Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 12-02-12, 03:52   #1
TheRollingStone

Varsayılan Servet-i Fünün Edebiyat akımı (Kapsamlı)


SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINI HAZIR*LAYAN KOŞULLAR
Servet-i Fünun edebiyatı, "Servet-i Fünun" adlı derginin etrafında toplanan yazarların oluş*turduğu bir edebiyattır. Tanzimat'tan beri süregelen "eski-yeni" tartışmaları son aşamaya Servet-i Fünun'la kavuşur ve edebiyatımız tamamen Batı'ya yönelir. Bu açıdan, Servet-i Fünun edebiyatı bir başlangıçtır ve "Edebiyat-ı Cedide (Yeni Ede*biyat)" olarak da adlandırılmıştır.
Servet-i Fünun edebiyatı, Padişah II. Abdülhamit'in iktidar olduğu yıllarda ürünler vermiştir. Bu edebiyat, büyük oranda döneminin siyasal -toplumsal koşullarından etkilenmiştir.

Padişah II. Abdülhamit. 1876'da tahta çık*mış, Osmanlı Impartorluğu'nun çok zor yıllarında görev üstlenmiştir. İmparatorluk siyasal - sosyal bir çalkantının içindedir, imparatorluğu yıkmak için dışta çok yönlü politikalar üretilmektedir. II. Abdülhamit, iktidardan uzaklaştırılmasına kadar (1909) Osmanlı imparatorluğu'nun yıkılmaması için önlemler alır. Bu arada İktidarına yöneltilen eleştirileri yasaklar, basın - yayın dünyasına san*sür uygular. Bu yıllar, Tanzimat edebiyatının ikinci dönemiyle çakışmaktadır. Recaizade Ekrem, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hamit Tarhan, Nabızade Nazım... bu koşullarda yazmaktadırlar. İle*ride Servet-i Fünun topluluğu oluşturacak sanat*çılar, daha çocuk denecek yaştadırlar ve yöneti*me karşı her türlü eleştirinin yasaklandığı, top*lumsal sorunların söz konusu edilmediği bir orta*mın havasını teneffüs etmektedirler.
1896'ya gelindiğinde Tanzimat'ın birinci ve ikinci dönem sanatçılarının bir kısmı ölmüş, bir kısmı da edebiyat yaşamını tamamlamış; bu yüz*den edebiyat dünyasında bir boşluk doğmuştur.

Recaizade Ekrem, edebiyat dünyasındaki boşluğun farkındadır. Bu arada "Malumat" dergi*sinde Hasan Asaf adlı genç bir şairin bir şiiri çı*kar. Bu şiirde geçen "abes-muktebes" sözcükle*rinin kafiye oluşturup oluşturmayacağı tartışmala*ra yol açar. Recaizade Ekrem "kulak için", eski edebiyat yanlısı Muallim Naci "göz için" kafiye görüşünü savunur. Edebiyatçılar iki gruba ayrılır*lar. Tartışmadan Recaizade Ekrem galip çıkar; daha çok taraftar bulur. 1891'den beri Recaizade Ekrem'in bir öğrencisi tarafından çıkarılan ve po-
püler bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun dergisi*nin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret getirilir (1896). Birçok genç sanatçı Tevfik Fikret'in çevre*sinde toplanır; Servet-i Fünun tam bir edebiyat -sanat dergisine dönüştürülür. Böylece Batı kültü*rü etkisindeki Türk edebiyatının ikinci toplu hare*keti 1896'da başlamış olur.

Servet-i Fünun Edebiyatı 1901'e kadar türlü eserler verir. 1901'de, Hüseyin Cahit Yalçın, Fransızcadan çevirdiği "Edebiyat ve Hukuk" ma*kalesini Servet-i Fünun dergisinde yayımlar. Bu*nun üzerine dergi kapatılır; topluluk dağılır. Top*luluğun dağılmasıyla edebiyat dünyasında yeni*den bir boşluk doğacaktır.

Servet-i Fünun Edebiyatının Temsilcileri:
Tevfik Fikret
Ahmet Hikmet (Müftüoğlu)
Cenap Sahabettin
Süleyman Nazif
Halit Ziya (Uşaklıgil)
Hüseyin Suat
Mehmet Rauf
Hüseyin Siret
Hüseyin Cahit (Yalçın)
Faik Ali (Ozansoy)
Celal Sahir (Erozan)



UYARI :
Servet-i Fünun edebiyatı döneminde eser ver*dikleri halde bu topluluğa katılmayan ve bağım*sız kalan sanatçılar şunlardır: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim.


1. Servet-i Fünun yazarlarının hemen hepsi Tanzimat döneminde açılan yabancı okullar*da öğrenim görmüş, Batı kültürüyle yetiş*mişlerdir; birkaç dil bilirler.
2. Servet-i Fünuncular, Batı edebiyatını - özel*likle de Fransız edebiyatını - yakından izle*miş, anlamışlardır.
3. Hepsinin eserlerinde Fransız edebiyatının ve Batılı akımların etkileri görülür.
4. Divan edebiyatını - aruz ölçüsü dışında - ta*mamen reddetmişlerdir. Doğu kültürünü iyi bilmezler ve Divan şiirinden hoşlanmazlar.
5. "Sanat için sanat" görüşüyle yazmışlar; bireysel sorunlarını dile getirmişlerdir.
6. II. Abdülhamit'ten ve dönemin siyasal koşullarından nefret ederler.
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ŞİİR

  • Servet-i Fünuncular şiirin konusunu iyice ge*nişletmişler; aşk, doğa, karamsarlık, düş kı*rıklıkları, gerçeklerden kaçış, doğaya yönel*me... gibi temaları işlemişlerdir. Sadece Tevfik Fikret, sosyal konulu bir iki şiir yazmıştır.
  • Şiirde "sanat için sanat" anlayışının gereği olarak "estetik olgunlaşma" ya önem veril*miştir.
  • Hemen hemen tüm Servet-i Fünun şiirinde aruz ölçüsü kullanılmış, hece ölçüsü küçüm*senmiştir. Sadece Tevfik Fikret şiirde hece ölçüsünü de denemiştir.
  • Aruz ölçüsü Türkçeye başarıyla uygulanmış, bu ölçüye canlılık getirilmiştir.
  • Klasik beyit anlayışı yıkılmış, şiirde anlam di*zeden dizeye taşınmıştır. Bir başka deyişle şiir (nazım), düzyazıya (nesre) yaklaştırılmış; cümlenin bir dize ya da beyitte tamamlan*ması geleneği yıkılmıştır. Bunu, Tevfik Fik*ret'in "Balıkçılar" adlı şiirinden alınmış şu parçada görmek mümkündür:

Şafak sökerken o yalnız, eski bir tekneciğin
Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak
Şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin
Siyah kaburgasını... Âh açlık âh ümidi"

Bu dizeleri yan yana getirip okuduğumuzda ortaya bir düzyazı (nesir) çıktığını görebiliriz.

  • Divan şiiri nazım biçimleri tamamen bırakıl*mış, müstezat serbestleştirilmiştir. Batı şi*irinden alınan sone ve terza-rima gibi biçim*ler ilk kez kullanılmıştır.
  • Şiirde bütün güzelliğine (kompozisyona) önem verilmiştir.
  • Divan ve Tanzimat şiirindeki "göz için kafi*ye" anlayışı yıkılmış; "kulak için kafiye" görü*şü benimsenmiştir.
  • Dil, çok ağır ve sanatlıdır. Şiirlerde Arapça ve Farsçadan alınma birçok sözcük ve tam*lama kullanılmış; çok kimsenin anlamadığı bir dille şiirler yazılmıştır. Servet-i Fünuncuların en büyük yanlışları dil konusunda ol*muştur, denilebilir.
  • "Nahcir" (av), "tiraje" (gökkuşağı), "saat-ı se-men-fâm" (yasemin renkli saatler), "Lerziş-i bârid" (soğuk titreme)... Servet-i Fünun şi*irinde ilk kez kullanılan sözcük ve tamlama*lara örnektir.
  • Edebiyatımızda "mensur şiir" örnekleri ilk kez bu dönemde verilmiştir (Halit Ziya).
  • Servet-i Fünun şiirinde Parnasizm ve Sem*bolizm akımları etkili olmuştur. Sanatçıların eserlerinde yer yer Romantizmin etkileri de görülmektedir.

SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMAN

  • Roman ve öyküde çağdaş Fransız edebiyatı örnek alınmış, Realizm ve Naturalizm akım*larından etkilenilmiştir.
  • Romanlarda İstanbul'un aydın çevreleri ile saray ve konak yaşamı konu edinilmiştir. Bi*reysel acılar, düş kırıklıkları, aşklar... üzerin*de durulmuştur.
  • Servet-i Fünun romancıları, içinde yaşadık*ları çevreyi anlatmışlardır. Romanların ço*ğunda Türk toplumunun ne ölçüde Batılılaş*makta olduğunun örnekleri verilmiş, Batılı yaşam tarzının Türk toplumundaki yansıma*ları gösterilmiştir. Sanatçılar, yerli karakterle*rin psikolojilerini tahlil etmişler; toplumsal yaşamla değil, "ev içi" ile ilgilenmişlerdir.
  • Öykülerde sıradan kişilere ve halkın yaşantı*sına daha çok yer verilmiş; öyküler roman*lardan daha sade bir dille yazılmıştır.
  • Gerçekçi akımların gereği olarak sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.
  • Tanzimat romanında görülen gereksiz be*timlemeler bırakılmış, betimleme roman kah*ramanlarının psikolojilerini ortaya koymak için yapılmıştır.
  • Teknik yönü çok sağlam romanlar yazılmış; modern Türk romanının temelleri atılmış ve ilk örnekleri (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu) ve*rilmiştir.
  • Servet-i Fünun öykü ve romanları, teknik ba*kımdan üstünlüklerine rağmen dil ve üslupta hatalı bulunmuştur. Tanzimat'la başlayan dili sadeleştirme çabalarına zarar veren bu "Sanatkârâne üslup" eserleri anlaşılmaz kılar. Kimi yazarlar, eserlerinin 1920'den sonraki baskılarında sadeleştirmeler yapar.
  • Fransız dilinin cümle yapısı Türkçeye aktarıl*mış; eserlerde devrik ve eksiltili cümlelere yer verilmiştir. Dil ve üslupta aydınlara hitap eden bir anlayış benimsenmiştir.

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA TİYATRO

  • · Tiyatro, doğrudan toplum yaşamını dile geti*ren ve topluma seslenen bir türdür. Servet-i Fünuncular kendi düşüncelerini yansıtan oyunların bu dönemde oynanmasına izin ve*rilmeyeceğini bildikleri için tiyatro eseri yaz*mamışlardır.
  • · Bu dönemde tiyatro sahnelerinde tuluat kumpanyaları temsiller vermiş, bu temsiller 1908'e kadar sürmüştür.
  • · Servet-i Fünuncular 1908'den sonra bazı ti*yatro eserleri ortaya koymuşlardır. Ancak Servet-i Fünuncuların bu piyesleri diğer tür*lere göre oldukça zayıftır. Bu denemelerde konuşma diline yaklaşmak için çaba göste*rilmiş; eserlerde evlenme, boşanma ve ka*dınların medeni hakları gibi konular işlenmiş*tir.
  • · Hüseyin Suat Servet-i Fünuncular içinde ti*yatroyla en çok ilgilenen sanatçıdır. Başarılı bir tiyatro dili olan sanatçının "Şehbal Yahut İstibdadın Son Perdesi" (1908), "Deva-yı Aşk" (1910) gibi eserleri vardır.
  • Tiyatro alanında bir iki eser veren Halit Ziya, bu türde başarılı değildir. Kâbus (1918) adlı dramı ve Fransızcadan adapte ettiği iki tiyat*ro (Füruzan, Fare) teknik olarak zayıftır.
  • · Mehmet Rauf, roman dışında tiyatro eserleri de yazmıştır: Pençe (1909), Cidal (1911), Di*ken (1917) eserlerinden bazılarıdır.
  • Cenap Sahabettin de bir iki eseriyle bu türe katkıda bulunur: Yalan (1911), Körebe (1917).
·
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

  • · Servet-i Fünun döneminde eleştiri, daha çok başkalarına cevap verme ya da Servet-i Fünun'un görüşlerini savunma biçiminde geli*şir.
  • Şair ve yazarlar nazımda kullanılan sözcük*lerin yapaylığı, anlam karışıklığı yönünden ağır eleştiriler alırlar, yine sanatçıların bir kıs*mı Batı hayranlığını körüklemekle suçlanırlar. Kişileri Türk olmayan iki öykü yazdığı için Halit ziya, milli olmamakla suçlanmıştır. Ser*vet-i Fünun yazarları bu eleştirilere cevap verirken soğukkanlılıklarını yitirmezler.
  • Halit Ziya, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayp, Mehmet Rauf... gibi yazarlar Batılı yazarların sanat ve edebiyatla ilgili görüşlerini açıkla*maya çalışır; Batılı sanatçıları tanıtırlar.
  • Servet-i Fünun'da edebiyat eleştirisiyle ilgi*lenen tek sanatçı, Ahmet Şuayp (1876 -1910)'tır. Ahmet Şuayp, bir edebiyat eserinin psikoloji ve sosyolojinin verilerine dayanıla*rak eleştirilmesi gerektiğini söyler, Fransız eleştirmeni Hlppolyte Taine'den etkilenir ve yazılarını Servet-i Fünun dergisinde "Hayat ve Kitaplar" başlığı altında yayımlar. O, eleş*tirilerinde nesnel olmaya çalışır; eserlerin ku*surlu ve güzel yönlerini bir arada gösterir.

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATININ ÖNEMLİ SANATÇILARI
TEVFİK FİKRET (1867 1915)
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/JOEBLA%7E1/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]
  • Servet-i Fünun şiirinin en büyük şairi olan Tevfik Fikret, Galatasaray Lisesi'nde Muallim Naci ve Recaizade M. Ekrem gibi öğretmenlerin elinde ye*tişmiş; okulu bitirince kendisi de öğretmenlik yapmıştır.

  • 1896'da Recaizade M. Ekrem'in önerisiyle Servet-i Fünun dergisinin müdürlüğüne geti*rilmiş; çevresine topladığı genç sanatçılarla Batı etkisinde bir edebiyat anlayışı geliştir*miştir.
  • Sağlıklı görünüşüne rağmen ömrü boyunca birçok hastalıklar, psikolojik bunalımlar geçi*ren sanatçının bu durumu, sanatında etkili olmuştur.
  • İlk şiirlerinde din, bahar, aşk ve şarap konu*larını işlemiş Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem'in etkisinde kalmıştır. Asıl üslubunu 1893'ten sora Batı edebiyatını tanıyınca oluşturmuştur.
  • "Sanat için sanat" ilkesini benimsemiş; şiir*lerinde doğa, yoksulluk, acıma, aile, hayal, aşk, yurt... konularını işlemiştir. Servet-i Fü*nun dergisi kapatıldıktan sonra siyasal -sosyal içerikli şiirler yazmış; "toplum İçin sa*nat" çizgisine kaymıştır.

  • "Sis" şiirinde İstanbul'a nefretini dile getir*miş ve bu kenti "Fahişe bir kadın"a benzetti. "Tarih-i Kadim"de inançlarını yitirmiş oldu*ğunu göstermiş, "Bir Lahza-i Taahhur" (Bi*raz Gecikme) başlıklı şiirinde II. Abdülhamit'e olan nefretini açıklamış, "Ferda" şiirin*de ise gençlere seslenmiştir.
  • 1908'den sonraki şiirlerinde insanlık ve top*lum konulu şiirler yazan sanatçı oğlu Haluk'un kişiliğinde gençlere öğütler vermiş; onları yurda hizmete çağırmıştır.
  • Şiirlerinde aruzu üstün bir başarıyla kullan*mış, aruzu konuşma diline uygulamıştır. "Şermin" adlı şiir kitabını çocuklar için hece ölçüsüyle yazmıştır.
  • Nazmı nesre yaklaştırmış, şiiri serbest duru*ma getirmiş, kafiyeyi önemsememiştir. Genellikle ağır bir dil kullanmış, sanatının son döneminde sade dile yönelmiştir. Fransız Parnasizminden etkilenmiştir.
  • Eserleri:
Rübab-ı Şikeste (şiir)
Haluk'un Defteri (şiir)
Şermin (şiir)
CENAP ŞEHABETTİN (1870-1934)

  • Servet-i Fünun edebiya*tının Tevfik Fikret'ten sonraki en önemli şairi olan Cenap Şehabettin, özel bir edebiyat öğreni*mi görmüş, ilk zamanlar Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit gibi sanat*çıların etkisinde şiirler yazmıştır.
  • Tıpta uzmanlık için gittiği Fransa'da Parnasizm ve Sembolizm gibi şiir akımlarını öğ*renmiş; yurda dönünce Parnasizmi edebiya*tımızda ilk kez tanıtmış, Sembolizmin öncü*sü olmuştur.
  • "Sanat için sanat" anlayışını benimsemiştir.
  • Aruz ölçüsünü başarıyla kullanmıştır.
  • Şiirlerini ağır ve sanatlı bir dille yazmış, yeni bir şiir dili oluşturmak için Arapça, Farsça ve Fransızcadan kimsenin bilmediği sözcükleri almıştır.
  • Serbest müstezat biçimini başarıyla kullan*mış, Fransız şiirinden "sone" biçimini almış*tır.
  • Şiirlerinde aşk, doğa temalarını işlemiş, bi*reysel duygularını anlatmıştır.
  • Ahenk ve musiki yaratacak sözcüklerle şiir yazdığı için sembolist; biçim güzelliğine önem verdiği ve "tablo gibi şiir" yazdığı için de parnasyen bir şairdir.
  • "Elhan-ı Şita" adlı şiirinde kış manzaraların*dan söz etmiş, okuyucularına karın yağışını hissettirmiştir.
  • Düzyazı ile yazdığı eserlerinde daha sade bir dil görülür. Sanatçı yazılarını nüktelerle, en*gin bilgisiyle süslemesini bilmiştir.
  • "Tiryaki Sözleri", özdeyiş (vecize)lerini içe*ren önemli bir eserdir.

Eserleri:
Tâmât (şiir)
Evrak-ı Eyyam (makale)
Hac Yolunda (gezi)
Nesr-i Harp (makale)
Suriye Mektupları (gezi)
Yalan (oyun) Körebe (oyun)

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866 - 1945)
  • Servet-i Fünun edebiya*tının en büyük romancısı ve modern Türk romanı*nın kurucusu olan Halit Ziya Uşaklıgil, çeşitli ku*ruluşlarda devlet memur*luğu ve öğretim üyeliği yapmıştır.
  • Roman, tiyatro, mensur şiir, anı, makale... türlerinde eser vermiştir. Roman tekniği çok güçlüdür. Edebiyatımız*da teknik yönü güçlü ilk romanları (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu) Halit Ziya yazmıştır.
  • Romanlarında Realizmin ve Naturalizmin et*kileri görülür. Batı ölçülerine uygun ilk ro*manlar onun eseridir.
  • Romanlarında İstanbul'un aydın çevrelerini konu edinmiş, kahramanlarını yakın çevre*sinden seçmiştir. Sanatçı, öykülerinde halkın yaşamına yer vermiş, Anadolu'ya yönelmiş*tir.
  • Romanlarında ağır bir dil kullanmıştır. Öykü*lerinde ise dil biraz daha sadedir. Süslü, sağlam bir dili, şiirsel bir söyleyişi vardır.
  • Romanlarında alışılmışın dışında, Fransızcanın cümle yapısını andıran yeni bir sözdizimi görülür.
  • Ölümünden bir süre önce, eserlerinin dilini sadeleştirmiştir.
  • Batı romanını asıllarından okuyarak özümle*miş, gençlik döneminde birçok çeviriler yap*mıştır.
  • Edebiyatımızda mensur şiirin ilk örneklerin ivermiştir.

Eserleri:
Nemide (roman)
Bir Ölünün Defteri (roman)
Ferdi ve Şürekası (roman)
Mai ve Siyah (roman)
Aşk-ı Memnu (roman)
Kırık Hayatlar (roman)
Bir Yazın Tarihi (öykü)
Solgun Demet (öykü)
Bir Şi'ri Hayal (öykü)
Aşka Dair (öykü)
Hepsinden Acı (öykü)
Kadın Pençesi (öykü)
Kâbus (oyun)
Füruzan (oyun)
Fare (oyun)
Mensur Şiirler (mensur şiir)
Mezardan Sesler (mensur şiir)
Sanata Dair (deneme)
Kırk Yıl (anı)
Saray ve Ötesi (anı)
Bir Acı Hikaye (anı)
MEHMET RAUF (1875 -1931)
  • Servet-i Fünun edebiya*tının Halit Ziya'dan sonra en önemli romancısı olan sanatçı, uzun yıllar deniz subaylığı yapmış, 1908'den sonra yaşamını ya*zarlıkla kazanmıştır.
  • Roman, öykü, tiyatro, mensur şiir türlerinde eserler vermiş, Halit Ziya'nın etkisinde kalmıştır.
  • Eserlerinde hüzün, karamsarlık temalarını iş*lemiş; aşk serüvenlerine yer vermiştir. Ro*manlarına kendi yaşamını yansıtmıştır.
· ilk psikolojik romanımız sayılan Eylül'ün ya*zarıdır.
· Sanatçının süslü, şiirsel bir anlatımı vardır.
·
Eserleri:
Eylül (roman)
Ferda-i Garam (roman)
Karanfil ve Yasemin (roman)
Genç Kız Kalbi (roman)
Son Yıldız (roman)
İhtizar (öykü)
Aşıkane (öykü)
Son Emel (öykü)
Hanımlar Arasında (öykü)
Siyah İnciler (mensur şiir)
Pençe (oyun)
Cidal (oyun)
Sansar (oyun)

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1874 - 1957)
  • Servet-i Fünun edebiya*tının öykü, roman ve eleştiri yazarlarından olan Hüseyin Cahit Yal*çın, daha çok gazeteciliğiyle tanınmıştır.
  • 1896 - 1901 arasında edebiyat alanındaki eser*leriyle tanınan sanatçı, II. Meşrutiyet'in ila*nından sonra gazeteciliğe ağırlık vermiştir. Öykü ve romanlarını zaman zaman gözleme dayanan, çok kere şairane ve süslü bir üs*lupla yazmıştır. Politik yazılarında dili, çok sadedir.
  • Fransızcadan çevirip Servet-i Fünunda ya*yımladığı "Edebiyat ve Hukuk" başlıklı ma*kale yüzünden söz konusu dergi kapatılmış, Servet-i Fünun topluluğu dağıtılmıştır.
Eserleri:
Hayat-ı Muhayyel (öykü)
Hayat-ı Hakikiye Sahneleri (öykü)
Niçin Aldatırlarmış (öykü)
Hayal İçinde (roman)
Kavgalarım (edebiyat eleştirileri)
SÜLEYMAN NAZİF (1870 - 1927)
  • Servet-i Fünun şair ve yazarlarından olan Süleyman Nazif, özel bir öğrenim görmüş, Doğu ve Batı edebiyatlarını çok iyi öğren*miştir.
  • Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İs*tanbul'un işgal edilmesi (23 Kasım 1918) üzerine "Kara Bir Gün" başlıklı makalesindeki sert çıkışı ve işgal kuvvetlerini pro*testo edişi yüzünden Malta'ya sürülmüştür. O, bu yönüyle Namık Kemal'e benzer.
  • Osmanlı İmparatorluğunun en zor yıllarında, cesur tavrı ve ateşli konuşmalarıyla halkın sözcüsü olmuştur.
Eserleri:
Gizli Figanlar (şiir)
Firak-ı Irak (şiir)
Batarya ile Ateş (şiir - düzyazı)
Malta Geceleri (şiir - düzyazı)
Çal Çoban Çal (makale)
AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU (1870- 1927)


  • Servet-i Fünun edebiyatı öykücülerinden olan Ah*met Hikmet Müftüoğlu, sonradan Milli edebiyat anlayışını benimsemiştir.
  • İlk öykülerini ağır bir dille yazmış, Servet-i Fünun topluluğunun sanat anla*yışına bağlı kalmıştır.
  • Milli edebiyatın doğusuyla birlikte Türkçülük görüşünü desteklemiş ve bu görüşün temsil*ciliğini yapan dergilerde yazmıştır.
·
Eserleri:
Haristan ve Gülistan (öykü)
Çağlayan (öykü)
Gönül Hanım (roman)

SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNDE BAĞIMSIZ KALAN SANATÇILAR :

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864-1944)
  • Servet-i Fünun topluluğu döneminde yaşadığı hal*de, bu topluluğa katılma*yan Hüseyin Rahmi Gür*pınar, kısa süreli memur*luk yapmış, bunun dışın*da yaşamını hep kale*miyle kazanmıştır.
  • Yaşamının son otuz bir yılını İstanbul - Heybeliada'da geçiren sanatçı, edebiyatımızın çok önemli bir romancısıdır. Roman, öykü ve tiyatro alanında eserler ver*miştir.
  • Romanlarında sosyal sorunları, batıl inançla*rı, aile geçimsizliklerini, yanlış Batılılaşmayı, ruh hastalarını... konu edinmiş, realist - na*turalist bir anlayışla eski İstanbul'daki gün*delik yaşamı çok canlı bir biçimde anlatmış*tır.
  • Hüseyin Rahmi "sokağı edebiyata taşıyan" bir sanatçı olarak; romanlarında halktan seç*tiği kahramanları ustaca konuşturur.
  • Ahmet Mithat'ın "romanının akışını kesip bil*gi verme" tutumu, bu sanatçıda da görülür. Natüralizmin bilinçli bir temsilcisi olan Hüse*yin Rahmi, eserlerini sade bir İstanbul Türkçesiyle yazmıştır.
Eserleri :
Şık (roman)
Mürebbiye (roman)
Metres (roman)
Tesadüf (roman)
Nimetşinas (roman)
Şıpsevdi (roman)
Gulyabani (roman
) Cadı (roman)
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (roman)
Hakka Sığındık (roman)
Ben Deli Miyim? (roman)
Kokotlar Mektebi (roman)
Utanmaz Adam (roman)
Cehennemlik (roman)
Billur Kalp (roman)
Kadınlar Vaizi (öykü)
Namuslu Açlık Meselesi (öykü)
Katil Buse (öykü)
İki Hödüğün Seyahati (öykü)
Hazan Bülbülü (oyun)
Kadın Erkekleşince toyun)

AHMET RASİM (1864 -1932)
  • Servet-i Fünun dönemin*de yaşadığı halde bağımsız kalan bir sanatçıdır. Çocukluğu çok sıkıntılı geçen sanatçı, yaşamını daha çok gazetecilik ya*parak kazanmıştır.
  • Eski İstanbul yaşamını (ramazanlarıyla, bayramlarıyla, sokak satıcılarıyla...) anı ve fıkra*larında işlemiş, halkın beğenerek okuduğu eserler yazmıştır.
  • Ahmet Mithat geleneğini benimseyen sanat*çı şiir, öykü, tarih, bilim ve çocuk kitapları yazmış, bazı çeviriler yapmıştır.
  • Ahmet Rasim, halk dilini canlı ve kısa cümle*lerle kullanmıştır.

Eserleri:
Gecelerim (anı)
Şehir Mektupları (fıkra)
Eşkal-i Zaman (fıkra)
Falaka (anı)
Muharrir Bu Ya (söyleşi)
Ramazan Sohbetleri (söyleşi)

Kaynak:[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat