Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Türk Dili ve Edebiyatı
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Konusunu Görüntülemektesiniz => A - Eserin Kimliği 1. Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu 2. Yazarın Adı: Peyami Safa 3. Yayın Evi: Ötüken Neşriyat ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 14-12-06, 01:44   #1 (permalink)
Vatani Görevde
 
Giriş Tarihi: 23-05-2005
Yaş: 23
Mesajlar: 10,942
Rep Puanı: 15742121
adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11adamus Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 157573
Varsayılan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu



A - Eserin Kimliği
1. Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
2. Yazarın Adı: Peyami Safa
3. Yayın Evi: Ötüken Neşriyat A.Ş.
4. Yayın Yeri ve Tarihi: Beyoğlu/İstanbul 1999
5. Sayfa Sayısı: 109
B – Eserin Konusu ve Özeti

Birçok insan muayene odasının kapısı önünde bekleşmekte. Sıralarda oturacak yer olmadığı için yeni gelen anneler duvar diplerine çöker ve hasta çocukları dizlerine oturur. Hiç kimse düz oturamaz. Çoğunun bir yeri alçılı veya sarılıdır. Yeni gelenlere olan ilgi uzun sürmez. Başlarını kaldırır, bakarlar ve tekrar eski vaziyetlerine dönerler.
Hasta gençte onların arasındadır ve yanında büyüğü de yoktur. Yalnız başına demir parmaklıklı kapılardan geçer ve dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatini imrenerek yürürdü.
Beyaz gömlekli, güçlü kuvvetli bir adam kapıdan çıkıp, parmağıyla onu gösterir ve yüksek sesle çağırır. Karanlık dehlizden aydınlık muayene odasına gider. Hep görmeye alıştığı manzara onu karşılar: Beyazlıklar ve madeni pırıltılar. Oturur ve ayağını hasta bakıcı kıza uzatır. Sargılar çözülmeye başlar. Her kat açıldığında daha da hafifler; sanki bütün sargı açıldığında kendini uçacakmış zanneder. Pansuman biter ve bacak tekrar sargıya alınır. İki yıl önce bir ameliyat olmuştur. Doktor, bacağı için tekrar bir ameliyat gerektiğini, bacağının kısalacağını ve yere basamayacağını söyler. Cevap yok bacağı sarıldığı halde kımıldayamaz...
Genç, eve geri döner. Eve giden yolda, diğer evlerin hallerine bakar. Her yağmurda, her fırtınada kaplamalarının nasıl kabardığını, nasıl biraz daha öne eğildiklerini inceler. Genç bunların arasında kendi evini zor bulur. Çünkü, bütün evler kendi evi gibidir. Eve vardığında, kimsenin olmadığını görür. Her eve geldiğinde yaptığı gibi sofada uzun süre kalarak etrafına bakınır. Bu yaşlı sofa adeta onunla sohbet eder.
Ve baktım: Minderde üst üste konmuş iki yastık ( Demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış ). Masanın yanında, rafın önüne çekilmiş bir sandalye ( Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış ). Ha… İşte masanın üstünde bir şişe: Kordiyal ( demek annem bir fenalık geçirmiş ). Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil ( Demek annem ağlamış ). Benimde bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var. Ben de kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım. “Alıntı Paragraf (14)”
Az sonra annesi gelir Annesi yorgun olduğu için konuşamaz. Genç ona



birkaç tatlı yalanla annesine muayenede geçenleri anlatır. Ameliyatın olup olmayacağının
daha belli olup olmadığını söyler. Akşama Erenköy’üne gideceğini, ertesi gün fakülteye
muayeneye gideceğini de ekler. Annesi izin verir.
Erenköy’üne gider . Paşa tanıdığı ve hatırladığı günden beri oturduğu tarafta oturmaktadır. Salon karanlıktır. Genç , Paşa’nın oldukça yakınında olduğu halde yüzünü göremez. Gencin hastalığından çok tahsiliyle ilgilenen Paşa, ona, imtihandan aldığı notları sorar.
Hafif bir ayak sesi ve sıçrayışla, içeri, Paşa’nın kızı Nüzhet girer. Gayet ciddi bir konu hakkında konuşulduğunu anlayınca bir sıçrayışta balkona çıkar.
Genç, Paşa’ya eğlenceli romanlar götürür gece olunca okurdu. Bu kez getirdiği roman çok uzun tasvirlerle başlamaktadır. O sırada Nüzhet içeri girer. Bir el işaretiyle onu yanına çağırır. Fakat genç okumayı bırakmak istemediği için, ilk önce gitmez. Daha sonra Nüzhetin uyarmasıyla Paşanın uyuduğunu fark eder. Merdivenlerden sessizce inerek, havuzun başındaki kanepeye otururlar.
Havuz başında Nüzhet kendisini isteyen Dr. Ragıp adında birinden bahseder. Genç bu bahisten hoşlanmadığını söyleyince, Nüzhet onunla istedi diye hemen evlenmeyeceğini söyleyince, genç sevinçten Nüzhetin boynuna sarılmak ister. İlk önce bunun bir aşk teminatı olduğunu zanneder. Fakat biraz daha düşününce bunun bir teselli olabileceğini anlar ve biraz önceki kederi artar.
Ertesi gün hasta haneye gider.Doktor o sırada teşrih sınıfında ders vermektedir. Yazarı sürekli gezdiren doktor onu hiç teşrihhaneye götürmemiştir ve bu kez oraya giderler. O gün acelesi olan Operatör, onunla ilgilenmez ve bir doktora, ona, koltuk değneği kullanmasını söylemesini ister.
Doktorla birlikte, biraz yürüdükten sonra bir lokantaya giderler. Doktor yemesi için ısrar eder . Fakat etin kokusu ona teşrihhaneyi hatırlattığı için bir şey yiyemez.
Eve geldiğinde büyük bir sessizlik onu karşılar. Hemen odadan çıkmak ister fakat bunu nasıl yapacağını bilemez. Sonra cesaretini toplar ve “Yukarı çıkayım” gibi bir şey mırıldanarak odayı terk eder. Nüzhet ile oturduğu divana gider. Fakat yaşında kuvvetli acıların ona verdiği geçici körlük ve sağırlık yüzünden bir şey yapamaz. Kafasını divana yaslayıp, otların içindeki bahçıvanı izlemeye çalışır.
Birkaç gün sonra doktor Ragıp ziyarete gelmiştir. Hastalık hakkında uzun uzun konuşulur. Genç fakülteye gideceğini söyler. Doktor Ragıp, gencin, bu bahsin kesilmesini istediğini anlayınca, başka bir konuya geçer.
Ertesi gün Paşa, Doktor Ragıp hakkında sorular sorar. Genç , Doktor Ragıp’ın Nüzhet’i mesut edemeyeceğini söyleyince, yengesi sinirlenerek , piyanonun





üzerinden rasgele bir şey alıp odadan ayrılır. Paşa gence taraftarlığını gösterir gibi bir kahkaha attıktan sonra, Nüzhet’in onun kardeşi olduğunu , onunla beraber büyüdüklerini söyler. Genç şaşkınlık içinde kalmıştır.
Ertesi gün Nüzhet ve annesinin kendisi hakkında mikrop diyerek konuştuklarını duyunca ani bir kararla o akşam eve dönmek ister. Bunu Paşa’ya
bildirdiğinde Paşa, emreder bir sesle “Yarın gidersin” der. Köşke ilk geldiği günü hatırlar ve o gün başlayan bir hikaye, bugün bitiyormuş gibi hisseder.
Ertesi geceyi de orada geçirmesi için bir neden doğmuştu. Annesi gelmişti. Gece yemeğine Dr. Ragıp ve annesi de gelmişti. Sofrada Fransızca ve Türkçe hakkında bir tartışma yaşanır. Genç salondan erken çıkar ve yatar. Ama uyuyamaz. Ağrıları artmıştır. Fakat ruhi azabına karşın, sade ve saf olan et ıstırabını o gece sevmişti.
Yengesinin ısrarı üzerine bir gece daha kalmaya mecbur olmuşlardı. Nüzhetle önceki gece yüzünden küs gibiydiler. Balkonda biraz sohbet ettiler, ama samimi değil.
Eve dönerler. Bacağında büyük sancılar. Sabahı zor getirir. Fakülteye giderler. Operatör derstedir. Genci sedyeyle ikinci hariciye koğuşuna götürürler. Bacağın sargıları açılır. Operatör içeri girdiğinde, onu gördüğü halde, hiçbir şey söylemeden ellerini yıkar. Ona bir koltuk değneği getirtir. Mithat Beyle röntgen çektirmeye giderler. Daha sonra bir arkadaşı ve Mithat Beyle bahçede otururlar.
Neredeyse bütün akrabaları onu hasta yatağında ziyaret etmişti. Askeri bir hasta hanede çalışan bir akrabası, pansuman için gerekli olan pamuk ve gazlı bezi getirir. Bir gün genci çalıştığı hasta haneye götürür. Alman bir doktor yanlış bir teşhis koyar. Yine aynı hasta hanede çalışan bir Türk doktor Türkiye’de bulunmayan bir ilaç tedavisi ile kurtulacağını söyler. Fakat oda bir işe yaramaz.
Ertesi gün yine fakülteye giderler. Operatörü bulamadıkları için bahçeye çıkarlar. Mithat Bey genci yalnız bırakır. Uzun süre bahçede yalnız oturur.
Mithat Bey gelir ve hariciye koğuşuna giderler. Operatör gelmiştir ve ameliyattadır. Genç, birinin bacağının kesildiğini öğrenir. Ameliyathaneye çıkarlar.
Operatör röntgenlere ve bacağa baktıktan sonra, gence, bacağını kaybedeceğini söyler. Genç, o anda bayılır. Ayıldığında ameliyat masasının üzerinde yattığını fark eder. Bacağına pansuman yapılmıştır. Ayağa kalkar ve koşarak kaçar.
Dokuzuncu hariciye koğuşuna bir dahaki gelişinde yalnız değildi. Polikliniğin önünde beklememişti. Dosdoğru operatörün odasına çıkmıştı. Operatör, bacağa baktıktan sonra, önceden verilen kararı doğrular. Bacak kesilecektir.
- Fakat, dedi. “Amputation”lar bence tababete dahil bir iş değildir, bunu kasaplar de yaparlar ve bir balta vuruşta, bir uzvu uçururlar. Biz, biraz tentürdiyot




süreriz ve biraz da kloroformla hastayı uyuturuz. Farkı budur. Doktorluk, bu bacağı ve bu gençliği kurtarmaktır. Kendisine sorun, bu hasta hanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa kurtarmaya çalışırız, yoksa… “Alıntı Paragraf (92)”
Genç, bunu kabul eder.
Artık koğuştadır ve yanında da kimse yoktur. Önceden olan her şeyi özlemeye başlar.
Rüya gördüğünü sandığı bir anda doktorla aralarında şu konuşma geçer:
- Hah! Aferin, ağla, ağla!
- Hayır, hayır… korkuyorum.
- Sebep yok, yavrum, bak hasta hane adam dolu. Yalnız bu pavyonda on bir insan, yüzlerce çocuk var.
- Bilmiyorum, fenayım.
- Fena şeyler düşünüyorsun.
- Korkuyorum.
- Niçin? Burada her şey var. Zil bile. Korkarsan bas gelirler. Her taraf kapalı.
- Her taraf kapalı. Korkuyorum.
- Kapalı olduğu için mi?
- Bilmiyorum… Bu duvarlar…
- Ey?...
- Of!...
- Bir şey mi düşünüyorsun, birini mi düşünüyorsun?
- Hayır, bilmiyorum.
- Nüzhet’i mi görmek istiyorsun? Nüzhet kim? Kardeşin mi?
- Nüzhet kim? Kardeşim mi? Bilmiyorum.
- Nüzhet kim?
- Bilmiyorum.
- Biliyorsun, biliyorsun, haydi, söyle bana, Nüzhet kim? Bayıldığın zaman onu sayıklamışsın.
- Beni buradan çıkarınız!
- Haydi, söyle yavrum, söyle… Rahatlayacaksın.
- Ben bu gece burada kalamam.
- Söyle, çıkarırım.
- Şimdi.
- Şimdi. Fakat söyle.
- Of… Ben çocuk değilim.




- Biliyorum ki çocuk değilsin.
- Dizim ağrıyor.
- Geçer. Demin biz pansuman yaptık. Yere düşerken çarpmışsın, kanatmışsın.
- Yere düşerken mi? Kim?
- Hiç. Dizin çok mu ağrıyor?
- Dizim şimdi ağrımıyor, başım ağrıyor.
- Başın mı?
- Bilmem… Bir yerim çok ağrıyor ama. Başım mı, dizim mi?
- Düşün bakalım.
- Başım dönüyor, gözlerim kararıyor.
- Zararı yok, ben buradayım, korkma… Hah… Ağla. Açılırsın… Al bunu kokla… Başını yastığa koy… Hah… Aferin… Şimdi uyursun. Kapa gözlerini… Hah… Ben yanındayım, korkma, hiç yalnız kalmayacaksın, uyu!
Yattığı yerden kolu sarılı bir çocuğun geçtiğini görür. Sonra, kapısında bir adam görür. Adam, gence, sıranın ona geldiğini söyler. Pansuman sırasıydı bu. Ertesi gün ilk ameliyat yapılacaktı.
Öğleden sonra annesi, Mithat bey ve arkadaşları gelir. Fakat onlar odayı karanlık iken görmedikleri için, gencin halini anlayamazlar.
Ameliyat günü gelmişti. Kapıda bir adam, ilk ameliyatın onunkinin olduğunu söyler. Ameliyathanede masaya uzatılır ve uyuşturulur.
“Beş dakika sonra hasta haneden çıkıyorum. Son not. Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstümden çıkarıp yatağa attığım ropdöşambr içinde ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta. ( Alıntı paragraf)
C- Ana Fikir ve Yardımcı Fikirler
Hastalığın vermiş olduğu ızdırap.
D- Kişiler
1. Hasta Genç: Roman kahramanı, öğrenci
Paşa: Hasta gencin amcası, emekli
Nüzhet: Paşanın kızı, öğrenci
Nurefşân: Paşanın çalışanı, hizmetçi
Paşanın Eşi: Hasta gencin yengesi, ev hanımı
Mithat Bey: Gencin arkadaşı, doktor.
2 . Hasta Genç: Küçüklüğünden beri dizinde olan rahatsızlıktan dolayı acı



çekmektedir. Kitap okumayı seven bir kişi.
Paşa: Ciddi bir insan. Gencin ona roman okumasından hoşlanıyor.
Nüzhet: Hızlı yaşayan genç bir kız.
E- Dil ve Anlatım Özellikleri
Romanın anlatımı genel olarak sade fakat bazı paragraflarda çok ağır kelimeler kullanılmış.
Ben, o zamanın fikirleriyle bu iki adamdan fazla mücehhez olduğumu anlamanın nefse itimadıyla, kuvvetli müdafaa ediyordum. Fakat sofrada en son hükmü
verecek yüksek bir efkâr-ı umumîye yoktu. Benim mücerret nazariyelerime karşı muarızlarımın müptezel teşbihler ve müşahhas delillerle müdafaa ettikleri tez, bu cahil efkâr-ı umumîyeti aldatabilirdi.
F- Yazar Hakkında Bilgi
(1899-1961) Türk edebiyatında ruh inceleyici roman tarzının kudretli
ustası olan Peyami Safa İstanbul’da doğdu. Serveti Fünun şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. Annesi Server Bedia Hanımın ismini, sonradan sırf geçim endişesi ile yazdığı eserlerinde, biraz değiştirerek mahlas olarak kullanmıştır.
Sivas’ta sürgün bulunan babasını, iki yaşında kaybetti. 9 yaşında bütün ömrünce etkileri görünen bir hastalığa tutuldu. Hem bu hastalık hem de annesini geçindirmek zorunda olması, düzenli okul öğrenimine engel oldu. 13 yaşında ilk kalem denemelerine ve çalışmaya başladı 15-19 yaşları arasında öğretmenlik yaparken Fransızca da öğrendi.
Edebiyat, Felsefe, Tarih, Psikoloji alanlarında o yaş için olağanüstü sayılacak bilgiler edindi. On dokuzuncu başladığı gazeteciliği ölümüne kadar sürdürdü. Belli başlı bütün gazetelerde fıkra ve makaleler, tefrika romanlar yazdı. Devlet kapısına bakmayıp, yalnız kalemiyle geçindi.
Ufak seyahatler bir yana, bütün ömrü İstanbul’da geçti. Gazetecilik dolayısıyla birçok siyasi sarsıntılara uğramıştır. Vefatında 3 ay önce, oğlu Merve Safa’yı kaybetmesi, ona büyük bir darbe oldu. 15 Haziran 1961’de beyin kanaması sonucunda ölen Peyami Safa, Edirnekapı mezarlığına gömüldü.
Eserleri :
Bir Mekteplinin Hatıratı, Karanlıklar Kralı , Gençliğimiz, Siyah-Beyaz (hikayeler), Sözde kızlar, şimşek, İstanbul Hikayeleri, Mahşer, Bir Akşamdı, Süngülerin gölgesinde, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Atilla, Fatih Harbiye, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar
adamus çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-07, 19:26   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 25-05-2005
Yer: CeHeNNem
Yaş: 19
Mesajlar: 37
Rep Puanı: 32631
enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11enesbhcvn Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu


Ya Sen İmzana Dİkkat Etsene Orda Yapilmasi Gereken Şey Yapilio Terbİyesİzlİk Yapma SonuÇta O Mİlletİ Temsİl Eden Bİr İŞİ Terbİyesİz...Çok Kurtlar Vadİsİ İzlİyorsun Galİba...
enesbhcvn çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-02-08, 16:13   #3 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 11-02-2008
Mesajlar: 64
Rep Puanı: 27486
yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11yucezerey Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 284
Varsayılan C: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu


Güzel paylaşım için teşekkürler
yucezerey çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-02-08, 20:51   #4 (permalink)
xD*
' éé
 
Giriş Tarihi: 23-01-2008
Yer: 'im artik OkuL'm :)
Mesajlar: 1,388
Rep Puanı: 37710478
xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 377127
Varsayılan C: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

TeşekkürLer Paylaşim İçin
xD* çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-02-08, 20:52   #5 (permalink)
xD*
' éé
 
Giriş Tarihi: 23-01-2008
Yer: 'im artik OkuL'm :)
Mesajlar: 1,388
Rep Puanı: 37710478
xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11xD* Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 377127
Varsayılan C: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

TeşekkürLer Paylaşim İçin
xD* çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 22:43
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522