Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Edebİyat Bİlgİlerİ

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Edebİyat Bİlgİlerİ Konusunu Görüntülemektesiniz => EDEBİYAT BİLGİLERİ Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz. I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 22-12-06, 03:35   #1 (permalink)
yok karşılığı yüzünün...
 
Giriş Tarihi: 03-01-2006
Yer: İstanbul Dolmabahçe Bjk İnönü Stadı Tarih:1903 Simge:Kartal Söz:Aslolan Hayattır,Hayatta BEŞİKTAŞ
Yaş: 22
Mesajlar: 3,228
Rep Puanı: 911972
angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11angel!'s Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 9187
Varsayılan Edebİyat Bİlgİlerİ


EDEBİYAT BİLGİLERİ
Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz.

I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ
Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli kalıplar içinde sıkıştırılmadığı anlatım türleri olup bunlara kompozisyon türü de denir. Kompozisyon türleri yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır.


A. YAZILI KOMPOZİSYON TÜRLERİ
1. Roman
İnsanların başlarından geçen veya geçmesi mümkün görülen olayların yer ve zaman belirterek bütün ayrıntılarıyla ele alınan uzun yazılara denir.
Romanın ögeleri olay, kişi, çevre ve fikirdir. Bir romanda temel unsur “kişi”dir.

2. Hikâye
İnsanları duygulandırmak ve heyecanlandırmak için onların başlarından geçmiş veya geçebilecek olayları sanatlı bir dille ve kısa biçimde anlatan yazılara denir.
Hikâyenin ögeleri olay, zaman ve çevre olmakla birlikte temel unsur “olay”dır.

3. Masal
Halkın hayal gücünden doğan gerçek dışı ve olağanüstü olaylarla süslü hikâyelere denir.
Hayal ürünü, gerçek dışı ve olağanüstü olayları anlatır. Zaman ve çevrenin belirsiz olduğu masallarda evrensel konular işlenir ve kahramanlar insanüstü nitelikler taşır. Eğiticilik esastır.

4. Makale
Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir konuyu veya düşünceyi açıklamak ya da ispatlamak amacıyla yazılan fikir yazılarına denir.
Makalede temel unsur “fikir”dir. Gazete veya dergilerde yayınlanır.

5. Fıkra
Günlük olayları özel bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddî veya nükteli fikir yazılarına denir.
Gazete yazıları olan fıkralarda serbestçe seçilmiş güncel konular, sohbet havasında, ispatlamaya kalkmadan fakat bir sonuca ulaşılarak işlenir.

6. Sohbet (Söyleşi)
Bir konunun fazla derinleştirilmeden, okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatımla yazarın kişisel duygu ve düşüncelerini dile getirdiği fikir yazılarıdır.
Herkesi ilgilendiren güncel konuları, okuyucuyla konuşuyormuş gibi, sıcak ve samimi bir üslûpla işleyen gazete yazılarıdır.

7. Deneme
Herhangi bir konu üzerinde, kesin yargılara varmadan, özel görüş ve düşüncelerin kanıtlamaya kalkmadan, serbestçe ortaya konulduğu fikir yazılarıdır.
Bir birikime sahip olan yazar, düşüncelerini kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi yazar. Temel unsur “düşünce”dir.

8. Eleştri (Tenkit)
Herhangi bir sanat eseri veya sanatçı üzerinde olumlu veya olumsuz görüşlerin ortaya konulduğu, bunların değerleri hakkındaki düşüncelerin belirtildiği, kısacası bir yargıya varıldığı yazılara denir. Tarafsız olunmalıdır.

9. Gezi (Seyahat) Yazısı
Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem ve anıları yansıtan yazılara denir.
Gezilen yerlerdeki insanların yaşamı, gelenek görenekleri, o yörenin tarihî, coğrafî ve ekonomik özellikleri anlatır. Gerçeklere dayanmalıdır.

10. Anı (Hatıra)
Bir kimsenin kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslûpla anlattığı yazılardır.

11. Günlük
Ne gün yazıldığını hatırlamak için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda olup bitenin sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar değerlendirmeler yapıldığı yazılardır.
Yazılan defterlere “günlük” veya “günce” denir.
Günlük günü gününe yaşarken, anı ise yaşadıktan sonra akılda kaldığıyla yazılır.

12. Biyografi
Bir kimsenin özellikle insanlığa çeşitli yararları dokunmuş ünlü kişilerin hayatlarını anlatan yazılara denir.
Biyografilerde kişinin yaşadığı dönem, çevresi, hayat şartları, eserleri, düşünce yapısı, kişiliği ve yaptığı işler tarafsız ve gerçeklere dayanarak kronolojik bir sıraya (tarih sırası) göre işlenir.

13. Mektup
Genel anlamda mektup, birbirinden uzakta bulunan kişilerin duygu, düşünce, istek, dilek ve olayları duyurmada başvurdukları bir yazıdan oluşan haberleşme aracıdır.
Herhangi bir düşüncenin, görüşün veya bir tezin savunulması halka duyurulması amacıyla gazete ve dergilerde yayınlanan edebî metkuplar da vardır.

14. Tiyatro
Hayatta yaşanmış ve yaşanması mümkün olayları sahnede canlandırmak için yazılan eserlere denir.
Diğer yazı türlerinden farkı somut olmasıdır.

15. Fabl
İnsan dışındaki bitki, hayvan gibi canlı varlıklara ve eşya gibi cansız varlıklara insan kişiliği vererek, onları konuşturarak başlarından geçen olayları bir ibret dersi verecek biçimde anlatan yazılara denir.


B. SÖZLÜ KOMPOZİSYON TÜRLERİ
1. Konferans
Bir konuya açıklık kazandırmak veya bir konuda bilgi vermek amacıyla bilim, sanat ve fikir adamlarınca salonlarda dinleyicilere karşı yapılan öğretici, hazırlıklı konuşmalara denir.

2. Açık oturum
Toplumun tümünü yakından ilgilendiren bir konunun, belirli bir sürede bir başkanın yönetiminde, yetkili kişilerce, sırayla, çeşitli yönlerden tartışılmasına ve incelenmesine denir.

3. Panel ve Forum
Bir konunun karara varmaktan çok, çeşitli yönlerden aydınlatılması için, küçük bir topluluk önünde bir sohbet havası içinde tartışılmasına “panel” denir. Panel sonunda tartışma dinleyelere de geçerse tartışma “forum” hâlini alır.

4. Sempozyum
Bir konu üzerinde değişik kişiler tarafından belirli bir sürede yapılan seri konuşmalara denir.

5. Nutuk (Söylev)
Bir topluluğa heyecan vermek veya belirli bir düşünceyi aşılamak için yapılan konuşmalara denir. Diğer bir adı da “hitabet”tir.


II. NAZIM (ŞİİR) BİLGİSİ
Duygu, düşünce ve istekleri ölçülü, ahenkli bir biçimde iletmeyi amaçlayan anlatım yoludur.

A. ŞİİRİN UNSURLARI
1. Vezin (Ölçü)
Sözün birtakım bölümlere ayrılarak her bölümünün hece sayısında ya da hem sayı hem de hecelerin açıklık kapalılık, uzunluk kısalık yönünden denkliğidir. İki tür vezin (ölçü) vardır. Bir de ölçüsüz şiirler vardır. Bunlara serbest tarzdaki şiirler de diyoruz.

a. Hece ölçüsü : Dizelerdeki hece sayısının denkliğine dayanan ölçü türüdür. Parmak hesabı da denen bu ölçü, Türklerin ulusal ölçüsüdür. Bu ölçünün esası hece sayısındaki denklik olup bu sayısal denklik o dizenin kalıbını da verir.
• Kalıp, şiirin bütün mısralarında kullanılan ortak ölçüdür.
• Bu sayısal denkliğin söyleyişte tek düzeliğe yol açmaması için her kalıp iki ya da daha fazla bölümlere ayrılarak okunur. Bu bölümlere durak denir.
Mert da ya nır, na mert ka çar
1 2 3 4 5 6 7 8
Mey dan güm bür güm bür le nir
1 2 3 4 5 6 7 8
Şah lar şa hı di van a çar
1 2 3 4 5 6 7 8
Di van güm bür güm bür le nir
1 2 3 4 5 6 7 8
Yukarıdaki dörtlüğü oluşturan her bir mısradaki heceler sayıldığında mısraların 8’er heceden oluştuğu görülmektedir. Bu mısralar okunurken her 4 heceden sonra bir nefes almak için durulur. Bu bölümlere de durak denir. Dörtlükteki duraklar bölüm (/) işareti ile gösterilmiştir.
Durak, sözcükler bölünerek yapılmaz, sözcüklerden sonra yapılır. Yukarıdaki dörtlük 4 + 4 = 8 heceden oluşan bir hece kalıbıyla yazılmıştır. Altıncı heceden sonra durak yapılmıştır.
Hece ölçüsünde bu kalıbın dışında 7’li, 8’li ... gibi başka kalıplar da kullanılır.

b. Aruz ölçüsü : Hecelerin uzunluk ve kısalık değerlerine göre çeşitli ses kalıplarından oluşan bir tür şiir ölçüsüdür. Araplar bulmuştur.
Bu konuyu lisede göreceğinizden burada ayrıntılara girmeyeceğiz.

c. Serbest tarz : Aslında bu bir ölçü çeşidi değildir. Şiirlerde hece ölçüsünün dikkate alınmaması ile serbest tarz karşımıza çıkmaktadır.
Düşün bir kere çiçek içindesin
Bir kız alıp göğsüne takmış
Düşün bir kere meyve vermişsin
Çocuklar üstüne çıkmış
Yukarıdaki dörtlüğün birinci dizesi 11, ikinci dizesi 9, üçüncü dizesi 10, dördüncü dizesi ise 8 heceden oluşmuştur. Dolayısıyla belli bir hece kalıbıyla yazılmamıştır. Aruz kalıbıyla da yazılmadığına göre bu dörtlük serbest yazılmıştır. Yani ölçüsü yoktur.

2. Redif
Şiirlerdeki dizelerin sonunda bulunan, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime veya kelime gruplarının tekrarına denir. Kafiyede ses birliği varken, redifte görev ve anlam birliği vardır.
Evcilik oynardın telli duvaklı
Ben uzaktan seyrederdim, meraklı
Yıldızlardan inme bir gül yanaklı,
Seni bekliyorum o gün bugündür.
Bu dörtlükteki mısraların sonunda yer alan “duvaklı”, kelimelerinde bulunan “-lı” sesi isimden isim yapma eki olduğundan yani görev ve anlamları aynı olduğundan rediftir. Bu kelimelerdeki “-ak” sesleri görev ve anlamları aynı olmayan fakat ses birliği bulunan unsurlar olduğu için kendi aralarında “kafiye” oluşturur.

3. Kafiye (Uyak)
En az iki dize sonundaki kelime ve eklerde bulunan ses benzerliğidir. Kafiyeyi oluşturan unsurların yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri ise farklıdır.
Ölüm akla gelmez insan sevince
Sonunu düşünmez inceden ince
Ne gündüzün gündüz ne gecen gece
Seni bekliyorum, o gün bugündür
Dörtlükte “sevince, ince ve gece” sözcüklerindeki “-ce” sesleri kafiyeyi oluşturmaktadır.


B. KAFİYE TÜRLERİ
Kafiyeyi oluşturan seslerin sayısına göre kafiye türleri dörde ayrılır:

1. Yarım Kafiye
Mısra sonlarındaki tek ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
Çiçek açar dal verir
Kimi uzar, birbirine el verir
Kimi meyve verir kimi gül verir
Ağaç üstünde dillenir kuşlar
Dörtlükte bulunan “verir” sözcükleri rediftir. Dörtlükteki “dal, el ve gül” sözcükleridindeki “-l” sesleri ise yarım kafiyeyi oluşturur.

2. Tam Kafiye
Mısra sonlarındaki iki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça
Gözlerde zaferin nuru yandıkça
Üstünde bu bayrak dalgalandıkça
Gönlümüz rahattır toprak altında
Bu dörtlükte bulunan “andıkça, yandıkça ve dalgalandıkça” sözcüklerindeki “-dıkça” ekleri zarf fiil ekidir. Yani görev ve anlamları ayrı olduğundan rediftir. Bu sözcüklerdeki “-an” sesleri ise sadece ses benzerliğinden oluştuğu için tam kafiyedir.

3. Zengin Kafiye
Mısra sonlarındaki ikiden fazla ses benzerliğinden oluşan kafiye türüdür.
Yıllarca gurbetle çektiği çile
Canlanır yeniden gelerek dile
Aksini arayan birkaç ah ile
Göğsü boşalırken gözleri dalar
Dörtlükte bulunan “çile, dile ve ile” kelimelerindeki “-ile” sesleri (üç harften oluşmuş) zengin kafiyeyi oluşturmuştur.

4. Cinaslı Kafiye
Mısralardaki anlamları ayrı, fakat yazılışı ve okunuşları aynı olan (sesteş) iki sözün mısra sonunda kullanılmasına cinaslı kafiye denir.
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
Beyitte birinci “geç” kelimesi “zaman, vaktin ileri olması” anlamında ikinci “geç” kelimesi ise “sürmesi, devam etmesi” anlamında kullanılmış farklı iki sözcüktür. “Yazıma” sözcükleri yazılış ve okunuşları aynı; fakat anlam ve görevleri farklı olduğu için cinaslı kafiyeyi oluşturmuştur.


C. KAFİYE ÖRGÜSÜ (DÜZENİ)
Bir mısranın hangi mısra ile kafiyeli olduğunun gösterilmesine kafiye düzeni denir. Kafiye düzeninde her mısra bir çizgiyle, kafiyeler de harflerle gösterilir. Üçe ayrılır.

1. Düz Kafiye
Birinci mısra ile ikinci mısranın, üçüncü mısra ile de dördüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. aabb şeklinde gösterilir.
Kandilli yüzerken uykularda
Mehtabı sürekledik sularda
Bir yolcu parıldayan gümüşten
Gittik bahs açmadık dönüşten


2. Çapraz Kafiye
Birinci mısra ile üçüncü mısranın, ikinci mısra ile de dördüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. abab şeklinde gösterilir.
Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde


3. Sarma Kafiye
Birinci mısra ile dördüncü mısranın, ikinci mısra ile üçüncü mısranın birbirleriyle kafiyeli olmasıdır. abba şeklinde gösterilir.
Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda
Uzakda bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda

Bunların dışında a a x a şeklinde oluşan “mani” kafiye şekliyle, a a a b şeklinde oluşan “koşma” kafiye şekli de vardır.


D. ŞİİR TÜRLERİ
Konularına göre şiirler beşe ayrılır.

1. Lirik Şiir
İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür.
Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor, dudakların git
Bakışın anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor, dudakların git
dörtlüğü lirik bir şiirdir.

2. Epik Şiir
Savaş, kahramanlık ve yiğitlik gibi konuları coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlere denir.
Dadaloğlu’m yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir
dörtlüğü epik şiirdir.

3. Didaktik Şiir
Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlâkî bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan duygu yönü zayıf şiir türüdür.
İlim, kula açılmış bir kucaktır;
Aydınlıktır, meşaledir, ocaktır.
İlmin yüzü samimidir, sıcaktır;
Cehaletin yüzü soğuk, buz oğul
dörtlüğü konusuna göre didaktik şiirdir.

4. Pastoral Şiir
Doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bunlara duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür.
Sarı, yeşil, mavi renk renk
Çiçekler açmış ovada
Kelebekler benek benek
Dolaşıyorlar orada
dörtlüğü konusuna göre pastoral şiirdir.

5. Satirik Şiir
Toplum hayatındaki aksayan yönleri, düzensizlikleri, insanın değişik konulardaki eksikliklerini ve hatalarını eleştiren şiir türüdür.
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil, mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil, dert belli değil
dörtlüğü konusuna göre satirik şiirdir.


E. EDEBİ SANATLAR
Anlatıma güzellik ve çekicilik katmak amacıyla kullanılan sanatlardır. Şiirlerin iyi anlaşılabilmesi için söz sanatlarının bilinmesi gerekir.
Benzetme
Aralarında çeşitli yönlerden iki bulunan iki şeyden benzerlik bakımından güçsüz olanı, nitelikçe daha üstün olana benzetmektir.
“Aslan gibi güçlü askerlerimiz var.”
Benzeyen Ben. Ben. Benzeyen
edatı yönü
Bu örnekte olduğu gibi benzetmenin dört unsuru vardır.
• Benzeyen : Benzetmenin temel unsurudur. Yukarıdaki örnekte “askerler” benzeyendir. Niteledikçe zayıf olandır.
• Benzetilen : Benzetmenin diğer temel unsurudur, Yukarıdaki örnekte “asla” benzetilendir. Nitelikçe güçlü olandır.
• Benzetme yönü : Benzeyenle benzetilen arasındaki ilişkidir. Yukarıdaki örnekte arslan ile askerler arasındaki “güçlülük” ilişkisi kurulmuş.
• Benzetme edatı : Benzetmelerde kullanılan “kadar ve gibi” edatıdır.

Kişileştirme
İnsan dışındaki varlıklara, insan özelliği vermeye denir.
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim topraktır.
Bu dörtlükte “toprak” kişileştirilmiştir.
“Dağlar uyuyor, günün yorgunluğunu atıyor.”
cümlesinde “dağlar” kişileştirilmiştir.

Konuşturma
İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatıdır. İntak olan yerde doğal olarak teşhis vardır.
Çilek der ki vişneye git
Tatlı ekşiliği sonsuz
Başka bir ülkedir sanki
Vişne benim en sevdiğim
Bu dörtlükte “çilek” konuşturulmuştur.
Gurbet bile benden bıktı: “Düş yakamdan artık.” dedi.
Bu cümlede de gurbet konuşturulmuştur.

Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir.
Bir sözün yargı bildirmesi, şahıs ve kip bildirecek biçimde çekimlenmesine bağlıdır. Bu özelliği gösteren tek bir sözcük cümle olabileceği gibi, birbirini tamamlayan birçok sözcük de cümle özelliği gösterebilir.
Bu açıdan,
"Çalışıyorum." sözcüğü,
"Çalışkanım." sözcüğü de cümledir.
"Yarınki sınava hazırlanıyorum." da cümledir.
Cümle anlamında cümlelerin anlamca eşleştirilmesi, cümle tamamlama ve cümle oluşturma gibi konular üzerinde duracağız.
Şimdi cümlelerin anlamsal özellikleri üzerinde duralım.

TANIMLAMA
Bir şeyin ne olduğunu anlatan cümleler tanım cümleleridir.
Tanım cümleleri, "Bu nedir?" sorusuna cevap verir.
"İsimlerin özelliğini belirten sözcüklere sıfat denir."
cümlesinde tanım yapılmıştır. Bu cümleye sorduğumuz, "Sıfat nedir?" sorusuna cevap alabiliyoruz: İsimlerin özelliğini belirten sözcüklerdir.
"Sıfatlar çekim eklerini almaz."
cümlesinde ise tanım yoktur. Çünkü bu cümleye "Sıfat nedir?" sorusun yönelttiğimizde cevap alamıyoruz.

ÜSLÛP
Sanatçının dili kullanma biçimi, anlatım şekli üslûbu oluşturur.
Bir eserin cümlelerin uzunluğu, kısalığı; sanatçının sözcük seçimi, sanatlı ya da yalın anlatımı üslûp ile ilgilidir.
"Yazar, öykülerinde anlattığı yörenin konuşma dilini kullanmayı tercih etmiş."
cümlesi üslûpla ilgilidir. Çünkü bu cümlede yazarın öykülerinin dilinden; yani anlatımdan söz edilmiştir. Bu da üslûpla ilgilidir.
"Sanatçı, bu öyküsünde gerçekleri kısa, yalın cümlelerle dile getirmiş."
sözü üslûpla ilgilidir. Çünkü bu cümlede yazarın eseri oluşturuş şeklinden söz edilmiştir. Bu da üslup ile ilgilidir.

KARŞILAŞTIRMA
Bir düşünceyi ya da kavramı daha anlaşılır hâle getirmek için onu başka bir düşünce ya da kavramla herhangi bir yönden değerlendirmeye karşılaştırma denir.
"Eski İstanbul şimdikine göre daha güzeldi."
cümlesinde "İstanbul" önceki ve sonraki hâli ile karşılaştırılmıştır.
Karşılaştırma, ortak ya da farklı yönlerden yapılabilir. Örneğin,
"Selim, derslerde Elif kadar başarılıdır."
cümlesinde Selim ve Elif derslerdeki başarıları yönünden karşılaştırılmışlardır.
"Selim, gezmeyi çok sever, Elif ise kitap okumayı sever."
cümlesinde de karşılaştırma vardır. Bu cümlede iki kişi sevdikleri durumlar yönünden karşılaştırılmışlardır.

YORUM
Söyleyenin bir konu ile ilgili düşüncelerine, sözlerine kendi duygu ve görüşlerini kattığı anlatıma yoruma dayalı anlatım denir.
Yorumlar kişinin kendi beğenisini, kendi görüşünü anlattığından özneldir, kişiye özeldir.
"Evimin balkonundan bakınca Boğaz'ın muhteşem güzelliği beni mest ediyor."
cümlesinde "muhteşem güzellik" sözleri kişinin manzarayı beğendiğini bildirir.
Bu manzarayı herkesin beğenmesi gerekmez ve bu muhteşemliğin kanıtlanmasına da gerek yoktur. Çünkü bu, benim Boğaz'a bakışımın ifadesidir. Benim Boğaz'ı değerlendirişimdir. O hâlde bu cümlede yorum söz konusudur.
"Taraftarlar, şampiyonları havaalanında karşıladı."
cümlesinde görülenler anlatılmış, şampiyonların gelişi ile ilgili kişi kendi görüşünü belirtmemiştir. Bu nedenle bu cümlede yorum yapılmamıştır.

ÖZNEL VE NESNEL YARGILAR
Kimi yargıların kişiden kişiye değişen bir yanı vardır. Bu yargıların doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamaz.
İşte, söyleyenin kendi görüşünü yansıtan bu tür yargılara öznel yargılar denir.
"En ilgi çekici edebiyat türü öyküdür."
cümlesinde beğeni ifadesi, söyleyenin yorumuna bağlıdır ve bu yorum kişiden kişiye değişir. Bu cümledeki yargıyı kanıtlamak mümkün değildir. kimisi romanı, kimisi tiyatroyu ilgi çekici bulabilir.
Kimi yargılar ise kanıtlanabilir bir nitelik taşır. Bu tür yargıların doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmez. Söyleyenin yorumunu içermeyen bu tür yargılara nesnel yargı denir.
"Yüzüklerin Efendisi filmi gişe rekorları kırdı."
cümlesi nesneldir. Çünkü filmin çok izlenip izlenmediği çok rahat kanıtlanabilir.
"En güzel renk pembedir."
"Bu sanatçının sesine bayılıyorum."
"Bu sanatçının romanlarında insanı büyüleyen bir anlatım var."
cümleleri söyleyenin kişisel görüşünü anlatan öznel yargılardır.
"İstanbul Türkiye'nin en kalabalık şehridir."
"Sanatçının son kitabı çok sattı."
"Yazar romanlarındaki kahramanları çoğunlukla kadınlardan seçmiş."
cümleleri ise kanıtlanabilir bir nitelik taşıyan nesnel yargılardır.

KOŞUL CÜMLESİ
Bir yargının ya da eylemin gerçekleşebilmesi için öne sürülen şartın olduğu cümlelere koşul cümleleri denir.
Bu tür cümlelerde söz konusu yargının gerçekleşmesi bir şarta bağlanmıştır. Bu şart gerçekleşmezse yargı da gerçekleşmez.
"Biraz düşünürsen nerede yanıldığını anlarsın."
cümlesinde "nerede yanıldığını anlama", "düşünme" şartına bağlanmıştır.
Bu cümleye göre yargının gerçekleşmesi "düşünme" nin gerçekleşmesine bağlıdır. Kişi düşünmezse bu da geçekleşmeyecektir.
"Çim makinesini yarın vermek üzere aldım."
"Ödevini yaparsan gezmeye gideriz."
"Bu konuyu hepiniz anlayacaksınız, yalnız beni dikkatle dinlemelisiniz."
"Mektubu okuyunca ne demek istediğimi anlarsın."
cümlelerinde koşul anlamı vardır.

GEREKÇELİ YARGI
Herhangi bir davranışın, eylemin, isteğin yapılmasını gerekli kılan nedenle verilmesi ile oluşan yargılara gerekçeli yargılar denir.
Gerekçeli anlatıma nedene bağlı anlatım da denir. Bu tür yargılar eyleme sorulan "niçin" sorusu ile bulunabilir.
"Derslerine düzenli çalıştığından sınavda başarılı oldu."
"Uyanamadığından derse geç kalmış."
"Bu akşam toplantıya katılamayacağım, misafirlerim gelecek."
"Bugün pazar olmasaydı bütün mağazalar açık olurdu."
cümlelerinde neden - sonuç ilişkisi vardır.

ÖNERİ
Herhangi bir şeyde görülen eksikliğin nasıl giderilebileceğini bildiren cümlelere öneri denir.
"Kitabın sonuna yararlanılan kaynaklar eklenirse, okuyucuya daha yararlı olur."
cümlesinde kitabın sonunda kaynakların olmaması bir eksiklik olarak görülmüş ve bunun giderilmesi için öneride bulunulmuştur.
"Plânınızın yeniden gözden geçirmenizin doğru olacağı düşüncesindeyim."
"Günün belli saatlerinde, belli aralıklarla ders çalışırsan daha iyi olur."
"Sanatçı, kişisel konuların yanında toplumsal konulara da yer vermelidir."
cümlelerinde öneri söz konusudur.

VARSAYIM
Varsayıma bir olayın gerçek olup olmadığını bilmeden gerçek saymaya varsayım denir.
Bu cümleler "varsayalım, tut ki, diyelim ki" sözleri ile oluşturulur.
"Diyelim ki bu sınavı kazandın."
"Tut ki yüz elli yıl yaşadın."
"Diyelim ki insanlar uzaya şehirler kurdu."
cümleleri birer varsayımdır. Burada gerçekleşmeyen bir durum gerçekleşmiş kabul edilip,
o durum üzerinden düşünceler belirtilmiştir.

TAHMİN
Bir kişinin sonucunu bilmediği bir olay ya da durum ile ilgili nasıl sonuçlanacağına dair kendi görüşünü bildirmeye tahmin denir.
"Geç kaldık, sanırım Selim gitmiştir."
cümlesini düşünelim. Burada henüz Selim'in gidip gitmediği bilinmiyor. Sadece "gitmesi" ile ilgili bir tahminde bulunulmuştur.
"Kardeşim bu soruların hepsini çözer."
"Bizim oralara bahar gelmiştir artık."
cümlelerinde de tahmin anlamı vardır.

ATASÖZLERİ
Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuş özlü sözlerdir.
Ulusun ortak düşünce, kanış ve tutumunu belirtir, bize yol gösterir atasözleri.
Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir.
Her atasözü, belli bir kalıp içinde, belli sözcüklerle söylenmiş olan donmuş bir biçimdir. Sözcükler değiştirilip yerlerine -aynı anlamda da olsa- başka sözcükler konulamayacağı gibi söz diziminin biçimi de bozulamaz. Örneğin,
"Derdini söylemeyen derman bulamaz."
sözündeki "derman" yerine "ilâç" getirilemez.
"Çalma elin kapısını, çalarlar kapını."
sözü de, sözcüklerin sırası değiştirilerek:
"Elin kapısını çalma, kapını çalarlar."
biçiminde söylenemez.
Atasözleri kısa ve özlüdür; az sözcükle çok şey anlatır:
"Dikensiz gül olmaz."
"Alet işler, el övünür."
"Taşıma su ile değirmen dönmez." gibi.
Atasözleri çoğunlukla mecaz anlamlıdır.
"Balık baştan kokar."
"Ak akçe kara gün içindir."
atasözlerinde olduğu gibi.
Gerçek anlamını koruyan atasözleri de vardır.
"Son pişmanlık fayda etmez."
"Dost ile ye iç, alış veriş etme."
atasözlerinde olduğu gibi.

CÜMLEDE ANLATILMAK İSTENEN
Her yargı belli bir anlamı aktarmak için kurulur. Bu yargıyı aktaran kişinin karşısındakine anlatmak istediği bir anlamı mutlaka vardır. Bu bazen açık olarak verilir, bazen de bir olayın, bir öykünün arkasına gizlenerek verilir. Yani cümlede söylenenle anlatılmak istenen farklı olabilir.
Söylenmek istenen anlam cümlenin ana fikridir diyebiliriz. Bu düşünceyi bulabilmek için cümleye "Yazar bu cümlede bize ne anlatmak istiyor?" sorusunu sorabiliriz.
"Şiire yaşlı bir şair gibi başlamalı, onu genç bir şair gibi devam ettirmeli."
Bu cümlede anlatılmak istenen nedir? Burada öncelikle "yaşlı şair gibi başlama" ve "genç şair gibi devam ettirme" sözlerine açıklık getirmeliyiz. O zaman esas anlatılmak istenen, ortaya çıkacaktır.
"Yaş" tecrübenin, "genç" de coşkunun, heyecanın sembolüdür. O hâlde şiire başlayan biri tecrübe kazanmalı, deneyimli olmalı, aynı zamanda şiir anlayışını devam ettirecek coşkuya sahip olmalı. Son olarak şunu söyleyebiliriz:
"Şiirde deneyim ve coşku esastır."

YAKIN ANLAMLI CÜMLELER
Anlatılmak istenen bir düşünce değişik biçimlerde ifade edilebilir. Bunu ifade ediş biçimi, içinde bulunulan durum, seslenilen kişi gibi birçok etkene göre değişir.
Söyleyişleri farklı, anlatılmak istenenin aynı olduğu bu tür cümlelere yakın anlamlı cümleler denir.
"Hiçbir suçlu, kendi yargıçlığından kurtulamaz."
cümlesini biz aynı anlamı koruyacak şekilde farklı sözcüklerle oluşturabiliriz:
“Suçlular yaşamları boyunca kendilerini yargılar.”
“Suç işleyen her insan bu suçu başkaları bilmese de bu suçun vicdanındaki baskısından kurtulamaz.”

CÜMLE TAMAMLAMA
Cümle yargı bildiren söz ya da söz öbeğidir. Bir yargının tam olabilmesi için verilmek istenen düşünceyi tam aktarması gerekir. Bunun için de yargı yardımcı unsurlarla zenginleştirilip tamamlanır.
"Bu durumu ona anlatıncaya kadar..." cümlesi aşağıdakilerden hangi sözle tamamlanırsa, anlatılanların güçlükle kabul ettirildiği anlamı oluşur?
Burada yapacağımız, cümleyi düşünmek ve cümleyi hangi sözlerle tamamlarsak istenen anlamı oluşturacağımızı ortaya çıkarmaktır.
Cümlede bir durumun zor kabul ettirilmesi anlamı olacağına göre, bu cümle "akla karayı seçtim" sözleri ile tamamlanabilir. Çünkü bu sözler, cümleye "bir şeyin güçlükle kabul ettirilmesi" anlamı katmaktadır.


CÜMLENİN KONUSU
Bir yazının olduğu gibi cümlenin de konusu vardır. Cümlenin genelinde üzerinde durulan duygu ya da düşünceler o cümlenin konusunu oluşturur.
“Bu cümlede neyden söz ediliyor?” sorusu, bize o cümlenin konusunu verecektir.
Çocuğa ana dilini, bir işçi elindeki âlet gibi nasıl kullanıldığını ilk öğreten, ona bu dilin türlü hünerlerini; kıvraklığını, zenginliğini, inceliğini ilk öğreten masaldır.
Bu cümlenin genelinde “masal” ın ana dil eğitimindeki yerinden söz edilmektedir. O hâlde bu cümlenin konusu “masalın dil öğrenimine katkısı”dır.
Küçüklükte öğrenilen taş üzerine yazı yazmaya, yaşlılıkta öğrenilen ise su üzerine yazı yazmaya benzer.
Konu: Eğitimin yaşı
İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.
Konu: Alışkanlık.
angel!'s çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:50
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522