|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Yûnus Emre ve Mevlânâ "Hümanist Düşünürler" miydi? ~ Konusunu Görüntülemektesiniz => Yûnus Emre ve Mevlânâ "Hümanist Düşünürler" miydi? ~ Bir zamanlar Türk Dil Kurumu (TDK) bütün takke işâretlerini kaldırmıştı. Hangi hak ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Gidiş mi, Dönüş mü...
![]() Giriş Tarihi: 01-02-2006
Yaş: 18
Mesajlar: 4,807
Rep Puanı: 45490228
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Yûnus Emre ve Mevlânâ "Hümanist Düşünürler" miydi? ~
Bir zamanlar Türk Dil Kurumu (TDK) bütün takke işâretlerini kaldırmıştı. Hangi hak ve selâhiyetle, belli değil; ama kaldırmıştı ve Türkçe’yi mahvetme serüvenin bir yeni safhası gündeme kondu. Halayla hâlânın, alemle âlemin farkı kalmadı. Bankacım benimle karımı mı, kârımı mı paylaşacaktım, belli değildi. Şimdilerde yeniden koydular, kerhen ve isâbetsizce. O zamanlar bir deniz memelisi olana yunusla, mutasavvıf Yûnus aynı şey olmuşlardı. Gönüller sultanı Mevlânâ da “Mevl Ana” nev’înden garip bir şahsiyet hâline dönüşmüştü! Ünlü İnternet ansiklopedisi Wikipedia’daki “Humanism” maddesinde anlatılanları tercüme edersek şu çıkıyor karşımıza (12 Mart 2006): Hakikati ve ahlâkı insanî anlamda ve insan alâkalarını destekleyecek şekilde aramak; bunu yaparken de kendimizi tâyin edebilme kapasitemizi kullanmak, öte yandan da kadere, tabiatüstüne veya ilâhî vahiyle gelen metinlere (yâni kutsal kitaplara vs.) transandantal mazeretlere sığınarak İNANMAMAYI savunan dünya görüşü. Aynı kaynağa Türkçesi’nden baktığımızda ise (yazar belli değil ve metin de tenkide açık, ben de biraz düzelterek naklediyorum; üslûp belli ki rahmetli Cemil Meriç’e perestiş dolu) şunlar var: <<Türk Dil Kurumu’na göre Hümanizm, Fransızca humanisme, insancılık, insanları sevme ülküsü, beşeriyetçilik. İnsancıl bir yaklaşımı belirten hümanizm, Rönesans Avrupası’nda hem edebiyat hem düşünce alanında ortaya çıkan yenileşme hareketidir. Temeli Rönesans’ta Antikçağ metinlerinin incelenmesine dayanan ve XIII. YY’da İtalya’da ortaya çıkan hümanizm, XVI. YY’a kadar gelişen bir yenileşmeyi belirtir. Hümanizm terimi, çeşitli anlamlar taşır. Bu anlamların biricik ortak noktası, insanoğlu hakkında tam anlamıyla iyimser bir felsefeyi yüceltmesidir. İmanını kaybeden bir çağın dini. Sözünü dinletmek isteyen her felsefe bu kaftana bürünmek zorunda. Marksizm’den egzistansiyalizme kadar Avrupa’nın tüm düşünce akımları hümanist. Kavramdan çok kılıf; kelime değil bukalemun: demokrasi gibi, sosyalizm gibi. Hümanizm genç bir kavram, batı dillerini 1850’den sonra fethetmiş. Kelimenin iki ayrı mânâsı var: 1) Antikite hayranlığı. 16. Asır Avrupası için bir kaçış, bir meçhulü arayıştı hümanizm. Bir egzotizm, bir yeni boyut ihtiyacı. Kilisenin yasaklarından kurtulmak isteyen Orta Çağ insanı Eski Çağ edebiyatlarına kaçtı. Ferdî cemaat içinde eritmeyen paganizm hürriyetti, direnişti. Nassların çelik korsasından kurtulup kilisenin duvarları dışına fırlamak hem câzip hem de tehlikesizdi. Kendi mâzisine sığınıyordu Batı; mânevî mirâsını yeni baştan inceliyor, o metruk hazineden el değmemiş mücevherler derliyordu. Antikite hem kendisiydi hem başkası. İnsan Hristiyanlığın posalaştıramadığı bir düşünceyle yakından temas ediyordu. Vesayetten kurtuluştu bu, kendi kanatları ile uçmak arzusuydu. Açıktan açığa bir isyan değildi şüphesiz, çünkü Hristiyanlık, Greko-Latin kültürü ile hiçbir zaman göbek bağlarını koparmamıştı. Fakat nassların korkuluğundan atlayarak putperest dünyanın şiir ve düşünce bahçelerine açılmak yine de tehlikeliydi. Ne olursa olsun Avrupa, zincirlerini kırmak, rüştünü ispat etmek, horlanan haysiyetini kurtarmak zorundaydı. Böylece batı aydını çeşitli tahriflerle tanınmaz hâle gelen Hristiyanlığı bir yana bırakacak ve giderek kendi kendini tanrılaştıracaktır. 2) Filhâkika hümanizmin ikinci mânâsı insanlık dinidir. Kilisenin abesleriyle bunalan serazat zekâlardan kimi “tabiatta tanrı yoktur, tanrıyı yaratan insandır. Toplum kendi değerlerini gök kubbeye aksettirmiş, beşerîyi ilâhîleştirmiştir” dedi. İnsanın yabancılaşmasıydı din, bir çeşit afyondu. Geçen asrın düşünce fatihleri Promete’yi bayraklaştırırlar, “bütün tanrılardan iğreniyorum” diyen Promete’yi. İyi ama Promete’nin iğrendiği tanrılar karanlık bir çağın kan dökücüsü, habis, zenperest mâbudları değil mi? Hümanizm, Avrupalı için kaybettiği dinlerin, yıktığı inançların yerini alan bir put. Hümanizm bir aydın hastalığı ama kimse bu “izm”in hudutlarını çizemiyor. Diyorlar ki hümanizm insanı mükemmelleştirmek, varabileceği en yüksek irtifaa yükseltmek yani gerçek insan, kâmil insan yapmak. Yalnız örnek kim olacak? Sokrat mı, Vinci mi, Erasmus mu, Goethe mi? Nietzsche’nin ideali insan-üstü idi; yakın tarihin kanlı tacidarları bu rüyânın ne kadar tehlikeli olduğunu ispat ettiler. Carlyle’ın kahramanlarına gelince, onlar da mâzide yaşayan veya yaşandığı farz edilen birer gerçek veya tecrid. Hümanizm insanın tanrılaştırılmasıymış; hangi insanın, feylesofun mu, kozmonotun mu, yığının mı? Hümanizm, saltanatının sarsıldığını anlayan kilisenin de bayrağı. “Gerçek hümanist biziz” diyen Pierre l’Hermite’lerin, Ignace de Loyola’ların torunları kanlı pençelerine ipek eldivenler geçirerek insanoğlunu kardeşliğe çağırıyor. Katolik bir tarihçi, “Hristiyan hümanizmi, yunanlıların dini ideali ile İncil arasındaki kaynaşmanın eseridir” diyor; Yunan felsefesi Latin hukuk anlayışı ve Judea-Christian teoloji aynı potaya döküldü, bu halitadan çıkan ana mefhum insanoğlunun değeridir”. (Grouset) Ya İslâmiyet? Hümanizm putperest sanata karşı duyulan hayranlıksa Müslüman dünya böyle bir muhabbetten habersiz yaşamıştır. Çölde doğan İslâmiyet, Yunan şiirinin çılgın ve günahkâr câzibesine kapalıydı. Sirenlerin şarkısını engin denizlere açılmayanlar duyamazlardı ki. İslâmiyet Yunan ve Roma’dan düşünceyi almıştı, besleyici unsurları varlığına katmış, posayı bırakmıştı geriye. Unutmayalım ki karanlıklar içinde bocalayan Avrupa’ya antik çağın en büyük dâhisini, Aristo’yu Müslümanlar tanıtmıştır, yâni Batı hümanizminin ana kaynaklarının biri İslâmiyet’tir. Ne var ki İslâm’ı Homeros da ilgilendirmemiştir, Virjil de. Cahiz (772–870) için dünya şiiri Yedi Askı şâirleriyle başlar. İslâm Yunan ve Latin san’atına niçin dönecekti? Ne dilde, ne de zevklerde ortaklık söz konusuydu. Rönesans hümanistlerinin çağdaş hümanizm üzerinde etkisi nedir? Başka bir deyişle, bir Feurbach’ın, bir Renan’ın, bir Marx’ın dikkatini insanoğlunun muhteşem kaderine, eşsiz değerine kanatlandıran Rönesans’ın metin aktarıcıları mı olmuş? Onlar olmasa Comte İnsanlık Dinini kuramayacak mıydı? Bilemeyiz. Biz Rönesans’ı yaşamadığımız için mi hümanist olamadık? Evvelâ Rönesans tarihî bir gerçekten çok bir İtalyan mitidir. Düşüncede yeniden doğuş ve atlayış olmaz. İslâmiyet’te kilise de yok, Allah’la kul arasında herhangi bir aracı da. İslâm düşüncesi hangi baskıya karşı direnecek, bağımsızlığını kime ispat edecekti? Hümanizm insan haysiyetine saygı, insana tabiat içinde istisnai bir değer vermekse, İslâmiyet tek gerçek hümanizmdir. “Humanités” edeb, efendilik, nefse hâkimiyet, mukaddese saygı ise İslâmiyet ve bilhassa tasavvuf “humanités”nin ta kendisi. İnsan yalnız İslâmiyet’te eşref-i mahlûkattır. Bir yanıyla balçık, bir yanıyla tanrıdır. Feyzi Hindi’nin meşhur beyiti ile çerçevelediği muhteşem varlık: Haki, eğer bezulmeti hesdi mukayyedi, Arşi, eğer benur-ı ilahi münevveri. Şemsettin Sami, “insaniyete muhabbet” diyor (Kamus-u Fransevi). İsmail Fenni, “devr-i teceddüd üdebasının yâni elsine ve edebiyat-ı âtika tarafdaranının mezhebi... beşeriyete ibâdet mezhebi” (Lugatce-i Felsefe). Bu izm “dünyanın en namussuz sömürüsü olan burjuva sömürüsünü örtbas etmek için ileri sürülmüş bir duman perdesi” Kemâl Tâhir’e göre. Ergun Göze için, “insan ruhunu metafizik kaynaklardan koparan ve bu sebeple insanı vücuduna ircâ eden zavallı bir sistem… son aşaması: makineleşen insan”. (Bu keşmekeş nereden geliyor? Önce, kelimenin kendisinden. Kemâl Tâhir hümanizm ile hümanitarizmi birbirine karıştırmıştır).>> Bu satırlarda İslâmiyet’in gerçek insancıllığın ta kendisi olduğu iddiası var. Günümüz İslâm Âlemi için bu ne kadar geçerlidir, tereddütteyim. Her dinin bir teolojik bir de sosyolojik boyutu vardır. Yâni özünde ne dendiği ve pratikte nasıl yaşandığı… Maalesef günümüzde İslâm âlemi’nin hâli hiç de parlak değil! Mustağriplerimiz hemen benimsemiştir kelimeyi ve onlara göre gönül eri ve Allah âşığı Yûnus Emre, Mevlânâ, Hacı Bektaş Velî de su katılmamış birer hümanisttir. Hakk ve hak âşığı olan, Peygamberi’ne “ben senin ayağının tozu olamam” diyen bu insanlar nasıl olur da hümanist addedilebilir! Bir ilginçlik de, ekstatik transandanslar yaşayıp “En’el Hakk” (Hallâc- Mansur) diyecek kadar kendinden geçen bu gönül ehline “düşünür” denmesi… El insaf, bâri bu muhterem zevâta hakaret etmeyin. Biyolojik anlamda diğer hayvanlar da düşünür. İnsanoğlu yâni Homo sapiens sapiens eşref-i mahlûkat mıdır yoksa eşşek-i mahlûkat mı, bunu zaman gösterecek ama bu büyük mistiklere, bu tefekkür, tefelsüf ve mükâşefe erenlerine “düşünür” demek en hafifinden ayıptır! Aynı şey Buda, Lao Tse ve daha nice mistik için de, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed gibi peygamberler için de geçerli. Bu insanlar hayat gâileleriyle boğuşurken tabii ki düşünüyorlardı ama yaşadıkları transandans ve ekstaz “serial processing” ile, rasyonel fikir yürütmeyle ulaşılabilecek şuûr hâlleri değildi. Benim gibi nasibi kifayetsizler ise bir ayakları ilimde ve fende, diğer ayakları mükâşefede seyyah olur giderler nasiplerince… Mesajı son düzenleyen Orcнυη ( 28-05-07 - 22:55 ). |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com