarının, dilimizde çok sık kullanılarak bizden bir unsur hâline gelen yabancı ifadelerin ve özellikle Türk yayın kurumu isimlerinin, mutlaka dilimizin kısaltma kurallarına göre okunması gerekir.
Lâtin asıllı Türk alfabesinde, ünsüzler - “k” hariç - “e” ünlüsüyle seslendirilir. Özellikle “h” ünsüzünde çok farklı söyleyişler dikkat çekmektedir. “h” ünsüzü için kullanılan; ha, aş, haş, eyç.. gibi şekiller asla doğru değildir.
Bir konfeksiyoncu, imal ettiği ürünlerin üzerini, tamamen yabancı ve çoğu da anlamsız, uydurma kelimelerle ve garip garip resimlerle dolduruyor, bu ürünleri de herkes kapış kapış alıyor. Nedense, alış verişlerde isimleri yabancı olan iş yerleri tercih ediliyor.
Eğer, o ürünlerin üzerindeki yazılar Türkçe olsa, kimse dönüp bakmayacak, çünkü yazılanların çoğu anlamsız ve uydurma!.. Eğer, o iş yerlerinin ismi Türkçe olsa, müşteri sayısında azalma oluyor. Bir malın markası ve üzerindeki yazılar,anlamı bilinmeyen kelimelerden ibaretse, daha çok alıcı buluyor. Maalesef arz talep meselesi !...
Sevgili M.Engin Noyan’ın aşağıdaki yazısını, bu konuyla ilgili olduğu için buraya almayı uygun bulduk.
M: Engin Noyan

TÜRK’ÇE KONUŞACAKSAK TÜRKÇE KONUŞALIM
Çağdaş Türk alfabesi dünyanın en ileri, en kullanışlı, en mükemmel alfabelerinden biridir.
Çağdaş Türk alfabesi, Türkçe’mizin yapısına en uygun alfabedir. 29 harftir ve her harf tek tek Türkçe’mize uygun olarak isimlendirilmiştir.
Çağdaş Türk alfabesinin resmen kabul edilmesinden beri tüm ilk öğretmenlerimiz,çağdaş ve genç Türk Cumhuriyeti’nin pırıl pırıl çocuklarına, önce çağdaş Türk alfabesini öğretirler; özenle ve sevgiyle, harf harf.
Gelin, ana baba yarısı ilk öğretmenlerimizin sevgi dolu emeklerini boşa çıkartmayalım! Çağdaş ve genç Türk Cumhuriyeti’nin, çağdaş alfabesine hiç ihtiyaç duymadığı yabancı harflerin sızmasına engel olalım!
Güzel, anlamlı ve doğru Türkçe için, yeni harflere ihtiyaç yoktur!
gelin, hep birlikte davetsiz misafir yabancı harfleri, yazılışları ve söylenişleriyle, ait oldukları alfabelere uğurlayalım:
“güle güle ‘x’ !”
“güle güle ‘w’ !”
“güle güle ‘ti’ , “güle güle ‘vi’ !”
“güle güle ‘eyç’, ‘aş’, güle güle ‘ef’, ‘en’, ‘em’, ‘si’ !”
Gelin, herkesi “tv”ye “ti-vi” yerine “te-ve”, radyolar için “ef-em” yerine “fe-me”, “cd”ler için “si-di” yerine “ce-de”, kişisel bilgisayarlar anlamında kullanılan “pc”lere “pi-si” yerine “pe-ce” demeye, özellikle de Türk televizyon kurumlarını , kendi isimlerinin kısaltmalarını, bu örnekler doğrultusunda Türkçe telaffuz etmeye davet edelim ki, yarın torunlarımız kendilerini “Türkiye Cumhuriyeti”, “te-ce” yerine “ti-si” vatandaşı olarak tanımlamasınlar.; “te-ce”, yani “Türkiye Cumhuriyeti” vatandaşı olarak kalmaya devam etsinler., tıpkı ilk öğretmenleri ,anaları babaları, dedeleri gibi ve “te-ce” , yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla gurur duysunlar!
Gelin, ilk öğretmenimize sevgi ve saygımızı gösterelim, alfabemizi doğru yazıp telaffuz etmeye herkesi davet edelim!
Gelin, imza toplayalım; gereken kişi ve kurumlara gönderip, onları “Türk” olmaya, “Türk” kalmaya davet edelim. kendimizi hayatın her sahasında “Türk “ olarak ifade etmenin önemi ve değeri konusunda herkesi içtenlikle uyaralım ve diyelim ki:
“Türk’çe konuşacaksak, Türkçe konuşalım!”







23. Yanlış kelime kullanmak.
Vapur rıhtıma yaklaştı. ( Vapur rıhtıma yanaştı. )
Dilerseniz bir şarkı söyleyelim. ( İsterseniz / arzu ederseniz bir şarkı söyleyelim.)
Beyaz Lâle diye bir hikâye okudum. ( Beyaz Lâle adlı bir hikâye okudum. )
Şu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yoktur. ( Şu iki olay arasında hiçbir fark yoktur. )
Büyük apartmanları birbirine yaklaşık olarak yapmaktayız. ( Büyük apartmanları birbirine yakın olarak yapmaktayız.
Aşağıdaki tebliğin yayın ve ilânına karar verilmiştir. ( Aşağıdaki tebliğin yayım ve ilânına karar verilmiştir.
Çekirdek yiyilip gazoz içilen, bol bol ıslık çalınıp tempo tutulan ve arada bir nara atılan bir gazino. ( Çekirdek yenilip gazoz içilen, bol bol ıslık çalınıp tempo tutulan ve arada bir nara atılan bir gazino. )
Oyun oynayan bir çocuk,ister istemez hoşgörülük kazanır. ( Oyun oynayan bir çocuk, ister istemez hoşgörü kazanır. )
24. Bazı sesleri yanlış söylemek.
katip (kâtip ), lamba ( lâmba ), lavanta ( lâvanta ), ikâmetgâh ( ikametgâh ), şikayet ( şikâyet ), hikaye ( hikâye ), kağıt (kâğıt )...
25. Aslı çoğul olan veya anlamca çokluk ifade eden kelimelere lüzumsuz yere “ -lar/-ler ” çoğul ekini getirmek.
efkârlar ( efkâr ), maruzatlar ( maruzat ), beyanatlar (beyanat ) ...
İş yerlerinde her çeşit insanlarla karşılaşıyoruz. ( İş yerlerinde her çeşit insanla karşılaşıyoruz. )
Bizde Tanzimat’tan bu yana iki türlü düşünürler vardır. ( Bizde Tanzimat’tan bu yana iki türlü düşünür vardır. )
beş bin evler ( beş bin ev ), binlerce kaza ve çarpışmalar ( binlerce kaza ve çarpışma ), yüzlerce insanlar ( yüzlerce insan )...
Belirsiz sıfatlardan “ birkaç, her, herhangi bir, birçok ... “ tan sonraki isimlerin de, çoğul eki alması doğru değildir.
birçok insanlar ( birçok insan ), birkaç evler ( birkaç ev ), her fikirler ( her fikir), herhangi bir adamlar ( herhangi bir adam ), pek çok örnekler ( pek çok örnek ),...
Yalnız, bu gruba girdiği hâlde, yıllardan beri kullanılarak galat-ı meşhur hâline gelen bazı kelime grupları ve özel isimler vardır. Bunları mevcut şekliyle kullanmak daha doğru olacaktır.
Beşevler, Üçkuyular, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, dört silahşörler, beş kardeşler, Çifte Minareler, üç aylar, 41 Evler, 500 Evler ..
Arapça’da çoğul oldukları hâlde, tekil anlamı kazanmış bulunan evrak, enbiya, eşkıya, evliya, ukalâ... gibi kelimeler de tekrar çoğul yapılabilir.
26. Hâl eklerinden birini diğerinin yerine kullanmak. Bu durum, daha çok Batı Anadolu ve Doğu Karadeniz ağızlarında görülür.
beni öğretmek ( bana öğretmek ), beni bir çay yap arkadaşımı da gazoz ( bana bir çay yap arkadaşıma da gazoz ), evi gitmek ( eve gitmek ), nereyesun ( neredesin )...
27. Dilde bulunmayan gramer şekillerini kullanmak.
pahalılatmak ( pahalılaştırmak ), dedi kine (dedi ki) kullanılabilinir (kullanılabilir)...
28. “ etmek “ ve “ yapmak “ yardımcı fiillerini, ya birbirlerinin yerine veya lüzumsuz olarak kullanmak.
bindirme yapmak ( bindirmek ), umut etmek ( ummak ), bekleme yapmak ( beklemek), ayar yapmak ( ayar etmek ), gecikme yapmak ( gecikmek ), film yapmak (film çevirmek ), şampuan yapmak.( şampuan kullanmak ), gazete yapmak ( gazete çıkarmak ), müzakere yapmak ( müzakere etmek ), Bebek yapmak ( Bebek’e gitmek ), indirme yapmak (indirmek),...
29. Türkçe’de yardımcı fiil olarak kullanılmayan “ almak “ fiilini,- Batı dillerinin etkisiyle - bazen yardımcı fiil olarak kullanmak.
banyo almak ( banyo yapmak ), çay almak (çay içmek ), yemek almak( yemek yemek), istek almak ( istenmek ), kahve almak ( kahve içmek.), yenilgi almak ( yenilmek ), duş almak ( duş yapmak ), sahne almak ( sahneye çıkmak )
30. Yılı, ayı ve günü belli bir zamandan söz ederken, “ yılında /senesinde” demek.
30 Ağustos 2000 yılında Zafer Bayramı’nı coşkulu törenlerle kutladık. ( 30 Ağustos 2000 tarihinde / 30 Ağustos 2000’de Zafer Bayramı’nı coşkulu törenlerle kutladık.)
31. Geniş zamanın olumsuzu için - mamaz / - memez şekillerini kullanmak.
Eller gibi davranıp görmemezlikten gelme. ( Eller gibi davranıp görmezlikten gelme.)
32. “ Ne...........ne de........” li cümlelerde, yüklemi olumsuz değil de olumlu kullanmak.
Ne kızı, ne de gelini gelmedi. ( Ne kızı, ne de gelini geldi.)
33. Bazı resmî kurum adlarını yanlış kullanmak.
MTA / Maden Teknik Arama Müdürlüğü ( Maden Tetkik Arama Müdürlüğü )
34. Ağızlara ait şekilleri yazı dilinde de kullanmak. Bu tür bir imlânın, ancak edebî metinlerde birine ait sözlerin, tırnak içerisinde veya konuşma çizgisinden sonra yazılması durumunda doğru olacağı bilinmelidir.
gelsane ( gelsene ), dursane ( dursana ), yapsane ( yapsana ), ener ( eğer ), gelek ( gelelim ), gidek ( gidelim ), yaparakdan ( yaparak ), bekliyen ( bekleyen ), gelmiycanı ( gelmeyeceğini ), eşki ( ekşi ), tekrardan ( tekrar ), naber ( ne haber), nörüyon ( ne görüyorsun ), napıyoz ( ne yapıyoruz ), del ( değil ), gelicek ( gelecek ), alıcağız ( alacağız ), yapıcağız ( yapacağız )...
35. Noktalama işaretlerini hiç kullanmamak veya lüzumsuz yere kullanmak ya da anlamı bozacak şekilde yanlış kullanmak
Adam ol, baban gibi tembel olma. ( Adam ol baban gibi, tembel olma. )
Bugün hava güzel mi ? güzel. ( Bugün hava güzel mi güzel ).
Küçük çam ağacının arkasına saklandı. ( Küçük, çam ağacının arkasına saklandı. )
Yurdumuz üzerinde bulunan nemli havanın etkisinde kalmaktadır.( Yurdumuz, üzerinde bulunan nemli havanın etkisinde kalmaktadır. )
36. İsim ve sıfat tamlamalarında, tamlayanla tamlananın yerini değiştirmek ve tamlanana getirilmesi gereken iyelik ekini unutmak. Dilimizde; isim ve sıfat tamlaması yaparken, tamlayan önce, tamlanan ise sonra gelir. Son yıllarda, Batı dillerinden sadece kelime almakla yetinmeyip, tamlama kurallarını da aldığımız için, artık isim ve sıfat tamlamalarımızı da Batı dillerinin kurallarına göre yapıyoruz.
Eczane Şifa ( Şifa Eczahanesi ), Otel Kardelen ( Kardelen Oteli ), Lokanta Lezzet ( Lezzet Lokantası ), Pastane Yağmur ( Yağmur Pastahanesi ), Reşat Nuri Güntekin Sokak ( Reşat Nuri Güntekin Sokağı ) ...
37. Farsça “ hane “ kelimesiyle kurulan birleşik kelimelerde “ ha “ hecesini kullanmamak.
pastane ( pastahane ), eczane ( eczahane ), hastane ( hastahane ), postane ( postahane )...
38. Kelime aralarındaki boşluğu, çok geniş tutmak.
Ey Türk Milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir? ( Ey Türk Milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir? )
39. Satır sonuna denk gelen kelimelerin kalan hecelerini, kurallara uygun biçimde diğer satıra aktarmamak.
kur-ulu, say-esinde, yurd-umuzun...
Bazı kişilerin yazılarında hiç hece çizgisi kullanmadıkları görülürken, bazılarının da hem satır sonunda hem de satır başında olmak üzere iki kez hece çizgisine yer verdiklerine şahit olmaktayız. Kelime bittiği hâlde, satır sonunda hece çizgisi kullanan kişilere de maalesef rastlanmaktadır.
40. Konuşurken, “ eeee..., efendim, efendime söyleyeyim, anladın mı, ne buyurdun, haksız değil miyim... “ gibi bazı kelimeleri , kelime gruplarını ve cümleleri dinleyicileri bıktıracak derecede çok miktarda kullanmak.
41. “ ilâ ” sözünün yerine kullanılan “ - “ işaretini “ ile “ şeklinde okumak.
30-40 yaşlarında bir dinleyici topluluğuna hitap ettim. ( 30 ile 40 yaşlarında bir dinleyici topluluğuna hitap ettim./ 30 ilâ 40 yaşlarında bir dinleyici topluluğuna hitap ettim. )
42. Üst üste iki kez iyelik eki kullanmak veya “ –ki “ aitlik ekiyle iyelik ekini birlikte kullanmak.
şeyisi, şeysi ( şeyi ), çoğusu ( çoğu ), seninkisi ( seninki ), benimkisi ( benimki ), sizinkisi ( sizinki ), bizimkisi ( bizimki ) ...
43. Bazı meslek adlarını yanlış kullanmak.
kasapçı ( kasap ), bakkalcı ( bakkal ), manavcı ( manav ),berberci ( berber )...
44. “ atıyorum “ sözünü , “ meselâ, farzedelim , farzedelim ki, farzımuhal, varsayalım...” sözlerinin yerine kullanmak.
Bugünkü toplantımıza atıyorum 150 kişi katılsın. ( Bugünkü toplantımıza farzedelim 150 kişi katılsın. )
45. “ olay “ sözünü olur olmaz her yerde kullanmak.
Kitap olayını hallettiniz mi ? ( Kitap meselesini hallettiniz mi ? )
Sınav olayını gözünde bu kadar büyütme ne olur. ( Sınavı gözünde bu kadar büyütme ne olur. )
яєαℓ¢ιєм çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:55
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522