Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 24-11-10, 16:37   #1
Saw

Varsayılan 11.Sınıf Dil ve Anlatım Tüm Cevapları (Yıldırım Yayınları) (2014-2015)



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄



1.Ünite: Metinlerin Sınıflandırılması


Sayfa 11

Okul Dışı Etkinlik

Öğretici metinler ile sanatsal metinler; gerçeklikle ilişkileri ve yazılış amaçları bakımından, kullanılan anlatım türleri bakımından, dilin işlevleri bakımından, sözlü ya da yazılı anlatım oluşturması bakımından sınıflandırılır.cemalaksoy.org
Anlatıcının bir olayı ya da durumu anlattığı, naklettiği anlatım türüne öyküleyici anlatım denir. Anlatıcı olayı aktarırken kendine özgü bir bakış açısı geliştirebilir. Anlatıcı her zaman yazarın kendisidir. Ancak yazar isterse mikrofonu başka birine verip olayı ona anlattırır, isterse kendisi anlatır.
Hazırlık

1) Sınıflandırma, birbirinden farklı özellikler gösteren nesne, olgu ve kavramları birbirine benzer öğelerle yan yana getirmedir.
2) Edebi metinler, insanların güzele olan tutkusundan doğmuştur. İnsan daima güzelin peşinde olmuştur. Güzele olan bu tutkusu onu sanat eserlerine yöneltmiştir.
3) Gerçekte olmadığı halde varmış gibi düşünülen, tasarlanan olay veya düşüncelere kurmaca denir. Temel gerçeklik değiştirilerek sunulur.
Sayfa 12

1) Metinde anlatılanlar kişisel bilgi ve deneyimlere bağlı kalınarak ortaya konmuştur.
2) Bilgilendirme veya yönlendirme amacı olmayan, bir duyguyu, düşünceyi ya da güzelliği kişisel bir bakış açısıyla dile getiren metinlerdir. Bir olayı, durumu anlatmak için yazılmıştır.
3) Öyküleyici ve betimleyici anlatım türleri kullanılmıştır.
4) Heyecana bağlı işlev, şiirsel işlev
Sayfa 14

1) Metin kurmacadır. Edebi metinlerin asıl amacı yazarın kendi özgün yorumunu okuyucuya aktarmaktır.
2) Betimleyici anlatım, öyküleyici anlatım
5)Öğretici metinler: Yazılış amacı, bilgi vermek, öğretmektir. Bilimsel konularla insanı ilgilendiren olayları, düşünceleri anlatır. Konular genellikle somut ve gerçektir. Ele alınan konular nesnel bir tutumla anlatılır. Dil göndergesel işleviyle kullanılır. Herkesin anlayacağı anlaşılır cümleler vardır.
Sanatsal Metinler: Edebi ve estetik zevk veren güzellikleri anlatım yoluyla yaratmak, okuyucuda çeşitli duygu ve düşüncelere yönelik çağrışımlar ve sezgiler oluşması sağlamak amaçtır. Konular genellikle soyut, bireysel ve kurmacadır. Gerçekler olduğu gibi değil, sanatçının duygu ve düşünce süzgecinden geçerek yeniden anlatılır. Dil sanatsal işlevde kullanılır. Mecaz anlamlara yer verilir.
Sayfa 16

2. Etkinlik

Ahmet Haşim, Divan Reis :Anlatmaya bağlı
Bir Adam Yaratmak: Göstermeye bağlı
Sayfa 21

Değerlendirme Cevapları

  • 1) Y,Y,D,Y
  • 2) Göndergesel, anlatmaya, mecaz, gerçek
  • 3) D
  • 4) B
  • 5) D
  • 6) B
  • 7) C
Sayfa 22-23-24

Ünite Sonu Değerlendirme Soruları Cevapları

  • 1) Y,D,Y
  • 2) Bilgi verme, güzeli aktarmak, sanatsal, göndergesel
  • 3) A
  • 4) C
  • 5) D
  • 6) C
  • 7) E
  • 8) A
  • 9) D
  • 10) C
  • 11) B
  • 12) C
  • 13) C
  • 14) A
  • 15) D
  • 16) Kullanılan dilin işlevleri, anlatım türleri, gerçeklikle ilişkileri, yazılış amaçları bakımından


Sayfa 26


Hazırlık


1)Mektup yazmak için o kadar çok nedenimiz var ki… Yeter ki elimize bir kalem, bir kağıt alıp masaya oturalım ve kime yazacağımıza karar verelim. Mektubun içeriğini ve anlatım özelliklerini belirleyen en önemli husus, mektup yazacağımız kişiyle aramızdaki ilişkinin boyutudur. Mektup yazacağımız kişi bir arkadaşımız ise duygu ve düşüncelerimizi, günlük yaşamda neler yaptığımızı anlatırız. Mektubun yazılış amacı belli bir konuda bilgi edinmek, merak edilen bir olay ya da gelişme hakkında haber almak da olabilir.cemalaksoy.org
3)Günümüzde mektup yazma alışkanlığının giderek kaybolmasının en büyük nedeni, internet ve bilişim teknolojisinin sağladığı kolay erişim imkanlarıdır.
4)Mesaj, e-posta, sosyal medya siteleri iletişimi daha hızlı bir boyuta getirmekle birlikte mektup kadar kalıcı ve anlamlı değildir.
Sayfa 28


İnceleme- Uygulama


1)Okuduğumuz özel mektuplar “giriş, gelişme, sonuç” planına göre yazılmıştır.
Sayfa 29


Etkinlik


1)Mektupta kullanılacak anlatım, bunu okuyacak kişinin kültür düzeyine göre ayarlanır. Arkadaşa yazılacak bir mektupta kullanılacak dil, büyüğe yazılacak mektuptaki dilden elbette farklı olmalıdır.
Bir mektubun taşıması gereken özellikler şunlardır:
Mektup yazılacak kağıt, şekil yönünden düzenli ve temiz olmalıdır.
Mektup, mürekkepli ya da tükenmez siyah renkli kalemle yazılmalıdır.
Mektubun sağ üst köşesine “tarih”, yanına da yazıldığı “yerin adı” yazılmalıdır.
Mektubu göndereceğimiz kişinin genel özelliklerine göre (yaşı, kültür düzeyi, yakınlık derecesi) “hitap cümlesi” bulunmalıdır.
Mektubun sağ alt köşesine “ad-soyad” yazılmalı ve mektuba “imza” atılmalıdır.
Mektubun sol alt köşesine “adres” yazılmalıdır.
Resmi ve İş mektuplarında dikkat edilecek hususlar şunlardır:
Mektup yazılacak kağıt şekil yönünden temiz ve düzenli olmalıdır.
Bu tür mektuplar mümkünse daktilo ya da bilgisayarla yazılmalıdır.
Resmi mektuplarda yazının çıktığı kurumun adı, kağıdın üstüne ortalanarak büyük harflerle yazılmalıdır.
Kağıdın sağ üst köşesine tarih yazılmalıdır.
Mektubun gideceği makamın adı ve yeri ise kağıdın orta üst yerine ortalanarak yazılmalıdır.
Yazı metnine başlamadan hangi tarih ve sayılı yazının cevabı olduğu yazılmalıdır.
Mektubun giriş paragrafında sorun ya da konu kısaca belirtilmelidir. Gelişme paragrafında konu ve sorun açılmalıdır.
Resim mektup veya dilekçe üst makama yazılmışsa “arz ederim”, alt ya da denk bir makama yazılmışsa “rica ederim” şeklinde bitirilir.
3.Etkinlik


İki mektubun yazılış amacı da hemen hemen aynıdır.
Mektuplarda dil göndergesel ve alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılmıştır.



Özel mektuplarda konuşulan dil karşılıklı konuşmalara göre daha özenlidir. Çünkü mektuptaki konuşma, önceden tasarlanmış, kelimeler, ifadeler bir bir seçilmiştir.
Sayfa 31


6.Etkinlik


1)Okuduğumuz iş mektubunun yazılış amacı bir istekte bulunmaktır.
3)Emredici anlatım türü kullanılır. Dil ise alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılır.
4)İş mektuplarında resmi ve ciddi bir ifade özelliği vardır.
5)Anlatım bozukluğu yoktur.
Sayfa 33


5.Metin


Dilekçe devlet kurumlarına yazılır ve genellikle ya bir istek bildirilir ya da bir sorundan dolayı şikayette bulunulur. Dilekçelerin kısa ve özlü olması gerekir.
2)Anlatım açık, kısa ve özlüdür.
3)Alıcıyı harekete geçirme işlevinde





Sayfa 37-38


Değerlendirme Cevapları


1)D,Y,D,D,D,D,D
2)mektup,giriş-gelişme-sonuç,sağ-alt,arz ve rica
3)E
4)E
5)E
6)Soru hatalı
7)D
8)Mektupların yazılış amaçları:
Haber verme, haber alma, bir olay, duygu varlıkla ilgili düşünceleri paylaşma, bir dilekte ya da istekte bulunma, bir kişiden ya da durumdan kaynaklanan sıkıntıları dile getirme






Sayfa 39


Hazırlık


1)Günlük yaşamda karşılaştığımız durumları, yaptığımız etkinlikleri, gün içindeki işlerimizi sıcağı sıcağına, tarih belirterek yazmak ve yazdıklarımızı bir defterde biriktirmek anlamını taşımaktadır.cemalaksoy.org
2)Günlük tutmak kendimizi unutmamızı engeller, neleri sevip neleri sevmediğimizi ortaya koyar. Günlük tutarak kendimizle konuşuruz, kendimizi kandırma ihtimali düşüktür.(cemalaksoy.org) Olayları gerçekçi olarak yazarız.
Sayfa 41


2)İncelediğimiz günlüklerde yazarların yaşadıklarını günü gününe yazdıklarını görmekteyiz. Nurullah Ataç farklı günlerde yaşadıklarını paragraflar halinde vermiş ve her günün tarihini paragrafın sağ üst köşesine yazmıştır. Salah Birsel’in günlüğünden alınan kesitte de tarih belirtilmiştir.
4)Okuduğumuz günlüklerde görünenler ve yaşananlar ile dile getirilenler arasında zaman bakımından fark yoktur. Yaşananlar, aynı gün kaleme alınmıştır.
5)Günlük, kişiye özgü bir öğretici metindir.
1.Etkinlik


Günlüklerin Yazılış Amacı: Yaşantılarımızı kalıcı kılmak, ve geleceğe taşımaktır.
Günlüklerde Dil ve Anlatım: Günlükte birinci tekil kişili anlatım vardır. Günlük bu yönüyle anı metinlerine benzer. Anlatım açık, sade ve akıcıdır. Açıklayıcı, öyküleyici ve betimleyici anlatım türlerine yer verilir. Günlük yazarı kendisine özgü bir üslup kullanabilir. Günlük yazarı, kendisiyle veya günlük defteriyle konuşuyormuş gibi yazar.
Günlüklerde İçerik: Yazarının günlük yaşamındaki hareketliliğiyle ilişkilidir.
Günlük Yazılarının Ortak Özellikleri: Her günün tarihi, metnin sağ üst köşesine yazılır. Yaşanan olayların, izlenimlerin günü gününe yazılması ile oluşurlar. Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır. Açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici anlatım türlerine yer verilir. İnandırıcı, içten, samimidirler. Konuşma diline yakın bir dil kullanılır. Yazarın kişiliğini, ruhsal dünyasını yansıtırlar. Gerçekler, yaşananlar, değiştirilmeden aktarılır. Tarih, biyografi, anı için birer belge niteliği taşır.
Sayfa 44


Günlük Türünün Önemli Temsilcileri:
Nurullah Ataç: Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü, Avusturya Günlüğü
Salah Birsel: Günlük, Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay Sessizlik, Aynalar Günlüğü
Oktay Akbal: Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek
Falih Rıfkı Atay: Yolculuk Defteri
Tomris Uyar: Gündökümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu
Sayfa 45


Değerlendirme Cevapları


1)DYDD
2)günce(günlük), edebi metin
3)D
4)A
5)E
6)B





Sayfa 46


Hazırlık


2)Bir sanatçının ilginç olayları kaleme alması hem hayata bakışı ve düşünceleri hem de yaşadığı dönemdeki sanatsal, kültürel, sosyal ve siyasi özellikler hakkında bilgi edinmemizi sağlar.
Sayfa 50


1)Okuduğumuz metinler bilgi verici metinlerdir.(cemalaksoy.org) Anı türünde yazılmış eserler, yazarların geçmişte yaşadıkları bir olay ya da şahit oldukları bir durum ekseninde fakat daha geniş sınırları olan bir sosyal, siyasi ve kültürel ortam hakkında bilgiler verir.cemalaksoy.org
2)İncelediğimiz metinlerde yazar yaşadıklarını, gördüklerini ve izlenimlerini günü gününe değil aradan belli bir zaman geçtikten sonra kaleme almıştır.
3)Anıların en belirgin özelliklerinden biri “birinci tekil kişili anlatım”la dile getirilmelidir. Anlatıcı, öykü ve romanlarda olduğu gibi kurmaca bir kişi değil, yazarın bizzat kendisidir.
4)Geçmişte yaşanmış, şahit olunmuş olaylar anlatılır. Anlatılan olaylar, durumlar ve kişiler gerçektir. Gerçek bir zaman diliminden söz edilir. Dil göndergesel işleviyle kullanılmıştır. Anlatım ben merkezli ifadelerle sağlanmıştır.
5)Okuduğumuz metinlerde olay, kişi ve dönem hakkında bilgi, gözlem ve izlenimler gerçekçi bir şekilde aktarılmıştır. Anı yazarı, ele aldığı olayı ve kişileri bir olay zinciri halinde anlatır. Anılarda kurmacaya yer verilmez.
2.Etkinlik


Anı yazarları, anlattıklarını ispatlamak ve belgelerle ifade etmek zorundadır.
Anı metinlerinin dil ve anlatım özellikleri: olay ve düşünceler birinci tekil kişili anlatımla dile getirilir. Açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici anlatımlara yer verilir. Anılarda gözlemin de önemli bir yeri vardır. Açık, sade bir dil kullanılır. Kelimeler genellikle gerçek anlamlarıyla kullanılır. Dil göndergesel işleviyle kullanılır.
3.Etkinlik


Olay, kişi ve dönem hakkında gerçekliğe bağlı kalınarak yaşananlar ve gözlenen durumlar bir olay zinciri halinde anlatılmıştır.
6)Anılar yazıldıkları dönemle ilgili belge niteliği taşır.
7)Yazarın kaleme aldığı anı metninde anlattığı olaylara ve kişilere yönelik kendi izlenimlerini de belirtmesi anının öğretici metin olmasına zarar vermez.
8)Atlı Tramvaylar ve Ziya Gökalp adlı metinlerde anlatım, yaşanmış bir olay etrafında gerçekleşmiştir.
Sayfa 51


4.Etkinlik


Kullanılan Anlatım Türleri: Açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici anlatım
9)Atlı Tramvaylar metninin yazarı dönemin önemli bir ulaşım aracı olan tramvayların teknik özelliklerini, çalışma sistemlerini bilmek, bu bilgilere ulaşmak için o dönemin kaynaklarından yararlanmak zorundadır. Ziya Gökalp metninin yazarı, Ziya Gökalp’i çeşitli kişilik özellikleriyle tanıtmak amacındadır.
10)Göndergesel işlev
5. Etkinlik






8.Etkinlik



Öğretici Metinler-Anı (Hatıra)


Bir yazarın kendisinin veya yakın bir tanıdığının yaşadıklarını anlattığı yazılardır. Yazar, olayları kendi bakış açısıyla anlatır. Anılar, yazan kişinin, yaşadığı dönem hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir. Anı türündeki yazılar, olayları yaşayan kişi tarafından kaleme alınmak zorunda değildir. Ünlü bir kişinin anılarını bir başkası kaleme alabilir.cemalaksoy.org
Edebiyatımızda bazı anı yapıtları ve yazarları:
Defter-i Amalim- Ziya Paşa
Kırk Yıl, Saray ve Ötesi- Halit Ziya
Edebi ve Siyasi Hatıralarım- Yahya Kemal
Anamın Kitabı- Yakup Kadri
Çankaya- Falih Rıfkı Atay

MAVİ SÜRGÜN / Halikarnas Balıkçısı
Batı göğünde, günün ufka veda edişi turuncu ve kıpkızıl çizgiler çekmişti. Onların üstünde Bodrum Kalesi kapkara bir siluet keskinliğinde yükseliyordu. Şiddetli bir iç güdüyle avludan dışarıya fırladım. Aceleyle bir dükkana koştum., bir büyük su kovasıyla bir kuyu ipi aldım. Avluya seğirttim. Kuyudan kova kova su çektim. Kovalar dolusu suları cömert cömert kayrak taşlarına savurdum., kuyudan doldurdum savurdum. Gene denizden, gene kuyudan fısıl fısıl savurdum. O dakika biri karşıma çıkıp da “Yahu sen deli misin? Bu suları neye savurup duruyorsun böyle?” dese, mutlaka ben adama deli midir? diye bakar; “ Görmüyor musun, suları savurmayıp da ne yapayım? Gönül suları bunlar, elimden avluya savurmak geliyor. Taşlar sulara kansın; elimden gelse, ta göklere, yıldızlara savuracağım, serin serin, gözleri açılsın da neşeyle gülsünler!” yollu gönül cevabı verirdim. O kayrak taşları, o evin, duvarları, o deniz kenarı, orada oldu olasıya böyle şey görmemişlerdi herhalde. Döktüğüm sular belki bir özgürlük duygusunun sonucuydu; belki bir yaratma özleyişinin ya da bir eskiyi, bir işi, bir karanlığı yıkma isteği; belki de bir şükran ödevi ya da bir kendini verme, bir gönülden kopma, gönülden akmaydı bu. Yaratıklarda an olur hiç akıl açıklanamayacak gizemli davranışlar olur. Yukarıda, belki şuydu, belki buydu diye yazdım, belki de o saydıklarımın hepsiydi. O su savuruşumu en ufak ayrıntısına kadar hatırladığım halde, o akşam yemek yiyip yemediğimi hiç hatırlamıyorum.



Sayfa 53


10.Etkinlik







Sayfa 57-58


Değerlendirme Sorularının Cevapları


1)DDYD
2) anı, uzun bir zaman geçtikten, yaşadığı sosyal ve siyasi ortam
3)Hatalı
4)E
5)B
6) Tarihi belge niteliği taşır. Geçmişe tanıklık eder. Önemli şahsiyetleri geçmişten geleceğe taşır. Kişinin kendini tanımasını, geliştirmesini sağlar.



Sayfa 59


Hazırlık


1)Hayat hikayesi yazmak, kişinin kendi yaşamı ve yaşadıkları hakkında başkalarına bilgi vermek bakımından önemlidir.
3)
Tezkire-i Şuara (Şairler Tezkiresi)


Tezkire klasik Türk edebiyatı şair ve yazarlarının şiirlerini ve hayatlarını kapsayan edebiyat antolojisi görevi gören bir kitaptır. Tezkiretü’ş-Şuara, Tezkire-i Şuara veya tezkire adlarıyla anılan eserler devrin şairlerinin zaman içinde unutulup gitmelerini önlemek, hatırlanmalarına vesile olmak amacıyla yazılmış eserlerdir.(cemalaksoy.org) İçlerinde en az yüz civarında şair bulunur ve bu yönleriyle şekil olarak günümüzdeki “yazarlar veya şairler sözlüğü” gibi eserlere benzerler. Konularını şairlerin hayatları, kişilikleri, edebi faaliyetleri ve eserleri oluşturmaktadır. Tezkireler (çok ayrıntılı olmamakla beraber) biyografi eserleri olarak da kabul edilebilir.
Tezkireler çağının bir edebiyat ve kültür ürünüdür. Yazıldığı çağın sosyal, kültürel, ürünüdür. Yazıldığı çağın sosyal, kültürel, sanatsal ortamını içerir. Aynı zamanda günümüz araştırmaları için değerli birer belge ve kaynak durumundadırlar. Şair tezkiresi yazma geleneği XV. Yüzyılda Çağatay sahasında Ali Şir Nevai tarafından kaleme alınan “Mecalisü’n Nefais” ile Anadolu sahasında ise Sehi Bey’in yazdığı “Heşt Behişt” adlı tezkireyi sırasıyla Latifi’nin kendi adıyla yazdığı “Latifi Tezkiresi”; Ahdi’nin “Gülşen-i Şuara”; Aşık Çelebi’nin ” Meşa’irü’ş-Şu’ara” Hasan Çelebi’nin “Kınalızade Tezkiresi”; Beyani’nin yine kendi adıyla anılan “Beyani Tezkiresi”; Riyazi’nin “Riyazü’ş-Şu’ara”;Kafzade Faizi’in “Zübdetül Eşar “; Yümninin “Yummi Tezkiresi” adlı eserleri izler.
Sayfa 65


1.Etkinlik


Bir kişinin biyografisini yazmak için birtakım ön çalışmalar yapmak gerekir.(cemalaksoy.org) Öncelikle yaşam öyküsü yazılacak kişi hayattaysa röportaj yapılır, yakın arkadaşları ve dostlarıyla görüşülür. Kişinin mektup ve anılarından faydalanılır.
Biyografi hazırlarken bilgi ve belge toplamak, tanıtacak kişi hakkında verdiğimiz bilgilerin güvenilir olmasına ve çeşitli alanlarda yararlanılacak bir belge değeri taşımasında önemlidir.
2. Etkinlik


Biyografilerin Ortak Özellikleri:
Kişisel yaşamı konu alır ve öğreticidir.
Bir başkasının yaşam öyküsü anlatılır.cemalaksoy.org
Belge niteliği taşır.
Anlatıcı, biyografiyi yazan kişidir. ( üçüncü tekil kişi)
Anlatılacak kişinin yaşamı bir bütün olarak aktarılır.
Öyküleyici, açıklayıcı, betimleyici anlatım türlerine başvurulur.
Dil, göndergesel işlevde kullanılır.
Açık, duru, yalın bir dil kullanılır.
1-a)Biyografisi yazılacak kişinin ailesi ve çevresi hakkında bilgi toplamak, bu belgeleri toplarken kişinin mizacı, bazı kişisel özellikleri, aile çevresi ve öğrenimi ile kişiliğinin oluşmasında etkili olan olayları da anlatmak, biyografinin ilgiyle okunmasını sağlar.
2)Yahya Kemal’in anne ve babasının kimler olduğu, hangi ailelere mensup olduğu anlatılmaktadır.
3)Yahya Kemal’in hayatı kısaca ele alındıktan sonra sanatçı kişiliğini oluşturan düşünceler, sanat anlayışları ve eserleri hakkında açıklamalar yapılmıştır.
4)Yahya Kemal’in biyografisi belge be bilgiler yerine duygulara ve hayale dayalı bir anlatımla kaleme alınsaydı nesnelliğini kaybeder.
5)Göndergesel işlev
6)Biyografiler, bir milletin belli alanlarda çığır açmış, topluma fayda sağlamış, öncülük etmiş şahsiyetlerin tanınmasını ve bunların adlarının gelecek nesillere de kalmasını sağlar.
Sayfa 66


3. Etkinlik


Bir kişinin hayat hikayesi, onun tanınmasını sağlayan çalışmaları ekseninde anlatılmıştır. Düzyazıya dayalı bir yapı özelliği vardır. Dil açık, sadedir.
7)Anlatıcı, biyografisi yazılan kişinin hayat hikayesini araştıran kişidir.
8)Yahya Kemal adlı metinde anlatıcı ile biyografiyi hazırlayan kişi aynıdır.
9)ayrılıkları, beyti, nesrin, etle, ayrı, şekli, ömrünün, yalnız, vezni, fikrine
6.Etkinlik


Açıklayıcı Anlatım: Metindeki cümle ve paragraflar açıklayıcı anlatımla ifade edilmiştir.
7. Etkinlik


Akıcı bir dil kullanılmıştır. Metin yazım ve noktalama kurallarına uygun olarak yazılmıştır.
Sayfa 69


13.Etkinlik


Ömer Seyfettin, Cahit Sıtkı Tarancı, Reşat Nuri Güntekin
Sayfa 70-71


Değerlendirme Cevapları


1)DDYYYY
2)biyografi, otobiyografi, üçüncü-birinci, tezkire
3)B
4)D
5)A
6)A


SAYFA 72
OKUL DIŞI ETKİNLİK

Faklı dönemlere ait yazarların kaleme aldıkları gezi yazılarını araştırıp okuyunuz.

GEZİ (YAZISI) ÖRNEĞİ:
OTORAY YOLCULUĞU NİĞDE - KAYSERİ
Niğde'ye yaklaşıyorduk.

Yanımda oturan bir Niğdeli şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti. — Faruk Nafizin hanı, dedi.
Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafizin unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.
Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları'nı ve Faruk Nafiz'i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz'i tanımamasını kabul etmiyor, ateş ve su nev'inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.
Güzel şiirin kudreti! iyi yazılmış bir manzum hikâye koskoca bir hanı, koynundaki tapu senedine rağmen asıl sahibinin elinden alıyor, Faruk Nafiz'e malediyordu.
Maamafih arkamızda ayakta duran ve bizi dinleyen uzun boylu bir sakallının "yok yahu.. O han falanındır" diye öteki mal sahibinin hakkını da ziyadan kurtardığını itirafa mecburum.
Niğde ile Kayseri arasındaki yolu, Faruk Nafiz'in istiklâl muharebesi senelerinde kona göçe üç günde aştığı o uzun mesafeyi, ben bugün otoray denen yeni icat bir âlet içinde, âdeta uçarak geçiyorum.
Akşamın beş buçuğunda daha Niğde istasyonunda kahve içiyordum. Sokak fenerleri yanarken Kayseri'de olacağım.
Bisikletin ilk icadı zamanlarında ona verilen Şeytan Arabası ismini bu otoraya saklamak lazımmış! Otoray görünüşte yirmi otuz kişilik büyücek bir otobüs. Fakat ikisi arasında âdeta nalınlı adam ile patenli adam farkı var. Otobüsün mütemadiyen taşla, toprakla boğuşmasına mukabil Otoray, cilâlı çelik raylar üstünde yağ gibi kayıyor.
Ulukışla ile Kayseri arasında günde iki sefer yapan bu arabaların, birinci ve ikinci sınıf yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltu*ğu, cemekânlı bir kapı ile buradan ayrılan geri tarafında da demokratlara mahsus, yirmi otuz kişilik kanapesi var.
Bazı şakacı yolcular lüks kısma Lortlar kamarası, ötekine Avam kamarası adını takmışlar.
Bu Otoray, yolları âdeta çocuk oyuncağına çevirmiş. Meselâ Kayserililer bizim Ada vapurları biletinden daha ucuz bir para ile günübirli*ğine Bor bahçelerinde eğlenmeye gidiyorlar.
Şoför, daha doğrusu makinistin bana anlattığına göre Adana ve Kayseri 'de oturan iki akraba, meselâ bir ana kız pazar sabahları bulunduk*ları yerden hareket ediyor, öğleyin Ulukışla'da birleşiyorlar; akşama doğru yine evlerine dönüyorlarmış.
Bu seyahat, artık yolculuktan usandığım bir zamana rastlamış olmak*la beraber beni atlı karıncaya binmiş bir bayram çocuğu gibi eğlendiriyor*du. Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıp giderken kâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya geçerek akşam ışıkları ile sararıp kızaran ovalara bakıyordum.
Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.
Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karan*lık düşüncelere bıraktığı saattir. Halkın akşam garipliği terkibile anlattığı bu duyguda kendimizi uçsuz bucaksız mesafeler arasında kaybolmuş hisset*memizin, arkada bıraktığımız uzağı bir daha görmek şüphesinin, öndeki uzağa yetişememek korkusunun elbette bir payı vardır. Mesafelere hâkim olmak emniyeti işte bu şüphe ve korku mefhumunu kaldırıyor, insana bu geniş ovalarda kendi mahallesinde, evinin bahçesinde dolaşmak hissini veri*yor.
Faruk Nafiz :
"Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar"
diye anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, "kendi*ni tekerleğin sesine kaptırarak" geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir miydi?
Reşat Nuri Güntekin
(Anadolu Notları'ndan)


Evliya Çelebi Darüşşifayı Anlatıyor


1682 yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, külliyeden; “Orada bir Darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz “ diye bahseder. Ünlü seyyah, ayrıca külliye için şu ilginç tanımlamaları kullanmıştır:
“Adı geçen bağın ortasında, göğe baş uzatmış bir yüksek kubbedir ki güya aydınlık hamam camekanı gibi tepesi açıktır. Bu açık yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde Kiyanıyan tacı gibi bir kubbecik vardır. San’atkar iş üstadı, bu küçük kubbenin ta tepesine halis altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak yapmış, ne taraftan rüzgar eserse, o bayrak o tarafa döner. Garip görünüşlüdür. Ama aşağı büyük kubbe sekiz köşelidir. Bu kemerli kubbe içinde dahi sekiz kemer vardır. Her kemerin altında bir kış odası vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencere vardır. Bir penceresi odanın dışında olan gülistanlı ağaçlığa bakar, diğeri de bu büyük kubbenin ortasındaki büyük havuz ve şadırvana bakar. Bu sekiz adet kış odalarının önünde , yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar vardır.
Üç tarafı kafesli mermerler ile yapılmış bu büyük kubbe altındaki büyük havuzun çevresindeki sel sebillerden berrak su çağlayıp havuza girince , fıskiyelerden berrak su, kemerli kubbenin göbeğinde nihayet bulur.
Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur.
Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı aşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar... Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden sözler eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar.
Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi, yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler. Fakat delilere bu çiçekleri verince kimini yerler, kimini ayakları altında çiğnerler. Bazıları dahi meyveli ağaçları seyredip, ah daha hel hope pe pohe pelo deyip, çimenlik temaşası ederler...”
diğer gezi yazısı örnekleri için tıklayınız...


örnek gezi yazısı:
ROMA’DA
Bu, Roma’ya üçüncü gelişimdir. Ama Roma,orada doğup orada büyüyenler için bile bitmez.Her heykel, her tablo, her anıt, size her görünüşünde güzelliğin yeni bir sırrını açacaktır.Roma’da heykel vatandaş olmuştur. 0, müzede değil, bizim gibi sokaklarda dolaşıyor,meydanlarda geziniyor, parklarda dinleniyor!
Sabahleyin ağzından sular dökülen aslanları seyrederek Doney’e gittim. Burası, büyük otellerin, şık mağazaların ve camlarından hare hare sular akan çiçeklerin sıralandığı büyük bir cadde üstünde, Via Veneto’da bir kahvedir ama Mehmet Akif’in “Mahalle Kahvesi’ değil, bir temizlik ve zarâfet sergisi...
Kaldırım üstündeki masalardan birine oturdum. Garson, ısmarladığım portakal suyunu getirdi. içinde dört köşe, pırıl pırıl bir buz parçası,yanında, ipek kâğıtlı keselere el değmeden doldurulmuş şeker...
Bardağı yudum yudum emerek caddeyi seyrediyorum: iskarpinler geçiyor... Siyah iskarpinler, beyaz iskarpinler... Bağlısı var, düzü var, fiyonklusu var. Ama iki şey yok: Boyasızı bir,çarpık ökçelisi iki.
Gözlerimi yavaş yavaş yukarı kaldırıyorum:Her kadın başı güzel taranmış ve her erkek çehresi jiletten yeni çıkmış. Roma sokaklarında dağınık kafa, kepekli saç ve tıraşsız surat göremezsiniz.Via Veneto yolcuları arasında bir şey daha yok: Hasta ve sarsak adam. Değil koltuk değnekleriyle asfaltı karıştıran topala, değil bastonuyla kaldırımları dürtükleyen köre, öksüren insana bile rastlayamazsınız. Avrupalı , öksürdü mü:
— Hastalandım, deyip yatağa giriyor.
Yusuf Ziya ORTAÇ
Göz Ucu ile Avrupa


Okuduğunuz yazılardagezilen yerlerle ilgili bulabileceğiniz fotoğraf ya da CD’leri sınıfa getiriniz (1. etkinliğe yöneliktir.).

• Gezi türünün tarihî seyrini, Türk ve dünya edebiyatındaki önemli temsilcilerini araştırınız (12.etkinliğe yöneliktir.).
Gezi Türünün Tarihi Gelişimi
Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır Bugünkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler yazmışlardır.
Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere MS 448′de Hun hükümdarı Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli Tarihçi Priskosun eseri ile MS 568 de Kilikyalı Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz
İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev ‘in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu arada Mısır ve anadolu’nun doğusunda gördüklerini anlatan ’sefername’ adlı eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz
Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta’yı anmamız gerekir
Marco Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıkmış ve bu yolculuğunda gezip gördüğü yerleri anlatan bir eser yazmıştır Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden biri sayılır Arap gezgini İbn Batuta da anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan’ı dolaşarak oralarda yaşayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazmıştır
Önceleri daha çok Tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatçıların da dikkatini çekmiştir Ele alınan konular, kullanılan dil, yazarların gözlem ve anlatım özellikleri bakımından gezi yazı ve kitapları artık edebiyatın bir kolu, bir başka deyişle bir yazı türü özelliği kazanmıştır...

Türk Edebiyatında Gezi Yazıları
Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis'in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat'ta karaya çıkan Seydi Ali Reis'in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne'ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar.
Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi'nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi, Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi'dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin gezi kitabından XVII. yy. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür. Anlatımdaki sadelik, içtenlik ve söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır.
XVII. yy'da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları 'sefaretname'leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Fransa Sefaretnamesi'dir. Yazar bu eserinde Lale Devri'nde Fransa'da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır.
Edebiyatımızda gezi türünden yazılara ilginin arttığını daha çok XIX. yy'da görüyoruz. Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler sergilenmiş bulunmaktadır.
Tanzimat'tan Sonraki Gelişmeler
XIX. yy'nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi'nin Avrupa'da Bir Cevelan adlı kitabı olmuştur. Yazar bu eserinde İstanbul'dan Stockholm'e kadar yaptığı tren yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve izlenimlerini anlatır. Ali bey'in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın önemli gezi eserleri arasında sayılır.
1908'den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur. Bu dönemin tanınmış şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin'in Hicaz yolculuğunu anlatan Hac Yolunda Suriye ve Irak'tan söz eden Afak-ı Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yansıtan Avrupa Mektupları adlı eserlerini Türkçe gezi türünün başarılı örnekleri arasında gösterebiliriz.
Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazıları
Cumhuriyet döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Bu dönemin tanınmış gezi yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay'ı anmamız gerekir. Atay'ın Denizaşırı, Taymıs Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı bakımından ilginç ve değerli eserlerdir.
Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar arasında İstanbul'dan Londra'ya Şileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran'ı, Finlandiya adlı kitabıyla Şükufe Nihal'i, Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükreş adlı kitaplarıyla Sadri Ertem'i, Tuna'dan Batıya ve Anadolu Notları adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri Güntekin'i, Anadolu Manzaraları adlı kitabıyla Hikmet Birand'ı, Gezi Günlüğü ve Avusturya Günlüğü adlı kitaplarıyla Burhan Arpad'ı sayabiliriz.
Son yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da bir artış görülmektedir.
Günümüz yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün yapmış olanlar arasında Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra Erhat'ı, Düşsem Yollara Yollara adlı eseriyle Haldun Taner'i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet Anday'ı, Sam Amcanın Evinde ve Bir Garip Ada adlı eserleriyle Badii Faik Akın'ı, Canım Anadolu adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu, Şu Bizim Rumeli adlı eseriyle Yılmaz Çetiner'i ve Almanya Beyleri İle Portekiz'in Bahçeleri adlı eseriyle Nevzat Üstün'ü sayabiliriz.
Gezi yazılarının Türk ve dünya edebiyatlarındaki tarihi gelişimi
Gezginlerin gezip gördükleri yerlerle ilgili izlenimlerini anlatmalarının amacı neler olabilir?
Gezginler, gezip gördükleri yerlerin doğal ve tarihi güzelliklerini, kültürel özelliklerini okuyucuyla paylaşmak istedikleri için gezi yazısı yazarlar.

HAZIRLIK

1. “Evliya Çelebi” ve “Marko Polo” hakkında bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Evliya Çelebi son derece dikkatli bir seyyahtır. O, gezdi*ği yerlerin tarihini, coğrafyasını, iklim ve tabiatını, sanat eser*lerini, insanlarını, insanlarının giyiniş, yaşayış, dil ve dinleri*ni, silahlarını, âdetlerini, tanınmış hususiyetlerini, yerleşme şekillerini, kısaca şahsi ve günlük hayattan, cemaat hayatına, manevi hayata kadar bütün unsurları eserine almıştır. Bu du*rum Seyahatname’nin dünyada eşine rastlanmayan bir zenginlikle önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır. Düşünceye ve daha çok göze hitap eden güçlü tasvirler, sıcak bir mizah, mü*balağa ve secilerle süslü üslubu onu farklı kılan unsurlardır.


ESERİ 10 CİLTTİR SIRALAMASI ŞÖYLEDİR
Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname'nin konuları şu şekildedir.
I. Cilt: İstanbul ve civarı Eserin birinci cildinde İstanbul'un târihi, kuşatmaları ve fethi, İstanbul'daki mübârek makamlar, câmiler, Sultan Süleyman Kânunnâmesi, Anadolu ve Rumeli'nin mülkî taksimâtı, çeşitli kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imaret, hastane, konak, kervansaray, sebilhane, hamamlar... Fatih Sultan Mehmed zamânından îtibâren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul esnâfı ve sanatkârları yer almaktadır.
II. Cilt: Nisan 1640'ta yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645'te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan. Osmanlı Devletinin kuruluşu, İstanbul'un fethinden önceki Osmanlı sultanları, Bursa'nın âlimleri, vezirleri ve şâirleri.
III. Cilt: Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca)
IV. Cilt: İstanbul'dan Van'a kadar yol üzerindeki bütün şehir ve kasabalar, Evliyâ Çelebi'nin elçi olarak İran'a gidişi, İran ve Irak hakkında bilgiler
V. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçzi'ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa'ya avdet, Boğdan'a gidiş, Transilvanya seyahati, Bosna'ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya'ya avdet.
VI. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk'a gidiş, İstanbul'a avdet. Macar seferi, Uyvar'ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk'e ve Baltık Denizine kadar gitmesi. Uyvar'ın zaptı, Belgrad'a avdet. Hersek'e gönderilmesi, Raguza seyahati, Karadağ seferi, Kanija seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.
VII. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.
VIII. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.
IX. Cilt: Garbi Anadolu, Suriye, Mekke ve Medine seyahati.
X. Cilt: Mısır.


Ünlü kâşif Marco Polo, 1254 yılında tüccar bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Marco Polo’nun doğduğu Venedik şehri, o dönemlerde AkdenizBölgesinin ticaret merkezi olarak sayılıyordu ve bu nedenle ailesi varlıklı idi. Ailesi tarafından iyi bir eğitim alması sağlanan Marco klasik yazar eğitimi almıştı ve İtalyanca’sının yanında Fransızca diline hâkimdi. Aynı zamanda tarihe ve coğrafyaya olan merakı sayesinde bu konularda kendini geliştirmişti.

Marco henüz altı yaşındayken, babası Niccolo ve amcası Maffeo’dan Çin seyahatine gidecekleri için ayrı kaldı. Seyahatten döndüklerinde Marco 15 yaşına gelmişti. Marco da 17 yaşına geldiğinde ikinci Asya seyahatleri için babası ve amcasına eşlik etmeye karar verdi. Bu seyahatlerinde diğerlerine oranla çok iyi bir avantajları bulunuyordu, çünkü dönemin en güçlü imparatorlarından olan Kubilay Han kendilerine altın bir tablet sunmuştu. Bu altın tablet adeta VIP pasaport anlamı taşıyordu ve yemek, at, rehber veya konaklama yeri gibi ihtiyaçlarına kolayca ulaşmalarına olanak sağlıyordu.



Geneli at üzerinde geçen uzun ve yorucu bir yolculuk sonunda Çin’e ulaşmışlardı. Seyahatlerini o dönem tüccarların genel güzergâhı olan ipek yolu üzerinden yaptılar. Ermenistan, İran, Gobi Çölü, Pamir Dağları, Türkistan ve Afganistan’ı görme şansı buldular. Marco yolculuk boyunca gördüğü yerleri ve etkisinde kaldığı şeyleri sürekli not aldı. Moğolistan yakınlarında bir yıl kadar kaldılar ve bu sayede buradaki insanların hayatları ve yaşam tarzı hakkında fikir sahibi oldular.

Marco bu dönemde dört dil öğrendi ve Kubilay Han’ın sarayında 17 yıl geçirdi. Burada ticaret ve endüstri hakkında önemli bilgiler edindi. Aynı zamanda Kubilay Han’a memleketleri, papa ve Roma klişeleri hakkında bilgiler verdi. Kubilay Han’ın sarayı o dönem dünyanın en mükemmel ve fantastik yapılarından biriydi. Duvarları altın ve gümüş ile kaplı, 6000 kişinin aynı anda yemek yiyebileceği genişlikte bir yemek salonu bulunan sarayda, binlerce beyaz at hazırda tutuluyordu. Bu atların sütü, kraliyet ailesine sunuluyordu. Her odasında Asya sanatına ait en güzel tablolar, heykeller ve benzeri eserler bulunuyordu. Marco için en ilginç gelenlerden biri de, kendi tabiri ile odun gibi yanan taşlardı. Kubilay Han, henüz Avrupa’da kimsenin aklına dahi getiremeyeceği bir yakıt kaynağını bulmuştu ve buna kömür deniliyordu.



1293 yılında Marco, babası ve amcası ile eve dönüş için gemi ile yola çıktılar. Yolculuklar iki yıl sürdü. Bu süre zarfı içerisinde Kubilay Han öldü ancak etkisi hala devam ediyordu. Bu sayede Kubilay Han’ın kendilerine vermiş olduğu altın tablet korsan ve haydutlara karşı hala işe yarıyordu.

1298 yılında, Marco Venedik şehrine rakip olan Genoa ile yapılan savaşta bir gemiye kaptanlık yapmış ve bu savaşta esir düşmüştü. Esirlik döneminde, Pisa şehrinden gelen bir yazarla tanıştı ve bu yazar Marco’yu Asya seyahatini kitaplaştırması için telkinlerde bulundu. Bunun neticesinde Marco ilk kitabı olan “Marco Polo’nun Seyahatleri” isimli kitabını yazdı. Kitap kısa zaman içerisinde Avrupa’da çok popüler oldu. Öykülerinin gerçek olamayacak kadar çılgınca bulanlar çoğunlukta olsa da, en çok satan kitap oldu.

Marco, 1299 yılında serbest bırakılarak Venedik’e geri döndü ve burada kendisinden üç çocuğu olan Donata Badoer ile evlendi. Ölene kadar da burada yaşadı. O dönem için oldukça fazla sayılabilen 70 yaşında vefat etti. Ölüm döşeğindeyken ünlü olan son cümlesini söyledi: “Gördüklerimin sadece yarısını söyledim”.



Marco Polo’nun Seyahatleri kitabında yazılanlar çoğu kişiye uçuk hatta inanılması güç gelse de, yüzyıllar boyunca, Asya kültürü hakkında hiçbir fikri olmayan Avrupalı’lara, bu kültür hakkında önemli bilgiler aktarmıştır.

Bugünlerde, birçok tarihçi ve uzman, Marco’nun seyahatini araştırmaktadır. Kendisi hayattayken uçuk gelen birçok hikaye ve mekan, ölümünden sonra doğrulanmıştır. Her ne kadar Marco Çince konuşamasa ve Çin kültürüne ait olan Çin Setti, çay ve hattatlık gibi konulardan hiç bahsetmemiş olmasına rağmen, uzmanlar bunun 13. Yüzyıldaki savaşlar esnasında yazıldığından kaynaklandığını düşünmektedir.

Bununla birlikte, o dönemki coğrafyacılar Marco’ya pek itibar etmese de, verdiği bilgilerin bazıları 14. Yüzyılda harita oluşturmak için kullanılmıştır. Tarihe, Asya ötesi yolculuk rotasını ilk kaydeden ve yolculuğu ne kadar uzun süreceğine ait hesaplama için bir sistem oluşturan ilk kişi olarak geçmiştir. Bu başarıları sayesinde modern coğrafya bilimine öncülük etmiştir.2. Gezi yazıları okumak insana neler kazandırır? Açıklayınız.
gidip göremediği yerler hakkında bilgi kazandırır

3. “Se ya hat”, “ge zi”, “gezgin”, “seyyah” kav ram la rın dan ne ler an la dığı nı zı be lir ti niz.


GEZİ= SEYAHAT: bulunan mekandan başka bir mekana yapılan yolculuk
gezgin=seyyah: gezide , seyahatte olan kimse

Herhangi bir kimsenin, daha çok bir edebiyat sanatçısının gerek yurt içinde gerekse yurt dışında gezip gördüğü yerlerdeki toplumları, kentleri, yerleri, yaşayışları, âdet ve töreleri, gelenek ve görenekleri, doğal ve tarihî güzellikleri, ilgi çeken değişik yönleri edebî bir üslup içinde kaleme alarak anlatmasına “gezi yazısı”(seyahatname) denir.

Yazar, gezip gördüğü yerlerle ilgili gözlemlerini, incelemelerini, bilgileri bir araya getirerek gezi yazısını yazar. Okur, anlatılan yerleri bu sayede sanki yazarla birlikte geziyormuş hissine kapılır. Gezi yazılarında aydınlatıcı, öğretici bilgiler de yer alır. Amaç, gezilen yeri okuyucuya her yönüyle tanıtmaktır. Bu yapılırken geçmişle gelecek arasında bağ kurulur, toplumların birbirleriyle ilişki kurması ve birbirlerini tanıması, toplumlar arası kültür alışverişi ortamının oluşması sağlanır.
Gezi yazısının özellikleri şunlardır:
  • Gezi yazılarında, gezilip görülen yerin bütün özellikleri ele alınır.
  • Gezilen yerin özellikle tarihî, coğrafî, tabiî ve sosyal nitelikleri belirgin şekilde anlatılır.
  • Gezi yazılarında gezginin dikkatini çeken ve farklı bir özellik gösteren insanlar, tarihî ve tabiî güzellikler, farklı kültürler gibi konular güncel olaylarla da bütünleştirilerek edebî bir üslupla yazıya geçirilir.
  • Gezi yazılarında ayrıca yörenin dil, din, inanç, âdet, gelenek, görenekleri incelenir. Bölgedeki insanların düşünce yapısı ortaya konur.
  • Bölge, okuyucunun daha iyi anlaması açısından başka bölgelerle kıyaslanır.
  • Yazar, gezisi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızasında tutmak zor olduğu için gezi esnasında kısa notlar alır ve bunları hikâye eder.
Gezi yazısı gezilen bölge için belgesel bilgiler içerir. Bu bakımdan gezi yazısında yazar gözlemlerine yer vermeli, yanlış bilgiler aktarmamalıdır. Gezi yazısında gerçek bilgiler verilmelidir. Ancak gezi yazıları her şeye rağmen kişisel bir değerlendirme içerdiği için nesnel verilerden oluşan bilimsel bir belge niteliği taşımaz. Sadece fikir verici bir içeriğe sahiptir. Dış dünyayı yazarın gözüyle anlamaya yarar.
Dünya Edebiyatında Gezi Yazısı
Dünya edebiyatında gezi yazısının ilk örnekleri sayılabilecek eserleri verenlerin başında Heredotos, Marco Polo, İbni Batuda gelir.
Türk Edebiyatında Gezi Yazısı
Eski çağlarda özellikle keşif, ticaret, savaş amacıyla değişik geziler yapılmıştır. Eski Türk edebiyatında gezi yazısına ‘seyahatname” denirdi. Türk edebiyatında en eski seyahatnameler. Timur’un oğlu Şahruh’un yanında bulunan Gıyasüddin Nakkaş ın yazdığı “Acâib’ül-Letâif” ve Ali Ekber Hatâî adlı bir tüccarın kaleme aldığı “Hıtâînâme’dir.
16. yüzyılda yazılan “Baburnâme” ve Kâtibî mahlasıyla tanınan Seydi Ali Reis in “Mirat-ül Memalik” (Memleket Aynası) adlı eser, ilk gezi örneği kabul edilir. Eser, Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat’ta karaya çıkan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar. Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı “Seyahatname” ise dünya edebiyatındaki en iyi örneklerle boy ölçüşebilecek niteliktedir. Bu eserin birinci bölümü her yönü ile İstanbul’u anlatmaktadır. Kanunî Sultan Süleyman’ın hizmetinde bulunmuş olan Pirî Reis’in yazdığı Bahriye adlı eseri verdiği coğrafya ve oşinografya bilgileri dışında mükemmel bir Akdeniz seyahatnamesi sayılabilir. Ancak Türk edebiyatında Batılı anlamda gezi yazısı örnekleri Tanzimat döneminde yazarların Avrupa’ya gitmesiyle verilmeye başlanmıştır. Avrupa’ya giden sanatçılar gördükleri şehirlerle ilgili yazılar yazmışlardır. Özellikle Namık Kemal ve Ziya Paşa bunların başında gelir.
Türk edebiyatında yazılan önemli gezi yazıları şunlardır:
  • Mirat-ül Memalik – Seydi Ali Reis (İlk gezi kitabımız)
  • Seyahatname – Evliya Çelebi
  • Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi (Batı tekniğine uygun ilk gezi örneği)
  • Hac Yolunda – Cenap Şahabettin
  • Avrupa Mektupları – Cenap Şahabettin
  • Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
  • Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin
Anı-Gezi Yazısı Farkı
Gezi yazılarında gezilen yerlerle ilgili gözlemler yansıtılırken özne dış dünyadır. Anılarda ise kişi yaşadıklarını veya tanık olduklarını anlatır.
4. Gezmek istediğiniz bir şehrin daha çok hangi yönleri ilginizi çeker? Niçin? Sözlü olarak ifa de ediniz.
doğal güzellikleri ve beşeri özellikleri
coğrafya dikkatimi çeker
insanları ve insanların hayatları ile alakalı bilgileri öğrenmek için


5. “Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz.” sözünün niçin söylenmiş olabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonucu tahtaya yazınız.

Seyahatin kazandırdıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:
a. Seyahat, kişinin ahlakî ve melekî değerleri ile, şeytâni yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan bir ruh testidir. Bu testi oluşturan sorular, insanın ikamet halinde alışkın olmadığı zorluklar ve sıkıntılardan oluşur. Seyahat ile kişi,çok yönlü ve çok sayıda uyarıcılarla karşılaşır.Kişinin bunlara karşı gösterdiği tepkilerle ahlâki olgunluk seviyesi ortaya çıkar.Başka bir deyişle seyahat,insandaki gizli cevherleri ortaya çıkaran bir potadır.
b. Seyahat bir ruh ve beden antremanıdır. Onunla ruhlar donukluktan, bedenler hantallıktan kurtulur. Bu yüzden "seyahat edin ki sıhhat bulasınız" buyurulmuştur. Dilimizde "işleyen demir ışıldar", "Tebdil-i mekanda hayır vardır", Harekette bereket vardır" sözleri de bu gerçeği ifade ederler.
c. Seyahat bilgi ve kültür alışverişinin yapıldığı bir pazardır. Seyahat esnasında görülen yeni yerler, medeniyet merkezleri ve karşılaşılan, arkadaşlık yapılan değişik seviyedeki insanlar arasında küçümsenemeyecek bir bilgi akışı olur. Bu bağlamda seyahat, dostlukların artmasını sağlayarak dünya barışına katkı sağlar.Birbirlerine düşman olan toplumların.birbirlerine ön şartsız bir şekilde yaklaşarak daha samimi bir şekilde yakınlaşıp kaynaşmasını sağlar.
d-Özellikle kutsal mekanların gezilip görüldüğü din motifli seyahatler, tevhid dininin gönüllerdeki heyacan ve tesirini artırır.İnsanlığın atasının, yaratılış amacının ,dünya sonrası gidecekleri yerin birliği inancını görsel olarak pekiştirir.
e- Bunların yanında seyahat bir ekonomik pazardır. Önemli bir kazanç temin etme alanıdır.
f- Seyahatlerde toplanan ahlaki birikimler kamil ahlaklı insanları ortaya çıkarırken; not edilen bilgi birikimleri de edebiyatta kıymetli eserlerin hatırat ve seyahatnamelerin oluşmasını sağlamıştır. Bu yolla pek çok seyahatname, kamus, külliyat,mevzuatu'l-ulum (Ansiklopedi), biyografik eserler, geniş tarih mecmuaları oluşturulmuştur[1].
KAYNAK: ALİAKPINAR


6. Okuduğunuz Gezerek Gördüklerim (F. Rıfkı ATAY) adlı kitapla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.


Eserle ilgili aşağıdaki inceleme yazısı Sevinç Girgin'in "Falih Rıfkı Atay'ın Gezi Yazılarında Avrupa" adlı makalesinden alınmıştır...







SAYFA 75
1. Bir yazarın gezip gördüğü yerleri kişisel gözlemlerini de katarak anlattığı yazılara “gezi yazısı” denir. Okuduğunuz metinden hareketle görülen yerlerin anlatımında, yazarın dikkati ile izlenimlerinin hangi bakımlardan önemli olduğunu açıklayınız.

  • Gezi yazısında işlenen konuyu yazar kendi kişisel gözlemlerine, izlenimlerine ve bakış açısına göre öznel bir şekilde anlatır.
2. Okuduğunuz metin, bir başka yazar tarafından kaleme alınmış olsaydı her iki gezi yazısı arasında ne gibi benzerliklerden ve farklılıklardan söz edilebilirdi? Tartışınız ve ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
Herkesin duyuş ve düşünüşü, bakış açısı birbirinden farklı olacağı için yazılanlar arasında farklılıklar olacaktır.

3. Okuduğunuz metindeki tanımlama, betimleme ve açıklama gibi anlatım türlerine örnekler göstererek bunların gezi yazılarındaki önemini tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları defterinize yazınız.

AÇIKLAMA

Kuzeyinde Küre ve güneyinde Ilgaz dağları arasın da kalmışyalnız, içe dönük ama keşfettikçe güzelliklerini su nan bir Ana dolu kenti Kastamonu.

Kent merkezindeki 534 tescilli konağın bir çoğunun ön cep heleri, bir bi rin den fak lı mi ma ri özelliklere sahip.

Ör neğin üryani eriği... Sa tı cı ka dın dü şün ce le ri mi okur muş gi bi, “Kas ta monu’dan baş ka hiç bir yer de gö re mez si niz.” di yor. Bir ta ne da ha; in sa noğ lu nun ta rı ma geç me siy le ilk ek ti ği buğ day tü rü, si yez bul gu ru. MÖ 10 bin yı lın da da var dı, şim di de var. Alıp al ma ma nız önem li de ğil, hi kâ ye si ni ka dın larza ten an la tıyor:


BETİMLEME
Yanlarından geçip giderken bir dükkânın önünde duruyorum; içeride hummalı bir şekilde pastırma kesiliyor, so ğan doğ ranı yor. Kastamonu’nunşanı et li ek me ğin pas tırmalı ola nı da çok tüketiliyor burada. Sedat Bey’in asırlık dükkânında pastır ma ve so ğan tepeler hâlinde yığılmış, bir kö şede de
çemen, pürüzsüz tereyağ kı vamında hazırlanmış. “Bir ek mek lik pas tırma” diye sipariş veriyor içeri giren kadın. Genç delikanlı so ğanı doğ ramayı bı rakıp bir kâ ğı dın için de pas tırma, so ğan ve kırmı zı bi ber ka rışı mı ha zırlı yor.

GEZİP GÖRÜLEN YERLERİN ANLATILDIĞI GEZİ YAZILARINDA GÖZLEM VE İZLENİM ÇOK ÖNEMLİDİR BU GÖZLEM VE İZLENİMLER BETİMLEYİCİ VE AÇIKLAYICI ANLATIMLARLA İFADE EDİLİR. BETİMLEME VE AÇIKLAMA OLMADAN BU YAZILARIN MEYDANA GELMESİ İMKANSIZDIR.

4. a. İncelediğiniz gezi yazısında paragrafları birbirine bağlayan unsurları tespit ediniz.
KONU,TEMA, ANA DÜŞÜNCE

b. Ulaştığınız sonuçlardan hareketle gezi yazılarında birliği sağlayan ögeleri belirleyip defterinize yazınız.
YAZIDA ANLATILAN YERLE ALAKALI ÖZELLİKLER VE BU ÖZELLİKLERİN BİR BİRLERİYLE OLAN İLİŞKİSİ, KONUNUN İLENİŞİ

1. ETKİNLİK
• Sınıfa getirdiğiniz gezi yazılarından beğendiklerinizi arkadaşlarınıza okuyunuz. Tanıtılan yerlerle
ilgili bulduğunuz resimleri arkadaşlarınızla paylaşınız. CD’leri birlikte izleyiniz.
• Okuduğunuz ve dinlediğiniz bu yazıları niçin beğendiğinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
• Arkadaşlarınızdan dinlediğiniz gezi yazılarının kendi okuduklarınızdan farklılıklarını söyleyiniz.
• Ulaştığınız sonuçlardan yola çıkarak Keşfettikçe Güzelleşen Kent Kastamonu adlı metinle okuduğunuze arkadaşlarınızdan dinlediğiniz gezi yazılarındaki ortak özellikleri belirleyip maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

Gezi türü ve özellikleri
·Gezi yazılarının ortak yönleri:
·Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
·Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal,ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
·Dil açık,sadedir.
·Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
·Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
·Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.


SAYFA 76
• İncelediğiniz gezi yazısında yazarın, gördüklerini tamamıyla yansıttığı söylenebilir mi? Niçin?

Tartışınız ve ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
SÖYLENEMEZ. ÇÜNKÜ GEZİ YAZILARINDA OKUYUCUNUN DİKKATİNİ ÇEKEBİLECEK VE SANATÇIYI ETKİLEYEN YÖNLER ELE ALINIR. ANLATILAN YER BELİRLİ ÖZELLİKLERİ İLE KALEME ALINIR HER ŞEY ANLATILMAZ

2. ETKİNLİK

5. İncelediğiniz metinden yola çıkarak gezi yazılarının okuyucu üzerindeki etkisini tartışınız.
Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
OKUYUCU GİDEMEDİĞİ VE GÖREMEDİĞİ YERLER HAKKINDA BİLGİ EDİNİR.

6. İncelediğiniz metinde an la tım bo zuk lu ğu taşıyan cümlenin bu lu nup bu lun ma dığı nı be lir le ye rek an latımı bo zuk olan cümleler varsa bunların doğru şekillerini tespit edip defterinize yazınız.

İKİ ÖRNEK VERELİM
Kendisi ve minaresi kesme taş tan olan caminin bahçesindeki altı gen, fıskiyeli ve havuzu
demir kafesle örtülü şadırvanın etrafı, zaman zaman gençlerin buluşma yeri..
zaman zaman gençlerin kelimesinden sonra gelecek. ( söz dizimi hatası)
ayrıca "kendisi kesme taş olan " ifadesi uygun olmamaktadır.
Genç delikanlı so ğanı doğ ramayı bı rakıp bir kâ ğı dın için de pastırma, soğan ve kırmızı biber karışımı ha zırlı yor.
deli kanlı genç ifadesini içinde barındırır gereksiz sözcük kullanımı
ayrıca "pastırma, soğan ve kırmızı biber karışımı" ifadesi de yanlıştır.

7. Okuduğunuz gezi yazısında dilin hangi işlevde kullanıldığını belirleyip tahtaya yazınız.
GÖNDERGESEL ( ÇÜNKÜ BİLGİ VERİLİYOR)

SAYFA 78
Gezi yazıları, görülen yerin kültür ve tabiat zenginlikleri, tarihî özellikleri, yaşam biçimi hakkındaokuyucuya bilgiler verir.
• Yukarıdaki açıklamadan ve incelediğiniz metinlerden hareketle gezi yazılarının yararlarıyla ilgili düşüncelerinizi defterinize yazınız ve bu düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

GİDİP GÖRMEYE FIRSATI OLMAYAN KİŞİLERE O YERLE ALAKALI BİLGİLER VERİR
YAZIDA ANLATILAN YERLE ALAKALI BİLGİLERİN GELECEK İÇİN BELGELENMESİNİ SAĞLAR
OKUYUCUNUN HAYAL DÜNYASINI GELİŞTİRİR

VS.

SAYFA 79:
Keş fet tik çe Gü zel le şen Kent Kas ta mo nu ad lı me tin de ki ses düş me si, ses tü re me si, ünlü daralması,ünsüz benzeşmesi olaylarının görüldüğü kelimelere örnekler bulup aşağıdaki tabloya yazınız ve bunlardaki ses olaylarının nedenlerini açıklayınız.
Ses Düşmesi Ses Türemesi Ünlü Daralması Ünsüz Benzeşmesi

5. ETKİNLİK
• Gezdiğiniz, gördüğünüz bir yöreyle ilgili gezi yazısı yazınız ve bu yazınızı sınıfta okuyunuz.
• Okuduğunuz ve arkadaşlarınızdan dinlediğiniz gezi yazılarıyla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
• İncelediğiniz gezi yazısıyla kendi yazdıklarınızı yapı, tema, dil ve anlatım özellikleri bakımından
karşılaştırıp sonuçları sıra arkadaşlarınızla birlikte değerlendiriniz.
6. ETKİNLİK
İncelediğiniz metni akıcılık, bağlaşıklık, bağdaşıklık özellikleri bakımından değerlendirip anlatım özelliklerinin gezi yazıları için taşıdığı önemi tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
• Sonuçları kendi yazdığınız metinle karşılaştırıp sıra arkadaşınızla birlikte değerlendiriniz.
7. ETKİNLİK
• İncelediğiniz metni yazım ve noktalama bakımından değerlendirip kendi yazdığınız metinle karşılaştırınız.Ulaştığınız sonuçları sıra arkadaşınızla değerlendiriniz
.
8. ETKİNLİK
1. Ge zi ya zı la rın da ağırlıklı olarak nesnel anlatımın esas alınması hangi sebeplerle açıklanabilir? Tartışınız ve ulaştığınız sonucu tahtaya yazınız.
ÇÜNKÜ GEZİ YAZILARI NESNEL OLMALI. AYRICA BİLGİ VERMEK VE OKUYUCUYA O YERİ ANLATMAK AMAÇ OLUNCA NESNELLİK ÖN PLANA ÇIKAR

2. Günümüzde teknolojinin sağladığı imkânlarla gerçekleştirilen belgesellerin, gezi yazılarının yerini
tuttuğu söylenebilir mi? Tartışınız ve ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
EVET TUTABİLİR. ANCAK KİŞİNİN ZİHİN DÜNYASINDAKİ TASVİRİ HAYAL DÜNYASININ GELİŞMESİNE KATKI SAĞLAR ANCAK TV'DE DİREKT GÖRECEĞİ İÇİN ZİHİNSEL BİR TASVİRE GİTMEZ VE HAYAL ETMESİNE ENGEL OLUR)


3. Gezi yazılarının hangi bilim dallarına kaynaklık edebileceğini sebepleriyle birlikte açıklayınız.
COĞRAFYA (ÇÜNKÜ GEZİLEN YERİN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ DE ANLATILIR)
TARİH ( ÇÜNKÜ GELECEK NESİLLERE KALIR/ ÖR: SEYAHATNAME'DEN ÇOK ŞEY ÖĞRENİYORUZ)
SOSYOLOJİ ( ÇÜNKÜ O YERİN BEŞERİ ÖZELLİKLERİ DE KALEME ALINIR)


Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 16:44 )
 
Eski 13-03-11, 00:24   #2
Saw

Varsayılan C: 11.Sınıf Dil ve Anlatım Tüm Cevapları



İndirmek için [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] tıklayınız.

Açılan sayfada 5 saniye bekleyin sağ üst köşeki butonuna tıklayın. Turbobit sitesinden sayfanın altındaki butonuna tıklayın. Açılan sayfada resimde görülen karakterleri girin ve DOWNLOAD'a basın. 1 dakika bekleyin ve DOSYA İNDİR'e basarak indirin.


►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►◄►►◄►◄►◄►◄►◄◄►◄►◄►◄►◄► ◄►◄►◄ ►◄




Sayfa 80

• İzlediğiniz bir belgeselden yola çıkarak gezi yazısı yazabilir misiniz? Tartışınız ve elde ettiğiniz sonuçları nedenleriyle birlikte açıklayınız.
9. ETKİNLİK

• Gruplara ayrılınız. Keş fet tik çe Gü zel le şen Kent Kas ta mo nu ad lı ge zi ya zı sı ile anı (hatıra) konusunda
incelediğiniz At lı Tram vay lar adlı metni yazılış amaçları, dil ve anlatım özellikleri, dilin işlevleri ve anlatım türleri bakımından karşılaştırınız. Elde ettiğiniz sonuçları renkli kartona yazıp sınıf panosuna asınız.
10. ETKİNLİK
• Bursa ile ilgili yukarıdaki resimler dikkate alındığında, gezi yazılarının hangi bilimlerle ilişkisinin olabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.


Sayfa 81 Gezi yazılarının Türk ve dünya edebiyatındaki tarihî gelişimini araştırınız.
Gezi Türünün Tarihi Gelişimi
Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır Bugünkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler yazmışlardır.
Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere MS 448′de Hun hükümdarı Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli Tarihçi Priskosun eseri ile MS 568 de Kilikyalı Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz
İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev ‘in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu arada Mısır ve anadolu’nun doğusunda gördüklerini anlatan ’sefername’ adlı eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz
Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta’yı anmamız gerekir
Marco Polo, Yakın Doğu ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculuğa çıkmış ve bu yolculuğunda gezip gördüğü yerleri anlatan bir eser yazmıştır Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyatının ilk klasik örneklerinden biri sayılır Arap gezgini İbn Batuta da anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan’ı dolaşarak oralarda yaşayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazmıştır
Önceleri daha çok Tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatçıların da dikkatini çekmiştir Ele alınan konular, kullanılan dil, yazarların gözlem ve anlatım özellikleri bakımından gezi yazı ve kitapları artık edebiyatın bir kolu, bir başka deyişle bir yazı türü özelliği kazanmıştır...

Türk Edebiyatında Gezi Yazıları
Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis'in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat'ta karaya çıkan Seydi Ali Reis'in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne'ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar.
Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi'nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi, Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.
Edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi'dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır. Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin gezi kitabından XVII. yy. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür. Anlatımdaki sadelik, içtenlik ve söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır.
XVII. yy'da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları 'sefaretname'leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin Fransa Sefaretnamesi'dir. Yazar bu eserinde Lale Devri'nde Fransa'da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır.
Edebiyatımızda gezi türünden yazılara ilginin arttığını daha çok XIX. yy'da görüyoruz. Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler sergilenmiş bulunmaktadır.
Tanzimat'tan Sonraki Gelişmeler
XIX. yy'nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi'nin Avrupa'da Bir Cevelan adlı kitabı olmuştur. Yazar bu eserinde İstanbul'dan Stockholm'e kadar yaptığı tren yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve izlenimlerini anlatır. Ali bey'in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın önemli gezi eserleri arasında sayılır.
1908'den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir gelişme görülmektedir. Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi kitaplarının Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur. Bu dönemin tanınmış şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin'in Hicaz yolculuğunu anlatan Hac Yolunda Suriye ve Irak'tan söz eden Afak-ı Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yansıtan Avrupa Mektupları adlı eserlerini Türkçe gezi türünün başarılı örnekleri arasında gösterebiliriz.
Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazıları
Cumhuriyet döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Bu dönemin tanınmış gezi yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay'ı anmamız gerekir. Atay'ın Denizaşırı, Taymıs Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı bakımından ilginç ve değerli eserlerdir.
Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar arasında İstanbul'dan Londra'ya Şileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran'ı, Finlandiya adlı kitabıyla Şükufe Nihal'i, Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükreş adlı kitaplarıyla Sadri Ertem'i, Tuna'dan Batıya ve Anadolu Notları adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri Güntekin'i, Anadolu Manzaraları adlı kitabıyla Hikmet Birand'ı, Gezi Günlüğü ve Avusturya Günlüğü adlı kitaplarıyla Burhan Arpad'ı sayabiliriz.
Son yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da zenginleşmiştir. Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da bir artış görülmektedir.
Günümüz yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün yapmış olanlar arasında Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra Erhat'ı, Düşsem Yollara Yollara adlı eseriyle Haldun Taner'i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet Anday'ı, Sam Amcanın Evinde ve Bir Garip Ada adlı eserleriyle Badii Faik Akın'ı, Canım Anadolu adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu, Şu Bizim Rumeli adlı eseriyle Yılmaz Çetiner'i ve Almanya Beyleri İle Portekiz'in Bahçeleri adlı eseriyle Nevzat Üstün'ü sayabiliriz.
Gezi yazılarının Türk ve dünya edebiyatlarındaki tarihi gelişimi
Gezginlerin gezip gördükleri yerlerle ilgili izlenimlerini anlatmalarının amacı neler olabilir?
Gezginler, gezip gördükleri yerlerin doğal ve tarihi güzelliklerini, kültürel özelliklerini okuyucuyla paylaşmak istedikleri için gezi yazısı yazarlar.

Sayfa 82



SAYFA 83

10. Gezi yazısı hazırlarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.


SAYFA 84
1. Çevrenizde sohbet edecek bir kişinin olmadığını düşününüz. Neler hissederdiniz? Sözlü olarak ifade ediniz.
cevaplar burada olacak
2. Bir ya kı nı nız la uzun uzun soh bet et me yi se ver mi si niz? Ni çin? Açık la yı nız.
3. “Gö nül ne kah ve is ter ne kah ve ha ne, gö nül soh bet is ter; kah ve ba ha ne.” sö zünden yola çıkarak sohbetin
günlük hayatımızdaki yeri ile ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
4. Soh bet türü ile “psi ko te ra pi” ara sın da nasıl bir il gi ku ru la bi lir? Söz lü ola rak ifa de edi niz.
5. Okuduğunuz Ümit Dünyası (Ş. RADO) adlı kitapla ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

SAYFA 86
1. ETKİNLİK


• Sınıfa getirdiğiniz sohbet metinlerini okuyunuz.
• Okuduğunuz sohbet metinleri ile hazırlık çalışmalarında izlediğiniz sohbetlerde nelerin dikkatinizi çektiğini açıklayınız.
• Ümit Dünyası adlı sohbet yazısı ile okuduğunuz ve arkadaşlarınızdan dinlediğiniz sohbet yazılarındaki ortak özellikleri belirleyip maddeler hâlinde tahtaya yazınız.


SOHBET (SÖYLEŞİ)Bir kişisel görüşlerini fazla derinleştirmeden, karşısındakiyle konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla makale planında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.

Sohbet (Söyleşi) Türünün Özellikleri
1. Düşünceleri fazla derinleştirmeden, bir konuşma havası içinde anlatan yazı türüdür.
2. Her konuda yazılabilir
3. Konu, tez ve savunma amacı güdülmeden; karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.
4. Sohbet, makaleden üslup yönüyle ayrılır. Çoğunlukla günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.

5. Söyleşi türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcileri şunlardır: Ahmet Rasim "Ramazan Sohbetleri", Suut Kemal Yetkin "Edebiyat Söyleşileri", Şevket Rado Eşref Saati Melih Cevdet Anday "Dilimiz Üzerine Söyleşiler, Nurullah Ataç "Karalama Defteri"... Ayrıca Cenap Sahabettin, Refik Halit Karay, Hasan Ali Yücel gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir.



SOHBET-DENEME FARKLILIĞI:
Sohbet (söyleşi) türüyle deneme türü arasındaki temel fark şudur: Sohbet türünde yazar karşısındakiyle konuşuyormuş gibi (senli benli anlatım) yazar. Deneme türünde yazar kendisiyle konuşuyormuş, gibi benli anlatım) yazar.


1. Sınıfta okuduğunuz sohbet yazılarıyla Ümit Dün ya sı ad lı metinden yola çıkarak sohbet yazılarının amaçlarını belirleyiniz ve defterinize yazınız.




2. ETKİNLİK


• Belirlediğiniz konu ile ilgili sınıfta bir sohbet gerçekleştiriniz.
• Ümit Dünyası adlı metin ile sınıfta gerçekleştirdiğiniz sohbeti karşılaştırarak belirlediğiniz farklılıkları

tahtaya yazınız.





SAYFA 86
1. ETKİNLİK


• Sınıfa getirdiğiniz sohbet metinlerini okuyunuz.
• Okuduğunuz sohbet metinleri ile hazırlık çalışmalarında izlediğiniz sohbetlerde nelerin dikkatinizi
çektiğini açıklayınız.
• Ümit Dünyası adlı sohbet yazısı ile okuduğunuz ve arkadaşlarınızdan dinlediğiniz sohbet yazılarındaki
ortak özellikleri belirleyip maddeler hâlinde tahtaya yazınız.




1. Sınıfta okuduğunuz soh bet yazılarıyla Ümit Dün ya sı ad lı metinden yola çıkarak sohbet yazılarının
amaçlarını belirleyiniz ve defterinize yazınız.




2. ETKİNLİK


• Belirlediğiniz konu ile ilgili sınıfta bir sohbet gerçekleştiriniz.
• Ümit Dünyası adlı metin ile sınıfta gerçekleştirdiğiniz sohbeti karşılaştırarak belirlediğiniz farklılıkları

tahtaya yazınız.

SAYFA 87
2. Sohbette, konuşma tavrı ve edasıyla, fikirleri derinleştirmeden ifadeye imkân verilir. Ümit Dün ya sı ad lı
soh bet te na sıl bir üs lu bun kul la nıl dığı nı be lir te rek bu nun, dü şün ce le ri or ta ya koy ma da ki et ki le ri ni tar tışı nız.
Ulaş ğı nız so nuç la rı def te ri ni ze ya zı nız.
3. Okuduğunuz me tin de par agraf ların birbiriyle na sıl iliş ki len di ril diğini belirleyiniz.
4. Ümit Dün ya sı ad lı me tnin dil ve anlatım özelliklerini belirleyip bu özelliklerin sohbet türü hakkında ne
gibi fikirler verdiğini sö zlü ola rak ifa de edi niz.


...
• Sınıf iki gruba ayırılır ve grup sözcüleri belirlenir. Birinci grup Şevket RADO’ya, ikinci grup da Nurullah
ATAǒa ait yukarıdaki metin parçalarını dil ve anlatım özellikleri bakımından değerlendirir. Elde edilen sonuçlar
grup sözcülerince sözlü olarak ifade edilir.
3. ETKİNLİK
Ümit Dün ya sı ad lı sohbet yazısının dil ve an la tım özel lik le ri ni be lirleyerek metinde;
a. Dilin hangi işlevde kullanıldığını,
b. Paragrafların birbiriyle nasıl ilişkilendirildiğini,
c. Mahallî ve kişisel söyleyişlere yer verilip verilmediğini açıklayınız.

SAYFA 88
6. ETKİNLİK
• Bir sohbet metni yazınız ve bunu sınıfta okuyunuz.
• Arkadaşlarınızın yazdığı sohbet metinlerini dinleyiniz ve bu yazılanlarla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
• Oluşturduğunuz metinleri sıra arkadaşlarınızla değerlendiriniz.


5. Oku du ğu nuz Ümit Dün ya sı ad lı me tin de an la tım bo zuk lu ğunun bulunup bulunmadığını tespit ediniz
ve anlatımı bozuk olan cümleler varsa bunların doğru şekillerini defterinize yazınız.


7. ETKİNLİK
• İncelediğiniz metni akıcılık, bağlaşıklık ve bağdaşıklık özellikleri bakımından değerlendirip yazdığınız
sohbet metniyle karşılaştırınız.
• Ulaşğınız sonuçları sıra arkadaşınızla birlikte değerlendiriniz.




8. ETKİNLİK
• İncelediğiniz metni yazım ve noktalama bakımından değerlendiriniz.
• İncelediğiniz me tin de ge çen “de”, “ki” ve “mi” lerin altlarını farklı renkte kalemlerle çiziniz ve 9.
sınıfta gördüğünüz “Yazım (İmla) Kuralları” konusundaki bilgilerinizden hareketle ay rı ve bi ti şik ya zıl ma
se bep le ri ni belirleyiniz. Bunlara ait örnek ifadeleri nedenleriyle birlikte aşağıdaki tabloya yazınız.


• İncelediğiniz metinle oluşturduğunuz sohbet metnini yazım ve noktalama bakımından karşılaştırıp

ulaşğınız sonuçları sıra arkadaşlarınızla birlikte değerlendiriniz.








SAYFA 89 ANLAMA YORUMLAMA
9. ETKİNLİK
Hazırlıkta görev alan gruplar, “çev re kir li li ği nin ne den le ri ve so nuç la rı” ile “gör sel ile ti şim araç la rı nın
soh bet or tam la rı üze ri ne et ki le ri” ko nu lu yazılarını sınıfta okurlar.
• Okunan metinler sohbet özelliklerine göre sınıfça değerlendirilir ve bu metinlerle ilgili düşünceler sözlü
olarak ifade edilir.


UYGULAMA
Sohbet türündeki yazıların önemi konusunda sınıfta bir açık oturum düzenlenir. Ulaşılan sonuçlar da
dikkate alınır ve bu türe ait düşünceler aşağıdaki noktalı yerlere yazılır.
.................................................. .................................................. ...........................


10. ETKİNLİK
Sohbet konusunda neler öğrendiğinizi aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.

.................................................. .................................................. ...........................





SAYFA 90
1. Aşa ğı da ki yargılar doğru ise ayraçla gösterilen yerlere “D”, yan lış ise “Y” yazınız.
(D ) Soh bet te duy gu ve dü şün ce ler, kar şı lık lı ko nu şu yor muş ha va sı için de an la tılır.
( Y) Soh bet te ko nu lar, de ne me de ol du ğu gi bi de rin le me si ne iş le nir.
( D) Soh bet tü rün de ya zar, ki şi sel gö rüş le ri ni sa mi mi bir bi çim de or ta ya ko yar.
( Y) Soh bet tü rün de öz de yiş le re, ata söz le ri ne, fık ra la ra yer ve ril mez.
( D) Sohbette ya zar, za man za man okur la ra so ru lar sorar ve bun la rı ken di si ce vap landırır.



2. Aşa ğı daki cüm le ler de boş bırakılan yerleri uy gun bi çim de dol du ru nuz.
• Çe şit li ko nu lar da, karşılıklı ko nuş ma edasıyla, samimi bir tarzda ortaya konan dü şün ce ya zı la rı na
SÖYLEŞİ/ SOHBET adı ve ri lir.


• Soh bet te dil, ağır lık lı ola rak GÖNDERGESEL iş le vin de dir.


• Soh bet tü rün de .SÖYLEŞMEYE BAĞLI an la tım ağır lık ta dır.





3. Aşa ğı da ki ler den han gi si soh bet tü rü ne ait özel lik ler den bi ri de ğil dir?
A) Samimi bir anlatımın olması
B) Be lir li bir plan dâhi lin de ya zıl ma sı
C) Ma hal lî söy le yiş le re de yer ve ril me si
D) şün ce le rin, oku run zih nin de ki le ri sez miş gi bi ka le me alın ma sı
E) şün ce le rin de lil ler le is pat lan ma ya ça lışıl ma sı





4. Aşa ğı da ki türlerden hangisinde fikirler yüzeysel olarak ve konuşur gibi bir anlatımla ortaya
konur?
A) Gezi yazısı
B) Biyografi
C) Günlük
D) Anı
E) Sohbet




5. Aşa ğı da ki ler den han gi sin de bir ya zım yan lışı ya pıl mış tır?
A) Bi li yo rum ki o da be nim gi bi sı la öz le mi çe ki yor.
B) Oy sa ki her ko nu da be ni des tek ler, be nim le sır la rı nı pay la şır dı.
C) Öy le öf ke len miş ti ki ya nı na bi le yak laş ma ya ce sa ret ede me dim.
D) İçim de ki sı la öz le mi ni ne din di re bi lir di ki...
E) Sak sı da ki çi çe ği her gün su lar, za man za man da ha va lan dı rır dı.



6. Sohbet yazıları ile sohbet tarzındaki konuşmaların benzer ve farklı yönlerini açıklayınız.

SAYFA 94
2. ETKİNLİK
• Araştırma sonuçlarınızdan hareketle içinde haber yazısı olmayan günlük gazetenin olup olamayacağını
tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları tahtaya yazınız.
MUTLAKA VARDIR.

EN BASİT ÖRNEĞİ RESMİ GAZETEDİR . RESMİ GAZETEDE HABER YOKTUR.
Haber yazısına yer vermeyen günlük gazeteler vardır, örneğin resmi gazete...Resmi gazete hükümet, meclis, cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından çıkan kararname, yasa, yönetmelik, genelge gibi kararları yayınlar.Resmî Gazete, yılda 354 gün basılmakta olup mükerrer sayılarla birlikte yaklaşık 410 sayı yayınlanmaktadır.




3. ETKİNLİK


• Haber yazısı oluşturmada 5N 1K ifadesinin anlam değerini oluşturan; ne, neden, niçin, ne zaman. nasıl
ve kim sorularından faydalanılır. Bu sorulara verilecek cevaplarla haber genişletilir. İncelediğiniz 201 Yıllık
Problemi Bir Matematikçi Çözdü adlı haber yazısını 5N 1K’da yer alan aşağıdaki sorulara uygunluk bakımından
değerlendiriniz ve sonuçları noktalı yerlere yazınız.


[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]


1. Haber yazılarında verilen haberlerin günlük, doğru, kolay anlaşılır, ilginç ve önemli olması hangi
bakımlardan önemlidir? Tartışınız ve ulaşğınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
SÖYLENEN ÖZELLİKLER HABER YAZISININ NİTELİKLERİ ARASINDADIR. BU NİTELİKTEKİ HABER YAZILARININ KALİTELİ VE ORİJİNAL OLMASINI SAĞLAR.


4. ETKİNLİK
Yaptığınız araştırmadan hareketle incelediğiniz metinlerin haber niteliği taşıyıp taşımadıklarını tartışınız.
Elde ettiğiniz sonuçları tahtaya yazınız.

TAŞIMAKTADIR. ÇÜNKÜ 5N1K KURALINI İÇERİRLER VE günlük, doğru, kolay anlaşılır, ilginç ve önemli ÖZELLİKLERİNİ İÇERİRLER.


• Bu sonuçlardan yola çıkarak iyi bir haber yazısında bulunması gereken özellikleri belirleyip defterinize
Yazınız




2. Okuduğunuz haber yazılarında objektif, açık ve anlaşılır bir dilin kullanıldığı, ayrıntıya girilmediği
söylenebilir mi? Tartışınız ve ulaşğınız sonuçları tahtaya yazınız.
SÖYLENEBİLİR .


3. Haber yazılarında, haberin başlangıcının ilginç olması, başlangıç cümlesinin yoruma ve yanlış
anlaşılmaya meydana vermeyecek nitelikte olması hangi bakımlardan önemlidir? Açıklayınız.
OKUYUCUNUN DİKKATİNİ ÇEKMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.









SAYFA 95


5. ETKİNLİK


• Okuduğunuz metinlerden hareketle haber yazılarını kaynaklarına göre gruplandırınız ve aşağıdaki
şemada gösteriniz.
Kaynaklarına Göre
Haber Yazıları


6. ETKİNLİK
İncelediğiniz metinlerde kullanılan anlatım türlerini belirleyip tahtaya yazınız.






4. Okuduğunuz metinlerde dilin hangi işlevde kullanıldığını tahtaya yazınız.
5. Okuduğunuz metinlerde anlatıcının tavrını belirleyip bu tavrın haber yazıları için taşıdığı önemi
tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları tahtaya yazınız.
6. Okuduğunuz metinlerde anlatım bozukluğunun bulunup bulunmadığını belirleyiniz ve anlatımı
bozuk olan cümleler varsa bunların doğru şekillerini defterinize yazınız.




7. ETKİNLİK


• İncelediğiniz metinlerde cümlelerin anlam ve yapı özelliklerini belirleyip bunların metne katkılarını

sözlü olarak ifade ediniz.




- 96 –
8. ETKİNLİK


• Günlük olaylarla ilgili bir haber yazısı yazınız ve yazınızı arkadaşlarınıza okuyunuz.
• Okuduğunuz ve dinlediğiniz haber yazılarından yola çıkarak haber metinlerinin nasıl hazırlanması
gerektiği ile ilgili görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.




7. Haberin birey açısından önemini, sosyal, siyasal, kültürel ve günlük hayattaki yerini tartışıp ulaşğınız
sonuçları tahtaya yazınız.


9. ETKİNLİK
Hazırlıkta verilen açıklamalardan ve incelediğiniz metinlerden hareketle
a. Aşağıdaki şemada verilen alanlardan örnekler seçip kısa birer haber yazısı yazınız ve bunları sınıfta
okuyunuz.
b. Arkadaşlarınızın yazdığı haber yazıları ile ilgili düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.


Haber Yazısı
Sanat Eğitim
Spor
Ekonomi
Mizah
Olağanüstü olaylar
Trafik
Sağlık
Turizm
Aktualite
Politika


10. ETKİNLİK


• İncelenen metinleri akıcılık, bağlaşılık ve bağdaşıklık özellikleri bakımından değerlendirip bu özellikleri
kendi yazdığınız haber metinleriyle karşılaştırınız.
• Ulaşğınız sonuçları sıra arkadaşlarınızla birlikte değerlendiriniz.


11. ETKİNLİK
• İncelediğiniz metinleri, yazım kuralları ve noktalama işaretleri bakımından değerlendirip bunları
yazdığınız haber metinleri ile karşılaştırınız.
• Ulaşğınız sonuçları sıra arkadaşınızla birlikte değerlendiriniz.

SAYFA 97


12. ETKİNLİK


“Bir kö pek, ada mı ısı rır sa bel ki ha ber ol maz ama bir adam kö pe ği ısır sa ha ber olur.” sö zü nün ha ber
de ğe ri ba kı mın dan ifa de et ti ği an la mı tar tışı nız.
• Ulaşğınız sonuçlardan hareketle aşağıdaki metinleri haber değeri açısından değerlendiriniz ve bu
değerlendirmenizde neleri dikkate aldığınızı arkadaşınızla paylaşınız.


13. ETKİNLİK


• Sınıfa getirdiğiniz gazete manşetlerini arkadaşlarınıza okuyunuz. Bunlardan en beğendiğiniz üç manşeti
sınıf panosuna asınız.
• Haber metinlerinde manşet oluşturulurken nelerin göz önünde bulundurması gerektiğini tartışıp ulaşğınız
sonuçları defterinize yazınız.


14. ETKİNLİK
• “Ha ber kay nak la rı” ve “ya zı lı ha ber kay nak la rı nın bil gi top la ma usul le ri” ile il gi li araş tır ma ya pan

grup lar, sı nıf ta su num la rı nı ger çek leş ti rir ler. Ula şı lan so nuç lar grup söz cü le ri ta ra fın dan tah ta ya ya zı lır.


SAYFA 98
UYGULAMA 1


• Haber yazılarında sansürün gerekli olup olmadığı konusunda bir yazı kaleme alınız ve bunu sınıfta
okuyunuz.
• Arkadaşlarınızın yazdıklarıyla ilgili düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.


UYGULAMA 2
• Bir ga ze te ya da der gi de her habere yer verilmeli midir? Bu konuda tez ve antitez oluşturup sınıfta
bir münazara düzenleyiniz.
• Münazara sonunda ulaşılan sonuçlarla ilgili görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.


UYGULAMA 3
• “Gazetelerin ve gazetelerdeki haber yazılarının birey açısından önemi; kültürel, ekonomik, siyasi ve
sosyal hayatımızda haberin yeri” konusunda hazırlık yapan grup, sınıfta bir panel gerçekleştirir.
• Paneli izleyen öğrenciler de ulaşılan sonuçlardan hareketle konuyla ilgili düşüncelerini sözlü olarak
ifade ederler.




15. ETKİNLİK


• Haber Yazıları konusunda neler öğrediğinizi aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.

.................................................. .................................................. .................................................. .............





SAYFA 99

CEVAPLAR FOTOĞRAFTA TIKLAYIP BÜYÜTÜNÜZ
1. Aşa ğı da ki yargılar doğ ru ise ayraçla gösterilen yerlere “D”, yan lış ise “Y” yazınız.
( ) Ha ber le rin ori ji nal ol ma sı ge rekmez.
( ) Bir ha be rin doğ ru lu ğu, il ginç ve ye ni ol ma sın dan da ha önem li dir.
( ) Ajans ha ber le ri, dün ya olay la rı nı der le yip her ye re ulaş tı ran ku rum la rın ver di ği ha ber ler dir.
( ) Her ha be rin doğ ru, açık ve an la şı lır ol ma sı ge rek li dir.
( ) Bir ha be ri derleyip oku yu cu ya ile te cek hâ le ge ti ren ki şi ye “mu ha bir” de nir.
2. Aşa ğı daki cüm le ler deki boş bırakılan yerleri uy gun bi çim de dol du ru nuz.
• Bir ha ber de bu lun ma sı ge re ken te mel ni te lik ler ..............................., ................................, ....................................., doğ ru luk tur.


• “5N 1K”kuralı, ............................................., .........................................., ..........................................,
................................., .........................................., ......................................... sorularını kapsar.
• Verilen haberlerin .........................................., .......................................... ve kolay anlaşılır olması gerekir.
• Yet ki li ki şi le rin ver di ği bil gi le re da ya lı ha ber le re ........................................ de nir.


3. Ha ber ya zı la rı ile il gi li aşa ğı da kilerden han gi si söylenemez?
A) Ha be rin da ha ön ce duyulmamış ol ma sı
B) Ha be rin gi ri şin de ola yın kı sa ca özet len me si
C) Ga ze te ci nin, ha ber ve rir ken ona ken di duy gu ve dü şün ce le ri ni ek le ye bil me si
D) Halk ara sın da ki olay la rın, halk ta ra fın dan mu ha bir le re ile til me siy le olu şan ha be re “özel ha ber” de nil me si
E) Bir ha be rin ve ri li şin de “ne, ni çin, ne re de, na sıl, ne za man, kim” so ru la rı yo luy la ha ber ay rın tı la rı nın yer
al ma sı
4. Ya ken di si ( ) Ken di si nin pe şi ne dü şen ler? Ge ce ya rı la rı yağ mur, ça mur, fır tı na ( ) Kö pek ler ulur, şim şek ler
ça kar ken iş ba şı yap tık la rı ge ce ler... Bir den tit re di ( ) için den bir ür per me geç ti ( ) Son ra yaz gün le ri nin fab ri ka
yol la rı ( ) Ma hal le nin iş çi ka dın la rı, kız la rı hep bir lik te yol la ra dü şer ler di.
Yu ka rı da ki pa rag raf ta yay ayraçla gös te ri len yer le re sı ra sıy la han gi nok ta la ma işa ret le ri ge ti ril me lidir?
A) (!) (...) (!) ( (...)
B) (?) (...) (,) (.) (...)
C) (!) (!) ( ( (.)
D) (?) ( (,) (.) (...)
E) (!) ( (,) (.) (.)

5. Haber yazılarında bulunması gereken başlıca özellikleri söyleyiniz.


5. SORU


[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]



Sayfa 100

hazırlık
1. Bir gazetede ge nel lik le han gi tür kö şe ya zı la rı nı okur su nuz? Ni çin? Söz lü ola rak ifa de edi niz.
2. “Sö zün kı sa sı mak bul dur.” dü şün ce si ne ka tı lı yor mu su nuz Ni çin? Tar tışı nız ve ulaş ğı nız so nu cu
tah ta ya ya zı nız.
3. Bir gazete haberi için kullanılan “gün cel lik”, “gün cel li ğini yi tir miş olmak”, “gü nü bir lik”, “ba yat”,
“ka lı cı lık” gi bi ifa de lerden neler anladığınızı sözlü olarak ifade ediniz.
4. Okuduğunuz Gurabahâne-i Laklakan (A. Hâşim) adlı kitapla ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla
paylaşınız.




Sayfa 102
1. ETKİNLİK
• Gazetelerden seçip sınıfa getirdiğiniz fıkra yazılarını arkadaşlarınıza da okuyunuz.
• Okuduğunuz fıkralarla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
• Okuduğunuz fıkralar ile incelediğiniz metinden yola çıkarak fıkraların ortak özelliklerini belirleyiniz
ve aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.



.................................................. .................................................. .................................................. ............
.................................................. .................................................. .................................................. ............
.................................................. .................................................. .................................................. ............
.................................................. .................................................. .................................................. ............
.................................................. .................................................. .................................................. ............
.................................................. .................................................. .................................................. ............
1. Nurullak Ataç’ı Yazarken baş lık lı metnin ko nu su nu be lir le ye rek ko nu nun ele alı nış bi çi mi ni, an la tımı
nı sözlü olarak ifade ediniz.
2. a. Okuduğunuz metinde yazarın gö rüş ve düşüncelerini nasıl ortaya koyduğunu, bu anlatım tarzının
fıkra türü için taşıdığı önemi açıklayınız.
b. Ulaşğınız sonuçlardan hareketle fıkra yazarlarının başlıca özelliklerini belirleyip tahtaya yazınız.




2. ETKİNLİK


Sınıfta okunup dinlenen fıkralarla incelenen metinden hareketle fıkralarda nelerin konu edildiğini,
bunların ortak özelliklerini, kullanılan anlatım türlerini belirleyip defterinize yazınız.


3. ETKİNLİK
• İki grup oluşturulur. Birinci grup hazırlık çalışmalarında sınıfa getirilen fıkralardan birini seçip okur,
metinde yazarın ortaya koyduğu dikkat, görüş ve düşünceleri açıklar; ikinci grup da metinden anladıklarını
sözlü olarak ifade eder.
• Bu ifadelerin yazarın ortaya koyduğu görüş ve düşüncelerden ne gibi farklılıklar taşıdığı belirlenir.
• Bu farklılıklardan yola çıkılarak fıkra yazılarında kesin bir sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağı nedenleriyle
birlikte tartışılır. Ulaşılan sonuçlar defterlere yazılır.
3. Me tin de ya za rın, di li han gi iş levde kul la ndığı nı be lirleyip tahtaya yazınız.
4. Okud uğunuz metinde anlam geniş lemesi, daralması, anlam kayması, anlam aktarması bulunup bulunmadığını
belirleyiniz ve bunların ortaya çıkış nedenlerini tartışınız. Ulaşğınız sonuçları tahtaya yazınız.
5. İncelediğiniz metinde anlatım bozukluğunun bulunup bulunmadığını belirleyip anlatımı bozuk olan

cümleler varsa bunların doğru şekillerini tespit ediniz ve defterinize yazınız.

SAYFA 103
4. ETKİNLİK
• “Toplumsal huzur”, “barış ve dünya” konularından biriyle ilgili fıkra yazısı oluşturup bunu sınfta
okuyunuz. Arkadaşlarınızın yazdıklarıyla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
• Oluşturduğunuz yazıyı arkadaşlarınızdan dinlediğiniz fıkralarla karşılaştırınız. Ulaşğınız sonuçları
ve bu sonuçlarla ilgili değerlendirmenizi aşağıdaki tabloya yazınız.



Karşılaştırma Sonuçlarınız Değerlendirmeniz
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
.................................................. ...............................
• Sınıfa getirdiğiniz farklı yazarlara ait fıkraların, farklı bakış açılarıyla ortaya konulma nedenlerini
tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları defterinize yazınız.


5. ETKİNLİK
• Nurullah Ataç’ı Yazarken adlı metni akıcılık, bağdaşıklık ve bağlaşıklık bakımlarından inceleyip
kendi yazdığınız fıkra ile karşılaştırınız.
• Ulaşğınız sonuçları arkadaşlarınızla birlikte değerlendiriniz.


6. ETKİNLİK


• İncelediğiniz metinle sınıfta yazdığınız fıkrayı yazım ve noktalama özellikleri bakımından karşılaştırınız.
Ulaşğınız sonuçları sıra arkadaşınızla birlikte değerlendiriniz.


ANLAMA YORUMLAMA
1. Nurullah Ataç’ı Yazarken adlı metnin fıkra türüne uygun olup olmadığını tartışınız. Elde ettiğiniz
sonuçları tahtaya yazınız.
2. Okuduğunuz ve incelediğiniz fıkra metinlerinden hareketle fıkraları yazılış amaçları, hitap ettikleri
kitle, kullanılan anlatım türleri, dil ve anlatım özellikleri ile günümüzde taşıdıkları önem bakımlarından
değerlendirip bu değerlendirmelerinizi aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.




SAYFA 104
7. ETKİNLİK


• Bir gazetede fık ra tü ründeki ya zı la ra daha çok yer verilmesi fıkra türünün hangi özelliklerinden kaynaklanmaktadır?
Açıklayınız.





UYGULAMA

Ül ke mi zin gün cel so run la rı nı or ta ya ko yan bi rer fık ra ya zı nız ve bun la rı, oku du ğu nuz fık ra lar la karşılaş tı rı p be lir le di ği niz ben zer lik ve fark lı lık la rı ar ka daş la rı nız la pay la şı nız. Ulaş tığı nız so nuç la rı tah ta ya ya zı nız.

SAYFA105
1.Aşağıdaki yargılar doğruiseayraçlagösterilenyerlere“D”,yanlışise“Y”yazınız.
(D)Fıkra yazarlığı, yazılan konuda bir uzmanlık gerektirir.
(D)Fıkralarda, konuyu ilginç kılabilmek için birtakım anektotlardan, atasözlerinden ve deyimlerden faydalanılır.
(D)Fıkra türü,“kıssa”denilen eğlenceli hikâye tarzındaki“fıkra”dan farklıdır.
(Y)Fıkralar, güncel olayların dışında da yazılır.
(Y)Fıkralarda yazar, sosyal, politik, toplumsal bir meselede okuyucuyu ikna etmeye çalışır.
(Y)Fıkra türü yazılarda belirli bir plan yoktur.


2.Aşağıdakicümlelerdeboşbırakılanyerleriuygunbiçimdedoldurunuz.
•Gazeteve dergilerin belirli sütunlarında, genel bir başlık altında, günlük olayları bir görüş ve düşünce
Çerçevesinde yorumlayan ciddi, eğlendirici kısa yazılara.......FIKRA..........denir.
•Fıkra türündeki yazılar...........GÜNCEL..........olaylarla ilgilidir.
•Tıpkı makaleler gibi fıkralar da......DÜŞÜNSEL ..nitelikli yazılardır.


3.Aşağıdaki cümlelerde verilenlerden hangisi fıkra türüne ait bir özellik değildir?
A)Genellikle gazete ve dergilerin belirli köşelerinde yayımlanır.
B)Gazetelerin birinci sayfasında yayımlanan fıkralara“başmakale”adıverilir.
C)Dili yalın ve etkilidir.
D)Güncel olaylarla ilgili yazılır.
E)Konu, ayrıntılara inilerek birtakım delillerle ortaya konur.


4.Aşağıdakilerden hangisi fıkra türüne ait özelliklerden biridir?
A)Fikirlerin bir kaynağa dayandırılması
B)Uzun ölçekli yazılar olması
C)Samimi bir havada yazılması
D)Gözleme dayalı olması
E)Kişisel görüş ve düşüncelerin bir kanıt göstermeksizin anlatılması


5.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam genişlemesi ile yan anlam kazanmış bir sözcük vardır?
A)O,hep aklı bir karış havada gezerdi.
B)Irmağın bizim köyden geçen kolu oldukça uzundu.
C)Kazandıklarını akıllı bir biçimde değerlendiremeyince sıkıntıya girdi.
D)Mevlâna’nın gönül pınarından su içtik.

E)Kurduğu hayaller birbir yıkıldı;ama o hâlâ dim diKayakta.

SAYFA 106
HAZIRLIK
1. şün ce le ri ni zi öz gür ce ifa de et mek si zi ra hat la tır mı? Ni çin? Söz lü ola rak ifa de edi niz.
2. Bir fik ri is pat et mek kaygısı taşımayan iç ten an la tım lı ya zı lar ilginizi çeker mi? Ni çin? Açıklayınız.
3. “De ne me türü” ifadesinden neler anladığınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Bir düşünce yazısında ne gibi özelliklerin bulunmasını istersiniz? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz.
5. Bir ya zı nın beğeniyle okunabilmesi için ne gi bi özel lik ler ta şı ma sı ge re kir? Tar tışı nız ve ulaş ğı nız
so nuç la rı tah ta ya ya zı nız.
6. Okuduğunuz Denemeler (Montaigne) adlı kitapla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.

Mesajı son düzenleyen Saw ( 10-02-15 - 16:44 )
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
11.sınıf, 2011, 2011-2012, 2012, bu senenin, cevapları, ders kitabı cevapları, dil ve anlatım, ekoyay, indir, kitap, oku, tüm, yeni, yükle, zambak, öğretmen kitabı

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat