|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Edebİyat Bİlgİlerİ Konusunu Görüntülemektesiniz => EDEBİYAT BİLGİLERİ Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz. I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
yok karşılığı yüzünün...
![]() ![]() Giriş Tarihi: 03-01-2006
Yer: İstanbul Dolmabahçe Bjk İnönü Stadı Tarih:1903 Simge:Kartal Söz:Aslolan Hayattır,Hayatta BEŞİKTAŞ
Yaş: 22
Mesajlar: 3,228
Rep Puanı: 911972
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
EDEBİYAT BİLGİLERİ
Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz. I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli kalıplar içinde sıkıştırılmadığı anlatım türleri olup bunlara kompozisyon türü de denir. Kompozisyon türleri yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır. A. YAZILI KOMPOZİSYON TÜRLERİ 1. Roman İnsanların başlarından geçen veya geçmesi mümkün görülen olayların yer ve zaman belirterek bütün ayrıntılarıyla ele alınan uzun yazılara denir. Romanın ögeleri olay, kişi, çevre ve fikirdir. Bir romanda temel unsur “kişi”dir. 2. Hikâye İnsanları duygulandırmak ve heyecanlandırmak için onların başlarından geçmiş veya geçebilecek olayları sanatlı bir dille ve kısa biçimde anlatan yazılara denir. Hikâyenin ögeleri olay, zaman ve çevre olmakla birlikte temel unsur “olay”dır. 3. Masal Halkın hayal gücünden doğan gerçek dışı ve olağanüstü olaylarla süslü hikâyelere denir. Hayal ürünü, gerçek dışı ve olağanüstü olayları anlatır. Zaman ve çevrenin belirsiz olduğu masallarda evrensel konular işlenir ve kahramanlar insanüstü nitelikler taşır. Eğiticilik esastır. 4. Makale Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir konuyu veya düşünceyi açıklamak ya da ispatlamak amacıyla yazılan fikir yazılarına denir. Makalede temel unsur “fikir”dir. Gazete veya dergilerde yayınlanır. 5. Fıkra Günlük olayları özel bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddî veya nükteli fikir yazılarına denir. Gazete yazıları olan fıkralarda serbestçe seçilmiş güncel konular, sohbet havasında, ispatlamaya kalkmadan fakat bir sonuca ulaşılarak işlenir. 6. Sohbet (Söyleşi) Bir konunun fazla derinleştirilmeden, okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatımla yazarın kişisel duygu ve düşüncelerini dile getirdiği fikir yazılarıdır. Herkesi ilgilendiren güncel konuları, okuyucuyla konuşuyormuş gibi, sıcak ve samimi bir üslûpla işleyen gazete yazılarıdır. 7. Deneme Herhangi bir konu üzerinde, kesin yargılara varmadan, özel görüş ve düşüncelerin kanıtlamaya kalkmadan, serbestçe ortaya konulduğu fikir yazılarıdır. Bir birikime sahip olan yazar, düşüncelerini kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi yazar. Temel unsur “düşünce”dir. 8. Eleştri (Tenkit) Herhangi bir sanat eseri veya sanatçı üzerinde olumlu veya olumsuz görüşlerin ortaya konulduğu, bunların değerleri hakkındaki düşüncelerin belirtildiği, kısacası bir yargıya varıldığı yazılara denir. Tarafsız olunmalıdır. 9. Gezi (Seyahat) Yazısı Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem ve anıları yansıtan yazılara denir. Gezilen yerlerdeki insanların yaşamı, gelenek görenekleri, o yörenin tarihî, coğrafî ve ekonomik özellikleri anlatır. Gerçeklere dayanmalıdır. 10. Anı (Hatıra) Bir kimsenin kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslûpla anlattığı yazılardır. 11. Günlük Ne gün yazıldığını hatırlamak için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda olup bitenin sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar değerlendirmeler yapıldığı yazılardır. Yazılan defterlere “günlük” veya “günce” denir. Günlük günü gününe yaşarken, anı ise yaşadıktan sonra akılda kaldığıyla yazılır. 12. Biyografi Bir kimsenin özellikle insanlığa çeşitli yararları dokunmuş ünlü kişilerin hayatlarını anlatan yazılara denir. Biyografilerde kişinin yaşadığı dönem, çevresi, hayat şartları, eserleri, düşünce yapısı, kişiliği ve yaptığı işler tarafsız ve gerçeklere dayanarak kronolojik bir sıraya (tarih sırası) göre işlenir. 13. Mektup Genel anlamda mektup, birbirinden uzakta bulunan kişilerin duygu, düşünce, istek, dilek ve olayları duyurmada başvurdukları bir yazıdan oluşan haberleşme aracıdır. Herhangi bir düşüncenin, görüşün veya bir tezin savunulması halka duyurulması amacıyla gazete ve dergilerde yayınlanan edebî metkuplar da vardır. 14. Tiyatro Hayatta yaşanmış ve yaşanması mümkün olayları sahnede canlandırmak için yazılan eserlere denir. Diğer yazı türlerinden farkı somut olmasıdır. 15. Fabl İnsan dışındaki bitki, hayvan gibi canlı varlıklara ve eşya gibi cansız varlıklara insan kişiliği vererek, onları konuşturarak başlarından geçen olayları bir ibret dersi verecek biçimde anlatan yazılara denir. B. SÖZLÜ KOMPOZİSYON TÜRLERİ 1. Konferans Bir konuya açıklık kazandırmak veya bir konuda bilgi vermek amacıyla bilim, sanat ve fikir adamlarınca salonlarda dinleyicilere karşı yapılan öğretici, hazırlıklı konuşmalara denir. 2. Açık oturum Toplumun tümünü yakından ilgilendiren bir konunun, belirli bir sürede bir başkanın yönetiminde, yetkili kişilerce, sırayla, çeşitli yönlerden tartışılmasına ve incelenmesine denir. 3. Panel ve Forum Bir konunun karara varmaktan çok, çeşitli yönlerden aydınlatılması için, küçük bir topluluk önünde bir sohbet havası içinde tartışılmasına “panel” denir. Panel sonunda tartışma dinleyelere de geçerse tartışma “forum” hâlini alır. 4. Sempozyum Bir konu üzerinde değişik kişiler tarafından belirli bir sürede yapılan seri konuşmalara denir. 5. Nutuk (Söylev) Bir topluluğa heyecan vermek veya belirli bir düşünceyi aşılamak için yapılan konuşmalara denir. Diğer bir adı da “hitabet”tir. II. NAZIM (ŞİİR) BİLGİSİ Duygu, düşünce ve istekleri ölçülü, ahenkli bir biçimde iletmeyi amaçlayan anlatım yoludur. A. ŞİİRİN UNSURLARI 1. Vezin (Ölçü) Sözün birtakım bölümlere ayrılarak her bölümünün hece sayısında ya da hem sayı hem de hecelerin açıklık kapalılık, uzunluk kısalık yönünden denkliğidir. İki tür vezin (ölçü) vardır. Bir de ölçüsüz şiirler vardır. Bunlara serbest tarzdaki şiirler de diyoruz. a. Hece ölçüsü : Dizelerdeki hece sayısının denkliğine dayanan ölçü türüdür. Parmak hesabı da denen bu ölçü, Türklerin ulusal ölçüsüdür. Bu ölçünün esası hece sayısındaki denklik olup bu sayısal denklik o dizenin kalıbını da verir. • Kalıp, şiirin bütün mısralarında kullanılan ortak ölçüdür. • Bu sayısal denkliğin söyleyişte tek düzeliğe yol açmaması için her kalıp iki ya da daha fazla bölümlere ayrılarak okunur. Bu bölümlere durak denir. Mert da ya nır, na mert ka çar 1 2 3 4 5 6 7 8 Mey dan güm bür güm bür le nir 1 2 3 4 5 6 7 8 Şah lar şa hı di van a çar 1 2 3 4 5 6 7 8 Di van güm bür güm bür le nir 1 2 3 4 5 6 7 8 Yukarıdaki dörtlüğü oluşturan her bir mısradaki heceler sayıldığında mısraların 8’er heceden oluştuğu görülmektedir. Bu mısralar okunurken her 4 heceden sonra bir nefes almak için durulur. Bu bölümlere de durak denir. Dörtlükteki duraklar bölüm (/) işareti ile gösterilmiştir. Durak, sözcükler bölünerek yapılmaz, sözcüklerden sonra yapılır. Yukarıdaki dörtlük 4 + 4 = 8 heceden oluşan bir hece kalıbıyla yazılmıştır. Altıncı heceden sonra durak yapılmıştır. Hece ölçüsünde bu kalıbın dışında 7’li, 8’li ... gibi başka kalıplar da kullanılır. b. Aruz ölçüsü : Hecelerin uzunluk ve kısalık değerlerine göre çeşitli ses kalıplarından oluşan bir tür şiir ölçüsüdür. Araplar bulmuştur. Bu konuyu lisede göreceğinizden burada ayrıntılara girmeyeceğiz. c. Serbest tarz : Aslında bu bir ölçü çeşidi değildir. Şiirlerde hece ölçüsünün dikkate alınmaması ile serbest tarz karşımıza çıkmaktadır. Düşün bir kere çiçek içindesin Bir kız alıp göğsüne takmış Düşün bir kere meyve vermişsin Çocuklar üstüne çıkmış Yukarıdaki dörtlüğün birinci dizesi 11, ikinci dizesi 9, üçüncü dizesi 10, dördüncü dizesi ise 8 heceden oluşmuştur. Dolayısıyla belli bir hece kalıbıyla yazılmamıştır. Aruz kalıbıyla da yazılmadığına göre bu dörtlük serbest yazılmıştır. Yani ölçüsü yoktur. 2. Redif Şiirlerdeki dizelerin sonunda bulunan, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime veya kelime gruplarının tekrarına denir. Kafiyede ses birliği varken, redifte görev ve anlam birliği vardır. Evcilik oynardın telli duvaklı Ben uzaktan seyrederdim, meraklı Yıldızlardan inme bir gül yanaklı, Seni bekliyorum o gün bugündür. Bu dörtlükteki mısraların sonunda yer alan “duvaklı”, kelimelerinde bulunan “-lı” sesi isimden isim yapma eki olduğundan yani görev ve anlamları aynı olduğundan rediftir. Bu kelimelerdeki “-ak” sesleri görev ve anlamları aynı olmayan fakat ses birliği bulunan unsurlar olduğu için kendi aralarında “kafiye” oluşturur. 3. Kafiye (Uyak) En az iki dize sonundaki kelime ve eklerde bulunan ses benzerliğidir. Kafiyeyi oluşturan unsurların yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri ise farklıdır. Ölüm akla gelmez insan sevince Sonunu düşünmez inceden ince Ne gündüzün gündüz ne gecen gece Seni bekliyorum, o gün bugündür Dörtlükte “sevince, ince ve gece” sözcüklerindeki “-ce” sesleri kafiyeyi oluşturmaktadır. B. KAFİYE TÜRLERİ Kafiyeyi oluşturan seslerin sayısına göre kafiye türleri dörde ayrılır: 1. Yarım Kafiye Mısra sonlarındaki tek ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. Çiçek açar dal verir Kimi uzar, birbirine el verir Kimi meyve verir kimi gül verir Ağaç üstünde dillenir kuşlar Dörtlükte bulunan “verir” sözcükleri rediftir. Dörtlükteki “dal, el ve gül” sözcükleridindeki “-l” sesleri ise yarım kafiyeyi oluşturur. 2. Tam Kafiye Mısra sonlarındaki iki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça Gözlerde zaferin nuru yandıkça Üstünde bu bayrak dalgalandıkça Gönlümüz rahattır toprak altında Bu dörtlükte bulunan “andıkça, yandıkça ve dalgalandıkça” sözcüklerindeki “-dıkça” ekleri zarf fiil ekidir. Yani görev ve anlamları ayrı olduğundan rediftir. Bu sözcüklerdeki “-an” sesleri ise sadece ses benzerliğinden oluştuğu için tam kafiyedir. 3. Zengin Kafiye Mısra sonlarındaki ikiden fazla ses benzerliğinden oluşan kafiye türüdür. Yıllarca gurbetle çektiği çile Canlanır yeniden gelerek dile Aksini arayan birkaç ah ile Göğsü boşalırken gözleri dalar Dörtlükte bulunan “çile, dile ve ile” kelimelerindeki “-ile” sesleri (üç harften oluşmuş) zengin kafiyeyi oluşturmuştur. 4. Cinaslı Kafiye Mısralardaki anlamları ayrı, fakat yazılışı ve okunuşları aynı olan (sesteş) iki sözün mısra sonunda kullanılmasına cinaslı kafiye denir. Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç Beyitte birinci “geç” kelimesi “zaman, vaktin ileri olması” anlamında ikinci “geç” kelimesi ise “sürmesi, devam etmesi” anlamında kullanılmış farklı iki sözcüktür. “Yazıma” sözcükleri yazılış ve okunuşları aynı; fakat anlam ve görevleri farklı olduğu için cinaslı kafiyeyi oluşturmuştur. C. KAFİYE ÖRGÜSÜ (DÜZENİ) Bir mısranın hangi mısra ile kafiyeli olduğunun gösterilmesine kafiye düzeni denir. Kafiye düzeninde her mısra bir çizgiyle, kafiyeler de harflerle gösterilir. Üçe ayrılır. 1. Düz Kafiye Birinci mısra ile ikinci mısranın, üçüncü mısra ile de dördüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. aabb şeklinde gösterilir. Kandilli yüzerken uykularda Mehtabı sürekledik sularda Bir yolcu parıldayan gümüşten Gittik bahs açmadık dönüşten 2. Çapraz Kafiye Birinci mısra ile üçüncü mısranın, ikinci mısra ile de dördüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. abab şeklinde gösterilir. Gurbet o kadar acı Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabancı Hepsi başka biçimde 3. Sarma Kafiye Birinci mısra ile dördüncü mısranın, ikinci mısra ile üçüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. abba şeklinde gösterilir. Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda Uzakda bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda Bunların dışında a a x a şeklinde oluşan “mani” kafiye şekliyle, a a a b şeklinde oluşan “koşma” kafiye şekli de vardır. D. ŞİİR TÜRLERİ Konularına göre şiirler beşe ayrılır. 1. Lirik Şiir İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür. Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözlerin kal diyor, dudakların git Bakışın anahtar gözlerin kilit Ellerin aç diyor, dudakların git dörtlüğü lirik bir şiirdir. 2. Epik Şiir Savaş, kahramanlık ve yiğitlik gibi konuları coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlere denir. Dadaloğlu’m yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur Nice koç yiğitler yere serilir Ölen ölür kalan sağlar bizimdir dörtlüğü epik şiirdir. 3. Didaktik Şiir Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlâkî bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan duygu yönü zayıf şiir türüdür. İlim, kula açılmış bir kucaktır; Aydınlıktır, meşaledir, ocaktır. İlmin yüzü samimidir, sıcaktır; Cehaletin yüzü soğuk, buz oğul dörtlüğü konusuna göre didaktik şiirdir. 4. Pastoral Şiir Doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bunlara duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. Sarı, yeşil, mavi renk renk Çiçekler açmış ovada Kelebekler benek benek Dolaşıyorlar orada dörtlüğü konusuna göre pastoral şiirdir. 5. Satirik Şiir Toplum hayatındaki aksayan yönleri, düzensizlikleri, insanın değişik konulardaki eksikliklerini ve hatalarını eleştiren şiir türüdür. Bir vakte erdi ki bizim günümüz Yiğit belli değil, mert belli değil Herkes yarasına derman arıyor Deva belli değil, dert belli değil dörtlüğü konusuna göre satirik şiirdir. E. EDEBİ SANATLAR Anlatıma güzellik ve çekicilik katmak amacıyla kullanılan sanatlardır. Şiirlerin iyi anlaşılabilmesi için söz sanatlarının bilinmesi gerekir. Benzetme Aralarında çeşitli yönlerden iki bulunan iki şeyden benzerlik bakımından güçsüz olanı, nitelikçe daha üstün olana benzetmektir. “Aslan gibi güçlü askerlerimiz var.” Benzeyen Ben. Ben. Benzeyen edatı yönü Bu örnekte olduğu gibi benzetmenin dört unsuru vardır. • Benzeyen : Benzetmenin temel unsurudur. Yukarıdaki örnekte “askerler” benzeyendir. Niteledikçe zayıf olandır. • Benzetilen : Benzetmenin diğer temel unsurudur, Yukarıdaki örnekte “asla” benzetilendir. Nitelikçe güçlü olandır. • Benzetme yönü : Benzeyenle benzetilen arasındaki ilişkidir. Yukarıdaki örnekte arslan ile askerler arasındaki “güçlülük” ilişkisi kurulmuş. • Benzetme edatı : Benzetmelerde kullanılan “kadar ve gibi” edatıdır. Kişileştirme İnsan dışındaki varlıklara, insan özelliği vermeye denir. Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sadık yarim topraktır. Bu dörtlükte “toprak” kişileştirilmiştir. “Dağlar uyuyor, günün yorgunluğunu atıyor.” cümlesinde “dağlar” kişileştirilmiştir. Konuşturma İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatıdır. İntak olan yerde doğal olarak teşhis vardır. Çilek der ki vişneye git Tatlı ekşiliği sonsuz Başka bir ülkedir sanki Vişne benim en sevdiğim Bu dörtlükte “çilek” konuşturulmuştur. Gurbet bile benden bıktı: “Düş yakamdan artık.” dedi. Bu cümlede de gurbet konuşturulmuştur. Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir. Bir sözün yargı bildirmesi, şahıs ve kip bildirecek biçimde çekimlenmesine bağlıdır. Bu özelliği gösteren tek bir sözcük cümle olabileceği gibi, birbirini tamamlayan birçok sözcük de cümle özelliği gösterebilir. Bu açıdan, "Çalışıyorum." sözcüğü, "Çalışkanım." sözcüğü de cümledir. "Yarınki sınava hazırlanıyorum." da cümledir. Cümle anlamında cümlelerin anlamca eşleştirilmesi, cümle tamamlama ve cümle oluşturma gibi konular üzerinde duracağız. Şimdi cümlelerin anlamsal özellikleri üzerinde duralım. TANIMLAMA Bir şeyin ne olduğunu anlatan cümleler tanım cümleleridir. Tanım cümleleri, "Bu nedir?" sorusuna cevap verir. "İsimlerin özelliğini belirten sözcüklere sıfat denir." cümlesinde tanım yapılmıştır. Bu cümleye sorduğumuz, "Sıfat nedir?" sorusuna cevap alabiliyoruz: İsimlerin özelliğini belirten sözcüklerdir. "Sıfatlar çekim eklerini almaz." cümlesinde ise tanım yoktur. Çünkü bu cümleye "Sıfat nedir?" sorusun yönelttiğimizde cevap alamıyoruz. ÜSLÛP Sanatçının dili kullanma biçimi, anlatım şekli üslûbu oluşturur. Bir eserin cümlelerin uzunluğu, kısalığı; sanatçının sözcük seçimi, sanatlı ya da yalın anlatımı üslûp ile ilgilidir. "Yazar, öykülerinde anlattığı yörenin konuşma dilini kullanmayı tercih etmiş." cümlesi üslûpla ilgilidir. Çünkü bu cümlede yazarın öykülerinin dilinden; yani anlatımdan söz edilmiştir. Bu da üslûpla ilgilidir. "Sanatçı, bu öyküsünde gerçekleri kısa, yalın cümlelerle dile getirmiş." sözü üslûpla ilgilidir. Çünkü bu cümlede yazarın eseri oluşturuş şeklinden söz edilmiştir. Bu da üslup ile ilgilidir. KARŞILAŞTIRMA Bir düşünceyi ya da kavramı daha anlaşılır hâle getirmek için onu başka bir düşünce ya da kavramla herhangi bir yönden değerlendirmeye karşılaştırma denir. "Eski İstanbul şimdikine göre daha güzeldi." cümlesinde "İstanbul" önceki ve sonraki hâli ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma, ortak ya da farklı yönlerden yapılabilir. Örneğin, "Selim, derslerde Elif kadar başarılıdır." cümlesinde Selim ve Elif derslerdeki başarıları yönünden karşılaştırılmışlardır. "Selim, gezmeyi çok sever, Elif ise kitap okumayı sever." cümlesinde de karşılaştırma vardır. Bu cümlede iki kişi sevdikleri durumlar yönünden karşılaştırılmışlardır. YORUM Söyleyenin bir konu ile ilgili düşüncelerine, sözlerine kendi duygu ve görüşlerini kattığı anlatıma yoruma dayalı anlatım denir. Yorumlar kişinin kendi beğenisini, kendi görüşünü anlattığından özneldir, kişiye özeldir. "Evimin balkonundan bakınca Boğaz'ın muhteşem güzelliği beni mest ediyor." cümlesinde "muhteşem güzellik" sözleri kişinin manzarayı beğendiğini bildirir. Bu manzarayı herkesin beğenmesi gerekmez ve bu muhteşemliğin kanıtlanmasına da gerek yoktur. Çünkü bu, benim Boğaz'a bakışımın ifadesidir. Benim Boğaz'ı değerlendirişimdir. O hâlde bu cümlede yorum söz konusudur. "Taraftarlar, şampiyonları havaalanında karşıladı." cümlesinde görülenler anlatılmış, şampiyonların gelişi ile ilgili kişi kendi görüşünü belirtmemiştir. Bu nedenle bu cümlede yorum yapılmamıştır. ÖZNEL VE NESNEL YARGILAR Kimi yargıların kişiden kişiye değişen bir yanı vardır. Bu yargıların doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamaz. İşte, söyleyenin kendi görüşünü yansıtan bu tür yargılara öznel yargılar denir. "En ilgi çekici edebiyat türü öyküdür." cümlesinde beğeni ifadesi, söyleyenin yorumuna bağlıdır ve bu yorum kişiden kişiye değişir. Bu cümledeki yargıyı kanıtlamak mümkün değildir. kimisi romanı, kimisi tiyatroyu ilgi çekici bulabilir. Kimi yargılar ise kanıtlanabilir bir nitelik taşır. Bu tür yargıların doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmez. Söyleyenin yorumunu içermeyen bu tür yargılara nesnel yargı denir. "Yüzüklerin Efendisi filmi gişe rekorları kırdı." cümlesi nesneldir. Çünkü filmin çok izlenip izlenmediği çok rahat kanıtlanabilir. "En güzel renk pembedir." "Bu sanatçının sesine bayılıyorum." "Bu sanatçının romanlarında insanı büyüleyen bir anlatım var." cümleleri söyleyenin kişisel görüşünü anlatan öznel yargılardır. "İstanbul Türkiye'nin en kalabalık şehridir." "Sanatçının son kitabı çok sattı." "Yazar romanlarındaki kahramanları çoğunlukla kadınlardan seçmiş." cümleleri ise kanıtlanabilir bir nitelik taşıyan nesnel yargılardır. KOŞUL CÜMLESİ Bir yargının ya da eylemin gerçekleşebilmesi için öne sürülen şartın olduğu cümlelere koşul cümleleri denir. Bu tür cümlelerde söz konusu yargının gerçekleşmesi bir şarta bağlanmıştır. Bu şart gerçekleşmezse yargı da gerçekleşmez. "Biraz düşünürsen nerede yanıldığını anlarsın." cümlesinde "nerede yanıldığını anlama", "düşünme" şartına bağlanmıştır. Bu cümleye göre yargının gerçekleşmesi "düşünme" nin gerçekleşmesine bağlıdır. Kişi düşünmezse bu da geçekleşmeyecektir. "Çim makinesini yarın vermek üzere aldım." "Ödevini yaparsan gezmeye gideriz." "Bu konuyu hepiniz anlayacaksınız, yalnız beni dikkatle dinlemelisiniz." "Mektubu okuyunca ne demek istediğimi anlarsın." cümlelerinde koşul anlamı vardır. GEREKÇELİ YARGI Herhangi bir davranışın, eylemin, isteğin yapılmasını gerekli kılan nedenle verilmesi ile oluşan yargılara gerekçeli yargılar denir. Gerekçeli anlatıma nedene bağlı anlatım da denir. Bu tür yargılar eyleme sorulan "niçin" sorusu ile bulunabilir. "Derslerine düzenli çalıştığından sınavda başarılı oldu." "Uyanamadığından derse geç kalmış." "Bu akşam toplantıya katılamayacağım, misafirlerim gelecek." "Bugün pazar olmasaydı bütün mağazalar açık olurdu." cümlelerinde neden - sonuç ilişkisi vardır. ÖNERİ Herhangi bir şeyde görülen eksikliğin nasıl giderilebileceğini bildiren cümlelere öneri denir. "Kitabın sonuna yararlanılan kaynaklar eklenirse, okuyucuya daha yararlı olur." cümlesinde kitabın sonunda kaynakların olmaması bir eksiklik olarak görülmüş ve bunun giderilmesi için öneride bulunulmuştur. "Plânınızın yeniden gözden geçirmenizin doğru olacağı düşüncesindeyim." "Günün belli saatlerinde, belli aralıklarla ders çalışırsan daha iyi olur." "Sanatçı, kişisel konuların yanında toplumsal konulara da yer vermelidir." cümlelerinde öneri söz konusudur. VARSAYIM Varsayıma bir olayın gerçek olup olmadığını bilmeden gerçek saymaya varsayım denir. Bu cümleler "varsayalım, tut ki, diyelim ki" sözleri ile oluşturulur. "Diyelim ki bu sınavı kazandın." "Tut ki yüz elli yıl yaşadın." "Diyelim ki insanlar uzaya şehirler kurdu." cümleleri birer varsayımdır. Burada gerçekleşmeyen bir durum gerçekleşmiş kabul edilip, o durum üzerinden düşünceler belirtilmiştir. TAHMİN Bir kişinin sonucunu bilmediği bir olay ya da durum ile ilgili nasıl sonuçlanacağına dair kendi görüşünü bildirmeye tahmin denir. "Geç kaldık, sanırım Selim gitmiştir." cümlesini düşünelim. Burada henüz Selim'in gidip gitmediği bilinmiyor. Sadece "gitmesi" ile ilgili bir tahminde bulunulmuştur. "Kardeşim bu soruların hepsini çözer." "Bizim oralara bahar gelmiştir artık." cümlelerinde de tahmin anlamı vardır. ATASÖZLERİ Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuş özlü sözlerdir. Ulusun ortak düşünce, kanış ve tutumunu belirtir, bize yol gösterir atasözleri. Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Her atasözü, belli bir kalıp içinde, belli sözcüklerle söylenmiş olan donmuş bir biçimdir. Sözcükler değiştirilip yerlerine -aynı anlamda da olsa- başka sözcükler konulamayacağı gibi söz diziminin biçimi de bozulamaz. Örneğin, "Derdini söylemeyen derman bulamaz." sözündeki "derman" yerine "ilâç" getirilemez. "Çalma elin kapısını, çalarlar kapını." sözü de, sözcüklerin sırası değiştirilerek: "Elin kapısını çalma, kapını çalarlar." biçiminde söylenemez. Atasözleri kısa ve özlüdür; az sözcükle çok şey anlatır: "Dikensiz gül olmaz." "Alet işler, el övünür." "Taşıma su ile değirmen dönmez." gibi. Atasözleri çoğunlukla mecaz anlamlıdır. "Balık baştan kokar." "Ak akçe kara gün içindir." atasözlerinde olduğu gibi. Gerçek anlamını koruyan atasözleri de vardır. "Son pişmanlık fayda etmez." "Dost ile ye iç, alış veriş etme." atasözlerinde olduğu gibi. CÜMLEDE ANLATILMAK İSTENEN Her yargı belli bir anlamı aktarmak için kurulur. Bu yargıyı aktaran kişinin karşısındakine anlatmak istediği bir anlamı mutlaka vardır. Bu bazen açık olarak verilir, bazen de bir olayın, bir öykünün arkasına gizlenerek verilir. Yani cümlede söylenenle anlatılmak istenen farklı olabilir. Söylenmek istenen anlam cümlenin ana fikridir diyebiliriz. Bu düşünceyi bulabilmek için cümleye "Yazar bu cümlede bize ne anlatmak istiyor?" sorusunu sorabiliriz. "Şiire yaşlı bir şair gibi başlamalı, onu genç bir şair gibi devam ettirmeli." Bu cümlede anlatılmak istenen nedir? Burada öncelikle "yaşlı şair gibi başlama" ve "genç şair gibi devam ettirme" sözlerine açıklık getirmeliyiz. O zaman esas anlatılmak istenen, ortaya çıkacaktır. "Yaş" tecrübenin, "genç" de coşkunun, heyecanın sembolüdür. O hâlde şiire başlayan biri tecrübe kazanmalı, deneyimli olmalı, aynı zamanda şiir anlayışını devam ettirecek coşkuya sahip olmalı. Son olarak şunu söyleyebiliriz: "Şiirde deneyim ve coşku esastır." YAKIN ANLAMLI CÜMLELER Anlatılmak istenen bir düşünce değişik biçimlerde ifade edilebilir. Bunu ifade ediş biçimi, içinde bulunulan durum, seslenilen kişi gibi birçok etkene göre değişir. Söyleyişleri farklı, anlatılmak istenenin aynı olduğu bu tür cümlelere yakın anlamlı cümleler denir. "Hiçbir suçlu, kendi yargıçlığından kurtulamaz." cümlesini biz aynı anlamı koruyacak şekilde farklı sözcüklerle oluşturabiliriz: “Suçlular yaşamları boyunca kendilerini yargılar.” “Suç işleyen her insan bu suçu başkaları bilmese de bu suçun vicdanındaki baskısından kurtulamaz.” CÜMLE TAMAMLAMA Cümle yargı bildiren söz ya da söz öbeğidir. Bir yargının tam olabilmesi için verilmek istenen düşünceyi tam aktarması gerekir. Bunun için de yargı yardımcı unsurlarla zenginleştirilip tamamlanır. "Bu durumu ona anlatıncaya kadar..." cümlesi aşağıdakilerden hangi sözle tamamlanırsa, anlatılanların güçlükle kabul ettirildiği anlamı oluşur? Burada yapacağımız, cümleyi düşünmek ve cümleyi hangi sözlerle tamamlarsak istenen anlamı oluşturacağımızı ortaya çıkarmaktır. Cümlede bir durumun zor kabul ettirilmesi anlamı olacağına göre, bu cümle "akla karayı seçtim" sözleri ile tamamlanabilir. Çünkü bu sözler, cümleye "bir şeyin güçlükle kabul ettirilmesi" anlamı katmaktadır. CÜMLENİN KONUSU Bir yazının olduğu gibi cümlenin de konusu vardır. Cümlenin genelinde üzerinde durulan duygu ya da düşünceler o cümlenin konusunu oluşturur. “Bu cümlede neyden söz ediliyor?” sorusu, bize o cümlenin konusunu verecektir. Çocuğa ana dilini, bir işçi elindeki âlet gibi nasıl kullanıldığını ilk öğreten, ona bu dilin türlü hünerlerini; kıvraklığını, zenginliğini, inceliğini ilk öğreten masaldır. Bu cümlenin genelinde “masal” ın ana dil eğitimindeki yerinden söz edilmektedir. O hâlde bu cümlenin konusu “masalın dil öğrenimine katkısı”dır. Küçüklükte öğrenilen taş üzerine yazı yazmaya, yaşlılıkta öğrenilen ise su üzerine yazı yazmaya benzer. Konu: Eğitimin yaşı İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. Konu: Alışkanlık. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Servisleri:
ForumTR Video -
ForumTR Haber -
ForumTR Oyun -
ForumTR Chat -
ForumTR Mail -
ForumTR IRC
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail
Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com