Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk(eser inceleme)

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk(eser inceleme) Konusunu Görüntülemektesiniz => Kemal Karpat, uzun yıllar Amerika’daki çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapmış ve tarih, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi alanlarda ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 28-12-06, 12:40   #1 (permalink)
Saru mo ki kara ochiru/ İyiniyet Elçisi
 
Giriş Tarihi: 28-05-2005
Mesajlar: 74,777
Rep Puanı: 99256614
мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11мαηкєη Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 993356
Varsayılan Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk(eser inceleme)


Kemal Karpat, uzun yıllar Amerika’daki çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yapmış ve tarih, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi alanlarda bilimsel çalışmalar gerçekleştirmiş bir bilim adamıdır. Karpat’ın son eseri olan “Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk”, özellikle Amerika’da ve Avrupa’da gerçekleşrieilen Ortadoğu araştırmalarının arkaplanı ve Türk-Arap ilişkilerinin tarihsel boyutunu bütün yönleriyle ortaya koyan önemli bir çalışmadır. Kitaptaki makalelerin birçoğu daha önce çeşitli dergilerde yayınlanmış veya sempozyumlarda bildiri olarak sunulmuştur.
Yazar, eserinin giriş bölümünde “gelişmekte olan ülkelerde, özellikle Ortadoğu çalışmalarında sosyal bilimler ve tarihin kullanılması” üzerinde durmaktadır. Osmanlı tarih yazıcılığının nitelikleri üzerinde duran Karpat, Osmanlılar’ın “toplumsal olayları maddi koşullarla ve insani nedenlerle ilişkilendirmeyi amaçlayan” ve böylece “toplumsal çöküşün köklerini anlamaya çalışan” (s.15) bir edebiyat geliştirdiklerini belirtir. Batılı araştırmacıların ve ilk oryantalistlerin geliştirdikleri dilbilimsel, dinsel yaklaşımların ardında “genellikle islâm’ı lekelemek niyetinin” yattığını söyleyen yazar, Avrupalı tarihçilerin “Ortadoğu’ya yabancı olan milliyetçi-etnik tarih kavramını ortaya koyma” (s.20) suretiyle yerli ve taklitçi bir milliyetçi tarih yazıcılığının doğmasını da sağladıklarını ifade eder. Ancak bu “kötü taklit”, burada bitmez. Bilhassa Batı üniversitelerinde eğitim gören Ortadoğulu aydınlar, kendi kültürleri ve halklarını asla ilgilendirmeyen kuramları “boş yere” uygulamaya çalışmışlar ve “hocaları tarafından geliştirilen analitik modelleri gelişigüzel bir şekilde taklit etmişlerdir. Bu aydınlar, pek çok durumda, kuramsal değer, uygunluk ve pratik kullanım açısından kendi toplumlarına bütünüyle yabancı kalan konu ve sorunlarla uğraşmışlardır”(s.21). Buna bağlı olarak, özellikle Amerika’da üçüncü dünya ülkeleriyle ilgili yapılan çalışmalarda, “üçüncü dünya toplumlarının gelişmelerini Amerikan görüş ve çıkarlarına uygun biçimde etkilemek üzere entelektüel araçlar sağlama” (s.25) amacı güdülmektedir.
Karpat’ın eserinde, günümüzde üzerinde önemle durulan medeniyetler çatışmasının, uzun yıllar ve bilimsel bir program çerçevesinde yürütüldüğü de belirtilmektedir. Amerika’da yürütülen “Ortadoğu çalışmalarının, İslâm’ı yenmek ve ortadan kaldırmak için özel olarak İslâm’ı incelemek amacıyla başlatıldığı”nı(s.27) söyleyen yazar, Birleşik Devletler’de Ortadoğu üzerinde yapılan çalışmaların büyük oranda sosyal bilimler alanını kapsamasını anlamlı bulmakta ve bu yöndeki çalışmaların, “dilbilim, dinsel araştırmalar, toplumsal konum, toplumsal değerler” konularında toplandığına dikkat çekmektedir.
İkinci makalesini “ABD’de Arap ve Türk Araştırmaları”na ayıran Karpat, buradaki Doğu çalışmalarının genelde tarih ile ilahiyat ve felsefe olmak üzere iki ana doğrultuda geliştiğini ifade etmektedir. Yazarın da belirttiği gibi, Amerika’da yapılan Ortadoğu çalışmalarında 1860 yılından itibaren başlayan ve gittikçe hızlanan müslüman göçlerinin etkisi büyüktür. Bu göçler, özellikle 1906-1914 döneminde en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Karpat, bu dönemde yaklaşık 300. 000 Osmanlı uyruğunun New York, Boston, Detroit, Chicago ve diğer kentlere yerleştiğini belirtmektedir. Özellikle Hristiyan olan bu göçmenler, misyoner faaliyetlerinin Osmanlı coğrafyasında yoğunlaşmasını ve dikkatlerin bu coğrafyaya çevirilmesi sonucunu da doğurmuştur. Böylece Osmanlı devletine büyük oranda misyoner akını başlamıştır. “1893 tarihine gelindiğinde toplam olarak 223 Amerikan misyoneri ve 1094 yerli hristiyan, Osmanlı devletinde, iç bölgelerdeki ulaşılması zor 15 kentte bulunan Hıristiyanlar arasında din değiştirme faaliyetlerini yürütüyordu”(s.34). Amerikan misyonerleri bu amaçla Suriye’de ve Anadolu’nun doğusunda birçok okul ve hastane açmışlardır. Bu kurumlarda, bölgedeki hristiyanların (özellikle Ermenilerin) desteklenmesi ve seçkin bir yerli yönetici sınıfın yetiştirilmesi hedeflenmiştir. Nitekim Suriye Protestan Koleji, “Hıristiyan Araplar arasında iyi eğitimli bir seçkin kitlesini”(36) ortaya çıkarmıştır. Bu yerli yönetici sınıfı, “Arap milliyetçiliği” ilkelerinin oluşturulmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Misyonerler bir taraftan Osmanlı yönetimi aleyhine propaganda faaliyetlerinde bulunurken diğer taraftan da basın yayın yoluyla İslâm’ı kötüleyici görüşler yayarak “hıristiyanları, müslüman zulmü altındaki kurbanlar” olarak göstermişlerdir. Bu faaliyetlerin nihaî amacı, “en başta Türklerin Arap topraklarındaki “yönetimini” sona erdirerek başarılabilecek olan Müslüman ‘zulmünden’ Hıristiyanların ‘kurtuluşu’ydu”(s.37). İslâmın, Arap zekâsının bir ürünü olarak göstermek ve dinin dışlandığı bir yönetim anlayışını ideal yönetim olarak takdim etmek, aydınlar arasında Osmanlı’ya karşı büyük bir muhalefete dönüşmüş ve sonunda Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Ortadoğu siyasi haritasının değişmesine neden olmuştur.
Ancak bu değişim, Arapların beklediği ve ümit ettiği şekilde oldu. “Osmanlı Devleti’nin yıkılışının birleşmiş ve bağımsız bir Arap devletinin kurulması değil, fakat Suriye ve Irak’ta bir dizi Fransız ve İngiliz manda yönetiminin kuruluşu ve Filistin’de büyük bir Yahudi yerleşiminin başlaması geldi. Mısır, tamamen gelişmiş bir İngiliz himayesi altındaydı” (s.39).
Esasen Karpat, Ortadoğu çalışmalarının ilk dönemini Batı’nın sömürü ve işgal siyasetinin bir ön çalışması olarak ortaya koymaktadır. Esasen bu çalışmaların günümüzdeki durumu ise, daha çok siyasî ve ekonomik bağımlılık yaratma sürecine hizmet niteliği taşımaktadır. Birleşik Devletlerde sayıları 124 ve Kanada’da 6 olarak tespit edilen Ortadoğu programlarının, çeşitli kurumlar ve finans kaynakları tarafından yönlendirildiği bilinen bir husustur. Özellikle, “yerel Yahudi gruplarından büyük destek almakta olan İsrail çalışmaları, genellikle Siyonist bir yönelimi benimseme eğilimindedirler”(s.42). Ortadoğu çalışmalarının Türk düşmanı bazı çevrelerin hakimiyetinde olduğunu da belirten Karpat, Ortadoğu’da Osmanlı etnik ve dinsel mirasının aslında ayrı ayrı uluslar doğurmadığını, aksine bu “ulusal devlet” görünümünün, büyük ölçüde “eski cemaat kimlikleri” tarafından beslendiğini ifade etmektedir.
Eserde, “Ortadoğu’da toplumsal katmanlaşmaya dair bazı tarihsel ve metodolojik düşünceler”(s.79-104), “Ortadoğu’da millet ve milliyet üzerine düşünceler”(s.105-123), “Ortadoğu devrimlerinin değişen doğası”(s.125-140), “Arap-Türk ilişkileri”(s.141-159), “Türk ve Arap-İsrail ilişkileri”(s.161-196), “Kıbrıs üzerinde savaş : Enosis trajedisi” (s.197-223) başlıkları altında, Ortadoğunun sosyo-kültürel yapısı ile yakın siyasî tarihi hakkında değerlendirmeler yapılmıştır.
Bu değerlendirmelerde, Ortadoğu’daki müslüman toplumun kendine has özelliklerine dikkat çeken yazar, Ortadoğu’da Batı’daki sınıf kavramından farklı bir toplumsal katmanlaşmaya dikkat çeker. O’na göre müslüman dünyada geleneksel dört önemli katmandan bahsedilebilir : “Kılıç ehli, kalem ehli, tüccarlar ve üreticiler”(s.84) Esasen yüzyıllar boyu müslüman toplumda uygulanan bu örgütlenme, mesleğe dayalı bir yapı göstermektedir. Ancak özellikle XVIII. yüzyılın sonundan itibaren yukarıdaki yapının bozulduğu gözlenmektedir. Osmanlı toprak düzeninin bozulması ve bunun sonucu olarak ortaya yeni imtiyazlı sınıfların (âyânlar gibi) çıkması bu yapıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Osmanlı teb’ası olan azınlıklara peş peşe verilen haklar ve tanınan imtiyazlar da bu yapının değişmesinde büyük rol oynamıştır. Aslında XVIII. yüzyıldan itibaren aşamalı olarak gerçekleştirilen toprak reformu, müslüman dünya için çok büyük bir değişimdi. Çünkü bu suretle, özel mülkiyet alanı genişlemekte ve devletin toprak üzerindeki hâkimiyet alanı daralmaktaydı.
Bütün bu değişimler, etnik unsurları ve farklı millet sistemini oluşturan Osmanlı Devleti’ni tehdit eder hale geldi. Bunda şüphesiz dış baskılar ve Osmanlı Devleti’ni bölme parçalama faaliyetlerini yürüten devletler etkili olmuştu. Yoksa Osmanlı Devleti, kendi içinde mükemmel bir yapı arz ediyordu. Kemal Karpat, bu yapıyı şöyle tahlil etmektedir : “Osmanlı devleti, belki de yaşam olanağı bulan en mükemmel tek İslamî devletti. Şeriata uygun homo-İslamicus’u yaratmaya uğraşırken, millet sisteminin serbest hükümleriyle de gayrımüslimlerin kendi inanç ve kimliklerini korumalarına olanak sağlamaktaydı. Hükümetin İslâm’a adanmış olmasına rağmen , on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına dek yönetsel bürokrasinin, kendini, hiçbir şekilde herhangi özel bir etnik ya da dinsel grupla -hatta Müslümanlarla bile- tanımlamadığının belirtilmesi gerekmektedir”(s.118). Ancak bu sistem, Avrupalıların zorlamasıyla dayatılan yeni siyasal kimlikle bozulmuştur. Müslüman aydınlar arasında hızla yayılan “tek ulus olma” düşüncesi, halk arasında da olumlu karşılanmıştır. Bu akımın gelişmesi ve devlet tarafından da desteklenmesinde II.Abdülhamid’in payı büyüktür. Esasen II. Abdülhamid’in, bir çok kimse tarafından “panislamist” olarak gösterilmesi yanlıştır. O, tam anlamıyla “İslamî bir milliyetçilik” duygusu yaratmaya çalışmış ve bunun için de İslam unsurunu ön plana çıkarmıştır. Bu yönüyle Karpat, II. Abdülhamid’i bir “ulus kurucusu” olarak tanımlamaktadır.
Karpat, eserinde Türk-Arap ilişkileri üzerinde dururken, her iki kesimin de zaman zaman birbirlerini yanlış anlamaya sebep teşkil edecek tavırlar takındıklarını belirtir. Esasen on dokuzuncu yüzyıl, “ümmet, vatan, devlet, millet” gibi temel kavramlara yeni anlamların yüklendiği bir yüzyıl olmuştur. Birden fazla cephede Avrupalı düşmanlarla savaşan Osmanlı’nın, sık sık bedevi Arapların saldırıları ve yağmalamalarıyla karşılaşması ve savunduğu Arap topraklarında umduğu desteği bulamaması, derin bir “ihânet duygusu”na kapılmasına sebep olmuştur. Özellikle 1916 yılında Türk ordusuna yapılan karşı saldırıda yaralı Türk askerlerinin öldürülmesi, Türk subayları için affedilmez bir ihânet sayılmıştır. Buna rağmen Türk kurtuluş Savaşı ve müslüman Türklerin Batı’ya karşı başarısı, başlangıçta bir Türk-Arap yakınlaşmasını sağlamıştır. Arap dünyasında etnik ve milliyetçilik ideolojisine dayalı “ulusal devletlerin kurulması” ve “Türkiye’de de lâikliğin benimsenmesi” (s.155), ilişkilerin yeniden bozulmasına sebep olmuştur. Karpat’ın tespitlerine göre, günümüzde “Türklerin Araplarla ilişkileri değişkendir”. Ancak bu ilişkilerin geliştirilmesi için de imkânlar müsaittir. “Türkiye, Irak, Suriye ve Ürdün arasında yapılacak ve İran’la Pakistan’a uzanacak bir ittifak, güvenliği arttıracak ve tüm Ortadoğu ile Hint Okyanusu kıyılarına barış getirecektir”(s.159). Bu barış, Türkiye için olduğu kadar, bölgenin diğer ülkeleri için de önemli olacaktır.
Bir diğer husus da bölgede Arap olmayan ve dahası neredeyse bütün Araplarla düşman olan İsrail faktörüdür. Esasen Türk-Arap ilişkilerinin niteliğini belirleyen en önemli etken de Türkiye’nin İsrail ile olan ilişkileridir. Bilindiği gibi, Türkiye 1949 yılında İsrail’i resmen tanıyan ilk müslüman ülkedir. Ancak Türkiye İsrail-Filistin sorununa, tarihî misyonu ve Osmanlı mirasının getirdiği sorumluluklar çerçevesinde yaklaşmayı resmî bir politika olarak benimsemiştir. Osmanlı Devleti’nin, Filistin’de Yahudilere sadece bireysel yerleşme hakkı tanıması ve Siyonizm’i şiddetle reddetmesinin arka planında, “Siyonizmin bir tür milliyetçilik” (s.168) olması yatmaktadır. Türkiye, bölgedeki tarihî, dinî ve kültürel bağlara sahip ülkelerin tepkilerine rağmen İsrail’i kabul ettiği halde, İsrail, Türk dış politikası için çok önemli olan Kıbrıs konusunda aynı fedakârlığı ve tutarlılığı göstermemiştir. Hatta bazı “Arap ülkeleri Başpiskopos Makarios’un tarafını tutmuşlar ve Nâsır da Kıbrıslı Rumlara, Türklere karşı kullanılan silahları göndermişti”(s.183). Bütün bu hususlar, dış politikanın ekonomik, siyasî ve etnik hususların ekseninde değişken olduğunu da göstermektedir. Bu anlamda Prof. Dr. Kemal H. Karpat, Türkiye’nin çıkarlarının komşularıyla iyi geçinmekte olduğunu ifade etmektedir : “Türkiye kendi ulusal bağımsızlığının siyasal geleneklerine sadık kalarak Ortadoğu politikasında bir rol oynayacaksa; bölgedeki ve genel olarak Üçüncü dünyadaki çıkarlarını harekete geçirecekse, Arap devletlerine karşı daha dostça bir siyaseti benimsemek zorunda olduğu apaçık ortadadır. Olayların ve tarihin mantığı, Türkiye’nin kaprisli denizaşırı müttefiklere dayanmak yerine, kendi yakın bölgesinde dostlar ve güvenlik aramasını önermektedir”(s. 196).
Bu aydınlatıcı tahliller içeren kitabın yazarını ve başarılı bir tercüme gerçekleştiren çevirmeni kutluyorum.
мαηкєη çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-12-06, 15:48   #2 (permalink)
Oyuncak gibi...
 
Giriş Tarihi: 19-09-2005
Yer: =========....!
Mesajlar: 18,625
Blog Mesajları: 9
Rep Puanı: 70939989
MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11MasK Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 709624
Varsayılan C: Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk(eser inceleme)


teşekkürler manken
MasK çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:43
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522