Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

dede korkut hikayeleri (8 tanesi)

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan dede korkut hikayeleri (8 tanesi) Konusunu Görüntülemektesiniz => SALUR KAZAN HİKÂYESİ Günlerden bir gün Salur Kazan ziyafet vermekteydi. Seksen yerde kazanlar kurulmuştu. Altın sürahiler, bardaklar sofralara konulmuştu. Biraz ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 06-01-07, 18:01   #6 (permalink)
JOGA BONİTO GS
 
Giriş Tarihi: 14-10-2006
Yer: ankara
Mesajlar: 1,167
Rep Puanı: 10106767
gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 101104
Varsayılan C: dede korkut hikayeleri (8 tanesi)


SALUR KAZAN HİKÂYESİ
Günlerden bir gün Salur Kazan ziyafet vermekteydi. Seksen yerde kazanlar kurulmuştu. Altın sürahiler, bardaklar sofralara konulmuştu. Biraz sonra yerinden doğrulan Salur Kazan, şöyle dedi:
- Sözümü iyi dinleyin beyler! Yata yata yanımız ağrıdı. Dura dura belimiz kurudu. Durmayalım. Kırlara çıkalım. Avlanalım. Yaban geyiği vuralım. Yiyip içelim, hoş geçinelim.
Salur Kazan'ın yanındaki beyler de bu sözlere katılınca Koca Uruz söz aldı:
-Kazan ağam! Gürcistan'a yakın oturuyorsun. Yurdunu kimlere emanet edip de ava çıkıyorsun?
Kazan:
-Üç yüz yiğit kalacak geride, dedi.
Hazırlıklar yapıldı. Salur Kazan ve güçlü Oğuz Beyleri atlarına bindiler. Alacadağ'a avlanmaya gittiler.
Bunun üzerine kâfirler, azgın kâfir Şökli Melik'e haber verdiler. Şökli Melik yedi bin askeriyle Salur Kazan'ın ülkesine saldırdı. Kazan Bey'in ülkesini darmadağın etti. Kazan Bey'in ak saçlı anasını, oğlu Uruz Bey'i, karısı Burla Hatun'u ve üç yüz yiğidi esir aldı. Kâfirler Kazan Bey'in hazinesini de yağma ettiler. Bütün bu olanlardan Kazan Bey'in haberi yoktu.
Kâfirler kendi ülkelerine döndüler, içlerinden biri şöyle dedi:
-Beyler! Kazan'ın ağıllarında tam on bin koyun var. Onları da almalıyız. Almalıyız ki Kazan'a ağır bir darbe daha vurulsun. Eli kolu bağlansın. Çaresiz kalsın.
Şökli Melik atıldı:
-Derhal altı yüz savaşçı varsın. Koyunları katıp getirsin.
Altı yüz kâfir at bindi. Koyunları getirmek için uçarcasına gitti.
O sırada uyumakta olan Karacık Çoban, kötü bir rüya gördü. Ansızın sıçradı ve uyandı. Kötü şeyler olacağını hissetti. Alaca kollu sapanını alıp düşmanını beklemeye başladı. Sapanı bir atışta yüz kilo taş atabiliyordu. Taşların düştüğü yerde üç yıl ot bitmiyordu.
Birdenbire altı yüz kâfir çullandı üzerine Karacık Çoban'ın. Kâfir başı dedi:
-Hey bre Çoban! Koyunları bize ver. Bize selam dur. Yoksa canını alırız!
Çoban yiğitçe karşı durdu:
- Konuşma bre alçak kâfir! Senin okun benim sapanımla bile boy ölçüşemez. Beri gel. Yiğidin darbesi nasıl olurmuş gör de öyle geç!

Kâfirler atlarını mahmuzladılar. Saldırıya geçtiler. Karacık Çoban bütün gücüyle sapanına taş koyup kâfirlere fırlatıyordu. Tam üç yüz kâfiri yere sermeyi başardı. Bunun üzerine kâfirler korktular. Canlarından olmamak için kaçtılar.
O gece Salur Kazan da kötü bir düş görmüştü. Düşünde ülkesine gökten bir yıldırım düşmüştü. Sabah bu rüyanın tesiriyle uyandı. Askerlerine şöyle dedi:
-Ben ülkeme gidiyorum. Sağlık, esenlik içindey-seler dönüp gelirim. Siz avlanmaya devam edin.
Kazan Bey uçarcasına ülkesine vardı. Olanları görünce gözleri kanlı yaşlar döktü. Yağız atını mah-muzladı.
Kâfirlerin arkasından at sürdü. Yolda Karacık Ço-ban'ı gördü. Onunla söyleşmeye başladı:
-Kara başım kurban olsun sana bre çoban! Söyle bana. Anlat halimizi. Ailemden, ülkemden haber ver bana!
Çoban, Kazan Bey'i görünce dillendi: -öldün mü yittin mi ey Kazan? Dünden önceki gün oban geçti buradan. Ak saçlı ananı, eşin Burla Hatun'u oğlunu esir aldı kâfirler. Altınlarını, develerini de yağma ettiler.
Kazan Bey dinledikçe aklı başından gitti. Yüreği sızladı. Ah çekti. Çoban'a öfkelendi:
-Dilin kurusun çoban! Kadir Allah alnına belâ yazsın. Çoban sözü aldı:
-Bana ne kızarsın Kazan ağam. Altı yüz kâfir üzerime çullandı. Üç yüzünü yere serdim. Bir koyun bile vermedim, iki kardeşimi Hakk'a şehit verdim, yaralandım. Suçum bu mudur? izin ver kâfire saldırayım. Allah kısmet ederse evini ben kurtarayım.
Kazan'ın gözleri nemlendi. Yanlışını anladı. Kendi kendine: "Çobanla birlikte kâfire saldırırsam 'Çoban olmasa, Kazan, kâfirin hakkından gelemezdi.' derler. Yalnız gitmeliyim." diye söylendi.
Yalnız gitmeye karar verdi Kazan. Çobanı bir ağaca bağladı. Atını mahmuzladı. Çoban ağacı yerinden söküp at bindi. Kazan'a yetişti. Koca ağacı sürükleyerek gelmekte olan.çobanı gören Kazan, atından indi. Çobanın ellerini çözdü. Alnından öptü. Birlikte yola koyuldular.
O sırada Şökli Melik kâfirlerle birlikte eğlenmekteydi. Aklından Kazan'ı kahredecek bir iş daha yapmak geçti. Kazan'ın eşi Burla Hatun'a meclisinde hizmet ettirecekti.
Selvi boylu Burla Hatun bunu duyunca, yanındaki kırk ince belli kızı toplayıp onlara öğüt verdi:
-Kazan'ın eşi hanginizdir diye sorarlarsa hep bir ağızdan "Benim!" diye cevap verin.
Şökli Melik'in adamlarından biri gelip bağırdı: -Kazan Bey'in hanımı hanginizdir? Kırk yerden ses gelince anlayamadı. Dönüp gitti. Şökli Melik kudurdu:

-Bre ne durursunuz namertler. Derhal gidip getirin Kazan'ın oğlu Uruz Bey'i. Çengele asın. Etlerini doğrayın kavurma yapın. Bey kızlarına yedirin. Hangisi yemezse odur anası. Alın getirin. Mecliste hizmete etsin.
Burla Hatun haberi aldı. Bir fırsatını bulup usulca yanaştı oğluna. Durumu anlattı. Şöyle dedi:
- Etinden yiyeyim mi yoksa yemeyeyim mi? Ye
meyip de namusumuza leke mi süreyim? Ne edeyim
oğul, gözümün ışığı oğul, söyle bana!
Kazan oğlu Uruz, anasını dinledikten sonra görelim ne söylemiş:
- Ana! O nasıl söz? Sapkın dinli kâfire kendini bel
li etme. Onlara hizmet etmektense ölmen daha iyi.
Babamın namusuna leke getirme.
iki göz iki çeşme ağlıyordu Uruz oğlan. Anası da saçını başını yoluyor, oğul oğul diye feryad ediyordu. Anası ağlayıp sızlayınca Uruz şöyle dedi:
- Hey anam! Aziz anam! Ne ağlıyorsun? Sen sağ
ol, babam sağ olsun. Namusumuza leke gelmesin.
Benim gibi nice oğul feda olsun size.
Uruz'un ısrarı karşısında dayanamadı Burla Hatun. İnce belli kırk bey kızının arasına katıldı.
Sapkın dinli kâfirler, Uruz'u, Çengelin asılı olduğu yere doğru sürükleye sürükleye getirdiler. Yanık ciğeri dağlandı, gözlerinden yaş süzüldü Uruz'un.
Salur Kazanla Karacık Çoban, dört nala at sürdüler. Kâîirin yakınına vardılar. Karacık Çobanın sa panı hedefinden şaşmazdı. Düştüğü yeri oyar, paramparça ederdi. Çoban, Allah'a sığınıp kâfirin üstüne sapanıyla taşları savurdu. Ortalık toz duman oldu. Sanki dünya başına yıkıldı kâfirin.
Kazan Bey, ailesini istedi Şökli Melik'ten. Şökli Melik vermedi. Tam bu sırada birbirinden güçlü Oğuz Beyleri yetişti Kazan'ın imdadına. Oğuz Beyleri hep bir ağızdan:
- Çek kılıcını izzetli beyim! Ne durursun? Vuralım
kâfirleri, diye Kazan'a seslendiler.
Korkusuz yiğitlerin hepsi arı suda abdest aldılar. Ak alınlarını toprağa sürdüler, iki rekat namaz kılıp Allah'a yalvardılar. Adı güzel Muhammed'e salat u selâmda bulundular. Allah'tan yardım dilediler.
Yüreğinde korkunun zerresi olmayan Oğuz yiğitleri ve Kazan Bey kılıçlarını çektiler. Kâfirin üzerine yürüdüler. Kâfir neye uğradığına şaşırdı. Sanki kıyamet koptu. On iki bin kâfir bozguna uğradı. Beş yüz Oğuz yiğidi şehit oldu.
Oğuz Beyleri bir çok ganimet topladı. Kazan Bey; ailesini, askerlerini ve mallarını alarak ülkesine döndü. Tahtını yeniden yükseltti. Otağını yeniden kurdu. Karacık Çoban'ı komutan yaptı. Yedi gün yedi gece eğlence düzenlendi. Yiğitlere hediyeler verildi. Yenilip içildi.
Dede Korkut şöyle seslendi:
- Bey dediğim erenler! Gelişli gidişli bu dünya kimseye kalmaz. Dünya benimdir diyenler! Ahiri ölümdür dünyanın. Hânım! El açıp dua edeyim Allah'a: Ak sakallı atanın mekânı cennet olsun. ölüm döşeğinde imandan ayırmasın. Duama katılanlar Allah'ın cemalini görsünler. Bağışlansın günahlarımız. Adı güzel Mustafa'nın yüzü suyuna bağışlansın.
gddgfdfgdfgd çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-07, 18:02   #7 (permalink)
JOGA BONİTO GS
 
Giriş Tarihi: 14-10-2006
Yer: ankara
Mesajlar: 1,167
Rep Puanı: 10106767
gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 101104
Varsayılan C: dede korkut hikayeleri (8 tanesi)


SALUR KAZAN'IN TUTSAKLIĞI HİKÂYESİ
Günlerden bir gün, Trabzon tekfuru, Kazan Beye bir şahin hediye etmişti.
Ertesi sabah Kazan Bey, şahinlerle birlikte ava çıktı. Şahinler Toman'ın kalesine kondu. Kazan Bey ve yiğitler, kâfirin kalesi Toman'ın yakınlarında çadır kurdular, uykuya daldılar.
Tornan Kalesinin tekfuru bunu haber alınca, askerlerini fakat Kazan Bey, kadını hoş karşılamadı, verdiği cevaplar karşısında kadın telaşa kapıldı.
Tekfur'a gitti: "O pis Oğuz'u zindandan çıkar, daha şiddetli cezalandır." dedi.

Tekfur, beylerini topladı. "Kazanı kuyudan çıkarın. Bizi övsün, Oğuz'u kötülesin. Sonra bize saldırmayacağına söz versin. Varsın gitsin!" dedi.
Kazan'ı kuyudan çıkarıp getirdiler. Şartlarını söylediler. "Oğuz'u kötüleyip bizi öv, seni bırakalım." dediler. Kazan "Ben adam övmem, at gibi bineceğim bir adam getirin bineyim, sonra sizi öveyim!" dedi. Bir kâfir getirdiler. Sırtına eyer koydular. Kazan kâfirin üzerine binip onu öldürdü. Kopuzunu eline aldı. Görelim ne söyledi:
"Muhammed'in dini aşkına kâfire kılıç salladım, yüz bin kâfire karşı durdum. O zaman bile övünmedim övünen yiğitleri hoş görmedim. Ey kâfir beni öl-dürsen bile Oğuz yiğitleri dururken seni övmem ben!"
Kâfirler hiddetlendi "Gelin bunu öldürelim!" dediler Sonra oğlu var, kardeşi var öldürmek olmaz!" deyip Kazan'ı domuz ahırına attılar.
Oğuz ilinde Kazan'ın yaşayıp yaşamadığını kimse bilmiyordu. Kazan'ın oğlu Uruz büyümüş cesur bir yiğit olmuştu. Ona, babasının Tornan Kalesinde esir olduğunu söylememişlerdi. Bir gün birisi, Uruz'a babasının esir olduğunu söyledi. Uruz öfkelendi. Hemen anasının yanına gitti "Ana ana ay ana! Babam kâfirin elinde esirmiş bunu bana niye söylemedin!" dedi.
Anası ağlayarak "O zamanlar küçüktün. Kâfire varınca canını alırlar diye korktum, sana söyleyeme-dim." dedi. Uruz hemen hazırlıkları yaptı. Beyleri, askerleri toplayıp yola çıktı.
Az gittiler uz gittiler. Kâfir kalesinin kapısına geldiler. Bezirgan kılığına büründüler. Kaleden içeri girdiler. Askerler onların bezirgan olmadığını anlayınca saldırdılar. Oğuz yiğitleri önlerine çıkanı yıktı. Kâfiri perişan ettiler. Kale burçlarını kuşattılar.
Tekfur kara haberi aldı. Tekfur "Kazan'ı kaleden çıkarıp getirin!" dedi. Kazan'ı getirdiler. Tekfur, "Üzerimize gelen askerleri geri çıkarırsan, seni salıveririz. Ancak bir daha üzerimize düşman salmayacaksın." dedi.
Kazan "Vallahi billahi doğru yol dururken eğri yoldan gitmem." dedi. Kâfirler, Kazan yemin etti diye sevindiler.
Kâfirler Kazan'a giyim verdiler. Kılıç, mızrak ve ok verdiler.
Kazan atını meydana sürdü. Karşıda bölük bölük Oğuz yiğitlerini görünce yüreği kabardı.
Kazan meydana çıktı. Karşısına düşman istedi. Boz atlı Bamsı Beyrek, at teperek geldi. "Bre gel çarpışalım!" dedi.
Kazan "Bre yiğit! Ak boz ata binen bey yiğit kimdir, diye sordu. Beyrek "Kazan hanımızın oğludur!" dedi. Kazan sevindi, bir de acı duydu.
Beyrek telâşlandı. Atını Kazan'a doğru sürdü. Kazan kendisini tanıtmadı. Beyrek gürzüyle Kazan'a vurdu. Kazan, Beyrek'i bileğinden yakalayıp yere vurdu "Ey Beyrek, beyine söyle o gelsin!" dedi
Bu kez Dülek Evren çıktı meydana. Mızrağını kavrayıp atını sürdü. Mızrağını Kazan'a saplamak istedi. Kazan bir harekette mızrağını aldı. "Bey'ine söyle o gelsin!" dedi.
Alp Rüstem at tepti bu kez. Kazan'a doğru at sürdü. O da bir şey yapamadı Kazan'ın darbesiyle geri döndü. Kazan "Beyine söyle o gelsin!" dedi.
Uruz dayanamadı at sürdü. Kılıcına davrandı. Kılıcını babasının omzuna indirerek dört parmak derinliğinde bir yara açtı. Kazan kanlar içinde kaldı. Uruz son hamleyi yapacaktı ki Kazan söyledi. Görelim ne söyledi:
"Karanlık gözümün ışığı oğul. Yiğidim, aslanım Uruz! Kıyma ak sakallı babana!"
Uruz'un gözleri yaşla doldu. Hemen Kazan'ın ellerine sarıldı. Beyler hemen gelip Kazan'ın elini öptüler. Hep birlikte kâfire saldırdılar. Kâfir perişan oldu. Kale alındı. Mescitler yapıldı, her tarafta güzel sesli müezzinlerin sesi duyuldu.
Hep beraber Oğuz'a döndüler. Yedi gün yedi gece şölen kuruldu. Yenilip içildi.
Dedem Korkut gelerek:
"övdüğüm bey yiğitler, dünya benimdir diyenler. Ecel aldı, toprak gizledi. Bu dünya kimlere kaldı, ge-lişli gidişli dünya. Sonu ölümlü dünya."
Dua edelim hânım!
"ölüm geldiğinde arı imandan ayırmasın.
Kadir Mevla namerde al açtırmasın.
Dualar makbul olsun.
Amin diyenler Allah'ın cemalini görsün, hânım ey!"
gddgfdfgdfgd çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-07, 18:02   #8 (permalink)
JOGA BONİTO GS
 
Giriş Tarihi: 14-10-2006
Yer: ankara
Mesajlar: 1,167
Rep Puanı: 10106767
gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11gddgfdfgdfgd Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 101104
Varsayılan C: dede korkut hikayeleri (8 tanesi)


Deli Dumrul Hikâyesi
Güçlü Oğuz arasında Duha Kocaoğlu Deli Dumrul adında bir er yaşardı.Kuru bir ırmağın üzerine köprü yaptırmış,geçenden otuzüç akçe, geçmeyenden döve döve kırk akçe alırdı."Benden daha deli ve güçlü bir yiğit var mıdır? Varsa çıksın, dövüşelim; yiğitliğim Rum ve Şam'a dek bilinsin" diye düşünürdü. Günlerden bir gün köprüsünün yakınına bir bölük oba kondu. İçlerinden biri hastalanmış, Allah'ın buyruğuyla ölmüştü. Kimisi oğul, kimisi kardeş diye ağlıyor, ağıtlar yakıyordu. Deli Dumrul dört nala erişti ve sordu; "Bre ne ağlıyorsunuz, köprümün yanında bu gürültü nedir?" "Hanım" dediler, "bir yiğidimiz öldü, ona ağlıyoruz."
Deli Dumrul sordu.-
"Bre yiğidinizi kim öldürdü?"
"Allah Teâlâ'dan buyruk geldi, al kanatlı Azrail,
yiğidin canını aldı" dediler.
Deli Dumrul şaşırdı:
"Bre Azrail de kimdir, nasıl alır insanın canını" dedi,
"ey Kadir Allahım, birliğinin hakkı için Azrail'i
göster bana, göster ki, onunla dövüşeyim,
güzel yiğidin canını kurtarayım, bir daha da
kimsenin ölümüne neden olmasın."
Dumrul'un sözleri, Kadir Teâlâ'ya hoş gelmedi. Azrail'e buyurdu.- "Delinin gözüne görün, benzini sarart, canını hırıldatarak al."
Deli Dumrul kırk yiğitle yiyip içmedeyken, Azrail
ansızın göründü. Gelişini ne kapıcı görebilmişti
ne çavuş. Dumrul, ansızın karşısına
çıkan Azrail'i görünce gözleri görmez,
elleri tutmaz oldu. Dünya gözüne
karanlık göründü. Görelim Azrail'e ne söyledi:
Ne heybetli bir yaşlısın sen -Kapıcılar görmedi Çavuşlar tanımadı Gören gözüm görmez Tutan elim tutmaz oldu

Canım ürperdi
Altın kadehim yere düştü
Ağzım buz
Kemiklerim tuz oldu
Bre aksakallı
Fersiz gözlü ihtiyar
Bre ne heybetlisin sen söyle bana
Elimden bir kaza erişecek sana
Dumrul'un sözleri, Azrail'in hiddetlenmesine neden oldu. Görelim ne söyledi:
Bre deli fersiz gözlerimi niçin beğenmiyorsun
Güzel gözlü kızların, gelinlerin canlarını çok almışım
Ağarmış sakalımı neden beğenmiyorsun
Kara sakallı, ak sakallı nice yiğitlerin canlarım almışım
Bu yüzden ağarmıştır sakalım
Bre deli
Böbürlenip dururdun Azrail elime geçse
öldüreceğim, yiğidi elinden kurtaracağım derdin
Şimdi senin canını almaya geldim
Verir misin yoksa benimle cenk mi edersin
Deli Dumrul,
"Bre" dedi, "al kanatlı Azrail sen misin?"
"Evet, benim" dedi Azrail.
"Bu güzel yiğitlerin canını sen mi alıyorsun?" diye
sordu Dumrul.
"Evet, ben alıyorum" dedi Azrail.
"Bre Azrail" dedi Dumrul, "ben
isterdim ki, seninle dar bir yerde
karşılaşayım da öldüreyim. Böylece
güzel yiğitlerin canlarını kurtarayım."
Kara öz kılıcını sıyırdı kınından,
bir hamle yaptı. Azrail güvercine
dönüşerek pencereye kondu.
Adem irisi Deli Dumrul güldü.
"Yiğitlerim" dedi keyifli keyifli, "Azrail'i
öyle korkuttum ki, geniş kapıyı bırakıp
dar bacadan zor kaçtı. Madem, elimde
bir güvercin olup uçtu, Onu bırakır mıyım,
doğana aldırmayınca."
Kalkarak atına bindi, doğanını omzuna
aldı, ardına düştü. Birkaç güvercin
öldürdü. Dönüp evine geliyordu ki,
Azrail atına göründü, ürküttü.
Ürken at, Dumrul'u kaldırıp yere
vurdu. Kara başı bunaldı Dumrulun, Azrail,
ak göğsüne çökünce, hırıldamaya
başladı, görelim ne söyledi:

Bre Azrail aman
Allah'ın birliğine olmaz güman
Seni böyle bilmezdim
Can aldığını duymazdım
Bizim tepesi büyük yüce dağlarımız var
O dağlarımızda bağlarımız var
O bağlarda kara salkımlı üzüm yetişir
Üzümü sıkarlar şarabı var
O şaraptan içince sarhoş olunur
Şaraplıydım görmedim
Ne söyledim bilmedim
Usanmadım beylikten
Yiğitliğe doymadım
Alma canımı bağışla
Bre Azrail medet
Azrail,
"Bre bana ne yalvarırsın" dedi, "Allah'a
yakar. Bu işler benimle başlayıp benimle bitmez.
Ben de emir kuluyum."
"Peki" dedi Dumrul, "can veren de can
alan da Allah mıdır?"
"Evet, odur" dedi Azrail.
"Peki sen ne işler, Hak Teâlâ ile
aramıza girersin. Çık aradan, Allah'la
söyleşeyim" dedi Dumrul.
Görelim hanım Deli burada
ne söylemiş:
Ululardan ulusun Kimse bilmez nicesin Güzel Tanrı
Niceleri seni gökte arar yerde diler Oysa sen müminlerin gönlündesin Daim duran Cebbar Tanrı Baki kalan Settar Tanrı Alacaksan canımı sen al Azrail'e bırakma
Allah Teâlâ'ya, Dumrul'un sözleri hoş geldi;
seslendi:
"Madem kulum birliğimi bildi ve
şükür kıldı, ey Azrail, can yerine
can bulursa azat olsun, onunkini bağışlarım."
Azrail, Deli Dumrul'a döndü: "Bre Deli Dumrul, can yerine can bulursan, canın azâd olacak, Allah'ın takdiri böyle oldu."
Dumrul,
"Ben nasıl can bulayım?" dedi,
"benim, ak pürçekli anam, ak sakallı babam var
sadece, gel gidelim
belki biri derdimden anlar, kurtulurum."
Dumrul, babasına geldi, elini öptü, görelim ne söyledi:

Ak sakallı, azizim, canım babam
Bilir misin neler oldu
Kötü söz söyledim
Hak Teâlâ'ya hoş gelmedi
Göfctefci al kanatlı Azrail'e buyurdu
Uçarak geldi
Ak göğsüme pençesini bastırarak
Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu
Senden can isterim canıma karşılık
İzzetli babam verir misin
Verip de beni kurtarır mısın
Yoksa "Oğul oğul\" diye yanar mısın
Babası Dumrul'u dinledikten sonra görelim ne söyledi:
Oğul oğul ey oğul
Canımın parıltısı oğul
Doğunca dokuz erkek deveyi kurban verdiğim oğul
Altın pencereli otağımın kabzası oğul
Kızımın, gelinimin çiçeği oğul
Karşıda yatan kara dağım gerek ise
Gelsin Azrail'in yaylası olsun
Soğuk soğuk pınarlarım gerek ise
içme olsun
Tavla tavla atlarım gerek ise
Binek olsun
Katar katar develerim gerek ise
Yük taşıyıcı olsun
Ağülardaki ak koyunum gerek ise
Kara mutfakta şöleni olsun
Akçe, gümüş altın gerek ise
Harçlığı olsun
Hayat tatlı, can izzetli
Canımı veremem
Anana git
O benden daha aziz, sevgi doludur
Deli Dumrul, babasından yüz bulamayınca doğruca annesine gitti, görelim neler söyledi:
Ana ana canım ana
Bilir misin neler oldu
Gökyüzünden al kanatlı Azrail uçarak geldi
Ak göğsüme çökerek
Canımı almak istedi
Babamdan istedim can vermedi
Senden dilerim ana
Canından geçer misin benim için
Yoksa, "Oğul oğull" diye yanar mısın
Acı tırnağınla ak yüzünü yırtar mısın
Kargı gibi kara saçnı yolar mısın

Anası, görelim ne söylemiş:
Oğul oğul ey oğul
Dokuz ay içimde taşıdığım
On ay deyince dünya yüzüne getirdiğim oğul
Dolma beşiklerde belediğim
Dolu dolu ak südümü emzirdiğim oğul
Ak burçlu kalelerde tutulaydın
Azgın dinli kafire tutsak olaydın
Altın akçenin gücüyle seni kurtaraydım oğul
Yaman bir yere varmışsın varamam
Dünya tatlı, can aziz
Veremem böylece bil
Anasından da yüz bulamayınca Deli Dumrul, Azrail'e yakardı:
Bre Azrail aman
Allah'ın birliğine olmaz güman
Azrail dedi:
"Daha ne aman dilersin.
Ak sakallı babandan yüz bulmadın, ak
purçekli anandan fayda görmedin, gayri sana
can verecek kim vardır?
Dumrul'un gözleri parladı:
"Hasretlim var" dedi.
Azrail
"Hasretlin kimdir?" diye sordu.
Deli Dumrul,
"Helâlliğim, eşim" dedi, "iki oğlum var ondan,
izin verirsen, bir de onunla konuşmak istiyorum."
Azrail'in izniyle Dumrul, bu kez helâllisinin yanına
geldi, görelim ne söyledi:
Bilir misin neler oldu
Gökyüzünden al kanatlı Azrail uçarak geldi
Ak göğsüme çökerek
Tatlı canımı alır oldu
Babamdan diledim can vermedi
Anamdan istedim can vermedi
Dünya tatlı, hayat güzel, dediler
Yüce dağlarım yaylağın olsun
Soğuk sularım içmen olsun
Koç atlarım bineğin
Altın pencereli otağım gölgen olsun
Katar katar develerim yüklerini taşısın
Ağıllardaki ak koyunlarım şölenin olsun
Gözün kimi tutar
Gönlün kimi severse
Ona var sen
Çocuklarını öksüz bırakma

Dumrul'un sözlerini şaşkınlıkla dinleyen helâllisi görelim neler söyledi:
Ne dersin, ne söylersin
Göz açınca gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
Koç yiğidim
Tatlı damağınla öpüştüğüm
Bir yastığa baş koyduğum
Karşı yatan kara dağları
Neylerim ben, senden sonra
Yayla değil bana mezar olsun
Soğuk sularını içer olsam kanım olsun
Harcar isem altın akçeni kefenim olsun
Tavla tavla koç atına biner isem tabutum olsun
Senden sonra bir yiğidi sever olsam
Alaca yılan olup beni soksun
Senin nâmert anan baban
Ne var ki bir canda
Sana bağışlamamışlar
Yedinci, sekizinci gök şahit olsun
Kudretli Allah şahit olsun
Canım sana feda olsun

Eşi için canından vazgeçtiğini gören Azrail, kadının ruhunu almaya geldi. Lâkin Deli Dumrul, helâllisine kıyamadı, Allah Teâlâ'ya yakardı, görelim neler söyledi:
Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Cahil kullar gökte arayıp yerde ister
Oysa sen inanmışların yüreğindesin
Daim duran Cebbar Tanrı
Yüce yolların üstüne
Vakıflar kuşatayım senin için
Alınca ikimizin canını birlikte al
Bırakırsan birlikte bırak
Keremi sonsuz Tanrı
Deli Dumrul'un sözleri, Allah Teâlâ'ya hoş geldi. Azrail'e, Dumrul'un anasının babasının ruhlarını almasını buyurdu-, "Onları ise bağışladım, yüzkırk sene ömür verdim."
Azrail, Dumrul'la eşini bırakıp, ebeveynine giderek, Hak Teâlâ'nın emrini yerine getirdi.

Deli Dumrul, helâlliğiyle yüzkırk sene mutlu bir ömür sürdü.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, destan koştu, deyiş söyledi:
"Bu hikâye Deli Dumrul'un olsun, benden sonra alıp ozanlar anlatsın, dilden dile gezinsin, açık alınlı gönlü yüce erenler dinlesin" dedi.
Hak Teâlâ'ya yakarayım hanım: Başı yüce, kara dağların yıkılmasın. Gölgeli, yaşlı ağacın kurumasın. Çağıldayan, coşkun suyun kurumasın. Kudret sahibi Allah, seni kimselere muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, makbul olsun. Arıtsın, temizlesin günahlarını, sizi adı güzel Muhammed'e bağışlasın.
gddgfdfgdfgd çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-07, 19:13   #9 (permalink)
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 19-08-2006
Yaş: 17
Mesajlar: 11
Rep Puanı: 2375
korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11korta Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: dede korkut hikayeleri (8 tanesi)

cok teşekkürler arkadaş tam zamanında zorluk cekmeden buldum
korta çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-02-07, 19:42   #10 (permalink)
Bağımlı
 
Giriş Tarihi: 01-09-2006
Mesajlar: 658
Rep Puanı: 285353
national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11national76 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 2886
Varsayılan C: dede korkut hikayeleri (8 tanesi)

çok teşekkurler
national76 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:49
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522